
352
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Balıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında "Gastronomi turizmi kenti" olabilirliğine ilişkin yerel paydaşların görüşleri
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, kısaca UNESCO, 1946 yılında dünyada barışı güçlendirmek, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla eğitim, bilim, kültür, iletişim ve bilgi alanlarında faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. 2004 yılında UNESCO, kültürel çeşitliliği güçlendirmek, şehirler ile ülkeler arasındaki iş birliğini artırmak ve ekonomik, kültürel, sosyal ve çevresel boyutlarda sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağını hayata geçirmiştir. Yaratıcı Şehirler Ağı, tasarım, edebiyat, zanaat ve halk sanatları, müzik, gastronomi, medya sanatları ile sinema ve film gibi yedi ana tema etrafında şekillenmektedir. Bu ağa son olarak mimari temasıda eklenmiştir. Bu ağda toplam iki yüz kırk altı şehir yer alırken, Türkiye'den altı şehir temsil edilmektedir. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olmak, şehirler için ekonomik, kültürel, sosyal, çevresel ve politik boyutlarda önemli avantajlar sunmaktadır. Bu ağın bir parçası olmak, kentin tanıtımına, markalaşmasına ve turizm potansiyelinin en iyi şekilde değerlendirilmesine önemli katkılar sunmaktadır. Ayrıca, ağdaki diğer şehirlerle iş birliği yapmak ve onların deneyimlerinden faydalanmak için de değerli fırsatlar sağlamaktadır. Yaratıcı Şehirler Ağının Gastronomi temasının amacı, kökleri geçmişe dayanan ve bir bölgeye özgü olan mutfak kültürünü, somut olmayan kültürel miraslar arasında değerlendirerek, bu kültürün doğal yapısını koruma altına almayı amaçlamaktadır. Bu sayede, söz konusu mirasın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılarak gelecekteki nesillere aktarılması hedeflenir. Böylece, geleneksel yöntemlerle hazırlanan yiyecek ve içeceklerin doğal özelliklerinin muhafaza edilmesi amaçlanmaktadır. Balıkesir, coğrafi konumu ve tarıma uygun verimli toprakları sayesinde tarih boyunca farklı medeniyetlerin yaşamış olmasının sonucunda farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir yapıya sahip olmuştur. Bu ortak yaşamın sonucunda ortaya çıkan binlerce yıllık kültürel birikim, bölgenin zengin ve çeşitli bir mutfak kültürü geliştirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada ana amaç, Balıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı çerçevesinde gastronomi turizmi kenti olma potansiyelini değerlendirmektir. Bu amaçla, yerel paydaşların konuya yönelik farkındalık düzeylerini tespit etmek ve bu bağlamdaki görüşlerini analiz etmek hedeflenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmede elde edilen veriler nitel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda Balıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında Gastronomi turizmi kenti olabilirliğine ilişkin yerel paydaşların şehrin gastronomik turizmine hazır olduğu ancak yeterli tanıtımlar yapılırsa bunun gerçekleşebileceğini vurgulamışlardır. Yaratıcı Şehirler Ağına gastronomi turizmi şehri olarak katılabilmesi için, koordinasyonun güçlendirilmesi, profesyonel bir ekip çalışmasının sağlanması, etkili tanıtım yöntemlerinin uygulanması ve geleneksel gıda pazarlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu adımların atılmasıyla, kentin gastronomi alanındaki potansiyelinin dünya çapında tanınacağı değerlendirilmektedir.
