Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Discipline

International Trade and Business

Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

25

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

25 Theses
Master'sOpen AccessTR

Geçiş sonrası Çin'in uluslararası ticarete entegrasyonu

Çin 1978 yılında ekonomik anlamda bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönüşüm süreci kendi dinamikleri çerçevesinde ve herhangi bir özel stratejiye dayanmadan gerçekleşmiştir. Diğer geçiş ekonomilerinden farklı olarak Çin'de ekonomik anlamda bir serbestleşme yaşanırken bu durum siyasi anlamda bir serbestleşmeye dönüşmemiştir. Bugün hala ülkeyi tek parti olan Çin Komünist Partisi yönetmektedir. 1949-1978 yılları arasında merkezi planlamacı ekonomiyi benimseyen Çin 1978 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine yönelik reformlar yapmıştır. Bu reformların sonuçları pek çok önemli makro ekonomik göstergeye olumlu olarak yansımıştır. Çin uzun yıllar boyunca yüksek büyüme oranları yakalamış buna ek olarak da ihracat, ithalat ve dış ticaret hacimlerinde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmektedir. Yapılan reformlar ile Çin dünyanın fabrikası haline gelmiş ve pek çok önemli uluslararası yatırımcı için cazip bir ülke olmuştur. Başlangıçta ucuz işgücü sayesinde ülkeye gelen şirketlerden piyasa becerileri öğrenilerek ilerleyen dönemde Çin kendi ulusal markalarını yaratmıştır. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ayrıca bir dönüm noktasıdır. Üyelikten sonra Çin'in dış ticaret hacmi hızla yükselmiş ve küresel ekonomiyle entegrasyon seviyesi artmıştır. Günümüz dünyasında ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir bütünlük arz etmektedir. Çin bu hususa dikkat ederek uluslararası aktörlerle olan karşılıklı ve çok taraflı ilişkilerine önem vermiştir. Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çin'in 1978 sonrasında uluslararası ticarette başarılı bir şekilde entegre olduğu görülmüştür.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik ilişkilerGeçiş ekonomisi+6
Onur Uzma
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründe ihracat potansiyelinin artırılması: İnegöl örneği

Yenilenen ve gelişen dünya düzeninde insanlar normal yaşam standartlarını üst düzeylere taşımak için konforlarına önem vermektedirler. Yaşamlarının her alanında yer alan mobilya, hayat standardının belirlenmesinde oldukça önemli yer kaplamaktadır. Mobilya, insan yaşamının merkezinde yer almasıyla dünya ekonomisinde de önemli bir paya sahip olmuş ve böylece katma değeri yüksek bir mobilya sektörü oluşmuştur. Türkiye ekonomisi de mobilya sektörüyle dünya ticaretinde yer alabilmek için önemli çalışmalar gerçekleştirmektedir. Türkiye ekonomisi içerisinde özellikle bazı bölgelerde yoğunlaşan mobilya sektörü son dönemlerde önemli atılımlarda bulunarak yurtdışı piyasalarına açılmakta ve Türkiye'nin dünya pazarından pay almasını sağlamaktadır. Bu bölgeler içerisinde en dikkat çekeni ise; Bursa- İnegöl mobilya sanayi bölgesidir. İnegöl, İnegöl mobilyasını dünya markası yapma vizyonuyla yola çıkarak yurtiçi pazar ve üretim bilgisini yurtdışı pazarlarında da göstermek için çalışmaktadır. Ancak bölge içerisinde yüksek ihracat potansiyelinin olmasına rağmen, bu potansiyelin verimli şekilde kullanılamaması hedeflenen sonuca ulaşılmasını güçleştirmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle dünya ve Türkiye ekonomisinin yanı sıra İnegöl ekonomisinden ve mobilya sektörünün iktisadi öneminden bahsedilmiştir. Ardından, çalışmamıza esas teşkil eden İnegöl mobilya sanayi bölgesinde var olan ihracat potansiyelinin artırılmasına yönelik yaptığımız anket çalışmasının neticesinde elde ettiğimiz bulgular, Microsoft Excell ve SPSS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizler doğrultusunda, bölge içerisinde yurtdışı pazar bilgisi eksikliğinin ve nitelikli personel eksikliğinin öne çıktığı tespitleri yapılmıştır. Aynı zamanda İnegöl mobilya bölgesinin önemli bir kısmının bilinçli ihracat işlemlerini gerçekleştiremediği, geleneksel yöntemlerle ufak çaplı ihracat yaptıkları da analizlerin ortaya koyduğu sonuçlar olarak kayda geçirilmiştir. Elde edilen bilgiler ve yapılan analizler neticesinde, İnegöl mobilya bölgesinin ihracat sektöründeki saptanan problemlere yönelik çözüm teklifleri sunulmuştur.

Bursa-İnegölMobilyaMobilya endüstrisi+4
Sevil Çoşkun
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabetçi devalüasyonun dış ticaret dengesine etkisi: Asya ülkeleri örneği

Küresel sistemde, serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak ortaya çıkan ihracat ve ithalat kavramları, ülkelerin gelişmişlikleri ve ekonomik güçleri hakkında söz sahibi olmalarını sağlamıştır. İhracatın ithalatı aşması, diğer ülkelere karşı dış ticaret fazlası vermesi anlamına gelmektedir. Bu durum ülkelerin ellerinde bulundurdukları büyük bir koz haline gelmiş ve gerek teknolojik gerekse sosyoekonomik kulvarda rekabet avantajı sağlamıştır. Dış ticaret açığı veren ülkeler bu açığı mümkün olduğunca kapatmayı, gelişmiş ülkeler ise bunu sürdürülebilir kılmayı hedeflemişlerdir. Bu hedefe giden yollardan biri de döviz kuruna yapılan müdahaleler olmuştur. Ülkeler ulusal para birimlerinin değerini düşürerek, ithalatı daha pahalı hale getirmekte, ihracatı teşvik etmektedirler. Yapılan devalüasyon dış ticaret dengesinde iyileşmeye yol açacak böylece ülkeler rekabette üstünlük sağlayacaktır. Bu çalışma kur savaşları kapsamında yapılan rekabetçi devalüasyonun ülkelerin dış ticaret dengesine etkisini araştırmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; döviz kuru oluşumu, rejimleri, devalüasyon kavramı ve devalüasyonun etkileri açıklanmıştır. İkinci bölümde ticaret savaşlarının kur savaşlarına dönüşümü, rekabetin kur boyutu, kur savaşları olgusu ve tarihçesi ayrıca kur savaşlarının etkileri açıklanmıştır. Bu bağlamda 9 Asya ülkesi ele alınmış, 1994-2018 yılları arasındaki yıllık ekonomik veriler kullanılmıştır. Panel veri analizi yöntemi ile devalüasyonun dış ticaret dengesine olan etkileri incelenmiştir.

