Çankırı Karatekin Üniversitesi
Institute

Institute of Graduate Studies

Çankırı Karatekin Üniversitesi

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çankırı'da geleneksel meslekler ve günümüzdeki durumu

Geleneksel Türk zanaatları, insanoğlunun hâsıl olan ihtiyaçlarına karşılık vermek için ortaya çıkmıştır. Orta Asya'da icra edilmeye başlandığı düşünülen Türk zanaatları, fetih ve göçlerle Anadolu coğrafyasına taşınmış, Anadolu'da yaşayan medeniyetlere ait şekil ve tekniklerle harmanlanarak yeni biçimler kazanmıştır. İlk zamanlarda daha iptidai olduğu sanılan zanaatlar zamanla teknik ve imkânların gelişmesiyle estetik yönden gelişmiş; hem motifleri, işlemeleri sayesinde dönemin üslubunu, yaşantı tarzını yansıtmış hem de insanların duygu ve düşüncelerini anlattığı bir araç olmuştur. Meslek folkloru kapsamına giren ve ulusal değerlerin koruyucusu olan zanaatlar, kayıt altına alınması gereken değerlerdendir. Tezin amacı da Çankırı meslekelerini yok olmadan kayıt altına almaktır. Araştırmaya kaynaklık eden bilgiler derleme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Tespiti yapılan meslekler değerlendirilerek başlıklara ayrılmış ve incelenmiştir. Çalışmada, zanaatkârların oluşturduğu meslek kurallarını ve etiğini belirleyen Yâran Teşkilatı'ndan bahsedilip devamında mesleğin aktarımını sağlayan usta-çırak ilişkisine değinilmiştir. Meslek folklorunun araştırma alanına giren, zanaatların kutsalı olan pir inanışı ve hikâyelerine de çalışmada yer verilmiştir. Geleneksel meslekler, gelişen teknoloji ve sanayileşmeye karşı ayakta durmaya çalışsa da makine gücü el emeğinin önüne geçmiş ve tek tek üretilen kişiye özel ürünler, fabrikalarda üretilen seri ürünlere yenik düşmüştür. Buna karşın mesleklerin yok oluşu ancak kültür endüstrisine uyarlanıp arz talep çarkına dâhil edilerek mümkün olabilir. Yine, kültür endüstrisine çevrilmek suretiyle mesleklerin ürettiği bu geleneksel ürünlerin devamlılığı sağlanabilir. Bu manada geleneksel ürünlerin kültür endüstrisine çevrilerek sürdürülebilirliği önem arz etmektedir.

Leyla Yıldırım
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru oynaklığının istihdama etkisi: Türkiye örneği

Geçmişten günümüze kadar geçen sürede küreselleşme hız kazanmıştır ve ülkeler arasındaki ilişkiyi sağlayan önemli bir araç olmuştur. Döviz kuru oynaklığı Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin istihdam oranlarını dolaylı yollardan negatif etkilemektedir. Literatür incelendiğinde döviz kuru oynaklığı ile istihdam arasındaki ilişki yerine genellikle kur oynaklığı ve işsizlik üzerine çalışmalara ulaşılmıştır. Bu çalışmada, döviz kuru oynaklığının istihdama etkisi araştırılmış ve analizde güncel veriler kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada döviz kuru oynaklığının istihdam üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, 2015-2023 yılları için aylık datalardan yararlanılarak ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ekonometrik metot olarak zaman serisi analizi uygulanmıştır. Analiz yöntemi için Autoregressive Gecikmesi Dağıtılmış (ARDL) sınır testinden yararlanılmıştır. Daha sonra Augmented Dickey-Fuller (ADF) birim kök testi gerçekleştirilerek durağanlık analizi uygulanmıştır. Oynaklık serisini düzenleyebilmek için ARCH-GARCH modelinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, bağımsız değişken olan döviz kuru oynaklığının istihdam oranı üzerine olumsuz bir etki yarattığına ulaşılmıştır. Başka bir ifadeyle döviz kuru oynaklığında meydana gelen artış istihdam oranını azaltmaktadır. Diğer bağımsız değişken olan imalat sanayi kapasite kullanım oranında meydana gelen artış istihdam oranında artışa neden olmaktadır. COVİD-19 kukla değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve negatif etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca uzun dönem dengesinde sapmaların yaşanmasına neden olmuştur. Hata düzeltme terimi katsayısı gözlemlendiğinde uzun dönem sapmalarının ortalama olarak 3 aylık bir dönemde yeniden dengeye ulaştığı sonucuna varılmıştır.

