Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Turkish Language and Literature

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

3,247

Archived Theses

14

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Tezer Özlü'nün eserlerine bunalım edebiyatının etkisi

Varoluşçuluk felsefesinden beslenen bunalım edebiyatı, dünyada olduğu kadar ülkemiz edebiyatında da birçok sanatçıyı etkilemiştir. 1950'den sonra görülmeye başlayan bu akım, sonraki yıllarda yetişen sanatçılar üzerinde etkisini devam ettirmiştir. Bu sanatçılardan biri olan Tezer Özlü'nün eserlerinde de bunalım edebiyatı izleklerine rastlanır. Yazarın gerek kendi psikolojik sorunları gerekse etkilendiği yazarlar (Franz Kafka, Italo Svevo ve Cesare Pavese), eserlerinin oluşmasında büyük öneme sahiptir. Hazırlanan bu çalışmada, Tezer Özlü'nün bunalım edebiyatından ne ölçüde etkilendiği, bunalım edebiyatının eserlerine nasıl (içerik, biçim) yansıdığı incelenmiş ve eserlerden alınan örnek pasajlarla söz konusu etkilenme tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: bunalım edebiyatı, varoluşçu edebiyat, Tezer Özlü, yabancılaşma.

Bunalım edebiyatıVaroluşçulukYabancılaşma+1
Sibel Gümüş
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun seçme lirik şiirlerinde kelime dünyası

Kelime dünyası, şairin üslubunu belirlemede önemli bir rol oynar. Bu alanda yapılan çalışmalar da şairin edebi kişiliği ve üslubunu ortaya koymada başvurulan yöntemlerden biridir. Bu tezde Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirlerindeki kelime dünyası üzerine bir inceleme çalışması yapılmıştır. Tez, 5 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde anlambilimi ve kelime araştırmalarının şiirdeki yeri, kelime dünyası ile ilgili bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun hayatı, edebi kişiliği ve eserleri kısaca tanıtılmıştır. İkinci bölümde "Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Seçme Şiirlerinde Kelime Dünyası" ana başlığında kelime sayısı, kelimelerin sıklık dereceleri tespit edilmiştir. En çok tekrarlanan kelimeler ve sıklık dereceleri tablolar halinde sunulmuştur. Bu kelimeler sıklık dereceleri en yüksekten başlayarak detaylı incelemeleri yapılmış ve örneklerle de somutlaştırılmıştır. En çok tekrarlanan kelimelerin isim ve fiil oranları belirtilmiştir. Üçüncü bölümde kelime türleri tespit edilmiştir. Bunlar isim cinsinden kelimeler (isim, zamir, sıfat, zarf) ve fiil unsurları olmak üzere iki ana grupta detaylıca incelenmiştir. Tablo ve grafikler yardımıyla da görsellik kazandırılmıştır. Dördüncü bölümde üslup incelemelerinde önemli ipuçları veren kelime grupları incelenmiştir. Sıfat ve isim tamlamaları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Tamlamalar ayrıca anlam ve kuruluş özelliklerine göre örnekleriyle ele alınmıştır. Deyimler ve ikilemeler de kullanım sıklıklarıyla birlikte incelenmiştir. Sonuç bölümünde tezin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda faydalanılan kaynaklar verilmiştir. Ek kısmında da tezde kullanılan Bedri Rahmi'nin şiirleri bulunmaktadır.

Eyüboğlu, Bedri RahmiKelime frekansıKelime grupları+5
Sevgi Mangan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kuseyin Esenkocoyev'in hikâyelerinde kelime grupları (metin-inceleme-Türkiye Türkçesine aktarım)

Kelime grupları söz diziminin en geniş ve detaylı konularından biridir. Dildeki sözcüklerin, bir kavramı bildirmek, bir olayı anlatmak, bir niteliği karşılamak ve durumu belirtmek için bazen dil birlikleri halinde kullanılmasıyla kelime grupları ortaya çıkar. Kırgız Türkçesinde kelime grupları yapı ve mana özellikleri bakımından birçok noktada Türkiye Türkçesiyle benzerlik gösterir. Bununla beraber farklı özelliklerin görüldüğü durum ve örnekler de vardır. Bu çalışmada Kırgız yazar Kuseyin Esenkocoyev'in Sayakatçı Bala, Üçünçü Şar, Rodinanın Uulu ve Şarşe adlı hikâyelerindeki cümleler kelime grupları bakımından incelenmiştir. Cümlelerde bulunan kelime grupları; yapı özellikleri, başka kelime gruplarının ve cümlelerin yapılarına katılma şekilleri yönüyle incelenmiş ve sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflandırmalar başlıklar halinde verilmiştir. Her başlığın altına sonuç kısmı eklenmiştir. Çalışmanın amacı bu başlıklar ışığında Kırgız Türkçesinde kelime gruplarının hangi özelliklere sahip olduklarını, Türkiye Türkçesindeki kelime grupları ile benzerlik ve farklılık gösterdiği noktaları belirlemektir. Çalışmadaki örnek cümleler hikâyelerde bulunduğu satır numaralarıyla verilmiştir.

Esenkocoyev, KuseyinHikayeKelime grupları+1
Arda Karadavut
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İslamiyet sonrası Türk destanlarında masal motifleri üzerine bir değerlendirme

Aynı kültür ortamı içinde ortaya çıkan ve gelişen halk edebiyatı türlerinin birbirinden etkilenmesi, birbirlerine kaynaklık etmesi kaçınılmazdır. Mitolojiden destana, destandan halk hikayesine, pek çok türde görülen bu etkileşim, diğer halk edebiyatı türlerinde de kendisini göstermiştir. Masal ve destan da birçok ortak unsuru bünyesinde barındırması noktasında dikkat çeker. Masallar, hayal ürünü ve olağanüstülüklerin; destanlar ise bir milletin teşekkülüne ait kahramanlıkların anlatıldığı, bir nevi tarihe kaynaklık eden anlatılardır. Destanlarda kahramanlıkların anlatıldığı bölümlerde birçok olağanüstü olayın cereyan etmesi, bu iki türü birbirine yaklaştırır. Nitekim bu olayların etrafında oluştuğu destan kahramanları da masaldaki kahramanlar gibi olağanüstü güçlere sahip kişilerdir. Hem yer üstü hem yer altı dünyasını konu edinen bu iki tür, olayların geçtiği mekanlar ve kahramanları itibariyle de benzerlik taşırlar. Bu çalışmada da İslamiyet'ten sonra teşekkül etmiş destan metinleri olarak bilinen Hz. Ali Cenknâmeleri, Hamzanâme, Battalnâme, Danişmendnâme, Saltuknâme ve Oğuz Kağan Destanı'nın İslami varyantı; içerdikleri masala ait unsurlar yönünden incelemeye tabi tutulmuşlardır. Pek çok masal ve efsaneyi ihtiva ettiği görülen metinlerin, masal motifleri açısından incelendiğinde oldukça zengin bir kaynak olduğu görülmüştür.Eserlerde yer alan destan kahramanları; seyahat ettiği yerler, bu yerlerde karşılaştığı varlıklar ve onlarla olan münasebetleri bakımından bir masal kahramanını anımsatmaktadır. Destanlarda karşımıza çıkan en önemli masal mekânı, Kaf Dağı; en önemli masal motifleri ise; devler, cinler, periler, hayvanlar, sihir ve büyü, harikulade yerler, cadılar gibi örneklerdir. Bu çalışmada İslamiyetten sonra ortaya çıkan destan metinlerinde masala ait unsurların tespit edilmesi ve bu sayede masal ve destan türleri arasındaki benzerliklerin ortaya konulması amaçlanmıştır.

DestanlarMasallarMotifler+2
Pamuk Nurdan Gümüştepe
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmûatü'l-eş'âr, Süleymaniye kütüphanesi Galata mevlevîhânesi, numara:171 (1-117) (İnceleme-karşılaştırmalı metin)

Bu çalışma Süleymaniye Kütüphanesi Galata Mevlevîhânesi Koleksiyonu'nda 171 numarada Mecmû'atü'l-Eşèâr adıyla kayıtlı mecmuanın 1-117 arası yaprakların incelenmesi ve transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Çalışmada öncelikle mecmuanın tanıtımına, sonrasında transkripsiyonlu metin çalışmasına yer verilmiştir. Mecmuada yer alan şiirler yayınlanmış eserlerle karşılaştırılarak mevcut farklar gösterilmiştir. Aynı zamanda bu çalışmayla bazı şairlerimizin bilinmeyen şiirleri de gün yüzüne çıkarılmıştır. Mecmuada yer alan şiirlerin yazıldıkları yüzyıllar çeşitlilik göstermektedir. Mecmuanın inceleme yapılan kısmında Şeyh Gâlib'ten Cesârî'ye farklı yüzyıllarda yaşamış 131 şairin şiirleri bulunmaktadır. Her bir yapraktaki satır sayısı 42-56 arasında değişmiş olup toplam 545 şiir incelenmiştir. Şiirlerde yer alan mahlaslardan ve ilgili akademik çalışmalardan hareketle yapılan incelemeler sonucunda şiirlerin hangi şairlere ait olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda sonuç bölümü, kaynakça, asıl nüsha ve özgeçmişe yer verilmiştir.

Divan şiiriMecmu`a-i Eş`arŞairler+2
Merve Menteşe
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhülislam Yahya Divanı'nda ahenk unsurları

Divan şiirinde ses ve söz tekrarları, ritim, kafiye ve redifler ahenk unsurlarının başında geliyor. 17. yüzyılda yaşamış, gazel sahasında söz sahibi olan Şeyhülislam Yahya, klasik şiir geleneğine damga vurmuştur. Bu çalışmamızda Şeyhülislam Yahya Divanı?ndaki ahenk unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Yaptığımız bu çalışma bir bakıma üslûp çalışması olduğundan daha çok yapısal eleştiri yöntemleri ve stilistik kuralların kesiştiği bir alanda durmaktadır. Bu alanda maalesef çok kapsamlı bir araştırma yapıldığını söyleyemeyiz. Biz, bu çalışmamızda Divan?daki ahenk unsurlarını söz ve ses tekrarları ile sağlanan ahenk ve ritim olarak üç ana başlık altında inceledik.Şeyhülislam Yahya?nın, kullandığı nazım şekillerinde - özellikle gazellerinde - dile hakim olduğu yapmacıksız, sade ve basit bir üslûp ile Türkçeyi başarıyla kullandığı görülmektedir. Şeyhülislam Yahya?da ahenk kuru bir ses topluluğundan ibaret değildir. Anlamla sesin bir potada eritilerek armoninin yakalandığı aşikârdır. Şeyhülislam Yahya, ?neyi anlattığın değil nasıl anlattığın? önemli olduğu bir şiir geleneğine iz bırakmış bir şairdir. Anahtar Kelimeler: Şeyhülislam Yahya, ses ve söz tekrarları, ritim, ahenk

17. yüzyılDilbilgisiDivan edebiyatı+7
Ali Balalan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Atebetü'l Hakayık'ta fiil

