
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Akciğer kanserli hastalarda endobronşiyal havayolu stent uygulamasının dispne ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkisi
Bu tanımlayıcı kesitsel çalışma, akciğer kanserli endobronşiyal tedavi alan hastalarda havayolu stent uygulamasının dispne ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkisini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Çalışma İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi'nde, etik kurul izni sonrası 44 akciğer kanserli hastanın katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma verileri anket yöntemiyle toplandı. Veriler; Veri Toplama Formu, Kanser Dispne Ölçeği ve Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi kullanılarak toplandı. Katılımcıların yaş ortalaması 57,7 yıl olup, %59,1'i erkekti. Hastaların sigara kullanımı süresi ortalama 34,8 yıl olarak belirlendi Tanı alan hastaların %55'i küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastalardı ve %52,3' ü endobronşiyal harici tedavi almaktaydı, %61,5'inde metastaz varlığı saptandı. Hastaların tamamında dispne mevcuttu. Hastaların hava yolu stent uygulaması sonrası dispne ölçeği toplam puanları, işlem öncesine göre anlamlı bir düşüş gösterdi (sırasıyla; öncesinde 33,7, 1. saatte 3,6, 1.haftada 8,2, 1.ayda 7,2; p<0,05). Hastaların hava yolu stent uygulaması sonrası günlük yaşam aktivite ölçeği toplam puanları, işlem öncesine göre anlamlı bir yükselme gösterdi (sırasıyla; öncesinde 2,9, 1.haftada 4.2, 1.ayda 4,5; (p<0,05). Çalışma sonuçları hava yolu stent uygulamasının akciğer kanserli hastalarda dispne düzeyinde önemli bir azalmaya , günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın artışına önemli bir etkisi olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: Akciğer kanseri, dispne, endobronşiyal hava yolu stenti, günlük yaşam aktiviteleri
Kronik lenfositik lösemide zap-70 in prognostik önemi
KLL, klinik seyri degisken bir hastalıktır. Kötü klinik seyir gösterecek hastaları öncedenbelirlemek çok önemlidir. Klinik evreleme sistemleri, erken evrede tanı konmus hastalardandaha sonra hangilerinin hızlı seyredecegini belirlemede yetersizdir. Çalısmamızda, ZAP-70ifadelenmesinin KLL hastalarındaki diger prognostik belirteçlerle iliskisini ve tedavisiz izlemsüresine etkisini göstermeyi amaçladık.Standart morfolojik ve immünfenotipik ölçütlerle tanı konulmus olan 52 KLL hastasıçalısmaya alındı. ZAP-70 ve CD38 ifadelenmesini akım sitometrik yöntemle degerlendirdik.47 hastada FISH'le 13q delesyonu, 11q delesyonu, p53 delesyonu ve trizomi 12 çalısıldı.52 hastanın 32'sinde (% 61,5) ZAP-70 ifadelenmesi % 20'nin altındayken, 20'sinde (%38,5) ZAP-70 ifadelenmesi % 20'nin üzerindeydi. ZAP-70 pozitif olan hastalarda, ZAP-70negatif hastalara göre klinik evre daha ileriydi (p= 0,02) ve Hb düzeyleri anlamlı olarakdüsüktü (p= 0,02) ve LKS anlamlı olarak daha kısaydı (p= 0,04). ZAP-70 ifadelenmesi ileCD38 ( >% 30) ve sitogenetik anormallikler arasında anlamlı iliski saptanmadı.ZAP-70 pozitif olan hastalarda tedavi gereksinimi ZAP-70 negatif gruptan anlamlıderecede fazlaydı (p= 0,02). CD38 ifadelenmesi ve FISH anormallikleriyle tedavi gereksinimiarasında anlamlı iliski olmadıgı gözlendi (p> 0,05). Çok degiskenli analizde, ZAP-70'in tedavigereksinimi üzerine bagımsız degisken oldugu gözlendi (p= 0,03).Sonuç olarak ZAP-70 pozitif hastaların tedavi gereksinimlerinin fazla oldugunu saptadık.Akım sitometrik olarak ZAP-70 ifadelenmesinin tanı anında saptanması, KLL hastalarınınhangilerinin tedavi gereksinimi olacagının önceden belirlenmesinde çok degerlidir.
