Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Dölerme ve Suni Tohumlama Anabilim Dalı​

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

40

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

40 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Köpek oositlerinin vitrifikasyon yöntemiyle dondurulması ve partenogenez aktivasyonu

Pet hayvanlarında biyoteknolojik çalışmalar son yıllarda hız kazanmaya başlamıştır. Köpeklerde başarısız yardımcı üreme teknikleriyle ilgili oluşan sorular, muhtemelen köpek türlerinin reproduktif fizyolojisine ait yetersiz bilgiden kaynaklanmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmaların hız kazanmasında duygusal nedenler önemlidir. Fakat diğer taraftan pet biyolojisindeki uygulamalar, insan hastalıkları için model oluşturmaktadır. Bunun ötesinde gamet kriyopreservasyonunun gelişmesi, nesli tükenmekte olan türlerin korunması ve genetik banka oluşturulması için önemlidir. Köpek oositlerindeki düşük maturasyon oranlarına rağmen, bu tezde, partenogenetik aktivasyonun etkileri, vitrifiye matur oositlerde test edilmiştir. Köpek oositleri, Yıldırım Belediyesi Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon merkezinden alınan, 10 adet sağlıklı köpekten toplanmıştır. Ovaryumların tekrarlı parçalanmasından sonra, seçilen kumulus oosit kompleksleri, 5%CO2 inkübatörde, mineral yağla kaplanmış 500 µl TCM-199 içeren dört-gözlü petrilerde, 39°C'de, 72 saat boyunca maturasyona bırakılmıştır. Maturasyondan sonra oositler, 0%, 10%, 20% etilen glikol içeren 50 ml PBl içinde sırasıyla, 10, 10 dakika ve 30 saniye muamele edilmiştir. Oositler, 30 µl VS3 içeren kriyoviallere yerleştirilerek sıvı nitrojende dondurulmuştur. Bu grubun oositleri (n=257) vitrfiye oosit 'VO' olarak gruplanmıştır. Çözdürme sonrasında, oositler ionomisinle 5 dakika ve sikloheksimid ile 3 saat muamele ederek partenogenetik aktivasyona bırakılmıştır. Sonrasında oositler 72 saat kültüre edilerek nükleer maturasyon değerlendirilmiştir. Kontrol grubu olarak kullanılan oositler (n=257), 'FO' olarak gruplandırılmıştır. maturasyondan sonra, oositler direkt olarak ionomisin ve sikloheksimid ile muamele edilerek aktivasyona bıkarılmıştır ve 72 saat kültüre edilmiştir. Tüm oositler Hoechst33342 ile 30 dakika boyandıktan sonra nükleer maturasyon oranları faz kontrast mikroskopta değerlendirilmiştir. Maturasyon oranları (MI+MII) gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır (p>0,05). Maturasyon sonrasında, vitrifiye köpek oositlerinde partenogenetik aktivasyona bağlı nükleer değerlendirmeye çalışması bulunmamaktadır. Fakat bu uygulamada elde edilen düşük maturasyon oranlarının, ileri moleküler çalışmalarla açıklanması gerektiği kanısındayız. Anahtar Kelimeler: Köpek oositleri, vitrifikasyon, in vitro maturasyon, partenogenetik aktivasyon

Dondurarak saklamaKöpeklerOositler+3
Rabia Gözde Özalp
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dondurulmuş boğa spermatozoonlarının progressif motilitesi, kinematik parametreler ve mitokondriyal membran potansiyeli üzerine çözdürme sonrası farklı sıcaklık ve bekletme sürelerinin etkileri

Bu çalışmanın amacı, dondurulmuş boğa spermasının çözdürme sonrası yüksek mitokondriyal membran potansiyeli, motilite ve kinematik hız parametre değerleri üzerine farklı inkübasyon süreleri ve sıcaklık derecelerinin etkisini araştırmaktı. Çalışmada dört farklı boğanın 0,25 ml'lik payetlerdeki dondurulmuş sperma örnekleri kullanıldı. Payetler, 38°C'deki su banyosunda 25 saniye boyunca çözdürüldü. Çözdürüldükten sonra, bir CASA sistemi kullanılarak sperm motilitesi ve kinematik parametreler belirlendi. Sperm mitokondriyal membran potansiyeli ise JC-1 floresan ayracı kullanılarak flow sitometri ile incelendi. Çözdürüldükten sonra farklı sıcaklık derecelerine (35°C, 22°C ve 5°C) ve inkübasyon sürelerine (hemen, 10 ve 20 dakika) maruz bırakılan sperma örneklerinin motilite, sperm kinematik parametreleri ve yüksek mitokondriyal membran potansiyeli araştırıldı. Boğalar arasında çözdürme sonrası total ve progresif motilitesi açısından bireysel olarak önemli farklılıkların (p<0,05) olduğu gözlendi. Farklı inkübasyon sürelerinde 35°C ve 22°C arasında tüm kriterler açısından anlamlı bir fark gözlenmedi (p˃0,05). Öte yandan, çözdürme sonrası 5°C'deki inkübasyonun 10. ve 20. dakikalarında sperm toplam ve progresif motilitesi ile VCL, VAP ve VSL gibi sperm kinematik hız parametreleri önemli ölçüde (p<0,05) azaldı. Benzer şekilde, yüksek mitokondriyal membran potansiyeline sahip spermatozoon oranı da 5°C'de, diğer sıcaklık dereceleriyle karşılaştırıldığında aynı zaman periyotları içinde önemli derecede azaldı. Ayrıca, progresif motilite, VCL, VAP, VSL ve yüksek mitokondriyal membran potansiyeli arasında yüksek bir pozitif korelasyon tespit edildi (p<0,01). Sonuç olarak, çözdürme sonrası spermatozoonların 5°C gibi düşük sıcaklık ortamında 20 dakika inkübasyon süresine maruz bırakılması; sperm motilitesi, sperm kinematik hız parametreleri ve yüksek mitokondriyal membran potansiyelini olumsuz yönde etkilenmiştir.

Akım sitometrisiBoğalarDondurarak saklama+3
Muhammed Sami Halıcı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bisfenol A'ya maruz bırakılan pubertal erkek sıçanların üreme sistemi, epididimal sperm kalitesi ve antioksidan durumu üzerine koenzim Q10, fulleren C60 ve α-Lipoik Asit'in etkileri

Çevresel toksik maddeler, özellikle testisin prooksidan/antioksidan dengesini bozarak testis fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Bisfenol A (BFA), yaygın kullanımı nedeniyle dünya çapında önde gelen toksik çevre kirleticilerinden biridir. BFA kaynaklı üreme toksisitesinin başlıca nedeni, doğrudan oksidatif stres ile ilgilidir. Bu çalışma, güçlü antioksidanlar olduğu bilinen Koenzim Q10 (KEQ10), hidratlı karbon 60 fulleren (C60HyFn) ve Alfa lipoik asit'in (ALA) erkek sıçanlarda BFA'nın neden olduğu üreme üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırıp kaldırmadığını değerlendirmek için yapıldı. Altmış adet prepubertal erkek Sprague Dawley sıçan sekiz gruba ayrıldı: (1) kontrol grubu (n = 7), (2) BFA uygulanan grup (n = 8), (3) KEQ10 uygulanan grup (n = 7), (4) Fulleren (FUL) uygulanan grup (n = 7), (5) ALA uygulanan grup (n = 7), (6) BFA + KEQ10 uygulanan grup (n = 8), (7) BFA + FUL uygulanan grup (n = 8) ve (8) BFA + ALA uygulanan grup (n = 8). İlgili maddeler, tüm gruplara 7 hafta boyunca günde bir kez zeytinyağında ve/veya suda karıştırılarak ayarlanmış dozlarda ağızdan uygulandı. BFA uygulaması, serum ve testiküler malondialdehit (MDA) seviyesinde önemli bir yükselme ve antioksidan enzim seviyesinde önemli bir azalmaya yol açtı. Buna ilaveten, BFA uygulanan grupta üreme organı ağırlıkları, epididimal spermatozoon yoğunluğu ve motilitesi kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşüktü. Ayrıca BFA uygulanan grubun testislerinde dejenerasyon ve germinal hücrelerinde azalma gibi belirgin histopatolojik değişikliklerin olduğu gözlendi. Antioksidanlarla tedavi edilen BFA gruplarında lipit peroksidasyon (LPO) seviyeleri, tek başına BFA uygulanan gruba göre önemli ölçüde azaldı. Bununla birlikte, epididimal spermatozoon özelliklerinde ve testis dokusundaki iyileşme KEQ10 + BFA ve ALA + BFA uygulanan gruplarda FUL + BFA uygulanan gruba göre daha iyiydi. Sonuç olarak, KEQ10 ve ALA uygulamasının BFA'ya bağlı oksidatif stresi ve buna bağlı olarak testis disfonksiyonunu ve azalmış epididimal sperma kalitesi gibi komplikasyonları önemli ölçüde önlediği belirlendi. Ancak BFA'nın üreme sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini önlemede FUL'nin etkinliğini değerlendirmek için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğu görüldü.

AntioksidanlarApoptozisBisfenol A+7
Tutku Can Acısu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçlarda spermanın saklanabilirliği üzerine mitotempo ve serisinin etkisi

Serisin potansiyel antioksidan katkı maddesi olarak kullanılan ve suda çözünen bir proteindir. Mitotempo ROS'u süpürme oksidatif stres azaltma ve kryoprotektif özelliklere sahiptir. Bu çalışma, koç sperma sulandırıcısına in vitro olarak ilave edilen mitotempo ve serisinin farklı dozlarının spermanın kısa ve uzun süreli saklanabilirliği üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada klinik olarak sağlıklı, genital organ muayenesi sonucunda herhangi bir patolojik bulguya rastlanmayan 55-60 kg canlı ağırlığında, 2 yaşlarında 6 adet Akkaraman ırkı koç kullanıldı. Çalışmanın birinci aşamasında sperma 144 saate kadar 5 oC'de saklanarak her 24 saatte bir analizleri yapıldı. Birinci aşama analizleri sonucu kontrolden üstün iki deney grubu bir sonraki aşama için seçildi. İkinci aşamada ise sperma sıvı azot içerisinde saklandı ve çözdürme sonrası analizler yapıldı. Birinci aşamada mitotemponun 1 µM ve 5 µM dozlarının total motiliteyi iyileştirdiği, membran bütünlüğünü koruduğu, oksidatif stresi önlediği belirlenmiştir (p<0.01). İkinci aşamada, spermalar dondurulup çözdürüldükten sonra %3 gliserollü sulandırıcıya 1 µM mitotempo ilavesinin spermatozoon membran bütünlüğünü koruduğu, total motiliteyi arttırdığı, DNA hasarını ve oksidatif stresi önlediği, akrozomu hasarsız sperm oranını arttırdığı görülmüştür (p<0.05). Serisinin birinci aşamasında %1 ve %1.5 dozlarının total ve progresif motiliteyi arttırdığı, plazma membran bütünlüğünü koruduğu, anormal spermatozoon oranını düşürdüğü ve oksidatif stresi önlediği tespit edilmiştir (p<0.05). Uzun süreli saklamada %5 gliserollü %1 serisin içeren grupta total motiliteyi arttırdığı, membran bütünlüğünün korunduğu, DNA hasarının ve oksidatif stresin önlendiği belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; koç spermasının kısa ve uzun süreli saklanmasında mitotempo ve serisinin belirlenen dozlarının in vitro olarak sperma sulandırıcısına katılmasının faydalı olacağı kanaatine varılmıştır.

Dondurarak saklamaKoçlarSaklama+4
Recep Hakkı Koca
Fırat University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tavşanlarda sperma dondurma işleminin indüklediği spermatozoonlardaki soğuk şok hasarları üzerine taxifolinin etkisi

Bu çalışmada tavşan spermasına ilave edilen taxifolin (TAX)'in dondurma işleminin indüklediği spermatozoonlardaki soğuk şok hasarları üzerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada 6 adet erişkin Yeni Zelanda tavşanından suni vajen yardımıyla haftada bir kez sperma alındı. Alınan spermalar 38 °C'de pooling yapıldı ve 4 eşit hacme bölündü. 38 °C'de TAX içermeyen (Kontrol grubu), 50 μM (TAX-50 grubu), 100 μM (TAX-100 grubu) ve 200 μM (TAX-200 grubu) TAX içeren tris + yumurta sarısı sulandırıcısı ile sulandırıldı ve sıcaklıkları 4 °C'ye düşürüldü. Ekilibrasyon işlemini müteakip 0.25 mL'lik payetlere çekilen spermalar otomatik sperma dondurma cihazında donduruldu ve -196 °C'deki sıvı azot tankında saklandı. 38 °C'deki su içerisinde 25 saniye bekletilerek çözdürülen spermalarda motilite, kinematik parametreler, morfolojik şekil bozuklukları, membran bütünlüğündeki değişiklikler, mitokondriyal membran potansiyeli, ölü-canlı oranı, akrozom bozukluklarına yönelik analizler ile oksidatif stres analizleri yapıldı. 50 μM TAX ilavesi motilite (toplam, progressif, hızlı ve statik), yüksek mitokondriyal membran potansiyeli (YMMP) ve akrozomal hasarlı spermatozoon oranlarında kontrole göre anlamlı iyileşmeler sağladı. Kontrol ile karşılaştırıldığında TAX-50 ve TAX-100 gruplarındaki malondialdehit (MDA) düzeyleri önemli derecede düşük bulunurken, TAX-200 grubundaki MDA düzeyi yüksek, canlı spermatozoon oranı ise düşük bulundu. Öte yandan kinematik parametreler, morfolojik bozukluklar, membran bütünlüğü ve antioksidan düzeyleri bakımından gruplar arasında önemli bir farklılık tespit edilmedi. Sonuç olarak, TAX'ın düşük dozunun olumlu, yüksek dozunun ise olumsuz bir etkiye sahip olduğu gözlendi. Dolayısıyla sulandırıcılara düşük doz (50 μM) TAX ilavesinin tavşan spermasının dondurulması esnasında şekillenen soğuk şok hasarlarının azaltılmasında faydalı bir katkı maddesi olacağı kanaatine varıldı.

