559

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Aşağı Hamam Palestra kazılarında bulunan Hellenistik dönem seramikleri

Metropolis antik kenti; İzmir ilinin Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepede yer almaktadır. Tez konusunu oluşturan buluntuları kentin kurulmuş olduğu tepenin doğu yamacında konumlandırılmış Aşağı Hamam-Palaestra yapısına ait Hellenistik Dönem seramikleri oluşturmaktadır. 2003-2006, 2008-2016 ve 2018 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucu ele geçen Hellenistik Dönem'e ait seramik gruplarından 280 parça kataloğa alınmıştır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra yapısı Hellenistik Dönem seramikleri on grup altında incelenmiştir. Bu gruplar tam astarlı, Batı Yamacı Stili, kalıp yapımı kaseler, beyaz zeminli seramikler olarak ayrılmaktadır. Form olarak ise kaseler, tabaklar, kantharoslar, kraterler, lagynolar, Unguentariumlar, kandiller, amphoralar ve chytralar yer almaktadır. Bu formlar içerisinde tabaklar ve kalıp yapımı kâseler buluntu yoğunluğunu oluşturmaktdır. Bu gruplar içerisinde en erken MÖ 4. yüzyıl örnekleri yer alırken en geç MÖ 1. yüzyıl başına tarihlenen örnekler yer almaktadır. Gruplar arasında en yoğun buluntular ise MÖ 2. yüzyıla ait parçalardır. Anahtar Kelimeler: Metropolis, Aşağı Hamam-Palaestra, Hellenistik Dönem Seramikler

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Esra Sağun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai'daki Dorik mimari elemanlar

Aigai'daki Dorik mimari elemanların incelendiği tez çalışmasında kentte bulunan mimari elemanların yapılar göz önüne alınarak tarihlendirilmesi ve belgelenmesi amaçlanmıştır. Özellikle Hellenistik Dönem'le birlikte kentte yoğun olarak görülen Pergamon Krallığı etkisi ile inşa edilen ya da yeniden onarılan yapıların, Pergamon mimari tarzına benzer şekilde inşa edildiği görülmektedir. Dönemin mutlak gücü olan Pergamon Krallığı, sadece Aigai'da değil birçok kentte de mimari tarzını benimsetmiştir. MÖ 2. yüzyılın ortasından sonra yeniden inşa gören kentin mimari elemanlarında dönemin yaygın uygulamaları görülmektedir. Özellikle Athena Tapınağı'na bakıldığında MÖ 7. yüzyıldan itibaren kullanım gördüğünü arkeolojik buluntular sayesinde bilinmektedir. Kent için önemli bir yapı olarak karşımıza çıkmasına rağmen tahribat edilmesi nedeniyle birçok mimari parçanın alandan taşındığını bilinmektedir. Kentte bulunan yapıların nerdeyse hepsi Dor düzeninde inşa edilmiştir. İon düzeni ise kentte stoa dışında pek tercih edilmemiştir. Kazısı bitmiş olan Bouleuterion dışında kalan diğer yapıların arkeolojik kazısı yapıldıkça yeni bulgularla birlikte tarihlendirmesinin değişebileceği mümkündür.

AigaiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+4
Canberk Tunalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Smyrna'da ele geçen khios chaliceleri

Eski Smyrna'da ele geçen Khios chalicelerinin incelendiği çalışma kapsamında, daha önce J. M. Cook ve E. Akurgal tarafından aktarılan bilgilerin dahil edildiği detaylı bir çalışma ve daha çok örnekle temsili amaçlanmıştır. 2014 yılı öncesinde ele geçen örnekleri kapsayan bu çalışma, chaliceler üzerinden Khios ve Eski Smyrna arasındaki etkileşime dair ipuçları sunar. Üç ana bölümden oluşan tezde çalışmanın detaylarının anlaşılması açısından ilk bölümünde materyal ve metod başlığı altında çalışmanın yöntemlerine ait bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde kent tarihçesi ele alınmıştır. Son bölümde, chaliceler hem kronolojik hem de tipolojik bir sıra ile detaylandırılmıştır. Her stil, stil özellikleri ve örnekleri ile bir arada verilerek bütünlük içinde değerlendirilmiştir. Chalicelerin büyük bölümünün ufak parçalar halinde ele geçmesi hem tipolojik hem kronolojik değerlendirmeyi güçleştirir. Bu sebeple bazı parçalar gruplandırılmaksızın dahil edilmiştir. Chalice formunun ortaya çıkış süreci ile birlikte başlayan Eski Smyrna'daki varlığı, MÖ 540 – 530 dolaylarına kadar devam eder. Eldeki veriler, MÖ 600 dolaylarında ticaretin kesintiye uğradığını düşündürür. Bu süreci kapsayan buluntular, olasılıkla Alyattes saldırısının tahrip tabakalarında parçalanmıştır. Bazı stiller en seçkin örnekleri ile temsil edilirken, Grand stile ait örneğe veya yazıtlı chalice parçasına da rastlanmaz. Ancak devam eden çalışmalar sırasında ele geçen yeni buluntular yahut farklı stilleri temsil eden örnekler ile sonuçların değişebileceğini de belirtmek gerekir. Anahtar Kelimeler: Eski Smyrna, Chalice, Arkaik Dönem

Arkaik DönemArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+4
Zeynep Bahar Zeybek Beyazay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anavarza'nın Kilikya Ermeni tarihi ve kültürü içindeki yeri ve önemi

Bu çalışmamızın amacı, Orta Çağ tarihinde Ermenilerin Kilikya ve Anavarza kentindeki varlıklarını incelemektir. Anavarza Antik Kenti'nden Ermenilere ait elde edilebilir bilgilerin yetersizliği bu konuda en büyük sınırlılığımızı oluşturmuştur. İnsanlığın ilk dönemlerinden günümüze Kilikya bölgesi, bulunduğu konumu, zengin doğal kaynakları ve sahip olduğu Doğu Akdeniz için önemli limanları ile büyük öneme sahip olmuştur. Ovalık ve Dağlık Kilikya olarak iki kısma ayrılan Kilikya'da tarih boyunca pek çok medeniyet yaşamış, bu topraklar için mücadele vermiştir. Kilikya tarihi içerisinde Anavarza Antik Kenti'nin stratejik, askeri ve ekonomik açılardan değerli bir yeri olmuştur. Roma hakimiyeti ile kent büyümüş, Metropolis unvanını da alarak Tarsus ile rekabet edebilecek kadar gelişmiştir. X. yüzyıldan itibaren Doğu Roma İmparatorluğu hem Doğu Anadolu'da Ermenilerle yaşadığı sorunları çözmek, hakimiyetini güçlendirmek hem de Kilikya yöresinde Müslümanlara karşı bölgeyi koruyabilmek gibi amaçlarla Doğu Anadolu'dan Kilikya'ya bazı derebeyleri ile onlara bağlı halkı göç ettirmişlerdir. Başlangıçta Dağlık alanlara yerleşseler de XI. yüzyıldan itibaren ovalık bölgelere de yerleşmeye ve 1071-Malazgirt Savaşı etkisi ile Anadolu'da ortaya çıkan karışıklıktan istifade ederek Kilikya'da siyasi olarak faaliyet göstermeye de başlamışlardır. Bölgedeki varlıklarını koruyabilmek için yeri geldiğinde Doğu Roma'ya karşı Haçlılarla, Haçlılara karşı Türklerle, Türklere karşı da Moğollarla ittifaklar kurduklarını, yeri geldiğinde de önemli ailelerle evlilik bağı kurarak bu ailelerin desteğini almaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bütün bu mücadeleler sırasında kent zaman zaman el değiştirse de 1375'e dek Ermeni kontrolünde kalmıştır. Özellikle Anavarza'da Yukarı Kent kısmında Ermeni varlığı çeşitli yapılar ile gözlemlenebilir. Lakin hala Aşağı Kent'te varlık gösterdiklerine dair bir kanıt bulunmamıştır. 1375'te Memluk kontrolüne girilmesi ile birlikte Anavarza'da da kentsel yerleşim sona ermiş, kent eski önemini yitirmiş, bölgedeki Ermeniler de başka yerlere dağılmışlardır. Anahtar Kelimeler:Kilikya, Ermeniler, Anavarza, Kilikya Ermeni Tarihi, Anavarza Ermeni Tarihi.

AnavarzaArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Hatice Sanem Erkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit kültürünün günümüze yansımaları

Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, ismini aldığı ve "güneşin doğduğu yer" anlamına gelen Antik Yunanca kökenli ἀνατολή (Anatoli) sözcüğünün anlamı açısından haklı bir gurur taşımaktadır. Kültürel ve dinsel kültür rotalarının merkezinde yer alan Anadolu, birçok uygarlığın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Günümüz Anadolu gelenekleri ile yakından ilişkili bazı kültürel değerlerin, Anadolu'da M.Ö 2. binlerden itibaren değişmeden ve asimile olmadan aksine zenginleşerek günümüze kadar ulaştığı Hitit yazılı belgeleri ve tasvirli eserleri ile doğrulanabilmektedir. Kendilerini Hattililer'in devamı olarak gören, yazılı metinlerde de Hatti Ülkesi ve dillerini Kenişumnili/Neşumnili "Kaneşçe/Neşaca" şeklinde adlandıran Hititler, Anadolu'nun farklı bölgelerinde yerleşim yerleri kurmuşlar ve büyük bir imparatorluk haline gelmişlerdir. Bu tezin amacı, arkeolojik ve filolojik verilerden yararlanılarak Hitit kültürüne özgü ögelerin günümüze etkileri ve benzerlikleri hakkında bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmamızda Hitit ve Anadolu tarihine kısaca değinildikten sonra Hitit kültürüne özgü olguların, çivi yazılı tabletlerde anlatılanların yanı sıra tasvirli sanat eserleri de ele alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca geçmişten günümüze toplumlar arası süregelmiş benzeşimler ve etkiler gösterilmiştir. Bu benzeşimleri ve etkileri gösterebilmek adına günümüz geleneklerini ortaya koyabilecek folklorik araştırmalardan da yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Anadolu, din, büyü, fal, evlilik, ibadet, kurban, inanış, tapınım, gelenekler, görenekler, benzerlik.

Eski ÇağEski Çağ tarihiEvlilik+7
Nazime Turanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde ilkokul çağındaki çocukların arkeolojiye ve kültürel mirasa yaklaşımları

Geleceğimiz olan çocuklara arkeoloji ve kültürel miras bilinci aşılamak Anadolu'da yaşayan bizler için büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda toplum arkeolojisi kavramının gelişmesi ile birlikte arkeolojinin sadece akademik bir çalışma ile sınırlı olmadığı, tarihi unsurların yerel toplulukları da sürece dahil ederek korunması fikri ile birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Tez kapsamında; Adana İlinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki devlet ilkokulu ve bir özel ilkokul seçilmiştir. Çalışma grubu olarak 4. sınıf öğrencileri belirlenmiştir. İlkokul 4. sınıf öğrencilerine arkeoloji ve kültürel miras konularında bilinç kazandırmak amacıyla bir sunum gerçekleştirilmiştir. Sunum öncesinde, öğrencilerin arkeoloji ve kültürel miras konularındaki mevcut bilgi düzeylerini ve algılarını ölçmek amacıyla anket uygulanmıştır. Sunumun ardından aynı anket tekrar edilerek sunumun öğrenciler üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Arkeoloji, Kültürel Miras, Toplum Arkeolojisi, Çocuklar İçin Arkeoloji

Sebahat Simay Eren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yukarı Fırat Bölgesi Hellenistik ve Roma Dönemi yerleşimleri

Yukarı Fırat Bölgesi, ılıman iklimi, tarıma, yaşamsal faaliyetlere elverişli düzlüklere sahip olması nedeniyle, tarih öncesi dönemden günümüze, kültürel hareketliliğin yoğun olarak görüldüğü bir bölgedir. Bu özellikleri sebebiyle geçmişten günümüze çeşitli mücadelelere sahne olmuştur. Bölge hakkında bugüne kadar çok kısıtlı çalışma yapılmış olsa da, eldeki mevcut verilerden bu bölgede konumuz açısından, Hellenistik ve Roma Dönemleri'nde bir hareketlilik yaşandığı, gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmaları sayesinde görülmektedir. Özellikle, Roma'nın, bölgede yoğun mücadelelere girdiği, bu mücadelelere, Küçük Asya'da hakimiyet kurduktan sonra, sınırlarını Fırat'a kadar genişletme amacının sebep olduğu görülmüştür. Bu fetih hareketlerinin izlerini, bölgede özellikle Elazığ ve Malatya illerinde kazılar sonucu tespiti yapılan, kale yapılarının varlığı ile net bir şekilde görmekteyiz. Bu çalışma, eldeki kısıtlı sayıdaki verilerden yola çıkarak, Yukarı Fırat Bölgesi'nin, Paleolitik Çağlar'dan, Roma Dönemi'nin sonuna kadar geçirmiş olduğu evreleri, bir araya getirmeye, tek başlık altında toplamaya çalışmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimHelenistik Dönem+5
Serdar Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Dağlık Kilikya kentleri: Kent tipolojisi ve stratejik konumları üzerine bir çalışma

