
33
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Dizgeci işlevsel dilbilgisi çerçevesinde İngilizce ve Türkçe öğüt verici metinlerde geçişlilik
Dil kullanımı Dizgeci İşlevsel Dilbilgisi çerçevesinde ele alındığında bağlam, söylem-anlambilim, sözlükdilbilgisi ve sesbilim/yazıbilim olmak üzere dört temel katmana sahiptir (Halliday, 1967; 1976; 1985a; Halliday, 1994; Halliday ve Matthiessen, 2004). Bağlam ve metin temelinde gerçekleşen dil dizgesi bu katmanlar çerçevesinde düzenlenir ve metinde anlam dilbilgisel araçlar ile kodlanır (Halliday, 1985a; 1985b; Eggins, 2000). Söylem-anlambilimsel düzlemde üretilen düşünsel anlamın ifadesi, geçişlilik dizgesi aracılığıyla gerçekleşir. Geçişlilik, süreçler ve bu süreçlerin katılımcılarının temsil edildiği dizgedir. Düşünsel anlamın yapılandırılması sürecinde geçişliliğe ilişkin bağlam bağımlı bir biçimde yapılan seçimler dilsel bir örüntü oluşturur ve farklı dillerin kullanımında geçişlilik örüntüsü çerçevesinde anlamlı farklılıklar gözlemlenebilir. Dizgeci İşlevsel Bakışın kültür bağlamı olarak ele aldığı katman, dile ilişkin türsel seçimleri içerir. Öğüt verici metinlerin bireyler için hassas veya hassas olmayan konuları yoğun olarak içermesinden dolayı bu çalışmada öğüt verici metin tipinin süreçler ve süreç katılımcıları bağlamında kültürlerarası farklar açısından anlamlı veriler sunabileceğinden yola çıkılmıştır. Çalışmanın veri tabanı istatistiksel işlemlerin gerektirdiği 80 tane İngilizce ve 80 tane Türkçe olmak üzere 160 öğüt verici metinden oluşmaktadır. Kültür ve bağlam bağımlılığı çerçevesinde diller arası farklılıkları göz önünde bulunduran bu çalışmada veriler sözlük-dilbilgisel süreçler çerçevesinde ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Çözümlemede elde edilen bulgular diller arasında süreç kullanımları ve süreçlerin katılımcılarına yüklenen roller açısından İngilizce ve Türkçe öğüt verici metinlerde farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Öğüt verici metinlerde, metinde sözü edilen konuların hassas olup olmama durumlarına göre İngilizce ve Türkçe kullanımlarda farklı dağılımlar gözlemlenmiş ve bu durum kültürel etmen ve dinamikler ile ilişkilendirilmiştir.
Türkçe-İngilizce konuşan ikidilli bireylerin her iki dildeki duygu sözcüklerini görsel sözcük tanıma yöntemi ile algılamaları üzerine psikodilbilimsel inceleme
Bu çalışmada Türkçe ve İngilizce'yi eş zamanlı olarak öğrenmiş bireylerin bildikleri dillerdeki duygu sözcüklerini algılama hızları, doğruluğuve beyin yarı küreleri tarafından nasıl yanallaştığı ele alınmış ve anadili Türkçe olan tekdilli bireylerden alınan verilerle karşılaştırılmıştır. Bunu ortaya çıkarmak üzere, çalışmada iki grup katılımcı yer almıştır. Deney grubunda yer alan katılımcılar Türkçe ve İngilizce'yi anne-babadan ya da bir dili aileden, diğerini anadili konuşucularının bulunduğu ortamlardan eş zamanlı olarak öğrenmiş ikidilli bireylerdir (n= 48). Kontrol grubunda ise anadili Türkçe olan tekdilli katılımcılar yer almıştır (n= 53). Çalışmada, ikidilli katılımcılara bildikleri her iki dilde olumlu, olumsuz, nötr ve uydurma sözcükler sağ ve sol görüş alanından görsel uyaranlar halinde verilmiştir. Tekdilli katılımcılar ise deneyi sadece Türkçe sözcükler ile gerçekleştirmişlerdir. Katılımcılardan bilgisayar ekranından gördükleri sözcüklerin gerçek ya da uydurma sözcük olup olmadığına karar vermeleri istenmiş ve bu sırada SuperLab yazılım programının 4.0 versiyonu ile tepki süreleri ve cevaplarının doğruluğu kaydedilmiştir.Çalışmada psikodilbilimsel bir yöntem olan görsel yarı alan tekniği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, tekdilli ve ikidilli katılımcıların duygu sözcüklerini uydurma sözcüklerden daha hızlı ve doğru algıladıklarını göstermiştir. İkidilli katılımcıların sözcükleri işlemleme hızı ve doğruluğu açısından bildikleri diller arasında bir fark olmadığı ortaya çıkmıştır. Tekdilli katılımcılarda sözcüksel işlemlemenin sol yarı kürede, ikidilli katılımcılarda ise beynin her iki yarı küresinde gerçekleştiği görülmüştür. Ayrıca, tekdilli katılımcıların Türkçe sözcükleri ikidilli katılımcılardan daha hızlı işlemlediği, ancak katılımcıların verdikleri cevapların doğruluk oranlarına ilişkin sonuçların iki grup arasında fark çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: İkidillilik, Duygu Sözcükleri, Sözcüksel İşlemleme, Dillerin Beyindeki Yanallaşması, Psikodilbilim
Türk Alzheimer hastalarının dil kullanımı: Tümce türleri açısından inceleme
Alzheimer hastalarında gözlemlenen sorunlardan biri dilsel sorunlardır. Bu dilsel sorunlardan yola çıkılarak yapılan bu çalışmanın amacı dört farklı dil testi kullanarak anadili Türkçe olan, erken ya da geç başlangıçlı Alzheimer tanısı alan hastaların konuşmalarında kullandığı tümceleri türlerine göre incelemek ve elde edilen verileri gruplar arası karşılaştırmaktır. Bu amaçla öncelikle güç analizi yapılmıştır. Sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde erken başlangıçlı Alzheimer tanısı almış 23 hasta ve geç başlangıçlı Alzheimer tanısı almış 39 hasta çalışmaya dâhil edilmiştir. Deney grubu, toplam 26 sağlıklı bireyden oluşan kontrol grubuyla karşılaştırılmıştır. Tüm araştırma grubu yaş ve eğitim değişkeni açısından eşleştirilmiştir. Hastalarla ortalama 10 dakika görüşülerek Piknik Resmi Anlatım testi, Kurabiye Hırsızlığı Resim Anlatım testi, Resimli Öykü Anlatım testi ve Konulu Sözlü Anlatım testi uygulanmıştır. Hastalara uygulanan tüm testler, ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş ve DuBois ve diğerleri (1993) tarafından oluşturulmuş semboller kullanılarak çevriyazıya dönüştürülmüştür. Elde edilen tüm veriler t testi, Mann-Whitney testi, Friedman testi, Wilcoxon testi, Ki kare testi ve Medyan testi ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak, Türk Alzheimer hastalarının konuşmalarında daha az sözcükten oluşan kısa tümceler, basit tümceler, soru tümceleri ve ad tümceleri kullandığı ortaya çıkmıştır. Alzheimer hastalarının betimlemesi kolay olan Piknik Resmi Anlatım testinde daha iyi bir performans sergilediği belirlenmiştir. Karmaşık bir resim testi olan Kurabiye Hırsızlığı Resim Anlatım testi ile Konulu Sözlü Anlatım testlerinde Alzheimer hastalarının konuşma miktarlarının daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Erken başlangıçlı Alzheimer hastalarının, geç başlangıçlı Alzheimer hastalarına kıyasla daha az sözcükten oluşan kısa tümceler kullandığı görülmüştür. Her iki grubun da basit tümce kullanımının fazla olduğu ve bunun yine Piknik Resmi Anlatım testinde belirgin olduğu ortaya çıkmıştır. Erken başlangıçlı Alzheimer hastalarının daha fazla soru tümcesi kullandığı belirlenmiştir. Türk Alzheimer hastalarının konuşmalarında kullandığı tümceleri inceleyen bu çalışma bellek sorunlarından ve dikkat, soyut düşünme vb. bilişsel sorunlardan dolayı Türk Alzheimer hastalarının konuşmalarının sözdizimsel açıdan farklılaştığını ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Alzheimer, Erken Başlangıçlı Alzheimer, Geç Başlangıçlı Alzheimer, Tümce Türü
Türk şizofreni hastalarının dil kullanımı:Tümce türleri açısından inceleme
