Bingol University
Discipline

Arı ve Arı Ürünleri Anabilim Dalı

Bingol University

31

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

31 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bingöl yöresi arı işletmelerinde (Apis mellifera L.) nosema hastalığının araştırılması

Bu araştırmada Bingöl ili arı işletmelerinde Nosema hastalığı yaygınlığının belirlenmesi amaçlandı. Araştırmada Bingöl merkez ve diğer ilçelerde arıcılık yapan 123 adet arı işletmesi ziyaret edilerek toplam 1245 adet arı örneği toplandı. Alınan örneklerin laboratuvar incelemeleri sonrası işletmelerden 26 (%21,13)'sı ve örneklerden 98 (%7,87)'i Nosema hastalığı yönünden pozitif bulundu. Araştırmada işletme bazında hastalık oranı en yüksek oranda merkez ilçedeki işletmelerde %24,52 görülürken en düşük oranın ise Karlıova ilçesindeki işletmelerde %13,33 tespit edildi. İşletmelerden alınan ve incelenen örneklerden ise en yüksek oranın merkez ilçede %15,11 tespit edilirken en düşük oranın ise Karlıova %2,80 ve Yayladere %2,85 ilçelerinde saptandı.

Zeynep Ayan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ili bal arılarında (Apis mellifera L.) siyah kraliçe hücre virüsü, tulumsu yavru çürüklüğü virüsü ve akut arı felç virüsü'nün yaygınlığını RT-PCR yöntemi ile belirlenmesi ve tespit edilen izolatların moleküler karakterizasyonu

Yürütülen bu çalışmada Bingöl ili Bal arılarındaki Siyah Kraliçe Hücre Virüsü (BQCV), Tulumsu Yavru Çürüklüğü Virüsü (SBV) ve Akut Arı Felci Virüsü (ABPV) infeksiyonları ve yaygınlıkları her virüse özgü primerler kullanılarak RT-PCR metodu ile araştırılmıştır. Buna göre 128 farklı arılıktan rastgele şekilde toplam 384 canlı işçi arı örneği toplanmış ve laboratuvara getirilmiştir. Araştırması yapılan virüslerden SBV virüsü 128 arılıktan 9'inde %7,03 infeksiyon oranıyla belirlenirken BQCV virüsü ise 128 arılıktan 15'inde %11,7 infeksiyon oranıyla belirlenmiş, ABPV ise belirlenememiştir. Moleküler teşhis çalışmasında aynı zamanda bir örnekte %0,78 oranında ikili infeksiyon da tespit edilmiştir. Tespiti yapılan her bir virüsten rastgele seçilen bir izolatın kısmi poliprotein gen bölgesi moleküler olarak pGEM T-Easy vektörüne Klonlandı ve nükleotit dizi sırası ortaya çıkarıldı. SBV için 342 nükleotitlik iki dizi ve BQCV için 700 nükleotit içeren bir dizi sırasıyla MZ357971, MZ357972 ve MZ357974 erişim numaraları ile gen bankasına (NCBI) kaydedilmiştir. Her iki viral genoma ait dizilerin filogenetik ilişkisi gen bankasında yer alan dünya çapındaki diğer izolatlar kullanılarak araştırılmıştır. BQCV- Bingöl izolatı (MZ357974) %96,58 oranında en yüksek nükleotit benzerliği ile Brezilya izolatına, en düşük %75,71 oranda ise İsveç izolatı (KY363519) ile benzerlik gösterdiği saptanmıştır. SBV-Bingöl dizileri ise (MZ357971 ve MZ357972) kendi arasında %100 oranında benzerlik göstermiş olup, her iki dizinin nükleotit benzerliği diğer izolatlar ile %85,96-%92,98 arasında değişmiştir. Ayrıca yapılan filogenetik analizler, her iki izolatın en fazla Türkiye (MH251274) izolatı ile en az ise Çin (JX679488) izolatı ile filogenetik yakınlık içerisinde olduğunu ortaya çıkardı. Bu çalışmada tespiti yapılan SBV ve BQCV virüslerinin varlığı Bingöl ili için ilk kayıt niteliğindedir.

Arıcılık
Zeynelabidin Kurt
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ilinde elde edilen ham ve liyofilize apilarnilin biyoaktif özelliklerinin belirlenmesi

Yaptığımız bu çalışmada, arıcılık sektöründe önemli bir yeri olan Bingöl ilinin Genç, Adaklı, Solhan, Merkez (metan) ve Merkez (meğmir) ilçelerinde tespit edilen farklı arılıklardan toplanan ham ve liyofilize apilarnil örneklerinin biyoaktif özellikleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede GC-MS, HPLC ve Dumas protein analizi teknikleri kullanılarak ham ve liyofilize apilarnil örneklerinin yağ asitleri ve türevleri, kül oranları, pH tayini, protein analizi, ham yağ tayini, şeker, nem ve kuru madde oranları incelenmiştir. Yaptığımız bu çalışma sonucunda Bingöl ham apilarnilinin pH 6,50, kül tayini %1,09, ham yağ tayini %2,22, nem %71,22 ve kuru madde %28,78, protein 13,74±0,40 olarak hesaplanmıştır. Liyofilize apilarnillerde ise pH 6,53, kül tayini %3,27, ham yağ tayini %22,68, nem değeri %0,01-0,04, protein %34,01±0,52 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulguların özellikle Bingöl ve Türkiye apilarnillinin standardizasyonun oluşturulmasına aynı zamanda apilarnilin biyoaktif özellikleri belirlenmesi ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı amaçlanmıştır.

Arıcılık
Sinan Erdem
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruca Köyü (Bingöl) ile Bingöl arasındaki sahanın florası

Bu çalışma, Kuruca Köyü (Bingöl-Merkez) ile Bingöl Arasındaki Sahanın Florasını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma alanı, B8 karesi içinde yer alıp İran-Turan Fitocoğrafik bölgesindedir. 2019-2021 yıllarında çalışma alanından 817 bitki örneği toplandı. Alandan toplanan bitki örneklerinin teşhisleri neticesinde 77 familya ve 314 cinse ait 429 takson saptandı. 25 taksonun endemik olduğu tespit edildi ve endemizm oranı %5,8 olarak belirlendi. Taksonların bitki coğrafyası bölgelerine göre dağılımı şöyledir: Çok bölgeliler; 208 (%48,48), İran-Turan; 149 (%34,73), Bilinmeyenler; 35 (%8,15), Avrupa-Sibirya; 24 (%5,59), Akdeniz; 13 (%3,03). Çalışma alanındaki takson sayısı ve oranları bakımından en zengin ilk 8 familya sırasıyla şöyledir; Asteraceae (53 - %12,35), Fabaceae (44 - %10,25), Brassicaceae (41 - %9,56), Lamiaceae (30 - %7,00), Poaceae (25 - %5,83), Caryophyllaceae (22 - %5,13), Apiaceae (21 - %4,89), Liliaceaea (19 - %4,42). Takson sayısı bakımından en zengin 8 cins ve oranları ise sırasıyla şunlardır: Astragalus (8 - %1,86), Centaurea (7 - %1,63) , Alyssum (7 - %1,63), Salvia (6 - %1,40), Trifolium (6 - %1,40), Allium (6 - %1,40), Silene (5 - %1,17), Vicia (5 - %1,17).

Nagihan Gülay Demirol
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl iline özgü bazı balların glisemik indeks değerlerinin saptanması

Bu çalışma ile Adaklı, Yedisu, Genç, Solhan, Yayladere, Kiğı, Karlıova ve Bingöl Merkez olmak üzere Bingöl'ün ilçelerinden toplanan sekiz adet bal örneğinin glisemik indeks (Gİ) değerlerinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2020 yılı hasat döneminde toplanan bal numunelerinin melissopalinolojik, nem, HMF, diastaz, prolin, şeker içeriği ve Gİ değerleri tespit edilmiştir, Melissopalinolojik analizler sonucunda, bal örneklerinde toplam 31 bitki familyası ve 74 adet bitki taksonuna ait polen saptanmış olup, 1 adet bal örneği monofloral Verbascum sp., diğer bal örnekleri multifloral çiçek balı olarak belirlenmiştir. Bal örneklerinin, nem, prolin, diastaz, HMF parametreleri sırası ile (% 13,7 – 16,4), (357,3 – 1025,8) mg/kg, (7,5 – 19,2), (4,7 – 21,8) mg/kg arasında değişmektedir. Bal örneklerinin şeker içeriği yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile tespit edilmiş olup, glikoz, fruktoz, sakkaroz, turanoz, maltoz, erloz, izomaltoz değerleri (%29,3 – 32,9), (%36,8 – 41,2), (%0,00-1,53), (%1.22-2,05), (%2,17 – 3,15), (%0,82-3,58), (%0,45 – 0,85) değer aralığında saptanmıştır. Bal örneklerinde trehaloz, melezitoz ve maltotrioza rastlanılmamıştır. Bal örneklerinin Gİ değerlerini belirlemek için yaşları 29,10 ± 2,99 yıl, ağırlıkları 70,76 ± 7,68 kg, boyları 174,70 ± 5,41 cm, beden kütle indeksleri 23,13 ± 1,65 olan 10 erkek ve yaşları 28,80 ± 2,78 yıl, ağırlıkları 59,63 ± 5,35 kg, boyları 164,20 ± 4,63 cm, beden kütle indeksleri 22,11 ± 1,69 olan 10 kadın gönüllü çalışmaya dahil edilmiş olup, 12 saat açlık sonrası kan şekerleri kapiller olarak ölçülmüş, sonrasında referans besin (glikoz) ve bal örneklerini tüketmişlerdir. Bunu takiben 15, 30, 45, 60, 90 ve 120' nci dakikalarda gönüllülerin kapiller kan şekerleri ölçülmüştür. Bu çalışma sonucunda bal örneklerinin, Gİ değerleri, sırasıyla (41,2 ± 18,0), (46,1 ± 31,1), (51,1 ± 30,5), (54,3 ± 17,7), (57,3 ± 37,1), (60,9 ± 30,6), (62,4 ± 27,1), (72,3 ± 28,6) olarak bulunmuştur. 8 bal örneğinin 4'ü düşük Gİ, 3'ü orta Gİ ve 1'i yüksek Gİ sınıfına girmektedir. İstatistiksel analizler sonucunda bal örneklerinin Gİ değerleri ve şeker, nem, prolin, diastaz, HMF değerleri arasında anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır (p>0,05).

