Bayburt University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Bayburt University

47

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Düşük plastisiteli killerin kireçle stabilizasyonunda inceliğin etkisi

Zemin stabilizasyonu zayıf mühendislik özelliklerine sahip olan bir zeminin çeşitli yöntemler kullanılarak iyileştirilmesidir. Bu çalışmada, yüzeysel zemin stabilizasyonu kapsamında kireçle stabilizasyon ele alınmıştır. Laboratuvar çalışmaları Bayburt Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Zemin Mekaniği Laboratuvarı'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana gayesi, katkı maddesi olan kirecin öğütülebilirliğini incelemek ve öğütülmüş kirecin dayanım ve durabiliteye olan etkisini araştırmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle kirecin öğütülebilirliği incelenmiş ve %90'ı 48 mikron altı malzeme olan öğütülmemiş kireç 20 mikron altı seviyeye indirilmiştir. İkinci aşamada Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre düşük plastisiteli kil olan doğal zemine %2, %4, %6, %8 ve %10 oranlarında öğütülmüş ve öğütülmemiş kireç katılarak deney numuneleri hazırlanmıştır. Serbest basınç deneyleri için kür süreleri 1, 7, 14 ve 28 gün olarak belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışma neticesinde, 28 günlük kür süresinin ardından %6 kireç içeren öğütülmemiş SL6 ve öğütülmüş SGL6 numuneleri maksimum dayanım değerlerini vermişlerdir. SGL6 numuneleri SL6 numunelerine oranla %23,6 daha fazla dayanım göstermişlerdir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma çevrimi sonuçlarına göre; öğütülmüş kireç katkısı ile hazırlanan SGL grubu zemin numuneleri öğütülmemiş kireç katkısı ile hazırlanan SL grubu zemin numunelerine oranla daha durabil bir davranış göstermişlerdir. Deneylerden elde edilen veriler ışığında, kirecin inceltilmesinin dayanım ve durabilite davranışı üzerinde doğrudan olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.

Sefa Kocabey
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
20
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ilindeki sera ve konutların güneş enerjisinden doğrudan en uygun şekilde faydalanabilmeleri için optimum şekillerinin ve oryantasyonlarının belirlenmesi

Bu tez çalışması Bayburt İli iklimsel ve meteorolojik koşulları altında bulunan sera ve konut binalarının güneş enerjisinden faydalanma oranları üzerine yapılmış bir araştırmadır. Çalışma kapsamında Bayburt sınırları içinde tesis edilecek seraların ve konut binalarının güneş enerjisinden en iyi şekilde faydalanması için en uygun yön şekil ve ölçülerin belirlenebileceği sayısal bir modelleme çalışması yapılmıştır. Oluşturulan modelleme belirli boyut ve şekillerdeki örnek seralar ve binalar için çalıştırılıp bazı sonuçlar elde edilmiş olsa da istenildiğinde farklı şekil ve boyutlardaki yapılar içinde kullanılabilmekte ve en uygun yön ve konum tayini yapılabilmektedir.Seralar için yapılan güneş enerjisi analizinde, bir yıl Bayburt İlinde seracılığın yapıldığı ve yapılmadığı dönemler olmak üzere dört farklı döneme ayrılmıştır. Bayburt'un bulunduğu konum ve iklimsel yapı dikkate alındığında; ilde kış mevsimi çok soğuk geçtiği için seracılığın kış sezonunda uygulanmasının mümkün olmadığı, yaz mevsiminde ise sera kullanımına gerek duyulmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle çalışma kapsamında benzeri diğer çalışmalardan farklı olarak seracılık dönemi için ilkbahar (1Nisan-15 Haziran) ve sonbahar (16 Ağustos-10 Kasım) olarak iki farklı dönem belirlenmiştir. İlgili değerlendirmeler, seranın bu iki dönemin tamamında kümülatif olarak en fazla ışınımı alacak şekil ve oryantasyonda olması gerektiği düşünülerek yapılmıştır.Yapılan modelleme düz sera, eğik çatılı sera, asma çatılı sera, yay çatılı sera ve eliptik sera tiplerinin yedi farklı taban alanına sahip olması durumları için çalıştırılmış ve sonuçlar elde edilmiştir. Temel parametreler ise sera azimut açısı, sera boyunun sera enine oranı ve seranın aldığı toplam dönemlik ışınım olarak belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise seralar için yapılan analizlerin aynısı farklı kat ve daire sayısına sahip yedi farklı konut binası için seracılık dönemleri yerine mevsimler baz alınarak yapılmıştır.

