
266
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Dağlık arazideki ladin meşcerelerinde farklı bölmeden çıkarma yöntemlerinin çevresel açıdan irdelenmesi üzerine bir araştırma
Ormancılıkta odun hammaddesi üretimi, piyasanın odun hammaddesi talebinin karşılanması ve orman işletmelerince gelir elde edilmesi amacıyla kesim çağına ulaşan dikili ağaçların kesilerek depolara kadar taşınması sürecinde uygulanan faaliyetlerin bütününü kapsamaktadır. Ülkemizde odun hammaddesi üretimi faaliyetlerinin bölmeden çıkarma aşaması, insan, hayvan ve makine gücüne dayalı tekniklerin kullanılmasıyla gerçekleştirilmektedir. Bu süreçte üretilen ürün, orman toprağı, dikili ağaçlar ve fidanlar ile yaban hayatı ve su kaynakları üzerinde çeşitli şekil ve düzeylerde zararlar ortaya çıkmaktadır.Bu araştırmada insan gücü, traktör ve hava hatlarıyla yapılan bölmeden çıkarma çalışmalarının zarar üzerine olumsuz etkilerinin tespiti ve birbiriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla değişik bölmeden çıkarma çalışmalarının uygulandığı farklı üretim bölmelerinden alınan 15 deneme alanında; fidanlar, dikili ağaçlar ve taşınan ürünler üzerinde meydana gelen fiziksel zararlar tespit edilmiştir.Sonuç olarak, 3 değişik bölmeden çıkarma tekniğinin dikili ağaçlar, fidanlar ve taşınan ürünlerde çeşitli fiziksel zararlar oluşturduğu ve bölmeden çıkarma tekniklerinden kaynaklanan zararların kullanılan tekniklere göre önemli derecede birbirinden farklı olduğu tespit edilmiştir. İnsan gücü ile bölmeden çıkarma her üç unsur üzerinde de en yüksek derecede zarara neden olmuş, bunu traktörle bölmeden çıkarma ve hava hatları ile bölmeden çıkarma izlemiştir. Bu sonuca dayalı olarak uygun bölmeden çıkarma tekniğinin kullanılması ile dikili ağaçlarda, fidanlarda ve taşınan ürünlerde oluşan zararların en aza indirilebileceği kanaatine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dağlık arazi, bölmeden çıkarma, fiziksel zararlar, Ladin meşceresi, Artvin yöresi
Doğu ladini (Picea orientalis L. Link.) dikim zamanının genişletilebilmesi olanakları üzerine çalışmalar
Bu çalışmada, yapay gençleştirme ve ağaçlandırma alanlarında dikim zamanının genişletilebilmesi olanakları araştırılmıştır. Artvin yöresinde, 2007 yılında Haziran Sonu, Soğuk Hava Deposunda Bekletilip Haziran Sonu, Haziran Sonu, Temmuz Sonu, Ağustos Sonu ve Ekim Sonu dikimlerinin, fidan boyu, kök boğazı çapı gelişimi ve yaşama yüzdeleri değerlendirilmiştir.Deneme alanları tesadüfi tam bloklar deneme desenine göre üç yinelemeli olarak kurulmuş, her bir yinelemede 30 adet, tepsi saksıda yetiştirilmiş Doğu Ladini fidanı kullanılmıştır. Deneme alanlarında, fidanların boyu ve kök boğazı çapı dikim esnasında, 2007 yılı vejetasyon dönemi sonunda ve 2008 yılı vejetasyon dönemi sonunda olmak üzere üç defa ölçülmüş, yaşama yüzdeleri belirlenmiştir.Deneme alanlarında yapılan ölçümlerden elde edilen verilerin istatistik analiz sonuçlarına göre, ortalama boy artımı bakımından Soğuk Hava Deposunda Bekletilip Haziran Sonu dikimleri hariç tüm dikim zamanları aynı gelişimi göstermiştir. Kök Boğazı Çapı yönünden yapılan analizlerde 2008 yılı vejetasyon dönemi sonu itibarıyla Haziran Sonu dikimleri en iyi ortalama kök boğazı çapına sahiptir. Yaşama yüzdesi bakımından 2007 yılı vejetasyon dönemi sonunda Ağustos Sonu ve Temmuz Sonu dikimleri en iyi yaşama yüzdelerine sahiptir. 2008 yılı vejetasyon dönemi sonunda Ekim Sonu, Ağustos Sonu ve Temmuz Sonu dikimlerinde en iyi yaşama yüzdeleri elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Doğu Ladini, Picea orientalis, dikim zamanı, fidan gelişimi, yaşama yüzdesi
