
4
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sigorta tahkim yargılaması ve sigorta uyuşmazlıklarında tahkime elverişliliğin değerlendirilmesi
Sigorta sözleşmelerine bağlı uyuşmazlıkların çözümünde Sigorta Tahkim Komisyonu önemli bir rol üstlenmektedir. Sigorta Tahkim Komisyonu ve hakemler Sigortacılık Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte yer alan düzenlemelere uygun olarak faaliyette bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın esas noktasını Sigortacılık Kanunu'nda hakemlerin dosya üzerinden karar vereceğine ilişkin düzenleme oluşturmaktadır. Bu kapsamda, çalışmanın birinci bölümünde sigortacılık sektörü ve sigorta hukuku tarihsel gelişim içerisinde ele alınmıştır. İkinci bölümde alternatif çözüm yolları, tahkim usulü ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda Tahkim detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Tahkim usulünün gelişim sürecinde tahkim kültürü anlaşılmaya çalışılmış, bu alternatif çözüm yolunun sigorta uyuşmazlıklarına ne şekilde yansıtıldığı araştırma konusu olmuştur. Üçüncü bölümde Sigorta Tahkim Komisyonu, Komisyonun işleyişi ve yargılama prosedürü ele alınmıştır. Sigorta branşlarının özellikleri ile ülkemizde yaygın olarak görülen sigorta suistimalleri bir arada ele alınarak çalışma kapsamında yargılama sırasında oluşan / oluşabilecek ihtilaflar ile bunların tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet vermeden çözülmesi konuları son bölüm olan dördüncü bölümde incelenmiştir. Bölüm kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonu üç aylık bülteninde yer alan istatistiklere göre seçilen dört sigorta branşı hakkında kısa bilgi verildikten sonra önceki başlıklarda tespit edildiği şekilde bu branşlardaki poliçelere bağlı olarak yapılan başvuruların tahkim sistemine uygunluğu / elverişliliği ele alınmıştır. Bütün bu incelemeler neticesinde bireylere hukuki öngörülebilirlik ve hukuk güvenliğinin sağlanması noktasında sigorta uyuşmazlıklarının gerektirdiği / gerektirebileceği tahkikat işlemleri ele alınarak Sigorta Tahkim Usulüne ilişkin sorunlar ele alınmış ve çözüm önerileri sunulmuştur.
ABD-İspanya ve Türkiye'deki tarım sigortalarının karşılaştırılması
Tarım doğası gereği riskli bir sektördür. Bu risklerin başında ise verim ve kalite kayıplarına neden olan olumsuz meteorolojik riskler ve üreticinin gelirini etkileyen fiyat riskleri gelmektedir. Çiftçiler aldıkları finansal, teknik ve kültürel önlemler ile karşılaştıkları risklerin etkilerini azaltmaya çalışsalar da sistemik özelliklere sahip risklerin yıkıcılığına karşı çaresiz kalmaktadır. Özellikle tarımın temelini oluşturan aile işletmeleri finansal kapasiteleri yetersiz olduğu için uğradıkları kayıpların zamanında ve etkin bir şekilde tazmin edilmemesi durumunda tarımsal faaliyetlerden kopabilmekte, bu da orta ve uzun vadede gıda değer zincirindeki tüm paydaşları olumsuz etkileyerek sürdürülebilir tarımsal üretimi sekteye uğratmaktadır. Bu nedenle, tüm dünyada tarım sigortaları üreticiler üzerindeki risklerin finansal piyasalara transferi için kullanılan modern bir risk yönetim aracı olarak ortaya çıkmış ancak tarımın kendine has yapısı ve karşılaşılan risklerin sistemik özellikleri nedeniyle özel sigorta sektörü bu alanda yetersiz kalmıştır. Özel sektörün tarımdaki riskleri transfer etmede yetersiz kalması nedeniyle devletler bu alana müdahil olmaya başlamış ve farklı ülkelerde devlet destekli tarım sigortaları sistemleri geliştirilmiştir. Bu ülkelerden bir tanesi de 2005 yılında çıkarılan Tarım Sigortaları Kanunu ile kendine has bir devlet destekli tarım sigortaları sistemi kuran Türkiye'dir. Ancak, 20. yüzyılda dünya genelinde yayılmaya başlayan farklı şekillerdeki devlet destekli tarım sigortaları sistemlerinden bazıları başarılı olurken bazıları başarısız olmuştur. Bu kapsamda bu çalışmada ABD ve İspanya'da uzun yıllardır başarı ile uygulanmakta olan devlet destekli tarım sigortaları sistemleri, risk transfer mekanizmaları, paydaşların görevleri ve sigortacılık ürünleri gibi unsurular incelenmiş ve Türkiye'de uygulanmakta olan model ile karşılaştırılarak, Türkiye'de devlet destekli tarım sigortalarının penetrasyon oranının artması için uygulanabilecek öneriler getirilmiştir.
