Çukurova University
Discipline

Toprak Anabilim Dalı

Çukurova University

36

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

36 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Arazi toplulaştırma çalışmalarında kullanılabilir niceliksel yeni bir arazi değerlendirme yönteminin geliştirilmesi üzerine araştırmalar

Bu çalışmada, FAO (1977) ve ŞENOL (1981) tarafın dan ilke ve taslak şeklinde önerilen yeni bir niceliksel arazi değerlendirme yöntemi, gerekli değişiklik ve düzenle meler yapıldıktan sonra geliştirilerek pratikte kullanıla bilir duruma getirilmiş ve örnek bölge olarak seçilen Ada- na-Ceyhan ilçesine bağlı Hamdilli köyünde uygulanmıştır. Değerlendirme, çalışma alanında halihazırda uygu lanmakta olan ve çiftçilerle yapılan anket çalışmaları so nucunda tanımlanan Arazi Kullanım Türlerine göre yapılmış tır. Arazi karakteristikleri ile arazi kullanım türlerinin arazi isteklerinin karşılaştırılmasıyla yapılan fiziksel değerlendirme sonuçlarını birbirleriyle karşılaştırılabilir duruma getirmek için Arazi Kullanım Türlerinin kârlılık en deksleri kullanılmıştır. Kârlılık endeksinin hesaplanışın da, parsellerin ayrı ayrı değerlendirilmesinde, ideal ara zi kullanım planının hazırlanmasında ve son olarak parselin değerini yansıtan Oransal Parsel Endeksinin hesaplanmasın da yukarda adı geçen yöntemde değişiklik yapılması gerekli görülmüştür. Çiftçilerin arazileri mülkiyetinde bulundurduğu parselin sınırlarına göre işlediği savından gidilerek, ilk defa bu çalışmada her parsel dikkate alınan arazi kullanım türleri için ayrı ayrı değerlendirilmiş ve parseller için ideal arazi kullanım planı hazırlanmıştır. Böylece, parse lin konumu, şekli, büyüklüğü gibi karakteristiklerinin her bir arazi kullanım türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmesi de mümkün olmuştur. Çalışma alanında yer alan 254 adet parsel için hesaplanan ve 1.0000 ile 0.0000 arasında değerler olan Oransal Parsel Endeksleri (OPE), daha çok parselin üzerin de yer aldığı toprakların içerdiği üretimi sınırlayıcı faktörlerin şiddetini yansıtmaktadır.Parselin üzerinde- 109 - bulunduğu toprakların içerdiği sınırlayıcı faktörlerin sa yısı ve şiddeti arttıkça Oransal Parsel Endeksi 0.0000'a yakın, azaldıkça 1.0000 yakın çıkmıştır. Nitekim, Oransal Parsel Endeksi 1.0000 olan parsel, çalışma alanının bitki yetiştiriciliği açısından en iyi özelliklere sahip toprak ları üzerinde yer almaktadır. Aşırı eğim, toprak sığlığı, drenaj ve tuzluluk gibi üretimi sınırlayıcı faktörler Oran sal Parsel Endekslerini düşük çıkmasına neden olmuştur. Parselin konumu, büyüklüğü ve şekli gibi karakteristikler ise çalışma alanında OPE'sini % 5 dolayında etkilemiştir. Parseller için hesaplanan Oransal Parsel Endeks lerinin ülkemizde arazi toplulaştırma çalışmalarında kulla nılmakta olan Storie Arazi Dereceleme yöntemi ile de kar şılaştırılması yapılmıştır. Bu amaçla seçilen parsellerin, Storie endeksleri ile oransal parsel endeksleri arasında genel bir uyum bulunmasına karşılık, çoğu parsellerde bu endeksler değişen oranda farklı bulunmuştur. Bu fark, top rak derinliği 50-90 cm veya yüzey toprağının tekstürü kil olan topraklar üzerinde yer alan parsellerde en fazla bu lunmuştur. Sonuçta Storie arazi dereceleme yönteminin özel likle sulu tarıma uygun alanlarda hatalı sonuçlar verdiği saptanmıştır. Her parsel için oransal parsel endeksinin hesap lanması için, çok sayıda verinin değerlendirmeye alınması ve üzerinde yöntemin gerektirdiği işlemlerin yapılması an cak bilgisayar kullanarak mümkün olmuştur. Ayrıca yöntemde toprak etüd ve haritalama çalışmaları yanısıra agronomik ve ekonomik analizlerin gerekli oluşu nedeniyle, çalışma nın adı geçen konularda uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir ekip tarafından yürütülmesinin daha sağlıklı sonuçlar ve receği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada geliştirilen yöntem, arazi toplulaş-- 110 - tırma çalışmalarının gerek kamulaştırma işlemlerinde gerek se arazilerin geri dağıtımında kullanılabilcek nitelikte dir. Bunun yanısıra yöntemde elde edilen ara sonuçlar, ay rıntılı arazi değerlendirme ve arazi kullanım planlaması çalışmalarında çeşitli amaçlarla kullanılabilir. Temelde FAO (1977) tarafından verilen ilkelere dayanan bu yeni yön temin ülkemizin çeşitli yörelerinde yeteri kadar denendik ten sonra kullanılması yerinde olacaktır. A STUDY ON A NEW QUANTITATIVE LAND EVALUATION SYSTEM USABLE IN LAND CONSOLIDATION PROJECTS SUMMARY In this study anew quantitative land evaluation system is developed by appling the model, approached by ŞENOL (1981) on the basis of the principles of the Framework for Land Evaluation (FAO, 1977), and it is tested in the village of Hamdilli (Adana-Ceyhan), chosen as a pilot area. The land evaluation system developed in this study refers to the current suitabilitiy, It is only applicable for monoclimatic areas, unless some required modifications are made. Evaluation is made according to the present land utilization types prevailing in the study area, which are defined by the agricultural census. The profitability inde xes of the defined land utilization types are used to com pare the results to physical evaluation, which are the in terpretations of land characteristics in light of the re quirements of land utilization types. Some necessary modi fications are made above mentioned model system. These are calculation of the profitability index, individual evaluation of the parcels according to the land utilize-

Suat Şenol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1983
00
Master'sOpen AccessTR

Pamuk bitkisinde beslenme-verim ilişkileri üzerinde bir araştırma

Bu araştırmada, pamuk bitkisinin besin maddeleri içeriğinin vejetasyon süresince belirlenmesi ve bu içeriklerle ürün oluşumu arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. İki bölümde yürütülen bu araştırmanın birinci bölümünde azot gübrelemesinin pamuk bitkisinin kütlü verimi ve bitkinin N, P, K, Ca, Lig içeriği üzerine vejetasyon süresi boyunca olan etkileri, ikinci bölümde ise yaprak gübrelerinin pamuk bitkisinin kütlü verimi ve bitkinin P, Zn, Fe, Mn içeriği üzerine olan etkileri araştırılmıştır.

