
124
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kars âşıklık geleneği: Âşık Bilal Ersarı
Kars ili âşıklık geleneği, Anadolu âşıklık geleneği bağlamında benzer özelliklere sahip olduğu gibi diğer yörelerdeki âşıklık geleneklerinden kimi uygulamalarıyla farklı bir yapıya sahiptir. Yeni üretilen sözleri, geleneğin ezgi havuzunda bulunan melodilerle birleştirmek, Kars âşıklık geleneğinin yaratıcı uğrağıdır. Başka bir deyişle Kars âşıkları geçmişten günümüze, yeni yazdıkları, daha doğru bir ifadeyle doğaçlama olarak söyledikleri dizeleri, geleneğin kendisine tevarüs ettiği kalıp ezgilerle birleştirerek, geleneğin nasıl sürekli yeniden üretilmiş ve üretilmekte olduğuna görünürlük kazandırmaktadır. Kars âşıklarının kullandıkları kalıp ezgiler, uygulayıcıları ve araştırmacıları tarafından kimi zaman "hava" kimi zaman da "makam" nitelemesiyle anılırlar. Bu çalışma, tarihsel perspektiften Kars ili âşıklık geleneğini anlamaya çalışırken, Âşık Bilal Ersarı üzerinden yürütülen bir vaka incelemesi (case study) ile geleneğin sürekliliğine ve değişimine ışık tutmaya çalışmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğrenme süreci üzerinde durularak, Türkiye âşıklık geleneğinin temel unsurlarına görünürlük kazandırmak hedeflenmiştir. Ayrıca genel Âşıklık geleneği hakkında bilgi verilmiş, çalışmanın odağında bulunan "âşık" profili çizilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde âşıklık geleneği Kars ili özelinde ele alınarak, Kars âşıklarının kullandıkları ezgi kalıpları ve bu ezgi kalıplarının kullanımlarına dair veriler sunularak, icraların performans alanları tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışma Âşık Bilal Ersarı özelinde, Kars İli âşıklık geleneğinin pratikte öne çıkan temel unsurları üzerinde durularak, âşığın şiirleri ele alınmış, kullandıkları havaların/makamların yeni notasyonları analiz edilmiştir.
AASSM Küçük Salonu'nun hacim akustiği açısından değerlendirilmesi
Türkiye'nin önemli sanat merkezlerinden biri olan Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) ve bünyesinde yer alan Küçük Salon gerek çağdaş bir yapı olması, gerek akustik projesini hazırlayan firmanın sektördeki yeri açısından önemli bir mekândır. Bu çalışmada, çoğunlukla resital ve küçük çalgı grupları için dinleti salonu olarak kullanılan Küçük Salon'un işlevine göre belirlenen temel akustik parametrelere uyumluluğu araştırılmaktadır. Çalışma, seyircisiz salonda ölçümlenen fiziksel ve akustik verilerin seçilen akustik parametrelere ve bu parametrelerin tipik aralık değerlerine uyumluluğunu, benzetim ortamında salonun 3D olarak modellenmesini, benzetime göre akustik sonuçların değerlendirilmesini, ölçümlenmiş veriler doğrultusunda malzeme kalibrasyonunun yapılmasını ve son olarak seyircili salon benzetiminden elde edilen analizlerin evrensel akustik parametrelere göre ne kadar uygunluk gösterdiğini incelemektedir. Bu çalışma, evrensel araçlar ve yöntemler kullanarak, benzer hacim akustiği çalışmaları yapmak isteyen genç araştırmacılara tipik bir etüt örneği sunmaktadır.
Müzik türlerine verilen duygusal tepkide zaman değişkenleri ve kronobiyolojik etkenler
"Müzik duyguları uyandırır" önermesi filozoflardan başlayarak, yazarlar, müzisyenlere kadar birçok bireyin kafasını yüzyıllardır karıştıran ve gerçekte var olup olmadığı günümüzde de bilişsel müzikoloji sayesinde açıklanmaya çalışılan bir olgudur. Gün geçtikçe sayısı artan müzik psikologlarının deneysel çalışmaları müziğe ilişkin verilen duygusal tepkiyi çeşitli bakış açılarıyla daha da derinleştirmektedir. Kimi araştırmalar, verilen duygusal tepkinin içgüdüsel yani içten gelen başkaları da dış kaynaklı olarak ortaya çıktıklarına vurgu yapmaktadır. Farklı modeller yardımıyla temel duygulardan karmaşık duygulara, boyutsal duygu modelleriyle, estetik duygu sıfatlarıyla müziği eşleştirmeye çalışmaktadırlar. Aynı zamanda bu duygular, çeşitli araştırmalarda ya algılanan ya da hissedilen duygular olarak sınıflandırılırlar. Araştırmalar sonucunda elde edilen veriler analiz edilirken öz-bildirim, fizyolojik, analitik, müzik odaklı yaklaşımlar ile çözümlenmeye çalışılır. Ancak hepsinin ortak noktaları vardır ki, tek bir zaman diliminde çalışılması, klasik batı müziğinden müzik kesitleri içermesi, laboratuvar çalışması olmaları ve dinleyiciye her seferinde duygu sıfatını hazır olarak vermeleridir. Bu noktadan hareketle bu tezin kurgusu, katılımcının yönlendirilmediği, farklı zaman dilimlerinde çalışılan, kültürümüze ait müzik örnekleriyle (TSM, Arabesk, THM, Oyun Havası, Popüler Müzik) ve laboratuvar ortamının dışında müziğe verilen duygusal tepkiyi, nedensel faktörleri test edecek şekilde kurgulanmıştır. Tezin ilk bölümünde teorik ve ampirik çalışmalara kısaca göz atarak, müzikte duygu ifadesi ve algı, kronobiyoloji ve zaman değişkeni, müzik duyguları nasıl etkiliyor? Müzikte duygu teorileri ve ölçme konuları üzerinde durulacak, ikinci bölümde ise farklı zaman dilimlerinde aynı uyaran ve aynı katılımcılarla gerçekleştirilen ön çalışma, pilot çalışma ve ardından ana çalışmanın içeriği, sonuçları paylaşılacaktır. Bu tez müziğe ilişkin verilen duygusal tepkide müzik türlerinin etkisi, farklı zaman dilimlerinde müzik türlerine verilen duygusal tepkinin, kronobiyolojik ve nedensel faktörler nedeniyle farklılaşabileceği görüşünü savunmaktadır. Yapılan deneysel çalışma sonucunda bu fenomen açıklanmaya çalışılmıştır.
Göç, kimlik, müzik: Karaağaçlı Pomak topluluğunda Balkanlılık tahayyülleri ve kültürel kimliğin müziksel inşası
Manisa Karaağaçlı'da, Osmanlı Rus savaşlarıyla başlayan ve günümüze kadar gelen zaman diliminde, çeşitli göç dalgalarıyla Bulgaristan'ı terk ederek yerleşmiş, aynı kökenden olsalar da, hem kökenden hem de birbirlerinden farklı tutumlar sergileyen iki Pomak grubu bir arada yaşar. Coğrafi ve kültürel kökenlerinden 100 yılı aşkın arayla kopmuş olan bu gruplardan biri, 93 Muhacereti'nden başlayarak 1989'a kadar devam eden süreçte yaşadığı göç deneyimine ithafen 'Muhacir' diye adlandırılan grubun torunlarından oluşur. Diğeri de 1989'da başlayan süreçte yaşadığı göç deneyimine bağlı olarak 'Göçmen' olarak adlandırılan üyelerden kuruludur. Göçmenler'in Karaağaçlı'ya gelişine kadar Muhacir olarak adlandırılan grup, Göçmenler'in gelişiyle 'Yerli/Buralı' olmuştur. 93 Muhaciri Pomaklar, Karaağaçlı'ya gelirken, köken kültürün bir bölümünü de yanlarında taşımışlardı. Grubun göçü deneyimleyen bireyleri yaşamdan ayrılmış, onların Karaağaçlı'da doğup büyüyen torunları, hem dedelerinden onlara aktarıla gelen hem de doğup büyüdükleri kültürden edindikleri kolektif sermayeden oluşmuş bağlam içinde varlık sürdürmüşlerdi. Ta ki, 1989 yılında, dedeleriyle aynı kökenden başka bir göç ile Karaağaçlı'ya gelen, farklı bir kültürel yapıya sahip, Göçmen Pomaklar'la karşılaşana kadar. Aynı kökenden aynı hedefe göçmüş olsalar da, göç sürecinin ve kültürel deneyimlerin farklı özellikleriyle, sonuçta, iki farklı kültürel grup doğmuştu: Yerliler (Muhacirler) ve Göçmenler. İki farklı grubun, Karaağaçlı'da bir arada yaşaması zorunluluğundan doğan çatışma ortamı, her iki grupta da kimliksel müzakereleri hızlandırdı ve yeniden kültürleşme sürecini başlattı. Aynı kökenden olmanın bilinciyle, iki ayrı kültürel grup kimliğine sahip olsalar da tekrar 'biz' olabilmenin yolunu, Balkan coğrafyasına aitlik tahayyülüyle buldular. Bu tahayyüllerden temellenen, farklılıklarıyla birlikte her iki kimliğe de yanıt veren ve aynı zamanda, benzer göç süreçleriyle Karaağaçlı ve çevresine yerleşmiş, aynı çevreyi paylaştıkları diğer gruplarla ve kökenle de bir olmayı sağlayan 'Balkanlı' kimliğinin inşa süreci de böylece başlamış oldu. Müzik de bir farklılık unsuru olarak, bu yeni kimliğin inşasında hem aidiyeti kurmada ve onaylamada, hem de aidiyete bağlı anlamları temsil etmede ve her temsilde yeniden üreterek sonraki kuşağa aktarmada bir araç ve ifadesel bir alan rolü oynadı.
Kimlik ve cinsiyet bağlamında Türkiye'de kadın gitarcılar
Toplumsal cinsiyet hiyerarşisinin, patriarkal düzenin her alanda olduğu gibi gitar tarihinde de görüldüğü, 19. yüzyıl sonlarına kadar kadın çalışmalarına, kadın gitarcı ve bestecinin adının geçmemesi ile doğrulanır. Bu çalışmada özcü düşünce, kimlik, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramları çerçevesinde kadına ve erkeğe yüklenen toplumsal roller ile toplumsal cinsiyet hiyerarşisi ele alınmış, kadının neredeyse her alanda karşı karşıya olduğu gibi gitar alanında da görülen ataerkil düzen ile olan mücadelesi, Türkiye'deki kadın gitarcılar özelinde örnek olaylarla açıklanmıştır.
