Ankara University
Discipline

Eğitimin Kültürel Temelleri Anabilim Dalı

Ankara University

8

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

8 Theses
Master'sOpen AccessTR

1980-1989 yılları arasındaki Talim ve Terbiye Kurulu kararlarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, TTK'nın 1980-1989 yıllarını kapsayan dönemde aldığı kararların nicel ve nitel incelemesini yapmaktır. Milli Eğitim Bakanlığının uygulamalarına ait belirleyici kararların alındığı, eğitim politikalarının oluşturulduğu kurul olan, Talim ve Terbiye Kurulunun 1980?1989 yılları arasındaki kararları, belgesel tarama tekniği ile ele alıp incelenerek, elde edilen veriler bir sistem içinde bütünleştirilerek, genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca bu amaca bağlı olarak incelenen Talim ve Terbiye Kurulu Kararlarının eğitim uygulamalarına yansımaları da incelenmiştir. Bu genel amaç çerçevesinde aşağıdaki alt problemlerin cevabı aranmıştır. 1. 1980?1989 yılları arasında Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı hangi türde kaç karar almıştır? 2. Bu dönemde alınan kararlar konusu itibariyle dönemin özellikleri ile karşılaştırıldığında hangi kararlar niteliksel yönden ön plana çıkmaktadır? 3. Alınan kararlar genel olarak hangi amaca ve ihtiyaca yönelik olarak hazırlanmış ve nasıl bir dağılım göstermiştir? TTK'nın 1980-1989 yılları arasında alınan kararların büyük çoğunluğunu eğitim programları, yönetmelik ve ders kitaplarıyla ilgili kararların oluşturduğu görülmektedir. 1980- 1989 yılları arasındaki kararların %32'si Eğitim Programları, %28'i Yönetmelik, %28'i Ders Kitabı, %7'si Ders Dağıtım Çizelgesi, %4'ü çeşitli konular, %1'i ise Eğitim Şûralarıyla ilgili düzenlemelerden oluşmaktadır. Kurul kararlarının incelendiği 10 yıllık dönemde; sosyal uyumu pekiştiren, Atatürkçülük ortak paydasında milli birliği ve beraberliği teşvik eden kararların alındığı görülmektedir. Ayrıca bu zaman diliminde üç eğitim şûrası gerçekleştirilmiş olup dönemin eğitim sorunlarıyla ilgili tavsiye kararları alınmıştır.

Aydın Aslan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Polis Akademisi tarihi