Bu çalışmada antik dönemde Batı Dağlık Kilikya olarak tanımlanan bölgede yer alan kentler incelenmiş, bölgenin topografyasından yola çıkarak kent tipolojileri ele alınmış ve bahsi geçen kentler için topoğrafyanın sağladığı stratejik üstünlük değerlendirilmiştir. Yeterince çalışılmamış olan Batı Dağlık Kilikya bölgesi için yapılan bu inceleme çalışması, bölgedeki kentleri tek tek ele almış ve antik çağ dünyasını daha iyi anlamamız için en temel iki konu üzerinde odaklanmıştır. Antik dönemde kentleri kurarken ardındaki nedenler arasında stratejik, ekonomik, politik ve kendilerini savunabilme unsurlar bulunmaktaydı. Özellikle M.Ö.2.yy'da Batı Kilikya'da da bu oldukça gerekli idi ve öncelikle yerleşim alanları seçilirken bu koşul sağlanmalıydı. Çünkü Akdeniz dünyasındaki korsanlık faaliyetleri insan hayatını çok olumsuz etkilemekteydi. Kentlerin limanları ya da koyları korsanlar tarafından ele geçirilmediği sürece kente büyük yarar sağlıyordu. Kentler korsanlar tarafından ele geçirildiğinde ise korsanlar için avantaj sağlıyordu. Bundandır ki bu kentler stratejik bir şekilde yüksekçe alanlara kurulmak zorunda kalmışlardır. Kentler tipolojik olarak sınıflandırıldığında, bu sınıflamaya bölgenin morfolojisinin oldukça belirgin şekilde etki ettiği görülmüştür. Bu çalışmada bölgenin kent tipleri belirlenmiş ve dönemin Akdeniz havzası için stratejik önemi vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Batı Dağlık Kilikya, Kent, Stratejik, Tipolojik, Turizm, Korsan.

Dağlık KilikyaKent dokusuKentsel yapı+4
Mehmet Dinçarslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nden bir grup Roma Dönemi sikkesi

Gaziantep Arkeoloji Müzesi gerek satın alma yoluyla gerekse kazıdan gelen sikkelerle her yıl çok sayıda sikke toplamakta ve koleksiyonunu zenginleştirmektedir. Bu çalışma Gaziantep Arkeoloji Müzesi sikke koleksiyonuna satın alma yoluyla kazandırılan bir grup Roma İmparatorluk Dönemi sikkesini konu edinmektedir. Konu kapsamında müzeye 2002 yılında getirilmiş 50 adet sikke incelenmiştir. Bu sikkeler Philippus I'den Licinius I'e kadar kronolojik olarak dönemlerine göre ayrılıp, gruplandırılarak incelenmiştir. Yayınlanmış sikke katalogları ile incelenen bu sikkeler karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Anahatar kelimeler: Sikke, Roma, Darphane

ArkeolojiArkeoloji müzeleriArkeolojik eserler+3
Nazime Mehveş Gölge
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu sanatında mobilya

"Urartu Sanatında Mobilya'' adlı çalışmada, Anadolu'nun Demir Çağı siyasal yapılanması içerisinde önemli bir yere sahip olan Urartu Uygarlığı'nda mobilya üretimi değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı; genel anlamda Urartu Uygarlığının sanat anlayışı ve bu sanat anlayışı içerisinde özellikle mobilya sanatının incelenmesi olacaktır. Yapılan çalışma sırasında özellikle çevre kültürlerin; Assur, Mezopotamya, Frig sanat anlayışı çıkış noktası olarak alınmış ve buna bağlı olarak Urartu Uygarlığının özgün sanat anlayışı açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taraması esnasında Urartu sanatında mobilya başlığının tek başına çalışılmadığı, bu nedenle Urartu mobilya sanatı konusuna daha çok çevre kültürlerin mobilya sanat anlayışının yer aldığı çalışmalar içerisinde bir alt başlık olarak değinildiği görülmüştür. Bu noktadan hareketle Urartu mobilya sanatı tez çalışması içerisinde tek başına ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Urartu, Assur, Frig, Mobilya.

MobilyaMobilya tasarımıMobilya üretimi+3
Eyup Atılgan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde yer alan Bizans dönemi sikkeleri

Bağımsız devlet olma vasfının temel unsurlarından birisi tarih boyunca para basma hakkıdır. Eski çağlarda ticaretin yapılması için devletlerin başlıca hedeflerinden birisi beklide en önemlisi madenlere sahip olmak ve para basamak olmuştur. Bu tezin amacı Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans dönemine ait sikkeleri tanıtmaktır. Bu amaçla Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde yapılan araştırmada çalışmaya yön verecek olan 2500 Bizans Sikkesi incelenmiştir.İncelenen sikkelerin Altın, Gümüş ve Bronz metallerden oluşan sikkeler kronolojik olarak tarihi belirlenmiştir. Sikkelerin hemen hemen tamamına yakını satın alma yoluyla müzeye kazandırılmıştır. Satın alma dışında müzeye kazandırılan sikkeler arasında hediye ve zoralım ( istirdat ) yönetimiyle alınan sikkeler oluşturur. Sikkeler üzerinde yapılan incelemede sikkelerin büyük bir kısmının silik olduğundan okunamadığı gözlemlenmiştir. Bazı sikkelerin ise oldukça korozyonlu olmasından dolayı sikke ikonografisi belirlenememiştir. Müzedeki sikkeler Genel olarak V. yüzyıl ile VII. yüzyıl arasında kesintisiz olarak devam etmektedir. Kahramanmaraş müzesinde yer alan Bizans sikkelerinin önemli bir kısmını ise "Anonim Follisler" oluşturmaktadır. Yüz yıl gibi bir dönemi (970–1072) kapsayan bu follisler Müzede A2, B, C, D, G,I ve İ Grubu ile adlandırılmıştır. Ayrıca katalog içerisindeki 1494 sikkenin Envanter numarası belirtilmiş, Müzeye geliş şekli ve tarihi belirlenerek ağırlık ve çapları belirlenmiştir. Bu uygulama ile sikkelerin daha iyi tahlil edilmesi amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerBizans Dönemi+5
Mehmet Güriçin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ 3. ve 2. binyıl Kuzey Suriye'de kentleşme süreci

Kent ve kentleşme tanımı üzerine birçok bilim insanı tarafından farklı fikirler öne sürülmüştür. Tarihte ilk kentlerin MÖ 4. binyılda Güney Mezopotamya'da doğduğu birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Güney Mezopotamya kökenli kültürün kuzeye yayılımı da Uruk yayılımı olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde güney karakterli özellikler kuzeyde de görülmeye başlamıştır. Bu yayılım dünyadaki ilk kolonizasyon hareketi olarak da bilinmektedir. Özellikle MÖ 4. binyılın sonu MÖ 3. binyılın başlarında Kuzey Suriye Bölgesinde Güney karakterli kentsel özellik gösteren yerleşim yerlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada MÖ 3. ve 2. binyılda Kuzey Suriye'de kentsel özellik gösteren yerleşim yerleri ayrıntılı olarak incelenecektir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Nagihan Bulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müslümantepe kazıları ışığında yukarı Dicle bölgesi M.Ö. II. bin mimarisi

Konumları itibari ile Orta ve Doğu Anadolu kültürleri ile Suriye ve Mezopotamya kültürleri arasında kalan tampon bölgede yer alan Yukarı Dicle Bölgesi yerleşimleri, kuzeyinde ve güneyinde yer alan söz konusu bölgelerdeki kültürlerin etkilerini bünyesinde barındıran önemli yerleşim alanlarıdır. Yukarıda belirttiğimiz bu durum kültür çeşitliliği açısından bölge yerleşimlerini genellikle olumlu yönde etkilemiş olsa da zaman zaman kuzeyinde ve güneyinde yer alan büyük devlet oluşumları arasındaki sınır mücadelelerine maruz kalan bölge yerleşimlerinde, otorite boşlukları ve karmaşalardan dolayı kendine has köklü bir kültür oluşumunu olumsuz yönde etkilemiştir. Yukarı Dicle Bölgesi'nde M.Ö. 2. binin ilk yarısında yukarıda belirttiğimiz duruma benzer bir siyasi durum izlenebilmektedir. M.Ö. 2. binin ilk yarısında güçlü bir devlet otoritesinin yer almadığı bölgede, aşiret geleneklerini sürdüren Hurri kökenli yerleşik ya da yarı göçebe toplulukların oluşturduğu küçük devletler yer almaktadır. M.Ö. 2. binin ikinci yarısında ise bölge Hitit İmparatorluğu, Mitanni Krallığı ve Asur Devleti arasındaki egemenlik mücadelelerine sahne olmuştur. Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız M.Ö. 2. binyılda meydana gelen otorite boşlukları ve siyasi çekişmelerin, başta Müslümantepe olmak üzere bölgede yer alan yerleşimlerdeki mimari yapılaşma üzerinde ne tür etkiler yarattığını izlemeye çalıştığımız tez çalışmamızda, kent ve kırsal kesimdeki yerleşim dokusu, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapı bütünsel olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarAsur Ticaret Kolonileri Çağı+6
Ahmet Akkaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında Antikçağ'dan günümüze Gaziantep'te yemek kültürü

İnsanın yeryüzünde görülmesinden günümüze gelinceye kadar doğada gösterdiği yaşam mücadelesi boyunca yaşam kalitesini belirleyen ve yaşamının devamlılığını sağlayan temel öge, beslenme ve yemek olmuştur. Yemek yapmak ve yemek yemek ise, insanlık tarihinde büyük bir değişime ve gelişime neden olmuştur. Antik yazarlar yaşadıkları dönemin beslenme kültürü hakkında eserlerinde birçok konuya değinmiş; arkeolojik kazılarda ele geçen hayvan kemikleri ile tüketilen hayvanların tarihsel geçmişleri hakkında bulgulara ulaşılmış; seramik, madeni ve cam kap formları ile, insanoğlunun yaşamıyla bire bir bağlantılı olarak beslenme kültürüne ait hem kültürel hem de ekonomik anlamda bilgilere ulaşılmıştır. Arkeolojik buluntular arasında yer alan mühürler, besin maddeleri, içecekler ve hayvan isimlerinin yer aldığı tabletler, levhalar, kabartmalar olmak üzere ele geçen tüm materyaller antik dönemden beri var olan köklü ve zengin yemek kültürüne ışık tutmuştur. Yemek kültürü, diğer tüm kültürler gibi coğrafi şartlara, çevreye ve inanışlara göre şekillenmiş; ilk yerleşik hayatın başladığı ve tarımın yapıldığı Mezopotamya, çeşitli mutfak kültürlerinin oluşumuna ev sahipliği yapmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi zengin mutfak kültürüne sahip bölgelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin "Bereketli Hilal" olarak anılan bölgede yer alması, farklı uygarlıklara ev sahipliği yapması ve tarihi derinliği, bölge mutfağının zengin olmasına zemin hazırlamış, bölgenin kendine has mutfak yapısını oluşmasına neden olmuştur. Tarihi çeşitliliği ve coğrafi konumu ile ülkemizin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Gaziantep, yemeklerinin zenginliğiyle Türk mutfak kültürünü renklendiren kendine has bir kültürel dokuyu ortaya koymuş; zengin yemek çeşitleriyle dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur. Çok kültürlü bir geçmişe sahip olan bu topraklarda Gaziantep ve çevresinden ele geçen arkeolojik buluntular da yemek kültürünün öneminin ve çeşitliliğinin göstergesi olmuştur.