Emrah Elmas
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl ili bal arılarında kronik arı felci virüsü ve deformekanat virüsünün araştırılması ve tespit edilen izolatların moleküler karakterizasyonları

Bu çalışmada, Bingöl ili bal arılarındaki Deforme Kanat Virüsü (DWV) ve Kronik Arı Felç Virüsü (CBPV) infeksiyonları ve yaygınlıkları her virüse özgü primerler kullanılarak RT-PCR metodu ile test edilmiştir. Survey çalışmalarında, 128 farklı arılıktan rastgele toplanan 384 canlı işçi arı örneği laboratuvara getirilmiştir. Araştırması yapılan virüslerden DWV virüsü 128 arılıktan 28'inde %21,87 infeksiyon oranıyla belirlenirken CBPV virüsü ise tespit edilememiştir. Tespit edilen DWV virüsleri arasından rastgele seçilen bir izolatın kısmi kılıf protein gen bölgesi moleküler olarak pGEM T-Easy vektörüne klonlanmış ve nükleotit dizi sırası ortaya çıkarılmıştır. DWV virüsü için 702 nükleotit içeren nükleotit dizi, MZ357973 erişim numarası ile gen bankasına (NCBI) kaydedilmiştir. DWV genoma ait dizinin filogenetik ilişkisi gen bankasında yer alan dünya çapındaki diğer aynı izolatlar kullanılarak karşılaştırılmıştır. DWV- Bingöl izolatı (MZ357973) %98,45 oranında en yüksek nükleotit benzerliği ile Türkiye izolatına (MW962982) ve en düşük %77,22 oranda ise İtalya izolatı (MT747987) ile benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Bu çalışmada tespiti yapılan DWV virüsünün varlığı Bingöl ili açısından ilk rapor niteliğindedir.

Adnan Balkaya
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl merkezden toplanan bazı arı polenlerinin botanik orjinlerinin ve farklı çözücülerde elde edilen ekstraktların antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi

Arı poleni, içeriğinde bazı biyoaktif primer ve sekonder bileşenler bulunması dolayısıyla gıda ve sağlık alanında kullanılabilme potansiyeli yüksek doğal bir arıcılık ürünüdür. Arı poleni, elde edildiği bölge ve botanik çeşitliliğine göre farklı özellikler göstermektedir. Bu çalışmada, Bingöl Merkez'den aralarında belirli bir mesafe bulunan arılıklardan toplanan 5 arı poleninin; I) mikroskobik analizleri gerçekleştirildi, II) farklı çözücü ve konsantrasyonları kullanılarak, ultrasonik destekli ekstraksiyon yöntemiyle ekstrakte edildi, III) elde edilen ekstrakların, verimliliği, IV) toplam fenolik asit ve flavonoid miktarları, V) ve antioksidan kapasite değerleri hesaplandı. Elde edilen veriler ışığında; I) her bir arı poleni örneğinde farklı oranlarda bulunmak üzere Asteraceae, Fabaceae, Rosaceae familyaları ve Plantago lanceolata, Trifolium sp., Salix sp., Ranunculus sp., Achillea sp., Hypericum sp., Rumex sp., Sanguisorba sp., Pyrus sp., Juglans regia ve Carex sp. taksonlarının yoğunlukta olduğu, II) Arı polenleri ile kullanılan çözücüler ve çözücü konsantrasyonları arasında ortalama en yüksek miktarda ekstrakt eldesi %25 EtOH ile ekstraksiyonda, en düşük miktarlarda ekstrakt eldesi %100 EtOH ile ekstraksiyonda, III) ortalama en yüksek miktarda fenolik eldesi %50 EtOH ile ekstraksiyonda, en düşük miktarda fenolik asit eldesi dH2O ile ekstraksiyonda, ortalama en yüksek miktarda flavonoid eldesi %100 MeOH ile ekstraksiyonda, en düşük miktarda flavonoid eldesi dH2O ile ekstraksiyonda, IV) ortalama en yüksek DPPH antioksidan kapasite değeri %100 MeOH ile ekstraksiyonda, en düşük DPPH antioksidan kapasite değeri dH2O ile ekstraksiyonda, en yüksek ABTS antioksidan kapasite değeri %50 EtOH ile ekstraksiyonda, en düşük ABTS antioksidan kapasite değeri %100 EtOH ile ekstraksiyonda elde edilmiştir. Sonuç olarak, aynı bölge içerisinde görece farklı uzaklıklarda bulunan arı polenlerinin farklı botanik çeşitliğe sahip olduğu tespit edilmiş ve bu çeşitlilik fenolik asit ve flavonoid miktarı ile antioksidan kapasite değerlerini etkilediğini göstermiştir.

AsitlerFenolik maddelerFlavonoidler+3
Piroz Düzdaban
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl-Solhan bölgesi polenlerinin özellikleri ve bakır malzemelerin korunmasında kullanımları

Bu çalışmada, bakır metalinin deniz suyunu temsilen %3,5 NaCl çözeltisindeki korozyonuna polenin inhibisyon etkisi incelenmiştir. Bu koruma yöntemi ile elde edilen bulgular son zamanlarda yaygın bir şekilde uygulanmaya başlanan aynı maddenin kendi kendine biriken tek tabakalı film (Polen-SAM) uygulama tekniği ile kıyaslanmış ve gerçek uygulamada hangi yöntemin kullanılabileceği önerilmiştir. İnhibitör çalışmasında Bingöl - Solhan bölgesinden toplanan polenin farklı derişimlerin de (2000, 1000, 500, 250 ve 100 ppm) bakırın korozyon davranışı elektrokimyasal impedans spektroskopisi, lineer polarizasyon direnci, akım-potansiyel eğrileri, açık devre potansiyelinin zamanla değişimi gibi elektrokimyasal teknikler ile belirlenmiştir. İnhibitörlü ve inhibitörsüz ortamlar ile muamele edilmiş bakır yüzeyi taramalı elektron mikroskobunda, atomik kuvvet mikroskopisi, enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi ile incelenmiştir. Metal yüzeyinde oluşan filmin yapısı ve oluşum mekanizması Fourier transform infrared spektroskopisi ile incelenmiştir. Metal yüzeyinde oluşan inhibitör filminin elektrokimyasal kararlılığı kronoamperometri ve dönüşümlü voltametri teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İnhibitör yönteminin SAM film uygulama yöntemi ile kıyaslaması için Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından finanse edilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından koordine edilen Üniversitelerin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı kapsamında, BÜBAP tarafından desteklenen PİKOM-Arı. 2018.006 No'lu projede aynı yöntemler uygulanarak aynı koşullarda Solhan Polen-SAM için elde edilen veriler kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, Bingöl - Solhan bölgesinden toplanan polenin hem inhibitör olarak hem de SAM filmi olarak bakırın %3,5 NaCl ortamındaki korozyon hızını yavaşlattığını ve iki yöntemin de gerçek uygulamalarda güvenle kullanılabileceğini göstermiştir. İnhibitör uygulamasında koruma etkinliğinin derişime bağlı olduğu ve derişimin artması ile korumanın da arttığı belirlenmiştir. Her iki yöntemde de yüzeydeki film termal ve elektrokimyasal olarak son derece kararlı olup pratik uygulamalarda önemli avantajlar sağlamaktadır. SAM film uygulamasında daha yüksek inhibisyon sağlanmakla birlikte inhibitör uygulamasının pratik olması da avantaj olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Polen, kendi kendine oluşan tek tabakalı filmler, korozyon, inhibitör, bakır

BakırKorozyonPolenler+1
Handan Yüksel
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bingöl arı sütünün gıdalarda fonksiyonel bir bileşen olarak kullanılması, antimikrobiyal aktivitesi ve siklofosfamit ile indüklenmiş SH-SY5Y hücre hattında koruyucu etkilerinin araştırılması

Arı sütü, işçi arıların mandibular ve hipofaringeal bezleri tarafından sentezlenen salgı, nektar ve polen ile harmanlayarak elde edilen ve spesifik faydaları için evrensel olarak kullanılan özel bir üründür. Arı sütü; su, protein, şeker, yağ asitleri, serbest aminoasitler, mineraller ve vitaminler açısından zengin bir gıda maddesidir. Arı sütünün antimikrobiyal aktivite de dahil olmak üzere geniş terapötik özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir. Hastalık yapan yani patojenik bakterilerin büyümesini inhine edebilen birçok antibiyotik türü olmasına rağmen, günümüz dünyasında antibiyotiğe dirençli suşlar ortaya çıkmıştır ve bu da geçmiş ilaçların yeniden incelenmesi yoluyla başka yöntemlerin araştırılmasına yol açmıştır. Arı sütünün antibiyotiğe dirençli bakterilere karşı güçlü in vitro aktivitesi ve antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen kronik yara enfeksiyonlarında antibakteriyel ajan olarak kullanılması biyoterapi açısından önemlidir. Bu çalışmada %0-%0,5-%1-%2-%4 gram/100 mL olarak 5 farklı yoğurt örneği hazırlanmıştır. Arı sütü ile zenginleştirilmiş yoğurt örnekleri 28 günlük depolama süresince mikrobiyolojik, kimyasal, antoksidan analizler ve duyusal değerlendirme için analizler gerçekleştiirlmiştir. Sonuçlara göre en yüksek pH değeri 1. gün yoğurtlarında elde edilmiştir. Titrasyon asitliğine baktığımızda en yüksek değerlere 28. gün yoğurtlarında tespit edilmiştir. Kuru madde miktarı arı sütü konsantrasyonuna paralel olarak artmıştır. Arı sütü katkılı yogurt analiz sonuçlarının TS 1330 Yoğurt tebliğine ve fermente süt ürünleri tebliğine uygun olduğu görülmüştür. Toplam fenolik ve CUPRAC antioksidan aktivite analizlerinde farklı depolama günlerinin etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p˂0,05). Kontrol yoğurt örneğine kıyasla %2 ve %4 arı sütü içeren yogurt örneklerinin antioksidan değerinde depolama süresi boyunca artış göstermiştir. Bu tez çalışmasının sonuçlarına göre arı sütü katkılı yoğurt fonksiyonel ürün geliştirilmiştir. Kemoterapi, kanser tedavisinde çok sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kanser tedavisi sürecinde kullanılan kemoterapi ilaçları sağlıklı hücrelerin ölümü ile de sonuçlanan ve önüne geçilemeyen yan etkilere sahiptir. Siklofosfamit (SF), solid tümörlerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmasının yanında lenfoma, miyeloma, kronik lenfositik lösemi ve pediatrik kanser hastalarının tedavisi için yaygın olarak kullanılan bir kemoterapötik ajan olup karaciğerde DNA hasarına neden olan maddelerin oluşumunu indükleyen aktif alkilleme metabolitlerine dönüştürülür. Bu tez çalışmasında, Bingöl arı sütünün gıdalarda fonksiyonel bir bileşen olarak üretilip antimikrobiyal aktivitesi ve siklofosfamit ile indüklenmiş SH-SY5Y hücre hattında koruyucu etkilere sahip olduğu belirlenmiştir.