Beşeri ve sosyal bir bilim olan tarih, kopuk olmayan zamanın ve mekanın içinde ve üzerinde yaşayan insanları birbirine bağlayan çok önemli bir ilişkiler bütünüdür. Dinamik bir bilim olarak bütün bilimlerin temelini oluşturduğundan dünü aydınlatırken aynı zamanda bugünü de aydınlatır ve gelecek günler için bir fikir verir. Tarih boyunca güvenlik insan için ihtiyaçlar sıralamasında hep ilk sıralarda yer almıştır. Zaman içinde insan kendi güvenliğini sağlamakla beraber toplumun güvenliğini sağlamak için de tedbirler almıştır. Alınan bu tedbirler düzenli bir hale getirilmiş ve bu amaçla teşkilatlar kurulmuştur. Kurulan bu teşkilatlar tarihsel süreç içerisinde gelişim ve değişime uğrayarak bugünkü halini almıştır. İnsanlar için temel bir ihtiyaç olan güvenliğin, toplumlar için de temel bir ihtiyaç olduğu ve karşılanmasının da zorunlu olduğu ortaya çıkıyor. Güvenliğin sağlanamadığı bir toplumda diğer ihtiyaçların da karşılanabilmesi zorlaşmaktadır. İnsanlar birlikte yaşama ve bu yaşantıdaki düzeni sağlama amacıyla kurallar koymuştur. Konulan bu kuralların toplum adına uygulanabilmesi için de güvenlik örgütlenmesinin gerekliliğinin ortaya çıktığı söylenebilir (Aktaş,1995:3). Günümüzde devlet tüzel kişiliği altında örgütlenmiş toplumların güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için güvenlik örgütleri kurmaları zorunlu hale gelmiştir. Emniyet Teşkilatı da bu gelişim sürecinde güvenlik ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuş örgütlerin arasında yer almaktadır. Tarihsel süreç içerisinde güvenlik hizmeti daha çok askeri yapılanmalar tarafından karşılanmıştır. Ancak gelişen toplum düzeninde kamu düzenini korumak ve iç güvenliği sağlamak için daha profesyonel bir kuruluşa ihtiyaç duyulmuş ve diğer uluslarda olduğu gibi ülkemizde de "Polis" teşkilatı söz konusu hizmetleri vermek üzere kurulmuştur. Günümüzde polisten istenen vazifenin önemi, ağırlığı ve karışıklığı: Polisin, istenen görevi istendiği şekilde yapabilecek yeterliliğe ulaştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yeterliliğe ulaşabilmenin yolu ise eğitimden geçmektedir.11 Eğitim, bireylerin toplumla sağlıklı ve verimli bir şekilde uyum sağlamalarına yardımcı olan bir süreçtir. İnsan niteliğinin ve davranışlarının geliştirilmesi eğitimden geçer. Bugün dünyada pek çok ülkenin zorunlu eğitim sürelerini yukarıya doğru çekmesi ve vatandaşlarına daha uzun süreli nitelikli eğitim vermeye çalışması, eğitime duyulan gereksinimi açıkça göstermektedir (Gökçe, 1997: 7). Güvenlik toplumlar için vazgeçilmez bir gereklilik, bu hizmeti verecek olan kurumların varlığı yadsınamaz bir gerçeklik ve bu kurumların verecekleri hizmeti layıkıyla yerine getirebilmeleri için eğitim bir ön şart olduğundan dolayıdır ki öncelikle polislerin yetiştirilmesi için polis eğitim kurumlarının varlığı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Emniyet Teşkilatı da mensuplarına görev öncesinde mesleki disiplin kazandırmak, görev, yetki ve sorumlulukları doğrultusunda bilgilerini arttırmak ve hizmetin verim ve niteliğini yükseltmek için bir çok eğitim kurumu açmıştır. Bunlar arasında en önemli yere, Emniyet Teşkilatına amir ve yönetici yetiştirme sorumluluğunu almış olan Polis Akademisi sahiptir. Emniyet Teşkilatına amir ve yönetici yetiştirilmesi amacıyla 1937 yılında kurulan Polis Enstitüsü, 1984 yılında çıkarılan Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile lisans düzeyinde eğitim, öğretim ve uygulama yapan Polis Akademisi adını almış ve 2001 yılında da 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu ile üniversite statüsüne kavuşturularak bünyesinde Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü ve Polis Meslek Yüksekokulları oluşturulmuştur. Kuruluşundan günümüze Emniyet Teşkilatının amir ve üst düzey yönetici ihtiyacını karşılamak üzere kurulan ve Türkiye'nin bu alanda tek kurumu olan Polis Akademisi'nin yapısal, işlevsel ve eğitim yönüyle gelişim ve değişiminin tarihsel süreç içerisinde ele alınmasının önemi yadsınamaz bir gerçektir.

Eğitim tarihiPolisPolis Akademisi+2
Alparslan Bulduk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Georgi Lozanov'un öğrenme ve öğretim kuramı