Güneş enerjisi
Erol Şahin
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kan basıncının damarlarda yarattığı deformasyon ve gerilmeler

Bu çalışmada, damarlardaki kan basıncının damarlarda yarattığı deformasyonlar ve gerilmeler incelenmiştir. Modellenen sistem ile damarlara, kalbin kasılması (sistolik) ve gevşemesi (diastolik) esnasında meydana gelen basınç değerleri yük olarak kullanılır. Bu basınç altında damarlarda meydana gelen radyal ve teğetsel gerilmeler incelenmiştir. Ayrıca sistolik kan basıncı değişken alınarak damarlarda meydana gelen radyal yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Analizde kullanılan damar yapısı "Aort" damarı esas alınmıştır. Aort damarının lineer elastik olarak davrandığı kabul edilmiştir. Analizler sonucunda, Aort damarındaki kan basıncı altında damar yapısında meydana gelen gerilmeler ve deformasyonlar değerlendirilmiştir.

Basınç gerilmesiKan damarları
Özgen İrteş
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
10
Master'sOpen AccessTR

Sönmüş kireç ve çimento harçlarının mekanik özelliklerinin toz haline getirilmiş Bayburt taşları ve zeolit ile iyileştirilmesi

Bu tez çalışması yığma yapılarda kullanılan kireç ve çimento harçlarının daha sağlıklı ve doğru şekilde kullanılabilmesi için kireç ve çimento harçlarının taze ve sertleşmiş özelliklerinin zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşlarıyla manipüle edilebilirliği üzerine yapılmış bir çalışmadır. Çalışma kapsamında yığma yapılardaki kireç ve çimento harçlarından kaynaklanan bazı hasarlar ve yapım anında veya sonrasında çimento ve kireç harçlarının bazı dezavantajları ortaya konduktan sonra zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşlarıyla harçları manipüle ederek ortaya konan sorunların çözümü aranmıştır. Çalışmada Manisa/Gördes'ten elde edilmiş zeolit ve Bayburt ilinden temin edilen Bayburt Sarı, Bayburt Beyaz, Bayburt Yeşil taşları kullanılmıştır. Bayburt taşlarının puzolanik özellik gösterebilmesi ve zeolit ürünü ile kıyaslanabilmesi için benzer granülometri eğrileri elde edilmiştir. Deney için karışım tasarımı standartlara bağlı kalarak oluşturulmuş ve her ikame malzemesi için %2,5, 5, %10, %20, %30, %40 ve %50 oranlarında katkının yapılması uygun bulunmuştur. Her yüzdelik katkı oranı için 6 küp ve üç kiriş numune dökülmüştür. Çimento harçları için 14. gün, 21. gün ve 28. günlerde kireç harçları için 28. gün, 56. gün ve 91. günlerde basınç ve eğilme dayanımı testi uygulanmıştır. Diğer deneyler harçlar taze halde iken uygulanmıştır. Elde edinilen sonuçlar incelendiğinde kireç ve çimento harçları özelliklerinin zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşları ile manipüle edilebilirliği ortaya çıkmıştır ve tezin başında ortaya konan problemlere ışık tutmuştur. Sonuçlara göre zeolite ve Bayburt taşları katkısı ile kirecin harcının basınç dayanımının %60 oranlarına kadar arttığı, su iletme kapasitesinin 4 kat arttığı, su iletme süresinin ise 4 kat azaldığı, priz süresinin %40'lara varan oranlarda iyileştirilebildiği ve kıvamın manipüle edilebilirliği görülmüştür. Zeolite ve Bayburt taşları katkıları ile çimento harcının kontrol numuneye göre basınç dayanımının %65'ler oranında azaldığı, prizlenme süresi ve kıvam değerlerinin ise zeolite ve Bayburt taşları ile manipüle edilebilirliği görülmüştür.