Metinlerarasılık bağlamında reklam-müzik ilişkisi
İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.İletişim mesajı taşıyan her söz, her hareket bir metindir. Metin, bu çalışmanın merkezi olan metinlerarasılığın bir parçasıdır. Metinlerarasılık kavramı kısaca metinler arasındaki karşılıklı ilişki olarak tanımlansa da bir çok kuramcı bu kavrama yeni anlamlar yüklemeye çalışırlar. Hepsi de metnin bir alıntılar toplamı olduğunu, her metnin eski metinlerden aldığı parçaları yeni bir bütün içerisinde bir araya getirdiğini ileri sürer. Metinlerarasılıkta, her metnin kendinden önce yazılmış öteki metinlerin alanında yeraldığı, hiçbir metnin eski metinlerden tümüyle bağımsız olamayacağı düşüncesi öne çıkar. Bu bağlamda düşünüldüğünde bir metin, daha önce yazılmış metinlerden aldığı kesitlerle yeni bir birleşim düzeni içerisinde bir araya getirilir. Bu durumda her yapıt metinlerarasılığın bir örneğidir. Metinlerarasılık, her metnin sonsuz sayıda farklı yorumunun olabileceği postmodern anlayışla da örtüşür. Bu kavram metni, farklı metinlerden oluşan bir bütün olarak görür. Bu bağlamda anlam, metinlerarası bir bütün içerisinde bir metinden diğerine saçılmaktır.Reklamlar metinlerarasılığın en önemli örneklerinden biridir. Reklam bir promosyon işlevi gördüğü için sürekli bir metinlarası ilişki içindedir. Müzik bu promosyon işlevi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Müzik, reklama kattığı ya da çerçevelediği anlamla pragmatiktir. Müziğin reklam içinde pragmatik kullanımı bu çalışmada üzerinde önemle durulan noktalardan biridir. Reklam müziğiyle uğraşan kişilerle yapılan görüşmelerde reklam müziklerinin reklamda nasıl bir işlev gördüğüne ve önemine dair alınan cevaplar müziğin reklam içinde pragmatik kullanımını destekleyen örnekler olarak önemli bir yer tutar. Bu çalışmada metinlerarasılık bağlamında reklam ve müzik ilişkisi verilen örneklerden hareketle ele alınacaktır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Metinlerarasılık 2- Reklam 3- Reklam Müziği 4- Müzikte Anlam 5- Reklam Üretim Süreci
Bir sosyal yapılanım aygıtı olarak müzik: İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası
Bir belediye neden müzikle ilgilenir? Neden bir orkestra kurma ihtiyacı duyar? Kurduğu orkestranın yapacağı müziği, gerçekleştireceği icrayı neye göre belirler? Bunları belirlerken neyi amaçlar? Amaçlarına ulaşmak için nasıl stratejiler üretir, bunları nasıl uygular?Bu sorulardan yola çıkılarak hayata geçirilen çalışmanın ilk bölümünde, devlet olgusu anlaşılmaya çalışılmış ve kültürel hegemonya yöntemi ile gerçekleştirilen `halkları istenilen özelliklere göre şekillendirme' davranışının ulus-devletteki tezahürleri ortaya konmuştur. İfade kültürü pratikleri üzerinde kurulan egemenlik yoluyla hayata geçirilen bu politika, çalışmada `sosyal yapılanım' olarak adlandırılmış ve teorize edilmiştir. İkinci bölümde, kitlesel etkisi en yüksek ifade kültürü pratiklerinden biri olan müzik aracılığıyla gerçekleştirilen sosyal yapılanım pratikleri incelenmiştir. İlk önce devletin, daha sonra da desantralizasyon bağlamında bir devlet kurumu olarak yerel yönetimlerin müziği kullanış biçimleri üzerinde durulmuştur. Bunu yaparken de, Türk ulus-devleti ve Türk yerel yönetimleri örnek verilmiştir. 3. bölümde ise, çalışmanın ana odağını teşkil eden İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın bir sosyal yapılanım aygıtı olarak konumlandırılışı, etnomüzikolojinin temel çalışma metodu olan alan araştırması yöntemiyle elde edilen verilerin yardımıyla analiz edilmiştir.Çalışma sonucunda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası'nın, klasik batı müziği gereçleri üzerinden kurgulanan bir sosyal yapılanım politikasının öznesi olduğu görülmüştür. Bunun yanında, söz konusu politikanın, Türk ulus-devletinin tahakkümcü ve `batı müziği merkezli' sosyal yapılanım politikalarından `desantralize' olmuş, `kent kimliği' çerçevesinde yeniden üretilmiş; `herkesi kucaklayan' bir stratejiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Temel olarak `çokseslilik' kanonu muhafaza edilirken, bu kanon aracılığıyla `çağdaşlaştırılmak' istenen hemşehrilere ulaşabilmek için de; pop, arabesk, Türk sanat müziği gibi Türk ulus-devletinin kurucu sosyal yapılanım politikaları tarafından `dışlanmış' bazı müzik pratiklerinin `içselleştirildiği'; araçsallaştırıldığı görülmüştür.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Müzik 1- Music2- Sosyal Yapılanım 3- Yerel Yönetim4- Desantralizasyon 5- Kanon
Kültürel sermaye bağlamında İzmir'de Latin dans kursları
İzmir'de etkinlik gösteren Latin Dans Kurslarında yaptığım bu çalışma, Latin danslarına olan ilginin nedenlerini Pierre Bourdieu'nun ?kültürel sermaye? kavramıyla çözümlemeye odaklıdır. Kültürel sermaye, kişinin doğumuyla beraber aileden edindiği, eğitim ve toplumsal ilişkiler aracılığıyla gelişen ve zamanla elde edilen sanat, bilgi, beceri, çevre vb. alanlardaki birikimdir. Müzik ve dans, insanların kendilerini toplum içinde konumlandırmalarına yarayan ve kendilerini nasıl konumlandırdıklarının anlaşılmasında katkısı bulunan analitik merceklerdir. İnsanların söylemlerini ve eylemlerini başka insanlarla paylaşılmasını mümkün kılacak şekilde göstermeleri, buna sahip olduklarını ifade etmeleri bir kültürel sermayedir. Dans da önemli bir kültürel sermaye biçimidir. Dans kursuna gitmek bir beceri gösterme etkinliği olduğundan önemli bir sosyal etkinliktir. Bu nedenle kursiyerlerin kendi becerilerini ifade ettiği, içerisinde belli değer kalıplarını barındırdığı için sosyal çevre açısından önem kazanır. İnsanlar kendilerini öteki insanlardan ayrı?tırabilmek için bu tür yöntemleri kullanır. Danslar insanların belli bir müzik kültürüyle kendilerini yeniden inşa etme araçlarından biridir. Dans kurslarında yapılan gözlemler ve kursiyerlerle yapılan görüşmeler sonucunda dans kursuna katılmanın, dans etmeyi öğrenmenin kendileri için önemli bir sosyal etkinlik olduğu ve bu beceriden ötürü önemli bir kültürel sermayeye sahip oldukları belirlenmiştir.Araştırmada 75 kursiyerle görüşme yapılmış, dans okullarının ve kurslarının derslerine katılıp incelenmiş, her farklı dans kursuna ait gecelerde ve etkinliklerde gözlem yapılmıştır. Katılımcıların Latin danslarına olan eğilimin nedenlerinin birbirinden farklı gereçlerle (yas, eğitim, cinsiyet vs.) ilişkisi kültürel sermaye bağlamında sunulmustur.Türkçe Anahtar Kelimeler1- Dans 2- Dans Kursları3- Kültürel Sermaye 4- Sosyalleşme 5-Latin Dansı
Teknolojik gelişmelerin müzikte telif haklarına çok boyutlu etkisi
Bu çalışmada müzik ürünlerinin üretim, dağıtım, tüketim ve paylaşım örüntülerine teknolojik gelişmelerin tesiri ve özel olarak İnternet teknolojisinin telif hakkı kavramı ve uygulaması üzerindeki dönüştürücü etkisi incelenir. Bu tezin amacı telif hakları alanında güncel bir problem haline gelmiş olan bu dönüştürücü etkinin analiz edilmesi ve konu hakkında geniş bir perspektif sunulmasıdır. Çalışma için veriler literatür taraması, görüşme ve yazışmalar yoluyla toplanmış ve toplanan bu veriler yorumlanmıştır. Çalışmanın Birinci Bölümünde mülkiyet ve fikrî mülkiyet kavramları açıklanmış, İkinci Bölümde telif hakları olgusunun tarihsel gelişimi derinlemesine incelenerek bu olgunun ortaya çıkışının ve sürekli maruz kaldığı biçimsel değişimlerin nedenleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü Bölüm, müzik endüstrisi ile geçtiğimiz yüzyıl boyunca ortaya çıkmış teknolojiler arasındaki ilişkiye değinir ve İnternet teknolojisinin insan hayatına kattığı çeşitli pratikler ile müzik endüstrisi arasındaki güncel gerilim durumunu örnekler. Bu durumun hukuk ve siyasete yansıması üzerinde de ayrıntılı bir şekilde durulmuştur. Dördüncü ve son bölüm ise bütün bu gelişmeleri bir paradigma kayması olarak değerlendirmeyi önererek telif hakkı kavramının yalnızca biçiminde değil, özünde de fiilî bir dönüşüm yaşandığını sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamlar içerisinde açıklamaya çalışır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Fikrî Mülkiyet 2- Telif Hakkı 3- Müzik Endüstrisi 4- İnternet 5- Ağ Toplumu
Müzik algısı, müzik tercihi ve sosyal kimlik bağlamında müzikte önyargı ve kalıpyargı
Müzikte önyargı ve kalıpyargı konusunu irdeleyen bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm müzik önyargı ve kalıpyargılarını oluşturan etkenlere ilişkin bir literatür araştırmasıdır. Son bölüm ise anketler aracılığıyla gerçekleştirilen özgün araştırmada ulaşılan sonuçların ve bu tip araştırmalardaki yöntemlerin bir tartışmasıdır. İki kısma ayrılabilecek İlk bölümde müzik algısının sosyal ve kültürel temelleri ve müzik tercihini belirleyen etkenler üzerinde durulmuştur. Müziğin bireysel, sosyal anlamları ve işlevleri ile tercihlerin psikolojik ve sosyal kökenleri bölümün konusunu oluşturmuştur. İkinci bölüm olan ve müziğin sosyal psikolojisi ile içiçe anlatılan müzik kalıpyargıları bölümünde sosyal kimlik teorisi bağlamında önyargı ve kalıpyargı, müzikte kalıpyargı ve problem müzik türleri konu edilmiştir. Araştırmanın özgün kısmını oluşturan son bölüm ise 5 ayrı şehirden 566 katılımcıya müzik dinletilmesiyle gerçekleştirilen anketlerden elde edilen sonuçları ve bu anketlerin yöntem ve oluşum süreçlerini anlatmaktadır. Açık uçlu anket soruları, birebir görüşmelerden elde edilen sıfat tanımlamaları ve Rentfrow ve Gosling'in modeli temel alınarak oluşturulan anketlere ilişkin sonuçlar ayrıntılı tablolar ve açıklamalarla sunulmuştur. Araştırma konunun nasıl çoklu disipliner yapıya sahip olduğunu ve insanların kendileriyle aynı ya da kendilerinden farklı tür müzik dinleyen başkalarına karşı ne gibi düşüncelere sahip olabileceğine ilişkin tahminlerini ortaya koymaktadır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Müzik Kalıpyargıları 2. Müzik Algısı 3. Sosyal Kimlik 4. Müzik Tercihi
İslami uyanış, çoklu modernlik ve popüler kültür bağlamında mevlevi semasının dönüşümü: Afyonkarahisar örnek olayı
Bu çalışmada, İslami Uyanış, Çoklu Modernlik ve Popüler Kültür Bağlamında Mevlevi semasının dönüşümü, Afyonkarahisar şehri merkez olmak üzere incelenmeye çalışılmıştır. 13. yüzyılda Mevlana zamanında şekillenmeye başlayan Mevlevilik, oğlu Sultan Veled zamanında teşkilatlanarak, adap ve erkânı oluşturuldu. Günümüze kadar gelen bu uygulamalarda oluşan değişimlerin incelendiği bu çalışma, yaklaşık üç yılı aşan bir alan araştırması, gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mevlana'nın hayatı, Mevleviliğin tarihsel gelişimi; Mevlevi seması, şekillenme süreci ve çeşitleri; Mevlevilerce müziğin önemi ile Mevlevi ayinleri ele alınmaya çalışıldı. İkinci bölümde, Türkiye'nin modernleşme süreci ve bu sürece Mevlevilerin katkıları ele alındı. Üçüncü bölümde ise ilk iki bölümde verilen bilgiler ışığında Mevlevi semasının bugün geldiği durum tespit edilmeye çalışılarak, yapılan uygulamalardaki farklılıklar incelenmeye çalışıldı.Mevlevi müziği ve seması, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birçok yerde unutulmaya terk edilmiştir. Fakat Afyonkarahisar'da bulunan Mevlevi ailesinin ve muhibbanlarının desteği ile post makamı manevi olarak devam etmiş ve sema zamanla dinsel bir zikir olmaktan çıkarak, gösteri niteliği kazanmıştır. Hâlen evlerinde semayı zikir olarak yapanların varlığının bilinmesine rağmen, öğrenim şekli ve semayı yapma bilincinin değiştiği de bir gerçektir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Sema 2- İslami Uyanış 3- Popüler Kültür 4-Çoklu Modernlik 5- Afyon
Mekan müzik ilişkisi bağlamında İzmir'de sokak müziği
Bu çalışmada, İzmir özelinde son yıllarda sıkça karşılaşılmaya başlanan sokak müziği pratiklerinin sebepleri mekân-müzik ilişkisi bağlamında incelenir. Bu tezin amacı giderek popülerleşen sokak müziği pratiklerinin analiz edilmesi ve konu hakkında geniş bir perspektif sunulmasıdır. Çalışma için kullanılan veriler; literatür taraması, gözlem ve görüşmeler yoluyla toplanmış ve toplanan bu veriler yorumlanmıştır. Çalışmanın Birinci Bölümünde, sokak müziğinin tarihi, tüm dünyadaki önemli ve günümüze etki eden sokak müziği pratiklerine göre coğrafi açıdan gruplanarak incelenmiş, sokak müziğinin günümüz ekonomik ve sosyal yaşamına olan etkileri neden sonuç ilişkisi içerisinde açıklanmıştır. Çalışma bu incelemeyi yaparken devlet ile toplum arasındaki çatışmayı da gözler önüne sererek aynı zamanda sokak müziği üzerinden toplumların sosyal değişimlerini ve çatışmalara nasıl tepkiler gösterdiğini incelemiştir. İkinci Bölümde, mekân, sokak, mülkiyet, müzik, kamu, devlet ve hukuk gibi kavramlar açıklanmış ve bu kavramlar dâhilinde dünyanın tüm bölgelerinden örneklerle sokak müzisyenlerinin sosyal ve ekonomik açıdan toplumdaki konumları anlatılmıştır. Ayrıca sokak müzisyenlerinin ve sokak müziğinin devlet ve özel sektörle olan ilişkileri ile birlikte yukarıda bahsi geçen kavramlar ile bağları anlatılmıştır. Üçüncü Bölüm, sokak müziğinin Türkiye?deki başlangıcını ve oradan İzmir?e gelişini anlatarak, İzmir özelinde sokak müziği pratiklerinin ve sokak müzisyenlerinin değişen müzik üretim ve tüketim mekanizmasında nasıl konumlandığını incelemiş ve sokak müziği ile ilgili hem müzisyenlerin, hem dinleyicilerin, hem de devletin değişen ve gelişen rolünü anlatmıştır.
