
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Hemşireler için web tabanlı iletişim eğitimi programının hazırlanması ve kullanımının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan hemşirelere hasta hemşire ilişkileri, iletişim teknikleri ve en sık karşılaştıkları iletişimi engelleyici hasta durumlarına müdahale konusunda bilgi sunan bir web sitesi geliştirmek, bu sitenin kullanılabilirliğini ve etkinliğini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, hastanede çalışan tüm hemşireler oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, mevcut durumun ve gereksinimlerin belirlenmesi (n=202), kullanılabilirliğin değerlendirmesi (n=10) ve etkinliğin değerlendirmesi (n=110) aşamasında olmak üzere üç kez toplanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-11 paket programı, parametrelere uygun olarak tanımlayıcı istatistikler ile korelasyon ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 28.83±5.1'dir. Hemşirelerin %5'i erkek, % 45'i evli, büyük bir bölümü (%76.2) lisans mezunudur. Hemşirelerin %82.7'sinin çalışma süresi 1-10 yıl arasındadır. Hemşirelerin %36.1'i dahili birimlerde, %86.1'i servis hemşiresi pozisyonunda çalışmaktadır.Hemşirelerin tamamına yakınının (%94.6) interneti, mesleki konuları araştırmak için kullandığı, mesleki bilgilerini güncellemek istediği (%90.1), bilgiye zaman kısıtlılığı (%81.1) ve uygun ortam bulamama (%62.1)nedeniyle ulaşmakta güçlük çektiği, web tabanlı olarak hazırlanan bir eğitimi almak istedikleri (%64.4) bulunmuştur. Bununla birlikte hemşireler hastaları ile iletişim kurabilme düzeyini ?çok iyi? olarak tanımlamış, öfkeli (%55), sürekli isteklerde bulunan (%52), cinsel yönelimli (%37.1), sosyal ilişki kurmak isteyen hasta (%28.2) ile iletişim sırasında güçlük yaşadığını, web tabanlı olarak hazırlanmış ?Hasta-Hemşire İlişkileri? konulu bir web sitesinden yararlanmak istediklerini belirtmişlerdir. Hemşirelerden gelen veriler doğrultusunda bir web sitesi hazırlanmış, bu sitenin kullanılabilirlik skoru 90±11.6 olarak bulunmuştur. Hazırlanan bu web sitesine 110 hemşire üye olmuştur. Üye olan hemşireler web sitesinden yararlandıklarını fakat meslektaşları ve konunun uzmanları ile görüşebilecekleri forum sayfalarının olması gerektiğini ifade etmişlerdir.Zaman sorununun yoğun yaşandığı bir meslek grubu olan hemşirelik için, web tabanlı eğitimin yaygınlaştırılması, sürekli eğitimde nasıl yer alabileceğine ilişkin çalışmaların artırılması ve sonuçları uygulamaya yansıtılması gerektiği önerilmektedir.
Hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veriler, öğrencilerin demografik özelliklerini de içeren hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik form ile iletişim becerileri envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu ve Tıp Fakültesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu okullarda okuyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 583 öğrenci (Hemşirelik=359, Tıp=224) oluşturmuştur.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-16 istatistik paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede, tanımlayıcı istatistikler, değişkenler arası karşılaştırmalar, ki-kare testi, Kruskall-Wallis testi, Mann-Whitney U testi ve t testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 21.6±2.07, tıp öğrencilerinin yaş ortalaması 23.61 ±1.51' dir. Hemşirelik öğrencilerinin %78'i kız öğrencilerden, %22'si erkek öğrencilerden, tıp öğrencilerinin %44.6'sı kız öğrencilerden, %55.4'ü erkek öğrencilerden oluşmaktadır.Hemşirelik öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 118.27 ±13.29, tıp öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 117.55 ±10.48'dir. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, devam ettikleri sınıf ve uygulama yaptıkları kliniklerin iletişim becerisi üzerinde etkili değişkenler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin iletişim becerileri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Her iki grup öğrenci için de ?iletişim kurulamayan hasta?nın zor hasta olduğu saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri için ?tedaviyi reddeden-işbirliği yapmayan? ve ?duygusal sorunu olan? hastaların zor hasta olduğu, tıp öğrencileri için ise ?anamnez veremeyen ya da yetersiz veren? hastanın zor hasta olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde güçlük yaşadıkları, zor hasta davranışı ile baş etmede en fazla duygu odaklı başetme yöntemlerini kullandıkları saptanmıştır. Problem odaklı başetme yöntemlerini ise kısıtlı düzeyde ve hastaya yönelik kullandıkları saptanmıştır. Öğrencilerin iletişimle ilgili derslerin yeniden düzenlemesini önerdikleri belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: zor hasta, hemşire-hasta iletişimi, hekim-hasta iletişimi, hemşirelik eğitimi, tıp eğitimi
Şizofreni tedavisi almış bireylerin taburculuk sonrası erken dönemde hemşirelik bakım gereksinimleri ve öz-bakım güçlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, şizofreni tedavisi almış bireylerin taburcu olduktan sonraki erken dönemde hemşirelik bakım gereksinimleri ve öz-bakım güçlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Nisan 2013-Nisan 2014 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi gördükten sonra taburcu olan ve araştırmaya alınma kriterlerine uygun olan 31 birey alınmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında bireylerin tanıtıcı özelliklerinin ve taburculuk sonrası bakım gereksinimlerinin belirlenmesine yönelik Bakım Gereksinimleri Belirleme Formu ile Öz-bakım Gücü Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Kolmogorov-Smirnov, t-testi, Tek yönlü (One way) varyans analiz (ANOVA) testi, Duncan çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık ise p<0,05 ile tanımlanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 35.58±11.57'dir. Bireylerin %58.1'i kadın, %41.9'u erkek olup, ortalama hastalık başlangıç yaşı 23.81±8.38'dir. Bireylerin öz-bakım gücü puan ortalaması 99.32±21.86 olarak belirlenmiş, ölçekten alınan en düşük puanın 46, en yüksek puanın 136 olduğu görülmüştür. Bekâr bireylerin, çocuğu olmayanların ve ailesinde ruhsal hastalığa sahip başka birey olanların öz-bakım gücü puan ortalamasının diğerlerine göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p0.05). Bireylerin büyük çoğunluğunun, hastalığı; "sıkıntı, çaresizlik, zor, şanssızlık" gibi olumsuz ifadelerle tanımladığı, hastalığın seyri ve tedavisi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu, taburculuk sonrası ilaç kullanımı ve hastalık semptomlarıyla baş etme konularında bilgiye ve yardıma gereksinimleri olduğu, hastalık nedeniyle aile içi rollerinin, eş, çocuk ve yakın çevreyle ilişkilerinin olumsuz etkilendiği, tedavi ve bakımda aileleri dışında desteklerinin olmadığı, dini inanç ve manevi duygularının hastalıktan olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Bakım gereksinimleri açısından bireylerin taburculuktan sonra benlik kavramı, problem çözme ve baş etme, bilgi gereksinimi, rol ve ilişkiler, güvenli çevre, tedavi ve bakım, kendine bakım, uyku ve dinlenme ve manevi alanlarda bakıma gereksinimleri olduğu saptanmıştır. Buna göre şizofreni nedeni ile yatarak tedavi alan bireylerin taburculuğuna karar verilirken bu gereksinimlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bireyler için taburculuk sonrasında da uygun bakımın sağlanması ve destek sistemlerinin geliştirilebilmesi için öz-bakım gücü düzeylerinin ve bakım gereksinimlerinin belirlenmesinin yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, taburculuk, hemşirelik bakımı, öz-bakım, öz-bakım gücü, psikiyatri hemşireliği, gereksinimler
Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların, mesleki benlik saygısı ve hemşirelik algısı ile ilişkisinin belirlenmesi
Bu araştırma, öğrenci ve mezun hemşirelerin bilişsel çarpıtmalarının, mesleki benlik saygısı ve hemşirelik algısına etkisi ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin ve bunları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, bir üniversite hastanesinde ve bir sağlık yüksekokulunda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 322 mezun hemşire ve 338 öğrenci hemşire oluşturmuştur. Bu çalışmada "Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Bilişsel Çarpıtma Ölçeği" olmak üzere iki ölçek "Sosyodemografik Özellikler Soru Formu" ve "Hemşirelik Algısı Formu" olmak üzere iki adet soru formu kullanılmıştır. Bu araştırmada verileri değerlendirmek için tanımlayıcı istatistikler, Mann- Whitney U testi, Krusskall Wallis testi, One Way ANOVA, t testi ve ki kare testi kullanılmıştır. Normalliği değerlendirmek için Kolmogorow- Smirnov Normallik testi, varyans homojenliğini değerlendirmek için de Levene test kullanılmıştır. Mezun hemşire grubunun yaş ortalaması 31.36±6.89, öğrenci hemşire grubunun yaş ortalaması ise 20,99±1.89 olarak saptanmıştır. Öğrenci hemşire grubunun %60.7'si kadın, %39.3'ü ise erkektir. Mezun hemşire grubunun %94.4'ü kadın, %5.6'sı erkektir. Öğrenci hemşirelerde bilişsel çarpıtma ölçeğinin"olumsuz benlik algısı" ve "kendini suçlama" alt boyutlarına ait puan ortalamalarının, mezun hemşirelerde ise "çaresizlik" ve "umutsuzluk" alt boyutlarına ait puan ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların, mesleki benlik saygısını ve hemşirelik algısını etkilediği saptanmıştır. Öğrenci ve mezun hemşireler, hemşirelik kavramını "fedakarlık yapan" temasına ait metaforlara benzetmiştir. Mezun hemşireler hemşireliği "tükenmişlik" ifadeleriyle anlatırken, öğrenci hemşireler "bakım" ifadelerini kullanmıştır. Her iki grup da ikinci bir şans verilse, hemşirelik mesleğini yeniden seçmeyeceğini belirtmiştir ve "mesleğe saygınlık kazandırılmalı" görüşünü ifade etmişlerdir. Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların varlığı saptandığından farkındalığı artırmak için eğitimler verilmesi ve daha kapsamlı sonuçlara ulaşılabilmesi için aynı konuda kalitatif çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Bilişsel Çarpıtma, Algı, Mesleki Benlik Saygısı, Benlik Saygısı
Psikiyatri servislerinde çalışan hemşirelerin şizofreni tanısı almış bireylere bakış açısı
Şizofreni tanısı alan birey toplum tarafından dışlanarak, ayrımcılığa uğrayabilir vedamgalanabilir. Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşireler sıklıkla şizofreni tanısı alanbireyin bakımından sorumlu olabilirler. Hemşirelerin stigmatize edici yaklaşımdankaçınmaları, özellikle psikiyatri kliniğinde yatan hastaya terapötik çevre sağlanması vetoplumdaki bireylerin algılamalarını geliştirmek adına önemlidir.Bu çalışma hemşirelerin şizofreni tanısı alan bireylere yönelik bakış açılarınıdeğerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastaneleri, ÜniversiteHastaneleri ve Eğitim ve Araştırma Hastaneleri psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşireler,çalışma yaşamı boyunca şizofreni tanısı alan bireyle en çok karşılaşan ve ona sağlıkhizmeti sunan hemşire grubudur. Bu çalışma Eğitim ve Araştırma Hastaneleri PsikiyatriKlinikleri (185), Üniversite Hastaneleri Psikiyatri Klinikleri (164) ve Ruh Sağlığı veHastalıkları Hastaneleri kliniklerinde çalışan (358) hemşireler olmak üzere toplam 543hemşirenin şizofreni tanısı almış bireylere bakış açılarını değerlendirmek amacı iletanımlayıcı olarak yapılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS-11 paket programı, ki-kare testive iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi kullanılmıştır.Yapılan bu çalışmanın sonucunda, EAH'deki hemşirelerin çoğunluğu şizofrenininsosyal nedenlerle ortaya