Dondurarak saklamaOksidatif stresSperm+2
İrfan Yılmaz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Termik santral civarında yetiştirilen koçlardaki ağır metal düzeyleri ile bazı üreme özellikleri, oksidatif stres ve testiküler apoptozis arasındaki ilişkinin araştırılması

Bu çalışmada termik santrale uzak ve yakın bölgelerde yetiştirilen koçların serum ve testis dokularındaki ağır metal düzeyleri, serum steroid hormon düzeyleri, epididimal spermatolojik özellikleri, doku oksidatif stres belirteçleri, testis histolojisi ve testiküler apoptozis düzeyindeki değişikliklerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Afşin-Elbistan Termik Santrali'ne uzak [250 km yarıçap uzaklığı, Grup 1 (kontrol), n=25], orta düzeyde yakın (20 km yarıçap uzaklığı, Grup 2, n=25) ve en yakın (10 km yarıçap uzaklığı, Grup 3, n=25) bölgelerde doğup büyüyen toplam 75 adet 12-15 aylık Akkaraman koç kullanıldı. Kesim için mezbahaya getirilen hayvanlardan kan ile testis ve epididimis dokuları alındı. Kan ve testiste ağır metal düzeyleri, serum testosteron, östradiol ve DHEAS düzeyleri, testiküler ve kauda epididimal oksidatif stres düzeyleri, kauda epididimal spermatolojik parametreler, testiküler histopatolojik ve apoptotik değişimler incelendi. Tüm gruplarda serum Cd, Hg ve Pb düzeyleri minimum ölçüm değerinin altında kaldı. Grup 2 ve 3'deki hayvanların serum Al, Cr, As, Ag ve Sn düzeyleri Grup 1'e oranla önemli derecede daha yüksekti (P<0,01; P<0,001). Grup 1'in serum Cu düzeylerinin ise diğer gruplara oranla daha yüksek olduğu gözlendi (P<0,001). Grup 2 ve 3'deki testis dokusu Al, V, Ni, Ag ve Cd (P<0,05; P<0,001) düzeyleri Grup 1'e oranla daha yüksekti. Testiküler Cr, As ve Pb düzeyleri sadece Grup 3'de anlamlı derecede daha yüksek bulundu (P<0,01; P<0,001). Testis dokusu Hg düzeyi Grup 1 ve 2'de minimum ölçüm değerinin altında kalırken, Grup 3'de ise 430,83±156,15 ppb olarak tespit edildi. Testiküler Cu ve Zn seviyesi Grup 1 ile karşılaştırıldığında Grup 2 ve 3'de önemli derecede düşüktü (P<0,01; P<0,001). Serum DHEAS düzeyleri tüm gruplarda minimum tespit edilebilir değerin altında idi. En düşük serum testosteron düzeyi Grup 3'de tespit edildi. Grup 1'e kıyasla anlamlı derecede en yüksek testiküler (P<0,01) ve kauda epididimal (P<0,05) MDA düzeyi Grup 3'de tespit edilirken, aynı dokulardaki anlamlı derecede en düşük GPx düzeyi de Grup 3'de saptandı (P<0,05; P<0,001). Testis dokusu KAT aktiviteleri bakımından, Grup 1 ile karşılaştırıldığında Grup 2 ve 3'de istatistiki bir azalma gözlendi (P<0,001). Grup 1 ile karşılaştırıldığında, Grup 3'de spermatozoon yoğunluğu açısından istatistiki bir azalma (P<0,001), Grup 2 ve 3'de de ölü spermatozoon oranı bakımından istatistiki bir artış (P<0,01) saptandı. Histopatolojik olarak Grup 2 ve 3'de STÇ ve GHTK'da bir azalmanın olduğu (P<0,001), bazı tubullerde spermatogenezisin duraksadığı ve özellikle Grup 3'de hipoplazinin bir göstergesi olan çok çekirdekli sinsitiyal hücre oluşumlarının varlığı tespit edildi. Öte yandan Grup 1 ile kıyaslandığında Grup 3'de Bax apoptotik protein ekspresyon düzeyi ile Bax/Bcl-2 oranında istatistiki bir artış tespit edildi (P<0,05). Sonuç olarak, termik santrale yakın bölgelerde doğup büyüyen koçların testis dokularındaki ağır metal birikimlerine bağlı olarak endokrin ve ekzokrin reprodüktif potansiyellerinin açık bir şekilde zarar gördüğü kanısına varıldı.

ApoptozisAğır metallerKoçlar+6
Serkan Ali Akarsu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçlarda spermatolojik özellikler ve spermanın saklanabilirliği üzerine l-arjinin'in etkisi

Bu çalışma, L-arjinin'in koçlarda bazı üreme parametreleri ve spermanın saklanabilirliği üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın 1. aşamasında 7 hafta boyunca gün aşırı 5 mg/kg dozunda L-arjinin enjeksiyonlarını müteakip koçların ereksiyon süreleri, spermatolojik özellikleri ve seminal plazma arginaz aktiviteleri incelendi. Çalışmanın 2. aşamasında ise sperma örneklerine 0,1, 0,5, 1, 5 ve 10 mM dozlarında in vitro L-arjinin ilave edildikten sonra örnekler kısa ve uzun süreli saklama işlemlerine tabi tutuldu. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, L-arjinin'in i.m. enjeksiyonları ereksiyon süresi (3. haftadan sonra p<0,01) ve anormal spermatozoon oranında (sadece 2. haftada p<0,01) önemli azalmalara yol açarken, kitle hareketi (p<0,01), motilite (p<0,05, p<0,01), yoğunluk (3, 5, 6. haftalarda p<0,01) ve membran bütünlüğünde ise (3. haftadan sonra p<0,05, p<0,01) önemli artışlar sağladı. +4 oC'de kısa süreli saklanan örnekler değerlendirildiğinde, 10 mM L-arjinin ilavesinin sperma örneklerinin motilitesini 12. saatten sonra, membran bütünlüğünü de 48. saatten sonra azalttığı (p<0,05), ancak 0,5 mM L-arjinin ilavesinin 24 ve 96. saatlerdeki arginaz aktivitesini arttırdığı, 10 mM'lık ilavesinin ise 24, 72 ve 96. saatlerde azalttığı gözlendi. Dondurulup çözdürülen spermanın motilitesi 0,5 mM L-arjinin ilave edilen grupta kontrol grubuna göre yüksek, 10 mM grubunda düşük olarak tespit edilirken, membran bütünlüğü ise 0,5 mM grubunda yüksek bulundu (p<0,01). Seminal plazma arginaz aktivitesi yönünden 10 mM L-arjinin ilave edilmiş sperma örneklerinde önemli bir azalma (p<0,01) gözlendi. Sonuç olarak, i.m. L-arjinin uygulamaları koçların ereksiyon süresini kısaltmakta ve spermanın kalite parametrelerinde artış sağlamaktadır. Spermaya in vitro katılan L-arjinin'in 10 mM'lık dozunun gerek kısa süreli gerekse uzun süreli saklama esnasında spermanın kalitesine zarar verdiği, ancak 0,5 mM'lık doz ilavesinin ise saklama esnasında spermaya faydalı olacağı sonucuna varılmıştır.

ArjininHayvancılıkKoyunlar+2
Şeyma Özer Kaya
Fırat University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Koyunlarda sezon içi ve sezon dışı dönemde, farklı senkronizasyon uygulamalarının gebelik oranları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı koyunlarda üreme sezonu içerisinde ve üreme sezonu dışında progesteron emdirilmiş intravaginal süngerin kısa (7 gün) ve uzun (14 gün) süre kullanımının koyunların bazı reprodüktif parametreleri üzerine etkinliğinin araştırılmasıdır. Bu amaçla Burdur ilinde bulunan özel bir işletmedeki daha önceden en az bir doğum yapmış 2-4 yaşlı 80 baş Merinos ırkı koyun seçilerek rastgele 4 eşit gruba ayrıldı. Gruplar Sİ7: sezon içerisinde kısa (7 gün), Sİ14: sezon içerisinde uzun (14 gün), SD7: sezon dışında kısa (7 gün) ve SD14: sezon dışında uzun (14 gün) olacak şekilde belirlendi. Uygulama sonunda süngerler çıkartılıp tüm gruplara 600 IU dozunda PMSG i.m. olarak enjekte edildi. Enjeksiyondan 24 saat sonra östrus takibi için 2 arama koçu kullanıldı. Östrus tespiti yapılan koyunlar fertil özelliği bilinen 2-4 yaşlı koçlar ile elde sıfat yöntemiyle çiftleştirildi. Çiftleşmeleri takiben 35. Günde gebelik oranları ve doğum sonrası fertilite parametreleri (Östrus görülme oranı, çiftleşme oranı, 35. Gün gebelik oranı, doğum oranı, yavru sayıları) kaydedildi. Buna göre tüm gruplarda östrus görülme ve çiftleşme oranları %100 olarak belirlendi. Sırasıyla gebelik oranları Sİ7: %75 (15/20); Sİ14: %90 18/20); SD7: %80 (16/20); SD14:%85 (17/20) olarak, doğum oranları Sİ7: %75 (15/20); Sİ14: %80 (16/20); SD7: %70 (14/20); SD14: %85 (17/20) olarak kuzu verimi Sİ7: 1,20 (18/15); Sİ14: 1,38 (22/16); SD7: 1,35 (19/14); SD14: 1,23 (21/17) olarak kaydedildi. Elde edilen sonuçlara göre en yüksek gebelik oranı ve yavru verimi Sİ14 grubunda elde edildi ancak gruplar arası istatistiksel bir farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Doğum oranları incelendiğinde ise SD14 uygulama grubunda sayısal olarak yüksek oran elde edilmesine karşın gruplar arasında istatistiksel bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak, uzun süreli sünger uygulamalarının her ne kadar döl verimi üzerine sayısal olarak üstünlüğü bulunsa da kısa süreli sünger uygulamalarında koyunlarda sezon içi ya da sezon dışı dönemde koyunların östrus senkronizasyonu için kullanılabileceği kanısına varıldı.

DöllemeGebelikKoyunlar+5
Görkem Kahraman
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sığırlarda suni tohumlama uygulaması öncesi carazolol kullanımının döl verimi (fertilite) üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, ineklerde sahada rutin olarak kullanılan suni tohumlama uygulamaları sırasında suni tohumlama uygulamasından hemen önce Carazolol ihtiva eden beta 2-adrenoreseptör blokeri Simpanorm isimli ticari ilacın uygulanmasının gebelik oranı üzerine etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışma materyalini 150 baş Holstein inek oluşturdu. Materyali oluşturan Holstein inekler Burdur/Çeltikçi ilçesi ve köylerinden temin edildi. Holstein ineklerin reprodüktif geçmişlerine ve klinik muayenelerine bakılarak, vücut kondisyon skoru 2,5-3,5 olan inekler çalışma materyalini oluşturdu. En az 1 doğum yapmış, herhangi bir reprodüktif problemi olmayan doğumdan sonra 45-60 gün geçmiş, 3-4 yaşlı Holstein inekler çalışmaya dahil edildi. Çalışma sırasında doğumdan sonraki ilk kızgınlığa gelen inekler kullanıldı. Suni tohumlama öncesi östrusun dış klinik belirtileri ve çara akıntısının olup olmadığı kontrol edilerek östrusun dış belirtilerinin doğruluğunun tespiti yapıldı. Klinik olarak ineğin östrus döneminde olduğu ise ovaryumda Graff folikülünün varlığı ve uterus tonusu rektal palpasyon ile doğrulandı. Östrus döneminde olduğunun klinik ve gözlem belirtileri ile doğrulanması ile, suni tohumlama kızgınlığın başlangıcından en az 12 saat sonra yapıldı. Suni tohumlamalar, 37 C°'de 30 saniyede çözdürülen sperma ile rekto-vajinal olarak corpus uteriye bırakılarak gerçekleştirildi. Çalışma materyalini oluşturan Holstein inekler eşit 3 gruba ayrıldı. 1.Grup-çalışma grubu (Carazolol) (n=50); suni tohumlama uygulamasından hemen önce Carazolol etken maddesini içeren Simpanorm (FATRO) isimli ticari ilaç 1 mg Carazolol/100 kg canlı ağırlık dozunda intravenöz (iv) olarak yapıldı. 2.Grup-negatif kontrol grubu (n=50); ise 2 ml/100 kg canlı ağırlık (CA) dozunda intravenöz iv fizyolojik tuzlu su (0,09 FTS) uygulandı. 3.Grup-pozitif kontrol grubu olarak (n=50); ise hiçbir işlem yapılmadan uygun zamanda sadece suni tohumlama yapıldıSonuç olarak; Carazolol ile tedavi edilen 1. gruptaki 50 inekten %74 oranında gebelik elde edilirken, bu oran plasebo (0,09 FTS) uygulanan 2. gruptaki 50 inekten %62 oranında gebelik elde edildi. Kontrol grubunu oluşturan 3. gruptaki 50 inekten %60 oranında gebelik elde edildi. Elde edilen bu değerler Holstein ineklerde suni tohumlama uygulamaları sırasında Carazolol kullanılması ile istatistiksel olarak farklı olmayan gebelik oranında artış sağladı.

CarazololDöllemeDölleme-yapay+2
Osman Bakır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Holstein boğalarda in vitro spermatolojik parametrelerin erkek fertilitesi ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, sahada rutin olarak suni tohumlama uygulamalarında kullanılan dondurulmuş çözdürülmüş boğa spermalarının laboratuvar şartlarında analiz edilerek fertilite yetenekleri ile spermatolojik parametrelerin ilişkilerinin belirlenmesidir. Çalışmada 5 farklı ithal holstein ırkı boğalardan üretilmiş her bir boğanın 5 farklı toplama tarihini içeren dondurulmuş-çözdürülmüş ejekulatları (payetleri) kullanıldı. Boğa spermaları ile Burdur/ Yeşilova Merkez ve köylerinde her bir boğa için 35 olacak şekilde toplamda 175 baş inekte suni tohumlama uygulandı. Suni tohumlamada kullanılan boğa spermaları motilite, plazma membran bütünlüğü (PMAI), canlılık, lipit peroksidasyon seviyesi ve mitokondrial oksidatif stres açısından incelendi. Tohumlama sonrası 60. gündeki gebelik oranı ultrason ile tespit edilerek hayvanların gebelik durumları tespit edildi. İn vitro spermatolojik parametreler ile gebelik sonuçları arasında anlamlı korelasyonlar tespit edilemedi (p>0,05). Ancak tek bir boğanın çözüm sonu motile sonuçları ile gebelik sonuçları arasında pozitif korelasyon tespit edildi (p<0,05). Boğalar arasında motilite, canlılık ve lipit peroksidasyon seviyesi açısından istatistiki bir fark tespit edilemezken (p>0,05); PMAI ve mitokondrial oksidatif stres parametreleri açısından istatistiki farklılıklar tespit edildi (p˂0,05). Gebelik oranları açısından boğaların spermaları arasında istatistiki bir farklılık tespit edilemedi (p>0,05). Spermatolojik parametreler kendi arasında değerlendirildiğinde motilite ile PMAI ve canlılık arasında pozitif; PMAI ile canlılık ve lipit peroksidasyon seviyesi arasında pozitif; mitokondrial oksidatif stres ile negatif; mitokondrial oksidatif stres ile canlılık ve lipit peroksidasyon seviyesi arasında negatif; canlılık ve lipit peroksidasyon seviyesi arasında pozitif korelasyon tespit edildi (p˂0,05). Sonuç olarak, hücreyi oluşturan organel ve yapıların birbirleri ile sıkı ilişkili şekilde metabolik aktivitelerini devam ettirdikleri görülmektedir. Ayrıca, tekli spermatolojik parametrelerin ilişkilendirilmesi yanında, çoklu regresyon analizleri için birden fazla kombinasyonun oluşturularak fertilite tahminine ve ilişkilendirilmesine gidilmesi gerektiği, yüksek ve düşük fertiliteye sahip boğalarda da ilişkilendirmeler ve korelasyonların yapılarak, boğalar arasında oluşan bu ilişki ve farklılıkların nasıl ve hangi yolaklar ile oluştuğuna dair çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir.

