Bingöl University
Discipline

Arı ve Arı Ürünleri Anabilim Dalı

Bingöl University

13

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

13 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Arı ekmekli ve polenli krem bal üretim prosesinin in vitro biyoaktivite ve biyoerişebilirlik üzerindeki etkisi

Arıcılık faaliyeti modern bir buluş olmayıp, bilinen en eski gıda üretim faaliyetlerinden biridir. Son zamanlarda ortaya çıkan hastalıklar, salgınlar ve toplumun refah düzeyinin artması sonucunda insanların doğal ürünlere olan talebi artmıştır. Tüketicilerin doğal, biyoaktif bileşenler açısından zengin ve sağlığa ek faydaları olan fonksiyonel gıdalara talepleri giderek artmaktadır. Bal, yaklaşık %18'lik bir su içeriği ve %70'den fazla şeker içeriğine sahip aşırı doymuş bir şeker çözeltisi olduğundan dolayı kristalleşmeye eğilimlidir. Sıvı balda kristalleşme genellikle arzu edilmezken, damak tarafından algılanmayacak kadar çok sayıda küçük boyutlu kristallerin bulunduğu krem bal gibi arzu edilen bir ürünü yapmak için kontrollü kristalleştirme işlemi kullanılmaktadır. Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır; birincisi sade, pergalı ve polenli üç farklı krem bal üretiminin gerçekleştirilmesi, ikincisi ise krem bal üretim prosesinin balın fizikokimyasal özelliklerine, in vitro gastrointestinal sindirim simülasyonu ile biyoerişilebilirliğine etkisinin ve antioksidan kapasitesinin incelenmesidir. Çalışma bulgularına göre; en yüksek diastaz sayısı (15,63), HMF içeriği (11,52 mg/kg ) ve prolin içeriğine (562,24 mg/kg) sahip numune pergalı krem bal numunesidir. En az diastaz sayısı (12,48), HMF içeriği (10,77 mg/kg ) ve prolin içeriğine (419 mg/kg) sahip numune ise süzme bal numunesidir. Krem bal prosesinin etkisi göz önünde bulundurulduğunda diastaz sayısı, HMF içeriği ve prolin içeriği bakımından tüm numuneler arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Toplam fenolik içerik (mg GAE/g örnek) bakımından başlangıç, mide ve bağırsak fazlarının tümünde en yüksek değerlere (sırasıyla 11,88; 10,68; 8,35) pergalı krem bal numunesi sahiptir. Toplam fenolik içerik, in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalmıştır. Toplam flavonoid içerikte de, toplam fenolik içeriğe benzer şekilde in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalma görülmüştür. ABTS yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite değerleri, in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde artmıştır. CUPRAC yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite sonuçları, tüm numunelerde başlangıca göre mide fazında azalma gösterirken, bağırsak fazında tekrar artmıştır. DPPH yöntemiyle belirlenen antioksidan kapasite değerlerinde ise toplam flavonoid içerik ve toplam fenolik içeriğe benzer şekilde in vitro gastrointestinal sindirim boyunca tüm numunelerde azalma görülmüştür.

Davut Karahan
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl bölgesinde üretilen arı polenlerinin koenzim Q10 içeriğinin yeni nesil metakrilat bazlı monolitik nanokolon kullanılarak nano LC sisteminde analizi ve kahvaltılık gevrek üretiminde kullanılması