Asya ülkeleriDenge döviz kuruDevalüasyon+7
Fadime Saçar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yol bağımlılığı modeline göre dijital dönüşüm anlayışıyla şekillenen süreç yönetimi

Çağımızın en büyük sorunlarından olan teknolojik yeniliklere ve dijitalleşmeye adaptasyon süreci, tüm dünyayı etkisi altına almış olan Covid-19 pandemisi ile önemini bir kez daha ortaya koymuştur ve bizlere gelecekten mesajlar vermiştir. Pandemi süreci, her sektördeki işletmeler açısından yönetim, üretim ve organizasyonel süreçlerde değişikliklere neden olmuştur. Araştırma konusu edinilmiş ve bir toplumun can damarı olan eğitim sektörü de teknoloji temelli uzaktan eğitim yöntemiyle, pandemi sürecinde en hızlı ve köklü değişim yaşayan sektör olmuştur. Covid-19 pandemisinin, yol bağımlılığı teorisine göre tahmin edilemez bir küresel şok ve felaket olduğu kabul edilmiştir. Bahsedilen bağlamda, özel eğitim kurumlarının pandemi sürecinde yaşadıkları dijital eğitime uyumları araştırılacaktır. Araştırmanın amacı, yüksek süratle ve sürekli olarak değişen, yenilenen dünyada süreç yönetiminin değerini, kanıtlanmış yöntemlerle ortaya koymaktır. Eğitim sektöründe kar amacı güden, özel eğitim kurumlarının, yol bağımlılığı teorisine göre, kırılma noktası olan Covid-19 pandemisi boyunca, kurum içi gerçekleştirilen süreç yönetimi değişikliklerine uyum sağlayıp sağlayamama durumları, dijitalin kullanıldığı bu süreçlerin verimli ve kalıcı olup olmama durumları, yol bağımlılığı teorisi çerçevesinde araştırılacaktır.

COVID 19EğitimEğitim kurumları+5
Yeşim Korkmaz
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kargo şirketlerinin drone teknolojisi kullanımlarına yönelik hazırlık stratejileri

Globalleşen dünyada etkili olan lojistik sektörü ile mal ve hizmetlerin dünyanın belirli bir yerinde daha uygun fiyata tasarlanıp, başka bir yerinde üretimi yapılıp, ihtiyacı olan diğer bölgelere ulaştırılması kolay hale gelmiştir. Küresel rekabetin giderek arttığı bu ortamda ise işletmeler, maliyetleri düşürme ve müşteri memnuniyeti sağlayarak rekabet üstünlüğünü elde etme konusunda yeni yöntemler aramaya başlamıştır. Geçmişten günümüze kadar yaşanan bu süreçte insanların üretim ve tüketim ihtiyaçlarının, yaşanan teknolojik gelişmelerle arttığını ve bu duruma paralel bir şekilde lojistik alanının bir parçası olan kargo taşımacılık sektörünün de büyük bir yol kat ederek geliştiğini görmemiz mümkün olmuştur. Hava, kara ve deniz taşıma çeşitlerinden herhangi biriyle her tür yükü dünyanın dört bir yerine ulaştıran kargo taşımacılığı sektörü teknolojiden en iyi şekilde yararlanarak ve aynı zamanda teknolojinin gelişmesine de katkı sağlayarak dünya ekonomisindeki yerini almıştır. Teknolojinin gelişimini alanına olumlu yönde yansıtan kargo taşımacılık sektörü; yeşil kargo taşımacılığı, taşıma maliyetlerinin düşürülmesi ve verimli zaman kullanımlarına yönelik gelişmeler elde etmek ve müşteri memnuniyeti sağlamak amacıyla minimum maliyet ile maksimum faydayı elde etmeye olanak sağlayan drone teknolojisi faaliyetlerine Dünya çapında uygulamaya geçirmiştir. Bu çalışma drone teknolojisi ile ilgili faaliyetlerin ülkemizdeki kargo taşımacılık sektöründe yer alan işletmeler tarafından sektöre ne şekilde entegre edildiğini, ne durumda olduğunu ve nasıl bir süreç izlediğini kargo şirketlerinde görev alan belirli kişilerle görüşme sonucunda irdelenmiştir. Nitel çalışma yapılmış olup, durum çalışması (örnek olay) incelemesi ve yapılandırılmamış mülakat tekniği kullanılmıştır. Görüşme sonucu toplanan veriler örnek olaylara çevrilmiş ve durum çalışması yönteminde yer alan bütüncül çoklu durum deseni çerçevesinde birbirleriyle karşılaştırılarak sonuç ve önerilere ulaşılmıştır.

DroneKargoKargo hizmetleri+5
İbrahim Enes Ünlü
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankacılığı hizmetlerinde Blockchain teknolojisini uygulama olanağı: Türkiye örneği

