Batman University
Discipline

Department of Painting

Batman University

522

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatı bağlamında disiplin aşırılığın bir göstergesi olarak mekan

20. yüzyılda bilimsel ve kültürel gelişmelerle yaşanan değişimlerin etkisiyle, sanat disiplinleri arasında yeni durumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni durumlar 'disiplinlerarası', 'multidisipliner' ve 'disiplinaşırı' gibi terimler ile tanımlanmaktadır. 20. yüzyılda sanat pratiklerinin birbirleriyle olan ilişkileri, disiplinlerarası yapılara zemin hazırlamış ve multidisipliner üretme biçimlerinin oluşmasını sağlamıştır. Bu ortamlararası yapılar birçok akımın ve hareketin etkileşimleri sonucunda ortaya çıktığı görülür. Disiplinlerarası yapıda sanatçı birçok disiplinden yararlanarak tek bir sanatçı odaklı çalışırken, multidisipliner yapıda farklı disiplinden kişilerin iş odaklı üretimi ve etkileşimi söz konusudur. Bugün üretilen her şey, kendi disiplininin sınırını aşan bir noktada olup, başka alanların olanağını içinde barındıran ve pratiğinde uygulayan yapıya sahiptir. Disiplinaşırılık, bir disiplin odağında diğer disiplinlerin o odak içerisinde ya da sürecinde doğrudan gösterimine dayanır. Sürekli yeni medyumların eklenmesiyle birlikte resim sanatının bir disiplin olarak varlığı, çeşitli disiplinlerin medyum olarak katılımı ile disiplinaşırı bağlamlara uğramakta ve günümüz sanatında disiplinlerin ortaya koyduğu işler, disiplinaşırı olarak bakmayı zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, yapısal bir araştırma olarak; resim sanatı ile mekân kavramı arasındaki yapısal ilişkiyi, disiplinaşırılık kavramı üzerinden bir bağlam kurulmaya çalışılacaktır. Araştırmada mekân kavramı resim sanatı bağlamında ele alınacak, disiplinaşırılığın bir göstergesi olarak varlık tabakaları ortaya konmaya çalışılacaktır. Bu araştırma bağlamında mekân kavramı, resim sanatı bağlamında incelenecek olan çalışmanın paradigması olacaktır. Günümüzde artık sanatçı (ressam), resim temelli yola çıkarak bir mimarinin, sesin ya da dijital teknolojilerin olanağında resimsel üretimler yapabilmektedir. Farklı algı aralığında yer alan medyumlar artık resmin içinde bir yer işgal etmeye başlamaktadır. Bu konuda çeşitli disiplinlerin çoklu algı ve çoklu zekâ gibi kavramlarla, bu duruma kendi perspektiflerinden baktıkları görülmektedir. Sanatçı artık nesnel dünyanın sunduklarına eşit bir uzaklıkta yer alır. Kendi pratiğinin öz nitelikleri dolayımında bir mekânı ya da bir metni kendi pratiğinden bakışla kurabilir. Resim pratiğinden mekâna bakıldığında hala resimden söz edilebilir noktada olunduğu görülmektedir. Bu araştırmada, mekân olgusunu resim sanatı bağlamında bir disiplinaşırılık olarak ele almak ve resim disiplini olanağında mekânı bir aşırılık olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aşırılık, sanatçının kendi algı aralığının olanağı olan medyumun aşılması anlamına da gelmektedir. "Resim Sanatı Bağlamında Disiplinaşırılığın Bir Göstergesi Olarak Mekân" başlıklı çalışmada, resim sanatı çerçevesinden, mekân: disiplinaşırılık olarak yanılsama mekân, reel mekân ve sanal mekân olmak üzere üç aksta incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplinaşırılık, Mekân, Yanılsama mekân, Reel mekân, Sanal mekân

DisiplinlerarasıMekanResim sanatı+1
Elif Köse
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında el imgesinin farklı anlam ve ifade biçimleri

Günlük hayatımızda etkin kullandığımız uzuvlardan biri olan ellerimizin, resim sanatında nasıl yer aldığı, içerik ve biçimi nasıl etkilediği, anlam ve ifade olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölüm ile ellerin anatomik yapısı, kemik, kas, damar ve derinin işlevleri açıklanarak incelenmiş, sanatsal anatomide elin beden içindeki yeri, oranları ve biçimsel özellikleri açıklanmış, elin, insanın evrimi sürecindeki rolü ve evrim aşamasındaki değişiklikler ile edindiği hareket yeteneği araştırılmıştır. Ayrıca iletişimdeki ve beden dilindeki önemi ellerin duruş biçimlerinin aldığı anlamlar ile açıklanmıştır. İkinci bölümde, sembol ve imge kavramlarının farklı tanımları yer almış, imge ve sembol arasındaki ortak noktalar ve farklar açıklanmaya çalışılmıştır. Elin sembol olarak kullanım alanları örneklerle incelenerek imge ile sembol arasındaki farkların anlaşılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde ise, el imgesinin resim sanatında yer alan farklı anlam ve ifade biçimleri, kavramsal başlıklar altında toplanarak, resim sanatı tarihinden örnekler ile incelenmiştir. Bu başlıklar altında; Mağara dönemi ve ilkel toplulukların bıraktığı el izi örneklerinin neden ve hangi teknikler ile yapıldığı ulaşılan bilgiler doğrultusunda aktarılmıştır. Tanrısal gücün sembolik ifadeleri olan tanrı-tanrıça heykelleri, mitolojik tanrıların tasvirleri ve semavi dinlerin yaratma eyleminde metafor olarak kullandığı el imgesinin, anlatımı ne şekilde desteklediği örnekler ile incelenmiştir. Toplumsal düzenin dîni anlayış içinde oluşturulmasında yer alan resimler ve bu öğretilerin aktarılmasında yer alan el imgesinin rolü araştırılmıştır. Rönesans ile yayılan hümanizm düşüncesi, aklın öne çıkması ve bilimsel çalışmalar ışığında gelişen resim sanatında, anatomik çalışmalar ile sağlanan gelişmeler ve bunların yansımaları el özelinde örnekler ile yer almıştır. Üretim ve insan üzerine yoğunlaşan sanatçılardan ve emek üzerine yapılmış olan eserlerinden örnekler incelenirken ellerin üretim içindeki önemi ve anlatıma sağladığı katkılar araştırılmaya çalışılmıştır. Elin önemli fonksiyonlarından olan gizleme/örtme ve gösterme/işaret etme gibi özellikleri ile resim sanatında anlatım gücünü arttıran bir imge olarak nasıl yer aldığı eser örnekleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Geleneksel yöntemlerin dışına çıkılarak, farklı yöntem ve malzemeler ile yapılan deneysel uygulamalarda, birbirinden farklı fikirlerin aktarılabilmesi için el imgesinin ifade gücünden ne şekilde yararlanıldığı araştırılmıştır.

ElResim sanatıResimler+2
Çağıl Sezin Özdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçekçilikten yeni gerçekçiliğe

Bu araştırmada, 18. yüzyılın ikinci yarısında toplumsal anlamda gerçekçi eğilimleri olan sanatçılardan başlanılarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında resimsel anlamda ortaya çıkan "Gerçekçilik" kavramından, 1960'larda farklı bir üslupla gündeme gelen "Yeni Gerçekçilik" akımına ve Yeni Gerçekçiliğe etkisi olan, diğer akım ve yeni sanatsal teknikler araştırılmıştır. "Batı Gerçekçiliği" olarak başlayan birinci bölümde, Gerçekçilik (Realizm) öncesi bu konuda sanat eseri üreten Francisco Goya, Theodore Gericault, Eugene Delacroix gibi sanatçıların yaşadıkları dönem ve gerçekçilik kapsamına giren eserleri incelenmiştir. 19. Yüzyılın ortalarına doğru klasik ve romantik eğilimlerden, somut gerçeklere dayanan, sanattan bir devrim sayılan Gustave Courbet'in "Gerçekçilik" akımı anlatılmıştır. Bu temel sayılabilecek "Gerçekçilik" akımından, farklı ülkelerde farklı sanatçılar tarafından uygulanan, ancak benzer dili kullandıkları "Toplumsal gerçekçilik", "Eleştirel Gerçekçilik" ve daha çok Rusya-Meksika'da ideolojik olarak benimsenen "Toplumcu Gerçekçilik"e nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. 20. Yüzyıl ilk çeyreğinden alınarak, son çeyreğine kadar olan sanatın genel eğilimlerinin anlatılmasıyla başlayan ikinci bölümde, modernleşmeyle birlikte kent yaşamının ve onun sunduğu endüstrileşmeye, makineleşme ile başlayan seri üretime ve Dünya savaşlarının yaratmış olduğu süreçlere tepki duyan "Dada" ve "Pop Sanat" gibi akımlar anlatılmıştır. Sanatçılar tarafından yeni arayışların çok fazla görülebildiği bu dönemin sanat hareketliliği içinde yeni teknikler olan "Kolaj", "Asamblaj", "Fotomontaj" ve "Hazır Nesne" kullanımları anlatılmıştır. Son bölümde, 1950'li yıllar Batı sanatında "Dada"nın temelleri üzerinde şekillenen, çağdaşı olan "Pop Sanat"la benzer teknik ve ifade yollarını kullanan, Fakat modern hayatla sanat arasındaki sınırları yok etmek üzere 1960 yılında eleştirmen Pierre Restany'ın bir araya getirdiği bir gurup olan, "Yeni Gerçekçilik" akımına ve sanatçılarına yer verilmiştir.

DadaEleştirel gerçekçilikKolaj+5
Ahmet Bozkurt
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim sanatında kadın figürü betimlemeleri

Bu araştırmada resim sanatında kadın figürü betimlemeleri ele alınmıştır. Araştırmanın konusu, bilinen insanlık tarihi içinde, insan eliyle yapılmış olması ve biricikliği bakımından sanat eseri olarak da görülen, bulunmuş ilk arkeolojik kadın formlarından, günümüz sanatına yansımış kadın figürlerine kadar geniş bir yelpazade değerlendirilmiştir. Seçilmiş örneklerde kadın figürünün, sanat eserlerine yansıtılmasının ardındaki toplumun sosyolojik, ekonomik ve politik durumları okunmaya çalışılmıştır. Bu araştırma için çeşitli bilimsel kitaplar, dergi ve internette yayınlanmış makaleler, yayınlanmış tezler, videolar ve müze web sayfaları taranmıştır. Araştırma beş bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, ilk insan inanışlarının sanatsal ürünü Venüs heykelciklerinden başlayarak Rönesansa kadar olan süreçte, sanatın daha çok dini inanışların somut olarak kendisini ifade etme durumunda ortaya çıkmış kadın figürleri üzerinde durulmuştur. Çıplaklık ile Nü arasındaki fark ikinci bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 15. yüzyıldan itibaren, Reform hareketleri ve Karşı Reform hareketlerinin resim sanatını nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca Protestan inancının geliştiği yerlerde yaşanan toplumsal değişim, kadın figürü üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde aydınlanma felsefesi ile sanayi devriminin oluşturduğu yeni toplumsal yapı ve yönetim biçimlerinin değişimi ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise endüstri ve sanayi devriminin insanı yaşamak zorunda bıraktığı modern hayatın sanata yansıması ile postmodern sanatı oluşturan etkenler, kadın betimlemeleri referans alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Figürü, Resim Sanatı, Anaerkil, Ortaçağ, Modernizim.

FigürFigüratif resimFigüratif resim+5
Gülser Aktan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinde paradigmatik kırılmalar ve resim sanatına yansımaları

Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinin kırılma noktalarına ve bu kırılmaların ardında yatan içinde bulunulan dönemin güç ilişkilerinin neden olduğu dinamiklere odaklanmak ve özgürlükçü, çoğunlukçu bir ortamda, resim sanatının çağdaş sanat sunumları içerisindeki yerini vurgulamaktır. Sanat tarihi toplumun sosyal ve ekonomik ilişkilerini belirleyen güç ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Batı sanatı, tarih boyunca düşünce yapılarındaki bu kırılmalar sonucu farklı biçimlerde şekillenmiştir. Çağdaş sanat yaklaşımına kadar geçen süre içinde bütün sanat dönemleri hâkim akımların, büyük anlatıların etkisinde biçimlenmiştir. Ancak, çağdaş sanatla birlikte sanat gündelik hayatla bağlarını, yaşanılan dönemin gerçekliği ile tekrar kurmuş ve herkesi kapsayan bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlayışın açtığı özgürlük alanı geçmişteki sanat anlayışından farklı olarak herkese sanatçı ve her şeye de sanat eseri olabilme yolunu açmıştır. Çağdaş sanatın gelenekselin tam karşısında şekillendiğini ileri süren tezlere rağmen çağdaş sanatın içinde barındırdığı özgürlük ve çoğulculuk karakteri, resmin ve sanatın sonu gibi karamsar tezleri çürütmüştür. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden dijital teknolojinin sağladığı yeni imkânlara kadar her türlü sunum yöntemi uygulanabilir durumdadır. Aksi, çağdaş sanatın avangardlarının eleştirdikleri, modern sanatın seçkinciliği sorununu tekrar doğuracaktır. Ancak, avangard çıkışların sanatçılara sağladığı özgürlük alanının, kapitalizmin ve kültür endüstrisinin kontrolünde olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Çağdaş sanatın özgürlükçülüğü ve çoğulculuğu bir kazanım olmakla birlikte sanatın ve sanatçıların para ile kurduğu ilişki sanatın metalaşması sorununu, sanat ve hayatın kültür endüstrisi koşullarında birleşmesini de gündeme getirmiştir. Çağdaş sanatın bu iki farklı gerçekliği ekseninde oluşan gerilim, günümüz sanatının karakterini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimesis, estetik, çağdaş, modernizm, postmodernizm, çoğulculuk