Dilsel sorunlar ruhsal bir hastalık olan şizofrenide gözlemlenen özelliklerden biridir. Şizofreni hastalığında görülen dilsel sapmaları göz önünde bulundurarak yapılan bu çalışmanın ilk amacı, şizofreni hastalarının konuşmalarında üretmiş oldukları tümcelerin ortalama tümce uzunluklarını belirlemek, bu tümceleri; yapı, anlam ve yüklem açısından incelemek ve sağlıklı bireylerin ürettikleri tümcelerle karşılaştırmaktır. Çalışmanın ikinci amacı ise her iki denek grubunun kullandıkları tümce sayılarının resim anlatım, resimli öykü anlatım, konulu sözel anlatım ve serbest sorulu sözel anlatım testlerinde farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmak ve testlerin deneklerin konuşma miktarını etkileyip etkilemediğini belirlemektir. Bu bağlamda yapılan bu çalışmanın veritabanı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı 4'te (DSM-4) yer alan maddelere göre şizofreni tanısı alan 50 hastanın ve bu hastalarla yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi bakımından eşleştirilmiş 50 sağlıklı bireyin üretmiş oldukları tümcelerden oluşmaktadır. Çalışmada deneklerin anlatı becerileri; resim anlatım testi, resimli öykü anlatım testi, konulu sözel anlatım testi ve serbest sorulu sözel anlatım testi olmak üzere dört test ile değerlendirilmiştir. Her hasta ile yaklaşık 8-10 dakika görüşülerek hastaların yanıtları kaydedilmiş ve elde edilen ses kayıtları Du Bois ve diğerleri (1991) tarafından oluşturulmuş semboller esas alınarak çevriyazıya dönüştürülmüştür. Yapılan istatistiksel ve dilsel çözümlemeler sonucunda şizofreni hastaları tümce türleri ve yapıları açısından sağlıklı bireylerden anlamlı düzeyde farklılıklar göstermiştir. Elde edilen bulgular, şizofreni hastalarının konuşmalarında sağlıklı bireylerden daha kısa tümce kurduklarını, tümce yapısı bakımından basit ve sıralı tümceleri, tümce anlamı bakımından olumsuz tümceleri, tümce yüklemi bakımından ise ad tümcelerini tercih ettiklerini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, tümce, tümce yapısı, tümce anlamı, tümce yüklemi, dil bozukluğu, düşünce bozukluğu
Türkçede ara sınıf eylem yapıları
Son dönem dilbilim çalışmalarında eylemlerin genellikle üye yapısı temel alınarak yapılan geçişli ve geçişsiz sınıflandırmalarının dışında geçişli eylem yapılarından türeyip, bu eylemlerin geçişsiz özelliklerini sunan ve daha çok etken tümce yapısına sahip olan ara sınıf eylem yapıları incelenmektedir. Bu bağlamda, bu çalışma ara sınıf eylem yapılarının Türkçede ne gibi görünümler sergilediğini betimlemeyi amaçlamaktadır. Türkçede eylemler üzerine yapılan sınıflandırma çalışmaları çoğunlukla geçişli ve geçişsiz eylemler ve bunların alt başlıkları olan tek-geçişli/çift-geçişli ve etkilemesiz/belirtmesiz eylemlerle sınırlı kalmış, ara sınıf eylem yapılarına yönelik detaylı çalışmalar yapılmamıştır. Bunun yanı sıra, alanyazında eÖ yapılarına yönelik son dönem çalışmalarda iki farklı görüşün ortaya çıktığı görülmektedir. Bu görüşlerden ilki geçişli ve etkilemesiz eylemlerin evre oluşturduğunu,ikinci görüş ise bu eylemler dışında belirtmesiz ve edilgen yapılı eylemlerin de evre oluşturduğunu iddia etmektedir. Ancak, her iki görüşü savunan araştırıcılar incelemelerinde ara sınıf eylem yapılarını göz ardı etmektedirler. Bu çalışmadaki amacımız, eÖ yapılarına yönelik olan görüşleri evre kuramı çerçevesinde ele alarak ara sınıf eylem yapılarının bu görüşlerden hangisini desteklediğini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkçe Güncel Sözlük'te eylem ulamı altında yer alan 15100 eylem alanyazında ara sınıf eylem yapılarının özelliklerini belirlemede kullanılan sınamalar doğrultusunda incelenmiş, sat-, boya-, ov-, kes-, çırp-, çiz-, biç-, temizle- ve yaz-eylemlerinin ara sınıf eylem yapısı sundukları gözlemlenmiştir. Çalışmamız, ara sınıf eylem yapılarının eÖ yapılarına yönelik yaklaşımlardan "geçişli ve etkilemesiz eylemler evredir" görüşünü desteklediği ancak her iki görüşün de sorunlu yönleri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Anahtar Sözcükler: Ara sınıf, Eylem, Türkçe, Evre Kuramı.
Türkçe öğrenen yabancıların yazılı anlatım çalışmalarının çözümlenmesi
Bu araştırma, Türkçe'yi yabancı dil olarak öğrenen farklı uyruklardaki üniversite öğrencilerinin yazma becerilerindeki yanlışları yanlış çözümleme yaklaşımına göre değerlendirmek ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda Türkçe öğretim programına katkı sağlayacak önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma verilerini 2015-2016 Öğretim Yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde öğrenim gören 65 öğrencinin A2, B1 ve B2 düzeyleri sonunda girdikleri sertifika sınavının yazılı anlatım bölümü oluşturmaktadır. Öğrencilerin bu sınavlarda yazdıkları kompozisyonlarda yer alan sesdizgesel, biçimbilimsel, sözdizimsel, anlambilimsel ve yazımsal yanlışlar, yanlış çözümleme yöntemine göre incelenmiş ve yanlışların düzeylere göre görünümü karşılaştırmalı olarak ve dil içi gelişimsel yanlışlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda en çok yanlış yapılan düzey B1 ve en çok yanlış yapılan alan yazım ve noktalama olarak belirlenmiştir. Toplam 6156 yanlıştan % 37.1'inin yazımsal, % 23.4'ünün biçimbilimsel, %23.3'ünün sözdizimsel, % 8.4'ünün sesdizgisel, % 7.8'inin anlambilimsel yanlışlar olduğu belirlenmiştir. Değerlendirmenin sonucunda yanlışların giderilmesine yönelik çalışmalar önerilmiştir. Anahar sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe, yanlış çözümleme, yazılı anlatım
Gazete köşe yazıları söyleminde yazarın toplumsal cinsiyetinin geçişlilik kullanımına etkisi
Dil, toplumun tutum ve değerlerini, diğer bir ifadeyle ideolojilerini, yansıtan önemli bir araçtır. Dil ait olduğu toplumsal ve kültürel yapıda bir takım kimliklerin, rollerin ve inançların yapılandırılmasına ve sürdürülmesine aracılık etmektedir. Bunlardan biri de toplumsal cinsiyettir. Toplumsal cinsiyet toplumsal pratiklerin ürünü olarak toplumsal bir yapılanmadır ve söz konusu yapılanma söylem aracılığıyla ortaya konmaktadır. Yapılan çalışmalar, bireylerin farklı cinsiyet rollerini farklı dilsel seçimlerle sergilediğini göstermektedir. Söz konusu farklılıklar, belirli bir toplumsal düzende bir takım toplumsal amaçların edinimini sağlayan metin türü kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Gazete köşe yazıları da ideolojilerin yapılandırıldığı, devam ettirildiği ve yeniden yapılandırıldığı bir medya metin türüdür. Bu nedenle gazete köşe yazıları söyleminin incelenmesi, düşünce dizilerinin oluşumunda toplumsal cinsiyet ideolojisinin bir etkisinin bulunup bulunmadığını ortaya konması açısından önemlidir. Bu çalışmada kadın ve erkek köşe yazarlarının dilsel seçimlerinde bir farklılık bulunup bulunmadığının ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Dizgeci İşlevsel Dilbilgisi Kuramı temel alınarak, dilin üstişlevlerinden düşünsel üstişlevin bir alt ulamı olan yaşantısal üstişlev bağlamında geçişlilik dizgesi çerçevesinde süreç kullanımı irdelenmiştir. Çünkü geçişlilik dizgesi, süreç türleri aracılığıyla gerçekliğe ilişkin zihinsel temsillerin somutlaştırılmasını ve böylece farklı zihinsel temsiller sonucunda tümcenin dilbilgisel yapısında ortaya çıkan ayrılmayı göstermektedir. Çalışmanın sonucunda gazete köşe yazılarının türsel özellik olarak yoğunlukla maddesel ve ilişkisel sürecin kullanıldığı bir metin türü olduğu; kadın ve erkek köşe yazarların gerçekliği farklı zihinsel temsiller aracılığıyla kurguladığı, kadın köşe yazarların zihinsel, ilişkisel ve davranışsal süreç türlerini, erkek köşe yazarların ise maddesel süreç türünü daha çok kullandıkları saptanmıştır. Ayrıca kadın ve erkek köşe yazarların yaptığı süreç seçimlerinde gazetenin politik ideolojisinin etki olduğu, Laik ve Liberal ideolojide kadın yazarların ilişkisel süreci daha çok kullandığı ancak İslami ideolojide ilişkisel sürecin erkek köşe yazarlar tarafından daha çok kullanılan bir süreç türü olduğu ortaya konmuştur.