Akım sitometrisiBoğalarDölleme-yapay+6
Halil Dönmez
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Simental ineklerde süt verimi, anti-müllerian hormon ve metabolik profil test parametrelerinin ilk tohumlama gebe kalma oranı ile ilişkisi

Yapılan çalışmada simental ineklerde postpartum 60. günde hayvanların süt verimi, Anti Müllerian Hormon (AMH) ve metabolik profil test parametrelerinin ilk tohumlamada gebe kalma oranı ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmada, Burdur Kuruçay'da bulunan özel bir sığır çiftliğinde herhangi bir sağlık problemi olmayan, minumum 2. laktasyonda, 60 adet simental inek kullanıldı. Belirlenen hayvanlar doğum yaptıktan sonra, çiftlik izleme programı vasıtası ile 60 günlük ortalama süt verimleri kayıt altına alındı. Hesaplanan süt verimleri düşük verimden yüksek verime göre sıralanarak 1. grup (n:30) süt verimleri düşük olan hayvanları, 2. grup (n:30) yüksek olan hayvanları oluşturdu. Çalışmada G6G protokolü uygulanarak pospartum 42. günde senkronizasyon protokolü başlatıldı ve 60. gün suni tohumlama yapıldı. Senkronizasyon uygulaması sonrası tüm hayvanlar proven fertil boğa sperması ile rektovaginal yöntem kullanılarak suni tohumlama gerçekleştirildi. Tohumlama sonrası 60. gündeki gebelik oranı ultrason ile tespit edildi. Suni tohumlamadan hemen sonra, tüm hayvanlardan metobolik profil test ve AMH testi için vena coccygea'dan jelli kan toplama tüplerine kan alındı. Santrifüj edilerek serumlar çıkartıldı, -20 C°'de saklandı. AMH düzeyleri ELISA yöntemi ile değerlendirildi. Süt verimine göre değerlendirme yapıldığında, düşük süt verimli grupta yüksek süt verimli gruba göre daha düşük laktasyon sayısı tespit edildi (p<0,05). Yüksek süt verimli grupta düşük süt verimli gruba göre Ca/P oranı, glikoz ve AMH seviyesi yüksek; P seviyesi düşük bulundu (p<0,05). AMH seviyesine göre yapılan değerlendirmede, düşük AMH seyiyesine sahip hayvanların orta ve yüksek AMH seviyeli hayvanlara göre daha düşük glikoza sahip olduğu tespit edildi (p<0,05). Çalışmada, süt veriminin Ca/P ve AMH ile pozitif korelasyonu; AMH seviyesinin ise ALB/GLB (p<0,05) ve NEFA (p<0,01) ile pozitif korelasyonu tespit edildi. Gebelik durumlarına göre yapılan değerlendirmede ise, gebelik durumuna göre istatistiksel olarak gruplar arasında bir farklılık tespit edilemedi (p>0,05). İstatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen, gebe hayvanların AMH seviyesi gebe olmayan hayvanların AMH seviyesine göre daha yüksek bulundu. Elde edilen veriler ışığında, simental ırkı ineklerde AMH parametresinin süt verimi ve gebelik ile ilişkili olduğu, metabolik profil testinin bazı parametrelerinin de bu ilişkiye katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: AMH, Gebelik, Metabolik profil, Simental inek, Süt verimi

Yavuz Kasalak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Koç spermasının dondurulmasında sulandırıcıya eklenen safranalın bazı spermatolojik parametreler üzerine etkisinin araştırılması

daha sonra doldurulacaktır

Ali Burak Balkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı senkronizasyon uygulamaları ile senkronize edilen ineklerde üreme performansı üzerine vitamin E'nin etkisi

Bu çalışma; farklı senkronizasyon yöntemleri kullanılarak senkronize edilen ineklerin üreme performansı üzerine vitamin E uygulamasının etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmada hayvan materyali olarak Afyonkarahisar il sınırları içerisinde yetiştirilen ve benzer bakım-besleme şartları uygulanan 84 adet Holştayn ırkı inek kullanıldı. İnekler 3-7 yaşları arasında olan, en az bir kez doğum yapmış, reprodüktif açıdan herhangi bir problemi bulunmayan ve en az postpartum 45-60. günler arasında bulunan sağlıklı hayvanlar arasından seçildi.İnekler üç farklı senkronizasyon yöntemi kullanılarak senkronize edildi ve suni tohumlama yoluyla tohumlandı. Çift doz prostaglandin F2? (11 gün arayla PGF2?), Ovsynch yöntemi ve Kontrollü intravaginal ilaç salımı (CIDR) yöntemi ile üç farklı şekilde senkronize edildi. İnekler her senkronizasyon grubu içerisinde kontrol ve vitamin E uygulanan grup olarak iki gruba ayrıldı. PGF2? uygulanan gruplarda 2. doz PGF2? enjeksiyonundan sonra, ovsynch yöntemi uygulanan gruplarda PGF2? enjeksiyonundan sonra ve CIDR kullanılan gruplarda ise CIDR'ın çıkarılmasından hemen sonra 10 ml kan alınarak kontrol gruplarına 4 ml i.m. serum fizyolojik, uygulama gruplarına da 4 ml vitamin E (300 mg/ 2 ml) enjeksiyonu yapıldı. Tüm gruplardaki hayvanlar rekto-vaginal yöntemle tohumlandıktan hemen sonra kontrol gruplarına serum fizyolojik, uygulama alt gruplarına da vitamin E enjeksiyonu yapıldıktan sonraki 3. günde ikinci kan örneği alındı. Tohumlama zamanında klinik muayene ile tespit edilen östrus yoğunlukları skorlandı. Alınan kan örneklerinde vitamin E ve MDA düzeyleri tespit edildi. Bütün gruplardaki hayvanlar tohumlamadan 60 gün sonra gebelik açısından muayene edildi.Östrus yoğunlukları ve vitamin E değerleri açısından hem senkronizasyon grupları arasında hem de aynı senkronizasyon grubu içerisindeki kontrol ve uygulama alt grupları arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık tespit edilmedi. Ovsynch protokolü uygulanan ve çift doz PGF2? ile senkronize edilen ineklerde kontrol ve uygulama gruplarının 1. ve 2. kan örneklerinin malondialdehit (MDA) düzeyleri açısından hem senkronizasyon grupları arasında hem de aynı senkronizasyon grubu içerisindeki kontrol ve uygulama grupları arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık tespit edilmedi. CIDR uygulanan ineklerde kontrol (p<0.01) ve uygulama (p<0.001) alt gruplarından alınan 1. ve 2. kan örneklerinin MDA değerleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark gözlendi. Çift doz PGF2? ile senkronize edilen kontrol ve uygulama grubu ineklerde ortalama gebelik oranı sırasıyla %40 ve %53,3, ovsynch protokolü uygulanan kontrol ve uygulama grubu ineklerde sırasıyla %23,1 ve %46,7 ve CIDR uygulanarak senkronize edilen kontrol ve uygulama grubu ineklerde ise sırasıyla %46,2 ve %53,8 olarak belirlendi. Gebelik oranları açısından her bir senkronizasyon grubu içerisindeki kontrol ve uygulama alt grupları ile senkronizasyon grupları arasında istatistikî olarak önemli bir farklılık tespit edilmedi. Tüm gruplarda gebelik oranı ile MDA düzeyi arasında önemli derecede pozitif bir korelasyon (r= 0,853, p<0.05) tespit edildi.Sonuç olarak farklı senkronizasyon grupları ile senkronize edilen ineklere vitamin E uygulanması gebelik oranlarında hafif bir artış sağlamasına rağmen CIDR'ın neden olduğu lipid peroksidasyonu önemli derecede önlemektedir.

Lipid peroksidasyonuProstaglandinler FSığırlar+6
Emrah Hicazi Aksu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Akkaraman koçların serum testosteron düzeylerinde ve spermatogenesisindeki mevsime bağlı değişikliklerin araştırılması

1. ÖZET Bu çalışma Akkaraman koçların serum testosteron düzeyleri ve spermatogenesisindeki mevsime bağlı değişiklikleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada mezbahaya kesilmek üzere getirilen 14-18 aylık, 120 Akkaraman koç kullanıldı. Koçlardan elektroejakülatörle sperma alındı. Alınan spermada miktar, motilite, yoğunluk ve anormal spermatozoon oranlan belirlendi. Vena jugularisten alınan kan örnekleri 5000 rpm'de 10 dak. santrifüj edilerek serumları çıkarıldı. Derin dondurucuda -20°C'da saklanan serumlardan Coated Tube RIA metoduyla testosteron miktarı tayin edildi. Testis ve cauda epididymisten doku örnekleri alındı. Bunlardan histolojik kesitler hazırlanarak incelendi. Seminifer tubul çaplan oküler mikrometre ile ölçüldü. Yıl içerisindeki en yüksek ortalama sperma miktarı, spermatozoon motilitesi, spermatozoon yoğunluğu ve testosteron değerleri sırasıyla 1.11±0.03 mi, %84.66±1.01, 3.21±0.07xl09/ml ve 6.35±0.16 ng/ml ile Eylül ayında bulunurken en yüksek seminifer tubul çapı ise 211.80±2.19 jam ile Ekim ayında tespit edildi. Bu parametrelere ilişkin en düşük değerler ise sırasıyla 0.56±0.03 mi, %63.32±0.99, 2.03±0.06xl09/ml, 2.69±0.08 ng/ml ve 132.30±1.59 um ile Şubat ayında bulundu. Sperma miktan, spermatozoon motilitesi, spermatozoon yoğunluğu, testosteron düzeyi ve tubul çaplarının sonbaharda en yüksek, kış mevsiminde ise en düşük düzeyde olduğu tespit edildi. Bu parametreler yönünden mevsimler ve aylar arasında gözlenen farklılıklann istatistiki açıdan önemli (p<0.05) olduğu görüldü.Sperma miktarı, spermatozoon motilitesi, spermatozoon yoğunluğu, testosteron düzeyi ve tubul çaplan arasında dört mevsimde de önemli (pO.Ol, p<0.05) düzeyde korelasyonlar tespit edildi. Sonbahar mevsiminde en aktif olmak üzere, spermatogenesisin yıl boyunca devam ettiği ancak testisin histolojik yapısında sonbahar ile diğer mevsimler arasında bazı farklılıkların olduğu görüldü. İlkbahar, yaz ve kış mevsimlerine göre sonbaharda hem mitotik hem de meyotik bölünmelerin arttığı görüldü. Spermatogonia, primer ve sekunder spermatosit ile yuvarlak ve uzamış spermatidlerin Ağustos ortalarında artmaya başladığı, Eylül-Kasım ayları boyunca tam bir artış olduğu ve Aralık ayı itibariyle de azalmaya başladığı tespit edildi. Sertoli ve Leydig hücre yoğunluğunun ise mevsime bağlı farklılıklardan etkilenmediği tespit edildi. Cauda epididymisteki olgun spermatozoon yoğunluğunun da mevsimlere göre farklılık gösterdiği ve sonbahar mevsiminde bir artış olduğu gözlendi. Sonuç olarak; Akkaraman koçlarda spermatolojik özelliklerin ve testosteron miktarının aylardan ve mevsimlerden bariz olarak etkilendiği ve koçların çiftleşme mevsimi olan sonbaharda ise bu özelliklerin dölverimini müspet yönde etkileyecek şekilde ve maksimum düzeyde iyileşme gösterdiği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Koç, Spermatolojik Özellikler, Testosteron, Spermatogenesis, Mevsim.

Gaffari Türk
Fırat University · Institute of Health Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Boğa spermasında vitamin A ve beta karoten düzeylerinin araştırılması ve bu spermalarla tohumlanan ineklerden elde edilen dölverimi sonuçları

56 5-ÖZET Bu çalışma., boğaların seminal plasmasında vitamin A ve Beta Karoten düzeylerinin araştırılması, boğalara ezogen olarak verilen A vitaminin spermatolojik özellikler üzerine etkisi ve bu spermalarla tohumlanan ineklerden elde edilen döl verimi sonuçlarım tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Lalahan Hayvancılık Araştırma Enstitüsünde damızlık olarak tutulan 5 Holştayn boğa ile Elazığ merkezi ve çevre köylerde yetiştirilen 200 Holştayn inek çalışmada kullanılmıştır. Boğalardan sun 'i vagen yardımıyla sperma örnekleri haftada iki defa ve her defasında iki ejekulat olmak üzere 5 hafta süreyle sperma alınmasına devam edildi. Sonra boğalara onar gün ara ile iki defa 4.000.000 İÜ vitamin A enjekte edildi. Enjeksiyondan 35-40 gün sonra benzer şekilde sperma alındı. Alman spermaların muayeneleri yapıldıktan sonra birinci ejekulatlar tohumlamada kullanıllmcaya kadar dondurulup saklandı. İkinci ejekulatlar santrifüj edilerek elde edilen seminal plasma örnekleri vitamin A ve Beta karoten analizleri için derin dondurucuda saklandı. Sperma sulandırıcısı olarak Laiciphos 466 kullanıldı. Bu sulandırıcıya 50 mi yumurta sarısı ilave edildi. Sperma sulandırılırken 0.25 nülik bir payette 20.000.000 motil spermatozoid içermesi esas alındı. Dondurma esnasında payetler sıvı azot. buharında sıcaklığın 7 dakika içerisinde +4 °C den - 140 °C ye düşmesi için tutuldu. Sonra payetler sıvı azot içerisinde (-196 °C) saklandı. Payetlerdeki sperma 37 °C de 20-30 saniyede çözüldü. Pistole serviksi geçer geçmez sperma uterusa bırakılmak suretiyle ineklerin tohumlanması sağlandı. Seminal plasmadaki vitamin A ve Beta karoten analizleri High Performance Liquid Chromatography cihazıyla yapıldı.5? Vitamin A uygulanmadan önce boğaların sperma miktarı ortalama 4.4 ± 0.33 mi, spermanın pH'sı ortalama 6.40 ± 0.03, toplam anormal spermatozoid oranı % 11. 50 ve anomaliler içerisinde en sık % 10.32 ile kuyruğa bağlı anomalilere rastlandı. Spermatozoid yoğunluğu ortalama 0.967 ± 0.05 x 109 /mi, spermatozoid motilitesi ortalama % 70.40, dondurulup çözüldükten sonraki spermatozoid motilitesi ise ortalama % 60 olarak bulunmuştur. Vitamin A uygulandıktan sonra yine boğaların sperma miktarı ortalama 4.4 +. 0.16 mi, spermanın pH*sı ortalama 6.18 * 0.03, toplam anormal spermatozoid oranı % 8.56 ve anomaliler içerisinde en sık % 7.41 ile kuyruğa bağlı anomalilere rastlandı, spermatozoid yoğunluğu ortalama 1.1 15 ± 0.04 x 109/ml, spermatozoid motilitesi ortalama % 79-50, dondurulup çözüldükten sonraki spermatozoid motilitesi ise ortalama % 64 olarak tespit edilmiştir. Vitamin A uygulanmadan önce 5 boğanın seminal plasmasmda bulunan vitamin A değerleri 4.35 - 0.2 5 ile 5-14 ± 0.15 ng/ml arasında değişirken ortalama 4.79 ± 0.13 ng/ml olmuş ve aynı boğalara vitamin A uygulandıktan sonra ise 5 boğanın seminal plasmasmda bulunan vitamin A değerler 5-52 ± 0. 17 ile 7.46 i 0.46 ng/ml arasında değişmiş ve ortalama 6.45 i 0.3i ng/ml olarak bulunmuştur. Vitamin A uygulanmadan önce boğalardan alman spermalar ile, tohumlanan ineklerde ortalama % 62 gebelik oranı elde edilirken, vitamin A uygulandıktan sonra alman spermalarla da tohumlanan ineklerde ortalama % 7 1 gebelik oranı sağlanmıştır. Boğalara Vitamin A uygulanmadan önce ve sonra elde edilen seminal plasmalardaki A vitamini seviyeleri, ortalama spermatozoid motiliteleri ve anormal spermatozoid oranları arasındaki fark istatistiki yönden önemli (p< 0.01) bulunmuştur.56 Boğaların spermatozoid rnotilitesi, yoğunluğu ve seminal plasmada bulunan vitamin A seviyeleri ile dölverimleri arasında pozitif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

BoğalarDölleme-yapayKarotenoidler+2
Seyfettin Gür
Fırat University · Institute of Health Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Kızgınlık gösteren ineklerde kızgınlığın farklı devrelerinde elde edilen vagina ve serviks akıntılarında feromonların araştırılması