Bu çalışma, gramerin ana unsuru olan ?fiil? konusunda Atebetü?l Hakayık?ın dağarcığını belirlemek üzere hazırlanmış bir çalışmadır. Başta asıl konu olması bakımından Atebetü?l Hakayık olmak üzere bu döneme ait beş temel eser gözden geçirilmiş ve çalışma 4 bölümde bitirilmiştir. Birinci bölumde giriş yapıldıktan sonra çalışma yöntemi ve planı hazırlanmıştır. Türk yazı dilinin kısa tarihî gelişimi ve bu gelişim içerisinde Karahanlı Türkçesinin yeri anlatılmış , Karahanlı Türkçesinin özellikleri, Atebetü?l Hakayık ve Yüknekli Edip Ahmet hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Fiillerle ilgili gerekli incelemeler yapılmış olup Karahanlı dönemi Türkçesinin ve dolayısıyla Atebetü?l Hakayık?ın ses bilgisi(fonetik) ve Atebetü?l Hakayık?ın şekil bilgisi (morfoloji) anlatılmıştır. Anlatılanlar örneklerle desteklenmiştir. Bu bölüm çalışmanın esası olup, fiillerin ve bu fiillerin yapılarının bulunabileceği kısımdır. İkinci bölüm ise fiilimsilere ayrılmıştır. Bu bölüm fiillerin Atebetü?l Hakayık?ta isim, sıfat ve zarf olarak kullanılışını, fiilimsi ekleri ve özelliklerini kapsamaktadır. Üçüncü bölüm bütünüyle fiil çekimine ve bu çekimleri gerçekleştiren eklere ayrılmıştır. Fiil çekimlerinin dönemsel özellikleri ve Atebetü?l Hakayık?taki durumları da bu bölümde verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde Atebetü?l Hakayık?ın söz varlığı sayısal veriler ve tablolarla ortaya konmuş olup, bir kaynakça ve Atebetü?l Hakayık?taki fiilleri kapsayan bir sözlük çalışması yapılarak tez bitirilmiştir. Bu çalışmada , 17 bölüm, 512 mısra, 50 beyit, 103 dörtlük 2728 kelimeden oluşan Atebetü?l Hakayık adlı eserde 129?u basit, 112?si türemiş ve 216?sı bileşik olmak üzere 457 fiilin yapısı, ekleri ve görevleri bulunabilecektir. Anahtar Kelimeler : Atebetü'l Hakayık'ta Fiil, Basit fiil, Birleşik fiil, Türemiş fiil, Sözlük

İbrahim Salar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Paşa'nın Garib-Nâme'sinde fiiller

Âşık Paşa'nın Garib-Nâme'sinde Fiiller başlıklı tez çalışması Garib-nâme'nin fiil indeksinin alınması sonucu elde edilen verilerin işlendiği beş ana başlıktan oluşmaktadır. Bu bölümler: 1. Basit Fiiller, 2. Türemiş Fiiller, 3. Birleşik Fiiller, 4. Ek fiil, 5. Fiilimsiler. Çalışmanın giriş bölümünde Âşık Paşa'nın hayatına ve eserlerine kısaca değinilerek yapısına göre fiiller basit, türemiş, birleşik fiiller, ekfiil ve fiilimsiler hakkında bilgi verilerek örneklerle birlikte sınıflandırıldı. Basit fiiller, Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN'UN eseri "Kutadgu Bilig Grameri" temel kaynak alınarak ses düzenine dayanan bir sınıflandırmaya göre sıralandı ve kelimelerin anlamları yazıldı. Türemiş fiiller sınıflandırılırken eklerin yapıları göz önünde bulundurularak eklere göre tasnif edildi. Birleşik fiil bahsinde fiiller, kuruluş biçimleri bakımından sınıflandırılmış ve "Ek fiil" konusuna geçilmiştir. Ek fiilin görevi göz önünde bulundurularak metin içinden örneklere yer verildi. Eserde fiilimsiler almış oldukları ekin yapısına göre sıfat-fiil, zarf-fiil ve isim-fiil olarak metinin içinde geçtikleri yerle birlikte örnekler sunuldu. Daha sonra yapılan indeks çalışmasına yer verildi.

Aşık PaşaDilbilgisiDilbilgisi-eylem+2
Özge Çoruk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzûlȋ'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevisinde tasvir ögesi olarak teşbih

Bu çalışma Fuzûlȋ'nin Leylâ vü mecnûn mesnevisindeki tasvir ögesi olarak teşbihleri tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmamızda Hüseyin AYAN ve Muhammet Nur DOĞAN tarafından hazırlanan Fuzûlî'nin "Leylâ vü Mecnûn Mesnevisi" adlı eserlerden yararlanılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde 16. yüzyıl Osmanlı Devletinin siyasi, ekonomik ve edebî durumu ele alınmıştır. Birinci bölümde öncelikle edebî tasvir ve teşbih konuları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde ise Türk edebiyatında Leylâ vü Mecnûn mesnevisi yazarları sıralanmıştır. Mesnevinin ayrıntılı bir özeti verilmiş, bölümleri sıralanmıştır. Üçüncü bölümde ise beyitlerde yapılan tasvir ögesi olarak teşbihler konularına göre gruplanmış ve olay örgüsü ile birlikte değerlendirilmiştir. Yer yer mazmunlar açıklanmış ve eserin sonunda bazı mazmunlarla ilgili görseller verilmiştir. Sonuç bölümünde ise tezin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.

16. yüzyılBenzetmeEdebiyat+6
Mehmet Kunduz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Niyâzî-i Mısrî Dîvânı'nda tasavvufî ıstılâhlar

XVII. yüzyıl mutasavvıf şâiri olan Niyâzî-i Mısrî?nin Dîvânı?nda yer alan şiirlerin tamamına yakını tasavvufî şiir özelliği göstermektedir.Fenâ, bekâ, insan-ı kâmil, tecellî, celâl ve cemâl gibi tasavvufî ıstılâhlar birçok mutasavvıf şâir tarafından kullanılmıştır. Niyâzî-i Mısrî tarîkat hakîkatlerini anlatmak için bu tasavvufî ıstılâhlardan yararlanmıştır. Bu nedenle Niyâzî-i Mısrî Dîvânı?nda bu ıstılâhlara sık rastlanmaktadır. Mısrî, şiirlerinde tasavvuf ıstılâhlarını hem doğrudan kullanmış hem de ıstılâhların anlamını veren sözcük ve söz öbeklerinden yararlanmıştır. Tasavvufa özgü olan bu ıstılâhların bilinmesi ve anlam çerçevelerinin belirlenmesi tasavvufî metinlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.Bu çalışmada Niyâzî-i Mısrî?nin Dîvânı?nda geçen ıstılâhlar tespit edilmiş ve bu ıstılâhların açıklamaları yapılmıştır. Dîvân?dan seçilen örnek şiirlerle de bu ıstılâhların anlamları ve diğer sözcüklerle anlam ilgileri açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: tasavvufî ıstılâhlar, mutasavvıf, dîvân, tasavvufî şiir, tecellî.

17. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+6
Muhammed Ülgen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülhak Hâmid Tarhanın şiirlerinin inanç ölüm, tabiat ve kadın temaları bakımından incelenmesi

Tanzimat Edebiyatının en aykırı şairi olan Hâmid, şiirlerinde bireysel konuları ele almış ve sosyal ve siyasi konulardan uzak kalmıştır. Şiirlerinde daha çok her insanın ayrılmaz parçaları olan inanç, ölüm, tabiat ve kadın temalarını işlemiştir. Hâmid bu temaları daha çok felsefi bir nazarla ele almıştır. Onun şiirlerinde İnanç konusunda isyan ve teslimiyet, ölüm konusunda tahammülsüzlük, tabiat konusunda sonsuzluk ve kadın konusunda doyumsuzluk göze çarpar. Anahtar Kelimeler: Hâmid, ?nanç, Ölüm, Tabiat, Kadın.

EdebiyatKadınlarTarhan, Abdülhak Hamid+4
Mehmet Gül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgız Türkçesinde kadın konulu atasözleri

Atasözü, bir milletin kimliği gibidir. Meydana gelme süreci uzun zaman alan bu söz kalıpları ait olduğu milletin sosyo-psikolojik yapısı, gelenek ve görenekleri gibi birçok özelliğini barındırmaktadır. Bu çalışmada da aynı amaç etrafında Kırgız atasözlerinden hareketle Kırgız toplumunun Kırgız kadınından beklentilerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yapılırken sınıflama yönteminden yararlanılmıştır. Tespit edilen atasözleri şu şekilde üç aşamalı verilmiştir: Kiril alfabesi, Latin alfabesine aktarımı ve Türkiye Türkçesi açıklaması. Tez, giriş kısmı hariç üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, genel olarak toplumsal cinsiyet kavramının açıklanması, bir cinsiyet olarak kadının varlığı ve Türk toplumundaki algılanışı, Kırgız Türkçesindeki kadın konulu atasözlerinin nasıl ve ne şekilde incelendiği, atasözünün tanımı ve işlevi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci kısımda, Kırgız adı ve tarihi, Kırgız Türkçesi, Kırgız edebiyatı ve genel olarak Kırgızistan'ın beşeri, coğrafi ve ekonomik yapısı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci kısımda, atasözünün tanımı ve içeriği, işlevsel ve biçimsel özellikleri ile Kırgız atasözünün tanımı ve Kırgız Türkçesindeki kadın konulu atasözlerinde kullanılan cümle çeşitleri hakkında tespitler verilmiştir. Üçüncü kısımda ise Kırgız Türkçesindeki kadın konulu atasözlerinden hareketle Kırgız kadınının toplumsal statüleri doğrultusunda sınıflaması verilmiştir. Sonuç bölümünde çalışmada elde edilen sonuçlar üzerinde durulmuştur. Kaynakça bölümünde ise çalışmada kullanılan kaynaklara yer verilmiştir.

AtasözleriDilbilgisiDilbilim+3
Rabia Kahraman
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Turar Kocomberdiyev'in "Kölçüktögü Ay" Adlı Eserindeki şiirlerin dil ve üslup bakımından incelenmesi (İnceleme-dizin-metin-aktarma)

Bir eser oluşturulurken kullanılan kelimeler, anlatımın niteliğine dair ipuçları vermektedir. Müelliflerin eserlerinden yola çıkarak onların kelime dünyası üzerine yapılan çalışmalar neticesinde, birçok şair ve yazarın kelime dağarcığı ve sözcük kullanma yetisi verilerle gözler önüne serilmektedir. Sözcüklere hakimiyetin yanı sıra onların kullanım şekilleri de önem taşımaktadır. Bir müellifin sözcükleri kullanma biçimi, onun üslubunu göstermektedir. Dil ve üslup birbirinden bağımsız düşünülemeyen ve birbirini tamamlayan çalışma alanlarıdır. Üslupbilim çalışmaları, dil bilim alanına hizmet etmektedir. Bir eserde yer alan kelimelerin türleri ve cümleler içerisinde kullanılan kelime grupları, eserin dil özelliklerini meydana getiren unsurlardandır. Eseri kaleme alan müellif olduğuna göre eserin dili, aslında müellifin dilidir. Müelliflerin kullandıkları kelimeler aynı olsa dahi yüklenen anlamlar farklılık göstermektedir. Etkili bir anlatım, dili kullanma becerisiyle birleştiğinde nitelikli eserler meydana gelmektedir. Bu çalışmada Kırgız edebiyatı içerisinde yazdığı çocuk şiirleriyle bir ekol olarak görülen Turar Kocomberdiyev'in "Kölçüktögü Ay" isimli şiir kitabı üzerine bir kelime dünyası çalışması yapılmıştır. Şiirlerde geçen kelimeler, kelime türleri ve sıklıkları, kelime gruplarının dağılımı incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Kırgız Çocuk edebiyatı şairlerinden biri olan Turar Kocomberdiyev'in "Kölçüktögü Ay" eserinde yer alan şiirlerin dil ve üslup bakımından incelenerek yazarın dil ve üslup özelliklerinin belirlenmesinin yanında Kırgız edebiyatının bu değerli şairi ve onun "Kölçüktögü Ay" isimli kitabının tanıtılmasıdır. Tez çalışması şairin "Kölçüktögü Ay" isimli kitabını kapsamaktadır.

EdebiyatKocomberdiyev, TurarKırgız edebiyatı+5
Cansu Taptap
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi T-3031 numarada kayıtlı Mecmû'a-i Eş'âr (MESTAP tasnifi - metin)

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'ne T-3031 numarada kayıtlı mecmuanın çeviri yazıya aktarılması ve mecmuada bulunan şiirlerin şablonlarının oluşturulması şeklindedir. Yapılan çalışmada ilk olarak çeviri yazıya aktarılan metne yer verilmiştir. Mecmuada bulunan şiirler, şairlerinin divanlarıyla karşılaştırılmış, bulunan farklılıklar belirtilmiştir. Bu karşılaştırma ile bazı şairlerin bilinmeyen şiirlerine de rastlanmıştır. MESTAP kapsamında yapılan şablonlarda ise 15. yüzyıl sonlarında dünyaya gelip 16. yüzyılda yaşayan 8 farklı şairin şiirleri bulunmaktadır. Bu şiirlerin kime ait olduğu, nazım birimleri, beyit sayıları, matla ve makta beyitleri ile vezinleri de tablolar halinde gösterilmiştir. Çalışmanın sonunda sonuç bölümü, kaynakça, asıl nüsha ve özgeçmişe yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mecmua, Şiir, MESTAP, Çeviri Yazılı Metin.

