Çankırı Karatekin Üniversitesi
Discipline

Çevre Sağlığı Anabilim Dalı

Çankırı Karatekin Üniversitesi

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

12 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Polikliniğine başvuran hastalarda asbest maruziyeti, sağlık okuryazarlığı ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARDA ASBEST MARUZİYETİ, SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE KAYGI DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ Karakaya G., Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Disiplinlerarası Çevre Sağlığı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2024. Amaç: Bu araştırmanın amacı, göğüs hastalıkları ve cerrahisi polikliniğine başvuran hastalarda asbest maruziyeti, sağlık okuryazarlığı ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma kesitsel olarak, Eylül 2023 ve Şubat 2024 tarihleri arasında, göğüs hastalıkları ve cerrahisi polikliniğine başvuran 141 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler kişisel bilgi formu, sağlık okuryazarlık ölçeği ve durumluk ve sürekli kaygı ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile ANOVA, Kruskal-Wallis H testi ve Mann-Whitney U testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların çoğunluğunun asbest maruziyet durumları hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kaygı düzeylerinin anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Sağlık okuryazarlık düzeylerinin orta seviyede olup, eğitim düzeyi arttıkça sağlık okuryazarlığın yükseldiği görülmüştür. Sağlık okuryazarlığı ile kaygı düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu, yüksek kaygının bireylerin sağlık bilgilerini anlamasını ve kullanma becerisini zorlaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, asbestin halk sağlığına yönelik ciddi riskler taşıdığı ve maruziyetin bireylerin kaygı düzeyini artırarak psikolojik sağlıklarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Ayrıca, sağlık okuryazarlığı ile kaygı arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

AsbestGöğüs hastalıklarıKaygı+1
Güllü Karakaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının belirlenmesi

Amaç: Bu çalışmada öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının ve bu tutumlara etki eden faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma 18 yaş ve üzeri 457 öğrenci ile gönüllülük esasına göre gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcıları, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon olmak üzere dört bölümde öğrenciydi. Araştırmada, 5'li likert tipi, 35 maddeden oluşan "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkeni uzaktan eğitime yönelik tutumdur. Yaş, cinsiyet, bölüm, sınıf, gelir durumu, uzaktan eğitim yeri, haftalık online ders saati, bilgisayara erişim imkânı ve ailede online eğitim alan birey sayısı bağımsız değişkenlerdir. Çalışmada 2'li karşılaştırmalarda t-testi, çoklu karşılaştırmalarda ise Anova ve farklılıkların belirlenmesine yönelik Tukey testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS paket programında t-testi, Anova ve Tukey testleri ile analiz edilmiştir. Sonuçlar %95 güven aralığında p<.05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Pandemi döneminde zorunlu olarak uzaktan eğitim alan öğrencilerin tutum puanları incelendiğinde %45.1'inin (n=206) uzaktan eğitim konusunda kararsız olduğu, %27.8'i (n=127) olumlu tutum sergilerken, %27.1' (n=124) olumsuz tutuma sahip olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile yaş değişkenine bağlı 23 ve üstü katılımcılar, sınıf değişkeninde ise birinci sınıf öğrencileri lehine istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<.05). Cinsiyet, bölüm, aylık gelir, uzaktan eğitim yeri, haftalık ders saati, bilgisayara erişim ve ailede başka online katılımcı olma değişkenine bağlı fark yoktur (p>.05). Sonuç: Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde, öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik olumlu ve olumsuz tutum oranının birbirine yakın olduğu ancak büyük çoğunluğun kararsız olduğu söylenebilir. Diğer taraftan 23 yaş ve üstü öğrenciler ile buna paralel 4. sınıf öğrencilerinin tutum puanları anlamlı şekilde yüksektir. Gelecekte pandemi veya afetler nedeniyle uzaktan eğitime geçiş durumunda teorik derslerden çok bu tür uygulamalı derslerin olduğu bölümlerde okuyan öğrenciler için farklı stratejiler geliştirmenin uzaktan eğitime karşı olumlu bir tutum geliştirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Spor Bilimleri Öğrencisi, Tutum, Uzaktan Eğitim.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+6
Şeyhmus Uslu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokula devam eden üstün yetenekli öğrencilerin çevreye yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesi: Aydın ili örneği