AntibiyotiklerArı sütüFonksiyonel besinler+2
Ömer Atlı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bal kaynağı olarak önemli yeri olan ve Bingöl'de yetişen bazı Astragalus üyelerinin polen morfolojileri ve Bingöl geven ballarının melissopalinolojik analizleri

Palinolojik karakterizasyon, morfolojik olarak karmaşık taksonların sınırlandırılması ve tanımlanması için önemli taksonomik araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Bingöl ili'nde yayılış gösteren Astragalus (Fabaceae) cinsine ait 29 taksonun palinomorfolojik özellikleri ışık ve elektron mikroskobu ile incelenmiştir. Çalışılan polenler monad dağılım göstermekte olup, trizonokolporat, polen şekli subprolat, prolat, prolat sferoidal bulunmuştur. Ekzin skulpturü; retikülat ve mikroretikülattır. Çalışılan taksonlara ait polenlerin polar eksen uzunluklarının 22,46-43,24 µm arasında ve ekvatoral eksen uzunluklarının ise 18,59-33,50 µm aralığında olduğu saptanmıştır. Polen büyüklüğü bakımından yapılan karşılaştırmada çalışılan türlerden Astragalus latifolius'a ait polenlerin en küçük ve Astragalus xylobasis' a ait polenlerin en büyük boyuta sahip olduğu belirlenmiştir. Polar düşüşte AMB çapı 19,63-35,98 µm aralığında değişmektedir. AMB çapı en küçük olan polen Astragalus lotifolius, büyük olan polen ise Astragalus lineatus'tur. Çalışmanın ikinci aşamasında Bingöl ili'ne ait 8 bölgeden alınan geven ballarının melissopalinolojik analizleri yapılmıştır. Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Merkez ve Yayladere'den temin edilen balların monofloral geven balı olduğu, Solhan ve Yedisu'dan temin edilen balların ise karışık çiçek balı olduğu tespit edilmiştir.

AstragalusFabaceaeGeven balı+3
Melek Tümen
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sabit ve gezginci arıcıların ürettikleri ballarda bazı pestisit kalıntılarının belirlenmesi-Bingöl ili örneği

Türkiye sahip olduğu doğal kaynaklar ve üretim gücü ile beraber dünyanın en büyük ikinci bal üreticisidir. Arıcılık ülkemizde birçok insanın geçimini sağladığı en önemli tarımsal faaliyetler arasında yer almaktadır. Bu faaliyetler neticesinde üretilen ballar hem yurtiçi hem de yurt dışı pazarlarda tüketicilere sunulmaktadır. Arıcılık ülkemizde sabit ve gezginci üretim şekli ile iki farklı biçimde yapılmaktadır. Her iki üretim tipinde de temel hedef zengin polen ve nektar kaynaklı çiçeklerden maksimum düzeyde faydalanmak ve kaliteli ürün elde etmektir. Ancak çevresel faktörlerin yanında tarımda kullanılan pestisitler ve arı zararlarına karşı kullanılan antibiyotikler hem koloni ölümlerine neden olmakta hem de ballarda ilaç kalıntısının oluşmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı Bingöl ilinde farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren sabit ve gezginci arıcıların ürettikleri balları pestisit kalıntısı bakımından karşılaştırmaktır. Bunun için Bingöl Merkez, Karlıova, Genç, Kığı ve Solhan ilçelerinde faaliyet gösteren sabit ve gezginci arıcılardan oluşan 20 işletmeden süzme bal örnekleri toplanmıştır. Toplanan bal örneklerinin EC, pH, nem, serbest asitlik ve HMF analizleri ile yaklaşık 800 pestisit kalıntısı taraması yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre balların kimyasal özelliklerinin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği'ne uygun olduğu belirlenmiştir. Sabit ve Gezginci arıcılık olarak üretim şekilleri karşılaştırıldığında sadece balların EC ve HMF özellikleri için istatistiksel farkın olduğu saptanmıştır. Başka bir ifade ile sabit arıcılık yapan işletmelerde balların EC değeri gezginci arıcılara göre daha fazla buna karşın HMF değeri ise sabit arıcılara göre gezginci arıcılarda daha fazla bulunmuştur. Analiz sonuçlarında bütün örneklerde herhangi bir pestisit kalıntısına rastlanmamıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar Bingöl'de sabit ve gezginci arıcılar tarafından üretilen balların araştırılan parametreler bakımından güvenilir olduğunu göstermiştir.

Serkan Solgun
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ratlarda vinkristin ile oluşturulan karaciğer toksisitesi üzerine Bingöl yöresinden toplanan arı sütünün etkilerinin araştırılması

Kanser günümüzde hızla yayılan ve ölüm oranı yüksek olan en önemli hastalıklardan biridir. Çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılan vinkristin (VCR), Apocynaceae familyasına ait deniz salyangozu bitkisinden ekstrakte edilen bir alkaloittir. VCR, lenfomalar, lösemi, meme kanseri ve beyin tümörleri gibi birçok kanser türünün tedavisinde kullanılan kemoterapötik bir ilaçtır. Bu ilaç kemoterapötik bir ajan olarak kullanılsa da hepatotoksisite ve periferal nöropati başlıca yan etkileridir. Arı sütü, 5-15 günlük genç işçi arıların boğaz (hipofaringeal) ve üst çene (mandibular) bezlerinden üretilip salgılanan bir maddedir. Zengin protein, vitamin ve fenolik bileşik içeriği ile tüm dikkatleri üzerinde toplayan bir arı ürünüdür. Bu çalışma VCR'nin neden olduğu hepatotoksisite üzerine Bingöl yöresinde toplanan arı sütünün olası koruyucu etkilerinin araştırmak için tasarlandı. Deneyde 5 grup ve her grupta 7 rat olacak şekilde toplam 35 adet Wistar Albino cinsi erkek rat kullanıldı. Gruplar sırasıyla; i) Kontrol, ii) Arı sütü, iii) VCR, iv) VCR+Arı sütü-150 mg/kg ve v) VCR+Arı sütü-300 mg/kg olacak şekilde 14 gün intraperitonel ve oral yoldan uygulama yapıldı. Arı sütünün LC-MS/MS cihazı ile kimyasal içeriğinde toplam 53 fenolik bileşene bakıldı ve 15 tane fenolik bileşik olduğu tespitetti. Ayrıca, kontrol grubu ile kıyaslandığında VCR grubunda serum ALT, AST ve ALP seviyelerinin yüksek olduğu tespit edildi. VCR uygulamasının karaciğer dokusunda antioksidan enzimler olan SOD, KAT, GSH ve GPx aktivelerini azalttığı lipid peroksidasyonunu ise artırdığı belirlendi. Öte yandan VCR karaciğer dokusunda NFκB, TNF-α, IL-1β, PERK, ATF6, IRE1, GRP78, LC3A ve LC3B mRNA transkript seviyelerini kontrol grubuna göre azalttığı kaydedilmiştir. Western blot analizi sonucunda VCR'nin karaciğer dokusunda kaspaz-3 ve Bax ekspresyon seviyelerini artırdığı, Bcl-2 ekspresyon seviyelerini azalttığı tespit edildi. Tedavi amacıyla verilen 150 ve 300 mg/kg dozlarındaki arı sütünün yukarıda bahsi geçen parametreleri regüle ederek koruyucu etki gösterdiği tespit edildi. Sonuç olarak VCR indüklü karaciğer hasarında arı sütünün antioksidan, anti-inflamatuar, anti-apoptotik ve anti-otofajik etkiler sergilediği ve her iki dozun da etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arı sütü, oksidative stres, inflamasyon, apoptosis, otofaji, vinkristin

ApoptozisArı sütüHayvan deneyleri+7
Rahime Erzincan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergani (Diyarbakır) bölgesi ballarının botanik orijini üzerine araştırmalar

Bu çalışma, Ergani (Diyarbakır) merkez ve köylerinden toplanan bal örneklerinin (n=14) botanik orijinlerinin melissopalinolojik analizlerle tespit edilmesi ve 10 g baldaki toplam polen sayılarının saptanmasıyla yöredeki ilk çalışma olmayı amaçlamıştır. Çalışma 2021- 2022 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çalışmada 25 kaynak kişiyle (arıcı) görüşülmüş ve arı florası anketi uygulanmıştır. Böylece arıcıların yörede nektar ve polen kaynağı olarak bildikleri bitkiler ile melissopalinolojik analizler sonucu tespit edilen taksonların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bölgedeki arıcılardan toplanan bal örneklerinin polen analizleri sonucunda; ballarda 41 familyaya ait toplam 100 taksonun poleni tespit edilmiştir. Bal örneklerinde poleni en yaygın görülen taksonlar sırasıyla; Fabaceae, Asteraceae, Apiaceae, Rosaceae, Plantaginaceae, Poaceae, Lamium sp., Astragalus sp., Brassicaceae, Amaranthaceae, Euphorbiaceae, Trifolium sp., Hypericum sp., Salix sp., Centaurea sp. ve Plantago sp. olmuştur. Toplanan örneklerin 10 gram baldaki toplam polen sayısı (TPS-10) değerleri 16,064 - 241,673 arasında değişkenlik göstermiş olup ortalama değer 97,017 olarak hesaplanmıştır. Bu durum yöre ballarının normal ve iyi düzeyde polen içeren ballar olduğunu göstermiştir. Yöredeki arıcılarla yapılan anket sonuçlarına göre arıların sıklıkla ziyaret ettiği bitkilerden en çok atıf alan ilk 6 takson ise, Astragalus sp., Trifolium sp., Eryngium campestre, Anchusa azurea Mill., Euphorbia sp. ve Echinops sp. olmuştur.

