Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Anabilim Dalı

Muhasebe ve Finansal Yönetim Anabilim Dalı

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

89

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişmekte olan ülkelerin gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılığın TVP-VAR Yöntemi ile tespit edilmesi: E7 ülkelerinden kanıtlar

Finansal piyasalar, yalnızca ekonomik verilerin ve rasyonel beklentilerin şekillendirdiği alanlar olmaktan çıkmış, giderek daha fazla yatırımcı davranışları, psikolojik faktörler ve toplumsal eğilimler gibi unsurların etkisiyle yön bulur hale gelmiştir. Geleneksel finans teorileri, yatırımcıların rasyonel davrandığı ve tüm kararlarını maksimum fayda ilkesi doğrultusunda aldığı varsayımına dayansa da son yıllarda yaşanan krizler ve piyasadaki ani dalgalanmalar bu yaklaşımların yetersiz kaldığını göstermiştir. Bu nedenle, davranışsal finans olarak adlandırılan yeni bir teori geliştirilmiş ve yatırımcıların psikolojik eğilimlerinin piyasalar üzerindeki etkisi sistematik biçimde ele alınmaya başlanmıştır. Bu bağlamda yatırımcı duyarlılığı, yatırımcıların ekonomik gerçekliklerden bağımsız olarak, iyimserlik ya da kötümserlik gibi duygusal tepkilerle verdikleri kararların finansal piyasalar üzerindeki yansımalarını ifade etmektedir. Portföy çeşitlendirme teorisi kapsamında tasarrufların yatırım imkânlarına dönüştürülmesi açısından da ilgili çalışma önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, E7 ülkeleri gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkilerini ortaya koyarak, analiz gerçekleştirilen dönemler arasında söz konusu bağlantılılık düzeylerinin etkisini tespit etmektir. Ele alınan tarih aralığında savaş, ekonomik kriz, daralma ve pandemi gibi dönemlerin varlığı; ilgili hareketlerin yatırımcılar açısından karar verme problemlerine yardımcı olacak niteliktedir. Bu kapsamda ilişkilerin tespit düzeyi için alıcı ve yayıcı olma durumları, yatırım kararlarında rol alan faktörlerin tespiti için önemliyken ülkeler açısından da şok alıcı ve yayıcısı sektörel ve ekonomik olarak farkındalık anlamıyla ortaya konulmaktadır. Bu doğrultuda seçilen E7 ülkeleri ve borsaları için Türkiye (Borsa İstanbul 100 Endeksi-BIST100), Çin (Shanghai Composite Index- SSEC), Endonezya (IDX Composite Index- IDX), Brezilya (Bolsa de Valores de São Paulo Index-BOVESPA), Hindistan (Stock Market Index-Nifty50), Meksika (S&P / BMV IPC-MXX), Rusya (MOEX Russia Index- RTSI) ülkeleri gösterge endeksleri seçilmiştir. E7 ülkeleri gösterge borsaları arasındaki dinamik bağlantılılık ilişkileri Antonakakis vd. (2019-2020) tarafından geliştirilen TVP-VAR yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Brezilya, Meksika ve Rusya endekslerinin (şok yayıcı) net dinamik bağlantılılığı yayan ülkeler olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Türkiye, Çin, Endonezya ve Hindistan ülkelerinin ise diğer üç ülkeden etkilendiği (şok alıcısı) tespit edilmiştir. Gösterge endeksleri ile ifade edildiğinde ise MXX, IBOV ve IMOEX şok yayılımı gerçekleştiren üç endekstir. Şok alıcısı olan endekslerin ise JKSE, NSEI, SSEC ve XU100 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, finans biliminde önemli yer tutan davranışsal finansı teorik olarak kapsamlı ele almış ve bu kapsamda bireylerin etkilendiği faktörleri de açıklamıştır. Bu yönüyle yapılan analizler yanında bireysel birtakım anomali ve hevristiklerin yatırım kararlarında etkili olacağı da belirtilmiştir. Bu yönüyle bütüncül bir bakış açısı da sergilenmiştir. Elde edilen bulgular ülkeler arası ilişkileri göstermekte ve portföy çeşitlendirmenin önemini ortaya çıkarmaktadır. Şok yayıcısı ve alıcısı ülkelerin tespit edilmiş olması, yatırımcıların karar aşamasında kullanabileceği alternatifleri bilmesi ve ilgili varlıklara yatırım yapmasına olanak taşımaktadır. Ayrıca yatırımcılar yanında politika yapıcılara yönelik bilgiler de çalışma kapsamında sunulmaktadır.

Rukiye Cunkuş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeşil ve sürdürülebilir finans: Çevresel göstergelerin finansal gelişim üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Yeşil finansın arayüzünde finans sektörü, çevresel iyileştirme ve ekonomik büyüme olarak üç temel unsur bulunmaktadır. Sürdürülebilir finans ise ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim olmak üzere dört temel unsurdan oluşmaktadır. Bu noktada yeşil ve sürdürülebilir finans, benzer ve farklı konulara odaklansa da temel olarak sürdürülebilir finans, yeşil finansı da içine alan çok daha geniş bir disiplindir. Bu çalışma, ülkelerin çevreyle ilişkili unsurlarının finansal gelişim üzerindeki etkisini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bu amaçla, 2000-2021 yılları arasında 155 ülkenin, çevresel performansı ile finansal gelişimi arasındaki ilişki 4 farklı model ile ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmayla yeşil ve sürdürülebilir finans noktasında veri bulmada yaşanan probleme çözüm de aranmıştır. Araştırma kapsamındaki tüm modeller için panel regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz sürecinde, bağımlı değişkenler olarak "Cambridge Sürdürülebilir Gelişim Skoru (FD1)", "IMF Finansal Gelişim Endeksi (FD2)", "Yeşil Finansal Gelişim Endeksi (FD3)" ve "Sürdürülebilir Finansal Gelişim Endeksi (FD4)" kullanılmıştır. Bu bağımlı değişkenlerden FD3 ve FD4, araştırmacı tarafından hesaplanan yeşil ve sürdürülebilir finansal gelişimi temsil etmektedir. Bağımsız değişkenler olarak, enerji üretimini temsilen "Yenilenebilir Enerji Üretimi (CG1)" ve "Enerji Üretimi (CG7)"; enerji tüketimini temsilen "Petrol Tüketimi (CG2)" ve "Gaz Tüketimi (CG3)"; kaynak kullanımını temsilen "Doğal Kaynak Tüketimi (CG4)" ve "Arazi Kullanımı (CG8)"; çevre hasarını temsilen "Hava Kirliliği (CG5)" ve "Su Kalitesi (CG6)" kullanılmıştır. Ayrıca, bağımlı değişken üzerinde etkisi muhtemel olabilecek kontrol değişkenleri olarak ise Gelir Seviyesi (KD1), Nüfus (KD2), Kentleşme (KD3), Eğitim (KD4) ve Teknoloji (KD5) değişkenleri seçilmiştir. Panel regresyon analizi sonucunda, modellerin tümünün %99 güven aralığında istatistiki olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, araştırma bulguları bir bütün olarak incelendiğinde ise bir ülkenin finansal gelişiminde (FD1, FD2, FD3 ve FD4) en etkili unsurların yenilenebilir enerji üretimi, gaz tüketimi, doğal kaynak tüketimi, hava kirliliği, su kalitesi, enerji üretimi, arazi kullanımı, kentleşme ve eğitim olduğu tespit edilmiştir. Nüfus ve teknolojinin de finansal gelişimde etkili oldukları söylenebilirken, petrol tüketimi ve gelir seviyesi ile bağımlı değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

Finansal sürdürülebilirlikÇevresel sürdürülebilirlik
Süleyman Emir
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal finans perspektifinde bilişsel ve duygusal eğilimlerin yatırımcı kararlarına etkisinin incelenmesi: otomotiv sektörü çalışanları üzerine bir uygulama

Bu çalışma, bireylerin yatırım kararlarını yalnızca rasyonel beklentiler ve ekonomik göstergelere dayanarak açıklamaya çalışan geleneksel finans yaklaşımlarının ötesine geçerek, davranışsal finans kuramları çerçevesinde yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, bireylerin yatırım davranışlarını etkileyen duygusal ve bilişsel eğilimleri analiz ederek, yatırım kararlarının rasyonellikten hangi yönlerde ve ne düzeyde saptığını ampirik olarak ortaya koymayı hedeflemiştir. Araştırmanın temel motivasyonu, Türkiye'nin en büyük sanayi alanlarından biri olan otomotiv sektöründe çalışan bireylerin yatırım kararlarına etki eden davranışsal faktörleri tespit etmek, bu faktörlerin geleneksel finans kuramları ile ne ölçüde çeliştiğini değerlendirmek ve literatürde yer alan davranışsal finans teorileriyle örtüşen örüntüleri saptamaktır. Otomotiv sektöründe hizmet vere 417 çalışan üzerinde çevrimiçi anket uygulaması ile yürütülen araştırmada bireylerin yatırım kararları rasyonellikten saptığı; yatırım kararlarında duygusal ve bilişsel eğilimlerin etkisiyle şekillendiği sonucuna varılmıştır. Aşırı güven, sürü davranışı ve aşinalık eğilimi şeklindeki davranışsal önyargılar katılımcıların yatırım kararlarında belirleyici olduğu ancak kayıptan/pişmanlıktan kaçınma eğilimin yatırımcıların finansal kararlarında anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine göre; erkek katılımcıların kadın katılımcılara göre daha fazla aşırı güven ve sürü davranışı eğiliminde oldukları tespit edilirken; evli olanların bekâr olanlara göre daha fazla aşırı güven eğiliminde oldukları ancak bekârların ise evli olanlara göre daha fazla aşinalık eğiliminde oldukları sonucuna varılmaktadır. Bu bulgular, literatürde yer alan davranışsal finans teorileriyle büyük ölçüde uyum göstermektedir. Ayrıca, yatırımcı davranışlarının sadece ekonomik göstergelerle değil, bireysel psikoloji, sosyal etkileşim ve kültürel değerlerle de şekillendiği sonucuna varılmıştır. Bu yönüyle çalışma, davranışsal finans literatürüne teorik ve ampirik düzeyde katkı sunarken; yatırım danışmanları, politika yapıcılar ve bireysel yatırımcılara karar süreçlerinde dikkate almaları gereken çok boyutlu bir bakış açısı önermektedir.

Pembe Nur Pekince
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Blokzincir teknolojisi: Muhasebe meslek mensupları üzerine bir araştırma

Araştırma, muhasebe meslek mensuplarının blockchain teknolojisinin muhasebe uygulamalarına yönelik algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada katılımcıların blockchain'e dair genel görüşleri, teknolojinin şeffaflık, verimlilik, maliyet azaltma ve mevzuata uyum konularındaki katkılarına ilişkin değerlendirmeleri ortaya konmuştur. Araştırma kapsamında 386 muhasebe meslek mensubuna anket uygulanmıştır. Veriler cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki deneyim süresi, sektör, pozisyon ve bilgi düzeyi gibi değişkenler açısından analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, katılımcıların blockchain teknolojisine yönelik algılarının genel olarak olumlu ve orta düzeyin üzerinde olduğunu göstermektedir. Erkek katılımcıların, genç yaş gruplarının ve ileri düzey bilgiye sahip olanların teknolojiye yönelik algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, blockchain teknolojisinin muhasebe süreçlerinde kullanımının bilgi düzeyi ve demografik faktörlere bağlı olarak değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, meslek mensuplarına yönelik eğitim çalışmalarının artırılması ve farkındalık düzeyinin geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelime: Blockchain Teknolojisi, muhasebe, denetim, meslek mensupları.