Bu araştırma, Aydın İl Mili Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) kayıtlı olan ilkokul ve ortaokul düzeyindeki üstün yetenekli öğrencilerin çevreye yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesine yönelik kesitsel tipte planlanmış bir çalışmadır. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında güz ve bahar dönemlerinde öğrenimine devam eden öğrenciler ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini toplam 707 öğrenci oluşturmuştur. G-power programı kullanılarak örneklem hacmi hesaplanmıştır. Çalışmanın örneklemini 192 öğrenci oluşturmuştur.Bu öğrenciler araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Verilerin elde edilmesi için sosyo demografik özellikler veri formu, Çevre Tutum Ölçeği ve Çevreye Bilgi Testi kullanılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan ve Aydın il Milli Eğitim müdürlüğünden gerekli izinler alınmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programında değerlendirilmiştir. Araştırmada katılımcıların %55,2'si kız, %44,8'i erkek öğrencilerdir. Öğrencilerin yaş ortalamasının 10,67 ±1,21 olduğu bulunmuştur. BİLSEM'in yanısıra başka yerlerden derslerle ilgili yardım alıp almadıkları incelendiğinde öğrencilerin %19.3'nün destek aldığı ve %80,7'sinin hiçbir şekilde yardım almadıkları görülmüştür. Ayrıca araştırmadaki katılımcıların çevre bilgi testi toplam puan ortalaması 89,96±7,30, Çevre tutum ölçeği toplam puan ortalaması 116,93±8,29 olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, ailelerinin yaşadığı yer, ebeveynlerın mezuniyet durumlarının Çevre Tutum Ölçeği ve Çevreye Bilgi Testi toplam puanları arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Çalışmamızda üstün yetenekli öğrencilerin Çevre Tutum Ölçeği ve Çevreye Bilgi Testi puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Fakat sosyo-demografik özelikler ile Çevre Tutum Ölçeği ve Çevreye Bilgi Testi toplam puanları arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır. Daha büyük örnklemlerde çalışılır ise fark belirlenebileceği düşünülmektedir. Ayrıca üstün yetenekli öğrencilerin çevreye yönelik bilgi ve tutumlarının belirlenmesi, çevre sorunlarıyla mücadelede bu öğrencilerin çevre eğitiminin ön plana çıkması, çevre sorunlarını çözme sürecine daha aktif katılmaları ve sürecin hız kazanması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: BİLSEM, Çevre Yönelik Bilgi, Çevreye Yönelik Tutum, Üstün Yetenekli Birey

AydınOrtaokul öğrencileriÇevre bilgisi+2
Edibe Uslu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane çevresi ile çalışanların iyi oluş, iş stresi ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, hastane çevresi ile çalışanların iyi oluş, iş stresi ve tükenmişlik, düzeyleri arasındaki ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, analitik-kesitsel olarak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesinde çalışan 332 hastane personeli ile yapılmıştır. Veriler, katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile hastane içi fiziksel ve psikososyal çevre faktörlerine dair düşüncelerinin ölçeklendirildiği bir anket formu ile toplandı. İyi oluş, iş stresi ve tükenmişlik, düzeyleri sırasıyla Warwick-Edinburgh Mental iyi oluş Ölçeği, A-20 iş stresi Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler Spearman's Rho, Mann-Whitney-U ve Kruskall-Wallis testleri kullanıldı. Bulgular: Gürültü düzeyinin fazla; aydınlatma, günışığı alma ve havalandırma düzeylerinin ise az olarak nitelendirilmesinin iş stresi düzeylerindeki artış ile ilişkili olduğu görülmüştür (p<0,05). Aydınlatma ve havalandırma düzeylerinin az olarak nitelendirilmesi duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma düzeylerinde artış ile ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Duygusal tükenmişlik düzeyleri gürültü seviyesinin fazla ve gün ışığı alma düzeylerinin az olarak nitelendirilmesiyle artmıştır (p<0,05). Çalışanlar arası iletişim, ekip çalışması, çalışma süresi, ücret, karar verme süreçlerine katılma, denetim süreçlerine katılma, kariyer gelişimi ve kurumsal kültür düzeylerinin kötü olarak nitlendirilmesinin iş stresi, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinin artışı ile bu değişkenlere dair nitelendirmenin iyi olması ise iyi oluş düzeylerinin yüksek olmasıyla bağlantılı bulunmuştur (p<0,05). Sosyal destek düzeyinin kötü olarak nitlendirilmesi iş stresi, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinin artışı ile ilişkili bulunurken iyi olarak nitlendirilmesinin iyi oluş seviyesinde artış ile ilişkili olduğu görülmüştür (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmada fiziksel ve psikososyal çevre etkenlerinin sağlık çalışanlarının iyi oluş, iş stresi ve tükenmişlik düzeyleri üzerinde etki gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastane, İş Stresi, İyi Oluş, Sağlık Hizmeti, Tükenmişlik.