ModernizmParadigmaPostmodernizm+4
Haydar Taşçılar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesinin hareket bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada, resmin temelini oluşturan ve tasarım elemanları olarak da ifade edilen çizgi, biçim, ışık-gölge ve renk öğelerinin hareket ilkesi ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hareket ilkesi, Çağdaş Türk Resim Sanatı kapsamında kuş imgesini ön plana çıkaran sanatçıların eserleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeye alınan eserlerdeki hareket ilkesi, resmin biçim elemanları göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın ilk bölümünde, resmin biçim elemanlarının hareket ilkesi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, tuval resminde hareketin oluşum biçimlerinin tarihsel serüveni, Fütürizm ve Op Art sanat akımları çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Çağdaş Türk Resim Sanatında hareket olgusu, kuş temalı resimler bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Fütürizm, Optik Sanat, Kuş İmgesi, Hareket

FütürizmHareketKuşlar+6
Harika Musal Çakmaklısoy
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat, iktidar, beden

İnsan türünün en yaratıcı üretim ve eylem biçimlerinin bir bölümünün somutlaşmış biçimi/yansıması olan sanat, her dönemde yalnızca sanatçının hür iradesiyle var olan bir niteliğe sahip değildir. Etki gücünü her alanda gösteren iktidar olgusu, sanat üzerinde de bazı dönemlerde varlığını sanat yapıtları üzerinden de somutlaştırmıştır. İktidar kavramı geniş çerçevede düşünüldüğünde, yüzyıllar boyunca insanı dolayısıyla onun yaratıcı üretim sürecinin sonucu olan sanatı doğrudan ya da dolaylı pek çok biçimde etkilemiştir. Kavramı Münci Kapani'nin açıkladığı biçimde "başkalarının davranışlarını etkileyebilme, kontrol edebilme olanağı' olarak düşündüğümüzde bu etkileşim durumunun izini (iktidar-birey ilişkisi bağlamında) tarih öncesi döneme kadar sürmek mümkündür. Bu ilişkide iktidar, birey üzerinde güç ve etkiye sahip her şey olarak düşünülebilir ve tarih öncesi dönemden de referans alınabilir. Literatür tarandığında insanların mağara yüzeylerine hayvan figürleri çizmeleri konusundaki genel varsayım insan türünün başka bir tür karşısında güç elde etme isteğidir. Varsayımdan hareketle, mağara duvarlarına kaydedilen bu veriler insanın başka bir türle olan güç savaşının göstergelerindendir. Zamanla, topluluk bilincinin oluşmasına paralel olarakyeni iktidar biçimlerinin (dinsel, siyasal, ekonomik) doğuşuyla, sanat ve sanatçı üzerindeki etkileri de farklılaşmıştır. İktidarın yaptırım gücü, yapıtlarının iktidarın amaçları doğrultusunda üretilmesi ve kullanılmasına neden olabilmiştir. Sanat, dinsel, politik, ekonomik çıkarlara hizmet eden bir araç olarak uzunca bir süre kullanılmıştır. Sanatın, dine hizmet için kullandığı dönemlerde, sanatçıların mesajı halka iletmek için kullandıkları en önemli araç insan bedeni olmuştur. Siyasetin, yönetim biçimlerinin sanatı bir propaganda aracına dönüştürdükleri dönemde de, insan bedeni kitleleri etkilemek amacıyla doğrudan mesajları iletecek biçimde resmedilmiş ya da biçimlendirilmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise bedenin sanatta kullanım biçimi radikal bir değişime uğramıştır. Beden, sanatçının yalnızca resmettiği ya da biçimlendirdiği bir öge değil, canlı yapısıyla doğrudan bir sanat nesnesi olarak sanat tarihi sayfasında yerini alır. Bedenin, sanat arenasında devrim niteliğindeki bu yeni sunum biçimi, sanatçının sadece yeni yada farklı olanı arayışından doğan bir sonuç değildir. Yüzyıllardır iktidarın dolayısıyla sanatın nesnesi olarak kullanılan beden artık iktidarın karşısında bir güç olarak somut varlığıyla ve aracısız bir biçimde görülmektedir. Değişen dünya konjonktürüyle birlikte sanatçının sanat arenasında daha çağdaş ve radikal üretimlere imza attığı gözlemlenmektedir. İktidar biçimlerine muhalif duruşlarıyla dikkat çeken sanat hareketlerinin yaratıcısı olarak sanatçı birey, artık gücünü bir hamiden, kiliseden ya da bir diktatörün sempatisinden değil, kendi özgür iradesinden almaktadır. Burada özgürlük kavramı sınırlarını tamamen sanatçının belirlediği bir kavram olmamakla birlikte, önceki dönemlere göre önemli ölçüde çerçevesi genişletilmiş bir kavram olarak düşünülmelidir. Anahtar Sözcükler:Sanat, iktidar, beden

BedenResim sanatıResimler+2
Gökcen Meryem Kılınç
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Toplum sanat ilişkisi ve süreç

Bu sanatta yeterlik tezi, sanat yoluyla kamusal alan oluşturulabilir mi sorunsalını irdelemektedir ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bir proje çalışmasıdır. Kamuyla beraber yapılan sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özellikleri incelenerek, projenin kapsamı belirlenmiştir. Projenin yöntemi olarak literatür taraması kullanıldığı gibi, bu konuda çalışan kişilerle birebir görüşmeler yapılmış ve proje dahilinde 43 kişinin katıldığı Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinde 'Kamusal Alanda Diyalog' isimli bir sergi oluşturulmuştur. Toplum Sanat İlişkisi ve Süreç Tez Projesi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, kamusal alan ve kamusal sanatın ortak kelimesi, 'kamusal'ın anlamsal değerlendirmesi yapılmış, projenin bu kavramlarla ilişkisi belirlenmiştir. Projenin geleneksel kamusal sanat çalışmalarından farklı olarak, ilişkilere dayanması ve kamusal alanda kamuyla beraber kamu için yapılan bir sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özelliklerini içermesi ele alınmıştır. İkinci Bölümde ise, sanatın, geleneksel özelliklerinden koparak, toplumla yapılan sanat çalışmalarına giden yolu açan, sanat içindeki kavramlar ve sanat çalışmaları incelenmiştir. Özellikle tarihsel avangard ve avangard gibi akımlardan örnekler verilmiştir. İkinci Bölümün son kısmında ise, yeni tip kamusal sanat olarak tanımlanan sanat çalışmalarına yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, toplumun ve günlük yaşantının, yeni tip kamusal sanata ve projenin oluşumuna katkısı araştırılmıştır. Projenin, toplumla birebir ilişkili olan bir sanat türünü ele alması, toplum ve sanatın buluşmasıyla ilgili saptamalar içeren verilerin ortaya çıkmasını sağlanmıştır. Bu araştırmayla, Eskişehir'deki kamu kurum yöneticileri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri yöneticileri, Eskişehir'in en eski esnafı, tek kadın milli piyango satıcısı, en eski lületaşı ustası, gibi toplum içerisinde var olan karakterlerin birbirleriyle ve sanat öğrencileriyle buluşması temel alınmıştır. Bu bağlamda karşılıklı gerçekleşen etkileşimle birlikte, Kamusal Alanda Diyalog Sergisinde sergilenen portre resimler ortaya çıkmıştır. Böylelikle katılımcıların, resimler yoluyla, kendilerinin ve birbirlerinin farkına vardıkları kabul edilebilir. Araştırmanın adında da var olduğu gibi, insanlar arasında gerçekleşen diyalog temelinde, sanat ve toplum ilişkileri üzerine, öğrencilerin ve araştırmacının deneyimler elde etmesi yönünde, toplum, sanat ve süreç kavramlarıyla ilgili, resim sanatı eğitiminde de kullanılacak pek çok veri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kamusal, Sanat, Toplum, Yeni tip kamusal sanat, Diyaloğa dayalı sanat.

Kamusal alanKamusal sanatResim sanatı+3
Gülçin Karaca
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta groteskin estetiği

21.yy sanatını kısımlara ayırmayı, çerçeveye sokmayı amaçlayan tutum, kavramsal, çağdaş, postmodern, güncel gibi bazen eserlerin bulunduğu zamana, bazen de içeriklerine dair, anlamları üzerinde fikir birliğine varılmamış pek çok terim kullanır. Bu terimler genellikle, sanat tarihini teşkil eden, üslup, anlayış, ideoloji vb. ile paslaşan kavramlardır. Bunların yanı sıra insanın özü ve doğasıyla ilgili olduğu düşünülen korku, iğrenme, güzel, çirkin, gibi dürtüler ve grotesk gibi onlara bağlı kavramlar sanat tarihini kısımlara ayıran/ ayırdığı düşünülen sınırları aşarak, kendilerine şu ya da bu şekilde her dönemde yer bulmuştur. Bu ezeli kavramların varoluşları, nasıl algılandıkları, anlamlarındaki değişim ve dönüşümse eserlerin analizinde, farklı perspektiflerin oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Grotesk gibi pek çok anlamı eş zamanlı çağıran ve içinde bulunduğu döneme göre şekil değiştiren bir sıfat/isim/kavram/… ise eser analizinde başkalaşmış sonuçlar elde edilmesini sağlar. Bu anlamda araştırmada grotesk ve groteski meydana getiren çelişkilere açılım getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Çirkin, İğrenç, Tekinsiz, Grotesk

GroteskGüzelModern sanat+3
Deniz Gündüz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması

Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.

ModernleşmeOsmanlı DevletiOsmanlı toplumu+5
Murat Ateşli
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Avrupa resim sanatında ölümcül kadın figürler

Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bu projede, Avrupa sanat tarihinin 9. yüzyıl ile 20.yüzyıl tarihleri arasını kapsayan süreçte oluşturulmuş resimler içinde yer alan "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürleri, patriarkal düşünüşün varlığını kanıtlayan en önemli örnekler olarak görülmüş ve incelenmiştir. İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinde kadın, toplayıcılığı ile klan ekonomisine katkısı, doğayı tanıması nedeniyle hastaları iyileştirmesi, doğurganlığı ile insanlığın devamını sağlaması gibi ayrıcalıklı özellikleri ile Ana Tanrıçalık statüsünde yer almıştır. Yeryüzü coğrafyasının değişen yapısı nedeniyle çoban topluluklarının, tarım yapan çiftçi toplulukları üzerinde hakimiyet kurması, tarihte ilk sınıflı toplumsal yapının oluşması ile sonuçlanmıştır. İnsanların yöneten ve yönetilenler olarak sınıflara ayrılması patriarkal bir düşünce biçiminin gelişmeye başlaması için ortam hazırlamış, kadın yaratıcı bir kimlik olarak oturduğu kraliçelik tahtından yavaş yavaş indirilmiştir. Bu değişim Mezopotamya uygarlıklarının inanç ritüellerine yansıyarak Avrupa düşünce biçiminin temellerini oluşturan Yunan–Roma mitolojisine aktarılmış, kadının ikincil konumu Medea, Clytemnestra, Medusa gibi "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" karakterler ile kendini göstermiştir. Roma imparatorluğunun Hristiyanlığı resmi din ilan etmesi ile birlikte Yahudi–Hıristiyanlığın kutsal metinlerini de etkileyen mizojini, skolastik düşüncenin hakim olduğu Ortaçağ Gotik resimlerinde Havva, Salome, Judith gibi karakterler üzerinden sürdürülmüştür. Dolayısıyla Avrupa Resim Tarihinin iki önemli kaynağı olan Yunan-Roma mitleri ile Eski-Yeni Ahit öyküleri, Rönesans, Maniyerizm, Barok, Rokoko, Yeni Klasizm dönemleri içerisinde yapılmış kompozisyonlarda yer alan kadın figürlerini de negatif anlamlar ve yüklenen sıfatlar anlamında güçlü bir şekilde etkilemiştir. Sanatçının özgürleşmeye başladığı ya da özgürleştiği modern süreçler olan Romantizm, Realizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Art Nouveau, Pre-Rafaelistler, Sürrealizm, Kübizm, Primitifler ve 20. Yüzyıl sanatlarında da söz konusu olan erkil düşünceler, yerini koruyarak hatta güçlenerek "Femme Fatale/Ölümcül Kadın" figürlerinin oluşmasında önemli olmuştur. Mizojininin varlığını sorgulayan bu araştırmadan elde edilen argümanlar, araştırmacının uygulama çalışmalarını temellendirmiş, "Büyükbabamın Ölümcül Kadınları" adlı resim serisini biçim-içerik açısından beslemiştir. Anahtar Kelimeler: Femme Fatale, Ölümcül Kadın, Alegorik, Tematik, Edebi, Lirik, Didaktik

Batı resim sanatıKadın figürüResim sanatı+1
Betül Serbest Yılmaz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimsel bir ifade aracı olarak ışık boyama

18. yüzyılla birlikte ışığa duyarlı kimyasalların gelişmesi ve 19. yüzyılın ilk yarısında ilkel örneklerine rastlanmaya başlanan fotoğraf makinesiyle ışık "yakalanabilir" olmuştur. Bu gelişme ışık algısının değişmesinde rol oynamış ve ışığı yakalayabilecek teknolojiler sayesinde ışıkla form vermek/oluşturmak sanatın konularından biri olma şansı elde etmiştir. Fotoğraf ve sinema teknolojisi alışılmamış yollarla buna olanak sağlarken hem bu yeni malzemeden yararlanmak hem de form üzerinde boya resimde olduğu kadar kontrol sağlamak isteyen sanatçılar, ışığı boya, fotoğraf filmini tuval gibi kullanmaya çalışmıştır. Pek çok farklı isimle anılmaya başlayan ışık boyama için döneminde Picasso ve Matisse gibi sanatçılarla medya tanınırlığı sağlanmaya çalışılsa da ışık boyama sanatçılarının, görünmez bir boyayı görünmez bir tuvale sürmeye benzettiği tekniğin yaygınlaşmasında Picasso'nun ışığı(!) dahi yeterli olmamıştır. Dijital fotoğraf çağı ise pek çok hafızada fotoğraf makinesiyle yapılan ışıklı numara olarak kaldığı söylenebilecek ışık boyamayı yeni bir döneme taşımıştır. Film çağından (analog çağdan) sonra dijital çağ, ışık boyamanın görünmez kaldığı süreyi kısaltan, bir "kurtarıcı" olmuştur. Neredeyse bir buçuk asır öncesiyle karşılaştırıldığında, 21. yüzyılda görülen, elektrikli ışık kaynaklarının zenginliği ise disiplin mi, teknik mi olduğuna karar verilememiş bu "alanı"; ışığı, zamanı ve hareketi forma dönüştüren, tanımlanmamış ve pek tanınmamış bir yığın haline getirmiştir. Araştırma bu yığını olabildiğince açıklamaya ve çoğu zaman devrin hilecisi Photoshop'la karıştırılan ışık boyamaları çözümlemeye çalışmıştır. Işık boyamanın resimsel bir ifade biçimi olarak kullanılabileceği, ağırlıklı olarak form oluşturmakta sunduğu olanaklar perspektifinden incelenmiş, ışık boyamanın biçimsel etkileri ve uygulama yöntemleri bu kapsamda değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Bu değerlendirme ve incelemeler doğrultusunda ışık boyamanın bir resim yapma yöntemi olabileceği savunulmuştur.