Eda Polat
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adli muhasebe kapsamında yönetim hileleri, Burdur ve Isparta illeri adli vaka analizleri ve örnek olaylar

Bir kişiyi veya bir olayı aldatmak, yanıltmak amacıyla gerçekleştirilen kasıt unsuru barındıran tüm entrikalar hileyi oluşturmaktadır. Çalışmada farklı şekillerde gerçekleştirilen ve işletmenin çeşitli alanlarını hedef alan yönetim hileleri teorik ve uygulamalı olarak incelenmektedir. Hile kavramı işletme ve işletmenin içinde bulunduğu çevreyi olumsuz olarak etkilemektedir. Bu olumsuz durumu ortaya çıkarmak ise uzman tanıklık isteyen bir iştir. İşletmelerin içerisinde hile eylemini gerçekleştiren kişilerin işlerinde uzman kişiler olduğu ve bu eylemi çok profesyonelce gerçekleştirebilecekleri buna neden olarak gösterilebilmektedir. Bu durumda uzmanlıkla yapılmış bu hilelerin ortaya çıkarılmasında adli muhasebecilere ihtiyaç duyulmaktadır. Hazırlanan çalışmada ilk olarak adli muhasebe, hile denetimi, yönetim hileleri konuları hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak Burdur ve Isparta illerinde meydana gelmiş ve adliyeye sevk eden hile dosyalarına ait veriler toplanmıştır. Toplanan bu veriler üzerinde niteliksel incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi vaka analizi olarak belirlenmiştir. Toplanan veriler SPSS 20 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.

Adli muhasebeAdli vakalarHile+2
Engin Çayır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sermaye yapısı teorilerinin geçerliliğinin analiz edilmesi: BIST sürdürülebilirlik endeksi üzerine bir uygulama

Finans literatüründe en fazla araştırılan konulardan biri de işletmelerde sermaye yapısını etkileyen faktörler ve bu faktörlerin sermaye yapısı ile olan ilişkileridir. Küreselleşen dünyada finans sisteminin sınırlarının kalkmasıyla birlikte; firmalar artık daha dikkatli ve titiz bir çalışma içerisinde olmak zorundadırlar. Özellikle firmaların uygun sermaye bileşinini sağlamaları çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu çalışmada hisseleri BİST sürdürülebilirlik endeksi'nde işlem gören analiz kapsamındaki 18 firmanın 2000Ç1-2017Ç3 yılları arasındaki çeyreklik verilerinden faydalanılarak söz konusu firmalarda Finansman Hiyerarşisi Teorisinin ve Dengeleme Teorisinin geçerliliği test edilmeye çalışılmıştır. Yapılan panel veri analizi ile elde edilen sonuçlara göre; değişkenlere ait katsayılar incelendiğinde firma karlılığı, varlık yapısı ve borç dışı vergi kalkanı bağımsız değişkenleri ile sermaye yapısı bağımlı değişkeni arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Buna karşın büyüme fırsatları ve firma büyüklüğü bağımsız değişkenleri ile sermaye yapısı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmektedir. Karlılık ve büyüklük değişkenleri istatistiki açıdan anlamlı iken diğer değişkenler istatistiki açıdan anlamlı değildir. Anlamlı değişkenlerden karlılık Finansman Hiyerarşisi Teorisini destekler nitelikte iken büyüklük ise Dengeleme Teorisini desteklemektedir. Dolayısıyla söz konusu 18 firmanın borç kullanım tercihlerinin hem Finansman Hiyerarşisi Teorisi tarafından hem de Dengeleme Teorisi tarafından açıklandığını söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sermaye yapısı teorileri, Panel veri analizi, Kaldıraç

Borsa İstanbulPanel veri modelleriSermaye yapısı+2
Mert Baran Tunçel
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TMS 21 kur değişiminin etkileri standardının finansal tablolara yansıması: Mermer sektöründe faaliyet gösteren bir işletme üzerine uygulama

İşletmeler için siyasi ve ekonomik engellerin son bulmasıyla sınırlar ortadan kalkmıştır. Bu doğrultuda farklı ülkelere yatırımlar artmaktadır. Küreselleşmenin artması ile birlikte işletmeler, yatırım yapmak istedikleri ülkelerdeki firmaların muhasebe sistemlerinin anlaşılabilir ve doğru olmasını istemektedirler. Bu nedenle her işletmenin farklı uyguladığı muhasebe sistemleri ve finansal tabloları uluslararası kabul görmüş standartlara dayanılarak hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. İşletmelerin yabancı sermayeli işlemleri arttıkça dövize dayalı işlemleri de artmıştır. Dövize dayalı işlemler sonucunda ise kur farkları ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda ortaya çıkan çalışmanın amacı TMS 21 Kur Değişimi Etkileri Standardından faydalanarak, yabancı para değişim etkilerinin finansal tablolarda raporlanmasını görmektir. Ayrıca yabancı paralı işlemlerde muhasebe kayıtlarında mevcut sistem ile bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Bu çalışmada, muhasebe standartlarının yapısı ve kullanımı hakkında bilgi sağlayıp, muhasebe standartlarının ne olduğu, dünyada ve Türkiye'de geliştirilmesi için hangi çalışmaların yapıldığını ve finansal tablolar ve raporlar hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır. Bu amaçla ilk bölümde muhasebe standartları, muhasebe standartlarının dünyada ve Türkiye'deki gelişimi, finansal tablolar başlıkları altında sunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde TMS 21 Kur Değişimi Etkileri Standardı incelenmiştir. Standartla ilgili verilerden teknik olarak bahsedilmiştir. Mevcut muhasebe uygulamaları ve TMS 21 Kur Değişimi Etkileri Standardının karşılaştırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise elde edilen bilgiler ışığında ele alınan işletmenin verileri TMS kapsamında değerlendirilerek uygulama bölümü tamamlanmaya çalışılmıştır. Uygulama üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yeniden değerleme işlemleri, ikinci bölümde yabancı paralı işlemler sonucunda mevcut muhasebe sistemi ve TMS arasındaki farklılıklar ele alınmış ve muhasebe kayıtları gösterilmiştir.Ayrıca finansal tabloların para birimleri farklı bir para birimine çevrildiğinde sonuçların nasıl değiştiği konusu araştırılmıştır.

Finansal tablolarKurKur farkı+5
Mesut Gülle
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı portföy yatırımları ve borsa performansı ilişkisi: BIST üzerine bir uygulama

Yabancı portföy yatırımları, finansal küreselleşme ile birlikte özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde önemli bir finansman kaynağı haline gelmiştir. Finansal piyasaların likiditesini artırarak sermaye piyasalarının derinlik kazanması açısından yabancı portföy yatırımları etkin bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, yabancı portföy yatırımları ile Borsa İstanbul getiri endeksi arasındaki ilişkiyi ölçmektir. 2005:01 - 2018:12 dönemine ilişkin aylık verilerin kullanıldığı çalışmada kısa ve uzun dönemde ilişkiyi inceleyen ARDL (Auto Regressive Distrubuted Lag Models) yöntemi uygulanmıştır. Çalışmada iki ayrı model kurularak ilişki çift yönlü incelenmiştir. Yabancı portföy yatırımlarının bağımlı değişken olduğu modelde; Borsa İstanbul getiri endeksinin yabancı portföy yatırımlarını, kısa dönemde pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Borsa İstanbul getiri endeksinin bağımlı değişken olduğu ikinci modelde ise; yabancı portföy yatırımlarının, Borsa İstanbul getiri endeksini hem kısa hem de uzun dönemde pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca, kontrol değişken olarak eklenen enflasyonun, uzun dönemde hem yabancı portföy yatırımlarını hem de Borsa İstanbul getiri endeksini etkilediği görülmüştür. Döviz kurunun ise, uzun ve kısa dönemde Borsa İstanbul getiri endeksini etkilediği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, yabancı yatırımcının Borsa İstanbul getiri endeksini takip ettiği ve aynı zamanda Borsa İstanbul getiri endeksini etkilediği şeklinde açıklanabilir. Anahtar Kelimeler: BIST100, Yabancı Portföy Yatırımları, ARDL, Eşbütünleşme

ARDL Eşbütünleşme TestiBorsaBorsa İstanbul+5
Fundagül Akdoğan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının çevre muhasebesi hakkındaki algıları ve bakış açıları : Burdur ili örneği

Çevre kavramının oldukça geniş ve kapsamlı bir konu olması, çevreyi tanımlamayı zorlaştırmış, tanımı yüzeyselleştirmiştir. 1970' li yıllarda ilk defa adından söz ettiren çevre kavramı doğadaki insan yapısı, hayatın vazgeçilmezi hava, su, toprak gibi doğal kaynaklar arasındaki bağ, yaşam döngüsü boyunca temas içinde olunan fizyolojik, sosyal, ekonomik faktörleri içermektedir. Günümüzde çevresel sorunlara oldukça yoğunlaşılmış olup bu sorunlar birçok nedenden ortaya çıkmaktadır. Günden güne artan bu sorunlar toplumu ve işletmeleri harekete geçirmiş, bazı önlemler ve katlanılması gereken yükümlülükler vermiştir. Çevreye verilen zararın engellenmesi ve en aza indirilmesi için işletmeler üretim süreci öncesi, üretim sürecinde ve sonrasında bazı maliyetlerle karşılaşmaktadır. Bu maliyetlerin kayıt altına alınması sürecinde muhasebe bilim dalı devreye girmektedir. Ürün maliyetlerinin doğru şekilde hesaplanıp mali tablolarda raporlanması işletme için daha az maliyet daha fazla kar ve toplumda daha iyi bir itibarın oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmanın konusunu çevre muhasebesi oluştururken, amacını ise muhasebe meslek mensuplarının çevre muhasebesine ve uygulamalarına algıları ve bakış açılarını tespit etmek oluşturmaktadır. Araştırmada, Burdur İli'nde toplam 146 bağımsız olarak faaliyette bulunan meslek mensubuna anket yöntemi kullanılarak sorular yöneltilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 21 programı kullanılarak betimsel istatistikler, açımlayıcı faktör analizi, yüzde frekans hesaplamaları, güvenirlik analizi, korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, one way anova , Mann Whitney-U, Kruskal Wallis – H testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda 4 hipotez kısmen kabul edilmiş olup 11 hipotez reddedilmiştir.

BurdurKruskal-Wallis testiMali müşavirlik+5
Özge Özlemiş Özen
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal sosyal sorumluluk bağlamında sürdürülebilirlik raporlaması: BİST'de bir araştırma

Şirketler dönemsel olarak finansal durumlarını raporlamaktadırlar. Fakat günümüzde, işletmelerin sadece finansal durumlarını raporlamaları yeterli görülmemektedir. Şirketlerden finansal olmayan bilgilerini de raporlamaları beklenmektedir. Bu ihtiyacın karşılanabilmesi amacıyla, işletmeler alternatif raporlama yöntemleri benimsemektedirler. Hal böyle olunca da, finansal olmayan bilgilerin raporlanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu gereklilik ilk olarak "Çevre Muhasebesi ve Raporlaması", daha sonra "Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporlaması" ve günümüzdeki şekliyle "Sürdürülebilirlik Raporlaması" anlayışına dönüşmüştür. İşletmelerin finansal olmayan bilgilerini raporlayabilmesi için, uluslararası anlamda kabul edilen raporlama rehberleri yayınlayan kurum ve kuruluşlar ortaya çıkmıştır. Bu kurum ve kuruluşlar arasında dünya çapında en yaygın olarak kabul edilmiş kurum ve inisiyatif, GRI (Global Reporting Initiative – Küresel Raporlama Girişimi)'dir. GRI işletmelerin ekonomik, çevresel ve sosyal performanslarıyla ilgili standartları belirlemekte ve işletmelerin finansal olmayan bilgilerini raporlamasına imkân tanımaktadır. Bu noktada bu çalışmanın temel amacı, BİST Metal Eşya, Makine Endeksindeki şirketlerin, 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönemlerinin GRI ilkelerine göre sürdürülebilirlik düzeyleri belirlenmiş ve bu düzeylerin, finansal performansa etkisi ölçülmüştür. Finansal performansı ölçmek amacıyla aktif kârlılık, özsermaye kârlılığı, kullanılan sermaye getirisi, vergi öncesi kâr ve toplam varlıklarda büyüme oranları kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda; sürdürülebilirlik performans göstergelerine ilişkin açıklanan bilgi düzeyinin aktif kârlılık, özsermaye kârlılığı, vergi öncesi kâr ve toplam varlıklarda büyüme oranları üzerinde etkisinin olduğu ve bu noktada sürdürülebilirlik endeksinde yer alıp sürdürülebilirlik raporlaması yapıyor olmanın finansal performans üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Borsa İstanbulFinansal raporlamaHisse senetleri+5
Süleyman Emir
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de lisans düzeyinde verilen muhasebe eğitiminin IES 2 öğrenim çıktılarını karşılama düzeyi: Bir araştırma

Muhasebe alanında ihtiyaç duyulan ve gerçekleştirilmeye çalışılan standartlaştırma faaliyetlerine, muhasebe eğitimi alanında da ihtiyaç duyulmuştur. Muhasebe eğitimi için Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulunca,UluslararasıMuhasebe Eğitim Standartları oluşturulmuştur. Uluslararası Muhasebe Eğitim Standartları Kurulu, Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu(IFAC)'na bağlıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de verilen muhasebe eğitiminin IES 2 öğrenim çıktılarını karşılama düzeyinin araştırılması amaçlanmıştır. Türkiye'de bulunan devlet üniversiteleri, vakıf üniversiteleri ve yüksekokulların ders müfredatları incelenerek, Uluslararası Eğitim Standartları- IES 2'deki öğrenim çıktılarıyla ilgili durumuaraştırılmış ve hem devlet üniversitelerinin hem de vakıf üniversitelerinin, IES 2 öğrenim çıktılarını karşılama düzeylerinde farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Muhasebe Eğitimi, Uluslararası Muhasebe Eğitim Standartları.

