
212
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
An evaluation of the pragmatic competence of pre-service English language teachers: Politeness strategies used in making requests in the academic context
The current study aimed to examine, from an interlanguage pragmatics perspective, how Turkish pre-service EFL teachers fulfill the speech act of request in terms of politeness strategies, levels of directness, internal and external modifiers, perspectives, and address terms in the academic context. To collect data, a discourse completion test (DCT), including ten scenarios, was developed, and 89 pre-service EFL teachers studying in a private university in Turkey were asked to write what they would say in response to the situations described in the DCT. The data-the request tokens- were first analyzed qualitatively using an adapted model of the CCSARP framework developed by Blum-Kulka et al. (1989). Then, the results of the request strategies were quantized, and the data were analyzed through descriptive statistics and chi-square. The study's findings demonstrated that the tendency to use conventionally indirect request strategies was high in situations where the degrees of impositions were both high and low in academic contexts. This indicated that the choice of request strategies was parallel for both degrees of imposition. Additionally, it was found that the use of external modifiers was high, mostly occurring as 'grounders' to mitigate the requests. As for internal modifiers, pre-service EFL teachers preferred 'please' as politeness markers to soften the force of the requests on the hearers. Moreover, the tendency to address instructors remained low, highlighting the need for being more formal and polite when making requests in the academic context. Hence, it was observed that the participants mostly made speaker and hearer-oriented requests in the academic context; however, speaker- oriented requests were made more. This suggested that the participants mostly tended to impose benefits on the hearers, where social power and distance are high among the interlocutors. The study's findings indicated that pre-service EFL teachers perform the speech act of request politely to some extent; nevertheless, they need to gain pragmatic competence to make authentic ways of making requests by integrating appropriate mitigating strategies in the academic context. In conclusion, integrating the pragmatic aspects of language into English Language Teaching programs is significant to improve the pragmatic awareness and competence of prospective language teachers regarding the fulfillment of requests in academic contexts in particular and other speech acts in various contexts of conversations in general. Keywords: Pragmatics, Interlanguage Pragmatics, Pragmatic Competence, Requests, Politeness
Okul öncesi öğretmen adaylarının, öğretmenlerinin ve alan uzmanlarının bakış açısıyla çocuğu tanıma ve değerlendirme uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının, okul öncesi öğretmenlerinin, öğretim elemanlarının ve alan uzmanlarının deneyim ve önerilerinden yola çıkarak alan için temel konulardan biri olan çocuğu tanıma ve değerlendirmenin yeri, önemi, gerekliliği, alandakilerin yeterliliği ve uygulamaları noktasında bütüncül bir bakış açısına ulaşmaktır. En genel tanımıyla betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu Ankara ilindeki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 172 okul öncesi öğretmeni, Ankara ilinde yer alan altı üniversitede; Ankara, Başkent, Gazi, Hacettepe, ODTÜ, TED üniversitelerinde çocuğu tanıma ve değerlendirme dersini almış olan 142 okul öncesi öğretmen adayı ve bu üniversitelerde çocuğu tanıma ve değerlendirme dersini yürütmekte olan altı öğretim elemanı ve üç alan uzmanı oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinde doküman analizi, gözlem, yüz yüze görüşme ve likert tipi ve açık uçlu sorulardan oluşan uzaktan görüşme formları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi eğitim paydaşlarının erken çocukluk döneminde çocuğu tanıma ve değerlendirme uygulamalarının kritik bir öneme sahip olduğu, lisans öğrenimindeki çocuğu tanıma ve değerlendirme dersindeki teorik bilgilerin uygulama çalışmaları ile koordine edilmesi gerektiği, hizmet öncesinde yapılabilecek iyileştirmelerin mezun olunduktan sonra sahadaki uygulamalara yansıyacağı ve buradan hareket ile okul öncesi öğretmenlerinin değerlendirme çalışmalarındaki boşlukların doldurabilmesi adına değerlendirme konusunda farkındalıklarının da arttırılmasının önemi vurgulanmıştır.
