
69
Archived Theses
4
DOIs Assigned
6%
DOI Rate
Discipline
Halk oyunları ve spor eğitimi alan Üniversite öğrencilerinin fiziksel uygunluklarının eurofit ile karşılaştırılması
Bu çalışmada; üniversitelerin farklı bölümlerinde fiziksel ve fizyolojik yeterliliğe dayalı eğitim gören öğrencilerin, uğraştıkları alan ve almış oldukları eğitimin, fiziksel uygunluklarına etkilerini araştırmak ve grupların karşılaştırmasını yaparak fiziksel ve fizyolojik profillerini tespit etmek amaçlanmıştır.Deney grubunun fiziksel uygunluk parametreleri EUROFIT Test Bataryası ile ölçülmüştür.Çalışmaya; Devlet konservatuarının Halk Oyunları Bölümünde okuyan 95 erkek, 81 bayan öğrenci ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun Öğretmenlik Bölümünde okuyan 109 erkek, 72 bayan öğrenci olmak üzere toplam 357 denek katılmıştır.Bayan öğrencilerin değerleri karşılaştırıldığında; anaerobik güç, esneklik, durarak uzun atlama, el kavrama kuvveti, gövde kuvveti, bükülü kol ile asılma, 10x5 m mekik koşu ve aerobik güç özelliklerinde beden eğitimcilerin halk oyunculara oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, spor yaşı değişkeninde, halk oyuncuların beden eğitimcilere oranla daha iyi değerlere sahip olduğu, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, VY%, denge ve disklere vuruş değerlerinde ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.Erkek öğrencilerin değerleri karşılaştırıldığında; VY%, esneklik, durarak uzun atlama, el kavrama kuvveti, gövde kuvveti, bükülü kol ile asılma, 10x5 m mekik koşu ve aerobik güç özelliklerinde beden eğitimcilerin halk oyunculara oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, spor yaşı ve flamingo denge bulgularında halk oyuncuların beden eğitimcilere oranla daha yüksek değerlere sahip olduğu, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, disklere vuruş ve anaerobik güç değerlerinde ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.Bu araştırma; spor eğitimi alan öğrencilerle halk oyunları eğitimi alan öğrencilerin fiziksel parametrelerinin benzerlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik tutum ve farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Araştırmamızın amacı Bingöl Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Zihinsel Engelli Bireylerde Sporun Etkilerine Yönelik Tutum ve Farkındalık Düzeylerinin İncelenmesidir. Araştırmanın evrenini Bingöl Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenimini sürdüren 780 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem grubunu ise tesadüfü yöntemle seçilen 500 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ölçeği, Zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik farkındalık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 22 istatistik paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. İkili karşılaştırmalarda bağımsız gruplarda t testi kullanılır iken, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve oluşan farklılıkların tespitinde ise LSD (Least Significant Difference) testinden faydalanılmıştır. p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcıların yaş, bölüm, sınıf, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre zihinsel engelli bireylerde sporun etkilerine yönelik tutum ve farkındalık düzeylerinin değerlendirmelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Cinsiyet ve aile veya akrabada engelli birey varlığı değişkeninde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.
Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklere yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Bingöl Karşıyaka Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ve görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 akademik yılında Bingöl Karşıyaka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim gören 780'den oluşmaktadır. Örneklem grubunu ise tesadüfü yöntemle seçilen 276 kişi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak İlhan ve ark. (2016) tarafından geliştirilen Zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum ölçeği (ZEBSEYTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 22 istatistiksel analiz paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik sınaması sonucu veriler normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerin sportif etkinliklerine yönelik tutum düzeyi ölçeğinden aldıkları puanlar aritmetik ortalama ve standart sapma X±Sd olarak sunulmuştur. İkili değişkenlerin karşılaştırmalarında bağımsız gruplar t testi kullanılır iken, çoklu değişkenlerin karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve oluşan farklılıkların tespitinde ise LSD (Least Significant Difference) analizinden yararlanılmıştır. Anlamlılık değeri bakımından p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin sportif etkinlikleri yönelik tutum ve görüşlerin olumlu düzeyde anlamlılık gösterdiğini ifade edebiliriz.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin beden eğitimine yönelik tutumları ve arkan ilişki düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Malatya ili Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı merkez okullarda öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi dersine yönelik tutumları ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu ise, bu okullara bağlı 420 kız ve 380 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu üç bölüm ve toplam 64 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerle ilgili 7 ifade yer almaktadır. İkinci bölümde, 35 ifadeden oluşan "Beden eğitimi ve dersine yönelik tutum ölçeği", üçüncü bölümde 22 ifadeden oluşan "Akran ilişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanarak yapılmıştır. Demografik bilgiler ve diğer grup sorulara ait fikir edinilmesini sağlamak amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren tanımlayıcı istatistikler sunulmuştur. Öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumları ve akran ilişki düzeylerini tespit etmek amacıyla korelasyon (Pearson) testi uygulanmıştır. Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ve akran ilişki düzeyleri alt boyutlarının bazı demografik değişkenlerle ilişkisini tespit etmek amacıyla ilk etapta çarpıklık ve basıklık (Skewness and Kurtosis) testlerine bakılmış olup test sonucuna göre normallik şartlarını sağlayan verilerin analizinde bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T (İndependent Sample T) testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 22 paket programından faydalanılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, Beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutum ölçeğinden alınan cevaplara göre, sınıf ve ders durum değişkenlerinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanırken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve spor yapma durumlarında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır. Akran ilişkileri ölçeğinde ise, sınıf, kardeş sayısı ve ders durum değişkenlerinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanırken; cinsiyet anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır.
Lise öğrencilerinin empati eğilim düzeyleri ile sportmenlik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez okullarda öğrenim gören lise öğrencilerinin empatik eğilim düzeyleri ile sportmenlik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez okullarda öğrenim gören lise öğrencileri, araştırmanın örneklem grubunu ise 439 kız öğrenci ve 341 erkek öğrenci olmak üzere toplam 780 lise öğrencisi oluşturmuş ve bu öğrenciler gönüllü olarak çalışmaya katılmıştır. Araştırmamızda veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu üç bölüm ve toplam 47 sorudan oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerle ilgili 7 ifade yer almaktadır. İkinci bölümde, 20 ifadeden oluşan "Sportmenlik Davranış Ölçeği", üçüncü bölümde 20 ifadeden oluşan "Empatik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri Cronbach alfa güvenirlik katsayısı hesaplanarak yapılmıştır. Demografik bilgiler ve diğer grup sorulara ait fikir edinilmesini sağlamak amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde dağılımları içeren tanımlayıcı istatistikler sunulmuştur. Lise Öğrencilerinin Empatik Eğilim ve Sportmenlik Davranış düzeylerini tespit etmek amacıyla korelasyon (Pearson) testi uygulanmıştır. Empatik Eğilim ve Sportmenlik Davranış düzeyleri alt boyutlarının bazı demografik değişkenlerle ilişkisini tespit etmek amacıyla ilk etapta çarpıklık ve basıklık (Skewness and Kurtosis) testlerine bakılmış olup test sonucuna göre normallik şartlarını sağlayan verilerin analizinde bağımsız ikili grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T (İndependent Sample T) testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics 22 paket programından faydalanılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, sportmenlik davranış ölçeğinden alınan cevaplara göre bazı alt boyutlarda ve genel puan durumların, cinsiyet, sınıf, ders durumu ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilirken; kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi baba eğitim düzeyinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilmemiştir. Yine çalışmamızın empatik eğilim ölçeği sonucunda ise, sınıf ve ders durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilirken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve spor yapma durumlarında gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı farlılık tespit edilmemiştir.
Futbolcuların mevkilerine göre müsabaka öncesi ve sonrası kas ağrı ölçümlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, futbolcuların oynadıkları mevkilere göre müsabaka öncesi ve sonrası kas ağrı eşiklerinde meydana gelen değişiklikleri incelemek ve bu değişikliklerin anlamlılığını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Bitlis İli Süper Amatör Liginde faal olarak oynayan lisanslı 22 futbolcunun katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kas ağrı eşikleri, resmi müsabaka öncesi ve hemen sonrası olmak üzere iki ayrı zamanda, basınç algometresi ile ölçülmüştür. Kas ağrı eşiklerinin ölçüldüğü kas grupları Rectus Femoris, Vastus Intermedius, Vastus Lateralis, Vastus Medialis, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus, Tibialis Anterior ve Adductor Longus olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, savunma, orta saha ve hücum oyuncularının bazı kas gruplarında anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Savunma mevkindeki futbolcuların Rectus Femoris, Vastus Intermedius, Vastus Medialis, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon ve Peroneus Longus kaslarında anlamlı düşüşler görülmüştür (p<0.05). Orta saha oyuncularında Vastus Intermedius, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus ve Tibialis Anterior kasları üzerinde benzer anlamlı azalmalar tespit edilmiştir. Hücum oyuncularında ise Vastus Intermedius, Gastrocnemius, Soleus, Aşil Tendon, Peroneus Longus ve Tibialis Anterior kas grupları anlamlı şekilde etkilenmiştir (p<0.05). Özellikle Gastrocnemius, Soleus ve Aşil Tendon kas gruplarında büyük ("d">1.0) ve çok büyük ("d">1.5) etki büyüklükleri kaydedilmiştir. Kas ağrı eşiklerinin mevkilere göre farklılaşması, sporcuların kas sağlığını korumak, sakatlanmaların önünü geçmek ve performansı optimize etmek için spesifik antrenman programlarının şekillendirilmesine rehberlik edebilir.
Farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarının karşılaştırılması
Bu araştırma farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak amacıyla yapılacaktır. Bu çalışmayla özellikle adölesan dönem dediğimiz erken yaşlarda kazandırılacak sağlıklı beslenme alışkanlıkları kişilerin ilerleyen yaşlarda sağlık açısından yaşanacak sorunları milimize edeceği ve ileriki yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerine katkı sunacaktır.Yapılan bir araştırmada, adölesan dönemde beslenme durumu ve beslenme alışkanlıkları fiziksel, bilişsel ve psikososyal gelişim üzerinde oldukça önemli olduğu, ileriki dönemleri de etkilediği ve hatta bireyin çocuklarında bile etkili olabileceği belirlenmiştir. Birey, aile ve toplumun bedensel, zihinsel ve psikososyal yönden sağlıklı ve mutlu bir yaşama sahip olması için gerekli olan temel öğelerden biride beslenmedir (Kasımoğlu ve Baş, 2023). Adölesanlardaki beslenme bozuklukları; obezitenin yanı sıra, büyüme gelişme geriliği, puberte gecikmesi, demir eksikliği anemisi, okul başarısında azalma ve hayatlarının ileri dönemlerinde çeşitli hastalıklara neden olabilmektedir (Akman,2010). Bu çalışma farklı kademelerde öğrenim gören adölesan öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.
Sporcularda öğrenme stillerinin VARK modeline göre belirlenmesi: Takım sporları incelemesi
Öğrenme stilleri, bireylerin bilgiyi algılama, işleme ve kullanma süreçlerinde benimsedikleri baskın tercihleri ifade etmekte ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin planlanmasında önemli bir değişken olarak kabul edilmektedir. Spor ortamlarında ise öğrenme stillerinin belirlenmesi, antrenman süreçlerinin daha etkili yapılandırılmasına ve sportif performansın geliştirilmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, takım sporlarıyla uğraşan sporcuların öğrenme stillerini VARK modeline göre belirlemek ve öğrenme tercihlerini branş değişkeni açısından incelemektir. Araştırma betimsel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu futbol, basketbol, hentbol ve voleybol branşlarında aktif olarak spor yapan 468 sporcu oluşturmuştur. Kişisel Bilgi Formu ile Sporcular İçin VARK Öğrenme Stilleri Envanteri aracılığıyla yüz yüze kağıt-kalem metodu kullanılarak toplanan veriler, IBM SPSS (v27) paket programla analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare analizi, uyum analizi ve K-means kümeleme yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular, sporcuların baskın olarak en fazla Kinestetik (%40,4) öğrenme stilini tercih ettiğini göstermiştir. Ayrıca sporcuların baskın olarak kinestetik öğrenmeyi tercih etselerde, %67,7’sinin çoklu öğrenme modeline sahip olduğu belirlenmiştir. Branş ile baskın öğrenme stili ve öğrenme modeli arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Uyum analizi sonuçları öğrenme tercihlerinin branşlara göre farklılaşmadığını gösterirken, kümeleme analizi sporcuların öğrenme stillerine göre farklı bireysel profiller oluşturduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, takım sporcularının öğrenme tercihlerinin büyük ölçüde kinestetik ve işitsel boyutlarda yoğunlaştığı, öğrenme süreçlerinde ise çoklu öğrenme yaklaşımının baskın olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, spor eğitiminde bireysel öğrenme özelliklerini dikkate alan çok yönlü öğretim ve antrenman uygulamalarının önemine işaret etmektedir.
Esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerindeki etkisini belirlemekti. Bu amaçla yaşları 12-14 arasında değişen toplam 40 erkek öğrenci denek olarak seçildi. Denekler kontrol ve deney grubu olmak üzere 20 kişiden oluşan 2 ayrı guruba bölündüler. Kontrol gurubu 10 hafta boyunca hiçbir bedensel çalışmaya katılmazken, deney gurubu 10 hafta süreyle esneklik çalışma programına alındı. Deney gurubunu oluşturan denekler sadece el bileğinin extensiyonu ile sınırlı tutulan bir esneklik çalışmasına alındılar. Esneklik çalışmaları PNF esnetme yöntemlerinden birisi olan Contract Relax tekniğiyle 10 hafta süreyle gerçekleştirildi. Her çalışma 5 tekrardan oluşan 3 set olarak planlandı. Bütün deneklerin çalışma öncesinde ve sonrasında hem el bileğinin extensiyonu hem de pençe kuvvetleri ölçüldü. Çalışma bulguları göstermiştir ki, kontrol ve deney gurubunu yaş, boy ve kiloları arasında a=0.05 düzeyinde anlamlı bir farklılık yoktur (P<0.05). Diğer taraftan Deney ve kontrol gurubunun ilk test olarak ölçülen esneklik ve kuvvet ölçüm sonuçlan arasında da istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (P<0.05)..Çalışmanın en önemli bulgusu; son test sonuçlarına göre deney grubu esneklik ve kuvvet gelişiminin, kontrol grubuna göre istatistiki olarak anlamlı olmasıdır (P<0.05). Bir başka ifadeyle deney grubunun esneklik ve kuvvet son test ölçümleri, kontrol grubunun esneklik ve kuvvet son test ölçümlerine göre daha olumludur. Sonuç olarak; esneklik çalışmalarının kuvvet gelişimi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu ve bu etkinin istatistiki olarak da anlamlı olduğu sonucuna varılmıştır (PO.05). VI
Farklı kuvvet antrenmanlarının kas kuvveti ve hipertrofisi üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı 12 haftalık farklı tempolardaki (300s-1, 1800s-1) eksantrik, konsantrik ve kombine(eksantrik-konsantrik) kuvvet antrenmanlarının kas kuvveti, hipertrofi ve kas hasarı üzerine etkilerini incelemektir. Araştırmaya katılan yaşları 18-24 yıl aralığında olan 42 gönüllü tabakalı randomizasyonla kuvvet ortalamalarına göre 6 gruba ayrılmıştır; Yavaş Konsantrik (YK; n=7), Yavaş Eksantrik (YE; n=7), Hızlı Konsantrik (HK; n=7), Hızlı Eksantrik (HE; n=7, 1 denek araştırmayı tamamlayamamıştır), Konsantrik-Eksantrik (KE; n=7) ve Kontrol grubu(KO; n=7). Antrenman grupları 12 haftalık antrenman periyodu süresince haftada 3 gün bitkinliğe varan bacak ekstansiyonu uygulaşmıştır. Antrenman periyodu öncesinde ve sonrasında deneklerin Quadriceps Femoris (QF) kas hacimleri MRI yöntemi ile, izokinetik kuvvetleri (600s-1, 1800s-1) Cybex cihazı ile ölçülmüştür. Bunun yanında kas hasarı belirteçleri olan kreatin kinaz (CK), aspartat aminotransferans (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve miyoglobin (MYB) enzim aktivitelerinin ve hematolojik değerlerin incelenmesi için deneklerden antrenmandan hemen önce, hemen sonra, 24 ve 48 saat sonra kan örnekleri alınmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre tüm antrenman gruplarının kuvvet değerlerinde (600 sn-1ve 1800 sn-1 izokinetik kuvvet, 1RM ) istatistiksel olarak anlamlı artışlar tespit edilmiştir (p<0,05). 12 haftalık en fazla 1RM artışı % 41,45 ile KE grubunda gözlemlenmiştir(p<0,01). KE grubunu takiben YE grubunun 1RM değerleri %36,46 (p<0,01), HK grubunu değerleri %34,31 (p<0,01), HE grubunun değerleri %28,49 (p<0,05) ve YK grubunun % 25,25 (p<0,01) artmıştır. Bununla birlikte kontrol grubunun 1RM değeri % 0,59 azalmıştır(p0,05). En fazla izokinetik kuvvet artışı KE grubunda görülmüştür (600 sn-1 ve 1800 sn-1 için sırasıyla %32,48; p<0,001 ve %20,08; p<0,01). Antrenman periyodu sonrasında QF kas hacmi artışları sırasıyla; YE grubunda 209 cm3 (%10,06; p<0,05), HK grubunda 167 cm3 (%7,99; p<0,05 ), KE grubunda 153 cm3'lük(% 6,81; p<0,05), YK grubunda 133 cm3 (% 6,14; p<0,05), HE grubunda 94 cm3 (% 4,42; p>0,05) ve KO grubunda 74 cm3 (%3,76, p>0,05) olarak tespit edilmiştir. Araştırmamızdan elde edilen bulgulara göre tüm kuvvet antrenman protokolleri sonrasında kas hasarı oluşmuştur. Grupların kas hasarı belirteçlerindeki artışlar dikkate alındığında en fazla kas hasarı YE grubunda görülmüştür. Sonuç olarak tüm kuvvet testlerinde en fazla kuvvet gelişimi KE grubunda görülmüş olmasına rağmen antrenman grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunamamıştır(p>0,05). Ayrıca tüm kuvvet antrenman protokolleri kas kuvvetini anlamlı ölçüde arttırmıştır(p>0,05). En fazla kas hasarı ve hipertrofi yavaş hızda yapılan eksantrik antrenmanlar sonrası oluşmuştur. Bu fark diğer antrenman gruplarıyla kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı olmasa da yavaş eksantrik çalışmaların kas hacmi artışında etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kuvvet, Konsantrik, Eksantrik, Tempo, Kas Hasarı, Hipertrofi
Serbest zaman katılımı, psikolojik iyi olma ve serbest zaman engelleri ile başetme stratejilerinin üniversite öğrencileri üzerinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine görepsikolojik iyiolma durumlarının, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin ve serbest zaman egzersiz katılımlarının ayrıcaserbest zaman egzersizlerine katılım düzeylerine görepsikolojik iyi olma durumlarının ve serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek ve öğrencilerin psikolojik iyi olma durumları, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri ve serbest zaman egzersiz katılımlarıarasındaki ilişkiyi saptamaya yöneliktir. Araştırmanın evrenini Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Fakültelerde, Yüksekokullarda ve Meslek Yüksekokullarında öğrenim gören 10.233 kadın, 11.595 erkek toplam 21.828 öğrenci oluştururken örneklemi ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 400 kadın (Ortyaş=19.48±1.62), 400 erkek (Ortyaş=19.98±2.25), toplam 800 (Ortyaş=19.73±1.98) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; bireylerin serbest zaman içerisinde egzersiz aktifliğini ölçmek amacıyla 1985'te Godin and Shephard (92) tarafından geliştirilen "Serbest Zaman Egzersiz Anketi" nin Türkçe adaptasyon çalışması, Yerlisu Lapa ve Yağar (93) tarafından yapılmıştır. Katılımcıların psikolojik iyi olma durumlarını ölçmek amacıyla Ryff (23) tarafından geliştirilen ve Akın tarafından (94) Türk kültürüne uyarlanan "Psikolojik İyi Olma Ölçekleri" ve katılımcıların serbest zamanlarında karşılaştıkları engellerle baş etmek için geliştirdikleri stratejilerinin düzeyini belirlemek amacıyla, Hubbard and Mannell (70) tarafından geliştirilen, Elkins (81) tarafından rekreasyonel kampüs sporlarına modifiye edilen ve Beggs et al. (95) tarafından geçerliği doğrulanan, Türk üniversite öğrenciler için Türkçe adaptasyonu Yerlisu Lapa (96) tarafından gerçekleştirilen "Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistik dışında, çıkarımsal istatistiği ve farklılığı tespit etmek için homojenlik ve normal dağılım koşulları yerine gelmediğinden parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis Varyans Analizi uygulanmıştır. Korelasyon katsayıları ise normal dağılım olduğunda Pearson çarpım-moment korelasyon katsayısı, normal dağılım olmadığında Spearman'ın sıralama korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Ayrıca nitel verilerde korelasyon Pearson Ki Kare testi ile hesaplanmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; üniversitede öğrenim gören öğrencilerin psikolojik iyi olma durumları ve alt boyutları hem serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri hem de serbest zaman egzersiz katılımlarıyla pozitif doğrusal yönde ilişki göstermektedir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre psikolojik iyi olma durumlarının bazı alt boyutları ve serbest zaman egzersizine katılımları anlamlı şekilde farklılık gösterirken, serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri farklılık göstermemektedir. Serbest zaman egzersiz katılım düzeylerine (hafif, orta, yüksek şiddette) göre ise, psikolojik iyi olma durumlarının bazı alt boyutları ve serbest zaman engelleriyle baş etme stratejileri farklılık göstermektedir. Bu sonuçlara göre; kadınların psikolojik iyi olma durumları anlamlı fark çıkan alt boyutlarda daha yüksek iken serbest zaman egzersiz katılımları erkeklere göre daha düşüktür. Serbest zaman egzersiz katılım şiddeti hafif ve yüksek olan bireylerin psikolojik iyi olma durumları anlamlı fark çıkan alt boyutlarda daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik İyi Olma, Serbest Zaman Egzersizi, Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri, Üniversite Öğrencileri
Farklı engellilik gruplarına sahip 10-14 yaş grubu öğrencilerin fiziksel uygunluk değerlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı yaş gruplarında Normal Gelişim Gösteren (NGG), Zihinsel Engelli (ZE) ve İşitme Engelli (İE) öğrencilerin fiziksel uygunluk değerlerini yaşa ve cinsiyete göre karşılaştırmaktır. Bu araştırmaya 9-14 yaş grubunda, 211 normal gelişim gösteren (130 Erkek - 81 Kız), 80 zihinsel engelli (45 Erkek - 35 Kız) ve 80 işitme engelli (43 Erkek - 37 Kız) olmak üzere toplam 371 öğrenci (194 Erkek - 139 Kız) katıldı. Araştırmaya katılan Normal Gelişim Gösteren (NGG), Zihinsel Engelli (ZE) ve İşitme Engelli (İE) öğrencilere "Brockport Fiziksel Uygunluk Test Bataryası" uygulanarak, öğrencilerin vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri incelendi. Araştırmada istatistiksel analizler, SPSS ve Excel (Analyes Tool Pack) paket programları kullanılarak, yaş gruplarında farklı grupların karşılaştırılmasında Kruskal-Wallis testi, farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için yapılan takip testinde ise Bonferonni düzeltmeli Mann Whitney-U testi, grupların yaş gruplarına göre ayrılarak cinsiyet karşılaştırmalarında da Mann Whitney-U testi uygulandı. Farklı yaş grubundaki erkeklerin karşılaştırılması ve fiziksel uygunluk düzeylerine göre incelenmesi sonucunda; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Farklı yaş grubundaki kızların karşılaştırılması ve fiziksel uygunluk düzeylerine göre incelemesi sonucunda; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Grupların yaş guplarına göre ayrılarak cinsiyet farklılıkları karşılaştırıldığında ve fiziksel uygunluk düzeyleri incelendiğinde; vücut kompozisyonu, kuvvet ve esneklik parametreleri seviyelerinde farklı kategorilerde anlamlı farklılıklar bulundu. Sonuç olarak; engelli öğrencilerin fiziksel uygunluk düzeyleri bazı parametrelerde normal gelişim gösteren akranlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Bunun sonucu olarak engelli öğrencilerin okullarında fiziksel aktivitelere daha fazla önem verildiği ve fiziksel aktivite programları normal gelişim gösteren öğrencilere göre engelli öğrencileri pozitif yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fiziksel uygunluk, Zihinsel engelli, İşitme engelli
Farklı egzersiz türlerinin remisyondaki meme kanserli hastaların fiziksel uygunluk ve psikososyal durumlarına etkisi
Çalışmanın amacı; düzenli fiziksel egzersizin (step aerobik ve direnç egzersizleri) remisyondaki meme kanserli hastaların sağlıklı yaşantılarına, fiziksel uygunlukları ve psikososyal durumlarına etkisini belirlemektir Çalışmada; örneklem grubu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde, anti-kanser tedavisini tamamlayan, meme kanserli, remisyonda izlenen, yaşları ortalama 53,13±6,45 olan 30 kadın hastadan üç grup (step aerobik, direnç ve kontrol) oluşturulmuştur. Bu gruplardan step aerobik ve direnç grubuna 12 hafta boyunca kendi gruplarına özel egzersiz programları uygulanmış, kontrol grubu egzersiz programlarına dahil edilmemiştir. Bu gruplardan, çalışma öncesinde ve sonrasında fiziksel uygunluk ölçümleri (boy, kilo, BKİ, VYY, VYK, YVK, skinfold ölçümleri (SF Triceps, SF Suprailiac, SF Uyluk, SF VYY, mekik, sırt ve bacak kuvveti, el kavrama kuvveti, 6 dakika yürüme testi, otur-eriş, gonyometre omuz esneklik ölçümleri, statik kinestetik ve dinamik denge (SKD) (SDD) ve psikososyal ölçeklerden (EORTC QLQ-C30 ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DKÖ-SKÖ) uygulanmıştır. Ölçümlerin analizinde grupların ön-son test değerleri arasındaki farka parametrik olmayan testlerden Wilcoxon Testi ile gruplar arası ön-son test değerleri arasındaki fark yüzdesinin karşılaştırması Kruskal-Wallis Testi ile gruplararası oluşan farkın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için Mann-Whitney U testi yapılarak istatistiksel olarak anlamlılıklara bakılmıştır. Grupların fiziksel uygunluk ve psikososyal durumlarının ön-son test değerlerine bakıldığında; step aerobik grubunun; BKİ, VYY, SF uyluk, 6 dakika yürüme, omuz ekstansiyon ve abdüksiyon esnekliği, yaşam kalitesi puanlarında, DKÖ ve SKÖ değerleri, direnç grubunun; VYY, YVK, SF uyluk, VYY, mekik, 6 dakika yürüme, omuz ekstansiyon, SDD skoru, yaşam kalitesi puanlarında, DKÖ ve SKÖ değerleri da anlamlı farklar bulunarak lehine sonuçlar çıkarken (p<0,05), kontrol grubunda anlamlı sonuçlar çıkmayarak bireylerin parametrelerinde kötüleşme bulunmuştur (p>0,05). Ülkemizde özellikle remisyondaki meme kanserli hastalarla yapılmış çalışmaların azlığı nedeniyle bu çalışma ileriki çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Tıp ve Spor Bilimlerinin iş birliği ile bu tarz çalışmaların çoğalması ve yaygınlaştırılması ile hasta olarak nitelendirilen bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal, duygusal olarak eskiye dönmesi hatta daha da iyi olmaları sağlanmalıdır. Uyguladığımız egzersiz programları ile bu dönemdeki hastaların fiziksel uygunluklarında artış, psikososyal durumlarında iyileşme bulunarak diğer çalışmalarda uygulanabilir olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: Egzersiz, Fiziksel Uygunluk, Meme kanseri, Psikososyal Durum
Dikkat ve koordinasyon çalışmalarının anaerobik yorgunluk altındaki dikkat, el-göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi performansına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı anaerobik yorgunluğun dikkat, el göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi performansına etkisini tespit etmek ve sekiz haftalık dikkat ve koordinasyon antrenman programının, hem dinlenik hem de yorgunluk durumunda bu değişkenlere etkisini belirlemektir. Araştırmaya, BESYO öğrencisi olan deney grubunda 13, kontrol grubunda da 13 olmak üzere toplam 26 erkek öğrenci katılmıştır. Haftada 3 gün ve 15-20 dakika olmak üzere, toplam 24 seanslık dikkat ve koordinasyon egzersizleri deney grubuna uygulanmıştır. Araştırma öncesinde katılımcıların antropometrik özellikleri incelenmiş sonrasında dikkat, el-göz koordinasyonu ve reaksiyon süresi özellikleri dinlenik ve anaerobik yorgunluk altında test edilmiştir. Anaerobik yorgunluk için Wingate Anaerobik Güç Testi (WAnT) kullanılmıştır. Testler, dikkat ve koordinasyon egzersizi programından sonra tekrar edilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre; Cognitrone dikkat testi (COG) değişkeninde deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumlar arasında anlamlı fark olduğu gözlemlenmiştir (p<0.05) Deney grubunda 8 haftalık egzersizler sonrasında yapılan ölçümlerde Grid Kart dikkat testi ve COG dikkat testinde anlamlı bir artış oluşmuştur. COG dikkat testinde deney grubunda hata puanı değişkeni haricindeki bütün değişkenlerde anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). Kontrol grubunda ise hata puanı değişkeni haricindeki değişkenlerde anlamlı fark oluşmamıştır. Kontrol grubunda grid kart testinde ise bir düşüş görülmüştür. Antrenman programı sonrasında yorgun durumda deney grubunun COG ve grid kart değişkeninde anlamlı bir fark görülmezken kontrol grubunun dikkat puanı değişkeni anlamlı bir fark oluşturacak şekilde düşüş göstermiştir (p<0.05). Reaksiyon süresi testi verilerine göre deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgunluk durumları arasında anlamlı bir fark oluşmamıştır (p>0,05). Antrenman programı sonrasında deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumlarda reaksiyon süresi değişkeninde anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). El-göz koordinasyonu testlerinde deney ve kontrol grubunda dinlenik ve yorgun durumları arasında anlamlı fark görülmüştür (p<0.05). 8 haftalık antrenmanlar sonrası deney gurubunun saat yönü ters hata dışındaki tüm el-göz koordinasyonu değişkenleri anlamlı fark oluşturacak biçimde yükselme göstermiştir (p<0.05). Kontrol grubunda ise el-göz koordinasyonu saat yönü süre, saat yönü ters süre değişkenlerinde anlamlı bir artış görülmüştür. (p<0.05). 8 haftalık antrenmanlar sonrasında deney ve kontrol grubunun yorgun durumdaki el-göz koordinasyonu saat yönü süre, saat yönü ters süre değişkenleri anlamlı olarak fark oluşturacak şekilde yükselme gösterirken kontrol grubunun el-göz koordinasyonu puanı değişkeni anlamlı fark oluşturacak şekilde düşüş göstermiştir (p<0.05).
