Recently Added Theses
View AllBalıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında "Gastronomi turizmi kenti" olabilirliğine ilişkin yerel paydaşların görüşleri
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, kısaca UNESCO, 1946 yılında dünyada barışı güçlendirmek, yoksulluğu ortadan kaldırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla eğitim, bilim, kültür, iletişim ve bilgi alanlarında faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. 2004 yılında UNESCO, kültürel çeşitliliği güçlendirmek, şehirler ile ülkeler arasındaki iş birliğini artırmak ve ekonomik, kültürel, sosyal ve çevresel boyutlarda sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağını hayata geçirmiştir. Yaratıcı Şehirler Ağı, tasarım, edebiyat, zanaat ve halk sanatları, müzik, gastronomi, medya sanatları ile sinema ve film gibi yedi ana tema etrafında şekillenmektedir. Bu ağa son olarak mimari temasıda eklenmiştir. Bu ağda toplam iki yüz kırk altı şehir yer alırken, Türkiye'den altı şehir temsil edilmektedir. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olmak, şehirler için ekonomik, kültürel, sosyal, çevresel ve politik boyutlarda önemli avantajlar sunmaktadır. Bu ağın bir parçası olmak, kentin tanıtımına, markalaşmasına ve turizm potansiyelinin en iyi şekilde değerlendirilmesine önemli katkılar sunmaktadır. Ayrıca, ağdaki diğer şehirlerle iş birliği yapmak ve onların deneyimlerinden faydalanmak için de değerli fırsatlar sağlamaktadır. Yaratıcı Şehirler Ağının Gastronomi temasının amacı, kökleri geçmişe dayanan ve bir bölgeye özgü olan mutfak kültürünü, somut olmayan kültürel miraslar arasında değerlendirerek, bu kültürün doğal yapısını koruma altına almayı amaçlamaktadır. Bu sayede, söz konusu mirasın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılarak gelecekteki nesillere aktarılması hedeflenir. Böylece, geleneksel yöntemlerle hazırlanan yiyecek ve içeceklerin doğal özelliklerinin muhafaza edilmesi amaçlanmaktadır. Balıkesir, coğrafi konumu ve tarıma uygun verimli toprakları sayesinde tarih boyunca farklı medeniyetlerin yaşamış olmasının sonucunda farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir yapıya sahip olmuştur. Bu ortak yaşamın sonucunda ortaya çıkan binlerce yıllık kültürel birikim, bölgenin zengin ve çeşitli bir mutfak kültürü geliştirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bu çalışmada ana amaç, Balıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı çerçevesinde gastronomi turizmi kenti olma potansiyelini değerlendirmektir. Bu amaçla, yerel paydaşların konuya yönelik farkındalık düzeylerini tespit etmek ve bu bağlamdaki görüşlerini analiz etmek hedeflenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmede elde edilen veriler nitel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda Balıkesir'in UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında Gastronomi turizmi kenti olabilirliğine ilişkin yerel paydaşların şehrin gastronomik turizmine hazır olduğu ancak yeterli tanıtımlar yapılırsa bunun gerçekleşebileceğini vurgulamışlardır. Yaratıcı Şehirler Ağına gastronomi turizmi şehri olarak katılabilmesi için, koordinasyonun güçlendirilmesi, profesyonel bir ekip çalışmasının sağlanması, etkili tanıtım yöntemlerinin uygulanması ve geleneksel gıda pazarlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu adımların atılmasıyla, kentin gastronomi alanındaki potansiyelinin dünya çapında tanınacağı değerlendirilmektedir.
Türkiye'de fen bilgisi eğitimi alanında ortaokul öğrencilerine yönelik STEM etkinlik uygulamalarına dayalı lisansüstü çalışmaların içerik analizi
Eğitim, toplumların geleceğini şekillendirmede kullanılan en temel araçlardan biridir. Bilgi ve beceriye dayalı eğitim yaklaşımları, öğrencileri hayatın gerçek sorunlarına çözüm üretebilecek bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlar. Bu bağlamda, fen bilimleri alanı, öğrencilere problem çözme, eleştirel düşünme ve iş birliği gibi becerileri kazandırarak geleceğin liderlerini hazırlamada önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye'de eğitim sistemi, son yıllarda STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik) eğitimine daha fazla vurgu yaparak öğrencilerin bu alanlara olan ilgisini artırmayı hedeflemektedir. Bu düşüncelerden hareketle, bu çalışmada Türkiye'deki fen bilgisi eğitimi alanında gerçekleştirilen ortaokul öğrencilerine yönelik STEM etkinlik uygulamalarına dayalı lisansüstü tezlerin geniş bir bakış açısıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi, 2016-2023 yılları arasında Türkiye'de fen bilgisi eğitimi alanında ortaokul öğrencilerine yönelik STEM etkinlik uygulamalarına dayalı lisansüstü tezlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda çalışma örneklemi, Yükseköğretim Kurulu tez arşivinde yapılan tarama sonucunda ulaşılan, konu ile ilgili 61 tez ile sınırlıdır. Çalışma, doküman analizi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Veri analizinde, içerik analizi kullanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre incelenen tezlerin dokuzunun doktora, 52'sinin ise yüksek lisans tezi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, tezlerin en fazla yedinci sınıf düzeyinde yürütüldüğü, tezlerde odaklanılan en popüler ünitenin ise 'Kuvvet ve Enerji' olduğu tespit edilmiştir. Bunların yanında, ortaokul öğrencileri ile yapılan etkinlik uygulamalarının en yaygın olarak altı haftalık bir süreçte gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bağlamında; STEM eğitimi üzerine doktora alanında daha fazla araştırma yapılması, sekizinci sınıf düzeyindeki çalışmalara daha fazla yer verilmesi ve fizik konuları dışındaki ünitelere daha fazla odaklanılması önerilmektedir.
