Bursa Technical University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Bursa Technical University

11

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

E-ticaret web sitelerine ait teknik özelliklerin tüketici algısına etkisi

İnternet teknolojilerindeki gelişmeler tüketicilerin hayatında önemli değişimlere neden olmuştur. İnternet kullanımının artmasıyla dünya genelinde sosyal, ticari ve ekonomik açıdan birçok dönüşüm meydana gelmiştir. Tüketicilere ve işletmelere çeşitli avantajlar sağlayan internetin kullanımı her geçen gün artmaktadır. İnternet kullanımının artmasıyla birlikte e-ticaret kullanımı da hızla artmaktadır. İnternet sayesinde işletmelerin yeni pazarlara ve müşterilere ulaşması kolaylaşmıştır. Bu nedenle birçok işletme e-ticaret kullanmaya başlamış ve böylece geleneksel ticaret elektronik ortama taşınmıştır. Özellikle covid-19 pandemisiyle birlikte sosyal, ticari ve ekonomik açıdan küresel çapta birçok değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. Tüketiciler hastalanmaktan korktuğu için fiziksel temastan kaçınmış ve böylece birçok ekonomik ve ticari faaliyet internet ortamına taşınmıştır. Bu durum fiziksel temastan uzak duran tüketicilerin e-ticareti daha fazla kullanmasına neden olmuştur. Bu bağlamda e-ticaret web sitelerinin kullanımı ve önemi artış göstermiştir. Çünkü e-ticarette satın alma işlemleri genellikle web siteleri üzerinden yapılmaktadır. E-ticaret web siteleri tüketici algısının doğru yönetilmesinde, tüketicilerin beklentilerinin karşılanmasında ve memnuniyetin sağlanmasında en önemli faktörlerdendir. Bu nedenle tüketicilerin iyi algılayacağı ve memnun olacağı bir web sitesine sahip olmak rekabetçi ortamda işletmelere önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmalar e-ticaret web sitesi başarısının büyük oranda web sitesinin sistem, bilgi ve servis kalitesi gibi teknik özelliklerine bağlı olduğunu belirtmektedir. Bu teknik özellikler tüketicilerin e-ticaret web sitelerinden algıladıkları değeri, algıladıkları riski, algıladıkları güveni ve satın alma niyetlerini önemli derecede etkilemektedir. Bununla birlikte web sitesi bilinirliği ile web sitesindeki ürün yorumları ve beğeniler de tüketicilerin e-ticaret web sitelerinden algıladıkları değeri, algıladıkları riski, algıladıkları güveni ve satın alma niyetlerini önemli derecede etkilemektedir. Bu bağlamda bu çalışmada, e-ticaret web sitelerine ait sistem kalitesi (web sitesi güvenliği, web sitesinin ulaşılabilir olması, web sitesi dizaynı), bilgi kalitesi (bilgi çeşitliliği, bilgi güncelliği) ve servis kalitesi (servis hızı, cevap verebilirlik) web sitesi teknik özellikleri ile web sitesindeki ürün yorumları-beğeniler ve web sitesi bilinirliğinin tüketici algısını (algılanan değer, algılanan risk, algılanan güven) ve tüketici algısının da e-ticaret web sitelerinden satın alma niyetini nasıl ve hangi yönde etkilediği araştırılmıştır. Araştırmanın verileri çalışmanın kapsam ve konusuyla da uyumlu olacak şekilde internet ortamında anket yolu ile toplanmıştır. Ankete 838 kişi katılmıştır. Fakat toplanan anketlerin 686'sı analizlere dahil edilmiştir. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım testi, faktör analizi, güvenilirlik analizi ve regresyon analizinden yararlanılmış olup sonuçlar raporlanmıştır. Elde edilen sonuçlarda, e-ticaret web sitelerine ait sistem kalitesi (web sitesi güvenliği, web sitesinin ulaşılabilir olması, web sitesi dizaynı), bilgi kalitesi (bilgi çeşitliliği, bilgi güncelliği) ve servis kalitesi (servis hızı, cevap verebilirlik) web sitesi teknik özellikleri ile web sitesindeki ürün yorumları-beğeniler ve web sitesi bilinirliğinin tüketicilerin e-ticaret web sitesinden algıladıkları değeri ve algıladıkları güveni pozitif yönde etkilediği görülürken algıladıkları riski negatif yönde etkilediği görülmektedir. Bununla birlikte tüketicilerin e-ticaret web sitelerinden algıladıkları değer ve algıladıkları güvenin e-ticaret web sitelerinden satın alma niyetlerini pozitif yönde etkilediği görülürken algıladıkları riskin satın alma niyetlerini negatif yönde etkilediği görülmektedir. Ayrıca sonuçlar doğrultusunda sistem kalitesi, bilgi kalitesi ve servis kalitesinin hangi alt boyutlarının öne çıktığı ve tüketici algısını daha çok etkilediği tartışılmıştır. Bu bağlamda elde edilen sonuçlar neticesinde e-ticaret yapan işletmelere ve gelecek çalışmalara yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Tüm bu yönleriyle çalışmanın literatüre ve iş dünyasına önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir.