İkidilli bireylerin anadilinde ve ikinci dilinde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesi
Dil ve beyin ilişkisi uzun yıllardan beri bilimadamlarının dikkatini çekmektedir. Günümüzde ikidilli bireylerin sayısının hızla artması, ikidilli beyinde dil işlemlemenin nasıl gerçekleştiği sorusunu gündeme getirmektedir. İkinci dilin öğrenim yaşı, yeterlilik düzeyi ve kullanım sıklığı gibi faktörlerin sonradan öğrenilen dili işlemlemede önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Bu çalışmanın amacı; anadili Türkçe, ikinci dili İngilizce olan bireylerin her iki dili dilbilgisel ve anlambilimsel olarak işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesidir. Farklı dil özelliklerinin işlemlenmesinin dili öğrenme yaşı ve dil yeterliliği ile ilişkili olduğu görüşünden hareketle, ikinci dilde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemenin karşılaştırılması, anadildeki ve ikinci dildeki dilbilgisel işlemlemenin karşılaştırılması ve orta öğretimin ikinci dilde yapılmasının bu dildeki dilbilgisel işlemleme üzerinde etkili olup olmadığının ortaya çıkarılması amacıyla çalışmaya katılan 31 denekten her iki dilde sunulan değerlendirme ölçeği çerçevesinde dilbilgisel ve anlambilimsel hataları tespit etmeleri istenmiştir. Deneklerin bu sırada ihtiyaç duydukları süreler ve cevaplarının doğruluğu kaydedilmiş ve ardından istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ikinci dildeki dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemede deneklerin tepki süreleri arasında anlamlı bir fark görülmediğini, ancak cevaplarının doğruluk oranları arasında önemli ölçüde farklılıklar olduğunu göstermiştir. Anadilde ve ikinci dilde dilbilgisel işlemlemede hem tepki süreleri, hem de cevapların doğruluğu açısından farklılıklar görülürken, ikinci dilde alınan eğitimin dilbilgisel işlemleme üzerinde önemli bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların hem beyindilbilimi, hem de yabancı dil eğitimi alanlarında yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
Türkçede edilgenlik
Türkçede edilgenleştirme süreci dilbilgisel, anlambilimsel ve söylem-edimbilimsel düzlemlerde kendine özgü birtakım özellikler sergilemektedir. Türkçenin temel edilgen yapısının ne olduğuna ilişkin sorunun yanıtı, bu düzlemlerde yapılan bütünce çözümlemeleri sonucunda daha net görülebilmektedir. Kısacası, Türkçedeki edilgenliği açıklamaya yönelik bir araştırmada, yalnızca biçim-sözdizimsel görünümlere odaklanmak, edilgenleştirme sürecini tetikleyen anlambilimsel ve söylem-edimbilimsel işlevlerin gözden kaçırılmasına neden olabilmektedir. Bu çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan İşlevsel dilbilgisi (İD), tüm düzlemleri ele aldığından edilgenlik çözümlemesine geniş bir bakış açısı kazandırmaktadır. İD'nin araştırmaya kattığı bir diğer önemli özellik ise, edinçe dayalı soyut dil üretimlerini değil, edime dayalı gerçek dil kullanımlarını önemsemesidir. Bu çalışmada İD'nin edimi temel alan yaklaşımına koşut olarak Bütünce-Temelli Çözümleme Yöntemi kullanılmıştır. Böylece Türkçedeki edilgenleştirme süreci, araştırmacının müdahalesi dışında üretilmiş metinler üzerinden incelenebilmiştir.Türkçede temel edilgenin işlevi açıklanmaya çalışılırken kullanılan artzamanlı bakış açısı, temel edilgenin biçimsel ve işlevsel kökeni hakkında bazı ipucları içermektedir. Artzamanlı bakış açısıyla yapılan bütünce çözümlemeleri eşzamanlı bakış açısıyla görülemeyen biçimsel ve işlevsel özelliklere açıklama getirebilmektedir. Bu çalışmada eşzamanlı ve artzamanlı yöntemin birlikte kullanılması, aynı zamanda bütüncede çözümlenecek metinleri de belirlemiştir. Bundan dolayı bütünce, Çağdaş Türkçe ve Çağdaş Türkçe döneminden önceki tarihsel metinlerden oluşmuştur.Türkçede temel edilgen, genel olarak, yüklem çerçevelerindeki olay durumlarının [+denetleme] özelliğinin [-denetleme] özelliğine dönüştüğü bir süreci içermektedir. Türkçenin Orhon Türkçesinden Çağdaş Türkçeye kadar olan dönemi incelendiğinde temel edilgende Kılıcıyı gizleme, örtükleştirme gibi işlevlerin temel bir işlev olarak yer almadığı görülmüştür. Türkçede temel edilgen katılımcıların örtükleştirilmesine dayanan bir edilgenleştirmeden çok, olayın ön plana çıkartılıp Kılıcının önvarsayıldığı bir işlevi yansıtmaktadır. Yani, Türkçede edilgenleştirmenin katılımcı odaklı değil, olay odaklı olduğu söylenebilir; bu yüzden Kılıcının geri-itilmesi ve Kılıcı-olmayanın öne-çekilmesi edilgenleştirmeyi tetikleyen temel işlevler olarak yer almamaktadır. Olay odaklı edilgenleştirmenin temel işlev olmasına koşut olarak Türkçede tarafından öbekli edilgen ancak Klasik Osmanlı Türkçesi döneminde görülmeye başlanmış, Çağdaş Türkçede bile temel bir yapı olacak kadar kullanım sıklığına sahip olamamıştır. Ayrıca, olay odaklı edilgenleştirme, edilgenleştirme sürecinde Kılıcının anlambilimsel özelliğini belirleyen etkenlerden biri olmuştur. Türkçedeki edilgenliğin ve edilgenleştirme sürecinde yer alan Kılıcıların tarihsel süreçte belirtililik kayması açısından bazı değişimler içerdiği gözlenmiştir.Anahtar Sözcükler: edilgen, edilgenleştirme, çatı, işlevsel dilbilgisi, eşzamanlı bakış açısı, artzamanlı bakış açısı, Kılıcı, belirtililik kayması, önvarsayım
Türkçe tarih ders kitaplarında nedenselliğin kurgulanması
Tarih metin türü üzerine yapılan çalışmalar, bu alanda neden, zaman ve yorumun temel kavramlar olduğunu göstermektedir. Bu kavramlardan biri olan ve kısaca metnin tümceleri arasındaki neden-sonuç ilişkisi olarak betimlenen nedensellik örüntülerini kavrayabilmek, metnin düzenlenmesi, metin-dışsal ve metin-içsel nedenselliği ifade eden belli bağlaçlar, adlar, eylemler ve örtük nedensellik gibi bir dizi sözlük-dilbilgisel ve mantık-anlambilimsel örüntüleri ve işlevini bilmeyi gerektirir.Tarih metin türüne ilişkin çalışmalar, bu türün anlatı, açıklama ve sav metin tiplerini içerdiği; bu metin tiplerinin, metinde nedenselliğin kurgulanmasında kullanılan sözlük-dilbilgisel ve mantık-anlambilimsel örüntülerin ne yoğunlukta kullanıldığının belirlenmesiyle ortaya konduğunu göstermektedir. Ayrıca, tarih ders kitapları ve öğrenci metinleri üzerine yapılan çalışmalar, sınıf düzeyi ile metin tipi arasında taksonomik bir ilişki olduğunu göstermektedir; alt düzeylerde metinler anlatı metinleri olarak kurgulanırken, sınıf düzeyi yükseldikçe anlatı metinlerinin yerini açıklama ve sav metinleri almaktadır.Bu çalışmada, Türkçe İlköğretim VIII ve Lise III T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitaplarından seçilen metinlerde nedenselliğin hangi sözlük-dilbilgisel ve mantık-anlambilimsel örüntülerle, ne amaçla kullanıldığı ve bu örüntülerin kullanım sıklığının sınıf düzeyine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmamızın bulguları, İlköğretim VIII. sınıf tarih ders kitabındaki metinlerde kullanılan sözlük-dilbilgisel ve mantık-anlambilimsel örüntülerle nedenselliğin metin-dışsal olarak, olay zamanı çizgisi takip edilerek ve anlatı metin tipinin tarihsel öyküleme ve tarihsel artzamansal nedenleme alt tiplerinin özelliklerini taşıyacak biçimde kurgulandığı; Lise III. sınıf düzeyinde ise, olay zamanı göz ardı edilip metin içi düzenlemeye önem verilerek olayların kurgulandığı ve metinlerin açıklama ve sav metin tipleri ve alt tiplerinin özelliklerini taşıdığı saptanmıştır. Bu sonuç, metin-tipi ve sınıf düzeyi arasında saptanan taksonomik ilişkinin varlığını destekler niteliktedir.
İşitme kayıplı Türk çocuklarda alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişimi
İşitme kaybının dil gelişimi üzerinde olumsuz etkisi vardır. Erken teşhis, uygun cihaz ve terapi gibi etmenler işitme kaybının dil üzerindeki olumsuz etkisini azaltmakta, hatta yok edebilmektedir. Çalışmanın amacı, işitme kayıplı Türk çocuklarının alıcı ve ifade edici dil becerilerinin gelişimini izleyerek, teşhis zamanının, cihaz kullanım süresinin ve cihaz modelinin dil gelişimi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmadaki örneklem grubu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı İşitme Konuşma Denge Ünitesi'ndeki çocuklar arasından seçilmiştir. Orta ve orta ileri derecede sensörinöral tip işitme kayıplı işitme cihazı kullanan çocuklar ile ileri ve çok ileri derecede sensörinöral tip işitme kayıplı koklear implant kullanıcılarından oluşan toplam 30 çocuk, normal işitmeye sahip, Dokuz Eylül Üniversitesi Narlıdere Kreş ve Anaokullarında eğitim gören, herhangi bir zihinsel ya da işitsel kaybı olmayan 30 çocuk karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çocukların alıcı ve ifade edici dil gelişimlerini ölçmek için Okul Öncesi Dil Ölçeği-4 (PLS4) testi üç ay ara ile iki kez uygulanmış ve işitme kayıplı çocukların alıcı ve ifade edici dil yaşlarının kronolojik yaşlarından geri olduğu saptanmıştır. Ancak 3 ay sonra test ikinci kez uygulandığında çocukların alıcı ve ifade edici dilinde istatistiksel açıdan bir gelişme olduğu kaydedilmiştir. Cihaz kullanım süresi ve terapi süresinin dil gelişimini etkilediği, cihaz modelinin ise dil gelişimi üzerinde çok önemli derecede etkisi olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: İşitme Kaybı ve Dil, Dil Gelişimi, PLS4
