
679
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
İmalat sanayisinde firma etkinliğinin ölçümü ve finansal analizi : (1996-2006 dönemi)
Üretim, mal ve hizmetlerin yapıldığı süreci ifade eder. Üretim yönetimini de bunun ışığında kullanılacak kıt kaynaklarla, maksimum çıktı, kalite ve zaman şartlarına uygun en optimal üretimi gerçekleştirmek şeklinde tanımlanabilir. Günümüz koşullarında artan rekabet ortamı, reel sektörün etkinliklerini dikkate alarak değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla reel sektörde yer alan firmaların rekabet edebilmesi ve başarılı olabilmesi için, sürekli olarak etkinlik ölçümlerini yapmaları önemli olmaktadır.Veri zarflama analizi, çok sayıda girdi ve çıktı değişkenlerinin belirlenmesinden yola çıkılarak, etkinlik düzeylerinin hesaplanmasında kullanılan matematiksel programa dayalı, parametrik olmayan ölçüm tekniğidir.Bu çalışmada Türkiye'de imalat sanayisinde faaliyet gösteren sektörlerin etkinlik ölçümleri 1996-2006 dönemi itibariyle veri zarflama analizi (VZA) yöntemiyle incelenmiş ve finansal açıdan değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda etkin olan ve etkin olmayan sektörler tespit edilmiş ve sektörlerin etkinliklerini artırabilmesi için gerekli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İmalat sektörü, Etkinlik ölçümü, Finansal analiz, Veri zarflama analizi
Uluslararası muhasebe standartları paralelinde türkiye ve amerikan muhasebe standartları' nın bazı standartlarda karşılaştırılması
Küreselleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. 1973 yılında on ülkenin biraraya gelerek oluşturduğu ?Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi(IASC)?, uluslararası düzeyde tek bir muhasebe raporlama sisteminin kullanılması adına çalışmalar yürütmüştür. IASC, 2001 yılında ?Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu(IASB)? olarak yeniden yapılanmıştır. Kurul'un yayınladığı Uluslararası Muhasebe Standartları(IAS), ?Türkiye Muhasebe Standartları(TMS)? olarak, uluslararası faaliyetlerde bulunan ve Avrupa Birliği(AB) entegrasyon sürecinde olan Türkiye tarafından benimsenmiştir. Bu standartların yayınlanmasında tek otorite Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu(TMSK) kabul edilmiştir. TMS Türkiye' de 2005 yılı itibariyle halka açık şirketler başta olmak üzere uygulanmaya başlamıştır. Bir çok ülke bu standartları benimserken Amerika bu standartları direk olarak benimsemekten kaçınmıştır. Ancak son yıllarda Finansal Muhasebe Standartları Kurulu(FASB) ile IASB arasında yapılan harmonizasyon çalışmaları ile iki standart seti arasındaki farklılıklar elimine edilmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, FASB tarafından yayınlanan Finansal Muhasebe Standartları(SFAS) ile Uluslararası muhasebe standartları paralelinde TMSK tarafından yayınlanan TMS standartlarından üç tanesini inceleyerek, iki standart seti arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Seçilen standartların tercih amacı, iki standart seti arasındaki karşılaştırmayı mümkün kılan ve işletmeler için son derece önem arz eden konular olmalarından kaynaklanmaktadır. Çalışma ikincil kaynaklardan dökümantasyon inceleme yöntemi ile yapılmıştır. İnceleme sonucu ortaya çıkan sonuçlara göre, sözkonusu standart setleri arasında bir takım farklılıklar ve benzerlikler bulunmaktadır. Kurullar yapılan çalışmalarla bu farklılıkları gidermeye çalışmaktadır.Anahtar Kelimeler: TMS, SFAS, Harmonizasyon, Farklılıklar
Kriz yönetimi ve Gaziantep inşaat sektöründe bir uygulama
Günümüzde değişen olaylar ve bunun işletmeler üzerindeki etkisi çok hızlı ve bazen de yıkıcı olmaktadır. Dünya'nın herhangi bir yerinde meydana gelen olumlu veya olumsuz gelişme işletmeler üzerinde etkisini göstermektedir. Çeşitli nedenlerle gelişen bir kriz durumundan kaçınmak çoğunlukla mümkün olmamaktır. Muhtemel bir krizle karşılaşmamak için gerekli önlemlerin alınması ve kriz durumunda ise krizi fırsata dönüştürmeye yönelik çalışmaların yapılması gerekir. Bu çalışmanın amacı özellikle inşaat sektöründe bir kriz ortamı ile karşılaşmamak için nelerin yapılması gerektiği ve kriz ortamında krizi nasıl fırsata çevrilmesi gerektiğinin araştırılmasıdır.
