Yükleniyor…
Yükleniyor…
Bu çalışmada, grafen oksit (GO) nanopartikül katkılı B20 biyodizel yakıtının bir dizel motorun yanma karakteristiği, egzoz emisyonları ve yakıt tüketimi üzerindeki etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Deneyler, baz dizel yakıt referans alınarak 25 ppm, 50 ppm, 75 ppm ve 100 ppm grafen nano partikül katkı oranları ile farklı motor yükleri altında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, grafen nano partikül katkısının yanma sürecini iyileştirdiğini ve silindir içi maksimum basınç değerlerinde baz dizel yakıta kıyasla yaklaşık %3–8 oranında artış sağladığını göstermiştir. Egzoz emisyonları açısından, grafen katkılı yakıtlarda karbon monoksit (CO) ve duman koyuluğu (is) emisyonlarında sırasıyla %15–30 ve %20–35 aralığında azalmalar elde edilmiştir. Hidrokarbon (HC) emisyonlarının katkı oranına bağlı olarak değişim gösterdiği, yüksek grafen katkı oranlarında daha düşük HC değerlerinin ölçüldüğü belirlenmiştir. Azot oksitler (NOx) emisyonlarında ise iyileşen yanma koşullarına bağlı olarak %5–10 aralığında sınırlı artışlar gözlemlenmiştir. Yakıt tüketimi analizleri, grafen nano partikül katkısının biyodizelin yakıt ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisini kısmen telafi edebildiğini ortaya koymuştur. Özellikle 100 ppm grafen katkılı yakıtta özgül yakıt tüketimi değerlerinde yaklaşık %4–7 oranında iyileşme sağlanmıştır. Sonuç olarak, uygun grafen nano partikül konsantrasyonlarının seçilmesi durumunda, grafen katkılı biyodizel yakıtların dizel motorlarda çevresel ve performans açısından uygulanabilir bir alternatif olabileceği sonucuna varılmıştır.
Bu çalışmada, grafen nano katkısının dizel motorlarda yanma, performans ve emisyon karakteristikleri üzerindeki etkileri deneysel olarak incelenmiştir. Deneyler, tek silindirli, direkt enjeksiyonlu bir dizel motorunda, saf dizel yakıt ve farklı oranlarda grafen nano katkısı (25, 50, 75 ve 100 ppm) içeren yakıt karışımları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Motor testleri 0,3, 1, 2 ve 3 bar ortalama efektif basınç (OEB) koşullarında yürütülmüştür. Yanma analizleri kapsamında silindir içi basınç, net ve kümülatif ısı salınımı ile basınç artış oranı (dp/dφ) parametreleri değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, grafen nano katkısının düşük ve orta katkı oranlarında yanma sürecini iyileştirdiğini ve özellikle 75 ppm katkı oranında maksimum silindir basıncı ve ısı salınımı değerlerinde belirgin artışlar sağladığını göstermiştir. Daha yüksek katkı oranlarında ise yanma karakteristiklerindeki iyileşmenin sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Emisyon analizlerinde özgül yakıt tüketimi, CO, HC, NOx ve duman koyuluğu parametreleri incelenmiştir. Grafen nano katkısı ile özgül yakıt tüketimi ile CO ve HC emisyonlarında genel olarak azalma gözlenmiş, NOx emisyonlarında ise yük ve katkı oranına bağlı yukarı yönlü değişimler tespit edilmiştir. Duman koyuluğu sonuçları, düşük ve orta yük koşullarında grafen katkısının kurum oluşumunu azalttığını, yüksek yük ve yüksek katkı oranlarında ise artış eğilimi gösterebildiğini ortaya koymuştur. Tüm sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, 75 ppm grafen nano katkı oranının performans, yanma ve emisyon parametreleri açısından en dengeli ve optimum katkı oranı olduğu belirlenmiştir.