Bu çalışmanın amacı, Georgi Lozanov'un her insanda henüz açığa çıkmamış kapasiteler/rezervler olduğu, uygun öğrenme ve çevre koşulları sağlandığında bu rezervlerin herkeste açığa çıkabileceği düşüncesinden hareketle geliştirdiği öğrenme ve öğretim kuramını derinlemesine incelemektir. Bu temel amaç kapsamında, çalışmada Lozanov'un öğrenme-öğretim kuramının görünümü olan Suggestopedia/Reservopedia'nın hangi temeller üzerinde inşa edildiği; Lozanov'un eğitime atfettiği anlam, rol ve sorumluluklar ile eğitimle aşmaya çalıştığı sorunlar ele alınmaktadır. Çalışma, Lozanov'un öğrenme kuramcıları arasındaki özgül yerini belirlemeyi de hedeflemektedir. Çalışmada ayrıca Lozanov'un insan potansiyeliyle ilişkilendirdiği belli başlı kavramların çözümlemeleri yapılmakta ve bu kavramların en önemlisi olan telkin kavramını Lozanov'un nasıl alımladığı, alanyazında telkin olgusuna ilişkin öne çıkan bazı önemli tanım ve görüşler çerçevesinde belirginleştirilmeye çalışılmaktadır. Çalışma nitel bir araştırma olup veriler belgesel tarama (doküman analizi) tekniğiyle elde edilmiştir. Bu kapsamda, Lozanov'un Bulgaristan'daki özel arşivi de dahil olmak üzere erişilebilen İngilizce metinleri taranarak öğrenme kuramının ve uygulamalarının kapsamlı ve bütünsel bir biçimde çözümlenmesi ve sentezlenmesi amaçlanmıştır.Verilerin analizi, Lozanov'un öğrenmeye ilişkin problemleri Sovyet fizyolojik psikoloji geleneği ile güncel beyin ve bellek araştırmalarından hareketle, insan beyninin doğal işleyiş (psikofizyolojik) yasalarına dayandırarak açıkladığı; insanın kapasitelerinin sınırlı olduğuna ilişkin olumsuz öğrenmelerini öğrenmemiş hale getirerek (desuggest) onu zihinsel açıdan özgürleştirme istencini ve böylece insan potansiyeliyle ilgili yeni ve olumlayıcı toplumsal normlar oluşturmayı ve insanı çevresiyle ilişkileri içinde bir bütün olarak geliştirmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır.Lozanov'un kuram ve uygulama arasında sürekli bir etkileşim kurmaya çalıştığı da söylenebilir. Lozanov, sözcüklerin yanı sıra sözsüz iletişim unsurlarının önemine yaptığı vurguyla da öğrenme ortamlarından başlayarak insancıl ve şiddetsiz iletişimin yönünü göstermeyi hedeflemiştir. Ona göre yeni eğitimle kurulacak kültür ve toplumsal düzen zarif ve insancıl diyaloglar temelinde yükselmelidir. Bunun gerçekleşebilmesi ise eğitim vizyonumuzun ve öğretmenlik mesleğinin dönüşümüyle yakından ilintilidir. Çalışma, aynı zamanda Lozanov'un öğrenme ve öğretim kuramının çağdaş eğitim söylemini şekillendiren beyin temelli öğrenme, bilginin disiplinlerarası doğası, yaşamın her alanındaki hızlı dönüşüm, sanat, yaratıcılık, eleştirel düşünme, etik beceriler, şiddetsiz iletişim, barış eğitimi, yaşam boyu öğrenme gibi geniş yelpazede çeşitli konulara ışık tutabileceğini de ortaya koymaktadır.

Seçil Türköz
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okuma kültürü edindirme bağlamında ilkokul-ortaokul ders ve çalışma kitaplarının incelenmesi

Okuma kültürü edinmiş bireyler yetiştirmek gelişmiş toplumların özelliklerinden biridir. Toplumda var olan bir kültür doğal bir biçimde ders kitaplarına yansımaktadır. Okuma kültürü toplumda bir kültür olarak yer etmişse öteki kültürel öğeler gibi onun da doğal bir biçimde ders kitaplarına yansıması beklenir. Bu çalışmanın genel amacı ilkokul ve ortaokul düzeyindeki ders ve çalışma kitaplarını okuma kültürü edindirme bağlamında incelemektir. Okuma kültürünün güncel yaşamın bir parçası olması, ders ve çalışma kitaplarının da gerçek yaşama ilişkin durumları içermesi nedeniyle bu çalışmada durum çalışması modeli benimsenmiştir. 1-8. sınıf ders ve çalışma kitapları, öğretim programları ve öğretmenler ile yapılan görüşmeler bu araştırmanın veri kaynağını oluşturmaktadır. Çalışmada ders ve çalışma kitapları ile öğretim programlarına ilişkin veriler, belge (doküman) incelemesi yöntemiyle toplanmış ve elde edilen veriler içerik çözümlemesi tekniği ile çözümlenmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler de içerik çözümlemesi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda ders ve çalışma kitaplarında okuma kültürüne ilişkin içeriklerin istenen düzeyde olmadığı saptanmıştır. Ders ve çalışma kitapları toplumda var olan kültürü aktarmaktadır. Toplumumuzda okuma kültürü istenen düzeyde olmadığı için 1-8 sınıf düzeyi ders ve çalışma kitaplarında okuma kültürüne ilişkin içeriklerin yeterince yer almadığı ve öğretim programlarında yer alan okuma kültürü edindirmeye yönelik amaç ve kazanımların Türkçe dersi öğretim programıyla sınırlandırıldığı görülmüştür. Görüşme yapılan öğretmenler de ders ve çalışma kitaplarını okuma kültürü edindirme bağlamında yetersiz bulmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarından yola çıkılarak ders ve çalışma kitaplarının okuma kültürü edindirme sürecine katkı sağlayacak nitelikte hazırlanması gerektiği önerilmektedir.