Bu tez çalışması kapsamında, Bingöl ilinin on beş farklı bölgesinden temin edilen taze arı polenlerinin koenzim Q10 içerikleri nano-LC cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Koenzim Q10 miktarlarının saptanması için, yeni nesil metakrilat bazlı monolitik nano kolon geliştirilmiştir. Nano kolon denemelerinde, monomer olarak lauril metakrilat, çapraz bağlayıcı olarak etilen dimetakrilat, termal başlatıcı olarak da 2,2'-Azobisizobutironitril kullanılarak in-situ polimerizasyon yöntemi ile monolitik nano kolon elde edilmiştir. Gerçekleştirilen tekrarlanabilirlik denemeleri ve olumlu sonuçlanan taramalı elektron mikroskobu görüntüleri neticesinde laboratuvar ortamında lauril metakrilat bazlı monolitik nano kolon üretilmiştir. Bingöl'ün on beş farklı bölgesinden toplanan taze arı polenlerinin koenzim Q10 içeriği, optimize edilen lauril metakrilat bazlı nano kolon kullanılarak saptanmıştır. Solhan Hazarşah Yaylası'ndan toplanan taze arı polenleri en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahip iken (224,7±3,1 mg/kg), Adaklı Karbaşan bölgesine ait taze arı polenleri ikinci (201,5±4,4 mg/kg) ve Karlıova Çatak bölgesine ait taze arı polenleri üçüncü (194,7±2,8 mg/kg) en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahiptir. Palinolojik analizleri yapılan on beş farklı taze arı poleninde, yirmi iki bitki ailesinden elli dört farklı taksona ait polen çeşidi gözlemlenmiştir. Altı bölgenin monofloral, altı bölgenin bifloral ve üç bölgenin ise multifloral bitki desenine sahip olduğu saptanmıştır. Hypericum, Hedysarum, Astragalus, Verbascum, Trifolium ve Cirsium türlerinin baskın türler olduğu görülmüştür. Renk analizinde ise Merkez Kuruca, Solhan Ovası ve Yayladere Kırköy arı polenlerinde düşük L* değeri ölçülmüştür (sırasıyla 49,95± 0,38; 48,01±0,24; 41,41±0,01). Yayladere Kırköy arı polenlerinde en yüksek a* değeri, Yayladere Batıayaz arı polenlerinde ise en yüksek b* değeri ölçülmüştür. Son olarak, en yüksek koenzim Q10 içeriğine sahip Solhan Hazarşah Yaylası taze arı poleni kullanılarak arı polenli kahvaltılık gevrek üretilmiştir. Kahvaltılık gevreklerin duyusal analizleri sonucunda kontrol ve arı polenli gevreklerin genel beğeni ve kabul edilebilirlik düzeyleri arasında fark gözlemlenmemiştir.

Büşra Beltekin
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bal arısı (Apis mellifera L.) ırk/ekotiplerinin Bingöl koşullarında fizyolojik ve davranışsal özellikleri ile ballarının kalitelerinin belirlenmesi

Bu çalışma; Bingöl ilinde arıcılar tarafından yoğun olarak kullanılan farklı bal arısı genotiplerinin bazı davranışsal ve fizyolojik özelliklerininin belirlenmesi, ayrıca bu bal arısı genotiplerinden elde edilen balların fizikokimyasal ve melissopalinolojik analizlerinin yapılarak bölgeye en uygun bal arısı genotipinin tespit edilmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilere göre; 2022 yılında kışlama kabiliyeti (%58,6) ve yavru alanı (2820,51±971,82 cm2/koloni) Bingöl genotipinin, ortalama arılı çerçeve sayısı (7,06±3,27 adet/koloni), koloni ağırlığı (30,92±11,00 kg/koloni) ve bal verimi (15,97±1,57 kg/koloni) olarak Camili genotipinin en iyi performansı gösterdiği tespit edilmiştir. 2023 yılında ise, kışlama kabiliyeti (%71,4) Bingöl genotipinin, arılı çerçeve sayısı (8,82±0.20 adet/koloni), yavrulu alanı (3470,70±758,18 cm2/koloni), ortalama koloni ağırlığı (32,05±11,30 kg/koloni) ve bal verimi (17,30±2,46 kg/koloni) olarak Camili genotipinin en iyi performansı gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma süresince, yaşama gücünün (%70) en yüksek Camili genotipinde, hijyenik davranışın (%98,79) en yüksek Bingöl genotipinde ve hırçınlık davranışının en fazla (8,88±2,43 adet/koloni) Camili genotipide olduğu belirlenmiştir. Genotiplerden 2022 yılında elde edilen ballarda; Camili genotipinin nem ve HMF, Posof genotipinin prolin ve diastaz, Karniyol genotipinin kül, suda çözünmeyen madde, fruktoz, glukoz ve maltoz, Bingöl genotipinin elektriksel iletkenlik, pH ve serbest asitliklerinin en yüksek olduğu belirlenmiştir. 2022 ballarında sakkaroz tespit edilmemiştir. Genotiplerin 2023 yılında ki ballarında ise; Camili genotipinin pH, serbest asitlik ve HMF, Posof genotipinin sakkaroz, Karniyol genotipinin nem, elektriksel iletkenlik, kül, suda çözünmeyen madde ve glukoz, Bingöl genotipinin prolin, diastaz, fruktoz ve maltoz değerlerinin en yüksek olduğu belirlenmiştir. Genotip ballarının melissopalinolojik analiz sonuçları inceldiğinde; 2022 yılında bal arısı genotiplerinin en yüksek oranda Verbascum sp. taksonunu ziyaret ettikleri belirlenmiştir. 2023 yılında polen analizlerine göre, Camili ve Posof genotipi ballarında Lamium sp., Karniyol genotipi ballarında Trifolium sp. ve Bingöl genotipi ballarında Astragalus sp. taksonu polenlerinin sekonder düzeyde olduğu tespit edilmiştir. 2022 ve 2023 yılında TPS-10 g analizlerine göre polen sayısı en fazla olan ballın Karniyol genotipine ait olduğu belirlenmiştir.