Lewy cisimcikli ve alzheimer demanslı Türk hastaların dilsel özelliklerinin karşılaştırılması
Demans, zihinsel ve entelektüel işlevlerde azalma sonucu bellek, dil ve konuşma, algılama, hesaplama, yargılama, soyut düşünme ve problem çözme gibi bilişsel fonksiyonlarda bozulma ile sonuçlanan bir sendromdur. En sık karşılaşılan demans türü olan Alzheimer demansında dil sorunları yoğun olarak görülmektedir. İkinci sıklıkta görülen demans türü olan Lewy Cisimcikli demans, klinik özellikleri bakımından Alzheimer demansına benzemekte ve bu iki demans türü sıklıkla karıştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında, her iki demans türünün dilsel özellikleri karşılaştırılarak aralarındaki benzerlik ve/veya farklılıkların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın veri tabanı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nda tedavi gören 20 Alzheimer demanslı, 20 Lewy Cisimcikli demans hastası ve kontrol grubu olarak demans sorunu olmayan 20 kişiden oluşmaktadır. Veri tabanını oluşturan deneklere genel dil değerlendirmesi yapmak amacıyla Ege Afazi Testi uygulanmıştır. Bunun ardından edimbilimsel değerlendirme için aynı denek grubuna bir Resim Dizisi gösterilmiş ve bu resimlerden bir öykü oluşturmaları istenmiştir. Deneklerin anlatımları kaydedilerek transkriptleri çıkarılmış ve Grice'ın İş Birliği İlkelerinden Nicelik ve Bağıntı İlkelerine göre değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, yapılan istatistiksel analizler ile değerlendirilerek yorumlanmıştır. Genel dil değerlendirmesi sonucu, Alzheimer ve Lewy Cisimcikli demanslı hastaların spontan konuşmada sorun yaşamadıkları ancak konuşmayı algılama, tekrarlama, isimlendirme, okuma ve yazma alanlarında benzer sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Edimbilimsel değerlendirme sonucu ise her iki grup demans hastalarının anlatımlarında gereğinden fazla dolaylı veya olması gerekenden eksik bilgi verdikleri saptanmıştır. Ayrıca Lewy Cisimcikli hastaların görsel halüsinasyonlar nedeniyle resimde var olmayan, uydurma anlatım sergiledikleri, Alzheimer demanslı hastaların ise bağıntısız, gereksiz anlatım biçimine sahip oldukları gözlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Alzheimer Demansı, Lewy Cisimcikli Demans, İş Birliği İlkesi, Nicelik ve Bağıntı İlkesi
Beyindilbilimi açısından afazili hastalarda perseverasyon
Dil ve beyin ilişkisini inceleyen beyindilbilimi, bireylerde ortaya çıkan dil sorunları ile de ilgilenmektedir. Bu sorunlardan birisi, beynin sol yarıküresindeki bir hasar sonucu meydana gelen afazidir. Afazi sonucunda ortaya çıkan problemlerden biri olan perseverasyon, verilmesi beklenen yeni yanıtın yerine, önceki ya da farklı bir yanıtın uygun olmayan bir biçimde ve istem dışı olarak tekrarlanmasıdır.Bu çalışmanın amacı; perseverasyonun afazi türleri ve afazi sonrası geçen süre ile ilişkisini ortaya koymak, adlandırma ve tekrarlama fonksiyonlarında ortaya çıkan perseverasyon oranını belirlemek ve en sık görülen perseverasyon türünü saptamaktır. Çalışmanın veri tabanını Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı İnme Polikliniği'ne ve Ege Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'na başvurarak afazi tanısı almış 10 akıcı ve 16 tutuk afazili hasta oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle hastalara Ege Afazi Testi ile genel dil değerlendirmesi yapılmış, ardından bu tez kapsamında hazırlanan Adlandırma-Tekrarlama Değerlendirme Ölçeği uygulanarak hastaların konuşmalarındaki perseverasyonlar saptanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analizler ile değerlendirilerek yorumlanmıştır. Değerlendirmeler sonucunda afazi türünün ve afazi sonrası geçen sürenin perseverasyon üzerinde bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Tekrarlama ve adlandırma etkinlikleri karşılaştırıldığında ise adlandırma etkinliğinde daha fazla perseverasyon yapıldığı görülmüş ve en sık yapılan perseverasyon türünün aralıklı perseverasyon olduğu belirlenmiştir. Perseverasyona yönelik ülkemizde henüz kapsamlı bir çalışma mevcut olmaması nedeniyle bu tezde ortaya çıkarılan sonuçların beyindilbilimi, afazi incelemeleri ve terapi alanlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler: Afazi, perseverasyon, beyindilbilimi
Tahsin Yücel'in Ben ve Öteki kitabındaki öykülerin göstergebilimsel çözümlemesi
Bu çalışmada gerek göstergebilim alanında yaptığı kuramsal çalışmalar gerekse yazın alanında verdiği eserlerle hem ülkemizde hem de dünyada tanınan Prof. Dr. Tahsin Yücel'in "Ben ve Öteki" adlı öykü kitabındaki "Benlem", "İkilem" ve "Üçlem" adlı öyküleri, Greimas'ın geliştirdiği yazınsal göstergebilim yaklaşımından yola çıkarak çözümlemeye çalıştık. "Benlem" adlı öykünün başkahramanı olan, aynı zamanda kitaptaki tüm öykülerde de kendini gösteren, Memedali edeni üzerine yoğunlaşıp, kendisinin yaşadığı varoluşsal sorgulamalar üzerine eğilip, öykünün diğer edenleriyle birlikte, betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümlemesini yaptık. "İkilem" adlı öyküde öykünün başkahramanı olan Beşira edeninin yaşadığı ikilemler ve öykünün diğer edenleri üzerine eğilip, anlatıyı betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümledik. "Üçlem" adlı öyküde ise temelde Osmana, Memedali, Hamida ve diğer edenlerin yaşadığı /olmak/ ve /görünmek/ yerdeşlikleri üzerine yoğunlaşıp, çalışmanın betisel, anlatısal ve izleksel düzeylerini ortaya koyduk. Anahtar kelimeler: Göstergebilim, Tahsin Yücel, Anlatısal Düzey, Betisel Düzey, İzleksel Düzey.
Türk yeraltı edebiyatında kabalık: Kabalık tetikleyicileri kullanımı ve toplumsal cinsiyet ilişkisi
Toplumun tutum ve değerlerini yansıtan dil, o toplumun içinde yaşayan kişilere toplum ve kültür tarafından yüklenen toplumsal cinsiyet rollerinin yapılandırılması ve sürdürülmesine aracılık etmektedir. Toplumsal pratiklerin ürünü olarak ortaya çıkan toplumsal cinsiyet söylem aracılığıyla ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalar kadın ve erkeklerin farklı cinsiyet rollerini öğreten kültürel kurallara göre farklı dilsel seçimler sergilediklerini göstermektedir. Söz konusu farklılıklardan birini kadın dilinin daha kibar olduğu yönündeki saptama oluşturmaktadır. Yeraltı edebiyatı egemen zihniyetin ve onun söylemlerinin karşısında duran, ana akım edebiyata muhalif bir metin türüdür. Dolayısıyla içeriğini yaşam biçimleri toplumsal normların dışında kalan karakterlerin oluşturduğu yeraltı edebiyatının belirleyici unsurları arasında argo, küfür ve kaba üslup bulunmaktadır. Bu nedenle yeraltı edebiyatı eserlerinin incelenmesi, hem yazarların hem de yarattıkları karakterlerin türün bir özelligi olan dilsel kabalık kullanımında toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi olup olmadığını ortaya koymak açısından önem kazanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Culpeper'ın (2016) Kabalık Tetikleyicileri Modeli temel alınarak veri tabanını oluşturan yeraltı edebiyatı romanlarında kabalık tetikleyicileri kullanımı incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda kadın yazarların daha fazla kabalık tetikleyicisi kullandığı belirlenmiştir. Bu bulgu kadın yazarların tür geleneklerine daha bağlı olduğu biçiminde yorumlanabilir. Ayrıca, kadın ve erkek yazarların farklı kabalık tetikleyicisi türlerini tercih ettiği de saptanmıştır; bu da kadın ve erkek yazarların toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda biçem farklılıklarına işaret etmektedir. Son olarak, kadın yazarların kaba dil kullanımını kadın karakterler aracılığıyla sağlamasına karşın erkek yazarların romanlarında hem kadın karakterlerin sayısının çok az olduğu hem de söz konusu karakterlere kaba dil kullandırmaktan kaçındığı; dolayısıyla erkek yazarların toplumsal cinsiyet rollerinin sürdürülmesine aracılık ettiği ortaya konmuştur.
