
352
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Otel yöneticilerinin kişilik özellikleri ve duygu durumlarının, etik karar almalarına etkisi
Otel işletmeleri pek çok farklı kültüre ve düşünce sistemine sahip işgörenlerin, ziyaretçilerin ve yöneticilerin bir arada bulunduğu alanlardır. Bireysel etkileşimin oldukça fazla yaşanması otel işletmelerinde etik konusunu daha hassas hale getirmiştir. Etik dışı uygulamaların ve kararların işletmeyi, işgörenleri ve tüketicileri etkileyeceği bilinen bir gerçektir. Araştırmanın iki amacı bulunmaktadır. Otel yöneticilerin kişilik özellikleri ve duygu durumunun etik karar alma üzerine etkisini araştırmak ve yöneticilerin kişisel özelliklerine göre araştırma değişkenleri arasında farklılıkları incelemektir. Araştırma, İstanbul'da faaliyet gösteren uluslararası beş yıldızlı otel işletme yöneticileri üzerinde gerçekleşmiştir. Toplamda 412 otel yöneticisine ulaşılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler modeller kurularak incelenmiş ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellerinin sınanması SmartPLS hazır yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; uyumluluk, deneyime açıklık, dışa dönüklük ve duygusal denge kişilik özellikleri ile rölativizm görüşü arasında aynı yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sorumluluk kişilik özelliği ve idealizm görüşü arasında aynı yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Pozitif ve negatif duygu durumlarının ise otel yöneticilerinin etik karar almalarına dolaylı yönde etki ettiği belirlenmiştir. Pozitif duygu durumları otel yöneticilerinin karar almalarını işbirlikçi yönde desteklemektedir. Negatif duygu durumunun ise bazı kişilik özelliklerinde rölativizm görüşünü azalttığı tespit edilmiştir. Otel yöneticilerinin çalıştıkları departmanlara göre pozitif ve negatif duygu durumlarına sahip olmaları ile idealizm ve rölativizm görüşleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Etik-Ahlak, Etik Karar Alma, Kişilik Özellikleri, Duygu Durumu, Otel İşletmeleri
Medikal turizm pazarlamasında pazarlama iletişiminin önemi
Ülkelerin kalkınmasında turizmin önemli bir payı vardır. Turizm, her geçen gün gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Önemli turizm türlerinden birisi ise sağlık turizmidir. Sağlık hizmetlerinin uluslararası düzeyde üretimi, tüketimi ve hastaların uluslararası düzeyde dolaşımı tarih boyunca var olmuştur. Ancak, günümüzde bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte hız kazanan küreselleşme süreci uluslararası hasta dolaşımını daha da artırmıştır. Son yıllarda, milyonlarca kişi kendi ülkesine kıyasla daha kaliteli ve daha az maliyetle sağlık hizmeti alabilmek maksadıyla farklı ülkelere seyahat etmektedir. Bu durum da ülkeler açısından sağlık turizminin öneminin her geçen gün artmasını sağlamıştır. Ancak, sağlık turizminin de kendi içerisinde farklı türleri mevcuttur. Bunlar; termal, yaşlı ve engelli bakımı, spa-wellness ve medikal turizmdir. 2020 yılı itibariyle dünyada medikal turizm pazarının 104,68 milyar dolar olduğu, Türkiye'nin ise bu pazardan aldığı payın sadece 548,88 milyon dolar olduğu görülmektedir. Türkiye'nin bu pazardan aldığı payın arttırılmasında pazarlama iletişimi araçlarının önemli bir yeri olduğu düşünülmektedir. Bu noktadan hareketle, çalışmanın temel amacı; medikal turizm kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin bu tercihlerinde hangi pazarlama iletişimi karmasının daha etkili olduğunu ortaya koymaktır. Ayrıca, kaliteli hizmet sunumunun ve müşteri memnuniyetinin ise medikal turistlerin davranışsal niyetlerini etkilediği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın diğer bir amacı, algılanan hizmet kalitesi ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın amacına uygun olarak literatür taranmış, araştırma değişkenlerine ilişkin ölçekler çalışmaya uyarlanarak anket formu oluşturulmuştur. Araştırmanın analizleri için gereksinim duyulan veriler, İstanbul iline medikal turizm kapsamında gelen turistler arasından, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği ile seçilen 53 farklı ülkeden 432 kişiye yüz yüze anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmada, SPSS 20.0 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılarak verilerin analizi yapılmıştır. Bu süreçte, örnekleme ilişkin betimleyici istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak, araştırma hipotezleri test edilerek bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, medikal turistlerin Türkiye'yi tercih etmelerinde en etkili pazarlama iletişimi araçlarının sırasıyla, reklam ve geleneksel ağızdan ağıza pazarlama iletişimi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, algılanan hizmet kalitesinin tüm boyutları ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan hareketle, araştırmacılara ve medikal turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelere çeşitli önerilerde bulunularak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Medikal Turizm, Pazarlama İletişimi, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Davranışsal Niyetler