Artvin-Murgul yalancı akasya (Robinia pseudoacacia) ağaçlandırma sahasında ve bitişiğindeki çayırlık alanda toprak solunumunun belirlenmesi
Bu çalışma ile Artvin-Murgul yöresinde dikimle oluşturulmuş yalancı akasya meşcerelerinde ve bitişiğindeki çayırlık alanlarda, farklı bakıda toplam 12 adet deneme alanının yerleri tespit edilmiş ve bu deneme alanlarında toprak solunumu, toprak nemi, toprak sıcaklığının zamana göre değişimi, toprak altı kılcal kök miktarının değişimi, toprak özellikleri üzerinde olan etkileri ortaya konmaya çalışılmıştır.Bu nedenle akasyalık alandan ve bitişiğindeki çayırlık alandan solunum örneklemesi, kök örneklemesi ve toprak örneklemesi yapılarak bu çalışma sonunda elde edilen sonuçlar kısaca aşağıda sırlanmıştır.?Toprak solunumunun belirlenmesi amacıyla 10 dönemde örnekleme yapılmıştır. Kök kütlesi ve toprak özelliklerinin belirlenmesi için 2 dönemde örnekleme yapılmıştır. Alınan topraklarda toprak tekstürü, toprak organik maddesi ve toprak asitliği incelenmiştir. Elde edilen veriler üzerinde SPSS.11.0 programı yardımıyla varyans, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır.?Toprak solunumu ortalama olarak, akasyalık ağaçlandırma alanında 0,73 g C m-2. gün, çayırlık alanda, 1,02 g C m-2. gün olarak bulunmuştur. Sıcaklıkla birlikte toprak solunumunda bir artış gözlenmiştir. Çayırlık alanlardaki solunum miktarının akasyalık alandakine oranla daha olduğu ortaya çıkmıştır.?Sonuç olarak, yörede yapılacak ağaçlandırmalarda, erozyonu önleme, odun üretimi ve karbon depolama birincil amaç ise yalancı akasya ağaçlandırması tercih edilmeli, toprak ıslahı ve toprağın biyolojik aktivitesinin arttırılması amaç ise çayır örtüsü tercih edilmelidir.Anahtar Kelimeler: Yalancı Akasya (Robinia pseudoacacia), toprak solunumu, kök kütlesi, toprak ıslahı, Artvin
Farklı yetiştirme ortamlarının kapari (Capparis ovata Desf.) fidanlarının kalitesi üzerine etkisinin araştırılması
Kapari (Capparis ovata Desf.) ormanlar üzerinde sosyal baskının yoğun olduğu yerlerde, halka geçim kaynağı sağlayarak ormanların tahrip olmasını engellemek ve erozyonla mücadele etmek için önemli bir bitki türüdür. Ağaçlandırma ve erozyon kontrol çalışmalarında kullanılan fidanların sağlıklı ve kaliteli olması başarı için önemli faktörledir. Fidanın morfolojik özellikleri kaliteli fidanı belirlemede önemli ve sık kullanılan belirteçlerden birisidir. Bu çalışmada üç farklı boyutta (12-22 cm, 15-23 cm, 19-30 cm) hazırlanan polietilen tüplerde, dört farklı yetiştirme ortamı, şev toprağı + kum (1:1), orman toprağı, orman toprağı + ahır gübresi + kum (3:1:1), şev toprağı kullanılmıştır. Kullanılan bu yetiştirme ortamı ve tüp boyutlarının sürgün boyu (SB), kök boğazı çapı (KBÇ), gövde taze ağırlığı (GTA), gövde kuru ağırlığı (GKA), kök taze ağırlığı (KTA) ve kök kuru ağırlığı (KKA) gibi bazı morfolojik fidan karakterleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma açık alan koşullarında, tesadüfi bloklar deneme desenine göre üç yinelemeli (her bir yinelemede 30 adet tüp) olarak gerçekleştirilmiştir. İstatistik analiz sonuçlarına göre (?=0.05), en iyi FB (167.30 mm) ve KBÇ gelişimi (2.01 mm), orman toprağı + ahır gübresi + kum (3:1:1) karışımından oluşan yetiştirme ortamı ile 19-30 cm boyutlarındaki tüplerde elde edilmiştir. En iyi KTA (3.4540 gr), GTA (1.2819gr), KKA (1.3617gr) ve GKA (0.4387gr) ise orman toprağı + ahır gübresi + kum (3:1:1) karışımından oluşan yetiştirme ortamı ile 15-23 cm boyutlarındaki tüplerde meydana gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Kapari, Capparis ovata Desf., fidan kalitesi, yetiştirme ortamı