Ayşe Moyan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili ve ilçelerinde yetiştirilen bal arısı (Apis mellifera) kolonilerinde görülen arı zararlılarının araştırılması

Bu araştırma bal arısı kolonilerinde zarara neden olan çeşitli canlıların tespit edilmesi ve bu zararlılara karşı alınacak önlemler ve arı yetiştiricilerinin arı zararlılarına karşı bilinç düzeyinin belirlenmesi ile bu yöntemlerin etkin kullanımının sağlanmasını amaçlanmaktadır. Arı kolonilerinde zararlılar olarak tespit ettiğimiz Varroa akarı, arı kuşları, trake akarı, sarıca arıları, arı bitleri, küçük kovan böceği, mum güveleri, büyük kovan böceği ve diğer zararlılardır. Bal arılarına ve üretilen ürünlere zarar veren bu zararlılara karşı Bitlis ili, ilçelerinde bulunan arı kolonilerinde başta koruyucu olmak üzere etkin bir mücadele ile mücadele etmek son derece önem arz etmektedir. Bu yöntemlerden bazıları; Portakal kabuğu yöntemi, Pudra şekeri yöntemi, tütün yakma yöntemi, trake akarı tespit etme yöntemi, göz-gözlem yöntemi, kola kullanma yöntemi, düdük yöntemleri uygulanmıştır. Arı zararlılarıyla etkili bir mücadelede engeller olabilmektedir. Bu engellerin kaynağının tespit edilip etkili mücadele yapılması hakkında ilk olarak arı yetiştiricilerinin bilgilendirilmesi ve mücadele yönteminin yaygınlığının sağlanması çok önemlidir. Ayrıca ekonomik getirisi olan arı yetiştiriciliğinin arı zararlılarından dolayı minimum etkilenmesini veya olabildikçe etkilenmemesini sağlamak için gerekli koruma-kontrol-tedavi vb. tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Sonuç olarak başta ülkemiz arı yetiştiriciliğinin ve özelde Bitlis ilinde arı yetiştiriciliğinin gelişmesine katkı sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Bal arısı, arı zararlıları, arı yetiştiriciliği, mücadele yöntemleri, Bitlis.

Şakir Yıldız
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl ilinin farklı bölgelerinden elde edilen apilarnil'in biyoaktif özelliklerinin belirlenerek bazı kanser hücre hatları üzerinde etkisinin araştırılması

Ülkemizde Bingöl ili arıcılık, arı ve arı ürünleri üretimi sektöründe önemli bir yere sahiptir. Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte, arı ve arı ürünlerinden yararlanma ve arı ürünlerinin insan sağlığı açısından önemi konusunda çeşitli bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Yaptığımız bu çalışmada Bingöl ilinin kendine özgü florasından beslenen ve Bingöl ilinin beş farklı (Genç, Merkez, Solhan, Yedisu, Adaklı) bölgesinden toplanan ham ve liyofilizasyon işlemine tabi tutulmuş apilarnil formlarının; GC-MS, ICP-MS, HPLC, LC-MS/MS teknikleri, Folin-Ciocalteu yöntemi ve Dumas protein analizi yöntemleri kullanılarak ham ve liyofilize apilarnil örneklerinin yağ asitleri ve türevleri oranları, kül oranları, pH tayini, toplam protein tayini, ham yağ tayini oranları, şeker nem ve kuru madde oranları, element içeriği tayini, toplam fenolik madde tayini, ihtiva ettiği fenolik bileşik tayini ve antioksidan aktivitesi (DPPH ve ABTS radikal süpürme aktivitesi) açısından detaylı analizler yapılmış, apilarnilin biyoaktif bileşenleri tespit edilip HT 29 (kolon kanseri hücre hattı) ve SH-SY5Y (nöroblastoma) hücre hatları üzerinde LPO (lipid peroksidasyonu), ROS (reaktif oksijen türleri), hücre proliferasyonu ve antikanser üzerinde etkisi araştırılmıştır. Liyofilize edilen numunelerde ortalama nem değeri %0,014-0,027 arasında, ham numunelerin ortalama nem değeri %80,76827, ortalama kuru madde değeri %19,23266 olarak bulunmuştur. Ham ve liyofilize ortalama kül değeri %1,15067-3,7100, toplam yağ %3,0769-21,8133, ortalama pH; 6,2750-6,40760 ve ortalama toplam protein; 14,39960-25,61113 olarak bulunmuştur. Ham ve liyofilize apilaarnilde tespit edilen şeker profilleri, (doymuş ve doymamış) yağ asitleri, fenolik bileşikler ve element sayısı sırasıyla; 6-7, 11-9 27-27, 24-24 olarak tespit edilmiştir. Apilarnilin antioksidan aktivitesi deneylerinde sentetik antioksidanlara oranla DPPH da en yüksek aktivite, ABTS de Askorbik asitten sonra en yüksek aktiviteyi göstermiştir. Liyofilize apilarnilin SH-SY5Y ve HT-29 hücrelerinde ROS oluşumu üzerindeki etkisinde; 250 µg/ml ve 500 µg/ml konsantrasyonlarda apilarnilin SH-SY5Y ve HT-29 hücrelerinde ROS seviyesini önemli ölçüde artırdığını tespit edilmiştir. 500 µg/ml de 250 µg/ml ye kıyasla yüksek artış gözlenmiştir. Liyofilize apilarnil; MDA seviyelerini tespit etmek için 250 µg/ml ve 500 µg/ml apilarnil hücrelere uygulanarak LPO deneyi yapılmıştır. SH-SY5Y ve HT-29 hücrelerinde MDA seviyesi, 250 µg/ml ve 500 µg/ml de belirgin şekilde artış göstermiştir. MDA seviyesi 500 µg/ml konsantrasyonda 250 µg/ml konsantrasyona oranla daha yüksek artış gözlenmiştir. Liyofilize apilarnilin in vitro hücre canlılığı ve antikanser etkisinde; SY-SY5Y ve HT-29 kanserli hücre hatlarında kontrol grubuna göre karşılaştırıldığında tüm konsantrasyonlar'da istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek aktivite gösterdiği saptanmıştır.

Moleküler biyoloji
Mehmet İlkaya
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır il merkezinde yaşayan tüketicilerin piyasadaki balların kalitesi hakkındaki düşünceleri ve bal tüketim tercihlerini etkileyen faktörler

Bu çalışma Diyarbakır il merkezinde yaşayan bireylerin piyasada satılan balların kalitesi hakkındaki düşüncelerini saptamak ve bal tüketim tercihlerini etkileyen faktörleri tespit etmek için yapılmıştır. Çalışma alanında bal tüketimi konusunda tüketici tercihlerini etkileyen faktörleri belirlemeye yönelik daha önce bir çalışma yapılmamış olması ve tüketicilerin istekleri ve arzularına göre üretim gerçekleştirilmesi için tüketici davranışlarının belirlenmesi gerekliliği çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Araştırmanın birinci verileri, Diyarbakır il merkezinde yaşayan tüketicilerle 2022 yılında yüz yüze yapılan anketlerden sağlanan verilerden oluşmaktadır. Diyarbakır ilini temsil edecek şekilde il merkezindeki 4 mahalle (bağlar, kayapınar, Yenişehir ve sur mahallesi) belirlenmiştir. Anketlerin 104 tanesi Bağlar'da 92 tanesi Kayapınar'da, 55 tanesi Yenişehir'de ve 30 tanesi ise Sur'da yapılmıştır. Tüketicilerden anket yöntemiyle elde edilen veriler SPSS 22 programından faydalanılarak analiz edilmiş olup, tanımlayıcı istatistikler ve frekans tabloları verilmiştir. İki değişken arasında ilişki ve bağımlılık olup olmadığını analiz etmek için Ki Kare Bağımsızlık testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; erkeklerin ankete katılım oranının kadınlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Genç bireylerin ankete katılım oranının yüksek olduğu söylenebilir. Ankete katılım sağlayan kişilerin yüksek oranda üniversite mezunu ve serbest meslek sahibi olan bireyler olduğu belirlenmiştir. Ailedeki fert sayısının Türkiye ortalamasına benzer yaklaşık olarak 3-4 kişi olduğu belirlenmiştir. Ankete katılan bireylerin yaklaşık %70'inin asgari ücrete yakın ve üstünde gelirleri olduğu sonucuna varılmıştır. Bireylerin çoğunlukla hem süzme hem de petek balı eşit oranlarda tercih ettikleri ve bireylerin yarıya yakının yılda 5 kg ve altında bal tükettikleri sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, bal ve arı ürünlerinin tüketim miktarlarını artırmak için arı ürünlerinin üretim miktarının artırılması, tüketicilere bilgi verilmesi, bal ve arı ürünleri konusundaki tanıtımların arttırılması, özellikle de arı ürünlerinin sağlık alanındaki yararları hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir. Ayrıca tüketicilerin organik, şekersiz ve sertifikalı bal tüketme istekleri karşılanmalıdır. Böylece üretici daha fazla kazanabilecek ve tüketici de daha güvenilir ve sağlıklı ürünler tüketebilecektir.