Egzersize bağlı nosiseptif yanıt üzerine histamin H3 reseptör blokajının etkisi
Bu çalışmada, sedanter ve antrene sıçanlarda egzersize bağlı nosiseptif yanıt üzerine H3 reseptör blokörü olan thioperamidin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 8'i kontrol (K), 8'i antrene (A) olmak üzere toplam 16 erkek Wistar sıçan dahil edilmiştir. Çalışmada, nosiseptif olarak termal uyaran (hot plate) kullanılmış, deneyler dinlenim ve akut egzersiz sonrasında tekrarlanmıştır. Thioperamid (Thio), K ve A grubu hayvanlara 15 mg/kg dozunda, intraperitoneal (I.P.) olarak uygulanmıştır. A grubu hayvanlara, koşubandının süre ve hızı kademeli olarak arttırılarak, haftada 5 gün, toplam 8 hafta süren orta dereceli antrenman programı uygulanmıştır. Deneysel sürecin sonunda tüm hayvanların, Thio enjeksiyonu öncesi ve sonrası koşubandında tükenme süreleri ve hot plate latans değerleri kaydedilmiş, plazma, BOS ve ACC'den alınan mikrodiyalizat örneklerinden beta endorfin (BE) tayini yapılmıştır. Çalışma sonuçları ortalama + SD olarak sunulmuş, p<0.05, istatistiksel önem düzeyi olarak belirlenmiştir. Gruplar arasında hot plate latansı, plazma ve BOS BE düzeylerinin karşılaştırılmasında t testi, grupların Thio uygulaması öncesi ve sonrasında ACC'den elde edilen mikrodiyalizat örneklerindeki BE düzeylerinin zamana göre değişiminin değerlendirilmesinde 2 yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Antrene grubun tükenme süresi kontrol grubuna göre yüksek bulunurken, Thio uygulamasının, A grubunda tükenme süresini kısalttığı saptanmıştır. A grubunun hot plate latanslarının, tüm ölçümlerde K grubundan uzun olduğu saptanmıştır. K grubunda akut egzersiz sonrası hot plate latanslarında uzama saptanmıştır. Thio, K grubunda egzersiz bağlı yükselmiş olan latans değerlerini düşürmüş, A grubunda ise etkilememiştir. K ve A grupları arasında plazma ve BOS BE düzeyleri arasında fark bulunmamıştır. Termal uyaran sonucu A grubunda, K grubuna göre daha yüksek ACC BE düzeyleri saptanmış, Thio'nun, ACC BE düzeyleri üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur. K grubunda termal uyaran sonrası ACC'de BE düzeylerinin arttığı, Thio'nun bu artışı bloke ettiği saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları sedanter hayvanlarda, histamin H3 reseptör blokörü olan thioperamidin 15 mg/kg dozunda, egzersize bağlı hipoaljeziyi ve ACC'de termal uyarana bağlı BE salınımı artışını bloke ettiğini ortaya koymuştur.
The effects of plyometric training and whole body vibration training on anaerobic power and capacity
Objective: The purpose of this study was to effect of Plyometric training combined with Whole Body Vibration (WBV) training on Anaerobic power and capacity. Method: Sixty six male (20,57 ± 1,60 years old) participated in this study voluntarily. They were randomly assigned to a WBV training (n=22), Plyometric (PLY) Training group (n=23) and Combined (C) training group (n=21) which was trained both WBV and PLY training. Three times per week, totally 36 training (each one 40 min) was conducted. Testing was performed before (PreTest) mid and after (PostTest) the 12 week period and comprised Anthropometric measurements (AntM), Vertical (VJ) and Counter Movement Jump (CMJ) performance, Wingate Anaerobic power and capacity (WAnt), Isometric Power (IP) and Leg Muscle Area (LMA). Results: The VJ (Pre Test: 40.38±4.21 cm, Post Test: 43.95±4.52 cm) and CMJ (Pre Test: 29.37±6.49, Post Test: 32.45±5.79) significantly increased (P<0.05) after C training, whereas performance of VJ and CMJ after WBV training only unchanged. Considering the many parameters there were no significant difference between pre and posttests in WBV training group. Conclusion: It may be said that, complex training group was showed more improvement than PLY and WBV training group for many measurements. Key words: Complex, Vibration, Plyometrics, Anaerobic
Tüm beden vibrasyon antrenmanının nöromuskuler performans üzerine etkisi
Tüm beden vibrasyonu, astronotların uzaydaki yer çekimsiz ortam ve hareketsizlikten kaynaklanan, kas ve kemik dokularında meydana gelen kayıpları önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, fizik tedavi, rehabilitasyon ve antrenman bilimleri gibi alanlarda da kullanılır hale gelmiştir. Çalışmamızda ise; uzun ve kısa süreli yapılan tüm beden vibrasyon antrenmanının, Hoffmann Refleks, izokinetik kuvvet, kassal aktivasyon, denge ve reaksiyon zamanı değişkenleri aracılığıyla nöromuskuler performans üzerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 23.09±2.58 yıl olan, son 3 yıldır düzenli olarak antrenman yapmayan 48 sağlıklı erkek katılmıştır. Katılımcılara 12 haftalık antrenman öncesinde ön test, 12 haftalık antrenman sonrasında son test ve 15 haftalık detraining periyodu sonrasında detraining test olmak üzere üç farklı zamanda ölçümler uygulanmıştır. Bu ölçümlerde Hoffmann Refleks testi, izokinetik kuvvet testi, statik ve dinamik denge testi, elektromiyografik aktivasyon ölçümü ve ayak reaksiyon zamanı testi yapılmıştır. Yapılan Hoffmann refleks ölçümünde; akut olarak tüm beden vibrasyonu uygulatılmış, öncesinde ve sonrasında elde edilen değerler kaydedilmiştir. Elde edilen beş değişkene ait değerlerin zamana ve antrenmanın etkisine bağlı değişimi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, Hoffmann Refleks ölçümlerinde, kısa süreli ve uzun süreli uygulanan TBV antrenmanının Hmax, H/Mmax ve Heşik değerlerini, kontrol grubuna kıyasla, anlamlı düzeyde artırdığı (p<0.05), Hlatans ve Mmax değerlerinde ise anlamlı bir değişim meydana getirmediği belirlenmiştir. İzokinetik diz fleksiyon ve ekstansiyon kuvvetini ise, 12 haftalık TBV antrenmanı sonunda anlamlı düzeyde arttığı (p<0.05), detraining süreci sonunda ise azalma meydana geldiği belirlenmiştir. Ancak 12 haftalık TBV antrenmanı sonucunda kazanılan izokinetik diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetinin 15 haftalık detraining süreci sonucunda korunduğu belirlenmiştir. Statik ve dinamik denge değerlerinde ise, uzun süreli TBV antrenmanının statik ve dinamik dengeyi anlamlı düzeyde geliştirdiği (p<0.05), dinamik dengede detraining süreci sonrasında uzun süreli TBV antrenmanın etkisiyle kazanımın gerçekleştiği, statik dengede ise beklenilen kazanımın ortaya çıkmadığı belirlenmiştir. Görsel ayak reaksiyon zamanı değerleri ele alındığında uzun süreli TBV antrenmanı sonrasında anlamlı düzeyde azalma olduğu, detraining süreci sonrasında ise anlamlı bir değişim olmadığı saptanmıştır (p>0.05).
Yüzmede farklı çıkış metotlarının kinematik analizi
Bu araştırmanın amacı, kinematik yaklaşımla, yüzmede grab çıkış (GÇ), ön ağırlık merkezli track çıkış (ÖTÇ) ve arka ağırlık merkezli track çıkış (ATÇ)'ın performansa etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle Akdeniz Üniversitesi Etik Kurulu'ndan gerekli izinler alınmıştır. Çalışmaya Türkiye şampiyonalarına katılan, tercih ettikleri metot ÖTÇ olan, aynı kulübün elit yüzücülerinden (A.O ± S.S., yaş: 15,25 ± 0,97 yıl, antrenman yaşı: 6,83 ± 1,03 yıl, boy: 170,25 ± 5,79 cm, kütle: 61,58 ± 7,28 kg) 12 sporcu katılmıştır. Katılımcıların reaksiyon süresi, itme (impuls) süresi, blok süresi, uçuş süresi, toplam süre, bloktan çıkış hızının yatay ve dikey bileşenleri, uçuş mesafesi, suya giriş hızının yatay bileşeni, bloktan çıkış açısı, suya giriş açısı ve ilk 10 m performansları incelenmiştir. Bu çalışmada, 3D videografi yöntemi kullanılmıştır. Yüzücülere GÇ, ÖTÇ ve ATÇ üçer kez yaptırılmıştır. Atlayışlar, 100 Hz hızında birbirine senkronize çalışan 2 adet video kamera ile çekime alınmıştır. Kamera çekimleri program aracılığıyla doğrudan bilgisayara aktarılmış ve elde edilen verilerin kinematik analizi Simi Motion 6.2 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 18.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Parametriklik şartına uyan veriler için "Tekrarlı Ölçümler Tek Yönlü Varyans Analizi" uygulanmış ve "Bonferroni Düzeltmesi" yapılmıştır. Parametriklik şartına uymayanlarda ise "Friedman Testi" ve "Wilcoxon Eş Testi" kullanılmıştır. Sonuçlar, "A.O ± S.S" olarak verilmiş, p < 0,05 eşitsizliğine uyan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yüzücüler, ÖTÇ'de bloğu her iki yönteme göre belirgin şekilde erken (0,85 ± 0,04 s), ATÇ'de geç (1,16 ± 0,09 s) terk etmişlerdir (GÇ: 0,91 ± 0,05 s; p < 0,01). Ancak ATÇ'de, çıkış hızının yatay bileşeni (4,20 ± 0,25 m/s), diğer metotlara göre üstünlük sağlamıştır (GÇ: 3,87 ± 0,11 m/s, ÖTÇ: 3,89 ± 0,07 m/s; p < 0,01). 10 m süresi ATÇ'de (4,54 ± 0,13 s) diğer metotlara göre (GÇ: 4,72 ± 0,12 s; p < 0,01, ÖTÇ: 4,69 ± 0,10 s; p < 0,05) daha kısadır. Bu araştırmada elde edilen veriler doğrultusunda, ATÇ'nin blok süresi ve uçuş süresindeki dezavantajı, ağırlığın arka ayak üzerinde olması ve çıkış hareketinin arka ayaktan başlaması nedeniyle, çıkış hızının yatay bileşeninin ve dolayısıyla uçuş mesafesinin artmasıyla avantaja dönüşmüştür. Ayrıca optimum bir çıkış açısı ve sonrasında optimum bir giriş açısıyla, kazanılan çıkış hızının yatay bileşeninin, kayma evresinde, su direnciyle kaybedilmemesi, ATÇ'yi diğer metotlardan üstün kılmıştır. ATÇ'nin, çıkış performansının temel kriteri olan 10 m süresinin, diğer metotlardan belirgin bir şekilde kısa olması bunun en büyük göstergesidir. Bu sonuca kinematik olarak sabit veriler neticesinde varılmıştır. Anahtar Kelimeler: 3D kinematik analiz, biyomekanik, hareket analizi, grab ve track çıkış, ön ve arka ağırlık merkezli track çıkış.