Üstsöylem belirleyicilerinin farklı metin türlerinde görünümleri
Bireyler, dil yapılarını ve metin türü özelliklerini kavrayarak eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmekte ve iletilerini daha etkin bir biçimde sunabilmektedir. Böylece, okuma sürecinde metinlerin daha kapsamlı bir biçimde anlaşılması olanaklı kılınmakta ve bilgiye daha hızlı bir erişim sağlanmaktadır. Üstsöylem, metnin yalnızca dilbilimsel özelliklerini değil, aynı zamanda sosyal bağlamını ve işlevini de yansıtan bir dil özellikleri bütünüdür. Bu özellikler, metnin hangi türde sınıflandırılacağına ilişkin ipuçlarını sunmaktadır. Üstsöylem modeli, metnin metinsel özelliklerine ve yazar-okuyucu arasındaki etkileşime odaklanmaktadır. Metinsel yapı, metnin nasıl düzenlendiğini, hangi bilgilerin nerede ve nasıl sunulduğunu belirtirken; kişilerarası etkileşim özellikleri, yazarın okuyucuyla kurduğu bağı ve metni nasıl bir etkileşim aracı olarak kullandığını göstermektedir. Bu araştırmanın amacı, tarafından geliştirilen üstsöylem modeline dayanarak üstsöylem belirleyicilerinin farklı metin türlerindeki görünümlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada; öykü, deneme ve araştırma makalesi olmak üzere üç metin türü ve 295 metin çözümlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda, her metin türünün kendine özgü bir üstsöylem belirleyici görünümü sergilediği ortaya çıkmıştır. Araştırma makalelerinde nesnel verileri sunmanın yanı sıra öznel görüşlere de yer veren bir bilgi paylaşımı, öykü metinlerindeki kurgusal yapı ve kendine gönderimler, deneme türü metinlerdeki yazarın okuyucuya doğrudan seslenerek gönderimde bulunma eğilimi, üstsöylem belirleyicilerinin türe özgü kullanımına yönelik örnekleri olarak metin türü ayrımlarının yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Anahtar sözcükler: Üstsöylem, makale, öykü, deneme, metin türü
Türkçe akademik metinlerde üstsöylemsel adlar
Son yıllarda yazarların kişisel duygularını ve değerlendirmelerini iletmek için kullandıkları dilsel mekanizmalara olan ilgi giderek artmakta; değerlendirme, duruş, üstsöylem gibi dil kaynakları büyük ilgi görmektedir. Özellikle üstsöylem; akademik yazmada retorik yapıları anlamanın ve ikna edici iddiaların altında yatan dinamik etkileşimleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak algılanmaktadır. Üstsöylem, bu bağlamda, temelde kolay kabuledilebilir ve anlaşılabilir bir terim gibi görünse de aslında üstsöylemin sınırlarını belirlemek oldukça zordur. Yazarın metni oluştururken okuyucuyu ikna etme amacı taşıyarak belirli bir seçenek dizgesinden seçimler yaptığı göz önünde bulundurulduğunda sözcük seçimleri ve dolayısıyla da sözcük türlerinin de iknada rol oynadığı söylenebilir. Bu çerçevede yazarın baş ad kullanarak söylemi yapılandırmasına yardımcı olan ve aynı zamanda okuyucunun da söylemle ilgili düşüncelerini yönlendiren adlar Üstsöylemsel Adlar olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan çalışmada akademik metinlerde yazar duruşunu gösteren üstsöylemsel adlar benimsenmiştir. Çalışmanın amacı yazarların okuyucularını ikna etmek ve onlarla iletişim kurmak amacıyla adları metinlerinde nasıl ve hangi işlevlerde kullandıklarını ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma kapsamında 2015-2019 arasında yayımlanmış 322 araştırma makalesi incelenmiştir. Veri tabanını oluşturan araştırma makaleleri Jiang ve Hyland (2016) tarafından geliştirilen üstsöylemsel adların işlevlerine göre çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırma makalelerinde yer alan üstsöylemsel adlar tespit edilmiş ve işlevleri belirlenmiştir. Çalışmada; yazarın baş ad seçiminin yazar duruşu açısından etkili bir strateji olduğu, üstsöylemsel adların yazarlara iddialarını savunma ve okuyucuyu ikna etmede bir yol olduğu ve yazar duruşunun yalnızca söylemin sözcüksel bir özelliği olmayıp aynı zamanda dilbilgisel bir olgu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen üniversite öğrencilerinin metinlerinde üstsöylem belirleyicileri
Metin üreticilerinin metinlerini daha ikna edici hale getirmek için kullanabilecekleri sözbilimsel araçlar vardır. Bunlardan biri de üstsöylemdir. Üstsöylem yazarın okuruyla etkileşime girmek için kullandığı dilsel örüntülerdir. Üstsöylem belirleyicileri genel olarak etkileşimli ve etkileşimsel olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir. Bu çalışmanın inceleme nesnesi olan etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri yazarın okuruyla iletişime geçmek, metne ilişkin tutum ve duruşunu belirgin hale getirmek için kullandığı araçlardır ve kaçınmalar, vurgulayıcılar, tutum belirleyicileri, katılım belirleyicileri ve kendinden sözetme olarak beş grupta incelenir. Üstsöylem özellikle akademik amaçlı İngilizcede oldukça incelenen bir konudur. Bu çalışmada Türkiye'de bir vakıf üniversitesinin hazırlık sınıfında eğitim gören öğrencilerin üç kurdan oluşan eğitimlerinin her kurun sonunda ürettikleri tartışma metinlerindeki etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri incelenmiş ve kurlara göre söz konusu söylem belirleyicilerinin türünde ve sıklığında bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın bulguları genel olarak değerlendirildiğinde, öğrencilerin sırasıyla en sık olarak katılım belirleyicilerini ve kaçınmaları kullandığını; bunları vurgulayıcıların, kendinden sözetme ve tutum belirleyicilerin takip ettiğini göstermektedir. Ancak söz konusu ulamların kullanım sıklığı ve kurlar arasındaki ilişki irdelendiğinde ise tüm ulamlarda bir azalma olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: üstsöylem, ikinci dilde yazma, yabancı dil olarak İngilizce, tartışma metinleri, etkileşimsel üstsöylem belirleyicileri
Türkçe seri eylem yapılarının sözdizimi
Seri eylem yapıları (buradan sonra, SEY) Aikhenvald'a (2006, s. 1) göre, açık bir sıralama, yan tümceleme belirticisi ya da sözdizimsel bağımlılık belirticisi olmadan tek bir yüklem olarak hareket eden eylem dizisidir. Bu doğrultuda SEY, anlamsal olarak bir olayı ya da birbirine yakından bağlı birkaç alt olayı ya da birbirine bağlı olarak kavramsallaştırılabilen art arda birkaç alt olayı kodlayabilmektedir. SEY'in daha çok kırma anadillerde (creole languages) görüldüğünü belirten Aikhenvald (2006), bu yapıların Batı Afrika, Güneydoğu ve Doğu Asya, Amazon, Okyanusya, Yeni Gine dilleri gibi çeşitli dillerde de kaydedildiğini belirtmektedir. SEY farklı biçimlerde oluşabilmektedir. Bu anlamda, SEY'de en az iki eylem bir araya gelerek tek bir olayı belirtebileceği gibi, tek bir eylem birden fazla olayı da belirtebilmektedir (Aikhenvald, 2006). Türkçe alanyazına bakıldığında SEY'e yönelik yapılan çalışmaların oldukça az olduğu dikkat çekmektedir (Bisang, 1995; Aksan ve Aksan, 2005; Duran, 2010; Aydemir, 2019; Hirik, 2019). Bu açıdan çalışmanın amacı Türkçe SEY yapılarını tespit ederek, bu yapıların Türkçedeki sözdizimsel görünümlerini ortaya çıkarmaktır. Bu doğrultuda çalışmamızda öncelikle SEY alanyazını ele alarak dünya dillerinden örnekler sunduk. Daha sonra bir dilde SEY olarak ele alınabilecek yapılara yönelik alanyazında yer alan genel özellikler ve SEY türleri ile bu yapıların sıralama ve yan tümceleme yapılarından farkını ele aldık. Alanyazındaki çalışmaları göz önüne alarak Türkçedeki SEY yapıları ve bu yapıların gönümlerini tartıştık. Türkçe SEY yapılarını alanyazında yer alan genel özellikleri göz önüne alarak tek tek ayrıntılı olarak inceleyerek yine alanyazında yer alan sınamalarla Türkçe SEY yapılarını test ettik. Bununla bilrikte SEY yapılarının Türkçede iki görünümle oluşabileceğini ortaya çıkararak bu görünümleri dünya dillerinde yer alan örneklerle detaylandırdık. Türkçedeki SEY görünümlerinde her iki eylemin de çekimli olduğu yapılarda uyum eklerinde görünen değişkenliğin nedenini açıkladık. SEY'e yönelik yapılan çalışmaları eleştirel açıdan ele alarak Türkçeye uyan ve Türkçe SEY açısından sorunlu olan durumları ele aldık. Bunun sonucunda Türkçe SEY'de Durum 1, Durum 2 ve Durum 3 olmak üzere üç tür SEY olduğunu ele alarak bu yapıların iç yapısına ilişkin üç farklı sözdizimsel bir çözümleme önerisi sunduk.
Türkçede belirteçlerin yansıttığı işlevsel başlar ve kip-görünüş-zaman ilişkisi
Kip, görünüş ve zaman eylem biçiminde çekimlenen dilbilgisel ulamlardır. Alanyazında, bu ulamların Türkçedeki görünümlerine ilişkin birçok çalışma yer alsa da söz konusu çalışmalar bu ulamları yalnızca betimleyici bir yaklaşımla ele almaktadır. Bu durum, Türkçedeki kip-görünüş-zaman ulamlarına ve bu ulamları ifade eden dilsel anlatımlara ilişkin tutarsızlıklar ortaya çıkartmaktadır. Bununla birlikte, alanyazında Türkçedeki kip-görünüş-zaman ulamlarının eylem biçimindeki dizilimlerini ele alan kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmamızda, belirteçlerin, kip-görünüş-zaman ulamlarının eylem biçimindeki biçimlenmesinde belirleyici bir rol oynadığını varsayıyoruz. Buradan yola çıkarak, Türkçede kip-görünüş-zaman ulamlarını ifade eden dilsel anlatımların eylem biçimindeki dizilimlerini, bu ulamların eşgüdümlü olduğunu sayıltıladığımız işlevsel baş niteliğindeki belirteç ulamlarıyla saptamayı ve tanıtlamayı amaçladık. Bu şekilde, Türkçede kip-görünüş-zaman ulamlarına ve bu ulamları ifade eden dilsel anlatımlara ilişkin tutarsızlıkların ortadan kalkacağını öngördük. Bu amaçla, çalışmamızda ilk olarak belirteç ulamını ele aldık ve dünya dillerinden görünümlerle, Türkçedeki belirtecimsi işlevindeki yapılanmaları sunduk. Daha sonrasında, eylem biçimi üzerindeki dizilimlerini saptamayı ve tanıtlamayı amaçladığımız kip-görünüş-zaman ulamlarını, dünya dillerden örneklerle ayrıntılandırdık. Alanyazındaki mevcut çalışmalar doğrultusunda kip-görünüş-zaman ulamlarının Türkçedeki görünümlerini ve bu ulamları ifade eden dilsel anlatımları sunduk. Daha sonra, kip-görünüş-zaman ulamlarının eşgüdümlü dizilim özelliklerine sahip olduğunu varsaydığımız işlevsel baş niteliğindeki belirteçleri inceledik. Çalışmamızın araştırma soruları doğrultusunda, dünya dillerinden örneklerle incelediğimiz işlevsel baş niteliğindeki belirteçlerin konumlanış özellikleriyle, Türkçedeki konumlanış özelliklerinin örtüşmediğini saptadık ve işlevsel baş niteliğindeki belirteç ulamların konumlanışlarını yeniden biçimlendirdik. Belirlediğimiz Türkçedeki işlevsel baş niteliğindeki belirteçler ile Türkçedeki kip-görünüş-zaman ulamlarını, bu ulamları belirten dilsel anlatımları ve bu dilsel anlatımların eylem biçimindeki konumlanış özelliklerini saptadık. Ayrıca, çalışmamızda Türkçede işlevsel baş olarak belirteç yantümcelerinin, konumlanış özelliklerini ve bu özellikleri sergilediği yapılanmaları yer verdik.