Senkretizm bağlamında Karadeniz Rock olgusu: Grup Marsis örneği
Hiçbir kültürün katışıksız ve özgün olmadığı, doğası gereği kültürlerin az ya da çok geçirgen ve sürekli değişim içinde oldukları günümüz sosyal bilimlerinin ortak kabul gören anlayışlarından biridir. Son yıllarda bu alanda daha çok üzerinde durulan nokta, kültürlerin orijinal kalıntılarından çok, değişim ve dönüşümle ortaya çıkardıklarıdır. Bu değişim ve dönüşümün en ilgi toplayan noktalarından biri ise kültürlerin etkileşim sürecinde birbirlerinden neyi, nasıl ve ne şekilde alarak içselleştirdikleri, inşa ve yaratma sürecinde ortaya koyduklarıdır. En yalın haliyle iki ya da daha fazla şeyin bir araya gelerek yeni bir şeyin ortaya çıkması olarak tanımlanabilecek olan senkretizm (syncretism), artan küreselleşme tartışmalarıyla birlikte günümüz sosyal bilimlerinin değişim ve dönüşüme odaklı çalışmalarına ışık tutan en yaygın kavramlarından biri olarak karşımıza çıkar. Bu çalışma günümüz yerel müziklerinin popüler müziklerle etkileşimi sonucu aldıkları görünümü senkretizm bağlamında ele almayı amaçlar. Çalışmanın ilk bölümü, `senkretizm? terimine ve onun temel dinamiklerine odaklanır. Çalışmanın kavramsal modeli olarak `senkretizm?in diğerlerine tercih edilme nedenleri üzerinde durur. İkinci bölümde senkretik Karadeniz Rock olgusunun tarihsel arkaplanı ve onu oluşturduğu düşünülen etmenler irdelenir. Üçüncü ve son bölümde, bu bağlamda net ve popüler bir örnek olarak, Karadeniz yerel müziğinin rock müzikle bir arada kullanımı ile ortaya çıkan ve `Karadeniz Rock? olarak tanımlanan olgu, kendi ifade biçemini bu olgu içine konumlandıran Grup Marsis örneği ile irdelenir ve somutlaştırılır. Kültürün her alanında olduğu gibi müzik pratikleri de, karışımlarla değişmeye ve dönüşmeye daima açıktır. Sonuç olarak, günümüzde, farklı müzik kültürlerinin bir arada kullanılarak yeni senkretik pratiklerin oluşturulması aşamasında kullanılan dinamikler, geçmişin spontan oluşumlarından farklıdırlar. Çeşitli stratejiler etrafında kurgulanır ve sunulurlar. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Senkretizm 2-Melezlik 3-Karadeniz Rock 4-Popüler Müzik 5-Kültürel Çalışmalar
Müzik ibadet ilişkisi bağlamında Alevi Cem ritüelleri
Alevi Cem ritüelinin müzik ve ibadet ilişkisi bağlamında ele alındığı araştırmanın sonuçlarını içeren bu tez çalışması üç bölümden oluşur. Birinci bölüm, müziğin ibadetteki rolü ve işlevi ve ibadet müziğinin dinamikleri yani ibadet müziğinin boyutunu, biçimini ve akışını belirleyen etmenler üzerinedir. İkinci bölümde Anadolu Aleviliğinin tarihsel, inançsal ve kültürel kökenleri ve Anadolu Aleviliğinde müzik ibadet ilişkisi incelenir. Üçüncü bölümde, kentleşmenin bugünkü genelde Anadolu Aleviliği özelde Narlıdere Alevilerinin inanç ve kültürü üzerindeki, cem ritüellerindeki ve ritüel içi müzik pratiklerindeki izdüşümü sorgulanır. Müziğin ritüele katılımı teşvik ettiği, dinsel inançlara güçlü temeller sağladığı, Tanrı'ya gönülden bağlanmayı kolaylaştırdığı için ibadetin bir parçası olarak kullanımına ilişkin dünya üzerinde sayısız örnekle karşılaşmak mümkündür. Merkezine insan sevgisini koyan ve kökleri Orta Asya'ya uzanan heterodoks ve senkretik bir inanç sistemine sahip Anadolu Aleviliğinde müzik ibadetin vazgeçilmez bir öğesidir. Alevilerin toplu ibadetine toplanmak, bir araya gelmek anlamına gelen 'cem' adı verilir. Cem ritüellerinde müzik tamamen ibadetle ilişkilendirilir; o yüzden kutsaldır ve seyir için değildir. Cem ritüellerinde temel çalgı bağlamadır. Bağlama ve şiirleri seslendirilen zakir de kutsal kabul edilir. Cem müziklerinde çalgısal ustalık ya da sanatsal yaratıcılık gibi estetik kaygılardan ziyade işlevsellik ön plandadır. Müzik, Alevi öğretilerinin aktarılmasında bir araçtır. Müzik sözlerinde aşkın bir Tanrı yerine içkin bir Tanrı algılayışı olduğu görülmektedir. Sözler yalın ve açıktır. Cemin sonlarına doğru semah denilen ibadet dansı icra edilmektedir. Semahlarda kişi belli figürler yaparak ve dönerek Tanrı'ya yaklaşmaya çalışmaktadır. Cemin sonunda Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in Kerbela Çölünde şehit edilişini anlatan ağıtlar söylenmekte, bu ağıtlar söylenirken herkes ayağa kalkıp el ele tutuşmakta ve gözyaşı dökmektedir. Müzik ritüele başından sonuna kadar eşlik etmektedir. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-İbadet 2-Ritüel 3-Heterodoks 4-Alevi 5- Müzik
Bizans dini müziğinde İstanbul Tavrı: Fener Patrikhanesi ilahilerinin melodik, ritmik ve modal yönden analizi
Makam yapılarını yansıtan bir model önerisi için yapay zeka tekniklerinin kullanımı
ÖZETBu çalışma kapsamında; duyuşa ve pratiğe dayalı geleneksel müziklerimizinmakamlarının zaman içindeki yapısal değişiminini kültürel altyapısı ile ortaya koyan bir ?düşünceler bütünü? önerilmektedir. Bu düşünceler bütününün ileride oluşturulabilecek dahakapsamlı makam modellerine altyapı sağlayacağı düşünülmektedir. Yapay zeka tekniklerininböylesi modellerde nasıl kullanılabileceği ve nasıl bir katkıda bulunabileceği de çalışmalaresnasında tartışılacaktır. Tabiidir ki çalışmada yararlanılacak en büyük kaynak yine eski?edvar? defterleri olacaktır. Çünkü müziğimizin ?icra?'yı esas alan teorik yapısı, zamanzaman öznel tanımlarla desteklense de en açıklayıcı ve net şekilde bu tarihi nazariyatkaynaklarında açıklanmaktadır. Şu da önemle belirtilmelidir ki böyle bir yapılanmayıoluşturmak bireysel bir çalışmanın çok daha ilerisinde bir uğraş ve bilgi dağarcığıgerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı daha önce bu konuda yapılmış çalışmalara dair?ipuçları? içeren ve tek iddiası kendinden sonraki çalışmalara ?ipuçları? bırakmak olan, birmodel ?nüvesini? veya ?anlayışını? ortaya koyabilmektir. Anadolu'nun müzikal yapısına dair?teorileri? vücuda getirip bunları dünya kültürüne sunmak adına bu toprakların tüm?müzikbilimi emekçilerine? düşen çok şey olduğu açıktır.Anahtar kelimeler: Makam, ses organizasyonu, hüseyni, Anadolu müziği, Anadolugeleneksel müzikleri, geleneksel müzik, icra, yapay zeka, bütünleşik geleneksel musiki, halkmüziği, klasik Türk müziği, Osmanlı kent müziği.
Bağlamadaki Şelpe tekniği yeni uygulamalarının armonik ve melodik yönden analizi
ÖZETKIZILER, Zeynep Gülay. ?Bağlamadaki ?Şelpe? Tekniği Yeni Uygulamalarının Armonik veMelodik Yönden Analizi?Bu çalışma kapsamında, günümüz bağlama çalımında önemli gelişmelere sahne olanel ile bağlama çalma (şelpe) tekniği ile ilgili bir inceleme yapılmıştır. El ile çalma biçiminintarihsel süreçteki yeri araştırılmış, bugünkü uygulamalar ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Bugeleneksel bağlama çalma biçiminin 1990'lı yıllardan itibaren yaşanan hızlı gelişim sürecisonunda hangi noktaya geldiği araştırılmıştır. Bu hızlı gelişim sürecinde geleneksel çalımbiçiminin yeniden canlandığı, özünden kopmadan icra tekniğinin geliştiği ve de kullanımalanının genişlediği görülmüştür. Yeni gelişmeler sonucunda bağlamadaki el ile çalımşeklinin Türk Halk Müziği açısından olumlu sonuçlar doğurduğu söylenebilir. Bu çalışmasırasında karşılaşılan kaynak sıkıntısı, hızla artan sayıda çalıcının bulunmasına karşılık, bukonuda yapılan bilimsel araştırma ve incelemelerin azlığını göstermiştir. Bu konudakibilimsel çalışmaların artmasının, el ile bağlama çalma tekniğinin daha verimli bir şekildeilerlemesine katkıda bulunacağı açıktır. Bu çalışmanın, bu konuda yapılacak daha ileriçalışmalara ve konunun bilimsel platformda yöntemsel olarak daha gelişkin bir şekildeincelenmesine bir temel olmasını dilerim.Anahtar Sözcükler: Bağlama, şelpe, el ile bağlama çalma, üçtelli, analiz, halk müziği.
Caz müziğinin bugünkü sorunları: Caz müziğinin üretilme koşullarının güncel görünümü
ÖZETYanıkoğlu, Arzum. Caz Müziğinin Bugünkü Sorunları: Caz Müziğinin ÜretilmeKoşullarının Güncel Görünümü.Bu araştırmada tüketim sıkıntıları yaşamakta olduğu tespit edilen Cazmüziğinin üretilme koşullarının güncel görünümü ele alınmıştır. Dünyanın pek çokülkesinde farklı biçimlerde gelişme göstermiş olan Caz müziğini tümüyle ele almakmümkün olmadığından, çalışmanın konusu Caz'ın doğduğu Amerika BirleşikDevletleri ile sınırlandırılmıştır. Caz müziğinin geçirdiği evrimi tüm dönemleriyleele almak mümkün olmayacağından, araştırmanın amacı bakımından özel önemi olandönemler belirlenmiştir. Caz müziğinin tüm dönemleri ana hatlarıyla açıklandıktansonra, Swing, Be-Bop, Avant-Garde ve Fusion olarak belirlenmiş olan dönemlere aitbelirli parçalar müzikal form, armonik ve melodik yaklaşım açılarından karşılaştırmayoluyla analiz edilmiştir.Çalışmanın sonucunda Caz müziğinin artık popüler bir müzik değil, sanatmüziği olarak değerlendirilebilecek bir konuma geldiği; 1980'ler sonrasında Cazmüziğinde saptanan tüketim sıkıntılarının bu müziğin üretiminde de yaşandığısonucuna varılmıştır.Anahtar kelimeler: Caz, caz tarihi, caz dönemleri, caz müzisyenleri, Ragtime,Blues, Swing, New Orleans, Chicago, Dixieland, Avant-Garde, Fusion, Be-Bop.
Lirin tarihi: Eski ön Asya ve Yunan uygarlıklarında kullanılan lirlerin karşılaştırılması
ÖZETHelvacı, Zeynep. Lirin Tarihi: Eski Ön Asya ve Yunan Uygarlıklarında KullanılanLirlerin Karşılaştırılması.Türkiye'de müzik arkeolojisi çalışmalarının son derece yetersiz olduğudüşüncesinden yola çıkılarak gerçekleştirilen ve lirin tarihini ele alan bu araştırmanınkonusu, müzik ve kültür tarihindeki önemleri nedeni ile eski Ön Asya ve Yunanuygarlıkları ile sınırlandırılmıştır. Literatür taramasında müzik bilimi kadar, arkeolojialanına ait kaynaklar da önemli rol oynamıştır. Araştırmada literatür taramasının dışında,arkeolojik buluntularda yer alan lir betimlemelerinin ve söz konusu uygarlıkların yazılıkaynaklarında yer alan lire ilişkin verilerin değerlendirilmesi yöntemi izlenmiştir.Araştırma, farklı lir tiplerinin ortaya çıkış ve gelişim süreçleri ile günümüz YakınDoğu ve Batı uygarlıklarının kökeninde bulunan kültürler arasındaki dağılım veyayılımlarını ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda ayrıca müzik tarihininçözümlenebilmesinde müzik arkeolojisinin önemli katkılarda bulunabileceği tekrargörülmüştür.Anahtar kelimeler: Müzik arkeolojisi, lir, antik müzikler, Ön Asya müzik tarihi,Anadolu müzik tarihi, Mezopotamya müzik tarihi, Antik Yunan müzik tarihi
19. yüzyıl Alman lied sanatı dağarının şan eğitiminde kullanımı
Bu araştırma, Avusturya VorarlbergerLandeskonservatorium, Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü ve Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Ana Bilim Dalı Şan Eğitimi derslerinde 19. Yüzyıl Alman Lied bestecilerinin eserlerinin kullanım durumunun incelenerek, kullanımının artırılmasını ve eğitim materyallerine yenilerinin eklenmesini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, verilerin bir kısmı Avusturya VorarlbergerlandesKonservatorium, Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü ve Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi AnaBilim Dalı'ında Şan eğitimi dersi veren öğretim elemanları ve bu dersi alan öğrencilerden anket ve sözlü görüşme yöntemleriyle, bir kısmı da yurtiçi ve yurtdışında yapılan literatür taraması yöntemiyle toplanmaya çalışılarak hazırlanmıştır. Konuyla ilgili olarak uygulanan anket ve sözlü görüşmelerin sonuçları tablolar halinde gösterilip yorumlanmış, öneriler araştırmanın sonunda sunulmuştur.