Mesleki eğitimMuhasebeMuhasebe eğitimi+3
Hatice Talayman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sigortacılık sektöründe etkinlik analizi ve bir uygulama

Sigortacılık sektöründe etkinlik ölçümü ve performans değerlendirmesi şirketler açısından her dönem incelenmesi gereken bir konudur. Sektörde rekabet halinde olan şirketlerin faaliyetlerine devam edebilmeleri mevcut girdi ve çıktılarını etkin kullanmalarına bağlıdır. Girdi ve çıktılarını etkin kullanabilen sigorta şirketleri daha verimli hale gelerek rekabette üstünlük sağlayacaklarından, etkinliğin ölçülmesi konusu önemini giderek artırmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye'de hayat dışı branşında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin 2017 ve 2018 yıllarındaki etkinlikleri değerlendirilmiş ve iki yıl arasındaki farklılık ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada etkinlik ölçümü için Veri Zarflama Analizi yöntemlerinden biri olan BCC Modeli hem girdi hem de çıktı bağlanımlı olarak kullanılmıştır. Analiz sonucunda Allianz Sigorta, Türk P&I ve Ziraat sigortanın hem 2017 hem de 2018 yıllarında 3 model açısından da etkin oldukları belirlenmiştir. Ankara, Gulf, Güneş, HDI, Mapfre, Ray, Türk Nippon ve Unico sigorta şirketlerinin ise, kullanılan üç farklı model için geçerli olmak üzere her iki yılda da etkinliği yakalayamadığı tespit edilmiştir. Girdi fazlalığı ve çıktı eksikleri açısından bakıldığında ise; çalışan personel sayısı, acente sayısı, ödenmiş sermaye ve toplam varlıklar açısından sigorta şirketlerinin gerekenden fazla yatırım yaptığı söylenebilir. Ayrıca ayrılan karşılıkların da referans şirkete göre fazla olduğu görülmektedir. Elde edilecek teknik kâr ve dönem kârının arttırılması etkinliğe ulaşılması açısından önemlidir. Etkinliğin sağlanabilmesi için uygulanabilecek diğer bir politika ise daha az personel, acente, sermaye ve varlık bulundurarak bu girdileri daha verimli kullanmak olabilir. Anahtar Kelimeler: Risk, Sigortacılık, Etkinlik, Etkinlik Analizi, Veri Zarflama Analizi

EtkinlikPerformansSigorta sektörü+2
Zeynep Doğru
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi ve fındık sektöründe bir uygulama

Faaliyet tabanlı maliyetleme sisteminin fındık üretimi yapan bir firmada gerçek verilerle uygulanması ile geleneksel maliyet yöntemi ve FTM arasındaki farkların tespit edilmeye çalışılması bu tezin temel konusudur. Çalışma fındık ürünleri üretimi yapan bir firmanın belirli bir dönemdeki ilk 6 aylık verileri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Geleneksel maliyetleme sistemine göre birim maliyet hesaplayan firmanın yapısı incelenerek FTM' nin yapısına göre yeniden dizayn edilmiş ve FTM' nin esaslarına göre yeniden birim maliyet hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda FTM' nin birim maliyet hesaplamasında daha doğru bilgiler verdiği gözlemlenmiştir. Sistemin aksayan yönlerinin düzeltilmesinde ve karmaşık maliyet düzeninin bir sisteme oturtulmasında etkili olduğu tespit edilmiştir.

Aktiviteye dayalı muhasebeFındıkGıda sektörü+1
Muhammet Türk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal krizlerin öncü göstergeleri, tahmin yöntemleri ve kriz anında uygulanan politikalar: Türkiye örneği

Dünya'da ve Türkiye'de sıkça yaşanan finansal krizler, çıkış nedenlerinin ve etki alanlarının farklı olması nedeniyle pek çok araştırmaya konu olmuştur. Ülkemizde finansal sistemdeki zayıflıklar, yanlış makroekonomik politikalar ve küreselleşmenin etkisiyle 1990 sonrası birçok krizle karşı karşıya kalınmıştır. Finansal krizlerin sıkça yaşanması, krizlerin önceden tespit edilip edilemeyeceği konusunu gündeme taşımış çeşitli erken uyarı modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerde kullanılacak değişkenlerin seçimi, oluşabilecek krizlerin doğru tespit edilebilmesi adına oldukça önem taşımaktadır. Çalışmada finansal krizlerin varlığının tespit edilmesi konusunda Şubat 1990- Temmuz 2019 dönemi verileri kullanılarak finansal baskı endeksi (FBE) hesaplanması yapılmış, bu endeks eşliğinde finansal krizlerin öncü göstergesi olarak kullanılabilecek değişkenlerle karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada kullanılan FBE ülkemizde yaşanan 1994, 2000, 2001 ve 2008 krizlerini başarılı bir şekilde tespit etmiştir. Aynı endeks 2018 yılında sıkıntılı bir dönem yaşandığının işaretini vermiştir. Finansal baskı endeksi ile yapılan karşılaştırmalar sonucunda krizlerin öncü göstergesi olarak kullanabilecek en başarılı değişkenlerin; enflasyon oranı, sanayi üretim endeksi, altın ve petrol fiyatları, uluslararası rezervler, ihracatın ithalatı karşılama oranı ve cari açık olduğu görülmüştür. Erken uyarı modelleri eşliğinde bu değişkenlerin tercih edilmesi, finansal krizlerin öngörülmesi konusunda başarı oranlarının arttırabileceği görüşünü kuvvetlendirmektedir.

Finansal krizKrizKriz yönetimi+4
Hatice Gök
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının tek düzen hesap planını kullanma etkinliği ve yapılan hataların tespiti: Bir araştırma

Çalışmanın amacı, Meslek Mensuplarının Muhasebe Sistemleri Uygulama Genel Tebliği Tek düzen hesap planında doğru olarak bildikleri ancak yanlış kullandıkları hesap kalemlerinin araştırılmasından oluşan bir çalışmadır. Meslek Mensuplarının birçoğunun, kullandıkları tek düzen hesap planında yer alan hesapları sürekli olarak kullandıkları bu tür işlem ve hesapların kullanımı esnasında çeşitli şüpheler yaşadıkları bilinmektedir. Yapılan çalışmada tek düzen hesap planında yer alan bazı hesap kalemleri belirlenmiş ve genel kabul görmüş muhasebe ilke ve standartlarına, vergi kanunlarına göre nasıl işlenmesi hususu belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın başlangıcında konuyla alakalı literatür taraması yapılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler üç bölüm halinde hazırlanmıştır. Meslek Mensuplarının aylık olarak evrak toplama, kayıt, sınıflandırma ve son olarak raporlaması ve yorumlanmasına paralel olarak oluşturdukları mali tabloların doğru analiz edilebilmesi için Muhasebe Sistemleri Uygulama Genel Tebliği sıra no 1 de belirtildiği şekilde İşlemlerin tek düzen muhasebe sistemine uygun olarak gerçekleşmesi için hesap ve işlemlerin yasal olarak öğrenilmesi gerekir. Bu durumun tersi olması halinde birçok yanlışlıkların meydana gelmesi kaçınılmazdır. Pratikte bu tür konulara açıklık getirilmesi gerekli olan konuların başında gelmektedir. Nihayetinde maliyet ve giderlerin belirlenmesi ve kayıt altına alınması gibi durumlarda uygulama aşamasında tereddüt duyulan birçok konunun aydınlatılması yönünde bu çalışmanın faydalı olacağına inanılmaktadır. İşletmeler, ticari faaliyetlerinin değişik ve çeşitli olmasına bağlı olarak farklı durum ve işlemlerle karşı karşıyadırlar. Bu işlemlerin Tek Düzen Hesap Planı ve muhasebe sistemi açısından doğru ve uygun hesapların kullanılması son derece önemlidir. Meslek Mensuplarının aynı hesabı farklı kullanmaları gerek işletme içi ve gerekse işletme dışındaki kullanıcıları yanıltacak olup, ilgili kişi ve kurumlar tarafından da özel usulsüzlük cezasına çarptırılmaları kaçınılmaz olacaktır. Çalışma özellikle burdur ve Isparta ilinde faaliyet göstermekte olan meslek mensuplarının görüşlerine başvurulmuş ve ortaya çıkan sonuçlara göre analiz edilmiştir. Böylelikle yapılan hatalar tespit edilmeye çalışılmış ve bu hataların yapılmaması ve doğru uygulamaların yapılmasına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Anahtar kelimeler: Muhasebe, Tek düzen hesap planı, Muhasebe Meslek Mensubu

IspartaMuhasebe hata ve hileleriMuhasebeci+2
Yavuz Altınsoy
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek elemanlarının mesleği tercih etmesinde etkili olan faktörler: Türkiye örneği

Bu çalışmada muhasebe meslek mensuplarının meslek tercihlerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde Türkiye'deki tüm SMMM ve YMM odalarına kayıtlı 53218 meslek mensubu içerisinden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenmiş toplam 1925 bağımsız muhasebe meslek mensubu üzerinde anket çalışması yürütülmüştür. Anket çalışması ile elde edilen veriler SPSS 20 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler frekans analizi, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizine (anova) tabi tutulmuştur. Araştırmanın amaç ve problematiği doğrultusunda muhasebe mesleğinin tercih edilmesinde etkisi olduğu düşünülen yedi boyut ile ilgili dört tanımlayıcı değişkenle ilişkilendirilmiş 28 adet hipotez hazırlanmıştır. Araştırmanın sonucunda 10 hipotez kabul edilmiş, 18 hipotez de reddedilmiştir.

KariyerMeslek seçimiMuhasebe+2
Mesut Bozcu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mental muhasebenin üniversite öğrencilerinin harcama yapma sürecindeki rolü

Tüketicilerin harcama yaparken alternatifler arasında seçim yapma durumunda kalması sık karşılaşılan bir durumdur. Kişiler bu seçimleri yapmak için alternatifleri değerlendirirken kendilerine en faydalı olacak ve en mantıklı gelen seçeneğe yönelme eğilimi göstermektedir. Fakat her zaman bu seçimler kişilerin düşündüğü gibi en mantıklı alternatif olmayabilmektedir. İnsan zihninde oluşturulan zihinsel (mental) muhasebe bireyleri çoğu zaman bir yanılgı içine düşürüp irrasyonel seçimler yapmaya itebilir. Zihinde bir mental muhasebe oluşturup yanılgı içine düşmenin başlıca sebepleri paranın her zaman aynı para olduğunu unutup, paranın geliş kaynağına göre onu sınıflandırmak veya o paraya farklı etiketler yapıştırıp farklı kategorilere ayırarak harcama eğilimi göstermektir. Bu şekilde yapılan seçimler kişi için her zaman en mantıklısı olmayabilir. Bu çalışma üniversitede muhasebe eğitimi gören öğrencilerin harcama yaparken kayıp ve kazanç karşısındaki tepkileri ve fiyat-indirim algıları sonucu paranın kaynağını önemseyerek seçim yapmaları durumunu yani zihinlerinde bir mental muhasebe sistemi yapıp yapmadıklarını belirlemeye yönelik hazırlanmıştır. Araştırmada veri toplama için anket formları kullanılmıştır. Anket formunda öğrencilerin zihinsel muhasebeyi uygulayıp uygulamadığını anlamaya yönelik senaryolu soru grupları oluşturulmuştur. Anket çalışmasından elde edilen bulgular tanımlayıcı değişken ve ekonomik faktörlerin harcama kararlarına etkisi bağlamında ayrıntılı olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar öğrencilerin harcama kararlarında bu faktörlerin önemli olduğu görüşünü desteklemektedir.