Yabancı dil olarak Türkçede çokanlamlı eylemlerin bağlam temelli öğretimi
Çokanlamlılık bağlamla yakından ilişkili bir olgudur. Sözcüklerin farklı anlamları bağlamsal olarak farklı dağılımlar göstermektedir. Bu durum özellikle eylemler için geçerlidir, eylemler farklı anlamlarında farklı istem özellikleri gösterebilmektedir. Bu farklılıklar; eylemlerin gerektirdikleri zorunlu üyelerin sayısı, dilbilgisel işlevleri, anlambilimsel rolleri, anlamsal özellikleri ve alabileceği seçimlik üyelerin dilbilgisel işlevleri, anlambilimsel rolleri ve anlamsal özellikleri açısından görülmektedir. Yabancı dilde sözcük öğretimi ve çokanlamlılık ilişkisi açısından ise bağlam önemlidir çünkü sözcüklerin farklı kullanım ve anlamları ancak bu sözcüklerle farklı bağlamlarda karşılaşılarak öğrenilebilir. Bu tezde, yabancı dil olarak Türkçede eylemlerin farklı anlamlarının bağlam temelli öğretimi için eylemlerin farklı anlamlarında sahip oldukları istem özelliklerinden yola çıkarak örnek bağlamların oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla bu çalışma için Türkçede yüksek sıklıktaki ve en çok anlama sahip 9 eylem seçilmiştir; al-, gel-, çık-, çalış-, geç-, kal-, aç-, dur-, bırak-. Bu eylemler ilk aşamada farklı anlamlarında sahip oldukları istem özellikleri açısından çözümlenmiş ve anlamlar arasında istem özellikleri açısından farklılaşmalar belirlenmiştir. İkinci aşamada ise eylemlerin farklı anlamlarında sahip oldukları istem özelliklerinden yola çıkarak bu anlamların bağlam temelli öğretiminde kullanılmak üzere örnek bağlamlar oluşturulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe alanındaki yüksek lisans tezlerinin giriş bölümlerinin sözbilimsel yapı özellikleri
Bu çalışmada, metnin nasıl geliştiğiyle ilgilenen tür çözümlemesi aracılıyla "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanında yazılan lisansüstü tezlerinin giriş bölümlerinde bulunan sözbilimsel yapı özellikleri Swales'in (1990) ve Bunton'ın (2002) modellerini uyarlayan Kan'ın (2014) şablonundan faydalanarak çözümlenmiştir. Çalışmada yüksek lisans tezlerinin yazıldığı bilim alanına bağlı olarak ortak özelliklerin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezinden 2014-2018 yılları arasında "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanında Türkçe yazılan 128 lisansüstü teze ulaşılmış ve orantısal örneklemi oluşturan 96 tez incelenmiştir. Çalışmanın sonunda "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanındaki yüksek lisans tezlerinin giriş bölümlerinin hareket ve adımları saptanmış, bulunma sıklıkları yüzdeleriyle verilmiş, dilsel görünümleri açıklanmış ve hareketlerin döngüsellikleri incelenmiştir; kısaca, tezlerin giriş bölümlerinin sözbilimsel yapı özellikleri ortaya konulmuştur.
Türkçe ve Bulgarca konuşan iki dilli bireylerde düzenek kaydırımı ve karıştırımı
İkidillilik, toplumdilbilim bağlamında ele alınan kavramlardan biridir ve günümüzde dünya nüfusunun en az yarısında görülen önemli bir olgudur. İkidilli bireyler, iki ayrı dili yetkin olarak kullanan kişiler olarak tanımlanabilir. İkidilli bireylerde görülen en belirgin ve en önemli dilsel olgular düzenek kaydırımı ve düzenek karıştırımıdır ve bunlar bir söylem bağlamında iki ayrı düzeneğin birlikte kullanılmasıyla ortaya çıkmaktadır. Tümce ya da tümcecik düzeyinde bir dilden başka bir dile geçiş yapılması biçiminde meydana gelen değiştirimler düzenek kaydırımı; aynı tümcede diğer dildeki bir ek, sözcük ya da öbeğin kullanılması da düzenek karıştırımı olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, ikidilli Bulgaristan Türklerinin günlük konuşmalarında kullanılan düzenek kaydırımları ve karıştırımları incelenmekte; söz konusu görüngülerin hangi iletişimsel işlevleri gerçekleştirdikleri ve söz konusu işlevlerden hangilerinin daha sık yeğlendikleri araştırılmaktadır. Sözü geçen araştırma sorularını yanıtlandırmak amacıyla ikidilli Bulgaristan Türklerinin ses kayıtları alınmış, çevriyazıya dönüştürülmüş ve gerekli çözümlemeler yapılmıştır. Sonuç olarak Bulgaristan Türklerinin günlük konuşmalarında 11 işleve yönelik olarak düzenek kaydırımı, 7 işleve yönelik olarak da düzenek karıştırımı yaptıkları ve hem nicel olarak hem de işlev açısından konuşmalarda kaydırımların karıştırımlardan daha fazla olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Düzenek Kaydırımı, Düzenek Karıştırımı, Toplumdilbilim, İkidillilik, Bulgarca-Türkçe İkidilli Bireyler.
Türkçe ders kitaplarında yer alan öyküleyici metinlerin metinsellik özelliklerinin incelenmesi
Bir tümcenin metin olması için gerekli olan ölçütleri yedi başlık altında toplayan Beaugrande ve Dressler (1981) metnin iletişimsel bir olgu olduğunu belirtmektedir. Bu yedi ölçütten herhangi birinin olmaması durumunda metnin iletişimselliği geçersiz olacaktır. Metnin yüzey yapısını ortaya koyan bağlaşıklık, metnin derin yapısını oluşturan tutarlılık, amaçlılık, kabul edilebilirlik, bilgisellik, durumsallık ve metinlerarasılık ölçütleri ile bir metin, metin olma ve iletişim değeri taşımaktadır. Okullardaki Türkçe derslerinde kullanılan araçlardan biri de ders kitaplarında yer alan metinlerdir. Bu metinlerin, metinsellik ölçütlerini bütün olarak taşımaları gerekmektedir. Metinsellik ölçütlerini taşıyan metinler dil öğretimine bilimsel bir anlayış getirecektir. Bunun yanı sıra Türkçenin anadil olarak kullanımı açısından da daha kurallı ve anlaşılır kullanımı sağlayacaktır. Bu çalışmada; 2018-2019 eğitim-öğretim yılında basılmış olan 5., 6., 7. ve 8. Sınıf MEB Türkçe ders kitaplarındaki 30 öyküleyici metin 'bağlaşıklık' ölçütü açısından incelenmiştir. Metinlerin çözümlenmesinde doküman incelenmesi yöntemi kullanılmış ve belirlenen kitaplardaki öyküleyici türdeki metinler tespit edilmiş, bu metinler öyküleyici metin türüne göre sınıflandırılmıştır. Kitaplardaki öyküleyici metinler bağlaşıklık ölçütü içerisinde yer alan gönderim, eksilti, değiştirim, bağıntı öğeleri, yineleme ve eşdizimlilik alt başlıklarına göre çözümlenmiştir. Sonuç olarak, seçilen sınıflardaki metinlerdeki bağlaşıklık örüntüleri sırasıyla; bağıntı öğeleri, gönderim, yineleme, eşdizimlilik, eksilti ve değiştirim biçiminde yer almaktadır. Tüm bunların yanı sıra, eşdizimlilik ölçütü toplamda 6 metinde bulunmamaktadır. Anahtar Sözcükler: Metindilbilim, Metinsellik ölçütleri, Bağlaşıklık, Türkçe Ders Kitapları
Türkçede günlük konuşma bağlamında kullanım sıklığı yüksek söylem belirleyicilerinin işlev ve konum özellikleri
Sözlü söylem, kendi içerisinde çeşitli özellikleri barındıran ve bu yüzden yazılı söylemden birçok yönde farklılaşan bir söylem türüdür. Bu bağlamda günlük konuşma dili, konuşucular arasındaki etkileşim unsurlarına dayanmaktadır. Bu unsurların başında gelen söylem belirleyiciler biçimsel, sesbilimsel ve sözdizimsel olarak sözlü söylemde çeşitli birimlere bürünmekte ve bu bakımdan söylem belirleyicilerin işlevsel özellikleri sözcelemede çeşitlilik göstermektedir. Alanyazında söylem belirleyiciler ile ilgili ilk kapsamlı çalışma Schiffrin (1987) tarafından yapılmıştır. Bu çerçevede bu çalışma, genelde söylem belirleyicilerin özelde ise Türkçede günlük konuşma bağlamında sıklıkla kullanılan söylem belirleyicilerinin betimlenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminin içerik çözümlemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Alanyazındaki çalışmaların rehberliğinde ve yapılan sıklık çalışmasıyla saptanan belirli sayıdaki söylem belirleyiciler, ilk olarak günlük konuşmadaki kullanım sıklıkları bakımından ele alınmış ve çalışma sonucunda Türkçedeki sıklık değerlerine ulaşılmıştır. Bundan sonraki aşamada ise söylem belirleyicilerin işlev ve konum özellikleri kişilerarası ve metinsel işlev olmak üzere iki açıdan betimlenmiştir. Bu betimlemede temel alınan model Brinton (1996)'nın taksonomisidir. Bu doğrultuda, oluşturulan çeviriyazılardaki kesitlerin karşılıklı konuşma çözümlemesi yaklaşımıyla betimlenmesi sonucu söylem belirleyicilere dair nitel değerlendirmelere yer verilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucundav söylem belirleyicilerin Türkçe günlük konuşma söylemindeki işlevsel çeşitliliği ve dilbilim alanındaki yeri vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Söylem Çözümlemesi, Karşılıklı Konuşma Çözümlemesi, Söylem Belirleyiciler, Sözlü Söylem, Günlük Konuşma Dili.