Antik kültürAntik ÇağAntik şehirler+3
Özge Uğraş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Müzesi deposundaki yüzük taşları

Tez çalışması Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi Deposunda yer alan bir grup figürlü yüzük taşlarının kataloglanması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Kahramanmaraş Müzesi Envanterine kayıtlı olan 120 adet yüzük taşından Müze Arkeolojik Eserler Deposunda bulunan yüzük taşları seçilerek, bunlar üzerinde ön inceleme yapılmış ve 52 adedinin Arkeoloji Bilim Dünyasına tanıtımının sağlanması amacıyla yüksek lisans tez konusu belirlenmiştir. Tez çalışması için Kahramanmaraş Müze Müdürlüğünden gerekli izin alınmıştır. Çalışmaya konu olan 52 adet yüzük taşı Kahramanmaraş Müzesine satın alma yolu ile kazandırılmış olup tamamı envanterlidir. Bu çalışmada yüzük taşlarının, benzer örnekleri ile karşılaştırma yapılmak suretiyle tanımlamaları,tarihlendirilmeleri yapılmış, ölçüleri alınmış ve taş cinsleri belirlenerek katalog hazırlanmıştır. İncelenen yüzük taşları üzerinde tanrılar, tanrıçalar, günlük hayatla ilgili sahneler, hayvan figürleri,bitkisel figürlüler, betimlemeler, mitolojik yaratık figürler ve bir adedinde de yazıt bulunmaktadır. Çalışma kapsamındaki yüzük taşlarının çoğu Roma Dönemine, bir kısmı Hellenistik Döneme bir adedi de Tunç Dönemine tarihlendirilmiştir. Yüzük taşlarında, sard, akik, karnelien, kalseduan, sardoniks, jasper ve doğal taş gibi malzemeler kullanılmıştır. Taş dışında cam malzeme kullanılmıştır. Yüzük taşlarının, bir takı türü olan yüzüğün, ayrılmaz bir parçası olduğu için çalışmada, takıların tanımı, tarihi süreci, yüzüklerin tanımı,tarihi süreci, kullanım şekilleri, yüzük taşlarında kullanılan taş cinsleri, kullanımı, yapım teknikleri gibi bilgilere değinilmiştir. Ayrıca Kahramanmaraş bölgesinden elde edildiği için Kahramanmaraş İlinin konumu, tarihsel coğrafyası ve Kahramanmaraş Müzesi hakkında da bilgiler sunulmuştur.

Arkeoloji müzeleriDeğerli taşlarKahramanmaraş+4
Safinaz Akbaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili Kalkolitik Dönem ok uçlarının tipolojik analizi

İnsanoğlunun mağaralarda yaşadığı Paleolitik çağlarda, avcılık ve toplayıcılıkla geçinirken taş çeşitlerini kullanmış ve bunlara zamanla işlevsel olabilmesi için şekiller vermeye başlanmıştır.İnsanların ilk yerleşik hayata geçtiği Neolitik' ten itibaren, insanlar bu taş silahları, daha da geliştirmiş; taş baltalara kemik saplar takmaya, obsidiyen ok uçları yapmaya, kemik saplı obsidiyen ve çakmak taşı bıçaklar üretmeye başlamışlardır. Kalkolitik Çağ ile birlikte giderek gelişen sosyal dinamizmin doğal çevre olanaklarını zorlaması konumuz olan ok uçlarını daha da işlevselleştirmiştir.Elazığ yöresindeki Arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkartılan ok uçlarının detaylı olarak incelenmesi bu çerçevede Doğu Anadolu ve Çevresindeki Kalkolitik Çağ ok uçlarının tipolojik olarak kendinden önceki ve sonraki dönemlerle karşılaştırılması avlanma geleneğinin esasını oluşturan ok uçlarının arkeolojik dönemler içerisinde değişim ve gelişim süreci nasıl gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

AletlerElazığKalkolitik Dönem+4
Funda Yüksel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ mimarisi ve yerleşim modelleri

Bu çalışmada Batı Anadolu sahil şeridinde, kazısı yapılan Kalkolitik Çağ merkezlerinin mimarisi stratigrafik düzen içerisinde değerlendirilerek yapıların inşasında kullanılan malzeme, teknik, yapı tipleri ve yerleşim modelleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ege Denizi boyunca, kuzeyde Çanakkale?den güneyde Muğla?ya kadar Batı Anadolu sahil şeridi içerisinde bereketli tarım ovaları üzerine kurulan Kalkolitik Çağ merkezlerinin birçoğu, Büyük ve Küçük Menderes, Bakır Çay, Gediz Çayı ve kollarının oluşturduğu alüvyon dolguları altında kalmıştır. Yeterince araştırılmayan ve içerisinde kronoloji sorunları bulunduran Kalkolitik Çağ, yaklaşık olarak M.Ö. 6000-3000 yılları arasında; Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç dönem içeren uzun bir kültür sürecidir. Kullanılan malzeme, teknik ve yapı tipleri yerleşim yerleri içerisinde küçük farklılıklar olmasına rağmen genel olarak bir bütünlük arz eder. Yapıların inşasında kullanılan malzemeler, taş, ahşap, çamur harç, dal, saz ve otsu bitkilerden oluşmaktadır. Teknik olarak ise dal-örgü ve çamur-harç, taş temel üzeri kerpiç ve kerpiç duvar tekniği kullanılmıştır. Dal-örgü ve çamur-harç ve taş temel üzeri kerpiç mimari teknikleri tüm Kalkolitik Çağ boyunca kullanılmışken, kerpiç duvar tekniği Erken ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır. Bu tekniklerle inşa edilen, dikdörtgen, apsidal, ızgara, çukur ve dairesel planlı yapıların Kalkolitik Çağ merkezleri içerisinde farklı dönemlerde yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Dikdörtgen planlı yapılar, Kalkolitik Çağ?ın tüm evrelerinde kullanılırken Çukur ve dairesel planlı yapılar Orta ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde, apsidal ve ızgara planlı yapılar ise Batı Anadolu sahil şeridinde sadece Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ yerleşim modelleri, yetersiz mimari kalıntılardan dolayı birkaç merkez dışında tam olarak anlaşılamamıştır. Bu merkezlerden elde edilen mimari veriler ışığında, yerleşim yerleri; sokak veya açık işlik alanlarıyla ayrılmış açık bir yerleşim modeli sunmaktadır. Anahtar Sözcükler 1 Kalkolitik 2 Mimari 3 Yerleşim modelleri 4 Batı Anadolu 5 Yapı teknikleri

AnadoluBatı AnadoluKalkolitik Dönem+5
Ümit Gündoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Camihöyük Helenistik-Roma dönemi nekropolü

Nekropoller antik kentlerin ve höyüklerin yapısında, kentlerin sosyal yapısının anlaşılmasında önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü çalışmalarında ortaya çıkarılan mezar yapılarının değerlendirilmesi ve tüm yönleriyle incelenmesi, höyük üzerine kapsamlı bilgilerin ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Çalışmanın birinci bölümünde Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü?nün coğrafi konumu, tarihsel çerçevesi ve yerleşim kalıntıları tanımlanmaktadır. Böylece höyük ile ilgili genel bir bilginin verilmesi sağlanmıştır. İkinci bölümde, Camihöyük Helenistik-Roma Nekropolü ve bu nekropol üzerinde yer alan mezar tipleri anlatılmaktadır. Mezar tipleri: Taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar, kerpiç sanduka mezarlar, çömlek mezarlar ve pişmiş toprak lahit olmak üzere 5 tip mezar yapısı görülmektedir. Değerlendirilen tüm mezar yapıları bir tipolojik sınıflandırma içinde bütün yönleriyle tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde ise, ikinci bölümde gerçekleştirilmiş olan çalışmalar ve bu çalışma ile elde edilen çizimler, fotoğraflar ve tanımlamalar ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Camihöyük, Helenistik-Roma, nekropol, taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar, kerpiç sanduka mezarlar, çömlek mezarlar ve pişmiş toprak lahit.

CamihöyükHelenistik DönemMezarlar+1
Fırat Yalçıner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Phokaia siyah firnisli seramikleri

Bu çalışmada, Batı Anadolu?nun önemli kentlerinden biri olan, seramik ithalatı ve yerel üretimi konusunda arkeolojik veriler sunan Phokaia?da, siyah firnisli seramiklerin üretimi, ayrıntılı incelenmesi ve tanıtımının yapılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmadan çıkacak sonuçların Phokaia?dan ya da diğer merkezlerden gelebilecek seramik malzemeleri için de, referans niteliği taşıması beklenmektedir. Tez çalışması kapsamında Foça İsmetpaşa Mahallesi 1056 Ada 13 Parselde yapılan sondaj kazı çalışmalarında ele geçen siyah firnisli ve siyah firnis bant bezemeli seramik örnekleri incelenmektedir. Bu seramik buluntularının el ve bilgisayar çizimleri yapıldıktan sonra, benzer örneklerden yola çıkılarak ana gruplara ayrılmaktadır. Ana grup içerisinde yer alan örnekler profil ve bezeme özelliklerine göre birden çok alt grupta yer alabilmektedir. Phokaia ve diğer merkezlerde ele geçen benzer örnekler dikkate alınarak tarihlendirilen siyah firnisli seramiklerin Phokaia?da, İ.Ö. 7. ve 2. yüzyıllar arasında sürekli bir kullanımının olduğu anlaşılmaktadır. Bu örnekler içerisinde ithal Attika siyah firnisli seramiklerinin yanında, çok sayıda Attika dışı yerel üretimin olması, Phokaia?da ithal seramiklerin yanısıra yoğun bir yerel üretimin yapıldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Phokaia, Siyah Firnisli Seramik, Seramik, İonia, Yerel Üretim

Kenan Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bithynia bölgesi lahitleri

Tez çalışmasının konusunu oluşturan Bithynia lahitleri ve ölü gömme geleneği bugüne kadar herhangi bir ayrıntılı çalışmaya konu olmamıştır. Bu doğrultuda, katalog çalışması yapılarak lahitleri tipolojik olarak sınıflandırmak, özellikle bölgenin kendine özgü form özelliklerini ortaya çıkarmak ve lahitleri üslup özelliklerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Yapılan çalışmaların sonucunda Bithynia bölgesi müzelerinde tespit edilen 83 lahit tekneler üzerindeki bezemelere göre yedi gruba ayrılmıştır. Çalışma bölgedeki lahitlerin Roma İmparatorluk Dönemi?nde, M.S. I. ile M.S. III. yüzyıl arasında kullanım gördüklerini göstermektedir. Anahtar Sözcükler 1. Bithynia 2. Lahit 3. Ölü Gömme Geleneği 4. Bezeme 5. Üslup Özellikleri

Safiye Aydın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Roma imparatorluk dönemi Iuliopolis şehir sikkeleri

İlk kez Roma İmparatorluk döneminde sikke darp etmeye başlayan Iuliopolis darphanesinin faaliyetini konu alan bu tez çalışması, bugüne dek hakkında az şey bilinen kentin, sikkeler sayesinde daha yakından tanınmasını amaçlayarak hazırlanmıştır. Gerek antik, gerekse modern kaynaklar kent hakkında detaylı bilgi vermemektedir. Antik Bithynia bölgesinde bulunan kent günümüzde Ankara İli, Nallıhan İlçesi, Çayırhan Beldesinde bulunan ve 1950 li yıllarda yapılan Sarıyar Baraj Gölü suları altında kalmış ve dolayısı ile kente ait herhangi bir mimari kalıntıya ulaşılamamıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Melih ARSLAN başkanlığında Çayırhan Beldesi, Gülşehri Mevkiinde bulunan kalker kayalık üzerinde yapılan Nekropol Kazılarında bulunan kentin sikkeleri sayesinde nekropolün kente ait olduğu anlaşılabilmiş ve kente ait bir bölüm ilk kez bilimsel kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Kentin darphanesi İmparator Vespasianus zamanında başladığı faaliyetini İmparator Gallienus zamanına kadar sürdürmüştür. Başlangıçta daha merkezi bir anlayışla basılan kent sikkeleri İmparator Commodus zamanına kadar sadece Vespasianus ve Traianus döneminde basılmış olup ilk kez düzenli sikke basımına Commodus?tan itibaren başlanmıştır. Kentin sikkeleri üzerinde en çok dini tasvirler yer bulmuştur. Septimius Severus zamanından sonra askeri içerikli sikkelerde basılmaya başlanmıştır. Kentin sikkeleri üzerinde gördüğümüz tanrı ve tanrıça tasvirleri resmedilmiş ve hem sayı hem de çeşitlilik açısından bu çalışma ile birlikte kentin bilmediğimiz farklı tipte sikkeleri tanıtılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Bithynia 2. Darphane 3. Vespasianus 4. Nekropol 5. Sikke

Ülkü Devecioğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Tunç Çaği'nda anadolu myken i̇li̇şki̇leri̇