Karar vermeMental muhasebeMuhasebe+3
Yasemin Eker
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Kamu İç Denetim Standartları çerçevesinde kamuda iç denetim: Bir araştırma

Modern devlet anlayışının her geçen gün daha da gelişmesiyle son dönemlerde dünyada kamu mali yönetimi alanında önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Bu bağlamda ülkemizde yaşanan bu gelişmelere ayak uydurarak çağın gerisinde kalmamak, Avrupa Birliği uyum sürecini hızlandırmak ve 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye kanunun yetersizlikleri tamamlamak amacıyla 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanunu kabul edilmiştir. Böylece ülkemizde uzun yıllardır özel sektörde önemli bir yer edinmiş olan iç denetim kavramı, kamu kaynaklarının daha ekonomik, etkili ve rasyonel bir şekilde kullanılmasını sağlamak, kamu yönetiminde hesap verilebilirliği ve saydamlığı artırmak amacıyla ilk kez kamu idarelerinde uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışmada, bir kamu idaresi niteliğinde olan devlet üniversitelerinde iç denetim sisteminin uluslararası iç denetim standartları çerçevesinde uygulanması sürecinde yaşanan sorunların belirlenmesi amaçlanarak çözüm önerileri sunulmuştur.

DenetimDenetim standartlarıKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu+3
Keziban Nilgün Yakar
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sermaye akımlarının belirleyicileri ve sermaye kontrollerinin sermaye akımlarına etkisinin incelenmesi: Seçilmiş ülkeler üzerine bir araştırma

Sermaye akımları olarak adlandırılan; doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımlar, sıcak para hareketleri ve kısa vadeli sermaye hareketleri üzerinde etkili olan dışsal (itici) ve içsel (çeken) faktörler ülke ekonomisindeki sermaye akımlarının yönünü belirler. Sermaye akımları ülke ekonomisinin kalkınmasına, büyümesine, cari işlemler hesabına, dış borçların ödenmesine, işsizliğin azalmasına ve ithal malların ucuzlamasına katkı sağlamaktadır. Yukarda sayılan olumlu etkilerin yanında spekülatif sermaye akımlarının özellikle portföy yatırımlarının ülke ekonomisine katkıları kadar yıkıcı etkileri de bulunmaktadır. Ülkeye çok fazla portföy yatırımları şeklinde sermaye girişi olması ekonomik büyümeye katkı sunmakla birlikte, bu büyüme sürdürülebilir değildir. Buna ek olarak bu tür spekülatif sermaye akımları cari işlemler açığının büyümesine, yerli paranın değerinin düşmesine neden olabilmektedir. Portföy yatırımlarının ani şekilde yön değiştirmesi gelişmekte olan ülke ekonomilerinde finansal krizlerin yaşanmasına neden olmaktadır. Birçok araştırmacı sıklığı ve şiddeti gittikçe artan krizlerin sebebi olarak spekülatif sermaye akımlarını görmektedir. Bu gelişmeler sonucunda ekonomi yönetimleri sermaye akımlarının hızlı bir şekilde yön değiştirmesine ve finansal krizlere karşı önlem olarak sermaye kontrollerini uygulamıştır. Çalışmada seçilmiş 17 ülkenin 1995-2018 yılları arasındaki verilerden yararlanarak sermaye akımlarını etkileyen değişkenler ve sermaye kontrollerinin sermaye akımları üzerindeki etkileri panel regresyon analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda sermaye akımları üzerinde; cari işlemler dengesi, kişi başına gelir, yerli kredinin GSYH oranı, maden ve metal ihracatı ve doğal kaynak değişkenlerinin etkili olduğu belirlenmiştir.

Finansal krizPanel regrasyon analiziSermaye+2
Mürüvvet Kaya
Zonguldak Bülent Ecevit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireysel emeklilik şirketlerinde etkinlik analizi (2011-2016)

Bireysel emeklilik sistemi, katılımcıların gönüllülük esasına göre yatırmış olduğu fonların yönetilmesini kapsar. Yatırılan bu fonlar ülkenin tasarruf oranını arttırırken fonların sermaye piyasasında yatırımlara dönüşmesiyle birlikte bireylerin ve ülkenin refah seviyesini arttırması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki bireysel emeklilik şirketlerinin 2011-2016 yılları arasındaki etkinliklerini veri zarflama analizi ve Malmquist toplam faktör verimliliği endeksi yöntemiyle ölçmektir. Veri zarflama analizinde çıktıya yönelik CCR modeli kullanılmıştır. Çıktıya yönelik CCR girdi seviyesini değiştirmeden bu girdi düzeyi ile işletmeyi en etkin hale getirebilmek için çıktı bileşenin ne kadar arttırılması gerektiğini araştıran bir modeldir. Malmquist yönteminde ise bireysel emeklilik şirketlerinin yıllar arasındaki karşılaştırılması yapılmıştır. Analiz ile ilgili dönemde aralıksız hizmet veren 10 bireysel emeklilik şirketi dâhil edilmiştir. Modellerde, katkı payı tutarı, toplam varlık ve öz sermaye olmak üzere girdi ve prim üretimleri, yatırım gelirleri olmak üzere çıktı kalemi kullanılmıştır. VZA sonucuna göre her yıl Ziraat emeklilik şirketinin etkinliğini koruduğu diğer şirketlerin ise etkinlik skorlarında değişkenlik tespit edilmiştir. Genel olarak ise 2013 yılından sonra etkin olan şirket sayısının arttığı görülmektedir. Malmquist toplam faktör verimliliği analizine göre ise Ziraat emeklilik dışındaki tüm bireysel emeklilik şirketlerinin verimliliklerinde artış görüldüğü tespit edilmiştir.

Bireysel emeklilikEmeklilikEtkinlik+4
Zehra Kılınç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sigorta sektörünü etkileyen faktörler (OECD örneği)

Çalışmanın amacı Türkiye'nin de içinde bulunduğu 10 OECD ülkesinin sigortacılık sektörünü etkileyen faktörleri tespit etmektir. Veri seti olarak, 1983-2015 yılları arası 10 OECD ülkesine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Hayat ve hayat dışı branşlara ait toplam prim üretim miktarları bağımlı değişken olarak kullanılırken, enflasyon (TÜFE), ortalama yaşam süresi, sigorta şirketleri sayısı, nüfus artış oranı, kentleşme oranı, penetrasyon oranı ve ülkelerin OECD sigorta pazarı payı bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Analizde bağımlı değişkenler için iki ayrı model oluşturulmuş olup Panel Veri Analizi ile ölçülmüştür. Çalışmanın sonucunda, OECD pazar payı ve sigorta şirket sayısı değişkenleri hayat dışı branşı primleri etkilediği sonucuna ulaşılırken, hayat branş için OECD Pazar payı ve penetrasyon oranı etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

OECD ülkeleriPanel veri modelleriSigorta sektörü+2
Bekir Kılınç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TMS\TFRS'nin hizmet işletmeleri muhasebe uygulamalarına etkisi

İşletmeler tarafından uluslararası düzeyde anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve şeffaf finansal bilgiye duyulan ihtiyaç; aynı standartların uygulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde ise Tek Düzen Muhasebe Sistemi ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklıklardan birisi de hizmet sunan işletmelerde ki üretim maliyetlerinin hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan konaklama işletmelerinde VUK ve TMS/TFRS standartları açısından farklılıkların ele alınması muhasebeleştirilmesi ve örnekleme yardımı ile öneride bulunması amacıyla hazırlanmıştır.

Finansal raporlama standartlarıKonaklama işletmeleriMuhasebe standartları+4
Salih Can Kuzudişli
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halka açık spor şirketlerinin muhasebe uygulamalarının TMS/TFRS ve VUK'a göre incelenmesi

Futbolun ticarileşmesi veya endüstrileşmesiyle beraber futbol piyasası milyon dolarlarla ifade edilmeye başlanmıştır. İlk olarak dernek olarak yapılanan futbol kulüplerinin bu rakamlara ulaşması imkansız iken, şimdi endüstrileşmenin etkisiyle beraber şirketleşen kulüpler, bir futbolcu için 200 milyon doları gözden çıkaracak kadar büyümüştür. Şirketleşmenin ardından kulüpler, daha az maliyetli kaynak sağlamak amacıyla halka arz olmaya başlamıştır. Halka arz olan spor şirketlerinde, başarılı olup hala borsada işlem gören takımlar olmakla beraber, izlenen yanlış politikalar sonucu bu süreci başarısız şekilde tamamlayan futbol kulüpleri de olmuştur. Bu şekilde şirketleşip halka arz olan spor şirketleri için önem arz eden konu ise muhasebe uygulamaları veya muhasebe politikalarıdır. Çünkü işlemlerdeki tutarların yüksek oluşu, farklı muhasebeleştirme yöntemlerinin uygulanması ve mevcut muhasebe sistemindeki uygulama farklılıkları finansal tabloları doğrudan etkileyebilmektedir. Borsada işlem gören şirketler, işlemlerini muhasebeleştirip, finansal tablolara yansıtırken TMS/TFRS hükümlerine uymak zorundadır. Fakat bağımsız denetim raporlarına bakıldığında kulüplerin henüz tam uyum sağlayamadığı görülmektedir. Muhasebe uygulamaları VUK hükümlerine göre değerlendirilirken, TMS/TFRS'nin uygulanmasının zorunlu hale getirilmesiyle uygulamada önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Spor şirketlerinin de standartlara uyum aşamasında bu tez de, şirketleşen futbol kulüplerinin işlemlerinin VUK ve TMS/TFRS'ye göre nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğini örnekler aracılığıyla açıklanmaya ve farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmada yapılan muhasebe işlemleri, VUK ve TMS/TFRS'nin incelenmesi sonucunda elde edilen verilere göre yapılmıştır.

Anonim şirketlerFinansal raporlama standartlarıFutbol kulüpleri+6
Muhammet Kaya
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türev ürünlerin TMS/TFRS'ye göre muhasebeleştirilmesi ve TDHP ile karşılaştırılması

Finansal piyasalar, günümüz dünyasında küreselleşmenin de etkisiyle büyüyen ekonomilerde, para ve sermaye hareketlerinin gerçekleşmesi gibi etkin ve önemli bir işleve sahiptir. Fakat bu işlevi yerine getirirken gerek sistematik gerekse sistematik olmayan bazı riskleri de bünyesinde barındırmaktadır. Bundan dolayı da işletmelerin bu risklerden kendilerini koruyabilmeleri için etkin bir risk yönetimi politikasına sahip olmaları gerekmektedir. Spekülatif kar elde etmek amaçlı olarak da kullanılan türev ürünler ise işletmeler tarafından risk yönetimi çerçevesinde riskten korunmak amacıyla da kullanılabilmektedir. Türev ürünlerin muhasebeleştirilmesinde de kullanım amacının öncelikli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme sonucu işletmeler riskten korunma muhasebesi veya spekülasyon muhasebesi uygulamalarına göre muhasebeleştirme işlemlerini gerçekleştirecektir. Burada ise işletmelerin muhasebeleştirme işlemlerinin TMS/TFRS' ye göre yapılması ile TDHP' ye göre yapılması arasında bazı farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; genel olarak finansal piyasaları ve bu piyasaların bir parçası olan türev piyasaları tanıtarak, türev ürünlerle ilgili muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde temel türev ürünler olan forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerin TMS/TFRS' ye göre muhasebe kayıtlarını yapıp bu kayıtların TDHP' ye göre muhasebe kayıtlarındaki farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda genel olarak ilk kayda alma, değerleme ve sözleşmenin vade tarihi geldiğinde kapatma işlemlerindeki farklılıklar ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada finansal araçların değerleme ve muhasebeleştirilmesine iliş¬kin; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayınlanan TMS 32, TMS 39, TFRS 7 ve TFRS 9 ile Tek Düzen Hesap Planı (TDHP) ilkelerinden yararlanılmıştır.

