
7
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bitki gelişimini teşvik edici bakteri uygulamasının tuz stresi altında yetişen nanede fizyolojik parametreler,uçucu bileşenler ve besin elementlerine etkisi
Bu tez çalışmasında; altı hafta çeşitli tuz seviyelerinde (0, 50, 75, 100 mM) büyütülen Mentha piperita L. fidelerine, Bacillus amyloliquefaciens (Ba) uygulanmıştır. Çalışma her grupta 24'er tane fide (8 fide ve 3 tekrar) olacak şekilde toplam sekiz grupla yürütülmüştür. Altı hafta sonunda fidelerde bazı fizyolojik parametreler, bitki besin elementleri ve uçucu bileşen içerikleri incelenmiştir. Tuzun olumsuz etkisi hemen hemen tüm parametrelerde (su içeriği hariç) gözlenmiştir. Kök uzunluğunda en yüksek değere sahip olan kontrol (17.3 cm) ile en düşük değere sahip olan 100 mM NaCl (14.0 cm) arasında %19'luk bir azalma olmuştur. Gövde uzaması, kök eni, taze ağırlık ve kuru ağırlık parametrelerinde en yüksek ve en düşük değerler aynı grupta saptanmıştır. Buna göre en yüksek değerler kontrolde, en düşük değerler ise Ba+100 mM NaCl'de tespit edilmiştir. Gövde uzamasında en yüksek ve en düşük değerler kıyaslandığında %50, kök eninde %38, taze ağırlıkta %76 ve kuru ağırlıkta ise %84 azalma gözlenmiştir. Su içeriğinde diğer parametrelerin aksine en düşük değere kontrolde, en yüksek değere ise Ba+100 mM NaCl'de rastlanmış ve artış yaklaşık %10 olmuştur. Tuzun olumsuz etkisi fizyolojik parametrelerde yoğun olmuş ancak Ba uygulaması gruplar üzerinde beklenen promotör etkiyi göstermemiştir. Bitki besin elementlerinde tüm gruplar değerlendirildiğinde; Ba, kontrole kıyasla Zn, Mn, Cu ve Na değerlerine olumlu etkiler yapmış ancak B, Fe, K, P, Mg ve Ca'da etkisini gösterememiştir. Uçucu bileşenlerde ise majör bileşen olarak tüm gruplarda limonene tespit edilmiştir. Limonene üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda en yüksek orana kontrolde, en düşük orana ise 100 mM NaCl'de rastlanmıştır. Limonene en yüksek ve en düşük bulunduğu gruplar arasında tuza bağlı inhibisyon %73 olmuştur. Tuzun hemen hemen tüm parametrelere olumsuz etkileri yoğun olarak gözlenirken, Ba'nın promotör etkileri çok belirgin olmamıştır.
Biyogaz sistemlerinden elde edilen fermente gübrenin tuz stresi altındaki rokanın çimlenmesine, fide gelişimine ve yaprak uçucu bileşenlerine etkisi
Bu çalışmada; tuz stresi (0 mM, 75 mM ve 150 mM) altında yetişen rokadaki (Eruca sativa L.) fizyolojik parametrelere ve uçucu bileşenlere sıvı fermente gübrenin (SFG) (%1, %5 ve %15) etkileri incelenmiştir. Deneme üç farklı aşamada üçer tekrarlı yapılmıştır. Bu aşamalardan ilk ikisinde; roka tohumları 1 saat SFG ön uygulamalarının ardından yedi gün boyunca petri (25'er tohum) ve torf+perlit karışımlı saksılarda (50'şer tohum) büyütülmüştür. Üçüncü aşamada ise roka fideleri 60 gün boyunca torf+perlit karışımlı saksılarda, ön uygulama yapılmaksızın direkt olarak fide toprağına SFG uygulanmasıyla büyütülmüştür. Ayrıca gruplara SFG ile kıyaslamak için torf+perlit+NPK (15% N, 15% P2O5, 15% K2O) içeren bir grup da eklenmiştir. Çalışma sonucunda; tuzluluğun petrideki fideciklerin (yedi günlük) çimlenme ve büyüme parametrelerinde %95'e kadar varan inhibisyona neden olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte SFG bu inhibisyonu yok edememiştir. Benzer şekilde yedi günün sonunda torf+perlit karışımlı saksılarda büyütülen roka fideciklerinin çıkış değerleri, tuz seviyesi artışına bağlı olarak yedinci günün sonunda hemen hemen tüm parametrelerde azalmıştır. SFG ön uygulaması ise yine strese bağlı inhibisyonu yok edememiştir. Yalnızca 75 mM'da %5 SFG ön uygulaması, aynı tuz seviyesinde, diğer ön uygulamalara kıyasla inhibisyon etkisini istatistiksel bakımdan anlamlı şekilde hafifletmiştir. Üçüncü aşama olan torf+perlit karışımlı saksılarda 60 gün boyunca büyütülen roka fidelerinde; bitki uzunluğu, bitki çapı, yaprak sayısı, bitki taze ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, su içeriği ve yaprak alanı değerleri incelenmiştir. Tuza bağlı inhibisyon tüm parametrelerde önemli oranda olumsuz etkiler göstermiştir. Öncekilerin aksine SFG (%1 ve %5) ve NPK bu aşamada, tuz stresi bulunan/bulunmayan tüm gruplarda oldukça pozitif etkiler yapmış ve su içeriği hariç tüm parametrelerde tuz stresini ortadan kaldırmıştır. Uçucu bileşen sonuçlarında ise tüm gruplarda majör bileşen 4-methylthiobutyl isothiocyanate olmuş ve beklenenin aksine tuz stresine ya da gübre uygulamalarına bağlı önemli bir değişiklik gözlenmemiştir.
