
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hemodiyaliz hastalarında tinnitus bulguları
Tinnitus, dışarıdan bir ses olmamasına rağmen kulaklarda veya kafada algılanan ses olarak tanımlanmaktadır. Subjektif ve objektif olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Subjektif tinnitus, sadece hasta tarafından duyulabilir ve genellikle bilinmemektedir. Tinnitusa neden olan patoloji, dış kulak yolundan işitme merkezine kadar herhangi bir yerde ortaya çıkabilir. Objektif tinnitus, hastayı rahatsız eden seslerin diğer kişiler tarafından duyulabilmesidir. Kronik böbrek yetmezliği dünya çapında oldukça yaygın görülen hastalıklardan bir tanesidir. Hastalık böbreğin fonksiyonlarını yerine getirememesi ile ortaya çıkmaktadır. Hemodiyaliz ise, böbrek yetmezliği için uygulanan yöntemlerden biridir. Hastadan alınan kanın, bir makina ve pompa yardımıyla diyalizör adı verilen bir süzgeçten geçirilirken sıvı ve solüt içeriğini düzenleyerek hastaya geri verilmesine verilen addır. Genelde haftada 3 kez 4 saat süren seanslar şeklinde uygulanır. Yapılan bazı çalışmalar iç kulak ve böbrek benzerliğini göstermektedir. Burdan yola çıkarak; çalışmamızın amacı, hemodiyaliz hastalarının diyaliz öncesi ve diyaliz sonrası tinnitus bulgularını araştırmaktır. Çalışmaya 213 hemodiyaliz hastası katılmıştır. Katılımcılara Tinnitus Handikap Envanteri ve Görsel Analog Ölçeği uygulanmıştır.
Meniere, migren ve vestibüler migren hastalarının oküler vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller testi ile değerlendirilmesi
Amaç: Utrikül ve superior vestibüler sinirin fonksiyonunu değerlendiren, ekstraoküler kaslardan kayıtlanan potansiyellere "Oküler Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller" (oVEMP) denir. Çalışmanın amacı, Ménière, migren ve vestibüler migren ayırıcı tanısında oVEMP'in klinik değerlendirme bataryasında yer alacak düzeyde tanı değerine sahip olup olmadığının değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya; 31 Ménière, 30 migren, 31 vestibüler migren olgusu ile 45 sağlıklı olgu dahil edildi. KBB muayenesini takiben 137 olguya odyolojik değerlendirmeler ve 500 Hz tonal uyaran ile oVEMP yapıldı. Olguların eşik şiddeti, N1-P1 oVEMP latans ve amplitüd değerleri ve interpik amplitüd değerleri iki kulakta kaydedildi. Bulgular: Ménière grubunda 8 hastada unilateral, 15 hastada da bilateral oVEMP yanıtı elde edilmedi. Kontrol grubu oVEMP eşik değeri Ménière ve vestibüler migren gruplarından anlamlı derecede düşüktü. P1 latansı kontrol grubunda migren grubuna göre anlamlı derecede uzundu. Kontrol grubunda N1 ve P1 dalga amplitüdleri ve interpik amplitüdlerin Meniere grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu gözlendi. Vestibüler migren ve Ménière gruplarındaki oVEMP bulguları benzerlik göstermekteydi. Sonuç: Baş dönmesi atakları ile seyreden ve klinik bulguları birbiriyle benzerlik gösteren üç patoloji Ménière hastalığı, migren ve vestibüler migrenin ayırıcı tanısında zorluklar yaşanmaktadır. Baş ağrısı ve/veya baş dönmesi yakınmalı hastaların ayırıcı tanısında; oVEMP odyovestibüler değerlendirme bataryasının bir parçası olabilir. Anahtar sözcükler: oVEMP, Ménière hastalığı, Migren, Vestibüler migren