Döviz kuru
Belgüzar Ceren Karagöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı kadınların üreme sisteminden alınan acidiphilin'in idrar yolu enfeksiyonuna neden olan bakteriler üzerindeki antibakteriyel etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma, Lactobacillus süpernatantının kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarından izole edilen patojenik bakterilere karşı aktivitesini tahmin etmeyi amaçlamıştır. Haziran-Ekim 2023 tarihleri arasında vajina ve idrar örnekleri de dahil olmak üzere klinik kaynaklardan sürüntü ve örnekler alınmıştır. Klinik örneklerle ilgili olarak, çalışmaya katılan gönüllülerin isimleri, yaşları ve sağlık durumları alınmıştır. Lactobacillus acidophilus izolatı, sağlıklı kadınların 50 ürogenital kanalından elde edilmiştir. Vajinal sürüntü çikolata agar, kanlı agar ve MacConkey agara (rutin çalışma olarak) ekilmiş ve 37°C'de %5 karbondioksit koşullarında 24-48 saat inkübe edilmiştir. Haziran-Ekim 2023 tarihleri arasında Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yatarak tedavi gören ve idrar yolu enfeksiyonu geçiren 178 kadın hastadan (23-45 yaş) idrar örneği almak için med stream idrar örneği tekniği kullanılmıştır. Bu örneklerden üropatojen bakteri izolatları elde edilmiştir. İdrar örnekleri mikroskop altında incelenmiş ve idrarda kaç tane olduğunu bulmak için organizmalar çikolata agar, kanlı agar ve MacConkey agarda loop inokülasyonu ile üretilmiştir. Plakalar 37°C'de 24-48 saat süreyle inkübe edilmiştir. Mevcut çalışma 178 örnek içermektedir. Bulgular, toplam örneklerin 102'sinin (%57,3) kanlı agar, mantol agar ve MacConkey agar gibi optimal kültür ortamlarında bakteri üremesi için pozitif sonuç verdiğini göstermiştir. Toplam örneklerin 76'sı (%42,7) bakteri üremesi açısından negatif sonuç vermiştir. Sonuçlar, klinik kaynaklardan izole edilen her bir bakteri türü için izolat sayılarını ve yüzdelerini göstermiştir, burada E. coli'nin toplam 102 izolattan 31'i (%30,4) ile en çok izole edilen bakteri olduğu, bunu izolat sayısı 19'a (%18,6) ulaşan S. aureus'un izlediği kaydedilmiştir. Enterobacter cloacae, toplam 102 izolattan 11'ine (%8,8) ulaşan izolat sayısı ile en az izole edilen izolat olmuştur. Antibiyotik duyarlılık testi için, E. coli amoksisilin, klavulanik asit ve ampisiline karşı tam direnç (%100) göstermiştir. Nalidiksiğe karşı %40 direnç. Öte yandan, E. coli İmipenem, Amikasin, Gentamisin, Azitromisin ve Sefepime karşı sırasıyla %30, %10, %50, %20 ve %60 direnç göstermiştir. Klebsiella spp. amoksisilin, klavulanik asit ve ampisiline karşı tam direnç (%100) göstermiştir. Öte yandan, Klebsiella türleri imipenem, amikasin, gentamisin, azitromisin ve sefepime karşı sırasıyla %10, %0, %10, %40 ve %20 direnç göstermiştir. P. aeruginosa amoksisilin, klavulanik asit ve ampisiline karşı tam direnç (%100) ve nalidiksik aside karşı %30 direnç göstermiştir. Öte yandan, P. aeruginosa İmipenem, Amikasin, Gentamisin, Azitromisin ve Sefepime karşı sırasıyla %70, %70, %70, %20 ve %70 direnç göstermiştir. E. faecalis amoksisilin, klavulanik asit ve ampisiline tam direnç (%100) ve Nalidiksiğe %50 direnç göstermiştir. Öte yandan, E. faecalis İmipenem, Amikasin, Gentamisin, Azitromisin ve Sefepime karşı sırasıyla %20, %10, %30, %30 ve %40 direnç göstermiştir. Staphylococcus spp.penisilin, oksasilin ve sefoksitine karşı tam (%100) direnç göstermiş olup, gentamisin, Nitrofurantoin, Eritromisin, Azitromisin, Refampisin, Trimetoprim ve Siprofloksasine sırasıyla %20, %0, %20, %40, %10, %80 ve %40 direnç göstermiştir. Son olarak, Lactobacillus süpernatantının çalışma bakterilerine karşı inhibisyon zonu, inhibisyon zonunun 41,2 mm'ye ulaşmasıyla E. faecalis'in Lactobacillus süpernatantına karşı en hassas olduğunu, S. aureus'un ise inhibisyon zonunun 19,8 mm'ye ulaşmasıyla Lactobacillus süpernatantına karşı en az hassas olduğunu göstermiştir