XIV. yy'da Batı Anadolu'da Haçlılar: İzmir Haçlı Seferleri
Bu çalışma, XIV. yüzyılın başlarında Ege Denizi'nde yaşanan Haçlı-Türk ilişkileri ve İzmir Haçlı Seferi'nin tarihsel dokusunu aydınlatmayı amaçlamaktadır. Bu dönem, Batı Anadolu'nun evrimsel süreçlerinde kritik bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Türklerin Batı Anadolu'ya göçleri, bu coğrafyanın demografik ve kültürel dengelerinde derin değişimlere yol açmıştır. Göçlerin nedenleri arasında politik, ekonomik ve sosyal faktörlerin yanı sıra coğrafi faktörler de dikkate alınmalıdır. Bu sürecin sonuçları, bölgedeki etnik yapı, toplumsal yapılanma ve siyasi dinamikler üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Papalık ve Batılı devletlerin, Türklerin Batı Anadolu'ya yayılmasına karşı izledikleri stratejiler ve aldıkları önlemler ayrıca incelenmektedir. Papalık'ın bu dönemdeki politik ve dini hedefleri, Avrupa'daki siyasi dengeleri etkilemiştir. Bu durum Türklerin bölgedeki etkinlikleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu süreçte ortaya çıkan çatışma dinamikleri, dönemin uluslararası ilişkilerini anlamak açısından önemlidir. Ayrıca, Batılı güçlerin Türklere karşı oluşturduğu deniz ittifakları bu çalışmanın ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Bu ittifakların oluşum süreci, katılan tarafların motivasyonları ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz edilmektedir. Deniz ittifaklarının stratejik önemi, dönemin denizcilik politikalarını anlamak ve bu bağlamda uluslararası ilişkileri değerlendirmek açısından kritiktir. Bu tez, XII. yüzyılın sonu XIV. yüzyılın başında Ege Denizi'ndeki bu önemli dönemi hem Türklerin hem de Batılı güçlerin bakış açısından ele alarak, bölgenin tarihsel ve stratejik dönüşümüne detaylı bir şekilde ışık tutmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Haçlı Seferleri, İzmir Haçlı Seferi, Batı Anadolu Beylikleri
Üniversite öğrencilerinin İngilizce'ye yönelik özyeterlik, kaygı ve akademik azim düzeylerinin ilişkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasının temel amacı üniversite öğrencilerinin İngilizceye yönelik özyeterlik inancı, yabancı dil kaygı ve akademik azim düzeyleri ile İngilizce öğrenimi arasındaki ilişkiyi çeşitli demografik değişkenler açısından incelemektir. Bu doğrultuda araştırmada betimsel nitelikte, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 akademik yılında Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi'nde yabancı dil dersi alan (n=543) üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın örneklemi %47,5'i (n=258) kadın öğrencilerden, %52,5'i (n=285) erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada 'İngilizceye Yönelik Özyeterlik İnancı Ölçeği', 'Yabancı Dil Sınıfı Kaygı Ölçeği' ve 'Akademik Azim Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma İngilizce özyeterlik inancı ve alt boyutları (okuma özyeterlik, yazma özyeterlik, dinleme özyeterlik ve konuşma özyeterlik), İngilizce kaygı ve akademik azim değişkenleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Ayrıca bu araştırmada, belirtilen değişkenlerin öğrencilerin cinsiyet, sınıf seviyesi, diploma puan türü, hazırlık okuma durumu, algılanan İngilizce seviyesi, haftalık İngilizce çalışma süresi ile anne ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını gösteren bulgulara yer verilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin İngilizceye yönelik özyeterlik inancı ile yabancı dil kaygıları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İngilizce özyeterlik inancı ile akademik azim arasında ise zayıf düzeyde pozitif ilişki tespit edilmiştir. İngilizce'ye yönelik özyeterlik inancı alt boyutları açısından en güçlü pozitif ilişkinin dinleme alt boyutunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dinleme alt boyutunu okuma, konuşma ve yazma alt boyutları takip etmektedir. Sonuç olarak bu çalışma ile üniversite öğrencilerinin İngilizce edinim süreçlerine katkı sağlayabilecek İngilizce özyeterlik inancı, yabancı dil kaygısı ve akademik azim gibi faktörlerin önemi vurgulanmış ve bu değişkenlerin birbiriyle olan ilişkisi açıklanarak alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır.
II. Mustafa'nın kızı Emine Sultan'ın hayatı (1696-1739)
Bu çalışma, II. Mustafa'nın kızı olarak dünyaya gelen Emine Sultan'ın hayat hikâyesini gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Emine Sultan, yaşadığı dönemde meydana gelen olay ve durumların etkilerini küçük yaşından itibaren hissetmeye başlamıştır. Beş yaşında nişanlanmış, yedi yaşında babasını kaybetmiş ve on iki yaşında da amcası III. Ahmed tarafından evlendirilmiştir. İki eşi idam edilmiştir. Hayatı, böylesi acılarla dolu olan Emine Sultan, nikris hastalığının pençesinde yıllarca acı çekmiş ve nihayet 43 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Çalışma, dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal bir panoramasının ortaya konulmasıyla başlamaktadır. Sonraki bölümlerde, Emine Sultan'ın doğumu, ailesi, yaptığı evlilikler ve bu kişilerin de hayat hikâyeleri yer almaktadır. Emine Sultan'ın ilk eşi Çorlulu Ali Paşa, II. Mustafa'ya olan yakınlığı ve III. Ahmed dönemi vezir-i azamlarından olması nedeniyle, kendisinin görevleri ve vakıf eserleri geniş bir çerçevede ele alınmıştır. Emine Sultan'ın diğer evliklerini gerçekleştirdiği Receb Paşa ve Aydın muhassılı Abdullah Paşa da nispeten daha az önemli kademelerde görev almaları ve haklarında daha az bilgi bulunmasından dolayı, daha sığ bir çerçevede ele alınmıştır. Son bölümde ise Emine Sultan'ın vakıf ve hayratları değerlendirilmiştir. Bu çalışmada hanedan mensubu bir kadının yaşam öyküsü ele alınırken, siyasi dinamiklere göre yapılan evliliklerin sultan yaşamlarına olan etkilerinin kanıksanmaması gerekliliği sorgulanmaktadır.
Hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmada, özel sektör ve kamu sektöründen toplam 400 katılımcıdan elde edilen çevrimiçi anket sonuçları analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; kişi-örgüt uyumu ve örgütsel özdeşleşme arasında (β=0,598; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve duygusal bağlılık arasında (β=0,543; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,596; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve işgören performansı arasında (β=0,188; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve duygusal bağlılık arasında (β=0,691; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve işgören performansı arasında (β=0,264; p<0,001), duygusal bağlılık ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,715, p<0,001), duygusal bağlılık ve işgören performansı arasında (β=0,158, p<0,001), örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasında (β=0,262, p<0,001) anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gerçekleştirilen yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol katsayıları değerlendirildiğinde, kişi-örgüt uyumunun örgütsel özdeşleşme (β₁=0,700) ve duygusal bağlılık (β₁=0,259) üzerinde, örgütsel özdeşleşmenin duygusal bağlılık üzerinde (β₁= 0,466), örgütsel özdeşleşmenin işgören performansı üzerinde (β₁=0,200), duygusal bağlılığın örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=1,031), kişi-örgüt uyumunun örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=0,119) ve örgütsel adanmışlığın işgören performansı üzerinde (β₁=0,090) anlamlı etkileri olduğu tespit edilirken; kişi-örgüt uyumunun işgören performansı (β₁=-0,069, p>0,05) ve duygusal bağlılığın işgören performansı (β₁=-0,263, p>0,05) üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığından modelden çıkarılmıştır. Yürütülen analizlerden elde edilen bulgular ile elde edilen nihai modelin istatistiksel açıdan güçlü bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.
Birlikte ebeveynliğin okul öncesi dönem çocuklarının duygularını ifade etme ve sosyal davranışlarına olan etkisi
Bu araştırma birlikte ebeveynlik düzeyinin okul öncesi dönem çocuklarının duygularını ifade etme ve sosyal davranışlarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel problemi, birlikte ebeveynlik süreçlerinin çocukların olumlu (mutluluk) ve olumsuz (öfke, korku ve üzüntü) duygu ifade etme becerileri ile sosyal davranış düzeylerini nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bu çalışmada ilişkisel tarama deseni benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemini Bursa ilinin Nilüfer ve Osmangazi ilçelerinde yaşayan, okul öncesi dönemde çocuğu bulunan 265 anne ve çocuklarının öğretmenleri oluşturmuştur. Veriler "Birlikte Ebeveynlik Ölçeği", "Duygu İfade Etme Ölçeği" ve "Sosyal Davranış Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen bulgular, birlikte ebeveynlik düzeyinin çocukların olumlu duygu ifadelerini artırdığını ve olumsuz duyguların ifadesini azalttığını göstermektedir. Ayrıca birlikte ebeveynlik düzeyinin, çocukların iş birliği ve paylaşım gibi sosyal davranışlarını da olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, ebeveynlerin birlikte ebeveynlik düzeyleri ile çocukların duygu ifade etme ve sosyal davranış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Sonuç olarak birlikte ebeveynliğin çocukların duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir rol oynadığı ortaya konmuştur. Bu çalışma, ebeveynlerin çocuk gelişim süreçlerindeki iş birliği düzeylerini artırmalarının gerekliliğine dikkat çekmekte ve bu alanda yapılacak eğitim ve farkındalık çalışmalarına rehberlik edebilecek bilgiler sunmaktadır. Araştırma, literatürdeki önemli bir boşluğu doldurarak hem teorik hem de uygulamalı katkılar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Birlikte Ebeveynlik, Okul Öncesi Çocuklar, Duyguların İfade Edilmesi, Sosyal Davranış, Çocuk Gelişimi, Ebeveyn İş Birliği