Emine Erman Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1985
10
Master'sOpen AccessTR

Landsat-4 uydusu görüntülerinden yararlanarak Harran Ovası topraklarının toprak birlik haritasının oluşturulması

Bu çalışmada, Landsat-4- uydusunun 1:232.580 ölçek li siyah-beyaz görüntüleri (1, mavi ve 4. kırmızı ötesi bant) topoğrafik haritalarında yardımıyla yorumlanarak HAR RAN ovası* nm fizyografik ünitelere dayalı "Landsat Toprak Birlik. Haritası" hazırlanmıştır. Araştırma alanında ayırdedilen 8 farklı fizyogra fik ünite üzerinde 13 ayrı toprak birliği saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, Landsat uydu görüntülerinin kullanılmasıyla toprak etüd ve haritalama çalışmaları yapılmamış alanlarda toprakların dağılımının ve toprak birliklerinin özellikle 4. bant (kırmızı ötesi) yardımıyla gri ton seviyesi ve karakteristik fotoğrafik şekillerine göre saptanabileceği ve yapılacak detaylı ça lışmalarda toprak serilerine dayalı harita lejandının oluş turulabileceğini göstermiştir. Ayrıca Harran ovası topraklarının ovanın kuzey, doğu ve batısındaki yükseltilerde oluşan toprak materyalle rinin pleistosende ardalanan iklim değişikleri ile Harran ovasının orjşa kesimlerine doğru yığılan çamur akıntıları ve koluviyaller üzerinde oluştukları sonucuna varılmıştır.

Nurten Erbektaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1986
00
Master'sOpen AccessTR

Yüreğir ovası Mürsel serisinde sulu pamukta toprak - bitki - su ilişkilerinin araştırılması

Pamuk tarımında taprak-bitki-su ilişkilerinin araştırı Idıg t bu çalışsa» Bölge Paauk ârastıraa Enstitüsü arasi zinde, Mürsel serisinde 198© yılında kurularak tarla denemesi seklinde yürütülmüştür. ârastırssa alanı için önerilebilecek en uygun azot dozunun 16 kg/da olduğu; toprakta kullanılabilir su, % 20 düzeyine düşünce sulama yapılmasının yararlı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Tansiyoıaatreleria pamuğun salaşa zamanının belirlenmesinde kullanılabileceği irdelenerek, 60 cm toprak derinliğine yerleştirilecek bir veya birden fazla tansiyometre 65-70 cb*a ulaştığında sulamanın yapılabileceği sonucuna varılmıştır.

Durmuş Toğaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1988
10
DoctorateOpen AccessTR

Karadeniz bölgesinde yaygın olan büyük toprak gruplarında kireçlemenin taprağın biyolojik aktivitesine ve diğer bazı verimlilik özelliklerine etkisi

Bu çalışmada Karadeniz bölgesinde yaygın olan bazı büyük toprak gruplarından Kahverengi Orman toprağı, Sarı-Kırmızı Podzolik toprak ve Gri -Kahverengi Podzolik topraklardan alman örneklere değişik dozlarda uygulanan kirecin, toprağın pH'sına, biyolojik aktivitesine ve yulaf bitkisinin verimine olan etkisi araştırılmıştır. Alman toprak Örneklerinin kireç gereksinimleri belirlendikten sonra topraklara üç değişik dozda kireç uygulanarak inkübasyona bırakılmıştır. Kireçlemenin biyolojik aktiviteye olan etkisini belirlemek için, kireçlemeden belirli bir süre sonra ve toprak reaksiyonu dengeye geldikten sonra topraklarda biyolojik analizler yapılmıştır. Ayrıca toprak reaksiyonu dengeye geldikten sonra toprakta alınabilir Fe, Mn, Zn, Cu tayinleri yapılmıştır. inkübasyon süresi sonunda, toprak reaksiyonu dengeye gelen topraklarda, kireçlemenin verime etkisini belirlemek amacıyla yulaf bitkisi yetiştirilmiştir. Belirli bir yetiştirme döneminden sonra hasat edilen bitkilerin kuru ağırlıkları belirlendikten sonra, farklı kireç dozlarının bitki beslenmesindeki etkilerini ortaya koymak için bitki örneklerinde; B, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn, Cu tayinleri yapılmıştır. Bitki hasadından sonra, toprağın biyolojik aktivitesindeki değişimi belirlemek için biyolojik analizler yapılmıştır. Bu araştırmada toprağın biyolojik aktivitesinin ölçüsü olarak; toprağın COz üretimi, endo enzimlerden DHG-aktivitesi, ekto enzimlerden sakkaraz, Ş-Glikozidaz, üreaz ve nötr fosfataz aktivitesi ile mikroorganizma sayısı (mantarlar, aktinomisetler ve bakteriler) kriter olarak alınmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir. -Uygulanan kireç dozlarına göre toprak pH'smda artışlar belirlenmiştir. -Kireçleme sonucu, pH'nm yükselmesiyle; genelde toprak mantarlarında azalma olmuş, aktinomisetlerde biraz çoğalma ve bakterilerde ise belirgin şekilde artışlar görülmüştür.-65- -Kireçlemenin bazı ekto enzimleri aktivitelerine etkisi ise, toprak ve enzim çeşidine göre farklılıklar göstermiştir. Genelde kireçlemenin sakkaraz aktivitesini azalttığı, üreaz aktivitesini artırdığı, Ş-Glikozidaz ve nötr fosfataz aktivitesinde ise, çeşitli topraklarda ve kireç dozlarında farklı ve yorumu zor olan etkiler belirlenmiştir. Endo enzimlerden olan DHG-aktivitesinde Kahverengi Orman topraklarında kireçleme ile % 800' e varan artışlar görülürken, Gri-Kahverengi Podzolik topraklarda kireçlemeden sonra az da olsa toprakta DHG-aktivitesine rastlanmıştır. Sarı-Kırmızı Podzolik topraklarda kireçlemeden önce ve sonra DHG-aktivitesi sıfır olarak bulunmuştur. -üç büyük toprak grubunda da kirecin artan dozlarına paralel olarak toprak solunumunun (CCfe üretimi) büyük ölçüde arttığı belirlenmiştir. -Artan kireç dozuna bağlı olarak toprakta alınabilir Fe, Kn, Zn, Cu miktarının azaldığı saptanmıştır. -Kahverengi Orman ve Sarı-Kırmızı Podzolik topraklarda kireçleme ile yulafta belirgin verim artışı sağlanırken, gri-kahverengi podzoliklerde kireçlemenin verimde önemli bir değişikliğe neden olmadığı görülmüştür. Laboratuvar koşullarında saksı denemesi olarak yürütülen bu çalışmadan elde edilen bulguların ışığında benzer çalışmaların Karadeniz bölgesinde tarla koşullarında yürütülmesi yararlı olacaktır.