Geç Tunç Çağı?nın başladığı dönemde Anadolu, Kıta Yunanistan ve Akdeniz Havzası?nda köklü değişimler yaşanmış ve bu zaman aralığında söz konusu bölgelerde yeni siyasi oluşumlar meydana gelmiştir. Ege Havzası?nda Minos Uygarlığı güç kaybederken yerini Myken siyasi oluşumuna bırakmış, Anadolu?da ise Hitit siyasi egemenliği hızla güç kazanmıştır. Kıta Yunanistan , Ege adaları ve Doğu Akdeniz?e kadar geniş bir coğrafi alan içinde yayılım gösteren Myken kültürü siyasi yapısı hakkında kesin bir sonuca varmak şu an için mümkün değildir. Anadolu?da ise Myken kültürünün ne şekilde yayılım bulduğu sınırlı bilgilerle karşımıza çıkmaktadır. Myken etkinlik alanının en yoğun olarak gözlemlendiği Batı Anadolu?da elde edilen veriler sınırlı sayıdadır ve farklı yorumlara dayanmaktadır. Anadolu?da gerçek anlamda bir Myken kolonisi olup olmadığı uzun yıllar tartışma konusu olmuş ve konuyla ilgili oldukça değişik görüşler ortaya atılmıştır. Fakat şu an için yapılan tüm yorumların bir varsayımdan ileri gidemeyeceği kesindir. Anadolu?da güçlenen Hitit otoritesi sınırlarını daha çok Mezopotamya ve Kuzey Suriye yönünde genişletmiştir. Ancak Batı Anadolu?nun zengin kaynakları göz ardı edilmemiş ve bu bölge sürekli olarak kontrol altında tutulmaya çalışılmıştır. Dönem için önemli veriler sunan bir diğer konu Doğu Akdeniz ticaretidir. Bu sistem farklı siyasi sınırlar içinde olan güçlerin uzak mesafe yaptığı ticareti kapsamaktadır. Akdeniz dünyasını kapsayan ticari ilişkiler söz konusu dönemde büyük bir ivme kazanmış; Mısır, Levant, Kıbrıs, Anadolu ve Yunanistan gibi siyasi otoriteler bu ağda önemli roller oynamışlardır. Bu ticari sistemde tüccarlar Yakındoğu?nun gelişmiş uygarlıklarına hammadde sağlamış ve karşılığında batıdaki kültürlerin talep ettiği lüks malları alma olanağına sahip olmuşlardır. Anahtar Kelimeler 1.Anadolu 2.Myken 3.Geç Tunç Çağı 4.Deniz Ticareti 5.Batı Anadolu

Anadolu
Pakize Çağlar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sikkeler ışığında Pontos Kralı Mithradates VI Eupator dönemi

Anadolu'nun zengin kültürel alt yapısının temellerini oluşturan Hellenistik krallıklardan olan Pontos Krallığı'nın en parlak dönemi Mithradates VI Eupator dönemidir. Mithradates VI Eupator'un, M.Ö. 120 ve M.Ö. 63 yılları arasında bastırmış olduğu sikkelerin incelenmesi, dönemin ticari, iktisadi, politik, siyasi, dinsel boyutlarının sikkeler üzerindeki ikonografi üzerinden yorumlanması tezin konusunu oluşturmaktadır. Bunun yanında dönem içinde Pontos devletine tabi olan ve etki alanı içindeki bölgelerin sikke basımı ile kullanımına yönelik bulgularda incelenmiştir. Mithradates VI Eupator dönemine sikkeler üzerindeki ikonografi üzerinden yaklaşarak, yeni yorumlar katmak amaçlanmaktadır. Tez konusu Mithradates VI Eupator dönemi Pontos sikkeleridir. Bu bağlamda tez çalışması bölge ve hükümranlık alanı olarak Pontos devleti, dönem olarak M.Ö.120-63 yılları arasında Mithradates VI Eupator dönemini kapsamaktadır. Mithradates VI Eupator dönemi Pontos sikkeleri uzmanlık tezinin hazırlanmasında uygulanacak yöntem, sikkelerin basıldıkları dönem içerisinde tarihsel olaylar ile olan etkileşimlerinin incelenerek, elde edilecek sonuçların bilimsel veri ve öneri olarak ele alınmasını sağlamaktır. Sonuç olarak sikkelerin çeşit ve miktar bakımından çoğunluğunun Amisos'da darp edildiği, ayrıca Pontos Krallığının bünyesindeki sikke darp görevlilerinin Amisos darphanesi ile bağları bulunduğu görülmüştür. Amisos'da görülen monogramlar Bosporos dahil krallığın bir çok darphanesinde karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca altın ve gümüş sikkelerin darp görevlilerinin farklı bir statüde olabileceği görülmüştür. Pontos krallığında az basılan drahmilerin Pergamon'da basılmış olması, Mithradates'in ele geçirdiği bölgelerin ticari ölçülerine ekonominin sekteye uğramaması için saygı göstermek zorunda kaldığına işaret eder. Dardanos antlaşmasından sonra stater darbına son verilmesinde Roma'nın imparatorluk politikasının etken olduğu görülmektedir. Basımına izin verilen kent sikkelerinin standartlaştırılmış aynı tip sikkeler olması bize merkezi otoritenin gücünü kanıtlamaktadır. Pontos'da mevcut dört darphaneye sekiz tanesinin eklenmiş olması Mithradates VI Eupator'un savaş stratejisi ile bağlantılı olduğu görülmektedir. Sikkeler üzerinde görülen yoğun Mithras kültü propagandasının Anadolu halklarını birleştirecek yeni bir dinin propagandası olduğunu söylememiz mümkündür. Son olarak mevcut sorunların netleşebilmesi için konuya yönelik olarak Karadeniz bölgesindeki bilimsel çalışmaların artırılmasının, dönemin karanlıkta kalan kısmını aydınlatacağı kanaatindeyim. Anahtar Sözcükler: 1.Mithradates 2.Pontos 3.Sikke 4.Karadeniz 5.Hellenistik

Turhanalp Gültekin Yanbeyi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ve Mardin Müzelerindeki Hellenistik dönem sikkeleri

Sikke, belli bir ölçüye göre altın, gümüş, bakır, tunç, pirinç ve kalay gibi değerli metallerle darp edilen, devletin resmi damgasıyla garantilenmiş, madeni bir paradır ve ilkel çağlardan beri ticarette geçerli olan değiş-tokuş yöntemleri yerine daha kullanışlı bir değişim aracı olarak, M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu'da Lidyalılar tarafından icad edilmiştir. Yüzyıllar önce yaşamış toplumlar hakkında bilgiler veren sikkeler tarihi konuşturan belge niteliğindedir. Büyük İskender'le başlayan M.Ö.334 ve M.Ö. 30 yılındaki Actium Savaşı'na kadar süren ve modern tarihçiler tarafından Hellenistik Çağ olarak nitelendirilmiştir. Hellenistik dönemdeki krallar inşa ettikleri şehirlerde halkın ve ordunun ihtiyacını karşılamak ve ticari hayatı canlı tutmak için darphaneler kurarak, kendi adlarına sikke basımını gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca, Askeri hareketler ile ücretli askeri birliklerden yararlanılması ve sonra da terhis edilmesi sikke dolaşımında önemli rol oynamıştır. Tezimizde Diyarbakır ve Mardin Müzelerinde yeralan ve vitrinde sergilenen Hellenistik döneme ait 116 sikke incelenmiştir. Ele alınan örnekler; ön ve arka yüzeylerindeki betimlemeler, yazıtlar, kullanılan metal veya alaşımlar ve özellikleri, ağırlığı, birimi, çapı ve et kalınlığı, darp edildiği şehir, yıl ve kralların hakimiyet dönemleri açısından ele alınarak ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmamızda Diyarbakır ve Mardin müzesindeki eserlerin, tarih, ağırlık, ön ve arka yüzlerindeki betimlemeler ve diğer özellikleri açısından karşılaştırılarak ortak ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır.

Şevki İhya Sarıcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis aşağı hamam-palaestra cam buluntuları

İzmir İli, Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasındaki bir tepe ve yamaçlara kurulmuş olan Metropolis, Küçük Menderes ovasına hakim konumdaki bir yerleşimdir. Kentte 2003-2018 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Aşağı Hamam-Palaestra yapısı cam buluntuları bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Roma hamamlarının yalnızca halkın yıkanma ihtiyacını karşılamadığı, aynı zamanda yapıya palaestra (spor alanı), yeme içme ile ilişkilendirilebilecek tabernalar, portikolar eklenerek insanların sosyal ve kültürel paylaşımlarda bulundukları yapılar haline dönüştürüldüğü bilinmektedir. Böylece sadece yıkanma değil, aynı zamanda sosyalleşme alanları olan hamamlarda saptanan cam buluntular, bu farklı işlevleri yansıtan arkeolojik veriler olarak da anlam kazanmaktadır. Metropolis Aşağı Hamam-Palaestra kazılarında tespit edilen cam buluntular MÖ 1. yüzyıl'dan başlayarak MS 7. yüzyıl'a kadar geniş bir zaman dilimine tarihlenirken, cam vazo repertuarı ve cam mamüllerin kullanım biçimini aydınlatıcı nitelikte bir bütünlük göstermektedir. Bu kapsamda, kentin günlük hayatında oldukça yaygın bir kullanım yelpazesine sahip olduğu anlaşılan cam malzeme kullanım amacı ve bulundukları mekanlar göz önünde tutularak değerlendirilmiş, form repertuarı belirlenerek tarihlendirmeleri yapılmıştır. Ayrıca, yine hamam kazıları sırasında tespit edilen pencere camı buluntuları ile yapının mimari çalışmalarına katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Arkeolojik veriler MS 4. yüzyılda hamam yapısının işlevini yitirmiş olduğunu ve ardından bir atelye alanına dönüştürüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu atelye alanında bir cam işliğine rastlanması, cam çalışmaları bakımından önem taşımaktadır. Adı geçen işliğe ait buluntular Geç Antik Dönem'de Batı Anadolu'daki bir cam işleme atelyesinin teknik özelliklerini, üretim biçimini yansıtması bakımından değer taşımakta ve çalışma kapsamında ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarCam+7
Emine Akkuş Koçak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zincirli Höyük, Tatarlı Höyük ve Ovaören-Yassıhöyük arkeobotanik verileri ışığında Demir Çağı'nda beslenme

Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölgesinde yer alan Geç Hitit dönemi yerleşimlerinden biri olan Zincirli Höyük arkeobotanik örnekleri çalışılmıştır. Genellikle kömürleşmiş vaziyette ve az sayıda mineralleşme ile korunan bitki kalıntıları tanımlanmış ve fotoğraflanmıştır. Kıyaslama amacıyla Tatarlı Höyük (Adana) ve Ovaören-Yassıhöyük (Nevşehir) arkeobotanik örnekleri de incelenmiştir. Zincirli Höyük coğrafi konumundan, doğal kaynaklarından ve verimli topraklarından dolayı Erken Tunç Çağı'ndan Helenistik döneme kadar yerleşim görmüştür. Yerleşimin paleo-çevresel görünümünü, beslenme alışkanlıklarını, tarımsal faaliyetlerini ve ritüel pratiklerini anlamak için arkeobotanik bulgular önem arz etmektedir.Beslenme pratiklerini ortaya koymak için yapılan arkeobotanik çalışmalar sonucunda familya, cins ve tür seviyesinde toplamda 16 farklı bitki taksonu tespit edilmiştir. Orta Anadolu'da karasal iklim özelliklerine sahip Ovaören-Yassıhöyük yerleşiminde incelenen Demir Çağı örnekleri sonucunda beslenmenin göstergesi olan 14 farklı takson bitki çeşidi tespit edilmiştir. Akdeniz bölgesinde bulunan ve Akdeniz iklim özelliklerine sahip Tatarlı Höyük yerleşiminde Demir Çağı seviyelerinden alınmış örneklerin inceleme sonuçlarına göre ise beslenme emaresi olan 6 farklı takson tespit edilmiştir. Demir Çağı örneklerinin inceleme sonuçlarına göre buğdaygiller ve baklagiller baskın olarak tüketilmiş mahsullerdir. Buğdaygiller (Poaceae) içerisinde; arpa (Hordeum sp.), ekmeklik/makarnalık buğday (Triticum aestivum/durum) baskın görünmektedir. Baklagiller (Fabaceae) içerisinde ise mercimek (Lens culinaris) ve karaburçak (Vicia ervilia) yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır. Üzüm (Vitis vinifera) ve zeytin (Olea europaea) ise beslenme açısından önemli diğer arkeobotanik veriler olarak görülmektedir. Tatarlı Höyük ve Ovaören-Yassıhöyük'ün yabani bitki kalıntıları da bu çalışmada yer almaktadır. Ovaören-Yassıhöyük'te aile, cins ve tür bazında toplam 15 farklı yabani bitki taksonu tespit edilmiştir. Tatarlı Höyük'te ise aile, cins ve tür bazında toplam 4 farklı yabani bitki görülmüştür.