HastanelerSağlık hizmetleriSağlık personeli+4
Fatma Kurtoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil finans, ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji tüketimi ve doğrudan yabancı yatırımların ekolojik ayak izi üzerindeki etkileri:E-7 grubu örneği

Tez çalışmasında gelişme hızının yüksek olduğu ülkeler grubu olan E-7 (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Türkiye) ülkelerinin 2000-2020 dönemi arasında yıllık verilerini kullanarak yeşil finansın ekolojik ayak izi üzerindeki etkisini panel veri analiz yöntemiyle araştırmak temel amacı oluşturmaktadır. E-7 ülkeleri için yeşil finansın, yenilenebilir enerji tüketimi, doğrudan yabancı yatırımların ve reel gelirin ekolojik ayak izi üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla ekonometrik model kurulmuştur. Ekolojik ayak izi modelde bağımlı değişken, Yeşil Finans, yenilenebilir enerji tüketimi, reel gelir ve doğrudan yabancı yatırımlar bağımsız değişken olarak modele eklenmiştir. Çalışmada yapılan ekonometrik analizde ilk olarak yatay kesit bağımlılığının varlığı test edilmiş ve serilerin durağanlığı göz önüne alınarak Crosssectionally augmented IPS (CIPS) birim kök testi tercih edilmiştir. Havuzlanmış Ortalama Grup/Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Sınır Testi (PMG/ARDL) tahmincisi kullanılarak uzun ve kısa dönem tahminler yapılmıştır. Son olarak ise Dumitrescu Hurlin Panel Nedensellik testi uygulanarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi sınanmıştır. PMG/ARDL tahmin sonuçlarına göre, E-7 ülkelerinde uzun dönemde yeşil finanstaki %1'lik artışın ekolojik ayak izini 0,005 oranında azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda yenilenebilir enerjinin uzun dönemde 0,327 oranında çevresel sürdürülebilirliği arttırdığı görülmüştür. Çevresel Kuznets eğrisinin test edildiği çalışmada uzun dönemde reel gelirdeki %1'lik artış ekolojik ayak izini 9,848 oranında arttırırken, reel gelirin karesinin ise; uzun dönemde %1 lik bir artışta, ekolojik ayak izini 0,409 oranında azalttığı görülmüştür. Bu durum çevresel Kuznets eğrisinin geçerliliğini doğrulamaktadır. Çalışmada Dumitrescu Hurlin Panel Nedensellik test sonuçlarına göre ekolojik ayak iziyle yeşil finans arasında ekolojik ayak izinden yeşil finansa doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmişken reel gelir ve karesi ile ekolojik ayak izi arasında reel gelir ve reel gelirin karesinden ekolojik ayak izine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca yenilenebilir enerjiyle ekolojik ayak izi arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda modele kontrol değişken olarak eklenen doğrudan yabancı yatırımlar ile ekolojik ayak izi arasında ekolojik ayak izinden doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Yeşil finansın ekolojik ayak izi üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar literatürde kısıtlı sayıda bulunmaktadır. Bu çalışmada gelişmekte olan ülkeler örnekleminde yeşil finans, yenilenebilir enerji tüketimi ve çevresel Kuznets eğrisi hipotezi test edilerek yeşil enerji kullanımının çevresel sürdürülebilirlik için önemi ortaya konmuştur. E-7 ülkelerinin karbon sıfır hedefine ulaşabilmesi için yenilebilir enerjiye önem vermeleri ve bu konuda yapılan yatırımları hızlandırmaları gerektiği analiz sonuçlarımız ile tespit edilmiştir. Taraflar Konferansı 28'in en önemli gündem maddelerinden biri olan yenilenebilir enerji yatırımlarının arttırılması hedefine ulaşmada E-7 ülkelerinin politika yapıcıları için çalışmamızın bulguları önemlidir. Güncel verilerin kullanıldığı ve uygulanan güncel ekonometrik yaklaşımla çalışmamızın literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca bu çalışmada kullanılan veriler farklı ekonometrik yaklaşımlarla, farklı ülke örneklemleriyle ve de çeşitli çevresel göstergelerle yeniden tekrarlanabilir.