Rüksane Çelik
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Solhan ilçesinin farklı loksayonlarında üretilen balların bazı fenolik bileşik ve aroma bileşenlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Bingöl İlinin Solhan ilçesinde farklı lokasyonlarda üretilen balların fenolik bileşik ve aroma bileşenleri incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Şerafettin dağı, Arslanbeyli, Gençtavus ve Gelintepe bölgelerinde üretilen ballardan toplamda 16 süzme bal örneği analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre bütün bölgelerde ballarda en fazla bulunan aroma bileşeni "D-Alanıne" olarak belirlenmiştir. Bal örneklerinde 91 fenolik bileşik taraması yapılmış ve bu bileşiklerden sadece 4 tanesinde bölgeler arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Bölgeler arasında farklı bulunan fenolik bileşiklerden olan "Benzoic acid" en fazla Şerafettin Dağı bölgesinde, "Vanillic acid" ve "3,4-dihydroxybenzaldehyde" en fazla Arslanbeyli bölgesinde bulunmuştur. "Coumaric acid" ise en fazla Arslanbeyli ve Gelintepe bölgesinde tespit edilmiştir.

İrfan Bozkurt
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Arı ekmekli ve polenli krem bal üretim prosesinin in vitro biyoaktivite ve biyoerişebilirlik üzerindeki etkisi

Arıcılık faaliyeti modern bir buluş olmayıp, bilinen en eski gıda üretim faaliyetlerinden biridir. Son zamanlarda ortaya çıkan hastalıklar, salgınlar ve toplumun refah düzeyinin artması sonucunda insanların doğal ürünlere olan talebi artmıştır. Tüketicilerin doğal, biyoaktif bileşenler açısından zengin ve sağlığa ek faydaları olan fonksiyonel gıdalara talepleri giderek artmaktadır. Bal, yaklaşık %18'lik bir su içeriği ve %70'den fazla şeker içeriğine sahip aşırı doymuş bir şeker çözeltisi olduğundan dolayı kristalleşmeye eğilimlidir. Sıvı balda kristalleşme genellikle arzu edilmezken, damak tarafından algılanmayacak kadar çok sayıda küçük boyutlu kristallerin bulunduğu krem bal gibi arzu edilen bir ürünü yapmak için kontrollü kristalleştirme işlemi kullanılmaktadır. Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır; birincisi sade, pergalı ve polenli üç farklı krem bal üretiminin gerçekleştirilmesi, ikincisi ise krem bal üretim prosesinin balın fizikokimyasal özelliklerine, in vitro gastrointestinal sindirim simülasyonu ile biyoerişilebilirliğine etkisinin ve antioksidan kapasitesinin incelenmesidir. Çalışma bulgularına göre; en yüksek diastaz sayısı (15,63), HMF içeriği (11,52 mg/kg ) ve prolin içeriğine (562,24 mg/kg) sahip numune pergalı krem bal numunesidir. En az diastaz sayısı (12,48), HMF içeriği (10,77 mg/kg ) ve prolin içeriğine (419 mg/kg) sahip numune ise süzme bal numunesidir. Krem bal prosesinin etkisi göz önünde bulundurulduğunda diastaz sayısı, HMF içeriği ve prolin içeriği bakımından tüm numuneler arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Toplam fenolik içerik (mg GAE/g örnek) bakımından başlangıç, mide ve bağırsak fazlarının tümünde en yüksek değerlere (sırasıyla 11,88; 10,68; 8,35) pergalı krem bal numunesi sahiptir. Toplam fenolik içerik, in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalmıştır. Toplam flavonoid içerikte de, toplam fenolik içeriğe benzer şekilde in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalma görülmüştür. ABTS yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite değerleri, in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde artmıştır. CUPRAC yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite sonuçları, tüm numunelerde başlangıca göre mide fazında azalma gösterirken, bağırsak fazında tekrar artmıştır. DPPH yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite değerlerinde ise toplam flavonoid içerik ve toplam fenolik içeriğe benzer şekilde in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalma görülmüştür.

Davut Karahan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl bölgesinde üretilen arı polenlerinin koenzim Q10 içeriğinin yeni nesil metakrilat bazlı monolitik nanokolon kullanılarak nano LC sisteminde analizi ve kahvaltılık gevrek üretiminde kullanılması

Bu tez çalışması kapsamında, Bingöl ilinin on beş farklı bölgesinden temin edilen taze arı polenlerinin koenzim Q10 içerikleri nano-LC cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Koenzim Q10 miktarlarının saptanması için, yeni nesil metakrilat bazlı monolitik nano kolon geliştirilmiştir. Nano kolon denemelerinde, monomer olarak lauril metakrilat, çapraz bağlayıcı olarak etilen dimetakrilat, termal başlatıcı olarak da 2,2'-Azobisizobutironitril kullanılarak in-situ polimerizasyon yöntemi ile monolitik nano kolon elde edilmiştir. Gerçekleştirilen tekrarlanabilirlik denemeleri ve olumlu sonuçlanan taramalı elektron mikroskobu görüntüleri neticesinde laboratuvar ortamında lauril metakrilat bazlı monolitik nano kolon üretilmiştir. Bingöl'ün on beş farklı bölgesinden toplanan taze arı polenlerinin koenzim Q10 içeriği, optimize edilen lauril metakrilat bazlı nano kolon kullanılarak saptanmıştır. Solhan Hazarşah Yaylası'ndan toplanan taze arı polenleri en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahip iken (224,7±3,1 mg/kg), Adaklı Karbaşan bölgesine ait taze arı polenleri ikinci (201,5±4,4 mg/kg) ve Karlıova Çatak bölgesine ait taze arı polenleri üçüncü (194,7±2,8 mg/kg) en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahiptir. Palinolojik analizleri yapılan on beş farklı taze arı poleninde, yirmi iki bitki ailesinden elli dört farklı taksona ait polen çeşidi gözlemlenmiştir. Altı bölgenin monofloral, altı bölgenin bifloral ve üç bölgenin ise multifloral bitki desenine sahip olduğu saptanmıştır. Hypericum, Hedysarum, Astragalus, Verbascum, Trifolium ve Cirsium türlerinin baskın türler olduğu görülmüştür. Renk analizinde ise Merkez Kuruca, Solhan Ovası ve Yayladere Kırköy arı polenlerinde düşük L* değeri ölçülmüştür (sırasıyla 49,95± 0,38; 48,01±0,24; 41,41±0,01). Yayladere Kırköy arı polenlerinde en yüksek a* değeri, Yayladere Batıayaz arı polenlerinde ise en yüksek b* değeri ölçülmüştür. Son olarak, en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahip Solhan Hazarşah Yaylası taze arı poleni kullanılarak arı polenli kahvaltılık gevrek üretilmiştir. Kahvaltılık gevreklerin duyusal analizleri sonucunda kontrol ve arı polenli gevreklerin genel beğeni ve kabul edilebilirlik düzeyleri arasında fark gözlemlenmemiştir.

Büşra Beltekin
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Polen ekstraktıyla üretilen kefirlerin depolama süresince kalite parametrelerinin belirlenmesi

Modern yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, probiyotik ve biyoaktif madde içeren fonksiyonel gıdaların önemi giderek artmaktadır. Arı poleni, besin takviyesi olarak kullanılan, arılar tarafından bitki polenlerinden üretilen bir üründür. Bu bağlamda, mevcut çalışmada, biyoaktif madde içeriği yüksek kefir elde etmek için, %0,25 (K-025), %0,5 (K-05) ve %1 (K-1) konsantrasyonda arı poleni ekstraktı içeren ve içermeyen (Kontrol) dört farklı kefir örneği hazırlanmıştır. Örnekler 4 °C'de 21 gün boyunca depolanmıştır. İlk olarak, kefir örneklerinin içeriğine eklenecek olan arı poleninin botanik kaynağı tespit edilmiştir. Kefir örneklerinin depolama süresince 1., 7. 14. ve 21. günlerde, fizikokimyasal (toplam kuru madde, kül, protein, yağ, titrasyon asitliği, pH, renk) ve duyusal özellikleri değerlendirilmiş, toplam fenolik içeriği, antioksidan aktivitesi (DPPH• (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) ve FRAP (Demir (III) İndirgeme Antioksidan Gücü)) saptanmış ve fenolik madde içeriği sıvı kromatografisi-yüksek çözünürlüklü kütle spektrometrisi (LC-HR MS) cihazı ile belirlenmiştir Aynı zamanda, arı poleninin kefir örneklerinin mikrobiyal içeriğindeki değişimine etkisini değerlendirmek için toplam mezofilik aerobik bakteri, latobasil, laktokok, maya ve küf, asetik asit bakteri sayımı gerçekleştirilmiştir. Mikroskobik analizler sonucunda, kefire eklenen arı poleninin bifloral (Verbascum sp. ve Hypericum sp.) olduğu belirlenmiştir. Kefire eklenen arı poleni kefirin fizikokimyasal özelliklerini geliştirmiştir. Duyusal analizler sonucunda, K-0,25 örneği en çok beğenilen kefir olmuştur. Arı poleni katkılı kefirlerin toplam fenolik içeriği, DPPH, ve FRAP antioksidan aktivite değerleri sırası ile 62,58±2,5 (Kontrol, 21. Gün)-123,25±7,2 (K-1 7. Gün) µg GAE/mg, 23,65±1,6 (Kontrol, 1. gün)-78,54±0,8 (K-1, 7. gün) µgTE/g, 31,01±3,1 (Kontrol, 1. gün)-106,80±2,8 (K-1, 7. gün) µgTE/g aralığında bulunmuştur. En yüksek oranda saptanan fenolik bileşikler benzoik asit, luteolin, eriodiktiyoldür. Arı poleni ilavesi depolamanın 7. gününe kadar kefir örneklerinin biyoaktif madde içeriğini ve mikrobiyolojik özelliklerini geliştirmiştir.