Çeşitliliğin yönetiminde toplumsal katılım temelli okul uygulamaları ve okul yöneticilerinin rolü: Bir durum çalışması
Küreselleşme ile birlikte artan toplumsal, ekonomik, teknolojik ve kültürel değişimler, okullardaki çeşitliliğin artışını da beraberinde getirmiştir. İnsanlar arasında var olan çok sayıda bireysel farklılığı ve benzerliği temsil eden çeşitliliğin (Treven ve Treven, 2007) bir zenginlik olarak görülmesi, yaratıcılığı arttırmakta (Boehm ve Dwermann, 2015) ve aidiyet duygusunu geliştirmektedir (Martin ve Milliken, 1996). Eğitim kurumlarının, bu çeşitliliğe yönelik kapsayıcı bir tutum sergilemesi (Coronel, Gómez-Hurtado ve González-Falcón, 2018), okulların daha başarılı bir geleceğe taşınmasını sağlamaktadır (Bisschoff, Grobler, Loock, Mestry ve Moloi, 2006). Bu çalışmanın amacı, okullardaki çeşitliliğin yönetiminde toplumsal katılım temelli okul yönetimi uygulamaları ve okul yönetiminin bu kapsamdaki rollerini incelemektir. Okul yöneticilerinin çeşitliliği yönetme kapsamındaki rolleri, DeMatthews (2018)'in toplumsal katılım temelli sosyal adalet liderliği çerçevesine dayanarak çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, gerekli izinlerin alınarak, Ankara ili Polatlı ilçesinde görev yapmakta olan 3 okul yöneticisi, 10 öğretmen, 10 veli ve 10 toplum üyesi, araştırmaya gönüllü olarak katılmışlardır. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan "durum çalışması" kullanılmıştır. İlk aşamada yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veriler toplanırken, ikinci aşamada ise okula ait metinler, belgeler, resimler, videolar, vb. içeren dokümanların analizi yapılmıştır. Görüşmeler ve doküman analizi sonucu toplanan verileri incelemek için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların analizi sonucunda, sosyo-kültürel, aile özelliğinden kaynaklı ve bireysel olmak üzere üç tür çeşitlilik olduğu görülmüş ve en yaygın olan çeşitlilik türünün sosyo-kültürel çeşitlilik olduğu ortaya çıkmıştır. Çeşitlilik algısına yönelik yapılan çalışmada, çeşitliliğin avantajları ve dezavantajları analiz edilmiş, ancak katılımcılar arasında bulunan toplum üyeleri ve velilere göre, çeşitliliğin olumlu ya da olumsuz bir ifade taşımadığı belirtilmiştir. Çeşitlilik yönetme stratejileri hakkında sosyal adalet, aile katılımı ve toplum katılımı ile ilgili bulgular elde edilmiştir. Sosyal adalet sağlama konusunda okul yöneticileri ve öğretmenler, iletişim ile empati kavramlarına vurgu yapmışken; öğrenci velileri ve toplum üyeleri yardım kavramı üzerine odaklanmıştır. Aile katılımını sağlamak için aileler ile iletişim halinde olmanın ve etkinliklere velileri dâhil etmenin önemi vurgulanırken, toplum katılımı için etkinliklere okul çevresini dâhil etmenin gerekliliği belirtilmiştir. Yapılan çalışmada, toplum temelli okul yönetimi uygulamalarındaki avantajlar ve dezavantajlar ortaya konmuştur. Toplum katılımı, huzur ortamı sağlama ve okul idaresinin yükünü hafifletme konusunda bir avantaj olarak görülürken, çatışma ortamına neden olabilme ihtimali ve etkinlikler planlama konusunda uzun evrak sürecine sebebiyet vermesi nedeniyle dezavantaj olarak da algılanabilmektedir. Okul yöneticileri ve öğretmenler, velilerin okula karşı daha ilgili bir tutum sergilemeleri gerektiğini ifade ederken, toplum üyeleri ve ailelerin beklentileri ise daha adil ve duyarlı bir okul ortamıdır. Son olarak tüm katılımcılar çeşitliliği yönetmek için toplumsal katılım temelli okul yönetimi uygulamalarına yönelik etkinliklerin düzenlenmesi ve bu etkinliklere tüm paydaşların katılması konusunda hemfikir olduklarını ifade etmişlerdir.