Finansal hizmetler sektöründe global anlamda hızla gelişmekte olan Blockchain teknolojisi, Türkiye'de kurulan katılım bankalarının potansiyel kullanım alanlarının keşfedilip yeniden incelenmesine sebep olmaktadır. Blockchain teknolojisi, Türkiye'de bulunan katılım bankalarına hizmetlerini iyileştirme ve verimliliklerini artırma fırsatları sunar ve bu da tüm bankacılık sistemini olumlu yönde etkilemeyi amaçlamaktadır. Türk katılım bankaları, müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasından temel ve ileri bankacılık hizmetlerinin sağlanmasına kadar ki süreçte önemli bir rol oynadığından, Türkiye'deki finansal yapının hayati bir parçası konumundadır. Modern teknolojik problemler ve tüketici davranışındaki değişiklikler karşısında Türk katılım bankaları, müşteri deneyimini iyileştirerek bankacılık faaliyetlerindeki şeffaflığı ve güvenliği artırmak için yenilikçi teknolojileri keşfetmeye çalışmaktadır. Blockchain teknolojisi bu bağlamda finansal işlemleri ve hassas bilgilerin kaydedilmesini sağlayıp, uyguladığı güvenilir sistem sayesinde bu ihtiyaçları karşılamayı amaçlamaktadır. İşlem geçmişi, katılımcı makinelerden oluşan bir ağ boyunca dağıtılır ve bu da kurcalamayı zorlaştırmaktadır. Blokchain teknolojisi ayrıca, belirli koşullar oluştuğunda alım satım işlemlerini yürütmek üzere programlanmış otomatik yazılım programları olan akıllı sözleşmelerin yürütülmesine de önayak olmaktadır. Katılım bankalarının hizmetleri Türk bankacılık sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğundan bu araştırmanın motivasyonunu oluşturan ana neden, Türkiye'deki katılım bankalarının hizmetlerinde Blockchain teknolojisinin uygulanma olasılığını incelemektir. Çalışmada Blockchain ve katılım bankaları hakkında çok sayıda araştırmanın, telefon görüşmesinin, tartışmanın ve e-postanın incelenmesi sonrasında bir veri seti elde edilmiştir. Elde edilen verilerde, katılım bankalarının hizmetlerinde bahsi geçen teknolojinin uygulanması, kullanımına engel teşkil edip yaygınlaşmasını hızlandıramayan sebepler gibi problematikler irdelenmiştir. İncelenen bir dizi cevap, varılan fikir ve araştırılan olgu sonucunda, katılım bankalarının hizmetlerinde Blockchain teknolojisinin kullanılma olasılığını aydınlatan bir dizi sonuç elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Blockchain Teknolojisi, Katılım Bankaları, Fon, Bitcoin, Katılım Bankacılığı Hizmetleri

Halıd Jasım
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Government incentives and export performance relation: A meta-analytic review

Ülkeler ihtiyaç duydukları ürünlerin ve hizmetlerin satınalınması için döviz ihtiyacı duymaktadır. Bu döviz ihtiyacının karşılanması için en önemli gelir kaynağı ülkelerin ulusal ihracatı olarak görülmektedir. Bütün ülkeler ihracat rakamlarını arttırmak, ithalat rakamlarını ise azaltarak dış ticaret fazlası yaratmayı hedeflemektedir ve bu yönde dış ticaret politikalarını oluşturmaktadır. Ülkelerin ihracat rakamlarını arttırması o ülke içindeki firmaların daha çok mal ihraç etmesi yada yeni firmaların da ihracata başlaması ile mümkün olabilmektedir. Bu doğrultuda ülkeler, ihracat yapmak isteyen firmalarını desteklemek için teşvik programları uygulamaktadır. Uygulanan teşvik programlarının, firmaların ihracat performansları üzerine etkisi, literatürde çok miktarda çalışmaya konu olmuştur. Araştırmacılar çalışmalarında, hem şirketlerin takip etmesi gereken sonuçları öneri olarak ortaya koyarken hem de yetkililer için yol gösterici politikaları önermektediler. Bu çalışma bir meta-analiz analiz çalışmasıdır. Çalışmanın çerçevesi Türkiye'de sunulan ihracat teşviklerinin, firmaların ihracat performansı üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Daha çok teşvik adeti ve daha çok firma performansı verileri birleştirilerek, daha genel ve daha bütünleştirici sonuçlara ulaşmak hedeflenmektedir. Bu meta-analiz çalışmamız, ihracat teşvikleri ile firma performansları arasında yapılan çalışmalarda sadece korelasyon değerlerine ulaşılabilen araştırmaları içermektedir. Bu doğrultuda meta-analiz çalışmamız 22 ayrı çalışma, 50 korelasyon ve 5316 şirket verisini kapsamaktadır. Uluslararası pazarlama alanında göreceli olarak az kullanılan meta analiz yöntemiyle, daha önceden pekçok kere benzer kurgularla test edilmiş ihracat performansı alanındaki verinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Meta-analiz çalışmamız sonucunda ihracat teşvikleri ile firmaların finansal ihracat performansları, finansal olmayan ihracat performansları ve toplam ihracat performansları arasında çok güçlü bağlantılar bulunmuştur. Teşvik çeşitleri ile firmaların ihracat performansları arasındaki bağlantılar da ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu meta-analiz çalışması gibi çalışmaların yapılarak uluslararası pazarlarda yaratılan ihracat bilgisinin bütünleştirilmesi faydalı ve etkin olacaktır. Anahtar Kelimeler: İhracat Teşvikleri, Devlet Teşvikleri, Devlet Destekleri, Sübvansiyonlar, İhracat Performansı.

Devlet desteğiDevlet yardımıMeta analizi+4
Onur Altun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Dış ticarette kullanılan ödeme ve teslim şekilleri arasındaki ilişki: 2005-20019 dönemleri Türkiye örneği

One of the most important factors in the globalization of the world is the development and evolution of the economy in the world history. The economy has gained an international dimension from the primitive times to the time, due to both the changes in the social life and the changes that technology has reached today. Countries today interact with each other in almost all fields, especially the economy, like never before. The main purpose of the economic activities in the globalizing world is to increase the level of welfare. In order to improve the welfare level, various economic activities are carried out both on an individual basis and among countries. In these activities called import and export, it is quite possible to encounter various problems. Investigation of the factors determined by the buyer or the seller in the delivery and payment method, while keeping the foreground in choosing the delivery and payment method is an important factor in eliminating the complexity that may arise in the future. In addition, it is important for companies that import and export to know the risk and obligations of the delivery modes, as an unconscious or incorrectly chosen delivery method can cause damage to an enterprise that wants to make a profit. Likewise, companies will gain an advantage by choosing the right form of payment. In this study, changes according to the year of Turkey's imports and exports between the 2005-2019 period, the group of countries and their share in total imports and exports of the sector are discussed in detail. Finally, the main purpose of the study, the change of payment and delivery forms over the years, was examined in detail using secondary data sources and whether or not there is any relationship between the payment and delivery forms used in international trade was tried to be determined with the help of correlation. When we look at other studies, it is seen that the relationship between payment and delivery types is not sufficiently examined. For this reason, it has been tried to determine which delivery method used by import and export companies in international trade with which payment method. In the study, literature review and data analysis were done. Delivery methods were tried to be explained in detail by using INCOTERMS brochures published by ICC. They also benefit from the data tables that are created and interpreted by the Turkish Statistical Institute As a result of the analysis, it was revealed that there was a positive relationship between some forms of delivery and some forms of payment, while others had a negative relationship such as, For example, it was determined that there is a positive relationship between the most preferred FOB delivery type in export between 2005-2019 and the Cash against Documents and Letter of Credit payment method. Keywords: Foreign Trade, Export, Import, Payment Methods, Delivery Methods