Onur Dündar
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl polifloral arı poleni ekstraktının in vitro ve in vivo şartlarda bal arılarının gelişimine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, Bingöl ilinden toplanan arı poleni ekstraktının in vitro ve in vivo koşullarda bal arılarının gelişimi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Zengin bitki örtüsüne sahip Bingöl bölgesinden elde edilen arı polenlerin, polen analizleri ve protein miktarı belirlenip, arı polenlenin su bazlı ekstraksiyon yöntemi ile elde edilen ekstraktı, protein içeriği, aminoasit kompoziyonu yönünden değerlendirilmiştir. İn vitro çalışmada kullanılan ekstraktın verimi %52,7 ve protein oranı %9,80 olarak saptanmış; aminoasit analizlerinde prolin (764,83 μg/g) en baskın aminoasit olarak tespit edilmiş; bunu sırasıyla asparagin (121,52 μg/g), glisin (61,83 μg/g) ve alanin (36,36 μg/g) takip etmiştir, in vivo çalışmada kullanılan polen ekstraktında da benzer oranlar gözlemlenmiştir. İn vitro çalışmada, bal arılarının yaşam süresi, canlı ağırlık artışı, su ve besin tüketimi parametreleri değerlendirilmiştir. En iyi sonuçlar, bal-polen karışımı ve %5'lik Ekstrakt grubunda elde edilmiş; yüksek dozlarda ise olumsuz etkiler gözlemlenmiştir. İn vivo çalışmada, %5 ekstrakt grubunda arılı çerçeve sayısı, sezon sonunda ortalama 16 adet, kontrol grubunda ise 12 adet olarak kaydedilmiştir. Benzer şekilde, yavrulu alan ekstrakt grubunda 14929,08 cm², kontrol grubunda ise 9870,59 cm² olarak belirlenmiştir. Ayrıca bal verimi, ekstrakt grubunda 16,904 kg/koloni, kontrol grubunda 11,164 kg/koloni olarak ölçülmüştür. Tüm bu veriler, ekstrakt uygulamasının kolonideki işçi arı popülasyonunu, ana arı yumurtlama aktivitesini ve bal üretim kapasitesini anlamlı şekilde artırdığını ortaya koymuştur (p<0,01). Ayrıca in vivo çalışmadan elde edilen bal örneklerinde renk, fizikokimyasal ve melissopalinolojik özellikleri karşılaştırılmıştır. Renk analizinde ekstrakt örneği için L: 66,26, a: 10,96 ve b: 50,71; şeker şurubu için ise L: 77,64, a: 2,72 ve b: 39,48 olarak ölçülmüş, ekstrakt örneğinin daha koyu ve doygun renge sahip olduğu belirlenmiştir. Fizikokimyasal analizlerde ekstrakt örneğinde nem oranı %15,20±0,35, prolin içeriği 929,78±27,89 mg/kg, diastaz sayısı 43,5±5,3 DN, toplam polen sayısı (TPS) 64.075 adet olarak tespit edilmiştir; şeker şurubu örneğinde ise bu değerler sırasıyla %15,40±0,36, 912,00±27,36 mg/kg, 39,1±4,7 DN ve 35,723 adet olarak bulunmuştur. Melissopalinolojik analizde ekstrakt örneğinde Salix sp. (%28,00), Astragalus sp. (%25,20) ve Trifolium sp. (%13,10); şeker şurubunda ise Centaurea sp. (%46,00), Astragalus sp. (%35,60) ve Trifolium sp. (%10,00) gibi polenlerin baskın olduğu belirlenmiş, ekstrakt örneğinin daha zengin bir floral kaynağa sahip olduğu ortaya konmuştur.

Abdurrahman Şimşek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Monofloral ari poleni ve fermente ari poleni örneklerinden farkli yöntemlerle elde edilen ekstraktlarin fiziko-kimyasal, biyokimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri açisindan gida koruma teknolojisindeki potansiyelinin araştirilmasi

Tez çalışması kapsamında, Türkiye'de üretilen farklı monofloral (Castanea sativa, Papaver sp., Cistus sp.) arı polenlerinin fizikokimyasal farklılıklarının saptanması, fermentasyonunun ve farklı ekstraksiyon metotlarının biyolojik aktif bileşen içeriği ve antioksidan aktiviteye etkisinin belirlenmesi ile antioksidan aktivitesi en yüksek polen ekstraktı katkılı elektro eğirme yöntemi yardımı ile elde edilen mikro-nanofiberlerin tavuk etinin raf ömrü üzerindeki etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, fizikokimyasal analizler sonucunda polen örnekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır. Spektrofotometrik analizler sonucunda, en yüksek antioksidan aktivite fermente edilmemiş Castanea sativa arı poleni ASE ekstraktlarında belirlenmiştir. Ancak, fenolik profil içeriğinin fermentasyonla beraber tüm polen örneklerinde arttığı belirlenmiştir. TEM sonuçlarına göre, fermentasyon işleminin polenin duvar yapısını apertür kısımlarından bozduğu görülmüştür. Fermentasyon işlemi ile toplam laktobasil sayısı Castanea sativa poleninde 3,610 ± 0,073, Papaver sp. poleninde 6,39 ± 0,057, Cistus poleninde ise 5,033 ± 0,009 log CFU/g olarak bulunmuştur. Fermentasyon işlemi tüm arı poleni örneklerinde ferulik asit, kumarik asit, kaempferol içeriğini arttırmıştır. ASE ekstraksiyonu, maserasyona göre biyoaktiviteyi daha fazla arttırmıştır. Doğal antioksidanlara ilgi artmış bu kapsamda arı poleni ekstraktı içeren fiberlerin gıdalarda kullanımı araştırılmıştır. Elektro eğirme cihazı ile fiber üretimi için antioksidan aktivitesi güçlü olan Castanea sativa polen ekstraktı tercih edilmiştir. Elde edilen fiberlerin SEM analizleri sonucunda artan polen ekstraktı konsantrasyonu ile polen yüklü PVA fiberlerin ortalama çaplarının kalınlaştığı bulunmuş olup saf PVA fiber görüntüsüne göre rastgele düzensiz dağıldığı ve kümeleşmelerin varlığı gösterilmiştir. FTIR analizi ile bantlar incelendiğinde polen yüklenmesi ile PVA fiberlerin polen ekstraktının pikleri ile örtüştüğü görülmektedir. Artan polen ekstraktı konsantrasyonu ile piklerin absorbans değerlerinde artış saptanmıştır. Fiberlerin tavuk göğüs etine kaplanması sonucu TBARS değerinde 3. ve 7. günlerde istatistiksel anlamda anlamlı fark saptanmış olup lipit oksidasyonunu önlemede polen ekstraktı katkılı fiberlerin etkili olduğu bulunmuştur. Renk analiz bulgularında L*değerinde depolama sürecinde istatistiksel farkların var olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma arı poleni ekstraktı içeren mikro-nanofiberlerin gıda uygulamasında ilk örneklerden olup, elde edilen sonuçlar ile doğal içerikli koruyucu materyallerin gıda endüstrisindeki yerinin güçleneceği öngörülmektedir.

İkranur Felek
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı kayıplarında akut arı felci virusu (AAV) varlığı ve yaygınlığının araştırılması

Akut arı felci virüsü (AAFV), bal arılarında ciddi ölümlere yol açabilen ve koloninin tamamen yok olmasına neden olabilen önemli bir virüs olarak bilinir. Bu çalışma, Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde arı ölümlerininin nedenini araştırmak için, 2024 yılı mart-haziran aylarında ABFV yönünde inceleme yapılarak yürütülmüştür. Çalışma, toplam 1395 kovanı olan 12 ar kolonisinde 280 ergin ölü arı numunesi örnekleme yapılarak, ölü arılarınkoloni bazında 12 ölü havuzu yapılarak, her bir havuzdan ölü arılarda RNA saflaştırma ile total RNA lar elde edildi. RT- PCR yöntemi ile akut arı felci virusu RNA'sı varlığı arandı. RT- PCR sonuçlarına göre ergin arı ölümü görülen, Elazığ'ın Merkez, Ağın, Maden, Keban ve Karakoçan ilçelerinden örneklenen 12 bal arısı kolonisinde akut arı felci virusu RNA'sına rastlanamadı. Bu sonuçlara göre örnekleme yapılan bal arısı kolonilerinde ölümlerin nedeninin diğer mikrobiyolojik olan veya olmayan nedenlere bağlı olabileceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ergin arı ölümlerinde ölüm nedenlerini araştırmada ölümlere neden olan etkenlerin tamamının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması, arı ölümlerinin nedenlerini tam olarak belirlemek için kapsamlı bir değerlendirme yapılmasının önemini ortaya koymakta ve arıcılara, potansiyel etkenlerin tümünü göz önünde bulundurarak, arı sağlığını koruma ve hastalık yönetiminde daha etkili stratejiler geliştirme önerisini sunmaktadır.