Genç Türk bestecilerinin eser yaratma süreçlerinde kullandıkları ritimsel elemanlar
Çalışmanın amacı, genç Türk bestecilerinin besteleme sürecinde ritmik yapı oluşturmaya, icraya ve dinleyiciye ilişkin yaklaşımlarını çeşitli açılardan belirlemektir. Bu bağlamda çok sayıda Cumhuriyet Dönemi Türk Bestecisi?, tarihsel yerleri yönüyle ele alınmış ve ?Müzikteki Ritmik Yapı? olgusu incelenmiş , bir kısım genç Türk bestecileriyle yapılan derinlemesine görüşmeler yoluyla bu bestecilerin ?Eser Yaratma Süreçlerinde Kullandıkları Ritimsel Elemanlar? ve diğer yaklaşımları hakkında veriler elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan bu veriler ışığında sözkonusu bestecilerin ritmik yapı kurgulamada kullandığı yöntemler, müziklerini etkileyen kaynaklar ve çeşitli yaklaşımları hakkında belirli sonuçlara ulaşılmış ve bu sonuçlar yorumlanmıştır. Besteciler arasında anlamlı bir iletişim ağının bulunmaması, araştırmanın diğer önemli bulguları arasında ayrıca ortaya çıkmıştır.
Koro eğitiminin çocuk gelişimi üzerindeki etkileri
Türkiye'de erken yaşta müzik eğitimi çalışmalarının yetersiz olduğu düşüncesinden yola çıkılarak gerçekleştirilen bu araştırmanın konusu, bu alanda önemli bir yer teşkil eden Çocuk koroları ile sınırlandırılmıştır. Literatür taramasında müzik eğitimi kadar, gelişim alanına ait kaynaklar da önemli rol oynamıştır. Araştırmada literatür taramasının dışında, koro eğitimi alan erken yaştaki çocukların sınıf öğretmenlerine ve velilerine uygulanılmış olan anket yöntemi izlenmiştir.Araştırma, erken yaşta koro eğitimi alan çocukların sosyal, psikolojik, duygusal ve zihinsel yönde gelişimlerini ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda ayrıca erken yaşta müzik eğitiminde çocuk korolarının önemli katkılarda bulunabileceği tekrar görülmüştür.
W. A. Mozart'ın eserlerinde mehter müziği etkisi
Bu tezde, mehter müziğinin tarihsel gelişimi, mehter çalgıları, çalgıların mehter müziğindeki yeri ve önemi, mehter müziğinde kullanılan makam ve usullerle ilgili konulara genel olarak değinilmiştir. W.A.Mozart'ın hayatı, eserleri, kişiliği ve sanatsal görüşleri anlatılmıştır. Çalışmanın amacı, mehter müziğinin W.A.Mozart'ı nasıl ve hangi süreçte etkilediğini belirlemektir. Bu bağlamda W.A.Mozart'ın konuyla ilgili seçilmiş eserlerinin genel incelemesi yapılmıştır.Araştırmanın konusuyla ilgili olarak ulaşabildiğim en önemli kaynakların, özellikle tezimin konusuyla yüzde yüz uyuşan K.Reinhard'ın 'Mozart'ın Türk Müziği Algılaması' başlıklı bildirisinin ve benzerlerinin titizlikle incelenmesi sonucunda ortaya çıkan veriler ışığında, W.A.Mozart'ın ritmik, ezgisel ve armonik yapı kurgulamada kullandığı yöntemler ortaya çıkarılmış ve yorumlanmıştır. Bestecinin bizzat dinlediğini (varsaydığımız) ve çağının ya da çağından önceki bestecilerin eserlerinden tanıdığı mehter müziğinden etkilendiği, ancak bu müziği kendi tarzı içinde erittiği örneklerle ortaya konmuştur.
Türkiye'de müzik eleştirmenliği
Ülkemizde sanat kurumları ve sanat etkinlikleri dikkate alındığında "müzik eleştirmenliği" konusundaki çalışmaların ve yayınların sayıca azlığından yola çıkılarak yapılan bu çalışmada; eleştirinin tanımları, müzikte eleştirinin işlevi ve tarihsel süreci, Cumhuriyet Dönemi itibariyle müzik eleştirmenleri ve yayınları, ülkemizde müzik eleştirmenliğinin durumu ve eleştiri yaklaşımlarına yer verilmiştir. Araştırmada, literatür taramasının yanı sıra; "müzik eleştirmenliği" başlığında müzik yazarlarına, bestecilere, şeflere ve icracılara görüşme yöntemi uygulanarak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, Türkiye'de müzik eğitimi veren kurumlarda yer almayan müzik eleştirmenliği alanının "mesleki alan" haline dönüştürülmesiyle sanat dünyasına olumlu katkılar sağlanabileceği, müzik eleştirmenlerinin ancak objektif, bilgi tabanlı ve tecrübeye dayanan eleştiri üslubu ile sanatçı, sanatsever ve müzik sanatı üzerinde yapıcı, yönlendirici, geliştirici etkiler bırakabileceği tespit edilmiştir.
Türkiye'de Cumhuriyet Döneminin ilk modernleşme hamleleri sürecinden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi'nin müzik politikaları
Bu çalışma Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi'nin İlk Modernleşme Hamleleri Sürecinden Bugüne Cumhuriyet Halk Partisi'nin Müzik Politikalarını konu almaktadır. Çizilen çerçevede Osmanlı zamanındaki modernleşme süreçlerinin de incelenmesi gerektiği açıktır; çalışmamız bu nedenle Osmanlı Dönemi'ni ele alarak başlamaktadır. Zira Cumhuriyet modernleşmesi sosyal dinamikler açısından önceki sürecin evriminin sonucudur. Çalışmanın amacı; Osmanlı'dan günümüze kadar olan süreçte müzik politikalarının devlet tarafından nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgileri toplarken, kurulan ilk parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programlarının da incelenerek bu parti nezdinde günümüze kadar nasıl bir kültür-sanat-müzik politikası izlendiğini de araştırmaktır. Bu çalışmanın sonradan yapılacak olan siyaset- müzik araştırmalarına bir ön çalışma ya da ilk adım olma niteliğini taşıması umut edilmektedir. Özetle bu çalışma, müziğin politik bir aygıt olarak konum ve öneminin Osmanlı Devleti'nden bu yana nasıl değiştiğine dair bir izdüşümü oluşturmayı hedeflemektedir. Araştırmada Cumhuriyet Halk Partisi'nin arşivinden ve siyaset ve müzik ilişkisi hakkında yazılmış yazılı kaynaklardan yararlanılarak çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Bunlardan en önemlisi; Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçte kültürel çeşitliliğe doğru bir evrilmeye gidişi ve sanat konusunda özerkliği gözeten bir anlayışa sahip olmasıdır. Ayrıca, 2014 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hazırladığı TÜSAK yasa tasarısı taslağı ile Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programlarındaki bazı maddelerin paralellik göstermesi ilginç detaylardan biridir. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, CHP ve Müzik Politikaları, Ulusal Müzik, Kültürel İdeoloji
Gürültü kontrolünün sağlanması ve konuşma anlaşılırlığının iyileştirilmesine yönelik farklı akustik tasarımlar: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Acil Servis Birimi
Bu tez çalışmasının amacı Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Acil Servis Birimi özelinde gürültü kontrolünü sağlamaya ve hasta - çalışan konforunu arttırmaya yönelik akustik düzenleme önerileri sunmaktır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi bünyesindeki hasta bakım birimleri, açık planlı, kalabalık, yansıtıcı yüzeylere sahip ve çok sayıda gürültü üreteçlerinin bulunduğu kapalı alanlardır. Bu alanlardaki gürültü seviyeleri Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği değerlerden oldukça uzaktır. Bu gürültü seviyelerinin hasta iyileşmesini yavaşlattığı, hastalarda kaygı, stres ve pek çok sağlık problemine yol açtığı çalışmalarla ortaya konulmuştur. Aynı şekilde, hastanelerdeki yüksek gürültü seviyelerinin çalışan performansına, konsantrasyonuna ve iletişimine olan olumsuz etkileri yanında stres, tükenmişlik sendromu gibi psikolojik etkileri de bilinmektedir. Bu yüzden hassas çalışma ortamları olan hastanelerde gürültü kontrolünün sağlanması hem hastalar hem çalışanlar açısından zorunlu hale gelmiştir. Bu amaçla, üniversitemiz hastanesi acil servisinde, gürültülü olduğu konusunda personelin ortak kanaati bulunan üç noktada kırk sekizer saat olacak şekilde gürültü ölçümleri yapılmıştır. Gürültü ölçümleri için uluslararası ölçüm standartlarına uygun NTI Audio, XL2 model ses seviye ölçüm cihazı kullanılmıştır. Gürültü ölçümlerinden elde edilen veriler her bir noktadaki en gürültülü saat dilimleri ve ortalama gürültü seviyeleri olarak sınıflandırılmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Acil Servisinin gürültü durumunu değerlendirmek ve gürültü kontrolüne yönelik akustik tasarımları gerçekleştirmek amacıyla servisin 3 boyutlu modeli oluşturulmuş ve mimari akustik modelleme yazılımı ile servisin o günkü akustik koşulları ile birebir örtüşecek şekilde akustik modeli oluşturulmuştur. Böylece ölçüm noktalarında gerçek ölçümlerde elde edilen ortalama gürültü seviyeleri aynen sağlanmıştır. Gürültü seviyelerine ek olarak servisteki yansışım süreleri ve konuşma anlaşılırlığı değerleri elde edilmiştir. Son aşamada, kabul edilebilir seviyelerde gürültü kontrolünü ve konuşma anlaşılırlığını sağlamaya yönelik acil servisin genelini kapsayacak akustik tasarımlar gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar ve yeni akustik koşullar karşılaştırılmış, en başarılı sonuçları sağlayan akustik tasarımlar belirlenmiştir. Yapılan tüm tasarımların uygulanmadan önceki ve sonraki durumları ses örnekleri ile ortaya konulmuştur. Son aşamada 20 katılımcı ile yapılan dinleme testi ile katılımcıların tasarımlarla ilgili değerlendirmeleri elde edilmiştir. Bu değerlendirmeler nesnel verilerle karşılaştırılarak öznel algı – nesnel veri ilişkileri incelenmiştir.
Toplumsal cinsiyet ekseninde rock müzikte kadın: Şebnem Ferah örnek olayı
Bu çalışma toplumsal cinsiyete dayalı kadın-erkek eşitsizliğini rock müzik özelinde ele alarak, bir rock şarkıcısı olan Şebnem Ferah'ı anlamaya odaklanmıştır. Popüler müzik endüstrisinin erkek egemen yapısının ve tüketime yönelik politikalarının Şebnem Ferah'ın müziksel kimliği üzerindeki etkisi ile şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyet bağlamının değerlendirileceği tez üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm, kadın kimliğini, toplumsal cinsiyet, feminist hareket ve postmodernizm yaklaşımları çerçevesinde değerlendiren kuramsal bir çerçeve iken, ikinci bölüm, toplumsal cinsiyetin davranışa etkisini, kadınların müziksel alandaki pratiklerini ve müzikte toplumsal cinsiyet özelinde ele alarak, tarihsel süreçte Türk müziği ve rock müzikte kadın görünümünün irdelenmesidir. Odak noktasına Şebnem Ferah'ı alan üçüncü bölüm ise Şebnem Ferah'ın bir kadın olarak rock müzikte var olma çabasını, müziksel kimliğinin biçimlenmesine etki eden yönleri, şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyetle ilişkisi, müzisyenliği ve soundunu incelemiştir.
Tonal ve atonal akorlara beyin yanıtlılığı: Bir EEG çalışması
Tonalliğin genelde atonalliğe göre beğenilmesi ve dinleme tercihinden yola çıkılan bu tez çalışmasında, iki farklı disiplin olan biyofizik ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, akorların tonal ve atonal bağlamda beyinde yarattığı yanıtlar gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan yanıtlar sadece beynin yanıtlarının zamansal / elektrofizyoloji çerçevesinde değil, oturum sonlarında yapılan etnografik görüşmelerle duygusal çerçevede de ele alınmıştır. Bulgular, literatürle ilişkilendirildiğinde akorların hipotezi destekler yönde etkiler yarattığı sonucuna ulaşılır. Tonal ve atonal hakkındaki teorik söylemlerin ön hazırlık olmaksızın algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesi olan bu çalışma bu anlamda literatürdeki ilklerdendir. Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerin akor algısı üzerine 19–45 yaş aralığında, sağlıklı 20 müzisyen ve 18 müzisyen olmayan, sağ el baskın olan toplam 38 katılımcıya, seçkisiz tonal / atonal akor örnekleri EEG çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin yanıtları incelendi. EEG kayıtlarından sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal akorları yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla EEG ölçümlerinden çıkan beyin yanıtlarının sonuçları literatür ile ilişkilendirilerek akorların etkisi araştırıldı.
