Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Muhasebe ve Finansal Yönetim Anabilim Dalı

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

70

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik şirketlerinde etkinlik analizi (2011-2016)

Bireysel emeklilik sistemi, katılımcıların gönüllülük esasına göre yatırmış olduğu fonların yönetilmesini kapsar. Yatırılan bu fonlar ülkenin tasarruf oranını arttırırken fonların sermaye piyasasında yatırımlara dönüşmesiyle birlikte bireylerin ve ülkenin refah seviyesini arttırması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin 2011-2016 yılları arasındaki etkinliklerini veri zarflama analizi ve Malmquist toplam faktör verimliliği endeksi yöntemiyle ölçmektir. Veri zarflama analizinde çıktıya yönelik CCR modeli kullanılmıştır. Çıktıya yönelik CCR girdi seviyesini değiştirmeden bu girdi düzeyi ile işletmeyi en etkin hale getirebilmek için çıktı bileşenin ne kadar arttırılması gerektiğini araştıran bir modeldir. Malmquist yönteminde ise bireysel emeklilik şirketlerinin yıllar arasındaki karşılaştırılması yapılmıştır. Analiz ile ilgili dönemde aralıksız hizmet veren 10 bireysel emeklilik şirketi dâhil edilmiştir. Modellerde, katkı payı tutarı, toplam varlık ve öz sermaye olmak üzere girdi ve prim üretimleri, yatırım gelirleri olmak üzere çıktı kalemi kullanılmıştır. VZA sonucuna göre her yıl Ziraat emeklilik şirketinin etkinliğini koruduğu diğer şirketlerin ise etkinlik skorlarında değişkenlik tespit edilmiştir. Genel olarak ise 2013 yılından sonra etkin olan şirket sayısının arttığı görülmektedir. Malmquist toplam faktör verimliliği analizine göre ise Ziraat emeklilik dışındaki tüm bireysel emeklilik şirketlerinin verimliliklerinde artış görüldüğü tespit edilmiştir.

Bireysel emeklilikEmeklilikEtkinlik+4
Zehra Kılınç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta sektörünü etkileyen faktörler (OECD örneği)

Çalışmanın amacı Türkiye'nin de içinde bulunduğu 10 OECD ülkesinin sigortacılık sektörünü etkileyen faktörleri tespit etmektir. Veri seti olarak, 1983-2015 yılları arası 10 OECD ülkesine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Hayat ve hayat dışı branşlara ait toplam prim üretim miktarları bağımlı değişken olarak kullanılırken, enflasyon (TÜFE), ortalama yaşam süresi, sigorta şirketleri sayısı, nüfus artış oranı, kentleşme oranı, penetrasyon oranı ve ülkelerin OECD sigorta pazarı payı bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Analizde bağımlı değişkenler için iki ayrı model oluşturulmuş olup Panel Veri Analizi ile ölçülmüştür. Çalışmanın sonucunda, OECD pazar payı ve sigorta şirket sayısı değişkenleri hayat dışı branşı primleri etkilediği sonucuna ulaşılırken, hayat branş için OECD Pazar payı ve penetrasyon oranı etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

OECD ülkeleriPanel veri modelleriSigorta sektörü+2
Bekir Kılınç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

TMS\TFRS'nin hizmet işletmeleri muhasebe uygulamalarına etkisi

İşletmeler tarafından uluslararası düzeyde anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve şeffaf finansal bilgiye duyulan ihtiyaç; aynı standartların uygulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde ise Tek Düzen Muhasebe Sistemi ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklıklardan birisi de hizmet sunan işletmelerde ki üretim maliyetlerinin hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan konaklama işletmelerinde VUK ve TMS/TFRS standartları açısından farklılıkların ele alınması muhasebeleştirilmesi ve örnekleme yardımı ile öneride bulunması amacıyla hazırlanmıştır.

Finansal raporlama standartlarıKonaklama işletmeleriMuhasebe standartları+4
Salih Can Kuzudişli
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Konaklama işletmelerinde hizmet maliyetleri ve hizmet maliyetlerinin raporlanması üzerine Antalya ilinde bir uygulama

Çalışmada, konaklama işletmelerinde hizmet maliyetlerinin aşamaları, maliyet ve aylık faaliyet raporlarının hazırlık aşamalarında dikkat edilmesi gereken noktalar incelenerek örnekleme esasında konaklama işletmelerinin standart ve fiili maliyetlerinin ortaya konulması, sapmaların tespit edilmesi, sapmaların sebeplerinin araştırması, maliyet sürecinde kullanılan kalemlerin incelenmesi, sayımların önemi ve raporların konaklama işletmelerine katkısı ortaya konmaktadır. Ayrıca konaklama işletmelerinin kişi başına katlandıkları maliyetler araştırılarak işlemenin oda fiyatlarını belirlemesinde yardımcı olacaktır. Maliyet raporları, aylık faaliyet raporu, fiili ve standart maliyetler incelerek aralarındaki ilişki ortaya konularak ve konaklama işletmelerine bilgi akışını sağlanması amaçlanmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde kavramsal çerçeve başlığı altında turizmin tanımı, özellikleri, tarihsel gelişimi ve konaklama işletmeleri tanımı, özellikleri sınıflandırılması, fiyatlandırılması ve maliyet kontrolleri incelenecektir. İkinci bölümünde, Antalya`da faaliyet gösteren beş yıldızlı konaklama işletmesinin maliyet raporları ile ilgili araştırma yapılacaktır. Araştırma başlığının altında araştırmanın örneklemi ile başlayıp konaklama işletmelerinin muhasebe işlemleri, maliyet raporlarının ve aylık faaliyet raporların hazırlık aşamalarının aktarılmasıyla fiili ve standart raporların karşılaştırılması yapılmıştır. Konaklama işletmesinin kullandığı maliyet raporu ve aylık faaliyet raporunun hazırlanması, fiili ve standart verilerin karşılaştırılması, sapmaların tespit edilmesi hedeflenmiş ve sapmaların sebepleri araştırılarak yönetime sunulmaktadır. Böylece yönetim karar alırken, bu raporları kullanarak işletme için doğru kararlar alınmasının sağlanacağı sonucuna varılmıştır.

AntalyaBeş yıldızlı otellerFaaliyet raporu+5
Yonca Saknılı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal tablo hilelerinin tespit edilmesinde veri madenciliği yöntemlerinin kullanılmasına yönelik bir araştırma

Bu çalışmada, hisse senetleri Borsa İstanbul Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri sektöründe işlem gören şirketlerin, hileli finansal raporlama uygulamalarının veri madenciliğine dayalı yöntemler kullanılarak finansal oranlar aracılığı ile tespit edilmesi ve buna bağlı olarak veri madenciliği yöntemlerinin hileyi tespit etmedeki gücünün ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak öncelikle çalışma kapsamına giren şirketlerin bağımsız denetim raporları ve Sermaye Piyasası Kurulu haftalık bültenleri aracılığı ile hile riski taşıyan finansal tablolar tespit edilmiştir. Bu şekilde şirketler, finansal tablo hilesine başvuran ve finansal tablo hilesine başvurmayan şirketler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Daha sonra, hile riski taşıyan ve hile riski taşımayan finansal tablolar seçilmiş bazı finansal oranlara göre kıyaslanmıştır. Son olarak ise veri madenciliğine dayalı bazı yöntemlerin, hile riski taşıdığı kabul edilen finansal tablolar ile hile riski taşımadığı kabul edilen finansal tabloları tespit edebilme gücü test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre veri madenciliğine dayalı yöntemlerden Derin Öğrenme Algoritması ve J48 Algoritmasının hile riskini tespit etmede %84,25 oranında en başarılı yöntemler olduğu ve bu yöntemlerin hile riskini tespit etmede %54,29 oranında başarılı olduğu, hile riski taşımadığı kabul eden finansal tabloları tespit etmede ise %95,65 oranında başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hata, Hile, Finansal Tablo, Hileli Finansal Raporlama, Veri Madenciliği

Borsa İstanbulFinansal raporlamaFinansal tablolar+3
Büşra Tatar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

TDHP, TMS/TFRS ve BOBİ FRS kapsamında tarımsal faaliyetlerin karşılaştırılması: Bir uygulama

Tarımsal faaliyetlerin konusunu canlı varlıklar ve tarımsal ürünler oluşturmaktadır. Canlı varlıklar ve tarımsal ürünler doğma, büyüme, olgunlaşma, üreme, yaşlanma ve ölüm gibi biyolojik dönüşüm özelliklerine sahiptirler. Bu özelliklerinden dolayı değerleme ve muhasebeleştirme işlemleri önem arz etmektedir. Ancak ülkemizde tarımsal faaliyetlerin kayda alınması, değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin başında tüm işletmelerin uymak zorunda olduğu VUK ve buna bağlı olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği bulunmaktadır. Bununla birlikte bazı işletmelerin uymak zorunda olduğu TMS/TFRS ile BOBİ FRS'de de tarımsal faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi hakkında düzenlemeler bulunmaktadır. TMS'de tarımsal faaliyetler ile ilgili hükümler TMS 41 Tarımsal Faaliyetler standardında düzenlenmiştir. Ayrıca bağımsız denetime tabi olan, ancak tam set TMS/TFRS'leri uygulama zorunluluğu bulunmayan işletmeler için tarımsal faaliyetlerle ilgili kayda alma ve raporlama işlemleri BOBİ FRS 7. Bölümde yer alan Tarımsal Faaliyetler standardına göre gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı VUK/TDHP, TMS ve BOBİ FRS düzenlemeleri açısından tarımsal faaliyetlerin muhasebeleştirilmesinde ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıkları tespit etmek ve bu benzerlik ve farklılıkları büyükbaş hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren bir işletme üzerinde sayısal veriler ile ortaya koymaktır. Çalışmanın uygulama kısmında VUK'a göre yapılan muhasebe kayıtlarında Tek Düzen Hesap Planı'ndan, standartlara göre yapılan muhasebe kayıtlarında ise KGK'nın yayımlamış olduğu Finansal Raporlama Standartlarına Uygun Hesap Planı Taslağı'ndan faydalanılmıştır. Uygulama sonucunda, yasal düzenlemeler arasında ilk ölçüm, değerleme, amortisman uygulamaları ve üretim maliyetlerinin hesaplanması bakımından farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Faaliyetler, Canlı Varlıklar, Vergi Usul Kanunu, TMS 41, BOBİ FRS Tarımsal Faaliyetler

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFinansal raporlama standartlarıMuhasebe standartları+6
Fatma Cesur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının mesleki sorunları ve çözüm önerileri: Muğla ili araştırması

Muhasebenin buluşu yazının icadına kadar dayanmaktadır. Muhasebe mesleği ile ilgili Dünya'daki ilk eser İtalya'da keşfedilen Malın ve Mükemmel Tacirin Kitabı'dır. Muhasebe mesleğinin ilk kıstasları burada belirlenmiştir. Türkiye'de ise muhasebe mesleğinin resmiyet kazanması 1989 yılında çıkarılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile olmuştur. Genel olarak ülke ekonomisinde önemli vazifesi olan muhasebe meslek mensupları uygulama safhasında bazı sorunlar ile karşılaşmaktadır. Yaptıkları işlemlerden ötürü de iş muhatapları olan mükellefler, resmi kurumlar ve meslek odaları beklentilere girmektedir. Muhasebe meslek mensuplarının bunlardan dolayı ve bunlara benzer sebeplerden sorunları bulunmaktadır. Bu çalışmada muhasebe meslek mensuplarının mesleki sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri üretmek amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde Muğla ilinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir meslek odasına kayıtlı aktif olarak çalışan meslek mensuplarından tesadüfi örnekleme yöntemi ile 309 bağımsız meslek mensubuna yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasını analiz etmek için SPSS 20 programı kullanılmıştır. Anket verileri frekans analizine, normal dağılım analizine, faktör analizine, One Sample T testine ve One-Way ANOVA testine tabi tutulmuştur. Çalışmanın sonucunda amacına uygun olarak üretilen 24 hipotezden 19 tanesi reddedilmiş ve 5 tanesi kabul edilmiştir. Kabul edilen hipotezlerden iki tanesi cinsiyet değişkeninin meslekten ve mükelleften kaynaklanan ifadeleri etkilediğini göstermektedir. Kabul edilen diğer üç hipotezse yaş değişkeninin mükelleften, TÜRMOB'dan ve toplumdan kaynaklanan ifadeleri etkilediği belirtmektedir.

Mali müşavirlikMesleki sorunlarMuhasebe+3
Fevzi Güzel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alacak sigortası kavramı ve alacak sigortası uygulamalarının muhasebeleştirilmesi

Günümüzde Birey ve İşletmeler rekabet gücü kazanmak, piyasada tutunmak için kredili satış yapmak ve risk almak zorundadır. Alacak sigortası genel anlamda, tedarikçinin müşterisine bedeli daha sonra alınmak üzere sattığı mal ve hizmetler sonrasında ortaya çıkması muhtemel kredi rizikolarını güvence altına alan sigorta sözleşmesidir. Kredili satışlar beraberinde bazı risk unsurlarını da getirmektedir. Riskin tanımlanması ve doğru yönetilmesi, işletmeler için bir kâr kaynağı olabilir aksi takdirde tanımlanamayan, yanlış yönetilen ve yanlış anlaşılan riskler şirket kârını olumsuz etkileyecektir. Ticari ilişkiler ticaretin güvenli bir ortamda gerçekleşmesiyle oluşacak her türlü risk kontrol altında tutulabilir. Buna istinaden kredi işlemlerinin geliştirilmesi ve sigortacılık faaliyetlerinin güçlenmesiyle müşteri ile tedarikçi arasında güvenin sağlanması için önemli bir adım olan alacak sigortası ortaya çıkmıştır. Çalışmanın amacı alacak sigortasının ayrıntılı şekilde açıklamak ve alacak sigortasına ilişkin muhasebe uygulamalarını TMS/TFRS, BOBİ FRS ve sigorta işletmelerine ait muhasebe uygulamaları ile örnek bir işletme üzerinden açıklamaktır. Çalışmanın literatüre ve uygulamaya katkı sağlaması beklenmektedir.