Mikrobiyal gübreyle büyütülen aspir bitkisinin (Carthamus tinctorius L.) tuz stresi altında fizyolojik ve biyokimyasal değişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, tuz stresine toleransı olan aspir (Carthamus tinctorius L.) bitkisinin iki farklı çeşidinin (Asol, Linas) hem mikrobiyal gübre hem de tuzluluk koşullarındaki fide ve tohum gelişiminin incelenmesidir. Çimlenme ve fide gelişimi için farklı NaCl konsantrasyonlarına maruz bırakılan (0, 100 ve 150 mM NaCl) aspir çeşitlerinin tohumlarına tuz stresine ek olarak mikrobiyal gübrenin hem kontrol grubuna hem de tuzla birlikte farklı kombinasyonlardaki gruplara gübre uygulaması yapılmıştır. Uygulamada kullanılan mikrobiyal gübre, canlı halde Azotobacter vinelandii ve Bacillus megaterium bakterilerini barındırmaktadır. Yüksek tuz derişimleri altında tohum çimlenme oranı, sürgün uzunluğu, bağıl su içeriklerinde (RWC) ve pigment ölçüm değerleri olumsuz etkilenmiştir. Klorofil a ve klorofil b miktarlarında tuzluluğun artmasıyla azalma saptanmıştır. Benzer sonuçlar antosiyanin pigmenti için de görülmüştür. Fakat karotenoid pigmentinde ve yaş ve kuru ağırlık değerlerinde gruplar arasında herhangi bir farklılık saptanamamıştır. Tuz stresi altında gübre uygulaması yapıldığında, erken gelişim evresinde gübrenin önemli düzeyde olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir. Artan tuz stresiyle birlikte malondialdehit (MDA) değerleri ciddi ölçüde artmıştır. Strese karşı oluşan savunma sistemi olarak tanımlanabilen antioksidan enzimlerinden katalaz (CAT) aktivitesi değerlerinde azalma, askorbat peroksidaz (APX) aktivitesi değerlerinde ise uygulama grubuna göre etkilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Sonuçlar her iki çeşidin strese karşı toleransının farklı olduğunu ve mikrobiyal gübre uygulamasının her iki çeşitte farklı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Yaş meyve sebze üreticilerinin yeni nesil tarım uygulamalarını benimsemelerini etkileyen faktörler, farkındalık düzeyleri ve çözüm önerileri
Tarım sektörü, hızlı teknolojik gelişmeler ve değişen çevresel koşullar karşısında önemli bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümde, yeni nesil tarım uygulamaları verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik açısından avantajlar sunmaktadır. Ancak, üreticilerin bu uygulamaları benimseme süreçleri çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki yaş meyve ve sebze üreticilerinin yeni nesil tarım uygulamalarını benimsemesini etkileyen faktörleri incelemektir. Bu faktörler arasında bilgi ve teknolojiye erişim, ekonomik koşullar, eğitim düzeyleri ve mevcut tarım politikaları yer almaktadır. Tarım sektörü, yalnızca gıda güvenliği ve arzını değil, aynı zamanda biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir tarımın sağlanması açısından da büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle Türkiye'de, yeni nesil tarım teknolojilerini benimseme sürecindeki engelleri belirlemek ve modern tarım uygulamalarına geçiş süreçlerini verimli hale getirmek oldukça önemlidir. Çalışma kapsamında, Adana, Mersin ve İzmir illerinde faaliyet gösteren yaş sebze ve meyve üreticisi ile olasılıklı örneklem yaklaşımıyla birebir görüşmelerle 157 anket yapıldı, 152 anket verisi analiz edildi. Kasım 2024- Şubat 2025 aralığında gerçekleşen saha çalışmasının sonucunda elde edilen veriler ışığında, üreticilerin yeni