Davıd Urquhart; Osmanlı mülkünde bir İngiliz diplomat (1805-1840)
Bu tez, David Urquhart (1805-1840)'ın yaşamını ve diplomatik kariyerini ele alıp, özellikle onun 19. yüzyılın başlarında Britanya-Osmanlı ilişkilerine olan etkilerini incelemektedir. Urquhart, Osmanlı İmparatorluğu'na duyduğu güçlü ilgi ve Rus yayılmacılığına karşı sert muhalefeti nedeniyle, İngiliz dış politikasında aykırı bir kişilik olarak görülmüştür. Bu araştırma, Urquhart'ın erken yaşamı ve ailesi, özellikle Urquhart klanı ile tarihi bağlarını ele alarak başlamaktadır. Sırasıyla, onun Yunan İsyanı sırasındaki faaliyetleri incelenmekte ve Osmanlı dünyası ile ilk temaslarının, Doğu meselelerine bakışını nasıl şekillendirdiği analiz edilmektedir. Urquhart'ın İstanbul'daki diplomatik görevi tezin önemli bir odak noktasıdır. İngiltere Büyükelçiliği'ndeki çalışmaları, erken diplomatik faaliyetleri ve Osmanlı siyaseti ile ticaret müzakerelerine katılımı detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca, Urquhart'ın Çerkesya Meselesindeki rolü, Rus yayılmacılığına karşı Çerkes direnişini desteklemesi bağlamında incelenmektedir. Bu tezde, Urquhart'ın Osmanlı'ya bakış açısı özel bir önem taşımaktadır. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu, çöküş sürecinde bir devlet değil, aksine toplumsal ve ekonomik organizasyonu bakımından bir modeldir. Urquhart, Osmanlı yönetim sistemini ve ticaret politikalarını savunurken, Britanya'nın Osmanlı Devleti'ne yönelik siyasi tutumunu güçlü bir şekilde eleştirmiştir. Çalışma ayrıca, Urquhart'ın Lord Ponsonby ve Lord Palmerston ile yaşadığı kişisel çekişmelere de ışık tutmaktadır. Yayınları ve siyasi yazıları, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili kamuoyunu ve hükümet politikalarını etkileme çabaları bağlamında ele alınmaktadır. Sonuç olarak, bu tez, özellikle arşiv belgelerine dayanarak Urquhart'ın Britanya-Osmanlı ticaret müzakerelerindeki rolünü, diplomatik çatışmalarını ve Osmanlı dünyasına dair görüşlerinin İngiltere'deki etkilerini, kapsamlı bir şekilde değerlendirmektedir. Çalışma, Urquhart'ın 19. yüzyıl İngiliz diplomasisindeki yerini yeniden ele alarak, Britanya-Osmanlı ilişkilerine dair özgün bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır.
Teknoloji kabul modeli çerçevesinde dijital finansal teknoloji kullanım niyet ve davranışını etkileyen faktörler üzerine bir araştırma
Bu tez çalışması, Teknoloji Kabul Modeli (TKM) çerçevesinde, bireylerin bir dijital finansal teknolojilerin benimsenmesi kapsamında, dijital bir finansal teknoloji kullanım niyeti ve davranışını açıklamaya yönelik teorik bir model ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, TKM'de yer alan faktörlere öncül eklentiler olarak, dijital bir finansal teknolojinin kabulüne ilişkin yaş, eğitim, dijital okuryazarlık, finansal okuryazarlık ve dijital finansal teknolojilere yönelik özyeterlik inancı faktörleri, dışsal faktörler olarak belirlenmiştir. Çalışmanın modelinde yer alan kavramlar, faktörler ve bağlantılarının kavramsal çerçeveleri ve teorik temelleri açıklanmış, literatürdeki ampirik bulgulara yer verilmiştir. Modelin testi için geliştirilen, geçerli ve güvenilir puanlar ürettiği ortaya konan ölçme aracı ile 345 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veriler ile modelin testi için yol analizi yapılmıştır. Uyum indekslerince tavsiye edilen revizeler sonrasında Dijital Finansal Teknoloji Kabul Modelinin, model uyum indekslerince kabul edilen düzeye eriştiği ve tüm yol katsayılarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak yaş, eğitim düzeyi, dijital okuryazarlık, finansal okuryazarlık ve özyeterlik inançlarının, dijital bir finansal teknolojinin benimsenmesinde rol oynayan önemli faktörler olduğu ortaya konmuştur.
