Erzincan Binali Yıldırım University
Department

Department of Nutrition and Dietetics

Erzincan Binali Yıldırım University

4

Archived Theses

1

DOIs Assigned

25%

DOI Rate

Archived Theses

4 Theses
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Polikistik over sendromlu kadınlarda sağlıklı beslenme tutumu ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, PKOS tanısı almış kadınlarda sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki çalışmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, hekim tarafından PKOS tanısı konulmuş 18–49 yaş aralığındaki 268 kadın dahil edilmiştir. Veriler Şubat–Nisan 2026 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Genel Bilgiler Formu, SBİTÖ ve PCOSQ-50 kullanılmış, analizler IBM SPSS 26 programında gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sağlıklı beslenme tutumu ile PKOS’a özgü yaşam kalitesi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.696; p<0.001). Sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesindeki değişimin %48.4’ünü açıkladığı saptanmıştır (β=0.696; R²=0.484; p<0.001). SBİTÖ alt boyutlarından beslenme hakkında bilgi (β=0.367), beslenmeye yönelik duygu (β=0.318) ve olumlu beslenme alışkanlığının (β=0.310) yaşam kalitesi üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisinin olduğu (p<0.001); kötü beslenme alışkanlığının ise anlamlı etkisinin olmadığı belirlenmiştir (β=-0.068; p=0.271). Sağlıklı beslenme tutumunun BKİ (β=-0.290; R²=0.084) ve bel çevresi (β=-0.392; R²=0.154) ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Sağlıklı beslenme tutumunun PKOS’lu kadınlarda yaşam kalitesi ile ilişkili önemli bir faktör olduğu görülmektedir. Beslenme davranışlarının desteklenmesi ve BKİ ile bel çevresi yönetimini içeren bütüncül yaklaşımların PKOS yönetiminde önemli olduğu düşünülmektedir.

PKOSSağlıklı BeslenmeYaşam Kalitesi
Zehra Tahan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2026
60
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.240
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde porsiyon algısı ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu çalışma, Beslenme ve Diyetetik bölümü 1-4 sınıf öğrenciler arasında beslenme bilgisi ile yiyeceklerin sunum biçimine göre porsiyon miktarlarının algılanması arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Aralık 2013 Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde 1.-4. sınıflarda okuyan, çalışmanın yapılacağı günlerde okulda bulunan 155 kız ve 7 erkek olmak üzere 162 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışma, öğrencilerin demografik özellikleri ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiği anket formu ve öğrencilerin porsiyon miktarı algılarını değerlendirmek için laboratuar ortamında görsel içerikli hazırlanan iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın görsel olarak yürütülen aşamasında 4 ayrı besin seçilmiştir (patates, kıvırcık marul, portakal, domates). Porsiyon algısını etkileyen etmenlerin değerlendirilmesi amacıyla seçilmiş besinler farklı biçimlerde öğrencilere sunulmuş ve kendilerine göre 1 porsiyonu belirlemeleri istenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.7±1.69 yıl ve BKİ ortalamaları 21.2±3.08 kg/m2 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin % 51.9'u ailelerinin yanında, % 22.3'ü ise öğrenci yurtlarında yaşamaktadırlar. Öğrencilerin öğün atlama durumlarına bakıldığında % 50.6'sının kahvaltı öğününü günün en önemli öğünü olarak belirtmesine rağmen %5.6'sı kahvaltı öğününü atladığını belirtmiştir. Öğrencilerin gece yemek yeme durumlarına bakıldığında ise gece yemek yeme sıklığında göre BKİ ve Beslenme Bilgi Puanı (BBP) ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Ara öğün tüketimleri değerlendirildiğinde, öğrencilerin %83.3'ünün ara öğün tükettikleri, ara öğünde tüketilen yiyecekler ile atıştırmalık olarak tüketilen yiyecekler arasındaki farkın bilincinde oldukları görülmüştür. Öğrencilerin sınıfları ile BBP arasındaki ilişkiye bakıldığında sınıf yükseldikçe BBP'nın da arttığı ve bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Beslenme eğitimin verildiği 3. ve 4. sınıflar arasında BBP ortalaması arasında istatistiksel bir farkın olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Çalışmamızın 1. uygulamasında yiyeceğin doğrama biçiminin öğrencilerin porsiyon seçimi üzerine etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca beslenme bilgi puanları yüksek olan 3. ve 4. sınıflar bütünlüğü bozulmamış yiyecekleri 1 porsiyon olarak seçmişlerdir. Uygulama 2'de ise tabak büyüklüklerinin porsiyon algısı üzerine etkisine bakıldığında porsiyon algısının servis edilen tabak büyüklüğünden etkilendiği görülmüştür. Çalışmanın 3. ve 4. uygulamalarında hem tabak büyüklüklerinin yiyecek miktarını algılamaya etkisi hem de porsiyon miktarlarının tabak büyüklükleri ile ilişkisi incelendiğinde her ikisinin de olumlu yönde etkilendiği ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). En yüksek oranda 4. sınıflar küçük tabaklardaki servisleri 1 porsiyon olarak seçmişlerdir. Bunun nedeni olarak da almış oldukları eğitimin son senesinde hastayla birebir etkileşimde olmalarından dolayı diyetlerde kullanılan değişim miktarı ile porsiyon miktarındaki algısal karmaşa olduğu düşünülmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme bozuklukları+5
Emel Öktem Güngör
Baskent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin diyet kalitesi ve tabak artıklarının saptanması