Kişilik özellikleri ve değerlere göre işyerinde kişi uyumunun iş tatmini ve görev performansı üzerindeki etkisi: Kişi-iş, kişi-yönetici, kişi-çalışma grubu ve kişi-örgüt uyumu açısından bir değerlendirme
Bu çalışmanın amacı, farklı kişilik özelliklerinin görev performansı ile olan ilişkisi ve bu ilişkide işyerinde kişi uyumu ve iş tatmini ile değerlerin rolünü belirlemektir. Çalışmada, kamu ve özel sektör çalışanlarından çevrimiçi toplanan 1328 anket analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, D kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = -0,433, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = -0,423, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = -0,432, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = -0,454, p < 0,01) ve I kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = -0,073, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = -0,130, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = -0,095, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = -0,082, p < 0,01) arasında anlamlı ve negatif; S kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = 0,584, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = 0,596, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = 0,614, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = 0,602, p < 0,01) arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan D kişilik özellikleri (β = -0,446, p < 0,01) ve I kişilik özellikleri (β = -0,128, p < 0,01) ile görev performansı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki; S kişilik özellikleri (β = 0,605, p < 0,01) ve C kişilik özellikleri (β = 0,071, p < 0,01) ile anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilirken; iş tatmininin (β = 0,600, p < 0,01) görev performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu saptanmıştır.
Ülke imajının Türkiye'yi ziyaret etme niyeti üzerine etkisinde yumuşak güç unsurlarının düzenleyici rolü: Çin pazarı
Destinasyon imajının bir ülkeyi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde belirleyici ve açıklayıcı bir rolü bulunmaktadır. Buna karşın bir ülkenin turistik cazibesinden doğan destinasyon imajına ek olarak, ülkenin uluslararsı ilişkiler açısından inşa ettiği siyasi cazibesi de ülkeyi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkili olabilmektedir. Herhangi bir ülkenin kültürünün diğer ülke vatandaşları üzerinde hayranlık uyandırması, ülkenin; evrensel insani değerlere olan bağlılığı, dış politikasındaki söylem ve eylemlerinde meşruiyet arayışı, o ülkeye yönelik olumlu imajı ve algıyı pekiştirebilir. Bu varsayımdan hareketle araştırmanın amacı, destinasyon imajı ile Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkide yumuşak güç unsurlarının (kültür, siyasi değerler ve dış politika) düzenleyici etkisinin olup olmadığının açığa çıkarılmasıdır. Araştırma, Türkiye genelindeki muhtelif turizm destinasyonlarından kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen Çinli turistlere yüz yüze anket toplama tekniği uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Toplamda 270 anket analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, destinasyon imajı ile Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkide yumuşak gücün her üç unsurunun da düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, Çinli turistlerin Türkiye'ye dair yumuşak güç algılarının yüksek olması durumunda, turistlerin destinasyon imajına olumlu bakışları arttıkça, Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyetlerinin de arttığı görülmüştür. Benzer bir şekilde, Çinli turistlerin Türkiye'ye dair yumuşak güç algıları düştükçe Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyetleri de azalmaktadır. Sonuç olarak, Destinasyon imajı ve yumuşak güç unsurlarının ikisi birlikte, araştırma modelinin bağımlı değişkeni olan Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde aynı yönlü ve özellikle birlikte kullanıldığında daha güçlü bir etkiye sahiptir.ldurulacaktır.