Forward sözleşmelerMuhasebeOpsiyon sözleşmeleri+7
Ömer Ali Gümüşsoy
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal finans açısından bireysel yatırımcıların yatırım kararlarında kültürün etkisi: Isparta ve Burdur illerinde bir uygulama

Bu çalışmada, davranışsal finans bağlamında bireysel yatırımcıların finansal kararlarını etkileyen sosyal ve psikolojik eğilimlerin Isparta ve Burdur illerindeki bireysel yatırımcılarda gerçekte var olup olmadığı, riskli durumlarda bireylerin tercihlerinin nasıl değiştiği ve Hofstede'nin kültürel boyutları kapsamında bireysel yatırımcıların finansal yatırım karar alma sürecinde kültürün etkisinin olup olmadığını saptamak amaçlanmıştır. Çalışmanın teori kısmı yerli ve yabancı kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında ise çalışmanın amacına uygun olarak bireylerin yatırım tercihlerinin belirlenmesine yönelik anket çalışması uygulanmış ve Isparta ve Burdur illerindeki bireysel yatırımcıların finansal okuryazarlık düzeyleri, risk tercihleri, bilişsel ve duygusal eğilimleri ve kültürün bireyin yatırım tercihlerine olan etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda Isparta ve Burdur illerindeki bireysel yatırımcıların yatırım kararı verme süreçlerinde rasyonel yatırımcı davranışı göstermeyip yatırımcı eğilimlerinden büyük ölçüde etkilendikleri, bu eğilimler ile yatırımcıların kültür boyutlarına olan yakınlıklarının birbiriyle ilişkili olduğu görülmüştür. Şöyle ki yatırımcıların finansal karar aşamasında aşırı güvenli aşırı iyimser, aşina olunanı tercih etme, pişmanlıktan ve kayıptan kaçınarak riskli tercihlerden uzaklaşma gibi eğilimleri gerçekte de gösterdikleri ve bu eğilimler ile Hofstede'nin kültür boyutlarından güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireycilik toplumculuk ve erillik dişillik boyutları ile istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansKültür+4
Ayşegül Altın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe denetiminde iç kontrol ve iç denetimin önemi: Antalya ilinde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinde bir uygulama

Son yıllarda hızla büyüyen işletmelerin artan rekabet ortamlarında kendilerine yer bulabilmeleri ve hedeflenen ölçüde faaliyetlerini sürdürebilmeleri, işletme varlık ve kaynaklarından maksimum ölçüde faydalanabilmeleri için işletme faaliyetlerinin ve yönetim faaliyetlerinin muhasebe denetimi ile denetlenerek desteklenmesi gerekmektedir. Muhasebe denetiminde de verimliliği en yüksek seviyeye ulaştırmak için de iç kontrol ve iç denetimin yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada Antalya Organize Sanayi Bölgesinde (AOSB) bulunan işletmelerin muhasebe denetiminde iç kontrol ve iç denetimin öneminin işletme yönetimi tarafından nasıl değerlendirildiği araştırılmaktadır. Çalışma için ihtiyaç duyulan veriler, Antalya Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü'nden temin edilmiştir. AOSB' de bulunan 163 faal işletmenin 118 tanesi ile birebir görüşme yapılarak anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket çalışmasına katılan işletmelerin yanıtları, araştırmanın amacı, kapsamı, yöntemi, hipotezleri, örneklemi, verilerin analizi ve araştırmanın sınırlılıkları açıklanarak elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.

AntalyaDenetimEndüstri işletmeleri+3
Pınar Savlı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Google trends verileri ile kripto para ilişkisi: Bitcoin örneği

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte toplumlar ödeme yapma, para transferleri ve ticaret yapmak için interneti kullanmaya başlamıştır. Bununla birlikte de dijital para kavramı toplumlar tarafından benimsenmiş ve hayatımızın önemli bir noktasına yerleşmiştir. Bu dijital para kavramının, kriptografik yapılar ile birleşmesi sonucunda şifreler ile korunan paralar ortaya çıkmıştır. Bu paralara en iyi örnek, 2008 yılında ortaya çıkan Bitcoin olmuştur. Başlangıçta büyük oranda online oyunlarda kullanılan Bitcoin zamanla popülerliğini artırmış ve pek çok satıcı tarafından ödeme birimi olarak kabul görmüştür. Son yıllarda fiyatlarındaki çok yüksek artış ve azalışlar ile yatırımcıların son derece ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, Bitcoin fiyatının ve Google Trends verilerinin 2010-2019 yılları arasındaki aylık verilerinden yararlanılarak, ARDL sınır testi ile Bitcoin fiyatı ile Google Trends verileri arasındaki kısa ve uzun dönemli etkileşim, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile de bu değişkenler arasındaki nedenselliğin hangi yönde olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan ekonometrik analizlerin sonuçlarına göre; Bitcoin fiyatı ile Google Trends verileri arasında kısa ve uzun dönemli etkileşim olduğu ve bu değişkenler arasında iki yönlü bir nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla Bitcoin fiyatı arttıkça Google üzerinden Bitcoin kelimesi aranması veya tıklanması artmakta, aranma veya tıklanma arttıkça da Bitcoin fiyatı artış göstermektedir.

ARDL Sınır TestiBitcoinEtkileşim+6
Bünyamin Ata
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden doğan hasılat standardına ilişkin Türkiye finansal raporlama standardı ve muhasebeleştirilmesi

Bu çalışmanın amacı, TMS 18 Hasılat Standardını ve TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri Standardını ve TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Doğan Hasılat Standardının amacını, önemini, kapsamını belirtmek ve TFRS 15 Standardının uygulama yöntemi olan 5 adım modelini ve uygulama aşamalarını belirtmektir. Çalışmada; literatür taraması neticesinde, Yeni Hasılat Standardı TMS 18, TMS 11 ve TFRS 15 Standartları karşılaştırılmış ve son bölümde ise yeni hasılat standardının mevcut standartlara nazaran gösterdiği yenilikler incelenmiştir.

HasılatMuhasebe işlemleriMuhasebe standartları+5
Fikriye Aydın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürün vergi ahlakı üzerindeki etkisi: TR 61 bölgesinde bir uygulama

Vergi ahlakı, vatandaşların vergi ile ilgili görev ve sorumluluklarını eksiksiz ve zamanında yerine getirilmesi olarak ifade edilmektedir. Diğer bir ifade ile vergi ahlakı, mükellef ve devlet arasındaki ilişkileri belirleyen davranış normlarıdır. Vergi ahlakı, vergi ve ahlak sözcüklerinin bütünleştiği bununla beraber birçok faktörden etkilenen bir kavramdır. Vergi ahlakını belirleyen faktörleri demografik, ekonomik ve sosyo-psikolojik etkenler olarak sıralamak mümkündür. Toplumun vergi ahlakını şekillendiren bu faktörleri tespit etmek vergi uyumu açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, toplumun kültürel yapısının vergi ahlakı üzerindeki etkisi incelenmektedir. Araştırmanın evreni TR 61 Bölgesinde yer alan Antalya, Isparta ve Burdur İllerindeki vergi mükelleflerinden oluşmaktadır. Veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Kültürün vergi ahlakı üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; katılımcıların vergi ahlak düzeyleri arttıkça belirsizlikten kaçınarak daha ihtiyatlı ve kuralcı hareket ettikleri görülmektedir. Ayrıca vergi ahlakı yüksek olan bireylerin toplumcu bir kültürel yapıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, vergi ahlakı ile kültür arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ancak zayıf bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.

AhlakKültürKültürel etki+2
Gizem Uygun
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği ülkelerinin dolaylı - dolaysız vergiler açısından değerlendirilmesi ve Türkiye karşılaştırması

Devletler, kamu harcamalarını ve uygulayacakları politikaları finanse edebilmek için kanun yoluyla halktan vergi toplamaktadır. Bir devletin ülkesinde uyguladığı vergi politikası, o ülkenin ekonomik bağımsızlığının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Avrupa Topluluğu'nda vergilendirme ve vergi politikaları konusunda ilk düzenlemeler Roma Antlaşması ile başlamıştır. Ancak Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle bu antlaşmanın adı değiştirilerek Avrupa Birliği'nin İşleyişine İlişkin Antlaşma olmuştur. Bu antlaşma ile birlikte vergilendirme konusunda yeni düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemeler; Birliğe üye ülkelerin ekonomisini güçlendirilmesi, ticarette rekabetin artırılması, haksız rekabetin önlenmesi ve vergilerin yakınlaştırılması konusunda olmuştur. Avrupa Birliği'nde genel olarak dolaylı vergiler konusunda yakınlaştırma gerçekleştirilmiş olup dolaysız vergiler alanında da gerekli olduğu takdirde yakınlaştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada; Avrupa Birliği vergi sisteminde dolaylı-dolaysız vergilerin yapısı incelenmekte ve Türk vergi sistemi ile karşılaştırılmaktadır. Çalışmanın amacı; Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan vergi politikaları ile Türkiye'de uygulanan politikaları karşılaştırmak, güçlü ve zayıf yönleri değerlendirmek ve Türkiye'de dolaylı vergiler alanındaki aksaklıkları ortaya koymaktır. Çalışmada Avrupa Birliği ve Türkiye, gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi gelirleri açısından karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın sonucunda, Avrupa Birliği ülkelerinde genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin, dolaylı vergi gelirlerine göre daha yüksek olduğu, Türkiye'de ise tam tersi bir durumun var olduğu tespit edilmiştir. Türk vergi sisteminde dolaysız vergilerin daha önemli bir gelir kaynağı haline getirilmesi vergilemede adalet ve eşitlik ilkeleri açısından önem taşımaktadır.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerDolaysız vergiler+3
Kübra Uğur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireysel emeklilik sisteminin seçilmiş makro ekonomik değişkenler üzerine etkisinin analizi: Türkiye örneği

Günümüz dünyasında birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde, kalkınma sürecinde kullanılan sermaye birikimlerinin önemli bir kaynağı sosyal güvenlik kurumlarının oluşturduğu fonlardır. Bu fonlar içerisinde de bireysel emeklilik sistemine ait olan fonlar büyük öneme sahiptir. Toplanan fonlar ekonomi içerisinde değerlendirilerek; alt yapı yatırımlarına kaynak oluşturulur, yatırımların finansmanında uzun vadeli kaynak sağlanır ve söz konusu yatırımlar ile yeni iş ve istihdam olanakları ortaya çıkarılmaktadır. Ülkedeki finans ve mali sektöre uzun vadeli fon aktararak sermaye piyasalarının daha sağlıklı işlemesine, fiyat istikrarına ve pozitif büyümeye olumlu katkı sağlamak gibi ekonomik sonuçları, sistemin önemini göstermektedir. Bu doğrultuda araştırmada bireysel emeklilik sistemi ile makro ekonomik değişkenlerden seçilen ekonomik büyüme, cari açık ve sermaye piyasası arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. 2009:1 - 2018:4 dönemine ilişkin üçer aylık verilerin kullanıldığı çalışmada, Autoregressive Distributed Lag (ARDL) sınır testi yaklaşımı ile uzun dönemli ve kısa dönemli ilişki incelenirken, Toda-Yamamoto nedensellik testi ile kısa dönemli ilişkinin yönü analiz edilmektedir. Bulunan sonuçlar incelendiğinde, bireysel emeklilik sistemi ile ekonomik büyüme ve sermaye piyasası arasında uzun dönemli ilişki söz konusu iken cari açıkla arasında ilişki bulunamamıştır. Ayrıca kısa dönemli sonuçlarda ise her üç bağımlı değişkenin de bireysel emeklilik sistemi ile ilişkisinin söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.

ARDL Sınır TestiBireysel emeklilikMakroekonomi+4
Hatice Özkan Karabacak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe bölümü öğrencilerinin uygulama eğitiminde yaşadıkları sorunların değerlendirilmesi: Burdur ili örneği

İş dünyasında en çok ihtiyaç duyulan iş gücü alanlarından biride muhasebe mesleği olduğu söylenebilir. Günümüzde bu mesleğin personel ihtiyacının büyük bir bölümünü muhasebe eğitimi almış öğrencilerden karşılanmaktadır. Muhasebe mesleği ise güncel bilgilere ve uygulamaya dayanan bir meslek olarak görülmektedir. Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde üç yıllık bir teorik eğitimin ardından, son sınıfta iki gün okulda teorik eğitim ve üç gün işletmelerde uygulama eğitimi şeklinde devam eden bir süreçtir. Bu araştırmada, muhasebe eğitiminin içeriği ve uygulama eğitiminde yaşanan sorunların değerlendirilmesi için Burdur merkez Bucak ve Çavdır ilçelerinde bulunan Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde uygulama eğitimi yapmakta olan 134 öğrenciye anket çalışması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uygulama Eğitimi, Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri, Muhasebe Eğitimi.