Bu çalışma, ilköğretim okulu öğrencilerinin okulda öğle yemeği tüketim durumlarını, oluşan tabak artıkları ile karşılaştırarak beslenme durumlarını değerlendirmek ve ebeveynlerin çocuklarının beslenme durumları ile ilgili algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma verileri, Ocak-Mart 2014 tarihleri arasında, TED Karadeniz Ereğli Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okulu'nda 5-8. sınıfa devam eden toplam 186 öğrenciden elde edilmiştir. Öğrencilerin demografik özellikleri ve beslenme alışkanlıkları araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu aracılığı ile toplanmış, antropometrik ölçümleri değerlendirilmiştir. Ebeveynlere uygulanan ayrı bir anket formu ile de öğrencilere ait toplanan veriler, öğrencilerden gelen cevaplarla karşılaştırılmıştır. Ebeveynlerden çocuklarının bir günlük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Anketlerle eş zamanlı olarak, öğrencilerin okulda sunulan öğle yemeği besin tüketimleri, birbirini izleyen on gün boyunca ölçülen tabak artıkları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin % 65.6'sı normal vücut ağırlığında, % 23.4'ü fazla kilolu ve % 9.7'si şişmandır. Öğrencilerin yaşa göre boy uzunluğu ve BKİ persentil değerleri ile kendi boy uzunluğu ve vücut ağırlığı algıları ve ebeveynlerin çocuklarının vücut ölçümleri hakkındaki algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin BKİ değerleri ile anne ve babalarının BKİ değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir korelasyon saptanmıştır (p<0.001). Meyve ve fast food tüketim sıklığı için öğrencilerin ve ebeveynlerin verdikleri cevaplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Öğrenciler 101.5 ± 63.25 dakika/gün televizyon izleyerek, 83.0 ± 76.82 dakika/gün bilgisayar karşısında geçirmektedir. Bilgisayar karşısında geçen süre açısından kız ve erkek öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Öğrencilerin % 73.2'si televizyon ve bilgisayar karşısında yiyecek tüketmektedir. Öğrencilerin BKİ değerleri ile televizyon ve bilgisayar karşısında geçirdikleri süre arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan düşük derecede pozitif bir korelasyon saptanmıştır (p>0.05). Öğrencilerin enerji, posa ve kalsiyum alımının günlük önerilen miktarın altında olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Okul menüsünün sağladığı protein, yağ, demir, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri ile A vitamini, öğrencilerin birçoğu için alması gereken miktarın üzerinde; enerji, posa ve kalsiyum miktarların ise öğrencilerin çoğunluğu için önerilen düzeylerin altında kalmıştır. Okul menüsünün öğrencilerin yalnızca C vitamini gereksinimini tam olarak karşıladığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, çocuk ve adölesanlara yönelik sağlık çalışmalarının geliştirilmesi, yeterli ve dengeli beslenmeleri için uygun ortamlar oluşturularak, beslenme ile ilgili bilgilerin verilmesi, aile okul ve çevrenin işbirliği içinde çalışmasının gerekliliği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul çağı çocukları, okul öğle yemeği, tabak artığı, ebeveyn algısı, diyet kalitesi