Gümüşhane Torul yöresi saf sarıçam meşcerelerinde kalın kök kütlesi değişiminin ve bazı toprak özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Gümüşhane ili Torul yöresi saf sarıçam meşcerelerinde kalın kök (kök çapı > 5 mm) kütlesi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada çeşitli meşcere ve mevki özellikleri yanında bazı toprak özellikleri de ölçülmüştür. Bu amaçla Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü, Torul Orman İşletme Müdürlüğü, Zigana Şefliği sınırları içerisinde 2. (20-40 yıl) yaş sınıfından 8, 3. (40-60 yıl) yaş sınıfından 11, 4. (60-80 yıl) yaş sınıfından 10 ve 5. (80-100 yıl) yaş sınıfından 6 olmak üzere rasgele yöntemle toplam 35 adet deneme alanı seçilmiştir. Seçilen bu deneme alanlarında kalın kök kütlesi, çeşitli meşcere özellikleri ve bazı toprak özelliklerinin değişimi incelenmiştir.Kalın kök kütlesinin belirlenmesi amacıyla 60x180 cm boyutlarında kök çukurlarından dört derinlik kademesinden (0-15 cm, 15-30 cm, 30-60 cm ve 60-90 cm) kalın kök (kök çapı > 5 mm) örnekleri alınmıştır. Toprak özellikleri için dört derinlik kademesinden (0-20 cm, 20-40 cm, 40-60 cm ve 60-80 cm) örneklemeler yapılmıştır. Alınan toprak örneklerinde toprak tekstürü, toprak organik maddesi ve toprak tepkimesi analizleri yapılmıştır. Meşcere özelliklerinin belirlenmesi için deneme alanlarındaki tüm ağaçların göğüs yüksekliği çapı, göğüs yüksekliği yaşı ve meşceredeki en boylu 3 ağaç boyu değerleri ölçülmüştür. Ayrıca her bir örnek alana ilişkin yükselti, eğim, bakı ve deneme alanı koordinatları belirlenmiştir.Yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde derinlik arttıkça kalın kök kütlesinin azaldığı, yaş artıkça kalın kök kütlesinin arttığı tespit edilmiştir. Bonitet sınıfında çoktan aza doğru kalın kök kütlesi 2, 3 ve 1 şeklinde sıralanmıştır. Kalın kök kütlesi miktarı en yüksek >20 mm çap sınıfında, sonra 5-10 mm çap sınıfında ve en az 10-20 mm çap sınıfında bulunmuştur. Deneme alanlarındaki ortalama kum miktarı üst topraklarda en fazla, ortalama kil miktarı ise üst topraklarda az bulunmuştur. Toprak organik maddesi derinlik arttıkça azalırken, toprak asitliği derinlik arttıkça düzensiz bir değişim göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kalın kök kütlesi, yaş sınıfı, bonitet sınıfı, Sarıçam, Gümüşhane
Kök ayrışma seyri üzerinde ağaç türü, bakı ve yükseltinin etkisi
Kılcal ve ince kökler karasal ekosistemlerdeki karbon döngüsünde önemli rol oynamaktadır. Çünkü bu kökler yıllık net birincil üretimin önemli bir bölümünü oluşturması yanında, oldukça kısa bir zaman dilimi içinde toprağa katılabilen kısa ömürlü dokulardır. Burada sunduğumuz çalışmada kılcal ve ince köklerin ayrışması üzerinde ağaç türlerinin, topografyanın ve toprak derinliğinin etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla önemli asli ağaç türlerimizden olan Sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve Doğu ladini (Picea orientalis L.) ile köklerinde azot bağlayan bakteriler bulundurması ile önem taşıyan Kızılağaç (Alnus glutinosa L.) türlerinin kılcal (<2mm) ve ince kökleri (2-5 mm) kuzey ve güney bakıya, her bir bakının