Ömer Faruk Temel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aluminyum oksit nanopartikülünün deniz suyundan izole edilen bazı bakteri suşları üzerindeki antimikrobiyal etkilerinin araştırılması

Antibiyotiklerin insanlarda, hayvanlarda ve çevrede yaygın kullanımı, immün sistem bozukluğu yaşayan hasta sayısında artış olması, gıda endüstrisinde antibiyotiklerin kullanılması ve bakterilerdeki mutasyonlar gibi sebeplerle bakteriyel antibiyotik direnci günümüzün en önemli halk sağlığı sorunlarından biri haline gelmiştir. Bakteriyel patojenlere karşı birçok metal ve metal oksitin antibakteriyel etkiye sahip olduğu bilinmektedir; ancak alüminyum oksit nanoparçacıklarının antibakteriyel etkinliği, çinko, gümüş, demir ve bakır gibi metal oksitlerin nanoparçacıklarının antimikrobiyal özelliklerine dair literatürde çok az çalışma yer almaktadır. Bu çalışmada alüminyum oksit nanopartikülünün, deniz suyundan izole edilen bazı Gram pozitif ve Gram negatif bakteri suşları üzerindeki antimikrobiyal etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, bakteri izolatlarının antibiyotik duyarlılıkları ve biyofilm oluşumları değerlendirilmiştir. İzolatların antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesinde Kirby-Bauer Disk Difüzyon Testi, biyofilm aktivitelerinin değerlendirilmesinde ise Miktotitre Plaka Yöntemi kullanılmıştır. Aluminyum Oksit nanopartikülünün çalışmada kullanılan Gram negatif ve Gram pozitif bakteriler üzerindeki antimikrobiyal etkileri, Mikrobroth Dilüsyon Testi ile araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, kullanılan bakteri suşlarının antibiyotik duyarlılıklarının birbirinden farklılık gösterdiği yine bu bakteri suşlarının hepsinin biyofilm oluşturma yeteneğine sahip olmadığı ve Aluminyum Oksit nanopartikülünün bu suşlar üzerindeki antibakteriyel aktivitesine bakıldığında ise Minimum İnhibisyon Konsantrasyonunun >2 mg/mL olduğu ve Minimum Bakterisidal Konsantrasyonunun >1mg/mL olduğu ortaya konmuştur. Aluminyum Oksit nanopartikülünün antimikrobiyal etkileri üzerine yapılan fazla çalışma olmaması sebebiyle, bu çalışma literatüre katkı sağlayacaktır.

Hafize Bağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tatlısu ekosistemlerinde mikroplastik yüzeylerinde biyofilm oluşturan potansiyel patojen mikroorganizmaların antibiyotik duyarlılığı