Yaseen Hameed Mohammed Al-ıthawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Oğuz isyanı ve Büyük Selçuklu Devleti üzerindeki etkileri

Sultan Sencer devri (1119-1157), Selçukluların en geniş sınırlara ulaştığı devirdir. Sencer, Büyük Selçuklu Devleti'nde en uzun süre saltanat sürmüş hükümdardır. O, 60 yıl Selçuklu Devleti'nde hükümdarlık yapmıştır. Bazı tarihçiler onun devrini "İkinci İmparatorluk" olarak adlandırmıştır. Uzun süren saltanatı boyunca sınırları genişletmiş, birçok zafer kazanmış ve birçok devleti Selçuklu Hanedanlığına bağlamıştır. Melikşah'tan sonra başlayan fetret devrine son vermiş ve devleti, eski heybetli günlerine döndürdüğü gibi yeni zaferlerle taçlandırmıştır. Karahitaylara karşı kaybedilen Katvan Savaşı'na kadar yenilmez sultan olarak adlandırılıyordu. Ancak Katvan Savaşı'ndan sonra, kısa sürede itibarını kazansa da, Oğuz İsyanı ile birlikte bütün itibarını kaybetmiştir. Oğuzlara yenilen Sencer esir düşmüş, kötü muamele görmüş ve devleti büyük istila ve yağmalara sahne olmuştur. Esir olarak Oğuzların eline düştüğü zamanlarda, birçok yerde adına hutbe okunuyor ve otoritesi hala devam ediyordu. Hatta bazı kaynaklara göre öldükten sonra da adına hutbe okunmaya devam etmiştir. Bu tarihte görülmeyen bir olaydı. Sultan Sencer ve Büyük Selçuklu Devleti, konargöçer Oğuz kabilelerinin yenilgisi sonucu tarih sahnesinde çekilse de, otoritesi uzun yıllar devam etmiş ve kendisinden sonra gelen devletlere örnek olmuştur.

Tarih
Sena Sarsılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum YEDAM'a başvuran kumar bağımlılarının sosyal hizmet perspektifiyle incelenmesi

Bu çalışmada, sosyal hizmet mesleğinin bir parçası olan kumar bağımlısı bireylerin, sosyal yaşam içinde birçok farklı damgalama ve dezavantajlı durumla karşı karşıya kalmaktadır Bu damgalama durumu, kumar oynama davranışlarının devam etmesine ve sosyal risklerin ve ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, Erzurum Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne başvuran kumar bağımlılarının kumar oynamaya başlama nedenlerini ve devam etmelerini etkileyen sosyal riskleri ve ihtiyaçları tespit edilerek, bu alanlarda güçlendirilmesi gereken noktaların sosyal hizmet perspektifiyle incelenmesi ve literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Araştırmaya katılım sağlayan 10 bireyin sosyodemografik verileri incelendi. Katılımcıların %100'ü erkek, %40'ı 20-30 yaş aralığında %60'ı ise 31-39 yaş grubundadır. Katılımcıların yaş ortalaması 31,1'dir. Medeni durumları göz önüne alındığında %40'ı bekar, %60'ı evlidir. %60'ı lise mezunu, %30'u üniversite mezunu, %10'u ise örgün eğitimine devam etmektedir. %30'u işçi, %30 kamuda memur, %10'u serbest meslek, %10'u esnaf, %20'si ise çalışmamaktadır. Gelir durumu değerlendirildiğinde %10'u çok yüksek, %30'ı yüksek, %50'ı orta, %10'u kötü olarak tanımlamaktadır. Katılımcıların, %100'ü sağlık güvencesine sahiptir. Katılımcılar ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Edinilen bilgiler ışığında sonuç olarak, kumar bağımlılığında başlama, devam etme ve destek alma süreçlerinde biyopsikososyal müdahalelerin önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Sosyal hizmet uzmanı, kumar bağımlılığı alanında hem koruyucu- önleyici ve farkındalık yaratan ayakta hem de bağımlı ve yakınlarına destek sağlayan ayakta aktif rol alarak müdahale planında ekosistem yaklaşımdan faydalanmalıdır.