Yüksek yağ içeren diyete bağlı obezite modeli uygulanan sıçanlarda egzersiz antrenmanının ağrı eşiği ve beta endorfin düzeylerine etkisi
Bu çalışmada sıçanlarda, yüksek yağ içeren diyetle oluşturulan obezite modelinde, ağrılı uyaran verilmesi sonrasında ağrı eşiği ve beta endorfin düzeyinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda 4 grup ve her bir grupta 10 olmak üzere ağırlıkları 200-260 g arasında değişen 40 adet 3 aylık erkek Sprague Dawley sıçan kullanılmıştır. Çalışma süresince K ve E grupları standart sıçan yemiyle beslenirken YYD ve YYD+E grupları % 50 yağ (hayvansal yağ) içeren diyet uygulanmıştır. E ve E+YYD gruplarına egzersiz antrenmanı programı, 5 gün/hafta olarak, 8 hafta boyunca, hızı ve süresi dereceli olarak artan koşubandı egzersizi kullanılarak uygulanmıştır. Tüm grupların tükenme süreleri, hot plate latansı, plazma ve ACC beta endorfin konsantrasyonu ölçülmüştür. Çalışmamızda sıçanlarda ağrı eşik değerinin ölçümü için önceden ısıtılmış 55 C° de sıçanların sıcak plaka üzerine bırakılıp arka ayaklarını yalama ve sıçramaları ağrılı uyarana yanıt belirtisi olarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar ortalama + SS olarak sunulmuş, gruplar arası karşılaştırmada Kruskal Wallis analizi, tekrarlayan ölçümlerde Wilcoxon testi kullanılmıştır. E ve YYD+E gruplarının tükenme süresinin, K ve YYD grubundan yüksek, YYD grubunun tükenme süresinin ise, K grubundan düşük olduğu saptanmıştır. Gruplara ait hot plate latans değerleri karşılaştırıldığında, YYD grubunun en düşük hot plate latansına sahip olduğu gözlenmiştir. Grupların plazma beta endorfin konsantrasyonu yönünden karşılaştırılması sonucunda, YYD+E grubunda en düşük beta endorfin düzeyinin saptandığı gözlenmiştir. ACC beta endorfin düzeyleri incelendiğinde, YYD grubunda en düşük düzeylerin saptandığı görülmektedir. Çalışmamızın sonuçları, YYD uygulamasının sıçanlarda ağrı eşiğini ve ACC beta endorfin konsantrasyonunu düşürdüğünü, bu etkilerin egzersiz uygulamasıyla kısmen geri döndüğünü ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: egzersiz, sıçan, ağrı eşiği, beta endorfin
Okul sporlarına katılan öğrencilerin katılım motivasyonu, başarı algısı ve öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; okul sporlarında yer alan öğrencilerin spora katılım güdülerini, başarı hedeflerini ve öz yeterliklerini belirlemek, bu değişkenleri cinsiyet, sosyoekonomik düzey, spor türü ve kategorisi açısından karşılaştırmaktır. Çalışmaya toplam 715 sporcu (426 Erkek, 289 Kız) gönüllü olarak katılmıştır. Ayrıca sezon takibinin gerçekleştirilmesi için her kategoriden (takım-bireysel) 146 öğrenci rasgele belirlenmiş ve sezon öncesi, sezon ortası ve sezon sonu ölçümleri ile katılım güdüleri, başarı algısı ve öz yeterlik değişimleri takip edilmiştir. Çalışmada yer alacak sporculara Spora Katılım Güdüsü Ölçeği, Başarı Algısı Envanteri Çocuk Versiyonu, Genel Öz Yeterlik Ölçeği, kişisel bilgi ve Sosyoekonomik Düzey Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, Spora Katılım Güdüsü Ölçeğinden elde ettikleri değerlere bakıldığında cinsiyet, spor kategorisi ve spor türü açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Başarı Algısı değerleri incelendiğinde, kategori ve spor türü değişkenine göre erkek sporcuların arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Takım ve bireysel sporlar ile uğraşan kızlar arasında ego yönelim alt boyutu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Genel Öz Yeterlik Ölçeği ile ölçülen öz yeterlik değişkeninden elde ettikleri değerler bakıldığında kız sporcularda hem kategori hem de spor türü açısından gruplar arasından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Sosyo ekonomik düzeylerine göre erkek sporcuların katılım güdülerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Erkek sporcularda sosyo-ekonomik düzey açısından başarı algısının görev yönelimi alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Sosyo ekonomik düzeylerine göre kız sporcularda spora katılım güdüleri hedef yönelimleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu gözlenmiştir. Çalışmanın takip çalışması bölümünde erkek ve kız sporcuların tekrarlı ölçümlerine bakıldığında, katılım güdüsü, başarı algısı ve öz yeterliklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sonuç olarak, Anne-baba, antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin göz önünde bulundurması gereken en önemli konu, spora katılımı sağlamak için en önemli faktör olan eğlenceye ve oyun zamanına yeteri kadar yer vermeleri ve çocukları kendi kapasitelerine göre değerlendirerek onlara her zaman cesaret vermeleridir. Anahtar Kelimeler: Okul Sporları, Katılım Güdüsü, Başarı Algısı, Öz Yeterlik
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği öğrencilerinde öz-düzenleme: ölçek uyarlama çalışması
Bu araştırmanın birincil amacı Beden Eğitimi ve Spor Öğretmen Adaylarının Öz-düzenleme süreçlerini cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, düzenli spor yapma ve teorik ve uygulamalı ders başarı algılarına göre incelemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için Manuel Martinez-Pons (2000) tarafından geliştirilen "Five-Component Scale of AcademicSelf-Regulation" (FCSAR) ölçeği Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırma Akdeniz, Erciyes, Selçuk ve Mehmet Akif Ersoy ÜniversitelerininBeden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Beden Eğitimi ve Spor öğretmenliği Bölümlerindeöğrenim gören yaş ortalaması ( yaş=21.77±2.40) olan toplam 484 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak orijinal adı "Five-Component Scale of Academic Self-Regulation" (FCSAR) olan Türkçeye uyarlama çalışmaları araştırmacı tarafından yapılan "Akademik Öz-düzenleme Ölçeği (AÖÖ) kullanılmıştır. Ölçeğin Türk öğrencilerden elde edilen puanların oluşturduğu faktör yapısını incelemek amacıyla (SPSS 18.0) Açımlayıcı Faktör Analizi (ExploratoryFactor Analysis)ve özgün ölçeğin geliştirilmesindeki yaklaşıma ve uzman görüşü desteği alınarak yapılan çalışmaya uygun olarak da (LİSREL 8.30) Doğrulayıcı Faktör Analizi(ConfirmatoryFactor Analysis) kullanılmıştır. Böylece ölçeğin faktöriyel geçerliği, başka bir deyişle yapı geçerliği, iki farklı faktör analizi uygulamasıyla incelenmiştir. Sonuç olarak; geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan 48 maddelik ölçeğin (hedef belirleme (15 madde, α=.928), strateji uygulama (14 madde, α=.930), strateji izleme (15 madde,α=.947) ve destek alma (4 madde,α=.879) boyutları olmak üzere dört faktörden oluştuğu, her bir faktörün kendi içinde yüksek tutarlılık gösterdiği görülmüştür. Ölçek toplamının ise α=.969 (48 madde) olarak bulunmuş ve ölçeğin Türk kültüründe üniversite öğrencilerinin öz-düzenleme becerilerini ölçmede güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencilerinin öz-düzenleme becerileri ile cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, düzenli spor yapma, teorik ve uygulama ders başarı algısı değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Öz- Düzenleme, AFA/DFA, Beden Eğitimi ve Spor
Ortaöğretim öğrencilerinin spor değişkenine açışından telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeylerini farklı değişkenler açısından detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi 268’i kadın (%53,6), 232’i erkek (%46,4) olmak üzere, toplamda 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları; araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Şata ve Karip (2017) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği ve Aydın ve Sütçü (2007) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan “Ergenler için Sosyal Kaygı Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, analizlerde betimsel istatistiklerin yanı sıra, ikili karşılaştırmalar için Bağımsız Örneklem T-Testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve değişkenler arası ilişkinin tespiti için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına kadın öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ve GDSK puanlarının erkek öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmanın temel değişkenlerinden biri olan spor yapma durumu incelendiğinde, lisanslı olarak spor yapan öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı düzeylerinin spor yapmayan akranlarına göre anlamlı biçimde daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Korelasyon analizleri ise akıllı telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı toplam puanı ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak, spor yapmanın ergenlerde sosyal kaygı düzeylerinin azaltılmasında koruyucu bir faktör olduğunu; buna karşılık akıllı telefon bağımlılığının spor değişkeninden bağımsız biçimde sosyal kaygı ile eşzamanlı ve güçlendirici bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Titreşimli denge aleti ile yapılan denge egzersizlerinin statik ve dinamik denge üzerine akut etkilerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı denge bordu üzerindeyken yapılan egzersizler esnasında titreşim uygulamasının akut olarak denge becerisi üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışmaya Afyonkarahisar şehrinde bulunan Afjet Afyon Spor U19 takımında aktif olarak futbol oynayan 30 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Titreşim denge çalışmalarının denge becerisi üzerine etkisinin araştırılması için katılımcılar titreşimli denge grubu (n=10), denge grubu (n=10) ve kontrol grubu (n=10) olarak rastgele yöntemle 3 gruba ayrılmıştır. Titreşimli denge grubuna bosu denge topuna monte edilmiş titreşim motoru ile titreşim vererek denge çalışması yaptırılmıştır. Denge grubu bosu topu üzerinde aynı denge çalışmasını titreşimsiz yaparken, kontrol grubu herhangi bir denge çalışması yapmıştır. Çalışmalardan önce ve sonra her üç grubunda statik ve dinamik denge ölçümleri alınmıştır. Gruplar arasında ve grup içinde ve grup-zaman etkileşimine göre anlamlı farklılıkların belirlenmesi için 3x2 tekrarlı ölçümler ANOVA testi uygulanmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda statik denge açısından Post Hoc testleri sonucunda gruplar arasında ön testlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, son testlerde Denge+Titreşim grubu ile kontrol grubu (F:4,199, P<0,02) arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (t:2,831, p<0,019). Zamanlar açısından (F:9,716, P<0,01) hem denge hem de Denge+Titreşim gruplarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (t:-3,117, p<0,003). Grup✻Zaman (F:4,156, p<0,021) etkileşimi açısından denge+titreşim grubunun oransal olarak (denge+titreşim grubu %13,41, denge grubu %4,64, kontrol grubu %0,003) daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Dinamik denge açısından Post Hoc testleri sonucunda gruplar arasında ön testlerde anlamlı bir farklılık bulunmazken, son testlerde Denge+Titreşim grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (t:1,632, p<0,032). Zamanlar açısında (F:4,096, p<0,04) hem denge hem de Denge+Titreşim gruplarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (t:-2,024, p<0,048). Grup✻Zaman (F:1,128, p<0,031) etkileşimi açısından denge+titreşim grubunun oransal olarak (denge+titreşim grubu %10,22, denge grubu %4,66, kontrol grubu %0,77) daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Özetle denge bordu üzerindeyken titreşim uygulamasının tek başına yapılan denge çalışmasına ve kontrol grubuna oranla akut olarak statik ve dinamik denge becerisi üzerinde daha fazla gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlardan yola çıkarak denge performansının önemli olduğu spor branşlarında akut gelişim için titreşimli denge çalışmalarının önerilmesiyle beraber bu alanda daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Masabaşı çalışanlarının sağlık algılarının boş zaman tutum ve boş zaman katılımlarına göre değerlendirilmesi
Mesai saatlerinde uzun oturma sürelerine maruz kalan masabaşı çalışanlarının mesleki dezavantajları, onlarda hareketsiz yaşam tarzına sebep olur. Hareketsiz yaşam tarzı fiziksel, fizyolojik, sosyal ve psikolojik yönden masabaşı çalışanlarının sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu durumda masabaşı çalışanlarının sağlık algısı; boş zaman tutum ve davranışına bağlı olarak etkilenecektir. Bu çalışmanın amacı masabaşı çalışanlarının sağlık algısı, boş zaman tutum ve boş zaman katılımlarını tespit ederek; boş zaman tutum, boş zaman katılım ve sağlık algısı ilişkisini belirlemek; boş zaman tutum ve boş zaaman katılımlarının sağlık algılarına olan etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ilinde resmi ve özel kuruluşlarda görev yapan masabaşı çalışan bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden gönüllü olarak katılım sağlamış 179 kadın ve 255 erkek olmak üzere toplam 434 masabaşı çalışan birey oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, sağlık algısı ölçeği, boş zaman katılımı ölçeği ve boş zaman tutum ölçeğinden oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında tanımlayıcı istatistikler, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırma modeli Yapısal Eşitlik Modeli ile ortaya konulmuştur. Çalışmada kadınların erkeklerden; bekar olanların evli olan katılımcılardan boş zaman katılımı puan ortalamalarının daha yüksek olduğu tespit edildi. Düzenli egzersiz yapan bireylerin düzenli egzersiz yapmayan bireylere göre boş zaman tutum ve boş zaman katılım puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerinin sağlık algısı puanlarında farklılık oluşturmadığı belirlendi. Katılımcıların boş zaman tutmu ile boş zaman katılımı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki olduğu tespit edilirken; boş zaman tutum ve boş zaman katılım puanları ile sağlık algısı puanları arasında ise ilişki olmadığı belirlendi. Ayrıca katılımcıların boş zaman tutumlarınının sağlık algısı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermediği, ancak boş zaman katılımlarının sağlık algısı üzerine istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu tespit edildi. Bu durumun tek başına boş zaman tutumunun sağlık algısı üzerine etkisinin olmadığı ancak boş zaman tutumu ile birlikte boş zaman katılımı aracı değişkeni etkileşiminin sağlık algısı üzerinde anlamlı etkisinin olduğu belirlendi. Sonuç olarak katılımcıların boş zaman tutumları, boş zaman katılımları ve sağlık algılarının ortalama puan üzerinde olduğu belirlendi. Boş zaman tutumu ile boş zaman katılım arasında pozitif ilişki olduğu belirlendi. Ayrıca boş zaman tutumunun sağlık algısını boş zaman katılımı aracı değişkeni ile birlikte etkilediği belirlendi. Betimsel araştırma olan bu çalışma sonuçlarının deneysel çalışmalara referans oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler : Masabaşı çalışanlar, rekreasyon, sağlık algısı, boş zaman katılımı, boş zaman tutum.