Batı resim sanatıBoyama teknikleriFigüratif resim+7
Onan Onur Reisoğlu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi yapı ve manzara resmi ilişkisi üzerine görsel çözümler: Malatya örneği

BATTAL, Mehmet, Coğrafi Yapı ve Manzara Resmi İlişkisi Üzerine Görsel Çözümler: Malatya Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Malatya, 2026. Bu araştırma, coğrafi yapının manzara resimlerindeki temsil biçimlerine odaklanmakta ve sanat ile doğa arasındaki yapısal ilişkiyi çok yönlü olarak incelemektedir. Tarihsel süreç içinde manzara betimlemesinin, yalnızca estetik bir öğe değil, aynı zamanda coğrafi bilgi ve algının da bir yansıması olduğu söylenebilir. Coğrafi yapının biçimsel özellikleri, sanatçıların manzara kompozisyonuna yaklaşımını doğrudan etkilemiştir. Dağlar, nehirler, vadiler gibi doğal ögeler hem biçimsel hem de içerik yönünden resim sanatına katkıda bulunmuştur. Araştırmada, coğrafi yapının estetik yorumlara nasıl zemin hazırladığı ve farklı zamanlarda bu ilişkinin nasıl dönüştüğü sistematik bir yapısal çözümlemeyle incelenmiştir. Araştırmanın amacı, coğrafi yapının sanatçının algı ve üretim sürecindeki rolünü ortaya çıkarmak ve manzara resminin sadece sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda coğrafi bir anlatı formu da olduğunu ortaya koymaktır. Bu araştırma nitel bir araştırma yöntemiyle yapılmış olup verilere ulaşmak için literatür taraması yapılmıştır. Araştırama dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, araştırmanın yöntemi gibi başlıklar yer alırken ikinci bölümde coğrafi yapı ve Malatya coğrafyası ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise resim sanatı tarihinde coğrafi yapının yeri irdelenmiştir. Son olarak dördüncü bölümde, araştırmacı tarafından yüksek lisans ders aşamasında üretilen iki adet çalışma ile tez kapsamında gerçekleştirilen on adet resim uygulaması incelenmiştir. Araştırma sonucunda, coğrafi yapının sanatçının mekân algısını doğrudan etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca, Malatya'nın topoğrafik yapısı ile iklim koşullarının şekillendirdiği doğal çevrenin, manzara resminde karakteristik bir estetik dil sunduğu anlaşılmıştır. Bu dil hem yöresel özellikler taşımakta hem de evrensel peyzaj sanatının ilkeleriyle uyumlu bir ifade sahası sunmaktadır.

Coğrafi mekan
Mehmet Battal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Düşlerin resimsel yorumu

Bu rapor kapsamında ele alınan düş kavramı, temelini, insanın kendi içinde yaşadığı düş ve gerçek kurgusundan alır. Düş ve gerçek, bu anlamda aslında bütünüyle iç içedir ve farkındalığın yarattığı farklılıklarla kurguya ve anlatıma yansır. Yani insan, düşün ve gerçeğin ne kadar farkındaysa, anlatımı o kadar bu farkındalığı ve kendini anlatır. Kurgulanan, buradan yola çıkarak, tümevarım ya da tümdengelim şeklinde, konuyla bütün ya da tamamen alakasız görünür.Çalışmanın birinci bölümünde düş ve gerçek, öncelikle kavram olarak ele alınmış, gerçek ve mecaz anlamda tanımlarından yola çıkılmış, aslında vizyonun gelişmesine bağlı olarak öğrenilenin ve öğretilenin ve her insanın tarihsel sürecinin bir sonu olarak oluşan bilinçlerin yaratılarından, genel olarak söz edilmiştir. Bu yaratıların, nasıl ortaya çıkıp, nasıl geliştiği, bilinçli ya da bilinçsiz ele alınan, seçilen figürlerin ve kavramların, aslında insanın geçmişiyle ve düşleriyle bir bütün oluşturduğu, bunlardan bağımsız düşünülünce anlamını yitirdiği vurgulanmaya çalışılmıştır. Hem bir bütünden, hem de bu bütünü oluşturan parçalardan söz edilmiş, gerek tümevarım gerekse tümdengelim düşünce biçimleriyle konuya yaklaşılmış, `biz mi düşlerimizin belirleyicisiyiz yoksa düşlerimiz mi bizi belirliyor? Bizi diğerlerinden farklı yapan düşlerimiz mi?' sorularına yanıt verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde düş ve gerçek kavramları sanat tarihi süreci içerisinde değerlendirilmiş ve farklı tarzlarda çalışan sanatçılara ve akımlara yer verilmiştir. Özellikle dada ve gerçeküstücülük üzerinde durulmuş ve bu tarzlarda çalışan sanatçıların düş kavramıyla ilgili düşünceleri vurgulamaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tez konusu kapsamında yapılan resimler, kavramsal açıdan değerlendirilmiş, resimlerde yer alan kavramların anlamları ve resimlerde yer alış amaçları üzerinde durulmuştur. Resimlerin plastik çözümlemeleri yapılmış, resimler, açık-koyu, renk, mekân, armoni ve biçim anlamında değerlendirilmiştir.

DüşlerFigürGerçeklik+4
Sema Öcal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat eğitiminin risk altındaki çocuklar üzerindeki etkisi

Bu çalışmada; Sanat Eğitimi'nin risk altındaki çocuklar üzerindeki etkisi incelenmiş, bu konuyla ilgili yurt içinde ve yurt dışında yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bu araştırmada, Risk Altındaki Çocuklarımızı Kültür ve Sanatla Geliştirme Derneği (RİSKADER)'ne bağlı merkezler ve buralardan eğitim alan çocuk ve gençlerin gelişim süreçleri incelenerek, bu çalışmaların sanat eğitimindeki yeri ve öneminin çocuklar üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, konuyla ilgili kavramsal bilgilerin açıklanmasının ardından; Risk Altındaki Çocuklarımızı Kültür ve Sanatla Geliştirme Derneğinin sanat merkezlerinde uygulanan eğitim programlarının incelenmesini; görüşmeler, gözlemler ve araştırmalar sonucunda Riskader'e bağlı sanat merkezlerindeki eğitim Programı'nın risk altındaki çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin elde edilen bulguları ve sonuçları içermektedir. Konu dahilinde; gözlem, görüşme, literatür taraması, doküman analizi gibi veri toplama teknikleri kullanılmış; durumun tespitinin yapılması için betimsel bir yol izlenmiştir. Konuyla ilgili fotoğraflara da araştırmada yer verilmiştir. Araştırma sonunda Riskader'in, sanat eğitimi açısından çeşitli sorunların yaşandığı Türkiye'de bir Malatya örneği olarak; sanat eğitiminin risk altındaki çocuklar üzerindeki olumlu etkisinin olduğu, Riskader'in, uygulamaya geçirdiği özgün sanat eğitimi modeliyle öğrencilere yararlı olduğu gözlemlenmiştir. Riskader derneğinin sanat eğitimi açısından yeterli imkânlara ve çağdaş bir sanat eğitimi anlayışına sahip olduğu tespit edilmiş ve Türkiye genelinde daha da yaygınlaştırılması önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sanat, Sanat eğitimi, Risk Altındaki Çocuk.

Risk altındaki çocuklarSanat eğitimiÇocuklar
Sedat Özer
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çarpık kent yaşamından kesitler

Rene Maunier'nin tanımıyla " kent, nüfusuna oranla coğrafi temeli dar olan ve aileler, meslek grupları, sosyal sınıflar, mezhepler vs. gibi çeşitli heterojen grupları içine alan karmaşık bir yerleşme grubudur" (Aktaran Yörükan; 1968:14-17).Kent dışında metropol, megalopolis gibi daha büyük yerleşim yerleri vardır. Metropolis, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel anlamda bölgenin merkezi olacak kadar büyük ve nüfus yoğunluğunun yoğun olduğu yerleşim yerleridir. Megalopolis ise metropol şekilde gelişen ve onu da aşacak büyüklükte olup uluslararası önemi olan, dünyanın sembol yerleşim yerlerine denir.Mağara döneminin ilk izlerine MÖ 15.000'lerde yapıldığı düşünülen mağara resimlerinde rastlanılsa da, ilk yerleşim tarım kültürüne sahip olmalarından dolayı Neolitik Çağ'da (MÖ 8.000-5500) yaşanmıştır. İlk kentsel yerleşim ise Mısır, Sümer, Mezopotamya gibi büyük uygarlıklarda meydana gelmiştir. Rönesans Dönemi'yle başlayan tarihsel yenilikler, ilerlemeler, icatlar sosyal hayata ve kente yansımıştır. Rönesans, Reform Hareketleri, Aydınlanma Felsefesi, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Pozitivist Bilim ve Varoluşçuluk felsefesi yepyeni bir dünya görüşü, toplumsal yapılanma başlatmıştır. XIX. yy.da Sanayi Devrimi'yle iş dünyasındaki değişiklik, iş alanlarının artması, ekonomik yenilikler kapitalizmin temellerini oluşturup dallanıp budaklanmasına ve ekonomi, siyasal, toplumsal alanda çok büyük yeniliklerin meydana gelmesine sebep olmuştur. 1800'lerde özellikle İngiltere'de yaşanan bu hızlı değişim kentleşme sürecinin başlamasını sağlamış, sonrasında da Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyaya yayılmıştır. Kentleşme süreci, kapitalizmin gücüyle yaşanan teknolojik ilerlemeler ve ekonomik güçlenmeler ülkelere, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke sınıflamasını yaptırmaktadır. Mekanik ve betonarme yaşamla, kapitalizmin tüketim çılgınlığıyla, kitle iletişim araçlarının gücüyle, çağdaşlaşma adına moda furyasının viibulaşıcı hastalık gibi yayılmasıyla globalleşme ve küreselleşme oluşmaya başlamaktadır. Gelişmiş ülkeler 1800-1850 yıllarından sonra kentleşme sürecinde hızla ilerlerken; Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bu ülkeleri 50 veya 100 yıl geriden takip etmiştir. Birinci dünya ülkeleri kapitalizmin getirdiği tüketim kültürünü adım adım yaşarken ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri bu süreci atlamalarla yaşadığı için daha abes durumlarla karşılaşmaktadır. Bu nedenle de gelişmekte olan ülkeler temelini sağlayamadığı bir süreçte birçok olumsuzluk ve karışıklıkla hızla büyümektedir. Bu hızlı ilerleme çarpık kentleşme, göç, gecekondu, anomi (kişisel düzensizlik veya karmaşa), yabancılaşma, kültürel kimliği kaybetme, doğa tahribi, modaya ve kapitalizme esir olma gibi birçok sorunu meydana getirmektedir. XIX. ve XX. yy.da yaşanan bütün bu yenilikler hızlı ve çarpık kentleşmekte olan yaşam merkezlerinde yok olan insani duyarlılıklar, hasta bireyler, kimliksiz kişilikler ve yalnız bireylerden oluşan kitleler oluşturmaktadır. Birey kendi eliyle var ettiği kentte, kent öznesi olarak intihar etmektedir. Hızlı kentleşmenin meydana getirdiği yeni yaşam alanlarının ve artan sorunlarının içinde yaşayan bireyler, psikolojik ve fiziksel anlamda yıpranma yaşadıkları için böyle bir konu ele alınmak istenmiştir. Plastik sanatlarda son zamanlarda ele alınan çağın bu sorunları birçok sanat türünde yorumlanmıştır. Bu nedenle ve konunun yaşamımıza yakınlığından dolayı kent konusu belirlenen çerçevede araştırılıp plastik sanatların öğeleriyle ele alınmıştır. Kentin çarpıklığı, karmaşıklığı, yoğunluğu, hızı, dinamiği ve kirliliği çalışmalarda tuval üzerine plastik unsurlarla çözümlenmiş, yorumlanmış ve yansıtılmıştır. Böylece çarpık kentleşmenin var ettiği sorunlar, bunalımlar, karmaşıklıklar ve kirlilikler resim dili ile bir farkındalık oluşturmak amacıyla ifade edilmeye çalışılmaktadır.Anahtar Sözcükler: kent, çarpık kentleşme, sanat

KabilelerKentsel değişimSanat felsefesi
Tuğba Demirci
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik açıdan yapısökümcü bir okuma: Dada ve gerçeküstücülük