Ana-babaAna-baba algısıDiyet+5
Merve Kıran
Baskent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer yağlanması olan hastaların beslenme alışkanlıkları ile antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi

Bu çalışma; yeni karaciğer yağlanması tanısı almış bireylerin beslenme durumu ile antropometrik ölçümleri ve kan biyokimyasal bulgularını belirlemek amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Kesitsel ve tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma evrenini; Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Gastroenteroloji Bölümü'ne başvuran ve yeni karaciğer yağlanması tanısı almış hastalar oluşturmuştur. Bu hastalar içinden 100 kişi gelişigüzel örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Anket formları hastalara karşılıklı görüşme yolu ile uygulanmış ve sonrasında boy, kilo, bel çevresi, kalça çevresi ve BKİ ölçümleri yapılarak anket formlarına yazılmıştır. Çalışmaya katılan 100 hastanın %37'si erkek, %63'ü kadındır. Yaş ortalaması (ortalama ± standart sapma) 44.68±13.58 yıldır. Erkeklerin %54.1'inin şişman, kadınların ise %66.7'sinin şişman olduğu belirlenmiştir. Bireylerin ortalama karbonhidrat alım düzeyleri düşük, günlük enerji alımı ve yağ tüketimi ise yüksek bulunmuştur. Günlük besin öğeleri alım düzeyleri değerlendirildiğinde hem erkek hem kadın bireylerde folik asidin yetersiz tüketildiği görülmüştür. Erkeklerin %54.1'inin, kadınların ise %44.4'ünün düzenli öğün tüketmedikleri ve en az bir öğünü atladıkları belirlenmiştir. Erkek bireylerin %67.6'sının kadınların ise %38.1'inin hiç ara öğün tüketmedikleri belirlenmiştir. Bireylerin %15'i her gün, %24'ü haftada birkaç gün dışarda yemek yemektedir. En sık atlanan öğün erkeklerde sabah öğünü (%74.1), kadınlarda ise öğle öğünüdür (%54.5). Bireylerin %61'i şeker ve şekerli yiyeceklere karşı istek duymakta, en çok istek duydukları şekerli yiyecek tatlılar olarak bulunmuştur. Bireylerin %21'inin fruktozu günlük 50 g ve üzerinde tükettikleri saptanırken %65'inin diyetle tükettikleri sükrozun enerjiden gelen oranının %8 ve üzerinde olduğu saptanmıştır (p>0.05). Bireylerde en sık görülen komplikasyonlar insülin direnci, obezite, hiperlipidemi ve hipertansiyondur. Bireylerde ortalama AKŞ, ALT, total kolesterol, TG, LDL-kolesterol ve ürik asit düzeylerinin referans değerlerinden daha yüksek, HDL-kolesterol düzeylerinin ise daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bireylerin %83.1'inin HOMA-IR değeri ≥2.5 olarak bulunmuştur. Hem erkek hem kadın bireylerin günlük toplam enerji harcaması günlük aldıkları enerji ortalamasından düşük bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, fazla fruktoz tüketimi, yüksek yağlı diyet, yüksek enerji alımı, düşük enerji harcaması, düzensiz öğün sayısı, insülin direnci, obezite, hiperlipidemi gibi faktörlerin Non Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı için tetikleyici risk faktörleri olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle bireyler karaciğer yağlanmasına yönelik beslenme konusunda bilgilendirilmeli ve bireylerde farkındalık oluşması sağlanmalıdır.

AntropometriBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+3
Pınar Tekin
Baskent University · Institute of Health Sciences
2014
00