BurdurEğitim sorunlarıMuhasebe+4
Gözde Dincer
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal finans persfektifinde bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bir araştırma

Geleneksel finans yaklaşımının temelini oluşturan beklenen fayda teorisinin bireyleri tamamen rasyonel görmesi ve etkin piyasalar hipotezinin piyasaları her zaman etkin görmesine rağmen piyasada oluşan anomalileri açıklayamaması bu çalışmanın temel konusu olmuştur. Piyasada oluşan dalgalanma ve anomalilerin nedenlerini saptamak için psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarından yardım alan davranışsal finans bu durumu açıklamaya çalışmıştır. Davranışsal finans insanı rasyonel değil normal kabul etmekte ve hatta irrasyonel davrandığı üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda yatırımcıların karar alma aşamasında gösterdikleri bazı yanılsamalar ve irrasyonel davranışlar incelenmiştir. Yapılan çalışmalar yukarda bahsedilen durumun nedeni olarak yatırımcıların her zaman mantıksal değil, psikolojik eğilimler, önyargılar ve duygular ile hareket etmesini göstermektedir. Piyasanın oyuncuları durumundaki insanın bu dalgalanma ve anomalilerin sebebi olup olmadığı yapılan çalışmayla incelenmiştir. Söz konusu çalışmada yatırımcıların demografik özellikleri, finansal okuryazarlıkları ve son olarak yatırımcıların bilişsel, duygusal ve sosyal eğilimlerinden olduğu varsayılan aşırı güven, aşırı iyimserlik, pişmanlıktan kaçınma, kayıptan kaçınma, tutuculuk (muhafazakarlık) ve sürü psikolojisi gibi eğilimlerin yatırımcılarda gerçekten var olup olmadığını bunlar varsa yatırımcı kararlarına etkisi araştırılmıştır. Bu eğilimlerin yatırımcıların demografik değişkenleri ve finansal profilleri ile arasında anlamlı bir farklılık ve ilişki olup olmadığı istatistik paket programları ile analiz edilmiş çalışma sonucunda bireysel yatırımcıların bu eğilimleri sergiledikleri ve bu eğilimlerle demografik değişkenler ve finansal profilleri arasında anlamlı bir farklılık ve ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yatırımcı Kararları, Davranışsal Finans, Yatırımcı Davranışları.

Davranışsal finansYatırım kararlarıYatırımcı davranışı
Tolgahan Keskin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim düzeyindeki muhasebe ve finansman öğrencilerinin TMS/TFRS farkındalık düzeylerinin ölçülmesi: Bir araştırma

Bu çalışmada Afyonkarahisar'da mesleki eğitim veren ortaöğretim kurumlarında mevcut muhasebe eğitimine ilişkin bilgilerin tespiti için MEGEP Modüllerinden, Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili öğrenci farkındalığı için anket çalışmasından yararlanılmıştır. Günümüzde ticari ve sınai işletmeler ile diğer kurumlarda parasal işlemleri takip etmek amacıyla kullanılan muhasebe sisteminde Tek Düzen Hesap Planı ve Muhasebe Standartları (TMS/TFRS) bir arada kullanılabilirken, mesleki eğitimi veren ortaöğretim kurumlarında muhasebe alanında verilen eğitimde kullanılan kitap ve modüllerde sadece Tek Düzen Hesap Planı esas alınmaktadır. Bu durum uygulamadaki muhasebe ile eğitimdeki muhasebe arasında farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Öğrenciler iş hayatına hazırlanırken eksik bilgilerle hazırlanmak durumunda kalmıştır. Bu çalışmanın amacı; mevcut eğitim sistemi içerisinde Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS/TFRS) yerini belirlemek ve öğrencilerin Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS) ile ilgili farkındalık düzeylerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS/TFRS) mesleki eğitim veren liselerde nasıl ve ne şekilde ele alındığı öne çıkmaktadır. Bu çalışmada Afyonkarahisar'da mesleki eğitim veren ortaöğretim kurumlarında mevcut muhasebe eğitimine ilişkin bilgilerin tespiti için MEGEP Modüllerinden, Türkiye Muhasebe Standartları ile ilgili öğrenci farkındalığı için anket çalışmasından yararlanılmıştır.

FarkındalıkMesleki bilgiMesleki eğitim+7
Ufuk Camcı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dolar kuru ile BİST şehir endeksleri arasında getiri ve volatilite yayılımı

Finansal piyasalardan fon sağlamak amacıyla kendi aralarında yarışa giren ülkelerin yatırım yapacak olanlar için şeffaf, güvenilir ve öngörülebilir finansal çıktılar sağlaması gerekmektedir. En az finansal performans göstergeleri kadar önemli olan finansal tabloların doğruyu yansıtması, şirketlerin geçmiş ve bugünkü değerleri hakkında yatırım yapacak olanlara yol göstermektedir. Finansal tablo analizleri neticesinde elde edilemeyen ama yapılan detaylı analizler sonucunda ortaya çıkan volatilite yapılan yatırımın getirisini doğrudan etkileyen bir husustur. Özellikle son dönemlerde küresel ölçekteki yatırımcılar tarafından üzerinde çok durulan volatilite, yatırımcıların yatırım kararları alırken dikkat ettikleri noktalardan biri haline gelmiştir. Çalışmada şehir endekslerinin 2010-2017 yılları arasındaki getiri ve volatilite yayılımı çok değişkenli VAR-EGARCH modeli ile incelenmiştir. 2010-2017 yılları arasında kesintisiz veriye sahip olan 8 şehir endeksi analize dahil edilmiştir. Analizi yapılan şehir endeksleri yatırımcıya hangi şehirdeki hangi işletme için yatırım yapmaları gerektiği konusunda yol göstermektedir. Kurulan tüm modellerin sonuçları genel olarak incelendiği zaman; dolar değişkeni, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Kocaeli şehir endekslerinin tamamının kendi gecikmeli getirilerinden ve dolar kurunun gecikmeli getirilerinden etkilendiği görülmektedir. Ayrıca dolar kurunun geçmiş şoklarının, yapılan çalışmadaki şehir endekslerini etkilediği görülmektedir. Sonuç itibariyle dolar kurunun söz konusu şehir endeksleri üzerine anlamlı bir volatilite yayılımı bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şehir Endeksleri, VAR-EGARCH, Volatilite

BorsaBorsa İstanbulDolar+6
Sevilay Sezgin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şirket kurtarma stratejileri ve şirket kurtarma stratejilerine yönelik muhasebe uygulamaları

Son zamanlarda dünya genelinde finansal sıkıntı ve finansal başarısızlık yaşayan şirketlerin giderek artması şirketlerin yaşanan sorunlara göre önlem veya önemler almasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu bağlamda şirketlerin yaşadıkları finansal sıkıntı veya başarısızlıktan kaynaklanan etkenlerin belirlenerek şirketlerin iyileştirilmesine yönelik reçete değerinde ortaya konulan yöntemlerin bütünü şirket kurtarma stratejilerini oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye'de konkordato, iflas erteleme ve iflas süreçlerinin günümüzde daha çok görülmesi şirket kurtarma stratejilerini gündeme getirmiştir. Finansal sıkıntı veya finansal başarısızlık yaşayan şirketlerin mevcut sorunlarına göre sunulacak şirket kurtarma stratejileri; şirketlerde finansal sıkıntı ve başarısızlığa neden olan etkenlerin doğru bir şekilde tespit edilerek çözümlenmesine yönelik tüm yöntem ve olayları içerdiğinden dolayı önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı şirket kurtarma stratejilerini açıklamak ve uygulamacılara şirket kurtarmalarıyla ilgili bilgi sağlamaktır. Çalışmada şirket kurtarmalarına ilişkin kurgusal örnekler üzerinden muhasebeleştirme yapılmıştır.

Finansal başarısızlıkFinansal muhasebeKonkordato+6
Ersin Eral
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de faaliyet gösteren ticaret bankalarının performansının değerlendirilmesi

Dünya'da finansal sistemin önemli bir kısmını işleyişlerinde faize yer veren geleneksel bankalar oluşturmaktadır. Finansal sistemin ve bankaların faaliyetlerinin artması için finansal performanslarının ölçülmesi, bankaların rekabet edebilmeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Bu amaca yönelik olarak bu çalışmada oran analizi yöntemi kullanılarak ticaret bankalarının 2014-2018 dönemine ait performansları karşılaştırılmıştır.Bankaların mali tablolarından yararlanılarak bazı rasyolar aracılığıyla karşılaştırmalar yapılmış ve yorumlanmıştır.Yapılan bu oran analiz sonucunda ülke büyümesinde etkin bir performans gösteren bankacılık sektörü büyümesi 2018 yılının ikinci yarısında yaşanan döviz kuru çalkalanmasından etkilenmiştir.Türkiye'de bankacılık sektörünün kredi arzı ile milli gelir büyümesi arasında yüksek oranda ilişki bulunmasından dolayı özellikle kamu bankaları diğer bankalara göre ülke ekonomisini daha çok desteklemektedir.

BankalarPerformansPerformans değerlendirme+2
Ayşe Eraydin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal yönetimde meydana gelen gelişmelerin firma performansına etkisi, BİST 100 üzerinde uygulama

Küreselleşen dünyada 1990'lı yıllardan itibaren de farklı yönleriyle düzenlenen tartışılan ve araştırılan bir konu haline gelen kurumsal yönetim ilkeleri gün geçtikçe giderek önemini artırmıştır. İlk olarak OECD (Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) 1999 yılında yayınladığı kurumsal yönetim ilkelerini 2004 yılında tekrar düzenlemiştir. Türkiye'de SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), bu ilkeler ışığında 2003 yılında kurumsal yönetim ilkelerini yayınlamıştır ve 2005 yılında bu ilkeler revize edilmiştir. Özellikle 2012 yılında yeni Türk Ticaret Kanunu'nun ve Sermaye Piyasası Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle ciddi değişimler yaşanmıştır. Son yıllarda birçok şirket de de yaygın olarak görülmeye başlanmış ve Şirketler ortakları bilgilendirmek adına bağımsız denetim kuruluşları ile kurumsal yönetim ilkelerini uyum derecelendirmesi yapmaya başlamış ve bu raporları halka açıklamaya başlamışlardır. Kurumsal yönetim uygulamalarının geliştirilmesindeki en önemli amaç, yatırımcıların güvenini kazanarak sermaye kazanımını artırmaktır. Bu çalışmamızda BİST (Borsa İstanbul) kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketlerin kurumsal yönetim uygulamalarının firma performanslarına ne gibi etkilerinin olduğunu araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla 2015-2018 yılları arasında Borsa İstanbul'da yer alan şirketler incelenmiştir.