Vardiyalı çalışma sistemindeki şikayetlerin işgören motivasyonuna etkisi: Gaziantep ili halıcılık sektörü çalışanları üzerinde bir uygulama
Günümüzde, ekonomik koşullar ve teknolojik gereksinmelerden ötürü, çoğu işletmede vardiyalı çalışma sistemi uygulanmaktadır. Bu uygulama fizyolojik ve sosyal sorunları beraberinde getirmektedir. Üretimine ara vermeden devam etmek zorunda olan bu işletmeler, vardiyalı çalışma sisteminin işgörenlerce benimsenmesi için, bu sistemin getirdiği sorunları araştırmalı ve işgörenlerin motivastonlarına etkisini ölçümlemelidir. Dolayısıyla işletmelerde motivasyon, çalışanların işletme amaçlarına yoğunlaşmalarını sağlayan ve ihtiyaç duyulan performansı elde etmede etkili içsel bir uyarıcı, öncelikle de insanların içinde gerçeklesen psikolojik bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu araştırmada vardiyalı çalışma sisteminin getirdiği en bilinen sorunların işgören motivasyonuna etki edip etmediği ölçümlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla rastlantısal grup örneklemesi yoluyla seçilen 123 işgörene bir anket uygulanmıştır. 3 kategoriden oluşan bu ankette birinci kategoride işgörenlerin demografik, sosyokültürel ve tecrübe düzeylerini ölçen sorular sorulmuş, 2. kategoride vardiyalı sitemde en çok karşılaşılan sorunlardan 7 tanesine işgörenlerin katılma düzeyi ölçülmüştür. 3. kategoride işgörenlerin motivasyon düzeyini ölçen 6 adet soruya verilen cevapların aritmetik ortalaması alınmış ve işgörenler motive olup olmadıklarına göre iki gruba ayrılmıştır. Bu bağlamda işgörenlerin motivasyon düzeylerine göre şikayetlere katılım düzeylerinin ortalamalarının dağlımı incelenmiştir. Ortalamaların karşılaştırılması sonucunda işgörenlerin motivasyon durumlarına göre farklı seviyede şikayetlere katıldıkları sonucuna varılmıştır.
Bilgi ve teknolojideki değişimlerin insan kaynakları yönetimine etkileri: Gaziantep tekstil işletmelerinde bir uygulama
Hızla değişen ve gelişen dünyada organizasyonların pazardaki paylarını artırabilmeleri, rekabet üstünlüklerini devam ettirebilmeleri, tüketici istek ve beklentilerine cevap vermeleri bilgi ve teknolojide yaşanan ilerlemeleri takip etmelerine bağlıdır. Bilgi ve teknolojiyi kullanacak, yorumlayacak ve etkili hale getirecek olan nitelikli insan kaynağıdır. Yürütülen faaliyetlerin temelini insan kaynağı oluşturmaktadır. Üst yönetimin desteği ile çalışanların bilgi ve teknolojiyi etkin kullanabilmeleri, niteliklerini artırıcı faaliyetlerin, fonksiyonların geliştirilmesi gerekmektedir. Değişen pazar koşullarına, bilgi ve teknolojiye uygun insan kaynağı yetiştirme organizasyonların sürekliliği için vazgeçilmez koşuldur. Bu çalışma; bilgi ve teknolojideki değişimlerin insan kaynağını ve yönetimini ne ölçüde etkilediğini belirlemek amacıyla Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren tekstil firmalarında yapılmıştır. Araştırmada anket metodu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17 paket programında değerlendirilmiştir. Firmaların bilgi ve teknolojiyi kullanım düzeyi ile bilgi teknolojilerinin insan kaynakları uygulamalarında kullanılıp, kullanılmadığı saptanmaya çalışılmıştır.
İşletmelerin web sistemlerini benimseme modelleri: Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde bir uygulama
Günümüzde Internet teknolojilerinin kullanımı oldukça artmış ve hem işletmeler hem de bireyler için vazgeçilmez bir hale gelmiştir. Web teknolojileri firmalara internet üzerinden satış yapma, temel pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirme ve bu faaliyetlerin sonucunda rekabet avantajı elde edebilme gibi avantajlar sunmaktadır. Ancak her firmanın web teknolojilerini benimsemesi farklı düzeylerde olabilmektedir. Bazı firmalar web teknolojilerini sadece temel bilgilere ulaşma ve bazı bilgileri sumak için kullanırken, bazıları web üzerinden satış yapmak için kullanabilmektedir. Bu çalışmada Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde yer alan üretim firmalarının web benimseme seviyeleri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda firma büyüklüğü, rekabet avantajı ve web benimseme seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, firma stratejisi ve web benimseme seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca firmaların web teknolojilerini yeterince kullanmamalarıyla ilgili bazı nedenler ortaya çıkarılmıştır. Bu doğrultuda imalat firmalarına ve web tasarım firmalarına öneriler sunulmuştur.