Delivery methodsInternational tradeTerms of payment+2
Muhammet Dağdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Almanya'da yaşayan Türklerin husumet algısı ve husumetin tüketim üzerindeki rolü: Kuşaklar bazında bir karşılaştırma

Since the consumer animosity concept firstly defined by Klein et al. (1998), the majority of research focused on the attitudes of the members of a country towards the products of another country; but a limited number of research examined the impact of consumer animosity among the ethnic groups within a country. With the purpose of filling the abovementioned gaps in the literature, the aim of this research is to explore the nature of animosity of a minority group living in a multi-cultural country towards native people of the country, in terms of consumption behavior. In this frame, this research explores the nature of animosity construct to German Turks consumers' attitudes towards German products in the context of generational comparison. To conduct this investigation, the data were collected in the form of the in-depth interviews with the 42 German Turks living in Berlin, the city with the highest ratio of Turkish immigrants. Research findings demonstrates that the generation is negatively associated with animosity and the third-generation of German Turks harbours cultural animosity towards Germans which has a low impact on consumption of German products.

GermanyEnmityTurkish diaspora+4
Pınar Bağdatlıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Avrupa Birliğinde yeni korumacı eğilim

Protectionism is as old as the history of trade. Even during the most liberal periods protectionist tendencies continued not only in the form of conventional measures such as customs duties, but also as non-tariff barriers. Recently a new rise in protectionist tendencies at global scale is referred to as "New Protectionism". This new wave of protectionism is characterized by both differentiation of tools, practices etc. which restrict the foreign trade, and by rise in their number. To further complicate this scene, a considerable amount of protectionist practices is referred to as "invisible". Invisible protectionist tools are made up in order to bypass the global trade liberalization measures set by GATT/WTO. Besides, the most recent political conflicts contributed to this new wave of protectionism. The main purpose of this study is to question what is "new" in the recent rise of protectionism, with particular focus on the EU's foreign trade. The case of EU as the champion of trade liberalization at regional level, draws particular attention as it seems to shift towards protectionism. This trend in EU's foreign trade especially gained momentum with two major milestones, namely 2008-2009 global crisis and the so-called "Trade Wars". This latter, although seems to take place principally between the US and China, has deeply affected EU's foreign trade policies and the free trade ideology. The study focuses on the EU's protectionist practices with particular reference to the rise in non-tariff barriers from 2009 onwards. The analysis is based on a literature review and data data analysis. The literature review is based on in English- and Turkish-language sources. Most of the data on non-tariff barriers applied by the EU are taken from Global Trade Alert and UNCTAD. Besides, details of practices such as anti-dumping and countervailing measures are based on the annual reports issued by the European Commission. Departing from the relevant data, analyses are done on the basis of mostly-used protectionist measures, mostly-protected sectors, mostly-affected countries by EU's new protectionism etc. Upon this analysis, it is concluded that contrary to its founding principles shaped by free trade, EU has been shifting towards an ever more protectionist position, especially throughout the las decade.

European UnionProtectionismProtectionism policies+2
Süleyman Akman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Zeytinyağı ihracat pazarlamasında bir model olarak kooperatifler; Karaburun Yarımadasında vaka çalışması

Recent developments of globalisation urge many small producers to come together and work collaboratively in order to achieve sustainable success at their working field. Small olive oil producers also face with tough competition conditions against to major players of the sector and this situation oblige them for innovative and effective challenges. At this point, although the long historical background of olive and olive oil production and specific type of olive fruit which is called "hurma" or "furma" in Karaburun Peninsula still there has not been an international olive oil brand. Wrong harvesting techniques; old population; irrigation problems due the land structure; insufficient knowledge of pruning, fertilizing and agricultural spraying; wrong storing conditions, long duration of the olive oil production process especially keeping olives in sacks till to milling facility; insufficient branding activities; unsatisfying performance of the cooperatives constitute obstacles in front of creating an export branding of olive oil in Karaburun District. Purpose of this study is to investigate the relationships between export marketing efforts and cooperative performance to create an export brand of olive oil in Karaburun Peninsula. Keywords: Olive Oil, Karaburun, Cooperatives, Export Marketing, Branding.

Karaburun peninsulaCooperativesMarketing+4
Deniz Burcu Mıhladız
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Latin Amerika ülkelerinde doğrudan yabancı yatırım belirleyicileri

In this study, foreign direct investments, which are one of the most important phenomenon shaping the world economy in the last 20 years, are examined. In this study, the datas of Argentina Bolivia Brazil Chile Colombia Ecuador Paraguay Peru Uruguay Venezuela were examined. The most important reason for the selection of Latin American countries is that these countries have great potential both in terms of labor and natural resources, and limited number of studies have been conducted in the literature. The study includes datas between 2010 and 2017. In this study, the determinants affecting the flow levels and stock levels of foreign direct investments GDP, GDPper capita, inflation, trade openness were tested by using Panel Data Analsys models. The results of the study indicated that the most important determinant was trade openness.