8.sınıf öğrencilerinin veri işleme süreçlerindeki istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin incelenmesi
İstatistiğin matematikten ayrılarak, başka bir bilim dalı olarak görülmesiyle birlikte, istatistiksel akıl yürütme kavramı da ilgili alan yazında ele alınan önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. İstatistiksel akıl yürütmenin bireylerde sezgisel türden geliştirilebilecek bir beceri olmadığı, bu becerinin okul eğitiminin bir parçası olarak öğrencilik döneminde geliştirilebilir olduğu ifade edilmektedir. Bu araştırmanın amacı ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin veri işleme süreç ve alt süreçlerindeki istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin incelenmesidir. Mooney'nin ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirdiği istatistiksel akıl yürütme gelişim düzeyleri çalışmanın kuramsal çerçevesi olarak ele alınmıştır. Araştırmada betimsel tarama deseni kullanılmıştır. Ayrıca çalışmaya gönüllü katılan 16 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma, Ankara İli Etimesgut İlçesinde bulunan üç farklı devlet ortaokulundan uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 540 sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Öğrencilerin istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesine yönelik hazırlanan testte 9 adet açık uçlu soru bulunmaktadır. Bu sorulara verilen yanıtların analizi Mooney'nin istatistiksel akıl yürütme veri işleme süreç ve alt süreçlerine göre 4 seviyede değerlendirilmiştir. Bu süreçler; verilerin tanımlanması (VT), verilerin düzenlenmesi ve indirgenmesi (VD), verilerin gösterimi (VG), verilerin analizi ve yorumlanması (VA)'dır. Belirtilen bu alt süreçler Düzey 1'den Düzey 4'e doğru sıralanmaktadır. Bu düzeyler: Düzey 1: Kişiye özgü, Düzey 2: Geçici, Düzey 3: Nicel ve Düzey 4: Analitik olarak tanımlanmıştır. Öğrencilerin düzey 1'den düzey 4'e doğru istatistiksel akıl yürütmelerinin arttığı belirtilmektedir. Testten elde edilen bulgular, 8.sınıf öğrencilerinin istatistiksel akıl yürütme düzeylerinin ortalamasının 1,85 olduğunu göstermektedir. Mooney (2002)'ye göre bu değerin, Düzey 2'ye yakın olmakla beraber, Düzey 1 ile Düzey 2 arasında olduğu söylenebilir. Diğer bir ifade ile 8.sınıf öğrencilerinin yüzde 46'sının İAY düzeylerinin Düzey 1 ile Düzey 2 arasında; yüzde 32,4'ünün Düzey 2 ve Düzey 3 arasında; yüzde 3,7'sinin Düzey 3 ile Düzey 4 arasında yer aldığı tespit edilmiştir. Düzey 4'e en yakın ortalamaya sahip yalnız bir öğrenci bulunmaktadır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular içerik analizi ile analiz edilmiştir. Mooney'nin çerçevesinde yer alan süreçler ve düzeyler kategori ve tema olarak ele alınmıştır. Genel olarak öğrencilerin grafik çizimlerinde en çok sütun grafiğini tercih ettiklerini, yatay sütun grafiği verildiğinde grafiği okumakta oldukça zorlandıklarını ve akıl yürütme gerektiren sorularda düşüncelerini açıklamakta güçlük çektiklerini ifade etmişlerdir.
Düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ergenlerde yılmazlık, cesaret, öz-şefkat ve olumlu sosyal davranış eğiliminin incelenmesi
Bu araştırmada düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ergenlerde yılmazlığın bireysel düzeydeki koruyucu faktörler (cesaret ve öz-şefkat), ve olumlu sonuçlar (olumlu sosyal davranış eğilimi) bağlamında ele alınmasıyla doğrudan ve dolaylı ilişkiler incelenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkilere yönelik literatürdeki güncel kuram ve çalışmalara ilişkin bilgiler doğrultusunda bir model test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'nın düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip olan Sincan ve Mamak ilçelerinde adrese dayalı olarak tercih edilen Anadolu Liselerinde öğrenimine devam eden 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada "kümeleme örneklem" yöntemine başvurulmuştur. Bu araştırma kapsamında, 607'si kadın, 370'i erkek ve 53'ü belirtmek istemeyen katılımcı olmak üzere toplamda 1030 lise öğrencisi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, Çocuk ve Gençlik Yılmazlık Ölçeği, Adleryan Cesaret Ölçeği-Ergen Formu, Öz-Şefkat Ölçeği-Kısa Formu ve Olumlu Sosyal Davranış Eğilimi Ölçeği–Ergen Formu kullanılmıştır. Araştırmanın modeli yapısal eşitlik modelinin bir türü olan yol analizi ile test edilerek, doğrudan ve dolaylı ilişkiler ortaya konmuştur. Model kapsamında, cesaret ve öz-şefkatin yılmazlığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda cesaretin, öz-şefkat ile doğrudan ve yüksek düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, öz-şefkatin yılmazlık ile doğrudan olumlu yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın bir hipotezi olarak, öz-şefkatin olumlu sosyal davranış eğilimi ile olumlu yönde ilişkili olduğu varsayılmıştır. Ancak, araştırmanın şaşırtıcı bir sonucu olarak, öz-şefkatin olumlu sosyal davranış eğiliminin tüm alt boyutları ile olumsuz yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla beraber, yılmazlığın olumlu sosyal davranış eğiliminin tüm alt boyutları ile doğrudan olumlu yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Cesaretin, hem öz-şefkat hem de yılmazlık aracılığı ile olumlu sosyal davranış eğiliminin tüm alt boyutları ile olumlu yönde ilişkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Pozitif psikoloji yaklaşımı bağlamında mevcut alanyazın ışığında araştırmanın bulguları tartışılmış olup, uygulamaya yönelik doğurgular ile birlikte gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.