Arakesit varsayımı çerçevesinde ıt-ayrıklarının öğretimine yönelik malzeme tasarımı
1970'lerden günümüze kadar pek çok dilcinin ilgisini çeken ayrıklar, sözdizimsel yapılarına ve içerdikleri ögelere göre sınıflandırılmış ve bu sınıflandırmalara bağlı olarak ayrıkların üstlendikleri işlevler incelenmiştir. Hemen her dilde farklı biçimlerde ortaya çıktıkları gözlemlenen ayrıklarla ilgili İngilizcede yapılmış çok fazla çalışma ile karşılaşılmamaktadır. İngilizcedeki ayrıklar dilsel çatılar için her zaman test etme zemini oluşturmuştur. Ayrıkların bağımsız yapılar olarak değerlendirildiği çalışmaların da genellikle tümce düzeyinde kaldığı, bağlam içerisinde değerlendirilmediği ve erek dilde öğrenilmesi zor olduğu düşünülen bu yapının öğretimine yönelik ders kitapları ve malzemeleri incelendiğinde yapının işlevsel açıdan değil, ancak biçimsel açıdan sunulduğu gözlemlenmektedir. Çalışmanın amacı yabancı dil olarak İngilizce öğrenenler için ayrıklara yönelik yapısal ve işlevsel malzeme geliştirmek olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmamızda sözdizim-söylemedimbilim arakesitinde konumlanan It-ayrıklarının Arakesit Varsayımı çerçevesinde geç ve güç işlerlik kazandığı görüşünden yola çıkılarak bu yapıların daha etkin bir biçimde öğretilmesi için malzeme tasarlandığı için, öncelikle It-ayrıklarının sözdizimsel ve söylemedimbilimsel özellikleri alanyazında yapılan çalışmalar ekseninde betimlenmiş ve örneklendirilmiştir. Daha sonra ise Seçmeci Yöntem'in bütünleşik bir yaklaşım sunması ve öğretim ortamında farklı yabancı dil öğretim yöntemlerini kullanmaya izin vermesi nedeniyle söylemi de içine alan bir öğretim süreci planlandığından bu söylemedimbilimsel özellikler çerçevesinde It-ayrıklarının öğretimine yönelik malzeme tasarlanmış ve bu malzemeler karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arakesit Varsayımı, Sözdizim-Söylemedimbilim Arakesiti, It-Ayrıkları, Seçmeci Yöntem, Malzeme Tasarımı.
Türkçede anlık oluşumlar
Bir dilde belirli bir ortamda en az bir kere görülmüş, ancak dili konuşanlarca benimsenmemiş sözcükler anlık oluşum olarak adlandırılır. Anlık oluşumlar bir sözcüğün olası sözcükten gerçek sözcük olana kadar geçirdiği süreçte o dilin biçimbilimsel türetkenlik eğilimine ilişkin önemli ipuçları içerir. Sözlükçede varolan sözcüklerin, anlık oluşumların biçimbilimsel özelliklerini de belirlediği varsayımına dayanan çalışmamızda, Türkçe anlık oluşumlarda görülen sözcük türetim yolları, türetim biçimbirimleri, bu türetim özelliklerinin Türkçenin genel eğilimine koşutluğu, yerleşikleşme sürecine giren sözcüklerin türetim özelliklerinin saptanması ve anlık oluşumların sözlükselleşme süreci içindeki yerinin betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle alanyazındaki çalışmalar, anlık oluşumların tanımlanması, anlık oluşumları belirleyen ölçütler, sözlükselleşme sürecindeki yeri gibi konu başlıkları altında tanıtılmıştır. Anlık oluşumlar, 264 güldürü dergisindeki karikatürlerin incelenmesi ve bulgulanan aday yapıların sözlükselleşme ve yerleşikleşme denetiminden geçirilmesiyle saptanmıştır. Sözlükselleşmenin ikinci basamağı olan yerleşikleşme sürecine giren sözcükler ise az, orta ve son yerleşikler olarak üç temel kümede incelenmiştir. Araştırma sorularımız doğrultusunda en işlek sözcük türetim yolları ekleme, bileşme ve yansıma olarak bulgulanmıştır. Türkçe anlık oluşumlarda en az türetken süreçler ise genelleşme, geri adlandırma ve gerioluşum olmuştur. Başkalaşma, bükümleme ve kayma süreçlerine rastlanmamıştır. Anlık oluşumlardaki en türetken biçimbirimler {-lIk}, {-CI}, {-lI} biçimbirimleridir. Türetim sıklığı ile yerleşikleşme derecesi arasında bir koşutluk görülmediği saptanmıştır. Bu bulguların yanında çalışmamızda sözcük yapım yolları ve türetim biçimbirimleri, işlekliklerine göre sıralanmış, alanyazına koşutluğu tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Anlık Oluşum, Türetkenlik, Sözcük Türetim Yolları, Türetim Biçimbirimleri, Yerleşikleşme, Sözlükselleşme
Bilişsel dilbilim çerçevesinde dilsel tersinleme: Nasreddin Hoca fıkraları üzerine bir inceleme
İnsanlar birbirleri ile iletişim kurarken aktarmak istedikleri iletinin karşı tarafa bir bozulmaya uğramadan ulaşmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle, konuşma sırasında üretilen sözcelerin anlamlarının en açık ve en anlaşılır biçimde olması beklenir. Ancak bazı dilsel özelliklerin kullanımı bu beklenti ile örtüşmemektedir. Bu çalışmanın amacı, bu dilsel özelliklerden birisi olan tersinlemeyi bilişsel dilbilim çalışmaları çerçevesinde inceleyerek kullanım nedenlerine yönelik bir açıklama bulmaktır. Çalışmanın temelini oluşturan iki araştırma sorusu bulunmaktadır: I. Dilsel tersinleme bilişsel olarak nasıl işlemlenmektedir? Hangi süreçlerden geçtikten sonra anlamlandırılmaktadır? II. Dilsel tersinlemenin belirlenmesinde ne gibi araçlardan yararlanılabilir? Var olan düzenekler ve yordamlar haricinde metinlerdeki hangi dilsel yapılar tersinleme varlığına kanıt olarak işlev görmektedir? Bu çalışmada incelenen tersinleme örnekleri Mustafa Duman'ın Nasreddin Hoca ve 1555 Fıkrası adlı çalışmasından alınmıştır. Seçilen fıkralar öncelikle Burgers, Mulken ve Schellens (2011:186-205) tarafından tersinleme çözümlemeleri için geliştirilen Dilsel Tersinleme Yordamı kullanılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda toplam 302 fıkrada 3639 adet birim olduğu ve bu birimlerden 148 tanesinde tersinleme anlamı ve özellikleri görüldüğü belirlenmiştir. Tersinleme özelliği görülen birimler daha sonra da Sperber ve Wilson (1981, 1992, 2012) tarafından geliştirilen Yansıtmalı Yorumlama Kuramı ve Ruiz de Mendoza ve Masegosa'ya (2014) ait Bilişsel Dilsel Tersinleme Kuramı çerçevesinde incelenerek tersinlemenin ne amaçla ve hangi bilişsel süreçlerden geçerek gerçekleştiği açıklanmaya çalışılmıştır. İncelenen tersinleme örneklerinde, Türkçedeki tersinlemenin çağrıştırılan bir senaryo ile, konuşucunun asıl tutumu arasındaki karşıtlıktan yararlanarak konuşucunun aktarmak istediği iletiyi belli etmek için kullanıldığı görülmüştür. Senaryo çağrıştırma süreci yansıtılan bir düşünce, inanış, beklenti ya da toplumsal kuraldan yola çıkılarak yapılan genişleme işlemiyle gerçekleştirilirken, konuşucunun asıl tutumu da gerçekte yaşanan senaryodan yapılan daralma işlemiyle yansıtılmaktadır. Çalışmanın sonunda da daha sonraki çalışmalara fikir verebilmesi için bu alanda yanıtlanması gerekebilecek bazı sorulara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tersinleme, Yansıtmalı Yorumlama Kuramı, Bilişsel Dilsel Tersinleme Kuramı, Dilsel Tersinleme Yordamı, Nasreddin Hoca Fıkraları.
Türk politika söyleminde kılgısal uslamlama
Politika, etkinliklerinin söylemsel olarak gerçekleştirildiği toplumsal alanlardan biridir. Bu toplumsal alanda politika aktörleri olarak politikacılar, seslendikleri kitleleri kendi görüşleri ve ideolojileri doğrultusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Politika söylemi bu yönüyle, Eleştirel Söylem Çözümlemesi'nin inceleme alanlarından biridir. Bireyleri ikna etme temeline dayanan politika söyleminde politikacılar, kendi görüşlerini haklı çıkarmak ya da karşıt görüşleri yalanlamak amacıyla sıklıkla savlamaya başvurmaktadır. Bu nedenle politika söylemi sav metin tipi özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada; 2019 Yerel Seçimleri öncesi Millet ve Cumhur İttifakı'nın üç büyükşehirdeki (İstanbul, Ankara, İzmir) altı adayı tarafından kullanılan kılgısal uslamlamaların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, adayların farklı tarihlerde aynı TV kanalında ve programındaki görüşmeleri Fairclough ve Fairclough'ın (2012) "Kılgısal Uslamlama Modeli" kullanılarak çözümlenmiş ve şu araştırma sorularına yanıt aranmıştır: "Türk politika söyleminde yerel seçimler bağlamında ne türden kılgısal uslamlamalar kullanılmaktadır?", "Cumhur ve Millet İttifakı adayları arasında kılgısal uslamlamalar farklılık göstermekte midir?" ve "Kılgısal uslamlamalar kentler açısından değerlendirildiğinde farklılıklar var mıdır?". Veri tabanının çözümlenmesiyle elde edilen bulgular doğrultusunda iki ittifakın adayları tarafından da yerel sorunlara, projelere ve seçmene ilişkin benzer iddialar ileri sürüldüğü; ancak genel politikaya, belediye yönetimine ilişkin konulardaki iddiaların iki ittifak arasında farklılık gösterdiği ve seçim sürecinin kendisine yönelik iddiaların yalnızca Millet İttifakı adayları tarafından ileri sürüldüğü saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Politika, Politika Söylemi, Sav Söylemi, Kılgısal Uslamlama Modeli, Kılgısal Sav.