Postmodern döneme atfedilen yapısöküm kavramının genellikle ilgili döneme ait sanat eserleriyle ilişkilendirilerek ele alınmış olması kavramın dar bir alana sıkıştırılmasına sebep olmuştur. Bu doğrultuda modern dönemde yaşam bulan dadaist ve sürrealist eserlerde kavrama ilişkin prototiplerinin olduğu düşünülmüş, alan yazında detaylı araştırmanın yapılmadığı kaynaklarda görülmesi nedeniyle konunun incelenmesi gerekli bulunmuştur. Bu araştırma, dadacı ve gerçeküstücü eserlerin yapısöküm ile ilişkisini biçim, anlam ve söylem bakımından yorumlamayı ve tartışmayı amaçlamıştır. Araştırma amaç doğrultusunda nitel olarak çalışılmış, hermeneutic desenine göre yürütülmüştür. Dadacı anlayışta; Marcel Duchamp, Kurt Schwitters, Hannah Höch, Raoul Hausman ve George Grosz'un, sürrealist sanatta ise; Francis Picabia, Max Ernst, Andre Masson, Rene Magritte ve Salvador Dali'nin en az iki eseri çalışma grubunu oluşturmuştur. Bu eserlerde biçim-anlam söylem bağlamında yapısökümcü düşüncenin varlığı araştırılmış, betimleyici, yorumlayıcı ve değerlendirmeci anlayışla incelenerek derinlemesine araştırma ve tartışmalar yapılmıştır. Yapısökümcü ve dadacı düşüncede mevcut düzene yönelik bir başkaldırı varken dada; kurulu düzeni yakıp yıkarak bozmayı, yapısöküm ise yapıyı yıkıma uğratmayarak ve yeniden inşa ederek başkalaşımların oluşumunu savunur. Bu doğrultuda yapısökümün olumlu bir yaklaşımının olduğu, dadanın ise olumsuz bir tavır sergilediği görülmüştür. Yapısökümcü düşüncenin mevcudiyet metafiziğine yönelik getirdiği eleştiri, sürrealistlerin gerçekte görülen durumları onun ötesine taşıyarak bozuma uğratması ve mutlak doğrucu yanını reddetmesi ile örtüşmüştür. Çalışmada dadacı düşünce ve sürrealist sanattaki kavram-yöntem-teknikler çözümlenip uygulanarak yapısöküme katkı sağladıkları tespit edilmiş, sanatçıların yapısökümcü düşünce paralelinde eser ürettikleri keşfedilmiştir. Yapılan araştırma-inceleme ve uygulamalar doğrultusunda plastik sanatlarda yapıbozumun erken örneklerinin dadaist ve sürrealist eserlerde olabileceği sonucuna varılmıştır.

DadaPlastik sanatlarResim sanatı+2
Pınar Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında soyutlamacı resim anlayışı ve Seyyit Bozdoğan

Bu araştırmanın amacı Türk ve Dünya Resim sanatına damga vurmuş, dönemlere göre farklı anlayışlar benimseyerek Türk ve Dünya Resim Sanatına zenginlik katan Seyyit Bozdoğan ve eserlerini Türk Resim sanatı açısından irdelemek ve okuyucuyu bu açıdan bilgilendirmektir. Çalışmada araştırma yöntemlerinden literatür taraması kullanılmış ve sanatçı ile görüşme(röportaj) yapılmıştır. Röportaj sorularının hazırlanmasında araştırmacı tarafından bir soru havuzu oluşturulmuş soru havuzunda bulunan sorular danışmanın değerlendirmesine sunulmuştur. Danışman onayıyla, 13 soru röportaj soruları olarak belirlenmiştir. Seyyit Bozdoğan'ın hayatı, sanat yaşamındaki doğuşu, gelişimi, zaman içinde etkileşim yaşadığı ve sanatına yön veren akım türleri ve sanatsal diğer özellikleri irdelenerek oluşturduğu sanat eserleri karşılaştırılmıştır. Sanat eserlerini meydana getirirken kullandığı teknik bilgiler ile toplumsal olgulara eleştirel bakan yapısı yerine, son dönem işleri dikkate alınarak incelenmiş ve bulgular eşliğinde Türk ve Dünya resim tarihindeki etkileri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağdaş, Soyut, Sanat, Resim.

Bozdoğan, SeyyitModern resimModern resim sanatı+3
Tuba Köse
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişen teknoloji ile birlikte değişen sanatçı-alıcı buluşması

Araştırmada her geçen gün gündelik hayatı ve toplum yaşamını değiştirerek yeni bir forma sokan teknolojinin sanat üzerindeki etkilerine kısaca değinilmiştir. Günümüz sanatının en son eğilimi olan, sanal galerilere ya da ?e-galeriler? diye adlandırılan, internet üzerinden sanat eserlerinin sergilenmesini sağlayan sanal galeriler ile geleneksel sanat galerileri arasındaki farklar tartışılmıştır. Ayrıca araştırmada sanat sunucusu, sanat alıcısı ve sanat galerisi sahipleri üzerinde yapılan anket ve sonuçlarına yer verilmiş olup, Türkiye'nin önde gelen bazı sanatçılarının bu konu hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.Araştırmada rasgele seçim modeli ile seçilmiş olan, Antalya, İstanbul, Denizli, Kütahya, Erzurum, Burdur illerinde 825 kişi üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Çalışmada seçilen sorular sadece konu üzerine odaklanma hedefi taşımakta olup, sosyal bilimlerde anket hazırlama teknikleri ve bilginin korunması prensipleri çerçevesinde anket hazırlanmıştır. görüşme içeriklerinin ve sorulan soruların amaç ve hedeflerine kısaca değinilen çalışmada, görüşme sonuçlarının da yorumlarına yer verilmiş, görüşme metinlerinin birer kopyası eklerde verilerek, ileriki çalışmalara kaynak olması hedeflenmiştir.Gerek çalışma sonuçları, gerekse günümüzde yaşanan gelişmeler, teknoloji devrinin sanatı da sanal bir devrime sokmakta olduğunu ve geleceğin sanat ortamları olarak sanal ortamların, bienallerin, trienallerin, sergi salonlarının yerlerini aldığı, sanatın kısmen ticarileşmeye başladığı, kısmen de özgürleştiği ve daha fazla sanat alıcısına ulaşabilme yeteneği kazandığı sonucu çıkarılmıştır.

Sanal ortamlarSanallıkSanat+2
Murat Sarı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1950'den günümüze Türk resminde kent imgesi

Kentler, ilk kuruldukları zamandan itibaren sosyolojik, ekonomik ve kültürel anlamda değişimlerin yaşandığı yerleşim yerleri olmuştur. Yaşamımızın bir parçası olan mimari yapıtlar estetik kaygılarla oluşturulmuş ve resimde de tema olarak kullanılmaya başlanmıştır.Araştırmada 1950'den günümüze Türk resim tarihinde ?kent? konulu resimlerin tarihsel süreç içinde değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu genel amaç çerçevesinde: Çalışmanın ilk bölümünde, tarih içinde kentlerin ortaya çıkışı, neolitik dönemden endüstrileşme sürecine kadar kısaca yer veriliştir. Kentlerin oluşumu ile birlikte sanatsal yaklaşımlar değerlendirilerek kent temasının özellikle resimlerde nasıl ele alındığı incelenmeye çalışılmıştır. Avrupa resminde olduğu gibi Türk resminde de sanatçı yaşadığı mekanı betimlemiştir. Türk resminde minyatürlerden başlayarak modernleşme sürecine ve 1950 lere kadarki süreçte, sanatçıların kent imgesine hangi açılardan yaklaştıkları incelenmiştir.İkinci bölümde 1950'den günümüze kentleşmenin sanatçılar üzerindeki etkileri ve bunun resme yansımaları incelenmiştir. Çağdaş anlamdaki sanat akımlarının resim sanatını malzeme, konu, teknik açıdan etkilemiştir. Yeni sanat yaklaşımların varlığı, resim sanatçılarının da kent imgesini konu alırken etkilemiştir. Sanatçılar toplumun bir bireyi olarak küreselleşmenin olumlu ve olumsuz etkilerini yaşarken, giderek kentleşen ülkemizin göç, şehirleşme, iletişim ile ilgili sorunlarına resimlerinde eleştirel açıdan yaklaşmışlardır. Resim sanatçıları kent ve kentsel yaşamın etkilerine yer vermişlerdir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma 1950 sonrasında Türk resim sanatında kent imgesine yönelen sanatçı eserleri ile sınırlandırılmıştır. Konuyla ilgili alan yazın incelendiğinde sanatta kent imgesini irdeleyen az sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Bu araştırma, alan yazına katkıda bulunmak açısından önemlidir.Anahtar Kelimeler: Kent; Türk Resim Sanatı; Kentleşme; Sanat Akımları.

KentlerKentleşmeResim sanatı+2
Döne Arısoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimKültürModern resim+6
Zerrin Pehlivan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Soyut resimde figüratif anlatım biçimleri

Araştırmada soyut resimde figüratif anlatım biçimleri kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca soyut resim sanatında kullanılan figürün sanatçıların üslup farklılıklarına göre ele alış biçimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; soyut resmin tanımı ve felsefi düşüncesi, soyut resmin ortaya çıkış nedenleri ve soyut sanat akımlarına yer verilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, soyut resimde figüratif anlatım biçimleri ve figür kullanan sanatçılar yer almaktadır.Araştırmanın üçüncü bölümünde; Türk soyut resminde figürün kullanımı ele alınmış, Türk resminde figür kullanan sanatçılar incelenmiştir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma soyut resim sanatında figüratif anlatım biçimleri ve soyutlamalarını ele alan yerli ve yabancı sanatçıların resimleriyle sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Soyut, Soyut Resim, Figür.

FigürFigüratif resimResim sanatı+2
Nilgün Kutlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XX. yüzyıl Türk resim sanatında tüketim nesnesi ve hazır nesne

Bu araştırmada; tüketim toplumunun yarattığı etkiler içerisinde, Batı ve Türk sanatçılarının hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme yönünden kullanımları incelenmiştir.Sanayinin gelişimi ve sonrasında ortaya çıkan tüketim toplumu yeni bir insan tipi ortaya çıkarmıştır. Seri üretim ve teknolojik gelişmeler resim sanatını teknik, malzeme ve konu olarak da yeni bir döneme getirmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde XX. Yüzyılı etkileyen sanayi ve teknolojik gelişmeler, sanat ve toplum ilişkisi bağlamında genel olarak ele alınmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde; ilk olarak batı sanatında hazır nesne ve tüketim nesnesini malzeme ve konu olarak işleyen sanatçılar, genel olarak incelenmiştir. Batı sanatında Kübizmde kolaj ile başlayan hazır nesne kullanımı ve sonrasında Dadaizm, Pop sanatı ve Kavramsal sanat çerçevesindeki sanatçıların çalışmaları araştırmanın konusu kapsamında tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde Türk resim sanatındaki gelişmelere kısaca değinilmiştir. 1967'den sonraki hazır nesne ve tüketim nesnesini konu ve malzeme kullanımı olarak ele alan sanatçılardan çalışmalar incelenmiştir.Nitel özellik taşıyan bu araştırmada konu ile ilgili kaynak araştırması yapılmıştır. Ayrıca betimsel yöntemlerden biri olan yayın tarama teknikleri kullanılarak örnek resimlerden yararlanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketim, Hazır Nesne, Toplum, Resim

Hazır nesneResim sanatıResimler+3
Gökhan Aslan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de güncel sanatın yeri ve önemi üzerine sanatçı uzman-izleyici ve alıcı görüşleri

Araştırmada 1890 ve 2008 yılları arasında Türk sanatının gelişimi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Birinci bölümde Türkiye'de batılı anlamda sanatın ortaya çıkışı ve çağdaşlaşma süreci incelenmiştir. İkinci bölümde ise dünya sanatıyla paralel bir gelişim gösteren güncel sanatın, Türkiye'deki yeri ve önemi, bu sanatla ilgilenen sanatçı, galerici ve güncel sanat izleyicilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de güncel sanat uygulamaları ile güncel sanatın sanat ortamlarındaki kullanım ve algılanma boyutunun gerekliliğini, Türk kültürel ve ekonomik yapısı ile bağdaştırarak tespit edebilmektir. Güncel sanatın ne olduğu, Türkiye'deki güncel sanat uygulamaları, sanat-eser-alıcı düzeyinde güncel sanatın sorunları üzerinde durulmuştur.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmada, Türkiye'de güncel sanatta yaptıkları başarılı çalışmalarla Vahit TUNA, Gülçin AKSOY, sanat alıcısı olarak Daryo BESKİNAZİ, Azra TÜZÜNOĞLU, Uzman İzleyici olarak, Sevil DOLMACI ve Vasıf KORTUN'un görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca güncel sanatta söz sahibi olan sanatçı, küratör ve sanat eleştirmenlerinin de konuşmalarından ve makalelerinden alıntılar yapılarak çalışmanın içeriği araştırmanın amacına göre desteklenmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılarken içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntı yapılmamıştır.Sonuç olarak; Güncel sanat'ın daha çok postmodern, günümüz toplumundan beslenen yapısı dolayısıyla geleneksel sanatta olduğu gibi biricikliği, belli bir malzemeye bağlı kalmaması, teknolojiden faydalanması, biçimsel kaygılar gütmemesi, geleneksel sanatla arasında başat ayrılıkların oluşmasına sebep olmuştur. 1990'lı yıllardan itibaren güncel sanat kavramı iyice yaygınlaşmış ve küreselleşmenin getirdiği yaşam biçimi ve sanat algısı ile Türk sanatçıların dünya çapında isimlerini duyurmasına olanak sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Güncel, Sanat, Postmodernizm, Galeri, Küratör.