Yavuz Selim Hatipoğlu
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı inceliklerdeki mineral katkılı çimentoların bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada 63 ve 125 µm incelikte puzolanik özellikli, öğütülmüş Bayburt Taşı (BT) ile Yatağan Termik santral Taban külü (TK) CEM I tip çimentoda % 0, 10, 20 ve % 30 oranlarında ikame edilerek kullanılmıştır. Çalışmanın amacı farklı inceliklere sahip mineral katkıların, kompoze çimentoların fiziksel ve mekanik özelliklerine etkilerini araştırmaktır. İlaveten üretilen kompoze çimentoların kimyasal katkı uyumları da çalışmada konu alınmıştır. Bu kapsamda farklı iki firmanın aynı tip akışkanlaştırıcıları, üretilen kompoze çimentolu hamur ve harçlarda denenmiş; fiziksel, mekanik ve reolojik etkilerinden bazıları incelenmiştir. Bu amaçla TS EN 196-3'e göre çimento hamurları üzerinde standart kıvam, priz başlangıcı- bitişi süreleri ve hacim genleşme deneyleri ile TS EN 196-1'e göre çimento harçları üzerinde basınç mukavemeti, ASTM C 230'a göre yayılma verileri elde edilmiştir. Mekanik mukavemetler için harçlar 28 gün standart kürde bekletildikten sonra 2, 7 ve 28 günlerde basınç dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, mineral katkıların dane boyutuna bağlı özgül yüzey alanındaki değişiklikler, harçların fiziksel, mekanik ve reolojik özelliklerinde önemli farklılıklar oluşturmaktadır. İlaveten farklı firmalara ait aynı yapıdaki kimyasal katkılar harç ve hamur davranışlarında benzer ama farklı etkiler göstermiştir. Çimento hamurunda BT ve TK ikamesi arttıkça standart kıvam ve priz bitişi süreleri artmıştır. %10-20 oranlarında BT ve TK kullanılan katkılı çimentolar 28 gün kürleme süresi sonunda kıyaslanabilir sonuçlar vermişlerdir. Çimento yüzey alanının artması ile katkılı çimentoların basınç dayanımı artmıştır. Ayrıca Portland çimentosunun mineral katkılarla yer değiştirmesi, çimento hamurunun hacim genleşmesinde kayda değer bir değişiklik oluşturmamıştır. Anahtar sözcükler: çimento / harç / hamur / Bayburt taşı / Taban külü / kimyasal katkılar / incelik

Duygu Tekin
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kendiliğinden yerleşen betonlarda çimento, mineral katkı ve agrega cinsinin taze ve sertleşmiş beton özelliklerine etkisi