Ders kitaplarıOkumaOkuma kültürü+7
Arzu Tören Gül
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de eğitimin karikatürlere yansıması: 1940-1970

Bu çalışma 1940-1970 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesi, Hadiselerle Tercüman Gazetesi, Akşam Gazetesi, Akbaba Mizah Dergisi, Karikatür Mizah Dergisi ve Karagöz Mizah Dergisi'nde yayımlanmış, dönemin eğitsel durumunu yansıtan sanat karikatürlerini ele almaktadır. Gelişmekte olan Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim alanındaki değişimleri ve eğitim durumu, birinci elden elde edilen karikatürler üzerinden ve literatürden yararlanılarak incelenmiştir. Çalışma yılları olan 1940-1970 arasında önemli siyasal değişimler gerçekleşmiş, buna bağlı olarak değişik uygulamalara gidilmiş, eğitimin yaygınlaşması için çaba sarf edilmiş, üniversite sayısı artırılmaya çalışılmış, okuryazar sayısının artması için çalışmalar yapılmış ve bu değişimler de dönemin gazete ve dergilerinde yer alan karikatürlere yansımıştır. Bu araştırma sonucunda, 1940-1970 yılları arasında araştırma konusu olan altı süreli yayında dönemin eğitsel şartlarını ele alan karikatürler yedi tema altında kategorize edilmiştir. Karikatürler, Roland Barthes'ın göstergebilimsel analizi ile düz anlamsal ve yan anlamsal olarak incelenmiştir. Dönemin eğitsel gelişmelerini ve sorunlarını konu alan karikatürler incelendiğinde o dönemde eğitim alanında mevcut sorunların görülebilmesi ve Türk toplumsal hayatının eğitim boyutunun ortaya çıkarılabilmesi mümkün gözükmektedir. Anahtar Sözcükler: Cumhuriyet Dönemi, Eğitim, Göstergebilim, Karikatür

EğitimEğitim sorunlarıGazeteler+2
Yasemin İmir
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeler ile ebeveyn desteğinin öğrencilerin BİLSEM'e yerleşmelerine etkisi

Bu çalışmada Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) seçilen öğrencilerin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeleri ile okul algıları ve ebeveyn desteklerinin akranlarından farklılıklarına odaklanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın amacı; ilkokul öğrencilerinin sosyal, kültürel ve ekonomik sermayesi ile okul algıları ve ebeveyn desteklerini ortaya koyarak bu değişkenlerin BİLSEM'e yerleşmelerindeki etkisini incelemek olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımlarından nedensel-karşılaştırma modeli kullanılarak yapılandırılan çalışma iki farklı katılımcı grubu ile gerçekleştirilmiştir. İlk grubu küme örnekleme yöntemiyle belirlenen BİLSEM öğrencilerinin yoğun olduğu ilkokullarda öğrenim gören 489 ilkokul öğrencisi ve ebeveyni oluşturmaktadır. İkinci grup ise BİLSEM'e devam eden 1,257 öğrenci ve 74 mezundan oluşmaktadır. Çalışmada veriler; biri öğrencilere yönelik diğeri öğrencilerin ebeveynlerine yönelik olarak iki farklı veri toplama formu kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler; betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, ki-kare, korelasyon, ikili ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmada elde dilen başlıca bulgular şunlardır: (a) BİLSEM'e kabul edilen öğrenciler özel aile pozisyonundadır (tek çocuk veya tek kardeş) ve akranlarına göre erken çocukluk dönemlerinde daha fazla okuryazarlık ve aritmetik etkinliğiyle ilgilenmişlerdir. (b) Kültürel sermaye, ev ortamındaki eğitimsel kaynak yoğunluğu, okul yaşamı algısı ve öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeyleriyle birlikte BİLSEM'e yerleşme değişkenliğinin %32'sini açıklayabilmektedir. (c) Somutlaştırılmış kültürel sermaye ve aile içi kültürel iletişim BİLSEM'e yerleşmede baskın itici kültürel sermaye güçleridir. (d) Sosyal ve ekonomik sermayenin BİLSEM'e yerleşme üzerinde herhangi bir anlamlı yordayıcılığı yoktur. Mevcut bulgular, temelde zekâ testleri ile öğrenci seçimi yapan BİLSEM'lere kabulün ana belirleyicilerinin ailenin kültürel sermayesi, ev ortamındaki eğitimsel kaynaklar, ebeveyn desteği ve erken okuryazarlık ve aritmetik etkinliklerini gerçekleştirme düzeyleri olduğunu göstermektedir.