çıkmadığını, şizofren bir bireyle birlikte çalışabileceğini, şizofrenbir bireyle evlenmeyeceğini, şizofren bir komşusu olmasından rahatsız olmayacağını,şizofreninin tam olarak düzelmeyeceğini, psikoterapi ile düzelebileceğini, şizofrenhastalarının saldırgan olduğunu, şizofreninin tedavisinde kullanılan ilaçların ciddi yan etkive bağımlılık yaptığını belirtirken, RSHH'deki hemşirelerin çoğunluğu şizofreninin sosyalsorunlar nedeniyle ortaya çıktığını, şizofren bireyle evlenmeyeceğini, şizofren birkomşusu olmasından rahatsız olmayacağını, şizofrenlerin tam olarak düzelmeyeceğini,şizofreninin tedavisinde kullanılan ilaçların ciddi yan etki ve bağımlılık yaptığınıbelirtmiştir. Lisans veya üzeri eğitim alan hemşirelerin, şizofrenin hastalarına sosyalmesafe açısından daha olumlu yaklaşım sergiledikleri saptanmıştır.Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara yönelik mezuniyet sonrası eğitimprogramları, hemşirelik eğitiminde lisans ve üzeri eğitim modelinin kullanılması, şizofrenitanısı alan bireyin topluma uyumu ve tedavisi için gündüz bakımevleri kurulmasıönerilerinde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Hemşire, Tutum, Damgalama, Şizofreni tanısı alan birey, Eğitim
Psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin oral ilaç uygulamalarının değerlendirilmesi
PS K YATR KL N KLER NDE ÇALIŞAN HEMŞ RELER N ORAL LAÇUYGULAMALARININ DEĞERLEND R LMESKER ME DEM RBAŞAraştırma üniversite hastanelerinin psikiyatri kliniklerinde ve Sağlık Bakanlığına bağlıruh sağlığı hastalıkları hastanelerinde çalışan hemşireler ile yapılmıştır. AraştırmayaTürkiye'de psikiyatri kliniği bulunan üniversite hastanelerinde çalışan 149, SağlıkBakanlığına bağlı ruh sağlığı hastanelerinde çalışan 322 hemşire katılmıştır.Araştırmada elde edilen verilere göre, üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin, ruhsağlığı hastalıkları hastanesinde çalışan hemşirelere göre, ilacın etkinliğini değerlendirme,hastanın tedaviye uyumunu sağlama, hastayı tedaviye yönlendirme ve hastaya ilaçlar ile ilgilieğitim verme konularında kendilerini daha yeterli gördükleri saptanmıştır. Üniversitehastanesinde çalışan hemşireler, hastanın ilaç kullanma davranışı, ilaç tedavisine direnci,anlama ve koordinasyon düzeyi, ilaç tedavisine ilişkin duygu düşünceleri ve bakım verenintedaviye ilişkin yaklaşımlarına yönelik daha fazla veri toplamaktadırlar. Ruh sağlığıhastalıkları hastanesinde çalışan hemşirelerin tamamına yakını ilaçları ilaç dolabındabulundurmaktadırlar. Üniversite hastanesinde çalışan hemşireler daha fazla ilaç kartıkullanmaktadırlar. Ruh sağlığı hastalıkları hastanesinde çalışan hemşireler ilacını başkayoldan isteyen ve ilacını saklayan hasta tepkileri ile daha fazla karşılaşmaktadırlar. lacınıalmayan hasta ile karşılaşıldığında her iki kurumda çalışan hemşireler, öncelikle doktorahaber vermektedirler. Üniversite hastanesinde çalışan hemşireler ilacın etkinliğinideğerlendirmek için ilacın etkisini gözleme, doktordan değerlendirme isteme ve yaşambulgularını alma yöntemlerini, ruh sağlığı hastalıkları hastanesinde çalışan hemşirelere göredaha fazla kullanmaktadırlar. Üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin daha fazla hemşiregözlem formu kullandıkları saptanmıştır. Belirlenen bu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlıbulunmuştur (p<0.05).Elde edilen sonuçlar doğrultusunda psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin oralilaç uygulamalarına yönelik, hemşirelere sürekli eğitimler, sertifikasyon, mezuniyet sonrasıkurslar ve hizmet içi eğitimler sağlanması, kliniklerde tedavi odalarının ilaçların güvenlisaklanabilmesi ve dağıtılabilmesi için yeniden düzenlenmesi, dağıtım malzemelerinin plastikolması şeklinde önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Psikiyatri hemşireliği, oral ilaç uygulaması, ilaç güvenliği, ilaçyönetimi.