Her geçen gün küresel ölçekte önemli bir çevre sorununa dönüşen mikroplastiklerin üzerindeki biyofilm oluşturan potansiyel patojenlerin sucul ekosistemlere taşınmasında bir vektör rolü oluşturmaları bu endişe verici kirleticilerden kaynaklı tehditin boyutlarını arttırmaktadır. Mikroplastiklerin üzerinde oluşan biyofilm içinde bulunan patojenler, sucul ortamlarda uzun mesafelere taşınabilir ve bu durum hem insan sağlığı hem de sucul canlılar için önemli bir risk oluşturabilmektedir. Özellikle, bu biyofilm içindeki antibiyotik dirençli bakterilerin bulunması ve bu yolla yayılması, sadece toplum sağlığı açısından ciddi bir endişe kaynağı olmakla kalmayıp çevre sağlığı açısından da büyük bir risk oluşturmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı insan faaliyetinin yüksek olduğu Susurluk Alt havzasında farklı polimer tiplerine sahip mikroplastiklerin üzerinde biyofilm oluşturan türler arasında potansiyel patojen türlerin tanımlanması ve bunların antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesidir. Bu kapsamda benzer fiziko-kimyasal özelliklere sahip 4 farklı alanda (Uluabat gölü, Karadere, Kocaçay ve Delta) manta mikroplastik kepçesi kullanılarak mikroplastik örneklemesi yapılmıştır. Toplanan mikroplastik örneklerinin polimer kompozisyonu ATR-FTIR ve Raman spektroskopik yöntemlerle tanımlanmıştır. Farklı polimer türlerinin üzerlerindeki biyofilm tabakasından izole edilen 87 adet mikroorganizma konvansiyonel mikrobiyolojik yöntemler, MALDI-TOF otomatize tanımlama sistemi ve DNA dizileme yöntemi ile cins/tür düzeyinde tanımlanmıştır. Bakteri türlerine göre önerilen çeşitli antibiyotiklere duyarlıkları disk difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Mikroplastik örneklerinin polimer yapısı incelendiğinde en fazla polipropilen (PP), ve polietilen (PE) olduğu tespit edilmiştir. Bu plastik partiküller üzerlerinde oluşan biyofilm tabakasına hem Gram-pozitif hem de Gram-negatif mikroorganizmaların kolonize olduğu görülmüştür. En yüksek antibiyotik dirençliliğe sahip bakteriyel biyofilmin polipropilen türü mikroplastikler üzerinde olduğu görülmüş ve bu türlerin özellikle insan faaliyetlerinin çok yoğun olduğu Nilüfer bölgesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Tüm polimer tipleri üzerinde oluşan bakteriyel biyofilm içinde en fazla görülen Gram-pozitif bakteri türlerinin koagülaz negatif Stafilokoklar, Staphylococcus aureus ve Enterococcus faecalis olduğu, Gram-negatif bakteri türlerinin ise Acinetobacter spp, Stenotrophomonas spp. ve Yersinia enterocolitica olduğu bulunmuştur. Gram-pozitif bakteriler arasında en fazla direncin trimetoprim/sulfametoksazol'e, Gram-negatif bakterilerin arasında ise en fazla direncin ampisilin ve sefoksitin antibiyotiklerine karşı olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak insan, hayvan ve çevre sağlığını içine alan "Tek Sağlık" perspektifinde değerlendirildiğinde mikroplastikler üzerinde biyofilm oluşturan antibiyotiğe dirençli patojen bakterilerin özellikle de kirliliğin yüksek olduğu bölgelerde oynayacağı vektör rolü ile besin ağına girmek suretiyle hem toplum hem de çevre sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturma potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir.

Tülay Pekmez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akarsu ekosisteminde su kalitesi değerlendirilmesinde swat modeli uygulaması: Tatlıçay havzası örneği (Çankırı, Türkiye)

Su, çevre sağlığını etkileyen en önemli aktörlerden biridir. Bu nedenle suyun doğadaki davranışının tahmin edilmesi, izlenmesi ve su kirliliğinin oluşmadan önlenmesi, çevre sağlığı açısından oluşabilecek sorunların önüne geçmeyi kolaylaştırmaktadır. Suyun davranışını tahmin etmek için hidrolojik döngünün havza bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için, hidrolojik süreçlerin matematiksel temsilini yapmaya yarayan hidrolojik modellerden faydalanma potansiyeli yüksektir. Hidrolojik modeller, çevre sağlığı alanında sıklıkla karşılaşılan sorunlardan kötü su kalitesi, kirlilik, partikül ve sediman taşınımı, yağ ve petrol türevlerinin yayılması gibi problemlerin tahmini ve izlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Çankırı İli yerleşiminde çevre sağlığını iyileştirmeye yönelik çözümler önermek için 2 boyutlu bir yüzey suyu modeli olan SWAT kullanılarak, Tatlıçay akarsu ekosistemi ve mevcut su kalitesi simüle edilmiştir. Girilen verilerin doğruluğu ve modelin geçerliliği yapılan kalibrasyon ve validasyon çalışmalarıyla kontrol edilmiş, oluşabilecek olumsuz senaryolar karşısında hızlı, doğru ve etkili çözüm üretebilme imkanı sunulması amaçlanmıştır.