Bu tezde, ultrasonik sprey piroliz tekniği kullanılarak cam alt tabakalara Sn katkılı In:ZnO ince filmler biriktirilmiş ve UV fotodedektör uygulamaları için incelenmiştir. Sn katkısının yapısal, optik ve optoelektronik özellikler üzerindeki etkisini değerlendirmek için %0, %0,5, %1 ve %2 Sn içeren In:ZnO filmler hazırlanmıştır. X-ışını kırınım analizi, tüm filmlerin ikincil faz oluşumu olmaksızın ZnO'nun altıgen wurtzit yapısını koruduğunu ve In ve Sn'nin ZnO kafesine başarılı bir şekilde dahil edildiğini doğrulamıştır. Artan Sn içeriği, kristalit boyutunda azalmaya ve tercih edilen kristal yöneliminde değişikliklere yol açmıştır. Optik ölçümler, tüm numuneler için 380-400 nm civarında keskin bir soğurma kenarı gösterirken, düşük ve orta Sn konsantrasyonlarında görünür bölgede yüksek şeffaflık korunmuştur. Fotolüminesans sonuçları, güçlü bant kenarına yakın emisyon ve Sn'ye bağlı kusurla ilgili görünür emisyonu ortaya koyarak, Sn katkısının kusur yapısını ve rekombinasyon süreçlerini değiştirdiğini göstermiştir. Elektriksel ve optoelektronik ölçümler, Sn'nin yük taşınımını ve UV foto tepkisini önemli ölçüde etkilediğini göstermiştir. Daha yüksek Sn konsantrasyonları, Sn⁴⁺ iyonlarının donör doğası nedeniyle film direncini azaltmıştır. 365 nm UV aydınlatması altında, tüm cihazlar belirgin fotokondüktif davranış sergilemiştir. %2 Sn katkılı In:ZnO fotodedektör en yüksek duyarlılığı ve harici kuantum verimliliğini gösterirken, %1 Sn katkılı film en hızlı ve en kararlı foto tepkisini göstermiştir. Bu sonuçlar, Sn katkısının UV fotodedektör uygulamaları için In:ZnO ince filmlerini optimize etmek için etkili bir yaklaşım olduğunu göstermektedir.
Petrol, dünya enerji sektörünün temel taşlarından biridir ve petrol üretimi, ekonomik kalkınma ve enerji güvenliği açısından ülkeler için hayati bir öneme sahiptir. Petrol sahalarında bulunan kuyulardaki üretim miktarlarının doğru bir şekilde tahmin edilmesi hem operasyonel verimliliği artırmak hem de maliyetleri optimize etmek açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ancak, geleneksel tahmin yöntemleri, karmaşık üretim süreçlerini ve çevresel değişkenlikleri yeterince dikkate alamamaktadır. Günümüzde yapay sinir ağları (YSA) gibi yapay zekâ teknikleri, petrol üretim tahminlerinde daha yüksek doğruluk ve etkinlik sağlama potansiyeline sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Batman Bölgesinde bulunan S3 Sahası’na ait gerçek üretim verilerini kullanarak, RNN, ELM ve RVFL gibi modellerin tahmin performansını karşılaştırmak ve enerji sektöründe yapay zekâ tabanlı uygulamalara katkı sağlamaktır. Ayrıca, çalışmanın önemine yönelik bir diğer önemli nokta da doğru tahminlerin yalnızca ekonomik kazançlar sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği destekleyen stratejiler geliştirmeye de olanak tanımasıdır. Bu bağlamda, yapay sinir ağları tabanlı modellerin enerji sektöründeki potansiyeli değerlendirilmektedir.