Lise öğrencisi erkek ergenlerde problem çözme eğitiminin; problem çözme becerisi, kişilerarası ilişki tarzı ve öfke kontrolü üzerine etkisi
Bu çalışma, lise öğrencisi erkek ergenlerde problem çözme eğitiminin problem çözme becerisi, kişilerarası ilişki tarzları ve öfke kontrolü üzerine etkisini belirlemek amacı ile planlanmış yarı-deneysel bir araştırma olup ?ön test-son test, kontrol gruplu desen? kullanılmıştır. Çalışma, 2011?2012 eğitim-öğretim yılında Mimar Sinan Endüstri Meslek Lisesi 9. ve 10.?cu sınıf öğrencilerinden araştırma kriterlerine uyan ve gönüllü bir grup erkek öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öğrencilere anket formu ve ölçekler uygulanmış, deney ve kontrol gruplarına dahil edilmiştir. Deney grubuna problem çözme terapisi temel alınarak oluşturulan sekiz oturumluk psikoeğitimsel içerikli bir program uygulanırken; girişimli kontrol grubuna plasebo etkisi yapacağı düşünülen ergenlik dönemi özellikleri konulu sekiz oturumluk bir eğitim verilmiş, girişimsiz kontrol grubuna ise herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Deney ve girişimli kontrol grubuna uygulanan müdahale programı haftada bir gün olmak üzere ortalama 40 dakikalık oturumlardan oluşmuştur. Eğitim öncesi deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere Anket Formu, Problem Çözme Envanteri (PÇE), Çok Boyutlu Öfke Ölçeği(ÇBÖÖ) ve Kişilerarası Tarz Ölçeği (KTÖ) uygulanmış; birinci uygulama deneysel çalışma bittikten hemen sonra yapılmıştır. Her üç grubun 3 ay ve 6 ay sonra izlemleri yapılarak ölçekler tekrar uygulanmıştır. Araştırmada problem çözme beceri eğitiminin lise öğrencilerinin problem çözme, öfkeyle ilişkili davranışlar ve düşünceler ile kişilerarası ilişkiler üzerine etkisi deneysel olarak sınanmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerine uygulanan problem çözme eğitimi grup programının öğrencilerin problem çözme becerilerinin gelişmesinde etkili olduğu, öfke kontrolünü sağlamada ve kişilerarası ilişkilerinin olumlu yönde gelişimi ve bu etkinin uzun süreli artarak devam ettiği görülmüştür. Araştırma bulguları var olan literatür ışığında tartışılmıştır. lise öğrencisi ergenlerde grup yaşantısı yoluyla uygulanan problem çözme eğitiminin yaşamlarına olumlu katkıda bulunacağı düşünülerek; problem çözme eğitimi programının lise öğrencilerinin kişilerarası iletişim ve problem çözme becerilerini geliştireceği; öfke duygusunu tanıyarak bu duyguyla baş edebilmelerinde etkili olacağı söylenebilir.
İlkokul 1.sınıf öğrencilerinde enürezis sıklığı, anne tutumu ve ilişkili faktörler
Bu araştırma İlkokul 1.sınıf öğrencilerinde enürezis sıklığı ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmada, çalışmanın evrenini 2014-2015 öğretim yılında Aydın İl Merkezinde eğitim gören; toplam 3.895 İlkokul birinci sınıf öğrencisinin annesi oluşturmuştur. G power programı ile etki büyüklüğü 0,25; anlamlılık düzeyi (α) 0,05; güç %80 kabul edildiğinde örneklem büyüklüğü 269 olarak hesaplanmış; 1,6 desen etkisi de göz önüne alındığında 430 öğrenci annesine ulaşmak hedeflenmiş araştırma kapsamında 425 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın yapıldığı ilde toplam 55 ilkokul bulunmaktadır. Örneklem belirleme aşamasında ilkokullar arasından kura yöntemi ile dört ilkokul seçilmiş ve anket uygulaması 2014-2015 öğretim yılında tamamlanmıştır. Uygulama öncesi etik kurul izni, veli yazılı onam formu ve kurum izni alınmıştır. Veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen "Anket Formu" ve "Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI)" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SSPS paket programında (Version 21,00 Chicago IL, USA) değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (Ortalama, standart sapma, frekans, yüzdelik) normal dağılım gösteren karşılaştırmalarda t testi, One Way ANOVA; normal dağılım dışı karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H test, Pearson Correlation analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin % 54,1'i (n=230) kız, % 45,9'u (n=195) erkek olup yaş ortalaması 6,80±0,48'dir. Öğrencilerin %82,8'inin (n=352) sosyal güvencesinin olduğu bulunmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre; enürezis ile kardeş sayısı (kendisi dahil), son bir yılda doğan kardeş, aile tipi, anne çocuk ilişkisinde problem varlığı, anne tarafından fiziksel şiddet görme durumu, çocuğun aktivitelerinde kısıtlama, annelerinin ve babalarının enürezis hikayesi, karı-koca geçimsizliği arasında anlamlı fark bulunmuştur. Tüm sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde, İlkokul 1.sınıf öğrencilerinde benzer araştırmaların artırılması ve destek, eğitim ve danışmanlık sağlanması çocukluk çağında görülen önemli bir sorun olan enürezisin azaltılmasında katkı oluşturabilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Enürezis, Anne Tutumu.