Alacak yönetimiMuhasebeRisk+4
Keriman Akan Kaya
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetim raporu görüşlerinin firma performans değerleri ile ilişkisinin araştırması - BIST 100 endeksi

Bağımsız denetim faaliyeti, firmaların hazırlamış olduğu finansal tabloların firma dışı üçüncü kişiler tarafından denetlenmesi ve elde edilen sonuçların raporlanması işlemidir. Bağımsız denetim çalışmaları işletmeler tarafından oluşturulan finansal tablolardaki bilgiler vasıtasıyla kamuoyuna güvence hizmeti vermekte ve ticari alanda önemli bir işlev yerine getirmektedir. Finansal tabloların hazırlanması tabloları kullanan işletme yönetimi ve paydaşların kamu yararı ile çelişebilen hedefleri sebebiyle finansal tablolarda karşılaştırmayı zorlaştırıcı farklılıklar ve eksiklikler bulunabilir. Bu sebeple bağımsız bir üçüncü taraf olan bağımsız denetçiler tarafından doğrulanması genel kabul gören bir anlayış olmuştur. Denetim faaliyetinin önemi, bir yönüyle denetim raporunun önemini de ortaya koymaktadır. Denetim raporu, işletmenin finansal durumunu mali tablolarında ne derece doğru yansıttığı hakkında bir görüş bildirmektedir. Bu çalışmada bağımsız denetim raporu görüşleri ile firma performansı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak adına BİST100'de faaliyet gösteren 73 firmanın 2020 dönemi yıllık finansal tabloları incelenmiştir. Bu veriler ışığında karlılık ve performans oranları belirlenmiş bağımsız T testi analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonucunda firmalara verilen bağımsız denetim raporu görüşlerinin, firmaların performansları arasında bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir.

Bağımsız denetimBorsa İstanbulDenetim+7
Zerin Afşin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıkların TMS/TFRS, BOBİ FRS ve MSUGT kapsamında karşılaştırılması

Bu çalışmayla Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar, ülkemiz Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ve standartlar içerisinde yer verilen Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) 37 ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) bölüm 19 dâhilinde incelenerek temel konulardaki hükümlerinin karşılaştırılması, benzer ve farklı yönlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Öncelikle, karşılık kavramı genel hatlarıyla açıklanmış, ilgili ulusal ve uluslararası muhasebe standartlarında söz konusu kavramlara detaylı olarak yer verilmiştir. Yasal mevzuatlar açısından karşılıkların ayrılma durumları, standartlar açısından kapsamları, uygulanış şekilleri, ölçme kriterleri ve bunun yanında raporlama gereklilikleri ve uygulanmasına yönelik bilgilere yer verilmiştir. Çalışmada, karşılıklar, koşullu borçlar ve koşullu varlıkların örnek uygulamalar üzerinden muhasebe sistemine ve standartlara göre, gerçekleşen olaylara yönelik uygun olan ölçme yöntemleri ve yapılması gereken kayıtlar gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca ülkemizde karşılıkların kayıtlara alınması, değerlemesi ve raporlamasını barındıran düzenlemeler ile standartlar arasındaki hüküm farklılıklarının mevcut olduğu tespit edilmekle birlikte, TMS 37 ile BOBİ FRS bölüm 19'un büyük ölçüde benzerlik gösterdiği de saptanmıştır.

BorçlarBüyük ve orta boy işletmelerBüyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı+5
Ece Ertop
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kiralama, sat ve geri kirala işlemlerinin TMS, TFRS, BOBİ FRS ve VUK kapsamında karşılaştırılması tek düzen hesap planı kapsamında muhasebeleştirilmesi

Globalleşen dünyada firmaların piyasada bulunan diğer firmalar ile rekabet etmeleri ortaya yeni yatırım yapma zorunluluğunu çıkarmışdır. İşbu yatırımlar için firmalar genellikle öz kaynaklarını kullanmaktadır. Fakat öz kaynaklar ile yapılan yatırımlar her zaman firmaların yeterli finansman ihtiyacını karşılamamaktadır. Bu durum sonucunda firmalar bir varlığı satın almaktansa gereksinim duydukları mevduatları kiralayarak kullanma olanağı sağlamaktadır. Bu durum elinde yeterince öz kaynağa sahip olan firmalar için de geçerli olmaktadır. Söz konusu firmalar ellerinde bulunan öz kaynaklarını farklı alanda kazanç sağlamak için kullanmaktadır. Yani mevduatlarını, kiralama yolundan elde edilen kazanç ile sağlayabilirler. Ticaret sektöründe ciddi bir önem taşıyan kiralamalar, günümüze gelinceye kadar birçok standart kapsamında farklı yöntemler ile uygulanmıştır. İşbu standartlar kapsamının başında muhasebeleştirilmesi ve işleyiş yöntemleri ile TMS 17 gelmekte olup, sonrasında TFRS16 ve BOBİ FRS standartlarının oluşturulması ile Leaseback bir diğer adı ile sat ve geri kiralama işlemleri yayımlanmıştır. Bir kiralama türü olan sat ve geri kirala yöntemi, gerek işletmeler ile kiralama işlemleri yapan firmalar gerekse ülkenin ekonomisi gereğince birçok üstünlük kazandırmaktadır. Sat ve geri kiralama işlemlerine ilişkin TFRS16 standardının kabul görmesinden sonra TMS 17 standardı kaldırılmıştır. Söz konusu standartlar kapsamında TFRS16 standardının en mühim niteliğinin TMS17 standardında yer alan faaliyet kiralaması işlemlerinden doğan yükümlülüklerin belgelendirilmesi ve kayda geçirilmesi olmuştur.

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıKiralamaMuhasebe+5
İrem Coşkun
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim işletmelerinin çevre ve çevre muhasebesine yönelik tutumları: Antalya Organize Sanayi Bölgesi örneği

İşletmelerin çevresel performanslarını ve ekonomik durumlarını artırması açısından çevre muhasebesi önemli bir faktördür. İşletmelerin çevreye yönelik kararlarını almasında, çevreye yönelik strateji belirlemesinde, çevreye yönelik maliyetlerin yönetilme hususunda ve çevreye yönelik performanslarının rapor edilmesinde faydalı bilgi sunmaktadır. Çevre muhasebesi, işletme ve çevrenin etkileşimi sonucunda çevrede meydana gelen veya olması beklenen etkilerin maliyetleriyle alakalı tüm bilgileri kapsamaktadır. Çalışmanın konusu Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren üretim işletmelerinin çevre ve çevre muhasebesine yönelik yaklaşımlarının tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı, işletmelerin çevreye karşı duyarlılıklarının ve çevre muhasebesine karşı bakış açılarına yönelik etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Antalya Organize Sanayi Bölgesindeki üretim işletmeleri örnekleminde anket yöntemi kullanılmıştır. Anketin birinci kısmında tanımlayıcı sorular ikinci kısmında çevreye yönelik ifadelerden yola çıkılarak oluşturulan uygulama yer almıştır. Bu kısımda 155 adet üretim işletmelerine yapılan anketlerle elde edilen veriler, SPSS 21.0 versiyonu ile analize tabi tutulmuştur. Ankette yer alan tanımlayıcı sorulara frekans ve yüzde analizleri uygulanmıştır. Çalışmada 2 ana hipotez ve 16 adet alt hipotez oluşturulmuştur. Bu hipotezler regresyan, korelasyon, One Way Anova ve Independent Sımples T testi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda ana hipotezler kabul edilmiş, alt hipotezlerden ise 2'si kabul edilip, geriye kalan 14'ü ise red edilmiştir.

ÇevreÇevre muhasebesi
Elif Özer
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti muhasebe sistemi ile güncel muhasebe sisteminin karşılaştırılması

Osmanlı'da mali düzenin sağlanması için gelir ve giderlerin kayıt altına alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mali iş ve işlemlerin yerine getirilmesi için özel kişilere eğitim verilmiş ve donanımlı bir şekilde yetiştirilmişlerdir. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri incelendiğinde devletin mali işlemlerini yürüten kişilere çoğunlukla kâtip ismi ile bahsedildiği ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti'nin kâtipleri, Cumhuriyet döneminin muhasebecisi başta olmak üzere muhasebe meslek elemanlarının görevlerini yerine getiren kişilerdi. Tarih boyunca taş, kil, tablet, ağaç, tahta, papirüs, hayvan kabukları ve kâğıt gibi araçların üzerine çeşitli hesap kayıtlarının yapıldığı bilinmektedir. Bu kayıtlar Osmanlı Devlet'inde kâtipler tarafından merdiven kayıt yöntemi ile siyakat yazı ve rakamlarını kullanarak tertip ve düzen içerisinde tutulmuştur. Osmanlı'da birçok defter ve belgenin olduğu ve bunların arşivlerde titizlikle muhafaza edilerek, son zamanlara kadar geldiği bilinmektedir. Sayısı binleri aşan miktarda muhasebe defterlerinin güvenilir, tecrübeli ve bilgi sahibi kâtipler tarafından kayıtlandığı anlaşılmaktadır. Çünkü devlet içerisinde kâtiplik mesleğini ifa eden kişiler küçük yaşlardan itibaren muhasebe ocaklarında eğitim alarak, usta-şakird ilişkisi ile yetişmişlerdir. Osmanlı'da asırlar boyunca sürekli mesleki açıdan olgunlaşan kâtipler, muazzam bir muhasebe sisteminin ortaya çıkmasına ve yüzyıllar boyunca devletin güçlü bir mali yapısının olmasına neden olmuşlardır. Osmanlı Devleti muhasebe sistemi ile güncel muhasebe sisteminin karşılaştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Ayrıca muhasebe alanında Osmanlı Devleti muhasebe sistemine ilişkin tespitler incelenerek, literatüre katkı sağlanması çalışmanın alt amacı olarak belirlenmiştir. Çalışma Osmanlı Devleti muhasebe sisteminin uygulanması ve Türkiye'de 1995 sonrasında faaliyete geçen tek düzen muhasebe sisteminin uygulanması ile sınırlandırılmıştır. Çalışma sonucunda Osmanlı Devleti'nde muhasebenin bir düzen dâhilinde olduğu, titiz ve açık şekilde kâtipler tarafından yapılan kayıtların, Türkiye'de ise SMMM'ler aracılığı ile gerçekleştirildiği, belge ve unvanların halihazırda da karşılıklarının benzerlik gösterdiği, Osmanlı Devleti'nde de hali hazırda kullanımda olan Türk muhasebe sisteminde de kayıtların tahakkuk esasına göre tutulduğu ve her iki dönemde de muhasebe mesleğini ifa edenlerin özel eğitimden geçtiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Karşılaştırmalı analizMuhasebeMuhasebe sistemleri+4
Tuğba Çulcu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında muhasebe uygulamalarının genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uyum düzeyi: Sayıştay denetim raporları üzerine bir araştırma

Denetim kavramı, ekonomik eylemler ve olaylarla ilgili eldeki bilgi ile önceden belirlenen ve kabul edilen kıstaslar arasındaki uygunluğun tespit edilmesi ve raporlanması için toplanan kanıtlara ilişkin değerlendirme ve sonuçlarının ilgili kullanıcılarla paylaşılması faaliyetini ifade etmektedir. Kamu kurumlarında gerçekleştirilen denetim, kamu kaynaklarının önceden belirlenmiş standartlara uygun olarak kullanılmasının incelenmesini ifade etmektedir. İdareler tarafından yapılan harcamaların kurallara uygunluğunun denetimi parlamentolar adına yüksek denetim organları tarafından yerine getirilmektedir. Türkiye'de bu görev için bir yüksek denetim organı olarak Sayıştay faaliyet göstermektedir. Ülkemizde yüksek denetim organı olan Sayıştay tarafından yerine getirilen denetim faaliyeti, kamu kaynaklarının hukuka uygun olarak verimli, etkin ve ekonomik kullanılmasının tespit edilmesi, denetim sonuçlarına ilişkin raporlama yapılması ve kamuoyuna duyurulmasını içermektedir. Çalışmanın öncelikli amacı Sayıştay tarafından kamu üniversitelerine yönelik gerçekleştirilen düzenlilik denetimi sonucu tespit edilen muhasebe hatası niteliğindeki bulgulardan hareketle, bu hataların yaygınlık düzeyini tespit ederek ilgili mevzuat uyarınca bu hataların nedenlerini ortaya çıkarmak ve hataların önlenmesine yönelik çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaçla 2012-2021 yılları arasındaki Sayıştay denetim raporları incelenmiş olup, muhasebe hatası niteliğinde 2051 bulguya rastlanmıştır. En fazla muhasebe hatası kaynaklı bulgunun Maddi Duran Varlıklar hesap grubunda olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer bir amacını ise üniversitelerin denetim raporlarından elde edilen muhasebe hatası kaynaklı bulgular ile üniversitelerin yaşı, üniversitelerde görev yapan iç denetçi ve mali hizmetler uzmanlarının sayıları arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi oluşturmaktadır. Analiz sonuçlarına göre üniversitelerin yaşı, üniversitelerde görev yapan iç denetçi ve mali hizmetler uzmanları sayısı açısından ortalama bulgu sayısına göre üniversiteler arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Denetim, Sayıştay, Devlet Muhasebesi