nesil tarım teknolojilerine yönelik farkındalıklarını ve benimseme süreçlerini değerlendirilmiş bulunmaktadır. Sahada gerçekleştirilen anket çalışmasında üreticilere çoktan seçmeli ve likert tipi ölçme sorularından oluşan demografik bilgiler, üretim bilgileri, tarım uygulamaları ve iklim değişikliği konusundaki bilgileri, alternatif ürünlere yönelik bilgiler, yenilikçi tarım teknolojileri hakkındaki bilgi ve farkındalık, tarımsal finans araçlarına yönelik farkındalık konularında sorular sorulmuştur. Elde edilen bulguların Türkiye'deki yaş meyve ve sebze üreticilerinin yeni nesil tarım uygulamalarına olan yaklaşımlarını daha iyi anlamaya, değerlendirmeye ve geliştirmeye katkı ağlaması ve aynı zamanda üreticiler ve politika yapıcılar için önemli stratejiler geliştirmeye olanak tanıyacağı düşünülmektedir. Yürütülen bu çalışma ile, Türkiye'de yaş meyve ve sebze üreticilerinin yeni nesil tarım uygulamalarına olan yaklaşımlarını daha iyi anlamaya yönelik bulgular doğrultusunda bir veri seti oluşturulmuş olup, mevcut sorunların çözümüne katkı sağlayacak fikir ve politikaların oluşturulması ve tarım sektöründe sürdürülebilirlik ve verimlilik hedeflerinin gerçekleştirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Marmara denizinde karides balıkçılığının ekonomik sürdürülebilirlik analizi
Karides balıkçılığı, küresel ölçekte önemli bir denizel gıda kaynağı olup, Türkiye'de avlanan toplam karidesin %30'undan fazlası Marmara Denizi'nden elde edilmektedir. Ancak Marmara Denizi balıkçılığı, son 50 yılda aşırı avcılık ve çevresel baskılar nedeniyle ciddi stok kayıpları yaşamış, 2021 müsilaj felaketi bu sorunları daha da derinleştirmiştir. Aşırı sömürülme düzeyinde olan derin su pembe karidesi stokları, ekolojik risklerle birlikte ekonomik sürdürülebilirliği de tehdit etmektedir. Buna karşın, algarna ile karides balıkçılığının ekonomik yapısına ilişkin çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, Marmara Denizi'nde algarna ile karides avcılığı yapan 19 balıkçı gemisine ait muhasebe kayıtları analiz edilerek algarna ile karides balıkçılığının ekonomik sürdürülebilirliğinin analizi amaçlanmıştır. Veri seti, 2024 yasal av sezonunu kapsamaktadır. Analiz kapsamında operasyonel maliyet kalemleri ile balıkçılık gelirleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, toplam balıkçılık gelirinin %75'inden fazlasının hedef tür olan karides satışından elde edildiğini ortaya koymuştur. Hedef dışı türlerin satışından sağlanan ortalama %24,4'lük gelir, kısa vadede balıkçılar için maliyet dalgalanmalarını dengeleyici bir unsur olarak öne çıkmıştır. Sezonluk maliyet yapısında yakıt harcamaları (%46,2) ve personel giderleri (%35,2) en yüksek paya sahip iki temel kalemdir. Buna rağmen, günlük yaklaşık 10.000 TL net kazanç ve %48–50 karlılık oranı ile, algarna ile karides avcılığının ekonomik açıdan yüksek maliyetleri karşılayabilen ve gelir üretebilen bir faaliyet olduğunu göstermektedir. Hedef dışı av, kısa vadede ek gelir sağlayarak ekonomik sürdürülebilirliği desteklese de yüksek oranlarda gerçekleşmesi ekolojik açıdan kabul edilemez sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle karides balıkçılığının sürdürülebilirliği, yalnızca ekonomik kârlılık temelinde değil, ekosistem sağlığının korunması, operasyonel verimliliğin artırılması ve balıkçıların sosyal refahının güvence altına alınmasıyla birlikte ele alınmalıdır.