Foreign direct investmentsLatin AmericaLatin American countries+2
Onur Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye-Çin arasındaki dış ticaret: Türk firmalarının Çin'de nasıl iş yaptıklarına ilişkin bir araştırma

In the globalizing world, trade is one of the most important tools that countries use to build relationships with each other. From this point of view, it is important to examine the commercial relations in detail in order to understand the position of Turkey in the world. The studies, conducted in order to examine the trade dynamics of the countries with important economies in the world in terms of economic relations, and the studies conducted for the purpose of development of Turkey, make great contributions. For this reason, there are many academic studies in which Turkish commercial relations are examined in detail. In the study, it will examine trade relations between China and Turkey. In this respect, the economic development stages of the People's Republic of China were discussed in detail. In the first part of the study, the economic development of the People's Republic of China through the economic models it has been using since its foundation has been examined. In order to make the economic developments more comprehensible, the political processes that prepared the basis for the preference of the economic models examined are also detailed in the first chapter. After a detailed examination of the economic structure of the People's Republic of China, the Chinese economy was evaluated in terms of trade relations. For this purpose, the position of the business structure and commercial activities of the People's Republic of China in world trade has been examined. In addition, in order to understand the foreign trade dynamics of the country, import and export preferences were also analyzed and their relations with the economic communities in the world were elaborated. Turkey's economic structure in a similar manner after the analysis of the Chinese economy has also been analyzed in detail. The commercial relation between Turkey and China is intended to be clearer with the information obtained as a result of detailed reviews. In the last section, statistical analyzes were made by using the data obtained from surveys conducted with Turkish firms in China. These surveys reveal the experience of Turkish firms in trading with Chinese companies. The information gathered from this study will not only shed light on the development of the commercial relations of Turkish firms engaged in trade with China, but also will be a source for Turkish companies wishing to trade with China. Academically, the study provides detailed information in order to strengthen Turkish economic position in the world.

FirmsTradeTurkish-China relations+3
Merve İlem Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişkide psikolojik rahatlığın aracı rolü

Bu çalışma, örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik türleri ile psikolojik rahatlığın öğretilerini birlikte incelemeye yönelik olarak nicel yöntemler kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı, "örgüt" bağlamı içerisinde önemli bir konumda olan örgütsel iletişimdeki sessizlik türlerinin, örgüt içindeki çalışanlarda psikolojik rahatlık ile bağlantılı olarak ortaya çıkan sonuçlarını bilimsel yöntemler ile sunmaktır. Bu amaç kapsamında, çalışma özel bir bankada 351 adet çalışanın katılımcı olarak katılması ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, bu üç kavramın birlikte kullanılması ve özel bir bankada çalışan katılımcılara uygulanması sonucunda elde edilen istatiksel verinin yorumlanması ile literatüre zengin ve özgün bir kaynak olarak sunulmuştur. Analiz sırasında kullanılan değişkenler ile ana ve alt hipotezler oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda, psikolojik rahatlık tutumunun, örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik tutumları arasında aracı bir rolü olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre, çalışana, yöneticiye ve sisteme yönelik önerilerde bulunularak, psikolojik rahatlık kavramının örgütsel iletişim ve örgütsel sessizlik arasındaki önemine vurgu yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Banka çalışanlarıBankalarPsikolojik güvenlik+2
Fatih Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve dijital pazarlamanın ağızdan ağıza iletişim yolu ile e-ticaret platformları üzerindeki etkileri: Malatya ilindeki lisans öğrencileri üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı internet tabanlı teknolojilerin önem kazanması ile beraber sosyal medyayı kullanan geniş kitlelerin ve online pazaryerlerinin, sosyal medya araçları ile gerçekleştirdikleri iletişim faaliyetlerin ve dijital pazarlama araçlarının ağızdan ağıza iletişim yoluyla online satışları nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Sosyal medya ve dijital pazarlama aktiviteleri kapsamında etkileşim, bilgisellik, kişiselleştirme ve trend olma boyutları belirlenmiş ve bu boyutların E-Ticaret hacmi üzerinde pozitif bir etkiye sahip olup olmadığını araştırılmıştır. Bu amaçla ortaya konulan bu çalışma geçmiş araştırmalardan hareketle gelecekteki çalışmalara ışık tutması için teorileri ve kavramları sentezlemektedir. Araştırma, Malatya ilinde bulunan üniversitelerde lisans eğitimi gören ve aynı zamanda Türkiye'de faaliyet gösteren ve büyük hacimli E-Ticaret platformlarından biri olan Hepsiburada'dan son bir yıl içerisinde alışveriş yapmış öğrenciler üzerinde, Yadav ve Rahman tarafından geliştirilen, Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri ölçeği kullanılarak hazırlanmış, üçer soruluk beş değişkenli anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ile yapılan analizler sonucunda ölçeğe ait trend olma, etkileşim, bilgisellik, kişiselleştirme değişkenlerinin ağızdan ağıza iletişim değişkeni üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Dolayısı ile markanın sosyal medya sayfalarının ve dijital pazarlama aktivitelerinin, etkileşimli bir ortam sunması, bilgisellik anlamında kesin ve kapsamlı bilgi sunması, içeriklerini tüketiciye yönelik özelleştirilmesi ve içeriklerinin güncel trendlerden oluşması ve bunların sonucu olarak ağızdan ağıza iletişimi tetiklemesi E-Ticaret üzerinde pozitif etkiler ortaya çıkarmıştır.

Ağızdan ağıza iletişimAğızdan ağıza pazarlamaElektronik pazarlama+7
Damla Çöğür
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

En az gelişmiş ülkelerde işgücü verimliliği, ihracat ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi

Temelleri 1964 yılında atılan ve asıl amacı seçili ülke grubunun sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyle beraber temel yapısal sorunların üstesinden gelmesi olan en az gelişmiş ülkeler (EAGÜ), başta Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Birleşmiş Milletler (UN) olmak üzere hem teknik hem de maddi desteğe erişim imkânına sahiptir. Yapısal sorunların başında gelen ihracatta bir veya birkaç ürüne bağımlılık, düşük ekonomik büyüme ve düşük iş gücü verimliliği bu çalışmanın ortaya çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmada, 2021 yılı itibariyle 46 ülkenin yer aldığı ülke grubundan 1991-2021 yılları arasında verileri eksiksiz olan 24 ülkede ihracat ve iş gücü verimliliğindeki değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenmiş ve ihracata dayalı ekonomik büyüme modeli test edilmiştir. Verilerin analiz edilebilmesi için panel veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede öncelikle panelin yatay kesit bağımlılığı içerip içermediğinin belirlenebilmesi için Peseran (2004) LM, Peseran (2008) LMadj ve CDLM testleri yapılmıştır. Panelin yatay kesit bağımlığı içermesinin ardından Peseran ve Yamagato'nun (2008) Slope Homogenity testi uygulanmış ve panelin heterojen bir yapıda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Birim kök testi olarak Reese ve Westerlund'un (2016) geliştirmiş olduğu PANICCA birim kök testi uygulanarak durağan hale gelen panelin uzun zamanda beraber hareket edip etmediğinin öğrenilebilmesi adına Durbin Hausman (2008) eşbütünleşme testi yapılmıştır. Panelin uzun zamanda beraber hareket ettiğinin belirlenmesinin üzerine Dumitrescu ve Hurlin (2012) Granger Panel Nedensellik testi yapılmıştır. Bu test neticesinde, çalışmada kullanılan değişkenlerden yalnızda ekonomik büyümeden iş gücü verimliliğine doğru tek taraflı bir ilişki gözlemlenmiştir. Ancak ihracat ile ekonomik büyüme ve ihracat ile iş gücü verimliliği arasında nedensellik ilişkisine rastlanmamıştır. Bu sonuçlar altında incelenen 24 ülke için ihracata dayalı ekonomik büyüme modelini uygulamanın rasyonel olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