Ergenlerin yaşam becerilerinin yaratıcı drama yoluyla geliştirilmesi: İletişim becerileri örneği
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde yaşam becerilerinden iletişim kurma becerilerinin yaşamın erken dönemlerinde geliştirilmesinin önemli olduğu görüşünden yola çıkılarak ortaokul öğrencisi ergenlerin yaşam becerileri düzeylerinin belirlenmesidir. Bu görüşten hareketle, ergenlerin okul yaşamında karşılaşacağı olumsuz yaşantı durumları karşısında koruyucu, önleyici, tutum geliştirici çalışmalarla bilişsel ve sosyal becerilerini kullanmalarını sağlayarak yaşam becerilerinden "iletişim becerilerinin" yaratıcı drama yoluyla gelişimini desteklemek de araştırmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla yaratıcı dramanın kullanıldığı etkinliklerden oluşan bir program hazırlanmış ve bunun iletişim becerileri üzerindeki etkisine bakılmıştır. Araştırmada yöntem olarak yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ön- test puanları bakımından eşleştirilmiş grupların rastlantısal olarak deney ve kontrol gruplarına atanmasıyla, deney ve kontrol grubundan uygulama öncesi ve uygulama sonrası veriler "Yaşam Becerileri Eğitimi Ölçeği ve İletişim Becerileri Envanteri" ile toplanmıştır. Deney grubuna yönelik olan izleme testleri, son testin uygulanmasından iki ay sonra gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna "iletişim becerileri" grup rehberliği programı uygulanmıştır. Bulgular kontrol grubu ile deney grubunun iletişim becerilerinin zihinsel, duygusal, davranışsal, ilişkisel boyutlar açısından farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda; yaratıcı drama yoluyla ergenlerin iletişim becerileri üzerinde programın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İzleme ölçümüyle uygulanan iletişim becerileri yaratıcı drama programının etkisinin kalıcı olduğu görülmüştür. Bu tür eğitim programlarının yaşam becerilerinin desteklenmesinde kullanılması önerilmektedir.
Üniversite öğrencilerinin kariyer uyumluluğu ve kariyer iyimserliği ile kariyer kararı öz-yetkinliği ve algılanan anababa tutumu arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinde kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği ile kariyer kararı öz-yetkinliği ve anababa tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Ankara'da özel bir üniversitenin farklı fakültelerinde öğrenim gören 244 kadın ve 161 erkek olmak üzere toplam 405 öğrenciyle yürütülmüştür. Veriler; Kariyer Geleceği Ölçeği, Kariyer Kararı Öz Yeterliği Ölçeği-Kısa Formu ve Anababa Tutumu Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; erkek öğrencilerin kariyer uyumluluğu puanlarının kadın öğrencilere göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kariyer uyumluluğunun sınıf düzeyine ve fakülteye göre, kariyer iyimserliğinin ise cinsiyete ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Kariyer iyimserliğinin öğrenim görülen fakülteye göre istatistiksel olarak farklılaştığı, Hukuk Fakültesi öğrencilerinin puanlarının, Mühendislik Fakültesi öğrencilerine göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre; demokratik anababa tutumu ve kariyer kararı öz-yetkinliğin kariyer uyumluluğunu pozitif yönde yordadığı saptanmıştır. Kariyer kararı öz-yetkinliğin kariyer iyimserliğini pozitif yönde, koruyucu-istekçi anababa tutumunun ise kariyer iyimserliğini negatif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış ve ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki hikâye edici metinlerde ileti