İbrahim Şahin
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Polen ekstraktıyla üretilen kefirlerin depolama süresince kalite parametrelerinin belirlenmesi

Modern yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, probiyotik ve biyoaktif madde içeren fonksiyonel gıdaların önemi giderek artmaktadır. Arı poleni, besin takviyesi olarak kullanılan, arılar tarafından bitki polenlerinden üretilen bir üründür. Bu bağlamda, mevcut çalışmada, biyoaktif madde içeriği yüksek kefir elde etmek için, %0,25 (K-025), %0,5 (K-05) ve %1 (K-1) konsantrasyonda arı poleni ekstraktı içeren ve içermeyen (Kontrol) dört farklı kefir örneği hazırlanmıştır. Örnekler 4 °C'de 21 gün boyunca depolanmıştır. İlk olarak, kefir örneklerinin içeriğine eklenecek olan arı poleninin botanik kaynağı tespit edilmiştir. Kefir örneklerinin depolama süresince 1., 7. 14. ve 21. günlerde, fizikokimyasal (toplam kuru madde, kül, protein, yağ, titrasyon asitliği, pH, renk) ve duyusal özellikleri değerlendirilmiş, toplam fenolik içeriği, antioksidan aktivitesi (DPPH• (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) ve FRAP (Demir (III) İndirgeme Antioksidan Gücü)) saptanmış ve fenolik madde içeriği sıvı kromatografisi-yüksek çözünürlüklü kütle spektrometrisi (LC-HR MS) cihazı ile belirlenmiştir Aynı zamanda, arı poleninin kefir örneklerinin mikrobiyal içeriğindeki değişimine etkisini değerlendirmek için toplam mezofilik aerobik bakteri, latobasil, laktokok, maya ve küf, asetik asit bakteri sayımı gerçekleştirilmiştir. Mikroskobik analizler sonucunda, kefire eklenen arı poleninin bifloral (Verbascum sp. ve Hypericum sp.) olduğu belirlenmiştir. Kefire eklenen arı poleni kefirin fizikokimyasal özelliklerini geliştirmiştir. Duyusal analizler sonucunda, K-0,25 örneği en çok beğenilen kefir olmuştur. Arı poleni katkılı kefirlerin toplam fenolik içeriği, DPPH, ve FRAP antioksidan aktivite değerleri sırası ile 62,58±2,5 (Kontrol, 21. Gün)-123,25±7,2 (K-1 7. Gün) µg GAE/mg, 23,65±1,6 (Kontrol, 1. gün)-78,54±0,8 (K-1, 7. gün) µgTE/g, 31,01±3,1 (Kontrol, 1. gün)-106,80±2,8 (K-1, 7. gün) µgTE/g aralığında bulunmuştur. En yüksek oranda saptanan fenolik bileşikler benzoik asit, luteolin, eriodiktiyoldür. Arı poleni ilavesi depolamanın 7. gününe kadar kefir örneklerinin biyoaktif madde içeriğini ve mikrobiyolojik özelliklerini geliştirmiştir.

