Aydın Adnan Menderes University
ADU

Aydın Adnan Menderes University

Aydın, Türkiye
Founded: 1992
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

3,015

Archived Theses

0

DOIs Assigned

3

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili tarımsal işletmelerinin mekanizasyon düzeyinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı; Uşak ili tarım işletmelerinin tarımsal yapı ve mekanizasyon özelliklerinin belirlenmesidir. Bu amaçla Uşak ili ve bağlı ilçeler olmak üzere toplam 77 köyden tabakalı tesadüfî örnekleme yöntemiyle belirlenen toplam 139 tarım işletmesiyle 2017 yılı Eylül ayı ile 2018 yılı Mart ayı döneminde yüz yüze görüşme yapılarak anket çalışması aracığıyla elde edilen veriler ve diğer istatistikî bilgiler kullanılmıştır. Uşak ilinde, ortalama işletme büyüklüğü yaklaşık 7,9 hektar, parsel büyüklüğü 6,33 hektar ve işletme başına düşen parsel sayısı 4,95 olduğu belirlenmiştir. Ortalama traktör gücünün 48,81 kW olduğu ve işlenen alana düşen traktör gücünün 3,44 (kW/ha) olduğu belirlenmiştir. 1000 hektar alana düşen traktör sayısı 93,32 (Traktör/1000ha) bulunmuştur. Bu değer 57,42 (Traktör/1000ha) olan Türkiye ortalamasının üzerindedir. Uşak ilinde traktör başına düşen tarımsal alan 10,72 (ha/Traktör), traktör başına düşen alet makine sayısı 3,351 adet (Alet ve makine/Traktör), Traktör başına düşen alet ve makine ağırlığı 3,28 (Ton/Traktör) olduğu ve 4,24 (Ton/Traktör) olan Türkiye ortalamasından düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 1000 hektara düşen biçerdöver sayısının da 0,56 (Biçerdöver/1000ha) olduğu ve 0,74 (Biçerdöver/1000ha) olan Türkiye ortalamasının altında olduğu belirlenmiştir.

Veysel Öztürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakız ırkı kuzularda tek ve çoklu doğumlarda plazma laktat düzeyleri

Laktat, hücresel enerji için önemli bir metabolik yakıttır. Laktat üretimi doku hipoperfüzyonu veya hipoksi sırasında ve asidozun azaltılmasında devam eden hücresel enerjiyi sağlamak için koruyucu bir cevaptır. Hiperlaktemi hastalığın ciddiyeti ile sıkı ilişkilidir. Ayrıca insan hekimliğinde ve son yıllarda da veteriner hekimlikte bir biyomarker olarak kullanımı artmıştır. Bu çalışmada tek, ikiz, üçüz ve beşiz doğan sakız ırkı kuzularda plazma laktat düzeyi ve bunun sağkalım ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Aydın Büyükşehir Belediyesi Sakız Koyunu Üretim Çiftliği'ndeki gebe sakız ırkı koyunların doğumları takip edilmiş olup tek, ikiz, üçüz ve beşiz yavrulardan kolostrum emmeden doğumdan sonra ilk 15 dakika içerisinde kan örnekleri alınmıştır. Her grupta 12 örnek sayısına ulaşılınca örnek alımı sonlandırılmıştır. Alınan kan örneklerinden plazma laktat düzeyi EUROLYSER Solo cihazı ile bekletilmeden ölçülmüştür. Diğer rutin biyokimyasal analizler için örnekler -20oC'de dondurulmuş ve otoanalizörde glikoz, total protein, albümin, üre, kreatinin, kolesterol, trigliserid, AST ve ALT analizleri ticari test kitleri ile çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar istatistiki olarak değerlendirilmiştir. Bu sonuçlara göre plazma laktat, total protein, albümin ve trigliserid düzeylerinde gruplar arası anlamlı farklılılar belirlenirken, glikoz, BUN, üre kreatinin, AST, ALT ve kolesterol düzeylerinde gruplar arasında istatistiki anlamda önemli bir farka rastlanmamıştır. Bu çalışmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde laktat düzeyleri tek, ikiz, üçüz ve beşiz doğumlarda yüksek tespit edilmiştir. Yüksek laktat düzeyinin çok yavrulu doğumlardaki (üçüz, beşiz) kuzularda daha belirgin olduğu görülmüştür. Laktat düzeyleri acil veteriner klinikte mortalitenin önemli bir belirtecidir ve sağkalım ile laktat konsantrasyonu arasında negatif bir korelasyon bulunmaktadır. Bu çalışmada çoklu doğumlarda yavru sayısının artması ile kuzu ölümleri arasında ilişki olduğu düşünülerek, laktat ölçümü ile monitörizasyonun kuzu sağ kalımını belirlemede anlamlı olacağı kanısına varılmıştır. Anahtar kelimeler: Koyun, laktat, multipl doğum.