Borsa İstanbulFirma performansıKurumsal yönetim+5
Esra Yaman
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının tahsilat sorunlarının çözümünde online tahsilat yöntemi: Antalya ili örneği

Küreselleşmenin etkisiyle; ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda yaşanan gelişmeler, muhasebecilerin ürettiği bilgilerin kapsam ve niteliğini genişletmiştir. Böylece muhasebe mesleği, işletmelerin ödeyeceği vergileri hesaplayan görevli statüsünden çıkıp işletmenin karar alma sürecine etki eden önemli bir meslek haline gelmiştir. Muhasebe meslek mensuplarının faaliyet alanlarının giderek artması birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Haksız rekabetin önlenememesi, tahsilat sorunu, asgari ücret tarifesi uygulaması, iş yükü ve bürokratik işlemlerin çok olması gibi birçok sorun meslek mensuplarının çalışma şartlarını olumsuz etkilemektedir. Çalışmanın birinci bölümünde muhasebe mesleğine ilişkin genel bilgilere yer verilirken ikinci bölümde tahsilat ve online tahsilat yöntemleri üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, muhasebe meslek mensuplarının mesleki faaliyetlerini sürdürürken karşılaşmış oldukları tahsilat sorunlarını tespiti ve online tahsilat kullanımının tahsilat sorununa etkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Yapılan incelemede anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın neticesinde meslek mensuplarının büyük ölçüde tahsilat sorunları yaşamış oldukları belirlenmiş olup online tahsilat kullanımı noktasında olumsuz düşünceye sahip oldukları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Muhasebecilik Mesleği, Tahsilat, Tahsilat Sorunları, Online Tahsilat

Alacaklar toplanmasıAntalyaMuhasebe+5
Zehra Güleç Özmen
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hologram teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanmasına ilişkin öğrenci görüşlerinin tespitine yönelik bir araştırma

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler insanoğlunun ihtiyaçlarına paralel olarak hızlı bir şekilde gelişme ve ilerleme göstermiştir. Bu sebeple eğitimde geleneksel yöntemler terk edilmiş yerini yeni ve modern yöntemler almıştır. Teknolojik gelişmeler ile birlikte hayatımıza giren hologram teknolojisi muhasebe alanında yeni bir kavramdır. Hologram teknolojisi yeni bir kavram olmasına rağmen günlük hayatta sık kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle eğlence, sağlık, mühendislik, inşaat, mimari ve ticari hayat gibi birçok alanda kullanılmaya başlanmakla birlikte günlük hayat da yeri artmakta ve sık kullanılmaya başlanmaktadır. Muhasebe eğitimi yaşanılan çağın gelişmelerine uyum sağlayabilmekte ve değişim gösterebilmektedir. Bu sayede dijital çağın gerektirdiği dijital kuşağa yönelik muhasebe eğitimi de uyum sağlamaktadır. Hologram gibi modern teknolojilerin muhasebe eğitiminde kullanılması muhasebe bilgilerinin daha kolay ve kalıcı olarak öğrenilmesini sağlayabilmektedir. Hologram teknolojisi sayesinde dünyanın faklı coğrafyalarındaki alanında uzman akademisyenler ve araştırmacılar öğrenciler ile bir araya getirilerek bilgi akışı sağlanmalı ve daha etkili öğrenme gerçekleşebilmektedir. Çalışmanın konusunu Hologram Teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanabilirliği oluşturmakta, amacını ise muhasebe eğitimi alan öğrencilerin hologram teknolojisinin muhasebe eğitiminde uygulanabilirliğine ilişkin bakış açıları, beklentileri ve ilgililerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde muhasebe eğitimi gören 316 öğrenciye anket yöntemi kullanılarak sorular yöneltilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20 programı kullanılarak betimsel istatistikler, yüzde ve frekans hesaplamaları, güvenirlik analizi, korelasyon analizi, bağımsız gruplar (İndependent T Testi), tek faktörlü varyans analizi (One Way Anova) yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7 hipotez kabul edilmiş olup, 2 hipotez red edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Eğitimi, Hologram Teknolojisi, Burdur, Isparta

HologramMuhasebe eğitimiTeknoloji destekli öğretim+2
Menekşe Engin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensubu kadınların iş ve yaşam dengesi üzerine bir araştırma: Antalya ili örneği

Son yıllarda ekonominin iyileşmesi, teknolojinin ilerlemesi ve insanların giderek sosyalleşmesi ile çalışmak için yaşayan insan anlayışının yerini, yaşamı elde etmek için çalışan insan anlayışı almıştır. İş yaşamında kişinin üretime sağladığı katkı kadar, duygusal istekleri de önemli görülmeye başlamıştır. İş yaşamında kişinin işindeki verimliliğini ve işteki başarısını sağlamak için, birey olarak özel hayatına ayırdığı zaman da önem kazanmıştır. Muhasebe mesleğinde iş yaşam dengesi; bireyin önce kendisine sonra ailesine ve daha sonra topluma sağlayacağı fayda açısından önemlidir. Muhasebe mesleğinde, kadın meslek mensubunun artması ve mesleğin çalışma şartları, iş yaşam dengesi sorununu ortaya çıkarmıştır. Kadın meslek mensubu, uzun çalışma saatleri, mesleki sorunlar, aşırı iş yükü nedeni ile, iş yaşam dengesini sağlayamamakta, özel hayatını ertelemekte ve ihmal etmektedir. Araştırma, muhasebe meslek mensubu olan kadınların iş-yaşam dengesini Antalya ili evreni üzerinden incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden biri olan derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak; 25 muhasebe meslek mensubu kadın ile yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmeler analiz edilerek kodlanmıştır. Elde edilen veriler Maxqda Analytics Pro 2020 analiz programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda muhasebe meslek mensubu kadınların mesleki koşullar nedeniyle iş yaşam dengesini sağlayamadıkları tespit edilmiştir. Mesleğin iş yoğunluğu, çalışma saatlerinin belirsizliği nedeniyle iş hayatı, özel yaşamı ve aile yaşamı arasında kalan meslek mensubu kadınlardan özellikle anne olanların iş yaşam dengesizliğinden daha fazla etkilendiği görülmüştür. Araştırma sonucundan hareketle; meslek mensubu kadınların iş yaşam dengesini sağlamaya yönelik devletin ve işverenin çalışma koşullarını iyileştirici düzenlemeler yapması gerektiği belirlenmiş ve anne olan kadın meslek mensuplarına yönelik geliştirilmesi gereken politikalar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Mesleği, Kadın, İş Yaşam Dengesi, Antalya

AntalyaKadınlarMuhasebeci+2
Şule Ertürk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyük ve orta büyüklükteki işletmelerde muhasebe bilgi sisteminin işletme içi bilgi akışındaki etkinliğinin araştırılması: Bursa örneği

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgi akışının artması ve bilgiye ulaşımın daha hızlı olması rekabet ortamını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. İşletmelerin bu rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri için doğru ve ileriye dönük kararlar alması gerekmektedir. Bu kararları etkileyen en önemli faktör, bilgilerin doğru ve hızlı bir şekilde toplanıp anlaşılır bir şekilde sunulmasıdır. Bu bilgiler, işletme içinde en önemli bilgi sistemi olan muhasebe bilgi sistemi tarafından toplanarak elde edilir. Çalışmada BOBİ (Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler) muhasebe bilgi sistemlerinin işletmelerdeki bilgi akışı üzerindeki etkinliğinin araştırılmasıdır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak nitel araştırma yaklaşımı ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri Bursa ilinde Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi ve Bursa Organize Sanayi Bölgesindeki BOBİ işletmelerinin muhasebe birimleri ile görüşülerek elde edilmiştir. Çalışmaya 36 BOBİ'nin temsilcileri dahil edilmiştir. Çalışmada, BOBİ'lerin muhasebe birimlerinin işletme içindeki etkinliği ve MBS'nin (Muhasebe Bilgi Sistemi) işletmelerin bilgi akışı üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada öncelikle konu bütünlüğünü sağlamak amacıyla muhasebe bilgi sistemi ve bu sistem ile işletme arasındaki ilişkinin ne olduğu ile ilgili MBS ile ilgili yapılan bazı uygulamalı çalışmalar sunulduktan sonra uygulamaya geçilmiştir. Uygulama kısmında görüşmelerden alınan cevaplar dâhilinde tablo, grafikler hazırlanmış ve elde edilen bilgiler yorumlanmıştır. İşletme seçimi yapılırken, işletmenin BOBİ ve araba yedek parçası üretimi içerisinde faaliyet gösteriyor olması kriterleri göz önüne alınmıştır. Sonuç olarak işletmeler MBS'ye gerekli bilgi akışını sağlayarak daha doğru satış ve üretim kararları almasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca araştırmada işletmelerin çalışan bakımından büyüklükleri ile MBS arasında güçlü bir bağ olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin büyüklükleri, kullanılan muhasebe programı, teknoloji seviyeleri ve bilgi akışına önemi MBS'yi kullanım seviyesine doğrudan etkilemektedir.

Bilgi akışıBüyük ve orta boy işletmelerMuhasebe bilgi sistemleri+1
Hasan Basri Göç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükselen piyasa ekonomilerinde pay senedi ve döviz kuru ilişkisi

Pay senedi ile döviz kuru, uygulanan politika değişimlerini ve bu değişimlerin etkisini piyasaya hızlı bir biçimde yansıtma özelliğine sahip önemli piyasa türleridir. Bu iki değişken arasındaki ilişkinin varlığı ve ilişkinin yönü açısından literatürde tam olarak bir fikir birliği oluşmamıştır. Bu çalışmada, pay senedi ve döviz kuru arasındaki ilişki yükselen piyasa ekonomileri olarak bilinen E-7 ülkelerinde 1996:01-2019:10 dönemi için panel veri analiz yöntemi kullanarak incelenmiş ve literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca analizlerin daha sağlam sonuç verebilmesi adına kontrol değişken olarak da enflasyon dâhil edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkinin belirlenmesi için yatay kesit bağımlılığını dikkate alan Durbin-Hausman Eşbütünleşme Testi ve neden sonuç ilişkisinin belirlenebilmesi için de hem ülke grubu olarak panel, hem de ülke olarak ayrı ayrı nedenselliği ölçen Emirmahmutoğlu ve Köse Nedensellik Testi uygulanmıştır. Durbin-Hausman Eşbütünleşme Testi analiz sonuçlarında, pay senedinin hem döviz kuru hem de enflasyon ile uzun dönem ilişkinin var olduğu görülmüştür. Emirmahmutoğlu ve Köse Nedensellik Testi sonuçlarına göre panel bazda döviz kuru ile pay senedi arasında bir nedenselliğe rastlanamamış, ancak kontrol değişkenimiz olan enflasyondan pay senedine doğru bir nedensellik olduğu görülmüştür. Nedensellik testi sonuçlarına ülke bazlı bakıldığında ise ülkeden ülkeye değişiklik gösteren sonuçlar elde edilmiştir.

Döviz kuruE7 ülkeleriGelişmekte olan piyasalar+4
Hatice Özgür
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konaklama işletmelerinde hizmet maliyetleri ve hizmet maliyetlerinin raporlanması üzerine Antalya ilinde bir uygulama

Çalışmada, konaklama işletmelerinde hizmet maliyetlerinin aşamaları, maliyet ve aylık faaliyet raporlarının hazırlık aşamalarında dikkat edilmesi gereken noktalar incelenerek örnekleme esasında konaklama işletmelerinin standart ve fiili maliyetlerinin ortaya konulması, sapmaların tespit edilmesi, sapmaların sebeplerinin araştırması, maliyet sürecinde kullanılan kalemlerin incelenmesi, sayımların önemi ve raporların konaklama işletmelerine katkısı ortaya konmaktadır. Ayrıca konaklama işletmelerinin kişi başına katlandıkları maliyetler araştırılarak işlemenin oda fiyatlarını belirlemesinde yardımcı olacaktır. Maliyet raporları, aylık faaliyet raporu, fiili ve standart maliyetler incelerek aralarındaki ilişki ortaya konularak ve konaklama işletmelerine bilgi akışını sağlanması amaçlanmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde kavramsal çerçeve başlığı altında turizmin tanımı, özellikleri, tarihsel gelişimi ve konaklama işletmeleri tanımı, özellikleri sınıflandırılması, fiyatlandırılması ve maliyet kontrolleri incelenecektir. İkinci bölümünde, Antalya`da faaliyet gösteren beş yıldızlı konaklama işletmesinin maliyet raporları ile ilgili araştırma yapılacaktır. Araştırma başlığının altında araştırmanın örneklemi ile başlayıp konaklama işletmelerinin muhasebe işlemleri, maliyet raporlarının ve aylık faaliyet raporların hazırlık aşamalarının aktarılmasıyla fiili ve standart raporların karşılaştırılması yapılmıştır. Konaklama işletmesinin kullandığı maliyet raporu ve aylık faaliyet raporunun hazırlanması, fiili ve standart verilerin karşılaştırılması, sapmaların tespit edilmesi hedeflenmiş ve sapmaların sebepleri araştırılarak yönetime sunulmaktadır. Böylece yönetim karar alırken, bu raporları kullanarak işletme için doğru kararlar alınmasının sağlanacağı sonucuna varılmıştır.