Suriyeli mültecilerin Türk medyasındaki temsili: Söylem tarihsel yaklaşım
Günümüzde göçün önemli sebeplerini ülkelerde yaşanan toplumsal baskılar ve çatışmalar oluşturmaktadır. 2011'de Suriye'de iç savaşın başlamasıyla birlikte çok sayıda Suriyeli Türkiye'ye sığınmıştır. Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye sığınmasıyla birlikte Suriyeli mülteciler konusu Türkiye gündeminde önemli bir yer oluşturmuş ve Türk medyasında kapsamlı olarak tartışılmıştır. Medyada göçmenler ve mülteci temsilleri ile ilgili çalışmalar, onların medyada çoğunlukla olumsuz haberlere konu olduğunu ve genellikle suçlu, kurban ve tehdit gibi olumsuz temsillerle 'ötekiler' olarak sunulduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin en yüksek baskı sayısına sahip 4 gazetesinde (Hürriyet, Sabah, Sözcü, Posta) Suriyeli mültecilerle ilgili yayınlanan haber metinleri incelenmiştir. Veri tabanı, Suriyelilerin ilk gelişinin başladığı Mart 2011-2012 ve Suriyelilerin toplumla birleştirilmesinin görece gerçekleştiği Mart 2016-2017 dönemleri arasındaki toplam 393 haber metinini içermektedir. Bu çalışmadıki amaç, Suriyeli mültecilerin haberlerde hangi konu alanları altında temsil ediklerini incelemek ve bu konu alanlarının sıklığının söylenen dönemlerde farklılık gösterip göstermediğini saptamaktır. Bu amaçla, haberleri incelerken bir Eleştirel Söylem Çözümlemesi yaklaşımı olan Söylem Tarihsel Yaklaşımın (Wodak ve Meyer, 2001) 'BİZ' 'ONLAR' temsilini incelemek için önerdiği stratejilerden biri olan 'kanıtlama stratejisi' kullanılmıştır. Kanıtlama stratejisi kapsamında veri tabanındaki konu alanları saptanmış ve çözümlenmiştir. Bulgular, belirtilen dönemlerde, Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin 6 konu alanı ve 13 alt konu alanı altında konulaştırıldığını göstermiştir. Saptanan konu alanlarının sıklığını belirlemek için nitel veriler yüzdeliklerle ifade edilmiştir. Konu alanlarının sıklığının gazetelere ve dönemlere göre farklılıklar gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar ilk dönemde en sık konu alanlarının Mülteci Akışı (%26.51), Suriye'deki İç Savaş (%21.69), Yardım (%14.46), ikinci dönemde ise Yardım (%18.44), Toplumsal Tehdit/Zarar (%12.10), Suç (%12.10) ve Kurban (%10.37) olduğunu göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Suriyeli mülteciler, Söylem Tarihsel Yaklaşım, konu alanı, haber metinleri söylemi
Türkiye'deki blogların bilimsel metin türü açısından incelenmesi
Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim biçimleri son 30 yılda birçok değişikliğe uğramış, insanlar bilgileri daha hızlı üretme ve paylaşma imkanı bulmuşlardır. Çağımızın en önemli gelişmelerinden olan internet, işitsel, görsel ve yazınsal içeriklerin daha geniş kitlelere kolay ulaşımına imkan sağlamaktadır. Araştırmacılar ve öğrenciler tarafından, eğitim ya da farklı amaçlarla birçok bilgi internet kanalı ile paylaşılmaktadır. Özellikle akademik bilgi paylaşma araçlarından olan blogların kullanımı 2000'li yıllardan itibaren artarak devam etmiştir. Bilimsel içerikli blogların özellikleri ve akademiye uygunluğu sorusu bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Türkçe blogların bilimsel metin türüne uygunluğunun ortaya çıkarılması için blog ortamı (blogalan) taranarak toplamda bir veri tabanı oluşturulmuştur ve metinler, metin türü ve tür çözümlemesine ilişkin alanyazında öne çıkan araştırmacıların kuramları göz önüne alınarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe bilimsel içerikli bloglara ilişkin, yapısal özellikler açısından benzerlik oranı yüzdesinin düşük olduğu, ancak birçok dilbilimsel göstergenin %47'lik bir oranla bilimsel metin özellikleri gösterdiği görülmüştür.
Türkçede dilbilgiselleştirme: Bilişsel dilbilgisi çerçevesinde bir inceleme
Hint-Avrupa dilciliğinde dil değişimleri önemli bir yer tutmaktaydı ve bu gelenek içinde bugün dilbilgiselleşme olarak adlandırdığımız olgular da ele alınmaktaydı. Dil değişimi araştırmalarıyla başlayan çalışmalar Meillet'in dilbilgiselleşme terimi kullanmasıyla birlikte yeni bir yön kazanmıştır.20. Yüzyıl boyunca inişli çıkışlı bir süreç izlese de 1970'lerde Givon ve 1980'lerde Lehmann'ın çalışmaları dilbilgiselleşmeyi popülerleştirmiştir. Bu bağlamda çalışmamızın amacı Türkçedeki dilbilgiselleşme olgularını güdülenmelerini ve bilişsel yönlerini de açıklayacak kuramsal bir çözümleme modeli geliştirmek ve bu olguları bu modele göre incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, dilbilgiselleşme olgularını bütüncül bir yaklaşımla ve kuram temelli bir şekilde açıklayabilecek ve görselleştirebilecek bir çözümleme modeli geliştirmek mümkün müdür? ve Türkçedeki dilbilgiselleşme olgularında belli bir örüntü saptanabilir mi? şeklindeki iki araştırma sorusunu yanıtlamak için dilbilgiselleşme olgusu kapsamlı bir şekilde tanımlamıştır. Dilbilgiselleşme, bir iletişim gereksiniminden kaynaklanan söylemedimbilim ve biliş kaynaklı güdülenmelerle dilbilgisel işlev taşımayan bir dilsel birimin, anlamsal ağartma, yayılım, ulamsızlaşma ve aşınım gibi altsüreçlerden geçerek, dilbilgisel işlev taşımaya başladığı ya da düşük derecede bir dilbilgisel v işlevi olan bir birimin daha yüksek bir dilbilgisel işlev taşımaya başladığı süreç olarak tanımladığımız dilbilgiselleşmeyi incelemek için 1990'larda dilbilim alanında yaygınlaşmaya başlayan ve dilbilgiselleşme sürecinin ele alınmasında kullanılan Bilişsel Dilbilgisi çerçevesinde düzdeğişmece ve eğretileme süreçlerini de içeren bir çözümleme modeli geliştirilmiştir. Dilbilgiselleşme olgusunu güdülenmeleri, eğretileme ve düzdeğişmece süreçleri, yani bilişsel yönü ve farklı aktarım düzlemleriyle birlikte bütüncül bir şekilde açıklayan ve görselleştiren bu çözümleme modeli Türkçe olgular üzerinde sınanmış ve bu olgularda düzdeğişmecenin daha temel bir süreç olarak işlediği, kaynak birimlerle hedef birimler arasında bir aykırılık eğilimi olduğu ve dilbilgiselleşme olgularının söylem temelli güdülenmeleredayandığı saptanmıştır.
Bilimsel makale özetlerinde üstsöylem belirleyicilerinin incelenmesi
Makale özetlerinin temel amacı okurları makaleyi okumaya ikna etmektir ve yazarlar bu amacı gerçekleştirmek için özetlerinde bazı stratejiler kullanmaktadırlar. Bu stratejiler önermesel bilgiye herhangi bir ekleme yapmadan metinsel kaynaklarla okurlara rehberlik etmek, metnin bölümlerini göstermek, metiniçi tutarlılığı sağlamak, bilgiyi ayrıntılandırmak; kişilerarası kaynaklarla yazarın önerme içeriğine bakış açısını yansıtmak, kendini metin içinde açıkça kodlamak, okurlarını söylem katılımcısı olarak metne dahil etmek gibi amaçlarla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı fen ve sosyal bilimlerdeki makale özetlerinde kullanılan üstsöylem belirleyicilerini incelemektir. Fen bilimlerinden biyoloji, fizik, kimya, matematik; sosyal bilimlerden dilbilim, felsefe, psikoloji ve tarih makale özetleri çalışmanın veritabanını oluşturmaktadır. Çalışmada fen ve sosyal alanlardan toplam 289 makale özeti elde edilmiştir. Elde edilen veriler, Hyland (2005)'ın üstsöylem modeline göre incelenmiştir. Yapılan incelemede sosyal bilimlerdeki makale özetlerinin fen bilimlerine göre daha yoğun ve çeşitli üstsöylem belirleyicisi kullandığı, fen bilimlerindeki makale özetlerinin bilgi odaklı etkileşimli üstsöylemi sosyal bilimlere daha fazla kullandığı, sosyal bilimlerin alıcı odaklı etkileşimli üstsöylem belirleyicilerini fen bilimlerine göre daha fazla kullandığı, fen ve sosyal bilimlerde üstsöylem belirleyicilerinin kullanımında birtakım uzlaşımların yanısıra farklılıkların da görüldüğü belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Üstsöylem, Makale özeti, Fen bilimleri, Sosyal bilimler, Etkileşim.