Bu tez çalışmasında Kendiliğinden Yerleşen Betonlar (KYB) üzerinde 2 farklı kökene sahip agrega, 3 tip çimento ve 2 farklı mineral katkının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, 12 grup KYB üretimi yapılmıştır. KYB'lerde iri agrega olarak bazalt veya kireçtaşı, ince agrega olarak doğal kum kullanılmıştır. Karışım granülometrileri her bir agrega için aynı tutulmuştur. Her bir agrega grubu ile yapılan KYB üretimlerinde CEM I 42,5 R, CEM II/B-M (L-W) 42,5 R, CEM III A 42,5 N çimentoları kullanılmıştır. Karışım tasarımlarında C55/67 hedef dayanımı temel alınmıştır. Kireçtaşı agregası kullanılarak üretilen KYB'lerin birinci grubunda çimento dozajı 550 kg/m³ ve hiper akışkanlaştırıcı %1 oranında sabit tutularak, yayılma en az 60 cm hedeflenmiştir. İkinci grup karışımlarda toplam bağlayıcı malzeme miktarı 350 kg/m³çimento ve 200 kg/m³ uçucu kül (UK) olarak düzenlenmiştir. Üçüncü grup karışımlarda ise UK yerine öğütülmüş yüksek fırın cürufu (ÖYFC) kullanılmıştır. Son karışımda ise 350 kg/m³ çimento yanında 100 kg/m³ UK ve 100 kg/m³ ÖYFC yer almıştır. Her bir grup KYB üretiminde 9'ar adet 100/200 mm boyutlu silindir, 2'şer adet 150x150x150 mm boyutlu küp numune üretilmiştir. Numuneler sıcaklığı 20±2C olan kür havuzunda muhafaza edilmiştir. KYB üzerinde taze beton deneyleri olarak yayılma, sıcaklık ve ölçümleri, pH, birim hacim ağırlık, hava miktarı, T50 ve priz süresi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sertleşmiş beton deneyleri olarak 7, 28 ve 90 günlük basınç dayanımı ile 28. günde basınçlı su emme ve klorür geçirimliliği deneyleri yapılmıştır. Sonuç olarak taze beton üretimlerinde priz başlama-bitiş sürelerinin ve pH artışının kireçtaşı kullanılarak üretilen KYB'lerde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Sertleşmiş beton üzerinde yapılan basınçlı su emme ve klorür geçirimliliği deneylerinde bazalt agregaları ile üretilen KYB'lerin kireçtaşı ile üretilen KYB'lera göre daha geçirimsiz olduğu görülmüştür. Ayrıca bazalt agregaları ile üretilen KYB'lerde 28 günde elde edilen dayanım değerlerine, kireçtaşı ile üretilen KYB'lerde ancak 90 günde ulaşıldığı gözlenmiştir.

Kendiliğinden yerleşen betonlarYapı malzemeleri
Çağlar Şaşmaz
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Erzincan tulum peynirinden laktik asit bakterilerinin (LAB) izolasyonu, moleküler metotlarla tanımlanması ve ekzopolisakkarit (EPS) üretim potansiyellerinin genetik olarak belirlenmesi

Geleneksel fermente ürünlerin üretimde rol alan Laktik Asit Bakterileri (LAB)'nin endüstriyel anlamda starter olarak kullanılabilmeleri o ürünün tat, yapı, aroma gibi özelliklerini oluşturan biyokimyasal faaliyetlerindeki çeşitliliğe ve ilgili metabolitleri üretme yeteneklerine bağlıdır. LAB türlerinin fermantasyon sırasında in situ olarak ekzopolisakkaritleri (EPS) üretmeleri hem ürünün fizikokimyasal niteliklerinde önemli gelişimlere neden olur hem de üreten türün çevresiyle etkileşimi çerçevesinde fonksiyonel sonuçlar oluşturabilir. Bu bağlamda bu tezin amacı Erzincan Tulum peynirinden EPS üreticisi starter olabilecek LAB türlerini izole etmek, bu türlerde homopolimerik ve heteropolimerik eps genlerini açığa çıkarmak ve bu türlerin ürettikleri EPS'i karakterize etmektir. Bu tez kapsamında tulum peyniri örnekleri Erzincan ili merkezi ve köylerinden toplanmış ve LAB türleri izole edilerek tanımlanmıştır. Tulum peyniri örneklerinden Lactobacillus plantarum, Lactobacillus paracasei, Lactobacillus brevis, Weissella paramesenteroides, Lactococcus garvieae ve Lactobacillus crustorum suşları izole edilmiş ve bu türlerde eps genlerinin PCR ile tespiti tulum peyniri izolatlarının türlere göre değişmekle birlikte homopolimerik gtf geni ve heteropolimerik EPS genlerini taşıdığı gösterilmiştir. Yapılan EPS üretim testleri bu türlerde EPS üretim miktarının birbirine yakın olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca seçilen bu türlerin EPS üretim kabiliyetlerinin farklı besiyeri ortamında değiştiği görülmüştür. Tulum peyniri izolatlarının ürettiği şeker gruplarının ortaya konması açısından türler pastörize süt ve %3 laktozlu MRS broth da geliştirilmiş ve EPS izolasyonu gerçekleştirilmiştir. HPLC analizi tulum peyniri izolatlarının sadece glukoz içeren EPS ürettiklerini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar geleneksel olarak üretilen Erzincan Tulum peyniri üretiminde rol alan türler açısından EPS üretiminin önemini ortaya koymaktadır.