67 6.ÖZET Bu çalışma, kızgınlık gösteren ineklerde, kızgınlığın farklı devrelerinde elde edilen vagina ve cervix akıntılarında kızgınlığın erkeğe habercisi olan feromonların varlığını ve kimyasal yapısını araştırmak amacıyla planlanmıştır. Ayrıca feromonların varlığını ve kimyasal yapısını etkileyebileceği düşüncesiyle cervico-vaginal mucusun fiziksel ve kimyasal özellikleri de incelenmiştir. Östrusta bulunan 197 ineğin 104'ünden östrusun başında, ortasında ve sonunda rectal masaj yoluyla cervico-vaginal mucus örnekleri toplandı. Bu örnekler boğa denemesine tabii tutulduktan sonra renk, pH, vizkozite, Su-kuru madde, Ca, Na, Mg ve K miktarları tayin edildi. Daha sonra kimyasal analizlere başlayıncaya kadar -15 ile -20°C arasında muhafaza edildi. Cervico-vaginal mucusun Kloroform/Metanol, Dializ, Kolon Kromatografisi (Slica gel'ledoldurulmuş) ve Dietileter ile ekstraksiyon işlemleri yapıldı. Boğa denemesi sonucu müspet reaksiyon alınan ekstratların kimyasal yapısını tayin etmek için Ultraviyole-Visible, Infrared, 1H-Nükleer Magnetik Rezonans ve Gaz/Kütle spektroskopisi kullanılarak spektrumları alındı. İneklerin kızgınlık döneminin farklı devrelerinde elde edilen 104 örneğin % 78.84 'ünün saydam ve renksiz, % 2.88' inin kirli renksiz, % 7.69'unun sarımsı, % 6.73'ünün beyaz ve % 3.84 'ünün kırmızımsı renkte olduğu tesbit edilidi. İneklerin kızgınlık döneminin farklı devrelerinde elde edilen toplam 104 cervico-vaginal mucus örneğinde vizkozite 0-4 arasında ortalama 2.37 ± 0.09, pH 6.70-9.20 arasında ortalama 7.46 ± 0.06, Kuru madde miktarı % 0.82-% 5.02 arasında ortalama % 1.62 ± 0.06, su miktarı % 94.08-% 99.18 arasında ortalama % 98.37 ± 0.07, Kalsiyum68 miktarı 9.3-12 mg/100ml arasında ortalama 10.06 ± 0.06 mg/100ml, Sodyum miktarı 10.51-13.1 mEq/l arasında ortalama 12.11 ± 0.05 mEq/1, Potasyum miktarı 110-160 mEq/1 arasında ortalama 118.04 ± 0.66 mEq/1 ve Magnezyum miktarı da 2.6-4.3 mg/100 mi arasında ortalama 3.96±0.03 mg/100 mi olarak bulunmuştur. Kızgınlığın farklı devrelerinde toplanan mucusların fiziksel özellikleri ve kimyasal maddeleri arasındaki fark istatiski olarak uygulanan varyans analizi metodu sonucu önemsiz (P> 0.05) bulunmuştur. Kızgınlık gösteren 104 inekten kızgınlık süresince elde edilen mucus örnekleri 3 boğa ile denemeye tabii tutulduğunda koklama, çeneyi uzatma, yalama, flehmen ve penis ereksiyonu tepkileri sırasıyla ortalama % 91.34, 54.48, 7.04, 68.25, 3.82 olarak bulunmuştur. Kızgınlığın üç farklı döneminde elde edilen cervico-vaginal mucus örneklerinin Kloroform/Metanol, Kolon Kromatografisi(Slica gel ile doldurulmuş) ve dializ ile ekstraksiyon işlemleri sonucunda elde edilen ekstraktlarının boğa denemesi neticesinde menfi sonuç verdiği gibi spektroskopik analizlerde de herhangi bir organik madde bulunamamıştır. Örneklerin Dietileter ile ekstraksiyon işlemi sonucunda elde edilen ekstraktların boğa denemesi sonucu müspet netice verdiği gibi 1H-NMR ve Gaz/kütle spektroskopileri sonucu dialkil substitüe benzen, tri substitüe fenol, ester, alken ve steroid fonksiyonel gruplarından 1 6 adet organik madde bulunmuştur. Sığır cervico-vaginal mucusunda feromonların bulunduğu, bunların dietileter gibi düşük ısıda buharlaşan çözücülerle ekstrakte edilebileceği ve feromonların tayininde boğa denemesinin en güvenilir yol olduğu sonucuna varılmıştır.

Östrusİnekler
Tanzer Bozkurt
Fırat University · Institute of Health Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı oranlarda gliserol ilave edilen sulandırıcılarla sulandırılan koç spermasının spermatolojik özellikleri ve dondurulabilirliği üzerine askorbik asit (vitamin C)' nin etkisi

ÖZET Bu çalışma, koçlara intramusküler uygulanan vitamin C'nin, spermatolojik özellikler üzerine etkisi ile değişik oranlarda gliserol ve vitamin C ilave edilen sulandırıcılarla koç spermasının sulandırılmasının spermanın dondurulabilirliği ve spermatolojik özellikler üzerine etkisi araştırılmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada 6 Akkaraman koç kullanıldı. Koçlardan bir ay süreyle, 3 günde bir, kan ve elektroejakülatörle sperma alındı. Sonra koçlara 30 gün süreyle 20 mg/kg/gün i.m. vitamin C uygulandı. Bu süre esnasında da benzer şekilde kan ve sperma alındı. Kan ve spermalardaki vitamin C düzeyleri ile spermaların spermatolojik özellikleri tespit edildi. Araştırmanın ikinci kısmında aynı koçlardan alman spermalar pooling yapılarak ön sulandırılması yapıldı ve sıcaklığı 2 saat içerisinde 4°C'ye düşürülerek 20 eşit kısma ayrıldı. Spermalar, farklı oranlarda gliserol (%0, 1,3,5,7) ve vitamin C (0,0.5,1,2 mg/ml) içeren 20 farklı sulandırıcıyla 1:1 oranında sulandırıldı. Sulandırılmış spermalar 0.25 'lik payetlerde 4 saat bekletildikten sonra sıvı azot buharında donduruldu. Dondurulan spermalar, 38°C'de 25 saniyede çözdürülerek spermatolojik özellikleri belirlendi. Vitamin C enjeksiyonlarından sonra, koçların kan serumu ve sperma vitamin C düzeylerinin yükseldiği (PO.01), sperma miktarı ve spermatozoon yoğunluğunun arttığı (P<0.05), motilite ve diğer spermatolojik özelliklerin ise değişmediği (P>0.05) tespit edildi. Farklı oranlarda gliserol ve vitamin C ilave edilen gruplarda, vitamin C miktarının artışına bağlı olarak spermatolojik özelliklerde herhangi bir farklılık görülmedi. Gliserolasyon ve equilibrasyondan sonra, gliserol oranının artışına bağlı olarak akrozoma bağlı anormal spermatozoon, toplam anormal spermatozoon ve ölü spermatozoon oranlan yükselirken (PO.05), spermatozoon motilitesinin düştüğü (PO.05) görüldü. Spermanın dondurulup çözdürülmesi sonucu gliserol oranının artışına bağlı olarak akrozoma bağlı anormal spermatozoon oranı, toplam anormal spermatozoon oranı ve spermatozoon motilitesi yükselirken (P<0.05) ölü spermatozoon oranı azaldı (PO.05). Sonuç olarak koçlara i.m. Vitamin C uygulanması spermanın miktar ve yoğunluğunu önemli derecede artırdığından, aşım mevsiminde yapılacak uygulamaların sperma kalitesini olumlu yönde etkileyeceği söylenebilir.Koç spermalarında gliserolasyon ve equilibrasyon sonucu, gliserol oranının artışı (%0-%7) spermatolojik özellikleri olumsuz yönde etkilemesine rağmen dondurup çözdürme sonucu en iyi sonuçlar %5 gliserol katılan gruplardan elde edilmiştir. Dondurup çözdürme sonucu vitamin C'nin spermatolojik özellikler üzerine önemli bir etkisinin olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Koç, Sperma, Dondurma, Vitamin C, Gliserol

Mustafa Sönmez
Fırat University · Institute of Health Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessEN

Rasyona ilave edilen quercetin'in sıcak stresi altındaki tavşanlarda gamet kalitesi üzerine etkisi

Two experiments have been conducted to determine the effect of quercetin on semen quality, follicular development, oocyte quality and maturation rate, testicular and ovarian cells apoptosis in heat induced male rabbits. The heat stress (HS) male and female rabbits were either fed basal diet (HS) or basal diet supplemented with quercetin (Que-HS; 30mg/kg/day). In male group, weekly collected semen samples were evaluated for volume, osmolarity, sperm concentration, motility, viability, acrosome reaction, mitochondrial potential and morphology. At the end of trial, testes were collected to observe the apoptosis in germ cells. In female group, oocytes were collected through laparotomy, grading was performed and submitted to in vitro maturation. At the end of the experiment, ovaries were retrieved to estimate the follicle population and apoptosis rate in developing follicles. The results of experiment 1 showed that the higher (p<0.05) semen volume, sperm concentration and sperm motility was observed at day 48 and 56 of trial in Que-HS group. The sperm kinetic parameters (VCL, VSL, VAP, LIN, WOB, ALH and BCF), sperm viability, acrosome integrity and sperm functional mitochondrial potential differed significantly (p<0.05) at day 48 and 56 in Que-HS group. A significantly (p<0.05) low number of head, mid-piece, tail and total sperm abnormalities were observed following day 30, 48 and 56 in Que-HS group. Similarly, a significantly low (p<0.05) number of apoptotic germ cells were observed in seminiferous tubules in Que-HS group. The results of experiment 2 described that follicle and retrieved oocyte number was significantly higher in quercetin group. The proportion of A-grade oocyte greater (p<0.05) in Que-HS group, whereas, the maturation rate was similar (p>0.05) across the groups. The quercetin significantly improved (p<0.05) the number of primordial and antral follicles heat stress (HS) in rabbits. Low proportion (p<0.05) of apoptotic cells were observed in primary and antral follicles in Que-HS group. It is concluded that quercetin supplementation could be helpful to improve the follicular development, oocyte competence and follicle apoptosis in HS female rabbits; moreover, it improves the sperm quality and protects the testes induced damages.

QuercetinOocytesSpermatozoa+2
Zahıd Naseer
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Koç spermasının dondurulması üzerine arbutin'in etkisi

Sunulan bu çalışma, dondurma çözdürme sonrası sperma sulandırıcısına ilave edilen bir antioksidan olan arbutinin spermatolojik, CASA (Computer-Assisted Sperm Analysis), oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarı üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen Sönmez ırkına ait toplam 3 baş koçtan alınan spermalar birleştirilip 5 eşit hacme bölünerek kontrol başta olmak üzere farklı miktarlarda arbutin içeren Tris bazlı sulandırıcılar ile sulandırıldı. Sulandırılan örnekler 0,25 ml'lik payetlerde 5 °C'de 3 saat ekilibrasyona tabi tutulduktan sonra sıvı azot buharında donduruldu. Daha sonra sperma örnekleri inceleme gününe kadar sıvı azot tankında (-196°C) depolandı. Çözdürülen spermalarda subjektif motilite ve CASA motilitesi açısından 2,5 mM arbutin içeren grup hem kontrol hem de diğer gruplara göre belirgin bir üstünlük sağladığı gözlenmiştir. VAP, VSL, VCL, ALH ve BCF parametreleri açısından en yüksek değerler 10 mM arbutin içeren grupta tespit edildi. Anormal spermatozoon orta kısım anomalilerinde ise 7,5 mM ve 10 mM'lık gruplardaki azalmanın diğer gruplar ve kontrol grubuna göre önemli (p<0,05) olduğu belirlendi. Kuyruk anomalilerine bakıldığında en düşük değer 2,5 mM'lık grupta bulundu ve 10 mM'lık grupla arasındaki farkın önemli (p<0,05) olduğu belirlendi. Spermatozoon HE test parametrelerinden en düşük membran bütünlüğü ve canlılığın (H+,E-) kontrol grubunda olduğu en yüksek değerin 7,5 mM'lık grupta olduğu ve aralarındaki farkın istatistiki olarak (p<0,05) önemli olduğu belirlendi. DNA hasarı 2,5; 5; 7,5 mM'lık gruplarda elde edilen değerler kontrol grubuna göre istatistiki olarak önemli (p<0,05) bulunmuştur. Oksidatif stres parametrelerinden MDA'nın 2,5 ve 5 mM'lık gruplarda belirlenen değerler 10 mM'lık gruba göre istatistiki olarak önemli (p<0,05) derecede düşük bulunmuştur. GSH parametresinde ise 10 mM'lık grupta belirlenen değer kontrol ve diğer gruplara göre istatistiki olarak farklı (p<0,05) bulunmuştur. Total antioksidan düzeyinde elde ettiğimiz en yüksek değer ile 7,5 ve 10 mM'lık grup ile aralarındaki fark (p<0,05) önemlidir. Total oksidan düzeyi ve oksidatif stres indeksi yönünden 10 mM'lık grubun kontrol ve diğer gruplar ile arasındaki farkın istatistiki olarak önemli (p<0,05) bulunduğu tespit edildi. Sonuç olarak koç spermasının dondurulmasında antioksidan olarak kullanılan arbutinin motilite, CASA parametreleri, anormal spermatozoon oranı, membran bütünlüğü, oksidatif stres ve DNA hasarı üzerinde olumlu etkiler yarattığı anlaşılmış, ancak etkisinin daha geniş hayvan materyali kullanılarak dölverimi sonuçları ile birlikte değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanısına varılmıştır.

AntioksidanlarArbutinDondurarak saklama+3
Büşra Yalova Soylu
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Koç spermasının dondurulabilirliği üzerine proantosiyanidinin etkileri

Bu çalışmanın amacı Sönmez ırkı koçların sperma sulandırıcısına katılan farklı konsantrasyondaki proantosiyanidinin çözüm sonu spermatolojik parametreler, oksidatif stres ve DNA hasarı üzerine etkileri araştırıldı. Ejakulatlar üç baş Sönmez koçtan haftada bir kez suni vajen yardımıyla toplandı ve bu işlem altı tekrar şeklinde uygulandı. Ejakulatlar ml'de 150x106 spermatozoon olacak şekilde antioksidan içermeyen (kontrol) ve antioksidan içeren (10 µg/ml, 25 µg/ml, 50 µg/ml ve 100 µg/ml ) sulandırıcılar ile beş bölüme ayrıldı. Sulandırılan örnekler 0,25 ml'lik payetlerde 5 0C'de 3 saat ekilibrasyona tabi tutulduktan sonra sıvı azot buharında donduruldu. Subjektif motilite yönünden 10 μg/ml içeren grup, kontrol ve diğer gruplara göre belirgin bir üstünlük sağladığı (P<0,05) gözlendi. Baş, kuyruk ve toplama anormal spermatozoa oranları açısından kontrol grubuna göre 10 μg/ml proantosiyanidin içeren gruptaki düşüş ile orta kısım bakımından 10 ve 25 μg/ml proantosiyanidin içeren gruplardaki azalma istatistiki olarak önemli (P<0,05) bulundu. H+/E- bakımından kontrol grubuna göre 10 μg/ml proantosiyanidin içeren gruptaki artışın istatistiki olarak önemli (P<0,05) olduğu belirlendi. Kontrol grubuna kıyasla Tail lenght açısından 10 ve 25 μg/ml proantosiyanidin ilave edilen gruplardaki düşüşün, Tail DNA bakımından 10, 25 ve 50 μg/ml proantosiyanidin ilave gruplardaki azalmanın, Tail moment açısından da tüm antioksidan ilave edilen gruplardaki düşüşün istatistiki olarak anlamlı (P<0,001) olduğu belirlendi. TOS açısından kontrol grubuna göre 10, 25 ve 100 μg/ml proantosiyanidin ilave edilen gruplardaki artış istatistiki olarak önemli (P<0,05) bulundu. Sonuç olarak yapılan çalışmada koç spermasının saklanmasında spermaya katılan farklı dozlardaki proantosiyanidinin 10 μg/ml dozu spermatozoon motilite, anormal ve ölü-canlı spermatozoon oranı, membran bütünlüğü ve DNA hasarı yönünden kontrol grubu ve diğer gruplara göre en iyi korumayı sağladığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Koç, Sperma, Proantosiyanidin, Antioksidan, Kryopreservasyon

AntioksidanlarDondurarak saklamaKoyunculuk+4
Saltuk Buğra Berk
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Vinkristine maruz kalmış ratlarda tribulus terrestrisin spermakalitesi ve testis toksisitesi üzerine etkileri

Çalışmamızda kullanılacak ratlar gruplara rastgele ayrılacak ve bulundukları ortama alışmaları için 10 gün boyunca karantina altında tutulacaktır. Daha sonra Vinkristin haftada bir kez 5 hafta boyunca uygulanacaktır. Uygulama sonrasında bu gruptaki 7 rat sakrifiye edilip sperma ve testis örnekleri alınıp değerlendirilecektir. Diğer 7 rat ise 5 hafta daha herhangi bir uygulama yapılmadan bekletilip sakrifiye edileceklerdir. Tribulus Terrestris grubuna 7 hafta (45 gün) boyunca günde bir kez uygulama yapılacaktır. Tribulus terrestris+ Vinkristin grubuna ise haftada bir 2mg/kg Vinkristin ve her gün 10mg/kg tribulus verilecektir. Son ilaç uygulamadan bir gün sonra bir gece öncesinden aç bırakılmış ratlardan anestezi altında sakrifiye edilip epididimal spermatozoon muayenesi yapıldıktan sonra testislerin bir tanesi patolojik muayene için form aldehite aktarılacak diğer testis ise oksidatif hasarın belirlenmesi için -200C'de saklanacaktır.