Tüketicilerin seyahat motivasyonları ile turistik ürün tercihleri arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin etkisi: Z kuşağı bireyleri üzerine bir araştırma
Turizm, birçok yönden ele alınan ve birçok ülke için önemini daha da arttıran ilgi alanı oldukça genişleyen bir kavram olarak görülmektedir. Özellikle teknolojik gelişmeler ışığında insanların otomasyona ve dijital yaşama doğru evrilmesi boş zamanı arttırmış dolayısıyla turizm daha da önemli bir boyutta ele alınmaya başlamıştır. Turizmin genel kavramı içerisinde tüketim için sunulan ve birçok turizm bileşeninin bir araya gelmesiyle oluşan turistik ürün ve turistik ürüne yönelik tercihlerin bilinmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zaman diliminin tüketicileri arasında oldukça önemli olarak görülen Z kuşağı bireylerin, çok yakın bir gelecekte ekonomik kazançlarını elde etmesiyle turizme katılım hızının da doğru orantılı bir şekilde artacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla kısa bir zaman dilimi içerisinde tüketim olgusunun en önemli başrol oyuncuları olarak görülen Z kuşağı bireylerinin geçmiş kuşaklardan ayrılan farklı özelliklerinin ortaya çıkartılmasıyla turizm sektörü içerisinde yer alan paydaşların daha verimli pazarlama yöntemleri ve stratejileri geliştirmesi oldukça önemli olarak görülmektedir. Bu kapsamda çalışmada; geleceğin en önemli tüketicileri olarak görülen Z kuşağı bireylerinin seyahat motivasyonlarının, turistik ürün tercihlerinin ve kişilik özelliklerinin belirlenmesi ile bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerini her yönüyle ortaya çıkartmak amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı kapsamında yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler, farklı istatistik programları ile analiz edilmiştir. Turistik ürünü oluşturan unsurların elde edilmesi sonrasında ölçeklerin geçerlik ve güvenirlilikleri incelenerek her bir ölçek için gerekli faktör analizleri yapılmıştır. Faktör analizlerinin yapılmasıyla araştırmanın soruları temelinde kurulan sekiz hipotez alt hipotezleri ile t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve aracılık rolü analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Z kuşağı bireylerinin sıklıkla seçtiği turistik ürün tercihleri ve seyahat motivasyonları ile turistik ürün tercihleri arasında, kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihleri arasında, seyahat motivasyonları ve kişilik özellikleri arasında ilişki ve farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte Z kuşağı bireylerinin demografik değişkenleri ile internet kullanım tercihlerinin seyahat motivasyonu, kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihleri üzerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise Z kuşağı bireylerinin turistik ürün tercihlerinde seyahat motivasyonu ve kişilik özelliklerinin aracılık rolü analizi sonucunda bireylerin seyahat motivasyonu ve turistik ürün özellikleri arasında kişilik özelliklerinin aracılık rolüne rastlanmazken; kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihi arasındaki ilişkide seyahat motivasyonlarının tam aracılık rolüne rastlanmıştır. Ayrıca bulgular ışığında sonuçlar ve tartışma ile başta turizm işletmeleri olmak üzere, turistik ürün üreticileri ve pazarlamacıları ile Z kuşağı bireyleri üzerinde çalışma yapacak olan araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Hâris el-Muhâsibî düşüncesinde nefs muhasebesinin tasavvufî ve psikolojik yorumu