Biyoçeşitlilik çerçevesinde doğa tarihi ve derin zamanın öğretimine yönelik etkileşimli bir aracın geliştirilmesi
Doğa tarihi; astronomi, jeoloji, arkeoloji, paleontoloji, biyoloji, ekoloji, etoloji, zooloji, coğrafya, sistematik, genetik gibi birçok bilimi içinde bulunduran, Dünya'nın abiyotik ve biyotik unsurlarını kapsayan, bu unsurlar arasındaki ilişkileri ve bu unsurların nasıl evrimleştiğini anlamak için karşılaştırmalı ve tanımlayıcı yöntemler kullanan saha araştırmasına dayalı bir bilim olup doğayı anlama öyküsüdür. Doğadaki canlı çeşitliliğindeki değişimleri anlamak için öncelikle derin zamanın algılanması gerekir. Yerkürenin ve biyolojik çeşitliliğin öneminin algılanması geçen derin zaman anlaşılamadığında zorlaşmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada biyoçeşitlilik kavramının öğretilmesi, canlı çeşitliliğindeki değişimler ve nesli tükenmiş canlıları bir zaman şeridi üzerinden anlatmak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik öğretim aracının geliştirilmesinde ADDİE öğretim tasarımı modeli baz alınarak Google slaytlar programı ile etkileşimli bir "DTÖA, biyoçeşitlilik öğretiminde derin zamanın algılanmasında anahtar bir rol oynayan önemli bir araçtır." (DTÖA) geliştirilmiştir. Geliştirilen öğretim aracı bir zaman şeridi üzerinde yer alan olayları ifade eden etkileşimli görsel ve metinlerden oluşmaktadır. Öğretim aracı hem ders esnasında hem de ders sonrasında kullanılabilen, internetin olduğu durumlarda herhangi bir uygulayıcıya ihtiyaç duyulmadan bireysel öğrenmeyi destekleyen, kolay ulaşılabilir bir araçtır. Bu DTÖA, biyoçeşitliliğin öğretiminde anahtar olan derin zamanın algılanmasını önemli ölçüde sağlamaktadır.
Farklı meyve sularının enfüzyonu ile hazırlanan şeker ilavesiz meyve içeceğinin antioksidan özelliklerinin optimizasyonu
Sağlıklı beslenmeye olan ilgi düşük şeker içeriği ve yüksek antioksidan içeriği olan besin ve içeceklere olan eğilimin artmasına neden olmuştur. Sektörün ihtiyaç duyduğu düşük şeker içeriğinin doğal meyve girdisi ile sağlandığı ürün üretimi son derece önem kazanmıştır. Bu çalışmada, elma, siyah havuç ve mandalina suları ve elma deiyonize konsantresi kullanılarak şeker ikamesiz meyve içeceği üretimi gerçekleştirilmiştir. Karışımda yer alan unsurlar Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) ile optimize edilerek hazırlanan içeceklerin, fizikokimyasal, antioksidan ve reolojik özellikleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda elde edilen karışım meyve sularının toplam antioksidan kapasite ve toplam fenolik madde değerlerinin karışımda kullanılan elma, mandalina ve siyah havuç sularının değerlerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Optimizasyonda kullanılan siyah havuç konsantresi miktarı arttıkça duyusal değerlendirmelerdeki renk parametresinin puanlarının arttığı gözlenmiştir. Optimum örnekte toplam antioksidan kapasite miktarları (ABTS:4326,62±65,70 mg GAEs/100 g ve DPPH: 672,6±0,46 mg TE/100 ml), antosiyanin profili % rel. area 280 nm'de (25,95±0,24) ve 518 nm'de (51,75±0,45) ve toplam fenolik madde miktarındaki (0,46±0,06 mg/mL) değişim önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Karışık meyve suları üretiminde gıdaların bozulma durumunun ve işleme boyunca iyi uygulamaların göstergesi olarak kullanılan toplam aerobik mezofilik bakteri, çevresel kaynaklardan gelen fekal bakteri kontaminasyonunun olmadığını gösteren Enterobacteriaceae ve toplam koliform, yeterli işleme uygulamalarının yapıldığını ifade eden küf-maya, içeceğin güvenliğini düşündüren patojenik bakterilerin (E. coli, B. cereus ve Salmonella spp.) sayımları sonucunda 1 log10 kob/g'nın altında olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, optimize karışım meyve suyunun renk, duyusal kabul edilebilirlik ve antioksidan kapasite ile fenolik madde miktarı açısından karışımda yer alan meyve sularına göre daha belirgin bir farklılık belirlenmiştir. Böylelikle mikrobiyolojik açıdan mevzuata uygun ve risk teşkil etmeyen meyve suyu içecekleri tasarlanmıştır.