DenetimDenetim raporlarıKamu denetimi+6
Sevil Atila
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve devir işlemlerinin TTK, VUK ve TMS/TFRS kapsamında karşılaştırılması

İşletmeler günümüz rekabet koşullarına uyum sağlamak, kaynak sağlama kapasitesini genişletmek, sinerji etkisinden faydalanmak, vergisel avantajlar, düşük maliyetle borçlanmak, iyi bir yönetime sahip olma gibi nedenlerle ya da devamlı zarar etme, üretim sürecinde uzmanlaşmaya gitme, şirket yapısını değiştirme isteği, büyük işletmeleri yönetmenin zorluğu nedeniyle yapı değişikliğine gidebilmektedir. Bu yapı değişiklikleri işletmenin ihtiyacına göre birleşme ya da bölünme işlemi olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı birleşme ve bölünme işlemlerinin TTK, Vergi Kanunları ve TFRS 3 İşletme Birleşmeleri Standardı kapsamında incelenerek farklılıkların ortaya çıkarılması ve muhasebe uygulamalarına etkilerini göstermektir. TTK ve TFRS 3 İşletme Birleşmeleri standardı kapsamında ilk ortaya çıkan farklılık birleşme tarihinin belirlenmesindedir. Bir diğer farklılık, TTK'da devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme işlemi yer alırken, TFRS 3 İşletme Birleşmeleri Standardında tek yöntem satın alma yöntemi olarak belirtilmiştir. TTK ve TFRS'deki farklılıklardan bir diğeri değerleme hükümlerinin farklı olmasından kaynaklı olarak birleşme karı ve ödenecek kurumlar vergisi tutarlarının farklı çıkmasıdır. Farklılıklar şerefiye, maddi olmayan duran varlıklar ve kıdem tazminatı hesaplanmasında da ortaya çıkmaktadır. Bölünme işlemlerindeki temel farklılıklarından biri kayıtlı değerler üzerinden yapılan kısmi bölünmenin vergisiz bölünme şartlarına uygun olarak yapıldığı, TTK ve Vergi Kanunları'na göre cari değerlere göre ve TFRS 3 İşletme Birleşmeleri Standardına göre yapılan kısmi bölünmede ödenecek verginin çıkmasıdır. Bir diğer farklılık, TTK ve Vergi Kanunları'na cari değerlere göre ve TFRS 3 İşletme Birleşmeleri Standardına göre yapılan kısmi bölünmede değerleme hükümlerinden kaynaklı olarak bölünme karı arasındaki farklılıktır. Bu durum da ticari kar ile mali kar arasında oluşan geçici farklılıktan dolayı ertelenmiş vergi kavramını ortaya çıkarmaktadır.

İşletme birleşmeleriŞirket birleşmeleriŞirket bölünmesi
Ebru Aslantaş Kaynar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin Sürekliliği (BDS 570) ve kilit denetim konularının bağımsız denetim raporunda bildirilmesi (BDS 701) standartları kapsamında bağımsız denetim raporlarının incelenmesi: Bir araştırma

2000'li yılların başında yaşanan ekonomik kriz ile birlikte denetim skandalları tüm dünyayı olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Bağımsız denetim faaliyetleri de yaşanan bu olumsuz durumdan etkilenmiştir. Finansal krizler ve yaşanan denetim skandalları neticesinde finansal tablolara olan güven azalmıştır. Denetim skandalları ve finansal krizlerden dolayı bağımsız denetim faaliyetleri sorgulanmaya başlanmıştır. Çıkar grupları ve finansal tablo kullanıcıları gerçekleştirilen bağımsız denetim faaliyeti ve mali tablolar hakkında daha detaylı ve kapsamlı bilgi istemeye başlamışlardır. Bağımsız denetim faaliyetlerinin amacı finansal tablo kullanıcılarına ve çıkar gruplarına eksik bilgi verilmesini önlemek, doğru bir şekilde onları bilgilendirmektir. Böylelikle finansal tablo kullanıcıların ve çıkar gruplarının doğru karar almalarını sağlanmış olacaktır. Bu doğrultuda ülkemizde Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından bağımsız denetim raporlarının güvenirliliğinin arttırılması için ilgili konularda standartlar yayınlamaktadır. Bu çalışmanın konusu BDS 570 ve 701 standartlarıdır. BDS 570'e göre denetçinin sorumlulukları; finansal tabloların hazırlanmasında işletme yönetiminin işletmenin sürekliliği esasını kullanması hakkında yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmek ve yönetimin bu esası kullanmasının uygunluğu ve elde edilen denetim kanıtlarına dayanarak işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine ilişkin önemli bir belirsizliğin mevcut olup olmadığı konularında bir sonuca varmaktır. BDS 701'e göre kilit denetim konuları, denetçinin mesleki muhakemesine göre, cari döneme ait finansal tabloların denetiminde en çok önem arz eden konulardır. Kilit denetim konuları, üst yönetimden sorumlu olanlara bildirilen konular arasından seçilir. Çalışmanın amacı, BDS 570 ile 701 arasındaki ilişkinin saptanarak ilgili standartlar çerçevesinde mevcut durumun ortaya konulmasıdır. Araştırmanın yöntemi ise bilimsel araştırma yöntemlerinden içerik analiz yöntemidir. Net işletme sermayesinin negatif değerde olması durumu hem BDS 570 hem de 701 için ortak konu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Denetim, İşletme Sürekliliği, Kilit Denetim Konuları, BDS 570, BDS 701

Gökhan Dinç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal finans açısından bireysel katılımcıların finansal yatırım davranışlarının araştırılması: TR61 Bölgesi örneği

Finansal davranış, bireylerin risk alma eğilimlerini, tasarruf alışkanlıklarını ve yatırım stratejilerini belirleyen psikolojik ve ekonomik faktörleri kapsamaktadır. Finansal kararlar ise, bireylerin finansal kaynaklarını yönetme sürecinde gerçekleştirdikleri yatırım, tasarruf ve harcama seçimleridir. Bu araştırma, TR61 Bölgesi'ndeki bireylerin finansal karar alma süreçlerini ve bu süreçlere etki eden davranışsal finans davranışlarını tespit etmeyi hedeflemektedir. Ayrıca çalışmada, temsil etme, aşırı güven, pişmanlıktan kaçınma, sosyal, duygusal, akla geliş kolaylığı, bilgi ve iletişim kaynaklı ve aşırı iyimserlik boyutları ile tanımlayıcı değişkenler arasında farklılık testleri ile gruplar arasındaki farklılıkları ortaya koymayı amaçlanmıştır. Araştırma, yüz yüze anket yöntemi ile elde edilen verilerin nicel analizi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evreni, TR61 Bölgesi'nde ikamet eden yatırımcıları kapsamaktadır. TR61 Bölgesi, Türkiye'nin Batı Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Isparta, Antalya ve Burdur illerini içeren bir ekonomik ve sosyal farklılıkları içerisinde bulunduran bir alandır. Bu evrenden yola çıkarak örneklem, Antalya, Burdur ve Isparta illeri olarak belirlenmiş ve toplam 1.170 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın temel hipotezleri, bireylerin finansal karar alma süreçlerinde tanımlayıcı değişkenler ile oluşturulmuştur. Alt hipotezler ise, araştırma amacına uygun olarak alt boyutlar ile kurulmuştur. Araştırma sonucunda, TR61 Bölgesi'ndeki yatırımcıların finansal karar alma süreçlerinde tanımlayıcı değişkenlerin önemli bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bu tanımlayıcı değişkenler, bireylerin farklı yatırım kararı ve dolayısı ile farklı davranış sergilemelerine neden olmaktadır.

Meral Çiftçi
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek elemanlarının vergi mevzuatına yönelik tutumları: Burdur ili örneği

Araştırma mali müşavirlerin bürolarında çalışan muhasebe meslek elemanlarını kapsamakta ve onların vergi mevzuatı hakkındaki görüşlerini içermektedir. Meslek elemanları genel olarak vergi mevzuatına eğitim hayatlarında tanık olduklarından, mevzuat hakkında en fazla bilgi sahibi olanlar lisans mezunu olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple mevzuat hakkında bilgilenmeleri konusunda sadece mükellef değil aynı zamanda meslek elemanlarının bazılarının da konu hakkında eğitime tabi tutulmaları gerektiği düşünülmektedir. Vergi mevzuatının karmaşık yapısı bu eğitimi ve mevzuatın anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bu sebeple mevzuatın karmaşıklığın giderilmesi ve daha anlaşılır bir dille yazılması gerektiği sonucunu da doğurmaktadır. Araştırmada muhasebe meslek elemanlarının vergi ve vergi mevzuatı hakkındaki düşünceleri, mevzuattaki değişiklikler ve mevzuata yönelik tutum ve davranışlarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma dâhilinde Burdur ilinde yer alan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavir (YMM) bürolarında çalışan meslek elemanlarının, vergi mevzuatına yönelik tutumları ile ilgili 6 adet tanımlayıcı, 15 adet ise amaç doğrultusunda hazırlanan ifade olmak üzere toplam 21 adet madde yer almaktadır. Toplamda 220 adet ankete muhasebe meslek elemanları tarafından geri dönüş yapılmıştır. Yapılan anketler ile birlikte muhasebe meslek elemanlarının vergi kanunlarına yönelik tutumları bireylerin cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu, aylık ortalama geliri ve eğitimini almış olduğu kanunların etkilediği araştırma sonucunda elde edilmiştir. Vergi mevzuatının karmaşık yapıda olması, meslek elemanlarının çalışma şartlarını hem meslek elemanları açısından hem de mükellef açısından zorladığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelime: Muhasebe elemanları, vergi mevzuatı, Burdur ili, SMMM, YMM.

Ebru Mutlu
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe programından mezun olanların muhasebe mesleğine devam etmelerini engelleyen nedenler üzerine bir araştırma: Balıkesir ili örneği

Muhasebe, ticaretin doğuşuyla oluşan düzensizliği gidermek için ortaya çıktığı bilinmektedir. İnsanlık için gerekli olan bu sistemin öğretilmesinde yükseköğrenime büyük pay düşmektedir. Kişinin okulda mesleki bilgi ve becerileri kazandırılarak donanımlı bir şekilde iş dünyasına hazırlanması işinde verimliliği, takdiri, mutluluğu ve böylelikle meslekte devamlılığı sağlamaktadır. Ancak muhasebe programı mezunlarının mezuniyet sonrası çeşitli nedenlerle meslekte rol oynadıkları gözlemlenmiştir. Mesleğin tercih aşaması, eğitimi, çalışma şartları ve iş yaşam arasındaki dengesi düşünüldüğünde bu mesleğe devam edilmemesi sorusu araştırmanın problematiğini oluşturmuştur. Araştırma muhasebe mezunlarının muhasebe mesleğine devam etmelerini engelleyen nedenleri Balıkesir ili evreni üzerinden incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniğidir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 21 muhasebe mezununun katılımıyla gerçekleşen derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilen veriler analiz edilerek kodlanmıştır. Araştırma sonucunda muhasebe mezunlarının gelir, iş başvurularında deneyimli eleman istenmesi, aile, iş bulamama ve çalışma isteğinin kalmaması gibi nedenlerle mesleğe devam etmedikleri tespit edilmiştir. Mesleğin iş yükü psikolojik açıdan muhasebe mezunlarını korkutmakta, özel yaşamlarına ve ailelerine zaman ayıramayacakları düşüncesinin öne çıktığı ortaya çıkmıştır. Muhasebe mezunlarının, üniversite tercih aşamasından itibaren mezuniyet sonrası işe yerleştirilmelerine kadar okul, işveren ve devletin desteğine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Bu bağlamda bilinçli üniversite tercihi, mesleki derslerin uygulamalı gösterilmesi, staj süresi ve yetkinliğinin arttırılması, iş sahibi olmalarında devlet desteğinin olması, iş yerlerinde iş yoğunluğunun paylaştırılarak personel sayısının arttırılması ile iş yükünün hafifletilmesi ve çalışma saatleri gibi birçok soruna düzenleme getirilerek muhasebe mezunlarının bu alanda çalışma engellerinin önüne büyük ölçüde geçilebileceği düşünülmektedir.