Emine Erman Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1989
10
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu kükürt fabrikası flotasyon atıklarının kireçli toprak ve ahır gübresi kullanarak fitoremediasyon tekniği ile ıslah edilmesi

Bu çalı mada; Keçiborlu kükürt fabrikası etrafında terk edi lmi durumda bulunan flotasyon atık alanlarının iyile tirici materyaller kullanılarak yeniden bitkilendir ilmesi amaçlanmı tır. Bu amaçla flotasyon atı ğ ına ıslah amaçlı kireçli toprak (% 10-20-30-40) ve ahır gübresi (% 4-8) uygulandıktan sonra yüksek otlak ayrı ğ ı ( Agropyron elongatum ) ve kamı sı yumak ( Festuca arundinacea ) çim çe itleri yeti tirilmi tir. Saksı denemesi tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmu tur. 3 aylık deneme süresi sonunda alınan bitki ve ortam örneklerinde a zot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, çinko, mangan, bakır, kob alt, nikel, krom, kur un ve kadmiyum analizleri yapılmı tır. Ara tırma sonucunda; flotasyon atı ğ ına de ğ i en düzeylerde kireçli toprak ve ahır gübresi uygulanarak olu turulan yeti tirme ortamlarının ve çim bitkilerinin azot, fosfor , potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, çinko , mangan, bakır, kobalt, nikel, krom, kur un ve kadmiyum içeri ğ i üzerine uygulamaların etkilerinin istatistiksel o larak önemli düzeylerde (P<0.001) oldu ğ u tespit edilmi tir. Deneme sonunda yapılan ortam analizlerine göre kireçli toprak ve ahır gübresi uygulamaları flotasyon atı ğ ının pH'sını artırmı , EC'sini ise dü ürmü tür. Ahır gübreli uygulamalarda ahır gübresi ilave edilmeyenlere göre daha yüksek N, P, K, Mg ve Mn içerikleri tespit edilmi tir. En yüksek kireçli toprak uygulaması (% 40) son ucunda ise ortamların Ca içeri ğ i en yüksek de ğ erlere ula mı tır. Uygulamalar sonunda ortamların Zn, Cu, Ni, Cr, Pb ve Cd içerikleri izin verilen sı nır de ğ erleri arasında oldu ğ u için ii herhangi bir toksisite riski içermemektedir. Flotas yon atı ğ ına özellikle kireçli toprak ilavesi sonrasında Fe içeri ğ i önemli dü ü ler göstermi tir. Flotasyon atı ğ ına artan oranlarda kireçli toprak ve ahır gübresi ilaveleri, yeti tirilen çim bitkilerinin kuru madde verimini artırmı tır. Bitki analiz sonuçlarına göre; her iki çim bitkisinin N, P, K, Ca, Mg, Mn ve Fe içerikleri nin yeterli ve yüksek; Ni, Cr, ve Cd içeriklerinin ise ortamda az miktarda bulunmalarına ra ğ men bitki bünyesinde toksisite yapacak düzeylerde oldu ğ u belirlenmi tir. Kireçli toprak ve ahır gübresi ilaveleri oranı yüksek tutulunca bitkilerin Pb ve Ni içeriklerinin azaldı ğ ı tespit edilmi tir. ANAHTAR KEL Đ MELER: Flotasyon atı ğ ı, kireçli toprak, ahır gübresi, yüksek otlak ayrı ğ ı (Agropyron elongatum) , kamı sı yumak ( Festuca arundinacea) , fitoremediasyon, a ğ ır metal, maden atıkları

Hüseyin Kalkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
10
DoctorateOpen AccessTR

Atık mantar kompostu ve karanfil atıklarının kompostlanması ve karanfil yetiştiriciliğinde kullanılma olanakları

İlker Sönmez
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu kükürt fabrikası flotasyon atıklarının mevcut durumu ve çevresel etkilerinin belirlenmesi

Keçiborlu kükürt fabrikası flotasyon atık göletinin mevcut durumunun ve çevresel etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada; atık göletinin ilçede neden olduğu çevre kirliliği çeşitli yönleri ile ortaya konulmuştur. Atık göletinin kimyasal ve fiziksel özelliklerini incelemek amacıyla atık göletinin 50 farklı noktasında ve 3 farklı derinlikte (0-30 cm, 30-60 cm, 60-90 cm) atık materyalinden örnekleme yapılmıştır. Atık göletinin çevresel etkilerini belirlemek amacıyla ise; atık göletinden başlayarak ilçenin tarımsal alanı (TA) ve ilçenin yerleşim alanı olan ilçe merkezi (İM) olmak üzere iki farklı yönde toprak (yüzey toprağı, 0-3 cm) ve yaprak (yaprak yüzeyi tozu) örneklemeleri yapılmıştır. Örneklemeler, her uzaklık aralığından 10 `ar adet toprak ve yaprak örneği olmak üzere, her iki yönde de 0-100 m, 100-500 m ve 500-1000 m aralıklarından toplanmıştır. Yüzey toprağında pH, EC, S-SO4-2, DTPA ile ekstrakte edilebilir ağır metaller (Fe, Al, Ni, Mn, Cu, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) ve kral suyu ile çözünebilir toplam ağır metallerin (Fe, Al, Ni, Mn, Cu, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) analizleri yapılmış; yaprak örneklerinin yıkama çözeltilerinde ise, S ve ağır metal (Fe, Al, Ni, Mn, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) konsantrasyonları tespit edilmiştir. Ayrıca, kuyu suyu örnekleri alınarak S ve ağır metal (Fe, Al, Ni, Mn, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) varlığı araştırılmıştır.Genel olarak, atık materyalin çok düşük pH ve çok yüksek EC değerlerine sahip olduğu; aynı zamanda çok yüksek konsantrasyonlarda S-SO4-2 ve ağır metal içerdiği belirlenmiştir. Ayrıca, atık göletinde bulunan materyalin; bulunduğu nokta ve derinlik itibariyle kimyasal ve fiziksel özelliklerinde sınırlı da olsa bazı değişimlerin varlığı ortaya konulmuştur.Araştırma bulgularına göre; ilçenin tarımsal alanındaki (TA) yüzey topraklarında, atık göletinden uzaklaştıkça; EC değerlerinin, S-SO4-2 konsantrasyonlarının, ekstrakte edilebilir ağır metal (Cu, Zn, Pb, Cd), toplam ağır metal (Fe, Al, Ni, Mn, Cu, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) konsantrasyonlarının istatistiki olarak azaldığı tespit edilmiştir. İlçe merkezi (İM) yüzey topraklarında ise, atık göletinden uzaklaştıkça istatistiki olarak; S-SO4-2 konsantrasyonlarında bir azalma ve pH değerlerinde bir artış ortaya çıkmıştır. İlçe merkezi topraklarında ağır metal yayılımı tarım topraklarındaki kadar belirgin olmamakla birlikte; ekstrakte edilebilir Cr, toplam Cd ve toplam Co konsantrasyonlarında atık göletinden uzaklaştıkça istatistiki olarak bir azalma belirlenmiştir.Yaprak yıkama çözeltilerinde ise, S ve ağır metal konsantrasyonlarının (Fe, Al, Ni, Zn, Pb, Cd, Cr, Co) hem tarımsal alan (TA) hem de ilçe merkezi (İM) yönlerinde atık göletinden uzaklaştıkça istatistiki olarak bir azalma gösterdiği tespit edilmiş, atık materyalin bölgedeki yayılımı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Atık göletine infiltre olan yağmur sularının ilçenin yer altı sularında yapabileceği etkinin belirlenmesi amacıyla toplanan kuyu suyu örneklerinde ise henüz belirgin bir kirliliğin görülmediği tespit edilmiştir.Sonuç olarak, bu çalışma ile Keçiborlu kükürt fabrikası flotasyon atık göletinin çeşitli özellikleri, gölette bulunan atık materyalin çevreye olan yayılımı ortaya konmuş ve yaratabileceği sağlık risklerine dikkat çekilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Kükürt flotasyon atığı, çevresel etki, ağır metaller