Hande Aslıhan Kaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Müellefe-i Kulûb özelinde Hz. Ömer'in fıkhî yaklaşımının günümüz zekât uygulamalarına yansıması

Fetihlerin artıp İslam topraklarının genişlemesiyle beraber fıkhî meselelere ait yeni problemler ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber'den sonraki dönemlerde bu problemlerin çözüme kavuşturulmasında sahâbenin uygulamalarının önemli bir yeri vardır. Özellikle Hz. Ömer, uygulamaları sayesinde problemlerin çözülmesine katkı sağlamış ayrıca İslâm hukukunun şekillenmesine de yardımcı olmuştur. Bu araştırmada, Hz. Ömer'in müellefe-i kulûbe yönelik uygulamasından hareketle günümüz zekât sistemlerinde müellefe-i kulûbün durumu ele alınmıştır. Çalışmaya konu olan ülkelerin zekât sistemlerinde müellefe-i kulûbün durumu tespit edilerek Hz. Ömer'in fıkıh anlayışı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tercih edilen başlıca yöntemler; araştırma, inceleme ve tahlildir. Bu yöntemler, araştırmanın konusunu tarihsel bağlamda ele alarak karşılaştırma yapma imkânı sağlamıştır. Bu sebeple meselenin daha kolay anlaşılması hedeflenmiştir.

Ayşegül Kökçam
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti–Cibuti Cumhuriyeti ilişkileri

Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'yle ilişkilerinin tarihi, Osmanlı Devleti dönemine kadar gitse de ikili ilişkilerin başlangıcı, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1977'de Fransa'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Cibuti Cumhuriyeti'ni tanımasına dayanmaktadır. Diplomatik ilişkilerin kurulmasıysa Cibuti Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını kazanmasından otuz beş yıl sonra, yani 2012'de Cibuti Cumhuriyeti'nin Ankara'da, 2013'te de Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti'de Büyükelçilik açmasından itibaren başlamıştır. İkili ilişkilerdeki gerçek ivme de Türkiye Cumhuriyeti'nin Afrika açılımı politikası çerçevesinde bu tarihten itibaren gerçekleşmiştir. Bu bağlamda tezin çalışılmasındaki amaç, Türkiye Cumhuriyeti'yle Cibuti Cumhuriyeti arasındaki politik, ekonomik, askerî, sağlık ve eğitim alanlarındaki ilişkilerinin incelenmesi ve bu ilişkilerdeki seviyenin belirlenmesidir. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti ile Cibuti Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren bugüne kadar yaşanan gelişmelerin incelenmesi ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti'nin Cibuti Cumhuriyeti'ndeki etkisinden dolayı bu devletin Türkiye Cumhuriyeti için öneminin belirlenmesi bu tezin kapsamını oluşturmuştur. Özellikle son on yılda ikili ilişkilerin gelişimi hızlanarak iş birliğine yönelmiştir. Bu bağlamda ikili ilişkilerin gelişiminden yapılan çıkarım, bu iki devlet arasında oluşan iş birliğidir.

Youssouf Robleh Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Infertilite veya dalgalı infertilitesi olan erkeklerde çinko düzeylerindeki değişikliklerin inhibin B ve AMH konsantrasyonları ile semen parametreleri üzerindeki etkisi