Esra Demir
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşaklar arası muhasebe mesleğine bakış açısının araştırılması: Burdur ili örneği

Muhasebe mesleği yıllar içerisinde değişkenlik göstererek, dönem içerisindeki olaylardan, toplumun yapısından, devletin politika ve tutumlarından etkilendiği görülmektedir. Bu etkilenim sonucunda da bireyler arasında muhasebe algısının değişkenlik gösterdiği bilinmektedir. Muhasebe mesleğine ilişkin algılar altı temel boyuttan oluşmaktadır. Bunlar; etik, uzmanlık, liderlik, canlılık, görünürlük ve açıklılık olarak sıralanmaktadır. Boyutların, etik boyutu; dürüstlük, hakkaniyet, adalet vb. fikirleri içermektedir. Kuşaklar arasındaki değişikliklerin ve algının ne derecede değiştiğini görebilmek için çalışmada kayıp kuşaktan başlayarak, kuşakların muhasebe algısının incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çoklu boyutları olan muhasebe algısı, kayıp kuşak, sessiz kuşak, baby boomers, X kuşağı, Y kuşağı, milenyum kuşağı, Z kuşağı, alfa kuşağı olarak ayrılan ve uzun dönemi içeren süreçteki değişikliklerin belirlenebilmesi için çalışmanın evrenini Burdur il, ilçe ve köylerinde yaşayan bireyler belirlemektedir. Çalışmada 4.837 anket Google forms yöntemi ile gönderilmiş ve 475 adet anket ise yüz yüze olarak yapılmıştır. Toplamda 1.314 kişiye, gönüllülük esasına bağlı olarak, Google Form ve yüz yüze önceden kanıt düzeyi incelenen ve onaylanan bir anket ölçeği kullanılmıştır. Veriler 2023 yılının ilk altı ayında toplanmıştır. Anketin birinci bölümünde demografik özellikleri içerin 8 soru, ikinci bölümünde ise muhasebe algısına yönelik 25 ifade, 5'li likert ölçeğinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Araştırma amacına uygun olarak toplanan verileri frekans dağılımı, Güvenilirlik Analizi, One Way Anova ve Normallik Testi analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Burdur ilinde yaşayan X, Y, Z ve Alfa kuşaklarından özellikle Alfa kuşağının diğer kuşaklardan farklı algıladığı, H1, H2, H3, H4 ve H5 hipotezlerinin anlamlı çıktığı, Güvenirlilik Analizinde Cronbach's Alpha değerinin 0,904 ile yüksek derecede güvenilir olduğu tespit edilmiştir.

Gülşah Üzen
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının çevre muhasebesine bakış açıları: Denizli ili örneği

İşletmelerin çevresel performans ve ekonomik durumlarının yükselmesiyle eşdeğer olan sürdürülebilirlik, çevre muhasebesine olan ilgiyi arttırmaktadır. Çevreye yönelik karar alınmasında, alınan kararların uygulanmasında, çevreye yönelik maliyetlerin yönetilmesinde ve performans raporları neticesinde yeni stratejik kararlar alınması aşamasında çevre muhasebesi konusu faydalı bilgi sunmaktadır. Çevre muhasebesi; çevresel kaynakların kullanılabilmesi ve kaynakların kullanılabilme noktasında ortaya çıkabilecek etkilerin muhasebe edilmesi şeklinde tanımlanmıştır. Muhasebe evrim geçiren doğası nedeniyle iş stratejilerine, ekonomik ve toplumsal gerçeklere uygun veriler üretmektedir. Hem Türkiye'de hem de dünya genelinde oldukça çeşitli çalışma alanına sahip olan muhasebe mesleği, hukuk, ekonomi, finans, teknoloji gibi alanlara da ihtiyaç duyar. Çalışmanın konusunu Denizli İlinde bağımsız olarak faaliyet sürdüren muhasebe meslek mensuplarının çevre muhasebesine bakış açılarının tespit edilmesidir. Çalışmanın amacı, çevre muhasebesi konusunda meslek mensuplarının tutumlarının ne yönde olduğunun araştırılmasıdır. Bu bağlamda Denizli İlinde serbest olarak faaliyetlerini sürdüren meslek mensuplarına çevre muhasebesine bakış açılarını ölçmek için 5 bölümden oluşan anket yöntemi kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde tanımlayıcı değişkenler, ikinci bölümünde çevresel sorunların nedenleri, üçüncü bölümde çevre muhasebesi kavramına ilişkin maddeler, dördüncü bölümde önem derecesine göre puanlandırılmak üzere çevre sorunları ve beşinci bölümde çevre muhasebesi hakkında genel ifadeler yer almaktadır. 318 katılımcının yer aldığı anket sonuçlarına göre, katılımcıların %78,3'ü erkek, %78,6'sı lisans mezunu, 158 katılımcının 20 yıldan uzun süredir mesleğini icra ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Denizli İlindeki muhasebe meslek mensuplarının eğitim düzeylerinin genel anlamda yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 27.0 versiyonu ile analiz edilmiştir. Çalışmada toplam iki ana hipotez oluşturulmuştur. Yapılan analiz sonuçları çalışmada detaylı şekilde verilmiştir.

Türkan Tuğba Yıldız Ural
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji işletmelerinde COVİD-19 pandemisinin finansal başarısızlık riski üzerindeki etkileri: Borsa İstanbul'da bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, 2019 yılında başlayan COVID-19 pandemisinin teknoloji sektöründe faaliyet gösteren ve hisse senetleri Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin finansal başarısızlık riskleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada, finansal başarısızlık durumunu değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan Altman Z-Skoru ve Springate S-Skoru modelleri kullanılmıştır. Bu kapsamda Borsa İstanbul'da hisse senetleri işlem gören teknoloji şirketlerinin 2017-2022 yılları arasındaki finansal verileri analiz edilmiştir. Çalışmada, Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Spearman korelasyon analizi ile pandemi öncesi ve pandemi dönemindeki farklar ortaya çıkarılmıştır. Araştırma bulguları, Altman Z-Skoruna göre hesaplanan finansal başarısızlık riskinin pandemi öncesi dönem ile pandemi dönemi arasında anlamlı bir farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgu, pandeminin şirketlerin finansal yapılarını olumsuz etkileyerek, firmaların iflas risklerini artırmış olmasıyla açıklanabilir. Pandemi döneminde şirketlerin karşılaştığı başlıca zorluklar arasında likidite sıkıntıları, gelir kayıpları ve artan maliyetler yer almaktadır. Finansal başarısızlık riskinin hesaplanmasına ilişkin bir diğer model olan Springate S-Skoru açısından yapılan analizde ise, pandeminin finansal başarısızlık riski üzerinde anlamlı bir etkisi gözlemlenmemiştir. Bunun nedeni, kullanılan finansal oranların firmaların mali tablolarındaki farklı kalemlere duyarlı olması ve modelin özellikle operasyonel ve kârlılık ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yapılan korelasyon analizi neticesinde, pandemi öncesi dönemde Altman Z-Skoru ile Springate S-Skoru arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuş, pandemi döneminde ise bu ilişkinin güçlendiği gözlemlenmiştir. Bu durum, her iki göstergenin finansal durum değerlendirmesinde birlikte kullanılmasının önemini vurgulamaktadır.

Meltem Atabay
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük veya karmaşık olmayan işletmeler için denetim standartları önerisi

Küçük veya karmaşık olmayan işletmeler de dâhil olmak üzere KOBİ'ler, dünya ekonomisine büyük işletmelerden daha fazla katkıda bulunurlar. Küçük işletmeler büyümeye, istihdama ve yaratılan katma değere de ciddi oranda katkı sağlarlar. Küçük işletmeler aynı zamanda dünyada yürütülen denetim faaliyetlerinin çoğunluğunu da oluşturmaktadır. Muhasebe uygulamalarının gelişmesi, işlemlerin daha karmaşık hale gelmesi mevcut Uluslararası Denetim Standartlarını küçük işletmeler için daha karmaşık hale getirmiştir. Düzenleyici ve denetleyici otoriteler, 25'ten az çalışanı olan küçük bir şirketi ve binlerce çalışanı olan büyük bir şirketi aynı standartlar uygulayarak denetlemek makul mü sorusuna yanıt aramaya başlamıştır. Denetim, küçük veya karmaşık olmayan işletmeler için değerli ve vazgeçilmez bir hizmettir. Küçük işletmelerin performansına duyulan güven tüm paydaşlar için fayda sağlar. Küçük işletmelerin denetiminin verimli ve kaliteli olması da oldukça önemli bir husustur. Bu sebeple daha küçük işletmelerin, denetimlerinde karşılaşılabilecek sorunlarla başa çıkmanın farklı yollarını keşfetmek gerekmektedir. Bu yollardan birisi de küçük veya karmaşık olmayan işletmelerin denetimleri için yeni ve ayrı bir standart seti oluşturulması gerekliliğidir.

DenetimDenetim standartlarıKOBİ+1
İbrahim Gürbüz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin uluslararası standartlar ile Vergi Usul Kanunu karşısındaki durumu ve bir uygulama örneği

İnşaat sektörü her ülkede olduğu gibi özellikle de gelişmekte olan ülkemiz ekonomisinde lokomotif sektör olarak ön plana çıkmaktadır. Çünkü; sektör itibarıyla inşaat, ileri ve geri yüzlerce sektöre katkı sağlamaktadır. Özellikle ülkemiz ekonomisi içerisindeki oldukça önemli olan inşaat sektörü özellikle ekonomik kriz dönemlerinde devletlerin vazgeçilmez unsuru haline gelmektedir. Kriz dönemlerinde karar vericiler, ekonomik anlamda durgunluğu bertaraf edebilmek adına öncelik olarak inşaat alanında desteklerini arttırmakta bu alanda gelişmelere öncelik vermektedirler. Bu sayede, gerek istihdam gerekse de ileri ve geri sektörleri canlı tutarak olası bir durgunluğun önüne geçmeyi amaçlamaktadırlar. Tüm dünya ülkelerinde öneme sahip olan inşaat sektörünün ülkemizdeki önemi son yıllarda daha da artmaktadır. Özellikle devlet eliyle yapılması gereken kamu projelerinin ( otoyol, köprü vs.) taahhüt yöntemiyle yüklenici firmalara yaptırılması bu önemi açıkça ortaya koymaktadır. Son yıllarda, ülkemizde onlarca proje Kamu Özel İşbirliği (KOİ) yöntemiyle özel sektör aracılığıyla yapılmış veya yapılmaya devam etmektedir. Bu projeler de önemi ve büyüklüğü dolayısıyla yıllar süren bir inşaat süreci sonucunda tamamlanmaktadır. Yatırımcılar, hak sahipleri ve paydaşlar gibi faydalanıcılar da; doğru finansal bilgiye ulaşabilmek adına taahhüt işini yapan firmaların finansal tablolarından faydalanmaktadırlar. Finansal tabloların da amacı faydalanıcılara karar alabilmeleri için doğru bilgileri şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde sunmaktır. Söz konusu yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde de, finansal tablolar vergi mevzuatı ve uluslararası standartlar kapsamında farklı yöntemlerle düzenlenmekte ve kullanıcılara sunulmaktadır. Bu tezin amacı ise vergi mevzuatı ve uluslararası standartlar açısından yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinden ortaya çıkan hasılat veya hakedişlerin muhasebeleştirilmesi ve raporlanması hususuna yönelik farklılıkları, yarar ve zararları ortaya koyarak bu farklılıkların giderilmesi adına önerilerde bulunmaktır.

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFinansal raporlama standartlarıMuhasebe+6
Yusuf Karataş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinin pandemi öncesi ve sonrası finansal durumu, nakit akışları ve performans ölçütlerindeki değişikliklerin incelenmesi- Antalya bölgesindeki bir otelde uygulama

2019 yılı başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisinin her sektörde yarattığı deformasyonları, 2022 yılı itibariyle daha açık görmekteyiz. Özellikle finansal olarak Türkiye'de turizm sektörü en çok etkilenen sektörler arasında yer almakta olup; bu çalışma ile Antalya'da yer alan bir beş yıldızlı otelin pandemi öncesi ve sonrası finansal durumunun ne yönde etkilendiği incelenmiştir. Çalışma kapsamında otelin 2019-2022/06 dönemleri arasındaki finansal durum tabloları, kar/zarar tabloları, nakit akış tabloları ve bağımsız denetim raporları karşılaştırmalı olarak yatay analiz, dikey analiz ve oran analizi ile incelenmiştir. Çalışmada bağımsız değişken COVID-19 pandemisi iken, bağımlı değişkenler işletmenin finansal tablolarında bulunan tüm kalemlerdir. Sonuç itibariyle firmanın pandemiden 2020 yılında, 2019 yılına göre finansal olarak olumsuz etkilendiğini, 2021 yılı itibariyle ise toparlanmaya başladığı, 2022 yılına ait mali durumunun 2021 yılına göre olumlu seyirde olduğu belirlenmiştir.