DoğumKoyunlarKuzular+3
Murathan Tan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tip I diyabetli sıçanlarda egzersizin iskelet kası kontraktil özelliklerine etkileri

Düzenli fiziksel aktivitenin; obezite, kardiyovasküler hastalıklar ya da diyabet gibi patolojik durumlarda olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Bu çalışma tip I diyabet oluşturulmuş erkek sıçanlarda 4 hafta süreyle uygulanan yüzme egzersizinin iskelet kası kontraktilite özelliklerine etkilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmada toplam 36 adet erkek erişkin Wistar Albino ırkı sıçan kullanılmıştır. Deney grupları; diyabet, diyabet+egzersiz, egzersiz ve kontrol şeklinde oluşturuldu. Diyabet oluşturmak için streptozotosin (STZ) tek doz 50 mg/kg miktarında intraperitoneal olarak verildi. STZ enjeksiyonu sonrası 4 hafta süreyle diyabet+egzersiz ve egzersiz gruplarındaki hayvanların 1 saat süreyle yüzmeleri sağlandı. Kan glikoz düzeyleri başlangıçta ve sonda ve vücut ağırlığı haftalık olarak ölçüldü. Çalışma sonunda gastroknemius kası izometrik gerim yanıtları in situ belirlendi. Her değişken için ortalama ve ortalamanın standart hatası belirlendi. Verilerin normal dağılımı uygunluğu ve homojen dağılıma uygunluğunun analizi için Shapiro-Wilk ve Levene testleri kullanılmıştır. Vücut ağırlığı ve glikoz değerleri için tekrarlayan ölçümler varyans analizi yapıldı. Diyabet ve egzersizin kas üzerindeki etkilerini değerlendirmek için tek yönlü varyans analizi yapıldı. Diyabet oluşturulan hayvanlarda tek sarsı kuvvet değeri, maksimum izotonik tetanik kontraksiyon ve yorgunluk başlangıç kuvveti azaldı (p=0.001). Pik gerime ulaşma ve gerim kuvveti yarılanma süreleri diyabet ve egzersize bağlı olarak değişmedi (p=0,265 ve p=0,066). Yorgunluk protokolü sonrası üçüncü dakikada alınan tek sarsı kuvveti yanıtının diyabete bağlı olarak azaldığı ve egzersizin bu durumu düzelttiği belirlendi (p=0.002). Diyabetin sıçanlarda iskelet kası kontraktilite özelliklerini olumsuz etkilediği ve egzersizin bu süreçte olumlu etkilerinin olabileceği görüldü.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Kas kontraksiyonu+4
Özgür Tunçdöken
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anemili köpeklerde plazma laktat konsantrasyonunun incelenmesi

Birçok klinik durumda, laktat düzeyinin belirlenmesinin önemi vurgulanırken anemik durumlarda aneminin tipi ve şiddetinin plazma laktat konsantrasyonuna etkisi tam anlamıyla bilinmemektedir. Bu çalışmada anemili köpeklerde aneminin şiddeti ve tipinin plazma laktat konsantrasyonlarına etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmada farklı ırk, yaş ve her iki cinsiyetten 36 anemik, 12 sağlıklı, toplam 48 köpek çalışmaya dahil edildi. Anemili köpekler aneminin şiddetine ve tipine göre sınıflandırıldı. Hematolojik değerlendirmeler RBC, HGB, HCT ve MCV ölçümlerini kapsadı. Plazma laktat konsantrasyonları hasta başı analizörü ile kolorimetrik olarak test edildi. Anemili köpeklerde plazma laktat değeri sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek bulundu. Şiddetli anemili köpeklerde, plazma laktat değeri, sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek belirlendi. Rejeneratif anemili köpeklerin plazma laktat konsantrasyonları, sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek belirlenirken, rejeneratif ve nonrejeneratif anemili gruplar arasında plazma laktat değerleri için önemli düzeyde farklılık belirlenmedi. Bu çalışma ile köpeklerde aneminin tip ve şiddetinin plazma laktat konsantrasyonu üzerine etkisinin olabileceği ve bu verilerin gelecekte köpeklerde yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmaların yürütülmesi için bir referans olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Anemi, köpekler, laktat.

AnemiHayvan hastalıklarıLaktatlar+1
Gizem Battal
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1,25-dihidroksikolekalsiferol verilen tip 1 diyabetli sıçanlarda vasküler yanıtın değerlendirilmesi