Onur Dündar
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ratlarda sodyum arsenit ile indüklenen karaciğer ve böbrek toksisitesi üzerine arı sütünün etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, sodyum arsenit (NaAsO2) kaynaklı karaciğer ve böbrek toksisitesine karşı arı sütünün antioksidan, anti-inflamatuar, homeostazı destekleyici ve hematoprotektif özellikleri araştırılması amaçlandı. Araştırmada, toplam 35 Wistar albino sıçan kullanılarak kontrol grubu, arı sütü, NaAsO2, NaAsO2 + 100 mg/kg arı sütü ve NaAsO2 + 200 mg/kg arı sütü olmak üzere beş deney grubu oluşturuldu. NaAsO2'nin sebep olduğu toksisiteye karşı arı sütünün etkileri, biyokimyasal, hematolojik ve enflamasyon parametreleri kullanılarak değerlendirildi. Çalışmada, arı sütünün NaAsO2 ile indüklenen oksidatif strese ve enflamasyona karşı koruyucu etkileri araştırıldı. Deney kapsamında, NaAsO2 uygulanarak toksisite indüklendi ve ardından farklı dozlarda arı sütü verildi. Karaciğer ve böbrek dokularında biyokimyasal parametreler, antioksidan enzim aktiviteleri ve proinflamatuvar sitokin değişiklikleri analiz edildi. Özellikle lipid peroksidasyonu seviyeleri, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (KAT), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve glutatyon (GSH) aktiviteleri ölçüldü; inflamatuvar belirteçler (TNF-α, IL-1β, IL-6) değerlendirildi. Hematolojik olarak, kırmızı kan hücresi (RBC), beyaz kan hücresi (WBC), hemoglobin (HGB), hematokrit (HCT) ve trombosit (PLT) seviyeleri incelendi. Arı sütü verilen gruplarda, NaAsO2'nin yol açtığı oksidatif stres ve enflamasyonun anlamlı derecede azaldığı bulundu. Lipid peroksidasyonunun azalması, antioksidan enzim aktivitelerinin (SOD, KAT, GSH-Px) ve glutatyon (GSH) seviyelerinin artması, daha düşük seviyelerde inflamatuvar belirteçlerin (TNF-α, IL-1β, IL-6) tespit edilmesi, arı sütünün koruyucu etkilerini gösterdi. Sodyum arsenitin serum üre ve kreatinin seviyelerini, ALT, AST ve ALP gibi karaciğer ve böbrek enzim aktivitelerini artırdığı, arı sütünün ise bu etkileri azalttığı belirlendi. Hematolojik analizler, NaAsO2'nin PLT, RBC, HGB ve HCT seviyelerini düşürüp WBC seviyelerini artırdığını, arı sütü uygulamasının bu parametreleri normal düzeylere getirdiğini ortaya koydu. Sodyum arsenitin enflamasyonu artırdığı ve arı sütü uygulaması ile bu etkinin azaldığı gözlemlendi. Özellikle 200 mg/kg dozunun, sodyum arsenit kaynaklı toksisitede daha etkili olduğu belirlendi. Sonuç olarak, bu çalışma arı sütünün NaAsO2 ile indüklenen karaciğer ve böbrek toksisitesine karşı antioksidan, anti-inflamatuar, homeostazı destekleyici ve hematoprotektif özellikler sergilediğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, arı sütünün ağır metal toksisitesine karşı potansiyel bir terapötik ajan olarak kullanılabileceğini öngörmektedir.

Enes Kaya
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel egzersiz yaptırılan ratlarda apilarnilin kas hasarı ve egzersiz performansı üzerine etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, tüketici yüzme egzersizine maruz bırakılan ratlarda, besin takviyesi olarak verilen apilarnilin kas hasarı, oksidatif stres, hematolojik parametreler ve egzersiz performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmaya toplamda 35 Wistar albino rat dahil edilmiş ve bu ratlar eşit sayıda olacak şekilde (n=7), sham, kontrol, egzersiz, egzersiz+apilarnil1 (0,2 g/kg) ve egzersiz+apilarnil2 (0,4 g/kg) gruplarına rastgele dağıtılmıştır. Çalışmanın sonunda, iskelet ve kalp kası dokularında oksidatif stres belirteci olarak malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçülmüştür. Antioksidan enzim aktivitesi kapsamında süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktiviteleri ve glutatyon (GSH) düzeyleri tespit edilmiştir. Ayrıca, inflamasyon göstergeleri olarak tümör nekroz faktör alfa (TNF-α), interlökin-1 beta (IL-1β) ve interlökin-6 (IL-6) seviyeleri ölçülmüştür. Serumda ise kas hasarı belirteçleri olan kreatin kinaz (CK), kreatin kinaz izoenzimi (CK-MB), laktat dehidrogenaz (LDH), aspartat aminotransferaz (AST) ve alanin aminotransferaz (ALT) seviyeleri belirlenmiştir. Hematolojik parametrelerden total lökosit (WBC), lenfosit (LYM), granülosit (GRA), monosit (MID), eritrosit (RBC), ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu (MCHC), ortalama eritrosit hemoglobini (MCH), hemoglobin (HGB), hematokrit (HCT), trombosit (PLT) ve trombosit dağılım genişliği (PDW) düzeyleri incelenmiştir. Egzersiz performansını değerlendirmek amacıyla, ratlar Moris su tankında tükenene kadar yüzdürülmüş ve yüzme süreleri kaydedilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, serum CK, CK-MB, LDH, AST ve ALT seviyelerinde gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, iskelet ve kalp kası dokularında MDA ve GSH düzeyleri, SOD, CAT ve GSH-Px aktiviteleri ile TNF-α, IL-1β ve IL-6 seviyelerinde anlamlı farklar bulunmuştur. Kan örneklerinde WBC, LYM, MID, GRA, RBC, HGB, HCT, PLT ve PDW düzeylerinde anlamlı farklılıklar saptanırken, MCH ve MCHC değerlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Egzersiz performansı açısından değerlendirildiğinde, egzersiz+apilarnil1 (0,2 g/kg) grubunda yüzme süreleri diğer gruplara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular, apilarnilin tüketici egzersiz ile indüklenen kas hasarı, oksidatif stres ve inflamasyona karşı koruyucu etkiler gösterdiğini, ayrıca hematolojik parametrelerin düzenlenmesinde dengeleyici bir rol oynadığını ve doza bağlı olarak egzersiz performansını artırdığını ortaya koymaktadır.