COVID 19Finansal analizFinansal durum+7
Burcu Akar Altınışık
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için uluslararası finansal raporlama uygulamalarının incelemesi ve uygulama önerisi

Hayır kurumu, kâr amacı gütmeyen sektör, üçüncü sektör, bağımsız sektör, gönüllü kuruluşlar, dernekler ve vakıflar gibi birçok farklı terimle ifade edilen ve toplumsal fayda sağlama amacıyla hareket eden "kâr amacı gütmeyen kuruluşlar" ekonomik ve toplumsal alanda giderek daha da önemli hale gelmiştir. Kapsamları ve nitelikleri itibarıyla kamuoyunu etkileyen bu kuruluşlar, emanet aldıkları kaynakların yönetimi ve kullanımı açısından topluma karşı sorumludur. Ayrıca geçmişte kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda yaşanan skandalların bir sonucu olarak bu kuruluşlara kaynak sağlayanlar ve toplum, kuruluşların gerçekleştirdikleri faaliyet ve hizmetler hakkında daha çok bilgi sahibi olmak istemektedir. Kuruluşların gerçekleştirdikleri faaliyetlerin belirli mevzuatlar uyarınca belirlenen kurallar çerçevesinde hazırlanması ve sunulmasını ifade eden finansal raporlama ve bu hizmet ve faaliyetlerin bir fotoğrafı niteliğinde olan finansal tablolar bu noktada önemli hale gelmektedir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, kâr amaçlı işletmelerden farklı özelliklere sahiptir. Ayrıca tabi oldukları mevzuat hükümleri de farklıdır. Bu nedenle bu kuruluşların farklı muhasebe uygulamalarına ve raporlama hükümlerine tabi olması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de kâr amacı gütmeyen kuruluşların finansal tablolarının hazırlanmasında kullanacakları finansal raporlama çerçeveleri bulunmamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de kâr amacı gütmeyen kuruluşların gereksinim duyduğu ve uluslararası uygulamalarla uyumlu finansal raporlama çerçevesinin nasıl olması gerektiği araştırılmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle kâr amacı gütmeyen kuruluşların özellikleri ve yapısı ile Türkiye'de vakıf ve dernekler kapsamında kâr amacı gütmeyen kuruluşlar incelenmiş, sonrasında Türkiye'deki kâr amacı gütmeyen kuruluşların muhasebe uygulamalarına yer verilmiş daha sonra kâr amacı gütmeyen kuruluşların finansal raporlamasına ilişkin uluslararası ülke uygulamaları araştırılmış, son bölümde Türkiye'de faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için oluşturulacak finansal raporlama çerçevesinin içeriğine yer verilmiştir.

DerneklerFinansal raporlamaFinansal raporlama standartları+3
Hatice Sevde Ocak
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim değerinin arttırılmasında yönetimin değerlendirmeleri raporuna ilişkin bir uygulama

Bu tez, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS) çerçevesinde entegre raporlama sistemi altında firmalar tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporlarının standartlaştırılması ihtiyacını incelemektedir. Operasyonel raporlama uygulamalarında artan karmaşıklık ve çeşitlilik dikkate alınarak, bu işlemleri standartlaştırmak ve genel raporlama kalitesini artırmak amacıyla yeni bir uygulama sunulmaktadır. Çalışmada öncelikle kurumsal raporlamalar ve yıllık faaliyet raporunun içeriği incelenmiştir. Sonrasında, yönetimin değerlendirmeleri ve yönetimin değerlendirmelerinin ana unsurları ele alınmıştır. Son olarak, yönetimin değerlendirmelerinin altı ana unsuruna örnek teşkil etmesi amacı ile varsayımsal bir teknloji firması üzerinden örnek uygulama sunulmuştur. Bu çalışmanın sonuçları, yönetim değerlendirmeleri alanındaki devam eden tartışmalara önemli katkılar sağlamakta ve IFRS bağlamındaki düzenleyiciler ve firmalar için pratik, uygulanabilir sonuçlar sunmaktadır.

Entegre raporlamaFaaliyet raporuFinansal raporlama+5
Hanife Anaç
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk çimento sektöründe çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye'deki çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları incelenmektedir. Çimento üretim süreçlerinin yüksek enerji tüketimi ve karbon emisyonları ile karakterize edilmesi, sektörde sürdürülebilirlik stratejilerinin önemini artırmıştır. Çalışmada, atıktan türetilmiş yakıt yönetimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi çeşitli sürdürülebilirlik stratejilerinin Türkiye'deki çimento üreticileri tarafından benimsenme ve uygulanma düzeyleri incelenmiştir. Araştırma metodolojisi, Borsa İstanbul'da işlem gören çimento şirketlerinin sürdürülebilirlik performanslarının kapsamlı bir değerlendirmesini içermektedir. Bu bağlamda, şirketlerin 2 Ekim 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan SPK Kurumsal Yönetim Tebliği ile uygulamaya konulan Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi'nin çevresel ilkelerine uyum sağlama çabaları ve uygulamaları detaylandırılmıştır. Nitel ve nicel veri analiz teknikleri kullanılarak yapılan bu çalışmada, Türk çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik kapsamındaki durumu ve geleceğe yönelik çevresel sürdürülebilirlik hedefleri ele alınmıştır. Araştırma bulguları, Türk çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine kısmen uyum sağladığını, tam uyum ve daha yüksek performans için ise ek önlemler ve stratejiler gerektiğini ortaya koymuştur. Özellikle enerji verimliliğinin artırılması, yenilikçi teknolojilerin benimsenmesi ve karbon emisyonlarının azaltılması konularında devlet ve özel sektör iş birliğinin kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, sürdürülebilirlik performansının iyileştirilmesinin tüm paydaşlar için ekonomik faydalar sağlayacağı da belirtilmiştir. Çalışma, Türk çimento sektöründe sürdürülebilirlik uygulamalarının mevcut durumu hakkında kapsamlı bilgi sunmakta ve gelecekteki araştırmalar ile sektörel politikalar için önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çimento sektörü, çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği, karbon emisyonları, yenilenebilir enerji.

Alternatif yakıtlarDoğal çevreEkolojik çevre+7
Emre Sürsavur
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal olmayan raporlamaların kredi derecelendirme süreçlerine entegrasyonu

Bu çalışmada finansal olmayan raporlamaların kredi derecelendirme süreçlerine entegrasyonunu ele alınmakta ve bu entegrasyonun kredi derecelendirme ajanslarının ve finansal kurumların risk değerlendirmelerini nasıl iyileştirebileceği incelenmektedir. Finansal olmayan bilgilerin, özellikle çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) faktörlerinin dikkate alınması, işletmelerin ve finansal kurumların karşılaştığı riskleri daha kapsamlı bir şekilde değerlendirmelerine olanak tanımaktadır. Araştırma finansal olmayan raporlamanın, işletmelerin finansal performansını, sürdürülebilirlik pratiklerini ve kurumsal sorumluluklarını yansıttığını belirlemekte ve bu bilgilerin kredi derecelendirme süreçlerine dahil edilmesinin potansiyel faydalarını ele almaktadır. Finansal olmayan bilgilerin entegrasyonunun kredi derecelendirme ajanslarının daha şeffaf, hesap verebilir ve kapsamlı analizler yapmalarına imkân tanıdığı görülmektedir. Bu entegrasyonun finansal piyasaların sağlığı ve karar verme süreçlerinin kalitesi üzerinde olumlu etkileri olacağı öngörülmektedir.

Rifad Yusuf Yazar
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetimde geleneksel ve sürekli denetim yaklaşımlarının karşılaştırılması: analitik inceleme prosedürlerinin teorik incelenmesi ve seçili finansal tablo kalemlerinde sürekli denetim yaklaşımı ile bir örnek uygulama

Günümüzde giderek artan işletmeler arası rekabet koşulları, işletmenin personel hacminde genişleme, teknoloji kullanımındaki yaygınlaşma hatalı ve hileli işlemlere sebep olmaktadır. Usulsüz yapılan işlemleri anlayabilmek ve oluşacak tahribatın önüne geçmek için işletmelerde yapılan denetimin sıklığı artırılmalıdır. Bu amaç doğrultusunda dijital ortamda, dijital teknoloji araçlarını kullanarak yapılan dinamik denetim süreci önemli hale gelmektedir. Dijitale yönelme ve eş zamanlı muhasebe kayıtlarının incelenmesi ihtiyacı beraberinde geleneksel denetim anlayışından sürekli denetim anlayışını getirmiştir. Yapılan karşılaştırmalar ve değerlendirmeler neticesinde, denetim sürecine teknolojik araçların entegre edilerek sürekli denetim yaklaşımının uygulanması ile geleneksel denetim yaklaşımına kıyasla müşteri işletmenin daha iyi tanınması, işletmeye ait bilgi ve belgelerin daha hızlı toplanarak analiz edilmesi, seçili finansal tablo hesaplarına eş zamanlı erişim sağlanarak olası hatalı ve hileli işlemlerinin tespiti, risk seviyesinin azaltılması, denetim kalitesinde artış, sürecin daha şeffaf ve hesap verilebilir şekilde ilerlemesine yardımcı olurken denetçinin karar verme sürecine destek sağlayarak, sürekli alınabilen raporlar ile birlikte denetim çalışma sonuçlarından etkilenen ilgili taraflara güvenilir ve ulaşılabilir bir bilgi tabanı oluşturacağı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Bilgi Güleryüz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

TSRS 1 ve TSRS 2 kapsamında sürdürülebilirlik raporu hazırlama süreci: Uygulamalı bir rehber

Sürdürülebilirlik, ekonomik kalkınma, çevre koruma ve toplumsal refahın dengeli bir biçimde sağlanmasını amaçlayan kapsamlı bir kavramdır. Günümüzde sürdürülebilirlik, işletmeler için yalnızca etik bir sorumluluk değil aynı zamanda rekabet avantajı sağlayan stratejik bir unsur olarak kabul edilmektedir. İşletmeler sürdürülebilirlik uygulamalarını paydaşlarına şeffaf bir şekilde sunmak ve bu alandaki performanslarını ortaya koymak için sürdürülebilirlik raporlamasına başvurmaktadır. Sürdürülebilirlik raporlaması, işletmelerin ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlardaki etkilerini ölçmelerini, yönetmelerini ve ilgili paydaşlarla paylaşmalarını sağlar. Bu raporlama, işletmelerin sürdürülebilirlik performanslarının gelişimini izlemek için kritik bir araçtır ve giderek daha yaygın hale gelmektedir. Küresel ölçekte yaygınlaşan sürdürülebilirlik raporlaması için çeşitli standartlar ve rehberler geliştirilmiş olup, Türkiye'de Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) bu alanda önemli bir rehberlik sağlamaktadır. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS 1 ve TSRS 2), işletmelerin sürdürülebilirlik ve iklimle ilgili risk ve fırsatlarını finansal olmayan bilgilerle birlikte entegre şekilde açıklamalarını sağlayan kapsamlı bir raporlama çerçevesidir. Bu standartlar, işletmelerin uzun vadeli değer yaratma süreçlerini şeffaf ve hesap verebilir biçimde ortaya koymalarını hedeflemektedir. Bu tez kapsamında hazırlanan soru seti, sürdürülebilirlik raporu hazırlaması gereken işletmelerden TSRS 1 ve TSRS 2 standartlarının öngördüğü dört temel alanda (yönetişim, strateji, risk yönetimi ile metrikler ve hedefler) kapsamlı ve sistematik bilgi toplamayı amaçlamaktadır. Tezin son aşamasında ise mevcut raporların analizinin yapılabilmesi için ulusal ve uluslararası 18 rapor incelenmiştir.

Beyda Nur Yılmaz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerin çevreye karşı sorumluluklarının sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla incelenmesi

Bu tezin amacı, şirketlerin yıllık bazda yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporlarında çevre ile ilgili nelerin raporlandığının araştırılmasıdır. Çevresel sorunların giderilmesi açısından şirketlerin yıl içerisinde çevreye dair ne gibi katkılarda bulunduklarının anlaşılabilmesi faaliyet gösteren diğer firmalara örnek teşkil etmesi açısından özellikle önemlidir. Bu bağlamda, araştırma Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan imalat sanayi alt sektörlerindeki firmaların yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporları üzerinde yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, şirketlerin çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmelerinde ve böylelikle çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında inovasyonun büyük bir öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Sürdürülebilirlik Raporlaması, Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi, İmalat Sanayi

Ekolojik çevreKurumsal sorumlulukRaporlama+7
Barış Gökalp
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal ve finansal olmayan bilgilerin şirket raporlamalarında bir arada kullanılması: Savunma sanayi şirketleri üzerine bir inceleme

Ekonomik ve politik buhranlar, çevresel sorunlar, istikrarsızlık, şirket ve kurumlara karşı güvensizlik gibi sebepler dolayısı ile iç ve dış paydaşların şirketlerden bilgi talepleri artmıştır. Şirket ortakları, yatırımcılar ile diğer tüm iç ve dış paydaşların karar alma süreçlerinde finansal bilgiler tek başına ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmiştir. Bu durum, ağırlıklı olarak finansal bilgilere yer veren bağımsız denetim raporu, faaliyet raporu gibi raporların yanı sıra çoğunlukla finansal olmayan bilgiler içeren kurumsal ilkelere uyum raporu, sürdürülebilirlik raporu, entegre rapor gibi yeni rapor türlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Geleceğin raporlama yaklaşımlarının tüm bu finansal ve finansal olmayan bilgilerin birbirleriyle ilişkilendirilerek bir arada sunulmasını içereceği değerlendirilmektedir. Uzun dönemde amaç; ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarda şirketlerin, tüm paydaşların ve genel olarak toplumun fayda sağlamasıdır. Bu tezde, şirketler tarafından uygulanan raporlama çerçeveleri incelenerek, şirketlerin bu çerçevelerden hangilerini kullandığı, bu raporlarda hangi finansal olan ve olmayan bilgileri açıkladığı ve bu bilgileri arasında nasıl bir ilişki kurduğu ortaya konulacaktır. Şirketlerin paydaşlarının finansal bilgilere dayalı olarak gerçekleştirdikleri karar alma süreçlerinin, finansal olmayan bilgilerden etkilendiği ve bu sebeple şirketlerin artık iki tür bilgiyi bir arada sunan raporlar hazırlamaya yönelmeye başladığı hususu, savunma sanayi sektöründen seçilen global ve yerel firmalardan olan: Aselsan Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayii A.Ş., Lockheed Martin Corporation ve Northrop Grumman şirketleri üzerinden incelenecektir. Finansal olmayan veriler ile alakalı şablonu ve kuralları katı, kesin çizgilerle tanımlanmış çerçeveler bulunmamaktadır. Fakat savunma sanayi sektöründe yer alan şirketlerin faaliyet gösterdikleri çevre, amaçları, gereklilikleri benzerlik gösterdiği için, bu sektörde yer alan firmaların açıkladıkları finansal olmayan bilgilerin benzer konulardan oluştuğu değerlendirilmektedir ve bu husus çalışmanın son bölümünde incelenmiştir.