Araştırmanın amacı Batman ili restoran müşterileri örnekleminde uyaran-organizma-tepki teorisi bağlamında; fiziksel ortam kalitesi, yiyecek kalitesi ve servis kalitesi unsurlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisinde duygusal iyi oluşun aracı rolünü ortaya koymaktır. Bu çalışma, müşterilerin tekrar ziyaret niyetleri üzerinde hizmet kalitesinin altında yatan mekanizmayı anlamamıza yardımcı olmak için bir aracılık modeli sunmaktadır. Araştırmanın verileri kolayda örnekleme yöntemi ile Batman’da ikamet eden restoran müşterilerinden 15 Haziran– 15 Ağustos 2025 tarihleri arasında yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu, araştırmacı tarafından restoran müşterilerine uygulanmış, toplanan veri sonucu geçerli 442 adet anket değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin çeşitli istatistiki analizlerinde SPPS ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; restoran işletmelerinde algılanan yiyecek kalitesinin müşterilerin tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilirken, fiziksel ortam kalitesi ve servis kalitesinin tekrar ziyaret etme niyeti üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Duygusal iyi oluşa yönelik hipotezler incelendiğinde, fiziksel ortam kalitesi, servis kalitesi ve yiyecek kalitesinin müşterilerin duygusal iyi oluşu üzerinde anlamlı ve pozitif etkiler yarattığı tespit edilmiştir. Son olarak, müşterilerin duygusal iyi oluşunun, tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, tekrar ziyaret etme niyeti değişkenine ilişkin R² değerinin 0,397 olması, modelde yer alan bağımsız değişkenlerin ve duygusal iyi oluşun, bu değişkendeki varyansın %39,7’sini açıkladığını ortaya koymaktadır. Bu sonuç, tekrar ziyaret etme niyeti açısından modelin orta düzeyde bir açıklayıcılık gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Müşterilerin duygusal iyi oluşunun aracılık rolünü belirlemek amacıyla gerçekleştirilen analizlerinin sonuçlarına göre ise duygusal iyi oluşun, fiziksel ortam kalitesi ve servis kalitesi ile tekrar ziyaret niyeti arasında tam aracı, yiyecek kalitesi ile tekrar ziyaret niyeti arasında ise kısmi aracı rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir
Bu tez, kültürel mirasın önemli bir unsuru olan arkeolojik alanların sürdürülebilir yönetimini Zerzevan Kalesi ve Mithraeum Kazı Alanı örneği üzerinden araĢtırmıĢ; turizm ve kültürel miras sürdürülebilir yönetimi için ziyaretçiler ve ilgili paydaĢların bakıĢ açıları ve algıları üzerinden model ve öneriler geliĢtirmiĢtir. AraĢtırmada karma yöntem yaklaĢımı benimsenmiĢ; nicel ile nitel yöntem birlikte kullanılmıĢ, verilerin analizleri için SPSS ve SmartPLS ile MAXQDA programlarından yararlanılmıĢtır. Zerzevan Kalesi ziyaretçilerinden elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda, sürdürülebilir geliĢmenin, yerin değer algısını, değer algısının otantiklik algısını güçlendirdiği; otantiklik algısının ise kültürel mirasın korunması, finansal katkı ve politik katılım niyetlerini anlamlı biçimde etkilediği tespit edilmiĢtir. Dolaylı etkiler, sürdürülebilir geliĢme algısının değer ve otantiklik üzerinden davranıĢsal sonuçlara taĢındığını göstermiĢtir. Zerzevan Kalesinin yerel-ilgili yönetici ve sorumlularından elde edilen nitel veriler de bu sonuçları desteklemiĢ; katılımcılar koruma, otantiklik, aidiyet, tarihsel değer, ekonomik fayda ve yerel yönetim desteği temalarını vurgulamıĢtır. Katılımcılar Zerzevan Kalesi‘nin kültürel kimliğin bir parçası olarak korunması gerektiğini belirtirken, turizm yoluyla sosyal ve ekonomik fayda üretme potansiyeline de dikkat çekmiĢtir. AraĢtırma sonuçları, Zerzevan Kalesi‘nin sürdürülebilir turizm ve miras yönetimi açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Tez ile sürdürülebilir geliĢme → değer algısı → otantiklik → davranıĢsal katılım zincirini doğrulayan özgün bir model ortaya konmuĢ; hem teorik düzeyde literatüre katkı sağlamıĢ hem de uygulamaya yönelik öneriler geliĢtirilmiĢtir.