ArkeobotanikArkeolojik alanlarBeslenme+4
Gamze Koç
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tatarlı Höyük 2007-2016 yılları kazılarında açığa çıkarılan Hitit Imparatorluk dönemi seramikleri

Ovalık Kilikya'nın doğusunda yer alan ve bölgenin en büyük yerleşimlerinden birisi olan Tatarlı Höyük, çevresindeki bol su kaynakları ve doğal geçitlere olan yakınlığı ile jeopolitik açıdan oldukça önemli bir konuma sahiptir. MÖ II. binin ortalarında Kizzuwatna ismiyle karşımıza çıkan Çukurova Bölgesi'nin Kuzey Suriye ve Mezopotamya topraklarına yakınlığı Hitit dünyasıyla ilişkilerini beraberinde getirmiştir. Bu etkileşimin sadece siyasal değil ekonomik, kültürel ve dinsel boyutları da bulunmaktadır. Özellikle II. Suppiluliuma ile başlatılan Hitit İmparatorluk Döneminde Çukurova Bölgesi Hitit siyasi yayılımının bir parçası olarak karşımıza çıkar. Tatarlı Höyük'te bu yayılımın bir yansıması olarak öne çıkan buluntu gruplarından birisi de seramiklerdir. Bu çalışmada IVa tabakasında ele geçen ve yaklaşık olarak MÖ 14-13.yy'lar arasına tarihlenen seramikler ayrıntılı bir tipolojik sınıflama ile ele alınmış ve büyük çoğunluğu monokrom olan bu seramiklerde kullanılan hamur grupları tespit edilerek, arkeometrik analizlerle mikromorfolojik yapıları ortaya konmuştur. Özellikle tabak, çanak ve testi formlarıyla yapılan tipolojik karşılaştırmalar bu seramiklerin Hitit çekirdek bölgesi içinde yer alan merkezlerle büyük oranda benzerlik taşıdığını göstermektedir. Höyükte IVa tabakasına tarihlenen seramik fırınının varlığı ve arkeometrik sonuçların ortaya koyduğu volkanik kayaçların bozunumundan elde edilen kil ve minerallerin varlığı, bölgenin jeolojik yapısı da dikkate alındığında yerel bir üretimi işaret etmektedir. Bunun yanı sıra daha az oranda görülen boyalı parçalar OTÇ'ndan beri süregelen Suriye-Kilikya geleneğinin etkisinde yerel özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. Tekil örnekler olmakla birlikte Ege ve Kıbrıs dünyasıyla bağlantıları gösteren seramik parçalar MÖ 14. yy içerisinde Tatarlı Höyük'ün çevre kültürlerle bağlantılı bir yerleşim olduğunun kanıtlarını sunmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Çukurova bölgesinde GTÇ IIa dönemi ile çağdaş olan Hitit İmparatorluk Döneminde, bölgenin seramik repertuarına ayrıntılı bir katkı sunulması amaçlanmış, yerleşimdeki Hitit etkisinin boyutları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+6
Özlem Girginer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zeugma Mousalar Evi Terra Sigillataları ışığında convivium sofra takımları

Zeugma Antik Kenti, günümüzde Gaziantep İli, Nizip İlçesi, Belkıs Köyü sınırları içinde, Fırat nehri kıyısında yer almaktadır. Tez konusunu oluşturan malzeme, Zeugma Doğu Konut sektöründe yer alan Mousalar Evi'nde 2014 yılında yürütülen kazı çalışmaları sırasında ele geçen terra sigillata grubuna ait seramiklerdir. Terra Sigillatalar Roma Geç Cumhuriyet/İmparatorluk Dönemi convivium'larında masa üstü kullanım kap repertuvarı içinde yer bulmaları bakımından oldukça önem taşımaktadır. İmparator sofralarında convivium geleneğinde yer alan Terra Sigillatalar, refah seviyesi yüksek olan Romalılar tarafından da ziyafet sofralarında zenginlik ve statü göstergesi olarak tercih edilen masa üstü kapları olmuştur. Tez kapsamında sunulan seramikler; teknik bilgileri, çizim ve fotoğraflarıyla birlikte Zeugma ile ilişkili yakın coğrafyaya ait örneklerle paralellik kurularak kataloglanmış, yapılan değerlendirmeler ışığında DSA grubu içinde değerlendirilerek, MÖ 1.yy -MS 2.yy arasına tarihlendirilmiştir. Güncel verilerle seramik üretimi yapan fırın ya da atölye Zeugma Antik Kenti'nde henüz tespit edilmemiştir. Ancak civar kentlerde bulunan üretim merkezlerine ait örneklerin ele geçmesi, iletişim ağının ya da ticaretin varlığını kanıtlar niteliktedir. Tez kapsamına alınan seramikler içerisinde yer alan Batı Sigillataları da bu ticaretin bir diğer kanıtıdır. Çalışma konusunu oluşturan seramiklerde karşılaşılan formlar ve bunların alt tipleri, tipolojik ve kronolojik saptamalarla ve oranları karşılaştırmalı istatistiklerle gösterilmiştir. Zeugma'nın masa üstü kullanım kaplarını oluşturan malzemeler içerisinde terra sigillataların yoğunluğu dikkat çekmektedir. Bu yoğunluk irdelenerek yapılan yorumlarla sunulmaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerEvler+6
Orhan Baba
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurul Kalesi Hellenistik Dönem mimarisi

Kurul Kalesi, Orta ve Doğu Karadeniz'i birbirinden ayıran Melet Irmağı'nın (Melanthios) kenarında ve Karadeniz'in (Pontos Aksenos/Euksenos) kuş uçuşu yaklaşık 9 kilometre güneyinde bulunmaktadır. 2010'dan beri süregelen kazılar hem Karadeniz, hem de Anadolu arkeolojisi açısından çok önemli sonuçlar sunmuştur. "Kurul Kalesi Hellenistik Dönem Mimarisi" adlı doktora tezi çalışması kapsamında 2010-2019 yılları arasında açığa çıkartılan yerleşime ve mimariye dayalı arkeolojik veriler irdelenmiştir. Kurul Kalesi'nde açığa çıkartılan otuz sekiz adet yapı, "Kaya" ve "Mekân" mimarisi olarak iki ayrı başlıkta incelenmiştir. Yerleşim dokusunu oluşturan unsurlar hakkında nicel-nitel gözlemler, veriler, düşünceler aktarılmış olup bu yapıların olası fonksiyonları hakkında bazı öneriler ileri sürülmüştür. Pontos Bölgesi'nde gözlemlenebilen Hellenistik Dönem'e ait diğer mimari veriler ile karşılaştırılarak Kurul Kalesi yapıları ve mimari teknikleri değerlendirilmiştir. Mimaride kullanılan materyallerin laboratuvar analizleri yapılmış ve bu materyallerin karakterleri ve arkeometrik özellikleri ortaya koyulmuştur. Kurul Kalesi'nin VI. Mitradates Dönemi'nde çok etkin bir biçimde kullanıldığı anlaşılmıştır. Kurul Kalesi'nin mimari açıdan değerlendirilmesi; kalenin yerleşim karakteri, yapıların ve mekânların olası fonksiyonlarının belirlenmesi, kültsel faaliyetlerin mekânlara yansıyışı ve ileriki dönemde bölgede yapılacak diğer kazı çalışmalarına bilimsel bir temel oluşturması açısından önem taşımaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+6
Ahmet Emirhan Bulut
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eskiçağ tasvir sanatında müzik ve müzik aletleri

Günümüzde arkeoloji diğer bilim dalları ile çok yönlü ilişki içerisindedir. "Eski Çağ Tasvir Sanatında Müzik ve Müzik Aletleri" başlıklı tez çalışmasında içerisinde, arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirlerden, müzikal unsurlar, müziğin sosyal etkinlikler ve sosyal kurumlar için önemi, müzik grupları, müzisyenler, çalgılar, birbirleriyle ilişkileri, benzerlikleri araştırılmıştır. Yazılı tarihten önceki dönemden, Geç Antik Çağ başlangıcına kadar olan tarih süreci içerisinde, insanlık uygarlık tarihinin temellerinin atıldığı bugünkü Mezopotamya, Anadolu, Akdeniz, Mısır ve Avrupa topraklarında kurulmuş medeniyetlerden günümüze ulaşan arkeolojik buluntular üzerinde yer alan müzik ve müzik aleti tasvirli seramik, taş, madeni eserler, duvar resimleri, mozaikler, sikkeler, süs eşyaları vb. örnekler, litaretür taraması ve müzelerde yapılan gözlemler sonucunda incelenip, elde edilen veriler tezin kapsamında değerlendirilmiştir. Özellikle arkeolojik materyaller üzerinden müziğin ve müzik aletlerinin kültürel etkileşimleri, gelişimleri araştırılmış bu bağlamda kültürler üzerinde nasıl etkileri olduğu konusunda sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Muhakkak ki üzerinde müzik ve müzik aleti hakkında bilgi ve tasvir barındıran eserler en önemli kaynaklar olmuştur. Bunlar haricinde daha önce bu çalışmanın içerisinde yer alan başlıkları içerisinde barındıran akademik çalışmalar titizlikle incelenerek kullanılmıştır. Konu çok geniş bir coğrafyayı ve birçok eski kültürleri kapsadığı için, insanlıkla yaşıt olan müzik olgusunun geniş kitlelere yayılmasında, uygarlıklar içerisinde kendinden sonraki kuşaklara, resmi ve özel yaşantıda ne gibi uygulamalar yapılacağına dair görsel ve yazısal bilgilerin aktarılmasında, tasvir sanatının çok önemli bir araç olduğu kanısına varılmıştır. Bu konuda özellikle Türkiye'de yapılmış olan çalışmaların yetersizliği ve arkeolojik bakış açısıyla çalışmaların yapılmamış olması bu tez çalışmasının gerçekleştirilmesindeki en önemli nedendir. Daha sonra yapılacak olan akademik çalışmalara gerek yöntem gerekse içerik açısından bir alt yapı oluşturmak ise öncelikli amaçlarımızdan olmuştur. Yayınlarda arkeolojik materyaller üzerindeki müzik ve müzik aleti tasviri ile ilgili sahnelerin çözümlenmesi konusunda belirsizlik ve yanlışlıkların olduğu görülmektedir. Başlıca hata ve yanlışlıklar tasvirlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Daha sonra yapılacak olan çalışmalarda arkeolojik materyaller üzerinde yer alan tasvirler yorumlanırken, yapılması muhtemel hataların en aza indirilmesi amacıyla bazı öneriler getirilmiştir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik yerleşim+7
Ziya Özer
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ovaören Demir Çağı mimarisinin Orta Anadolu Demir Çağı mimari gelenekleri içindeki yeri ve önemi