Elektronik ticaretSatın alma niyetiTeknik özellikler+2
Kadir Özdemir
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası enerji güvenliği bağlamında İran dış politikası

Enerji güvenliği, tüketici ülkelerin, makul fiyatlardan, farklı kaynaklardan ve sürdürülebilir bir şekilde arz güvenliklerinin sağlanması olarak tanımlanmaktadır. Jeopolitik istikrarsızlıklar, doğal afetler, terörizm veya yatırım eksikliği gibi nedenler bir ülkenin enerji güvenliği boyutunda sorun yaşamasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, devletler enerji arz güvenliklerini sağlamak için farklı stratejiler geliştirmektedirler. Enerji güvenliği, özellikle hidrokarbon kaynakları bakımından zengin olan Ortadoğu için oldukça önemli bir kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Ortadoğu'nun en önemli ülkelerinden biri olan İran'ın Soğuk Savaş sonrası dış politikası enerji güvenliği bağlamında ele alınacaktır. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle iki kutuplu sistemin sona ermesi, Humeyni'nin vefatı ve ABD'nin Irak müdahalesi gibi küresel etkileri olan olayların meydana gelmesi, İran dış politikasında önemli değişikliklere neden olmuştur. İran'ın coğrafi konumu ve zengin yeraltı kaynakları, bu olaylardan sonra enerji güvenliğinin dış politikada daha önemli bir faktör olarak yer almasına neden olmuştur. Özellikle İran'ın nükleer enerji çalışmaları, uluslararası gündemi ve İran dış politikasını meşgul eden en önemli konulardan biri olmuştur. Soğuk Savaş sonrası şekillenen yeni uluslararası sistemde enerji güvenliği, İran dış politikası açısından her geçen gün daha fazla önem kazanan bir parametre haline gelmiştir. Enerji güvenliğinin, İran'ın dış politikası açısından stratejik önemini koruyacağı tahmin edilmektedir.

Enerji ekonomisiEnerji güvenliğiEnerji kaynakları+7
Alican Ekren
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal tükenmişlik ile duygusal emek arasındaki ilişkide örgütsel vatandaşlık davranışının aracılık etkisi: Finans sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın amacı finans sektörü çalışanlarının duygusal tükenmişlik düzeyleri ile duygusal emek arasında örgütsel vatandaşlık davranışının aracı etkisinin olup olmadığının ortaya konmasıdır. Araştırma kapsamında bir çevrimiçi haber kanalı aracılığı ile finans sektörü çalışanlarına ulaşılmaya çalışılmıştır.236 kişiden elde edilen veriler değerlendirilmiş ve 166 adet veri seti oluşturulmuştur.Veriler ışığında örgütsel vatandaşlık davranışının duygusal tükenmişlik ile duygusal emek arasında bir aracı etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Duygusal emekDuygusal tutumDuygusallık+4
Aşina Atınç
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası Ortadoğu'nun uluslararası ilişkileri ve Türk dış politikası