AtıklarAğır metallerFlotasyon+2
Yusuf Yazar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Kumluca ve Finike yörelerinde tarımda kullanılan azotlu gübrelerin çevre kirliliğine etkileri

4. ÖZET Bu çalışma, Kumluca ve Finike yörelerinde tarımda kullanılan N'lu gübrelerin çevre kirliliği üzerine olan etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, yörede Washington Navel portakal yetiştiriciliği yapılan, üç adet kapalı ve bir adet açık drenaj sistemine sahip dört adet turunçgil bahçesinden ve kapalı drenaj sistemine sahip bir cam seradan üç farklı dönemde (20 Ekim 1993, 12 Ocak 1994, 05 Nisan 1994) toprak, artezyen ve drenaj suyu örnekleri ile yöredeki belli başlı kaynak, dere ve şebeke suyu örnekleri alınmıştır. Birinci dönemde alınan toprak örneklerinde pH, CaCCto, eriyebilir toplam tuz, bünye, organik madde, N, P, K, Ca, Mg, Na ve B analizleri, yine aynı dönemde alınan su örneklerinde EC, pH, Ca, Mg, Na, K, CO3, HCO3, Cl, SO4 analizleri yapılarak, % Na ve SAR değerleri hesaplanmıştır. Nitrat analizleri ise her üç dönemde alınan toprak ve su örneklerinde yapılmıştır. Toprakların pH'ları turunçgil bahçelerinde hafif alkalin, serada ise alkalin karekterdedir. Kireç kapsamları, bahçelerde çok yüksek, sera topraklarında ise yüksek düzeyde bulunmuştur. Eriyebilir toplam tuz yönünden ise hem sera hem de bahçe topraklarında bir sorunun bulunmadığı belirlenmiştir. Toprak örneklerinin bünyeleri turunçgil bahçelerinde killi tın ve tın, serada ise kumlu tın olarak saptanmıştır. Organik madde içerikleri bakımından, bahçe topraklarının humusça fakir ve az humuslu, sera toprağının ise humusça fakir olduğu belirlenmiştir. Turunçgil bahçelerinden ve seradan alınan toprakların makro besin elementi bakımından yeterli olduğu saptanmıştır. Bahçe topraklarının NO3" içerikleri 5.01-100.94 ppm değerleri arasında, sera toprağının NOa" içeriği ise 166.42-499.46 ppm değerleri arasında değişim göstermiştir. incelenen su örneklerinin pH değerlerinin nötr ve orta derecede alkali karekterde olduğu, tuzluluk değerleri bakımından bütün su örneklerinin C2 sınıfına (Orta Tuzlu), SAR değerleri bakımından ise Sİ sınıfına (Az Sodyumlu) girdiği belirlenmiştir. Su örneklerinin % Na, Cl, SO* ve B içerikleri bakımından birinci sınıfa ( % Na< % 40, Cl< 3 me/1, S04< 4. me/1 ve B< 0.5 ppm) girdikleri saptanmıştır. Su örneklerinde N03"içeriklerinin, artezyen sularında 2.00-38.40 ppm, drenaj sularında 13.00-250.00 ppm, kaynak sularında 1.50-4.00 ppm, dere sularında 1.90- 69.45 ppm ve şebeke sularında 2.09-13.31 ppm arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. 79Araştırmada incelenen, içme suyu sağlanan yeraltı ve kaynak sularının NO3" içerikleri WHO'nun (Dünya Sağlık Teşkilatı) içme suları için bildirdiği 50 ppra sınırı ile karşılaştırıldığında bu sınırın altında bulunduğu görülmektedir. Ancak, Kumluca ilçesinde su örneği alınan Kavur deresi suyunun (69.45 ppm) ve domates üretimi yapılan cam seradan alınan drenaj suyunun (250.00 ppm) yüksek oranlarda NOa* içerdiği saptanmıştır.^. Ayrıca, yörede turunçgil bahçelerinden ve seradan farklı iki derinlikten alınan toprak örneklerinin genelde ikinci derinliklerinde daha yüksek pranda NO3" içermesi, yörede aşırı N'lu gübrelemeden kaynaklanan NO3" yıkanmasının önemli boyutlarda olduğunu göstermiştir. Bunun yanında, yöre topraklarının bünye bakımından genelde orta ve kaba bünyeli (killi tın, tın ve kumlu tın) olmasının yıkanmayı artırıcı yönde etkilediği düşünülmektedir. Kumluca ve Finike ilçelerinin bütün bu özellikleri dikkate alındığında, eğer tarımsal üretimin tüm aşamalarında yeterince önlem alınmazsa, yakın gelecekte içme suyu sağlanan yeraltı aküferlerinde ve kaynaklarda NO3" kirlilik düzeyinin daha yüksek boyutlara ulaşacağı söylenebilir. 80

Antalya-FinikeAzotlu gübrelerÇevre kirliliği
Selim Tokmak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Kumluca ve Finike yörelerindeki seraların su ve toprak tuzluluğu değişimlerinin araştırılması