Müzisyen beyni ve beyaz/gri madde yapılarındaki farklılıklar: Bir DT-MRI çalışması
Müziğe edimsel katılım, beynin neredeyse tüm bölgelerini eşzamanlı harekete geçirerek bilişsel açıdan en üst düzeyde kullanımını gerçekleştiren ender insan etkinliklerindendir. Performansa bağlı müzik üretim sürecinin en aktif katılımcıları olarak müzisyenler, bu araştırma kapsamında "müzisyen" olarak tanımlanmalarına neden olan bilişsel, duyusal ve motor becerileri kazanabilmek için genellikle küçük yaşlarda başladıkları uzun bir eğitimden geçerler ve eğitimle kazanmış oldukları bu becerileri meslek hayatları boyunca yoğun biçimde kullanırlar. "Müzisyen beyni" sınıflaması bu "uzun" ve "yoğun" müzikal pratik sürecine erken yaşta katılan müzisyenlerin beynindeki kimi önemli bileşenlerin müzisyen olmayanlardan daha farklı yapılanabileceği varsayımına dayanır ve müzisyenlerin beyninde müziğe "amatör" düzeyde katılımın ya da en basit şekilde "maruz kalma"nın etkilerinden ayrıştıracak farklara işaret eder. Bu sınıflama deneysel çalışmalarda edinilmiş ortak bulguları kapsar ve söz konusu varsayıma dayanarak yapılacak araştırmalarda araştırmacıya yol gösterir. Müzisyenlerden oluşan deney grupları ile müzisyen olmayan kontrol gruplarının günümüz görüntüleme teknikleriyle elde edilen beyin haritalarının karşılaştırılması üzerine kurulan araştırmalarda söz konusu varsayımı destekleyecek kimi bulgulara ulaşılır. Bu çalışmanın amacı, aynı varsayımdan yola çıkarak tüm çevresel uyaranların iletimi ve işlenmesinde merkezi görevi olan, bu nedenle her ikisi de zihinsel becerilerde etkin role sahip iki ana beyin maddesi, beyaz ve gri maddenin müzisyenlerdeki olası yapısal farklılıklarını saptamaktır. Söz konusu amaç doğrultusunda 21-43 yaş arası sağ el baskın 15 kadın müzisyen ile yaş, cinsiyet ve el baskınlığı uyumlu 8 kişilik kontrol grubunun DT-MRI (Difüzyon Tensor Manyetik Rezonans Görüntüleme) ve VBM (Voksel Tabanlı Morfometri) analizleriyle elde edilen beyin haritaları karşılaştırılmış, müzisyenlerde beynin korpus kallozum ve internal kapsül bölümlerinde beyaz madde yapısında; sol parietal lobda yer alan prekuneusta ise gri madde yapısında önemli ölçüde artış olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler, çocukluk döneminde başlayan ve uzun bir döneme yayılarak sürdürülen fiziksel ve zihinsel müzik pratiklerinin beynin belirli yapılarını dikkate değer düzeyde değiştirebileceği hipotezini beyaz ve gri madde özelinde destekler.
Müzik beğenisinde kültürel sermaye ve kültürel elitizm: Kıbrıs örneği
Bu tez çalışmasında Kıbrıs örneğinden yola çıkarak insanların müzik beğenisinin şekillenişinde "Kültürel Sermaye" ve "Kültürel Elitizm" kavramlarının etki boyutu, iki toplum özelinde ve ortaklıkları gözetilerek incelenmiş, çıkan sonuçlar bu kavramlar ışığında değerlendirilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde müzik ve müzik beğenisi üzerinde durularak, müziğin insan hayatındaki işlevlerine ve müzik beğenisi, sosyal sınıf, beğeni, eğitim ilişkisine değinilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Bourdieu'nun kültürel sermaye kavramını anlayabilmek için sosyolojisine değinilmiş, alan, habitus, oyun, sermaye türleri, kültürel sermaye ve kültürel elitizm kavramlarını açıklamaya yönelik literatür araştırması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kıbrıs adasının genelini kapsayan ve 120 Kıbrıslı Türk ve 102 Kıbrıslı Rumla yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelere ve bu görüşmelerin sonuçlarına yer verilmektedir. Araştırmada ayrıca görüşmelerden önce yapılan pilot çalışmaya da değinilmektedir. Kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formları Kıbrıslı Türkler için Türkçe, Kıbrıslı Rumlar için ise İngilizce olarak hazırlanmıştır. Çalışmada çıkan sonuçlar kültürel sermaye ve kültürel elitizm kavramlarıyla bağlantılanarak yorumlanmış ve iki toplum arasında ortak bir etki boyutu olduğu görülmüştür. Türkçe Anahtar Kelimeler: İ 1- Kültürel Sermaye 2- Kültürel Elitizm 3- Müzik Beğenisi 4- Kültürel Çalışmalar 4 5- Kıbrıs
Deve Güreşi ritüellerinde müzik ve müzisyenlik
Takvime bağlı ritüel olarak Türkiye'nin batısında Çanakkale'den Antalya'ya kadar olan bölge içerisinde, aralık ayından mart ayı sonuna kadar her pazar günü birkaç merkezde düzenlenen deve güreşi ritüelleri; ekonomik, kültürel ve toplumsal boyutları olan bir etkinliktir. Toplumsal yaşamın hiyerarşik karakterine, erkeklikle ilgili statülere, prestij yarışına ve değerler dünyasına gönderme yapıp, yaşamı 'sadece bir oyun' olarak kurduktan sonra 'bir oyundan daha fazlası' ile ilişkilenmektedir. Müzik, tüm diğer ritüellerde olduğu gibi deve güreşlerinin de vazgeçilmez unsurlarından biridir. Deve güreşi ritüellerinde müzik hizmeti, müzisyenlik mesleğini geçmişten günümüze profesyonel olarak sürdüren, Roman ve Abdal müzisyenler tarafından gerçekleştirilir. Eril bir ortam olan deve güreşi ritüellerinde müzisyenler ağırlıklı olarak erkeklerden oluşur. Sayıları az da olsa ailelerindeki erkek müzisyenlerle birlikte güreşlere gelen ve eril müzik icrası yapan kadın müzisyenlere de rastlanır. Ayrıca babalarının ya da aile büyüklerinin yanında çıraklık sürecini devam ettiren çocuk müzisyenler neredeyse bütün güreşlerde görülür. Toplumsal yapı içinde 'aşağı' konumlarından, ritüeli idare etme aşamasında geçici süreliğine de olsa 'yukarı' bir konuma yükselen bu müzisyenler, deve güreşinde birbirinden farklı biçimlerde icra edilen birkaç müzik hizmeti sunarlar. Ritüel odaklı olan hizmetler kapsamında komite ya da belediye tarafından kiralanarak sabit bir yerde ritüel habercisi olarak, develerin müzik eşliğinde dolaştırılmasında, deve sahipleri için düzenlenen 'halı gecesi' yapılan mekanın girişinde ve güreşlerde sembolik bir anlam taşıyan 'Köroğlu Havası'nı icra ederek develerin müzikle kızıştırılmasında görev alırlar. Ritüel odaklı olmayan hizmetler kapsamında ise; kiralanılan masaya sunulan anlaşmalı müzik hizmeti ve deve güreşi ritüellerinde ağırlıklı olarak görülen 'disko' olarak anılan bahşiş karşılığı müzisyenlik edimiyle hizmet sunarlar. Müzisyenler geçici bir statü değişimine uğramanın yanısıra; müşterilerinin istekleri doğrultusunda geçici süreliğine kiralanıp, tamamıyla müdahaleye açık bir ortamda müzik hizmeti sunarak, izlerkitlenin statüsünün korunması ve prestijinin beslenmesinde de önemli bir rol oynarlar. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Deve Güreşi 2- Ritüel 3- Çingeneler 4- Müzik 5- Profesyonel Müzisyenlik
Protestan ritüellerinde popüler müzik pratiği: İzmir Çağdaş Tapınma Scene
Bu tez, bireyler ve topluluklar arasındaki ilişki bağlamında Protestan kiliselerindeki popüler müzik pratiklerini inceler. Bu araştırma başlıca iki soru üzerine kuruludur. Birinci soru, anaakım (mainstream) popüler müzik tür/biçemlerini kilise ibadetlerinde kullanmak hem Dünya genelinde hem de yerel yerlerde aynı dinsel kimliği paylaşan Protestan imanlıları arasında köprü kurar mı? İkinci olarak, kutsal mekanlarda popüler müzik yapmak ve bunu dinsel ritüellerde kullanmak kutsal popüler müzik ve müzik sceneleri özelinde Protestanlar arasında birlik yaratma açısından imanlıları nasıl etkiler. Araştırma katılımcı gözlem, derinlemesine görüşmeler, literatür incelemesi ve etnografik yazı gibi nitel araştırma metodlarını içerdi. Etnografik araştırma Ekim 2014'ten başlayarak dokuz ay boyunca İzmir sınırları içerisinde konumlanan ve İzmir Çağdaş Tapınma Scene'i ve ortak dinsel etkinliklerle ilişkili bağlantılara sahip olan Protestan kiliseler arasında yapıldı. Alan çalışmasının veri analizlerine dayanarak, İzmir Çağdaş Tapınma Scene'i paylaşılan aynı müzik kavrayışı ve sahip olunan aynı dinsel kimlik ve inanç bağlamında oluşturan birkaç unsur vardır. Scene kavramı müzik aktiviteleri, müzik sürecinin üretim ve tüketim sürecini, insan gruplarına ve örgütlenmelere başvurulmuş olarak isimlendirmeye alışmıştır. Buna rağmen, topluluk ve örgütlerin inançları, müzik dışı unsurlar tarafından desteklenen müziksel anlamın fikir birliği gibi müzik dışı bileşenler, edimsel ve söylemsel bilinçle scene'in yaratılması ve yeniden yaratılmasında rol oynar. Böylelikle müziksel yaklaşımın yanı sıra toplulukların inançları ve değerleri ile iletişim kuran ve yapı ve birimin genel resimde cisimleştirilmesi özelinde scene yaratımına katkıda bulunan müziksel olmayan bileşenler vardır. Scene, bu bileşenlerle de anlam kazanır. Türk Çağdaş Tapınma Müziği, küreselleşme süreciyle birlikte farklı bölge, yer ve kıtalardaki scene'ler ile ilişki içerisinde olup bu doğrultuda şekillenmektedir. İzmir'de Türk Çağdaş Tapınma Müziği'ni pratik eden kiliseler ise böylelikle farklı yerlerdeki scene'lerle ilişki içerisinde oldukları ve bu ilişkiyle şekillenmeleri sebebiyle bir yerellerarası (Trans-local) scene olarak görülür. 1- Scene 2- ÇağdaĢ Tapınma Müziği 3- ÇağdaĢ Hristiyan Müziği 4- Tapınma Müziği 5- Protestan Kilisesi
Popüler müzikte din teması: "yeşil pop"
Bu çalışmanın amacı öncelikle ?Yeşil Pop/İslami popüler müzik? olarak isimlendirilen müziğin ne olduğunu, açıklamaktır. Bu bağlamda popüler müzik incelemelerindeki analiz kategorilerinin sınırlandırılarak kullanılması ile çalışmanın daha verimli ve aydınlatıcı olması hedeflenmiştir. İlk olarak müziksel üretim bağlamında, İslami popüler müziğin Türkiye'deki önemli icracılarından olan Taner Yüncüoğlu, Eşref Ziya Terzi, Ömer Karaoğlu, Mustafa Cihat ve Grup Nasihat ile yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkan müziksel ve müzik dışı söylemlerin yanı sıra müziksel pratiklerden de hareketle İslami popüler müziklerin oluşumunda önem taşıyan dinsel-tarihsel-müziksel unsurları açıklamak hedeflenmiştir. İkinci olarak; temel analiz kategorilerinden olan metin analizi ile İslami popüler müzik başlığı altında incelenen birbirinden farklı örneklerin tasnif edilmesi ve bu farklılıklarının neler olduğunun tespit edilmesi üzerinde durulacaktır. Son olarak ise popüler müzik incelemelerinin temel analiz kategorilerinden `tüketim'in İslami popüler müzikteki şekillenişine değinilecektir. Burada özellikle müzisyen profilleri, izlerkitle profilleri ve etnografik çalışmalara yer verilecektir.Genel olarak çalışmanın odaklandığı nokta ise İslami popüler müzik üreten müzisyenlerin pratikleri ve üretimlerinin analizi üzerinedir. Müziksel üretimin anlaşılabilmesi için müzisyenlerin kendi söylem ve pratiklerini içeren önemli metinlerin ele alınması ve bu hususta toplanan enformasyonun değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur. İslami popüler müziğin, üretim-metin-tüketim ilişkisi açısından ele alınması görüşmeler ve gözlemler aracılığı ile açıklanırken, interdisipliner bir çalışma perspektifi ile müzikolojinin diğer sosyal bilimlerden yararlanabilen esnekliği göz önünde tutulmuştur. Bu nedenle çalışma kavramsal desteğini özellikle iletişim ve sosyolojiden almıştır. İletişimde yer alan ve popüler müziklerin üretimini incelerken sıklıkla başvurulan simge, anlam, kod vb. kavramlar yardımcı olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak İslami popüler müzik müzikoloji-teoloji-sosyoloji üçgeni içerisinde ele alınmış ve açıklanmaya çalışılmıştır.