Metin Akpolat
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı kayıplarında deforme kanat virusu (DKV) varlığı ve yaygınlığının araştırılması

Bu çalışma, 2024 yılı Mart-Haziran aylarında Elazığ yöresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı ölümlerinin nedenini deforme kanat virusu (DKV) yönünden araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, toplam 3391 kovanlı, 14 arı kolonisinden 183 ölü ergin arı numunesi, 31 erkek arı larvası, 23 işçi arı larvası örnekleri toplandı. Ölü ergin arı numuneleri, erkek arı larvası numuneleri, işçi arı larvası numuneleri birleştirilerek koloni bazında toplam 14 numune havuzu oluşturuldu. Koloni bazında yapılan numune havuzlarında RT- PCR yöntemi ile deforme kanat virusu nükleik asit (RNA) varlığı araştırıldı. RT- PCR sonuçlarına göre ergin arı ölümü görülen, Elazığ'ın Merkez, Ağın, Baskil, Kovancılar ve Sivrice ilçelerinden örneklenen 14 bal arısı kolonisinde DKV RNA'sına rastlanmadı. Bu sonuçlara göre örnekleme yapılan bal arısı kolonilerinde ölümlerin nedeninin diğer mikrobiyolojik olan veya olmayan nedenlere bağlı olabileceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ergin arı ölümlerinde ölüm nedenlerini araştırmada ölümlere neden olan etkenlerin tamamının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Metin Aslanboğa
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bal arısı (Apis mellifera L.) ırk/ekotiplerinin Bingöl koşullarında fizyolojik ve davranışsal özellikleri ile ballarının kalitelerinin belirlenmesi

Bu çalışma; Bingöl ilinde arıcılar tarafından yoğun olarak kullanılan farklı bal arısı genotiplerinin bazı davranışsal ve fizyolojik özelliklerininin belirlenmesi, ayrıca bu bal arısı genotiplerinden elde edilen balların fizikokimyasal ve melissopalinolojik analizlerinin yapılarak bölgeye en uygun bal arısı genotipinin tespit edilmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilere göre; 2022 yılında kışlama kabiliyeti (%58,6) ve yavru alanı (2820,51±971,82 cm2/koloni) Bingöl genotipinin, ortalama arılı çerçeve sayısı (7,06±3,27 adet/koloni), koloni ağırlığı (30,92±11,00 kg/koloni) ve bal verimi (15,97±1,57 kg/koloni) olarak Camili genotipinin en iyi performansı gösterdiği tespit edilmiştir. 2023 yılında ise, kışlama kabiliyeti (%71,4) Bingöl genotipinin, arılı çerçeve sayısı (8,82±0.20 adet/koloni), yavrulu alanı (3470,70±758,18 cm2/koloni), ortalama koloni ağırlığı (32,05±11,30 kg/koloni) ve bal verimi (17,30±2,46 kg/koloni) olarak Camili genotipinin en iyi performansı gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma süresince, yaşama gücünün (%70) en yüksek Camili genotipinde, hijyenik davranışın (%98,79) en yüksek Bingöl genotipinde ve hırçınlık davranışının en fazla (8,88±2,43 adet/koloni) Camili genotipide olduğu belirlenmiştir. Genotiplerden 2022 yılında elde edilen ballarda; Camili genotipinin nem ve HMF, Posof genotipinin prolin ve diastaz, Karniyol genotipinin kül, suda çözünmeyen madde, fruktoz, glukoz ve maltoz, Bingöl genotipinin elektriksel iletkenlik, pH ve serbest asitliklerinin en yüksek olduğu belirlenmiştir. 2022 ballarında sakkaroz tespit edilmemiştir. Genotiplerin 2023 yılında ki ballarında ise; Camili genotipinin pH, serbest asitlik ve HMF, Posof genotipinin sakkaroz, Karniyol genotipinin nem, elektriksel iletkenlik, kül, suda çözünmeyen madde ve glukoz, Bingöl genotipinin prolin, diastaz, fruktoz ve maltoz değerlerinin en yüksek olduğu belirlenmiştir. Genotip ballarının melissopalinolojik analiz sonuçları inceldiğinde; 2022 yılında bal arısı genotiplerinin en yüksek oranda Verbascum sp. taksonunu ziyaret ettikleri belirlenmiştir. 2023 yılında polen analizlerine göre, Camili ve Posof genotipi ballarında Lamium sp., Karniyol genotipi ballarında Trifolium sp. ve Bingöl genotipi ballarında Astragalus sp. taksonu polenlerinin sekonder düzeyde olduğu tespit edilmiştir. 2022 ve 2023 yılında TPS-10 g analizlerine göre polen sayısı en fazla olan ballın Karniyol genotipine ait olduğu belirlenmiştir.

İbrahim Şahin
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda sodyum arsenit ile indüklenen karaciğer ve böbrek toksisitesi üzerine arı sütünün etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, sodyum arsenit (NaAsO2) kaynaklı karaciğer ve böbrek toksisitesine karşı arı sütünün antioksidan, anti-inflamatuar, homeostazı destekleyici ve hematoprotektif özellikleri araştırılması amaçlandı. Araştırmada, toplam 35 Wistar albino sıçan kullanılarak kontrol grubu, arı sütü, NaAsO2, NaAsO2 + 100 mg/kg arı sütü ve NaAsO2 + 200 mg/kg arı sütü olmak üzere beş deney grubu oluşturuldu. NaAsO2'nin sebep olduğu toksisiteye karşı arı sütünün etkileri, biyokimyasal, hematolojik ve enflamasyon parametreleri kullanılarak değerlendirildi. Çalışmada, arı sütünün NaAsO2 ile indüklenen oksidatif strese ve enflamasyona karşı koruyucu etkileri araştırıldı. Deney kapsamında, NaAsO2 uygulanarak toksisite indüklendi ve ardından farklı dozlarda arı sütü verildi. Karaciğer ve böbrek dokularında biyokimyasal parametreler, antioksidan enzim aktiviteleri ve proinflamatuvar sitokin değişiklikleri analiz edildi. Özellikle lipid peroksidasyonu seviyeleri, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve glutatyon (GSH) aktiviteleri ölçüldü; inflamatuvar belirteçler (TNF-α, IL-1β, IL-6) değerlendirildi. Hematolojik olarak, kırmızı kan hücresi (RBC), beyaz kan hücresi (WBC), hemoglobin (HGB), hematokrit (HCT) ve trombosit (PLT) seviyeleri incelendi. Arı sütü verilen gruplarda, NaAsO2'nin yol açtığı oksidatif stres ve enflamasyonun anlamlı derecede azaldığı bulundu. Lipid peroksidasyonunun azalması, antioksidan enzim aktivitelerinin (SOD, KAT, GSH-Px) ve glutatyon (GSH) seviyelerinin artması, daha düşük seviyelerde inflamatuvar belirteçlerin (TNF-α, IL-1β, IL-6) tespit edilmesi, arı sütünün koruyucu etkilerini gösterdi. Sodyum arsenitin serum üre ve kreatinin seviyelerini, ALT, AST ve ALP gibi karaciğer ve böbrek enzim aktivitelerini artırdığı, arı sütünün ise bu etkileri azalttığı belirlendi. Hematolojik analizler, NaAsO2'nin PLT, RBC, HGB ve HCT seviyelerini düşürüp WBC seviyelerini artırdığını, arı sütü uygulamasının bu parametreleri normal düzeylere getirdiğini ortaya koydu. Sodyum arsenitin enflamasyonu artırdığı ve arı sütü uygulaması ile bu etkinin azaldığı gözlemlendi. Özellikle 200 mg/kg dozunun, sodyum arsenit kaynaklı toksisitede daha etkili olduğu belirlendi. Sonuç olarak, bu çalışma arı sütünün NaAsO2 ile indüklenen karaciğer ve böbrek toksisitesine karşı antioksidan, anti-inflamatuar, homeostazı destekleyici ve hematoprotektif özellikler sergilediğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, arı sütünün ağır metal toksisitesine karşı potansiyel bir terapötik ajan olarak kullanılabileceğini öngörmektedir.

Enes Kaya
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel egzersiz yaptırılan ratlarda apilarnilin kas hasarı ve egzersiz performansı üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, tüketici yüzme egzersizine maruz bırakılan ratlarda, besin takviyesi olarak verilen apilarnilin kas hasarı, oksidatif stres, hematolojik parametreler ve egzersiz performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmaya toplamda 35 Wistar albino rat dahil edilmiş ve bu ratlar eşit sayıda olacak şekilde (n=7), sham, kontrol, egzersiz, egzersiz+apilarnil1 (0,2 g/kg) ve egzersiz+apilarnil2 (0,4 g/kg) gruplarına rastgele dağıtılmıştır. Çalışmanın sonunda, iskelet ve kalp kası dokularında oksidatif stres belirteci olarak malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçülmüştür. Antioksidan enzim aktivitesi kapsamında süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktiviteleri ve glutatyon (GSH) düzeyleri tespit edilmiştir. Ayrıca, inflamasyon göstergeleri olarak tümör nekroz faktör alfa (TNF-α), interlökin-1 beta (IL-1β) ve interlökin-6 (IL-6) seviyeleri ölçülmüştür. Serumda ise kas hasarı belirteçleri olan kreatin kinaz (CK), kreatin kinaz izoenzimi (CK-MB), laktat dehidrogenaz (LDH), aspartat aminotransferaz (AST) ve alanin aminotransferaz (ALT) seviyeleri belirlenmiştir. Hematolojik parametrelerden total lökosit (WBC), lenfosit (LYM), granülosit (GRA), monosit (MID), eritrosit (RBC), ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), ortalama eritrosit hemoglobini (MCH), hemoglobin (HGB), hematokrit (HCT), trombosit (PLT) ve trombosit dağılım genişliği (PDW) düzeyleri incelenmiştir. Egzersiz performansını değerlendirmek amacıyla, ratlar Moris su tankında tükenene kadar yüzdürülmüş ve yüzme süreleri kaydedilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, serum CK, CK-MB, LDH, AST ve ALT seviyelerinde gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, iskelet ve kalp kası dokularında MDA ve GSH düzeyleri, SOD, CAT ve GSH-Px aktiviteleri ile TNF-α, IL-1β ve IL-6 seviyelerinde anlamlı farklar bulunmuştur. Kan örneklerinde WBC, LYM, MID, GRA, RBC, HGB, HCT, PLT ve PDW düzeylerinde anlamlı farklılıklar saptanırken, MCH ve MCHC değerlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Egzersiz performansı açısından değerlendirildiğinde, egzersiz+apilarnil1 (0,2 g/kg) grubunda yüzme süreleri diğer gruplara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular, apilarnilin tüketici egzersiz ile indüklenen kas hasarı, oksidatif stres ve inflamasyona karşı koruyucu etkiler gösterdiğini, ayrıca hematolojik parametrelerin düzenlenmesinde dengeleyici bir rol oynadığını ve doza bağlı olarak egzersiz performansını artırdığını ortaya koymaktadır.