Hâris el-Muhâsibî (ö. 243/857), H. III. yüzyılda İslâm düşünce sisteminin teşekkül ettiği bir dönemde yaşamıştır. Bağdat şehrinde kurulan; zâhir-bâtın ayrımı, tevhîd ve ilâhî aşk temalı, hâller ve makamların tespiti gibi konularda önde gelen Bağdat okulunun da kurucusudur. Yaşadığı dönemdeki bazı fikirlere eleştirel bir gözle bakarken kendi görüşlerini de ortaya koyan ve bir nevi kendine doğru içsel bir seyahat olan hakikati arayıp insanları da hakikate davet eden mutasavvıf bir mütefekkirdir. İslâm düşünce tarihinde özellikle de Sünnî İslâm ekolünde ilk psikolog olarak kabul edilen Muhâsibî, eserlerinde yaptığı psikolojik analizlerle bir dönüm noktası olmuştur. Muhâsibî, nefsin sadece hevâ ve heveslerine karşı zâhirî mücadeleyi değil aynı zamanda sürekli olarak kalbe gelen her düşünceyi psikolojik bir tahlile tâbi tutmak suretiyle de titiz bir mânevî eğitim yöntemi ortaya koymuştur. Tasavvuf ilminin bir doktrin hâline gelmesinde önemli bir yere sahip olan Muhâsibî, düşüncelerini ve kavramlarını Kur'ân ve sünnete dayandırmıştır. İnsanın dünyevî ve uhrevî hayatını etkileyen, ruhsal ve bedensel iyiliğine vesile, insanın içe ait yaşantısı olan nefse psikolojik bir anlam yüklemiştir. Nefsi öldürmek değil, sürekli muhasebeye çekip, murâkabe altında bulundurarak mücâhede etmek suretiyle hevâ ve heveslerden alıkoymak gerektiğini belirtmiştir. İnsanın, varlığına dair sorularla zihnî fırtınalar yaşarken hem fizikî hem psikolojik yönden sağlıklı bir hayat sürdürebilmesinin yolu olan nefsin tanınması ve sonrasında kendini muhasebeye çekerek düşüncelerine ve yaşamına yön vermesi, Muhâsibî için Allah'ın (c.c.) hoşnutluğuna bir vesiledir. Öncelikle hem kendini hem de toplumu gözlemlemesi sonucunda tıpkı bir hekim edasıyla sokratik ve diyalektik bir yöntemle nefsî ve toplumsal problemleri derin analizleriyle tespit etmiş, sahip olduğu ilim ve basîretle teşhis koyarak tedavi yollarını sunmuştur. Bu çalışmada; Muhâsibî'nin yaşadığı dönem, biyografisi, nefs ve nefs muhasebesi çeşitli yönlerden ele alınmış; ahlâkî bozuklukların tespitini sağlayan nefs muhasebesinin hem tasavvufî hem de psikolojik açıdan gerekliliği ve insan psikolojisi üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Destinasyon yemek kimliği ölçeği geliştirme çalışması
Destinasyonda bulunan çeşitli kimlik öğeleriyle beraber gastronomi de ön planda yer alan bir ayırt edici unsurdur. Destinasyonun yemek kimliğini belirleyecek bir çerçeve çizmek bu konuda hizmet sunacak olan araştırmacı ve yöneticilere bir yol gösterici parametre görevi görebilir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada ölçek geliştirme uygulaması planlanmıştır. Çalışmada hem nitel hem de nicel araştırma teknikleri kullanıldığından dolayı karma bir çalışma deseni bulunmaktadır. Ölçek geliştirme basamakları sırasıyla uygulanarak ölçek geliştirme işlemi yapılmıştır. İlk olarak literatüre tarama işlemi yapılmış ve buradan hareketle bir yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır.18 farklı yerel yönetici ve yiyecek içecek profesyoneli ile nitel görüşme gerçekleştirilmiş nitel analiz programı yardımıyla zihin haritası çıkarılmıştır. Oluşturulan zihin haritası ve literatür destekli bir şekilde 133 maddeden oluşan madde havuzu oluşturulmuştur. Uzman görüşleriyle beraber bazı maddeler çıkarılmış ve sonuçta nitel araştırma 72 maddeyle tamamlanmıştır. Nicel kısım iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlardan ilki açımlayıcı faktör analizi ikincisi bu keşfedilen modeli doğrulamak amacıyla yapılan doğrulayıcı faktör analizidir. Nicel analizleri için Gaziantep'in rekreasyon alanlarında toplam 600 tane anket toplanmış ancak bunların ancak 556 tanesinin kullanılabilir olduğu anlaşılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi yapılmış ve çeşitli kriterler altında 72 maddeden oluşan madde havuzu 58 maddeye inmiştir. Çıkan sonuçlara göre oluşan modelin kavramı açıklama oranı %63,338 olarak tespit edilmiştir. Toplamda 12 faktörlü bir yapı keşfedilmiştir. Ardından iç tutarlılık analizleri ve tüm faktörlerin güvenirlilik analizleri yapılmıştır. Sonuçların hepsi de eşik değerinin üzerinde olduğu görülmüştür. Ardından madde analizleri yapılmış ve madde-toplam puan ölçek korelasyon tablosundaki toplam 58 maddenin birbiri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. 