İşitme engelli koklear implant kullanıcısı çocukların [re]habilitasyonunda müziğin pragmatik kullanımı
Bu çalışmanın amacı, koklear implantlı (Kİ) çocukların rehabilitasyonunda müzikten yararlanmanın yöntemlerini ve belli başlı sonuçlarını incelemektir. Bu çerçevede araştırma öncelikle Kİ alıcılarının müzik algılaması ile ilişkili en son çalışmaların bazılarını gözden geçiriyor ve koklear implantasyonun çocukların müzik algılamasında nasıl bir etkiye sahip olduğunu inceliyor. Müzik kimi zaman sadece bir şey söylemekten çok bir şey yapmaya yöneliktir, bu da müziği temelde pragmatik yapar. Dolayısıyla burada sunulan çalışmanın en önemli amaçlarından biri koklear implantlı çocukların rehabilitasyonlarında müziğin pragmatik rolünü kanıtlamak olmuştur. Bu çerçevede İzmir'de özel bir rehabilitasyon merkezi olan Duy-Kon'da bir müzik öğretmeni olarak hizmet verilerek katılımcı-gözlem yöntemine dayalı bir örnek çalışma gerçekleştirilmiştir. Duy-Kon'da yaşları 9 ila 14 arasında olan 6 doğuştan işitme engelli Kİ kullanıcısı çocuk seçilmiştir. Çocuklar ritim ayırt etme, perde algılama, çalgı tanıma ve bildik bir ezgiyi kavrama testine tabi tutulmuştur.Mevcut bulgular Kİ kullanıcısı çocukların, perde algılaması, çalgı tanımlaması ya da ezgiyi anlama gibi görevler açısından müzik testlerinde normal olarak işiten çocuklardan önemli derecede zayıf olduğunu gösterirken, benzer araştırmalar içinde Kİ kullanıcılarının da olduğu koklear işitme kaybı olanların normal işiten çocuklar ile eşit derecede zamansal ayrım becerisine sahip olduğuna işaret etmektedir. Bu durumun Duy-Kon'daki çocuklar açısından da aynı olduğunu hemen söyleyelim. Deneyimimiz bize göstermiştir ki, müzik öğretilen implantlı çocuklar müziği çok eğlenceli bulmuşlardır. Rehabilitasyonun sıkıcı süreci böylece çocuklar açısından bir eğlence zamanına dönüşmüştür. Çocukların tümü müziği anlamada, en azından müziğin kimi bileşenlerini anlamada kayda değer ilerleme göstermiştir. Sözgelimi ritmi sorunsuz anlamak hecelerin anlaşılmasında daha iyi sonuçlar alınmasına yardımcı olmakta, kelimelerin uzunluğu ve sesbirimlerin sayısının anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Sonuç olarak Duy-Kon'da verilen müzik dersleri Koklear implantlı çocukların rehabilitasyonunda müziğin önemli bir pragmatik rolü olduğunu kanıtlamıştır.
Toplumsal cinsiyet ve müzik: Bergamalı roman kadınlarının profesyonel müzisyenlik modeli olarak `dümbekçilik'
ÖZETBu çalışmada Bergama Kozak Yaylası Yörüklerinde gözlenen evlilik ritüeli kalıbı ve bu ritüelin müzik ile ilgili aşamaları için kiralanan profesyonel Roman kadın müzisyenlerin icra ve müzisyenlik modeli olarak `Dümbekçilik' ele alınır. Dümbekçilerin, evlilik ritüeli aşamaları ile sınırlı hizmet alanı toplumsal cinsiyet bağlamında incelenir ve özellikle kadın davetlilere yönelik olarak gerçekleştirilen aşamaların ayrıntılı bir dökümü verilir. Dört ana bölüme ayrılan tez çalışması sırasıyla şu başlıklardan oluşur: ilk üç bölüm `Toplumsal cinsiyet ve müzik',`Bergamalı Roman kadınların profesyonel müzisyenlik modeli olarak dümbekçilik', `Dümbekçilerin evlilik ritüellerindeki kültürel rolleri: Kozak bölgesi Yörük düğünleri örnek olayı'dır. Dördüncü bölüm `Analiz'de ise, `Dümbekçiler'in icralarındaki biçemsel özelliklerin belirlenmesi hedeflenir ve yanı sıra yöredeki evlilik ritüellerinde ortaya çıkan kadın ve erkek cinsiyetine ilişkin müziksel davranış farklılıklarının anlaşılması için, her iki cinsiyet üyeleri tarafından oynanan zeybek oyunlarından `Harmandalı Zeybeği' incelenir.
Mekan-müzik ilişkisi açısından Türkiye'de ?taverna?
Bu inceleme, alan çalışmasından toplanan etnografik gerecin teorik irdelemeye tabi tutulduğu bir popüler müzik araştırmasıdır. Dolayısıyla birinci bölüm, metodolojk prensip gereği kuramsal tartışmaya ayrılmıştır. İkinci bölümde birer ?temsil mekanı? olan Türkiye'deki eğlence mekanlarının kısa bir tarihçesi verilmiştir. Üçüncü bölümün ilk kesiminde birinci bölümde ayrıntılarıyla gerçekleştirilen kuramsal tartışma ile çalışmanın odağı olan taverna arasında ilişki kurulmuş ve bağlamlaştırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümün ikinci kesiminde ise Türk popüler müzik tarihi yazımcılığında öne çıkan kaynaklar gözden geçirilmiş ve kesimin sonunda yine bir etnografi ağırlıklı çalışma olan gazino incelemesinin içindeki taverna betimlemelerine yer verilmiştir. Böylece bu çalışmanın `vaka incelemesi' (case study) kesimine daha yumuşak bir geçiş yapılmıştır.Bu bağlamda `taverna'; mekan, müzik, müzisyen ve izlerkitle/müşteri üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Müzisyenler, işletmeciler ve mekan çalışanları ile yapılan görüşmeler bu mekanlarda gerçekleştirilen gözlemlerle birleştirilmiş ve teorik irdelemeye tabi tutulmuştur. Bu çalışmada gerek genel olarak müzik aracılığı ile inşa edilen eğlence mekanları, gerekse `özgül' bir eğlence mekanı olarak taverna, ?temsil mekanı? olarak kavramlaştırılmıştır. Taverna müziği, bir eğlence yaşamı geleneğininin olduğu özgül bir kentsel mekanda (İstanbul ve Türkiye'nin diğer büyük şehirleri) bu mekanın (kent) sürekliğine ve değişimine görünürlük kazandıracak şekilde bir başka alt mekanda (taverna) belli bir dönemde (1980'ler) ortaya çıkmış bir türdür. Üstelik burada gerçekleştirilen müziksel pratiklerin niteliği (üslup, repertuar, çalgılama vb) ayırdedici bir ?toplumsal pratik? olarak mekanı inşa ederken, bu mekanın ?temsil gücü? de bir popüler müzik tarzı olarak tavernanın ortaya çıkıp olgunlaşmasını sağlamıştır. Taverna müziği, belki müzik endüstrisinin verdiği isimle, belki de konuşlandırıldıkları fiziksel yerlemlerin eskiden ?Yunan taverna? geleneğinin sürdürüldüğü yerler olması sebebiyle, taverna denilen yerlerde klavye çalan ve şarkı söyleyen bir piyanist-şantörün hakimiyetinde ?karma? bir repertuarın seslendirildiği müziktir.
Tonal ve atonal müziklerin beyindeki yansıması: bir fMRI çalışması
Bu tez, müzikle duygu arasındaki ilişkiye dair nöroloji, radyoloji ve müzikoloji gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiği bir çalışmadır. Kendi disiplinim olan etnomüzikoloji ise müziği kültürel bağlamı içinde inceler. Tonal ve atonal müziklerin beyinde yarattığı etkiyi araştıran bu çalışmada nöroloji ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, tonal ve atonal müziğin beyinde yarattığı etki gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan etki sadece beynin aktive olan kısımları çerçevesinde değil, duygusal ve kültürel çerçevede de ele alınmıştır. Çalışma ayrıca, tonal ve atonal müzikler hakkındaki teorik söylemlerin algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesidir. Bulgular değerlendirildiğinde tonal ve atonal müziğin beyinde ayrı bölgelerde algılandığı ve beynin sol yarısında atonal müzikte daha fazla aktivasyon olduğu sonucuna ulaşılır. Dinletilen müzik örneklerinin batı sanat müziğinin özgün yapıtları olması açısından bu çalışma literatürdeki ilklerdendir.Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerintonal ve atonal müzik algısı üzerine 25-48 yaş aralığında sağ el baskın olan toplam onbeş kadın katılımcıya, tonal müzik örneğinde J.S. Bach Konçerto ?İki Keman İçin Re Minör? ve atonal müzik örneğinde Arnold Schönberg ?Orkestra İçin Beş Parça? fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin aktivasyonları incelendi. fMRI çekimlerinden sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal müzikleri yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla, fMRI taramasından çıkan beyin görüntülerinin sonuçları karşılaştırıldı. Görüntülerin analizi SPM2 (Statistical Parametric Mapping) yazılımı ile yapıldı.
Akor yapısındaki tonal ve atonal ayrımlamada nörokognitif yaklaşım
Tonal akorların genelde atonal akorlara yeğlenmesi hipotezinden yola çıkılan bu tez çalışmasında, iki farklı disiplin olan nöroradyoloji ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, akorların tonal ve atonal bağlamda beyinde yarattığı etki gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan etki sadece beynin aktive olan kısımları çerçevesinde değil, duygusal çerçevede de ele alınmıştır. Bulgular, literatürle ilişkilendirildiğinde akorların hipotezi destekler yönde etkiler yarattığı sonucuna ulaşılır. Ayrıca akorların yarattığı aktivasyonun genel olarak tonalde beynin sağ tarafında, atonalde ise sol tarafında yoğunluk oluşturması dikkat çekmiştir. Tonal ve atonal hakkındaki teorik söylemlerin ön hazırlık olmaksızın algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesi olan bu çalışma bu anlamda literatürdeki ilklerdendir.Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerin akor algısı üzerine 25-48 yaş aralığında sağ el baskın olan toplam on beş kadın katılımcıya, tonal-atonal akor örnekleri fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin aktivasyonları incelendi. fMRI çekimlerinden sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal akorları yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla fMRI taramasından çıkan beyin görüntülerinin sonuçları literatür ile ilişkilendirilerek akorların etkisi araştırıldı. Görüntülerin analizi SPM2 (Statistical Parametric Mapping) yazılımı ile yapıldı.
Küreselleşme bağlamında extreme metal scene: İzmir metal atmosferi
Küreselleşme üzerine düşünmeye başlamak beraberinde ciddi soruları getirir. Söz konusu kavram bir ?tek tipleşmeye? mi yoksa bir ?farklılaşmaya? mı işaret etmektedir? Bu iki soru, çok basit gibi görünmesine karşın, küreselleşme tartışmasının temelini oluşturur. Tomlinson küreselleşmeyi, ?bağlantıların artması? vurgusunu açıklayacak biçimde, ?karmaşık bağlantılılık? (complex connectivity) kavramı çevresinde tartışır. Yazar, karmaşık bağlantılılık kavramı sayesinde küreselleşmeyi, modern dünyanın ampirik bir durumu olarak ele aldığını belirtir. Bu kavramla Tomlinson'un anlatmak istediği, küreselleşmenin modern yaşamı karakterize eden, hızla gelişen ve giderek yoğunlaşan karşılıklı bağlar ve bağımlılıklar ağına işaret ettiğidir. Bağlantılılık kavramı günümüzde küreselleşmenin açıklandığı çalışmaların çoğunda öyle ya da böyle bulunur. Tipik bir örnek veren Tomlinson, McGrev'in küreselleşmeden basitçe, ?karşılıklı küresel bağlanmışlığın yoğunlaşması? olarak bahsettiğini belirtir ve bu kavramın işaret ettiği bağlantıların çokluğunu vurgular: ?bugünlerde mallar, sermaye, moda ve inançlar, karasal sınırlar arasında kolayca akmaktadır. Ulus aşırı ağlar, toplumsal hareketler ve ilişkiler, akademiden cinselliğe kadar hemen tüm alanlarda etkisini göstermektedir?.Ancak burada belirtilen ?bağımlılıklar ağı?, küresel duruma özel bir bağımlılık daha doğrusu karşılıklı bağlantılılık biçimidir. Yerel ve küresel arasındaki ilişkinin doğası gereği dönüşüme uğramış bu bağlantılılık biçimi, modernliğin kimi unsurlarının da etkili olduğu bir sonuçtur. Bu çalışmanın amacı küreselleşmeyi ?bağlantılılık? kavramı çerçevesinde ele almak, bağlantılılığın küreselleşme ile ilgili önemini saptamak, küresel Extreme Metal Scene özelinde, müzik scenelerinin, yerel-küresel dinamiğini bağlantılılık kavramı ile ilişkili biçimde değerlendirmek ve İzmir Extreme Metal atmosferinin küresel scene'le ilişkisi çerçevesinde analiz etmektir.