farklı iki yükseltisine (alt yükselti-900 m ve üst yükselt-1260 m) ve her bir deneme alanında iki farklı toprak derinlik kademesine (0-10 cm ve 10-20 cm) bırakılarak ayrışma süreçleri iki yıl süreyle incelenmiştir. Ek olarak, standart kök örnekleri (kimyasal bileşimi aynı) kullanılarak, topografyaya bağlı olarak meydana gelen mikroiklim özelliklerinin kök ayrışmasına olan etkileri ayrıca incelenmiştir. Ayrışma süresi boyunca, kızılağaç kılcal ve ince kökleri en hızlı ayrışmayı gösterirken, bunu sarıçam ve doğu ladini kılcal ve ince kökleri izlemiştir. Güney bakılardaki kök örnekleri kuzey bakılardaki köklere göre daha hızlı ayrışmıştır. Her bir bakının alt yükseltisindeki kökler üst yükseltisindeki köklere göre daha hızlı bir ayrışma göstermiştir. Toprak derinlik kademesi ve kök çap kalınlığının artmasıyla ayrışmanın hızının azaldığı belirlenmiştir. Türler arasındaki ayrışma farklılıklarında türlerin başlangıçta içerdiği kimyasal yapı etkili olurken, kimyasal özellikler sabit tutulduğunda topografyaya bağlı olarak mikroiklim özelliklerinde, özellikle sıcaklıkta (bu çalışmada hava ve meşcere altı sıcaklık) meydana gelen değişikliklerin kök ayrışmasını etkilediği belirlenmiştir. N oranı en fazla olan kızılağaç köklerinin ayrışması en hızlı iken, N oranı en az olan doğu ladininde ayrışma en yavaş gerçekleşmiştir. Bu çalışmada sunulan bilgiler çalışmanın sınırları dikkate alınmak kaydıyla, topografya ve ölü örtü arasındaki ilişkileri araştıran ormancılar, orman ekolojistleri ve diğer araştırmacılarca güvenle kullanılabilecektir.
Farklı yetişme ortamlarının tüplü sarıçam ve adi huş fidanlarının morfolojik karakterleri üzerine etkileri
Bu çalışmada, farklı yetiştirme ortamlarının saf ve karışım olarak (torf, perlit ve zeolit) Erzurum Orman Fidanlığında sera ve açık alan koşullarında yetiştirilen 1+0 yaşlı Enso tipi tüplü Sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve Adı Huş (Betula pendula Roth.) fidanlarının morfolojik özellikleri üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada 6 farklı yetişme ortamının sarıçam ve huş fidanlarının morfolojileri üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Sarıçam türü için yapılan değerlendirmede zeolitin %10 hacimsel karışımında perlit gibi etki yaptığı, ancak; %20 hacimsel karışımı durumunda fidan boyu değerinde düşüş olduğu, kök boğazı çapı değerini etkilemediği tespit edilmiştir. Kök kuru ağırlığı en yüksek saf torf ortamında elde edilirken, gövde kuru ağırlığı zeolit katkılı ortamda saf torf ortamına göre bir düşüş göstermemiştir. Adı huş türünde ise yetişme ortamı kök boğazı çapı üzerinde etkili olmamıştır. Zeolitin %10 ve %20 hacimsel karışımında fidanın boy değerinde saf torf ortamına gore bir düşüş belirlenmemiştir. Saf torf ortamında ve zeolit katkılı yetişme ortamlarında kök kuru ağırlığı ve gövde kuru ağırlığı en yüksek bulunmuştur. Çalışma sonucunda, 1+0 tüplü sarıçam fidan morfolojik değerlerinde zeolit katkılı ortam olması durumunda bir düşüş belirlenmekle birlikte adi huş kaplı fidanlarının morfolojik değerlerinde genel anlamda bir düşüş olmadığı belirlenmiştir. Zeolit katklılı yetiştirme ortamlarının fidan morfolojik değerleri dikakte alındığında her iki türde de ümit vermekle birlikte, dikim başarısını ortaya koyabilmek amacı ile dikimi takiben fidanların en az 3-5 yıl takip edilmesi gerekmektedir. Kaplı fidan üretiminde zeolit'in yetişme ortamında kullanılması tüp harcı maliyetini düşürecektir.