Kadınlarda vücut kitle indeksine göre işitsel beyinsapı cevapları
İşitme kaybına neden olan birçok etken bulunmaktadır. Yakın zamanda bunların arasına bir yenisi eklendi; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) beslenme durumunun işitme kaybı etiyolojisi ile ilişkili olduğunu açıkladı. Besin ögelerinin vücudun gereksinimini ne düzeyde karşılanabildiğini tarif eden beslenme durumunun önemli bir göstergesi Vücut Kitle İndeksidir (VKİ). Bu tez çalışmasının amacı farklı VKİ'ye sahip bireylerin İşitsel Beyinsapı Cevaplarını (İBC) farklı uyaranlar kullanarak farklı şiddet seviyelerinde incelemektir. Çalışmaya işitmesi normal olan 18-40 yaş aralığında üç farklı VKİ kategorisinde 60 kadın birey (n=120 kulak) dâhil edilmiştir. İmmitansmetrik inceleme, saf ses odyometrisi ve İBC ölçümleri yapılmıştır. Çalışma kapsamında, İBC ölçümlerinde 80-60 dB nHL şiddet seviyesinde Click ve CE-Chirp uyaran kullanılarak I. III. V. dalga mutlak latansları ve dalgalar arası latansları, sağ kulak-sol kulak bulguları değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmelerde her iki uyaranda da VKİ'ye göre oluşturulan gruplar arasında anlamlı farklar bulunmuştur (p<0.05). Click 80 dB nHL 'de kilolu grupta V. dalga latansında anlamlı derecede uzama, Click 60 dB nHL 'de V. dalga latansında ve I-V dalgalar arası latanslarda anlamlı derecede uzama görülmüştür. (p<0.05). CE-Chirp 60dB nHL'de zayıf grubun I.ve V. dalga mutlak latansları ve I-V dalgalar arası latansları anlamlı derecede kısa elde edilmiştir (p<0.05). Gruplarda Click uyarana kıyasla CE-Chirp uyaran ile elde edilen ölçümler arasında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir (p<0.05). Kulaklar arası analizde Click uyaranda anlamlu farklılık saptanmamıştır. Diğer yandan 60dB nHL CE-Chirp uyaranda kilolu olanlarda sağ kulak I. dalga latansında uzama, zayıf grupta sağ kulak III-V dalgalar arası latansta uzama, kilolu grupta sol kulakta I-V dalgalar arası latansta uzama saptanmıştır (p<0.05). Bu çalışmanın sonucunda pek çok diğer faktörden etkilenen İBC ölçümlerinin, VKİ ile de doğrudan ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Yetişkinlerde İBC ölçümlerinde normatif veri oluştururken ve/veya tanılamada İBC kullanırken VKİ' nin de göz önüne alınmasının önemi vurgulanmıştır.
Tinnitusun eşlik ettiği benign paroksismal pozisyonel vertigoda tinnitus ve işitsel beyinsapı cevaplarının değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, tinnitusun eşlik ettiği benign paroksismal pozisyonel vertigolu (BPPV) bireylerde tinnitus özelliklerinin ve işitsel beyinsapı cevabı (ABR) bulgularının araştırılmasıdır. Çalışmaya 90 birey dahil edilmiştir. Bireyler, BPPV tanısı alan ve tinnitus şikayeti olan (n=30), BPPV tanısı alan hastalar (n=30) ve kontrol grubu (n=30) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Tüm bireylere; terapatik manevralar öncesinde düşük ve yüksek rate'de ABR testi ve BPPV'li bireylere Baş Dönmesi Engellilik Anketi (BDA) uygulanmıştır. Tinnitusu olan BPPV'li bireylerde, tinnitusun şiddeti ve frekansı değerlendirilmiş, tinnitus engellilik ölçeği (TEÖ) ve görsel analog skalası (GAS) uygulanmıştır. BPPV ile birlikte tinnitus şikayeti bildiren I. grup bireylerde tinnitusun, BPPV'den