5. ÖZET KUMLUCA VE FÎNÎKE YÖRELERİNDEKİ SERALARIN SU VE TOPRAK TUZLULU?U DEC-ÎŞÎMLERİNÎN ARAŞTIRILMASI Bu çaljşma, Kumluca ve Finike Yörelerindeki su ve toprak tuzluluğunun değişimini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yörelerde damla ve salma sulama yapılan; hıyar ve domates yetiştirlen seralardan 21 Eylül 1993'de I. dönem, 23 Kasım 1993'de II. dönem, 12 Ocak 1994'de III. dönem ve 1 Haziran 1994'de IV. dönemde genel olarak sahiî kesimi, orta ve iç kesim olmak üzere üç kısma ayrılarak toplam 144 su ve 288 adet toprak örneği alınmıştır. Sadece I. dönemde, su örneklerinde eriyebilir toplam tuz, pH, Na+, K+, Ca*2, Mg+2, C03'2, HC03", SO-r2, Cl" ve B analizleri; toprak örneklerinde ise eriyebilir toplam tuz, pH, CaC03, bünye, organik madde, N, P ve K analizleri yapılmıştır. Su örneklerinin tuzluluğu her iki yörede de I. dönemden IV. döneme ve sahil kesiminden iç kesime doğru gidildikçe azalmıştır. Su örneklerinin kaliteleri genellikle C2S1 ve C3S1 bulunmuştur. I. dönemde yapılan sulama suyu analizleri sonucunda Kumluca ve Finike yöreleri sulama sularının genel olarak % Na, Cl", B ve SO4"2 bakımından sorunlu olmadığı saptanmıştır. Topraklar genellikle hafif alkali ve alkali reaksiyonlu; çok yüksek ve aşın kireçli; büyük ölçüde hafif ve orta bünyeli; organik maddece fakir bulunmuştur. Toprakların azot yönünden çok değişken, fosfor ve potasyum yönünden ise büyük ölçüde yetersiz olduğu belirlenmiştir. Toprak örneklerinin eriyebilir toplam tuz değerleri Kumluca ve Finike yörelerinde genel olarak I. örnekleme döneminde en düşük iken IV. örnekleme döneminde en yüksek ortalama değerlere ulaşmıştır. Sahil kesimi örneklerinin tuz değerlerinin değişimi I. örnekleme döneminden IV. örnekleme dönemine doğru sürekli bir biçimde artmıştır. Ancak bitki yetiştirme dönemi içerisindeki toprak tuzlulugundaki değişimin orta ve iç kesimlerde yeralan seralarda düzenli bir şekilde olmadığı görülmüştür. 82

Antalya-FinikeAntalya-KumlucaSeralar+3
Sahriye Akay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya-Aksu pamuk üretme istasyonu arazilerinin alınabilir fosfor kapsamları ile bazı toprak özellikleri arasındaki ilişkiler

Mehmet Ali Demiral
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu kükürt fabrikası flotasyon atıkları ve elementel kükürdün hafif alkali reaksiyonlu tarım topraklarında kullanılma olanakları

6. ÖZET Bu çalışma, aşın ve yüksek düzeyde kireç içeren, hafif alkali reksiyonlu iki toprakta özellikle toprak pH'ı ve daha sonra toprakta bitkilere yarayışsız formlarda bulunan (özellikle fosfor ve mikroelementler) bitki besin maddeleri üzerine kükürt içeren bir atık olan Keçiborlu Kükürt Fabrikası flotasyon atığı ve elementel kükürdün etkisinin olup olmayacağını incelemek ve eğer etkisi varsa bunun bitkiye yansıyıp yansımayacağını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Akdeniz üniversitesi Kampus alanı içerisinde belirlenen aşırı kireçli (% 37.3 CaC03 pH 7.88) ve yüksek kireçli (% 9 CaCOa pH 7.82) olan iki toprakta tarla denemeleri; bu topraklardan aşırı kireçli olanında ise ayrıca bir saksı denemesi kurulmuştur. Denemeler sonucunda elde edilen verilerde varyans analizi ve Duncan testi yapılmıştır. Tarla denemeleri tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak kurulmuş ve kontrolde dahil olmak üzere 10 konu uygulanmıştır. Atık 2-4-6-10 ton/da; kükürt 50-100-150-200 kg/da dozlarında ve ayrıca 2 ton/da atık ile 50 kg/da kükürt karıştırılarak uygulanmıştır. 1994 Temmuz ayında deneme konularına göre materyaller parsellerin 0-20 cm derinliğine karıştırılmıştır. 1994 Temmuz ayından, 1995 Nisan (38 hafta sonra) ayma kadar bitkisiz periyod, bu tarihten itibaren de bitkili periyoda geçilmiştir. Deneme bitkisi olarak sorghum (Sorghum bicolor L.) yetiştirilmiştir. 1995 Ağustos ayında (58. hafta) ise bitkiler hasat edilmiştir. Uygulama konulan parsellere karıştırıldıktan sonra denemeler süresince 5., 10., 38. ve 58. haftalarda toprak örnekleri alınarak pH analizi yapılmış ve deneme sonunda bitkinin kurumadde verimi (kg/da) belirlenmiştir. Tarla denemeleri sonucunda uygulanan materyallerin % 9 CaC03 içeriğine sahip toprakta daha fazla olmakla beraber her iki deneme alanı toprağında da pH'yı düşürdüğü ve ilerleyen zaman içerisinde pH düşmesinin giderek azaldığı belirlenmiştir. Ayrıca atık uygulamalarının, kükürt uygulamalarına göre bütün örnekleme zamanlarında toprak pH'sını daha fazla düşürdüğü görülmüştür. Aşırı kireçli deneme alanından elde edilen kurumadde verimi üzerine uygulamaların etkisi önemli olmamıştır. Yüksek kireçli deneme alanında ise kurumadde verimi üzerine uygulamaların etkisi önemli bulunmuştur. Fakat 72artan düzeylerde atık ve kükürt uygulamaları sonucunda kuru madde verimi düzenli bir şekilde artmamıştır. Buna neden olarak da uygulamalardan 38 hafta sonra sorghum tohumlarının ekilmesi ve toprak pH'ının tekrar yükselmeye başlamış olması gösterilebilir. Saksı denemesi tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak aşırı kireçli (% 37.3 CaCOa) ve pH'sı 7.88 olan toprakta kurulmuştur. Deneme bitkisi olarak sorghum (Sorghum bicolor L.) yetiştirilmiştir. Kontrol de dahil olmak üzere 8 konu uygulanmıştır. Atık 2- 4-6 ton/da; kükürt 50-100-150 kg/da dozlarında ve ayrıca 2 ton/da atık ile 50 kg/da kükürt karıştırılarak uygulanmıştır. 1994 Ekim ayında uygulama materyalleri deneme konularındaki miktarlarına göre saksılara karıştırılmıştır. Deneme kurulduktan sonra 5., 10. ve 30. haftalarda toprak örnekleri alınarak pH analizi ile fosfor ve mikro element analizleri yapılmıştır. 10. haftada saksılara sorghum tohumları ekilmiş ve 30. haftada bitkiler hasat edilerek kurumadde verimi (g/saksı), bitkinin makro ve mikro element kapsamı ve alımı (mg/saksı) belirlenmiştir. Denemede toprak pH'sı üzerine uygulamaların etkisi bütün örnekleme zamanlarında önemli bulunmuştur. Atık uygulamaları, toprak pH'ını kükürt uygulamalarına göre daha fazla düşürmüştür. İlerleyen zaman içerisinde ise toprak pH'sı yeniden yükselmeye başlamıştır. Toprağın alınabilir P kapsamı üzerine uygulamaların etkisi önemsiz bulunmuştur. Uygulamaların topraktaki alınabilir Fe ve Zn kapsamı üzerine etkisi ise bütün örnekleme zamanlarında önemli olmuştur. Atık uygulamaları, atıgm yüksek miktarda Fe içermesinden dolayı toprağın alınabilir Fe kapsamını kontrole göre arttırmıştır. Atık ve kükürt uygulamaları sonucunda toprağın alınabilir Zn kapsamı kontrole göre düşme göstermiştir. Toprağın alınabilir Mn ve Cu kapsamı üzerine uygulamaların etkisi 5. ve 30. haftada önemli olmasına ragmen 10. haftada önemli olmamıştır. Genel olarak bakıldığı zaman ise uygulamalar kontrole göre çok az da olsa deneme toprağının alınabilir Mn ve Cu kapsamını artırmıştır. Saksı denemesinde sorghum bitkisinin kurumadde verimi üzerine kükürt uygulamaları daha etkili olmuş ve Özellikle 50 kg S/da ve 100 kg S/da uygulaması bitkinin kurumadde verimini kontrole göre sırasıyla % 84.4 ve 91.2 oranında artırmıştır. Atık uygulamaları da kontrole göre 73kurumadde verimini artırmasına ragmen, atığa ait bütün uygulamalarla kontrolden elde edilen kurumadde verimi arasındaki farklar önemli bulunmamıştır. Saksı denemesinde uygulamaların bitkinin N, Ca, Mg, Fe ve Mn kapsamı üzerine etkileri önemli olmamıştır. Ancak uygulamalar bitkinin P, K, Zn ve Cu kapsamı üzerine etkili olmuştur. Fakat bu önemli etkiler kontrolle karşılaştırıldığında Cu hariç azalma şeklinde görülmüştür. Bitkinin besin alımı üzerine uygulamaların etkisi ise Fe ve Mg'da önemsiz iken; N, P, K, Ca, Zn, Mn ve Cu'da ise önemli bulunmuş ve bitkinin besin alımı artmıştır. Bitkinin besin alımındaki artış da, kurumadde verimindeki artışların bir sonucu olarak meydana gelmiştir. 74