Hemşirelik öğrencilerinde intihar riski, psikolojik acı ve psikolojik sağlamlık ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinde intihar riski, psikolojik acı ve psikolojik sağlamlık ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde tasarlanan bu çalışma, Mart-Mayıs 2021 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırma örnekleme dahil olma kriterlerini karşılayan 619 öğrenci ile yapılmıştır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Psikolojik Acı Ölçeği" ve "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılarak 'Google Forms' aracılığıyla online olarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS for Windows 23.0 ve LISREL 8.71 programları kullanılmıştır. Psikolojik acı ile intihar olasılığı arasında psikolojik sağlamlığın aracı etkisini belirlemek amacıyla, önce bir yapısal model kurulmuş ve Path Yol Analizi yapılmıştır. Araştırmanın raporlaması STROBE doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin intihar olasılığı puanları ile psikolojik acı puanları arasında yüksek düzeyde pozitif bir ilişki (r = .74, p<.01) ve %55 düzeyinde ortak varyans olduğu (R2 =.55) belirlenmiştir. İntihar olasılığı puanları ile psikolojik sağlamlık puanları arasında orta düzeyde negatif bir ilişki (r = -.52, p<.01) ve %27 düzeyinde ortak varyans (R2 =.27) olduğu bulunmuştur. Psikolojik acı puanları ile psikolojik sağlamlık puanları arasında ise orta düzeyde negatif bir ilişki (r =-.53, p<.01) ve %28 düzeyinde ortak varyans (R2 =.28) olduğu belirlenmiştir. Psikolojik acı ile intihar olasılığı arasında psikolojik sağlamlığın yarı aracılık etkisi olduğu belirlenmiş ve etki büyüklüğünün geniş olduğu (.57) tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları intihar olasılığı, psikolojik acı ve psikolojik sağlamlık arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Psikolojik acı düzeyi arttıkça intihar olasılığının da arttığını, psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça psikolojik acı düzeyinin azaldığını ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça intihar olasılığının azaldığını göstermektedir. Ayrıca psikolojik acı ile intihar olasılığı arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın yarı aracı etkisinin olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: hemşirelik öğrencileri, intihar, psikiyatri hemşireliği, psikolojik acı, psikolojik sağlamlık
Demans tanısı olan bireylerin bakım verenlerinin psikososyal bakım gereksinimlerinin belirlenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı evde bakım hizmetinden yararlanan demans tanısı olan bireylerin bakım verenlerinin psikososyal bakım gereksinimlerini belirlemektir. Yöntem: Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, Bütüncül Çoklu Durum deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup Burdur Devlet Hastanesi Evde Sağlık Hizmeti alan demans tanısı olan bireylere bakım veren 15 bakım verenden oluşmuştur. Araştırma verilerinin analizi, MAXQDA 2020 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmada bakım verenlerin karşılaştıkları zorluklar(günlük yaşamın etkilenmesi, destek sistemlerinin yetersiz olması, hayatın değişmesi, hastalıkların ilerlemesi, ruh sağlığının olumsuz etkilenmesi, herhangi bir demans eğitimi almama ve ekonomik zorluk yaşama), bakım verenin kazanımları(hasta ile olumlu ilişki kurma, bakım verme tecrübesi edinme, bakım verdiği için iyi hissetme, günlük yaşamda herhangi bir değişiklik yaşamama, demans hakkında bilgi sahibi olma), bakım verenlerin aldıkları destekler(sosyal destek alma, psikolojik destek alma, maddi destek alma, sağlık hizmeti alma) ve bakım verenlerin gereksinimleri(sosyal