Üretim, lojistik ve pazarlama departmanları arasındaki koordinasyonun işletme performansına etkisi
Bu çalışmada; genel olarak üretim, lojistik ve pazarlama departmanları arasındaki koordinasyonun bu departmanların performansına ve işletme performansına etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda araştırma modeli Gaziantep'teki 40 imalat işletmesinde anket tekniği kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda koordinasyon ile performans arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
2001 krizinin firma değeri üzerine etkisi: Gaziantep sanayi işletmelerinde bir uygulama
Kriz, çeşitli sebeplere bağlı olarak meydana gelen ve ülkeler açısından kaçınılmaz bir etken olarak görülen bir olgudur. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kriz dönemleri ekonomik açıdan buhranlı geçerken, aynı zamanda firmaların üretimleri, istihdamları, ihracatları, ithalatları ve daha pek çok alanı ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Krizin meydana getirdiği bu sıkıntılar firma sahiplerini veya yöneticilerini, firma değerinin mevcut durumu veya gelecekteki durumu hakkında düşünmeye sevk etmiştir. Bu çalışmada, ülkemizde meydana gelen Şubat 2001 krizinin firma üzerindeki etkileri ve krizlerin firma değerinde ne tür bir değişim yarattığı irdelenmiştir.
Aile şirketlerinde ortaklıkların dağılması ve kurumsallaşmanın dağılmayı önlemedeki önemi: Kilis uygulaması
Günümüzde, hem ülkemizde hem de diğer birçok ülkede kayıtlı şirketlerin büyük kısmını aile şirketlerinin oluşturduğunu görmekteyiz ve bu şirketler ülke ekonomilerinde önemli bir yere sahiptir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonominin vazgeçilmez bir parçası olan aile şirketlerinin milli gelire etkisi, istihdam yaratması, yerel ve bölgesel kalkınmayı sağlaması bu şirketlerinin başarılı olmasını daha da önemli kılmıştır. Globalleşen dünya ekonomisi ve bunun getirdiği sonuç olarak acımasız rekabet koşulları bulundukları ülkelerin ekonomilerinde önemli bir yere sahip olan aile işletmelerini tehdit etmektedir. Aile şirketlerinin bir çalışma konusu olarak ortaya çıkması ile birlikte bu işletmelerde yönetimin sonraki kuşaklara devredilmesi ve ortaklıkların dağılması konusu da gündeme gelmiştir. Aile işletmelerinde ortaya çıkan sorunlar üzerinde yapılan araştırmalar, ortaklıkların dağılmasının en önemli sebeplerinin başında, şirket belirli bir büyüklüğe ulaştığı ve gerekli şartlar oluştuğu halde, kurumsallaşma çalışmalarının başlatılmasının geldiğini göstermektedir. Aile ve işletme sistemi, çatışmalar, bayanların aile işletmelerindeki etkisi, planlamalar, yetki devri, profesyonel yönetim gibi faktörler aile işletmelerinde ortaklıkları etkilemektedir. Aile şirketlerinde ortaklıkların devamı, ailede ve işletmede yaşanan sorunların birlikte çözümünü hedefleyen bir anlayış içinde işletmenin nesiller boyu yaşamasıdır. Yapılan araştırmalar 1/3'den daha az oranda aile şirketinin 1.nesilden 2. nesile geçebildiğini, bunların ise ancak yarısının 3.kuşağı görebildiklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada aile şirketlerinde ortaklıkların dağılması ve kurumsallaşmanın dağılmayı önlemedeki önemi incelenmiştir. Kilis ilinde faaliyet gösteren aile şirketlerinde ortaklıkların dağılması, bu araştırma çerçevesinde literatür taraması yapıldıktan sonra yapılan, vak'a analizi ile incelenmeye çalışılmıştır.
Hisse senedi getirilerini etkileyen faktörlerin analizi: İMKB'de bir uygulama
Finansal piyasalar günümüzde küreselleşmenin etkisiyle de makroekonomik ve mikroekonomik faktörlerin değişiminden etkilenmektedir. Yatırımcılar makroekonomik ve mikroekonomik faktörler ışığında hisse senetleri üzerinden sağlayacakları getirileri tahmin etmektedirler. Bu çalışmada makroekonomik ve mikroekonomik değişkenler ve hisse senedi geçmiş getiri verileri İMKB-100'de yer alan imalat sektöründeki şirketlerin hisse senedi getirileri tahmin edilmiştir. Bu amaçla tek yönlü sabit etkiler panel veri regresyon modeli kullanılmıştır. Modelde makroekonomik faktörler olarak faiz oranı, enflasyon, döviz, sanayi üretim endeksi, para arzı(M1), altın, petrol fiyatları, GSYİH, cari işlemler dengesi, yabancıların portföy yatırımları kullanılmıştır. Mikroekonomik değişken olarak modelde kar dağıtım politikası, finansal yapı, işletme büyüklüğü, sermaye artırımları, işletme hisse senetlerinin mali değerleri, işletme hisse senetlerinin riski kullanılmıştır. Hisse senedi getirisi ile döviz fiyatı, enflasyon oranı, yabancı portföy yatırımı, hazine iç borçlanma faiz oranı, likidite oranı, kapasite oranı, aktifin büyüklük değeri, hissenin beta değeri ve F/K oranı arasında anlamlı ilişkisi olduğu görülmüştür.