Güncel sanatPostmodernizmSanat+1
Hatice Gür
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında figüratif soyutlama

Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında soyutlamanın figüratif resim anlayışı içindeki yerinin kuramsal bir çerçevede incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma figürün yapıtlar üzerinde farklılaşarak nasıl soyutlandığının ve nasıl bir noktaya geldiğinin anlaşılması açısından önemlidir. Araştırma Çağdaş Türk Resim Sanatında Figüratif Soyutlama yapan sanatçılar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmanın birinci bölümünde; figür, figüratif resim ve soyutlamanın tanımı, Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminde geometrik soyutlamanın ve dışavurumcu soyutlamanın figüratif soyutlamaya olan etkilerinden bahsedilmiştir.Figür ve figüratif soyutlama kavramlarının Çağdaş Türk Resim sanatı içerisindeki yeri ve tarihsel gelişimi başlığı altında yer alan ikinci bölümde, Türk Sanatında figürün ilk oluşumuna değinerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim anlayışıyla oluşan gelişimine yer verilmiştir. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğiyle ortaya çıkan kübist eğilimler ve sonrasında meydana gelen sanat akımları, gruplar ve gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, tekniği, konusu ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.Araştırmanın üçüncü bölümde ise Çağdaş Türk Resim sanatında figüratif soyutlama yapan ressamlar Fikret Mualla, Mehmet Güleryüz, Burhan Uygur, Mustafa Ata ve Mustafa Horasan resimleri incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Soyutlama; Figüratif Soyutlama; Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği; Çağdaş Türk Resim Sanatı.

Figüratif resimMüstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar BirliğiResim sanatı+3
Aslı Naymanlar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1906-2008 tarihleri arasında resim sanatında binek otomobili simge olarak kullanan yerli ve yabancı sanatçılar

1906-2008 Tarihleri Arasında Resim Sanatında Binek Otomobili Simge Olarak Kullanan Yerli ve Yabancı Sanatçılar' başlıklı bu çalışmada, geçmişten günümüze gelen resim sanatı ile otomobil imgesinin birleştirilerek, bir zamanlar ilginç tasarımları olan ve hız kavramını beraberinde getiren bu büyük buluşu çalışmalarında kullanan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Araştırmada 1906-2008 tarihleri arasında resim sanatında binek otomobilini simge olarak kullanan yerli ve yabancı sanatçılar ve eserlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda tüketim nesnesi olan otomobillerin tasarım yönü ve estetik unsurlarının insan üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma verilerinin bir kısmı, nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve doküman analizi ile toplanmıştır. Ayrıca kullanıcıların marka bağımlılığını etkileyen faktörleri ve otomobil satın alma eğilimlerini belirlemek için anket kullanılmıştır.Araştırmanın ilk bölümünde sanat ve sanat akımlarına değinilmiştir. İkinci bölümde otomobilin tarihine, otomobilin tasarımı, otomobilin üretimi, tasarımda sosyal ve kültürel etkilere, otomobil insan ilişkisi ve marka bağımlılığına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise otomobili simge olarak kullanan yerli ve yabancı sanatçılar hakkında bilgilendirilme yapılmıştır. Görüşme tekniği ile elde edilen bilgiler doğrultusunda bir otomobil tasarımcısı ve resimlerinde otomobili konu alan bir ressamın görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca kullanıcıların marka bağımlılığını ve estetik beğenilerini etkileyen faktörleri ortaya koyabilmek aynı zamanda otomobil satın alma eğilimlerini incelemek için uygulanan anket sonuçlarına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Binek Otomobil, Otomobil, Otomobil ve Tasarım, Otomobilin Üretimi, Sosyo-kültürel, Simgesellik, Marka.

OtomobilResim sanatıResimler+3
Ercan Güler
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Alman dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı`nın etkileri

Dışavurumculuk, toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel varoluşların birbirlerini etkilemesi sonucu, politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında mevcut düzene bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu Sanatının ortaya çıkmasına etken olan toplumsal koşullar ile dönemin sanatsal yaklaşımları değerlendirilerek Dışavurumcu sanatının tarihçesine kısaca yer verilmiştir.İkinci bölümde Dışavurumcu akımını oluşturan gruplar ve bu gruplar arasındaki farklılıklar ile grupların çalışmaları incelenmiştir.Üçüncü bölümde savaşın Dışavurumcu hareketine yansımaları araştırılmıştır. Dışavurum sanatçılarının çalışmalarındaki biçim bozmalar, renk kullanımları ele alınmıştır.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma, 20. yüzyıl Alman Dışavurumcu resim sanatında Birinci Dünya Savaşı'nın etkileri ile sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dışavurum, Savaş, Tepki, Şiddet, Akımlar.

20. yüzyılAlman resim sanatıAlmanya+4
Gülru Düzce
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1950-2010 arası Türk resminde figüratif eğilimler üzerine sanatçı görüşleri

Araştırmada 1950-2010 arası Türk resminde figüratif anlatımlar kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca resimlerinde figür ögesini kullanmasıyla öne çıkan sanatçıların figüratif resmin 1950-2010 arası gelişimine ve değişimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde, figür, figüratif resmin tanımları yapılarak, Batı'da ve Türkiye'de 1950 öncesi figüratif resim ve 1950-2010 arası değişen ve gelişen figüratif resmin günümüze kadar devam eden gelişimine yer verilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Görüşme tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada, amaçlı örnekleme tekniği ile Türk resim sanatında, tuval resminde figüratif eğilimler ile dikkat çeken dört sanatçı (Neşe Erdok, Mustafa Ata, Alp Bartu, Mustafa Ayaz), örneklem olarak belirlenmiştir Araştırma verileri, yarı-yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Verilerin analizleri yapılırken, içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçıların, 1950 sonrası gelişen figüratif eğilimlerin sanatçılar üzerindeki etkisine ilişkin görüşleri, çağdaşlaşmanın getirdiği gelişmelerin figüratif resmi nasıl etkilediğine ilişkin görüşleri ve günümüz postmodern sanatın getirdiği yeni alternatif çalışmalar içerisinde Türk figüratif resmin yerine ilişkin görüşleri yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Figür, Resim, Sanat, Postmodern.

FigürFigüratif resimFigüratif sanat+4
Ayşe Uğuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl ikinci yarısı Türk resminde toplumsal gerçekçilik

Toplumun bir parçası olan sanatçı, yaşadığı çevrenin toplumsal özelliklerini, toplum yaşamında var olan olayları ve kültürü, figüratif bir eğilimle gerçekçi ifade biçimi olarak kendine konu almaktadır.Özellikle 19. yüzyılda Fransa, Almanya ve Rusya'da yaşanan sanayileşme ve demokrasiye geçiş hareketleri sonucunda; kültürel, siyasi, eğitim, din, sosyal yapı, sanatsal yönden yeniliklerden etkilenmiş ve toplumsal konulu çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.Türkiye'de cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte toplumun yapısında meydan gelen değişim ile devletin desteğini gören sanatçılar, yurt gezilerinde toplumun yaşam biçimini yansıtan çalışmalar yapmışlardır. Türk resim sanatında Toplumsal Gerçekçi eğilim 1940'lı yıllardan itibaren, geleneksel formlar kullanmakla beraber konularında sıradan insanları ele alan ve konu bakımından devrimci bir yenilik getiren ?Yeniler Grubu? ile başlamıştır. 1950-1960'lı yıllarda bireysel çıkışlar ile ?Yeni Figüratif Eğilimler? içine giren sanatçılar, yeni figür denemeleriyle birlikte, 1970'li yıllardan itibaren galerilerde artan sergiler, ?Ulusal Sanat? bilincinin gelişmesindeki önemli adımlar olmuştur. 1980'li yıllardan itibaren teknoloji alanındaki gelişmeler, bir yandan toplumda tüketim kültürünün oluşmasına diğer taraftan bireylerin toplum ve yaşam gerçeklerinden uzaklaşarak sanal bir yaşama kapılmalarını ve iletişim kopukluklarının yaşanmasına neden olmuştur. Teknolojik değişimler, 1990'lı yıllardan itibaren daha da hız kazanarak günümüze kadar devam etmiş, bu değişimler paralelinde sanatçılar, daha fazla yurt dışı ve yurt içi etkinliğe katılma fırsatı bulmuş, sanat alanındaki değişimleri yakından takip etmişlerdir. Sanatçıların toplumsal değerlerdeki değişimlere duyarlı yaklaşımları sonucu, bireylerin ve toplumların yaşam biçimleri çalışmalara yansıtılarak, yaşanan olumsuz değişimler gerçekçi ya da eleştirel bir anlatımla izleyiciye aktarılırken, hem bilgilendirme hem de bir belge olma işlevi de üstlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Gerçekçilik, Türk Resmi, Sanat, Figüratif Eğilimler.

20. yüzyılFigüratif resimFigüratif sanat+3
Kamber Koç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeküstücülük (sürrealizm) ve Türk resim sanatına yansıması

Özellikle klasik sanat anlayışından modern sanat anlayışına geçişle birlikte tüm dünya da popülerlik kazanan sürrealizm Türkiye'de de büyük etkiler bırakmıştır, cumhuriyetin ilanı ile birlikte yaşanan toplumsal değişim süreci tüm alanlarda olduğu gibi sanatı da etkilemiş resim sanatında da batılılaşma eğilimi gözlemlenmiştir, batı sanatındaki akımlardan etkilenen Türk sanatçıları Çallı Kuşağı, müstakiller, d grubu gibi sanat grupları olarak izlenimcilik, toplumsal konuların ele alındığı sanat yaklaşımları kübizm'in yansıması olan sanat anlayışında resimler yaparak Türk resminde batılılaşma sürecini oluşturmaktadır. Özellikle 1950 sonrası soyutlamacı eğilimlerin yaşandığı süreçte 1960 ve sonrası sürrealist anlayıştan esinlenen sanatçılar ve yapıtları dikkat çekici olmuştur. Bazı sanatçılar toplumsal değişimlerden etkilenirken bir kısmı ise sanayileşme sürecindeki teknolojik değişimin izlerini taşımaktadır. Geometrik soyutlamacılar: Refik EPİKMAN, lirik soyutlamacılar Zeki Faik İZER, Abidin ELDEROĞLU, Ömer ULUÇ, Mustafa AYAZ, Kayıhan KESKİNOK, Geometrik non figüratifler: Cemal BİNGÖL, Şemsi AREL, Sabri BERKEL, İsmail ALTINOK Lirik non figüratifler: Nejat Melih DEVRİM, Adnan TURANİ, Selim TURAN, Bedri Rahmi EYÜPOĞLU, Ferruh BAŞAĞA gibi sanatçılar sınıflandırılabilir. Araştırma da Türk resim sanatın da sürrealizm yaklaşımdan etkilendiği düşünülen ve yapıtların da sürrealizm anlayışın etkileri görülen sanatçılar incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama modelinde desenlenmiş olup, araştırma kapsamında bu alanda çalışma veren sanatçılar ve eserleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda Yüksel ARSLAN, Utku VARLIK, Ömer ULUÇ, Erol AKYAVAŞ, Gürkan COŞKUN (Komet), Alaaddin AKSOY, Ergin İNAN, Balkan Naci İSLİMYELİ, Ekrem KAHRAMAN gibi sanatçıların yapıtları düşsel fantastik özellikler bulunduğu, özellikle Yüksel ARSLAN'ın sembolik unsurlar kullanarak eleştirel bir yaklaşım sergilediği görülmektedirAnahtar Kelimeler: Gerçeküstücülük; Türk Resim Sanatı; Modern Sanat; Sürrealizm.

Resim sanatıResimlerSanat+3
Lokman Acar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Türk resminde manzara

Manzara resmi, toplumun doğaya karşı oluşan tutkusunun bir yansıması olarak resim sanatı içerisinde yüzyıllar öncesinden bu yana yer almıştır. Türk Resim sanatında manzara teması ilk olarak minyatürlerde anlatımı güçlendirmek amacı ile fon olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada, Türk resminde manzara olgusunun gelişim ve evrelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sanatçıların kişisel üsluplarını ve sanatsal tavırlarını belirlemede etken olan manzaranın Türk resminde ve sanatçıların çalışmalarında ne kadar etkili olduğunun anlaşılması, sanatçıların yapmış olduğu örneklerin incelenmesi ve yorumlanması açısından önem taşımaktadır.Türk resminde manzaranın oluşum ve gelişim sürecini anlamak için hazırlanan bu çalışmada, 20. Yüzyıl Türk resminde manzara konusu tarihsel sürece bakılarak işlenmeye çalışılmıştır. Osmanlıdan başlayarak Türk toplumunun manzaraya bakış açısı dönemsel olarak grup hareketleri ve daha sonra gelişen bireysel eğilimler incelenmiştir. Manzaranın geçirmiş olduğu evrelere ve sanatçıların kullandıkları üslupsal dillere değinilmiştir. Bu araştırma; minyatürün manzara resminin gelişimi üzerindeki etkileri, Batı'dan gelen ressamların ve akımların etkileri, Sanayi-i Nefise öncesi asker ressamların doğaya yöneliş biçimi ve sonrası oluşan grup hareketleri ile 1950 sonrası bireysel manzara eğilimlileriyle sınırlıdır. Araştırmada tarama modeli desenlenmiştir.Anahtar Kelineler: Manzara, Türk Resmi, 1914 Kuşağı, Müstakiller, D Gurubu, Yeniler Gurubu, Siyah Kalem Gurubu.