Entegre raporlamaFinansal bilgi sistemiFinansal muhasebe+7
Alim Çağdaş Ünlütürk
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

IFRS/US GAAP arasındaki yakınsama çalışmaları ile benzerlik/ farklılıklar ve bir firma incelemesi

Küreselleşme beraberinde ülkelerin, birbirleriyle ticaret hacimleri artmış, finansal tablolarının ise aynı ve eşit nitelikteki kriterler ile ortak bir paydada düzenlenmesi gereği doğmuştur. Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi (IASC) bu amaçla bir araya gelerek yalnız bir muhasebe raporlama sisteminin kullanılması için çalışmalar yapmıştır. Ekonomik küreselleşmenin muhasebe alanındaki etkisi, pek çok ülkenin uyum konusunda tabi olduğu uluslararası muhasebe standartları ile bağımsız denetim alanında kendisini ön plana çıkarmıştır. "AB ülkelerinin 2005 yılında New York borsasından yararlanma isteklerinin baskısı ile bu standartları uygulamaya başlamaları Türkiye'yi de standartların uygulanması doğrultusunda etkilemiştir" (Erol & Aslan, 2017). Diğer taraftan uluslararası bazı kuruluşların da söz konusu standartların yaygınlaştırılması hususundaki istekleri akabinde Türkiye'de çalışmalar ivme kazanmıştır. Ülkemizdeki ilk ciddi teşebbüs Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği'nin (TMUD) kurulmasıyladır. Ardından Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB), Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu'nu (TMUDESK) 9 Şubat 1994 tarihinde kurmuş; sonrasında ise Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) kurulmuştur. Türkiye Muhasebe Standartları hazırlanarak daha etkin biçimde uygulama alanına kavuşmuştur fakat pek çok ülke söz konusu standartları özümserken Amerika Birleşik Devletleri, bu standartları dolaylı biçimde uygulamayı tercih etmiştir. Son yıllarda Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB) ile Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) gibi iki önemli kurum, standart seti arasındaki ayrılıkların giderilmesi için çalışmalar gerçekleştirmiştir. Çalışmada önce finansal raporlamanın amacından, sonra ise sermaye piyasasında uluslararası ölçekte işlem gören şirketlerin neden olduğu muhasebe skandallarının getirdiği hileli finansal raporlamanın önüne geçmek, bilgi kullanıcılarından ortaklar, yatırımcılar, müşteriler ve bilgi edinme konusunda toplumdan her bir kesime yanlış ve faydalı olmayan bilgi verilmesine engel olmak için ne gibi çalışmaların yapıldığı ve dünya kamuoyunun yeniden benzer bir muhasebe skandalı ile karşılaşmaması için iki standart setinin daha fazla ortak dil konuşma gereksiniminin doğmasından söz edilmiştir. Ardından standart belirleyicilerinin 2002'de Norwalk'ta bir araya gelerek ortak finansal raporlama dili ile standartlar arasında daha fazla uyum ve yüksek kalite yaratılması için verilen ortak taahhüt anlatılmıştır. US GAAP'in kural, IFRS'in ise ilke bazlı yaklaşımı benimsemelerinin ne gibi olumsuzluklara yol açabileceği ve farkın azaltılması yolunda yapılan çalışmalar, gerekçeleri de açıklanarak ele alınmış ve yakınsama çalışmaları ile esasta neyin amaçlandığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde bahse konu iki standart seti arasındaki günümüz benzerlik ve farklılıkları, IFRS temel alınarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise standart setleri arasındaki farklı yaklaşımların, finansal raporlamalarını her iki standart setine göre ayrı ayrı hazırlayan yarı iletken sektörün önde gelen teknoloji firmalarından ASML'nin finansal raporlarını nasıl etkilediğine değinilmiştir. Devamında da bir çok kesim tarafından başarı veya başarısızlık olarak nitelendirilen durumlardan bahsedilmiş, bununla ilgili yapılan bazı yorumlara yer verilmiştir. Sonuçta US GAAP ve IFRS'e tabi ülkelerin yüksek profilli şirketlerinin, karşılıklı çıkar konuları üzerine uyum noktasında ortak hareket etmek istemeleri ve bunun birleştirici ve her bir taraf adına çok daha faydalı olduğu gerçeği ile geçmişten bugüne uyum adına yapılan çalışmaların günümüzde nasıl bir hal aldığı; standart setleri arasında günümüzde var olan ortak ve farklılıklar, yakalanmak istenen evrensel muhasebe standardı setinin özellikle yatırımcılar ve bilgi kullanıcılarına ayrıntılı biçimde sunulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: US GAAP, IFRS, IASB, FASB, Uyum, Yakınsama, Kural Bazlılık, İlke Bazlılık, Muhasebe Standartları, Finansal Raporlama.

Amerikan Muhasebe StandartlarıFinansal denetimFinansal raporlama+7
Esra Gültekin
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli muhasebe eğitimine ilişkin bir araştırma

Kâr elde etme konusunda yaşanan gelişmeler dünya pazarlarında yoğun rekabete neden olmuş ve sermaye piyasalarında yer alan şirketler üzerinde baskı kurarak işletmeleri paniğe sürüklemiştir. Bunun sonucunda ise çeşitli muhasebe hilelerine başvurulmuştur. Muhasebe hilesini; "bir çıkar sağlamak amacıyla işletmenin işlem kayıt ve belgelerinin gerçek durumu yansıtmamak adına bilerek tahrif edilmesi ve/veya gizlenmesi" olarak tanımlamak mümkündür. (Selek ve Arıkan, 2004); (Irmak ve diğ. 2002). Son zamanlarda şirketlerin finansal tablolarında görülen bu hileler denetim firmalarının dikkatini çekmiş ve kamuoyunda ses getirmiştir. Bunun sonucunda ise özellikle Amerika'da muhasebe hilelerinin geleneksel yollarla önlenmesinden yanı sıra "adli muhasebecilik" adı altında alternatif çözüm yollarına başvurulmuştur (Gülten ve Kocaer, 2011). Bu çalışmanın amacı hali hazırda var olan denetim firmalarının yanı sıra yeni ve denetim konusunda daha detaylı olan adli muhasebecilik mesleğinin Türkiye'de gerekli ve uygulanabilir olup olmadığını incelemektir. Bu doğrultuda, adli muhasebenin konusunu oluşturan muhasebe hileleri ve sonrasında adli muhasebenin temeli hakkında bilgiler verilip Türkiye çerçevesinde değerlendirilecektir.

Adli muhasebeDenetimMuhasebe+3
Ayşegül Özkan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe türev ürün kullanımı

Bu çalışma temelde finans sektöründe yaşanan gelişmeler ile finansal enstrüman kullanıcılarının risk algısının değişmesi üzerine, firmaların ve bankaların oluşan bu finansal riskleri nasıl ele alması gerektiğiyle alakalı yapılmış olan bir çalışmadır. Finansal risklerin öne çıkmasının nedeni ise, 1944 yılında Birleşmiş Milletler para ve finans konferansında imzalanan "Uluslararası Para Anlaşması'nın" 1977 yılında tamamen sona ermesi ile serbest kur sistemine geçilmesidir. Bu çalışma, finans piyasalarında değişen süreçle birlikte risk algısının firmalar ve bankalar bazında nasıl algılanması gerektiğiyle ilgili, firmaların ve bankaların türev ürün kullanımının finansal tablolarında neden olduğu dalgalanmaları ortadan kaldırmak amacıyla uygulamaya başladıkları riskten korunma muhasebesi ile ilgili yapılan bir çalışmadır. Bu tez firmaların artan risklerini yönetmeleri için kullanılan türev ürünlerin kullanım amaçlarını ve muhasebeleştirilmelerini anlatarak firmalara ve bankalara riskleri ile başa çıkmak için önerilerde bulunmayı hedeflemektedir. Bu amaçla ilk olarak; risk ve finansal risk gibi unsurların kavramsal çerçevesinden, risk çeşitlerinden ve finansal risk yönetiminde kullanılan yöntemlerden bahsedilmiştir. Daha sonraki kısımlarda ise tarihsel gelişimine değinilerek riskten korunmanın kavramsal çerçevesinden, riskten korunma aracı olarak kullanılan Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) kapsamında finansal ürünler ve türev ürün kullanımı teorik olarak incelenmiş, bankaların finansal tabloları ve nazım hesapları incelenerek türev kullanımları ile ilgili bir inceleme yapılmıştır. Bu sürecin detaylı incelemesi yapılarak bankalara ve türev ürün kullanıcılarına yardımcı olması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Araçlar, Riskten Korunma Muhasebesi, Türev Ürün Kullanımı

Bankacılık sektörüBankalarFinansal araçlar+7
Büşra Melisa Aşıkoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin muhasebe standartları ile vergi mevzuatına göre incelenmesi ve örnek bir uygulama

İnşaat sektörü dünyada ve ülkemizde oldukça önemli ekonomik alana sahiptir. Yarattığı iş hacmi ile birçok alt sektörü de harekete geçirdiği için ekonominin önemli bir lokomotifi olarak sayılır. Ülkemizin son yirmi yılına bakıldığında inşaat bazlı büyüme oldukça yer kaplamaktadır. İnşaat işleri devlet kurumları tarafından ihale yoluyla verilen büyük ölçekli işlerdir. Firmalar aldıkları büyük ölçekli inşaat işlerinde öz kaynak haricinde kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Kaynak sağlayıcısı olan yatırımcılar ve kredi kuruluşları firmaya yatırım ya da kredi verecekleri zaman firmaların finansal bilgilerine ihtiyaç duyarlar. Finansal bilgi temel olarak ihtiyaca uygun olmalı ve gerçeğe uygun olarak sunulmalıdır. Bunların yanı sıra finansal bilgiyi desteklemek için finansal bilginin anlaşılabilir, doğrulanabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaca uygun, güvenilir ve zamanında sunulmuş olması gerekir. Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları'nın amacı da bunu sağlamaya yöneliktir. Türkiye'de yapılan inşaat işinin mevzuatımızdaki yeri Gelir Vergisi Kanunu'nda tanımlanmıştır. Kanunun 42. maddesine göre bir yıldan uzun süren işlerin kâr veya zararları işin bittiği yıl kesin olarak tespit edilir ve beyan edilir. İnşaat işlerinde yapılan ortak giderlerin hangi esaslara göre dağıtılacağı kanunun 43. maddesinde tanımlanmıştır. İnşaat işinin bitim tarihi de 44. maddeye göre; geçici kabulün veya fiilen bittiği tarih olarak tanımlanmıştır. İnşaat işlerinin muhasebe işleyişi de Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliği'ne göre yapılmaktadır. Diğer yandan inşaat işleri Türkiye Muhasebe Standartlarında TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı kapsamında iken, BOBİ FRS Bölüm 5 Hasılat Standardında ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı; Yapılan işin yıllara yaygın inşaat olması durumunda, Muhasebeleştirme usullerinin Vergi Usul Kanunu, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği, TMS/TFRS – BOBİ FRS'ye göre nasıl muhasebeleştirilmesi ve raporlanması gerektiğinin açıklanmasıdır. Anahtar Kelimeler: İnşaat Muhasebesi, BOBİ FRS Bölüm 5, TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat

MuhasebeMuhasebe standartlarıOnarım+7
Reyhan Ulaş Coşgun
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden doğan hasılat standardının inşaat sektörüne etkileri

Ticari hayatın küreselleşmesinin en önemli etkilerinden bir tanesi, işletmeler tarafından yapılan finansal raporların tüm dünya genelinde tek bir ortak dil haline getirmek amacıyla ve kabul görmüş standartlar çerçevesinde birbirlerine paralel mantıklar ile kullanıcılara arz edilmesi olmuştur. Bu çerçevede uluslararası finansal raporlama standartları, günümüzde özellikle küresel boyutta iş yapan şirketlerin finansal tablolarını hazırlamalarında dayanak aldıkları temel yol göstericilerdir. Bu çalışmada, TFRS 15 standardının yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile iştigal eden inşaat firmalarının inşaat sözleşmeleri kapsamında finansal tablolarını ne şekilde etkilediği ele alınmıştır. TFRS 15 standardının inşaat sektörü finansal tabloları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi noktasında, Türkiye'de yürürlükte olan mevzuat hükümlerinin yıllara yaygın inşaat onarım işlerine yönelik kabulleri ve muhasebe kayıtları da dikkate alınarak, TFRS 15'in kâr / zarar üzerindeki etkisi ve dolayısıyla sektörün finansalları üzerindeki etkisi burada değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, TFRS 15 standardı kapsamında gerçekleştirilen hesaplamalarda yıllar itibariyle kâr – zarar rakamlarının farklılaştığı görülmüştür.