Ortadoğu bölgesi; siyasal, ekonomik ve kültürel yapısı sebebiyle uluslararası ilişkilerde çok önemli bir yere sahiptir. Enerji kaynakları açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bölge, Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte ciddi bir değişime sahne olmuştur. Soğuk Savaş sonrası Türkiye'nin bölge devletleriyle olan ilişkileri de değişime uğramıştır. 2010 yılı sonlarında Tunus'ta başlayan Arap Baharı, Ortadoğu'da yeni bir değişim dalgası yaratmıştır. Bölgede yaşanan gelişmeler ve akabinde Suriye'de ortaya çıkan iç savaş, Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Ulusal çıkarlarını korumak isteyen Türkiye'nin Ortadoğu politikasına yeni boyutlar eklenmiştir. Bu çalışmada; Arap Baharı sonrası Ortadoğu'da yaşanan uluslararası gelişmeler bağlamında Türkiye'nin izlediği bölgesel politikalar analiz edilmektedir. Ortadoğu coğrafyasında Arap Baharı sürecinden etkilenen devletler incelenmiş, bölgede yaşanan gelişmelerin Türk Dış Politikası'na yansımaları değerlendirilmiştir.

Arap BaharıOrta Doğu politikasıOrta Doğu ülkeleri+4
Kübra Kadem
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kore'de milliyetçilik, din ve ekonomik büyüme

Güney Kore, ekonomik kalkınmada her zaman bir mükemmellik örneği olarak gösterilmiştir. Çok az sayıda devlet, kendisini derin bir yoksulluktan dünyadaki ekonomik bir güce yükseltmeyi başarabilmiştir. Güney Kore ekonomisi ile ilgili olarak çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılırken, aslında Güney Kore'nin sömürge sonrası savaşın yıktığı harabe bir ülke konumundan OECD üyeliğine kadar yükselmeyi başarabilen bir ülke konumuna gelmesinde etkili olan ana faktörler Kore'nin eşsiz tarihi, kültürü ve ulusal kimliği olmuştur. Hiç kuşkusuz etkileyici bir örnek olsa da, Güney Kore mucizevi ekonomik büyümeye doğru giden yolda tek başına değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin trilyonlara varan yardım fonlarından dışarıdan Kore'ye giren antik dinlerin etkisine kadar pek çok unsur bu hızlı ekonomik büyümeye katkı sağlamıştır. Ayrıca sadece bir etkenin veya bir ulusal hareketin Kore'nin 20. Yüzyıldaki şaşırtıcı modernleşmesinden sorumlu olduğu da söylenemez. Bunun yerine, diğer devletlerin başaramadığını Güney Kore'nin nasıl başardığını anlamlandırabilmek için Kore halkının kültürünü, çalışkan karakterini ve özellikle halkı yönlendiren liderlerini bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Bu tez çalışmasında güçlü dini kurumların, ulusal kimliğin, ırksal özelliklere dayalı etnik milliyetçiliğin gelişimi, hızlı kalkınma döneminden sorumlu dört cumhurbaşkanı bağlamında analiz edilmiş, milliyetçiliğin politik ve ekonomik rolü ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmelerle özellikle milliyetçilik akımlarının ve geleneksel dinlerin etkisiyle oluşan sosyal yapının Güney Kore'nin ekonomik büyümesinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kore'nin dini ve sosyal yapısını; Kore ulusal kimliğinin oluşumunu ve milliyetçiliğini; Kore'nin ekonomik büyümesini detaylı olarak değerlendirebilmek ve Türkiye'de milliyetçiliğin ekonomik kalkınma üzerindeki etkisine dair yapılan araştırmalara katkıda bulunmak için İngilizce, Korece ve Türkçe kaynaklardan oluşan geniş bir literatür seçilmiştir.