20. yüzyılD grubuManzara+4
Irmak Pınar Can
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ve sanat kapsamında uluslararası Sinop Bienali ve yankıları

Bu araştırma ?Kent ve Sanat Kapsamında Uluslararası Sinop Bienali ve Yankıları? konusunu içermektedir. Araştırmada küratörün, sanatçının, sponsorun, gönüllü çalışanın, ve dışarıdan izleyici olarak katılan iki kişinin kentte ilki 2006 yılında başlayan bienal sürecini 2010 yılına kadar oluşum süreci, gelişimi ve yankılarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu araştırmada bir sanatsal etkinliğin bir kentteki oluşumunu, oluşumunu hazırlayan etmenleri kentte bu süreç içerisinde kentin etkinliğe bakış açısını hem sanatçılar hem de yerel halkın gözüyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma, bu modele dayalı olarak nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Sinop'ta bienal sürecinin başlangıcından son bienale kadar yerel ve uluslararası alanda önemli bir etkinliğe dönüştüğü görülmüştür. Bienal ile kentteki aktörlerin (Belediye Çalışanları, Valilikler, Çeşitli Kamu Kuruluşları, İl Özel İdaresi, Sivil Toplum Kuruluşları, Gönüllü Dernekler, İş Adamları, Eğitimciler, Esnaf Odaları v.s.) birbirleriyle doğru iletişim kurabilmesi, aynı dili konuşa bilmesi mümkün olmuştur. Bienal düzenlendiği yıllar içerisinde yerli ve yabancı sanatçıların ilgisini çektiği, bienal sponsorlarının sayısının arttığı, yerel, bölgesel ve ulusal basında yer edinmiştir. Katılımcılar Sinop Bienali için kurumsal olma yolunda bağımsız, gönüllüğü teşvik eden, imeceyi ön planda tutan, görünürlik bazında tüm araçalrı kullanma çabasını sürdüren bir anlayışla gelecek bienallere doğru gitmekte olduğunu ve dünya sanat haritasında yerini almaktadır sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent ve Sanat, Bienal, Uluslararası Sinop Bienali, Sinop, Sinopale, Sinopsis

Kamu kuruluşlarıKentlerKentsel mekan+4
Sabri Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk sanatlarının 1970 sonrası çağdaş Türk resmine yansıması

Bu araştırma Geleneksel Türk Sanatlarının 1970 Sonrası Çağdaş Türk Resmine Yansıması konusunu içermektedir. Araştırmada, geleneksel Türk sanatlarından minyatür ve hat sanatının çağdaş Türk resim sanatına yansıtılarak özgün sanat oluşturma süreci, gelişimi ve geleneksel sanatları günümüz sanat anlayışıyla yorumlayarak tuvallerine yansıtan sanatçıların örnek eserleri ele alınmıştır. Bu araştırmada geleneksel sanatların Türk resim sanatındaki plastik ve simgesel açıdan kullanımı ve Türk ulusallığını resimlere aktarılmasındaki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1970 sonrasında geleneksel Türk sanatlarının etkilerini yapıtlarına taşıyan sanatçılardan Erol Akyavaş, Ömer Uluç, Ergin İnan, Devrim Erbil ve Süleyman Saim Tekcan'ın sanat anlayışları ve örnek eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Türk resim sanatının minyatürden sonraki batılılaşma aşamalarında, sanatçıların geleneksel Türk sanatlarına sahip çıkarak resimlerine gerek motif gerekse biçim ve kompozisyon açısından etkilerini yansıttıkları görülmektedir. Böylelikle sanatçılar, milli bir karakter oluşturma çabalarıyla Türk resmine katkı sağlamışlardır. 1970 sonrasında Batı'nın da etkisi ile gelişen resim sanatına Kavramsal Sanatların girmesi ile geleneksel yaklaşımlar geri planda kalmış, geleneksellikten uzaklaşılmıştır. Batılı sanat anlayışını benimseyen Türk ressamlarının 20. yüzyılın sonuna doğru ise kendi kültür ve sanat miraslarını inceleme, araştırma ve hatırlatma gereksinimi duydukları görülmektedir. 1970 sonrası sanatçılarından olan Erol Akyavaş ve Devrim Erbil, Matrakçı Nasuh'un kent tasvirlerinden ve geometrik disiplininden yararlanarak minyatür tekniğinden etkilenmiş. Ömer Uluç, Ergin İnan ve Süleyman Saim Tekcan ise geleneksel Türk sanatı olan hüsn-ü hat sanatından etkilenerek eserler üretmişlerdir. Bu sanatçılar geleneksel Türk sanatını batılı teknik anlayışıyla oluşturarak Türk resmini yeni bir senteze ulaştırmışlardır.Tez bağlamında adı geçen sanatçıların örnek eserlerinin incelenmesi sonucunda;geleneksel Türk sanatlarının, Türk resim sanatının bütün dönemlerinde etkili olduğu ve bu etkinin evrensel bir sanat dili yaratılması çabasının karşısında gelişen ulusal bir sanat yaratma eğiliminde somutlanmış olduğu görülmektedir. Bu durum açıkça kendini sanatçılarımızın yapıtlarında göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kültür, Gelenek, Geleneksel Sanatlar, Çağdaş Türk Resim Sanatı

Geleneksel Türk sanatıModern resim sanatıResim sanatı+6
Tuğba Yurt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1950 sonrası Türk resim sanatında figür

Bu araştırma ?1950 sonrası Türk resim sanatında figür? konusunu içermektedir. Araştırmanın birinci bölümünde; figür ve figüratif resim, Türk resim sanatında figüratif resmin başlangıcı, Avrupa resim sanatının Türk resim sanatına etkileri, figür ve figüratif resim sanatı kavramlarının çağdaş Türk resim sanatı içerisindeki yeri ve tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde; 1950 öncesi ve 1950 sonrası Çağdaş Türk Resminin oluşumu ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise; 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan sanatçılar ve eserleri ele alınmıştır. Türk resim sanatında figürün evreleri, kullanım şekilleri ve oluşum boyutları araştırılarak, 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan sanatçılar ve eserlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, figürün yapıtlar üzerinde farklılaşarak günümüze kadar nasıl bir noktaya geldiğinin anlaşılması açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan; Nuri İyem, Cihat Burak, Haşmet Akal, Neşet Günal, Nedim Günsur, Orhan Peker, Özdemir Altan, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Mustafa Ayaz, Neşe Erdok, Burhan Uygur, Alaaddin Aksoy, Nedret Sekban ve Aydın Ayan gibi sanatçılarla sınırlıdır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre 1950 sonrası Türk resim sanatında yeni figüratif anlayışla çalışmalar yapılmıştır. Bu yönde çalışan sanatçılar arasında, Avrupa?nın ekspresyonizm akımından etkilenen, naif etkinlik yolları arayan, düşsel tarzda eğilimleri olan, toplumsal sorunları konu olarak seçen sanatçılar toplumun sorunlarına çözüm arayışını sürdürmüş ve figür resmi Türk resim sanatının bütün dönemlerinde etkili olduğu ve bu etkinin evrensel bir sanat dili yaratılması çabasının karşısında gelişen ulusal bir sanat yaratma eğiliminde somutlaşmış olduğu görülmektedir. Bu durum açıkça sanatçılarımızın yapıtlarında kendisini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Figüratif Resim; Çağdaş Türk Resim Sanat

FigürResim sanatıResimler+1
Serap Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatı içinde Devrim Erbil'in yeri ve önemi

ÖZET ÇAĞDAŞ TÜRK RESİM SANATI İÇİNDE DEVRİM ERBİL'İN YERİ VE ÖNEMİ HAYLAMAZ, Ayşe Yüksek Lisans Tezi, Resim Ana Sanat Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Pınar YAZKAÇ Temmuz, 2014, 150 sayfa Bu araştırma "Çağdaş Türk Resim Sanatı İçinde Devrim Erbil'in Yeri ve Önemi" konusunu içermektedir. Araştırmada Çağdaş Türk resim sanatının tarihsel gelişimi ile birlikte Devrim Erbil'in yaşamı ve sanat anlayışı ele alınmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Devrim Erbil ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmede sanatçıya on üç adet soru yöneltilmiş, bu sorular; sanatçının yaşamı, eğitim hayatı, sanat anlayışı, çalışma tarzı, ileriye dönük planları ve tavsiyeleri şeklinde gruplandırılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, günümüzün yaşayan sanatçılarından biri olan Devrim Erbil, sanat anlayışındaki özgünlük ve üretkenlik, seçtiği temalardaki ve üslubundaki ısrar gibi özellikleriyle Çağdaş Türk resim sanatı içinde önemli yeri olan bir sanatçıdır. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin, Devrim Erbil'in sanat anlayışının şekillenmesinde önemli bir role sahip olduğu görülmüş, sanatçının bu dönemdeki hocaları ve atölye ortamı incelenmiştir. Resim çalışmalarının yanında; baskı, halı resim, marküteri, pleksi, seramik, mozaik, vitray gibi çalışmalarından örnekler verilmiştir. Bu çalışmalarında sanatçının üzerinde ısrarla durduğu çizgi ve ritim gibi plastik eleman ve ilkeler olduğu görülmüştür. Çoğunlukla uzaktan bir bakış açısıyla resmettiği görünümlerinde minyatür etkileri söz konusu iken, sanatçı geleneksellikle modernizmi harmanlayarak Türk resim sanatı içinde kendi uslübunu oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Resim Sanatı, Devrim Erbil

Erbil, DevrimModern resimModern resim sanatı+3
Ayşe Haylamaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu uygarlıkları'nın Hüsamettin Koçan resimleri üzerindeki etkisi

Araştırmada Anadolu uygarlıklarının Hüsamettin Koçan resimleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde; Anadolu uygarlıklarından bahsedilmiş, uygarlıkların ortak özellikleri, kültürün algılanması, sembollerin oluşumları açıklanmış ve İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası olarak ikiye ayrılmıştır. İlerleyen aşamalarda tez kapsamına girdiği için Şaman kültürü ve sembollerine değinilmiş, Selçuklu ve Osmanlı uygarlık sembolleri genel olarak ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde; araştırmanın modeli, sanatçının özgeçmişi, veri toplama süreci, yarı yapılandırılmış görüşme soruları yazılmış, görüşme yapılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada Türk resim sanatında, Anadolu uygarlık sembolleri ile dikkat çeken Hüsamettin Koçan, örneklem olarak belirlenmiştir. Ayrıca Anadolu Uygarlıkları'nın Hüsamettin Koçan'ın resimleri üzerindeki etkisine ilişkin sanatçının görüşlerinin belirlenmesi amaçlandığından, nitel araştırma yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Üçüncü bölümde bulgular ve yorumlar kısmında, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçının, Anadolu uygarlık sembollerine ilişkin görüşleri soru cevap şeklinde aktarılmıştır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bilgi vermesi açısından Koçan'ın sanat hayatı ve kullandığı sembollere değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sembol, Anadolu Uygarlıkları, Hüsamettin Koçan

Anadolu uygarlıklarıKoçan, HüsamettinResim sanatı+2
Engin Binbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Batılılaşma sürecinde Türk resminde figür mekân ilişkisi

Bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma süreci içinde yer alan 19. yüzyılın son çeyreğinden, Cumhuriyetin Kuruluşu ile yeni bir sürece giren Türkiye'nin 1950 yıllarına kadarki dönemi içinde Türk Resim sanatında figür ve mekân ilişkisinin ele alınışı kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Araştırma, Türk Resminde mekân figür ilişkisini ele alan sanatçılar ve yapıtlarıyla sınırlandırılmıştır. Araştırmada Osmanlı devletinin son döneminde başlayan ve Cumhuriyetin kuruluşu ile devam eden modernleşme ve çağdaşlaşma düşüncesi ve bu değişimin, yenilik arayışının resim sanatında figür ve mekân ilişkisi çerçevesindeki etkisi ele alınmıştır. Bu değişimde Osmanlı padişahlarınca saraya davet edilen yabancı ressamlar, azınlıklar ve batıya eğitim almaya giden asker ressamların önemli katkıları olmuştur. Batılılaşma süreci ile birlikte özellikle Avrupa'da ortaya çıkan akım ve oluşumların paralelinde Türkiye de de resim sanatı gelişme göstermiştir. Bu gelişimin hızlı ve içselleştirilememiş bir gelişme olduğu söylenebilir. Çünkü batıdaki kültür sanat ortamındaki yaşanan süreç (Rönesans ve Barok gibi) Türk sanat ortamında yaşanmadığından içselleştirilememiştir. Minyatürden batı resminin genel kurallarına geçiş sürecinde figür, model sorunu, daha ortada olmayan sanat akademilerinin kuruluşu ve akademik anlamda eğitim verebilecek sanatçıların yabancı oluşu ya da yeterli olmayışına rağmen resimde çağdaş ülkelerle paralellik sağlanması açısından ilerleme olduğu görülmüştür. Resim sanatında bu değişime paralel olarak mekân ve nesnelerin daha gerçekçi ifade buluşu, nesnelerin ve en önemlisi insanın bir fotoğraf gerçekliği ya da izlenimci anlayışın romantizmle harmanlanmış yeni senteziyle, bazen dışavurumcu bir tavırda ya da soyutlanmış bir kurgu içinde yer alışı önemli bir gelişme olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Resim sanatı, Resimde Figür, Resimde Mekân, Türk Resmi, Figür ve mekân ilişkisi.

BatılılaşmaFigürFigüratif resim+4
Mustafa Devran Tosun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Jan Vermeer'in resimlerinde figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi

Bu araştırma "Jan Vermeer'in resimlerinde figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi" konusunu içermektedir. Araştırmada 17. yüzyılda Hollanda'da yaşayan Jan Vermeer'in resimlerinin figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Janr (Tür) resminin Hollanda altın çağında içlerinde bulunan sayısız mesajlarla oluşturulmuş, her kesime hitap eden resimler olduğu anlaşılmıştır. Janr resminin, dolayısıyla Jan Vermeer'in resimlerinin bütünleştiği, toplumunun manevi değerlerinin yansıtıldığı yerin "Hollanda" olduğu belirtilmiştir. Jan Vermeer'in resimlerinin ise sosyal ve kültürel etmenler göz önünde bulundurularak oluşturulduğu, yalnızlığı yansıttığı belirtilmiştir. Eleştirel değerlendirme bağlamında tartışıla gelen kimliğine ve yapıtlarına ilişkin görüşlere özel olarak dikkat çekilmiş, Feldman'ın Araştırıcı Sanat Eleştirisi Yöntemine göre Vermeer'in tarihten, mitolojiden yola çıkarak döneminin beğenilerine göre oluşturduğu resimlerine ve yalnızlığı yansıtan resimlerine analizler yapılmıştır. Analiz kapsamında seçilen bu resimlerde, plastik eleman ve ilkelerin kullanılışına dair açıklamalar getirilmiştir. Jan Vermeer'in resim serüveni bütünsel olarak ele alınmış olup sanatçının bu resimlerde ortaya koyduğu semboller üzerinden değerlendirilme yapılmıştır. Hollanda Janr resmi içinde yer alan Jan Vermeer'in resimlerinin niteliğinin önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: 17. yüzyıl, Hollanda, Janr Resmi, Jan Vermeer, Figür, Mekân, Yalnızlık.