21. yüzyıl becerileri arasında "eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim, iş birliği ve yaratıcılık" gibi pek çok önemli beceri yer almaktadır. Bu becerilerin öğrenciye sunulmasında eğitim büyük önem arz etmektedir. Türkçe eğitimi de eğitimin her kademesinde anlama ve anlatma becerilerini geliştirmenin yanı sıra eleştirel, analitik ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirme amacını taşımaktadır. Çünkü dil eğitimi iletişim becerileri kadar düşünme becerileri ile de doğrudan ilintilidir. Bireylerin dillerinin sınırlarını geliştirmek onların düşünme sınırlarını geliştirmekle doğrudan orantılıdır. Türkçe eğitimi metin odaklıdır ve bu sebepten ötürü metin seçimi ile metin kullanımı önem arz etmektedir. Türkçe ders kitaplarının önemi, içindeki metinlerden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple hedeflenen kazanımlara ulaşmada Türkçe ders kitaplarının niteliği son derece önemlidir. Her ders kitabı birer antoloji özelliği taşımaktadır ve içerisindeki metinlerin niteliği pek çok farklı öğrenme alanıyla ilişkilidir. Biz de çalışmamızda ortaokul Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâye edici metinlerde ileti ögesini odağa alacağız. Yazılı veya sözlü olarak bir duygu veya düşünceyi ifade etmeye ileti denmektedir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde bugüne dek metinlerde iletinin başlıca iki şekilde verildiği görülmektedir: Doğrudan veya dolaylı ileti. Ancak alanyazında bu iletinin nasıl ortaya konduğu hakkında detaylı bilgi verilmemektedir. Biz de çalışmamızda ileti ögesinin metinlerde nasıl verildiğini detaylıca ele alacağız. Çalışmamız, dokümana dayalı verileri toplamayı ve incelemeyi amaçladığı için "etkileşimsiz analitik bir nitel araştırma" özelliği taşımaktadır. Bu sebeple çalışmamızdaki veriler incelenirken "doküman analizi" yöntemi kullanılmıştır. İletiler veriliş biçimine göre ve tematik alanlara göre iki başlık altında ayrı ayrı ele alınmıştır. Veriliş biçimine göre dolaylı iletilerin, tematik alanlara göre ise etik/ ahlaki kavramlara/ olgulara/ değerlere dayalı verilen iletilerin sıklıkta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkçe dersi hikâye edici metinlerinin nicelik ve niteliğinin arttırılmasının, verilen iletilerde çeşitliliğin sağlanmasının ve tematik alanlarda dengeli bir dağılım sergilenmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerinin ortaokul matematik dersi öğretim programı, öğretmen ve öğrenci bağlamında incelenmesi
Bilgi işlemsel düşünme becerisinin alt boyutları olan soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerisi matematik eğitiminde etkin rol almaktadır. Matematiğin bir soyutlama bilimi olması ve matematik kavramının büyük çoğunluğunun soyutlama sonucu elde edilmesi de, matematik eğitiminde soyutlamayı içeren bilgi oluşturma sürecini anlamayı ayrıca önemli kılmaktadır. Örüntü tanıma ve örüntü tanımlama becerisine sahip öğrenciler matematiksel kavramlar arasındaki ilişkiyi kolaylıkla anlayıp kavrayabilirler. Karşılaşılan problemleri analiz ederek çözüme yönelik adımları sade bir şekilde ifade etmek yani problemin çözümü için algoritma tasarımı yapmak çözüme kısa ve etkili bir yoldan ulaşmayı sağlamaktadır. Bu çalışmada soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerini matematik dersi öğretim programı kazanımlarında incelemek, 7. sınıf öğrencilerinin bu üç beceri boyutunda farkındalıklarını belirlemek ve matematik öğretmenlerinin bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik farkındalıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi olan çoklu durum çalışması ile yürütülmüştür. Araştırmada öğretim programı kazanımlarına yönelik belge inceleme formu, öğrencilerin soyutlama-örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerilerine yönelik beceri testi, araştırmacı tarafından hazırlanan ders içi etkinlikler, öğrenci görüşme formu ve öğretmen görüşme formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Geliştirilen etkinlikler için 20 kişilik bir sınıf ile pilot uygulama yapılmıştır. Etkinlikler uzman görüşü ve pilot uygulama sonucunda son haline getirilmiştir. 