Ankara Yıldırım Beyazıt University
AYBU

Ankara Yıldırım Beyazıt University

Ankara, Türkiye
Founded: 2000
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

3,061

Archived Theses

1

DOIs Assigned

5

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessEN

Obstacles of e-government development in Yemen

OBSTACLES OF E-GOVERNMENT DEVELOPMENT IN YEMEN The vast growth in technologies in general and ICT, in particular, encourages governments to develop and implement e-government. An e-government initiative could be an indispensable part of the country's sustainable development, and it contributes to improving public sector efficiency through enhancing services offered to citizens, businesses, and the government. During the spread of the COVID-19 pandemic, many countries imposed a curfew to limit the spread of the epidemic. Therefore, countries all around the world recognize the value of e-government initiatives to reduce direct contact between citizens by offering diverse e-government services. However, e-government projects, especially in developing countries, face many barriers that hinder the development of these initiatives. The Yemeni e-government project, as an example of developing countries, does not make real progress in the way it delivers e-services. Although the e-government was launched in 2003, the project still faces a variety of challenges that affect its development. This study aims primarily to explore the challenges that hinder the Yemeni e-government project's development. A qualitative research methodology was used to achieve the aim of this study. To collect the required data and reach the sample size of this study, a snowball technique was employed, and interviews were conducted with twelve participants. The interviewees are public employees from four different ministries who have contributed to the Yemeni e-government initiative. Face-to-face and online semi-structured interviews were conducted. All interviews were held between April and September of 2021. Thematic analysis was employed to analyze the qualitative data using QDA miner software. The study findings revealed that the Yemeni e-government project faces various obstacles, which could be categorized into eight themes. Organizational, social, political, financial, human resources, technological, policy and legal, and development environment challenges are the main obstacles that stand in the way of the e-government project development in Yemen. The study also includes recommendations for addressing the mentioned obstacles. In addition, suggestions were presented for further research. Keywords: E-government, E-government Development, E-services, E-government Barriers and Challenges, Yemen.