AzgelişmişlikEkonomik büyümeGelişmekte olan ülkeler+3
Emre Özsalman
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin inovatif performanslarının ihracat performansına etkisi: Bir alan çalışması

İnovasyon kavramı son dönemlerde akademi ve iş çevrelerinde sıkça sözü edilen kavramlar arasında bulunmaktadır. Dünya ticaretinin gün geçtikçe küresel bir hal alması, yeni birçok pazarın ortaya çıkmasıyla birlikte ihracatçı işletmeler arasında da rekabetin artmasına neden olmaktadır. İhracatçı işletmelerin değişen dünya koşulları karşısında ayakta kalabilmeleri ancak kendilerini geliştirebilmeleriyle mümkündür. Bu nedenle ihracatçı işletmeler performanslarını arttırabilmek adına inovasyon uygulamalarına yönelmeye ve işletmelerini inovatif hale getirebilmek için çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu kapsamda mevcut çalışmanın amacı işletmelerin ürün, süreç, pazarlama, organizasyonel, yönetim ve stratejik inovasyonlarının ihracat performansı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Bu amaca yönelik de Kayseri ilindeki sanayi işletmeleri üzerinde ihracatçı işletmelerin inovatif yönlerini ele alan bir alan araştırması yapılmıştır. Sonuçlar pazarlama inovasyonu dışında bütün inovasyon türlerinin ihracat performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisini ortaya koymuştur.

Performansİhracatİnovasyon+2
Meliha Elif Güven
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin ihracat performansları üzerine bir araştırma: Malatya ili örneği

Çalışmanın amacı ihracatçı KOBİ'lerin ihracat performansları üzerinde firma özelliklerinin ve üst düzey yöneticilerin demografik ve sosyal özelliklerinin etkisini incelemektir. Bu kapsamda Malatya ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler üzerinde alan araştırması yöntemi kullanılarak anket tekniği ile yüz yüze görüşmeler yoluyla veriler elde edilmiştir. Çalışmada firma özellikleri işletmenin kuruluş yılı, AR-GE faaliyeti, ihraç ettiği ürün, ihracat yapılan ülke sayısı ve faaliyet konusu kapsamında incelenmiştir. Yöneticinin demografik özellikleride yöneticinin görev süresi, yaşı, yabancı dil bilgisi ve eğitim seviyesi kapsamında değerlendirilmiştir. Üst düzey yöneticinin sosyal özellikleri ise sosyal sermaye düzeyi, sosyal ağ ilişkileri, küresel yönlülük ve girişimcilik eğilimi bağlamında incelenmiştir. Bu araştırmanın teorik altyapısı oluturulurken temel olarak kullandığımız kuramlar ise; Kaynak Temelli Yaklaşım, Üst Kademeler Yaklaşımı ve Sosyal Ağ Yaklaşımı'dır. Çalışma Malatya Sanayi ve Ticaret Odası'ndan bilgileri alınan KOBİ niteliği taşıyan 105 ihracatçı firma üzerinde anket yöntemiyle 01 Nisan-01 Haziran 2020 tarihleri arasında veri toplanarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veriler üzerinde çeşitli istatistiki analizler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda genel literatürün aksine firma özelliklerinin genel olarak (işletmenin yaşı, teknoloji düzeyi, ihracat deneyimi, fuarlara katılım düzeyi ve ihracat yapılan ülke sayısı) ihracat performansı üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Bu durum literatürde kurumsal eşbiçimcilik olarak açıklanmaktadır. Yönetici özelliklerinden ise yöneticinin yaşı, yurt içi fuar sayısı, yurt dışı eğitim ve seyahat deneyimi, sosyal sermaye düzeyi ve sosyal ağ ilişkilerinin ihracat performansı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, mevcut çalışma sonuçları ile işletmelerinde ihracat performans düzeyini artırmayı planlayan yöneticiler için önemli değerlendirmeler yapılmıştır.

Firma performansıFirmalarPerformans+5
Mehmet Ergeç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda uygulanan elektronik tahkim: Dünyadaki uygulamalar ve Türkiye için öneriler

Kişiler arasında herhangi bir uyuşmazlık çıktığında uyuşmazlığın çözümü için asli ve genel olarak başvurulan yol devlet yargısı/mahkemelerdir. Aşırı iş yükü, hakimlerin konunun uzmanı olmaması vb. nedenlerle mahkemelerde yargılamaların uzun sürmesinden dolayı uyuşmzazlıkların çözümü için başvurulan yol tahkimdir. Tahkim özellikle milletlerarası ticari uyuşmazlıklarda Dünya'da ve Türkiye'de sık başvurulan bir yoldur. Ancak milletlerarası ticari uyuşmazlıklarda uyuşmazlık konusunun karmaşıklaşması, tarafların birden fazla olması vb. nedenler tahkim yargılamasının da uzamasına neden olmuştur. İnternetin ve teknolojinin gelişmesi tahkimde yeniliklere neden olmuş, posta ve kararlar elektronik yollarla iletilmeye, duruşmalar tele-konferans yöntemiyle yapılmaya başlamıştır. Böylece uyuşmazlığın çözümü amacıyla klasik tahkim yerini elektronik tahkime bırakmıştır. Çalışmamızın konusu Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklarda Uygulanan Elektronik Tahkim olup, üç bölümde incelenecektir. Birinci bölümde kavramsal olarak tahkimden bahsedilmiş ve tahkimin türleri ele alınmıştır. İkinci bölümde ise genel olarak elektronik tahkim uygulamasına değinilmiş ve Dünya'da elektronik tahkim uygulaması olan kurumsal tahkim merkezlerinin kuralları açıklanmıştır. Yine aynı bölümde elektronik alternatif uyuşmazlık çözümleri kısaca ele alınmış ve elektronik tahkimin tercih edilme sebepleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise elektronik tahkime özgü sorunlardan, elektronik tahkimin Türkiye'de uygulanabilirliğinden bahsedilmiştir. Son kısımda ise elektronik tahkimin Türkiye'de uygulanıp geliştirilebilmesi için önerilerde bulunarak çalışma tamamlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Elektronik tahkim, uluslararası ticari uyuşmazlıklar, elektronik alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri

Elektronik tahkimElektronik ticaretTahkim+3
Enez Ortacalar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'nin ihracat performansı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, doğrudan yabancı yatırım girişlerinin Türkiye'nin ihracat performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bunu ortaya koyabilmek amacıyla bağımsız değişkenler olarak doğrudan yabancı yatırımlar, sanayi üretim endeksi, üretici fiyat endeksi, reel döviz kuru ve ticari kredi faiz oranları kullanılmıştır. Çalışmada 2005/1-2018/7 dönemine ait aylık veriler kullanılmıştır. Merkez Bankası EVDS ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) resmi kaynaklarından elde edilen veriler Autoregressive Distributed Lag (ARDL) sınır testi yaklaşımıyla test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, serilerin eş bütünleşik olduğu tespit edilmiştir, yani seriler uzun donemde birlikte hareket etmektedir. Elde edilen ampirik bulgulara göre, gerek uzun dönemde gerekse kısa dönemde doğrudan yabancı yatırım girişlerinin ihracat üzerindeki etkisinin pozitif ve istatistiki olarak %5 anlamlılık düzeyinde olduğu görülmüştür.

ARDL Sınır TestiDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomi politikaları+4
Ayşe Seha Akman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel pazarlarda milli markanın yaratılması ve Azerbaycan örneği

21. yüzyılda endüstrileşme ülkelerin ekonomik özgürlüğü ve istikrarlılığı için bazen yeterli olamamaktadır. Ülkelerin ihraç ettikleri ürün veya hizmetlerin yüksek teknolojili ve özel tasarlanmış olması bazen yeteri kadar rekabet gücü sağlayabilmemektedir. Bu aşamada devletlerin milli markalaşaması ülkelerin kendi imajlarını, marka değerlerini artıracağı gibi, ülke menşeli markalı ürün ve hizmetlerinin de ek katma değer kazanmasına yardımcı olacaktır. Dolaylı olarak katma değerli ihracat ürünleri artacağı için ülkenin ekonomik özgürlüğü ve ekonomik istikrarlığı olumlu yönde etkilenmiş olucak. Nitekim milli markalaşma Azerbaycan gibi gelişmekte olan devletler için rekabet gücü oluşturan faktörlerdendir. Ülke markalarının güçlenmesi, katma değer yaratabilir hale gelmesi üretim maliyetlerin düşürülmesine ve istihdamın artmasına, ekonominin büyümesine yardımçı olabilmektedir. 2016 yılında Azerbaycan yetkilileri milli markalaşmanın önemine varmış ve süreci başlatmıştır. Tez çalışmasında Azerbaycan`ın markalaşma süreci detaylı şekilde incelenmiştir.

AzerbaycanKüresel konumlandırma sistemleriKüresel üretim ağları+5
Adil Hüseynov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ve otomotiv endüstrisi: Bursa ili swot analizi ile değerlendirilmesi

Yüzyıllar boyunca üretim tekniklerinin gelişimi ile birlikte önce tarımda, ardından sanayide önemli dönüşüm süreçleri yaşanmıştır. Bugün geldiğimiz nokta ise son sanayi devrimi olarak bilinen Endüstri 4.0'dır. Bu kavram, ilk kez 2011 yılında Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenen fuarda gündeme gelmiş ve o günden günümüze kadar birçok yeniliğin öncüsü olmuştur. Başta gelişmekte olmak üzere tüm ülkeler, dünyada rekabet ortamında bulunabilmesi ve büyüyebilmesi için Endüstri 4.0'ın dizayn ettiği bu sürece entegre olmak durumundadır. Zira verimlilik, üretkenlik, kalite artışı, maliyet avantajı, hız gibi bir çok önemli faktöre pozitif etki eden bu teknolojilere geçiş olmadığı taktirde rekabet avantajı kaybedilecek ve düşüş süreci başlayacaktır. v Başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok faaliyet alanında devam eden bu sürece entegrasyon çeşitli koşullardan ötürü beklenen hızda gerçekleşememektedir. Bu çalışmada da Bursa otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların Endüstri 4.0 ile ilgili mevcut durumları görüşme yapılarak ve SWOT analizi uygulanarak ele alınmıştır. Elde edilen sonuç neticesinde, firmaların Endüstri 4.0 sürecine bilgi açısından haiz olmalarına karşın uygulamada henüz Endüstri 3 seviyelerinde oldukları, Endüstri 4.0 teknolojilerine ise adapte olmaya çalıştıkları saptanmıştır.

BursaEndüstri 4.0Otomotiv+2
Yunus Emre Sürmen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette lojistik köyler: Türkiye örneği

Yakınlaşan dünya ekonomileri beraberinde, ülkelerarası ilişkilerin artması, üretim, tüketim ve uluslararası ticaretin artması sonucunu getirmiştir. Bu nedenle uluslararası ticaret ile etkileşim halinde olan lojistik faaliyetler gelişim göstermiş; ticaretin merkezi halinde olan lojistik köyler dünyada ve dolayısıyla Avrupa ile Türkiye'de kurulmaya başlamıştır. Coğrafi konumu itibariyle avantajlı durumda olan Türkiye; Avrupa, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri arasında köprü görevi görmekte, üç kıtanın lojistik üssü olmayı hedeflemektedir. 2023'te 500 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı amaçlayan Türkiye, bu hedefine hız kazandırmada aracı olacak 21 lojistik köy projesi ile karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Uluslararası Ticarette Lojistik Köyler kapsamında Türkiye'de projesi hazırlanmış bazı lojistik köyler incelemeye alınmış, mevcut durum ile olması gereken üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada lojistik kavramı detaylı bir şekilde incelenmiş, Avrupa'daki bazı lojistik köyler mercek altına alınmıştır. Bunların yanında, uluslararası ticarette lojistik köylerin önemi ortaya konulmuş, lojistik köylerin bir nevi ticaret ağı olduğu açıklanmış, lojistik köylerin hem bölgesel hem ulusal hem de uluslararası etkisi üzerinde durulmuştur. Böylece lojistik köylerin Türkiye'nin dış ticaretini artırmada önemli bir rol oynayacağı sonucuna varılmıştır.