Yalnız seyahat eden kadın turistlerin tatil yeri seçiminde destinasyon imajının turistin risk algısı ve yeniden satın alma niyetine etkisi
Kadınların yalnız seyahat etme eğilimleri, günümüzde giderek artan bir trend haline gelmiştir. Bu durum, kadınların kişisel özgürlüklerini ve bireysel gelişimlerini destekleyen bir unsur olarak görülmekte; ancak aynı zamanda, yalnız seyahat eden kadın turistlerin çeşitli risklerle karşılaşma olasılıklarını da gündeme getirmektedir. Özellikle tatil yeri seçiminde destinasyon imajı, kadın turistlerin algıladığı riskleri azaltmada kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, destinasyon imajının kadın turistlerin yalnız seyahat sonrasında aynı destinasyonu yeniden tercih edip etmeyecekleri konusundaki niyetleri üzerinde de etkili olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda, kadın turistlerin risk algıları ve destinasyon imajları arasındaki ilişkiyi anlamak, turizm sektöründe stratejik kararlar alabilmek adına büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın temel amacı, yalnız seyahat eden kadın turistlerin tatil yeri seçimlerinde destinasyon imajının risk algısı üzerindeki etkisini ve bu imajın yeniden satın alma niyetlerine olan etkisini incelemektir. Araştırma kapsamında, yalnız seyahat eden kadın turistlerin seyahat davranışlarını anlamak ve bu davranışları etkileyen faktörleri analiz etmek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, literatürde yer alan kavramsal çerçeveye dayanarak bir anket formu geliştirilmiştir. 2023 Aralık ve 2024 Şubat ayları arasında gerçekleştirilen veri toplama sürecinde, toplamda 74 sorudan oluşan anket formu hem online hem de basılı formatta katılımcılara ulaştırılmıştır. Araştırmaya katılan 874 kadından elde edilen anketlerin, eksik veya hatalı olanları ayıklandıktan sonra, 712 geçerli anket değerlendirmeye alınmıştır.v Araştırma bulguları, yalnız seyahat eden kadın turistlerin tatil yeri seçiminde güvenlik, doğal çevre ve tarihi-kültürel çekicilik gibi faktörlerin öne çıktığını ortaya koymaktadır. Destinasyon imajı, kadın turistlerin seyahat sırasında karşılaştıkları risk algılarında belirleyici bir unsur olarak kendini göstermektedir. Özellikle psikolojik ve sağlık risklerinin, destinasyon imajı tarafından önemli ölçüde etkilenebildiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, destinasyon imajının yalnız kadın turistlerin risk algısını şekillendirdiği ve bu algının yeniden satın alma niyeti üzerinde doğrudan etkili olduğu görülmüştür. Araştırmada kullanılan regresyon analizleri, destinasyon imajının bazı risk türlerini (örneğin, sosyal ve finansal riskler) etkilemede sınırlı kaldığını, ancak genel olarak risk algısı ve satın alma niyetlerini anlamlı bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Kadın turistlerin sosyo-demografik özelliklerinin de (yaş, eğitim seviyesi, gelir düzeyi gibi) risk algıları ve satın alma niyetleri üzerinde farklı düzeylerde etkiler yarattığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, yalnız seyahat eden kadın turistlerin tatil yeri seçim süreçlerini daha iyi anlamak ve bu süreçleri turizm sektöründe stratejik planlamalara entegre etmek için önemli veriler sunmaktadır. Araştırmanın sonuçları, yalnız seyahat eden kadın turistlerin seyahat deneyimlerini geliştirmek adına turizm işletmelerine ve destinasyon yöneticilerine çeşitli öneriler sunmaktadır. Kadın turistlere yönelik güvenlik odaklı stratejilerin geliştirilmesi, destinasyonların olumlu imajlarının güçlendirilmesi ve seyahat güvenliğini artıran altyapıların oluşturulması, sektörel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, bu çalışma, turizm literatüründe yalnız seyahat eden kadın turistlerin destinasyon imajı ve risk algısına ilişkin araştırmalara önemli bir katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, yalnız seyahat eden kadın turistlerin destinasyon imajı, risk algısı ve yeniden satın alma niyetleri arasındaki ilişkilere dair kapsamlı bir analiz sunmuş ve bu alandaki literatür boşluklarını doldurarak yeni araştırmalara ışık tutacak niteliktedir. Gelecekte yapılacak araştırmaların, bu çalışmada ele alınan unsurları genişletmesi ve daha derinlemesine incelemesi önerilmektedir.