Fatih Çakar
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Propolis ve bal içerikli lolipop formülasyonunun geliştirilmesi ve biyolojik etkinliklerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında, bal ve propolisin fonksiyonel özelliklerinden yararlanılarak propolis içeren fonksiyonel şeker formülasyonları geliştirilmiş; bu formülasyonların biyolojik aktiviteleri ile fizikokimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Kullanılan propolisin %70'lik etil alkol ekstraktı üzerinden yapılan analizler sonucunda; toplam fenolik içeriği 497,5 ± 0,83 mg GAE/g, toplam flavonoid içeriği 389,44 ± 1,92 mg KE/g kuru ekstrakt olarak belirlenmiştir. Antioksidan kapasite analizlerinde, DPPH radikal süpürme aktivitesi %84,08 ± 0,08 inhibisyon oranı ile yüksek bir etki göstermiştir. Metal şelatlama kapasitesi %38,11 ± 0,9, toplam antioksidan kapasitesi ise 336,96 ± 3,2 mg α-tokoferol eşdeğeri/g olarak saptanmıştır. Ayrıca, propolis ve propolisli şeker formülasyonlarının antimikrobiyal etkileri de çeşitli mikroorganizmalar (S. mutans, S. sanguinis, P. gingivalis, S. aureus, E. coli, L. acidophilus, C. albicans ve S. cerevisiae) üzerinde değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde, patojen mikroorganizmalar üzerinde doza bağlı inhibisyon etkisi gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, propolisli şekerlerin yalnızca fonksiyonel ve antioksidan özelliklere değil, aynı zamanda güçlü bir antimikrobiyal potansiyele de sahip olduğunu göstermektedir. Formülasyonlar arasında, %12,5 propolis içeren şeker örneği; yüksek antioksidan kapasitesi, mikrobiyal inhibisyon etkisi, pH stabilitesi ve düşük asitlik özellikleriyle en güçlü biyolojik aktiviteyi göstermiştir. Renk ve kuru madde analizleri de bu formülasyonun en doğal ve yoğun yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan, %7,5 propolis içeren şekerin termal stabilite açısından daha dengeli bir erime profiline sahip olduğu ve üretim açısından optimum formülasyon olarak değerlendirilebileceği belirlenmiştir. Genel olarak, %7,5 ve %12,5 oranında propolis içeren fonksiyonel şekerlerin hem biyolojik etkinlik hem de formülasyon kararlılığı açısından en uygun yapılar olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, propolisin doğrudan tüketilebilecek fonksiyonel bir şeker formuna entegre edilmesinin mümkün olduğunu göstermekte ve özellikle çocuklara yönelik sağlıklı, ulaşılabilir bir alternatif ürün geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.