FigürHollandaMekan+3
Derya Abana
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resminde Şamanizm'in izleri, sembolleri ve resim üretmede olanakları

Bu çalışma Türk resminde Şamanizm'in izlerini, sembollerini ve modern Türk Resim üretmedeki olanakları ortaya konmak için yazılmıştır. Yapılan arkeolojik bulgular doğrultusunda Şamanların resim sanatına dair verdikleri ilk örnekler göz önünde alındığında onları tarihin ilk sanatçıları olarak kabul edebiliriz. Şaman ve Şamanizm ilk çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte doğa ve mistik güçlerle ile iç içe olduğundan ve ayrıca yaşama verdikleri değer nedeniyle modern sanat alanında meydana gelen değişimler de değerini hep korumuştur. Bu özelliği ile resim alanındaki sanatçıların her zaman ilgi odağı durumuna gelmiştir. Bu tezin amacı, çağdaş Türk resmi içerisinde yer alan Şamanist semboller içeren eserlerin incelenip görsel çözümlemelerinin yapılması ve araştırmacının kendi bireysel çalışmalarının üretilmesi yolu ile Türk kültürünün mirası olan Şamanizm ve şaman sembollerinin canlı bir şekilde yaşatılmasına ve akabinde gelecek nesillere aktarılmasına dair katkı sağlamaktır. Bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulardan, araştırılan sanatçılar doğrultusunda da Türk resmini temsil eden eserlerde en çok karşılaşılan sembollerin hayat ağacı, nazar boncukları, at, koruluklar, dağ ve kuşlar olduğu anlaşılmıştır.

Eski Türk inançlarıResim sanatıResimler+5
Zeynep Özer
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mektup sanatı ve bir tematik sergi örneği

Bu tez, mektup sanatının gelişimi ve Türkiye'deki yansımalarını incelemektedir. Mektup sanatı, geleneksel iletişim biçimlerinden biri olarak kabul edilse de sanatsal bir ifade aracı olarak da değerlendirilmelidir. Fluxus hareketinin etkisiyle doğan bu sanat formu, iletişimi ve içeriği ön planda tutar. Ray Johnson, Edward M. Plunkett, Yoko Ono gibi sanatçılar, mektup sanatının erken dönemlerinde önemli roller üstlenmişlerdir. Türkiye'de, başlarda mektup sanatından çok az söz edilmiş olsa da günümüze gelene değin, zamanla çok daha sık anılmaya ve kapsamlı etkinliklere konu olmaya başlamıştır. Tez kapsamında yürütülen projenin, ilköğretim düzeyindeki öğrencilerin sanatsal yeteneklerini geliştirmeye ve iletişim becerilerini artırmaya katkı sağladığı düşünülmektedir. Ayrıca, kültürel mirasımız olan resimli mektup geleneğini gelecek kuşaklara aktarmayı kısmen de olsa başardığı söylenebilir. Bu çalışma, mektup sanatının sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğine de ışık tutmayı amaçlamaktadır. Mektup sanatının yolu, hala keşfedilmemiş ufuklara doğru uzanıyor. Bu sanat, geleceğin dili olabilir mi? Bu çalışma, bu sorunun izini sürmek için bir adımdır. Çalışmada yer verilen öneriler, Türkiye'deki posta sanatının uluslararası alanda daha fazla tanıtılmasını ve temsil edilmesini destekleyen yöntemlerdir. Bu şekilde, Türk posta sanatı uluslararası platformlarda daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşabilir ve kültürel alışverişe katkıda bulunabilir. Sonuç olarak, bu araştırma ile mektup sanatının Türk toplumu ve sanat dünyasındaki önemi vurgulanmış, gelecek kuşaklara bu sanat akımını tanıtmak ve yaygınlaştırmak için önemli bir adım atıldığı düşünülmektedir. Projenin gerçekleşmesiyle, Gaziantep Üniversitesi'nin bu alandaki öncü rolü vurgulanmış ve sanatın yaygınlaştırılması için önemli bir adım atılmıştır. Gaziantep Üniversitesi, resimli mektup sanatının gelecek kuşaklara taşınması ve bu sanat dalının daha geniş bir kitleye ulaştırılması konusunda önemli bir rol üstlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mektup Sanatı, Sergi Kültürü, Türk Sanatı

Resim sanatı
Muhammed Hamidullah Çelik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası çağdaş sanatta Türk manzara resmi ve özgün denemeler

2000 Sonrası Çağdaş Sanatta Türk Manzara Resmi ve Özgün Denemeler adlı çalışmada, insanların doğa üzerindeki olumsuz etkilerinin, resim sanatına ve araştırmacının kendi çalışmalarına yansıması ele alınmıştır. Avrupa'daki sosyolojik değişimler özellikle sanayi devriminden sonra değişen düşünce ve hayat biçimlerinin gerek batı sanatındaki manzara sanatçılarının doğaya bakış açısı gerekse ülkemizde cumhuriyet öncesi, cumhuriyet sonrası başat sanatçılarının manzara resmi alanındaki ilerleme süreci günümüze kadar ele alınmıştır. Çalışmasının ilk bölümünde manzara resminin tanımı, tarihçesi ve farklı ülkelerde tarihi süreç içerisinde önemli sanatçılar ele alınmıştır İlk bölüm de yer alan klasik manzara, Rönesans döneminden empresyonizm, post ve neo empresyonizme kadarki zaman dilimine kadar ki belli başlı önemli sanatçılar ve eserleri örnek verilmiştir. İkinci bölümde ise Türk resim sanatında yer edinmiş belli başlı sanatçılar ve eserlerinde kullandığı teknikleri ve künyelerine kısaca değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise sanatçının kendi çalışmaları genel olarak doğanın insanlar tarafından tahrip edilme hali başat bir konu olarak sunulmuştur. Araştırma kapsamında resmedilen ilk çalışmalarda insan, hayvan figürlerine yer verilmiştir. İnsanlar tarafından doğanın tahrip edildiği resimlerde ön plana çıkan önemli bir unsur dur. Manzara resim anlayışının tarihsel akışı içinde aldığı geleneksel yaklaşımların yerine yeni bir konu bağlamında, sanatçı tarafından kendiliğinden oluşturulmuş farklı anlatımlara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Manzara Resmi, Doğa, Doğa Tahribatı, İzleyici.

DoğaDoğa tahribatıManzara+6
Abdullah Karakuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Posta sanatı ve 1970 sonrası sergileme yöntemleri

Bu tezin amacı Posta Sanatı ve 1970 sonrası sergileme yöntemlerini incelemek ve bu sergileme yöntemlerini posta sanatının düşünce tarzı doğrultusunda farklı mekânlarda tasarlayarak kurulumunu sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda posta sanatı tarihi, posta sanatının ortaya çıkmasında etkili sanat akımları ve 1970'ten sonra posta sanatının sergileme yöntemleri araştırılmıştır. Posta sanatının etkileyici ve ilgi çekici unsurlarını vurgulayarak, sergileme ve kurulum süreçlerinde posta sanatının özgürlükçü ve dışavurumcu doğasını yansıtan farklı iç mekân, dış mekân ve sanal mekânlarda sergilemeler yapılmıştır. Böylece, izleyiciye ilginç bir deneyim sunmak ve posta sanatının potansiyelini genişletmek amaçlanmıştır. Bu tezde, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması yeğlenmiştir. Evren olarak oluşturulan "Emailart2022 Uluslararası Posta Sanatı Çevrimiçi Sergisi" kapsamında yirmi iki ülke örneklem ise sergiye katılan 232 katılımcıdır. Nitel araştırmada veri toplama tekniği olarak katılımcı gözlemci ve doküman belge incelemesi yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile betimsel çözümleme yapılmıştır. Betimsel çözümleme yöntemi ile alanyazın taraması, veriler, internet kaynakları, kitaplar, dergiler, broşür ve kataloglar ve üniversitelerin internet bağlantılı ve fiziki kütüphanelerinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmacı, katılımcı gözlemci olarak süreçte yer almıştır. Uygulama kısmında, bir dijital posta sanatı sergisi düzenlenmiştir. Bu serginin verileri internet ortamında oluşturulan bir sanal galeride ve çeşitli iç ve dış mekânlarda kullanılarak sergilemelere gidilmiş ve sergileme yöntemlerine örnekler oluşturulmuştur. Sonuç kısmında posta sanatından 1970 sonrası sergileme yöntemleri üzerinde durulmuştur. Yapılan posta sanatı sergisi sonucunda alternatif sergileme yöntemleriyle çözümler sunulmuştur.

Alternatif sanat mekanlarıModern sanat sergileriPosta sanatı+4
Şükriye İnan Çalapkulu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Foucault bağlamında delilik ve resim sanatına yansımaları

Bu tezin amacı, delilik/deli kavramlarını Foucault bağlamında ele alıp, deliliğin resim sanatına yansımalarını incelemek olmuştur. Foucault Deliliğin Tarihi isimli eserinde, batı toplumunun delilere yaklaşımına dair arkeolojik bir çözümleme sunmuştur. Akıl ve akılsızlık karşıtlığı üzerinden deliliğe tarihi bir sorgulama getiren Foucault, deliliğin ne olduğunu ve delinin kim olduğunu ele almıştır. Aydınlanmayla birlikte aklın tahakkümüne giren delilik, öteki olma durumunu koruya gelmiştir. Aklın sınırlarının içerisinde, hatanın merkezine konulan delilik dilsizleştirilmiştir. Deliliğin dilsizleştirildiği, sessizliğe mahkûm edildiği bu gerçekliğe karşın, sanat deliliği korumuş ve beslemiştir. Delilik sanatın ve sanatçıların bilincinde bir patlamanın karşılığı olmuştur. Aklın sınırlarını ihlal eden sanat ve sanatçılar deliliği sahiplenmiş ve deliliği yaratıcı eylemlerinde barındırmışlardır. Bu durum, Foucault'nun da üzerinde durduğu mevzu olmuştur. Bu tezin konusu olan delilik ve akıl karşıtlığı, Foucault bağlamında incelenmiştir. Deliliğin toplumsal, tıbbi ve sanattaki gerçekliği araştırılmış, deliliğin özellikle resim sanatındaki yansımaları üzerine çalışılmıştır. Bu bağlamda Foucault'nun deliliğe sunduğu arkeolojik sorgulama esas alınmış, resim sanatının tarihinde de delilik kavramı aynı doğrultuda incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Foucault, Delilik, Resim, Sanat

DelilikFoucault, MichelResim sanatı+1
Gülay Gün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pop art bağlamında Yayoi Kusama'nın sanatı: Tekrar, tüketim ve cinsel kimlik

japon sanatçı Yayoi Kusama yaşayan en ünlü avangard sanatçılardan biridir. Günümüzün popüler sanatçıları arasında yerini alan Kusama, çocukluğundan itibaren başlayan mental bozuklukları, halüsinasyonları yaptığı sanat çalışmalarıyla dışa vurmuştur. Sanatçı resim, heykel, performans, edebiyat, sinema ve moda gibi çeşitli alanlarda çalışmalar gerçekleştirmiştir. Çalışmaları feminizm, minimalizm, art brut, pop art, soyutlama ve dışavurumculuk özelliklerini barındıran otobiyografik, psikolojik ve cinsel içeriklerle şekillenmiş ve dönemin popüler imgelerini eserlerine taşımıştır. Bu araştırmada Yayoi Kusama'nın sanat eserleri ve popüler sanata etkileri ele alınmıştır. Pop sanat akımında gündelik yaşamın parçası olan nesneler kullanılmıştır. Pop sanatın ana temaları konserve kutuları, çizgi roman karakterleri, film yıldızları, bayraklar, eşyalar gibi aklımıza gelebilecek her türlü sıradan nesneyi konu olarak seçmiştir. Pop sanatı gündelik hayatta yer alan her şeyin aslında güzel, estetik ve sanatta yer bulacak kadar değerli olduğunu savunmuştur. Bu çalışma ile Kusama'nın popüler kültür anlayışında meydana gelen sanat yaklaşımına değinilerek, buna ilişkin sonuçlar elde edilmiştir. Kusama'nın eserleri değerlendirilirken popüler kültüre yansımaları dikkate alınmıştır. Kusama'nın pop art akımına katkıları ve eserleriyle nasıl fark yarattığı ortaya konmuştur. Pop sanat anlayışı kapsamında Kusama'nın sanat eserleri ele alınırken daha fazla örnek esere ulaşılıp, sanat akımını daha detaylı araştırma fırsatı yakalanmıştır. Hayata sanatla tutunan Yayoi Kusama, bir sanatçıda bulunması gereken çok yönlülüğü, ileri görüşlülüğü, toplumsal olaylara duyarlılığı, cesur tarzıyla her zaman popüler olmayı başarmıştır. İlerleyen yaşına rağmen farklı disiplinlerde yaptığı çalışmalarla sanat hayatını sürdürmektedir.