Bu çalışma, infertilite veya dalgalı infertilitesi olan erkeklerde çinko düzeylerindeki değişikliklerin inhibin B ve AMH konsantrasyonları üzerindeki rolünü ve semen parametreleri üzerindeki etkisini analiz etmeyi ve incelemeyi amaçlamaktadır. Çinko düzeylerindeki değişiklikler incelenecek ve böylece bu değişikliklerin yetişkin erkeklerde semen parametreleri üzerindeki diğer çalışma parametreleri üzerindeki etkisi belirlenecektir. Çalışmamız üç çalışma grubunu içerecek şekilde planlanmış olup bunlar; A-O grubu 50 oligospermik erkekten; B-A grubu 50 azospermik erkekten; C-HG grubu ise 50 kontrol grubundan (150 katılımcı) oluşmaktadır. Yaş şüphesiz erkek doğurganlığını etkilemektedir. "Diğer tüm organlar gibi testisler de yaşlandıkça işlevlerinin bir kısmını kaybeder. Yaşın etkisini belirlemek için gerçekleştirilen çalışmada, sonuçlar yaşın erkek infertilitesi için önemli olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar erkeklerde aşırı kilo ile infertilite, düşük semen kalitesi ve testosteron ve östrojen düzeylerindeki değişiklikler arasında bağlantı kurmuştur. Daha kilolu erkeklerin infertil olma olasılığının daha yüksek olup olmadığını ve cinsel işlevin bu ilişkiye nasıl aracılık edebileceği araştırılmıştır. Sonuçlar, ikinci grubun orta derecede kilo kaybı gösterdiğini ve normal kilo kaybının sperm kalitesi ve etkinliği için önemine işaret ettiğini göstermiştir. Testosteron düzeylerinin ikinci ve üçüncü gruplarda düştüğü görülmüştür. Bu durum, iyi sperm kalitesi, sayısı ve etkinliği için testosteron düzeylerini normal aralıkta tutmanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Çalışma sırasında AMH ve INHB'nin etkilerine de bakılmıştır. İkinci ve üçüncü gruplar, AMH ve INHB düzeylerini normal aralıkta tutmanın ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Bu da sperm aktivitesi, sayısı ve etkinliği için ne kadar önemli olduklarını göstermiştir. Hiperlipidemi, serum toplam kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL-c), çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL), trigliseritler (TG'ler) veya HDL-c düzeylerinin yükselmesi veya düşmesidir. Bu durum sperm sayısını ve kalitesini etkileyebilir. Sperm kalitesi, sayısı ve etkinliğini sağlamak için toplam kolesterolün normal aralıkta kalması önemlidir. Bu durum, kolesterolün etkisini belirlemeye yönelik çalışmamızın sonuçlarıyla kanıtlanmış olup, grup 2'nin ortalama kolesterol ve standart sapmaya, grup 3'ün ise ortalama kolesterol ve standart sapmaya sahip olduğunu göstermiştir. Çinkonun etkisine ilişkin araştırmamızın bulgularına göre, ikinci ve üçüncü gruplar kontrol grubuna kıyasla ortalama çinko düzeylerine ve makul standart sapmalara sahip olmuştur. Bu durum, sperm etkinliği, miktarı ve kalitesini garanti altına almak için çinko düzeylerinin normal aralıkta olmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Erkek üreme süreci, vücutta çok az miktarda bulundukları bilinmesine rağmen, önemli moleküler aktiviteleri nedeniyle eser elementlere bağlıdır. Demirden sonra ikinci sırada yer alan çinko, insan dokularında en yaygın bulunan elementtir.

Humam Safauldeen Mustafa Altwıll
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pop art bağlamında Yayoi Kusama'nın sanatı: Tekrar, tüketim ve cinsel kimlik

japon sanatçı Yayoi Kusama yaşayan en ünlü avangard sanatçılardan biridir. Günümüzün popüler sanatçıları arasında yerini alan Kusama, çocukluğundan itibaren başlayan mental bozuklukları, halüsinasyonları yaptığı sanat çalışmalarıyla dışa vurmuştur. Sanatçı resim, heykel, performans, edebiyat, sinema ve moda gibi çeşitli alanlarda çalışmalar gerçekleştirmiştir. Çalışmaları feminizm, minimalizm, art brut, pop art, soyutlama ve dışavurumculuk özelliklerini barındıran otobiyografik, psikolojik ve cinsel içeriklerle şekillenmiş ve dönemin popüler imgelerini eserlerine taşımıştır. Bu araştırmada Yayoi Kusama'nın sanat eserleri ve popüler sanata etkileri ele alınmıştır. Pop sanat akımında gündelik yaşamın parçası olan nesneler kullanılmıştır. Pop sanatın ana temaları konserve kutuları, çizgi roman karakterleri, film yıldızları, bayraklar, eşyalar gibi aklımıza gelebilecek her türlü sıradan nesneyi konu olarak seçmiştir. Pop sanatı gündelik hayatta yer alan her şeyin aslında güzel, estetik ve sanatta yer bulacak kadar değerli olduğunu savunmuştur. Bu çalışma ile Kusama'nın popüler kültür anlayışında meydana gelen sanat yaklaşımına değinilerek, buna ilişkin sonuçlar elde edilmiştir. Kusama'nın eserleri değerlendirilirken popüler kültüre yansımaları dikkate alınmıştır. Kusama'nın pop art akımına katkıları ve eserleriyle nasıl fark yarattığı ortaya konmuştur. Pop sanat anlayışı kapsamında Kusama'nın sanat eserleri ele alınırken daha fazla örnek esere ulaşılıp, sanat akımını daha detaylı araştırma fırsatı yakalanmıştır. Hayata sanatla tutunan Yayoi Kusama, bir sanatçıda bulunması gereken çok yönlülüğü, ileri görüşlülüğü, toplumsal olaylara duyarlılığı, cesur tarzıyla her zaman popüler olmayı başarmıştır. İlerleyen yaşına rağmen farklı disiplinlerde yaptığı çalışmalarla sanat hayatını sürdürmektedir.