Orta Anadolu Bölgesi'nin jeolojik açıdan zengin Kapadokya Bölümü içerisinde yer alan Ovaören, Nevşehir ili Gülşehir ilçesine bağlı Ovaören kasabasının 2,5 km güneyinde, 3 farklı birimden oluşan arkeolojik bir bütünlüğü temsil etmektedir. "Ovaören Arkeolojik Yerleşim Alanı" olarak da tanımlanan söz konusu alan batıda Topakhöyük ve Teras Alanı, doğuda ise bu birimlere 350 m uzaklıktaki Yassıhöyük'ten oluşmaktadır. Ovaören'de 2007-2021 yılları arasında gerçekleştirilen çalışmalar, 3 birimin kronolojik olarak birbirini tamamlayan nitelikte alanlar olduğunu ortaya koymakla beraber, Topakhöyük ve Teras Alanı'nda Erken ve Orta Tunç Çağı tabakaları, Yassıhöyük'te ise Geç Tunç Çağı ve Demir Çağı tabakaları açığa çıkarılmıştır. Geç Tunç Çağı'nda mimari, seramik ve küçük buluntuları ile Hitit kültürünün temsilcilerinden biri olan Ovaören, Hitit Devleti'nin ortadan kalkması ile sonuçlanan kültürel ve politik değişimden etkilenmiş ve Erken Demir Çağı'nda geçici bir yerleşime dönüşmüştür. Orta Demir Çağı'nda Tabal Coğrafyası'nın batısındaki Göstesin Ovası'nda, savunmalı yerleşim modeli ile öne çıkan Ovaören, Geç Demir Çağı'nda ise Kapadokya Satraplığı sınırları içerisinde yer alan bir kasabaya dönüşmüştür. Bu kapsamda yerleşimde, Demir Çağı tabakalarında açığa çıkarılan mimari kalıntılar ve arkeolojik buluntular bölgenin Demir Çağı kültürünün anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Ovaören'de bu gelişim ve değişim sürecini kapsayan Demir Çağı tabakaları, Yassıhöyük'ün Erken Demir Çağı'na tarihlenen YH 8-7, Orta Demir Çağı'na tarihlenen YH 6-4 ve Geç Demir Çağı'na tarihlenen YH 3-2 tabakaları ile temsil edilmektedir. Tez çalışmasının konusunu oluşturan mimari kalıntılar, tüm tabakalarda farklı yoğunlukta açığa çıkarılmakla birlikte, Erken, Orta ve Geç olmak üzere 3 başlık altında değerlendirilen Ovaören Demir Çağı mimarisi, kendi dönemleri içerisinde detaylıca değinilen diğer merkezlerdeki örnekler ile karşılaştırılmış ve bu kapsamda yerleşimin Orta Anadolu Bölgesi, Demir Çağı mimari geleneği içerisindeki yerinin ortaya konması amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
İlkay Aklan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında geç Tunç Çağı'nda Orta Anadolu-Batı Anadolu ilişkileri

Geç Tunç Çağı Anadolu'sunun belirleyici gücü olan Hitit Devleti, yaptıkları askeri ve siyasi hamlelerle çevrelerindeki vasal ülkeleri kendisine bağlarken kültürel olarak da birçok etki bırakmıştır. Bu etkilerin izleri günümüzde arkeolojik verilerle kanıtlanmaktadır. Hitit Devleti'nin erken dönemden beri Batı Anadolu ülkeleri olan ilişkileri yazılı belgelerden anlaşıldığına göre zaman zaman düşmanca zaman zaman dostane bir şekilde ilerlemiştir. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan bazı eser grupları her iki bölge arasındaki iletişimin kültürel kanıtlarıdır. Yapılan tez çalışması kapsamında bu veriler değerlendirilerek bölgelerin birbirleriyle olan kültürel alış–verişinin sınırları detayları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik kazılarBatı Anadolu+7
Hasan Umut Kıvrak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da su kültü ve Letoon kutsal alanı

İnsanoğlu, tarih boyunca bulunduğu coğrafya ve siyasi koşullara bağlı olarak tanrısal bir gücün varlığına inanmış olup; inancı gereğince arınmanın ve yeniden doğuşun simgesi olarak "suyu" görmüş ve suyu kişileştirerek ona bir kimlik kazandırmıştır. Anadolu da "su" ile ilgili olan inançların arkeolojiye çeşitli dönemlerde yansımalarının saptandığı bir coğrafyadır. Bu çalışmada Anadolu'da su kültünün niteliği ve onun varlığını gösteren veriler incelenmekte; ayrıca bu bağlamda Letoon Kutsal Alanı özelinde de konu ele alınmaktadır. Muğla İlinin Seydikemer İlçesi'nin Kumluova Mahallesi'nde bulunan Letoon Kutsal Alanı, Leto-Apollon-Artemis tapınakları, nymphaionu, portikoları, tiyatrosuyla ve Eliyanalardan bu yana dinsel inanışların mimari yapılara yansımalarının izlenebildiği, Likya Bölgesi'nin önemli dinsel merkezidir. Letoon Kutsal Alanı'nda yer alan kaynak suyu etrafında gelişen kutsallık kavramı, tarihi dönem ve uygarlıklar boyunca insanların ihtiyaçlarının karşılanmasının yanısıra "suyun" dinsel ve kamusal alan ve yapılardaki yerini yansıtması bakımından dikkat çekici görülmektedir. Çalışmamızda Letoon Kutsal Alanında "suyun" kazandığı değer ve önem ile bunun nasıl değerlendirildiği, mimariye yansımaları ele alınmaktadır.

Arkeolojik alanlarArkeolojik yerleşimKutsal yerler+5
Tuğçe Kocael
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Kazakistan demir çağı kurganları

Kazakistan topraklarında geçmişten günümüze kalan abidelerin en yaygın olanı kurganlardır. Bu sanatsal yapılar günümüzde hâlâ bozkırın ve dağ eteklerinin manzarasını süslemektedir. Özellikle Doğu Kazakistan'da yer alan İskit-Saka Kurganları, hem yapıları hem de içlerinde barındırdıkları eşyalar dolayısıyla büyük önem taşımaktadır.Doğu Kazakistan'da Demir Çağı üzerine araştırma yapan ilim adamları bu bölgede İskit-Saka kültürünün üç döneminin yaşandığını tespit etmiştir. İlim adamları MÖ 8 - 6. yüzyılları Tunç Çağı'nın sonu ve Erken Demir Çağı'nın başlangıcı olarak kabul etmektedir. Doğu Kazakistan'da bahsi geçen yüzyıllara tarihlenen kurgan mezarların ilk olarak Mayemir Ovası'nda bulunmasından dolayı İskit-Saka kültürünün ilkini Mayemir dönemi olarak adlandırmışlardır. Bu gelişmeyi MÖ 5 - 4. yüzyıllara tarihlenen Berel Dönemi ve son olarak MÖ 3 - 1. yüzyıllara tarihlenen Kulacurgin Dönemi izlemektedir. İskit-Saka kabilelerinin tarihi, onların maddi ve manevi kültürü ile ilgili çok önemli bilgileri içeren bu üç kültür çevresine mensup kurgan mezarlara İrtiş Nehri ve kolları üzerinde, Kalba, Narın yamaçlarının kuzey ve güney eteklerinde, Altay ile Tarbagatay yamaçlarında ve Şilikti Vadisi'nde sıkça tesadüf edilmektedir. Bu çalışmada, Altay ve Tarbagatay dağları arasında İskit-Sakaların kültürel manada şimdiki zamanlara kalan yegâne anıtları niteliğinde olan kurganların mimari özelliklerinin yanı sıra buluntuları da arkeolojik açıdan değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Doğu Kazakistan2.Demir Çağı3.İrtiş Nehri4.Kurgan5.İskit-Saka

Arkaik DönemArkeolojik kazılarArkeolojik miras+4
Muzaffer Gürsoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Acemhöyük'te asur ticaret kolonileri çağı ölü gömme adetleri

M.Ö. II. binin başlarında Kuzey Suriye-Kuzey Mezopotamya şehirleri ile Anadolu arasında gelişen yoğun ticari faaliyetler, farklı kültürlerin ve inançların karşılaşmasına ve kaynaşmasına zemin hazırlamıştır. Toplumların inançları, ölü gömme adetleri, öteki dünya anlayışları, onların kültürleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nın, en önemli kentlerinden olan Acemhöyük'te, elli yıldır sürdürülen kazılarda açığa çıkarılan, yerleşim içi mezarlar ve yerleşim dışında Arıbaş Mezarlığı'nda bulunan mezarlar, dönemin ölü gömme gelenekleri ile var olan bilgilere önemli katkılar yapmıştır. Yerleşim yerinde, genellikle evlerin tabanları altına yapılan gömülerin çoğu, basit toprak mezar türündedir. Bunun yanında üzeri seramik parçalı mezar ve kap mezar birer örnekle temsil edilmektedir. Yön birliği göstermeyen söz konusu mezarlara, genellikle bebek ve çocuklar gömülmüştür. Yerleşim içi mezarlar, ölü hediyeleri bakımından zayıf mezarlardır. Yakarak gömülen bir örnek dışında, mezarların tamamına bireyler, ceset halinde ve hoker pozisyonda gömülmüştür. Arıbaş Mezarlığı'nda tespit edilen yüz altmış yedi mezarın çoğu, kremasyon gömülerden oluşmaktadır. Üç evreli olduğu anlaşılan mezarlık, Acemhöyük'ün Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na ait bir halk mezarlığıdır. Mezarlıkta, basit toprak, küp, kap ve basit yakarak gömme mezarlar olmak üzere dört farklı mezar tipi tespit edilmiştir. Farklı mezar tipleri ve gömü biçimleri görülmesine rağmen, ölü hediyelerinin mezar tiplerine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bu hediyelerin birçoğu, Acemhöyük yerleşim alanında benzerlerine rastlanan eşyalardır. Arıbaş Mezarlığı ile çağdaş mezarlık ve yerleşimlerde ele geçen buluntularla yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Arıbaş Mezarlığı'nın Kani?- Karum II. yapı katı ile Eski Hitit Çağı aralığında kullanılmış olduğu anlaşılmıştır.

AcemhöyükAsur Ticaret Kolonileri ÇağıTörenler+2
Hamza Ekmen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kazakistan ve çevresindeki İskit ve Sarmat silahları

?Kazakistan ve Çevresindeki İskit ve Sarmat Silahları? konulu bu tez çalışmamızda İskit ve Sarmat kavimlerinin tarih sahnesine çıkışları, kökenleri, siyasi tarihleri, sanatı, kurgan yapıları ve esas olarak kullandıkları silah tipleri ele alınmıştır. Çalışmamız kapsamında ele alınan silahların kendi arasında stil kritiği ve teknik özellikleri göz önünde tutularak bir tipolojik dizi içinde ele alınmıştır. Her tip içinde yer alan buluntuların hangi kurganlardan çıkartıldığı ve tarihlendirmeleri ele alınmıştır.Bu çalışmanın kapsamında kazısı yapılmış ve yayınlanmış Kazakistan ve çevresindeki İskit ve Sarmat kurganlarından ele geçen buluntular oluşmaktadır. İskit ve Sarmat kavimlerinin kendi silah tipleri ile dışarıdan gelen tipler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, İskit ve Sarmat coğrafyasındaki çeşitli bölgelerde kullanılan karakteristik silah tipleri saptanmıştır.

AntropolojiArkeolojik kazılarArkeolojik yerleşim+7
Bagdaulet Sızdıkov
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Anadolu'da demir çağı mimarisinin gelişimi ve kentleşme süreci

Bu tezde, Orta Anadolu'da Demir Çağında siyasi yapıdaki değişimle beraber gelişen mimari ve bu mimariye bağlı olarak oluşan kentleşme süreci incelenmiştir.Dönemin siyasi gelişimiyle şekillenen kentleşme süreci kapsamında incelenmiş olan merkezler arasında Kerkenes Dağ, Göllüdağ, Gordion mimari kalıntıları bakımından çeşitliliği ile öne çıkmaktadır.Kızılırmak'ın kuzeyi ve güneyi baz alınarak araştırılan merkezlerde (Pazarlı, Alaca Höyük, B. Güllücek, Boğazköy, Maşat Höyük, Kaman- Kalehöyük, Kırşehir- Yassıhöyük, Kerkenes Dağ, Alişar, Ovaören-Yassıhöyük, Kültepe, Göllüdağ, Porsuk/ Zeyve Höyük, Suluca Karahöyük, Gözecik, Sultanhanı, Kululu, Gordion, Elbistan Karahöyük, Yassıdağ) açığa çıkan mimari kalıntılar üzerinde mimari gelişim incelenmiştir. Tespit edilen mimari yapıların niteliği Demir Çağ kronolojisi içerisinde, malzeme ve yapım teknolojileri açısından incelenmiştir.Açığa çıkartılmış olan kalıntılara göre Orta Anadolu'da Demir Çağı'nda yaşayan toplulukların Erken Demir Çağı, Orta Demir Çağı ve Geç Demir Çağı sürecinde mimari gelişimlerin yaşandığı, bu gelişmeyle beraber kentleşmenin geliştiğini söylemek mümkündür.Anahtar SözcüklerDemir ÇağıOrta AnadoluMimariKentleşme

Demir ÇağıKentleşmeKentleşme süreci+4
Derya Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapadokya'da Zeus kültü

EpitetKültNevşehir-Kapadokya+1
Meral Hakman
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