Abdulazız Abdullah Ahmed Al-monseb Bawazır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Vajinismus tanılı hastalarda bilinçli farkındalık temelli terapinin cinsel doyum ve ağrı eşiği düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırmada vajinismus tanılı hastalar ve kontrol grubu arasında ağrı eşiği düzeyinde fark olup olmadığını gözlemlemek ve vajinismus tanılı hastalara uygulanan MBSR terapi programıyla ağrı eşiği düzeylerinde, ağrı ile ilgili bilişlerde, cinsel doyumda, anksiyete ve depresyon düzeylerinde ve bilinçli farkındalık düzeylerinde ortaya çıkacak olası değişimleri gözlemlemek amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışmamızdaki hasta grubu Ankara Şehir Hastanesi Psikiyatri ve Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine tedavi amacıyla Mart 2021 ve Temmuz 2021 tarihleri arasında başvuran, DSM-5 tanı kriterlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda 'Cinsel Organlarda-Pelviste Ağrı/İçe Girme Bozukluğu' tanısı alan ve çalışmaya katılmayı kabul edip bilgilendirilmiş gönüllü olur formunu imzalayan 40 kadından oluşmaktadır. Çalışmanın sağlıklı kontrol grubu ise demografik olarak eşleştirilmiş, yapılan klinik görüşmeye göre DSM-5 CİB tanısı olmayan, cinsel olarak aktif durumda 32 gönüllü kadından oluşmaktadır. Katılımcılar sağlıklı kontrol, müdahale ve bekleme grubu olarak üç gruba ayrılmıştır. Müdahale grubuna MBSR terapi programı uygulanmıştır. Online olarak grup terapisi şeklinde uyguladığımız terapi programı hem pandemi koşullarında hastalara ulaşabilmeyi kolaylaştırmıştır hem de grup halinde olmanın tedavi edici ve destekleyici etkisinden faydalanılmıştır. Program başlamadan önce ve program tamamlandıktan sonra katılımcılarla yüz yüze görüşülerek algometre ile ağrı eşiği ölçümü yapılmış ve GRCDÖ, SCL-90-R, BBBFÖ, BAÖ, BDÖ, VPBÖ, AFÖ uygulanmıştır. Bekleme grubuna 8 hafta arayla olmak üzere iki defa, kontrol grubuna ise 1 defa aynı uygulamalar yapılmıştır. Bulgular: Vajinismus ve sağlıklı kontrol grupları arasında medeni durum, eğitim durumu, yaşadıkları yer, ailede cinselliğin konuşulması açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Algometre ile ölçüm yapılan tüm bölgelerde vajinismus grubunda ağrı eşiği düzeyi anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Vajinismus grubunda kontrol grubuna göre AFÖ toplam puanı ve alt ölçeklerden ruminasyon, abartma, karamsarlık alt ölçek puanları, BDÖ ve BAÖ puanları, GRCDÖ toplam puanı, sıklık, doyum, kaçınma, vajinismus, anorgazmi alt ölçekleri, SCL-90-R toplam puanı ve tüm alt ölçek puanları, VPBÖ toplam puanı ve alt ölçeklerinden kontrol bilişleri, benlik imgesi bilişleri, felaketleştirme ve ağrı bilişleri, cinsel (genital) uyumsuzluk bilişleri anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Vajinismus grubunda kontrol grubuna göre BBBFÖ toplam puanı, içsel deneyimleri yargılamama ve içsel deneyimlere tepkisizlik alt ölçekleri anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır. Müdahale grubuna uygulanan MBSR terapi programı öncesi ve sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında; sağ spina iliaka anterior superior kasının olduğu bölge haricinde ölçüm yapılan tüm bölgelerde ağrı eşiği düzeyinde, BBBFÖ toplam puanı ve gözlemleme alt ölçeğinde anlamlı artış saptanmıştır. AFÖ abartma alt ölçek puanında, BDÖ'de, SCL-90-R toplam puanı, somatizasyon, OKB, kişiler arası duyarlılık, depresyon, anksiyete, öfke, fobik anksiyete alt ölçeklerinde, VPBÖ toplam puanı ve kontrol bilişleri, felaketleştirme ve ağrı bilişleri, cinsel (genital) uyumsuzluk bilişleri alt ölçeklerinde, GRCDÖ vajinismus ve anorgazmi alt ölçeklerinde anlamlı düzeyde düşüş saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda hipotezimizi doğrular şekilde ağrı eşiği düzeyinde vajinismus ve kontrol grubu arasında anlamlı şekilde fark olduğu ve uygulanan MBSR terapi programı sonrasında ağrı eşiği düzeyinde, vajinal penetrasyon bilişlerinde ve cinsel doyumun bazı alanlarında düzelme olduğu görülmüştür. Ayrıca klinik seyirde MBSR terapi programı uygulanan hastaların 8'inde cinsel birleşmenin gerçekleştiği ve vajinismus şikayetlerinin gerilediği gözlenmiştir. Hastaların 2 tanesinde de vajinal muayene gerçekleşebilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı eşiği, Algometre, Bilinçli farkındalık, Vajinismus, Mindfulness.

AğrıAğrı eşiğiAğrı ölçümü+5
Sevinç Neroğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması

Bu tezde milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması incelenmiştir. İlk bölümde, çocukla kişisel ilişki kurma kavramı, kavramın Türk hukukunda düzenlenmesi ve milletlerarası metinlerde ele alınışı incelenmiş, yabancılık unsuru içeren kişisel ilişki kurma uyuşmazlıklarına uygulanacak hukuk değerlendirilmiştir. Kişisel ilişkinin niteliği, kapsamı ve düzenlenmesi, kişisel ilişkinin kurulmasında uygulanacak hukukun nasıl tespit edileceği ve dikkate alınacak hususlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, kişisel ilişki kurulmasına dair uyuşmazlıklarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi ve yabancı mahkemelerden verilen kişisel ilişki kurulmasına dair kararların tanınması ve tenfizi ele alınmıştır. Bu kapsamda MÖHUK'ta ve milletlerarası metinlerde yer alan milletlerarası yetki, tanıma ve tenfize ilişkin düzenlemeler incelenmiştir.

Kişisel ilişkiMahkemelerTürk hukuku+3
Hilal Büşra Osmanlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu iş uyuşmazlıklarının çözümünde tahkim