58 maddenin ayır edicilik analizleri yapılmış ve çıkan sonuçlara göre tüm maddelerin ayırt edici nitelikte olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise uyum iyiliği değerleri bulunmaktadır. Buna göre oluşturulan modelin uyum iyiliği değerlerinin neredeyse hepsi uygun eşiğin üzerindedir. Ayrışım ve geçerlilik sonuçları da ayrıca analiz edilmiş ve çalışmanın faktör değerleri kriterlere uygun olduğundan dolayı yapının güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bilgi ifşası, bireysel etik değerler ve örgütsel bağlılık ilişkisi: Seyahat işletmesi çalışanları örnekleminde incelenmesi
Bilgi ifşası, örgütlerde hatalı uygulamaların, sorunu çözebilme yeteneğine sahip içsel ya da dışsal taraflara gönüllülük esasına dayalı olarak, faaliyeti sonlandırmak adına açıklanmasıdır. Karmaşık bir yapıya sahip olan bilgi ifşası, yaş, cinsiyet, eğitim durumu gibi bireysel faktörlerden, yasal düzenlemeler, misilleme gibi durumsal faktörlerden, örgüt iklimi, örgütün büyüklüğü gibi örgütsel faktörlerden etkilenmektedir. Bilgi ifşasıyla örgüte, örgüt üyelerine ve genel anlamda topluma zarar veren yanlış bir uygulamanın ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Bu noktada bilgi ifşasının ahlaki bir zemine sahip olduğu, kişinin ahlaki ideolojisini oluşturan etik değerlerinin bilgi ifşasına yönelik tutumu olumlu olarak etkilediği belirtilebilir. Çünkü etik değerlere sahip bireyler örgütsel hatalara sessiz kalmayacak, tepki gösterecektir. Örgütsel bağlılık ise çalışanın dahil olduğu kurum ile özdeşleşmesi, örgütün çıkarları adına çaba harcaması ve örgüte yönelik sadakatini kapsayan bir davranıştır. Örgütlerine kendilerini adamış çalışanlar, örgütün çıkarlarını korumak ve zarar görmesini engellemek adına israf, kötü yönetim uygulamaları, taciz, mobing gibi etik dışı ve bilgi ifşası kapsamında ele alınabilecek, örgüte zarar veren faaliyetlere karşı tepki gösterecektir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, araştırma problemi, araştırmanın amacı, önemi, varsayımlar, sınırlılıklar ve tanımlar belirtilmiştir. İkinci bölüm kuramsal çerçeveyi kapsamakta ve üç alt başlıktan oluşmaktadır. Bu alt başlıklar sırasıyla bilgi ifşası, etik ve örgütsel bağlılık şeklindedir. Üçüncü bölüm yöntemden oluşmaktadır. Dördüncü bölüm bulgular ve yorumlar, son bölüm ise sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, seyahat işletmesi çalışanlarının bilgi ifşasına yönelik tutumlarının, bireysel etik değerlerinin ve örgütsel bağlılıklarının incelenmesidir. Bu kapsamda bilgi ifşası, örgütsel bağlılık ve bireysel etik değerler arasındaki ilişkiler ve etkiler test edilmiş, demografik faktörler açısından farklılık yaratıp yaratmadığı istatistiki analizler aracılığıyla araştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygusal bağlılığın ve idealizmin, içsel ve dışsal bilgi ifşasına yönelik tutumu etkilediği bulunmuştur. Ayrıca etik konum ölçeğinin doğruluk boyutu, devam bağlılığı ve gayri resmi bilgi ifşasına yönelik tutum arasındaki ilişkiyi etkilemektedir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise özelikle dışsal bilgi ifşasına yönelik tutumun sosyo demografik değişkenler açısından anlamlı farklılıklar göstermesidir. Genel olarak değerlendirildiğinde araştırmaya katılan seyahat acentası çalışanlarının içsel bilgi ifşasına daha olumlu tutum sergiledikleri, idealizm ve rölativizm puanları açısında durumsalcı yapıya sahip oldukları görülmüştür. Bu durum Türk toplum yapısı ile benzer nitelik taşımaktadır. Bağlılık ile ilgili elde edilen sonuçların ise yakın zamanda deneyimlenen pandemi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Mâtürîdî bilgi sisteminde keşf ve ilham'ın değeri