Akarsu havzalarıCoğrafi bilgi sistemleriEkohidroloji+7
Eren Germeç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı rakım seviyelerinde postnatal canlı bebeklerin 0-48saat arası satürasyon düzeylerinin araştırılması

Bu çalışma iki farklı rakım seviyelerine sahip olan Ardahan (1900 m) ve Adana (29m) illerinde yenidoğan canlı bebeklerin 0-48 saat aralığında oksijen satürasyon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini; Adana ve Ardahan illerinde yeni doğum yapmış ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 200 yenidoğan annesi ve yenidoğan oluşturmuştur. Veriler kişisel bilgi formu ve APGAR skoru ile toplanmıştır. İllere göre yapılan postnatal O 2 satürasyon ölçümleri Ardahan ilinde 0. saat için 90.94±2.78, 8. saat için 94.26±1.78, 12. saat için 95.52±1.70, 24. saat için 96.13±1.46 ve 48. saat içinde 96.65±1.41 olduğu, Adana ilinde ise 0. saat için 90.28±2.76, 8. saat için 93.71±1.39, 12. saat için 95.05±1.34, 24. saat için 95.84±1.30 ve 48. saat içinde 96.15±1.27 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan APGAR skorlamasında Ardahan ilinde yaşayan annelerin bebeklerinin %53'nün, Adana ilinde yaşayan annelerin bebeklerin ise %48'inin 8 puan aldıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak, 0-48. saatler aralığında 1900 m yükseklikteki Ardahan'da doğan bebeklerin satürasyon seviyelerinin 29 m yükseklikteki Adana ilinde doğan bebeklerin satürasyon seviyelerine göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi. Bu durum; Adana iline son dönemde artan Suriye ve Afgan uyruklu vatandaşların aşırı derecede göç ederek bölge insanının O 2 satürasyon ortalamasını düşürdüğü şeklinde açıklanabilir. Bu nedenle; farklı zaman aralıklarında yeni araştırmalar yapılarak, dönemsel rakım değişikliklerinin postnatal canlı bebeklerin satürasyon düzeylerinin nasıl etkilediğiyle ilgili çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerOksijen satürasyonları+2
Deniz Parlak
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aktaş, Çıldır Gölü ve Kura Nehri suyunun kütle soğurma katsayıları, toplam foton etkileşim tesir kesitleri, etkin atom numaraları ve elektron yoğunluklarının WinXCom yardımıyla belirlenmesi

Bu çalışmada Ardahan ilinde bulunan Aktaş, Çıldır gölü ve Kura Nehri havzalarından alınan su örneklerinin elemental analizleri ICP-MS kullanılarak yapılmıştır. Kütle soğurma katsayıları, toplam foton etkileşim tesir kesitleri, etkin atom numaraları ve elektron yoğunlukları, doğal radyasyonun önemli bir kaynağı olan Ra-226'nın, Rn-222, Bi-214 ve Po-214'e bozunurken açığa çıkan ana γ-ışını enerjileri (Rn-222 için 186.211, Bi-214 için 53.2275, 241.997, 295.224, 351.932, 785.96, Po-214 için 609.312, 665.453, 768.356, 806.174, 934.061, 1120.287, 1155.19, 1238.111, 1280.96, 1377.669, 1401.50, 1407.98, 1509.228, 1661.28, 1729.595, 1764.494, 1847.420, 2118.55, 2204.21 ve 2447.86 keV) için, WinXCom yardımıyla belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Aktaş Gölü, Çıldır Gölü, Kura Nehri, WinXCom, Radyasyon, Kütle Soğurma Katsayısı, Toplam Foton Etkileşim Tesir Kesiti, Etkin Atom Numarası, Elektron Yoğunluğu.