Divan edebiyatıDivan şiiriMecmu`a-i Eş`ar+3
Dicle Gizem Koyuncu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Müge İplikçi'nin öykücülüğü

Müge İplikçi, Türk edebiyatının yaşayan en önemli kadın yazarlarından biridir. Roman, öykü, çocuk kitabı yazarı olmasının yanı sıra köşe yazarı ve akademisyen olan İplikçi, kadın dünyasını kendine özgü üslubuyla dile getirir. Bu çalışmada Müge İplikçi'nin öyküleri incelenmiş; böylece yazarın öykücülüğünün özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada yazarın Türk öykücülüğündeki yerinin ve katkılarının ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma, giriş ve sonuç dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında öykü türünün gelişiminden kısaca bahsedilmiştir. Birinci bölümde Müge İplikçi'nin hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde tüm öykü kitaplarından genele ulaşılarak yazarın öykü anlayışı ortaya konmuştur. Üçüncü bölüm çalışmanın en geniş ve en uzun bölümüdür. Bu bölümde öyküler, kronolojik sıraya uygun olarak altı başlık (olay örgüsü, temalar, kişiler, zaman, mekân, bakış açısı ve anlatıcı) altında incelenmiştir. Çalışmada İplikçi'nin öyküleri esas alındığından, metne dönük bir inceleme yapılmış ve metinlerden örnekler verilmiştir. Sonuç bölümünde çalışmanın tamamından ortaya çıkarılan bulgular tespit edilmiştir. Ekler bölümünde ise yazar ile yapılan röportaj yer almaktadır.

AnlatıHikayeKadın yazarlar+1
Esra Öztürk
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cemal Süreya'nın şiirlerinde kelime dünyası

Kelime dünyası çalışmaları, son zamanlarda yaygınlaşarak dil bilime önemli veriler sağlamaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalar şairin üslubunu, edebî kişiliğini belirlemede başvurulan yöntemlerden biridir. Biz de bu çalışmamızda Cemal Süreya'nın kelime dünyasını inceledik. Tezin giriş bölümünde şairin hayatı, kişiliği, üslubu ve eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Cemal Süreya'nın bütün şiirlerindeki kullandığı toplam kelime sayısı, sıklıkları, kelime türleri, isim ve sıfat tamlamaları ele alınmıştır. İkinci bölümde kelime çeşitlerine göre tekrarlar, şairin sık kullandığı sanatlar ve şiire nasıl bir anlam ve estetik güzellik kattığı üzerinde durulmuş ayrıca kökenlerine göre kullandığı kelimeler tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirlerinde dil sapmaları gruplara ayrılarak incelenmiştir. Şairin şiirleri tekrarlar, imgeler ve sembollerle doludur. İmaj dünyası olabildiğine geniş olan şairin kelimelere yüklediği anlamlar da bir o kadar geniştir. Her ne kadar kısa cümleler kullanarak sade bir anlatım benimsemiş olsa da şiirleri sıradan bir okuyucu için gizemli ve kapalıdır. Sonuç kısmında ise incelemelerden elde edilen verilerin değerlendirmesi yapılarak bütün şiirlerini ihtiva eden "Sevda Sözleri" adlı kitabının dizinine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cemal Süreya, edebî kişilik, kelime dünyası, şair, üslup

KelimelerSüreya, CemalTürk edebiyatı+2
Sunay Deniz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Fuzûlî'nin Türkçe Divân'ında renklerin kullanımı

Fuzûlî, dîvan şiirinin usta şairlerinden biridir. Arap, Fars ve Türk dillerini iyi bilen âlim bir şairdir. Şiir anlayışını derin bilgi birikimi üzerine kurmuştur. Çok zengin bir hayal dünyasına sahip olan bu usta şair bu geniş hayal dünyasını anlatırken pek çok unsurdan yararlandığı gibi renklerden de yararlanmıştır. Aşkını, ıstırabını, hasretini kısacası insana ait olan bütün duyguları anlatırken renklerden faydalanmıştır.Renklerin insanlar üzerinde bir etkiye sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Renkler, insanların algı alanı sınırları içinde bulunan ve her an birlikte yaşanılan ancak etkilerinin farkına varılmayan gizli güçlerdir. ?Renk? yaşamımızda var olan, hayatımızın bir parçası hatta tamamını içine alan bir olgudur. Renklerin hayatımızda bu kadar önemli yere sahip olmasının doğal bir sonucu olarak yazılan bütün şiirlerin ruhunda bu etkinin var olması da kaçınılmazdır.Yaptığımız bu çalışmanın birinci bölümünde Fuzûlî?nin hayatını edebikişiliğini ve eserlerini tanıtmaya çalıştık. Tezin ikinci bölümünde renk olgusunu bütün yönleriyle anlatmaya çalıştık. Tezin üçüncü bölümünde Fuzûlî? nin şiirlerinde kullandığı renkleri ve bunu yansıtma biçimini anlatmaya çalıştık. Anahtar Kelimler: Fuzûlî, divan edebiyatı, renk, aşk, duygu.

Divan edebiyatıEdebiyatFuzuli+2
Hakan Uymaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş Türk lehçelerinde Rusçadan yapılan kavram ve gramer çevirileri

Türkistan, Rus istilasına uğradıktan sonra yönetenin yönetilene etkisi her alanda ve her dönemde belirgin bir şekilde kendisini hissettirmiştir. Ancak en büyük etki dil alanında olmuş ve bölgede iki dilli bir toplum yaratılmıştır. Türkistan?da Rusçanın uzun yıllar yazı dili olarak her alanda etkili bir şekilde kullanılması, çağdaş Türk lehçelerine Rusça unsurların girmesine neden olmuştur. Bu unsurlar arasında çağdaş Türk lehçelerinde Rusçadan alıntı sözcük ve terimler sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu tür alıntılar belirgin bir şekilde tespit edilebilmektedir. Fakat alıntı sözcüklerin ötesinde çok belirgin olmayan Rusçadan alıntı unsurlar da bulunmaktadır. Bu tür alıntı unsurlar, Türkçe kelimelerle ama Türkçe yerine Rusçanın dilsel dünya görüşüne, dil mantığına uygun anlatımlardır. Kavram ve gramer çevirisi adını verdiğimiz bu unsurlar, Türkçenin genel yapısı içerisindeki kavram ve gramer yapısına zarar vermektedir. Kavram ve gramer çevirileri, ek, sözcük ve söz dizimi ile ilgili olarak gerçekleşmektedir. Ek ve sözcükte anlam, söz diziminde ise yapı çevrilmektedir. Bu çalışmada önce dil ilişkileri üzerinde durulmakta, ardından da çağdaş Türk lehçelerinde Rusçadan yapıldığını tespit ettiğimiz kavram ve gramer çevirileri dil bilgisi ve konularına göre sınıflandırılarak incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Lehçeleri, Rusça, Kavram ve Gramer Çevirisi

Mehmet Özeren
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
DoctorateOpen AccessTR

Dengbêjlik geleneği ve âşık edebiyatı ile karşılaştırılması

Kültür taşıyıcısı konumunda olan halk sanatçıları halk kültürünün sonraki kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Teknolojinin hızla ilerlemesi sonucunda sözlü gelenekler özellikle sözlü kültür anlatıcıları çağa uyarak varlıklarını devam ettirmekte kimi yönleri ile yozlaşıp zamanla yok olmaktadırlar. Günümüzde Türkiye?de sözlü kültür aktarıcıları olan âşık ve dengbêjlerin sayısı gittikçe azalmaktadır. Aynı coğrafyada yaşayan, günlük yaşamın her noktasında ortak paydaları bulunan Türk ve Kürtlerin sözlü kültür aktarıcıları olarak âşıklar ve dengbêjlerin sanatçı kişiliği kazanmaları sırasında geçirdikleri evreler, icra ettikleri ürünlerin ayrı ayrı şekil, içerik ve üslup açısından incelenmiştir. İki gelenek etrafında oluşan tüm uygulamalar etraflıca karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda usta malı ürün söyleme, irtical yeteneğinin aranması, çırak yetiştirme, hikâye anlatma gelenekleri gibi çeşitli müşterekliklere ve mahlas alma, saz çalma, rüya görme, tarih bildirme vb. farklılıklara ulaşılmıştır. Geleneklerde bulunan müşterekliklerin farklılıklardan çok daha fazla olduğu görülmüştür. Bu da toplumların ne derece birbirleri içe geçtikleri ve ayrılmaz bir bütün hâline geldiğini gösteren bir kanıt olarak karşımıza çıkmaktadır. Âşıklar ve dengbêjler sanatlarını geleneklerinden de kopmayarak varlıklarını zor şartlar altında devam ettirmeye, geçmiş ile gelecek arasında kültürel bağ kurmaya devam ettirmektedirler. Teknolojinin ilerlemesi sonucunda birçok kişi tarafından âşıklık ve dengbêjliğin bitme noktasına geldiği iddia edilse de yeni şartlara göre kendilerini yeniledikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Âşık, Dengbêj, Sözlü Kültür, Gelenek, Anlatı, Tür, Karşılaştırma

Canser Kardaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Redif kelimeler bağlamında Nâbî Divanı'nın çözümlenmesi

Divan şiirinin söylendiği dönemle günümüz arasındaki kopuşu engellemek, zengin şiir mirasını bugünün insanlarına aktarmak amacıyla söz konusu şiirlerin çözümlenmesi gerekir. Ancak, bu incelemeler sırasında şiirler, sadece bir yönüyle ele alınmamalı, şairin psikolojisi, eserin yazıldığı dönemin sosyo-külterel durumu ve genel anlamda "insan" problemi göz önünde bulundurulmalıdır. Bu şekilde çok yönlü bir çalışma, divan şiirinin öneminin daha sağlıklı bir şekilde ortaya çıkmasını sağlar. Redif, şairin psikolojisini, devrin atmosferini ve buradan hareketle "insan"ın benzer olan durumlarını ortaya koyan önemli bir etkendir. Redif kelime, şiirin temel taşı olup onun iskeletini oluşturur. Şair, şiirin bütününü redif üzerine kurarak, his ve hayal dünyasını redife yansıtır. Ayrıca şiiri oluşturan kelime kadrosu ile şiirdeki ahenk ve anlam bütünlüğü de redif etrafında meydana gelir. Bu çalışmada daha önceki şiir çözümlemelerinin aksine rediften hareketle yorumlamalar yapılmış; redifin şiir, şair ve dönem üzerindeki önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda şairin seçmiş olduğu rediften ve redifle bağlantılı şiire hâkim olan fikir dünyasından yola çıkılarak "insan"ın ortak duygu ve düşüncelerinin tespiti üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nâbî ve Divanı, redif, şiir, çözümleme, hikmet, insan

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+2
Nuray Memiş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mihri Hanım ve Leyla Hanım divanlarının kavramlar ve mefhumlar yönünden mukayeseli incelenmesi

Arap, İran, Türk edebiyatlarının ortaklaşa oluşturduğu divan edebiyatında, yüzyıllar boyunca birçok şair tarafından uygulamaya konulmuş birtakım gelenekler vardır. Bu geleneklerden birisi de divan edebiyatının kendine has birtakım kavram ve mefhumlarının oluşudur. Mazmun şeklinde de anlaşılabilecek bu kavram mefhumlar, bazı sözcüklerin şiirde şairler tarafından aynı anlamlarda kullanılmasına ve okurlar tarafından aynı anlamlarda anlaşılmasına olanak sağlamıştır. Bu kavram ve mefhumlar bir anlamda toplumun adı konulmamış bir uzlaşım noktasıdır. Divan şairlerinin çoğunluğu erkek olsa da yüzyıllar içerisinde kadın şairler de yetişmiştir. Mihri Hanım ve Leyla Hanım az sayıdaki kadın şairler arasındadır. Bu şairlerden Mihri Hanım 15. yüzyılda yani divan edebiyatının kuruluş dönemine daha yakın bir dönemde yaşamıştır. Leyla Hanım'sa artık divan edebiyatının güç kaybettiği, yerini Batı etkisinde gelişmiş Türk edebiyatına bırakmaya hazırlandığı 19. yüzyılda yaşamıştır. Bu çalışmada farklı dönemlerde yaşamış Mihri Hanım ve Leyla Hanım, divanlarındaki şiir örneklerinden hareketle, kavramlar ve mefhumlar yönüyle mukayeseli bir incelemeye tabi tutulmuştur. Her iki isim etrafında; geleneğin kadın şairler özelinde farklılık kazanıp kazanmadığı, yüzyıllar içerisinde kavram ve mefhumlarda değişim olup olmadığı görülmeye ve anlaşılmaya çalışılmıştır.