Toplu iş sözleşmeleri bir tarafının işçi sendikası, diğer tarafının işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverenin oluşturduğu sözleşmelerdir. Toplu iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara toplu iş uyuşmazlıkları denmektedir. Hukukumuzda toplu iş uyuşmazlıkları ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; toplu hak uyuşmazlıkları ve toplu çıkar uyuşmazlıklarıdır. Toplu iş uyuşmazlıkları barışçıl yollarla çözüleceği gibi barışçıl olmayan yollarla da çözülmeye çalışılabilir. Bu uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümlenmesi temel olarak arabuluculuk ve tahkim veya yargı yolları ile olur. Barışçıl olmayan çözüm yolları ise grev ve lokavttır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu toplu hak uyuşmazlıklarının çözümü için ihtiyari tahkim ile eda ve yorum davalarını benimsemiştir. Her ne kadar 6356 sayılı Kanun toplu hak uyuşmazlıklarının çözümü için ihtiyari tahkime fırsat verse de uyuşmazlığın tarafları uygulamada çoğunlukla yargı yolunu seçmekte ve tahkimi göz ardı etmektedirler. Toplu çıkar uyuşmazlıkları, 6356 sayılı Kanuna göre, ihtiyari tahkime veya grev ve lokavta konu olabilecek uyuşmazlıklardır. 6356 sayılı Kanun kural olarak toplu çıkar uyuşmazlıklarının, birkaç istisna dışında, ihtiyari tahkim ile çözülmesini serbest bırakmıştır. Hukukumuzda toplu çıkar uyuşmazlıklarında zorunlu tahkimin öngörüldüğü üç hal söz konusudur. Bunlar grev ve lokavtın yasak olduğu, grev ve lokavtın ertelendiği ve grev oylamasında grev aleyhine sonuç çıktığı durumlardır. Uygulamada toplu çıkar uyuşmazlıklarının kanuni zorunluluk olmadan taraflarca ihtiyari tahkime götürülmesi oldukça az rastlanan bir durumdur. Bu çerçevede çalışmamızda, genel olarak toplu iş uyuşmazlıklarının tahkim ile çözülmesi incelenmiş ve 6356 sayılı Kanunda tahkim her ne kadar detaylı olarak düzenlenmiş olsa da uygulamada neden yaygın olmadığı, tahkim yargılamasında çıkan sorunların neler olduğu araştırılmış ve bu sorunların çözümü için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tahkim, Toplu İş Uyuşmazlıkları, Toplu İş Sözleşmesi, İhtiyari Tahkim, Zorunlu Tahkim.

Fatma Nazlıcan Alpsoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hukukta madde ve form dikotomisi

Çalışmamızda hukukta önemli derecede kullanım sıklığına sahip form ve madde kavramlarının belirlenmesi, bu iki kavram arasında form lehine olan hiyerarşik ilişkinin tespiti, bu üstünlüğün sebepleri ve yerindeliğinin analizi amaçlanmıştır. İlk bölümde kavramsal bir analiz yapılarak form ve madde unsurlarının içine hangi özelliklerin girdiğini tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda belirlilik ve kesinlik; kavramsallık ve sistemsellik; yazılılık ve kodifikasyon; yöntemsellik ve bilimsellik hukukun formunu oluşturan unsurlar olarak ele alınmıştır. Hukukun maddesinin ise amaç, toplumsal olgu, anlam ve içerik unsurlarından oluştuğu belirtilmiştir. İkinci bölümde, form unsuru olarak tespit ettiğimiz kriterler göz önünde bulundurularak, Roma Hukukunda ve Common Lawda form analizi yapılmıştır. Bu tartışmanın akabinde modern dönemle birlikte form ve madde dikotomisinin oluşmaya başladığı, bir başka deyişle bu düalitede, form kavramın maddeye nazaran üstün kabul edildiği gösterilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümün sonunda, teorik tartışmaların pratik örnekler üzerinden gösterilmesi amacıyla madde yerine forma önem veren bir Yargıtay kararı ve genel olarak tebligat hukukuna ilişkin form ve madde analizi yapılarak, hukukta form unsurunun madde unsuruna üstün olduğuna ilişkin temel tezin desteklenmesi amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde ise hukukta form olarak kabul ettiğimiz belirlilik, kesinlik, kavramsallık ve yöntemsellik gibi niteliklerin, çağdaş bilim felsefesi görüşleri doğrultusunda eleştirel analizi konu edinmiştir. Böylece, belirliliğin, kesinliğin ve bilimselliğin sağlanması uğruna madde unsurunun ikinci plana atılmasına rağmen; belirliliğin, kesinliğin ve bilimselliğin ne kadar sağlandığı ya da sağlanamadığı gösterilemeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Amerika ve Avrupa'da ortaya çıkan, hukukun formel özelliklerini azaltmaya yönelik gelişmelere değinilmiştir. Ancak bu gelişmeler "alternatif" olma niteliği sebebiyle asıl olan hukuki çözüm mekanizmalarının formel niteliğinde bir değişim sağlamamıştır. Dolayısıyla, anti-formel hukuk hareketlerinin, modern hukukun form unsuruna öncelik veren niteliğinde önemli ölçüde bir değişim yaratmadığı ifade edilebilecektir. Anahtar Kelimeler: Esas, form, madde, usul.

