Recently Added Theses
View AllOtel yöneticilerinin kişilik özellikleri ve duygu durumlarının, etik karar almalarına etkisi
Otel işletmeleri pek çok farklı kültüre ve düşünce sistemine sahip işgörenlerin, ziyaretçilerin ve yöneticilerin bir arada bulunduğu alanlardır. Bireysel etkileşimin oldukça fazla yaşanması otel işletmelerinde etik konusunu daha hassas hale getirmiştir. Etik dışı uygulamaların ve kararların işletmeyi, işgörenleri ve tüketicileri etkileyeceği bilinen bir gerçektir. Araştırmanın iki amacı bulunmaktadır. Otel yöneticilerin kişilik özellikleri ve duygu durumunun etik karar alma üzerine etkisini araştırmak ve yöneticilerin kişisel özelliklerine göre araştırma değişkenleri arasında farklılıkları incelemektir. Araştırma, İstanbul'da faaliyet gösteren uluslararası beş yıldızlı otel işletme yöneticileri üzerinde gerçekleşmiştir. Toplamda 412 otel yöneticisine ulaşılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler modeller kurularak incelenmiş ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellerinin sınanması SmartPLS hazır yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; uyumluluk, deneyime açıklık, dışa dönüklük ve duygusal denge kişilik özellikleri ile rölativizm görüşü arasında aynı yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sorumluluk kişilik özelliği ve idealizm görüşü arasında aynı yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Pozitif ve negatif duygu durumlarının ise otel yöneticilerinin etik karar almalarına dolaylı yönde etki ettiği belirlenmiştir. Pozitif duygu durumları otel yöneticilerinin karar almalarını işbirlikçi yönde desteklemektedir. Negatif duygu durumunun ise bazı kişilik özelliklerinde rölativizm görüşünü azalttığı tespit edilmiştir. Otel yöneticilerinin çalıştıkları departmanlara göre pozitif ve negatif duygu durumlarına sahip olmaları ile idealizm ve rölativizm görüşleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Etik-Ahlak, Etik Karar Alma, Kişilik Özellikleri, Duygu Durumu, Otel İşletmeleri
Medikal turizm pazarlamasında pazarlama iletişiminin önemi
Ülkelerin kalkınmasında turizmin önemli bir payı vardır. Turizm, her geçen gün gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Önemli turizm türlerinden birisi ise sağlık turizmidir. Sağlık hizmetlerinin uluslararası düzeyde üretimi, tüketimi ve hastaların uluslararası düzeyde dolaşımı tarih boyunca var olmuştur. Ancak, günümüzde bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesiyle birlikte hız kazanan küreselleşme süreci uluslararası hasta dolaşımını daha da artırmıştır. Son yıllarda, milyonlarca kişi kendi ülkesine kıyasla daha kaliteli ve daha az maliyetle sağlık hizmeti alabilmek maksadıyla farklı ülkelere seyahat etmektedir. Bu durum da ülkeler açısından sağlık turizminin öneminin her geçen gün artmasını sağlamıştır. Ancak, sağlık turizminin de kendi içerisinde farklı türleri mevcuttur. Bunlar; termal, yaşlı ve engelli bakımı, spa-wellness ve medikal turizmdir. 2020 yılı itibariyle dünyada medikal turizm pazarının 104,68 milyar dolar olduğu, Türkiye'nin ise bu pazardan aldığı payın sadece 548,88 milyon dolar olduğu görülmektedir. Türkiye'nin bu pazardan aldığı payın arttırılmasında pazarlama iletişimi araçlarının önemli bir yeri olduğu düşünülmektedir. Bu noktadan hareketle, çalışmanın temel amacı; medikal turizm kapsamında Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin bu tercihlerinde hangi pazarlama iletişimi karmasının daha etkili olduğunu ortaya koymaktır. Ayrıca, kaliteli hizmet sunumunun ve müşteri memnuniyetinin ise medikal turistlerin davranışsal niyetlerini etkilediği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmanın diğer bir amacı, algılanan hizmet kalitesi ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın amacına uygun olarak literatür taranmış, araştırma değişkenlerine ilişkin ölçekler çalışmaya uyarlanarak anket formu oluşturulmuştur. Araştırmanın analizleri için gereksinim duyulan veriler, İstanbul iline medikal turizm kapsamında gelen turistler arasından, tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği ile seçilen 53 farklı ülkeden 432 kişiye yüz yüze anket uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmada, SPSS 20.0 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılarak verilerin analizi yapılmıştır. Bu süreçte, örnekleme ilişkin betimleyici istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak, araştırma hipotezleri test edilerek bulgular değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, medikal turistlerin Türkiye'yi tercih etmelerinde en etkili pazarlama iletişimi araçlarının sırasıyla, reklam ve geleneksel ağızdan ağıza pazarlama iletişimi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, algılanan hizmet kalitesinin tüm boyutları ile davranışsal niyetler arasındaki ilişkide müşteri memnuniyetinin aracı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan hareketle, araştırmacılara ve medikal turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelere çeşitli önerilerde bulunularak çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Medikal Turizm, Pazarlama İletişimi, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Davranışsal Niyetler