Bu çalışmada, kardiyovasküler sağlığın sürdürülmesinde, ayrıca diyabete bağlı gelişen çeşitli komplikasyonların önlenmesinde ve iyileştirilmesinde önemli rolleri olan 1,25-dihidroksikolekalsiferolün, kan glikoz değerleri ve vasküler yanıta etkilerini değerlendirmek amaçlandı. Bu amaçla, 28 adet Sprague Dawley erkek sıçan; kontrol (K), vitamin D (VitD), diyabet (D) ve Diyabet+Vitamin D (DVD) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Diyabet oluşturmak için D ve DVD gruplarına streptozotosin tek doz 50 mg/kg dozunda, K ve D grubuna ise eş hacimde sitrat tampon solüsyonu intraperitoneal olarak verildi. Diyabet tanımlaması yapıldıktan sonra VitD ve DVD grubundaki sıçanlara 1,25-dihidroksikolekalsiferol 120 ng/100 g haftada bir kez subkutan yolla 6 hafta boyunca uygulandı. Kan glikoz düzeyleri, vücut ağırlığı ve kan basıncı ölçümleri haftalık olarak kaydedildi. Deney sonunda torasik aort halkalarında kasılma ve gevşeme yanıtları in vitro organ banyosunda değerlendirildi. Diyabet, 1. haftadan itibaren vücut ağırlığında azalmaya neden oldu (P<0,001). DVD grubu ortalama kan glikoz düzeyleri D grubuyla karşılaştırıldığında 5. ve 6. haftalarda azaldı (sırasıyla P<0,05 ve P=0,069). Diyabet gruplarında 2. haftadan itibaren ortalama kan basıncı değerleri düştü (P<0,01). KCl kasılma yanıtı VitD grubunda diğer gruplardan daha yüksek iken (P<0,01), fenilefrin kasılma yanıtının VitD ve DVD gruplarında daha düşük olduğu belirlendi (P=0,076). Ayrıca diyabet gruplarının asetilkolin gevşeme yanıtlarının diyabet olmayan gruplara göre daha yüksek olduğu (P=0,082) dikkati çekti. Araştırma sonuçları; 1,25-dihidroksikolekalsiferolün tip 1 diyabetik sıçanlarda kan glikoz düzeylerini düşürebileceğini, buna karşın kan basıncı ile aort kasılma ve gevşeme yanıtlarına önemli bir etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: 1,25 dihidroksikolekalsiferol, aort, asetilkolin, kan basıncı, tip 1 diyabet.

AortAsetilkolinDiabetes mellitus+4
Mehmet Ali Zorlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erişilebilir üniversiteler kapsamında engelli öğrenci birimlerinin engelli öğrenciler açısından değerlendirilmesi

Engelli bireyler için engelsiz ve eşit bir toplum düzeni oluşturabilmek günümüzün devlet politikalarının en önemli konuları arasındadır. Günümüzde engellilik sadece engelli bireyin kendisini ilgilendiren bir konu olmaktan çıkmış toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. Engelli bireylerin bedensel olarak farklılıkları dışında diğer bireylerden hiçbir farkı yoktur. Farkı yaratan, engellilere karşı toplumun bakış açısı, algıları ve tutumlarıdır. Toplumsal düzenin her boyutunda engelli bireylere yönelik eşitsizlikler mevcuttur ve engelli bireyler sürekli bu eşitsizlikler ile mücadele etmek durumunda bırakılmaktadır. Eşitsizliklerin en çok mevcut olduğu yer ise eğitim kurumlarıdır. Engelli bireylere yönelik olumsuz tutumlar, mimari yönden engeller, eğitim materyallerinin engel durumuna uygun olmayışı vb. gibi nedenler dolayısıyla engelliler için eğitim sürdürülemez hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversitelerdeki engelli öğrenci birimlerinin, engelli öğrencilerin eğitimi esnasında karşılaştıkları sorunların çözümünde ne ölçüde destek sağladıklarını engelli öğrenciler yönünden incelemek ve değerlendirmektir. Bu çalışma, genel tarama modelinin tekil tarama türünde bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini, Türkiye'deki özel ve devlet üniversiteleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede, bütün üniversitelere ulaşılması hedeflenmiştir. Örnekleme katılan 13 Üniversite'de 92 engelli (fiziksel engelli, görme engelli, işitme engelli vb.) öğrenci, örneklem içinde yer almıştır. Çalışmanın verileri; online oluşturulan ve demografik bilgiler ile engelli öğrenci birimleri hakkında görüşleri içeren önceden yapılandırılmış soru formundan elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile engelli üniversite öğrencilerinin 2006 tarihinde "Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Yönetmeliği" ile üniversitelerde kurulması zorunlu hale getirilen engelli öğrenci birimlerinin eğitim hayatında etkinliği incelenmiştir. Ayrıca engelli üniversite öğrencilerin üniversite hayatında karşılaştıkları problemlere yönelik engelli öğrenci birimlerinin faaliyetleri ve çözüm yolları hakkında mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştıkları bütün sorunlara yönelik başvurabilecekleri bir birimin olması öğrenciler açısından hem güven duygusu yaratmış hem de karşılaştıkları sorunların çözümleneceğine ilişkin inanç oluşturmuştur. Engelli öğrenci birimleri ile engelli öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda bilgiye ve bilime erişilebilirliği kısmi olarak sağlanmıştır. Ayrıca engelli öğrenci birimleri üniversitelerde engelliğe yönelik farkındalığın oluşmasına katkı sağlamıştır. Ancak engelli öğrencilerin eğitim hayatında yaşadığı sorunları tamamen ortadan kaldırmadığı ve eğitim hayatını tam anlamıyla kolaylaştırmadığı ortaya çıkmıştır.

Engelli kişilerEngelli ortamEngelli öğrenci birimi+7
Özge Erdoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00