M.Ö. 2. bin Anadolu tasvir sanatında insan-hayvan karışımı varlıklar

M.Ö. 2. Bin Anadolu Tasvir Sanatında İnsan-Hayvan Karışımı Varlıklar konulu tez çalışması kapsamında çeşitli eserler üzerinde betimlenen insan-hayvan karışımı varlıkların ikonografik özellikleri, üslup özellikleri ve zaman içindeki tarihsel gelişimi ele alınmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasının amacını, insan-hayvan karışımı varlıkların karakteristik özelliklerinin ortaya çıkışı, sınıflandırılması, tarihlendirilmesi, tasvirler üzerinde yer alan mitolojik ve dinsel içeriklerin M.Ö. 2. Bin Anadolu toplumlarının manevi dünyasına ve dinsel inanışlarına katkısı hakkında detaylı bilgi edinmek oluşturmaktadır.Tez çalışması kapsamında kaya anıtları, kaya kabartmaları, bullalar, mühürler, levhalar, figürinler ve heykelcikler üzerindeki tasvirlerde ve yazılı kaynaklarda geçen insan-hayvan karışımı varlıklar anlatılmaktadır. Tez çalışması kapsamında çeşitli eserler üzerinde betimlenen insan-hayvan karışımı varlıklar, arkeolojik ve filolojik belgeler ışığında yorumlanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında eskiçağ Anadolu toplumlarının Anadolu dışındaki kültürlerle kurdukları ilişkiler sonucunda bu etkileşimin eserler üzerindeki yansımaları değerlendirilmeye çalışılmıştır.Tez çalışması sonucunda, çeşitli eserler üzerinde betimlenen insan-hayvan karışımı varlıkların farklı kökenleri olduğu anlaşılmaktadır. Bunların bazılarının Anadolu kökenli, bazılarının Mezopotamya kökenli, bazılarının ise Mısır kökenli olduğu anlaşılmıştır. Tez çalışması kapsamında çeşitli eserler üzerinde betimlenen insan-hayvan karışımı varlıkların farklı işlevleri olduğu görülmektedir. Tasvirli eserler üzerinde betimlenen insan-hayvan karışımı varlıkların bir kısmının, ölüm, bir kısmının doğum, bir kısmının bereket, bir kısmının zafer ve bir kısmının da hastalık önleyici fonksiyonlara sahip olduğu anlaşılmaktadır.Bu değerlendirme sonucunda, insan-hayvan karışımı varlıkların günümüz dinsel inanışları ve batıl inanışları içinde yaşamaya devam eden motifler olduğu görülmektedir.Anahtar Sözcükler:1.İnsan-Hayvan karışımı varlık2.Dinsel inanış3.Arkeolojik ve filolojik4.İkonografik5.Mühür

Hayvan figürleriHayvanlarM.Ö. 2000+5
Ebru Oral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Acemhöyük Erken Tunç Çağı seramiği

Acemhöyük Erken Tunç Çağı Seramiğinin ele alındığı bu çalışmanın öncelikli amacını farklı tabakalarda açığa çıkarılan seramiklerin teknik özelliklerinin belirlenmesi, sınıflandırılması ve seramik malzemenin genel karakterinin ortaya çıkarılması oluşturmuştur. Tez çalışmasına konu olan malzemenin büyük bir bölümünün açığa çıkarıldığı güneydoğu eteğinde ele geçen malzemenin stratigrafik olarak değerlendirilmesi sonucunda, Acemhöyük'ün Erken Tunç Çağı II sonlarından itibaren kesintisiz olarak iskan edildiği belirlenmiştir. Acemhöyük'te farklı alanlarda gerçekleştirilen kazı çalışmalarından elde edilen tüm Erken Tunç Çağı seramikleri değerlendirildiklerinde, Orta Anadolu Bölgesi'nin genel seramik karakterine aykırı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu durum, özellikle çark yapımı yerel seramiğin X. tabakadan itibaren daha yoğun olarak ortaya çıkışıyla kendini göstermektedir. Erken Tunç Çağı III başından itibaren seramik üretiminde görülen bu gelişmenin yanı sıra Batı Anadolu kökenli seramikler ile Suriye Şişesi parçalarının da bulunması Acemhöyük'ün bu dönemde bölgeler arası kültürel ve ticari ilişkilerde oynadığı rolü göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Erken Tunç Çağı, Erken Tunç Çağı'ndan Orta Tunç Çağı'na Geçiş, Acemhöyük, Seramik,Orta Anadolu

AcemhöyükErken Tunç ÇağıSeramik sanatı+1
Yalçın Kamış
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da Neolitik Çağdan Tunç Çağı sonuna kadar kabartma insan ve hayvan figürleriyle bezeli pişmiş toprak kaplar

Anadolu'da Erken Neolitik Dönem'den itibaren görülen, pişmiş toprak kapların üzerinin kabartma olarak yapılmış insan ve hayvan figürleriyle süslenmesi anlayışı, Eski Hitit Dönemi'nde doruk noktasına ulaşmaktadır.M.Ö. 2. bin yılın ilk yarısında, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Eski Hitit dönemlerinde yaygın olarak görülen bu kapların, bu dönemde Mezopotamya ile girilen yoğun ticari ilişkilerin ve etkileşimin bir sonucu olarak karşımıza çıktığı kabul görmüştür.Bu tez çalışmasının amacı, özellikle vazo formlarında karşımıza çıkan bu bezeme anlayışının Erken Neolitik Dönem'den Geç Tunç Çağı sonuna kadar incelenmesi yoluyla, ele alınan dönemler boyunca bu kap tipinin tipolojik gelişiminde ve kullanım amacında bir sürekliliğin olup olmadığının incelenmesidir. Çalışma sırasında, ele alınan malzeme, Neolitik Dönem, Kalkolitik Dönem ve Tunç Çağı olmak üzere üç ana dönemde incelenmiştir. Kabartma figürlü kapların ele geçtiği yerleşimler ana dönem başlıkları altında ayrı ayrı ele alınmış ve mümkün olduğunca buluntular ele geçtikleri arkeolojik kontekstlerle birlikte değerlendirilmiştir. Kabartma figürler, oluşturdukları konu bütünlüklerine göre gruplara ayrılarak, incelenen her örnek için kataloglama çalışması yapılmıştır.

Hayvan figürleriHitit seramiğiHititler+9
Şifa Demir Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Nevşehir ? Avanos Camihöyük yontmataş endüstrisinin tipolojik analizi

Yontmataş aletlerin tipolojik analizleri, üretildikleri dönemdeki sosyo-kültürel ve ekonomik yapının anlaşılmasının yanı sıra, tarihöncesi kültürlerin geliştikleri ve yayıldıkları coğrafi alanların karşılaştırılmasıyla bu kültürlerin etkilerinin ve sürekliliklerinin de anlaşılmasını sağlar.Tipolojik analizler çerçevesinde, öncelikle parçanın alet olup olmadığı; aletse taşımalığı, hangi alet grubuna dahil olduğu, hangi yongalama ve düzeltileme yöntemleriyle bu alet grubuna dahil olduğu, hammaddesi, boyutları ve tam olup olmadığı kriterleri incelenir. Alet olmayan parçaların üretim artığı mı yoksa taşımalık mı olduğu ve herhangi bir düzelti taşıyıp taşımadığı belirlenir.Camihöyük yontmataş endüstrisi için, teknolojik özellikler ve alet ve silah tipleri olmak üzere iki bölüme ayrılarak yapılan analizde, hammadde, taşımalık ve düzeltileme özellikleri ile endüstri içerisinde tespit edilen alet grupları tanımlanmıştır.Bölgedeki diğer arkeolojik buluntuların yayınları hammadde ve alet grupları açısından taranmış, Camihöyük yontmataş endüstrisi ile benzerlik ve farklılıklar ortaya konmuştur.Çalışmamızın sonunda incelemeye alınan her parça için hazırlanmış analiz fişleri, parçaya ait tüm bilgileri fotoğraf ve çizimi ile birlikte göstermektedir.Anahtar Sözcükler1.Yontmataş2.Obsidiyen3.Orta Anadolu4.Nevşehir5.Neolitik-Kalkolitik

CamihöyükNevşehir-AvanosObsidyenler+1
Simge Gökkoyun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Nevşehir Camihöyük Helenistik ve Roma dönemi seramikleri

Bu tezde, 2009-2010 yıllarında Nevşehir Camihöyük kurtarma kazılarından elde edilen Helenistik ve Roma Dönemi seramik buluntuları değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu elde edilen verilere göre, Helenistik ve Roma Dönemleri'ne tarihlenen kap türleri özellikleriyle birlikte tespit edilmeye çalışılmıştır.Ayrıca sınırlı sayıdaki ithal malzemeden yola çıkarak ticaretin bölgeler arası etkileşimi saptanmaya çalışılmıştır.Çoğunluğu yerel üretimden oluşan seramik buluntularının tipolojisinin belirlenmesi ve diğer merkezlerdeki benzer buluntulardan faydalanarak karşılaştırılması neticesinde, bölgenin Kuzey Suriye, Güney Anadolu ve Karadeniz Bölgesi ile bağlantısının olduğu anlaşılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Seramik2.Galat Seramiği3.Helenistik ve Roma Dönemi Seramiği4.Doğu Sigillata A Grubu Seramiği5.Pontus Sigillata Seramiği

ArkeolojiCamihöyükHelenistik Dönem+4
Canan Uysal Tezer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Demir Çağından Roma Dönemine Urartu, Phrygia ve Paphlagonia anıtsal mezar mimarisinde kabartma ve resim programları arasındaki ilişkiler

Bu çalışma, Demir Çağı'ndan Roma Dönemi'ne uzanan süreçte Urartu, Phrygia ve Paphlagonia kültür bölgelerindeki anıt mezarlarda yer alan ortak figürlerin nasıl biçimlendiğini ve bu temaların mezar mimarisi içerisinde nasıl görselleştirildiğini incelemektedir. Farklı geleneklere ait kabartma ve resim programları, tematik örüntüler aracılığıyla ortak bir kavramsal zeminde ele alınmıştır. Urartu, Phrygia ve Paphlagonia'daki anıt mezarlarda tekrar eden figürler ve kompozisyonlar, her ne kadar her bölgeye özgü sanatsal yaklaşımlarla şekillenmiş olsa da ölüm karşısındaki ortak simgesel düşünce biçimlerinin izlerini taşımaktadır. Bu ortaklık, ölümden sonra yaşam, güçlü bir kimlik bırakma ve koruyucu ruhlar aracılığıyla ölüye eşlik etme gibi inançların üç kültürde de benzer şekilde görselleştiğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, belirlenen zaman dilimi içerisinde bu üç bölgenin mezar mimarisi üzerinden şekillenen ortak temaların ve kültürlerarası etkileşimlerin ikonografik çözümlemesini sunmayı amaçlamaktadır.

KabartmalarPaphlagoniaPhrygia+2
Gamze Nur Tali
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Müzesi'ndeki atlı Tanrı tasvirli adak stelleri

"Antalya Müzesi'ndeki Atlı Tanrı Tasvirli Adak Stelleri" başlığı altında sunulan bu tez çalışmasının konusunu, Antalya Müzesi envanterindeki atlı tanrı betimi taşıyan adak stelleri oluşturmuştur. Çalışmanın amacı, Roma İmparatorluk Dönemi Anadolu'sunda atlı tanrı ikonografisininin derinlemesine incelenmesi; kültün sosyal, siyasal ve dinsel yaşamdaki yeri ve bu algının toplumlardaki yansımasına ışık tutmaktır. Yapılan bu çalışmayla steller üzerinde tespit edilebilen tanrılar ve kültleri bir bütün içerisinde incelenmiştir. Konuya ilişkin yapılan çalışmalardaki eksiklikler tez çalışmasının önemini ve gerekliliğini ortaya koymakta, edindiğimiz yeni bulgularla konuyu aydınlatmaktadır. Çalışmada, daha önce yayımlanan kazı ve araştırmalar içerisinde yer alan atlı tanrılar ile ilintili bilgiler derlenip incelenmiştir. Tez çalışmasında, tanrıların kökenlerine ve tapınımlarına ilişkin arkeolojik ve epigrafik bilgilere, kimlik ve niteliklerine, isimlerine ilişkin dilbilimsel verilere, farklı eser grupları üzerindeki ikonografilerine ve tüm bunlarla ilgili yorum ve görüşlere yer verilmiştir. Müzedeki eserlerin formları, kabartmada yer alan figürlerin kompozisyonları, tipolojisi, işçilikleri incelenmiştir. Buluntu yerleri belirsiz eserlerin köken araştırması yapılmış ve lokalize edilmeye çalışılmıştır. Müzede çalışılan eser gruplarının birbirleriyle ve daha önce yayımlanmış diğer materyallerle analojileri yapılmış, ortak yönler ve farklılıklar ortaya konularak değerlendirilmiştir. Tez kapsamında, Antalya Müzesi'nde atlı tanrı tasviri içeren katalogta bir araya getirilmiş 92 adet adak steli bulunmaktadır. Buna göre stellerin adandığı tanrıları şu şekilde sıralamak mümkündür: Kakasbos/Herakles, Ordas, Dioskurlar ve Tanrıça, Apollon, Sozon ve Ares. Stellerin tamamına yakını yerel kireçtaşından üretilmiş, bölgedeki büyük sanat merkezlerinin ve kent işçiliğinin uzağında kırsal, yayla ve dağlık alanlarda yerel ustalar/sanatçılar ve atölyelerce yapılmıştır. Halk sanatının ürünleri olan kabartmalarda stil-kritik yapılamadığından dar ve kesin bir tarihleme mümkün olmasa da, eserler üzerinde yer alan yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla MS 2-3. yüzyıllarda yoğunlaşmaktadır. Sonuç olarak kapsamlı katalog ışığında ortaya konan çalışma, Lykia, Pisidia, Kabalis/Kabalia ve Milyas kültür bölgelerinin dinsel repertuvarına yeni bilgiler eklenmesine olanak sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Atlı tanrılar, Kakasbos/Herakles, Dioskurlar ve Tanrıça, Ordas, Sozon