AntalyaBeş yıldızlı otellerFaaliyet raporu+5
Yonca Saknılı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vergi affı uygulamaları ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye'de 1980 sonrası dönemin analizi

Devletlerin artan kamusal ihtiyaçlarını giderebilmek için yöneldiği en önemli kaynakların başında vergiler gelmektedir. Vergi gelirlerinin tam ve düzenli bir şekilde tahsil edilebilmesi için, etkin ve adil bir vergi sisteminin oluşması gerekmektedir. Kamu gelirlerinden olan vergiler, devletler açısından incelendiği zaman ciddi bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Devletler azalmış olan vergi gelirlerini telafi etmek ve kamu gelirlerinin yükseltmek amacıyla vergi aflarına başvurmaktadır. Böylece vergi afları vergi sistemi içerisinde önemli bir uygulama noktası haline gelmiştir. Vergi gelirlerini artırmak ya da tahsil edilemeyen vergileri toplamak için vergi afları Türkiye'de olduğu gibi birçok ülkede de uygulanmaktadır. Kısa vadede vergi gelirlerini artırmak, ilgili vergi kurumlarının ve bu konudaki anlaşmazlıklar ya da yaptırımlar sebebiyle yargının yükünü azaltmak yönüyle önemli katkıları olan vergi aflarına Türkiye'de hem ekonomik hem de siyasi nedenlerle sıkça başvurulmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak vergi affı uygulamasının teorik tanımı yapılmıştır. Ardından vergi affı uygulaması ile ilgili ortaya atılan görüşlere yer verilmiştir. Daha sonra Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan vergi afları ele alınmıştır. Ardından da çalışmanın son bölümünde Türkiye'de 1980-2019 yılları arasında uygulanan vergi afları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki ampirik olarak Vektör Otoregresyon Modeli (VAR) ile analiz edilmiştir. Çalışmada kurulan modelde bağımlı değişken olarak Vergi Affı değişkeni belirlenirken, vergi affını açıklayıcı değişkenler olarak ise Büyüme Oranı, Enflasyon Oranı, İşsizlik Oranı ve Vergi Gelirlerinin Gayri Safi Milli Hasılaya Oranı değişkenleri belirlenmiştir. Analizlerden elde edilen bulgulara göre; vergi afları ile işsizlik oranı ve vergi affı değişkeni (yani kendisi) arasında istatistiki açıdan anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Buna göre ekonomide istihdam kaybı olduğu durumlarda ortaya çıkan gelir kaybı nedeniyle vergi ödemelerinde de olumsuz bir sonucun ortaya çıkabileceği ve çıkartılan vergi affı uygulamalarının aslında bir sonraki muhtemel vergi affına bir beklenti oluşturabileceği sonuçlarına varılmıştır.

AfMakroekonomik değişkenlerMakroekonomik etki+4
Burak Sunar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal tablo hilelerinin tespit edilmesinde veri madenciliği yöntemlerinin kullanılmasına yönelik bir araştırma

Bu çalışmada, hisse senetleri Borsa İstanbul Tekstil, Giyim Eşyası ve Deri sektöründe işlem gören şirketlerin, hileli finansal raporlama uygulamalarının veri madenciliğine dayalı yöntemler kullanılarak finansal oranlar aracılığı ile tespit edilmesi ve buna bağlı olarak veri madenciliği yöntemlerinin hileyi tespit etmedeki gücünün ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak öncelikle çalışma kapsamına giren şirketlerin bağımsız denetim raporları ve Sermaye Piyasası Kurulu haftalık bültenleri aracılığı ile hile riski taşıyan finansal tablolar tespit edilmiştir. Bu şekilde şirketler, finansal tablo hilesine başvuran ve finansal tablo hilesine başvurmayan şirketler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Daha sonra, hile riski taşıyan ve hile riski taşımayan finansal tablolar seçilmiş bazı finansal oranlara göre kıyaslanmıştır. Son olarak ise veri madenciliğine dayalı bazı yöntemlerin, hile riski taşıdığı kabul edilen finansal tablolar ile hile riski taşımadığı kabul edilen finansal tabloları tespit edebilme gücü test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre veri madenciliğine dayalı yöntemlerden Derin Öğrenme Algoritması ve J48 Algoritmasının hile riskini tespit etmede %84,25 oranında en başarılı yöntemler olduğu ve bu yöntemlerin hile riskini tespit etmede %54,29 oranında başarılı olduğu, hile riski taşımadığı kabul eden finansal tabloları tespit etmede ise %95,65 oranında başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hata, Hile, Finansal Tablo, Hileli Finansal Raporlama, Veri Madenciliği

Borsa İstanbulFinansal raporlamaFinansal tablolar+3
Büşra Tatar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TDHP, TMS/TFRS ve BOBİ FRS kapsamında tarımsal faaliyetlerin karşılaştırılması: Bir uygulama

Tarımsal faaliyetlerin konusunu canlı varlıklar ve tarımsal ürünler oluşturmaktadır. Canlı varlıklar ve tarımsal ürünler doğma, büyüme, olgunlaşma, üreme, yaşlanma ve ölüm gibi biyolojik dönüşüm özelliklerine sahiptirler. Bu özelliklerinden dolayı değerleme ve muhasebeleştirme işlemleri önem arz etmektedir. Ancak ülkemizde tarımsal faaliyetlerin kayda alınması, değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin başında tüm işletmelerin uymak zorunda olduğu VUK ve buna bağlı olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği bulunmaktadır. Bununla birlikte bazı işletmelerin uymak zorunda olduğu TMS/TFRS ile BOBİ FRS'de de tarımsal faaliyetlerin muhasebeleştirilmesi hakkında düzenlemeler bulunmaktadır. TMS'de tarımsal faaliyetler ile ilgili hükümler TMS 41 Tarımsal Faaliyetler standardında düzenlenmiştir. Ayrıca bağımsız denetime tabi olan, ancak tam set TMS/TFRS'leri uygulama zorunluluğu bulunmayan işletmeler için tarımsal faaliyetlerle ilgili kayda alma ve raporlama işlemleri BOBİ FRS 7. Bölümde yer alan Tarımsal Faaliyetler standardına göre gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı VUK/TDHP, TMS ve BOBİ FRS düzenlemeleri açısından tarımsal faaliyetlerin muhasebeleştirilmesinde ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıkları tespit etmek ve bu benzerlik ve farklılıkları büyükbaş hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren bir işletme üzerinde sayısal veriler ile ortaya koymaktır. Çalışmanın uygulama kısmında VUK'a göre yapılan muhasebe kayıtlarında Tek Düzen Hesap Planı'ndan, standartlara göre yapılan muhasebe kayıtlarında ise KGK'nın yayımlamış olduğu Finansal Raporlama Standartlarına Uygun Hesap Planı Taslağı'ndan faydalanılmıştır. Uygulama sonucunda, yasal düzenlemeler arasında ilk ölçüm, değerleme, amortisman uygulamaları ve üretim maliyetlerinin hesaplanması bakımından farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Faaliyetler, Canlı Varlıklar, Vergi Usul Kanunu, TMS 41, BOBİ FRS Tarımsal Faaliyetler

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFinansal raporlama standartlarıMuhasebe standartları+6
Fatma Cesur
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhasebe meslek mensuplarının mesleki sorunları ve çözüm önerileri: Muğla ili araştırması

Muhasebenin buluşu yazının icadına kadar dayanmaktadır. Muhasebe mesleği ile ilgili Dünya'daki ilk eser İtalya'da keşfedilen Malın ve Mükemmel Tacirin Kitabı'dır. Muhasebe mesleğinin ilk kıstasları burada belirlenmiştir. Türkiye'de ise muhasebe mesleğinin resmiyet kazanması 1989 yılında çıkarılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile olmuştur. Genel olarak ülke ekonomisinde önemli vazifesi olan muhasebe meslek mensupları uygulama safhasında bazı sorunlar ile karşılaşmaktadır. Yaptıkları işlemlerden ötürü de iş muhatapları olan mükellefler, resmi kurumlar ve meslek odaları beklentilere girmektedir. Muhasebe meslek mensuplarının bunlardan dolayı ve bunlara benzer sebeplerden sorunları bulunmaktadır. Bu çalışmada muhasebe meslek mensuplarının mesleki sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri üretmek amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde Muğla ilinde Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir meslek odasına kayıtlı aktif olarak çalışan meslek mensuplarından tesadüfi örnekleme yöntemi ile 309 bağımsız meslek mensubuna yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasını analiz etmek için SPSS 20 programı kullanılmıştır. Anket verileri frekans analizine, normal dağılım analizine, faktör analizine, One Sample T testine ve One-Way ANOVA testine tabi tutulmuştur. Çalışmanın sonucunda amacına uygun olarak üretilen 24 hipotezden 19 tanesi reddedilmiş ve 5 tanesi kabul edilmiştir. Kabul edilen hipotezlerden iki tanesi cinsiyet değişkeninin meslekten ve mükelleften kaynaklanan ifadeleri etkilediğini göstermektedir. Kabul edilen diğer üç hipotezse yaş değişkeninin mükelleften, TÜRMOB'dan ve toplumdan kaynaklanan ifadeleri etkilediği belirtmektedir.

Mali müşavirlikMesleki sorunlarMuhasebe+3
Fevzi Güzel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kiralama işlemlerinin TFRS/BOBİ FRS ve VUK kapsamında muhasebeleştirilmesi

Bir işletmenin zamana yönelik ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarını karşılayabilmek veya işletmeyi geliştirmek, büyütmek vb. gibi durumlarda bir takım yatırımlara ihtiyaç duyar. Ancak bu ihtiyaçları her zaman özkaynaklarla karşılamak mümkün olamamaktadır. Böyle durumlarda işletmeler finansal kiralama sisteminden faydalanmaktadır. Bilindiği üzere finansal kiralama işlemleri, kiralanan varlığın mülkiyeti kiraya verende, kullanım hakkı ise kiracıda olduğu uzun vadeli bir yatırım anlaşmasıdır. Kiralama süresi sonunda kiralanan varlığın mülkiyetinin kiraya verende kalması veya kiracıya devredilmesi gibi bir durum da söz konusudur. Bu gibi durumların neticesinde de finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde çeşitli farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı kiralama işlemlerinin ulusal vergi mevzuatı ve ülkemizdeki bazı iş çevreleri açısından yürürlükte olan muhasebe standartları bakımından muhasebeleştirilmesini ve bu düzenlemeler doğrultusunda ne tür farklılıkların ortaya çıktığını tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan yönteme göre örnek uygulamalar yardımıyla TFRS/BOBİ FRS ve VUK kapsamında yapılan muhasebe kayıtları arasındaki farlılıklar ortaya çıkarılmıştır. Kiraya veren ve kiracı açısından kiralama işleminin başladığı andan itibaren sözleşme bitimine kadar yapılacak olan işlemlerin muhasebe kayıtları bu üç yöntem kapsamında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Kiralama, Faliyet Kiralaması, Kiracı, Kiraya Veren.

Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardıFaaliyet kiralamasıFinansal kiralama+7
Oruç Ali Akın
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dolar kuru ve petrol fiyatları ile seçili BIST endeksleri arasındaki volatilite yayılımının DCC-GARCH modeli ile analizi

Bu çalışmada Dolar/TL döviz kuru, petrol fiyatı endeksi ile seçili Borsa İstanbul (BIST) sektör endeksleri arasındaki volatilite etkileşiminin varlığının araştırılması, eğer etkileşim söz konusu ise hangi yönde etkilediğinin belirlenmesi ve yorumlanması amaçlanmaktadır. Volatilite kalıcılığını ifade eden parametrelerin anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlılık düzeyine ve kalıcı etkiye sahip olup olmadığı analiz edilmektedir. Borsa İstanbul (BIST) sektör endeksi değişkenleri olan XMEYS, XSUIN, XTEKS, XTRZM, XULAS, XGIDA, ve XU100'e ait verilerin 01.02.2015-28.02.2022 tarihleri aralığında günlük kapanış fiyatlarının kullanıldığı çalışmada, volatilite etkileşim araştırılmasında çok değişkenli GARCH modeli DCC-GARCH modeli kullanılarak analiz edilmiş, analizde değişkenlere ait getiri serileri kullanılmıştır. DCCGARCH modeli ile analiz yapılırken değişkenler ikili gruplar şeklinde incelenmektedir. İkili şekilde ele alınmasının asıl sebebi yüksek boyut sorununun oluşmasını önlemektir. DCC-GARCH modeli sonuçlarına göre volatiliteyi artıran şok etkisi ile karşılıklı olarak volatilite etkileşimi olduğu gözlenmektedir. Dolar/TL döviz kuru, petrol fiyatı endekslerinde yoğun şekilde volatilite kümelenmelerinin oluştuğu ve bu piyasada volatilitenin kalıcı etkiye sahip olduğu görülmektedir. Diğer taraftan seçili Borsa İstanbul'da işlem gören XMEYS, XSUIN, XTEKS, XTRZM, XULAS, XGIDA, XU100 sektör endekslerinde volatilite kümelenmelerinin oluştuğu ve bu endekslerde volatilitenin kalıcı etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Borsa İstanbulDolarDöviz kuru+5
Ayyüce Berin Bostancı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00