Ankara Yıldırım Beyazıt University
Discipline

Kas-iskelet Sistemi ve Rejeneratif Tıp Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

4 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çok katlı deselülerize amniyon zarının eklem kıkırdağı için doku iskelesi olarak değerlendirilmesi

Genetik, biyomekanik veya biyokimyasal etkenlerin kıkırdak dokuda meydana getirdiği rahatsızlıklar sonucu eklem kıkırdağı dejenerasyonu meydana gelmektedir. Damar, sinir ve lenf ağına sahip olmayan eklem kıkırdağının kendini yenileyebilme kapasitesi sınırlıdır. Bu amaçla doku mühendisliği alanında eklem kıkırdağı rejenerasyonu için sentetik ve doğal doku iskeleleri kullanılmaktadır. Doğal dokuların deselülerizasyonu ise dokunun hücresel içeriği ve antijenlerinden arındırılması, inflamasyonu ve bağışıklık reddini azaltması sebebiyle tercih edilmektedir. Amniyon zarı ise immunojenitesinin çok düşük olması, anti-mikrobiyal, anti-inflamatuvar olması, yara oluşumunu engellemesi, hücre çoğalmasını güçlendiren çeşitli büyüme faktörleri, hücre dışı matriks proteinlerinin ve sitokinleri üretmesi yönünden doku iskelesi olarak kullanımı araştırılmaktadır. Amniyon zarı eklem kıkırdağının hücre dışı matriksi gibi, farklı tipte kolajenler, glikozaminoglikanlar ve fibronektin içerir. Bu çalışmada kıkırdak doku için üç boyutlu çok katlı deselülerize amniyon zarı doku iskelelerinin geliştirilmesi planlanmıştır. Etik kurul izni sıçanlardan temin edilen amniyon zarının deselülerizasyonu, belirlenen fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yapılmıştır. Deselülerizasyonun karakterizasyonu Hematoksilen & Eozin boyamaları yapılarak histokimyasal olarak değerlendirilmiştir. Deselülerize amniyon zarları stromal katmanları yüz yüze bakacak şekilde kat kat yerleştirilerek, bohça şekilde dikilmesiyle çok katlı hale getirilmiştir. Çok katlı doku iskeleleri hücre canlılığı ve sitotoksisiteleri açısından, hücre tutunması yönünden ve biyomekanik olarak test edilmiştir. Sonuç olarak, çok katlı deselülerize amniyon zarının eklem kıkırdağı için doku iskelesi olarak değerlendirilmeleri yapılmıştır. Çok katlı doku iskelelerinin, özellikle F grubunun, sitotoksik etkisinin olmadığı, hücre yaşayabilirliğini ve tutunmalarını desteklediği ve biyomekanik olarak dayanıklı ve esnek malzemeler olduğu tespit edilmiştir.

AmnionDoku iskeleleriDoku mühendisliği+1
Sümeyye Yüksel
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Eklem kıkırdak hasarlarının tedavisinde mezenkimal kök hücre ile kombine olarak termojel skafold uygulaması

Eklem Kıkırdak hasarlarının tedavisinde Matriksle indüklenmiş otolog kondrosit implantasyonu (MACI) gibi hücre bazlı doku mühendisliği tekniklerine ait sınırlamaların üstesinden gelmek ve eklem yüzeyini yeniden oluşturmak için tek seansta uygulanabilen doku iskelelerinin rolüne dair artan bir farkındalık vardır. Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde doku iskelelerini mikrokırık ile beraber uygulanmasının yeterli hücre yoğunluğu sağlamadığı görüşü Kemik İliği Aspirasyon Konsantrelerinin(KİK) ile doku iskelelerinin beraber uygulanması fikrini ortaya çıkarmıştır. Literatürde yer alan klinik sonuçların yanında üretilme süreci ve içeriğine bağlı olarak farklı özellikler gösteren doku iskelelerine hücre eklenmesinin doku iskelesinin yapısal durumunda oluşturacağı değişiklikleri ilişkin bilgiye literatürde rastlanılamamıştır. Çalışmada, termojel olarak adlandırılan oda sıcaklığında sıvı halde bulunup uygulandığı eklem ortamında vücut ısısında jelleşme özelliği gösteren çitosan bazlı doku iskelesinin üretilmesi, jelleşme durumu ve biyomekanik özellikleri ile kemik iliği aspirasyon konsantresi eklenmesinin bu özellikleri üzerine olası etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Öncelikle Jelleşme için Kitosan çözeltisi (5 mL, pH ∼ 5,6) farklı miktarlarda amonyum hidrojen fosfat (AHP) (0,05, 0,075, 0,10, 0,15 g) ile karıştırılarak 37 ° C'de 10 dakikalık süre içerisinde jelleşme sağlanabilen AHP konsantrasyonu belirlendi. Ardından kadavra koyun dizlerinde jelleşme belirlenen konsantrasyon ile sağlanarak jelleşen hücresiz ve hücreli doku iskelelerinin biyomekanik özellikleri CellScale Univert Biomaterial Tester (CellScale, Kanada) cihazı kullanılarak kompresyon modunda değerlendirildi. Jelleşme için istenilen 10 dakika süre içerisinde en az AHP düzeyi ile jelleşme 0.075 g ile sağlandığı tespit edildi. Grup 1'de seçilen 3 hücresiz doku iskelesine ait Young modülü sırasıyla 0,215, 0,2282 ve 0,2617 olarak hesaplandı. Grup 2'de seçilen 3 hücreli doku iskelesine ait Young modülü sırasıyla 0,0992, 0,2749 ve 0,2109 olarak hesaplandı. Grup 1 hücresiz doku iskeleleri ortalama Young Modülü değeri 0,235 ± 0,024 ve Grup 2 hücreli doku iskeleleri için Young Modülü değeri 0,195 ± 0,089 olarak hesaplandı. Young Modülü değeri hücresiz grupta yüksek bulunmakla birlikte iki grup arasındaki bu farkın istatistiksel anlamlı olmadığı tespit edildi (p= 0,247). Çalışmadan elde edilen verilen ışığında KİK eklenmesinin termojel doku iskelesinin biyomekanik özelliklerinde anlamlı farklılık yaratmayabileceği düşünülmektedir.