Ahmet Koç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gaziantep ili yer adları üzerine bir inceleme

Yeryüzünde var olan canlı-cansız her şey, bir adla belirtilir ve kendisine verilen bu adla diğerlerinden farklılaştırılır. O halde bir ada, tanımlamaya sahip olmayan bireyin, nesnenin ya da durumun olmadığını söylemek mümkündür. Adların gramatik açıdan taşıdığı bu önemle birlikte sosyolojik bakımdan da irdelendiğinde geri planında ortak kültürel bir belleği bünyesinde barındıran sembolik göstergeler olduğu görülecektir. Her türlü varlığın, nesnenin kimliğini somutlaştıran bu göstergeler içerisinde oldukça büyük önem arz edeni ise yer adlarıdır. Yer adları, basit birer coğrafik tanımlamanın çok ötesinde; yaşanılan toprak parçasının bir millete vatan oluşunun tapu senedidir. Yaklaşık dokuz asırdır Anadolu'nun her karışını yurt tutan Türkler, bu toprakların dağına, tepesine, ovasına, yaylasına, kültürlerini ve düşünce dünyalarını şifreleyen manalı adlar vermişlerdir. Bu adların irdelenmesiyle hem bu kültür somutlaştırılabileceği gibi hem de Türk dilinin tarihi gelişimi hakkında da bilgilere ulaşmak mümkün olacaktır. Bu çalışmada, Gaziantep ili yer adlarını oluşturan yaklaşık 8.000 civarında ilçe, köy, kasaba, dere, tepe, dağ vb. yer adı, yapı, köken ve anlam bakımından incelenmiştir. Neticede Türk dilinin tarihsel gelişimi ile Türk ad verme felsefesine ait ipuçlarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, ad bilimi, yer adları, su adları, dağ adları

AdlarGaziantepYer adları
Gülşah Parlak Kalkan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş Türk lehçelerinde yardımcı fiiller

Yardımcı fiil kavramına bütün dillerde rastlanılır. Bu diller ister yazı dili olmuş olsun isterse hâlâ konuşma dili olarak varlığını sürdürüyor olsun bu durum farklılık göstermemektedir. Yardımcı fiillerin, yine hemen her dilde, var olma bilgisini, ortaya çıkma bilgisini taşıyan ve Türkçedeki karşılığı "olmak" olan fiil başta olmak üzere sınırlı sayıda ve kendilerine ait bir takım özellikleri olan fiiller olduğu bilinmektedir. Yardımcı fiiller hemen her dilde isim ve fiillerle kullanılan, isimlere ve fiillere değişik yapı ve anlam özellikleri kazandıran fiillerdir. Bu fiiller birleşik fiil, birleşik kip "çekim" ve bildirme görevi ile kullanılırlar. Türkçede de yardımcı fiiller birleşik fiil yapıları içerisinde yer alırlar. Bazılarının, birleşik kip ve bildirme işlevi ile kullanımı da söz konusudur. Türkçede birleşik fiiller içerisinde yardımcı fiil olarak gösterilen fiillerin isim + fiil ve fiil + fiil yapılarında kullanılan fiiller olarak değerlendirildiği görülmektedir. Kimi araştırmacılar deyimleri de birleşik fiil olarak görmekte ve deyimlerde kullanılan fiilleri de yardımcı fiil saymaktadırlar. Böylelikle, birleşik fiil kuran her fiilin yardımcı fiil sayılması ile karşılaşılmaktadır. Türkçede birleşik fiil yapılarının sınıflandırılması ve yardımcı fiilin tanımı ile özelliklerinin tam olarak belirlenmemiş olması nedeniyle yardımcı fiilin ne olduğu ve sayısı da farklılık göstermektedir. Türkiye Türkçesi dışındaki Türk yazı dilleri de hesaba katıldığında Genel Türkçedeki yardımcı fiil sayısı oldukça kabarık rakamlara ulaşmaktadır. Bunun nedenleri arasında yardımcı fiillerin yardımcı sözler dışında değerlendirilmesi, gramerleşme incelemelerinin yardımcı fiillere yeteri kadar uygulanmaması ve yardımcı fiillerin anlam açısından incelenmemesi yatmaktadır. Türkçe dışındaki kimi dillerde yardımcı fiillerin, özellikle gramerleşme ve anlam bakımından değerlendirildiği; bunun sonucunda da yardımcı fiil tanımının ve yardımcı fiil sayısının netleşmiş olduğu görülmektedir. Türkçedeki yardımcı fiil kavramına yardımcı sözler, gramerleşme ve anlam açısından bakmanın konu hakkında daha genel ve sağlam sonuçlara ulaştıracağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Türkiye, Türkmen, Kırgız, Özbek ve Hakas Türkçeleri ölçü alınarak Türkçedeki yardımcı fiiller yapı, görev ve anlam ile gramerleşme ve yardımcı sözler dikkate alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yardımcı fiil, tasvir fiilleri, cevher fiil, birleşik fiil, yardımcı söz, Türk lehçeleri.

Birleşik eylemDil bilgisi-eylemDil bilgisi-yardımcı eylem+4
Sertan Alibekiroğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhyî-i Gülşenî Şehd-i Ebrâr (Dil incelemesi-metin-dizin )

Muhyî-i Gülşenî, kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre XVI. yüzyılda yaşamış, çok iyi bir eğitim almış, Gülşenî tarikatına intisap etmiş ve 200'den fazla eser bırakmış bir şairdir. Eserlerinden birisi de Şehd-i Ebrar isimli manzum eserdir. Eserde, Allah'a ve Peygambere ve padişaha övgüden sonra, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz.Ali, Hz Hasan, Hz Hüseyin ve Hz Ali'nin torunu Zeynel Abidin'le ilgili menkıbeler anlatılır ve bu menkıbelerden ders çıkarılır.Söz konusu eser üzerinde yapılan bu çalışma dil incelemesi, metin ve dizin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Dil incelemesi bölümünde eser imla, ses, şekil özellikleri ve söz varlığı açısından incelenmiş; eserin dönemin genel temayülleri dışında XVI.yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde görülen bazı farklı ses ve şekil özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir. Bazı ekler düz ve yuvarlak ünlülü olarak her iki şekliyle de metinde yer almaktadır. Dizinde eserde geçen sözcükler alfabetik olarak sıralanmış, karşılarına anlamları yazılarak, sözcüğün aldığı çekim ekleriyle birlikte yer aldığı beyitlerin numaraları verilmiştir. Eserde kullanılan sözcüklerin %35.5 Arapça, % 15.8 Farsça, %17 Türkçe kökenli kelimelerden oluştuğu; birleşik kabul ettiğimiz sözcüklerin ise % 11.4 Arapça-Türkçe, % 6 Farsça-Türkçe, % 4.9 Arapça-Farsça, % 3.6 Arapça-Farsça-Türkçe olmak üzere farklı kökenli kelimelerin birleşmesinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Türk Dili, Osmanlı Türkçesi, Muhyî- i Gülşenî, Şehd-i Ebrar, mesnevi

Dil özellikleriMesneviMuhyı-i Gülşeni+2
Nülüfer Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında su ve ateş

Varoluşunun sırrını öteden beri sorgulayan ve bu sırrı çözmeye çalışan insan, zaman içerisinde öze ulaşmayı başarmış ve saklı kalanları anlama gayesine ermiştir. İnsanın, bilgisine ulaşmak istediği öz, su ve ateş içerisine gizlenmiştir. Bu unsurların özü yansıtması ve öze ulaşmayı sağlaması, insanoğlunun varoluş sırrını da ortaya koyar niteliktedir. Bu yönüyle su ve ateş, insanın maddi ve manevi yolculuğunda hem araç hem de amaçtır. İnsanın araç ve amaç edindiği su ve ateş unsurları gerçek ve sembolik boyutuyla çalışmamızın esasını oluşturmaktadır. Ayrıca bu unsurların halk edebiyatının anlatı türleri içerisinde farklı yönleriyle yer alması, kolektif bilinç dışının bir yansıması olarak vücut bulmaktadır. Çalışmamızda, su ve ateş unsurlarının anlatı türlerinden olan masallardaki gerçek ve sembolik boyutu çok yönlü bir bakış açısıyla incelenmiştir. Nitekim halkın ortak hafızasının ürünü olan masallar, sembolik anlamlarla yüklü, çözümlenmeyi bekleyen bir derya gibidir. Amacımız, bu deryanın içerisindeki bilinmeyenleri ortaya çıkarıp kültürel kodları anlamlandırmaktır. Bu bakımdan bir hazine konumunda olan masallarda yer alan su ve ateş unsurları ile insan doğasının engin bilgisi aynı perspektiften bakılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, ateş, masal, sembol, çözümleme

Anadolu halk masallarıAteşHalk edebiyatı+5
Serdar Deniz Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk kültüründe cennet imgesi

İnsanın bu dünyada yaptığı her türlü davranış ve eylemlerin, öteki âlemde bir şekilde karşılığının olacağı başta İslamiyet olmak üzere ahiret inancını taşıyan diğer dinlerin kutsal metinlerinde, mitolojik unsurlarda ve halk kültürü ürünlerinde ortak bir kavram olarak yer almaktadır. İnsanın ahirette karşılaşacağı bu önemli olayın olumlu yönü İslamiyet'te ve dolayısıyla kutsal kitabında ''cennet'', olumsuz yönü ise, ''cehennem'' olarak adlandırılırken, diğer din ve mitolojilerde de anlamsal olarak farklı kelimelerle ifade edilmiştir. İyilik yapmanın, günah işlememenin, sevap kazanmanın karşılığı olan cennet, bütün inançlarda yeşil, gölgeli, ağaçlı ve her türlü nimetleri insanlara sunan bir yer olarak karşımıza çıkarken, günahın, kötülüğün karşılığı olan cehennem ise, her türlü eziyetin ve işkencenin yapıldığı acı ve elem yeri olarak tasvir edilmektedir. İslam inancında ve diğer inançlarda cennet ve cehennem betimlemeleri genel olarak birbirine benzemekle beraber, ayrıldığı noktalar da vardır. Bu benzerliğin en önemli nedeni, bütün dinlerin özgün yönleri ile ilahi bir kaynaktan beslenmiş olmaları ile ifade edilebilir. Görülen farklılıkların temel nedeni ise, diğer dinlerdeki tarihi süreç içerisinde yaşanan muhtemel tahriflerle izah edilebilir. İnsan hayatı içerisinde önemli olan din, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası halindedir. Toplum hayatı üzerinde etkisi güçlü olan din ve inancın ilkeleri, Türk halk kültürü ürünlerine derinlemesine etki etmiş ve bu etki günümüze kadar gelmiştir. Bu nedenle halk kültürü ürünlerinde eski Türk inanışlarının etkilerini görmek mümkündür. Bu çalışmadaki amacımız Türk halk kültürü ürünlerine dinin dolayısıyla ahiret inancının yansıyıp yansımadığını tespit etmekti. Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz bulgular, bu ürünlerde ahiret inancı anlayışının İslamiyet'ten önce de var olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Din, inanış, kültür, mitoloji, cennet, cehennem