Hareket eğitiminin okul öncesi çocukların görsel algı düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmada 'Hareket Eğitiminin Okul Öncesi Çocukların Görsel Algı Düzeyleri Üzerine Etkisi' incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Afyonkarahisar Merkez il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 2 anaokulundan toplam 90 çocuk katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma uygulama(U) grubu (27 kadın, 18 erkek) 45 çocuk, kontrol grubu (K) da (28 kadın, 17erkek) 45 olmak üzere toplam 90 çocuktan oluşturulmuştur. Uygulama grubuna 6 hafta boyunca haftada 1 gün 90 dakika olmak üzere hareket eğitim programı uygulanmıştır. Araştırma öncesi ve sonrasında her iki gruba fiziksel ölçümler (boy, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi) ve frostig gelişimsel görsel algı testi (FGGAT) uygulanmıştır. Araştırmada shapiro-wilk testi ile normallik analizi yapılmış, parametrik olmayan testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda hareket eğitimi uygulanan grup ile kontrol grubu ön test son test arasında arasında anlamlı farklılık görülürken(p<0.05 p<0,01) gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05). Hareket eğitimi uygulayan grubun şekil sabitliği ve mekân da konum algılama düzeylerinin kontrol grubuna göre çok anlamlı düzeyde farklılık olduğu görüldü (p<0.01). Sonuç olarak anaokullarında 1 saatlik hareket eğitimi uygulama süresinin görsel algı düzeyleri üzerinde yetersiz olduğu görülmüştür. Hareket etkinliklerinin bu yaş grubundaki çocuklarda daha fazla arttırılması önerilmektedir.
COVID-19 pandemi sırasında sosyal izolasyonun fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemi sırasında Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilerin cinsiyet, yaş, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenmesidir. Ayrıca, öğrencilerin fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi düzeyleri arasındaki ilişki ve yaşam kalitesi düzeylerinin fiziksel aktivite düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu Afyon Kocatepe Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiş 125 kadın, 127 erkek olmak üzere toplam 252 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmadaki veriler anket metodu ile toplanmıştır. Çalışmada Dünya Sağlık Örgütü tarafından oluşturulan Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak bu araştırmada, COVID-19 salgını döneminde öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin ve yaşam kalitelerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, kadın öğrencilerin erkeklere göre daha fazla fiziksel aktivite içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Antrenörlük Eğitimi bölümünde öğrenim gören öğrencilerin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere göre fiziksel aktivite düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 2. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin ise fiziksel aktivite düzeylerinin 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin fiziksel aktivite puanlarında yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, kadın öğrencilerin genel sağlık ve sosyal ilişkiler puanlarının erkeklerin puanlarından daha yüksek olduğu; öğrencilerin fiziksel sağlık, psikolojik ve çevre alt boyutlarında 26> yaşın, 18<, 21-23 ve 24-26 yaşında olan öğrencilere göre ortalama puanlarının daha düşük olduğu; sosyal ilişkiler alt boyutunda 26> yaşında olan öğrencilerin 24-26 yaşında olan öğrencilere göre ortalama puanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin genel sağlık, fiziksel sağlık, psikolojik, sosyal ilişkiler ve çevre puanlarının Antrenörlük Eğitimi ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin puanlarından daha yüksek olduğu; 4. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin 1 ve 2. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre yaşam kalitesi düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ek olarak, öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri arttıkça yaşam kalitesi düzeylerinin arttığı ve fiziksel aktivite ile fiziksel sağlık ve psikolojik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin kondisyon düzeyine göre bireysel olarak hazırlanmış fiziksel aktivite programları geliştirilmesi önerilebilir.
Elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelenmesi
Hayatın evresinde olduğu gibi buz hokeyi branşında da kişiliğini kazanmış, ne istediğini bilen ve bu yolda doğru bir planlama yapan bireyler yani sporcular yetiştirmek oldukça önemlidir. Bireyin hayatı boyunca her evresinde daimi olarak bir takım sorunlarla karşılaşması olağan durumdur. Allahın insana sunmuş olduğu akıl, zeka ve beceri kabiliyetleri ile bu sorunları çözerek yaşamını sürdürmesi kaçınılmazdır. Alınan kararların niteliği ve niceliği, bireyin içinde bulunduğu gelişim evresine, karar verilmesini gerektiren durumun ve seçeneklerin özeliklerine göre değişim göstermektedir. Bu değişimlere uyum sağlamak için ise benlik saygısı kavramını iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Benlik saygısı kavramı öğrenilmiş bir yaşamdır ve yaşamı boyunca sürmektedir. Bu nedenle, kişiliğin kazanılması, yaşamını dolu dolu geçirmesi, diğer bireylerle ideal ve daimi iletişime geçmesi, yüksek oranda mutabakat sağlaması, değer modellerinin geliştirmesi, başarılı olması, gelecek zamanı doğru planlaması hususunda oldukça önemlidir. Bu çalışma elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Elit buz hokeyi sporcularının benlik saygısı ve karar verme düzeylerinin incelendiği bu çalışmanın evrenini Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Erkekler Süper Liginde mücadele eden 8 takımın ve Kadınlar Liginde mücadele eden 6 takımın sporcuları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin Ankara, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Erzurum illerinde yaşayan 148'i erkek 48'i kadın toplam 196 sporcu oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve katılımcıların benlik saygısı düzeylerini belirlemek adına Rosenberg (1963) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması ve geçerlilik, güvenirlik çalışması Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan 'Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' kullanılırken, katılımcıların karar verme stillerini belirlemek amacıyla orijinali Mann ve ark. (1998) tarafından geliştirilmiş, Deniz (2004) tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan 'Melbourne Karar Verme Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, ölçekler için tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlara göre, araştırmaya katılan katılımcıların demografik bilgileri ile Benlik Saygısı ve Karar verme düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, değişkenler ve alt boyutlar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Araştırmaya katılan sporcuların cinsiyetlerine bakıldığında erkek sporcuların çoğunlukta olduğu ve araştırmaya %37,2 ile 22-24 yaş aralığından katılımın fazla olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların eğitim durumları dikkate alındığında eğitim seviyelerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Örneklem grubundaki sporcuların büyük ölçüde buz hokeyini ana branşı olarak sürdürdükleri tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları ile ilişkili olarak daha kapsamlı çalışmaların özellikle takım sporu ile uğraşan sporculara uygulanması öneri olarak sunulabilir.
Elit seviyedeki kayakçıların beslenme alışkanlıklarının ve destek ürünü kullanımı bilgi düzeylerinin incelenmesi
Düzenli ve dengeli beslenme elit seviye kayak sporcuları için performansın arttırılması, vücuttaki elektrolit kayıplarının önlenmesi, sindirim sisteminin düzenli çalışması, antrenman ve yarışma sonrasında toparlanma döneminde enerji kaynaklarının yenilenmesi gibi sporcuyu direkt veya dolaylı yoldan etkileyen birçok durum açısından önem arz etmektedir. Araştırmanın amacı elit seviyedeki kayakçıların beslenme alışkanlıklarının ve destek ürünü kullanımı bilgi düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmada genel tarama modellerinden betimsel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmaya elit seviyede kayak sporu yapan 58'i erkek (%74,4), 20'si kadın (%25,6) olmak üzere toplam 78 sporcu katılmıştır. Türkiye'nin farklı illerindeki elit seviye kayakçılar arasından tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen kayakçılar çalışmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, beslenmeyle ilgili tutum, bilgi ve görüşlerini belirlemek için ise konuyla ilgili uzman kişiler tarafından oluşturulmuş olan ve üç bölümden oluşana bir anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik olarak; frekans ve yüzde dağılımları, bireylerin demografik özellikleri ile beslenme ile ilgili tutum ve görüşleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise anlamlılık düzeyinde Ki Kare analizleri testleri yapılmıştır. Tüm analizler için SPSS 20 istatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre elit seviyedeki 78 kayakçıdan 1'inin beslenme destek ürünü kullandığı, 77'sinin kullanmadığı; kayakçıların büyük çoğunluğunun beslenme destek ürünü kullanımı ve beslenme hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında Türkiye'de elit seviyedeki kayakçıların beslenme ve ergojenik yardımcıları konusunda ilgili branş federasyonları, kulüpler, kurumlar ve özellikle antrenörleri tarafından daha fazla beslenme ile ilgili bilinçlendirilmelerinin gerektiği görülmektedir. Anahtar kelimeler: Kayak, Elit Sporcular, Beslenme Destek Ürünleri
12. sınıf lise öğrencilerinin akran desteği düzeylerinin farklı değişkenler ve spor açısından incelenmesi (Erzurum il örneği)
Bu araştırmanın amacı, 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Erzurum ilinde öğrenim gören lise öğrencilerinin akran desteği düzeylerinin farklı değişkenler ve spor açısından incelenmesidir. Araştırma Erzurum merkezinde bulunan Anadolu Liselerinde 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören 399'ü kadın 602'si erkek olmak üzere toplam 1001 birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada; araştırmacı tarafından geliştirilen Öğrenci Tanıtım Formu ve Kuo (2007) tarafından geliştirilen, Türk toplumu için geçerlik ve güvenilirliği Çalışkan ve Çınar (2012) tarafından yapılan Fiziksel Yardım, Akademik Yardım ve Duygusal Yardım alt boyutlarından oluşan Akran Desteği Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için; SPSS 22.00 paket programı kullanılıp veriler bilgisayara aktarılarak işlenmiştir. Verilerin analizinde özelliklerin belirlenmesinde frekans dağılımı, iki bağımsız değişken ile akran desteği arasındaki farklılaşmayı incelemek için T testi, ikiden fazla değişken ile akran desteği arasındaki farklılaşmayı incelemek için ise Anova Waryans analizi testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki fark p<0,05 anlamlılık düzeyi esas alınarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin spor yapma durumları, spor türü ve haftalık antrenman süreleri ile akran desteği düzeyi arasında anlamlı düzeyde pozitif yönde farklılık olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak sportif aktivitelere katılımın akran desteğini olumlu yönde geliştirdiği gözlenmiştir. Çalışma sonuçları ile ilişkili olarak daha kapsamlı çalışmaların özellikle sportif aktivitelere katılan farklı yaş gruplarına uygulanması öneri olarak sunulabilir. Anahtar Sözcükler: Akran Desteği, Sportif Aktivite, Lise Öğrencileri
Antik dönemden günümüze toplumsal cinsiyet ayrımcılığının kadınların olimpiyatlarda yer alma sürecine etkileri
Bu doktora çalışmasında; Antik Dönem'den günümüze gelen süreç içerisinde kadına yönelik toplumsal cinsiyet ayrımcılığının kadınların beden eğitimi, spor ve dolayısıyla Antik ve Modern Olimpiyatlar'a katılımlarına etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada; Antik Yunan'da kadınların toplumsal statüsü ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı arasında bir ilişki olup olmadığı, Antik Yunan'da kadınların spor ve Antik Olimpiyatlar'a seyirci veya sporcu olarak katılımlarında toplumsal cinsiyet ayrımcılığının etkilerinin neler olduğu, Antik Yunan'dan sonraki süreçte Avrupa ve Birleşik Devletler'de kadınların toplumsal statüsü ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı arasında bir ilişki olup olmadığı; bu süreçte hâkim olan toplumsal yapının kadının genelde spora ve özelde Modern Olimpiyatlar'a sporcu olarak katılımında ne derecede belirleyici olduğu, Pierre de Coubertin'in ve UOK'nin kadın sporu hakkındaki tutumunun kadınların Modern Olimpiyatlar'a sporcu olarak katılımını nasıl etkilediği ve kadın sporcuların Modern Olimpiyat Oyunları'nda toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla nasıl yüzleştiği ve mücadele etttiği, hangi gelişmelerin bu mücadeleye katkı sağladığı ve sonuçlarının neler olduğu, kadınların günümüz Modern Olimpiyatlar'ında sporcu olarak tam bir eşitliğe sahip olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. On ana bölümden oluşan bu çalışmada nitel yöntem kullanılmış, veri toplanması için The Perseus Digital Library, ProQuest, ScienceDirect, Project Muse, Scopus, Google Academic, ICPSR, JSTOR, EBSCO, SOBİAD, ULAKBİM ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında taramalar yapılmış, Olimpiyat Oyunları resmi raporları, UOK bildirileri, UOK'nin resmi yayını olan Olympic Review adlı dergi ve Modern Olimpiyatlar'ın kurucusu olarak tanınan Coubertin'in yazışmaları, söylevleri ve yazıları gibi dokümanlar analiz edilmiştir. Ulaşılabilen kaynaklardan elde edilen bilgilere göre sonuçlar ve öneriler ortaya konmuştur.
Amatör futbolcuların duygusal zeka, hedef bağlılığı ve zihinsel dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Şırnak ilinde amatör olarak futbol oynayan sporcuların duygusal zekâ, zihinsel dayanıklılık ve hedef bağlılığı arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeline dayalı kesitsel bir tasarım benimsenen bu araştırmanın evrenini Şırnak İlinde amatör futbol oynayan sporcular oluşturmaktadır. Evrenin tam sayısı bilinmediği için araştırmada 262 amatör futbolcu örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu", "Duygusal Zekâ Ölçeği", "Hedef Bağlılığı Ölçeği" ve "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri" ile toplanmıştır. Veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, duygusal zekânın alt boyutları olan duygusal tanıma, duygusal kolaylaştırma ve duygusal düzenleme ile zihinsel dayanıklılık alt boyutları olan güven ve devamlılık arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Ancak, duygusal zekâ alt boyutları ile zihinsel dayanıklılığın kontrol alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bu durum, kontrol boyutunun duygusal zekâdan ziyade bireysel özellikler, deneyim veya çevresel faktörlerden daha fazla etkilenebileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, duygusal zekâ alt boyutları, hedef bağlılığı ile hedef bağlılığı ise zihinsel dayanıklılık alt boyutları olan güven, devamlılık ve kontrol ile anlamlı ilişkiler göstermiştir. Bu yapıların birbirini desteklediği ve duygusal zekâ ile zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkide, hedef bağlılığının kısmi bir aracılık rolünün bulunduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere göre cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyinin duygusal zekâ, hedef bağlılığı ve zihinsel dayanıklılık üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı, ancak medeni durumun duygusal zekanın duygusal kolaylaştırma alt boyutunda bekar, lisans yılının ise zihinsel dayanıklılığın kontrol alt boyutunda deneyimli amatör futbolcular lehine anlamlı bir farklıllık oluşturmuştur. Amatör futbolcular deneyim kazandıkça zorluklarla başa çıkma ve hedeflerine ulaşma süreçlerinde daha kontrollü davrandıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kesitsel nitelikteki bu araştırma, duygusal zekâ, zihinsel dayanıklılık ve hedef bağlılık arasındaki ilişkilerin karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Amatör futbolcuların duygusal zekâ becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim programları, zihinsel dayanıklılık düzeylerini artırmaya yönelik psikolojik destek çalışmaları ve hedef belirleme becerilerini güçlendirmeye yönelik egzersizler, performanslarını artırmalarına katkı sağlayabilir. Ayrıca, gelecekte yapılacak çalışmaların, bu ilişkilerin farklı örneklemler ve bağlamlarda test edilmesi ve boylamsal desenler kullanılarak nedensel ilişkilerin incelenmesi önerilmektedir. Bu tür çalışmalar, spor psikolojisi alanında yapılacak yeni araştırmalar için önemli bir temel oluşturacaktır. Anahtar Kelimeler: Amatör futbolcular, Duygusal zekâ, Hedef bağlılığı, Zihinsel dayanıklılık, Yapısal eşitlik modellemesi.