StandartlarTürkiye Finansal Raporlama StandardıTürkiye Muhasebe Standartları+1
Berk Gökalp
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetimde finansal tablolar hesap grupları düzeyinde risk olarak değerlendirilmiş hususlara karşı uygulanacak müteakip prosedürleri üzerine bir uygulama

Küreselleşmenin etkisi ile ticari hayatta ortadan kalkan sınırlar ve teknolojik anlamda yaşanan hızlı gelişmeler neticesinde, farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren şirketler açısından, faaliyetlerin çıktısı niteliğindeki finansal tabloların şeffaflığı, doğruluğu son derece önemli bir konu olarak değerlendirilmektedir. Finansal tabloların tüm paydaşlar tarafından anlaşılması ve küresel anlamda kabul görmüş standartlar ile paralellik göstermesi günümüz şirketleri açısından en önemli hususlardan biridir. Bu noktada, bağımsız denetim faaliyetlerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Bağımsız denetim, finansal tablo ve eklerinin, genel kabul görmüş raporlama standartlarına uygunluğunu ve doğruluğunu denetleyen, denetim standartları kapsamındaki tekniklerin uygulanması sureti ile şirketlerin kayıt ve belgelerini inceleyen bir süreçtir. Bu çalışmada, bağımsız denetim süreçlerinde risklerin ortaya konulması ve değerlendirilmesine yönelik olarak maddi doğrulama prosedürlerine yönelik uygulama yapılmıştır. Bu örnek uygulama sayesinde bağımsız denetim sektörüne yeni başlayan veya başlayacak olan kişilere, denetim sürecinde belirlenen risklere karşı uygulanabilecek maddi doğrulama prosedürleri ve uygulamaları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.

Bağımsız denetimDenetimFinansal tablolar+5
Ömer Salim Yörübulut
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İç kontrol ve risk azaltıcı etkileri içerisinde görevler ayrılığı ilkesine ilişkin model örneği

Zayıf iç kontrol politikalarına ve güvenlik açıklarına sahip şirketlerde hile kaynaklı vakaların ortaya çıkması günümüzde giderek daha yaygın bir hale gelmektedir. Kritik görevler arasındaki çatışmalar, sistemde önemli risklere yol açmaktadır. Sağlıklı bir iç kontrol sistemi ile hileyi engellemek ve riskleri kontrol altına almak mümkündür. Bu çalışmada, şirketlerde hileyi önlemek ve şirket içerisindeki riskleri azaltmak için görevler ayrılığı ilkesinin uygulanmasına ilişkin bir model önerilmiştir. Bu model önerisi bir erişim kontrolü ile kullanıcı yetkilerinin kontrol edilmesini ve yönetilmesini içermektedir. Görevler Ayrılığı ilkesi takip edilerek, rol tabanlı, süreçleri kapsayan bir yapı hazırlanmıştır. Görevlerin Ayrılığı ilkesi ile ilgili detaylı bir süreç, risk bazlı bir yaklaşımla beraber incelenmiştir. Risk yönetimi döngüsüne vurgu yapılarak, Görevlerin Ayrılığı ilkesi ile uyumlu bir uygulamaya ulaşmak için geliştirilen her aşama bu çalışmada değerlendirilmiştir. Şirket iç kontrol faaliyetlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için risklerin tespit edilerek, Görevlerin Ayrılığı ilkesine uygun olacak şekilde tanımlanması ile güvenli çalışma ortamlarının sağlanabilmesi hedeflenmiştir.

Görev alanıGörevlerGörevler ayrılığı ilkesi+5
Oğuzhan Keleşoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para ve kripto paranın muhasebeleştirilmesi: Kripto para birimleri ile ilgili düzenlemelerin dünyada ve Türkiye'de incelenmesi

Geçmiş zamandan bu yana insanlar para yerine çeşitli ödeme araçları kullanmışlardır. Deniz kabuğu, boncuk, taş ve altın, gümüş gibi değerli madenler günümüze kadar paranın yerine ödeme aracı olarak kullanılmışlardır. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte paranın nakit olarak elde tutulması oldukça gerilemiş ve değişen insan ihtiyaçlarını karşılayacak daha hızlı, güvenli, alternatif para birimleri oluşmaya başlanmıştır. 2008 yılında Satoshi Nakamoto adını kullanan bir kişi veya grup tarafından "Bitcoin: Eşten Eşe Elektronik Ödeme Sistemi" adlı makale yayınlanmış ve böylece ilk kripto para olan Bitcoin yaratılmıştır. Muhasebenin temel amacı bilgi kullanıcılarına söz konusu işletmenin içinde bulunduğu finansal durumu gerçeğe uygun bir şekilde, şeffaf halde sunmaktır. Bu nedenle kripto paraların kaydedilmesi ve finansal raporlanması konusu önem addetmektedir. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) veya başka bir standart setinin kripto para işlemlerini tam anlamıyla düzenlemediği görülmektedir (Raiborn ve Sivitanides 2015, 25). Kripto paraların piyasa değerlerinin ve kullanımının gün geçtikçe artması, muhasebeleştirilmesi konusunun ele alınmasını gerekli kılmıştır. Bu çalışmada kripto para birimlerinin sınıflandırılması yapılarak çeşitli kripto para türlerinin tanımları yapılmış, çalışma sistemleri incelenmiş, kripto para birimlerinin UMS/UFRS kapsamında muhasebe seçenekleri incelenmiş, bu konuda uluslararası muhasebe kuruluşlarının görüşlerine değinilmiştir. Kripto para birimlerini yasaklayan ve düzenleyen ülkeler incelenmiş, örnek bazı ülkelerin düzenlemelerine ve yasal otoritelerinin açıklamalarına yer verilmiştir. Türkiye'de ki yasal otoritelerin kripto para birimleri hakkındaki yaklaşımlarına değinilmiştir. Literatürde çoğunlukla kripto paraların maddi olmayan duran varlık olarak sınıflandırılması gerektiği görüşüne yer almakla beraber buna zıt görüşlerde vardır. Ancak tüm dünyada kabul gören muhasebe ve finansal raporlama standartları kripto varlıklar için yetersiz kalmaktadır ve kripto para varlıkları tam olarak karşılayan bir standart bulunmamaktadır. Kripto varlıklar için tüm dünyada kabul edilecek uluslararası muhasebe, finans ve denetim standartları oluşturulmalı, uygulamaya geçirilerek belirsizliğin ortadan kaldırılmalı ve uygulama birliği sağlanmalıdır.

Kripto para birimiKripto varlıkMuhasebe+2
Elif Ceyda Pirim
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik raporlaması önerisi

Kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilir kalkınma paralel olarak önemli birer kavram olmakla kalmamış, iş hayatı için de vazgeçilmez olmuştur. İşletmeler için küresel bir değer yaratabilmenin yolu olarak görülen sürdürülebilirlik iş stratejilerine ve günlük iş faaliyetlerine entegre edilmeye başlanmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ülke ekonomilerinde %98 oranında temsil edilmektedir. Küçük işletmelerin yerine bakıldığında uluslararası işletmelere göre oldukça yüksek oranda yer tuttuğu görülmektedir. Ancak küçük işletmelerin ekonomilerdeki bu büyük rollerine karşı sürdürülebilirliğe sınırlı olarak katıldıkları gözlemlenmektedir. Küçük işletmelerin sürdürülebilirliğe sınırlı katılımlarına sebep olarak yetersiz finansal kaynaklar, bilgili ve tecrübeli personel eksikliği, yetersiz kurumsallaşma ve yetersiz imaj yönetimi gibi eksiklikler sayılabilir. Ancak küçük işletmelerin gelecek kuşakları da gözeterek faaliyetlerine devam etmeleri en az uluslararası işletmeler kadar hayatidir. Bu sebeple küçük işletmelerin sürdürülebilirlik küresel değer zincirine dâhil edilmesi oldukça önemlidir. Küçük işletmelerin bilinçlendirilmesi, sürdürülebilirlik raporlamasının yarattığı fırsatlardan yararlanması öncelikli amaçtır. Ayrıca küçük işletmeler için uygulanabilir sürdürülebilirlik standartları oluşturulması nihai hedeftir. Bu tezin amacı küçük işletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını incelemek ve sürdürülebilirlik raporlamasının nasıl olması gerektiğiyle ilgili önerilerde bulunmaktır.

KOBİKurumsal sorumlulukKurumsal sosyal sorumluluk+3
Merve Yahşi
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe politikalarının finansal tablolar açısından değerlendirilmesi Bist-100 şirketleri üzerine inceleme

Yaşadığımız yüzyılda işletmelerin uluslararası piyasalarda daha etkin ve verimli bir şekilde yer almaları, varlıklarını sürdürebilmeleri için finansal bilgilerini kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklamak zorundadırlar. Bu açıdan işletmeler ticari faaliyetlerini yansıtan muhasebe ve finansal bilgilerini belirli kurallar çerçevesinde bilgi kullanıcılarına sunmaları gerekmektedir. Bu bilgiler işletmeler tarafından finansal raporlama süreci ile oluşmaktadır. Finansal raporlama; muhasebenin çıktısı olarak görünen işletmelerin finansal durumlarını, faaliyet sonuçlarını gösteren ve işletme hakkında bize tahminde bulunmaya yarayan tablolardır. Finansal tabloların oluşumu işletmelerin tercih ettiği finansal raporlama ve muhasebe standartları çerçevesinde yer alan muhasebe politikaları kapsamında oluşmaktadır. Finansal tablo kullanıcıları, muhasebenin temel kavram gereği finansal tabloların karşılaştırılabilir olmasını ve muhasebe politikalarının tutarlı bir şekilde uygulanmasını istemektedirler. Bu kapsamda muhasebe politikalarında ve muhasebe tahminlerinde oluşan değişiklikler ile hatalar finansal tabloların güvenilirliğini etkileyen uygulamalardır. İşletmeler bazı dönemlerde muhasebe politikalarında değişikliğe gidebilir. Bu bağlamda politika değişikliklerini finansal tabloların ek parçası olan dipnotlar bölümünde açıklamak zorundadırlar. Bu çalışmanın amacı; Muhasebe Standartları çerçevesinde borsada işlem gören işletmeler tarafından TMS 8 Standardı uyarınca muhasebe politika tercihleri ve açıklanma düzeyleri incelenerek işletmelerin mevcut durumlarının tespit edilmesidir. Çalışmanın ilk bölümünde; UFRS/TMS alanında yapılan çalışmalara ve finansal raporlamanın unsurlarına yer verilmiş olup finansal tablolarda karşılaştırmalı bilgi sunumu ve dipnotlardan söz edilmiştir. İkinci bölümde; uygulanması zorunlu muhasebe politikaları, alternatifli muhasebe politikaları, muhasebe tahmin ve hatalara ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup konular örnekler ile desteklenmiştir. Üçüncü bölümde; BIST 100 endeksi baz alınarak farklı sektörlerde yer alan işletmelere ait 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarına ilişkin dipnotlarında yer alan 5 muhasebe politikası incelenmiştir. Ayrıca yıl bazında sektörlerin muhasebe politika tercihlerine yönelik verilerin karşılaştırılması yapılarak yıllara göre gerçekleşen değişiklikler açıklanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, sektörlerin büyük oranda muhasebe politika yöntem seçimlerinde açıklama yaptığı, TMS 23 borçlanma maliyetleri standardının en yüksek açıklama yapılmayan standart olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminleri, Hatalar, Dipnotlar, BIST-100

Borsa İstanbulDipnotFinansal tablolar+4
Pınar Cömertoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dolar kuru ve petrol fiyatları ile seçili BIST endeksleri arasındaki volatilite yayılımının DCC-GARCH modeli ile analizi

Bu çalışmada Dolar/TL döviz kuru, petrol fiyatı endeksi ile seçili Borsa İstanbul (BIST) sektör endeksleri arasındaki volatilite etkileşiminin varlığının araştırılması, eğer etkileşim söz konusu ise hangi yönde etkilediğinin belirlenmesi ve yorumlanması amaçlanmaktadır. Volatilite kalıcılığını ifade eden parametrelerin anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlılık düzeyine ve kalıcı etkiye sahip olup olmadığı analiz edilmektedir. Borsa İstanbul (BIST) sektör endeksi değişkenleri olan XMEYS, XSUIN, XTEKS, XTRZM, XULAS, XGIDA, ve XU100'e ait verilerin 01.02.2015-28.02.2022 tarihleri aralığında günlük kapanış fiyatlarının kullanıldığı çalışmada, volatilite etkileşim araştırılmasında çok değişkenli GARCH modeli DCC-GARCH modeli kullanılarak analiz edilmiş, analizde değişkenlere ait getiri serileri kullanılmıştır. DCCGARCH modeli ile analiz yapılırken değişkenler ikili gruplar şeklinde incelenmektedir. İkili şekilde ele alınmasının asıl sebebi yüksek boyut sorununun oluşmasını önlemektir. DCC-GARCH modeli sonuçlarına göre volatiliteyi artıran şok etkisi ile karşılıklı olarak volatilite etkileşimi olduğu gözlenmektedir. Dolar/TL döviz kuru, petrol fiyatı endekslerinde yoğun şekilde volatilite kümelenmelerinin oluştuğu ve bu piyasada volatilitenin kalıcı etkiye sahip olduğu görülmektedir. Diğer taraftan seçili Borsa İstanbul'da işlem gören XMEYS, XSUIN, XTEKS, XTRZM, XULAS, XGIDA, XU100 sektör endekslerinde volatilite kümelenmelerinin oluştuğu ve bu endekslerde volatilitenin kalıcı etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Borsa İstanbulDolarDöviz kuru+5
Ayyüce Berin Bostancı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kiralama işlemlerinin TFRS/BOBİ FRS ve VUK kapsamında muhasebeleştirilmesi

Bir işletmenin zamana yönelik ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarını karşılayabilmek veya işletmeyi geliştirmek, büyütmek vb. gibi durumlarda bir takım yatırımlara ihtiyaç duyar. Ancak bu ihtiyaçları her zaman özkaynaklarla karşılamak mümkün olamamaktadır. Böyle durumlarda işletmeler finansal kiralama sisteminden faydalanmaktadır. Bilindiği üzere finansal kiralama işlemleri, kiralanan varlığın mülkiyeti kiraya verende, kullanım hakkı ise kiracıda olduğu uzun vadeli bir yatırım anlaşmasıdır. Kiralama süresi sonunda kiralanan varlığın mülkiyetinin kiraya verende kalması veya kiracıya devredilmesi gibi bir durum da söz konusudur. Bu gibi durumların neticesinde de finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde çeşitli farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı kiralama işlemlerinin ulusal vergi mevzuatı ve ülkemizdeki bazı iş çevreleri açısından yürürlükte olan muhasebe standartları bakımından muhasebeleştirilmesini ve bu düzenlemeler doğrultusunda ne tür farklılıkların ortaya çıktığını tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan yönteme göre örnek uygulamalar yardımıyla TFRS/BOBİ FRS ve VUK kapsamında yapılan muhasebe kayıtları arasındaki farlılıklar ortaya çıkarılmıştır. Kiraya veren ve kiracı açısından kiralama işleminin başladığı andan itibaren sözleşme bitimine kadar yapılacak olan işlemlerin muhasebe kayıtları bu üç yöntem kapsamında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Kiralama, Faliyet Kiralaması, Kiracı, Kiraya Veren.

