Atatürk University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Atatürk University

232

Archived Theses

2

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateCrossrefindexedOpen AccessTR

Erzurum ili tarım işletmelerinde tarım makinelerine sahip olmanın işletme geliri ve ürün maliyetleri üzerine etkisi

Bu çalışma, 2006 üretim döneminde Erzurum'da makine sahibi olan ve olmayan işletmelerde ürün maliyetlerini hesaplayarak makine sahibi olmanın mı yoksa kiralamanın mı karlı olduğunu belirlemek amacı ile yapılmıştır.Çalışmada materyal olarak, Erzurum ili; Merkez ilçe, Ilıca, Aşkale, Pasinler, Köprüköy ve Horasan ilçelerine bağlı 30 köyde faaliyette bulunan çiftçilerle yapılan toplam 200 adet anket verileri kullanılmıştır. Ayrıca konu ile ilgili literatür, kamu kuruluşlarından ve web sitelerinden elde edilen bilgiler de çalışmada materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada işletmeler makine sahibi olan ve olmayan şeklinde 2 gruba ayrılarak analize tabi tutulmuştur.Çalışmada yapılan analiz sonuçlarına göre makine sahibi olmanın makine kiralamadan daha üstün olduğu belirlenmiştir. Maliyet hesabı yapılan on ürünün hepsinde makine kullanan işletmelerin elde ettikleri gelir ile üretim masraflarının hepsini karşıladığı ve kar elde ettikleri belirlenmiştir. Makine sahibi olmayan işletmelerde ise değişen masraflar karşılanmış ama arpa, çavdar ve fiğ de üretim masraflarının karşılanmadığı tespit edilmiştir. Her iki grupta da pay eşitlikleri translog maliyet fonksiyonu kullanılarak, I. grup işletmelerde işgücü, arazi, gübre, yakıt, II. Grup işletmelerde işgücü, arazi, gübre ve makine kirası için fiyat, çapraz ve Morishima teknik ikame esneklikleri elde edilmiştir. Model çözümleri Görünüşte İlgisiz Regresyon (SUR) ile gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak, makine sahibi olmanın karlı olduğu ve devlet desteği alındıktan sonra elde edilen gelirin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Çiftçilere makine sahibi olmanın kiralamadan daha karlı olduğunu ve devletin alet-makine satın alırken verdiği destekler hakkında bilgi verilmelidir.

Endüstriyel bitkiler = Industrial plantsErzurum = ErzurumTahıllar = Cereals+2
Hediye Kumbasaroğlu
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
10
doi.org/10.71008/atauni.thesis.2009.101
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Erzurum merkez ilçede tarım arazilerinde parçalanmanın nedenleri ve tarımsal gelire etkisi üzerine bir araştırma

Tarım işletmelerinde arazilerin parçalı, dağınık ve şekillerinin düzensiz olması, bu parsellere gidip gelmede zaman kaybına, makine kullanımında zorluğa, modern tarım tekniğinin uygulanamamasma, sermaye ve işgücü israfına, toprak ve verim kaybına, arazi anlaşmazlıklarına yol açmakta ve bu sorunlar nedeniyle tarım işletmelerinin gelişmesi, modernleşmesi çok yavaş olmaktadır. Bu araştırmada, Erzurum merkez ilçedeki tarım işletmeleri örnek alınarak, işletme arazisinin parçalı ve dağınık olmasından kaynaklanan olumsuzlukları ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm yollan aramak amaçlanmıştır. Araştırma yöresi olarak Erzurum Merkez ilçe seçilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler, 34 köyde faaliyette bulunan 116 tarım işletmesinden anketlerle elde edilmiştir. Araştırmada ortalama parsel büyüklüklerine göre işletmeler 0-10 dekar, 10-20 dekar, 20-30 dekar ve 30+ dekar olmak üzere dört gruba ayrılarak analize tabi tutulmuşlardır. Yıllık faaliyet sonuçlarına göre, mevcut şartlarda, ortalama parsel büyüklüğü 30 dekardan fazla olan işletme grubunun, diğer gruplardan daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Tarımsal yapının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak arazi toplulaştırması çalışmaları ile parsel sayılarını azaltmak, parsel büyüklüklerini artırmak ve parselleri düzgün bir hale getirmek mümkündür. Parsellerin büyük olması ve iyi bir şekil kazanması, işletme arazisinin daha verimli kullanılmasını, dolayısıyla tarımsal gelirin fazlalaşmasını sağlayabilecektir.