Zeynep Demirkan
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bingöl polifloral arı poleni ekstraktının in vitro ve in vivo şartlarda bal arılarının gelişimine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, Bingöl ilinden toplanan arı poleni ekstraktının in vitro ve in vivo koşullarda bal arılarının gelişimi üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Zengin bitki örtüsüne sahip Bingöl bölgesinden elde edilen arı polenlerin, polen analizleri ve protein miktarı belirlenip, arı polenlenin su bazlı ekstraksiyon yöntemi ile elde edilen ekstraktı, protein içeriği, aminoasit kompoziyonu yönünden değerlendirilmiştir. İn vitro çalışmada kullanılan ekstraktın verimi %52,7 ve protein oranı %9,80 olarak saptanmış; aminoasit analizlerinde prolin (764,83 μg/g) en baskın aminoasit olarak tespit edilmiş; bunu sırasıyla asparagin (121,52 μg/g), glisin (61,83 μg/g) ve alanin (36,36 μg/g) takip etmiştir, in vivo çalışmada kullanılan polen ekstraktında da benzer oranlar gözlemlenmiştir. İn vitro çalışmada, bal arılarının yaşam süresi, canlı ağırlık artışı, su ve besin tüketimi parametreleri değerlendirilmiştir. En iyi sonuçlar, bal-polen karışımı ve %5'lik Ekstrakt grubunda elde edilmiş; yüksek dozlarda ise olumsuz etkiler gözlemlenmiştir. İn vivo çalışmada, %5 ekstrakt grubunda arılı çerçeve sayısı, sezon sonunda ortalama 16 adet, kontrol grubunda ise 12 adet olarak kaydedilmiştir. Benzer şekilde, yavrulu alan ekstrakt grubunda 14929,08 cm², kontrol grubunda ise 9870,59 cm² olarak belirlenmiştir. Ayrıca bal verimi, ekstrakt grubunda 16,904 kg/koloni, kontrol grubunda 11,164 kg/koloni olarak ölçülmüştür. Tüm bu veriler, ekstrakt uygulamasının kolonideki işçi arı popülasyonunu, ana arı yumurtlama aktivitesini ve bal üretim kapasitesini anlamlı şekilde artırdığını ortaya koymuştur (p<0,01). Ayrıca in vivo çalışmadan elde edilen bal örneklerinde renk, fizikokimyasal ve melissopalinolojik özellikleri karşılaştırılmıştır. Renk analizinde ekstrakt örneği için L: 66,26, a: 10,96 ve b: 50,71; şeker şurubu için ise L: 77,64, a: 2,72 ve b: 39,48 olarak ölçülmüş, ekstrakt örneğinin daha koyu ve doygun renge sahip olduğu belirlenmiştir. Fizikokimyasal analizlerde ekstrakt örneğinde nem oranı %15,20±0,35, prolin içeriği 929,78±27,89 mg/kg, diastaz sayısı 43,5±5,3 DN, toplam polen sayısı (TPS) 64.075 adet olarak tespit edilmiştir; şeker şurubu örneğinde ise bu değerler sırasıyla %15,40±0,36, 912,00±27,36 mg/kg, 39,1±4,7 DN ve 35,723 adet olarak bulunmuştur. Melissopalinolojik analizde ekstrakt örneğinde Salix sp. (%28,00), Astragalus sp. (%25,20) ve Trifolium sp. (%13,10); şeker şurubunda ise Centaurea sp. (%46,00), Astragalus sp. (%35,60) ve Trifolium sp. (%10,00) gibi polenlerin baskın olduğu belirlenmiş, ekstrakt örneğinin daha zengin bir floral kaynağa sahip olduğu ortaya konmuştur.

Abdurrahman Şimşek
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Papaver somniferum L. arı polenlerinin palinolojik analizleri, protein içeriği ve antioksidan etkisinin araştırılması

Arı poleni, arıların bitkilerden topladığı polenleri, nektar ve ağız salgılarını ekleyerek topak haline getirdiği, arka bacaklarına depoladığı ve kovana taşıdığı bir üründür. Papaver somniferum arı poleni ise, Papaveraceae familyasına ait olan Papaver cinsi bitkilerin polenlerinin arılar tarafından toplanması ile elde edilen bir arı ürünüdür. Bu polen, besin değeri yüksek bir gıda maddesi olarak kabul edilir ve birçok biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu çalışmada, Afyonkarahisar, Denizli, Konya ve Kütahya illerinde Papaver somniferum ekiminin yapıldığı alanlarda yer alan arılıklardan toplanan arı poleni örneklerinin, polen analizleri ile botanik kaynağı doğrulanmış, polen örneklerinin protein içerikleri (%), toplam fenolik madde miktarı, DPPH• (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) metodu ve ABTS•+ (2,2'-Azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik asit)) metodu kullanılarak antioksidan aktivite kapasitesi belirlenmiştir. Örneklerin hepsinin %90,3-98,4 oranlarında monofloral Papaver somniferum bitkisinden toplandığı tespit edilmiştir. Papaver somniferum arı poleni örneklerinin protein içerikleri 11,4-13,4 g/100 g, toplam fenolik madde miktarı 7,95-16,84 mg.GAE/g, DPPH • aktivitesi 10,32-13,38 mgTE/g, ABTS•+ aktivitesi 24,48-41,97 mgTE/g olarak saptanmıştır. Türkiye'de üretilen monofloral arı polenleri ile ilgili yapılan çalışmalar yetersiz olup, bu alanda yapılacak çalışmaların devam etmesi gerekmektedir.