Erzurum-Tortum bölgesinde fidan dikim zamanının tüplü ve çıplak köklü sarıçam fidanlarının dikim başarısı üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, Erzurum Orman Fidanlığında yetiştirilen Sarıçamın (Pinus sylvestris L.) bir ve iki yaşlı ve iki farklı kap tipinde (Enso 45-Köşeli ve Roket tip) yetiştirilen fidanları ile iki yaşlı çıplak köklü sarıçam fidanlarının iki farklı dikim zamanını (ilkbahar ve sonbahar) takiben Erzurum-Tortum Çiftlik Köyü erozyon kontrolü ve uygulama sahasında 1 yılık dikim performanslarını (yaşama yüzdesi, çap ve boy) ortaya koymaktır. Beş farklı fidan tipine ait fidanların morfolojik özellikleri dikimden önce belirlenmiş ve fidan dikimini takiben 1. yıl sonun da fidan yaşama yüzdesi, çap, boy, çap artımı ve boy artım değerleri belirlenmiştir. Fidan morfolojik değerleri fidan tipine göre değişmekte olup en yüksek morfolojik değerler 2+0 roket kap tipinde elde edilirken en düşük fidan morfolojik değerleri 1+0 roket fidan tipinde tespit edilmiştir. Dikimi takiben 1. yıl sonunda; yaşama yüzdesi, fidan çap ve boy değerlerinin fidan dikim zamanı ve fidan tipine göre değiştiği belirlenmiştir. Fidan yaşama yüzdesi 2+0 roket ve 2+0 köşeli kap tiplerinde en yüksek elde edilirken, beş farklı fidan tipinin ortalaması esas alındığından fidan yaşama yüzdesi ve fidan boyu ilkbahar dikimlerinde daha yüksek olarak tespit edilmiştir. Sonbahar dikimlerinde fidan boyu ve çapı en yüksek 2+0 roket ve 2+0 köşeli kap tiplerinde elde edilirken ilkbahar dikimlerinde 2+0 roket kap tipinde elde edilmiştir. En düşük değerler ise 1+0 roket kap tipinde elde edilmiştir. Çalışma sonucuna göre yarı-kurak verimsiz alanlarda erozyon kontrolü amaçlı tesis edilen sarıçam ağaçlandırma alanlarında 2+0 roket tip kaplı fidanların ilkbaharda dikimi tavsiye edilebilir.Anahtar Kelimeler: Ağaçlandırma, dikim başarısı, fidan morfolojisi, kaplı fidan, Sarıçam
Artvin-Saçinka yöresindeki orman ve otlak arazilerinde bazı toprak özelliklerinin yükselti ve derinlik kademelerine göre değişiminin irdelenmesi
Araştırma alanı, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Artvin'e yaklaşık 32 km. mesafede bulunan Saçinka Yöresi'ndeki Godrahav Deresi Havzasının sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu çalışmada, Artvin-Saçinka yöresi, Godrahav Deresi Yağış Havzası sınırları içerisinde bulunan orman ve hemen bitişiğindeki ormandan dönüştürülen otlak alanlarında toprakların bazı fiziksel, hidro-fiziksel ve kimyasal özellikleri ile aşınım eğilimlerinin arazi kullanım şekline, yükselti kademelerine ve derinlik kademelerine göre göstermiş oldukları farklılıklar araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırma alanını temsil edecek şekilde iki farklı arazi kullanım şeklinden (orman, otlak) ve iki farklı yükseklik kademesinden (700?950, 950?1200) toprak örnekleri alınmıştır. Her bir farklı yükseklik kademesinden 24'er, her iki derinlik kademesinden (0?10 cm, 10?20 cm) de 24'er olmak