Endüstriyel atıklarEtibank Keçiborlu Kükürt İşletmesiFlotasyon+2
Şule Orman(elge)
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Kırmızı akdeniz topraklarında katena-toprak ve C horizonu-toprak ilişkileri

8. SUMMARY In this study relationship between catena and soil and C horizon and soil in Red Mediterranean Soils developed over limestone in the Antalya region were studied. A total of seven soil profile in two lines, four on the four different steps at the west line starting from Kadmdağı bul, 1250 m, in the north and hying towards the south, and three on the three different steps at the east line starting from Mercimek hill, 1250 m, in the north and hying toward the south, were opened. In the profiles, relationships between parent material and soil, and catena and soil were exposed by the determination of the morphological physical, chemical and mineralogical properties of soils. Locations of the profiles were determined by using of the topographic maps, 1/25000, and air photographs taken in 1981 and 1992. Seven sou profiles on four different steps, 1250- 1200, 750-650, 350-250 and 150-50 m, in two lines were opened, and after the morphological descriptions of the profiles, soil samples were taken according to the genetic horizon system. In the soil samples, analyses of texture, pH, carbonate, organic matter, cation exchange capacity, exchangeable cations, free Fe, clay mineralogy carried out, whereas a sample taken from the limestone was used for chemical analyses and thin section studies. Results showed that entire morphologic and chemical properties of the profiles showed considerable similarities to red Mediterranean Soils, except dark red colors (2.5 YR). In the all profiles, advanced level of decalcification and rubification processes and were determined. Examination of the limestone showed that low level of free Fe content was in harmony with C horizon, although it was not in harmony with soil material Furthermore a discordance was also detected between C horizon and A and B horizons for clay mineralogy and mineral crystaDizatioa At the same time, weathering of the kaolinite that is the not the case in the Mediterranean climate is another features determined. Although most of the physical, chemical and mineralogical properties of soils showed similarity to the properties of Red Mediterranean Sou, some of them were not similar, such as color, Fe content and mineralogical properties, that is too important to eliminate for soil genesis. 106Consequently, development of Red Mediterranean Soils over Miocene hard limestone are twofold, one soil material could have been started to developed in sini and the second some of the soil materials transported by winds from the North Africa, and after the deposition could have been started to weathering in the Mediterranean ecology to develop soil material. 107

Akdeniz bölgesiKatenaTerra-rossa toprak
Sevda Altunbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Hıyar (Cucumis sativus L.) bitkilerinin fosfor ile beslenme durumlarının yaprak arası - yaprak sapı ilişkileri ile saptanması

Harun Kaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Kumluca ve Finike yörelerinde turunçgil bahçelerinin çinko ile beslenmesi ile bazı bitki büyüme regülatörleri arasındaki ilişkilerin araştırılması