Futbolda farklı yaş gruplarında topa vuruş tekniğinin kinetik ve kinematik yöntemlerle incelenmesi
Bu çalışmada, 3 farklı yaş grubu (12-13, 14-15, 16-17) futbolcularda üst vuruş top hızı, izokinetik kuvvet ve bacak kütle değerleri ile topa vuruş sırasında vuruş ve destek bacağında oluşan kinetik, kinematik ve elektromiyografik farklılıkların ortaya konulması amaçlanmıştır. Desek ve vuruş bacağına ait izokinetik kuvvet ölçümleri konsantrik/konsantrik 60 ve 180 °sn-1 açısal hızlarda gerçekleştirilmiş ve Hanavan modeli ile kütle değerleri hesaplamıştır. Top hızları radar yardımıyla tespit edilmiştir. Bu sırada EMG, yüksek hızlı kameralar ve kuvvet platformu eş zamanlı çalıştırılarak veriler kayıt edilmiştir. EMG kullanılarak, topa vuruş bacağı; tibialis anterior, gastroknemious, rektus femoris, vastus lateralis, vastus medialis, biceps femoris, gluteus maksimus, gluteus medius kasları ve destek bacağı; tibialis anterior gastroknemious, vastus lateralis, gluteus maksimus kaslarına ait kassal aktivasyon ölçümleri yapılmıştır. Yüksek hızlı kameralar kullanılarak vuruş bacağı kalça, diz ve ayak bileği açı ve açısal hızlar ile vuruş bacağı tarafı omuz, kalça, diz, ayak bileği ve 5th metatarsal parmak eklemi anterior-posterior eksen (x) hızları ile, diz dikey eksen (y) hızı ve omuz ve bilek medio-lateral eksen (z) hızları analiz edilmiştir. Ayrıca destek bacağına ait Fx, Fy ve Fz eksenlerindeki yer reaksiyon kuvvetleri değerlendirilmiştir. Üç farklı yaş grubundaki futbolcularda üst vuruş top hızı, izokinetik kuvvet değerleri, bacak kütle değerleri, kassal aktivasyon, yer reaksiyon kuvveti ve eklemlere ait açı, açısal hız ve lineer hız değerlerinin gruplar arasındaki farklılıklarının analizi amaçlı One-way ANOVA istatistiksel analizi kullanılmış ve gruplar arası farklılıklar Post Hoc Tukey testi ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre top hızı, bacak kuvveti ve izokinetik kuvvet değerleri yaşla beraber linner bir artış göstermiş ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar (p<0.05; p<0.01) oluşmuştur. Yapılan kassal aktivasyon değerlendirmelerine göre gruplar arası istatistiksel anlamlılıklar (p<0.05) vuruş bacağı rektus femoris, vastus medialis ve biceps femoris kaslarında ortaya çıkmıştır. Rektus femoris kassal aktivasyonu uyluk ileri aktarım fazında, vastus medialis aktivasyonu ileri savurma fazında ve biceps femoris aktivasyonu topla temas ve tamamlama fazlarında 16-17 yaş grubunda diğer yaş gruplarına oranla daha yüksek bulunmuştur. Görüntü analizi sonuçlarına göre, kalça açısı, diz açısal hızı, kalça, diz, ayak bileği ve parmak linner hızları açısından gruplar arasında istatistikel anlamlılık (p<0.05; p<0.01) ortaya çıkmış ve yaşla beraber bu değerlerde artış görülmüştür. Ayrıca, destek bacağı yer reaksiyon kuvveti dikey eksen değerleri açısından gruplar arasında istatistiksel farklılık (p<0.05) bulunmuş ve 16-17 yaş grubu topla temas anında daha yüksek değerlere ulaşmıştır. Sonuç olarak, kronolojik yaş artışına bağlı top hızı artmakta bununla beraber kuvvet parametreleri ve top hızını etkileyen bazı kinetik, kinematik ve kassal aktivasyon parametreleride değişmektedir. Özellikle 16-17 yaş grubu diğer yaş gruplarına oranla daha gelişmiş bir kassal koordinasyona sahip olduğu ve kamçı etkisi mekanizmasını daha etkili bir şekilde sergiledikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Elektromiyografi, Görüntü analizi, Kuvvet platformu, Üst vuruş
Türk milli eğitim sisteminde Türk halk oyunlarının işlevselliği
Araştırmada öncelikle Oyun Kültürü, Türk Halk Oyunları, Türk Halk Bilimi ve günümüz Milli Eğitim Sisteminde Türk Halk Oyunları ile ilgili teorik kaynak taraması yapılmış ve daha sonra Sakarya ilinde 2009?2010 eğitim öğretim yılında görev yapan idareci ve beden eğitimi öğretmenlerine uygulanan anketten elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir.
Spor merkezi üye bireylerin egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza (Sağlıklı beslenme takıntısı) belirtilerinin incelenmesi (Antalya ili örneği)
Günümüz dünyasında teknolojik gelişimler ve modernizasyona bağlı olarak yaşam tarzı ve günlük aktivitelerin değişimi beraberinde hem hareketsiz yaşam tarzının artması hem de beslenme bozukluklarının yaygınlaşması ile birlikte egzersiz bağımlılığı ve sağlıklı beslenme takıntısı durumlarının arttığı düşünülmektedir. Araştırma ile spor merkezlerine üye olarak devam eden bireylerin, egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza (sağlıklı beslenme takıntısı) belirtilerinin incelenerek belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma türlerinden tarama modelinin anlık tarama araştırma yönteminin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubunu Antalya ilinde spor merkezlerine üye olarak devam eden ve tesadüfi örneklem yöntemi ile belirlenmiş, gönüllü olarak katılım sağlayan 297'si erkek, 113'ü kadın olmak üzere toplam 410 katılımcı bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik özelliklerin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan demografik bilgi formu, sağlıklı beslenme takıntısının belirlenebilmesi için Arusoğlu tarafından 2006'da geliştirilen Sağlıklı Beslenme Takıntısı (Ortoreksiya Nervoza Orto 15) Ölçeği, egzersiz bağımlılığı takıntısının belirlenebilmesi için ise Tekkurşun ve ark. tarafından 2018'de geliştirilen Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak, SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde standart sapma, aritmetik ortalama, frekans yüzde dağılımları ve Levene testi ile veriler normal dağılım gösterdiği belirlendiği için parametrik testlerden bağımsız örneklem t test ve One Way ANOVA testleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, spor merkezlerine üye olarak devam eden bireylerin, egzersiz bağımlılıkları ile ortoreksiya nervoza belirtilerinin incelendiği araştırmada, toplanan verilerin bulgularına göre egzersize bağlılık arttıkça ortoreksiya nervoza'ya ilişkin tutumların arttığı yönünde sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Egzersiz bağımlılığı, Ortoreksiya nevroza, Spor merkezlerine üyelik
Ortaöğretim öğrencilerinin tenis sporuna yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma ortaöğretim düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin tenis sporuna yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi amaçlanarak hazırlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan genel tarama modeli benimsenerek hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formunun yanı sıra üç alt boyuttan oluşan tenis spor farkındalık ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma grubunu %41'I erkek, %59'u kız olmak üzere toplam 400 ortaöğretim düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenci oluşturmuş. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin istatistiksel işlemlerinin belirlenmesi için ilk olarak verilerin normallik dağılımına bakılmıştır. Verilerin normal dağılımdan geldiği tespit edildikten sonra T-testi ve ANOVA testi istatistiksel işlemler için tercih edilmiştir. Elde edilen bulgulara bakıldığında bilişsel ve duyuşsal alt boyutlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilirken devinişsel alt boyutta cinsiyete göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğrencilerin haftalık spor yapma durumuna göre yapılan analiz sonuçlarında duyuşsal alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilirken bilişsel ve devinişsel alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Öğrencilerin okul türü değişkenleri durumuna göre yapılan analiz sonuçlarında duyuşsal alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilirken bilişsel ve devinişsel alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Öğrencilerin öğrenim görmekte oldukları sınıf durumu ile bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alt boyutları arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Bu doğrultuda araştırma sonuçlarına bakıldığında kız öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının erkek öğrencilerden yüksek olduğu ayrıca 9. sınıf öğrencilerinin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının diğer sınıf gruplarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan ailelerinde veya çevrelerinde spor yapan birileri olan öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel farkındalıklarının olmayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın önemli sonuçlarından biriside ölçekte yer alan sorulara verilen cevaplar neticesinde genel olarak ortaöğretim öğrencilerinin bilişsel ve devinişsel olarak az düzeyde farkında olmaları duyşsal olarak orta düzeyde farkında olmalıdır.
Elit kadın ve erkek voleybolcuların psikolojik beceri düzeylerinin incelenmesi
Voleybol, kompleks hareketlerden oluşan ve belli bir yetenek gerektiren takım sporu olarak dünyada en popüler spor dallarından biri olarak bilinmektedir. Bu nedenle voleybol oynayan sporcularda psikolojik beceriler, sporcuların performansını etkileyen önemli bir faktör olarak görülmektedir. Dolayısıyla araştırmada voleybol oynayan sporcuların psikolojik becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 270 sporcunun katılımı ile gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak "Sporcuların Psikolojik Becerilerini Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS24 veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde verilerin normal dağılması nedeniyle parametrik istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara göre beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmada voleybol oynayan sporcuların yaş ve eğitim düzeyine göre farklılıklar meydana gelmiştir. Yaşı ve eğitim düzeyi daha yüksek olan sporcularda psikolojik beceriler daha yüksek düzeyde ortaya çıkmıştır. Gelir düzeyinin düşük olması sporcuların psikolojik becerilerini olumsuz etkileyen önemli bir faktör olarak görülmüştür. Ayrıca araştırmada sporcuların psikolojik becerilerinin öğrenmeye açık olabilme, zorluklar ile baş edebilme, baskı altında iyi performans gösterebilme, konsantrasyon ve endişelerden kurtulma gibi özelliklerle ilişkili olduğu görülmüştür.
Fitness merkezlerine giden bireylerin beklentilerinin değerlendirilmesi: Erbil örneği
The aim of this study is to reveal how well the fitness centers meet these expectations, taking into account the expectations of individuals who go to fitness centers. In this context, it has been tried to determine which motivation is more affected by the demographic structures of the individuals who go to the fitness center. The population of the study, in which the survey technique was used, consists of people registered in the fitness centers operating in the city center of Erbil, Iraq. The sample consisted of 100 people registered in 4 fitness centers who agreed to participate in the research. The "Demographic Information Form" prepared by the researcher and the validity and reliability of the "Physical Activity and Fitness Center Expectation Form" prepared by Aydın (2019) were used, by informing the individuals about the purpose of the research. SPSS 26.0 package program was used for statistical processing of the data. When the expectations from the physical activities in the fitness centers are examined as a whole, it is obvious that whatever the expectation is, the fitness centers are a center of attraction for physical activity and an incentive element with its existing facilities. As a result of the research, it was seen that participation in fitness centers is popular for both genders in Erbil province. In addition, among demographic characteristics, it was found that the factor that most affected physical activities in fitness centers was gender, and age, occupation and monthly income were also determinants, albeit partially. In general, these variables were found to have an effect on the variety of physical activity and the choice of equipment and the need for socialization while doing physical activity in the halls. As a result of the study on evaluating the expectations of the people, it was determined that the purpose of choosing and coming to the sports centers of the participants in the questionnaire showed significant similarity in terms of gender, age and occupational characteristics.