BiçimDikotomiHukuk+3
Neslihan Özeler Sezici
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk acile başvuran epilepsi tanılı hastaların özellikleri

Giriş ve Amaç: Epilepsi çocukluk çağının en sık rastlanan nörolojik hastalıklarından birisidir. Epilepsi tanılı çocuk hastaların çocuk nöroloji/çocuk sağlığı ve hastalıkları poliklinik izlemi dışında çocuk acil servislerine de farklı nedenlerle başvuruları olabilmektedir. Ancak epilepsi hastalarının acile başvurularının epilepsi/epilepsi dışı nedenleri ve acil ünitesindeki izlem süreçleri ile ilişkili literatürde çok az veriye ulaşılmaktadır. Çalışmamızda; çocuk acil servise başvuran epilepsi tanılı hastaların özelliklerinin, başvuru nedenlerinin ve çocuk acil serviste izlem sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız retrospektif bir çalışma olup, çalışmaya 01 Ocak 2020-31 Aralık 2021 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi Çocuk Acil Servise başvuran 1 ay-18 yaş aralığında olup epilepsi tanısı olan 492 hastanın 802 acil başvurusu dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, epilepsi tanı yaşı, nöbet sıklığı, nöbet özellikleri, kullandığı ilaçlar, ek hastalık varlığı, çocuk acil servise başvuru nedeni, çocuk acil servise başvuru şekli (ayaktan, ambulans), çocuk acil servis başvuru tanısı/tedavisi/kalış süresi/taburculuk bilgileri (acilde gözlem/servise yatış/yoğun bakıma yatış/exitus) değerlendirmeye alındı. Bulgular: Hastalarımızın yaş ortalaması 99,4±64,3 ay, %59,8'i erkek, %40,2'si kız idi. Epilepsi tanısı ile çocuk acile başvuran hastaların son altı ayda çocuk nöroloji polikliniğine daha sık başvurularının olduğu saptandı. Çocuk acil servise epilepsi tanısı ile başvuran hastaların epilepsi etiyolojileri değerlendirildiğinde hastaların %60,6'sı epilepsi etiyolojisi bilinmeyen grupta idi. Hastaların %34 'ünde epilepsiye eşlik eden ek bir hastalığı vardı ve ek hastalığı olanların olmayanlara göre acile daha sık başvuru yaptıkları saptandı. Hastaların epilepsi takip süresinin çocuk acil servise başvuru sıklığını etkilemediği saptandı. Ek hastalığı olan hastalar ile ek hastalığı olmayan hastaların yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Hastaların çocuk acil servise en sık başvuru nedeni nöbet (%69,1) iken diğer başvuru nedenleri olarak da üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE), alt solunum yolu enfeksiyonu (ASYE), akut gastroenterit (AGE), alerji, psikiyatrik nedenler bulunmakta idi. Acile nöbet ile başvuran hastalarda en sık nöbet nedeni düzensiz antiepileptik ilaç (AEİ) kullanımı idi. Dokuz hastada hipoglisemi, dört hastada hipokalsemi ilişkili nöbet vardı. Acil servise nöbet nedeni ile başvuran 554 hastadan 161'ine acil serviste AEİ tedavisi uygulanmış ve en sık uygulanan tedavi ise intravenöz (IV) levetirasetam uygulaması idi. Hastaların %32,5'u çocuk servislerine, %5,1'i çocuk yoğun bakıma yatırılmış idi Sonuç: Epilepsi hastalarının çocuk acil servise başvurularının epilepsi/epilepsi dışı nedenleri ve acil ünitesindeki izlem süreçleri ile ilişkili literatürde çok az veriye ulaşılmaktadır. Çalışmamızda çocuk acil servise epilepsi tanısı ile başvuran hastaların özellikleri incelendi. Hastaların en sık başvuru nedeni nöbet idi. Nöbetlerin en sık nedeni ise antiepileptik ilaçların düzensiz kullanımı olarak saptandı. Epilepsiye eşlik eden ek hastalıkların olmasının, çocuk acil servise başvuru sıklığını artırdığı tespit edildi.

Acil servis-hastaneAcil tıpEpilepsi+2
Büşra Bulut
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
10