Adak levhalarıAnatanrıçaAntalya Müzesi+7
Ali Baran Can
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sikkelerdeki tasvirler ışığında pisidia bölgesi men kültü

Çalışmanın amacı, her ne kadar köken sorununa bir netlik kazandırılamamış olsa da araştırmacıların Ay Tanrısı olarak kabul ettiği Men'in Pisidia Bölgesi'nde gördüğü tapınımın, antik çağın en etkili malzemesi olan sikkeler üzerindeki yansımalarını araştırmaktır. Bu doğrultuda, araştırma kapsamında bölgede Tanrı Men tasvirli sikke basan kentler ele alınmıştır. Anadolu'nun yerel ve en saygın tanrılarından biri olan Men, Küçük Asya topraklarında pek çek bölgede tapınım görmüştür. Tanrı Men, çalışma alanımız olan Pisidia Bölgesi'nin yanı sıra sınır komşusu olan Phrygia ve Lydia Bölgelerinde de yoğun bir tapınım görmüş ve bu etkiler sikke tasvirlerinde yerini almıştır. Pisidia Bölgesi'nde Antiokheia kenti, tanrı kültünün merkezi halini alarak varlığını uzunca bir süre korumuştur. Pisidia Men'i diyebileceğimiz tanrı, MÖ 2 binden MS 4. yy'a kadar bölgede tapınım görmüştür. Tanrının uzunca bir süre tapınım gördüğü bu bölgede en bilinen tasviri, kültün merkezi olan Antiokheia kentinden almış olduğu "Antiokheia Tipi"dir. Ayakta durur vaziyette betimlenen tanrı olasılıkla tapınaktaki kült heykelinden esinlenilerek bu tipte tasvir edilmiş olmalıdır. Bunun dışında farklı olarak özellikle Phrygia Bölgesi'nde görülen "Atlı Men" ve Lydia Bölgesi'nde görülen "Tapınak içinde Men" tasvirleri, bölgeler arası etkileşimi anlamamız açısından anlamlıdır. Şüphesiz sikke tasvirlerindeki bu çeşitlilikte Via Sebaste büyük rol oynamaktadır. Ayrıca Augustus'un en büyük projesi olan koloni kentleri de kentlerin önemini ve sikke sirkülasyonunu arttırmıştır. Ancak yapılan araştırmaların yetersizliği bölgenin en saygın ve eski tanrılarından biri olan Men'in, hala gizemli bir kült olmasına neden olmaktadır.

Kübra Kaçar Yavuz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kibyratis ve çevresi kaya kabartmaları

Erken dönemde Kabalis olarak adlandırılan, daha sonraki ismiyle Kibyratis Bölgesi, antikçağda Karia, Lykia, Pisidia ve Phrygia kültür bölgelerinin kesişme noktasında konumlandığından bu dört bölgeyi birbirine bağlayan noktada, merkezi bir konumda olmasıyla oldukça önemli bir bölgedir. Kabaca, Pisidia Bölgesi'nin batısında, güneyde Milyas ile kuzeyde Phrygia ve batıda Karia ile çevrelenmiş olsa da, tam olarak sınırlarını söyleyebilmek oldukça zordur. Buna göre doğuda; Tefenni Ovası, Olbasa antik kenti sınırları, kuzeyde; Acıpayam ovası, güneydoğuda ise Söğüt (Karalitis) Gölü ve Elmalı Platosu bölge sınırlarını oluşturur. Bu bölge içerisinde özellikle Roma Dönemi'nde yoğunlaşan kaya kabartmaları bölge dini, mitolojisi ve günlük yaşamına dair önemli bilgiler vermektedir. Söz konusu bölgede Kakasbos, Herakles, Dioskurlar ve Tanrıça başta olmak üzere yoğun olarak atlı tanrı kabartmaları görülmektedir. Bunların dışında Ana Tanrıça, Theoi Dikaioi gibi tanrı ve tanrıça kabartmaları da bulunmaktadır. Bu kabartmalar daha çok kırsal alanlarda bulunmaktadırlar. Ayrıca bölgede çok sayıda kabartmanın monoblok bir kaya üzerinde görüldüğü kutsal alanlar bulunur. Bazı kabartmaların ikonografisi hakkında birçok tartışma bulunmasına karşın, bir kısmının kesin olarak kim olduğu henüz çözülememiştir.

AnatanrıçaAtlı tanrılarKaya kabartmaları+3
Nurhan Beceren
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Perge F-5 Çeşmesi

Su antik dönemlerden beri insanlar için hayati önem taşır. Kimi zaman kutsal bir vasıf atfedilip onunla ilgili tanrılar meydana gelirken, kimi zamanda hayatın başlangıcını oluşturan temel madde olarak karşımıza çıkar. İnsanlar ilk çağlardan beri tatlı su kaynakları etrafında toplanıp yerleşim alanları oluşturmuşlardır. İlk başlarda doğal yollar ile su ihtiyacını karşılayan toplumlar, daha sonra nüfusun artması, iklim değişiklikleri gibi sebepler ile suyu yaşadıkları alanlara taşıyabilmek için çeşitli mimari faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bunun sonucunda çeşmeler ortaya çıkmıştır. Yunan coğrafyasında ilk olarak kutsal birer alan niteliğindeyken, Roma Dönemi içerisinde zamanla bu vasfını kaybetmiştir. Çeşmeler ilk önce villa ve sarayların süs elemanları olarak karşımıza çıkarken, propaganda amaçlı büyük yapılar olarak da görüldüğü gibi, temel ihtiyaçların karşılandığı günlük kullanımı sağlamak için yapılan mimari unsurlar da olmuştur. Terminoloji bakımından çeşmeler oldukça zengindir. Üstlendikleri vazifelere göre çeşmeler Nymphaeum, Pege, Hydreion, Krene, Hydrekdokhion gibi isimler alabilirler. Plan olarak birçok farklı şekilde karşımıza çıkan çeşmelerin içerisinden çalıştığım yapı itibari ile exedra formlu olanlara bakacak olursak; kökeninin Nymphelere adanmış olan ve onların kutsal alanlarını ifade eden Nympheaion olarak adlandırılan mağara-çeşme düzenlemelerinden geldiğini söyleyebiliriz. Perge F-5 Çeşmesi de plan olarak exedra formlu bir çeşmedir. 16x18 m. ölçülerinde olan bu çeşmenin yarıçapı ise 7 m.'dir. Apsis havuzunun içinde yine apsis formunda küçük bir daldırma havuzu vardır. Yapı diğer benzer örnekleri ile karşılaştırıldığında üst yapısının kubbe şeklinde bir tonoz ile örtülü olduğunu söyleyebiliriz. Çeşmenin buluntuları olan 10 heykelin ise yapıya ait olduğunu gösterecek elimizde herhangi bir veri bulunmamaktadır. MS 2. yy. içerisinde Perge antik kentinde başlayan oldukça geniş kapsamlı mimari faaliyetler ve bu çeşme ile benzer Anadolu'da aynı plan ile yapılmış çeşmelerin değerlendirilmesi sonucu Perge F-5 Çeşmesi'ni MS 2. yy. içlerine tarihlendirebiliriz. Çeşmenin batı kısmında tuğlalar ile bir onarımdan bahsedebiliriz. Bu onarımın tarihlendirilmesi ise; mimaride tuğla kullanımın oldukça fazla olduğu, yanında bulunan Kuzey Hamam'ın tarihlendirilmesinden de yola çıkılarak MS 3. yy. olarak kabul edilebilir.

Antalya-PergeArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+5
Emrullah Can
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lykia Bölgesi toplantı yapıları

Antik dönemde, kentlerde siyasal yaşamın gelişimine paralel olarak, kent meclislerinin toplanıp tartıştığı ve kimi zaman da kanunlar çıkardığı yapılar inşa edilmiştir. Meclis binaları, son derece önemli bir yapı türü olmasının yanı sıra kentlerin sosyal yaşamlarıyla ilgili birçok bilgiyi de barındırır. Tez çalışmasının amacı; Lykia bölgesinde bulunan antik kentlerdeki toplantı yapıları hakkında bilgi vermektir. Çoğu antik kentte meclis binasının bulunmaması ve yerine belki de tiyatro yapılarının kullanılmasından dolayı çalışmada tiyatrolardan da detaylıca bahsedilmektedir. Çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Lykia bölgesinin coğrafi ve tarihi gelişimi hakkında detaylı bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde, antik Yunan ve Roma'daki yönetim Resimleri detaylıca anlatılmıştır. Bunun sonucunda da meclis binalarının özelliklerinden ve işlevlerinden bahsedilen üçüncü bölüm bulunur. Dördüncü bölümde ise çalışmanın ana konusu olan Lykia kentleri detaylıca anlatılmıştır. Kentlerin tarihçeleri, yapılan araştırmalar ve kent planlarının ardından kentte bulunan toplantı yapılarına yer verilmiştir.

Antik mimariAntik şehirlerArkeolojik alanlar+5
Nazım Ülkü
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2006-2018 yılları arasında Kibyra kazılarında ele geçen kemik eserler

Kibyra, Burdur ilinin Gölhisar ilçesi sınırları içerisinde yer alan önemli antik yerleşim yerlerindendir. Söz konusu kentte 2006 yılından itibaren bilimsel kazı çalışmaları yürütülmeye başlamış olup halen devam etmektedir. Kibyra kazı çalışmalarında ele geçen kemik eserler, ilk kez bu çalışmayla bilimsel olarak incelenmiştir. Çalışmanın konusunu 2006 - 2018 yılları arasında Kibyra'da ele geçen kemik eserler oluşturmaktadır. Kemik eserler buluntu yerleri ve varsa buluntu kontekstleri göz önünde bulundurularak ayrıca benzerleri ile analojik karşılaştırılması yapılarak eserlerin kullanım alanları ve tarihlendirilmesi ile ilgili öneriler yapılmıştır. Kemik eserler Doğu Nekropol, Odeion, Geç Dönem Hamamı, Roma Hamam Kompleksi, Stadion, Agora ve dükkân içlerinden ele geçmiştir. 186 adet eser bu kapsamda değerlendirilmiştir. Roma ve Geç Roma Dönem'lerine tarihlendirilen eserler, her iki dönemde de tam ve sağlam olarak ele geçen eserlerin az olması, ham maddesinin net bir kronoloji belirlemeye uygun olmaması ve bu alandaki çalışmaların azlığı gibi sebepler tip incelemelerinde ve kullanım işlevlerini belirlemede yetersiz kalınmasına neden olmuştur. Kemik eser üretim merkezine dair mimari alan, atölye çıkmamasına rağmen kazılarda ele geçen yarı işli ve üretim atığı kemiklerin Kibyra antik kentinde kemik eser üretim merkezi ve ya küçük taşınabilir seyyar tezgahlarda kemik işleme ustaları tarafından işlenip halka açık kamusal alanlarda söz konusu eserlerin yer almış olabileceği konusunda ipuçları vermektedir. Bu çalışma, kentte devam eden kazı çalışmalarında ele geçecek olan yeni buluntuların tarihlendirilmesine ve sınıflandırılmasına yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Kibyra, Kemik Eser, Roma, Dokuma, Takı

Cerrahi aletlerKemik aletlerKemik ve kemikler+2
Ezgi Ceren Kutluer
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00