LojistikLojistik köyTaşımacılık+3
Özlem Göleç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye doğal taş endüstrisinde uluslararası rekabet gücünün incelemesi

Dünya ticaret hacmini artması, iletişim kanallarının etkinleşmesi, lojistik imkanların gelişmesi ve sanayi devrimleriyle artan üretim hacmi ülkelerin birbirleriyle olan rekabet şartlarını çetin bir düzeye getirmiştir. İkinci dünya savaşından sonra kurulan Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar uluslararası ticaretin serbestleşmesi çabasında olsa da makro açıdan rekabet gücünü elde edebilmek için ülkeler uyguladıkları politikalarla ihracatlarını artırma ithalatlarını ise kısıtlama eğilimindedirler. Ülkeler uluslararası rekabette başarılı olmak ve pazar paylarını artırmak için çeşitli politika kararları almakta ve alınan bu kararları kamu veya özel sektörde uygulamaktadır. Makro rekabet gücüne etki eden birçok parametre bulunmaktadır. Makro açıdan rekabet gücünü bazı uluslararası kuruluşlar hesaplama detaylarıyla birlikte yayınlamaktadır. Mikro açıdan ise işletmelerin veya endüstrilerin rekabet gücünü daha somut veriler ile açıklamak mümkündür. Mikro rekabet gücü açısından geliştirilen birçok endeks bulunmasına karşın Balassa tarafından yayınlanan ve sonrasında Vollrath tarafından geliştirilen "Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler" endeksi ve türevleri özellikle endüstriyel düzeyde rekabet gücünü açıklayabilen en etkin endekslerdir. Çalışmada bu endekslerin 2009 – 2018 yılları arasında doğal taş endüstrisinde uygulanmasıyla birlikte ülkemizin hangi doğal taşlarda avantaja veya dezavantaja sahip olunduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca doğal taş grubu hammadde ve mamul temelli olarak değerlendirilmiş olup katma değerin emek yoğun endüstrilerde dahi makro rekabet avantajına etkileri incelenmiştir. Ülkemiz hammadde avantajına sahip olduğu doğal taş gruplarında, hammadde ve mamul olarak yüksek bir rekabet gücüne sahiptir.

Doğal taşlarHammaddeRekabet+2
Eren Özoğuz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İhracat teşviklerinin etkinliği: İnegöl mobilya sanayi üzerine bir uygulama

Çalışma, uluslararasılaşma performansı için güdüleyici bir mekanizma olarak tasarlanan ülkemizdeki ihracat teşviklerinin etkinliğinin araştırılması amacını taşımaktadır. Araştırmada; ihracat teşviklerinin etkinliği, İnegöl mobilya sanayisinde faaliyette bulunan 11 adet imalatçı/ihracatçı işletme üzerinde nitel araştırma yöntemiyle sürdürülebilirlik problemi temasıyla ele alınmaktadır. Bu durum, işletmelerin kuruluştan itibaren dinamik bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. İhracat teşviklerinin ve yararlanıcı işletmelerin karmaşık yapısını çözmek, ihracat teşviklerinin etkinliği problemine yönelmede kritik bulunmaktadır. Karmaşık bir araştırma evrenini basitleştirmek için örneklemdeki işletmeler uluslararasılaşma modelleri bağlamında sınıflandırılmaktadır. Sınıflandırma; işletmelerin uluslararasılaşma süreci aşamaları, uluslararası piyasalarda uygulanan rekabet stratejisi, girişimci ve işletme üst yönetiminin uluslararası pazarlarda rakiplerine karşı benimsediği yaklaşımı, işletmelerin hedef pazar stratejilerinin niteliği, girişimci profilleri ve algılanan risk düzeylerinden oluşan ayırt edici özelliklerle diğer yardımcı faktörler vasıtasıyla sağlanmaktadır. İşletmelerin sınıflandırılmasından sonra, ihracat teşviklerinin etkinliği bu sınıflandırmalar bazında değerlendirilmektedir. Çalışmada, Türkiye'de Uygulanan İhracat Teşvikleri uluslararasılaşma süreçlerine paralel olarak incelenmektedir. Çalışmada; işletmelerin yararlandığı ihracat teşvikleri, bu teşviklerle ilgili girişimci algıları ile ihracat teşviki mekanizmasıyla ilgili girişimci önerileri bütüncül olarak değerlendirilmektedir. İşletmelerin sınıflandırılması yoluyla elde edilen bulgularla, ihracat teşviklerinin etkinliğiyle ilgili bulgularda sınıflandırmalar bazında benzeşiklik tespit edilmiştir. Uluslararasılaşma düzeyi arttıkça ihracat teşviklerinden yararlanma eğilimi de artmaktadır. Çalışmada ihracat teşviklerinin sunumunda uluslararası pazarlarda kalıcılık ve sürdürülebilirlik bağlamında problemler tespit edilerek öneriler geliştirilmiştir. Nihayetinde; ihracat teşvik mekanizmasının, ana konumu uluslararasılaşma modelleri bağlamında olmak üzere işletmelerin; uluslararasılaşma süreci aşamaları, uluslararası piyasalarda uygulanan rekabet stratejisi ile girişimci/üst yöneticilerin uluslararası pazarlarda rakiplerine karşı benimsediği yaklaşımı, işletmelerin hedef pazar stratejilerinin niteliği, girişimci profilleri ve algılanan risk düzeyleri vb. ayırt edici özellikler bağlamında faklılaşmak durumunda olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Bursa-İnegölEtkinlikMobilya+4
Ergün Tekin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00