Erken ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerinin incelenmesi
Sosyal bir etkinlik olarak görülen sporun başlangıcı, tarihsel olarak insanların bir arada yaşamaya başlamasına değin uzanır. Aslında, savaşın fiziksel güce dayandığı bir çağda, egzersiz adeta bir savaş hazırlığıydı. Bu bağlamda, "tarihsel" bir boyuta da sahip olan spor, rekabeti disipline sokan, rekabeti özünde taşıyan savaşçıyı ise deneyimli kılan sistemli bir oyun biçimidir. Bir kavram olarak değer, insan yaşamını yöneten temel dinamiklerden biridir. Değerler göz önüne alındığında spor, hangi davranışın adil, neyin gerekli olduğunu; neyin yasak ve neyin de teşvik edildiğini belirlemede önemlidir. Aslında spor, toplumun büyük bir kesimi için erişilebilir ve anlaşılır bir faaliyet olduğundan sporla uğraşan tüm bireylere değerlerin aktarımı kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle erken ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerinin farkındalık oluşturması açısından incelenmesi araştırılması gereken bir konudur. Bu çalışmada, çeşitli spor disiplinlerinde uğraş veren lise ve ortaokul öğrencilerinin, değer yönelimleri incelenmiştir. Bu çalışma, sporcu olmanın değer yönelimi üzerindeki etkisini açıklamakta, sporcularda değer yönelimini çeşitli sosyodemografik değişkenler kullanarak analiz etmektedir. Bu araştırma betimsel nitelikte tarama (anket) modeli ile yürütülmüştür. Geçmişi ya da mevcut durumu olduğu şekli ile betimlemeyi temel alan bu metotta, araştırma konusu olan durum, kişi ya da nesne kendi koşulları içerisinde tasvir edilmiş; var olan durum olduğu gibi gözlenmiş ve o şekilde ele alınmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşabilmek için gerekli olan veriler elde edilmiş, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu oluşturulmuş, erken ergenlik ve orta ergenlik dönemindeki sporcularda değer yönelimlerini öğrenebilmek için "Altyapı Sporları Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Spor yapan lise ve ortaokul öğrencilerinden örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemi için gönüllü 700 lise ve ortaokul öğrencisinden faydalanılmıştır. Araştırmada 336 kız ve 364 erkek olmak üzere toplam 700 spor yapan öğrencilerin verileri değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmaya dâhil edilen kişiler, 11-14 erken ergenlik dönemi öğrencileri ile 14-17 orta ergenlik dönemi öğrencilerinden seçilmiştir. Bu çalışmada, çeşitli spor disiplinlerinde faaliyet gösteren lise ve ortaokul öğrencilerinin sporculuğu ve değerleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, sporcu olma durumu ile bu faaliyetin değerleri arasında önemli bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda sporcularda, erken ergenlik dönemi ortaokul ve orta ergenlik dönemi lise öğrencilerinin elde edilen bulgulara göre araştırma örnekleminin tümünden elde edilen altyapı sporlarında, değerler ölçeği maddelerinin ortalama değerleri incelenmesi suretiyle çocukların en çok "kendini geliştirme" değeri (4.09±1.33) ve "kazanma" değeri (4.04±1.50) olduğu, en az ise "keyif" (2.72±2.09) boyutu olduğu tespit edilmiştir. Takım uyumu (3.56±1.70), beceri sergileme (4.01±1.41), sportmenlik puanları (4.44±1.05), işine bağlılık (3.49±1.68), uyum puanları (3.65±1.64), heyecan (3.20±1.90), toplumsal imaj (3.96±1.53), ve hoşgörü (3.90±1.57) spor yapan öğrencilerin kademelerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermektedir. Ortalama değerlere bakıldığında ortaokul kademesine (erken ergenlik dönemi) sahip çocukların lise kademesine (orta ergenlik) sahip çocuklara göre bu değerlerin puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anlaşmanın sürdürülmesi, takım uyumu, merhamet, beceri sergileme, sportmenlik, işine bağlılık, uyum, itaat, heyecan, toplumsal imaj, hoşgörü ve kazanma puanları ile çocukların yaşları arasında negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05). Anlaşmanın sürdürülmesi, kişisel başarı, dürüstlük, merhamet, sağlık ve zindelik, yoldaşlık, kendini gerçekleştirme puanları ile çocukların spor yapma süreleri arasında pozitif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05). Elde edilen bulgulara göre erken ergenlik ve orta ergenlik dönemindeki öğrenciler sporda olan kazanma ve kendini gerçekleştirme güdüsünü değer yönelimlerine yansıtmışlardır. Bu sonuçlar neticesinde öğrenciye verilmek istenen değerlerin, erken ergenlik dönemi sporcularının değerleri öğrenmeye daha açık oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Takım sporlarının bireysel sporlara göre değer yönelimlerini daha olumlu etkilediği tespit edilmiş, spor deneyimi süresi arttıkça değer yönelim puanlarının da bu durumdan olumlu anlamda etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akademik ve sporcu öz-yeterliğinde algılanan psikolojik sermayenin etkisi
Bu araştırma spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin akademik ve sporcu öz-yeterliğinde algılanan psikolojik sermayenin etkisinin incelenmesi ve bazı değişkenler ile olan ilişkilerinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel yaklaşımın genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören 326' sı kadın, 509' u erkek olmak üzere toplam 750 spor bilimleri fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formunun yanında, ''Sporcu Öz-Yeterliği Ölçeği'' (SÖYÖ), ''Psikolojik Sermaye Algıları Ölçeği'' (PSAÖ) ve ''Akademik Öz-Yeterlik Ölçeği'' (AÖYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi için, T-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre kadınların psikolojik yeterlik, öz yeterlik ve akademik öz yeterlik düzeyleri daha yüksektir. SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ puanları lisanslı olan ve bireysel sporlarla ilgilenen katılımcıların lehine anlamlı bulunmuştur. Spor yapma yılı fazla olanların ve gelir durumu yüksek olanların da SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, SÖYÖ, PSAÖ ve AÖYÖ arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, diğer bir önemli sonuç ise sporcu öz-yeterliğini yordamada algılanan psikolojik sermayenin (%76), akademik öz yeterliği yordamada ise (%78 )önemli bir rolünün olduğudur. Anahtar Kelimeler: Akademik Öz-Yeterlik, Sporcu Öz-Yeterlik ve Psikolojik Sermaye Algıları
Afet çalışanlarının fiziksel aktivite düzeylerinin stresle başa çıkma ve psikolojik sağlamlık durumları üzerine etkisi
Bu araştırma, itfaiyecilerin fiziksel aktivite düzeylerinin stresle başa çıkma ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmaya, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nda görev yapan 263 erkek personel katılmıştır. Veri toplama aracı olarak IPAQ-Kısa Form, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuca göre katılımcıların %57'si evli, %41,8'i sigara kullanmakta ve %21,3'ü düzenli ilaç kullanmaktadır. Yaş grubunun %36,9'u 40 yaş ve üzerindedir. Fiziksel aktivite düzeyleri incelendiğinde, %68,1'i minimal aktif, %20,9'u inaktif, %11'i ise çok aktiftir. Araştırmanın bulgularına göre; medeni durum, yaş, sigara kullanımı, spor yapma sıklığı, çalışma süresi ve ilaç kullanımının fiziksel aktivite düzeyini etkilediğini göstermiştir. Evli, sigara kullanan ve uzun süre çalışan bireylerde fiziksel aktivitenin daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca, bekarların daha aktif olduğu; evlilerin ise stresle başa çıkma becerilerinde ve sosyal destek arayışında daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Yaş ilerledikçe fiziksel aktivite azalmakta, ancak stresle başa çıkma becerileri artmaktadır. Psikolojik sağlamlık ile fiziksel aktivite arasında doğrudan anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak itfaiyecilere yönelik fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı destekleyici programların mesleki deneyim sürecine dahil edilmesi gerektiğini göstermektedir. Keywords: Physical Activity, Coping With Stress, Psychological Resilience, Firefighter Personnel.
İmgeleme çalışmasının 12-14 yaş erkek futbolcularda futbol temel becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, 12 haftalık imgeleme çalışmalarının 12-14 yaş aralığında müsabık çocuk futbolcularda futbol beceri gelişimi üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma, Park Antalya Futbol Akademisi'nde bulunan, 12-14 yaş aralığındaki, lisanlı, aktif, müsabık 23 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Oyuncuların aileleri çalışma hakkında bilgilendirildi ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı düşünen sporcular arasından rastgele örnekleme yöntemine göre teknik antrenman ve imgeleme ile birlikte teknik antrenman grupları oluşturulmuştur. Çalışmaya, gönüllü olarak katılmayı kabul eden, çalışmaya dâhil olma ve çıkarma kriterlerine göre deney grubunda 13, kontrol grubunda 10 sporcu istatistiksel değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmada yer alan sporculara çalışma öncesi ön test ve sonrası son test ölçümlerinde Çocuklar İçin Sporda Hayal Etme Ölçeği (ÇİSHE) şut duvarı testi, 30 metre HÜFA teknik testi ve Futbol Beceri testi uygulanmıştır. Katılımcılara 12 hafta boyunca aynı antrenörler tarafından futbol antrenman programı uygulanmış, deney grubunda yer alan sporcular ise futbol antrenman programına ek olarak imgeleme antrenmanı uygulamasına dahil olmuştur. Bulgular: Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubundaki sporcuların başlangıç ölçümleri değerleri incelendiğinde, antropometrik ölçümler, futbol beceri testleri ve ÇİSHE ölçümlerinde gruplar arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre 12 haftalık imgelem çalışması sonucunda deney grubunda futbol beceri testleri ve ÇİSHE tüm alt boyutlarında anlamlı değişim bulunurken, kontrol grubunda değişimin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Sonuç olarak 12 hafta süre ile futbol antrenman programına ek olarak gerçekleştirilen imgeleme antrenman programının, futbol temel becerilerinden olan şut, top sürme ve kombine antrenman değişkenlerinde olumlu gelişimlere yol açtığı belirlenmiştir.
Investigation of the relationship between individual performance and job satisfaction levels of physical education teachers working in sports high schools
The purpose of this research is to examine the relationships between teachers' individual job performance and various demographic and job-related variables and to identify important findings resulting from these relationships. Understanding the factors affecting teachers' job performance is important to improve the strategies of educational institutions and increase teachers' job satisfaction. This study can help educational institutions better understand teachers' needs and take appropriate measures to improve job performance. In the research, the "Individual Work Performance Questionnaire" survey form, developed by Koopmans et al. (2013) to measure task and contextual performance and counterproductive work behavior dimensions, was adapted into Turkish and the Individual Work Performance Scale was developed by Köroğlu, Kaba and Öztürk (2021). The Vocational Satisfaction Scale, which was developed by Yıldız Kuzgun, Seher Aydemir Sevim and Zeynep Hamamcı in 1997 and consists of 20 items, was used. Within the scope of the research, statistical methods such as correlation analysis and ANOVA were used to examine the relationships between teachers' individual job performance and demographic and job-related variables such as gender, age, marital status, education level, and working time at the school. In total, the data of 425 teachers were examined. When the findings obtained within the scope of the research were examined, a significant difference was found between job performance and contextual performance according to gender, but no difference was found in terms of counterproductive work behaviors. Significant relationships were determined between the variables of marital status, educational status and working hours at the school and job performance. Correlation analysis results revealed that factors such as qualifications compliance, desire for development, and professional satisfaction have a strong relationship with job performance. This research has revealed several factors that influence teachers' individual job performance. These findings can help educational institutions better understand teachers' needs and develop appropriate strategies to improve job performance.
Ortamın wingate anaerobik egzersiz performansı üzerine etkisi
ÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı pop müziğin, slow müziğin, grup halinde sesli ortamın ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamın wingate anaerobik egzersiz testi performansında etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yöntem: Bu çalışmanın denek grubunu aktif olarak amatörde futbol oynayan yaş ortalamaları 19.81 yıl, boy ortalamaları 175.21 cm, beden ağırlık ortalamaları 67.93 kg, olan 34 erkek üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Pop müziğin, slow müziğin, grup halinde sesli ortamın ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamın wingate anaerobik egzersiz testi performansı üzerine etkisinin olup olmadığını belirlemek amacıyla, 34 erkek deneğe 48 saat arayla wingate anaerobik güç testi uygulanarak, ortamın wingate testine etkisine bakılmıştır. Bulgular: Çalışmamızın zirve süresi sonuçlarında grup halinde sesli ortamda çalışanlar ile daha sonra aynı aktiviteyi slow müzik gerçekleştirenler arasında anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Slow müzikte teste katılanlar, grup ortamındaki sesli ortamda teste katılanlara göre zirvede kalma süreleri daha fazladır. Zirve süresindeki diğer bir anlamlı farklılıkta slow müzikli ortamda çalışanlarla, aynı aktiviteyi tek başına sessiz ortamda gerçekleştiren grup arasında görülmüştür (p<0,05). Slow müzikte, tek başına sesli ortamda teste katılanlara göre zirvede kalma süreleri daha fazladır. Ortalama güç sonuçlarındaki anlamlı farklılık, grup halinde sesli ortamda çalışanlar ile daha sonra aynı aktiviteyi tek başına sessiz ortamda gerçekleştiren grup arasında anlamlı farklılık görülmüştür (p<0,05). Tek başına sessiz ortamda katılanlar, grup ortamındaki sesli ortamda katılanlara göre ortalama güç çıktıları daha fazladır. Sonuç: Çalışmamızda pop müzik, yavaş müzik, grup ortamındaki sesli ortam ve deneğin tek başına olduğu sessiz ortamda, Want sonuçları alınmış, Ortamın, wingate anaerobik egzersiz testine etkisinin olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: ortam, wingate, performans,
Tenise özgü direnç bant antrenmanlarının kuvvet sürat ve denge performansları üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, tenis antrenmanları ile birlikte yapılan direnç bant antrenmanlarının kuvvet, sürat, denge, çeviklik ve tenis hedefleme performansları üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya yaşları 20,51±2.20 yıl, boyları 175,81±6,73 cm olan toplam 42 erkek gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada katılımcılar 3 gruba rastgele yöntemle yerleştirildi. Geleneksel kuvvet grubu (GKG) tenis ve geleneksel kuvvet antrenmanı (n=15), Tenis grubu (TG) sadece tenis antrenmanı (n=11), Direnç bant grubu (DBG) direnç bantları ile tenis antrenmanı yapan bireylerden (n=16) oluşturulmuştur. Tüm gruplara 8 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika süresince antrenman yaptırılmıştır. Tüm katılımcılara çalışmanın başında ve sonunda olmak üzere antropometrik ölçümler, izokinetik kuvvet, denge, sürat, çeviklik, tenis hedefleme testleri uygulanmıştır. Bulgular: Tüm grupların ön-son testleri karşılaştırıldığında izokinetik ekstansiyon, izokinetik fleksiyon kuvvet, sürat, çeviklik ve tenis hedefleme performansları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05, p<0.01). Tüm grupların ön-son testleri karşılaştırıldığında statik denge performansları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (p<0.05). Dinamik denge performansında ise ön-son testleri karşılaştırıldığında GKG'nda anlamlı bir fark bulunmuş (p<0.05), TG ve DBG'nda anlamlı bir fark bulunamamıştır (p<0.05). Sonuç: Tenis antrenmanlarında direnç bant ve geleneksel kuvvet antrenmanı yapan grupların izokinetik ekstansiyon, izokinetik fleksiyon kuvvet, sürat, çeviklik ve tenis hedefleme performans gelişimleri sadece tenis antrenmanı yapan grup ile benzer sonuçlar göstermiştir. Statik denge gelişimine tenis ve tenisle birlikte yapılan kuvvet antrenmanlarının destek vermediği bulunmuştur. Dinamik denge performans gelişimine ise sadece geleneksel kuvvet antrenmanlarının destek verdiği bulunmuştur. Fakat denge performansı hariç diğer tüm parametrelerdeyüzde gelişim, direnç bant ile yapılan tenis antrenmanlarında daha fazla bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: tenis, direnç bant, kuvvet, sürat, denge.