DinDin politikasıDini unsurlar+5
Ayça Magargle
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören 268'i kadın, 52'si erkek toplam 320 katılımcı üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, duygusal zekânın alt boyutu olan öz kontrol düzeyinin 41 yaş üzerindekilerde 18-25 yaş aralığındakilerden daha yüksek olduğunu, girişimcilik öyküsü olanların sosyallik düzeylerinin daha yüksek olduğu, girişimcilik konusunda rol modeli olanların öznel iyi oluş ve duygusallık düzeyleri ile toplam duygusal zekâ puanlarının rol modeli olmayanlara göre daha yüksek olduğu, kadınların sosyal girişimcilik öncüllerinin alt boyutlarından empati düzeylerinin erkeklerden, 18-25 aralığındakilerin ise 41 yaş üzerindekilerden daha yüksek olduğu, girişimcilik öyküsü bulunmayanların empati düzeylerinin girişimcilik öyküsü bulunanlardan daha yüksek, girişimcilik öyküsü bulunanların algılanan sosyal destek düzeylerinin ise girişimcilik öyküsü bulunmayanlardan yüksek olduğu, sosyal girişimcilik öncüllerinin girişimcilik rol modeli olup olmamasına göre farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca duygusal zekâ ile sosyal girişimcilik arasında pozitif yönlü ancak zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca her değişkenin alt boyutları arasındaki korelasyonel ilişkiler de çalışma kapsamında incelenmiş ve bulgularına yer verilmiştir. Bu araştırma nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek üzere demografik soruların yanı sıra Sosyal Girişimcilik Öncülleri Ölçeği ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu, duygusal zekâ, empati, girişimcilik, sosyal girişimcilik

DuyguDuygusal zekaEmpati+3
Fatma Ecehan Ermanonuk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma harcamaları, cari denge ve silah ithalatı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin ekonometrik analizi

Güvenlik kavramı insanın yaratılışından beri hayatını devam ettirebilmesi için en büyük ihtiyaçlarından biri olmuştur. Bu güvenlik arayışı ve ihtiyacı devletlerin kendilerini savunma mecburiyetini beraberinde getirmiştir. Dünya savaşları, Soğuk savaş, ülkeler arası kutuplaşma, güç kavgaları, zengin olma isteği, egemenlik anlayışı vb. sebepler dünya genelini etkileyen bir hale gelmiştir. Dünya üzerinde netlik ortamının daima sürmesi çok iyimser bir yaklaşım olacaktır. Uluslararası çıkar ilişkileri sürdüğü sürece belirsizlik artacak, bu belirsizliğin arttırdığı karmaşşık ülkelerin kendilerini koruma ve egemenliklerini elinde tutma arzusunu tetikleyecek, vatandaşlarını koruma isteği iyice arttıracak ve karşı konulamaz bir talep haline gelecektir. Bu durumlar doğal olarak ekonomik birimler üzerine de yansımıştır çünkü savunma harcamalarını egemenliğin bedeli olarak düşünmek mümkündür. Ülke üzerindeki karmaşa ortamı arttıkça doğal olarak savunmaya ihtiyaç artmakta ve bu ihtiyaç beraberinde savunma alanına daha fazla kaynak aktarmayı gerektirmektedir. Çünkü savunma harcamaları kamu harcamalarından savunma hizmetleri adına ayrılan kısımdır. Bununla birlikte savunmaya ayrılan pay ülkenin içinde bulunduğu tehdit arttıkça artmaktadır. Benoit'ten beri savunmaya ayrılan kaynağın ekonomiyi ne yönlü etkilediği üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sürekli tazelenmesinin nedenleri arasında tarih boyunca devletlerce savunmaya pay ayrılmış olması ve bu paydan hiçbir devletin vazgeçememiş olması yatmaktadır. Önemli olan bu savunma payını optimum düzeyde tutmaktır. Çünkü savunma harcamalarına çok kaynak ayırmak doğru bir savunma planının olmadığını göstermektedir. Doğru bir plan ve gerekli düzeyde savunma harcamaları planlaması ekonomik büyümeyi en iyi düzeyde etkileyecektir. Ülkelerin savunma harcamalarını yaparken onları etkileyen birden çok faktör vardır. Genel bir çerçevede bakıldığında gelişmiş ülkelerin daha faza savunma harcaması yaptığı görülmektedir. Bu çalışma, Augment Dickey Fuller testi, ADF Birim Kök testi, Johansen Eş bütünleşme Testi, Varyans ayrıştırma analizi, Housman testi, Panel veri analizi kullanılarak; seçili ülkelerde askeri harcamalar, cari denge ve silah ithracatının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemiştir. Çalışmada öncelikle 1965-2015 yılları arasındaki dönemde Türkiye incelenmiştir. Türkiyenin ekonomik büyümesindeki uzun dönemli faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya ve Kanada gibi ülkeler de ilave edilerek araştırma genişletilmiştir. Tüm bu ülkeler arasında ampirik bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada seçilecek tarih aralığı verinin bulunabilme özelliğine göre seçilmiştir.