ÖZET KUMLUCA VE FİNİKE YÖRELERİNDEKİ TURUNÇGİL BAHÇELERİNİN ÇİNKO İLE BESLENME DURUMLARININ VE ÇİNKO BESLENMESİ İLE BAZI BİTKİ BÜYÜME REGÜLETÖRLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN ARASTHHLMASI Selim TOKMAK Doktora Tezi, Toprak Anabilim Dalı Mart 2001, 161 Sayfa Bu çalışmada Kumluca ve Finike yörelerindeki turunçgil bahçelerinin çinko ile beslenme duranlarının ve çinko (Zn) beslenmesi ile bazı bitki büyüme regületörleri (IAA, ABA, Sitokinin ve GA3) arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Bu amaçla, yöredeki turunçgil bahçelerinden birinci yıl 17, ikinci yıl 28 adet olmak üzere iki yıl süreyle toprak, yaprak ve sürgün örnekleri alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın ikinci yılında yaprak ve sürgün örneklerinde yapılan toplam ve aktif Zn analiz sonuçlan dikkate alınarak belirlenen 16 adet bahçeden alınan yaprak ve sürgün örneklerinde hormon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonunda, birinci yıl incelenen toprak örneklerinin %52.9'unun noksanlık görülebilir, %47. Finin iyi düzeyde, ikinci yılda ise örneklerin %57. Finin noksan ve noksanlık görülebilir, %42.9'unun ise iyi düzeyde alınabilir Zn içerdikleri belirlenmiştir. İnceleme yapılan bahçelerden alman yaprakların birinci yıl % 70.6'sımn düşük, % 29.4'ünün yeterli, ikinci yıl ise % 78.6'sının düşük ve % 21.4'ünün yeterli düzeyde Zn içerdikleri belirlenmiştir. Yaprak ve sürgün örneklerinin Zn içerikleri ile hormon içerikleri arasında, hormonların kendi aralarında ve hormonlar ile diğer besin elementleri arasında önemli ilişkiler belirlenmiştir. Uç yapraklardaki aktif Zn ile ABA arasında negatif, uç yapraklardaki aktif Zn ile sürgünlerdeki ABA arasında ve uç yapraklardaki aktif Zn ile asidik lanetin arasında pozitif ilişkiler saptanmıştır. Sürgünlerdeki bazik kinetin ile normal yapraklardaki IAA arasında, sürgünlerdeki asidik kinetin ile ABA arasında, normal yapraklardaki GA3 ile sürgünlerdeki IAA arasında ve sürgünlerdeki GA3 ile IAA arasında pozitif ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca, normal yapraklardaki Mn ile ABA ve GA3 arasında pozitif ilişkilerin olduğu saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Washington Navel portakalı bitki büyüme düzenleyicisi, ABA, IAA, Kinetin, GA3, aktif Zn, HPLC. JÜRİ: Prof. Dr. A. Turgut KÖSEOĞLU (Danışman) Prof. Dr. Nevin ERYÜCE Prof. Dr. Mustafa KAPLAN

Antalya-FinikeAntalya-KumlucaBitki büyüme düzenleyicileri+2
Selim Tokmak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Elmalı-Korkuteli yöresi elma bahçelerinin demir durumunun araştırılması ve demir klorozunun belirlenmesinde çeşitli analiz yöntemlerinin karşılaştırılması

ÖZET ELMALI- KORKUTELİ YÖRESİ ELMA BAHÇELERİNİN DEMİR DURUMUNUN ARAŞTIRILMASI VE DEMİR KLOROZUNUN BELİRLENMESİNDE ÇEŞİTLİ ANALİZ YÖNTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Sahriye SÖNMEZ Doktora Tezi, Toprak Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mustafa KAPLAN Ocak 2002, 184 sayfa Bu araştırma, Elmalı-Korkuteli yöresi elma bahçelerinin demir beslenme durumlarım incelemek ve demir klorozunun belirlenmesinde kullanılacak en uygun yöntemi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Elmalı yöresinden 22, Korkuteli yöresinden 16 olmak üzere toplam 38 elma bahçesinden yeşil ve kloroz gösteren ağaçlardan ayrı ayrı olmak üzere yaprak örnekleri, 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toplam 76 adet toprak örneği alınmıştır. Toprak örneklerinde pH, CaC03, HCO3, EC, bünye, organik madde, N, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn ve Cu analizleri; yaprak örneklerinde N, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn ve Cu analizleri yapılmıştır. Farklı yöntemlerle Fe konsantrasyonlarını belirlemek için kuru yaprak örneklerinde 1 N HC1 (I. Yöntem), 0.1 N HC1 (İL Yöntem), 0.005 M DTPA QJL Yöntem) ve % 1.5 o-fenantrolin (IV. Yöntem) yöntemleri ve laze yaprak örneklerinde ise toplam klorofil ve peroksidaz aktivitesi analizleri yapılmıştır. Toprakların hafif alkali ve alkali reaksiyonlu, genellikle çok yüksek ve aşın kireçli, tuzsuz, orta ve ağır bünyeli, organik maddece fakir topraklar oldukları belirlenmiştir. Topraklatın N, P, K; Ca ve Mg yönünden yeterli olduğu görülmüştür. Fe ve Zn yönünden genellikle noksan ve noksanlık göstermesi mümkün olan sınıfta, Mn ve Cu bakımından ise tamamının iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Yaprak örnekerinin N, P, Ca, Mg, Fe, Mn ve Cu yönünden yeterli, K ve Zn kapsamlarının ise yetersiz olduğu bulunmuştur. Yeşil yaprak örnekerinin toplam N, Ca, Fe ve Mn içerikleri, klorotik yapraklara göre istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksek; P ve K konsantrasyonlarının istatistiksel olarak önemli düzeyde düşük; Mg, Na, Zn ve Cu konsantrasyonlarında ise istatistiksel olarak önemli bir farklılığın olmadığı bulunmuştur. Yeşil yaprak örneklerinin toplam klorofil, peroksidaz aktivitesi, I. Yöntem, ffl. Yöntem, rv. Yöntemle belirlenen demir konsantrasyonları ve toplam demir konsantrasyonlarının klorotik yapraklara göre istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksek, H Yöntemle belirlenen demir konsantrasyonlarında ise istatistiksel olarak önemli bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, araştırmada kullanılan yöntemler içerisinde, toplam klorofil içerikleri ve peroksidaz aktivitesi ile olan ilişkilerine göre 1 N HC1 yönteminin en iyi yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, standart metotlarla (toplam klorofil ve peroksidaz aktivitesi) korelasyon katsayısının düşük olması nedeniyle bu yöntemin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Aktif Demir, Toplam Demir, Demir Analizleri, Demir Klorozu, Toplam Klorofil, Peroksidaz Aktivitesi, Elma JÜRİ: Prof. Dr. Mustafa KAPLAN (Danışman) ^VyLfW^I e^4- Prof. Dr. Turgut KÖSEOĞLU Prof. Dr. Rıfat YALÇIN

Aktif demir analiziAntalya-ElmalıAntalya-Korkuteli+3
Sahriye Sönmez
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik kökenli organik materyallerin toprakta agregat oluşumu ve stabilitesi üzerine etkileri