Değişken ortam antrenmanlarının teniste servis atma sürati üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı; Antrenmansız ama aktif erkek üniversite öğrencilerine yaptırılan tenis teknik çalışmalarıyla kombine edilmiş geleneksel ve askı aparatı ile yapılan kuvvet antrenmanların serviste patlayıcı kuvvet üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya yaşları 20.13 ± 1.23 yıl olan toplam 61 erkek Akdeniz Üniversitesi öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmaya katılanlar rastgele yöntemle 3 farklı gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; Askı Antrenman Grubu (AAG), askı aparatı kullanarak kuvvet antrenmanı ve tenis antrenmanı yapan grup (n=21), Geleneksel Kuvvet Antrenman Grubu (GKAG), geleneksel yollarla kuvvet antrenmanı ve tenis antrenmanı yapan grup (n=22) ve Kontrol Grubu (KG) sadece tenis antrenmanı yapan grup (n=18). Tüm gruplara hazırlanan 60'ar dakikalık birim antrenman programları haftada 3 gün 8 hafta süresince toplam 24 antrenman olarak uygulanmıştır. Ölçüm dönemleri Ön Test (ÖT) antrenman periyodu başlamadan önce, Son Test (ST) antrenman periyodunun hemen bitiminde (8. Hafta sonunda) yapılmıştır. Tüm katılımcılara Antropometrik ölçümler, Denge Testi (KAT 2000), İzokinetik Kuvvet Testi (Cybex), Şınav Testi, Flamingo Denge Testi, Servis Hızı Testi, Servis ve Yer Vuruşları İsabet Testi uygulanmıştır. Bulgular: AAG'un servis hızı ölçümleri sonuçlarına göre (ÖT: 27.44±5.28, ST: 37.70±4.67 P<0.01), servis isabet yüzdesi (ÖT: 44.76±10.40, ST: 66.27±13.95 P<0.01), yer vuruşları isabet yüzdesi (ÖT: 51.05±9.13, ST: 60.76±8.84 P<0.01), şınav ölçümleri (ÖT: 20.95±5.40, ST: 26.52±6.05 P<0.01), parametrelerinde diğer antrenman gruplarına göre daha çok gelişim gösterdiği anlaşılmaktadır. Yapılan ölçümlerin birçoğu göz önüne alındığında, askı antrenmanı yapan grubun ÖT ve ST sonuçları arasında anlamlı fark olmadığı görülmektedir (P>0.05). Sonuç: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, kuvvet antrenmanı yapan grupların birçok parametrede değişim gösterdiği, AAG'taki gelişimin diğer gruplara göre daha fazla olduğu söylenebilir. En az gelişim gösteren grubun ise kontrol gurubu olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Tenis, Kuvvet, Antrenman, Nöromuskuler, Denge
Genç ve orta yaşlı sporcuların ağrı parametrelerinin sedanter bireylerle karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada amaç, orta yaşlı sporcu bireylerde egzersiz öncesi ve sonrası gözlenen ağrıya ilişkin çeşitli parametrelerin, benzer yaştaki sedanter bireylerle ve genç sporcu bireylerle karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya 66 kişi katıldı. Katılımcılar yaş ve spora katılımına göre genç sedanter (G-Sed), genç sporcu (G-Sp), orta yaş sedanter (O-Sed) ve orta yaş sporcu (O-Sp) olmak üzere 4 gruba ayrıldı. 18-30 yaş aralığındaki katılımcılar genç, 30-55 yaş aralığındaki bireyler ise orta yaş grubuna dahil edildi. Tüm gruplarda antropometrik ölçümler, nabız ve kan basıncı ve fiziksel performans parametreleri ölçüldü, egzersiz öncesi ve akut egzersiz sonrası basınca bağlı ağrı eşiği (PPT) ve ağrı toleransı (PPTO), elini soğuk suda tutma süresi ve nosiseptif fleksiyon refleksi (NFR) parametreleri kaydedildi. Çalışmada akut egzersiz olarak, dumbell kullanarak, 1 RM' nin %70' i düzeyinde yüklenme uygulandı. Buna göre uygulanan akut direnç egzersizi protokolü, her biri 10 tekrardan oluşan 3 set halinde gerçekleştirildi, setler arasında 1 dakikalık dinlenme süresi verildi. Sonuçlar ortalama+SD olarak sunuldu, gruplar ve ölçümler arası karşılaştırmada varyans analizi kullanıldı, p<0.05, istatistiksel önem düzeyi olarak kullanıldı. Bulgular: Vücut yağ yüzdesi bakımından O-Sed grubunun yüzde değerleri G-Sed ve G-Sp gruplardan yüksek, O-Sp grubunda ise O-Sed grubuna göre düşük bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının nabız değeri G-Sed ve O-Sed gruplarından düşük bulundu. O-Sed grubu dikey sıçrama yüksekliği ve zirve güç değerleri G-Sed ve G-Sp gruplarından düşük bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının esneklik puanı, G-Sed grubundan yüksek bulundu. G-Sp ve O-Sp gruplarının aerobik kapasitesi, G-Sed ve O-Sed gruplarından yüksek bulundu. O-Sp grubunun egzersiz öncesi PPT değeri, G-Sp grubundan düşük bulundu. O-Sp grubunda PPT değeri, egzersizden sonra yükseldi. G-Sp grubunda egzersiz sonrası PPTO değeri düştü. G-Sed grubu dışındaki 3 grupta, egzersiz sonrası elini soğuk suda tutma süresi arttı. Gruplar arasında elektriksel eşik akım değeri, NFR parametreleri bakımından fark gözlenmedi. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, genç ve orta yaşlı sedanter ve sporcu bireyler arasında fiziksel performans parametrelerinde ve incelenen ağrı modalitesine göre değişmek üzere ağrı parametrelerinde farklılıklar gözlendiğini ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: master sporcu, egzersiz, nosisepsiyon, ağrı, yaş
Beden eğitimi öğretmenlerinin öğrenen özerkliğini destekleme davranışları ile mesleki öz-yeterlik algıları
Amaç: Beden eğitimi öğretmenlerinin bazı değişkenlere göre öğrenen özerkliği destekleme davranışlarını ve öğretmen öz-yeterlik algılarını incelemek ve birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırma tarama modelindedir. 2016-2017 öğretim yılında Antalya ilinin merkez ilçelerinde görev yapan 724 öğretmen bulunmaktadır. Bu evrenden tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen 393 öğretmen örneklemi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Oğuz (2013) tarafından geliştirilen "Öğrenen Özerkliğini Destekleme Davranışları Ölçeği" Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Öğretmen Öz-yeterlik Algısı Ölçeği" ve "Kişiler Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Mann Whitney-U testi, Wilcoxon Signed Ranks Testi, Kruskall Wallis-H testi, Spearman Brown Korelasyon katsayısı teknikleri kullanılmıştır. Ölçeklerin örneklem grubuna uygunluğunun belirlenmesi için AMOS programında Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bulgular: Beden eğitimi öğretmenlerinin öğrenen özerkliğini destekleme davranışlarını gerekli bulmaları ve sergilemelerine ilişkin görüşleri, duygu ve düşünce desteği boyutunda kadın öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Hizmet içi kursa katılan öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğrenen özerkliğini destekleme davranışı gerekliliği ve sergilemesine ilişkin görüşleri; mesleki deneyimlerine, okul türü, öğretim kademesi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermemektedir. Beden eğitimi öğretmenlerinin, öğretmen öz-yeterlik algıları okul türü, öğretim kademesi, hizmet içi kursa katılma durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermektedir. Sonuç: Öğretmenlerin öğrenen özerkliğini destekleme davranışları gereklilik ve sergilemelerine ilişkin görüşleri ile öğretmen öz-yeterlikleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: öğrenen özerkliği, öğretmen öz-yeterliği, beden eğitimi öğretmeni, öğretmen özerklik desteği.
Zekâ oyunları ve geleneksel çocuk oyunlarının ortaokul öğrencilerinde dikkat ve görsel algıya etkisi
Araştırmanın amacı; zekâ ve geleneksel çocuk oyunlarının ortaokul öğrencilerinin dikkat ve görsel algı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmada kontrol gruplu yarı deneysel (ön test-son test) model ile amaçlı örneklem yöntemi kullanıldı. Araştırma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Sivas Merkez Süleyman Demirel Ortaokulunda öğrenim gören öğrencilerden, geleneksel çocuk oyunları grubu (n=20), zekâ oyunları grubu (n=20), hem geleneksel çocuk oyunları hem de zeka oyunları grubu (n=20) ve kontrol grubu (n=20) olmak üzere toplam 80 öğrenci oluşturmaktadır. Uygulama gruplarına geleneksel çocuk oyunlarından, seksek, yakan top, mendil kapmaca ve tombik oyunu; zekâ oyunlarından ise, satranç, dama, gri ceviz ve mangala oyunları oynatılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Uluç (2019) tarafından geliştirilen, gelişimsel görsel algı testi ve Yaycı (2013) tarafından uyarlaması yapılan d2 dikkat testi kullanılmıştır. Uygulama gruplarına belirtilen zekâ ve geleneksel çocuk oyunları haftada 1 gün, 2 saat olacak şekilde 12 hafta boyunca oynatılmıştır. Verilerin analizinde SPPS programından yararlanılarak aritmetik ortalama, frekans, standart sapma ve korelasyon betimsel analizleri kullanılmıştır. Gruplara göre, ön test-son test ve fark puanlarının karşılaştırılması için Kruskal Wallis Testi, görsel algı ve d2 dikkat testi puanlarının değişkenlere göre karşılaştırılması için ise Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Bulgulara göre; dikkat ve görsel algı fark puanlarının, tüm gruplar da anlamlı bir şekilde gelişim olduğu görülmüştür. Bu farklılık gruplar arasında hem dikkat hem de görsel algı gelişim düzeylerinde geleneksel çocuk oyunları oynayan uygulama grubu lehine olduğu görülmüştür. Cinsiyet ve spor branşı olma değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Sonuç olarak; geleneksel çocuk oyunları ve zeka oyunlarının özellikle çocuklar da zihinsel becerileri geliştirmede bir eğitim aracı olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin belli değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, mevcut durumu ortaya çıkartmayı amaçlayan betimsel taramaya yönelik bir yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, katılımcı olan karate antrenörlerinin liderlik yönelim düzeyleri belirlenmiştir. Antrenörlerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, antrenörlük kademesi, antrenörlük meslek yaşı, antrenörlük milliliği, aylık ortalama geliri ve antrenörlük yaptığı kurum değişkenlerine göre liderlik yönelimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığı çeşitli istatistiksel işlemler ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya 219 karate antrenörü katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu", Bolman ve Deal (1990) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlama ve geçerlik-güvenirliği Dereli'nin (2003) yaptığı "Liderlik Yönelim Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, katılımcıların kişisel özelliklerini betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, ölçeğe verilen cevapların aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları hesaplanarak, liderlik yönelim düzeylerine ilişkin dağılımlar belirlenmiştir. Antrenörlerin ölçek puanları demografik değişkenlere göre karşılaştırılmadan önce normal dağılım gösterip göstermediği incelenmiştir. Yapılan One Sample Kolmogorov-Smirnov testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik analizler kullanılmıştır. Antrenörlerin cinsiyetleri, milli antrenör olup olmama durumları ve çalıştıkları kulüp türüne göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılırken, yaş grupları, eğitim durumları, antrenörlük kademeleri ve antrenörlük sürelerine göre ölçek puanlarının karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet değişkeni ile Liderlik Yönelim Ölçeği alt boyutlarından sembolik liderlik, politik liderlik ve toplam puanları arasında istatistiksel anlamda farklılık bulunmuştur. Yaş değişkeni ile liderlik yönelimleri alt boyutlarından politik liderlik, yapısal liderlik, insan kaynaklı liderlik ve toplam puanlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Eğitim durumu bulunmuştur ile Liderlik Yönelim Ölçeği alt boyutlarından olan sembolik liderlik ve insan kaynaklı liderlikte anlamlı farklılık bulunmuştur. Antrenörlük meslek yaşına bağlı ise sadece insan kaynaklı liderlik alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Antrenörlük kademesi, antrenörlük milliliği ve aylık ortalama gelir değişkenlerine bağlı olarak tüm alt boyutlarda ve toplam puanlar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak; karate antrenörlerinin liderlik yönelimlerinin birçok değişkenden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik yaşam doyum, tatmin ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Bartın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik yaşam doyum, serbest zaman tatmin ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişkiler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Bartın Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 1546 öğrenci, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak tesadüfî şekilde seçilmiş 645 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın yöntem kısmında taramaya yönelik ve betimsel bir araştırma modeli uygulanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacının hazırladığı; ''Demografik Bilgi Formu'', Diener ve arkadaşları (1985) tarafından geliştirilen, Köker (1991) Türkçe'ye uyarladığı "Yaşam Doyum Ölçeği", Rosenberg (1965) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe geçerlik güvenilirlik çalışmaları Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", Beard ve Ragheb (1980) geliştirdikleri ve Karlı, Polat, Yılmaz ve Koçak (2008) geçerlilik-güvenirlilik çalışmalarını yaparak beraberinde Türkçeye tercüme ettikleri "Serbest Zaman Tatmin Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilmiş olan veriler SPSS paket programında istatistik işlemlere tabi tutulmuştur. Veri analizinde; yüzde, frekans, ortalama, t testi, ANOVA testi, Pearsonkorelasyon testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularında, yaşam doyumu ve serbest zamanın tatmininde kadın katılımcılar erkek katılımcılara oranla yüksek ortalamalara sahip durumda oldukları görülürken benlik saygısı konusunda erkek katılımcıların kadın katılımcılara oranla daha yüksek ortalamalara sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Genel olarak veriler incelendiğinde katılımcıların yaşının büyüdükçe yaşam doyumunun azaldığı, katılımcılarda yaşam doyumu arttıkça benlik saygısının azaldığı, katılımcıların gelir düzeyinin artması ile yaşam doyum oranlarının iyileştiği sonuçlarına varılmaktadır ve akademik ortalaması diğer katılımcılara oranla daha yüksek olan katılımcıları serbest zaman tatmininin alt boyutu olan estetik boyutta yüksek ortalamalara sahip durumda oldukları, estetik boyutta daha yüksek puanlara sahip olan katılımcıların yaşam doyumları konusunda diğerlerine oranla yüksek ortalamalara sahip oldukları görülmektedir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin rekreasyon faaliyetlerine yönelik olarak yaşam doyum, serbest zaman tatmini ve benlik saygıları durumlarının cinsiyet, yaş, maddi durum, ailenin aylık geliri, bölüm, sınıf, akademik başarı, rekreasyon faaliyetine ayrılan günlük zaman süresi değişkenlerine göre farklılıklar gösterdikleri tespit edilmektedir. Sonuç olarak, rekreasyon faaliyetlerine katılımda yaşam doyum, serbest zaman tatmini ve benlik saygısı etkileri olumludur.