Alevi müzik uyanışı bağlamında İzmir Yamanlar Alevi göçmenlerinin müzik pratikleri
Bu çalışmada, İzmir'in Yamanlar Mahallesi'nde yaşayan Orta ve Doğu Anadolu Alevi göçmenlerinin ritüel içi -ritüel dışı müzik pratikleri, `Alevi müzik uyanışı' bağlamında ele alınmıştır. İzmir'in Yamanlar Mahallesi'ne göç eden Alevi topluluğu, 1993 yılında `Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Karşıyaka Şubesi'nde örgütlendi. İçinde cemevini de bulunduran bu dernek 2009' da `Alevi Kültür Dernekleri Karşıyaka Şubesi (Yamanlar Cemevi)' olarak isim değiştirdi. Bu çalışma bir yıl süren alan araştırması, gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır. Farklı etnik topluluklardan oluşan Aleviler, Ortodoks Müslümanlardan oldukça farklı ibadetlere sahip heteredoks Müslümanlardır. Bu dinsel açıdan farklı olan topluluk, Hz. Muhammed'in kuzeni ve damadı olan Hz. Ali'ye gönülden bağlıdır. Alevilerin sosyal ve dinsel lideri olan dede, içinde müzik ve dansın (semah) önemli işlev gördüğü, cem ritüelini yönetir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Aleviliğin tarihsel gelişimi, Alevi inanç ve kültürü, toplumsal kurumları ve Türkiye'de Alevi uyanışı ele alınmıştır. İkinci bölümde, Alevi kültürel kimliği ve belleği, Alevi müzik uyanışının bileşenleri ile ilişkilendirilmiştir. Üçüncü bölüm ise ilk iki bölümün kazanımlarından hareketle, bu çalışmaya seçilen vaka incelemesi çerçevesinde, cem içi - cem dışı müzik pratiklerinin tanımlanmasını ve değerlendirilmesini içermektedir. `Müzik uyanışı' (music revival), yok olmakta olduğuna ya da tamamen geçmişe ait olduğu düşünülen bir müzik geleneğinin yeniden gündeme gelmesidir. 1980'lerin sonundan itibaren, gerek endüstrileşmenin, gerekse Türkiye'nin siyasi koşullarındaki değişimin etkisiyle Alevi müzik uyanışı ortaya çıkmaya başlamıştır. Dolayısıyla, Alevi müzik uyanışından, İzmir Yamanlardaki Alevi göçmenlerinin cem içi ve cem dışı müzik pratikleri de etkilenmiştir; Alevi müzik uyanışçılarının gündeme getirdiği dağar, bağlamada kullanılan şelpe, çarpma, vb. gibi popüler teknikler ve amplifikatör, mikrofon vb. gibi yeni müzik teknolojileri bölgedeki cem içi ve cem dışı müzik pratiklerinde halen uygulanmaktadır.
Müziksel üretim bağlamında rock otantisitesi: Mor ve Ötesi örnek olayı
Bu çalışmanın amacı, müziksel üretim bağlamında rock otantisitesini, Türkiye'de ünlü bir rock grubu olan Mor ve Ötesi'nin müziksel pratikleri ve söylemlerinden hareketle tartışmaktır. Çalışmada teorik bir çerçeve oluşturmak için birinci olarak popüler müzik incelemelerinin üretim, tüketim ve metin gibi temel analiz kategorileri gözden geçirildi. İkinci olarak öncelikle felsefe ve sosyal bilimler gibi çalışma alanlarına daha sonra kültürel çalışmalara konu olmuş ve sonucunda popüler müziğin önemli analiz gereçlerinden biri haline gelmiş olan otantisite kavramı ele alındı ve Mor ve Ötesi'nin müziksel ve müzik dışı söylemleriyle ilişkilendirildi.Çalışma mahiyeti itibariyle bir vaka (casestudy) incelemesi olduğu için Mor ve Ötesi'nin müziksel üretim pratiklerine odaklanır. Müziksel üretim çerçevesinde enformasyon toplayıp bunu analiz etmek için gerekli en önemli yollardan birisi müzisyenlerin kendi söylemlerinden yansıyan ve metinlerine de yansıttıklarını söyledikleri argümanları dikkate almaktır.Müziksel üretim pratiklerinin gerçekleştirildiği mekanlarda yapılan gözlemler, Mor ve Ötesi üyeleriyle yapılan görüşmeler ve hatta müzik endüstrisi ile bağlantılı olarak yapımcılarla yapılan görüşme ve müzakerelerle birlikte oluşturulan enformasyon, çalışmanın üçüncü bölümündeki metin analizine bağlanmaktadır. Kısacası hem müziksel üretim koşullarının müzik dışı bileşenleri hem de müziğin üretimi içerisinde grubun düşüncülerini metne yansıttıkları stratejiler, görüşmeler yoluyla ele alınmıştır. Dolayısıyla müziksel üretim süreci içerisinde grubun yaptığı müziğin özelliğine ilişkin toplanmış olan enformasyon, genel olarak rock müziğe özel olarak ise Mor ve Ötesi'ne ilişkin bir dizi söylemsel biçimleniş ortaya çıkarmıştır. Bu söylemsel formasyonu denetim altına almak için ise temel olarak otantisite kavramlaştırılması kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışmada, grubun üretim-tüketim-metin üçgenine dayalı otantisite işaretleyicileri irdelenmiş ve anlaşılmaya çalışılmıştır.
Batı ve Türk müziği üsluplarında anlam üretme aracı olarak kemanın sonolojik analizi
Kültürel kimlik, bir grubun öteki gruplardan `farklı' olduğunu ortaya koyma ve bunu vurgulama talebidir. Farklı olmak aynı zamanda grup içi benzerliklerin de yaratılmasını gerektirmektedir. `Biz' olma yolunda benzerliklerin ve farklılıkların yaratılması, bir ortak değer oluşturmaya ve oluşan değeri paylaşmaya bağlıdır.Çalışmada, İzmir'de Türk ve Batı müziği pratikleri ile ilişkili keman çalıcılarının, keman tınısına ilişkin tercihler ve bu tercihe ilişkin atıflar aracılığı ile birbirinden nasıl ayrıldığı, bu ayrılığın ve tını tercihine ilişkin farklılığın, ele alınan çalıcılar ve keman yapımcıları tarafından `kültürel kimliğin' ve aidiyet sınırının bir göstergesi ve adı geçen müziksel ve kültürel bağlamların `otantiklik' işaretleyicisi olarak nasıl kullanıldığı ele alınmaktadır.Birinci bölümde çalışmanın anahtar kavramlarından biri olarak `kültürel kimlik' ele alınır ve kültürel kimliğe ilişkin yapıyı anlamaya aracılık eden bir unsur olarak `çalgı' üzerinden örnekler verilir. İkinci bölüm, kültürel kimliğin işaretleyicisi olarak çalgı tınısına odaklanmaktadır. Ardından çalışma açısından önemli ikinci bir anahtar kavram olarak `otantisite' ele alınır. Üçüncü bölümde ise kemanda tını oluşumuna etki eden faktörler ele alınır. Batı ve Türk Müziği keman çalıcılarının tını tercihini ve bu tercihin çalımı nasıl etkilediğini görmeye yönelik olarak yapılandırılan dördüncü ve son bölümde, alan çalışmasından elde edilen veriler ve stüdyoda yapılan deney sonuçlarından yararlanılarak, elde edilen veriler üzerinden yapılan değerlendirmelerle çalışma sonuçlandırılır.
Diaspora ve kimlik: Eskişehir ve İstanbul'da yaşayan kırım tatarları'nda çoklu kültürel kimliğin ifade alanı olarak ?tepreş?
Bu çalışma Kırım Tatarlarının Eskişehir / Karakaya ve İstanbul / Çatalca'da düzenledikleri `tepreş' ritüellerine odaklanır. Hem Eskişehir hem de İstanbul'da düzenlenen tepreş ritüelleri 2002 yılı ile 2008 yılları arasında katılımcı gözlem yoluyla izlenmiş ve yapılan bu alan çalışmalarında tepreşlerin içerisindeki kimi edimlerle Eskişehir ve İstanbul Tatarlarının birbirlerinden farklılaştıkları gözlemlenmiştir. Bu çalışma Kırım Tatar kültürel kimliklerinin farklılaşmasının arkasında, yaşanılan diaspora deneyiminin ve bu deneyime bağlı olarak geliştirilen `tahayyüllerin' olduğunu varsayar.Diaspora, ilgili topluluk açısından kimi zaman tahayyül mekanizmalarının harekete geçirildiği bir oluşum halini alır. Tahayyüller özellikle uzak kalınan anavatan ekseninde odaklanır ve bu tahayyüllerle birlikte içine yerleşilen toplumla olan temas ve temasın niteliği, diasporik topluluğun kültürel kimliğinin oluşmasında önemli mekanizmalar oluşturur. Dolayısıyla yeniden şekillenen bu kültürel kimlik, diasporik sürecin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar.Diasporik kimlik, mekansal bağlamda `burası' ile `orası' olmak üzere bir zıtlık arasında örülür. Dolayısıyla `anavatan' ile `yerleşilen yer' diasporik kimliğin en önemli dinamikleridir. Bu bağlamda diasporik kimlikler bünyesinde çoklu kimlik yapısı barındırır. Kırım Tatarları da kültürel kimliklerini anavatan Kırım ile Türkiye arasında, birini diğerine tercih etmeden örerler. Türkiye'deki kullanımda olduğu gibi kendilerini `Kırım Türkleri' olarak ifade etmeleri de bunun en önemli göstergesidir.Bu çalışma, Kırım Tatarlarının kültürel kimliklerini tepreş içerisinde yer alan müziklerine nasıl yansıttıklarını, tınıların ötesine geçerek, o tınıları üreten kavramlar ve davranışlar ekseninde araştırır. Ve çalışma bu çerçevede diasporik kimliğin günümüzdeki anlamına katkı sağlamayı hedefler.
Yansışım süresi farklılıklarının değerlendirilmesi: fMRI çalışması
Müzik araştırmalarında son dönemde yapılan disiplinlerarası çalışmaların en göze çarpanlarından bazıları insan beyninin müziği ve müzikal unsurları nasıl algıladığını araştıran nörobilim çalışmalarıdır. Amatör ve profesyonel müzisyenler, müzik eğitimi almış ya da eğitimsiz dinleyiciler gibi katılımcı grupları ile yapılan bu çalışmaların ana amacı müziğe, müzik beğenisine ve performansa dair yapılan öznel değerlendirmelerin ve tercihlerin nesnel karşılıklarının bulunması, insan beyninin bunları nasıl yorumladığının anlaşılmasıdır. Müzik teknolojisi ve akustik alanında yapılan çalışmalarda da dinleyicilerin öznel tercihleri (subjective preferences) öne çıkmaktadır. Akustik biliminin 19. yy sonlarından itibaren amaçlarından biri de bu öznel yargıları hesaplanabilir somut sonuçlarla ilişkilendirmektir.Yansışım süresinin kapalı bir alanın boyutları ile ilgili ipuçlarını dinleyiciye veren yegane psikoakustik nitelik olduğu yapılan çalışmalarda belirtilmiştir (Hameed vd., 2004). Uzaysal nitelikler (Spatial attributes) olarak tanımlanan bu özellikler kapalı bir alanda olma hissini oluşturan özelliklerdir. Bu çalışma yansışım süresi değişimlerinin insan beyninde ne gibi farklılıklara sebep olduğunu ve bunun dinleyici algısında nasıl bir değişiklik yaptığını görmeyi amaçlamaktadır.Bunun için oda akustiği etkisinden yoksun, yansışımsız (anechoic) bir klarnet sesi, ODEON mimari akustik modelleme yazılımı kullanılarak modellenen, aynı boyutlarda ancak farklı yansışım sürelerine sahip iki oda ile evrişim işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonra yapılan fonksiyonel manyetik rezonans taraması (fMRI) esnasında bu iki odadan elde edilen sesler, önce yansışımsız ses, daha sonra kısa ve uzun yansışım sürelerine sahip sesler olacak şekilde katılımcılara dinletilmiştir. Deney için hepsi müzik teknolojisi öğrencisi ya da mezunu, sağ el kullanan, yaşları 23 ile 38 arasında değişen 10 katılımcı belirlenmiştir. Katılımcılardan elde edilen fMRI çekimleri Matlab yazılımı ile çalışan Statistical Parametric Mapping (SPM) yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Önce 10 katılımcıdan elde edilen tüm sonuçlara ?tek örnek t-test? ile grup analizi uygulanmıştır.Analiz sonucunda sağ ve sol yarımkürelerdeki oditory korteksler'de superior temporal girus bölgelerinde anlamlı aktivasyon değişimleri gözlenmiştir. Sonuçlarda dikkate çarpan unsurlar yansışım süresi arttıkça aktivasyon alanının da artması, buna karşılık aktivasyon gürlüğünün düşmesidir. Bu sonuç özellikle sağ superior temporal girus'ta daha kesindir. Sol superior temporal girus'ta ise yansışımsız ve 0.8 sn yansışıma sahip iki uyaran arasında aynı sonuç görülmüş ancak 1.8 sn yansışıma sahip uyaranın aktivasyon alanı 0.8 sn yansışıma sahip uyarana göre daha dar çıkmıştır. Aktivasyon gürlüğü ise aynen sağ yarımkürede görüldüğü gibi düşmeye devam etmiştir. Sol superior temporal girus'ta görülen bu durum daha sonra yapılacak çalışmalarla incelenebilecek bir sonuçtur.
Müziğin bir yaygın gelişimsel bozukluk tipi olan otizmde ortaya çıkan problemli davranışlar üzerindeki etkisi: Ritim uygulaması çerçevesinde 4 örnek olay
Bu araştırmada müziğin, bütünüyle hastalık tedavi edici olmasa da belirli davranış bozuklukları sergileyen otistik çocukların sosyal davranışlarının düzenlenmesinde bir etkisi olup olamayacağı sorusundan yola çıkıldı. Otistik çocukların müzikle ilişkilenmesi kapsamında yapılan ritim çalışmalarının çocuklardaki problem olarak görülen davranışların kontrolünü ne yönde etkilediğini anlamak amacıyla, araştırma kapsamında M.E.B. İzmir Işık Özel Eğitim Merkezi Alsancak Şubesi'nde dört otistik çocukla haftada bir kez olmak üzere on oturumluk uygulama çalışması yapıldı.Otistik çocuklarla gerçekleştirilen ritim çalışmasında, Ritim Tekrarı Ölçeği'nde yer alan ritim kalıpları uygulandı. Çocuğun yapabilme düzeyine göre Evet, Sözel Yardım, Fiziksel Yardım ve Hayır seçenekleri işaretlenerek uygulamaların kontrolü sağlandı.Çalışmanın uygulama kısmı dışında çocuğun sosyal davranış değişimlerinin gözlemlenmesi, araştırmacının koşullar nedeniyle sürekli çocuğun yanında bulunamaması, çocukla birlikte yaşayamaması nedeniyle aileden yardım alınması bir yöntem bir çözüm olarak görüldü, aile çalışmaya dahil edildi. Bunun için çocuğun problemli davranışlarını izlemek için hazırlanan Problemli Davranış Haftalık İzleme Formu'ndan yararlanıldı. Problemli Davranış Haftalık İzleme Formu, çocuğun problem davranışlarının gidişatını iki oturum arasındaki süreçte saat, gün ve tarih sıklıklarını yansıtır.Bu çalışma sonunda ritim tekrarı çalışmalarının çocukların yine tekrara dayalı olarak ortaya çıkan problem davranışları yerine geçebileceği sonucuna ulaşıldı. Bununla birlikte problem davranışları ortaya çıkaran çevresel faktörlerin gücünün kimi zaman müziğin gücünden baskın olduğu ve problem davranışların en azından sözkonusu faktörlerin devam etmesi süresince etkin olmadığı da çalışmanın bulguları arasındadır.