Dinçer Çobanoğlu
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı kayıplarında akut arı felci virusu (AAV) varlığı ve yaygınlığının araştırılması

Akut arı felci virüsü (AAFV), bal arılarında ciddi ölümlere yol açabilen ve koloninin tamamen yok olmasına neden olabilen önemli bir virüs olarak bilinir. Bu çalışma, Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde arı ölümlerininin nedenini araştırmak için, 2024 yılı mart-haziran aylarında ABFV yönünde inceleme yapılarak yürütülmüştür. Çalışma, toplam 1395 kovanı olan 12 ar kolonisinde 280 ergin ölü arı numunesi örnekleme yapılarak, ölü arılarınkoloni bazında 12 ölü havuzu yapılarak, her bir havuzdan ölü arılarda RNA saflaştırma ile total RNA lar elde edildi. RT- PCR yöntemi ile akut arı felci virusu RNA'sı varlığı arandı. RT- PCR sonuçlarına göre ergin arı ölümü görülen, Elazığ'ın Merkez, Ağın, Maden, Keban ve Karakoçan ilçelerinden örneklenen 12 bal arısı kolonisinde akut arı felci virusu RNA'sına rastlanamadı. Bu sonuçlara göre örnekleme yapılan bal arısı kolonilerinde ölümlerin nedeninin diğer mikrobiyolojik olan veya olmayan nedenlere bağlı olabileceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ergin arı ölümlerinde ölüm nedenlerini araştırmada ölümlere neden olan etkenlerin tamamının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması, arı ölümlerinin nedenlerini tam olarak belirlemek için kapsamlı bir değerlendirme yapılmasının önemini ortaya koymakta ve arıcılara, potansiyel etkenlerin tümünü göz önünde bulundurarak, arı sağlığını koruma ve hastalık yönetiminde daha etkili stratejiler geliştirme önerisini sunmaktadır.

Metin Akpolat
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ve çevresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı kayıplarında deforme kanat virusu (DKV) varlığı ve yaygınlığının araştırılması

Bu çalışma, 2024 yılı Mart-Haziran aylarında Elazığ yöresinde yetiştirilen bal arısı kolonilerinde görülen arı ölümlerinin nedenini deforme kanat virusu (DKV) yönünden araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, toplam 3391 kovanlı, 14 arı kolonisinden 183 ölü ergin arı numunesi, 31 erkek arı larvası, 23 işçi arı larvası örnekleri toplandı. Ölü ergin arı numuneleri, erkek arı larvası numuneleri, işçi arı larvası numuneleri birleştirilerek koloni bazında toplam 14 numune havuzu oluşturuldu. Koloni bazında yapılan numune havuzlarında RT- PCR yöntemi ile deforme kanat virusu nükleik asit (RNA) varlığı araştırıldı. RT- PCR sonuçlarına göre ergin arı ölümü görülen, Elazığ'ın Merkez, Ağın, Baskil, Kovancılar ve Sivrice ilçelerinden örneklenen 14 bal arısı kolonisinde DKV RNA'sına rastlanmadı. Bu sonuçlara göre örnekleme yapılan bal arısı kolonilerinde ölümlerin nedeninin diğer mikrobiyolojik olan veya olmayan nedenlere bağlı olabileceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ergin arı ölümlerinde ölüm nedenlerini araştırmada ölümlere neden olan etkenlerin tamamının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Metin Aslanboğa
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Propolis ve Alchemilla persica ile hazırlanmış doğal katkı maddesinin model gıda ürününde koruyucu etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada, mayonez üretiminde doğal antioksidan ve antimikrobiyal özellikleriyle bilinen propolis ve Alchemilla persica potansiyeli değerlendirilmiştir. Bu bileşenlerin, geleneksel koruyuculara alternatif olabileceği ve model ürünün fonksiyonel, raf ömrü uzun ve güvenli hale getirilebileceği ortaya konmuştur. Fizikokimyasal ve reolojik analizler, doğal ekstraktların emülsiyon stabilitesine olumlu katkı sağladığını, model ürünlerin psödoplastik akış davranışı gösterdiğini ve ticarileşmeye uygun yapı kazandığını göstermiştir. Mikroskobik incelemelerde, yağ fazının homojen dağılması, emülsiyon başarısının ve katkıların yapıya entegrasyonunun göstergesi olmuştur. Depolama sürecinde (0, 30, 60, 90. günlerde), pH, toplam asitlik, serbest yağ asitliği ve oksidasyon analizleri yapılmış; propolis ilaveli örneklerde oksidatif bozulmanın belirgin şekilde azaldığı tespit edilmiştir. Ransimat analizinde, %0,3 propolis içeren MP-3 örneği en yüksek oksidatif stabiliteye ulaşmıştır (14,71 saat). Bu durum, propolisin belirli konsantrasyonlarda koruyucu etki sağladığını göstermektedir. Antioksidan kapasite ve fenolik içerik açısından MAP-3 örneği öne çıkmış; bu örnekte hem toplam antioksidan kapasite hem de DPPH radikal giderme etkinliği en yüksek düzeyde bulunmuştur. Propolis ve Alchemilla persica'nın birlikte ve %0,3 oranında kullanımı, sinerjik etkiyle ürünün biyoaktif değerini anlamlı şekilde artırmıştır. Mikrobiyolojik analizlerde, tüm örnekler TS 9777 standardına uygun bulunmuş; Salmonella spp. tespit edilmemiştir. Doğal katkılar, mikrobiyolojik güvenliği olumsuz etkilememiştir. Hücre canlılığı (XTT) testlerinde, yüksek dozda MP-1 ve MP-3 sitotoksik etki gösterirken, düşük dozda özellikle MAP-3 (500 ppm'de %149,07) proliferatif etki sağlamıştır. Bu bulgu, düşük konsantrasyonlarda bazı doğal katkıların hücre çoğalmasını teşvik edebileceğini göstermektedir. Ancak mekanizmasının daha fazla araştırılması gerekmektedir. Duyusal analizlerde, ticari örnek en çok beğenilen ürün olmuş; propolis ilaveli formülasyonlar ise geleneksel mayoneze yakın görünüm sunarak olumlu değerlendirmeler almıştır. Ancak bitki ekstraktları, alışılmış renkten sapma nedeniyle bazı olumsuz değerlendirmelere neden olmuştur. Genel olarak, propolis ve Alchemilla persica ekstraktlarının birlikte kullanımıyla geliştirilen formülasyonlar; doğal, fonksiyonel, antioksidan açısından zengin ve mikrobiyolojik olarak güvenli mayonezlerin üretilebileceğini göstermiştir. Bu bileşenler, katkı maddesi kullanımına doğal bir alternatif sunarak gıda sektöründe fonksiyonel ürün geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Büşra Bıldır Yolaşan
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of chemical content and biological activities of northern Iraqi propolis