Hematolojik malignitelerde plazma thrombospondin düzeyleri
PAS III katkılı ve PAS III katkısız donör trombosit süspansiyonlarının trombosit sayısı PH ve alerjik transfüzyon reaksiyonlarının üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Amaç: Güncel kan bankası pratiğinde donörlerden elde edilen aferez trombosit konsantreleri donörün plazması içinde süspanse edilmektedir. Hastalarda oluşan reaksiyonları azaltmak için donör plazmasının daha az kullanıldığı trombosit katkı solüsyonlu (platelet additive solutions, PAS) trombosit toplama yöntemleri giderek yaygınlaşmaktadır. Çalışmamızda PAS-III ile toplanan aferez trombosit süspansiyonlarında (I) trombosit kalitesini değerlendirmek ve trombosit transfüzyonuna bağlı (II) başta allerjik reaksiyonlar olmak üzere diğer transfüzyon reaksiyonlarının sıklıklarını incelemeyi amaçladık. Materyal ve Metot: Çalışmamızda Temmuz 2019 - Mart 2021 yılları arasında aferez trombosit setlerinin rutin kullanımı sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Merkezimizde toplanan PAS-III ilaveli aferez trombosit konsantrelerinden farklı zaman dilimlerinde kalite kontrolü yapılanlar tümü (100 adet trombosit konsantresi) dahil edildi. Kan bankamızda 20-24 C0'de ajitasyon ile saklanan bu aferez trombosit konsantrelerinden 1. ve 5.günlerde trombosit sayıları ve pH değerleri incelendi. Çalişmamızda %65 PAS-III/%35 plazma aferez trombosit süspansiyonlarında 1. ve 5. günlerde ölçülen ortalama trombosit sayıları 3.44 x1011 ve 3.0 x 1011 olarak bulunurken, pH değerleri 1. ve 5.günlerde sırası ile ortalama 6.83 ve 6.62 olarak tespit edildi. Ayrıca allerjik ya da diğer herhangi bir transfüzyon reaksiyonu tespit edilemedi. Sonuç: Sonuç olarak, çalışmamızda % 65 PAS-III/%35 donör plazması içerisinde süspanse edilen aferez trombosit konsantrelerinde donör plazmasının daha az kullanımı ile ilişkili olarak (I) daha iyi donör konforu ve (II) donör plazmasından kaynaklanan transfüzyon reaksiyonlarının sıklığında ve/veya şiddetinde azalma olabileceği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aferez trombosit, trombosit katkı solüsyonu, alerjik transfüzyon reaksiyonu.
Hafif ve ağır gidişli sickl-cell anemili hastalarda immün fonksiyonlarının araştırılması
O Z E T Bu çalışmada orak hücre anemi 1.1 hasta lar ın"haf if ' 've "ağır" formlarında, nötrofil kemotaksis, opsonik aktivitele ri, lenfosit transformasyonu ve serum IgG, IgM, ve IgA dü zeyleri ile C3 düzeyleri araştırıldı. Her iki grup yukarıda ki parametreler açısından hem kendi aralarında hem de kont rol grubu ile karşılaştırıldı. Nötrofil kemotaksis değerleri hastalığın ağır formu nu gösteren şahıslarda normal ve kontrollere göre düşük bu lundu ve aralarındaki fark istatistiksel yönden anlamlıydı (p< 0.001). Serum opsonik aktivite, hastalığın her iki variantın da da oldukça azaldığı görüldü. Kontrollerle aralarındaki fark anlamlıydı (pAnahtar Kelime: Anemi-orak hücreli = Anemia-sickle cell