Kişilik özellikleri ve değerlere göre işyerinde kişi uyumunun iş tatmini ve görev performansı üzerindeki etkisi: Kişi-iş, kişi-yönetici, kişi-çalışma grubu ve kişi-örgüt uyumu açısından bir değerlendirme
Bu çalışmanın amacı, farklı kişilik özelliklerinin görev performansı ile olan ilişkisi ve bu ilişkide işyerinde kişi uyumu ve iş tatmini ile değerlerin rolünü belirlemektir. Çalışmada, kamu ve özel sektör çalışanlarından çevrimiçi toplanan 1328 anket analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, D kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = -0,433, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = -0,423, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = -0,432, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = -0,454, p < 0,01) ve I kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = -0,073, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = -0,130, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = -0,095, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = -0,082, p < 0,01) arasında anlamlı ve negatif; S kişilik özellikleri ile kişi-iş uyumu (β = 0,584, p < 0,01), kişi-yönetici uyumu (β = 0,596, p < 0,01), kişi-çalışma grubu uyumu (β = 0,614, p < 0,01) ve kişi-örgüt uyumu (β = 0,602, p < 0,01) arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan D kişilik özellikleri (β = -0,446, p < 0,01) ve I kişilik özellikleri (β = -0,128, p < 0,01) ile görev performansı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki; S kişilik özellikleri (β = 0,605, p < 0,01) ve C kişilik özellikleri (β = 0,071, p < 0,01) ile anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilirken; iş tatmininin (β = 0,600, p < 0,01) görev performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu saptanmıştır.
Ülke imajının Türkiye'yi ziyaret etme niyeti üzerine etkisinde yumuşak güç unsurlarının düzenleyici rolü: Çin pazarı
Destinasyon imajının bir ülkeyi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde belirleyici ve açıklayıcı bir rolü bulunmaktadır. Buna karşın bir ülkenin turistik cazibesinden doğan destinasyon imajına ek olarak, ülkenin uluslararsı ilişkiler açısından inşa ettiği siyasi cazibesi de ülkeyi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkili olabilmektedir. Herhangi bir ülkenin kültürünün diğer ülke vatandaşları üzerinde hayranlık uyandırması, ülkenin; evrensel insani değerlere olan bağlılığı, dış politikasındaki söylem ve eylemlerinde meşruiyet arayışı, o ülkeye yönelik olumlu imajı ve algıyı pekiştirebilir. Bu varsayımdan hareketle araştırmanın amacı, destinasyon imajı ile Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkide yumuşak güç unsurlarının (kültür, siyasi değerler ve dış politika) düzenleyici etkisinin olup olmadığının açığa çıkarılmasıdır. Araştırma, Türkiye genelindeki muhtelif turizm destinasyonlarından kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen Çinli turistlere yüz yüze anket toplama tekniği uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Toplamda 270 anket analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, destinasyon imajı ile Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkide yumuşak gücün her üç unsurunun da düzenleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, Çinli turistlerin Türkiye'ye dair yumuşak güç algılarının yüksek olması durumunda, turistlerin destinasyon imajına olumlu bakışları arttıkça, Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyetlerinin de arttığı görülmüştür. Benzer bir şekilde, Çinli turistlerin Türkiye'ye dair yumuşak güç algıları düştükçe Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyetleri de azalmaktadır. Sonuç olarak, Destinasyon imajı ve yumuşak güç unsurlarının ikisi birlikte, araştırma modelinin bağımlı değişkeni olan Türkiye'yi tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde aynı yönlü ve özellikle birlikte kullanıldığında daha güçlü bir etkiye sahiptir.ldurulacaktır.