Fatih Çakar
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Propolis ve bal içerikli lolipop formülasyonunun geliştirilmesi ve biyolojik etkinliklerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, bal ve propolisin fonksiyonel özelliklerinden yararlanılarak propolis içeren fonksiyonel şeker formülasyonları geliştirilmiş; bu formülasyonların biyolojik aktiviteleri ile fizikokimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Kullanılan propolisin %70'lik etil alkol ekstraktı üzerinden yapılan analizler sonucunda; toplam fenolik içeriği 497,5 ± 0,83 mg GAE/g, toplam flavonoid içeriği 389,44 ± 1,92 mg KE/g kuru ekstrakt olarak belirlenmiştir. Antioksidan kapasite analizlerinde, DPPH radikal süpürme aktivitesi %84,08 ± 0,08 inhibisyon oranı ile yüksek bir etki göstermiştir. Metal şelatlama kapasitesi %38,11 ± 0,9, toplam antioksidan kapasitesi ise 336,96 ± 3,2 mg α-tokoferol eşdeğeri/g olarak saptanmıştır. Ayrıca, propolis ve propolisli şeker formülasyonlarının antimikrobiyal etkileri de çeşitli mikroorganizmalar (S. mutans, S. sanguinis, P. gingivalis, S. aureus, E. coli, L. acidophilus, C. albicans ve S. cerevisiae) üzerinde değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde, patojen mikroorganizmalar üzerinde doza bağlı inhibisyon etkisi gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, propolisli şekerlerin yalnızca fonksiyonel ve antioksidan özelliklere değil, aynı zamanda güçlü bir antimikrobiyal potansiyele de sahip olduğunu göstermektedir. Formülasyonlar arasında, %12,5 propolis içeren şeker örneği; yüksek antioksidan kapasitesi, mikrobiyal inhibisyon etkisi, pH stabilitesi ve düşük asitlik özellikleriyle en güçlü biyolojik aktiviteyi göstermiştir. Renk ve kuru madde analizleri de bu formülasyonun en doğal ve yoğun yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan, %7,5 propolis içeren şekerin termal stabilite açısından daha dengeli bir erime profiline sahip olduğu ve üretim açısından optimum formülasyon olarak değerlendirilebileceği belirlenmiştir. Genel olarak, %7,5 ve %12,5 oranında propolis içeren fonksiyonel şekerlerin hem biyolojik etkinlik hem de formülasyon kararlılığı açısından en uygun yapılar olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, propolisin doğrudan tüketilebilecek fonksiyonel bir şeker formuna entegre edilmesinin mümkün olduğunu göstermekte ve özellikle çocuklara yönelik sağlıklı, ulaşılabilir bir alternatif ürün geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Zeynep Demirkan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Papaver somniferum L. arı polenlerinin palinolojik analizleri, protein içeriği ve antioksidan etkisinin araştırılması

Arı poleni, arıların bitkilerden topladığı polenleri, nektar ve ağız salgılarını ekleyerek topak haline getirdiği, arka bacaklarına depoladığı ve kovana taşıdığı bir üründür. Papaver somniferum arı poleni ise, Papaveraceae familyasına ait olan Papaver cinsi bitkilerin polenlerinin arılar tarafından toplanması ile elde edilen bir arı ürünüdür. Bu polen, besin değeri yüksek bir gıda maddesi olarak kabul edilir ve birçok biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu çalışmada, Afyonkarahisar, Denizli, Konya ve Kütahya illerinde Papaver somniferum ekiminin yapıldığı alanlarda yer alan arılıklardan toplanan arı poleni örneklerinin, polen analizleri ile botanik kaynağı doğrulanmış, polen örneklerinin protein içerikleri (%), toplam fenolik madde miktarı, DPPH• (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) metodu ve ABTS•+ (2,2'-Azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik asit)) metodu kullanılarak antioksidan aktivite kapasitesi belirlenmiştir. Örneklerin hepsinin %90,3-98,4 oranlarında monofloral Papaver somniferum bitkisinden toplandığı tespit edilmiştir. Papaver somniferum arı poleni örneklerinin protein içerikleri 11,4-13,4 g/100 g, toplam fenolik madde miktarı 7,95-16,84 mg.GAE/g, DPPH • aktivitesi 10,32-13,38 mgTE/g, ABTS•+ aktivitesi 24,48-41,97 mgTE/g olarak saptanmıştır. Türkiye'de üretilen monofloral arı polenleri ile ilgili yapılan çalışmalar yetersiz olup, bu alanda yapılacak çalışmaların devam etmesi gerekmektedir.

Dinçer Çobanoğlu
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Propolis ve Alchemilla persica ile hazırlanmış doğal katkı maddesinin model gıda ürününde koruyucu etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada, mayonez üretiminde doğal antioksidan ve antimikrobiyal özellikleriyle bilinen propolis ve Alchemilla persica potansiyeli değerlendirilmiştir. Bu bileşenlerin, geleneksel koruyuculara alternatif olabileceği ve model ürünün fonksiyonel, raf ömrü uzun ve güvenli hale getirilebileceği ortaya konmuştur. Fizikokimyasal ve reolojik analizler, doğal ekstraktların emülsiyon stabilitesine olumlu katkı sağladığını, model ürünlerin psödoplastik akış davranışı gösterdiğini ve ticarileşmeye uygun yapı kazandığını göstermiştir. Mikroskobik incelemelerde, yağ fazının homojen dağılması, emülsiyon başarısının ve katkıların yapıya entegrasyonunun göstergesi olmuştur. Depolama sürecinde (0, 30, 60, 90. günlerde), pH, toplam asitlik, serbest yağ asitliği ve oksidasyon analizleri yapılmış; propolis ilaveli örneklerde oksidatif bozulmanın belirgin şekilde azaldığı tespit edilmiştir. Ransimat analizinde, %0,3 propolis içeren MP-3 örneği en yüksek oksidatif stabiliteye ulaşmıştır (14,71 saat). Bu durum, propolisin belirli konsantrasyonlarda koruyucu etki sağladığını göstermektedir. Antioksidan kapasite ve fenolik içerik açısından MAP-3 örneği öne çıkmış; bu örnekte hem toplam antioksidan kapasite hem de DPPH radikal giderme etkinliği en yüksek düzeyde bulunmuştur. Propolis ve Alchemilla persica'nın birlikte ve %0,3 oranında kullanımı, sinerjik etkiyle ürünün biyoaktif değerini anlamlı şekilde artırmıştır. Mikrobiyolojik analizlerde, tüm örnekler TS 9777 standardına uygun bulunmuş; Salmonella spp. tespit edilmemiştir. Doğal katkılar, mikrobiyolojik güvenliği olumsuz etkilememiştir. Hücre canlılığı (XTT) testlerinde, yüksek dozda MP-1 ve MP-3 sitotoksik etki gösterirken, düşük dozda özellikle MAP-3 (500 ppm'de %149,07) proliferatif etki sağlamıştır. Bu bulgu, düşük konsantrasyonlarda bazı doğal katkıların hücre çoğalmasını teşvik edebileceğini göstermektedir. Ancak mekanizmasının daha fazla araştırılması gerekmektedir. Duyusal analizlerde, ticari örnek en çok beğenilen ürün olmuş; propolis ilaveli formülasyonlar ise geleneksel mayoneze yakın görünüm sunarak olumlu değerlendirmeler almıştır. Ancak bitki ekstraktları, alışılmış renkten sapma nedeniyle bazı olumsuz değerlendirmelere neden olmuştur. Genel olarak, propolis ve Alchemilla persica ekstraktlarının birlikte kullanımıyla geliştirilen formülasyonlar; doğal, fonksiyonel, antioksidan açısından zengin ve mikrobiyolojik olarak güvenli mayonezlerin üretilebileceğini göstermiştir. Bu bileşenler, katkı maddesi kullanımına doğal bir alternatif sunarak gıda sektöründe fonksiyonel ürün geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Büşra Bıldır Yolaşan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of chemical content and biological activities of northern Iraqi propolis

This study provides a comprehensive investigation of the chemical composition and biological activities of propolis samples collected from four geographically distinct regions in Northern Iraq, namely Erbil, Mosul, Duhok and Sulaymaniyah. With advanced chromatographic and spectrophotometric methods, both ethanol and water extracts were evaluated for phytochemical content, antioxidant potential, enzyme inhibitory activity, antimicrobial activity and photoprotective activity. LC-MS/MS profiling revealed significant regional and solvent-based variation in phenolic and flavonoid composition. Ethanol extracts had consistently higher concentrations of the major flavonoids galangin, chrysin, and naringenin, with Mosul and Sulaymaniyah samples having the most enriched profiles. GC-MS analysis also revealed a broad range of fatty acids, alkanes, and phenolic esters, with Duhok's rich content of palmitic acid and Mosul's unique organoselenium compounds. ICP-MS elemental analysis showed significant diversity in macro- and trace elements, with high concentrations of calcium, magnesium, and iron. Toxic elements such as lead were present at trace levels within acceptable safety levels. Biological tests showed that ethanol extracts possessed superior antioxidant activity, expressed as high total phenolic and flavonoid content, DPPH radical scavenging, and total antioxidant capacity. Sulaymaniyah and Duhok ethanol extracts showed the most activity. Besides, ethanol extracts exhibited significant antimicrobial activity against Salmonella typhimurium, Escherichia coli, Listeria monocytogenes, Bacillus subtilis and Candida albicans, where Erbil and Sulaymaniyah samples were the most effective. Sun protection factor (SPF) investigation indicated that Mosul ethanol extract exhibited the highest SPF value (17.9 at 20 ppm), confirming the UV-protective activity of propolis. The study also evaluated propolis inhibitory activity on human erythrocyte Glutathione S-Transferase (GST). The most active GST inhibition was that of Sulaymaniyah ethanol extract (IC5₀ = 5.52 µg/mL), which correlated with its high content of flavonoids. The dual role of propolis as both an antioxidant and as an enzyme modulator indicates its medicinal potential as well as the need for careful use in health facilities. Overall, the findings validate Northern Iraqi propolis's chemical and biological richness, warranting its application in nutraceutical, pharmaceutical and cosmetic formulations. The study highlights the contribution of extraction protocols and geographic origin in standardizing propolis product quality and efficacy.

Farhan Jaafar Taher Nerway
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00