Hümeyra İspirli
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ekşi hamur kaynaklı bazı laktik asit bakterilerinin teknofonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada ülkemizin en önemli fermente ürünlerinden biri olan geleneksel yollarla üretilen ekşi hamur örneklerinden izole edilip tanımlanmış LAB türlerinin teknofonksiyonel ve probiyotik özellikleri çerçevesinde çeşitli nitelikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu türlerin EPS üretimi noktasında gerçekleştirilen testler, bütün türlerin sükrozun C kaynağı olduğu koşullar altında glukozdan oluşan homopolimerik glukan üretebildiklerini göstermiştir. LAB türleri ile yapılan glukansükraz aktivite testleri türlerin glukansükraz aktivitesinin önemli ölçüde farklılık arz ettiğini ve bu aktivitenin hücrenin farklı kısımlarında önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir. Bu türlerin kontrollü şartlarda küflendirilmiş ekmekten izole edilmiş küflere karşı gösterdikleri antifungal aktivite türler arasında farklılık arz etse de bu türlerin önemli oranda antifungal aktivite gösterebildikleri ortaya konmuştur. Bu türlerin çeşitli gıda kaynaklı patojenlere gösterdikleri antimikrobiyal aktivite test edilmiş ve türlerin farklı oranlarda antimikrobiyal aktivitede olabilecekleri gösterilmiştir. Bu türlerin probiyotik potansiyellerinin belirlenmesi noktasında ise antibiyotik hassasiyetlerinin belirlenmesi, farklı çözgenlere hidrofobisite yetenekleri, düşük pH ve safra tuzlarına karşı dirençleri belirlenmiştir. Analiz sonuçları test edilen LAB türlerinin önemli bir kısmının düşük pH ve safra tuzu içeren MRS ortamında canlılığını koruduğunu göstermiştir. Öte yandan antibiyotik dirençlerinde kültürler arasında belirgin farklılıklar gözlenmiştir. Benzer olarak bu türlerin farklı seviyelerde hidrofobisite yeteneklerinin olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak bu çalışma ile ekşi hamur bazlı LAB türlerinin teknofonksiyonel özellikleri ve probiyotik potansiyelleri ortaya konmuştur.

Fatma Nur Demirbaş
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı inceliklere sahip mermer ve Bayburt taşı atıklarının lif donatılı geopolimer bağlayıcılı sistemlerde kullanılması