Moğollar grubu örneğinde Anadolu pop ve Türkiye'de kültürel modernleşme
Türkiye, ancak yirmili yıllarda, Cumhuriyet'in ilanının ardından organize bir `modernleşme' çabasına girebildi. Girişilen `modernleşme' hareketinin iki ana ereği vardı. Bunlar çağdaşlaşma adına `Batılılaşma' ve uluslaşma adına `Türkleşme' idi. Giyim-kuşam, alfabe, eğitim sistemi gibi doğrudan sosyal hayatı etkileyecek reformlara girişildi. Biraz da jakoben bir üslup ile halk geleneksel yaşamdan uzaklaştırılıp, `modern' olan yaşama çağrıldı. `Modernleşme'nin bir gereği olan uluslaşma adına, bin yıllar boyu birçok kültürün yaşandığı Anadolu coğrafyası `Türk'leştirildi; kendini Türk saymayan unsurların varlığı tanınmadı. Ve karmaşık kültürel yapıya sahip Anadolu, okullardan itibaren tek bir kökenden gelen tek bir ulusun yaşadığı bir coğrafya olarak tanıtıldı.Altmışlı yıllarla, o zamana dek olagelenin tersine, doğu kültürü ve müziği, Batılıların daha çok ilgisini çekmeye başladı. İngiltere, A.B.D. gibi ülkelerin folk müzikleri dışındaki folk müzikler de pop müziğin anaakımı ile kaynaşarak popüler müzik alanında yer buldular.Türkiye'de de benzer bir amaçla yola çıkan Moğollar grubu kendi yerel materyalini kullanmaya karar verdiğinde, `ait olduğu öğretilen' Anadolu coğrafyasının folk müzik biçemine yaslandı. Bunun sonucunda `Anadolu Pop' ismini verdikleri hybrid yapıdaki müzik türünün tetikleyicisi oldular ve bu tür içinde ürünler verdiler.Seksenli yıllarla Anadolu Pop gözden düşerken, doksanlarda başka müzisyenler aracılığıyla ve kırdan gelenlerin kentleşme sürecinde yeni anlamlar yüklenerek tekrar etki kazandı. Aynı yıllar Moğollar gibi yetmişlere ait grupların geri dönüşlerine de sahne oldu. Moğollar doksanlarda, yetmişlerde bıraktıkları noktadan farklı bir anlayışla ürünler verdiler. Bu çalışmada bir yandan Türkiye'nin modernleşme sürecinin Anadolu Pop'un ortaya çıkışına olan etkisi incelenirken, bir yandan da bu müzik türünün iki dönemi arasında tarihsel perspektif de gözetilerek bir değerlendirmeye gidilmektedir.
Kültürel uzlaşma ve müzik: Kıbrıs'daki Türk ve Rum toplumları arasındaki uzlaşmaya yönelik müziksel diyaloglar
Bu araştırmada müziğin, kültürler ve toplumlararası uzlaşma sağlamada etkili olup olamayacağı sorusundan yola çıkıldı. Bu sorulara yanıt aranırken önce müziğin kültürlerarası uzlaşmadaki ve çatışmadaki rolü İsrail?Filistin, Alman-Yahudi, Berlin Duvarı ve Grup Munzur örnekleriyle ele alındı. Bu aşamada müziğin, kültürlerin uzlaşmasında yardımcı olurken bazen de sorunun kendisi olarak ortaya çıktığı görüldü. Çalışmanın çıkış noktasının Kıbrıs'ta Türk ve Rum toplumlarının uzlaşmaya yönelik olarak sergilediği müziksel davranışlar olmasından dolayı, Kıbrıs adası özelinde müziğin iki toplum arasındaki uzlaşmaya katkıları ve ortak kimliği (Kıbrıslılığı) oluşturmakta nasıl kullanıldığı ele alındı.Müziğin iki toplum arasındaki uzlaşmaya katkısında, iki toplumun kendilerini ve kültürlerini ifade ediş biçimi olan şarkıları, eğlence anlayışları, mekanları, çalgı oturtumları ve iki toplumlu örgütlenmeleri incelendi. Tüm bu veriler ışığında halkın Kıbrıs'ta Türk ve Rum toplumları arasında uzlaşmaya yönelik olarak pek çok müziksel diyalog içine girdiği, ortak bir müziksel dil ya da söylem geliştirdiği görüldü.Adada iki toplumun da müziği tekrar bir araya gelmek, ortak kültürü göstermek için etkili bir yol olarak kullanmasının en önemli delilleri iki toplumlu örgütlenmeler ve tavernalarda yaşanan uzlaşma yönünde değişimlerdir. Bugün gelinen noktada tavernalarda iki toplumun müzisyenlerinin bir araya gelerek karma oturtumlarla, karma programlar yapar durumda olmaları ve bu sürecin biçimlenişi analiz edilmiştir. Ayrıca iki toplum arasında iletişim ve geçişleri sağlayan sınır kapılarının açılmasından önce tabandan gelen bir istekle halkın ortak iki toplumlu örgütlenmeler içine girmeleri ve değişen siyasi anlayışlar, ada dışı desteklerle bu örgütlenmelerin sürece katkıları ortaya konmuştur.
Alevi müzik uyanışı bağlamında İzmir Limontepe Alevi göçmenlerinin "müzik pratikleri"
Bu çalışmada, Orta ve Doğu Anadolu'dan İzmir'in Limontepe Mahallesi'ne göç eden Alevilerin ritüel içi-ritüel dışı müzik pratikleri, `Alevi müzik uyanışı' (music revival) çerçevesinde ele alındı. Ekonomik ve politik etkenlerden dolayı İzmir'in Limontepe Mahallesine göç eden Alevi cemaati, 1994'te, içinde cem evi de bulunan `Ehl-i Beyt İnanç Eğitim ve Kültür Vakfı'nı kurdu. Bu çalışma, dört yıl süren inceleme, alan araştırması, gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır.Aleviler, karma etnik topluluklardan oluşmuş, Ortodoks Müslümanlardan oldukça farklı inanç pratiklerine sahip Heterodoks Müslümanlardır. Hilafette Hz. Ali'nin yanını tutmaktadırlar, soydan gelen dini liderlere (dede) sahiptirler ve şiir, müzik ve dansla (cem) ibadet etmektedirler.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, Aleviliğin tarihsel gelişimi, Alevi kültürü ve Alevi kültürel kimliği, ikinci bölümde ise Alevi müziği ve Alevi müzik uyanışı ele alındı. İlk iki bölümde verilen malumatın amacı, durum çalışmasıyla elde edilen üçüncü bölümdeki cem içi-cem dışı müzik pratiklerine ilişkin verileri daha net olarak gösterebilmektir.`Müzik uyanışı (music revival)', kaybolmaya yüz tutmuş gibi görünen bir müzik türü ya da üslubunun birden bire görünürlük kazanarak popülarize olmasıdır. Alevi müzik uyanışına endüstrileşmenin yanı sıra, Türkiye'nin değişen siyasi koşulları da yol açmıştır. Sonuç olarak, Alevi diasporasında ve Türkiye'de 1980'lerin sonundan bugüne kadar artarak devam eden Alevi kültür ve müzik uyanışı, İzmir Limontepe Alevi cemaatinin cem içi ve cem dışı müzik pratiklerine de fazlasıyla yansımıştır. Popüler dağar, yeni bağlama teknikleri (şelpe, çekme, tarama vb.), yeni müzik teknolojileri (amplifikatör, eşik altı ve gitar burguluğu vb.), bölgedeki cem içi ve cem dışı müzik pratiklerinde uygulanmaktadır.
Müzik türlerinin tercih edilmesinde kişilik özellikleri ve beğeni ilişkisi
Bu çalışmada Türk müziği (halk müziği ve geleneksel sanat müziği) rock ve klasik müzik dinleyicilerinin beğenilerini etkileyen faktörler, kişilik, cinsiyet, yaş, aile, arkadaş çevresi ve müzikal uyaran değişkenleri çerçevesinde incelenmiştir. Müzik tercihi ve kişilik arasında bir ilişki olup olmadığı, belirli bir türün müzikal özellikleri ile müzik beğenisi ve kişilik arasında herhangi bir ilişkinin varlığı, Türk müziği, klasik müzik ve rock müzik dinleyicilerinin bireysel değerlendirme ve tercihlerinde hangi sosyal ve kültürel değişkenlerin etken olduğu, yanıtları aranılan sorulardır. Çalışma, kişiliğin kalıtsal özelliklerin yanı sıra sosyal ve kültürel çevrelerden etkilenerek gelişmesi bağlamında aynı tür müzikleri yoğun olarak dinleyen insanların kişilik özellikleri arasında bir takım benzerlikler olabileceği hipotezine dayanarak yürütülmüştür.Çalışma sonucunda Türk ve klasik müzik dinleyicilerinin kişilik özellikleri birbirine yakın çıkarken rock müzik dinleyicilerinin kişilik özellikleri hem temel boyutlarda hem alt boyutlarda belirgin farklılıklar göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, müzik tercihinde kişilik özellikleri ve müzik türü ilişkisi arasında bağıntılar olabilceği varsayımını doğrular niteliktedir.Veri toplama araçları olarak Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından Türkiye koşullarına göre hazırlanmış ve geçerlilik - güvenilirliği yapılmış beş faktör kişilik testi (Somer, Korkmaz, Tatar; 2004) ile daha önce geçekleştirilmiş benzer çalışmalardan yaralanarak hazırladığımız müzik beğenisi anketi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi SPSS v13.0 paket programında yapılmış, istatistik teknikleri olarak T testi, yüzde, frekans ve varyans analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışma, İzmir ilinde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (müzik eğitimi alan ve almayan), Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarında müzik öğrenimi görmekte olan öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 17-30 yaş arası, 89 erkek 91 kadın toplam 180 kişiden oluşmuştur.
İstanbul Ermenileri ve müzik pratikleri
İstanbul sınırları içinde, birbirlerinden farklı Ermeni etnisiteleri aynı cemaat içinde bir arada yaşamaktadırlar. Bu çalışma, İstanbul'da yaşayan Ermenileri tanımlanmaya ve müzik pratikleri üzerinden Ermeni etnisitesini analiz etmeye çalışmaktadır. Birbirinden farklı Ermeni etnisiteleriyle, bu etnisitelerin akışkanlığı bağlamında Ermeni müziksel kimliklerindeki benzerlik ve farklılıkların inşası ortaya konulmaktadır.Literatürde bulunan Ermeni müziği tanımlamaları ile alan araştırmalarında elde edilen bulgular karşılaştırılarak teoride tanımlanan Ermeni müziği ile pratikte icra edilen Ermeni müziği arasındaki farklar öne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Tarihsel süreçte değişime uğrayan Ermeni müzik pratiklerinin, topluluğun bu süreçte yaşamsal pratikleriyle doğru orantıda değişim gösterdiği saptanmaktadır.Odak topluluk olarak İstanbul Ermenileri üzerinde durulan çalışmada, yoğun olarak alan araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Katılımcı gözlem ve görüşmeler ile yapılan araştırmalarda elde edilen bulgular, etnomüzikoloji disiplininde etnik grup ve etnisite hakkında öne sürülen teoriler üzerinden analiz edilerek bir kuramsal çerçeveye oturtulmuştur.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Ermenilik kavramı üzerinde durularak, birbirinden farklı Ermeni tanımlamaları farklı bağlamlarda ele alınmıştır. Dinsel açıdan Ermeni tarihi incelenmiştir. Türkiye Ermenileri hakkında tarihsel bilgi verilmiş ve çalışmanın odağı olan İstanbul Ermeni cemaatinin profili çizilmiştir.İkinci bölümde, Ermeniler bir etnik grup olarak ele alınmış, kavramsal boyutta etnik grup, etnisite, kimlik, kolektif kimlik, etnik kimlik ve kültürel kimlik kavramları açıklanmıştır. Ermeni kimliği kavramsallaştırılması üzerinde, kimlik ve kimlik türleri üzerinde durulmuştur.Çalışmanın üçüncü bölümünde, Ermeni müziği tanımlamaları ele alınmıştır. Alanda gözlemlenen İstanbul Ermenilerinin pratikleri, yaşamsal pratikler içerisinde müziğin yerini görebilmemiz açısından dinsel ve dünyasal ana başlığı altında sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmayla, pratiklerde öne çıkan müziksel unsurlar ve müziksel kimliklerin rolü ortaya konmaya çalışılmıştır.