etkilenen kulakta lokalize olduğu, tinnitusun ortalama şiddetinin 32 dB, ortalama frekansının 4,5 kHz elde edildiği ve aralıklı olarak hissedildiği saptanmıştır. Tinnitusu olan 30 bireyin 7'si hariç tümünde terapatik menavralar sonrasında tinnitusun kaybolduğu saptanmıştır. Her iki grupta da (Grup I ve II) BPPV'li bireylerin etkilenen kulaklarında, düşük (9,1/sn) rate ile karşılaştırıldığında yüksek (49,1/sn) rate'de ABR'de V. dalga mutlak latansında anlamlı uzama elde edilmiştir. Yüksek (49,1/sn) rate'de ABR ile tüm BPPV'li bireylerin etkilenen kulaklarında III. dalga mutlak latansının, kontrol grubundan anlamlı derecede uzamış olduğu saptanmıştır. (p<0,05) Tinnitusu olan ve olmayan BPPV'li bireyler arasında BDEA bulguları açısından istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. (p>0,05). Sonuç olarak BPPV'li bireylerde yüksek rate'de yapılan ABR, işitsel yollardaki bir iskeminin, BPPV'nin oluşumundaki etkisi konusunda bilgi sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo, Tinnitus, İşitsel Beyinsapı Cevapları, Baş Dönmesi, İskemi
Periferik nöropatisi olan ve olmayan genç-erişkin tip 1 diayabetes mellitus hastalarında işitsel fonksiyonların değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Tip 1 DM tanısı almış periferik nöropatisi olan genç - yetişkin bireylerin fonksiyonlarını değerlendirmektir. Çalışmaya 19-45 yaş arası 50 birey alındı ve bireyler üç gruba ayrıldı. Hasta gruptan birincisi; Tip 1 DM tanısı almış ve periferik nöropatisi bulunan normal işitmeye sahip 15 birey Grup PN+ den, ikincisi; Tip 1 DM tanısı almış ve periferik nöropatisi bulunmayan normal işitmeye sahip 15 birey Grup PN- den oluşturuldu. Üçüncü grup; normal işitmeye sahip 20 sağlıklı bireyden oluşturuldu. Tüm bireylere saf ses odyometri, konuşma odyometrisi, yüksek frekans (YF) odyometri, immitansmetrik değerlendirme, otoakustik emisyon (OAE), işitsel beyin sapı cevabı (ABR) testi ve kısa form- SF 36 uygulandı. PN- ve PN+ gruplardaki bireylerin YF işitme eşikleri sağlıklı bireylerden yüksek elde edildi (p<0.05). Her frekans için DPOAE testini geçme yüzdeleri PN- ve PN + gruplardaki bireylerde, sağlıklı bireylerden düşük elde edildi. TEOAE ve DPOAE amplitüdleri göz önüne alındığında üç grup için anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). TEOAE ve DPOAE testinde PN+ ve PN- gruplarda bireylerin 2 kHz'de SNR değeri, sağlıklı bireylerden düşük elde edildi (p<0,05). ABR'de mutlak latans, interlatans ve V/I amplitüd oranında gruplar arasında anlamlı fark elde edilmedi (p>0,05). Kısa form SF -36 anket sonucuna göre; fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, genel sağlık, vitalite, emosyonel rol güçlüğü ve mental sağlık puan ortalamalarının PN+ grubunda ki bireylerde düşük olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç olarak, PN olan ve olmayan DM'li bireylerde YF işitme eşiklerinde, TEOAE ve DPOAE testinde 2kHz'de SNR'de etkilenim saptanmakla birlikte ABR bulgularının etkilenmediği gözlendi. DM'li bireyler arasında PN varlığının işitsel değerlendirmelerde fark yaratmadığı, sadece yaşam kalitesini olumsuz etkilediği bulundu. Anahtar Kelimeler: İşitme, periferik nöropati, tip 1 diyabetes mellitus, yaşam kalitesi