AhiretCehennemCennet+7
Tamer Kayaoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sadık Yalsızuçanlar'ın öykülerinde yapı ve izlek

Sadık Yalsızuçanlar, Çağdaş Türk Edebiyatı içerisinde yazdığı eserlerle önemli bir yere sahiptir. Öykü, roman ve deneme yazıları kaleme alan yazar en çok öykücü yönüyle bilinir. Bu çalışmada Sadık Yalsızuçanlar'ın öykülerindeki yapısal ve izleksel unsurlar, boyutlu bir şekilde ele alındı. Temelde dört ana bölüm olarak düzenlediğimiz çalışmanın Birinci Bölümü'nde yazarın yaşamı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi. Çalışmanın büyük bir bölümünü oluşturan İkinci Bölüm'de yazarın sekiz öykü kitabı olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân, zaman ve bakış açısı yönünden incelendi. İnceleme yapılırken çeşitli kaynaklar yardımcı olarak kullanıldı. Öyküler bilimsel bir gözle ve tarafsız bir şekilde incelendi. Çalışmanın Üçüncü Bölümü'nde öykülerde yer alan izlekler incelendi. Yazarın öykülerinin temelini insan ve insan sorunsalı oluşturduğu için öykülerde aşk, ölüm, geçmişe duyulan özlem ve yabancılaşma gibi insani davranışların sergilendiği izlekler bulunur. Çalışmanın Dördüncü Bölümü'nde Yalsızuçanlar'ın öykülerinde dili kullanma şekli ve üslûbu incelendi. Sadık Yalsızuçanlar'ın öyküleri kendi yaşamından izler taşır. Öykülerinde kendi yaşamından karakterler bulunduğu gibi kurmaca karakterlerin varlığına da rastlamak mümkündür. Anahtar Kelimeler: Sadık Yalsızuçanlar, öykü, Garip, Küf, Zaman, Mekân, Şahıs Kadrosu

HikayeTürk hikayesiYalsızuçanlar, Sadık+1
Aykut Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk lehçelerinde şekil bilgisi ortaklıkları

Bu çalışmada günümüzde bağımsız ya da yarı bağımsız topraklarda yazı dili olarak kullanılan dört lehçe grubundan (Oğuz, Karluk, Kıpçak ve Kuzey-doğu lehçeleri) on sekiz Türk lehçesinin yapım ve çekim ekleri incelenmiştir. Lehçelerin benzer ve farklı özellikleri ortaya konularak birbirleriyle olan ilişkileri üzerinde durulmuştur. Eklerin kökenleri de ele alınarak bu eklerin birbirinden tamamen farklı ekler mi olduğu yoksa görünen farklılığın yalnızca fonetik bir varyant mı olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

BiçimbilimDil bilgisi-eklerDil bilgisi-yapım ekleri+2
Bilgit Sağlam
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Babürnâme'nin dil özellikleri

Çağatay Türkçesi, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar bütün Doğu Türklüğü tarafından geniş bir coğrafyada tek bir yazı dili olarak kullanılmış ve bu Türkçeyle pek çok eser verilmiştir. Bunlardan bir tanesi Babur Şah'ın hatıralarını kaleme aldığı "Babürnâme" adlı eseridir. Babürnâme Doğu Türkçesinin en güzel mensur eserlerinden biri olarak kabul edilir. Türk kültürüne, tarihine kaynaklık ettiği gibi Türk dilinin o dönemi için de muazzam bir kaynaktır. Eserin hem mensur olması hem de içerik ve anlatımındaki zenginliğinden dolayı, eserde ses ve şekil bilgisi bakımından da pek çok özellik bir arada yer almaktadır. Yaptığımız incelemeden, Babürnâme'nin 500 yıl gibi uzun bir süre geniş bir coğrafyada kullanılan Çağatay Türkçesinin pek çok ses ve şekil özelliğini büyük oranda yansıttığı görülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Dili, Çağatay Türkçesi, Babürnâme, Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi, Babür Şah.

BaburnameBiçimbilimDil özellikleri+2
Murat Aka
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl sosyal hayatı'nın Nâbî Divanı'na yansımaları ve anlam çerçevesi

Bu çalışma, 1642-1712 yılları arasında yaşamış divân şairi, Nâbî'nin divânında yer alan 1772 şiir metni üzerinde yürütülmüştür. Şairin divânında sosyal hayatla ilgili malzemeler tespit edililerek 1753 adet unsur fişlenmiştir. Tespit edilen fişler konularına göre tasnif edilip değerlendirilmiştir.İncelenen divân metninde, 17.yüzyıl Osmanlı toplumunun sosyal yapılanması, gelenek, inanış, davranış ve uygulamaları, eğlence hayatı, yiyecek ve giyecekleri, eşyaları, yerleşim merkezleri, hastalıklar ve tedavi yolları, suçlar ve ceza yöntemleri, spor faaliyetleri, haberleşme ve ulaşım araçları gibi insanı ve toplumu ilgilendiren unsurlar söz konusu edilmiştir. Şair, bu unsurları sanatsal bir üslupla şiirlerinde kullanmıştır. Bu başlıklara ek olarak, 17.yüzyılda Osmanlı Devleti'nin yaşadığı siyasî, ekonomik, toplumsal birçok problemin şair tarafından estetik bir malzeme şeklinde yorumlandığı tespit edilmiştir. Divânda Sosyal yapılanma ve gelenekler şairin en çok bahsettiği konular olurken en az bilgi verdiği konular ise; suçlar ve cezalandırma yöntemleri ile haberleşme ve ulaşım araçlarıdır.Anahtar Sözcükler:1. Nâbî2. Sosyal Hayat3. 17.yüzyıl Divân şiiri4. Kültür5. Tarih

17. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+5
Sezayi Özçelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Feridi ve Divanı

Divan Edebiyatı, yedi asır sürmüş ve bu sürede sayısız eser verilmiştir. Bu eserler geçmişimizi aydınlatan vesikalardır. Bu çalışma divan edebiyatı'nın şairlerinden Ferîdî ve Divânı üzerinedir.Ferîdî, XVII. yy. şairlerindendir. I. Ahmet, IV. Murat gibi şahsiyetlerin zamanında yaşamıştır. Kendisi Erzurumludur. Ferîdî iyi bir eğitim almıştır. Mezuniyetinden sonra da Tokat, İstanbul ve Erzurum'da kadılık, müftülük ve müderrislik görevlerinde bulunmuştur. Küçük yaşta vefat ettiğini tahmin ettiğimiz oğlunun mersiyyesinden Ferîdî'nin evli ve bir aileye sahip olduğunu söyleyebiliriz.Şairin divanın dışında "Zübdetü'l-Kelâm fi Husûli'l-Merâm" isimli bir eseri vardır. Biz çalışmamızda Ferîdî'nin divanını inceledik.Ferîdî Divanının kütüphanelerde ulaşabildiğimiz bir nüshası vardır. İstanbul Üniversitesi Ktp. T.2909 numaralı olan nüsha metnin oluşturulmasında kullanılmıştır. Bunun yanında şairin Arapça yazmış olduğu ?Zübdetü'l-Kelâm fi Husûli'l-Merâm? adlı eserindeki şiirler de divana alınmıştır. Şiirler transkribe edilerek, klasik divan tertibine göre sıralanmıştır.Ferîdî divanında 2 kaside, ikisi Farsça 3 tahmis, on ikisi Farsça 354 gazel, 1 rübai, biri Farsça 16 kıta, 2 nazm, ikisi Farsça 12 matla ve üçü Farsça, biri Türkçe-Farsça mülemma 81 müfret olmak üzere toplam 471 manzume vardır.Çalışmamızın birinci bölümünde Ferîdî'nin Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri işlenmiştir. Ferîdî'den bahseden biyografik eserler incelenerek şairin biyografisi oluşturulmuştur. İkinci bölümde divanın şekil ve muhteva özellikleri geniş çaplı incelenmiştir. Ferîdî'nin hayatı ve edebî kişiliği incelendikten sonra üçüncü bölümde ?Transkripsiyonlu Metin? verilmiştir. Daha sonra ise dizin çalışması eklenmiştir.Ferîdî, Arapça ve Farsça'yı da bilmektedir. Şiirlerinde Türkçe'yi başarılı bir şekilde kullanmıştır. Atasözleri ve deyimlerden de faydalanmıştır.Ferîdî, başarılı bir şairimiz olup, kültür tarihimiz içinde yerini almıştır.Anahtar Kelimeler: Feridi, Dîvân, Ferîdî Dîvânı, Zübdetü'l-kelâm fi husûli'l-merâm.

17. yüzyılDivan edebiyatıEski Türk edebiyatı+3
Mohamed L. Awad İbrahim
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni bir disiplin olarak metin dilbilim ve Türk edebiyatına metin dilbilimsel bir yaklaşım

?Yeni Bir Disiplin Olarak Metin Dilbilim ve Türk Edebiyatına MetinDilbilimsel BIr Yaklaşım? başlığını taşıyan bu tez, 20. yüzyılda özellikle batıdahızla gelişen bir disiplin olarak metin dilbilimin, edebî metne yaklaşımını veedebî metin üzerindeki uygulanabilirliğini konu almaktadır.Edebî metin, edebî faaliyetin gerçekleştiği düzlem olması yönüyleedebiyatın; dilin özel bir mesajı yansıtacak biçimde düzenlendiği bir metin türüolması yönüyle de metin dilbilimin araştırma ve inceleme alanına girmektedir. Buçalışmanın amacı, da metin dilbilimin ortaya çıkışı ve gelişim aşamalarınıtanıtmak, metin dilbilimin geliştirdiği metinsellik ölçütlerini irdelemek ve meitndilbilimsel kavramların edebî metin üzerindeki uygulanabilirliğinideğerlendirmektedir. Bu anlamda, metin dilbilimsel yaklaşımlardan hareketleedebî metinler üzerinde yapılan çözümlemeler, yeni bir edebî metin incelemeyöntemi olarak değil, metnin farklı seviyedeki birimleri arasındaki etkileşimleriaçıkladığından, metnin incelenmesi sürecine önemli katkılar sağlayayabilecekbir yaklaşım olarak görülmektedir.Bu tezin kapsamı, dilbilimin tarihçesi, metin dilbilimin temel özellikleri,metin dilbilimin edebiyat ile ilişkisi, metin dilbilimin temel unsurlarının edebiyatayansıtılması ve Türk edebiyatı metinlerinde metin dilbilimin uygulanmasını içinealmaktadır.Tezimizin hazırlanmasında terkîbî/sentezci bir yöntem uygulanmıştır.Metin dilbilim alanında yayımlanmış olanbilgiler birçok farklı kaynaktanderlenerek, bir kuramsal bütün oluşturulmuş, ardından da oluşmuş bu kuramsalbütünbirden fazla değişik alandaki metin üzerinde uygulanarak, etkinliğininortaya konması çalışılmıştır.Bu çalışmanın uygulamalı bölümü için seçilen edebî metinlerden Attilaİlhan'ın Sisler Bulvarıadlı şiiri, Sait Faik Abasıyanık'ın Müthiş Bir Tren adlı2hikayesi, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanı ve Haldun Taner'in Keşanlı AliDestanı adlı tiyatrosu üzerine yapılan metin dilbilimsel çözümlemeler sonucundaanlaşılmıştır ki, edebî metnin birbirinden farklı seviyedeki birimleri, bazıetkileşimlere girerek, ahenkli bir bütünü ortaya koymaktadır. Metin dilbilimingeliştirdiği bağdaşırlık, tutarlılık ve metinlerarasılık kavramları da, edebî metninbütünselliğinin anlaşılmasında son derece gerekli birer süreç olduğuanlaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Metin Dilbilim, Edebî Metin, Metinsellik Ölçütleri,Bağdaşırlık, Tutarlılık, Metinlerarasılık.