XIV. yy'da Batı Anadolu'da Haçlılar: İzmir Haçlı Seferleri
Bu çalışma, XIV. yüzyılın başlarında Ege Denizi'nde yaşanan Haçlı-Türk ilişkileri ve İzmir Haçlı Seferi'nin tarihsel dokusunu aydınlatmayı amaçlamaktadır. Bu dönem, Batı Anadolu'nun evrimsel süreçlerinde kritik bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Türklerin Batı Anadolu'ya göçleri, bu coğrafyanın demografik ve kültürel dengelerinde derin değişimlere yol açmıştır. Göçlerin nedenleri arasında politik, ekonomik ve sosyal faktörlerin yanı sıra coğrafi faktörler de dikkate alınmalıdır. Bu sürecin sonuçları, bölgedeki etnik yapı, toplumsal yapılanma ve siyasi dinamikler üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Papalık ve Batılı devletlerin, Türklerin Batı Anadolu'ya yayılmasına karşı izledikleri stratejiler ve aldıkları önlemler ayrıca incelenmektedir. Papalık'ın bu dönemdeki politik ve dini hedefleri, Avrupa'daki siyasi dengeleri etkilemiştir. Bu durum Türklerin bölgedeki etkinlikleri ile doğrudan ilişkilidir. Bu süreçte ortaya çıkan çatışma dinamikleri, dönemin uluslararası ilişkilerini anlamak açısından önemlidir. Ayrıca, Batılı güçlerin Türklere karşı oluşturduğu deniz ittifakları bu çalışmanın ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Bu ittifakların oluşum süreci, katılan tarafların motivasyonları ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz edilmektedir. Deniz ittifaklarının stratejik önemi, dönemin denizcilik politikalarını anlamak ve bu bağlamda uluslararası ilişkileri değerlendirmek açısından kritiktir. Bu tez, XII. yüzyılın sonu XIV. yüzyılın başında Ege Denizi'ndeki bu önemli dönemi hem Türklerin hem de Batılı güçlerin bakış açısından ele alarak, bölgenin tarihsel ve stratejik dönüşümüne detaylı bir şekilde ışık tutmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Haçlı Seferleri, İzmir Haçlı Seferi, Batı Anadolu Beylikleri
Klinik örneklerden soyutlanan Enterococcus faecalis ve Enterococcus faecium kökenlerine karşı antiseptikler ile antibiyotikler arasındaki sinerjik etkileşimlerin incelenmesi
Günümüzün önemli sorunlardan biri antimikrobiyal dirençtir ve Dünya Sağlık Örgütü'nün "yüksek öncelikli" olarak adlandırdığı patojenlerden biri enterokoklardır. Antibiyotik direncine alternatif yaklaşımlardan biri kombinasyon stratejileridir. Enterokok kökenleri klinik örneklerden oldukça fazla soyutlanmakta olup, başarısız dental endodontik tedaviler sonucunda gelişen sekonder apikal periodontitiste de en çok Enterococcus faecalis öne çıkmaktadır. Yara ve endodontik enfeksiyonlarda kullanılabilecek ideal antiseptik bulunmamaktadır. Günümüzde yara ve endodontik enfeksiyonlarda kullanılabilecek alternatif antiseptikler halen araştırılmaktadır. Bu çalışmada, 40 adet yara, 6 adet apse ve 4 adet rektal sürüntü örneğinden soyutlanmış, 30 Enterococcus faecalis ve 20 Enterococcus faecium olmak üzere toplam 50 enterokok kökeni seçilmiştir. Çalışma boyunca kontrol kökeni olarak Enterococcus faecalis ATCC 29212 ve Enterococcus faecium ATCC 6057 kullanılmıştır. Antibiyotik ve antiseptiklerin minimum inhibitör konsantrasyon değerleri European Committee on Antimicrobial Susceptibility Testing kriterlerine göre sıvı mikrodilüsyon yöntemiyle, kombinasyon testleri ise dama tahtası yöntemiyle belirlenmiştir. Antibiyotik-antiseptik kombinasyonlarının, enterokok kökenlerine karşı çoğunlukla sinerjik veya kısmi sinerjik etki gösterdiği saptanmıştır. Bu çalışmada, antiseptiklerin, olası etkileşimi sonucu denenen antibiyotiklerin minimum inhibitör konsantrasyon değerlerini düşürebildiğinin gösterilmesiyle antibiyotik-antiseptik kombine kullanımının, bakterilerde antibiyotiklere karşı direnç düzeyini ve direncin ortaya çıkma sıklığını azaltabileceğine yönelik düşünceleri desteklemektedir. Anahtar kelimeler: Antibiyotik, antiseptik, dama tahtası, enterokok, kombinasyon