üzere hem orman (bozulmamış) ve hem de otlak alanlardan (bozulmuş) toplam 96 adet toprak örneği alınmıştır. Araştırma alanından alınan bu toprak özellikleri üzerinde; tekstür, toprak fraksiyonları, su tutma kapasitesi, geçirgenlik, nem sabitleri, hacim ağırlığı, tane yoğunluğu, gözenek hacmi, organik madde, pH, erozyon eğilimleri gibi 19 adet toprak özelliği analiz edilmiştir. Toprak özellikleri arazi kullanım şekline, yükselti kademelerine ve derinlik katmanlarına göre korelasyon ve varyans analizi yöntemleriyle karşılaştırılmış, farklılıklar ve ilişkiler araştırılmıştır. Araştırma sahası toprak özelliklerinin arazi kullanım şekline göre istatistiksel anlamda önemli farklılık gösterdiği belirlenmiş, her üç aşınım eğilimi indeksine göre de araştırma alanı toprakları sınır değerlerden büyük çıkarak erozyona karşı duyarlı bulunmuşlardır.Anahtar Kelimeler: Toprak erodibilitesi, arazi kullanım şekli, fiziksel ve hidrofiziksel toprak özellikleri.
Fırtına Havzası'nda yaylaların ve yaylacılığın zaman içerisindeki değişimi ve ortaya çıkan bazı çevresel sorunlar
Bu çalışma, Fırtına Havzası'nda yer alan yaklaşık 60 yaylanın içerisinden seçilen 9 örnek yaylada yaşayan kişilerle birebir yapılan anket ve söyleşiler sonucunda geçmişten günümüze yaylacılık faaliyetlerinin nasıl değiştiğini ortaya koymak amacı ile yürütülmüştür. Ayrıca, mevcut yaylacılık kültürünün son durumunun ortaya konulmasının yanında, hem yaylacılık kültürünün değişimi hem de doğa temelli turizmdeki artışın neden olduğu bazı çevresel sorunlar da tespit edilmiştir.Araştırma sırasında farklı amaçlar için yaylacılık faaliyetlerinde bulunan toplam 114 kişi ile yapılan anketlere verilen yanıtlar SPSS paket programı aracılığı ile irdelenmiştir. Anket uygulamasına ilave olarak, geçmişteki yaylacılığın günümüzdeki yaylacılık kültürüne nasıl dönüştüğünün ve halen değişmeye devam eden unsurların neler olduğunun anlatıldığı söyleşiler ses kayıt cihazları ile kayıt altına alınarak bu çalışmada kullanılmıştır.Değerlendirilen analiz sonuçları ile Fırtına Havası'ndaki yaylalarda ve yaylacılık kültüründe eskiye nazaran genel bir değişimin olduğu ortaya çıkmıştır. Yaylalarda bulunan açık hane sayısında, sahip olunan hayvan varlığı ve yapılan hayvancılık faaliyetinde önemli miktarda azalma olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, yaylalara gelen ziyaretçi sayısında artış olduğu ancak bu artışın geleneksel yaylacılardan çok sadece yaz aylarının bir kısmını (özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında) ağırlıklı olarak rekreasyonel amaçlı olarak yapanlar nedeni ile olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, yaylalardaki evlerin (eski ya da yeni) kullanım şekli bazılarında gelir amaçlı pansiyonlar, bazılarında ise sadece kişisel tatil yeri veya sağlık amaçlı alanlar olarak değişiklik göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Yaylalar, yaylacılık faaliyetleri, çevresel sorunlar, Fırtına Havzası.