Battal Erdoğan
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Malaklı köpeği spermasının dondurulabilirliği üzerine karnosik asitin etkisi

Sunulan çalışmanın amacı, biberiyeden (rosmarinus officinalis) ekstrakte edilen karnosik asidin dondurulmuş çözdürülmüş Malaklı Çoban Köpeği spermasındamotilite, morfoloji, canlılık ve membran bütünlüğü parametrelerine etkisini belirlemektir. Bu çalışma beş erkek hayvan ile yapıldı, alınan ejakülatların spermatozoon bakımından zengin kısmı kullanıldı ve beş eşit gruba bölündü. Kontrol grubu temel Tris sulandırıcısıyla sulandırıldı ve 10 µM, 50 µM, 100 µM, 200 µM karnosik asit içeren gruplar oluşturuldu. Bir buçuk saat boyunca ekilibrasyonun ardından, payetler azot buharında donduruldu ve daha sonra sıvı azot içinde depolandı. Ardından dondurulmuş payetler sıcak suda çözdürüldü ve motilite, morfoloji, canlılık ve membran bütünlüğü parametreleri değerlendirildi. En yüksek motilite ve H-E değerleri 10 μM'lık grupta elde edildi ve sırasıyla % 65.00±2.23 ve % 69.83±0.70 olarak belirlendi, en düşük anormal spermatozoon oranı ise 9.50±1.52 ile yine 10 μM'lık gruptan elde edildi ve bu gruplardaki farklar (p<0.05) kontrol grubuna göre istatistiki olarak önemli bulundu. Sonuç olarak Malaklı köpek dondurulmasında sulandırıcıya eklenen 10 µM karnosik asitin, motilite, spermatozoon morfolojisi, membran bütünlüğü ve canlılığı açısından kontrol grubuna kıyasla koruyucu bir etki gösterdiği belirlendi.

BiberiyeDondurarak saklamaKarnozik asit+3
Hulusi Şahin
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Glifosat bazlı herbisite maruz bırakılan ratlarda proantosiyanidinin testis toksisitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, glifosat (GLF) maruziyetine bırakılan erkek ratlarda spermatolojik ve oksidatif stres parametreleri ile DNA hasarı, serum testosteron seviyesi ve testis dokusundaki toksisite üzerine güçlü bir antioksidan olan proantosiyanidinin (PA) etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmamızda 24 adet, 2,5-3 aylık, 160-180 g ağırlığında, erkek Wistar Albino rat kullanıldı. Her grupta 6 rat olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki (1. Grup) ratlar standart rat yemi ve su ile beslendi. PA grubundaki (2. Grup) ratlara 400 mg/kg dozunda PA, DMSO ile çözdürülerek gastrik gavaj yoluyla verildi. PA+GLF grubundaki (3. Grup) ratlara önce 400 mg/kg dozunda PA, daha sonra LD50/10 dozu olan 787,85 mg/kg dozunda GLF, DMSO ile karıştırılarak gastrik gavaj yoluyla verildi. GLF grubundaki (4. Grup) ratlara LD50/10 dozu olan 787,85 mg/kg dozunda GLF, DMSO karıştırılarak gastrik gavaj yoluyla verildi. Motilite açısından kontrol grubuna göre GLF grubunda azalma görülürken PA ve PA+ GLF gruplarında motilite artışının istatistiksel olarak önemli olduğu tespit edildi (p<0,001). Anormal spermatozoon ve H+/E- oranları açısındna kontrol grubuna göre PA ve PA+ GLF gruplarındaki azalma ile beraber GLF grubundaki artışın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0,001). GLF uygulamasının DNA hasarını artırdığı, PA+ GLF ve PA uygulamalarının ise DNA hasarını azalttığı istatistiksel olarak önemli olduğu gözlemlendi (p<0,001). GSH değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlendi (p<0,05). Seminifer tubulus çapı açısından yapılan incelemede, kontrol grubu ile PA+GLF ve GLF grupları karşılaştırıldığında GLF ve PA+GLF grubunda gözlenen azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0,001). Germinatif hücre katman kalınlıkları incelendiği zaman kontrol grubuna göre PA+GLF ve GLF gruplarında tespit edilen azalmanın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak güçlü bir antioksidan olan PA'nın GLF maruziyeti sonucunda azalan spermatolojik parametreler ile ratların testis dokusundaki olumsuz histolojik değişimleri etkili bir şekilde önlediği belirlendi. Bu gibi olumlu etkilerinden dolayı GLF ile indüklenen testis toksisitesi üzerine PA' nın koruyucu bir etkisinin olduğu kanaatine varıldı.

GlifosatHerbisitlerProantosiyanidin+5
Murat Kırıkkulak
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçlarda bazı androlojikal parametrelerin ve biyokimyasal özelliklerin mevsimle ilişkisi

Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen yaşları ortalama 18-20 ay arasındaki Pırlak ırkına ait toplam 10 koç üzerinde bazı androlojikal, biyokimyasal ve hormonal özelliklerdeki mevsimsel değişimlerin araştırılması amacıyla yapılan bu çalışmada 1 yıl süre ile morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler, spermatozoa DNA hasarı, kan biyokimyasal özellikleri ve hormonal düzeyleri ile birlikte iklimsel veriler aylık olarak değerlendirilmiştir.Morfometrik testis ölçümleri ile ilgili olarak testis uzunluğu ve kalınlığı, scrotum çevresi ve kalınlığı ile relatif testis hacmi tüm koçlar için yıl boyunca ortalama sırasıyla 9.07±0.10 cm, 6.18±0.07 cm, 31.45±0.29 cm, 0.42±0.01 cm ve 10.97±0.22 ml/kg olarak bulunmuş ve koçların reaksiyon süreleri yıl boyunca ortalama 8.65±0.25 sn olmuştur. Spermatolojik özelliklerden spermanın miktarı, viskozitesi ve pH'sı ile spermatozoitlerin kitle hareketleri, motiliteleri ve yoğunlukları ortalama yıl boyunca sırasıyla 1.06±0.03 ml, 3.78±0.07, 6.63±0.04, 3.67±0.08, % 77.67±0.77 ve 3.59±0.08 x 109/ml olarak bulunmuştur. Anormal ve ölü spermatozoa oranları ile HOST değerleri ise sırasıyla ortalama yıl boyunca % 6.52±0.19, % 10.39±0.30 ve % 66.34±0.81 olarak bulunmuş ve koçlar arası fark gözlenmemiştir. Bunun yanında DNA hasar düzeyleri yıl boyunca ortalama 30.15±1.17 AU olarak bulunmuştur. Koçların yıl boyu testosteron ve T3 düzeyleri ise 3.94±0.09 g/dL ve 1.05±0.07 g/dL olarak tespit edilmiştir. Bunun yanında yıl boyunca koçların kan serumlarındaki total protein, albumin, globulin, A/G oranları, trigliserid, kolesterol, AST, ALT ve AST/ALT oranlarına ait ortalama değerler sırasıyla 7.74±0.10 g/dL, 47.81±0.97 mg/dL, 21.02±0.82 mg/dL, 92.20±1.66 U/L, 21.82±0.43 U/L, 4.31±0.07 ve 3.80±0.07 g/dL olarak bulunmuştur. Değerlendirilen bütün parametrelerde aylık olarak değişimler gözlenmiş olup koçların morfometrik testis ölçüleri Ağustos ile Ekim ayları arasındaki dönemde diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken Ocak ile Nisan ayları arasındaki dönemde en düşük değerler elde edilmiştir. Bununla beraber koçların scrotum kalınlıkları ve reaksiyon süreleri ile ilgili değerlerdeki değişimlerde fark gözlenememiştir. Spermatolojik özelliklerden sperma miktarları ile spermatozoitlerin kitle hareketi, motilite ve yoğunluk değerleri Ağustos ile Ekim ayları arasındaki dönemde ve HOST için ise yalnız Kasım ayında en yüksek değerler elde edilmiştir (p<0.05). Bununla beraber anormal ve ölü spermatozoa oranları Eylül ve Ekim aylarında diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) düşük bulunmuştur. Spermatozoa DNA hasarı yönünden en düşük değerler Ekim ayında elde edilmiştir. Kan serum testosteron düzeyleri de Eylül ve Ekim aylarında diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken triiodotronin düzeylerinin en düşük değerleri Ağustos, Kasım ve Aralık aylarında tespit edilmiştir (p<0.05). Total protein, albumin, globulin miktarları Kasım ayında önemli düzeyde (p<0.05) yüksek bulunurken trigliserid miktarları Kasım ayında en düşük düzeyde tespit edilmiştir. Bunun yanında AST ve ALT aktivitesi ise Aralık ve Ocak aylarında, diğer aylara göre önemli düzeyde (p<0.05) yüksek gözlenmiştir. Bununla birlikte spermatolojik özelliklerin kendi aralarında korelasyonlar tespit edilmiş olup özellikle spermatozoa DNA hasarı ile sperma miktarı (r: 0.18) ve anormal spermatozoa oranı (r: 0.30) arasında pozitif yöndeki, sperma viskozitesi (r: -0.32) ile negatif yöndeki ilişkiler (p<0.01) önemli bulunmuştur. Ayrıca morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler ve kan serumu biyokimyasal özellikler arasında da önemli düzeyde korelasyonlar tespit edilmiştir.Sonuç olarak Pırlak ırkı koçlarda morfometrik testis ölçümleri, spermatolojik özellikler, kan biyokimyasal ve hormonal özelliklerdeki aylık değişimlerin araştırıldığı bu çalışmada elde edilen bulguların optimal sınırlar içerisinde olduğu ve bu özelliklerin aylardan dolayısıyla mevsimlerden önemli düzeyde etkilendiği, istenilen değerlerin elde edildiği aşım sezonunun Ağustos ayının ikinci yarısından itibaren Kasım ayı ortalarına kadar devam ettiği ve morfometrik testis ölçümleri ile spermatolojik özellikler arasındaki korelasyon bulgularının damızlık seçiminde yararlı olabileceği kanısına varılmıştır.

AndrolojiDNA hasarıKan serumu+1
Deniz Yeni
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Koç spermasına katılan bazı antioksidanların dondurma ve çözdürme sonrası spermatolojik parametreler, oksidatif stres ve DNA hasarı üzerine etkileri

Bu çalışmada, dondurma çözdürme sonrası spermaya katılan antioksidanların spermatolojik, CASA, oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarları üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlandı. Afyonkarahisar koşullarında yetiştirilen 2-3 yaşlı Pırlak ırkına ait toplam 10 koçtan alınan spermalar birleştirilip 5 eşit hacme bölünerek kontrol başta olmak üzere taurin, trehaloz, trolox ve lipoik asit içeren Tris bazlı sulandırıcılar ile sulandırıldı. Sulandırılan örnekler 0,25 ml?lik payetlerde 50C?de 3 saat ekilibrasyona tabi tutulduktan sonra sıvı azot buharında dondurularak sıvı azot içerisinde (-196 0C) saklandı. Çözdürülen spermalarda subjektif motilite (% 54.6 ± 2.25) ve CASA motilitesi (% 24.2±1.84), VAP (98.2 ± 2.20 µm/s) ve VSL (80.1 ± 1.88 µm/s)açısından taurin grubunda en yüksek değerler tespit edildi. Anormal spermatozoon baş, orta kısım ve akrozom oranı açısından kontrol grubuna göre (% 1.2 ± 0.21, % 1.2 ± 0.21 ve % 13.3 ± 0.70) taurin (% 0.8 ± 0.15, % 0.2 ± 0.08 ve % 10.7 ± 0.51), trehaloz (% 0.5 ± 0.07, % 0.1 ± 0.04 ve % 5.2 ± 0.26), lipoik asit (% 1.0 ± 0.12, % 0.2 ± 0.07 ve % 7.1 ± 0.41) ve trolox (% 0.4 ± 0.08, % 0.1 ± 0.04 ve % 3.6 ± 0.21)gruplarında en düşük değerler elde edildi. Spermatozoon HE-test parametrelerinden H+/E- tip spermatozoonlarda kontrol grubuna göre (% 22.3 ± 0.72) taurin (% 32.6 ±1.31), trehaloz ( % 30.2 ± 1.52) ve lipoik asit (% 28.1 ± 1.25) gruplarındaki artışlar önemli (P<0.05) bulunmuştur. DNA hasarında en düşük değer yine kontrol grubuna kıyasla (68.7 ± 4.09 AU) trehaloz (43.5 ± 4.51 AU) ve lipoik asit (48.4 ± 5.27 AU) gruplarında gözlendi. Oksidaitif stres parametrelerinden MDA yönünden lipoik asit (3.7 ± 0.21 nmol/ml) ve trolox (3.6 ± 0.24 nmol/ml) en düşük değeri göstererek koruma sağlamıştır.Sonuç olarak koç spermasının dondurulmasında antioksidan olarak kullanılan taurin, trehaloz, lipoik asit ve trolox?un etkinliklerinin farklılık gösterdiği bunun yanında lipoik asitin gerek oksidatif stres ve gerekse DNA hasarını azaltıcı etkisinden dolayı diğerlerine nazaran üstünlük sağladığı ancak tüm antioksidanların farklı dozajlarda spermatolojik özellikler, CASA, oksidatif stres parametreleri ve DNA hasarı üzerine etkisinin daha geniş hayvan materyali kullanılarak dölverimi sonuçları ile birlikte değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Antioksidan, DNA Hasarı, H-E testi, Koç Sperması, Oksidatif stres

AntioksidanlarDNADNA hasarı+3
Fatih Avdatek
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Koçlarda bazı anroljikal parametreler üzerine araştırmalar