Bilim ve sanat merkezleriEbeveyn desteğiEkonomik sermaye+4
Şükriye Selin Çiftçi
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrencilerin okuma kültürü düzeyleri ile okuduğunu anlama ve yazılı anlatım becerileri arasındaki ilişki

Okuma, okulöncesi dönemden başlayarak geliştirilen ve bireyin tüm yaşamı boyunca gereksinim duyduğu bir beceridir. Okuma becerisinin bir gereksinimden doğup günlük yaşamda fark edilmeden yapılan bir eyleme ve içselleştirilmiş bir beceriye dönüşmesi, bireyin okuma kültürü edinmesine bağlıdır. Birey "okuma kültürü"ne, "görsel okuma dönemi, temel okuma-yazma becerisi, okuma alışkanlığı ve eleştirel okuma" aşamalarından geçerek ulaşır. Okuduğunu tam ve eksiksiz biçimde anlamanın, kendini yazılı olarak amaca uygun biçimde ifade edebilmenin okuma kültürüyle de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, öğrencilerin okuma kültürü düzeyleri ile okuduğunu anlama ve yazılı anlatım becerileri erişileri arasındaki ilişkinin saptanması amaçlanmaktadır. Bu araştırma, "ilişkisel tarama modeli"ne göre yürütülmüştür. Bu araştırmada kapsama alınan çalışma evreni, Sivas il merkezindeki ortaokul 6. sınıf öğrencileridir. En çok (maksimum) çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen okullarda öğrenim gören ortaokul 6. sınıf öğrencileri, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada gerekli olan veriler, "Okuma Kültürü Ölçeği, Okuduğunu Anlama ve Yazılı Anlatım Becerisi Ölçme Aracı, Yazılı Anlatım (Kompozisyon) Becerisi Ölçme Aracı" ile elde edilmiştir. Veriler, bilgisayar ortamında çözümlenmiştir. Öğrencilerin okuma kültürü düzeyleri arttıkça okuduğunu anlama becerisi, okuduğunu anlama gücü, yazılı anlatım becerisi, okuduğunu anlama ve yazılı anlatım becerisi genel toplam erişileri ile yazılı anlatım (kompozisyon) becerisi erişilerinin de çeşitli düzeylerde arttığı belirlenmiştir. Kızlar, tüm düzeylerde erkeklere göre daha yüksek ortalama elde etmiştir. Tüm öğrencilerin en az ortalama değeri elde ettikleri düzey, eleştirel okumadır. Tüm sosyo-ekonomik gruplara göre en yüksek ortalamanın elde edildiği düzey, temel okuma-yazma becerisidir. Buna göre, örnekleme katılan 6. sınıf öğrencilerinin temel okuma-yazma düzeyinde olduğu çıkarımı yapılabilir. Her düzeyde en yüksek ortalamayı elde edenler, orta sosyo-ekonomik gruptaki öğrenciler olmuştur.

Eleştirel okumaOkumaOkuma alışkanlığı+6
Fatma Düzenli Gür
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşılayıcı eğitim yerine zihni özgürleştirici bir eğitim önerisi

Bu tezin temel amacı; eğitimde aşılamaya rağmen zihinsel özgürlüğün mümkün olup olmadığını araştırmaktır. Bununla birlikte aşılamanın bir sorun olup olmadığı ve eğitimin bir aşılama işi olup olmadığı sorularına da cevap aranmıştır. İlgili amaç doğrultusunda, araştırma modeli olarak yönelimsel nitel araştırma kuramlarından eleştirel sosyal kuram işe koşulmuştur. Çalışma materyali olarak yazılı dokümanlar tercih edilmiş ve bu veri kaynaklarından nitel veriler toplanmıştır. Verilerin toplanmasında amaca yönelik örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda aşılamaya rağmen zihinsel özgürlüğün teorik olarak mümkün olduğu gösterilmiştir. Eğitimde aşılamanın birçok bakımdan sorun olduğu fakat istismarcı ya da normal kabul edileceği sınırların da belirlenebileceği tespit edilmiştir. Aşılamadan kaçınmak için i) ne niyetle eğitileceği, ii) hangi içeriklerin öğretileceği, iii) ne tip öğretim yöntemlerinin kullanılacağı ve iv) didaktik sürecin hedefinin ne olacağı konularında öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Eğitimin aşılamacı niteliklerinden tamamen arındırılamayacağı fakat aynı zamanda özgürleştirici olması gerektiği yargılarına varılmıştır.

AşılamaEğitimEğitim felsefesi+3
Tutku Yalçınkaya
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00