İslam'ın ana kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'de "ilim" olarak karşılığını bulan bilgi, İslam düşünce sisteminde var olan ilim dallarının temelini oluşturmaktadır. Bilginin bu kadar önemli olması, onun sıhhat ve geçerliliğine titizlikle yaklaşmamızı sağlamıştır. Kelam âlimlerinden biri olan İmam Mâtürîdî, öncelikle bilgi kaynaklarının tespitini yapmış, eserinde de bilgiyi bir teori olarak ele alan ilk düşünür olmuştur. Çalışmamızda üzerinde önemle durduğumuz konu, keşf ve ilhamın bilgi değerinin olup olmadığı yönündeki tartışmalar olmuştur. Konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için, mutasavvıfların, filozofların, Selefiyye, Mutezile, Şia ve Eş'ari mezhebine mensup âlimlerin, bilginin kaynağına dair yorumları ele alınmıştır. Son bölümümüzde ise, tezimizin özünü oluşturan, İmam Mâtürîdî ve Mâtürîdî âlimlerin günümüze ulaşan eserleri incelenerek konumuz hakkında görüşlerine yer verilmiştir.
Yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlık ilişkisi: Balıkesir otel işletmelerinde bir araştırma
Dünyanın en önemli sektörleri arasında yer alan turizm sektörü, emek yoğun bir sektördür. Turizm işletmelerinin rekabet koşullarında fark yaratan en önemli kaynaklarından bir tanesi, insan kaynağıdır. Yenilikçi bir turizm işletmesi olmak, işletmedeki yenilikçi örgüt ikliminin işe adanmış çalışanlar ile birlikte sürdürülebilirliğini sağlamak, turizm işletmelerinin başarısı açısından oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı, otel işletmelerinde hizmet veren çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeylerini belirlemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi test etmektir. Bu amaçla, Balıkesir il merkezinde faaliyette bulunan 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde hizmet veren 134 çalışana anket uygulanmıştır. Araştırma verileri, 07.12.2022 ve 19.12.2022 tarihleri arasında elde edilmiştir. Araştırmada Yenilikçi Örgüt İklimi Ölçeği ve İşe Adanmışlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklere uygulanan geçerlilik ve güvenilirlik analizi sonuçlarına göre Yenilikçi Örgüt İklimi Ölçeği Cronbach Alpha katsayısı 0,848 ve İşe Adanmışlık Ölçeği Cronbach Alpha katsayısı ise 0,929 olarak bulgulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi için SPSS 25.0 İstatistik Paket Programı kullanılmış ve verilere Frekans ve Yüzde Analizleri, Faktör Analizi, t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolar ile sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, otel işletmelerinde hizmet veren çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Yenilikçi örgüt ikliminin oluşmasında üst yönetimin desteğinin ve işe adanmışlık koşullarının oluşmasında çalışanın kendini adamasının oldukça kuvvetli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Tez çalışmasının birinci bölümünde araştırmanın problemi, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve tanımlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlık kavramları, boyutları, yenilikçi örgüt iklimi ve işe adanmışlığa etki eden faktörler, bu iki kavramın otel işletmeleri için önemi ve bu alanlarda yapılmış olan ilgili araştırmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde çalışanların yenilikçi örgüt iklimi algıları ve işe adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla yapılan araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. Dördüncü ve beşinci bölümde araştırma bulguları, sonuçları ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Turizm, Yenilik, Yenilikçi Örgüt İklimi, İşe Adanmışlık, Balıkesir.