Elmada fosfor çözündürücü bakterilerin fidan gelişimine ve fosfor taşıyıcı SPX gen ailesinin ekspresyonuna etkileri
Çalışmada fosfor çözündürücü bakteriler yardımıyla kimyasal fosfor kullanım oranı azaltılarak kaliteli elma fidanı üretilip üretilemeyeceğinin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca, hangi uygulama veya uygulamaların fidan kalitesini en etkili şekilde artırdığını belirlemek amaçlanmıştır. Buna ilaveten, elmalarda fosfor taşınımında çok önemli roller oynayan SPX gen ailesinin tanımlanması ve karakterize edilmesi amaçlamıştır. Çalışma Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde yürütülmüştür. Bitkisel materyal olarak M.9 anaçlı 'Granny Smith' elma çeşidi kullanılmıştır. Kimyasal fosforlu gübre dozu ve fosfor çözündürücü bir bakteri olan Bacillus megaterium kullanımına odaklanılarak toplamda 5 farklı uygulama ele almıştır ((1) %100P (toprak analizine göre fosfor gübrelemesi), (2) %50P (Toprak analizinde tavsiye edilen fosforun yarısı), (3) %50P+fosfor çözündürücü bakteri (PGPR), (4) %0P ve (5) %0+PGPR). %50P+PGPR uygulamasında diğer uygulamalara kıyasla nispeten daha yüksek yaprak fosfor içeriği (%±standart sapma) (0.1631±0.0156) tespit edilmiştir. Fidan boyu ve toplam yaprak alanı bakımından %100P uygulaması ön plana çıkmıştır. Çalışmada beş farklı kromozoma dağılmış yedi adet MdSPX (Malus domestica SPX) domaini içeren gen tanımlanmıştır. Farklı bitki türlerine ait 72 SPX proteini ile yapılan filogenetik ağaç analizinde yedi farklı alt aile tespit edilmiştir. Yaprak dokularında tespit edilen bu yedi MdSPX geninin RT-qPCR ile farklı fosfor uygulamaları altında ifadeleri ölçülmüştür. Analiz sonucuna göre %50P+PGPR uygulamasında MdSPX2'nin yaprakta artan fosfor miktarına zıt olarak önemli seviyede azaldığı tespit edilmiştir. Buna göre, MdSPX2 elmada ileride fosfor metabolizmasının anlaşılması ve fonksiyonel karakterizasyon çalışmaları için uygun aday olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: bacillus megaterium, fosfor noksanlığı, malus domestica, elma
Sık dikim elma bahçelerinde ürün yükünün ağaç beslenmesine etkisi
Elma endüstrisinde ürün yükü yönetimine olan ilgi giderek artmaktadır. Nitekim ürün yükü yönetimi özellikle periyodisiteyi hafifletmek ve meyve kalitesini arttırmak açısından oldukça önemlidir. Bununla birlikte ağaç beslenmesi de ürün yükü yönetiminden etkilenmektedir. Bu çalışmada (i) ürün yükü ve yaprak besin elementleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkartmak, (ii) dormant dönemde alınan budama artıklarının (odun) besin elementi içeriklerini belirlemek ve böylelikle ürün yükünün odun dokusunda depolanan besin elementleri üzerine olan etkisini saptamak ve (iii) yaprak ile odun örneklerinin besin elementi içerikleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını saptamak amaçlanmıştır. Deneme 2021 yılında Göller Yöresinde (Bayındır Köyü/Yeşilova/Burdur) bulunan Royal Gala/M.9 ağaçlarından oluşan sık dikim bir elma bahçesinde yürütülmüştür. Farklı ürün yüklerini temsil eden toplamda 18 ağaç belirlenerek etiketlenmiş, yaprak analizi, verim ve odun analiz örnekleri/verileri aynı ağaçlardan toplanmıştır. Çalışmada ürün yükü arttıkça Yaprak-potasyum içeriğinin önemli derecede azaldığı, buna karşın Yaprak-kalsiyum ve Yaprak-manganez içeriklerinin arttığı belirlenmiştir. Yaprak ve odun dokularında bulunan kalsiyumun pozitif bir korelasyon (0.5418) gösterdiği saptanmıştır.