VIÖZETKoçlarda Bazı Androlojikal Parametreler Üzerine AraştırmalarKoçlarda aşım sezonu esnasında androlojikal parametrelerden morfometrik testisölçümleri ile spermatolojik özelliklerin belirlenmesi ve bu parametreler arasındakiilişkinin araştırılması amacıyla yapılan bu çalışmada 4-5 yaşlarında 2 Akkaramankoç materyal olarak kullanılmıştır.Hayvanların her birinden aşım sezonu esnasında haftada iki kez olmak üzeretoplam10 ejekulat sperma ve araştırma başlangıcında ve sonunda olmak üzerede ikikez morfometrik testis ölçüleri alınarak değerlendirildi. Morfometrik testisölçümlerinden testis uzunluğu ve kalınlığı, scrotum çevresi, kalınlığı ve hacmiölçüldü. Sperma sun'i vagen yöntemiyle alınarak koçların reaksiyon sürelerikaydedilirken her bir ejekulatın miktarı, viskozitesi, pH'sı ile spermatozoitlerin kitlehareketi, motilitesi, yoğunluğu ve anormal spermatozoid oranları belirlendi.Araştırmada kullanılan koçların ortalama sağ testis uzunluğu, sol testisuzunluğu, sağ testis kalınlığı, sol testis kalınlığı, çift testis çevresi, scrotum hacmi vescrotum kalınlığı sırasıyla 9.0 ± 0.47 cm, 7.03 ± 1.18 cm, 6.4 ± 0.13 cm, 5.03 ± 0.89cm, 31.13 ± 0.32 cm, 487.0 ± 34.0 ml ve 0.65 ± 0.07 cm olarak bulunmuştur. Diğerandrolojik parametrelerden reaksiyon süresi, sperma miktarı, sperma viskozitesi,sperma pH'sı, spermatozoitlerin kitle hareketi, spermatozoitlerin motilitesi,spermatozoitlerin yoğunluğu ve anormal spermatozoid oranları ise sırasıyla ortalama10.0 ± 0.29 s, 1.47 ± 0.12 ml, 3.60 ± 0.15, 7.23 ± 0.07, 3.0 ± 0.13, % 77.0 ± 1.93,1024.0 ± 66.24 x106/ml ve % 14.35 ± 1.35 olarak bulunmuştur.Yapılan korelasyon hesaplamalarında sperma miktarı ile scrotum kalınlığıarasında, sperma viskozitesi ile çift testis çevresi arasında ve sperma pH'sı ile çifttestis çevresi arasında pozitif korelasyonlar, sol testis uzunluğu ile spermatozoitlerinkitle hareketi ve motiliteleri arasında ise negatif korelasyonlar düşük düzeyde önemli(P<0.10) sol testis kalınlığı ile spermatozoitlerin kitle hareketi ve motiliteleriarasındaki negatif korelasyonlar ise yüksek düzeyde önemli (P<0.01) bulunmuştur.Sol testis uzunluğu ile spermatozoid yoğunluğu arasında pozitif, anormalVIIspermatozoid oranı ile sol testis kalınlığı arasında negatif ve scrotum kalınlığıarasında pozitif korelasyonlar orta düzeyde önemli (P<0.05) bulunmuştur.Sonuç olarak, tespit edilen morfometrik testis ölçümleri ile spermatolojiközellikler ve aralarında elde edilen önemli korelasyon bulguları dikkate alınarak buözelliklerin damızlık seçiminde bir kriter olarak kullanılabileceği ancak daha genişhayvan materyali ile daha kapsamlı çalışmalar yapılmasının yararlı olacağı kanısınavarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Androloji, Aşım sezonu, Koç, Sperma, Testis ölçüsü

Fatih Avdatek
Afyon Kocatepe University · Institute of Health Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Köpek spermasının dondurulmasında farklı selenyum formlarının kriyoprotektif etkilerinin araştırılması: Nanopartikül selenyum ve sodyum selenit karşılaştırması

Sunulan tez çalışmasında, spermanın dondurulma işlemi sırasında oluşan oksidatif stresin engellenmesi üzerine nanopartikül selenyum (SeNP) ve sodyum selenitin (SS) protektif etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada toplam 6 köpek kullanıldı. Köpeklerden masaj yöntemi ile farklı zaman aralıklarında 3'er kez ejakülat toplandı. Toplam 18 ejekülatın her birinden 5 farklı çalışma grubu oluşturuldu. Çalışma grupları, Tris sulandırıcısına herhangi bir antioksidan ilave edilmeyen kontrol, 1 µg/ml (SeNP1), 2 µg/ml (SeNP2) nanopartikül selenyum ve 1 µg/ml (SS1), 2 µg/ml (SS2) sodyum selenit ilave edilerek oluşturuldu. Sulandırılmış spermalar 4°C'de 1 saat ekilibrasyonu takiben sıvı azot buharında dondurularak, sıvı azotta (~-196°C) saklandı. Spermalar çözüm sonrası CASA motilite ve hareketlilik parametreleri, spermatozoa plazma membran bütünlüğü ve canlılığı (HE Test), spermatozoa morfolojisi (SpermBlue), DNA fragmentasyonu (GoldCyto) ve antioksidan profili yönünden değerlendirildi. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildiğinde progresif motilite, VCL ve VAP kinematik parametreleri SeNP1 grubunda kontrol grubuna göre önemli derecede yüksek bulundu (P<0,05). Çözüm sonrası plazma membran bütünlüğü ve canlı spermatozoa oranına en yüksek SeNP1 grubunda ulaşılmasına rağmen gruplar arasında istatistiksel fark bulunmadı (P>0,05). Toplam morfolojik bozukluk oranı farklı selenyum formlarının eklendiği tüm gruplarda kontrol grubuna göre daha düşük bulunsa da istatistiksel fark bulunmadı. Kuyruk morfoloji bozukluğu ise SeNP1 grubunda kontrol grubu ve SS2 grubuna göre önemli derecede düşük bulundu (P<0,05). Çözüm sonrası fragmente DNA oranı en düşük SeNP1 grubunda bulunsa da gruplar arasında istatistiksel fark önemli bulunmadı (P>0,05). Spermatozoa antioksidan profilin değerlendirilmesinde gruplar arasında istatistiksel olarak fark olmamasına rağmen en yüksek GPX, SOD ve CAT değeri ve en düşük lipid peroksidasyon değeri SeNP1 grubunda elde edildi. Sonuç olarak, köpek spermasında tris bazlı sulandırıcıya 1 μg/ml dozda SeNP ilave edildiğinde, spermatolojik parametrelerde genel bir iyileşme gözlendiği ve köpek spermasının dondurulması işlemlerinde nanoteknoloji ürünü olan nanopartikül selenyumun önemli katkı sağladığı sonucuna ulaşıldı. Anahtar Sözcükler: Kriyoprezervasyon, Köpek, Nanopartikül Selenyum, Sodyum Selenit, Sperma

Dondurarak saklamaKöpeklerNanopartiküller+4
Burcu Esin
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dondurulmuş çözdürülmüş holştayn ırkı boğa spermasının morfoloji tespitinde farklı metodların karşılaştırılması

Hayvanlarda görülen düşük fertilitenin en önemli nedeni ejakülat içerisindeki spermatozoa ve akrozomda meydana gelen bozukluklardan kaynaklanır. Sperma morfolojisi erkek üreme kapasitesinin belirlemede çok önemli bir göstergedir. Spermada morfolojik bozuklukların saptanması amacıyla birçok metot mevcuttur. Bu tez çalışmasında dondurulmuş çözdürülmüş boğa spermasında spermatozoon morfolojisinin değerlendirilmesinde, sıvı fikzasyon metodu (Hancock), SpermBlue® ile boyama, Spermac® ile boyama, Diff-Quick® ile boyama ve Papanicolaou® ile boyama yöntemleri kullanılarak, dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarda anormal spermatozoa oranı tespitinde kullanılan farklı yöntemlerin uygulanabilirliği, geçerliliği ve doğrulukları hakkında değerlendirmeler yapılması ve anormal spermatozoa oranı tespitinin saptanmasında farklı yöntemlerle elde edilen bulgular arasındaki farklılıklar ve benzerliklerin ortaya konması amaçlanmıştır. Holstein ırkı boğalardan aynı tarihte ve ortak koşullarda toplanan (n:50) spermalardan elde edilen 0,25 ml'lik dondurulmuş payetler kullanıldı. Anormal spermatozoa oranını belirlemek amacıyla yukarıda belirtilen beş faklı metot kullanıldı. Baş-akrozom kısmına ait, gövde kısmına ait, kuyruk kısmına ait anomaliler ayrı ayrı değerlendirildi. Elde edilen baş-akrozom kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde Spermac®, Diff-Quick® ve Papanicolaou® ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Gövde kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde Hancock ve SpermBlue® ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Kuyruk kısmına ait anomali sonuçları değerlendirildiğinde bütün metotlar ile ulaşılan sonuçlar istatistiki anlanma benzerlik göstermiştir (p>0,05). Tez çalışmamız sonucunda Anormal spermatozoanın değerlendirilmesinde bu beş yöntemden birbirini doğrulaması açısından daha çok Diff-Quick®, Papanicolaou® ve Spermac® yöntemleri birbiri arasında tutarlıdır ve tercih edilmesi önerilir.

Dondurarak saklamaHolştayn sığırıMikromorfoloji+3
İsmail Yamak
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Dondurulmuş çözdürülmüş simental boğa spermasının akrozom bütünlüğünün farklı boyama metodları kullanılarak değerlendirilmesi

Suni tohumlama uygulamalarında veya doğal aşımda sperması kullanılan erkek hayvana bağlı olarak değişen fertilite oranları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle fertilite ve sterilite hakkında bilgi verilmesi için erkek hayvanların potansiyel fertilitelerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Spermanın motilite ve kinematik değerlendirmeleri spermatozoanın fertilite kabiliyetini tahmin etmeye yardımcı olan güçlü parametrelerdir. Ancak bu muayeneler tam olarak fertilite kabiliyeti hakkında bilgi vermemektedir. Spermatozoonun motilitesi ve doğrusal yönde aktif olarak hareket etmesi dişi üreme kanalından geçebileceği hakkında bilgi verir. Fertilizasyon için ise başarılı bir akrozom reaksiyonunun gerçekleşmesi önemlidir. Akrozomun doğru zamanda aktivite edilmesi, enzimlerin salınması ve spermatozoonun zona pelucidaya nüfuz etmesini kolaylaştırmak başarılı bir fertilizasyon için akrozom bütünlüğünün önemini göstermektedir. Akrozom bütünlüğü fertilite başarısında çok önemli bir rol oynamaktadır. Akrozom bütünlüğünün değerlendirilmesinde çok çeşitli boyama prosedürleri kullanılmaktadır. Bu prosedürler çoğunlukla anomalili spermatozoon ve akrozom yüzdesi belirlemede kullanılmaktadır. Bu doğrultuda tezde dondurulmuş çözdürülmüş Simental boğa spermasında akrozom bütünlüğünün farklı boyama metodları kullanarak karşılaştırılması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan bu çalışma ile Trypan Blue-Giemsa (TBG), Spermac ve Coomassie Blue boyamalarının Simental boğa spermalarında akrozom bütünlüğün değerlendirmesinde basit, ucuz, güvenilir bir boyama yöntemi olduğunu gösterdi. Bu yöntemler ile tek frotide hem morfolojik muayene hem de ölü-canlı muayenesi yapılarak hızlı bir şekilde spermatozoonun değerlendirilmesi sağlanabilmektedir. Bu boyama yöntemlerinin çok kolay olması ve saha şartlarında kolay uygulanarak çok hızlı bir şekilde spermatozoonun morfolojik özellikleri açısından da bilgi sahibi olunabilme özellikleri göz önüne alındığında bu yöntemlerin çok avantajlı olduğu söylenebilmektedir. Bu üç boyama metodu karşılaştırıldığında spermatolojik parametreler ile en yüksek pozitif korelasyon gösteren Commassie Blue boyaması olmuştur. Sonuç olarak, başta Comassie blue olmak üzere hem trypan blue-Giemsa ve hem de Spermac metotları Simental boğalarda dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarda hızlı çalışan, ölü canlı ve akrozomal/morfolojik bozuklukların hesaplanmasında kompleks laboratuvar şartları gerektirmeyen basit, ucuz ve etkili metotlar olup, rutin analizlerde hızla yerini almalıdır.

AkrosomBoyama teknikleriDondurarak saklama+3
Emre Kara
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sıcaklıklarda çözdürülen boğa ‎spermasının çözüm sonrası farklı periyotlarda ‎spermatolojik parametrelerinin ‎değerlendirilmesi

Suni tohumlama uygulamasını saha koşullarında yapacak veteriner hekimlerin donmuş sperma payetini çözdürürken uygun koşulları göz önünde bulundurarak çözdürme işlemini yapmaları suni tohumlama başarısını arttıran önemli faktörlerden biridir. Çözdürme prosedürü, spermatozoanın hayatta kalması üzerindeki etkisi açısından dondurma prosedürü kadar önemlidir. Bu çalışmanın amacı, dondurulmuş ve çözdürülmüş sperma muayenesinde kullanılan ve tercih edilen iki farklı çözüm sıcaklığının kullanılabilirliği, geçerliliği ve doğrulukları hakkında karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yapmaktır. Ayrıca spermanın çözüm sonrası farklı sürelerde bekletilmesi ile spermatolojik parametrelerden elde edilen bulgular arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri istatiksel olarak ortaya koymaktır. Çalışmada aynı boğaya ait, aynı tarihte dondurulmuş ve aynı şartlar altında saklanan 20 payet dondurulmuş sperma örneği kullanıldı. Çalışma dizaynı için 2 farklı grup oluşturuldu.İlk grup için 10 payet sperma örneği 37°C'deki su banyosunda 30 saniyede ve ikinci grup için 10 payet sperma örneği 70°C'de 5-6 saniyede çözdürülecek şekilde planlanmıştır. Çözdürülen tüm sperma örnekleri +4°C'ye bırakıldı ve 0,3,6,12,24 ve 48. saatlerde spermatolojik muayeneleri yapıldı. Yapılmış olan bu çalışmada farklı çözüm sıcaklıkları olan 37°C ve 70°C'de çözdürülen spermaların, spermatolojik muayenesi sonucunda sırasıyla; motilite, canlılık oranı ve spermatozoon morfolojisi olarak değerlendirildiğinde bekleme sürelerinin büyük farklar doğurabildiği görülmüştür. Çözdürüldükten sonra bekleme süresi arttıkça spermada total motilitenin azaldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda sperma çözümünden sonra bekleme süresi arttıkça spermatozoon morfolojisinin olumsuz etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu çalışma suni tohumlama uygulamalarında kullanılan spermaların çözüm sonrası verimliliğini artırmak amacıyla daha fazla sayıda in vitro ve in vivo araştırmaların yapılması gerekliliği ortaya koymuştur. Bu veriler üzerine yapılacak farklı çalışmalar ile daha kapsamlı sonuçlar elde edilmesi mümkün olacaktır.

BoğalarDondurarak saklamaSperm+3
Fatma Nur Ulunç
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçlarda sezon dışı melatonin uygulamasının testis fonksiyonları, testis arter hemodinamiği ve spermatolojik parametreler ile ilişkisi

Koyunlarda yıl boyunca üretim dengesinin sağlanabilmesi için mevsim dışı östrus davranışlarının indüklenerek ilkbaharda üreme faaliyetlerinin gerçekleşmesi önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı, sezon dışı dönemdeki koçlarda eksojen melatonin uygulamasının, testisin morfometrik yapısı ve sperma kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve bu etkilerin testis kan akımıyla olan ilişkisini incelemektir. Ayrıca, melatonin hormonunun işlev mekanizmasında önemli bir rol oynadığı düşünülen KISS1 geni ile ilişkisinin detaylı bir şekilde incelenmesi ve bu genin metabolik mekanizmalardaki rolünün netliğinin araştırılması da bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu amaç için toplamda 10 adet seksüel olgunluğa ulaşmış, aynı vücut kondüsyon skoruna sahip Bafra koçlarını rastgele kontrol (n=5) ve melatonin (n=5) grubu olarak belirledikten sonra melatonin grubuna birer ay ara ile 2 kez melatonin implant (RegulinÒ, 18 mg melatonin) implantı uygulandı. Ölçüm ve analizler melatonin implantı uygulamasından üç hafta önceki, uygulama esnasında ve melatonin uygulaması sonrası 3 haftada 1 kez olacak şekilde toplam 6 kez (H -3., H 0., H 3., H 6., H 9. ve H 12. haftalarda) gerçekleştirildi. Bu süreçte testis morfometrik değişiklikleri ve testis hemodinamiğinin Renkli Doppler Ultrasonografi ile izlendi. Spermatolojik parametreleri, morfoloji ve plazma membran bütünlüğü değerlendirildi. Kan plazma hormon profili, total antioksidan ve total oksidan ölçümü ELISA yöntemi kullanılarak belirlendi. Sperma örneklerinden total RNA izolasyonu, cDNA eldesi ve qRT-PCR analizi gerçekleştirildi. Gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (qPCR) sonucu KISS1R'lerinin spermatozoonlarda bulunduğunu ortaya koydu. Koçlara uygulanan melatonin tedavisi, örnek toplama periyotlarının hiçbirinde sperma hacmini veya sperma konsantrasyonunu etkilememiştir (p>0,05). Melatonin grubunda testis hacmi melatonin enjeksiyonundan sonraki 6., 9. ve 12. haftalarda istatistiksel olarak önem arz eden bir oranda artış gösterdiği belirlenmiştir (p<0,05). Genel olarak, melatonin grubundaki koçlarda 3 ila 9. haftalarda Rezistif ve Pulsatil İndeksi daha düşüktü (p<0,05), ancak çoğu spermatolojik parametre sonuçlarında iki grup arasında fark yoktu (p>0,05). Kontrol ve melatonin KISS1R gen ifade düzeyleri arasındaki farklılıklar haftalara göre kategorize edilerek melatonin grubunda anlamlı olmayan artış gözlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak koçlarda sezon dışı melatonin uygulaması, testiküler kan akışını ve testis hacmini önemli ölçüde değiştirmiş ve total antioksidan konsantrasyonunu arttırmıştır.