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFaaliyet kiralamasıFinansal kiralama+7
Oruç Ali Akın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi affı uygulamaları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye'de 1980 sonrası dönemin analizi

Devletlerin artan kamusal ihtiyaçlarını giderebilmek için yöneldiği en önemli kaynakların başında vergiler gelmektedir. Vergi gelirlerinin tam ve düzenli bir şekilde tahsil edilebilmesi için, etkin ve adil bir vergi sisteminin oluşması gerekmektedir. Kamu gelirlerinden olan vergiler, devletler açısından incelendiği zaman ciddi bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Devletler azalmış olan vergi gelirlerini telafi etmek ve kamu gelirlerinin yükseltmek amacıyla vergi aflarına başvurmaktadır. Böylece vergi afları vergi sistemi içerisinde önemli bir uygulama noktası haline gelmiştir. Vergi gelirlerini artırmak ya da tahsil edilemeyen vergileri toplamak için vergi afları Türkiye'de olduğu gibi birçok ülkede de uygulanmaktadır. Kısa vadede vergi gelirlerini artırmak, ilgili vergi kurumlarının ve bu konudaki anlaşmazlıklar ya da yaptırımlar sebebiyle yargının yükünü azaltmak yönüyle önemli katkıları olan vergi aflarına Türkiye'de hem ekonomik hem de siyasi nedenlerle sıkça başvurulmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak vergi affı uygulamasının teorik tanımı yapılmıştır. Ardından vergi affı uygulaması ile ilgili ortaya atılan görüşlere yer verilmiştir. Daha sonra Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan vergi afları ele alınmıştır. Ardından da çalışmanın son bölümünde Türkiye'de 1980-2019 yılları arasında uygulanan vergi afları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki ampirik olarak Vektör Otoregresyon Modeli (VAR) ile analiz edilmiştir. Çalışmada kurulan modelde bağımlı değişken olarak Vergi Affı değişkeni belirlenirken, vergi affını açıklayıcı değişkenler olarak ise Büyüme Oranı, Enflasyon Oranı, İşsizlik Oranı ve Vergi Gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasılaya Oranı değişkenleri belirlenmiştir. Analizlerden elde edilen bulgulara göre; vergi afları ile işsizlik oranı ve vergi affı değişkeni (yani kendisi) arasında istatistiki açıdan anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Buna göre ekonomide istihdam kaybı olduğu durumlarda ortaya çıkan gelir kaybı nedeniyle vergi ödemelerinde de olumsuz bir sonucun ortaya çıkabileceği ve çıkartılan vergi affı uygulamalarının aslında bir sonraki muhtemel vergi affına bir beklenti oluşturabileceği sonuçlarına varılmıştır.

AfMakroekonomik değişkenlerMakroekonomik etki+4
Burak Sunar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük ve orta büyüklükteki işletmelerde muhasebe bilgi sisteminin işletme içi bilgi akışındaki etkinliğinin araştırılması: Bursa örneği

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgi akışının artması ve bilgiye ulaşımın daha hızlı olması rekabet ortamını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. İşletmelerin bu rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri için doğru ve ileriye dönük kararlar alması gerekmektedir. Bu kararları etkileyen en önemli faktör, bilgilerin doğru ve hızlı bir şekilde toplanıp anlaşılır bir şekilde sunulmasıdır. Bu bilgiler, işletme içinde en önemli bilgi sistemi olan muhasebe bilgi sistemi tarafından toplanarak elde edilir. Çalışmada BOBİ (Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler) muhasebe bilgi sistemlerinin işletmelerdeki bilgi akışı üzerindeki etkinliğinin araştırılmasıdır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak nitel araştırma yaklaşımı ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri Bursa ilinde Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi ve Bursa Organize Sanayi Bölgesindeki BOBİ işletmelerinin muhasebe birimleri ile görüşülerek elde edilmiştir. Çalışmaya 36 BOBİ'nin temsilcileri dahil edilmiştir. Çalışmada, BOBİ'lerin muhasebe birimlerinin işletme içindeki etkinliği ve MBS'nin (Muhasebe Bilgi Sistemi) işletmelerin bilgi akışı üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada öncelikle konu bütünlüğünü sağlamak amacıyla muhasebe bilgi sistemi ve bu sistem ile işletme arasındaki ilişkinin ne olduğu ile ilgili MBS ile ilgili yapılan bazı uygulamalı çalışmalar sunulduktan sonra uygulamaya geçilmiştir. Uygulama kısmında görüşmelerden alınan cevaplar dâhilinde tablo, grafikler hazırlanmış ve elde edilen bilgiler yorumlanmıştır. İşletme seçimi yapılırken, işletmenin BOBİ ve araba yedek parçası üretimi içerisinde faaliyet gösteriyor olması kriterleri göz önüne alınmıştır. Sonuç olarak işletmeler MBS'ye gerekli bilgi akışını sağlayarak daha doğru satış ve üretim kararları almasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca araştırmada işletmelerin çalışan bakımından büyüklükleri ile MBS arasında güçlü bir bağ olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin büyüklükleri, kullanılan muhasebe programı, teknoloji seviyeleri ve bilgi akışına önemi MBS'yi kullanım seviyesine doğrudan etkilemektedir.

Bilgi akışıBüyük ve orta boy işletmelerMuhasebe bilgi sistemleri+1
Hasan Basri Göç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hologram teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanmasına ilişkin öğrenci görüşlerinin tespitine yönelik bir araştırma

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler insanoğlunun ihtiyaçlarına paralel olarak hızlı bir şekilde gelişme ve ilerleme göstermiştir. Bu sebeple eğitimde geleneksel yöntemler terk edilmiş yerini yeni ve modern yöntemler almıştır. Teknolojik gelişmeler ile birlikte hayatımıza giren hologram teknolojisi muhasebe alanında yeni bir kavramdır. Hologram teknolojisi yeni bir kavram olmasına rağmen günlük hayatta sık kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle eğlence, sağlık, mühendislik, inşaat, mimari ve ticari hayat gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmakla birlikte günlük hayat da yeri artmakta ve sık kullanılmaya başlanmaktadır. Muhasebe eğitimi yaşanılan çağın gelişmelerine uyum sağlayabilmekte ve değişim gösterebilmektedir. Bu sayede dijital çağın gerektirdiği dijital kuşağa yönelik muhasebe eğitimi de uyum sağlamaktadır. Hologram gibi modern teknolojilerin muhasebe eğitiminde kullanılması muhasebe bilgilerinin daha kolay ve kalıcı olarak öğrenilmesini sağlayabilmektedir. Hologram teknolojisi sayesinde dünyanın faklı coğrafyalarındaki alanında uzman akademisyenler ve araştırmacılar öğrenciler ile bir araya getirilerek bilgi akışı sağlanmalı ve daha etkili öğrenme gerçekleşebilmektedir. Çalışmanın konusunu Hologram Teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanabilirliği oluşturmakta, amacını ise muhasebe eğitimi alan öğrencilerin hologram teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanabilirliğine ilişkin bakış açıları, beklentileri ve ilgililerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde muhasebe eğitimi gören 316 öğrenciye anket yöntemi kullanılarak sorular yöneltilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20 programı kullanılarak betimsel istatistikler, yüzde ve frekans hesaplamaları, güvenirlik analizi, korelasyon analizi, bağımsız gruplar (İndependent T Testi), tek faktörlü varyans analizi (One Way Anova) yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7 hipotez kabul edilmiş olup, 2 hipotez red edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Eğitimi, Hologram Teknolojisi, Burdur, Isparta

HologramMuhasebe eğitimiTeknoloji destekli öğretim+2
Menekşe Engin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik sisteminin seçilmiş makro ekonomik değişkenler üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

Günümüz dünyasında birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde, kalkınma sürecinde kullanılan sermaye birikimlerinin önemli bir kaynağı sosyal güvenlik kurumlarının oluşturduğu fonlardır. Bu fonlar içerisinde de bireysel emeklilik sistemine ait olan fonlar büyük öneme sahiptir. Toplanan fonlar ekonomi içerisinde değerlendirilerek; alt yapı yatırımlarına kaynak oluşturulur, yatırımların finansmanında uzun vadeli kaynak sağlanır ve söz konusu yatırımlar ile yeni iş ve istihdam olanakları ortaya çıkarılmaktadır. Ülkedeki finans ve mali sektöre uzun vadeli fon aktararak sermaye piyasalarının daha sağlıklı işlemesine, fiyat istikrarına ve pozitif büyümeye olumlu katkı sağlamak gibi ekonomik sonuçları, sistemin önemini göstermektedir. Bu doğrultuda araştırmada bireysel emeklilik sistemi ile makro ekonomik değişkenlerden seçilen ekonomik büyüme, cari açık ve sermaye piyasası arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. 2009:1 - 2018:4 dönemine ilişkin üçer aylık verilerin kullanıldığı çalışmada, Autoregressive Distributed Lag (ARDL) sınır testi yaklaşımı ile uzun dönemli ve kısa dönemli ilişki incelenirken, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile kısa dönemli ilişkinin yönü analiz edilmektedir. Bulunan sonuçlar incelendiğinde, bireysel emeklilik sistemi ile ekonomik büyüme ve sermaye piyasası arasında uzun dönemli ilişki söz konusu iken cari açıkla arasında ilişki bulunamamıştır. Ayrıca kısa dönemli sonuçlarda ise her üç bağımlı değişkenin de bireysel emeklilik sistemi ile ilişkisinin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiBireysel emeklilikMakroekonomi+4
Hatice Özkan Karabacak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinin dolaylı - dolaysız vergiler açısından değerlendirilmesi ve Türkiye karşılaştırması

Devletler, kamu harcamalarını ve uygulayacakları politikaları finanse edebilmek için kanun yoluyla halktan vergi toplamaktadır. Bir devletin ülkesinde uyguladığı vergi politikası, o ülkenin ekonomik bağımsızlığının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Avrupa Topluluğu'nda vergilendirme ve vergi politikaları konusunda ilk düzenlemeler Roma Antlaşması ile başlamıştır. Ancak Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle bu antlaşmanın adı değiştirilerek Avrupa Birliği'nin İşleyişine İlişkin Antlaşma olmuştur. Bu antlaşma ile birlikte vergilendirme konusunda yeni düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemeler; Birliğe üye ülkelerin ekonomisini güçlendirilmesi, ticarette rekabetin artırılması, haksız rekabetin önlenmesi ve vergilerin yakınlaştırılması konusunda olmuştur. Avrupa Birliği'nde genel olarak dolaylı vergiler konusunda yakınlaştırma gerçekleştirilmiş olup dolaysız vergiler alanında da gerekli olduğu takdirde yakınlaştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada; Avrupa Birliği vergi sisteminde dolaylı-dolaysız vergilerin yapısı incelenmekte ve Türk vergi sistemi ile karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın amacı; Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan vergi politikaları ile Türkiye'de uygulanan politikaları karşılaştırmak, güçlü ve zayıf yönleri değerlendirmek ve Türkiye'de dolaylı vergiler alanındaki aksaklıkları ortaya koymaktır. Çalışmada Avrupa Birliği ve Türkiye, gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi gelirleri açısından karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın sonucunda, Avrupa Birliği ülkelerinde genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin, dolaylı vergi gelirlerine göre daha yüksek olduğu, Türkiye'de ise tam tersi bir durumun var olduğu tespit edilmiştir. Türk vergi sisteminde dolaysız vergilerin daha önemli bir gelir kaynağı haline getirilmesi vergilemede adalet ve eşitlik ilkeleri açısından önem taşımaktadır.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerDolaysız vergiler+3
Kübra Uğur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00