
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Primer hiperparatiroidili hastaların operasyon sonrası takip sonuçları
Giriş ve Amaç: Primer hiperparatiroidi kalsiyum yüksekliği ile birlikte parathormonun yüksek veya normal olduğu durumu ifade eder. Primer hiperparatiroidizm otonom faaliyet gösteren bez veya bezlerin yükselmiş kalsiyum düzeylerinden bağımsız olarak aşırı hormon üretmeye devam etmesi ile oluşur. Primer hiperparatiroidiyi önemli yapan durum üçüncü en sık gözlenen endokrin rahatsızlık olmasıdır. Primer hiperparatiroidinin tek küratif tedavisi cerrahidir. Bu kesitsel çalışmamızda birincil amacımız primer hiperparatiroidizm nedeniyle opere olan hastaların operasyon sonrası takiplerinde primer hiperparatirodiye bağlı oluşan kemik mineral yoğunluğu değişimlerinin olup olmadığını ve hangi kemik bölgesinde daha fazla olduğunu araştırmayı hedefledik. Sekonder amaç olarak primer hiperparatiroideye bağlı gelişen organ hasarlarına (nefrolitiazis, hipertansiyon, kreatinin yüksekliği gibi) dikkat çekmek ve post operatif labaratuar bulgularının değişimini değerlendirmektir. Metod: Bu çalışmamızda 01/01/2012- 01/01/2018 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Endokrinoloji polikliniğine başvuran veya Endokrinoloji kliniğinde yatan 16 yaş üzerindeki Klasik pHPT (Ca ve PTH yüksek) primer hiperparatiroidisi tanısı ile opere edilen 55 hastada operasyon öncesi ve operasyon sonrası şeklinde ayırarak GFR, kemik dansitometre değeri, üriner usg değerlendirmesi (nefrolitiyazis?) ve kan tetkikleri (kreatinin, Ca, P, D vit, Parathormon), paratiroid sintigrafisi ile lokalizasyon, kemik dansitometre değerleri ve 24 saatlik idrar Ca atılımı bakılarak kür elde edilip edilmediği ve komplikasyonların durumu değerlendirildi. Bulgular: Bu çalışmadaki vakalar Klasik pHPT (Ca ve PTH yüksek) olan hastalardı ve hastaların 7 si (% 13 ) erkek, 48'i (% 87 ) kadındı. Ortalama yaş 51, en genç hasta 24, en yaşlı hasta 79 yaşındaydı. Hastaların ortalama takip süreleri 36 ay idi. Ameliyat öncesi dönemde DEXA yapılan 55 hastaya ameliyat sonrası ortalama 36. ayda tekrar DEXA yapılarak kemik mineral yoğunluğundaki değişiklik değerlendirildi. Paratiroidektomi sonrası proksimal femur BMD değeri (p<0,013), Z skoru (p<0,036) ve T skorunda (p<0,029) ve femur boynu Z skorunda (p<0,001) anlamlı derecede artış görüldü. 50 yaşın altındaki hastalar ayrıca değerlendirildiğinde bu artış sadece femur boynu Z skorunda (p< 0,011) anlamlı idi. 50 yaşın üstündeki hastalarda ise sadece femur boynu Z skorundaki (p<0,038) artış anlamlıydı. Sonuç: Klasik pHPT li hastalarda cerrahi tedavi sonrası DEXA ölçümleride femur proximali BMD değeri T ve Z skorlarında, femur boynunda ise Z skorlarında iyileşme görülmüştür.
Obez ve nonobez sağlıklı beyinlerde insülin rezistansının hesaplanmasında kullanılan indekslerin kıyaslanması
Diyabetik nefropati oluşturulmuş ratlarda pioglitazonun antioksidan parametrelere ve patolojik süreçlere etkileri
Amaç: Diyabetik Nefropati, Diabetes Mellitus'un yaygın komplikasyonlarından biridir ve böbrek yetmezliğinin en sık nedenlerindendir. Bu yüzden diyabetik nefropati gelişmesini önlemeye yönelik çalışmalar yoğun şekilde sürmektedir. Oksidatif stres, diyabetik nefropati gibi diyabetik komplikasyonların gelişmesinde ve ilerlemesinde önemli rol oynamaktadır. PPAR? reseptör aktivatörleri olan tiazolidindionların antioksidan ve antiinflamatuar etkileri bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmada tiazolidindion tedavisi ile diyabetik nefropati gelişiminin engellenmesi ve bu süreçteki oksidatif stres belirteçlerinin doku düzeylerinin ölçülmesi planlandı.Yöntem: Çalışmada streptozotocin ile diyabet oluşturulan ratların bir kısmına pioglitazone (10mg/kg veya 30mg/kg) verildi. 4 haftalık çalışma süresini tamamlayan 30 ratın böbrek dokuları oksidatif stres ile ilgili parametrelerin değerlendirilmesi ve patolojik inceleme için sakrifiye edildi.Bulgular: Kontrol ve diyabetik kontrol grubu arasında glomerüler fokal nekroz, tübül dilatasyonu ve damar duvarında kalınlaşma açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Diyabetik kontrol ile 10 mg ilaç alan gruplar arasında tübül epitelinde nekroz, damar duvarında kalınlaşma, glomerüler fokal nekroz açısından anlamlı fark saptandı. Diyabetik kontrol ile 30 mg ilaç grubu arasında tübül dilatasyonu ve damar duvarında kalınlaşma açısından anlamlı fark saptandı. Diyabetik kontrol grubu ile pioglitazon alan gruplar arasında, tübül dilatasyonu, tübül epitelinde nekroz, glomerüler fokal nekroz ve damar duvarında kalınlaşma açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Diyabetik kontrol grubu ve ilaç alan gruplar arasında kan glukozu açısından farklılık saptanmadı. Diyabetik kontrol grubu ile ilaç alan gruplar arasında malonildialdehit, TNF-?, süperoksit dismutaz, katalaz, glutatyon, nitrik oksit ve IL-6 ortalamaları arasında farklılık saptanmadı.Sonuç: Pioglitazonun diyabetik ratlarda antiglisemik etkisinden bağımsız olarak glomerüler fokal nekroz, tübül epitelinde nekroz, tübül dilatasyonu, damar duvarı kalınlaşması gibi lezyonları gerilettiği saptandı. Ancak doku düzeyinde antioksidan parametrelerde pioglitazonun olumlu bir etkisi saptanmadı. Bu sonuca göre pioglitazonun diyabetik nefropati gelişimini önleyici etkisi olabileceği, ancak bu etkinin hangi mekanizmalarla oluştuğunu anlayabilmek için daha geniş çalışmalara ihtiyaç olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Pioglitazon, antioksidanlar, diyabetik nefropati