Aktaş GölüArdahanAtomlar+7
Rumeysa Günay Ağaoğlu
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bilgi sistemleri destekli analiz ile Kars ili Arpaçay ilçesi Kuyucuk Gölü'ndeki su çekilmesinin nedenlerinin araştırılması

Bu çalışmada, Türkiye'nin önemli Ramsar Alanlarından biri olan Kuyucuk Gölü'nün kuruma sürecini incelenmiştir. Göl ve çevresinin ekolojik ve sosyoekonomik önemi göz önünde bulundurularak, iklim değişikliğinin ve insan kaynaklı faktörlerin göl üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, Meteoroloji genel müdürlüğünden meteorolojik veriler, Devlet Su İşleri'nden (DSİ) ise çalışma alanına yapılan göletlerin teknik ve hidrolojik özellikleri temin edilmiştir. Daha sonra Thornthwaite buharlaşma yöntemi analizi ile bölgedeki potansiyel buharlaşma hesaplanmış, Ters Mesafe Ağırlıklı Enterpolasyon (IDW) yöntemi ile göl yüzeyindeki sıcaklıklar tespit edilmiş ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile gölün yüzeyinin sıcaklık haritaları oluşturulmuş ve göl havzasında bulunan göletlerin yeri ve gölü besleyen akarsuların konumları harita üzerine işlenmiştir. Göl yüzey alanında gözlenen çekilme süreci uydu görüntüleri vasıtasıyla yıllık olarak takip edilmiştir. Ayrıca, tarımsal sulama ve hayvancılık amaçlı inşa edilen göletlerin su tutma kapasiteleri hesaplanmış ve bu yapıların göl üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında Kuyucuk Gölü'nün son yıllarda artan buharlaşma ve azalan yağış miktarları ve inşa edilen göletler nedeniyle ne derece küçüldüğü belirlenmiştir. Sonuçlar, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için iklim değişikliği etkilerinin dikkate alınmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Sözcükler: Kuyucuk gölü, IDW (Ters mesafeağırlıklı enterpolasyon yöntemi), Thornthwaite Yöntemi, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri)

Çevre sağlığı
Selma Ulutaş
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin halk sağlığına etkisinin farkındalık ve bilgi düzeyinin araştırılması: Ardahan ili örneği

Bu çalışma, Ardahan ilinde yaşayan bireylerin küresel ısınma ve iklim değişikliğine ilişkin bilgi düzeyleri ve farkındalıklarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yaklaşımıyla, tarama modeli kullanılarak yürütülen araştırma 350 katılımcı ile tamamlanmış; veriler Demografik Bilgiler Formu ve yüksek güvenirliğe sahip İklim Değişikliği Tutum Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular, katılımcıların iklim değişikliğini küresel ve yerel ölçekte önemli bir sorun olarak algıladıklarını ve özellikle sağlık, tarım, hayvancılık ve su kaynakları üzerindeki etkilerine yönelik yüksek farkındalık sergilediklerini ortaya koymuştur. Buna karşın, genel bilgi düzeyinin yeterli olmadığı ve yerel düzeydeki mücadele çalışmalarının yetersiz bulunduğu belirlenmiştir. Demografik değişkenler açısından, kadınların ve eğitim düzeyi yüksek bireylerin iklim değişikliğine yönelik tutum puanlarının anlamlı biçimde daha yüksek olduğu saptanırken, yaş ve ikamet yerinin tutum üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak, Ardahan ili genelinde iklim değişikliğine yönelik farkındalık düzeyinin yüksek olduğu ve iklim değişikliğinin toplum tarafından önemli bir sorun olarak algılandığı belirlenmiştir. Bu kapsamda; iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini dikkate alan politikaların geliştirilmesi, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ile iklim uyum stratejilerinin hayata geçirilmesinin, bölgesel dirençliliğin artırılmasına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Semra Büyükkaya
Ardahan University · Institute of Graduate Studies
2026
00