Edebi metinlerEdebiyatMetin dil bilim+2
Murat Lüleci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
DoctorateOpen AccessTR

Bursalı Murad Emri ve Divanı

İçindekiler, Kısaltmalar, Önsöz ve ?19. Yüzyılda Divan Şiiri ve Değişim? başlıklı Giriş'ten sonra üç bölümden oluşan çalışmamızın I. Bölümünde ?Divan Şiirinin Sonbaharında Bursa'da Bir Yabangülü; Murad Emrî Efendi? genel başlığı altında A. Şairin hayatı, B.Eserleri, C.Edebî Kişiliği; burada 1.Şairliği üzerine kaynaklarda söylenenler, 2.Kendi sanatı hakkındaki düşünceleri, 3.Şiir tenkitçiliği, 4.Edebî kişiliğine etkisi olanlar, 5.Şairliğinin etkileri, 6.Ehl-i beyt sevgisi, 7.Eğitim anlayışı, 8.Bir tahmis şairi olarak Murad Emrî Efendi konuları üzerinde durulmuştur. Daha sonra D.İş yaşamı ele alınarak sırasıyla: 1. Matbaacı kimliği ve Matbaa-i Emrî, 2.Kütüphaneci, Kitapçı kimliği ve Kütüphane-i Emrî, 3.Gazeteci kimliği; Fevâ'id, Bursa ve Sanayi gazeteleri işlenmiştir.II. Bölümde Murad Emrî Divanı'nın değerlendirilmesi yapılmış; A.Şekil özellikleri incelenmiştir. Divanın şekil yönünden incelenmesinde her nazım şeklinin sayısı, divanda kullanılan vezinlerin oranlarıyla kafiye ve redif tek tek ortaya konmuş, istatistikî tabloyla gösterilmiştir. Şairin şiir diliyle ilgili ayrıntılı bir inceleme yapılmış, dil ve üslup özellikleri ortaya konulmuştur. B.Divanın muhtevasında dikkati çeken hususiyetler ele alınarak 1.Tasavvuf-din, 2.Aşk, 3.Sevgili, 4.Âşık, 5.Rakip, 6.Şarap, 7.Sosyal hayat altında; a.Tarihî-Efsanevî kişiler, b.Ferdî şikâyetleri ve istekleri, c.Gönül, d.Şehirler, e.Vatan-Gurbet, f.Yaşam konuları ele alınmıştır. 8.Murad Emrî Efendi'nin Bursalı diğer şairlerle münasebetleri konu edilmiştir. C.Divanın gelenek dışı nitelikleri ve değişimler incelenerek bölüm tamamlanmıştır. Divan-ı Murad Emrî'de farklı nazım şekillerinden toplam 918 manzume bulunmaktadır. Bunların 474'ü gazel, 139'u tahmis, 136'sı kıt'a, 89'u muhammes, 47'si müfret, 18'i muhammes kıt'a, 6'sı mersiye, 2 kaside şeklinde yazılmış münacat, 1 terkib-i bent, 1 terci-i bent, 1 murabba, 2 tarih, 1 mesnevi şeklinde yazılmış mezar şiiridir.Sonuç bölümünde tezimizde ulaşılan sonuçlar özetlenmiştir. Bibliyografyaya Murad Emrî ile ilgili günümüze kadar yapılan yazma, basma ve günümüz alfabesiyle yapılan çalışmaların tümü alınmaya çalışılmıştır. Divan metninden önce metnin oluşturulmasında tutulan yolla metinde kullanılan kısaltmalar birlikte verilmiştir. Çalışmamız genel bir dizinle sona ermektedir.Danışmanı: Prof. Dr. İsmail Hakkı AKSOYAKAnahtar Kelimeler: Murad Emrî Efendi, Dîvân, Bursa, Bursa, Eski Türk Edebiyatı Bilim Dalı, Şiir.

BursaDivan edebiyatıDivan şiiri+4
İbrahim İmran Öztahtalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Türk masallarında kılık değiştirme

?Anadolu Türk Halk Masallarında Kılık Değiştirme? adlı tezde Anadolu coğrafyasında anlatılan masallarda geçen ?Kılık Değiştirme? motiflerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede bugüne kadar çeşitli araştırmacıların Anadolu'dan derlemiş oldukları masallar okunup incelenmiş, tespit edilen kılık değiştirme motifleri sınıflandırılmış ve bunların gerçekleşme biçimleri ve hangi durumlarda gerçekleştikleri ele alınmıştır. Mutlaka olağanüstü bir şekilde gerçekleştiği görülen kılık değiştirmenin masallarda önemli bir yeri olduğu ve kimi zaman kahramanların zor zamanlarında onlar için bir kurtuluş yolu olduğu kimi zaman da birer ceza olarak meydana çıktığı belirlenmiştir. Bu motiflerin masalın önemli unsurlarından biri olduğu sonucuna varılmış, hatta masaldan çıkarıldığı zaman masalın kuru bir anlatımdan öteye gidemediği sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Masal,2. Motif,3. Kılık Değiştirme,4. Anadolu,5. Halk

DeğişimGiysilerKarakter+4
Essin Kaplan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Fahir Onger'in hayatı, sanatı ve eserleri

Çalışmamızda toplumcu gerçekçi bakış açısına uygun olarak eleştiri, inceleme,deneme ve kitap tanıtma yazıları kaleme alan Fahir Onger'in yazılarını, edebî fikirleri doğrultusunda incelemeye çalıştık. Bunun yanında Fahir Onger'in yazı hayatının ilk edebî mahsulleri sayılabilecek hikâyelerini de değerlendirdik.Üç bölüm halinde düzenlediğimiz çalışmamızın ilk bölümünde Fahir Onger'in hayatını inceledik. İkinci bölümde ise öncelikle edebî kişiliğini, bu kişiliğin oluşmasında etkili olan faktörleri, eleştirmenliğinin, denemeciliğinin ve hikâyeciliğinin özelliklerini ele aldık. Ayrıca bu bölümde, Fahir Onger'in inceleme, eleştiri, deneme ve kitap tanıtma yazıları doğrultusunda edebî fikirlerini de ortaya koyduk. Fahir Onger'in basılmış tek müstakil eseri olan Bugünkü Şiirimiz adlı antolojisinin tanıtımına da bu bölümde yer verdik.Çalışmamızın son bölümünde ise Fahir Onger'e ait altı hikâyenin ayrıntılı bir şekilde değerlendirmesini yaptık. Fahir Onger'in hikâyelerinin birer hikâye denemesi olmaktan öteye geçemediğini ve edebî yönden başarılı olduklarını söylemenin yanlış olacağını belirtmek gerekir. Bu nedenle, yazarın hikâyeciliği, eleştirmenliğinin çok gerisinde kalmıştır denilebilir. Onger'in denemelerinde ise eleştirel tutumunu sürdürdüğünü anlamak mümkündür.Fahir Onger, yazı hayatının ilk dönemi olarak adlandırabileceğimiz 1940-1955 yılları arasında kaleme aldığı inceleme, eleştiri ve tanıtma yazılarında toplumsal gerçekçiliğin tüm özelliklerine sadık kalmıştır; ancak bu doğrultuda kimi zaman öznel yorumlarda bulunmuştur. Eleştirmen, yazı hayatının ikinci döneminde ise (1965 -1971) yorum ve değerlendirmelerinde daha nesnel ve sistemli bir tutum izlemiştir.Fahir Onger, eleştiri ve incelemelerinde yazarın/şairin dünya görüşüne, insanı ele alış biçimine ve eserinde ortaya koyduğu özgünlüğe oldukça önem vermiştir.Anahtar Sözcükler1. Fahir Onger2. Toplumcu Gerçekçi3. Eleştiri4. Hikâye5. Toplum ve İnsan

BiyografiEdebi eserlerEdebiyat+4
Canan Uğurdağ
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
DoctorateOpen AccessTR

Türk anlatı geleneğinde kahraman, mitoloji, iktidar ilişkisi

Bu çalışmada, farklı tarihsel dönemlere ait kahramanların, benzer değerler bütününe gönderme yaptığını mitolojik çözümleme yöntemi kullanarak ortaya koymak amaçlanmıştır. Aynı zamanda, bu kahramanların, zaman içerisinde iktidar kavramıyla ilişkilerindeki dönüşümlerin de gün ışığına çıkarılması hedeflenmiştir. Bu nedenle tezde, Oğuz Kağan, Bamsı Beyrek, Karaoğlan ve Tarkan gibi kahramanlar seçilmiş ve bu kahramanların anlatıları yakın okuma yöntemiyle çözümlenmiştir.Türk kültürünün İslamiyet öncesi metinlerinden Oğuz Kağan Destanı, İslami dönem metinlerinden Bamsı Beyrek Hikâyesi ve 20. yüzyıl çizgi romanlarından Tarkan ve Karaoğlan mitolojik bağlamda okunduğunda, kahramanların aynı kültür evreninden geldikleri görülmüştür. Bununla birlikte, aynı kültür evrenine gönderme yapan bu metinler, tarihsel süreklilik içerisindeki kahraman algısındaki dönüşümleri de açığa çıkartmaktadır. Üç ana bölümde yürütülen tartışmada elde edilen sonuçlar şu biçimde sıralanabilir:İlk bölümde incelenen Oğuz Kağan, arketipik ve göksel bir kahraman olarak iktidarın tam merkezinde yer alır ve hem tanrısal, hem siyasal, hem de örfi iktidar biçimlerini ?kut? kavramı ekseninde kendinde toplar. Merkezde ve gökte olan kahramanın iktidarla bağlantısı kolektif bilinçdışı ile ilişkilendirilerek ?arketip? kavramıyla birlikte okunduğunda, Oğuz Kağan'ın uygarlaştırıcı bir kahraman olarak kendilik arketipine ulaştığı görülür.İkinci bölümde çözümlenen Bamsı Beyrek'in bir kahraman olarak coğrafyada yayılmasıyla dünyevileşmesi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Kahramanın bu biçimde dünyevileşmesi mevsimsel doğa döngüleriyle ilişkilendirilmesine olanak sağlar. Kahramanın bu dönüşümü iktidara bağlı merkezinin değişmesine neden olmuştur. Dünyevileşen kahramanın göksel olanla bağlantısını sürdürmesine karşın ?kut? kavramıyla ilişkisinin zayıfladığı tespit edilmiştir.Üçüncü bölümünde Karaoğlan ve Tarkan çizgi romanları, geleneğin icadı ve imhası bağlamında değerlendirilmiştir. ?İcat edilmiş gelenek? ve ?fake-lore? yani ?sahte-folklor? kavramlarından yola çıkılarak çözümlenen metinler ?fake-tip? yani ?sahte-tip? kavramından esinlenilerek ?kırkyama kahraman? olarak değerlendirilmiştir. Kahramanın arketipten, sahte-tipe dönüşmesinin onun iktidarla olan ilişki biçimini de değiştirdiği gözlemlenmiştir. Kırkyama kahramanların siyasal iktidarın erki altında, kahramanın doğasında var olan erginleme aşamalarını yitirdikleri saptanmıştır.Bu çalışmada, kültürün kahraman üretme ve tüketme dinamiklerinin metinlere yöneltilecek mitolojik yakın okuma yöntemiyle açığa çıkartılabileceği görülmüştür. Sonuç olarak kahramanın geleneği restore eden doğal döngüsünü sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için iktidarla ilişkisinin önemli olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler1- Kahraman ve iktidar ilişkisi2- Mitoloji3- Kut ve töre4- Folklor5- Arketip

HikayeKahramanlarMitoloji+3
Evrim Ölçer Özünel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Safahat'ta özlü sözler

Bu çalışmamızda XX. yüzyıl başlarında, şiirleriyle Türk edebiyatında önemli bir yer edinen Mehmet Âkif Ersoy'un Safahat adlı şiir kitabından seçtiğimiz atasözü gibi kısa ve özlü anlatıma sahip metinleri kaynak, muhtevâ âhenk ve fonksiyon bakımından değerlendirdik. Çalışmamızda büyük oranda klasik şiir inceleme metotlarını kullandık. Ancak metinlerin bir kısmını bağlamından kopardığımız için kimi zaman bu metotların dışına taşmak durumunda kaldık. Bu durumlarda ise atasözleri ve deyim gibi kısa, kalıp ifâdeleri değerlendiren tahlil metotlarına başvurduk.Çalışmamızın temel amacı, sanatçının şiir söyleme gücünün ve Türk edebiyatındaki rolünün anlaşılmasına hizmet etmektir. Bu çalışma sonunda Mehmet Âkif'in bazı mısra ve beyitlerinin klasik edebiyatımızda îcâz olarak isimlendirilen ?az sözle çok şey söyleme? niteliğine sahip olduğunu tespit ettik. Bu mısra ve beyitlerin tıpkı atasözleri gibi bilgece oluşturulduğunu, halk arasında yüzyıllarca yaşayabilecek özelliklere sahip olduğunu gördük. Ayrıca Safahat'ın, kuralları kendi içinde saklı bulunan daha önce Türk edebiyatında bir benzerinin görülmediği âdeta yeni bir tür olduğu kanâatine vardık.