Çilem Baykal Bedir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Jenny Saville resimlerinde güzelliğe bakış ve travma olgusu

Yüzyıllardan beri süregelen güzellik algısının toplum üzerindeki etkisi yadsınamazdır. İnsanlardaki güzel olma arzusu ve beklentisi bireyin ve toplumun farkında olmaksızın psikolojisini etkileyerek travmaya sebebiyet vermektedir. Bazı sanatçılar yaşanılan travmatik durumları, eserleriyle gün yüzüne çıkarmayı başarmışlardır. Çağımızın en büyük sorunlarından olan, etkisi gittikçe büyüyen, insanı güzel olmaya zorlayan ve gerçekleşmediğinde bunalıma sürükleyen güzellik kavramına olan tepkisiyle dikkati çeken Jenny Saville, bireyin yaşadığı ya da etkilendiği travmatik durumları ele alan eserleriyle topluma ayna tutmaktadır. Bu tez kapsamında Travma ve Güzellik kavramları ele alınarak nitel araştırma yöntemleri kullanılmış ve verilerle kaynak analizleri irdelenmiştir. Güzellik kavramının insanlar üzerinde yarattığı travmatik etkiler üzerinde durularak, çağımız önemli sanatçılarından Jenny Saville örneğiyle, resimlerindeki travma olgusu ve güzelliğe bakışı betimsel analiz yöntemiyle yorumlanarak travma bağlamında incelenmiştir.

Zeynep Çakır
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta imge olarak dehşet

Sanat eserlerinde korkutucu öğelerin varlığı üzerine başlayan bu araştırmada, korkutucu öğelerin tarihin belli dönemlerindeki sanata etkileri ve sanatçılara yansımaları üzerine incelemelere yer verilmiştir. Sonrasında popüler kültürde karşımıza çıkan varlıklar üzerine bir araştırma serüveni başlamıştır. Birinci başlıkta savaş korkusu ve kendi bilinçaltını ele aldığımız Francisco Goya ile Cehennem ve Demon gibi bir diğer korkutucu öğeler alt başlıklarda ele alınmıştır. İkinci başlık ile birlikte güncel sanat, 1968 sonrası olarak ele alınmıştır. Güncel sanat ile çokça karşımıza çıkan palyaço, zombi ve öteki bedenlerin dehşet ile ilişkileri tanımlanmıştır. Bu öğeler, Çağdaş Sanatta ve içerik olarak çalışmada, 19. yüzyıl düşünürleri Sigmund Freud ve Ernest Jentsch'in Tekinsiz kavramları ve kendinden önceki Tekinsiz kavramlarından etkilenerek Masahiro Mori'nin 1970 yılında ortaya attığı "Tekinsiz Vadi" kuramı üzerinden geliştirilmiştir. Mori'nin Tekinsiz Vadi kuramını açıkladığı grafikte bulunan denklem içerisinde popüler kültüre ait korkunç denilecek nesnelerle karşılaşılmıştır. Çalışmanın ikinci başlığında dehşete düşürücü varlıkların günümüz sanat eserleri ile arasında ilişkiler kurularak çözümlenmiştir. Araştırmamın içeriği kendi atölye çalışmalarımı da etkilediği için popüler kültürün korkutucu nesneleri, popüler kültüre ait teknoloji ile bütünleştirilerek çalışmalarımın ağırlığı dijital boyamalara ya da kinetik heykellere verilmiştir. Bu çalışmada Mori'nin Tekinsiz Vadisi esas alınmıştır ve Mori'nin kavramı ile sanatın içerisindeki korkutucu nesnelerin nasıl ele alındığının cevapları bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Dehşet, Korku, Korkunç.

KorkuKorkunçModern sanat+2
Erencan Aktaş
Düzce University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

"Suç/olay mahalli" üzerine görsel çözümlemeler

Sanatın, insanoğlunun var oluşundan bu yana gelişim, değişim göstererek ilerleyen bir olgu olması gibi, diğer bazı olgular da insanlığın var olduğu ilk zamandan itibaren hayatın içinde olmuştur. Bunlardan biri de suç olgusudur. Suç, olay ve olay mahali olguları; kavram ve biçim ilişkisi açısından yüzyıllardır bazı sanatçıların, sanatta ifade aracı olarak yer almaktadır. Aynı zamanda bu olguların, görsel kompozisyonu, doğallığı ve içeriksel çarpıcılığı pek çok sanatçı için önemli kaynak olmuş, sanatçılar bu verilerden özgün yorumlamalar çıkarmışlardır. Bu bağlamda bu araştırmada "Olay ve Suç Mahali" özelinde adli konuları içeren sanatsal çalışmalar incelenmiş ve elde edilen verilerle, kavram ve biçim ilişkisi açısından yakın görülen, araştırmacının üretim sürecindeki çalışmaları ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Olay ve Suç Mahali ile ilgili sanatsal çalışmalar incelendiğinde; sanatçıların suç ve olay olgularını Adli Sanat bakış açısı ve ondan farklı olarak sabit kurallar çerçevesi dışında, daha esnek ve özgürce yaklaşabildiği çağdaş sanat anlayışı ile ele aldıkları görülmüştür. Sanatçılar genellikle mekâna özgü bir ifade biçimi olan yerleştirme sanatı, arazi sanatı (Land art), performans sanatı (Performance art) ve video sanatı (Video art) gibi yeni açılımların kullanılması ile çağdaş sanatın ifade biçimlerini öne çıkartmışlardır. Sanatçılardan bazıları suç ve olay olgusu ile ilgili çalışmalarını gerçek olay mahali ve kurbanlarla yapmayı denerken, bazıları da belli kurgularla ve modellerle çalışmışlardır. Nitekim kurgu ve gerçek olay arasında organik bir bağ olduğu bu bakımdan, olayın etki gücünün izleyiciye aktarımı açısından ikisinin de oldukça yakın olabileceği görülmüştür. Genel olarak çalışmalarda, suç, ölüm, cinayet vb. kavramların; toplumsal olarak herkesin sakınmaya çalıştığı, konuşulmasından çekindiği buna rağmen hayatın içerisinde yer alan kavramlar olduğuna vurgu yapılmış ve izleyiciler için bir yüzleşme sağlanmıştır. Bu araştırmada, araştırmacı tarafından, suç ve olay mahali olgusunu işleyen 17 kişisel eser üretilmiş, Adli Sanat ve çağdaş sanat bağlamında diğer çalışmalarla karşılaştırılarak sunulmuştur. Kişisel çalışmalardaki üretim sürecine bakıldığında; kimi zaman katil, kimi zaman kurban, kimi zaman adli uzman rollerine girilmiş ve bu yaklaşım ile psikolojik olarak öz değerlendirme yapma ve eserlerini yaratırken farklı açılardan bakabilme konusunda deneyim sağlanmıştır. Bu araştırmada, gündelik yaşamımızda giderek yaygınlaşan suç olgusuna sanatın gözünden bakarak, insanları bilinçlendirme, sanatın enstrümanları ile izleyiciye yeni bir sorgulama alanı yaratma çabası yatmaktadır. Anahtar Sözcükler: Olay, Mahal, Suç, Adli, Cinayet, Sanat

CinayetGörsel analizSanat+2
Sevgi Bayram Korkut
Düzce University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist sanat bağlamında famaj

18. yüzyıl sonrasında kadınlar, politikada, ekonomide, siyasette ve sanatta kısacası yaşamın tüm dinamiklerinde, kendilerini ve düşüncelerini görünür kılmak için, geçmiş yüzyıllara oranla daha fazla mücadeleye başlamışlardır. Bu mücadelede edinilen haklar 20. yüzyılda feministler tarafından yeterli görülmemiş ve haklarının yeterli olmadığına inanan feministler eşitliği sağlamak için, 1960'lardan itibaren önceki feminist hareketten daha radikal bir sürece girmişlerdir. Feminist sanat hareketi, kadınların sanatsal mecralarda eşitsiz şekilde temsil edilmesine ve kadınlara ilişkin üretilen erkek-egemen temsillere karşı ortaya çıkmıştır.1970'li yıllarda çeşitli sanat tarihçileri, sanatçılar ve sanat eleştirmenlerinin çabalarıyla kadın sanatçılar ve eserleri sanat kurumlarında yer almaya, sanat tarihinden dışlanan kadın sanatçılar görünür olmaya başlamıştır. 20. yüzyılda sanat üretimi klasik anlayışın ötesine geçmiş ve sanatın sınırları ortadan kalkmıştır. Klasik anlatım biçimlerinin yanında, sanatın dışında üretilen nesnelerin, sanat alanına taşınması, sanatta üretim sürecini çeşitlendirmiştir. Geleneksel anlatım yöntemlerinin yanı sıra biçimsel özelliklerinden ziyade kavram sorgulamalarının ağırlıklı olduğu üretim süreçleri kendisini görünür kılmıştır. Bu süreç kadınların sanatsal yaratımını da etkilemiştir. Üretim sürecindeki çeşitlilik ve sanat/hayat arasındaki sınırların muğlâklaşması ile kadınlar, geleneksel yapıda kadın işi olarak görülen famaj çalışmalarını, güncel bir dille yeniden ifade etme sürecine doğru yönelmişlerdir. Bu tez, sanat üretiminde kadın ürünleri ve emeğin performansını ele almayı ve incelemeyi amaçlayan "Feminist Sanat Bağlamında Famaj" başlığını taşımaktadır. Bununla birlikte tarih boyunca yaratıcı bağlamda kadın kimliğini, ev içi özel alanlardaki süsleme teknikleri vb. üretimlerini bir strateji olarak ele almayı da hedeflemektedir. Özellikle çağdaş sanattaki kolaj tekniği ile yapılan kadınlara ait bu üretimleri feminist bir yaklaşımla ele alarak kumaş kolajı "famaj" olarak sınıflandırmakta ve bu bağlamda üretilmiş eser ve sanatçıları örneklerle somutlaştırmaya çalışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Güncel Sanat, Feminist Sanat, Famaj, Kolaj.

Güzel sanatlar
Semra Bayram
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kara mizah üzerine görsel yorumlar

Bu tezde kara mizahın görsel sanatlar alanında varlığı ve belirleyici faktörleri araştırılmıştır. Araştırmanın görsel sanatlarda kara mizah anlayışının ifade dilleri örnekler üzerinden analizlerle açıklanmaya çalışılmış ve çıkan sonuçların kişisel çalışmalara yön vermesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda gülme kuramları ile bu kuramların, mizah ve kara mizahla bağlantısı irdelenerek; kara mizahın mizahtan görsel sanatlar içinde nasıl farklılaştığı belirlenmeye çalışılmıştır. Kara mizahın gülme ile ilişkisi bağlamında tarihsel süreç içinde toplumsal olayların, değişen kültürel kodların ve iktidarın gülme olgusuna etkileri sebebiyle görsel kara mizahın tüm bunlardan nasıl etkilendiği ve kültür tarihine etkileri araştırılmıştır. Kara mizahi anlatımın felsefi köklerine de yer verilerek sadece sanatsal bir ifade yöntemi olmaktan çok bir felsefi bakış açısı olarak varoluşçuluk, romantizm felsefeleriyle resim sanatı içinde nasıl buluştuğu açıklanmıştır. Özellikle Mihail Bahtin'in karnavalesk dünya görüşü bağlamında ifade özgürlüğü ile ilişkisi incelenmiştir. Çeşitli tarihsel örneklerin kara mizah ile ilişkisi kurularak, görsel kara mizahi ifade dilinin edebiyat, tiyatro ve karikatür gibi farklı disiplinlerle etkileşimi ortaya çıkarılmıştır. Parodi, pastiş, ironi, grotesk, alegori, satir vb. kavramların görsel ifadeye nasıl hizmet ettiği çözümlenerek tez süreci boyunca yürütülen kişisel çalışmalara hem biçim hem içerik bağlamında ışık tutmuştur. Kişisel yapıtlarda anlatı anlayışı ile figüratif kara mizahi kompozisyonlar oluşturulmuştur. Kara Mizahın köklerinin komedya ve pagan kültürlerindeki gülme ritüelleri ile bağlantısı sonucunda eleştirel ve protest tavrının, herkes için eşit ifade özgürlüğünü destekleyerek toplumsal değişim gücünü elinde tuttuğu ve tam da bu sebeple ortaya çıktığı ilk zamanlardan itibaren her daim baskılanmaya çalışıldığı gözlemlenmiştir. Özellikle günümüz politik doğruculuk ikliminde, gülmenin ve alayın gücü gitgide kontrol altına alınmaya çalışılırken retoriğe kıyasla görsel kara mizahın kendisine nasıl alan açabildiği belirlenmiştir. Araştırma sürecinde basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Sanatçı web siteleri, müze ve galeri web siteleri incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kara mizah, Görsel kara mizah, Resim sanatı, Karnavalesk, İfade özgürlüğü

Pınar Yün
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
10
Master'sOpen AccessTR

20 yüzyıldan günümüze sanatta otorite, propaganda ve manipülasyon biçimleri

Bu tezde iktidar olgusunun toplumların yaşam alanlarındaki müdahaleleri sonucu geliştirdiği anıtsallık kavramının yeri sorgulanmış, bu anıtsallıkla sanat alanında nasıl bir yer bulduğu araştırılmıştır. Özellikle 20. Yüzyılda iktidar karşıtı tutumlar otorite, propaganda ve manipülasyon ile ele alınmıştır. Sanatta iktidar, temsiliyet, sembol, simge, anıtsallık ile başlayan varlığı, kavram olarak çeşitlenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu tezde iktidarın temsili olarak beden kavramı, ilgili üretimlerin konu bazında değerlendirilmeleri ile ilerlemiştir. 20. Yüzyıl içerisinde dikkat çeken sanatçıların üretimleri kişisel araştırmalar ışığında sınıflandırılmış; "tahakküm mekanizmaları", "itaatkâr bedenler" ve "otorite serisi" başlıkları üzerinden irdelenmiştir. Bütün araştırmalar, kişisel uygulama üretimlerinin de zeminini oluşturmuştur.

20. yüzyılManipülasyonOtorite+2
Rıdvan Aşar
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
00