Katastrofik risklerin sigortalanması ve reasürans stratejileri, Türkiye şubat depremi ve olası İstanbul depremi, Ankara ili anket çalışması
Bu tez, Türkiye'nin yüksek deprem riski ve diğer katastrofik tehlikeler karşısında reasürans stratejilerinin etkinliğini incelemektedir. Türkiye'nin deprem kuşağında yer alması nedeniyle, nüfusun büyük bölümünün yüksek riskli alanlarda yaşadığı, sismik aktivitenin yoğun olduğu bir ülkedir. 1999 Marmara ve 2023 Şubat depremleri gibi yıkıcı olaylar, sigorta sektörünün kapasitesini aşan ekonomik kayıplara yol açmış, etkileri risk transfer mekanizmalarının önemini vurgulamıştır. Zorunlu deprem sigortası ve doğal afet sigortaları kurumu (DASK) uygulamaları, bu zorlukları ele almak için atılan adımlar olsa da mevcut reasürans yapılarının optimizasyonu hala kritik bir ihtiyaçtır. Tez, geleneksel reasürans yöntemlerinin yanı sıra, afet tahvilleri (CAT bonds), parametrik sigortalar ve diğer alternatif risk transfer mekanizmalarının potansiyelini değerlendirmektedir. Bu araçların, Türkiye'nin deprem risklerini uluslararası sermaye piyasalarına yayarak, finansal direnci arttırabileceği öne sürülmektedir. Tez, Japonya, Meksika ve Yeni Zelanda gibi benzer sismik risklere sahip ülkelerin reasürans uygulamalarını karşılaştırmalı olarak analiz etmekte, bu deneyimlerden çıkarılabilecek dersleri ortaya koymaktadır. Özellikle kamu-özel sektör iş birlikleri, havuz sistemleri ve katmanlı yaklaşımların başarılı örnekleri incelenmektedir. Türkiye'nin deprem reasürans kapasitesinin artırılması için risk modelleme altyapısının geliştirilmesi, veri kalitesinin iyileştirilmesi ve düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, risk bazlı fiyatlandırma teminat yapılarının optimizasyonu reasürans programlarının önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak tez, Türkiye'de katastrofik risklerin yönetiminde reasürans stratejilerinin etkinliğini artırmak için bütünleşik bir çerçeve önermektedir. Reasürans kapasitesinin genişletilmesi, alternatif risk transfer mekanizmalarının entegrasyonu ve risk azaltma çabalarıyla reasürans stratejilerinin koordinasyonunu içermektedir. Önerilen stratejiler, gelecekteki depremlerin finansal etkilerini azaltabilecek, sigorta sektörünün direncini artırabilecek ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir risk yönetimi yaklaşımına katkı sağlayabilecektir.
Sigorta sektöründe yapay zekânın rolü: Operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi üzerine bir inceleme
Bu tez çalışması, yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin sigorta sektöründeki rolünü, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimi odağında incelemektedir. Günümüzde dijitalleşmenin etkisiyle birlikte YZ, sigorta sektöründe kapsamlı bir dönüşüm yaratmaktadır. Hasar yönetimi, risk analizi, dinamik fiyatlandırma, sahtekârlık tespiti ve müşteri ilişkileri gibi pek çok alanda YZ'nin sunduğu çözümler, operasyonel süreçleri hızlandırmakta ve maliyetleri düşürmekte; aynı zamanda daha kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri sağlamaktadır. Ancak bu teknolojik ilerlemeler beraberinde veri güvenliği, algoritmik önyargılar, etik sorumluluklar ve düzenleyici uyum gibi yeni risk alanlarını da gündeme getirmektedir. Tezin birinci bölümünde, araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemsel çerçevesi ortaya konmuş; YZ'nin sigorta sektörü açısından neden stratejik bir unsur haline geldiği açıklanmıştır. İkinci bölüm, YZ'nin tanımı, tarihsel gelişimi, türleri ve teknolojik bileşenlerine odaklanmakta; makine öğrenmesi, derin öğrenme, doğal dil işleme ve robotik süreç otomasyonu gibi alt başlıklar üzerinden teknolojik arka planını detaylandırmaktadır. Ayrıca sigortacılığın temel yapısı, tarihsel gelişimi, ürün türleri, sektörel aktörleri ve dijital dönüşüm süreci ele alınarak sigorta sektörüne ilişkin kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Üçüncü bölüm, uluslararası düzeyde YZ uygulamalarını konu almakta; ABD, İngiltere, Almanya, Çin, Japonya gibi ülkelerdeki kullanım örnekleri ile Lemonade, ZhongAn ve WeFox gibi InsurTech firmalarının inovatif yaklaşımları analiz etmektedir. Ayrıca AB'nin yapay zekâ regülasyonu gibi küresel politikalar ve etik çerçeveler de bu bölümde incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Türkiye sigorta sektöründeki YZ kullanım alanlarına odaklanmakta; örnek uygulamalar üzerinden YZ'nin sektöre entegrasyonu analiz etmektedir. Risk değerlendirmeden müşteri hizmetlerine, hasar tespitinden poliçe yönetimine kadar birçok süreçte kullanılan YZ teknolojileri sistematik biçimde bu bölümde açıklanmıştır. Beşinci bölümde, YZ'nin sektöre sağladığı faydalar (hız, maliyet avantajı, müşteri memnuniyeti) ile birlikte karşılaşılan riskler (etik sorunlar, insan kaynağı dönüşümü, veri mahremiyeti, regülasyon eksiklikleri) bütüncül bir şekilde değerlendirilmiştir. Altıncı ve son bölümde, bulguların genel değerlendirmesi yapılmış ve gelecek odaklı stratejik öneriler sunulmuştur. Kurumsal dönüşüm, dijital yetenek geliştirme, etik yönetişim, regülasyonlara uyum ve InsurTech iş birlikleri gibi başlıklarda uygulanabilir çözüm yolları ortaya konmuştur. Ayrıca, gelecekteki araştırmalara yönelik önerilerle birlikte KOBİ'lere özel YZ uygulama modelleri, algoritmik şeffaflık, veri etiği ve insan-YZ iş gücü entegrasyonu gibi temalara da yer verilmiştir. Bu çalışma, YZ teknolojilerinin sigorta sektöründe doğru, etik ve sürdürülebilir bir biçimde entegrasyonu için stratejik bir yol haritası sunmakta ve hem akademik literatüre hem de sektör uygulayıcılarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.