AtasözleriDeyimlerEdebiyat+3
İsmail Alper Kumsar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyıl halk şiirinde toplumsal hayatın izleri

Tez çalışmamız on iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Âşık edebiyatı ve XIX. yüzyıl Halk şiiri hakkında bilgi verilmiş ve şiirleri incelenen âşıkların hayatları hakkında kısaca bilgiler verilmiştir.Her bölümde incelenen şiirler farklı başlıklar altında toplanmış verilen bilgileri tanıklayarak şiirlerden alıntılar yapılmıştır.Çalışmada elde edilen bilgiler ?sonuç? başlığı altında verilerek değerlendirmeler yapılmıştır.Çalışma kaynakça ve Türkçe ? İngilizce özetle sona ermiştir.Anahtar Kelimeler:1. halk edebiyatı2. halk şiiri3. XIX. yüzyıl4. âşık5. toplumsal hayat

19. yüzyılAşık edebiyatıHalk şiiri+2
Ayşe Bilgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cemil Meriç'in denemeleri üzerine bir inceleme

Cemil Meriç'in denemeleri hakkında yapılan bu çalışmada, ilk olarak deneme türünün tanımı, tarihi gelişimi, Türk edebiyatındaki seyri ele alınıp değerlendirilmiştir. Cemil Meriç'in deneme kitapları, özellikle Bu Ülke ve Mağaradakiler adlı eserleri, muhtevâ ve anahtar kavramlar açısından ele alınmıştır. Çalışma boyunca denemelerde belli kavramların konu olarak sıkça işlendiği görülmüştür. Meriç'in edebiyat, sanat, kültür, medeniyet, tarih gibi kavramları bir problem olarak değerlendirdiği anlaşılmıştır. Meriç'in denemelerde öz olarak muhtevâyı bu anahtar kavramlarla biçimlendirdiği kanaatine ulaşılmıştırBu çalışmada, edebî eserin ilkelerinden amaç- mahiyet -fonksiyon kavramları, Meriç'in denemelerine ve sanat anlayışına uygulanmıştır. Denemelerin mahiyetinde kelime ve kavramların çok çeşitli olduğu tespit edilmiştir. Denemeci Meriç'in kendi uslûbunu denemelere etkili biçimde uyguladığı fark edilmiştir. Cemil Meriç'in Doğu ve Batı medeniyetlerinden edindiği birikimleri bir sentez oluşturma amacıyla kazandığı anlaşılmıştır. Doğu ve Batı sentezinin özünün günümüz Türkiye'sinde aydınlar ve kendi okurlarınca anlaşılmasını istediği fark edilmiştir. Edebiyat eğitimi ve öğretimi yoluyla denemelerin işlevsel biçimde eğitime malzeme olarak kullanılabileceği görülüp bununla ilgili örnek uygulamalar, bu çalışmada yapılmıştır.Anahtar Sözcükler:1. Cemil Meriç2. Bu Ülke, Mağaradakiler3. Deneme türü4. Muhtevâ ve anahtar kavramlar5. Eğitim

DenemeEdebiyatEğitim+2
Mehmet Akif Sümer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Nâkâm Divanı

Nâkâm, 19. yüzyıl dîvân şairlerindendir. Nâkâm hakkında bilgi veren tek kaynak şairden birkaç cümle ile söz eden Tuhfe-i Nâilî'dir. Şairin ulaşılabilen tek eseri Dîvân'ıdır. 239 manzumeden oluşan Dîvân'da toplam 14 aruz kalıbı kullanılmıştır. Eserde belirleyici olan nazım şekli ise gazeldir. Gazellerin ikisi hariç hepsi 7 beyitlidir. Şair, Sultan Abdulhamîd için 35 beyitlik bir de kasîde yazmıştır. Eserden hareketle şairin eğitimli bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Şairin şiirlerinde yer yer sade söyleyişlere rastlansa da genel olarak sade bir dil kullandığını söyleyemeyiz. Şeyh Gâlip ve Fuzûlî'ye nazîreler yazan şairin şiirlerinde güçlü bir biçimde Fuzûlî etkisi vardır.Anahtar Sözcükler:1.Nâkâm Divanı2.19. Yüzyıl3.Şekil4.Muhteva5.Metin

19. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+1
Nesrin Sağlam
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Elçin'in povestlerinde dil ve üslup

Bu çalışma, Azerbaycan Edebiyatının önemli yazarlarından Elçin Efendiyev'in ?Toyuğun Diri Galması? ve ?Dolça? isimli povestleri üzerine yapılan bir dil ve üslûp incelemesidir.Çalışmamız, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde Elçin'in dili ve üslûbu morfolojik, fonolojik ve leksikolojik açıdan toplam yirmi sekiz alt başlıkta değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Elçin'in povestlerinde yer alan her türlü dil unsurunun standart gramer kitaplarında ve sözlüklerde bulunmayan farklı kullanımlar olmasına dikkat edilmiştir. Çalışmamızın bu noktasında Eski Anadolu Türkçesinin dil özellikleri ve Azerbaycan Türkçesinin ağız özellikleri povestlere yansıdığı şekliyle tespit edilmiştir. Birinci bölümde üslûp kısmında povestler üzerinde bakış açısı ve anlatım teknikleri açısından da çalışma yapılmıştır. İkinci bölümde bu iki povestin Türkiye Türkçesine aktarıldığı metinlere yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise her iki povestin Kiril alfabesinden Latin alfabesine yapılmış transkripsiyonuna yer verilmiştir..Anahtar Kelimeler: Elçin Efendiyev, Azerî edebiyatı, povest, dil ve üslûp,

Azeri edebiyatıDilEfendiyev, Elçin+1
Sinem Arısoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakırlı Azmî ve Dîvânçesi (İnceleme-metin- indeks)

Bu çalışma, Diyarbakırlı Azmî'nin hayatı, edebi şahsiyeti, eserleri, şiir tekniği hakkında bilgi vermeyi ve Azmî Divançesi'nin tenkitli metnini oluşturmayı amaçlamaktadır.Asıl adı Ahmet olan Azmî XIX. yüzyıl divan şairlerindendir. Diyarbakır'da doğan şair, İstanbul, Erzurum, Bitlis, Şam, Halep, Irak ve Hicaz bölgelerini dolaştıktan sonra memleketine dönmüş ve 1831 yılında burada vefat etmiştir.Kendisini din, tasavvuf ve edebiyat alanlarında yetiştiren Azmî, tespit edebildiğimiz kadarıyla, biri ?Divançe?, diğeri mesnevi nazım şekliyle yazdığı ?Miftahü'l-ma'âni? isimli bir rüya tabiri olmak üzere iki manzum eser yazmıştır.İki bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde, Diyarbakırlı Azmî'nin hayatı, eserleri ve şiir dünyası kaynaklarda bulunan bilgiler ve şairin eserlerinden elde edilen bilgiler birleştirilerek ortaya konulmuştur.İkinci bölümde ise Divançe'nin, katalog taramaları sonucu tespit edilen iki nüshası karşılaştırılarak, Diyarbakırlı Azmî Divançesi'nin tenkitli metni oluşturulmuştur.Tenkitli metnini hazırladığımız ve toplam 231 manzume ve 1431 beyitten oluşan Azmî Divançesi'nde: ?Mensur bir takriz, 3 kaside, 1 murabba, Nâbî, Râsih, Bâkî ve İlhâmî'nin gazellerine yazılmış 4 tahmis, 1 muhammes, 3 müseddes, 1 terkib-bend, 167 gazel, 14 kıt'a, 12 görsel şiir, 19 muamma ve 6 lügaz? yer almaktadır.Şiir tekniği açısından genel olarak klasik divan şiiri geleneğine bağlı olan şair, söyleyişten çok anlama önem vermiş, bu yüzden vezin ve kafiye kullanımında pek titiz davranmamıştır.Azmî üzerinde; ?Fuzûlî, Bâkî, Şeyhülislam Yahya, Nâbî, İlhamî? gibi şairlerle ?Vâlî, Hâmî, Lebib? gibi Diyarbakırlı şairlerin etkisi görülmektedir. Bu şairler arasında Azmî'yi en çok etkileyen hikemi şiirin en büyük temsilcisi olan Nâbî'dir.Üslup sahibi bir şair olmaktan çok, birçok şairden etkilenmiş bir şiir heveslisi izlenimi uyandıran Azmî'de, yer yer mahallîleşme hareketinin dil özellikleri görülmekle birlikte, ağırlıklı olarak hikemî tarzın ve klasik üslubun söyleyiş özellikleri görülmektedir.Ağırlıklı olarak aşk muhtevalı şiirler yazan şairin dinî ve tasavvufî ögeleri sık kullandığı çok sayıda şiiri de vardır.

19. yüzyılAzmiDivan edebiyatı+4
Mehmet Duymaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Tarihi Kıpçak metinlerinde dini terminoloji

Bu çalışmada öncelikle Kıpçak sözünün teşekkülünden başlanarak çalışmamıza ışık tutması bakımından Kıpçakların tarihinden, Ermenilerin Kıpçaklarla münasebetinden, ayrıca Kıpçak Türkçesi ve Ermeni harfli Kıpçak Türkçesinden bahsedildikten sonra çalışmamızın temel kaynağı ve XVI. yüzyılda Batı Ukrayna'da (Lviv, Kamenets ? Podolsk) yazılmış anonim bir eser olan Armenian ? Qypchaq Psalter adlı eser genel özellikleri ve ses, biçim, sentaks bakımından tanıtılmıştır. Asıl çalışma ise eserde yer alan Türkçe dinî terminolojiyi, bu terimlerin metindeki örneklerini ve tarihî lehçelerdeki biçim ve anlamlarını içermektedir. Bu şekilde eserde yer alan dinî terimlerin tarihî süreç içerisinde aldığı biçim ve kazandığı anlam özelliklerine dikkat çekilmiştir. Bu terimlerin daha ziyade dinî eserlerde ve özellikle Kur'an tercümelerinde dinî hüviyet kazandığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler1.Kıpçak Türkçesi2.Ermeni harfli Kıpçak Türkçesi3.Armenian ? Oypchaq Psalter4.Dinî terminoloji5.Tarihî Türk lehçeleri

DinDin diliEdebi metinler+7
Merve Karakaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Kaide-i Zeban-i Türki(Türk dilinin grameri)

Tezin konusu olan Kaide-i Zeban-i Türkî 1872 yılında İran sahasında yazılmıştır. Azerbaycan Türkçesiyle yazılan bu eser o dönemin standart yazı diline dayanarak kaleme alınmıştır. Ancak söz konusu yazı dili belli bir ağza dayanmaktadır.Eser Türkiye Türkçesine çevrildikten sonra ses ve şekil bakımından incelendi. İnceleme bölümünde eserde tespit edilen dil malzemeleri, bugünkü Güney Azerbaycan Türkçesinin standart yazı dili ve üç ağızla karşılaştırıldı. Söz konusu ağızlar Güney Azerbaycan coğrafyasında batı (Salmas), doğu (Halhal) ve güney (Zencan) diyalektlerine dayanmaktadır. Yazar eserinde kendisinin Halhallı olduğunu söylediğinden dolayı, eserin dili özellikle bugünkü Halhal ağzı ile karşılaştırılmış; sonuç olarak eserin dili bazı bakımlardan farklılaşsa da, Halhal ağzına yakın olduğu tespit edilmiştir.