Ekoturizm faaliyetlerinde hizmet veren turist rehberlerinin performansının ziyaretçilerin sürdürülebilirlik davranışına etkisi: Karadeniz Bölgesi örneği
Günümüzde turizm sektörünün büyüyen yapısı, doğal ve kültürel kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmakta; bu durum, sürdürülebilir turizm yaklaşımlarının önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu bağlamda ekoturizm hem çevresel korumayı önceleyen hem de yerel topluluklara ekonomik fayda sağlayan bir turizm türü olarak öne çıkmaktadır. Ekoturizmin temel ilkeleri arasında doğal alanlara yapılan sorumlu ziyaretler, çevresel ve kültürel farkındalık yaratılması, kaynakların korunması ve yerel halkın refahına katkı sağlanması yer almaktadır. Ekoturizm faaliyetlerinin sürdürülebilir bir şekilde yürütülebilmesi, yalnızca altyapı ve yönetim politikalarına değil, aynı zamanda bu süreçte aktif rol oynayan bireylerin davranışlarına da bağlıdır. Bu noktada, turist rehberleri, ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurarak bilgi aktaran, yönlendirme yapan ve çevresel farkındalık oluşturan kilit aktörler arasında yer almaktadır. Rehberlerin bilgi düzeyi, iletişim becerisi ve çevreci tutumu, ziyaretçilerin doğaya olan yaklaşımlarını şekillendirebilmekte ve sürdürülebilirlik odaklı davranışların benimsenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ziyaretçilerin sürdürülebilirlik davranışları, doğaya zarar vermeme, atık yönetimi, yerel ürünleri tercih etme, biyoçeşitliliğe saygı gösterme gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bu tür davranışların gelişmesinde çevresel eğitimin ve doğrudan deneyimlerin etkili olduğu bilinmektedir. Turist rehberlerinin sunduğu bilgilendirici ve bilinçlendirici rehberlik hizmetleri, ziyaretçilerin bu tür davranışları benimsemelerinde doğrudan etkili olabilmektedir. Bu tez çalışması, ekoturizm alanında hizmet veren turist rehberlerinin performansının, ziyaretçilerin sürdürülebilirlik davranışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın uygulama alanı olarak Türkiye'nin doğal ve kültürel çeşitliliğiyle dikkat çeken Karadeniz Bölgesi seçilmiştir. Çalışma, nicel araştırma yöntemine dayalı olarak kurgulanmış ve veri toplama aracı olarak yapılandırılmış bir anket formu kullanılmıştır. Anket, 400 katılımcıya uygulanmış ve veriler SPSS ve PROCESS Macro eklentisi ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri, ekoturizm turlarına katılım düzeyleri ve rehberlik deneyimleri detaylı biçimde değerlendirilmiştir. Analiz bulguları, turist rehberi performansının ziyaretçilerin sürdürülebilirlik davranışları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ve yüksek düzeyde etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca turist rehberi performansı ile ziyaretçi memnuniyeti ve deneyimi arasında da güçlü ilişkiler bulunmuştur. Aracılık etkisi analizinde, ziyaretçi memnuniyetinin sürdürülebilirlik davranışı üzerindeki etkisinde rehber performansının kısmi aracı rol oynadığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler bağlamında yaş, meslek ve rehberli tur katılım sıklığı değişkenlerinin anlamlı farklar yarattığı belirlenmiştir. Özellikle 29-39 yaş arası bireylerin sürdürülebilirlik davranışları daha yüksek düzeyde ortaya çıkmış; rehberli tura katılım sıklığı arttıkça da sürdürülebilirlik eğilimlerinin anlamlı biçimde arttığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, ekoturizmde sürdürülebilir davranışların gelişiminde turist rehberlerinin performansının doğrudan belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Rehberlerin bilgi sunma, çevresel farkındalık kazandırma, kültürel arabuluculuk yapma ve sorumlu turizm davranışlarını modelleme gibi işlevleri, ekoturizm deneyiminin niteliğini yükseltmektedir. Bu çerçevede, sürdürülebilir turizm politikalarının uygulanmasında rehber eğitiminin güçlendirilmesi ve performans ölçütlerinin bu doğrultuda yapılandırılması önerilmektedir. Bu çalışma, sürdürülebilir turizm politikalarının yerel düzeyde uygulanmasına katkı sağlamayı ve turist rehberliğinin çevresel etkilerini daha görünür kılmayı amaçlayan araştırmalara zemin oluşturmayı hedeflemektedir.