Melih Akar
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

+4 °C ve +38 °C taşıma ve depolama sıcaklıklarında köpek oositlerinin in vitro olgunlaştırılmasına BSA ve FCS'nin etkileri

Bu çalışma iki temel bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ovariohisterektomi yöntemiyle elde edilen köpek ovaryumlarının +4 °C ve +38,5 °C taşıma sıcaklığında transportunun maturasyona üzerine etkilerinin neler olduğu hedeflenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise köpek oositlerinin in vitro olgunlaştırılması için medyumuna katılan %0,3 BSA ve % 5 FCS protein kaynaklarının etkilerinin karşılaştırılması amacıyla planlanmıştır. Ovario-histerektomi yapılmış köpeklerden alınan ovaryum çiftlerinden biri +4 °C'da diğeri +38,5 °C'da antibiyotik katkılı (Gentamisin Sülfat, 50 mg/ml) PBS solüsyonunu içeren iki farklı kab içersinde 2 saat süresinde laboratuvar ortamına getirilmiştir. Ovaryumlar çevresindeki fazla yağ ve dokudan arındırıldıktan sonra yıkanıp (+38 ºC) PBS içine konuldu. Slicing yöntemiyle elde edilen oositler yıkama petrilerine aktarıldı. In vitro olgunlaştırma için ayrılacak oositlerin seçiminde sağlam bir zona pellusida, en az 3-4 sıra kumulus hücresi, homojen ve zona içini dolduran koyu renkli vitellüs varlığı kriterleri göz önünde bulunarak oosit seçimleri yapıldı. Her iki ısı derecesi içinde üçerli çalışma grupları en az iki saat öncesinden hazırlanmış, üzeri mineral yağ (Sigma) ile örtülmüş, antibiyotik katılmış (Gentamisin Sülfat, 50 mg/ml) +38 °C ve %5 CO2 'liinkübatör ortamında bekletilmiş bulunan altı farklı olgunlaşma medyumuna (Hepes Modifikasyonlu TCM 199, Sigma M-2520) aktarılmıştır. +4 ºC Taşıma Sıcaklığı İçin; 1. Grup (Kontrol):TCM 199+2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol), 2. Grup (BSA):TCM199+% 0,3 BSA (Fraction V, Sigma A8806)+ 2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol), 3. Grup(FCS):TCM199+%5 FCS (Fetal Calf Serum Biochrom S 0115)+ 2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol) +38,5 ºC Taşıma Sıcaklığı İçin; 4. Grup (Kontrol):TCM 199+2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol), 5. Grup (BSA):TCM199+% 0,3 BSA (Fraction V ,Sigma A8806)+ 2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol), 6. Grup (FCS):TCM199+%5 FCS (Fetal Calf Serum Biochrom S 0115)+ 2,2 gr/lt NaHCO3+0,23 mM Na Pyruvate (pH: 7,3; Ozmalite:288 mOsmol) Daha sonra oositler Germinal Vezikül (GV) aşamasından MII aşamasına gelebilmesi için % 5 CO2 ve % 100'e yakın nemin sağlandığı +38,5 ºC'lık inkübatör ortamında 72 saat olgunlaştırıldı. Olgunlaşma süresinin sonunda oositlerin kumulüs hücreleri vorteks kullanılarak mekanik olarak uzaklaştırıldı. Ardından % 0,7 lik KCl solüsyonunda 4-5 dakika bekletildikten sonra lam-lamel arasında sıkıştırılarak sabitlendi. Hoechst 33258 solüsyonu ile boyandı. Oositlerin değerlendirilmesinde Ki Kare testi kullanıldı. P<0,05 düzeyinin istatistiksel fark bakımından önemli olduğu kabul edildi. Gruplar arasında bir tek (M II) aşamasını tamamlamış olanların istatiksel karşılaştırılmasında; +4 °C'da ki BSA grubu diğer kontrol gruplarından +4 °C ve +38 °C daki FCS gruplarından daha üstün olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, yapılan çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, köpek oositlerinin in vitro olgunlaşma çalışmalarında medyum proteininin katılmasının gerekli olduğu; olgunlaşmayı destekleyici olarak protein kaynağı olarak % 0,3 BSA 'nın, % 5 FCS' a göre ve +4 °C 'deki taşıma sıcaklığının + 38,5 °C 'da kinden daha etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Dişi köpek, Oosit, In vitro Olgunlaşma, BSA, FCS, Taşıma sıcaklıkları

KöpeklerOlgunlaştırmaOositler+2
Mehmet Çetinkaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

L-karnitin ve alfa lipoik asitin koç sperması dondurulabilirliği üzerine ve çözdürme sonrası yaşam süresi üzerine etkileri

Sunulan çalışmada; koç sperma sulandırıcısına eklenen 25 mM, 50 mM ve 100 mM L-karnitin ve 0,25 mM, 0,50 mM ve 1 mM Alfa lipoik asitin bireysel ve birlikte kullanılarak, inkübasyon boyunca spermanın yaşam süresini nasıl etkileyeceği ve spermatozoonların dişi genital kanaldaki olası ömrünün artırılabilmesi amaçlanmıştır. Sperma, beş adet Kıvırcık ırkı koçtan elektro-ejakülatör yöntemi kullanılarak alındı. En az +++ mass aktivite, %70 motililite ve 1,5 x109 spermatozoon/ml özelliğinde olan sperma örnekleri birleştirilerek (pooling) 16 eşit hacme bölündü. Biri kontrol olmak üzere içinde L-karnitin, Alfa lipoik asit veya her ikisinin karışımlarının farklı yoğunluklarını içeren sulandırıcılardan biri ile iki aşamalı sulandırma tekniğine göre sulandırılarak payet yöntemine göre donduruldu. Pooling, sulandırma, ekilibrasyon, eritme sonrası (0. saat) ve inkübasyon sonrası 3. ve 6. saatlerde spermanın motilite, plazma membran fonksiyon bütünlüğü (HOST) ve akrozomal bütünlüğü (PSA) değerlendirildi. Dondurma-eritme ve inkübasyon aşamalarına bağlı olarak, motilite, plazma membran fonksiyonel ve akrozom bütünlüğünün her işlemde azaldığı görüldü. Eritme sonrası aşamada sadece Alfa lipoik asit içeren grupların spermatolojik değerlerinin kontrol grubu ile benzerlik gösterdiği (P>0.05), L-karnitin eklenmesinin akrozomal bütünlüğü anlamlı bir şekilde koruduğu (P<0.05), diğer gruplara ait spermatolojik bulguların ise genellikle daha düşük olduğu bulundu. İnkübasyon sonrası aşamada antioksidan içeren grupların motilite ve plazma membran bütünlüğünün kontrol grubuna göre olumsuz etkilendiği, genellikle L-karnitin içeren gruplarda akrozomal bütünlüğün daha iyi korunduğu belirlendi. Koç sperması sulandırıcılarına L-karnitin ve Alfa lipoik asit eklenmesinin zamana bağlı olarak motilite ve plazma membran fonksiyonel bütünlüğünün hızlıca düşmesine yol açarak birlikte kullanıma uygun olmadığı sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Koç sperması, İnkübasyon, L-karnitin, Alfa lipoik asit

Dondurarak saklamaKarnitinKoçlar+3
Nail Tekin Önder
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Methionine, cysteine ve BHT ilave edilmiş TRIS-yumurta sarısı ile dondurulan koç spermasının IN-vitro olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmada TRIS-sitrik asit yumurta sarısı (%20) temel sulandırıcısına 2,5mM, 5mM metiyonin, 1mM, 2mM sistein, 1mM, 2mM bütil hidroksitolüen (BHT) eklenerek sulandırılan ve dondurulan koç spermasında çözüm sonrası bazı spermatolojik parametreler üzerine antioksidanların etkileri ve karşılaştırılması amaçlandı. Sperma, beş baş Kıvırcık ırkı koçtan üreme sezonunda, elektro-ejakülatör ile haftada iki kez alındı ve birleştirildi. Pooling sonrası ortalama hacim (ml), motilite (%), yoğunluk (x109/ml), plazma membran bütünlüğü (HOST, %), akrozomal (%), diğer morfolojik (%) ve toplam morfolojik (%) bozukluk oranları sırasıyla 3,92, 84,0, 1,96, 93,8, 5,60, 0,4 ve 6,0 bulundu. Sulandırılan sperma örnekleri bir saat içinde 5ºC'a indirildi ve %6 gliserol eklendikten sonra iki saat boyunca ekilibrasyona tabi tutuldu. Sperma, payette (0,25ml) 200x106 spermatozoon olacak şekilde çekildi ve dondurma cihazıyla dondurularak (-120 oC) analize kadar sıvı azotun içinde saklandı. Çözdürme sonrası motilite, HOST, akrozomal bozukluk, diğer ve toplam morfolojik bozukluk muayeneleri yapıldı. Motilite ve HOST oranları, kontrol ile tüm antioksidan grupları arasında fark (P<0,05) ve pozitif korelasyon tespit edildi (r=0,880). Akrozomal bozukluk oranlarında kontrol ile 2,5mM, 5mM metiyonin ve 1mM, 2mM sistein grupları arasında fark saptandı (P<0,05). Ayrıca metiyonin ve sistein grupları kendi dozları arasında da farklıydı (P<0,05). Diğer morfolojik bozukluk oranlarında ise fark yalnızca 1mM sistein ile 2mM BHT grupları arasında tespit edildi (P<0,05). Toplam morfolojik bozukluk oranlarında ise 1mM, 2mM BHT ve 1mM sistein grupları hariç, kontrol ve diğer deneme grupları arasında fark görüldü (P<0,05). Sonuç olarak, koç sperma sulandırıcısına çeşitli dozlarda eklenen antioksidanların çözüm sonrası incelenen spermatolojik parametreler üzerine koruyucu etkilerde bulunduğu kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: Koç sperması, dondurma, metiyonin, sistein, BHT

ButilhidroksitulenDondurarak saklamaKoçlar+5
Mehmed Berk Toker
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sistein ile kombine edilen alabalık seminal plazmasının koç spermasının dondurulabilirliği üzerine etkisi

Bu çalışmada tek başına ya da 1 mM sistein ile kombine edilen alabalık seminal plazmasının (ASP) farklı dozlarının (%0, %1, %10, %15) koç spermasının dondurulması ve eritme sonrası inkübasyon direnci üzerine etkilerinin belirlemesi amaçlanmıştır. Sperma, on baş Kıvırcık ırkı koçtan elektro-ejakülatör ile gün aşırı alındı ve birleştirildi (pooling). Pooling sonrası ortalama motilite, plazma membran bütünlüğü, akrozom ve DNA hasarı oranları sırasıyla %83,00; %89,80; %8,20; %3,40 olarak değerlendirildi. Pooling sonrası sekiz eşit hacimde bölünen sperma, %0, %1, %10, %15 oranında ASP içeren sisteinli ve sisteinsiz sulandırıcılarla final hacim 1:5 (sperma/sulandırıcı) olacak şekilde sulandırıldı ve sıcaklığı bir saat içinde 5 ºC'a indirildi. Ardından spermaya %0, %1, %10, %15 ASP ilave edilen sisteinli ve sisteinsiz sulandırıcı B (%6 gliserol) eklenerek iki saat boyunca ekilibrasyona bırakıldı. Ekilibrasyon sonrası sperma 0,25 mLhacimli payetlere çekilerek programlanabilir dondurma cihazıyla donduruldu ve sıvı azot tankında saklandı. Eritme sonrası ve inkübasyonun 3 ila 5. saatlerinde motilite, HOST, akrozomal hasar ve DNA hasarı oranları saptandı. Eritme sonrası ve inkübasyonun 3. saatinde motilite ve plazma membran bütünlüğünün %10 ASP-sistein içeren sulandırıcı ile daha yüksek oranda korunduğu saptandı (P<0,05). En düşük akrozom hasarı %10 ASP-sistein içeren gruptan elde edilirken; en düşük DNA hasarı yalnızca %10 ASP içeren gruptan elde edildi. İnkübasyonun son saatinde ise %10 ASP'nin sistein ile kombine edilmesinin tüm spermatolojik parametreler ile beraber DNA hasarı oranının korumasında da daha etkili olduğu gözlendi. Sonuç olarak, koç sperma sulandırıcısına çeşitli dozlarda eklenen ASP ve sisteinin eritme sonrası incelenen spermatolojik parametreler üzerine koruyucu etkilerde bulunduğu kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: Koç sperması, Dondurma, Alabalık Seminal Plazması, Sistein

AlabalıklarDondurarak saklamaKoçlar+3
Elif Gökçe
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğum sonrası dönemde Ovsynch protokolünden önce Presynch veprogesteron ile ön senkronizasyon uygulanan ineklerde bazıbiyokimyasal faktörlerin ve gebe kalma oranlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amaçları, doğum sonrası laktasyondaki ineklerde Ovsynch öncesi bir ön senkronizasyon protokolü olarak Presynch ve progesteronun birlikte uygulamasının ovaryum aktivitesi ve gebelik oranı üzerindeki etkilerini araştırmak ve bu süreçte bazı hormonal, biyokimyasal ve metabolik değerlerin elde edilen sonuçlar üzerindeki etkilerini değerlendirmekti. Bu çalışmada, normal doğum yapan ve doğum sonrası dönemde genel ve üreme sağlığı açısından herhangi bir sorun yaşamayan, yaşları 2 ile 6 arasında değişen toplam 160 Simental ırkı ve melezi inek materyal olarak kullanıldı. Çalışmanın 35. gününde, tüm hayvanlarda rektal palpasyon ve transrektal ultrason yoluyla ovaryumlarının fonksiyonel durumu incelendi. Grupların homojen dağılımını sağlamak için hayvanların lokalizasyon durumu, vücut kondisyon değerleri, ortalama süt verimi ve ovaryumlarının fonksiyonel durumu gibi faktörler dikkate alındı ve benzer özelliklere sahip hayvanlar bir randomizasyon sistemi kullanılarak gruplar arasında eşit olarak dağıtıldı. Hayvanlar, herhangi bir tedavi uygulanmayan Kontrol grubu (KNT) ve farklı tedaviler uygulanan üç grup olmak üzere toplam dört gruba ayrıldı. KNT grubundaki hayvanlar, gönüllü bir bekleme süresinin ardından (doğum sonrası 49. gün) östrusun davranışsal belirtilerinin ilk gözlemlendiği zamandan yaklaşık 12 saat sonra tohumlandı. Ovsynch (OVS) grubundaki hayvanlara doğum sonrası 61. günden itibaren Ovsynch protokolü uygulandı. Presynch+Ovsynch (PR+OVS) grubu hayvanlara doğum sonrası 35. günde PGF2α uygulandı. 14 gün sonra (49. günde) ikinci PGF2α enjeksiyonu uygulandı ve bunu takip eden 12. günde Ovsynch protokolü (61. günde) başlatıldı. Presynch/İPSA+Ovsynch (PR/IP+OVS) grubu hayvanlara ise doğum sonrası 35. günde PGF2α uygulandı ve 7 gün sonra (42. gün) İPSA yerleştirildi. İkinci PGF2α enjeksiyonu, uygulamadan 7 gün sonra (49. günde) İPSA'nın çıkarılmasıyla birlikte uygulandı. Bu uygulamayı takip eden 12. günde (61. günde) Ovsynch protokolü başlatıldı. Ovsynch protokolünün sonunda, tüm tedavi gruplarındaki hayvanlar ikinci GnRH enjeksiyonunu takip eden 16. saatte (71. günde) tohumlandı. Suni tohumlama sırasında östrusun klinik ve davranışsal belirtileri gözlemlendi. Tohumlama sonrası 40-45. günler arasında gebelikler teşhis edildi. Tüm hayvanlardan doğum sonrası 35. günde ve suni tohumlama sırasında kan örnekleri alınarak progesteron konsantrasyonu, metabolik profil ve oksidatif stres düzeyi analiz edildi. Doğum sonrası 35. günde hayvanların %60.0'ının (96/160) ovaryumlarının fonksiyonel olmadığı tespit edildi. Postpartum 70. güne kadar KNT grubundaki hayvanların %65.6'sı (40/61) kızgınlık gösterdi. Bu oran doğum sonrası 35. günde fonksiyonel ovaryumları olan ineklerde daha yüksekti. Ovsynch protokolünün başlangıcında uygulama gruplarındaki hayvanların ovaryumları üzerinde aktif bir corpus luteum bulunma oranının PR/IP+OVS grubunda (%91.7-22/24), OVS ve PR+OVS gruplarından (sırasıyla %66.7-16/24 ve %83.3-20/24) daha yüksek olduğu görüldü. Suni tohumlama sırasında kontrol grubuna kıyasla senkronizasyon gruplarında östrusun davranışsal belirtileri önemli ölçüde (p<0.05) daha az gözlendi. KNT grubundaki hayvanların gebelik oranının (%70.0-28/40), OVS grubundaki hayvanların gebelik oranına göre (%45.0-18/40) istatistiki olarak daha yüksek olduğu (p˂0.05) tespit edildi. Öte yandan, PR+OVS grubundaki (%52.5-21/40) ve PR/IP+OVS grubundaki (%60.0-24/40) hayvanların gebelik oranında OVS grubundakilere kıyasla bir artış gözlendi. Bu artış 35. günde ovaryumları fonksiyonel olmayan ineklerde daha belirgindi. Metabolik ve oksidatif stres parametreleri açısından hayvanlar arasında bireysel farklılıklar gözlense de, ortalama değerlerin gruplar arasında benzer olduğu ve bu varyasyonların gebelik oranlarını etkilemediği belirlendi. Sonuç olarak, Ovsynch protokolünden önce Presynch ve progesteronun birlikte kullanılması, doğum sonrası 35. günde ovaryumları fonksiyonel olmayan ineklerde siklik aktivitenin başlama oranını artırarak gebelik oranlarını iyileştirebilir. Anahtar kelimeler: İnek, Presynch, Progesteron, Ovsynch, Gebelik oranı.