destek gereksinimi, manevi destek gereksinimi, bilgi edinme gereksinimi) olmak üzere dört ana tema ve toplam on dokuz alt tema elde edilmiştir. Sonuç: Evde bakım hizmetinden yararlanan demans tanısı olan bireylerin bakım verenlerinin bakım sürecinde çeşitli zorluklar yaşadığı ve bu zorluklar karşısında psikosoyal bakım gereksinimlerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Bu gereksinimler; sosyal destek, psikolojik destek, maddi destek, manevi destek ve bilgi gereksinimidir. Bu bağlamda demans tanısı olan bireylerin bakım verenlerinin psikososyal bakım gereksinimlerine yönelik müdahale çalışmalarının planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: bakım veren, demans, nitel araştırma, psikiyatri hemşireliği, psikososyal bakım,
Salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitiminin şizofreni hastalarında bütünlük duygusu, iyileşme ve işlevselliğe etkisi
Bu araştırmada salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitiminin şizofreni hastalarında bütünlük duygusu, iyileşme ve işlevselliğe etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Salutogenez temelli müdahale ile bireylerin özgüven ve farkındalığını artırmak, içsel ve/veya dışsal stres faktörlerini yönetmek için en başarılı baş etme stratejilerini bulmasını sağlayarak bütünlük duygusunu, iyileşmeyi ve işlevselliği artırabileceği düşünülmektedir. Araştırma deneysel araştırma tiplerinden ön test-son test, kontrol gruplu desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etik kurul onayı, kurum izni ve bireylerden yazılı bilgilendirilmiş gönüllü onam alınmıştır. Araştırmanın örneklemini kronik ruhsal bozukluğa sahip 25 birey (Deney Grubu: 12, Kontrol Grubu: 13) oluşturmaktadır. Deney grubuna 4 hafta, haftada 2 kez salutogenez modeline dayalı danışmanlık eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise özel bir müdahalede bulunulmamıştır. Bu süreçte veri toplama aracı olarak uygulama öncesinde, bitiminde ve bir ay sonra her iki gruba eş zamanlı "Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bütünlük (Tutarlık) Duygusu Ölçeği (BDÖ)", "İyileşme Aşamaları Ölçeği (İAÖ)" ve "Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği (ŞİLÖ)" uygulanmıştır. Müdahale ve kontrol grubunun, Bütünlük Duygusu Ölçeği ve anlaşılabilirlik, yönetilebilirlik ve anlamlılık boyutları, İyileşme Aşamaları Ölçeği durağanlık, farkındalık, yeniden yapılanma, hazırlık, gelişim alt boyutları, Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği ön test, son test ve bir ay izlem puanları karşılaştırıldığında; Bütünlük Duygusu Ölçeği toplam puanı ve alt boyutlarının ön test puanları gruplara göre farklılık göstermezken, son test ve bir ay izlem puanları müdahale grubu lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Müdahale grubundaki kişilerin uygulama sonrasında İyileşme Aşamaları Ölçeği alt boyut puanlarından Durağanlık, Farkındalık alt boyut puanlarında azalma, sonrasında İyileşme Aşamaları Ölçeği Gelişim alt boyut puanlarında kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı bir artma saptanmıştır. İyileşmenin erken aşamalarından iyileşmenin ileri aşamalarına doğru bir ilerleme gözlenmiştir. Yine Şizofrenide İşlevsel İyileşme Ölçeği toplam puanı ve Sağlık ve Tedavi, Sosyal işlevsellik ve Günlük Yaşam Becerileri alt boyutlarının ön test puanları gruplara göre farklılık göstermezken, son test ve bir ay izlem puanlarında kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı bir artma ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda Salutogenez Modeline Dayalı Danışmanlık Eğitimi alan şizofreni hastalarının bütünlük duygusu, iyileşmesi ve işlevselliği artmıştır.