Tarımsal Arazi ParçalılığıArazi KorumaArazi Toplulaştırması+2
Hediye Kumbasaroğlu
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
10
doi.org/10.71008/atauni.thesis.2003.102
Master'sOpen AccessTR

Karbon nanotüp/metilen mavisi kompozit kâğıt elektrotların hazırlanması, karakterizasyonu ve nitritin amperometrik tayininde kullanılması

Tez kapsamında, çok duvarlı karbon nanotüplerin (CNTs) yüzeyi kimyasal oksidasyon yöntemi kullanılarak fonksiyonel hale getirilmiştir (CNTs-Ox). CNTs-Ox sulu dispersiyonu içerisine farklı miktarlarda metilen mavisi (MB) boyar maddesinin ilave edilmesiyle CNTs-Ox/MB kompozit karışımı hazırlanmıştır. CNTs-Ox ve CNTs-Ox/MB karışımlar vakum filtrasyon yöntemi kullanılarak membran üzerinden filtrelenerek CNTs-Ox ve CNTs-Ox/MB kağıt elektrotlar elde edilmiştir. Hazırlanan kompozit kağıtların iletkenliğini artırmak için elektrokimyasal indirgenme prosedürü uygulanmıştır. Hazırlanan elektrot materyallerinin karakterizasyonu için UV-görünür bölge absorpsiyon spektroskopisi, taramalı elektron mikroskopisi, enerji dağılımlı spektroskopi, taramalı tünelleme mikroskopisi, X-ışınları difraksiyonu, Raman spektroskopisi, dönüşümlü voltametri, kronoamperometri ve dört nokta iletkenlik ölçüm teknikleri kullanılmıştır. Hazırlanan elektrotlar kullanılarak NO2-'nin elektrokatalitik dedeksiyonu gerçekleştirilmiştir. CNTs-Ox/MB kompozit kağıt elektrotun NO2-'nin amperometrik belirlenmesinde geniş lineer çalışma aralığı, düşük dedeksiyon limiti ve yüksek duyarlılığa sahip olduğu belirlenmiştir.

Tuğba Ömür
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

ZnO, CuO ve γ-Fe3O4 nanopartiküllerin yeşil sentezi ve buğday genotipleri üzerindeki etkilerinin doku kültüründe araştırılması