Cari işlemler dengesiEkonometrik analizEkonomik büyüme+4
Sümeyye Özburak
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'nın enerji politikası ve Doğu Akdeniz stratejisi

Avrupa Birliği, bir yandan iklim değişikliği baskısı bir yandan arz güvenliği baskısı altında enerji güvenliği ve karbondan arındırma stratejilerini uyumlaştırmaya ve bir dengeye getirmeye çalışmaktadır. Son yıllarda karbondan arınmış bir ekonomi kurma hedefi enerji arz güvenliğine katkı sağlama ve sürdürülebilir enerji için kritik bir öneme ulaşmıştır. Politikaları birbiriyle uzlaştırma süreci AB içerisinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte enerji yönetimini zorunlu hâle getirmiştir. AB enerji ve iklim yönetimi 'Temiz Enerji Paketleri' sayesinde belirgin hâle gelmiştir. Avrupa Komisyonu'nun Paris ve Lizbon iklim zirveleri sonucu AB enerji politikasındaki yetki artışıyla Enerji Birliği yapısı altında karbondan arındırma stratejileri giderek daha fazla önem kazanmış ve üye ülkeleri bağlayıcı sonuçlar ortaya koymaya başlamıştır. Yenilenebilir Enerji hedefleri ve Yenilenebilir Enerji Direktifleri ile AB bir enerji yönetim mekanizması ortaya koymuştur. Fakat bu gelişmeler doğrultusunda AB enerji politikası ile özellikle fosil yakıt bağımlılıkları yüksek olan Doğu Avrupa ülkeleri arasında bir takım politik çekişmeler ortaya çıkmıştır. AB ekonomiyi karbondan arındırma stratejisinde 2020, 2030 ve 2050 enerji ve iklim hedefleri belirlemiştir. Bu hedeflere Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ulaşılması birincil strateji olmasına rağmen doğalgazın diğer fosil yakıtlara oranla daha az emisyon değerine sahip olması AB'nin doğalgazı bir geçiş enerji kaynağı olarak değerlendirmesine sebep olmuştur. Bunun yanı sıra AB'nin doğalgaz bağımlılığının yüksek olması kolay vazgeçilebilir bir kaynak olmamasına ve arz güvenliğini olumsuz etkilemesine neden olmaktadır. AB Güney Gaz Koridoru ile doğalgaz çeşitlendirme politikasını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra LNG talebi ile doğalgazın küresel bir piyasadan temin edilme fırsatı AB'yi farklı bir enerji yönetimi konseptini ele almaya zorlamıştır. AB, Doğu Akdeniz gazını ise bu politikanın diğer destek ayağı olarak tasarlamaya çalışmaktadır. AB'nin Enerji Birliği etiketi altında Enerji politikasının gelişen ve zenginleşen yapısını analiz etmek ve değişen eksenini değerlendirerek AB enerji stratejisinin önceliklerini yeniden düzenlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra AB'nin dış enerji yönetimi kapsamında jeopolitik yaklaşımının sonuçları ortaya konmuştur. Piyasa yaklaşımı ve jeopolitik kritiğin bir araya gelmeye başladığı AB enerji politikasının Doğu Akdeniz'e stratejik iz düşümü değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu, Enerji, Dış Yönetişim, Jeopolitik, Doğu Akdeniz, LNG

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği KomisyonuDoğu Akdeniz+7
Mahir Yavuz Subaşı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Bosna-Hersek ile olan siyasi ve iktisadi ilişkileri (1990-2010 dönemi)