Çilem Baykal Bedir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım akımlarının tiyatroda yeniden inşası ve Barış Dinçel oyunları

Bu çalışmanın amacı, Türk tiyatrosunun gelişiminde sahne tasarımının rolünü ve Barış Dinçel'in oyunlarındaki tasarım akımlarını incelemektir. Tiyatro ve tasarım arasındaki güçlü ilişkiyi ele alarak, tasarımın tiyatrodaki anlam yaratma sürecine katkılarını araştırmak ve tasarım akımlarının sahne üzerindeki etkilerini gözler önüne sermek amaçlanmıştır. Ayrıca, tasarım ve tiyatro birlikteliğinin, seyircinin oyunun temasını, karakter gelişimini ve estetik yönlerini nasıl derinleştirdiği üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma, aynı zamanda Barış Dinçel'in tasarım anlayışını ve kullandığı tasarım akımlarını inceleyerek, Türk tiyatrosunun yaratıcı gelişiminde önemli bir rol oynayan tasarımcıların önemini vurgulamayı hedeflemektedir. Bulgular, sahne tasarımının tiyatroda anlatıyı pekiştiren, temayı ve karakterleri ön plana çıkaran bir araç olduğunu göstermektedir. Tiyatroda kullanılan tasarım akımları, özellikle dönem oyunlarında, mekânın ve zamanın doğru bir şekilde izleyiciye aktarılmasına olanak tanımaktadır. Örneğin, Tartuffe oyununda Gotik, Barok ve Rokoko akımları, dönemin dini ve soylu yapısını sembolize eden unsurlar olarak kullanılmıştır. Gidiş Dönüş Moskova (Retro) oyununda ise Art Nouveau estetiği, karakterlerin ve onların sosyal yapısının izleyiciye daha etkili bir şekilde sunulmasını sağlamıştır. Barış Dinçel'in tasarımlarında, Art Nouveau ve Art Deco gibi akımların yanı sıra, zaman ve mekânın soyut bir şekilde ele alındığı Kübizm gibi akımlar da sıkça kullanılmıştır. Bu akımlar, sahne tasarımını sadece görsel bir araç değil, aynı zamanda anlatının gücünü artıran bir öğe olarak işlevlendirmiştir. Sonuçlar, tasarım akımlarının tiyatro oyunlarında önemli bir rol oynadığını ve sahne tasarımının, izleyici ile oyun arasındaki ilk iletişimi sağladığını ortaya koymaktadır. Barış Dinçel'in tasarım anlayışı, tiyatro ve sahne tasarımının birlikte nasıl işlediğini, metnin, karakterlerin ve dramatik yapının daha güçlü bir şekilde sahnede var olmasını nasıl sağladığını göstermektedir. Çalışma, tasarımın tiyatroda estetik ve somut bir dil oluşturduğunu ve bu dilin izleyicinin oyunun dünyasına dâhil olmasını kolaylaştırdığını vurgulamaktadır. Ayrıca, tasarım akımlarının, sahnedeki her bir detayın sembolik anlamlar taşımasını sağlayarak oyunun temasıyla uyum içinde bir bütünlük oluşturduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak, Barış Dinçel'in sahne tasarımı, Türk tiyatrosunda yaratıcı bir atılımın örneği olarak, gelecekteki tasarımcılar için ilham verici bir model sunmaktadır. Bu çalışma, tiyatro ve tasarımın birleşimiyle, sanatsal ifadenin nasıl güçlendirilebileceğini ve estetik kaygıların nasıl seyirciye daha derin bir anlam olarak iletilebileceğini göstermektedir.

Art Nouveau akımıBarokGotik+7
Ümit Öztürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00