BiyomekanikDoku iskeleleriEklemler+3
Safa Gürsoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Study of pregnant rat maternal serum effects on chondrogenesis in osteoarthritis in vitro model

Fetomaternal Microchimerism defined as the presence of fetal cells inside the maternal circulation during pregnancy. Our study addressed its possible regenerative capacity role for osteoarthritis (OA) invitro by challenging its chondrogenesis ability on the osteoarthritic chondrocyte that harvested from an osteoarthritic patient. After primary culturing the chondrocyte from an OA patient, cells were subcultured on a 24-well plate and divided into four different groups for study. Our examination group composed of the cells treated with pregnant rat maternal serum (PRMS). For comparison, we considered a main, negative, and positive control groups by not adding anything extra than normal complete medium, adding non-pregnant rat serum (NPRS), and adding Hanks' Balanced Salt with calcium and magnesium solution respectively. All of the independent variabilities added at the same time and for 10% of total media in culture plates. We consider the same add-on amount for the main control group from the normal complete medium as well. After the subculturing day, cell media were refreshed with the same explained method for the next 10 days. On the day 11th wells were fixed and stained with Alician blue, Sirius Red, and Alizarin red for evaluating chondroitin and keratan sulfate, collagen, and calcium deposition respectively. The cellular morphology, chondron processes' length, cell and chondron counts were also considered as comparison factors in our study. The group treated with PRMS shown much higher cell and chondron counts, less chondron process length, and higher Sirius red stain (P.Values: Collagen staining intensity<0.001, chondron count<0.000, chondron length<0.015). In addition, we found better qualitative data in PRMS treated group as cellular and chondron geometric morphology (Polygonality), normal chondrocyte similar shapes with good amount and distribution in the intraterritorial and extracellular matrixes as well as less chondroptosis. Pregnant maternal serum shown its potential to being considered as a promising therapeutic way for OA treatment.

PregnancyChimerismChondrocytes+2
Alı Torabı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

L-tiroksin'in in vitro osteoartrit modeli üzerine etkileri

Osteoartrit, artiküler kıkırdak kaybıyla karakterize olmasıyla bilinen engellilik nedenlerinden biridir. OA'nın patofizyolojisine bakıldığında, hasarlı kıkırdakta rejeneratif kapasitenin sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle yapılacak müdahale kritik önem arz etmektedir. Herhangi bir dokuda hücrelerin metabolik aktivitesinde ana rol oynayan ana hormonlardan biri olan tiroid hormonları, rejeneratif tıpta büyük bir odak noktası olabilir. Tiroid hormonlarının kemik, kas ve eklem kıkırdağının anahtar regülatörü olarak birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Kondrositlerin ardışık kıkırdak dejenerasyonu ile terminal farklılaşmasını önlemek için, kıkırdak hücresinin lokal T3 mevcudiyetinin hücre içi deiyodinaz sistemi tarafından tam olarak düzenlenmesine bağlıdır. T3 hormonu OA patogenezinde önemli bir role sahip olabilir. Çalışmamızda L-Tiroksinin bütün bu rejeneratif etkilerine dayanarak osteoartritik insan kondrosit kültürü olarak stimüle edilmiş osteoartritik ortamda LTiroksin hormonunun kondrojenez yeteneği sorgulandı. İlk aşamasında OA hastalığı nedeniyle Total Diz Protezi ameliyatı olan hastaların, bu ameliyat sonucunda oluşan atık dokusu kullanıldı. Atık kıkırdaktan primer hücre kültürü elde edildi. Ana kontrol grubunda, kültüre hiçbir şey eklemeden normal bir şekilde bırakıldı. Negatif kontrol grubunda, yanıt beklenmeyecek olan hanks dengeli tuz çözeltisi karışımındaki oranı %10'u olacak şekilde eklendi. Deney grubunda ise L-Tiroksin, T4 12.5ng/ml, 25 ng/mL, 50ng/ml, 100ng/ml olarak 4 farklı grupta hücrelere eklendi. Sonuç olarak; 3 farklı plakla çalışılan her gruptaki kondrosit sayıları Toplam alt bölümün ortalama puanları sırasıyla kontrol grubu için 9.33 ± 1.15, HBBS grubu için 12.66 ± 1.52, 12.5 ng/ml grubu için 5 ± 2. 25 ng/ml grubu için 4.33 ± 1.52, 50 ng/ml grubu için 6.66 ± 0.57 ve 100 ng/ml grubu için 8.66 ± 1.15 olarak bulunmuştur. Kontrol grubu ile HBBS grubu (p:0.039), 12.5 ng/ml grubu (p: 0.031), 25 ng/ml grubu (p:0.011) ve 50 ng/ml grubu (p: 0.039) arasında anlamlı sonuçlar görülmüştür. Sonuç olarak L-Tiroksinin OA'lı hücre kültürüne anlamlı etkileri gözlendi.

KıkırdakOsteoartritRejenerasyon+2
Azize Akıncı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2021
00