Yapılan bu tez çalışmasında; ZnO, CuO ve γ-Fe3O4 nanopartikül yapılarının yeşil sentez yoluyla sentezlenmesi, karakterize edilmesi, iki farklı buğday genotipi üzerine olgun embriyo kültür tekniği kullanılarak etkilerinin araştırılması amaç edinilmiştir. Nanopartikül yapılarını sentezlemek için Euphorbia (Euphorbia amygdaloides) bitkisi ekstraktından elde edilen peroksidaz enziminden faydalanılmıştır. Kısmi olarak saflaştırılan peroksidaz enziminin %60-80 amonyum sülfat çöktürme yöntemiyle Euphorbia (Euphorbia amygdaloides) bitkisinden 149.5 kat saflaştırıldığı belirlenmiştir. Peroksidaz enzimi kullanılarak ZnO, CuO ve γ-Fe3O4 nanopartikül (NP)'lerin yeşil sentezi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla; NP'lerin sentezi için pH, sıcaklık, zaman, metal iyonu konsantrasyonu gibi çeşitli biyokimyasal verilerin optimizasyon işlemleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ZnO, CuO ve γ-Fe3O4 nanopartiküllerin sentezlenme süreleri sırasıyla 30 dk, 30 dk ve 15 dk olmuştur. Optimum sentezlenme pH'larının 7.5, 8.0 ve 11.0 olduğu saptanırken, 30°C, 25°C ve 20°C'ler optimum sentez sıcaklıkları olarak belirlenmiştir. Elde edilen nanopartikül yapılarının karakterizasyonu için FT-IR, XRD ve SEM spektrum analizleri yapılmıştır. ZnO NP yapıları 60-80 nm arasında boyutlara sahipken, CuO NP yapıları 50-120 nm arasında, γ-Fe3O4 NP yapılarının ise 30-80 nm arasında boyutları arasında olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın devamında ZnO, CuO ve γ-Fe3O4 nanopartiküllerinin, Kırik ve ES-26 olmak üzere iki ayrı buğday (Triticum aestivum L.) genotipinin olgun embriyo kültüründe, mikro element olarak etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda NP yapılarının hem Murashige and Skoog besi ortamında var olan normal miktarıyla(1x), hem de bu miktarın iki(2x) ve üç(3x) katları şeklinde test edilmiştir. Çalışma negatif ve pozitif kontrollerle desteklenmiştir. Elde edilen bulgularda, nanopartikül içeren uygulamalarda gelişmeye bırakılan buğday embriyolarının nanopartikül yapılarından aktif bir biçimde yararlanamadığı düşünülmektedir. Sonuç olarak kontrole kıyasla nanopartikül içeren uygulamaların gelişimleri daha az olmuştur. Tüm uygulamalar arasında kallus oluşum oranı bakımından 3x CuO NP içeren ortamlar ile 3x ZnO NP içeren ortamların kontrollere kıyasla daha başarılı sonuç verdiği belirlenmiştir. Bitki oluşturma kabiliyeti bakımından en başarılı grup kontrol grubu olmuştur. Bu doğrultuda kontrole kıyasla bitki rejenerasyonunun nanopartikül uygulamalarıyla artış göstermediği görülmektedir. Ancak bu durumun temelde nanopartiküllerin bitki tarafından yararlanım süreciyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Toksik bir etki oluşturup oluşturmadığı ise gelecek çalışmaların konusu olmaya adaydır. Bu çalışma, olgun embriyo kültüründe yeşil sentez yoluyla elde edilen NP yapılarının test edilmesi noktasında bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Bu durum embriyoların doku kültürü gelişim aşamalarına NP'lerin oluşturacağı etkilerin belirlenmesi noktasında literatürde bir eksikliği giderecektir.

Özge Balpınar Nalcı
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı flor sübstitüe kalkon/dihidrokalkon türevlerinin sentezleri ile bu bileşiklerin anti-kanser ve anti-tüberküloz aktivitelerinin incelenmesi

Bir seri yeni flor sübstitüe kalkon türevleri sentezlendi. Bu bileşiklerin anti-proliferatif aktiviteleri MTT metodu kullanılarak beş kanser hücre hattına karşı değerlendirildi. Bileşiklerin çoğunun 0.029-0.729 1M aralığında IC50 değerlerinde orta veya yüksek dereceli aktivite gösterdiği belirlendi. Sentezlenen bileşiklerden 56 ve 60 kanser hücre hatlarına karşı en güçlü anti-proliferatif aktiviteye sahip bileşikler olduğu belirlendi ve 56 en umut vadeden bileşik olarak tanımlandı. Diğer taraftan sentezlenen bileşiklerin Mycobacterium tuberculosis H37Rv türüne karşı anti-tüberküloz etkileri ve beş yaygın patojenik bakteriye karşı ve üç yaygın fungal türüne karşı anti-mikrobiyal aktiviteleri değerlendirildi. Bileşikler (50, 52 ve 54), IC50 değerleri ≤16,760 ile çok önemli antitüberküloz aktivite göstermişlerdir. Bileşikler 50, 52, 55-56 ve 61'in bakteri türlerine karşı orta dereceli aktivite göstermiş ve 50, 53, 57, 58 ve 60 bileşiklerinin anti-fungal aktiviteleri ampicilline ve fluconazole ilaçları ile karşılaştırılabilir düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

Arzu Göbek
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Reyhan (Ocimum basilicum L.) genotiplerinde farklı sıra aralıklarının verim ve verim unsurları üzerine etkisi