20 kişilik bir sınıf ile esas uygulama yapılarak etkinlik cevap kağıtları, sınıf içindeki video kayıtları ve görüşme ses kayıtları analiz edilmiştir. Etkinlik cevap kağıtları araştırmacı tarafından hazırlanan rubrik ile puanlandırılmıştır. Öğretim programına yönelik belge inceleme formu ve öğretmenlerin farkındalıklarını belirlemek için yedi matematik öğretmenine uygulanan görüşme formu analiz edilmiştir. Sınıf seviyelerine göre soyutlama, örüntü tanımlama ve algoritma tasarımı becerisinin incelenmesi sonucunda her sınıf seviyesi kazanımlarına üç alt becerinin denk geldiği görülmektedir. Soyutlama becerisi tüm sınıf seviyelerinde en fazla ortaya çıkarken örüntü tanımlama becerisi her sınıf seviyesinde en az şekilde ortaya çıkmaktadır. Yedinci sınıf öğrencilerinin soyutlama becerisi için etkinlik cevap kağıtlarında %55'inin sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilediği görülürken %45'inin ortalamanın altında beceri sergilediği görülmektedir. Öğrencilerin örüntü tanımlama becerisinde %50'sinin sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilediği görülürken %50'sinin sınıf ortalaması altında beceri sergilediği görülmektedir. Algoritma tasarımı becerisinde ise öğrencilerin %45'i sınıf ortalaması üzerinde beceri sergilerken %55'i sınıf ortalaması altında beceri sergilemektedir. Matematik öğretmenlerinin bilgi işlemsel düşünmeyi bir problem çözme becerisi olarak tanımladıkları ve geliştirebilmek için ders içeriği, öğretim programı, öğretmen, ders kitapları, sınıf ortamı ve yaş grubu için önerilerde bulunduğu görülmektedir.
4-10 yaş aralığında çocuğu olan babaların baba katılım düzeylerini açıklamada babalık rolü algısı, ebeveynlik stresi ve psikolojik iyi oluşun rolü
Bu araştırmanın amacı, 4-10 yaş aralığında çocuğu olan babaların baba katılım düzeylerini açıklamada babalık rolü algısı, ebeveynlik stresi ve psikolojik iyi oluş değişkenlerinin rollerinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında ayrıca okul öncesi ve ilkokul döneminde çocuğu olan babaların baba katılımının çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Araştırma grubu, 4-10 yaş aralığında çocuğu olan, çocukları kreş, anaokulu ya da ilkokula giden 330 babadan oluşmaktadır. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Baba Katılım Ölçeği", "Babalık Rolü Algısı Ölçeği", "Ebeveynlik Stresi" ve "Psikolojik İyi Oluş" ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın problem cümleleri doğrultusunda katılımcıların baba katılımı, babalık rolü algıları, ebeveynlik stresi ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin, kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanan sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesinde normallik varsayımı sağlanarak; t-testi, normallik varsayımının sağlanmadığı durumlarda; Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada ölçeklerin analizinde Pearson Korelasyon Analizi ile Aşamalı Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada babaların babalık rolü algısının eşin çalışma durumuna, babanın ve eşin eğitim durumuna göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Babanın ebeveynlik stresinin babanın yaşına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, baba katılımının, algılanan temel bakım verme, çocuğun eğitim yaşamına katılımı, oyun oynama, okul ile iş birliği sağlama, çocuğun gelişim dönemleri ile ilgili bilgi verme ve akademik destek sağlama katılım değişkenine göre farklılaşma olduğu saptanmıştır. Babalık rolü algısının, algılanan temel bakım verme, akademik destek sağlama değişkenine göre farklılaştığı saptanmıştır. Babaların ebeveynlik stresi, algılanan temel bakım verme, okul ile iş birliği, çocuğun gelişim dönemleri ile ilgili bilgi verme, akademik destek sağlama değişkenine göre farklılaştığı saptanmıştır. Babaların psikolojik iyi oluşunun çocuğun eğitim yaşamına katılımı, çocuğun gelişim dönemleri ile ilgili bilgi verme, akademik destek ve akran ilişkileri sağlama değişkenine göre farklılaştığı saptanmıştır. Babaların baba katılımı, babalık rolü algısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, baba katılımı ve ebeveynlik stresi arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada psikolojik iyi oluşun, babalık rolü algısının, akademik destek sağlamanın, akran ilişkilerine destek sağlamanın, ebeveynlik stresinin ve oyun oynamanın baba katılımının önemli yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen tüm sonuçların ilgili sonraki çalışmalar ve alanyazın için psikolojik danışmanlara, eğitimcilere, ailelere ve bu alanda çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Baba Katılımı, Babalık Rolü Algısı, Ebeveynlik Stresi, Psikolojik İyi Oluş.