Coşkun Can
Fırat University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Koç spermasının kısa ve uzun süreli saklanmasında l-karnosin kullanımının spermatolojik ve flow-sitometrik analizlerle değerlendirilmesi

Bu çalışma L-karnosin'in farklı dozlarda in vitro olarak spermaya katılmasının spermanın kısa ve uzun süreli saklanabilirliği üzerine olan etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 6 adet akkaraman koçtan alınan spermalar kullanıldı. Çalışmanın birinci aşamasında her bir hayvandan alınan spermalar karıştırıldı ve 1, 5, 10, 20, 50, 100 ve 200 mM L-karnosin içeren tris+yumurta sarısı sulandırıcısı ile sulandırılarılarak +4°C'de 96 saat boyunca saklandı. Kısa süreli saklama esnasında 1, 5, 10, 20 mM L-karnosin dozlarının total, progresif ve hızlı motilite, kinematik parametrelerden VCL, VSL, VAP değerlerini ve yüksek mitokondriyal membran potansiyeli seviyesini artırdığı, membran bütünlüğünü koruduğu, anormal spermatozoon oranını, akrozomal hasarı ve düşük mitokondriyel membran potansiyeli seviyesini azalttığı belirlendi. 200 mM L-karnosin dozunun toksik etki göstererek parametreleri olumsuz yönde etkilediği tespit edildi. Çalışmanın ikinci aşamasında ise birinci aşamadaki en iyi dozlar (1, 5, 10 ve 20 mM) kullanıldı ve 6 kez alınan spermalar dondurma işlemine maruz bırakıldı. Spermanın uzun süreli saklanmasında 5 mM L-karnosin dozunun tüm analizlerde öne çıktığı ve bu dozun total, progresif ve hızlı motilite, canlı spermatozoon oranı ve yüksek mitokondriyal membran potansiyeli oranını önemli ölçüde artırdığı belirlendi. Bunun yanında spermatozoonun membran bütünlüğünü koruduğu, anormal spermatozoon oranını, ölü spermatozoon oranını, akrozomal hasar oranını, düşük mitokondriyel membran potansiyelini ve apoptotik hücre oranını önemli ölçüde azalttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak koç spermasının dondurulması esnasında sperma sulandırıcısına 5 mM L-karnosin katılmasının faydalı olacağı ve spermanın başarılı şekilde dondurulmasına katkı sağlayacağı belirlenmiştir.

Akım sitometrisiKarnozinKoçlar+3
İbrahim Halil Güngör
Fırat University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İntraepididimal trombositten zengin plazmanın koç spermasının kalitesi ve dondurulabilirliği üzerine etkisi

Koç spermatozoasının kalitesinde dondurma sonrası gözlenen yüksek düzeydeki hasar, spermatozoon membranındaki lipit kompozisyonunun diğer türlere göre farklı biyokimyasal yapıda olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Membran lipit kompozisyonunun tam olarak şekillenmesi ve spermatozoanın olgunlaşması epididimal taşınma esnasında meydana gelmektedir. Bazı büyüme faktörleri kolesterol ve diğer lipit bileşenleri ile etkileşim içerisindedir. Trombositten zengin plazma (platelet-rich plasma, PRP) pek çok büyüme faktörünü yüksek düzeyde içermektedir. Bu çalışma intraepididimal PRP uygulamasının koçlarda spermanın kalitesi ve dondurulabilirliği üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmada bir yaşında yetişkin 12 Akkaraman koç, her birinde altı tane olacak şekilde kontrol ve PRP olmak üzere iki gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki hayvanlara 15 günde bir intraepididimal %0.9'luk sodyum klorür (NaCl), PRP grubundaki hayvanlara da otolog PRP uygulandı. Çalışma süresince her bir koçtan 15 günde bir altı ejakülat (ilk enjeksiyon zamanı hariç, son enjeksiyondan 15 gün sonrası dâhil) sperma örneği suni vajen yardımıyla alındı. Alınan her bir natif sperma örneğinin miktarı belirlendikten sonra yarısı rutin (motilite, yoğunluk, kinematik, morfolojik ve membran bütünlüğü) ve flow-sitometrik (mitokondriyal aktivite, apoptoz, ölü-canlı) spermatolojik analizler, oksidatif stres, yağ asidi ve kolesterol analizi için kullanıldı. Spermaların diğer yarısı ise dondurma-çözdürme işlemine tabi tutuldu. Dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarda da rutin ve flow-sitometrik spermatolojik analizler, oksidatif stres, yağ asidi, kolesterol ve moleküler analizler yapıldı. İntraepididimal PRP uygulaması kontrole göre natif spermadaki membran bütünlüğü (HOS), total motilite, kinematik parametreler, yüksek mitokondriyal aktivite (YMA), glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GPx), katalaz (KAT), margarik asit, stearik asit, vaksenik asit, nervonik asit, α-linoleik asit ve dokosapentaenoik asit değerlerini artırırken, baş ve toplam anormalite, apoptoz, hasarlı akrozom oranları ile malondialdehit (MDA) düzeyini azalttı. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında intraepididimal PRP uygulaması dondurulmuş-çözdürülmüş spermadaki HOS, total, progressif, hızlı motilite, eğrisel hız (VCL), doğrusal hız (VSL), ortalama yol hızı (VAP) oranları ile KAT, kolesterol, miristik asit, steroidogenik akut düzenleyici protein (StAR), 3-beta-hidroksisteroid dehidrojenaz 1 (HSD3β1), spermin katyon kanalları 1 (CatSper1), trombosit kökenli büyüme faktörü (PDGF), trombosit kökenli büyüme faktörü reseptörü (PDGFR) değerlerini artırırken, hasarlı akrozom ve MDA düzeylerini azalttı. Ayrıca PRP grubunun dondurulmuş-çözdürülmüş spermalarındaki CatSper2, 3 ve 4, geçici reseptör potansiyel melastatin 3 (Trpm3), geçici reseptör potansiyel vanilloid 5 (Trpv5) iyon kanalları, oar-miR-3958-3p ve oar-miR-125b mesajcı ribonükleik asit (mRNA) ekspresyonları ile CatSper3, HSD3β2 ve PDGFB protein ekspresyonlarında artış, bta-miR-22-3p ve rno-miR-494 mRNA ekspresyonları ile vasküler endotelyal büyüme faktörü A (VEGFA) ve dönüştürücü büyüme faktörü β1 (TGFβ1) protein ekspresyonlarında da azalma gözlendi. Sonuç olarak, yetişkin koçlara inraepididimal PRP uygulamasının hem natif spermanın kalitesi hem de dondurulabilirliği üzerine faydalı etkilerinin olduğu kanaatine varıldı.

Transforme edici büyüme faktörleriTrombositten zengin plazmaVasküler endotel büyüme faktörleri
Serap Dayan Cinkara
Fırat University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçlarda intratestiküler trombositten zengin plazma uygulamasının testiküler gelişim ve sperma kalitesi üzerine etkisi

Trombositten zengin plazma (PRP) birçok büyüme faktörünü içeren plazma komponenti olup, üremeyle ilgili etkilerinin olduğu da ileri sürülmektedir. Bu çalışma koçlarda intratestiküler PRP uygulamasının testiküler gelişim ve sperma kalitesi üzerine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 2 aylık 32 baş Akkaraman ırkı erkek kuzu kullanıldı. Kuzuların 16 tanesine serum fizyolojik (kontrol grubu), diğer 16 tanesine de intratestiküler otolog PRP (deney grubu) uygulandı. İntratestiküler uygulamalar Haziran-Mart ayları arasında 10 ay boyunca ayda bir kez yapıldı. Her iki grupta Temmuz ve Nisan ayları arasında 10 ay boyunca aylık testosteron, testislerin morfometrik ölçümleri, spermatik kord doppler ultrasonografi ölçümleri yapıldı. Kontrol ve deney grubundan ayda bir olmak üzere toplamda 20 hayvan kastre edildi. Kastre edilen hayvanların testislerinde; kolesterol, yağ asitleri, oksidatif stres, histolojik, immunohistokimyasal ile moleküler analizler gerçekleştirildi. Sperma vermeye alıştırılmış toplam 14 (her bir grupta 7) hayvandan 6 hafta boyunca (Şubat sonu-Nisan ortası) haftada bir alınan spermalarda ereksiyon süresi, rutin spermatolojik, flow-sitometrik, kolesterol, yağ asitleri, oksidatif stres ile moleküler analizler yapıldı. Testiküler analizlerde kontrole kıyasla PRP grubunda; Aralık'taki skrotal kalınlık, Nisan'daki testis uzunluğu, Ekim'deki kan akım hacmi, ortalama GSH, GPx, behenik asit, nervonik asit değerleri, Catsper2, Catsper4, Kcnj11, TRPM3 ve TRPM7 mRNA ekspresyonları, seminifer tubül çapları, germinal hücre tabakası kalınlıkları, Western blot ile ölçülen TGFβ1, VEGFA, FGF10, PDGFB, FSHR, LHR ve LC3II protein ekspresyonları, Eylül ayı ve ortalama VEGF ile Eylül, Kasım ve Nisan aylarındaki TGFβ immunoekspresyonlarında önemli artış, buna karşın spermatik korddaki direnç indeksi, MDA düzeyi ve apoptotik Bax protein ekspresyonunda önemli azalma ile birlikte spermatojenik aktivitenin daha erken dönemde başladığı gözlendi. Sperma analizlerinde kontrole kıyasla PRP grubunda; total ve progresif motilite, yoğunluk, HOST, VCL, VSL ve VAP değerleri, GPx aktivitesi, undesilik asit ve palmitik asit oranları, ELISA analizlerinde StAR, HSD3β1, CatSper1, IGF1, TGFβ, VEGF ve PDGFR düzeyleri, qRT-PCR analizlerinde CatSper4 mRNA ekspresyonu ve Western blot analizlerinde VEGFA, PDGFB, TGFβ1, FGF10 ile HSD3β2 protein ekspresyonlarında önemli artış, buna karşın MDA düzeyi, hsa-miR-29a, hsa-miR-148a, hsa-miR-152, oar-miR-200a, hsa-miR-374, hsa-let-7a, oar-miR-10b ve hsa-miR-19b mRNA ekspresyonlarında önemli azalma gözlendi. Sonuç olarak, koçlara 2 aylık yaştan itibaren 10 ay boyunca aylık intratestiküler PRP uygulaması, testiküler gelişime, spermatogenezisin başlaması ve devam ettirilmesine, spermanın morfo-fonksiyonel ve moleküler yapısına olumlu etki etmektedir. PRP'nin bu etkisinin içeriğindeki zengin büyüme faktörleri sayesinde olduğu kanaatine varılmıştır.

Transforme edici büyüme faktörleriTrombositten zengin plazmaVasküler endotel büyüme faktörleri
Aslıhan Çakır Cihangiroğlu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Apilarnil'in farklı dozlarının tavşan spermasının dondurulmasıüzerine etkisi

Bu çalışma, Apilarnil'in farklı dozlarda in vitro olarak spermaya katılmasının spermanın kriyoprezervasyonu üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 6 adet erişkin erkek Yeni Zelanda tavşanından alınan spermalar, Tris + yumurta sarısı sulandırıldı. Sulandırılmış spermaya Apilarnil'in farklı dozları (%0,5 %1, %1,5 ve % 2'lik dozlar) ilave edilerek sıvı azot buharında donduruldu. Apilarnil'in %0,5 ve %1'lik dozlarının total ve progresif motiliteyi, %1'lik dozunun orta hızlı motiliteyi ve %0,5 dozunun hızlı motiliteyi pozitif yönde, %2'lik Apilarnil dozunun motilite parametrelerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Apilarnil'in %1,5 ve % 2'lik dozlarında VCL, % 2'lik dozunda VAP ve %1,5 ve % 2'lik dozlarında ALH değerlerinde (p<0.001) azalma belirlenirken, Apilarnil'in %1,5'luk dozunda LIN ve %1, % 1,5 ve % 2'lik dozlarında WOB değerinde (p<0.001), equilibrasyon sonrası Apilarnil'in %1, %1,5 ve %2'lik dozlarında ALH değerinde (p<0.001) artışın olduğu belirlenmiştir. Apilarnil'in %1'lik dozunun HOST değerini artırdığı, toplam ve başa bağlı anormal spermatozoon oranlarını azalttığı, canlı spermatozoon oranını arttırırken ölü spermatozoon oranını azalttığı tespit edilmiştir. Tüm apilarnil dozlarının akrozomal hasar oranını azalttığı, Apilarnil'in %1'lik dozu yüksek mitokondriyel membran potansiyelini (YMMP) arttırırken, düşük mitokondriyel membran potansiyelini (DMMP) azalttığı belirlenmiştir (p<0.01). Apilarnil'in %2'lik dozu YMMP'yi azaltırken, DMMP'yi (p<0.01) arttırdığı tespit edilmiştir. Apilarnil % 2'lik dozunun MDA yı arttırdığı, % 1,5 ve %2'lik dozlarının GSH-Px değerini ve %2'lik dozunun KAT değerini (p<0.01) azalttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, tavşan spermasının dondurularak saklanmasında sperma sulandırıcısına Apilarnil'in %1'lik dozunun katılmasının, faydalı olabileceği spermanın başarılı bir şekilde dondurulmasına katkı sağlayacağı önerilmiştir.

Nida Badıllı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2024
00