Bu çalışma, Erzurum koşullarında bazı reyhan genotiplerinin verim, verim özellikleri ve uçucu yağ oranı üzerine farklı sıra aralıklarının etkilerini belirlemek amacıyla 2015 yılında yürütülmüştür. Araştırmada 4 reyhan genotipi (Kayseri-1, Kayseri-2, Yusufeli ve İran) ve dört farklı ekim mesafesi (20, 30, 40 ve 50 cm) yer almıştır. Deneme "Tesadüf Blokları" deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada, bitki boyu, dal sayısı, yeşil herba verimi, kuru herba verimi, kuru yaprak oranı, kuru yaprak verimi, yapraktaki uçucu yağ oranı ve yapraktaki uçucu yağ verimine ait değerler incelenmiştir. İncelenen karakterlerden, yapraktaki uçucu yağ oranı hariç diğer karakterler üzerine genotiplerin etkisi önemli bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre bitki boyu, dal sayısı, yeşil herba verimi ve kuru herba verimlerinde en yüksek değerler İran genotipinden, en yüksek kuru yaprak oranı ve yapraktaki uçucu yağ oranı Yusufeli genotipinde, en fazla kuru yaprak verimi ve yapraktaki uçucu yağ verimi ise Kayseri-2 genotipinden elde edilmiştir. Sıra aralığı incelenen karakterlerden kuru yaprak oranı hariç diğer bütün karakterleri önemli ölçüde etkilemiştir. Sıra aralıklarına göre; en fazla bitki boyu (38,5 cm) ve dal sayısı (6,6 adet) 50 cm, en fazla yeşil herba verimi (2193,1 kg/da), kuru herba verimi (398,9 kg/da), kuru yaprak verimi (246,4 kg/da), yapraktaki uçucu yağ oranı (%0,35) ve yapraktaki uçucu yağ verimi (0,87 l/da) 20 cm sıra arası uygulamalarından elde edilmiştir. Erzurum koşullarında reyhan bitkisinde en uygun ekim mesafesinin belirlenmesinde daha kesin sonuçlara ulaşmak için araştırmanın birkaç yıl daha devam ettirilmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır

Zehra Toktay
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Buğday (Triticum aestivum L.) olgun embriyo kültüründe tuz stresine karşı α-tokoferolün etkisinin belirlenmesi

Serin iklim tahıllarından biri olan buğday insanların temel besin kaynağını oluşturması ve ekstrem koşullarda yetişmesinden dolayı hem ülkemiz hem de dünya için vazgeçilmez bir bitkidir. Birçok biyotik ve abiyotik stres şartlarında yetişebilmesine karşın ürün verimi ciddi oranda azalış göstermekte ve hatta ürün alınamamaktadır. Tuzluluk, buğdayın verimini ciddi oranda azaltan abiyotik stres şartlarından biridir. Bu araştırmada tuzluluğa hassas Kırik buğday çeşidinin olgun embriyoları kullanılarak in vitro şartlarda NaCl (0, 50, 100, 150 ve 200 mM) ile oluşturulan tuz stresine karşı α-tokoferol uygulamasının (0, 50 ve 100 mg/l) etkisi incelenmiştir. Araştırmada kallus nispi su içeriği (%), kallus nispi gelişim oranı (%), embriyogenik kallus oranı (%), cevap veren embriyogenik kallus oranı (%) ve eksplant başına bitki sayısı (adet) ile ilgili veriler elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda NaCl konsantrasyonundaki artışa bağlı olarak kallus nispi su içeriği, kallus nispi gelişim oranı, embriyogenik kallus oranı, cevap veren embriyogenik kallus oranı ve eksplant başına bitki sayısında önemli derecede azalmış ve 200 mM NaCl konsantrasyonunda ise bitki elde edilememiştir. Ancak α-tokoferol uygulaması ile birlikte tüm bu parametrelerde iyileşmeler meydana gelmiş ve tuz stresinde en iyi sonuçlar 100 mg/l α-tokoferol uygulamasında gözlenmiştir. Bununla birlikte tokoferol uygulanmış 200 mM tuz konsantrasyonlarındaki kalluslarda bitkiler elde edilmiştir.