Tüketicilerin seyahat motivasyonları ile turistik ürün tercihleri arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin etkisi: Z kuşağı bireyleri üzerine bir araştırma
Turizm, birçok yönden ele alınan ve birçok ülke için önemini daha da arttıran ilgi alanı oldukça genişleyen bir kavram olarak görülmektedir. Özellikle teknolojik gelişmeler ışığında insanların otomasyona ve dijital yaşama doğru evrilmesi boş zamanı arttırmış dolayısıyla turizm daha da önemli bir boyutta ele alınmaya başlamıştır. Turizmin genel kavramı içerisinde tüketim için sunulan ve birçok turizm bileşeninin bir araya gelmesiyle oluşan turistik ürün ve turistik ürüne yönelik tercihlerin bilinmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zaman diliminin tüketicileri arasında oldukça önemli olarak görülen Z kuşağı bireylerin, çok yakın bir gelecekte ekonomik kazançlarını elde etmesiyle turizme katılım hızının da doğru orantılı bir şekilde artacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla kısa bir zaman dilimi içerisinde tüketim olgusunun en önemli başrol oyuncuları olarak görülen Z kuşağı bireylerinin geçmiş kuşaklardan ayrılan farklı özelliklerinin ortaya çıkartılmasıyla turizm sektörü içerisinde yer alan paydaşların daha verimli pazarlama yöntemleri ve stratejileri geliştirmesi oldukça önemli olarak görülmektedir. Bu kapsamda çalışmada; geleceğin en önemli tüketicileri olarak görülen Z kuşağı bireylerinin seyahat motivasyonlarının, turistik ürün tercihlerinin ve kişilik özelliklerinin belirlenmesi ile bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerini her yönüyle ortaya çıkartmak amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı kapsamında yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler, farklı istatistik programları ile analiz edilmiştir. Turistik ürünü oluşturan unsurların elde edilmesi sonrasında ölçeklerin geçerlik ve güvenirlilikleri incelenerek her bir ölçek için gerekli faktör analizleri yapılmıştır. Faktör analizlerinin yapılmasıyla araştırmanın soruları temelinde kurulan sekiz hipotez alt hipotezleri ile t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve aracılık rolü analizleri ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Z kuşağı bireylerinin sıklıkla seçtiği turistik ürün tercihleri ve seyahat motivasyonları ile turistik ürün tercihleri arasında, kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihleri arasında, seyahat motivasyonları ve kişilik özellikleri arasında ilişki ve farklılıklar bulunmuştur. Bununla birlikte Z kuşağı bireylerinin demografik değişkenleri ile internet kullanım tercihlerinin seyahat motivasyonu, kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihleri üzerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmanın en önemli sonucu ise Z kuşağı bireylerinin turistik ürün tercihlerinde seyahat motivasyonu ve kişilik özelliklerinin aracılık rolü analizi sonucunda bireylerin seyahat motivasyonu ve turistik ürün özellikleri arasında kişilik özelliklerinin aracılık rolüne rastlanmazken; kişilik özellikleri ve turistik ürün tercihi arasındaki ilişkide seyahat motivasyonlarının tam aracılık rolüne rastlanmıştır. Ayrıca bulgular ışığında sonuçlar ve tartışma ile başta turizm işletmeleri olmak üzere, turistik ürün üreticileri ve pazarlamacıları ile Z kuşağı bireyleri üzerinde çalışma yapacak olan araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Paraoksonaz enziminin hidrofobik etkileşim tekniği ile saflaştırılması ve bazı bileşiklere karşı afinitesinin incelenmesi
Paraoksonaz 1 (PON1), karaciğerde sentezlenen ve bazı lipoproteinlere bağlı olarak fonksiyon gösteren bir izoenzimdir. Tüm memelilerde bulunan bu enzim, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) oksidasyonunu inhibe etme kabiliyeti nedeniyle anti aterosklerotik özellikler göstermektedir. Ayrıca organofosfat insektisitler ve homosistein tiyolaktonlar da dahil olmak üzere çeşitli bileşikleri hidroliz etme özelliklerini sergiledikleri bilinmektedir. Bu nedenle, serum PON1 aktivitesini modüle edebilecek faktörler üzerinde çok yoğun araştırmalar yapılmıştır. Ancak başta koyun ve sığır olmak üzere hayvan PON1 enzimleri üzerine gerçekleştirilen çalışmaların son derece sınırlı olduğu yapılan literatür çalışmaları sonucunda tespit edilmiştir. Doktora tezi kapsamında yapılan bu çalışmayı iki bölüme ayırmak mümkündür. İlk bölümde daha önce araştırma gurubumuz tarafından sentezlenen Sefaroz 4B-L-tirozin-naftilamin kimyasal yapısına sahip hidrofobik jel kullanılarak sığır serumundan PON1 (hsPON1) saflaştırılmıştır. Saf hsPON1 enzimi üzerinde Furosemid, Prednizolon, Metamizol, Enroflaksasin, Meloksikam, Symfos ve Bakteral ticari adları altında bilinen ilaçların etkisi incelenmiştir. Bu ilaçların tümünün hsPON1 enzimini farklı düzeylerde inhibe ettiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, çalışılan ilaç molekülleri arasından hsPON1 enzimi için en güçlü inhibitörün enroflaksasin olduğunu göstermektedir. İkinci bölümde ise farklı bir ligant (4-iyodoanilin) kullanılarak yeni bir hidrofobik jel sentezlenmiştir. Yeni sentezlenen jel ile koyun serumundan PON1 enziminin (kPON1) saflaştırılması, %88,3 verim ile 73,4 kat olarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca saf kPON1 enzimi üzerinde söz konusu ilaçların etkileri araştırılmıştır. Çalışılan bileşikler içinde kPON1 için en güçlü inhibitörünün Meloksikam olduğu belirlenmiştir (IC50 = 1,56 mM).