AzericeAğızlarKaide-i Zeban-i Türki+4
Mehdi Rezaei
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Trabzonlu Emin Hilmi, hayatı, eserleri, edebi kişiliği ve Divanın metni

Bu çalısmada Divan edebiyatının 19. yüzyıl temsilcilerinden Hilmi'nin divanının transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılmıstır.Tezimiz üç bölümden oluşmaktadır. I. Bölümde Hilmi'nin hayatı ve edebi kişiliği kaynaklardan ve kendi şiirlerinden hareketle ortaya konulmaya çalışılmıştır.II. Bölümde divanda yer alan şiirler nazım şekillerine göre incelenmiştir. Bu bölümde şairin vezin, kafiye ve redif kullanımı örneklerle ortaya konulmustur. Hilmi'nin dili ve şiirlerinde kullandığı atasözü ve deyimler açıklanmaya çalışılmıştır.III. Bölümde Hilmi Divanı'nın metni ortaya konmuştur.Sonuç bölümünde Hilmi Divanı'nda karşılaşılan unsurlar genel hatlarıyla ortaya konulmuş ve çalışma tamamlanmıştır.Anahtar Sözcükler1. Hilmi2. Divan Edebiyatı3. Hilmi Divanı4. Trabzon

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+6
Muhammed Duman
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Eski Uygur Türkçesinde olasılık kipliği

Bir dilin konuşurları duygu, düşünce ve tavırlarını söz dizimi içinde belliişaretleyicilerle aktarırlar. Konuşurun istek, kesinlik, zorunluluk, tahmin,şüphe, çıkarım olasılık vb. pek çok anlamı aktarırken yararlandığı bu dilbilgisi işaretleyicilerine kiplik (modality) adı verilmektedir. Kipin anlamındadeğişiklik meydana getirebilen ve sözcenin anlamına netlik kazandırankipliğin alt kategorilerinden birisi de olasılık kipliğidir. Olasılık kipliği; şüphe,tahmin, varsayım, olasılık, kesin olmama durumunu gösteren kiplikkategorisidir.Türkçenin tarihî lehçelerinden Eski Uygur Türkçesinde üç altkategoride incelenen olasılık kiplikleri, tahminî, öznel ve nesnel olasılık kipliğitürlerinde örnekler vermektedir. Eski Uygur Türkçesinde olasılık kiplikleri sayıbakımından azımsanmayacak ölçüdedir. ?sA, -gAy, birök?erser, bolgukergek gibi olasılık kipliği işaretleyicilerinin kullanıldığı Eski Uygur Türkçesinde olasılık anlamının daha çok bağlamdan beslendiğini söylemekmümkündür.

DilbilgisiKiplerOlasılık kipi+1
Seçil Hirik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca, iktidarı elinde bulunduran güçler tarafından müzenin nasıl araçsallaştırıldığı müze ve sözel bellek ilişkisi bağlamında bu tezin araştırma konusudur. Bu bağlamda tezde, her biri ayrı bir müze retoriğine sahip Mevlâna Müzesi, Ankara Etnografya Müzesi, Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze, İstanbul Modern Müzesi ile Halkevleri Müzecilik Kolları iktidar ve sürdürülebilirlik kurumları olarak değerlendirilmiştir. Buna ek olarak sözlü edebiyat ürünlerinin iktidarın meşruiyetini kurmada nasıl araçsallaştığı da müzeler ekseninde sorunsallaştırılmıştır.Tezde, sözel bellek bir müze nesnesi olarak değerlendirilmiş ve bu belleğin müze mekânlarında sergilenme biçimleri tarihsel gelişim süreçleriyle birlikte okunmuştur. Üç ana bölümde yürütülen tartışmada elde edilen sonuçlar şu biçimde sıralanabilir:Birinci bölümde sözel bellek temsili ve iktidar bağlamında ele alınan Mevlâna ve Ankara Etnografya Müzeleri, müze mekânının, müze binasının bu anlamda bir efsane üretim alanı olduğunun anlaşılmasını mümkün kılmıştır. Bu haliyle de müzelerin efsane yaratma geleneğini sürdüren mekânlar olduğu saptanmıştır. Söz konusu müzelerin sözel bellekle kurduğu ilişkinin, erken Cumhuriyet dönemi iktidar politikalarına ayna tuttuğu görülür.İkinci bölümde, tezde, kronolojik olarak ele alınan iktidar dönemlerinden biri de tek parti dönemine odaklanılmıştır. Bu dönemin müze üzerinden anlaşılmasını sağlayan kurum ise Halkevleri olarak belirlenmiştir. Halkevleri öncelikle Türk Ocakları ile kurdukları tarihsel ilişki bağlamında değerlendirilmiştir. Bu çalışmayla Halkevleri döneminde yerel kültür unsurlarına bir yaşam alanı tahsis edildiği görülmüştür. Bu yaşam alanın ise, Batılı formlar içinde bir temadan ibaret olduğu görülmüştür. Bu anlamda iktidarın ?geçmişi seçen güç? olarak belirdiği tespit edilmiştir.Son bölümde, Yeni Dünya Düzeni Ekseninde Gelişen Kültür Politikaları,sözel bellek bağlamında Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze ve İstanbul Modern Müzesi üzerinden tartışılmıştır. Müzelere özellikle sözel bellek temsilleri bağlamında bakılınca tezde bütünü kurmaya yönelik bütün kuramsal bakışlardan önce müzelerde sözün temsil edildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra tarafsız bir kurum gibi algılanan müzelerin aslında baştan ayağa ideolojik bir kurum oldukları anlaşılmıştır.

HalkevleriKültür politikasıMeşruiyet+5
Zehra Sema Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
DoctorateOpen AccessTR

Ninnilerde kadın anlatıcının sesi

?Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi? adlı bu tez çalışmasında Türk halk ninnileri, erkek egemen toplumda kadının kendi yaşamını ifade edişi yönüyle ele alınmaktadır. Kadının toplumsal düzene , aile yaşamına, geleneklere ve inançlara bakış açısının ninnilerde bulduğu karşılık değerlendirilmektedir.Bu çalışmanın amacı ağıt, mani, türkü gibi diğer anonim Türk halk şiiri ürünleri arasında ninnilerin kadın cinsiyetine ait söylemleri içeren bir tür olduğunu ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türk sosyo-kültürel yapısı içinde kadının ve annelerin değişen algısı paralelinde Türk halk ninnilerin farklılaşan nitelikleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Anlatıcılar tipolojisiKadınlarNinni+1
Songül Çek Cansız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
DoctorateOpen AccessTR

Kırgız Türkçesindeki ünlü ile başlayan fiiller üzerine etimolojik bir inceleme

Bu çalışmada, Kırgız Türkçesi edebî dilinde kullanılan ve ünlüyle başlayan fiiller etimolojik açıdan incelenmeye çalışılmıştır. Fiiller, K. K. Yudahin'in ?Kirgizsko-Russkiy Slovar? adlı sözlüğünden tespit edilmiştir. Çalışma, ?Ön Söz?, ?İçindekiler?, ?İşaretler? ?Kısaltmalar?, I. Bölüm: Giriş?, ?II. Bölüm: İnceleme?, ?III. Bölüm: Bulgular ve Yorumlar: Kök Anlamlarına ve Ek İşlevlerine Göre Fiiller?, ?IV. Bölüm: Sonuç?, ?Kaynakça?, Türkçe ve İngilizce ?Özet? bölümlerinden oluşmaktadır.Çalışmada Kırgız Türkçesindeki tek ünlüden, ünlü ünsüzden, ünlü ünsüz ünsüzden ve ünlü ünsüz ünlüden oluşan fiiller öncelikle, ses düzenleri dikkate alınarak kendi içlerinde tasnif edilmiştir. Tasnif yapılırken, günümüz Kırgız Türkçesi esas alındığı için, uzun ünlüler tek ses olarak değerlendirilmiştir. Bu şekilde incelenen fiiller, ses düzenleri dikkate alınarak, dört maddede ele alınmıştır. Sonra her maddede, o maddeye uyan fiiller alt maddelerde incelenmiştir. Her alt maddede bir fiil kökü incelenmektedir. Fiil kökleri incelenirken, öncelikle Kırgız Türkçesindeki şekli ve anlamları, sonra sırasıyla Eski Türkçedeki ve Etimoloji incelemelerindeki şekilleri ve anlamlarına yer verilmiş, bu kaynaklardaki bilgiler, aynı maddenin sonunda yer alan ?Değerlendirme? kısmında değerlendirilmiş; araştırmacıya ait görüşler ve eleştiriler yine bu kısımda sunulmuştur.Aynı anlam dairesi etrafında toplanan ve ön ve son seslerinde denklikler görülen fiiller Bulgular ve Yorum bölümünde tablolar hâlinde bir araya getirilerek, bugüne kadar tespit edilemeyen dip kökler ile yapım ekleri ortaya konmaya çalışılmıştır.

AğızlarDil bilgisi-eylemKöken bilim+2
Kalmamat Kulamshaev
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Mehmed Nebil ve Divanı

18.yy'ın sonu ve 19. yy'ın başında yaşamış olan Mehmed Nebil Bey'in hayatı, edebi kişiliği ve Divan'ı tezimizin konusunu oluşturmaktadır.Mehmed Nebil Bey'in doğum tarihi belli değildir. Mehmed Nebil, oldukça tanınmış, kültürlü bir aileye mensuptur. Babası şair Halil Nuri Bey'dir. Kızı ise 19. yy'da yaşamış olan meşhur kadın şairlerimizden Şeref Hanım'dır. Mehmed Nebil farklı kaynaklardaki bilgilere göre 1818 ya da 1820 tarihinde vefat etmiştir ve kabri de Mısır'dadır.Tezimizin giriş kısmı üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde şairin hayatı yer almıştır. Daha sonra aile fertleri şairin yetişmesinde önemli görüldüğünden onlardan da ayrı bir başlık halinde bahsedildikten sonra edebi şahsiyetine geçilmiştir. Şair hakkındaki kaynaklar sınırlı olduğundan, ağırlıklı olarak Divan'ındaki kendi şiirlerinden yola çıkılarak saptamalar yapılmıştır. Dil ve üslup özelliklerinden bahsedildikten sonra Divan'daki deyim ve atasözlerine yer verilmiştir. Bu bölümümüzün temel amacı şairi edebiyat dünyasına tanıtmaktır.İkinci bölümde Mehmed Nebil Divanı şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir. Gerektiği yerlerde tablolarla konu açıklanmıştır. Nazım şekilleri işlendikten sonra, Divan'daki kafiye ve rediflere yer verilmiştir. Muhteva bölümünde Divan'da yer alan konular ayrıntılı olarak ele alınmıştır.Üçüncü bölümde ise Mehmed Nebil Divanı metin kısmı yer almıştır.Mehmed Nebil Divanı'nda 16 kaside,151 gazel, 103 kıta, 9 murabba, 3 muhammes, 2 tahmis, 1 müseddes, 3 terkib-bend ve 1 adet de mesnevi bulunmaktadır.Mehmed Nebil dini, tasavvufu, gündelik yaşamı ve beşeri aşkı ustalıkla birleştirebilmiş çok yönlü bir şairdir. Dili oldukça sade ve anlaşılır bir dildir.

Divan edebiyatıDivanlarMehmed Nebil
Yasemin Aktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10