İsmail Hakkı Ardıç
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tuzluluk stresinin buğdayda (Triticum aestivum L.) meydana getirmiş olduğu retrotranspozon polimorfizmi üzerine salisilik asitin etkisinin belirlenmesi

Tüm dünya nüfusunun beslenmesinde kullanılan en önemli tahıl bitkilerinden biri buğdaydır. Bu önemli tahılın verimini sınırlandıran en önemli etkenlerden biri ise tuzluluktur. Buğday genomunda çeşitli çevresel etmenlerden etkilenerek genomun yeniden düzenlenmesinde önemli bir role sahip olan LTR retrotranspozonlarının yüzdesi oldukça fazladır. Bu araştırmada tuzluluğa hassas Kırik ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşiti kullanılarak NaCl ile oluşturulan tuzluluk stresinde (0 mM, 100 mM, 200 mM ve 300 mM) salisilik asit uygulamasının (0 mM, 0,5 mM ve 1mM) buğdayda genomik stabilite ve LTR retrotranspozon polimorfizmi üzerine olan etkisi incelenmiştir. Uygulamada 5 IRAP primeri [N-57 (Nikita), Stowaway, Sukkula, BARE-1 (0) ve E 2647 (Nikita)] ve retrotranspozona dayalı yöntem olan REMAP tekniğinde ISSR (UBC 811, UBC 826, 8081, 8082) primerleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda tuzluluğun retrotranspozon polimorfizminde artışa ve GTS oranında azalışa neden olduğu, tuzluluk stresinde uygulanan salisilik asit uygulamasının ise retrotranspozon polimorfizminde azalışa ve aynı zamanda GTS oranında artışa neden olduğu belirlenmiştir.

Özlem Dilmen
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Partikül katkılı kompozit kirişlerin dinamik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, partikül katkılı sandviç kompozit kirişlerin titreşim analizi deneysel ve nümerik olarak yapılmıştır. Çalışmada sandviç yapıyı oluşturan çekirdek malzeme olarak alüminyum bal peteği, alt ve üst yüzey levha olarak ise farklı partikül (B4C, SiC, Al2O3) katkılı karbon elyaf kompozitler kullanılmıştır. Çalışmada, partikül türü, partikül katkı oranı ve çekirdek malzeme yüksekliği gibi parametrelerin doğal frekans ve sönüm oranı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Nümerik analizler ANSYS paket programı yardımıyla yapılmıştır. Paket programda kullanılan sandviç kiriş modeli parametrik modelleme yapılarak oluşturulmuştur. Deneysel numuneler Taguchi deney tasarım yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Farklı konfigürasyonlarda üretilen sandviç kirişlerin ankastre serbest sınır şartındaki doğal frekansları belirlenmiştir. Deneysel olarak elde edilen sonuçlarda, sandviç yapılarda kullanılan her partikülün, katkı kullanılmayan sandviç kompozit kirişlere göre doğal frekansı arttırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, aynı partikül katkılı, aynı çekirdek yüksekliğine ve aynı alt-üst levha kalınlığına sahip kompozit kirişlerde, partikül katkı oranı arttıkça doğal frekans artmıştır.

Kompozit kirişlerNanopartiküllerTabakalı kompozit levhalar+1
Emrah Emin Özbaldan
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon nokta yapılarının sentezi ve fotolüminesans özelliklerinin incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında, kırmızı soğandan karbon nokta numuneleri hazırlandı. Elde edilen karbon nokta numunesinin yapısını belirlemek için XRD ve FTIR spektrumları alındı. Ayrıca karbon nokta numunelerinin boyut ve yüzey yükü analizleri de yapıldı. Karakterize edilen bu numunelerin fotofiziksel özellikleri incelendi. Bu amaçla numunenin sulu ortamda oda sıcaklığında absorpsiyon ve floresans ölçümleri alındı. Farklı uyarma dalgaboylarında alınan floresans spektrumlarıyla karbon nokta numunesi için en uygun uyarma dalgaboyu belirlendi. Daha sonra karbon nokta numunesinin fotofiziksel özellikleri üzerine konsantrasyon, pH ve sıcaklığın etkisi incelendi. Konsantrasyon çalışmaları ile uygun çözeltinin 250 μl/4950 μl saf su karışımı olduğu belirlendi. Bu konsantrasyonda yapılan pH çalışması ile karbon noktanın fizyolojik pH'ya yakın değerlerde ve yüksek sıcaklıklarda floresans özelliğinin oldukça iyi olduğu ve uzun zaman aralığında (3 ay) kararlılığını koruduğu gözlendi. Bu sonuçlar, doğal bir bitkiden elde edilen karbon noktanın biyo-görüntüleme, kimyasal-sensör, nanomedikal ve ışık saçan diyotlar gibi birçok alanda kullanıma sahip olabileceğini gösterdi.

Kübra Bilmişoğlu Biçer
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00