Türkiye doğal taş bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Birçok ilimizde endüstriyelleşmiş ya da endüstriyelleşmekte olan doğaltaş üretimi ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Ocak ve atölye işletmeciliği ile yapılan doğaltaş üretimlerinde yaklaşık %30-70 oranında atık ürün oluşturmaktadır. Bu atıkların bir kısmı inşaat sektörü başta olmak üzere birçok alanda değerlendirilmektedir. Ancak çoğunluğu atık sahalarında depolanmaktadır. Bu atık sahalarından rüzgâr ve yağmur erozyonu ile taşınan partiküller tarım arazilerini kirletmekte, içme sularını tahrip etmekte ve tozlaşma sonucunda doğa kirliliği oluşturmaktadır. Bayburt Taşı (BT) orijin olarak tüf/tüfit yapılı taş grubundadır. Kimyasal olarak yüksek oranda silis içermekte ve bu silissi yapı genel olarak zeolit minerallerinden meydana gelmektedir. Bayburt ilindeki rezervin yaklaşık miktarının 180 milyon metreküp olduğu MTA tarafından yapılan araştırmalarda belirtilmiştir. BT genel olarak dış duvar kaplaması, denizlik ve yüzey kaplamalarının yanı sıra çeşitli restorasyon işlerinde, köprü, cami ve çeşme gibi imalatlarda kullanılmaktadır. BT'nin ocak işletmeciliğinde modern yöntemlere geçilememesi sebebiyle %70'e varan verim kayıpları oluşmaktadır. Bu verim kaybı atık oranını artırarak tarım arazilerini ve havayı kirleterek çevre problemlerine sebep olmaktadır. BT üretimindeki atıklar depolama sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında, yapı malzemesi biliminin son zamanlarda ilgi gören konularından, sürdürülebilirlik ve enerji tasarrufu sağlayan malzemelerden biri olan geopolimer malzeme üretilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada NaOH yapılı bir alkali aktivatör kullanılmış olup BT atıklarından yüksek dayanımlı kompozit yapı malzemesi üretilmesi planlanmıştır. Deneysel çalışmalarda Bayburt bölgesinde bulunan, farklı oranlarda mermer atıkları (MA) ile BT kullanılarak NaOH ile aktive edilmiş geopolimer kompozit malzemeler üretilmiştir. Çalışma üç aşamada tamamlanmıştır. BT ve MA 125 mikron ve 10 mikron olmak üzere iki incelikte öğütülmüştür. Ardından öğütülen malzemeler farklı oranlarda polipropilen mikro lifli ve lifsiz halde karıştırılarak 10 mol derişime sahip NaOH çözeltisiyle birlikte hamur haline getirildikten sonra kalıplara yerleştirilmiş ve 90 gün boyunca laboratuvar ortamında bekletilmiştir. Son olarak elde edilen sertleşmiş numuneler üzerinde 7, 28 ve 90 gün yaşlarında basınç dayanımı, eğilme dayanımı, birim hacim ağırlık, su emme, kapiler su emme, aşınma direnci ısıl iletkenlik ve yüksek sıcaklığın dayanım üzerindeki etkileri test edilmiştir. Ayrıca numuneler üzerinde civa püskürtmeli porozimetre (MIP), x-ışını oksidal spektrum analizi(XRF), x-ışını kırınımı yöntemi (XRD) ve taramalı elektron mikroskobuyla (SEM) mikro yapı görüntüleme analizleri de gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda %60 BT kullanımında 90 günde herhangi bir presleme işlemi yapılmaksızın lifsiz kompozitlerde yaklaşık 34 MPa, lifli kompozitlerde 39 MPa basınç dayanımına ulaşılmıştır. Görünür porozite değerleri yaklaşık % 25-45 oranlarında olan geopolimer kompozit malzemenin genel olarak su direncinin zayıf olduğu belirlenmiştir.

Doğal zeolitEndüstriyel atıklarKatı atıklar+3
Nurullah Öksüzer
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Research of tarragon plant (Artemisia dracunculus) that is grown in Bayburt area which is dried by various methods in terms of functional traits and vegetable oil stability effect

In this study, it was aimed to research the effect of drying methods of Tarragon (Artemisia dracunculus) plant which is grown in Bayburt province on the bioactive properties of the plant and the effect of extracts obtained from this plant on the stability of vegetable oils. The harvested plant samples have been dried by 4 different methods being at ambient temperature, with microwave, drying oven and infrared and the harvested leaf and stems were extracted by separating from each other by using 3 different solvents (methanol; water, acetone; water, ethanol; water) of % 80. Total phenolic compounds, DPPH radical scavenging and colour analyses were conducted on the extracts. It was determined that plant drying methods and solvents used were effective and the highest values were found at the leaf section of the plant upon these analyses. The samples which were dried under microwave conditions were determined to show higher phenolic compound and DPPH radical scavenging activity. The oven test which is among the accelerated oxidative stability determination methods was applied in order to examine the effect of tarragon extracts on the oxidative stability of the vegetable liquid oils and peroxide values of the samples added in to oil were examined. For this purpose, the extracts which were extracted using 3 different solvents were added to the refined canola oil at 500, 1000 and 2000 ppm concentrations and then the peroxide values of the oils were measured by storing at 60 ºC. The results obtained indicate that the method of drying is effective on the bioactive properties of Tarragon extracts and that Tarragon extracts may be usable as natural antioxidant source for the purpose of preventing the vegetable liquid oils.

Tuğba Hamurcu
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00