Uluslararası arenada devletler birbirleriyle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye özen göstermektedir. Birçok ülke karşı tarafla kendi ulusal çıkarı için ilişkiler kurmaktadır. Fakat, Türkiye ve Bosna-Hersek'in ilişkileri bu çıkar ilişkisinden çok ötededir. Türkler ve Boşnaklar uzunca süre aynı kaderi paylaşmışlardır. Birbirlerine kültürel ve dini yönden sıkı sıkıya bağlanmışlardır. Günümüzde ise bu ilişkiler yine aynı özenle devam etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ve Bosna-Hersek'in 1990-2010 tarihleri arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkileri ele alınmaktadır. Türklerin ve Boşnakların günümüzdeki ilişkilerini en iyi şekilde anlayabilmek için bu çalışma, Osmanlı Devleti dönemi Bosna'daki durumdan başlanılmıştır. İleriki bölümlerde Yugoslavya Krallığı ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti zamanlarındaki Bosna'da tez çalışmasında yer almaktadır. İki devletin siyasi ve iktisadi ilişkilerini zorlanmadan anlayabilmek için Bosna-Hersek'in idari ve siyasi yapısı detaylı bir şekilde bu çalışmada kendine yer bulmuştur. Tez çalışmasının esas bölümlerini oluşturan başlıklar ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki Siyasi İlişkiler'' ve ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki İktisadi İlişkiler'' olarak belirlenmiştir. Bu bölümlerde iki devletin siyasi ve iktisadi anlaşmaları ile birbirleriyle olan siyasi ve iktisadi işbirlikleri açıklanmaktadır. Bu çalışmanın hipotezi ise Türkiye'nin Bosna-Hersek'e olan yardımları ile Bosna-Hersek'in kendi ayakları üzerinde durabilecek bir devlet durumuna gelebileceği ve yeniden patlak verecek bir savaşı Türkiye'nin bölge ülkelerini diplomatik yöntemlerle bir araya getirme çabasıyla engellemeye çalıştığı ve başarılı olduğu üzerine belirlenmiştir.

Bosna-HersekEkonomik ilişkilerSiyasi ilişkiler+3
Halil Bay
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı ve kayıt dışı istihdamın incelenmesi

Türkiye'de sosyal güvenliğin nasıl başladığı, sosyal güvenlik kurumlarının 2006 yılında tek çatı dahilinde birleşmeden önce nasıl örgütlendiklerine değinilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye'de bulunan en önemli sosyal güvenlik örgütüdür. Sosyal güvenlik alanındaki en önemli örgüt olması aktif ve pasif sigortalıların sayısının 34 milyon kişiyi aşmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca genel sağlık sigortası yönünden neredeyse Türkiye'de ikamet eden herkes genel sağlık sigortası kapsamındadır. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 4. maddesi sigortalı sayılanlar başlığı altında yer alan 4/a, 4/b ve 4/c çalışanlarından oluşan kişiler aktif sigortalı olarak kabul edilmekte bu kişiler adına prim tahakkuk ve tahsili yapılmaktadır. Diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan gelir ve aylık alan kişiler ile bu kişilerin hak sahiplerini oluşturan kimseler ise pasif sigortalı olarak tanımlanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun aktif ve pasif sigortalılara sağladığı kısa vadeli sigorta kolları, uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortasından kaynaklanan haklardan oluşmaktadır. Kayıt dışı ekonominin bir dalını oluşturan kayıt dışı istihdam; sosyal güvenlik ve vergi politikalarının etkin ve verimli yürütülmemesine neden olmaktadır. Çünkü verimli, etkin bir sosyal güvenlik ve vergi politikası üretilmesi için doğru istatistiki verilere ulaşılması gerekirken kayıt dışı istihdam olgusu bunu engellemektedir. İncelememizde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı üzerinde durmamızda en önemli etken 5018 sayılı kanunun ekli 4 sayılı cetvelinde yer alan sosyal güvenlik kurumlar arasında en büyük ve etkili kurum olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapısı uygun bir şekilde ortaya konursa ülkemizin en büyük bütçe kalemlerinden birini oluşturan bu kurumda yaşanan eksiklikler daha iyi anlaşılacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, kayıt dışı istihdamla mücadelede en etkin kurum olması ve daha etkin mücadele etmesi adına çalışmamız ortaya konmuştur.

Kayıt dışı istihdamSigortaSosyal Güvenlik Kurumu+2
Mehmet Ağamoğlu
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00