This study provides a comprehensive investigation of the chemical composition and biological activities of propolis samples collected from four geographically distinct regions in Northern Iraq, namely Erbil, Mosul, Duhok and Sulaymaniyah. With advanced chromatographic and spectrophotometric methods, both ethanol and water extracts were evaluated for phytochemical content, antioxidant potential, enzyme inhibitory activity, antimicrobial activity and photoprotective activity. LC-MS/MS profiling revealed significant regional and solvent-based variation in phenolic and flavonoid composition. Ethanol extracts had consistently higher concentrations of the major flavonoids galangin, chrysin, and naringenin, with Mosul and Sulaymaniyah samples having the most enriched profiles. GC-MS analysis also revealed a broad range of fatty acids, alkanes, and phenolic esters, with Duhok's rich content of palmitic acid and Mosul's unique organoselenium compounds. ICP-MS elemental analysis showed significant diversity in macro- and trace elements, with high concentrations of calcium, magnesium, and iron. Toxic elements such as lead were present at trace levels within acceptable safety levels. Biological tests showed that ethanol extracts possessed superior antioxidant activity, expressed as high total phenolic and flavonoid content, DPPH radical scavenging, and total antioxidant capacity. Sulaymaniyah and Duhok ethanol extracts showed the most activity. Besides, ethanol extracts exhibited significant antimicrobial activity against Salmonella typhimurium, Escherichia coli, Listeria monocytogenes, Bacillus subtilis and Candida albicans, where Erbil and Sulaymaniyah samples were the most effective. Sun protection factor (SPF) investigation indicated that Mosul ethanol extract exhibited the highest SPF value (17.9 at 20 ppm), confirming the UV-protective activity of propolis. The study also evaluated propolis inhibitory activity on human erythrocyte Glutathione S-Transferase (GST). The most active GST inhibition was that of Sulaymaniyah ethanol extract (IC5₀ = 5.52 µg/mL), which correlated with its high content of flavonoids. The dual role of propolis as both an antioxidant and as an enzyme modulator indicates its medicinal potential as well as the need for careful use in health facilities. Overall, the findings validate Northern Iraqi propolis's chemical and biological richness, warranting its application in nutraceutical, pharmaceutical and cosmetic formulations. The study highlights the contribution of extraction protocols and geographic origin in standardizing propolis product quality and efficacy.

Farhan Jaafar Taher Nerway
Bingöl University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00