ÖZET DEĞİŞİK KÖKENIİ ORGANİK MATERYALLERİN TOPRAKTA AGREGAT OLUŞUMU VE STABİLİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ Erdem YILMAZ Yüksek Lisans Tezi, Toprak Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Zeki ALAGÖZ Mayıs 2002, 93 Sayfa Bu araştırmada, değişik kökenlere sahip olan organik materyallerin toprakta agregat oluşumu ve stabilitesi üzerine olan etkileri değişik dozlarda toprağa uygulanarak araştırılmıştır Bu amaçla Akdeniz Üniversitesi kampusundaki Akdeniz Kırmızı Toprakları Korkuluk Serisinden 0-25 cm derinlikten bozulmuş toprak örneği alınmıştır. Araştırma sonucundan elde edilen bulgulara göre, değişik kökene sahip organik materyallerin toprağın agregat oluşum ve stabilitesi üzerine etkileri değişik agregat boyutlarında farklı yönde ve düzeylerde gerçekleşmiştir. Yapılan uygulamalar sonucu toprağın agregat oluşum ve stabilitesinde elde edilen pozitif yöndeki değişimler, özellikleri belirlenmiş organik materyallerin etkin bir biçimde kullanılması ile toprakların agregat oluşum ve stabilitelerinin geliştirilebileceği anlaşılmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Agregat, Agregat Oluşumu, Agregat Stabilitesi, Toprak Düzenleyicileri. JÜRİ: Yrd. Doç. Dr. Zeki ALAGÖZ Prof. Dr. Mustafa KAPLAN Prof. Dr. Lami KAYNAK

AgregaAgregat kararlılığıOrganik materyaller
Erdem Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Dolu yılında zeytin (Olea europaea L.) bitkisinde mineral bitki besin maddelerinin mevsimsel değişiminin incelenmesi

Bu araştırma Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği bahçesindeki Manzanilla çeşidi zeytin ağaçlarının yapraklarındaki makro ve mikro besin elementlerinin mevsimsel değişimlerini incelemek ve bu çeşit için Aydın şartlarında en uygun yaprak örneği alma zamanının tespiti amacıyla yapılmıştır. Araştırma için dolu yılında olan ve yıl boyunca sulama, gübreleme ve ilaçlama uygulaması yapılmayan 30 adet ağaç seçilmiş ve her ay yaprak ve toprak örnekleri alınmıştır.Sonuç olarak Aydın yöresinde kurak koşullarda yetiştirilen Manzanilla zeytin çeşidi için en uygun yaprak alma dönemi olarak Kasım ayı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler:Manzanilla zeytin çeşidi, bitki besin maddesi içeriği, mevsimsel değişim.

ZeytinZeytin ağacı
Ferhat Bozkaya
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kumluca ve Finike yöreleri sera domates yetiştiriciliğinde kükürt beslenmesi ile domates ve fasulye bitkileri üzerine kükürt ve organik gübrelemenin etkilerinin incelenmesi

ÖZET KUMLUCA VE FİNİKE YÖRELERİ SERA DOMATES YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KÜKÜRT BESLENMESİ İLE DOMATES VE FASULYE BİTKİLERİ ÜZERİNE KÜKÜRT VE ORGANİK GÜBRELEMENİN ETKİLERİNİN İNCELENMESİ Şule ORMAN Doktora Tezi, Toprak Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mustafa KAPLAN Eylül 2004, 184 Sayfa Bu araştırma, iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamasında Kumluca ve Finike yörelerinde tek mahsûl domates yetiştiriciliği yapılan seralarda toprak ve bitkilerdeki kükürt durumu belirlenmiştir. Bu amaçla Kumluca yöresinden 20, Finike yöresinden 20 olmak üzere toplam 40 domates serasından 0-20 cm ve 20-40 cm derinliklerden dikimden önce (1. dönem) ve vejetasyon döneminin ortasında (2. dönem) toprak örnekleri alınmıştır. 2. dönem alman toprak örnekleri sırasında yaprak örneklemeleri de yapılmıştır. Kumluca yöresi topraklarında 1. ve 2. dönemlerde tespit edilen ortalama S04"2-S'ü kapsamları birbirine çok yalan iken, Finike yöresi topraklarında 2. örnekleme döneminde, 1. örnekleme dönemine göre her iki toprak derinliğinde de artış meydana gelmiştir. 2. örnekleme döneminde alınan toprak örneklerinin S04"2-S'ü kapsamları ile diğer bazı toprak özellikleri arasında önemli ilişkiler belirlenmiştir. Buna göre toprakların S04"2-S'ü kapsamları ile pH ve kum içerikleri arasında önemli ve negatif; EC değerleri, kil içerikleri, N, K ve Na kapsamları arasında önemli ve pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Her iki ilçede de toprak ve bitkilerdeki kükürt durumunun yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında düşük kükürt içeriğine sahip kumlu tın tekstürlü bir toprağa elementel kükürt (0, 50, 100, 150, 200, 400 mg/kg) ve ahır gübresi (0, 3 ton/da) uygulanmış ve tesadüf parselleri deneme desenine göre faktöriyel ve 4 tekerrürlü olarak saksı denemeleri yürütülmüştür. Deneme bitkileri olarak domates ve fasulye yetiştirilmiştir. Uygulamalar toprağa karıştırıldıktan 3 hafta sonra bitkiler dikilmiş ve 8 haftalık bir yetiştirme periyodundan sonra hasat edilmiş ve analizleri yapılmıştır. Her iki bitki için denemeler kurulduktan sonra 3 dönem halinde toprak örnekleri alınarak pH ve EC değişimi incelenmiştir. Denemelerin sonuçlarına göre, kükürt ile ahu* gübresi uygulamalarının toprak pH'sını düşürdüğü ve toprağın EC değerini arttırdığı belirlenmiştir. Bu etkiler özellikle 2. örnekleme döneminde (uygulamalar toprağa karıştırıldıktan 3 hafta sonra) ve kükürdün en yüksek dozunda daha belirgin olmuştur. Domates bitkisinin N, P, K, Ca, Mg, Cu kapsamı ve kuru madde verimi üzerine uygulamaların etkisi önemsiz bulunmuştur. Kükürt uygulamalarının bitkinin S ve toplam klorofil miktarını arttırdığı, Fe, Zn, Mn, kapsamını düşürdüğü; ahır gübresi uygulamalarının ise Fe, Zn kapsamı ve toplam klorofil miktarını düşürdüğü, Mn kapsamı üzerine etkili olmadığı tespit edilmiştir. Fasulye bitkisinin Mg, Fe, Zn, Mn, Cu kapsamı ve toplam klorofil içeriği üzerine uygulamaların etkisi önemsiz bulunmuştur. Kükürt uygulamalarının bitkinin N ve Ca kapsamım düşürdüğü, S kapsamı ve kuru madde verimini arttırdığı; kükürt ile ahır gübresi uygulamalarının P kapsamını arttırdığı; ahır gübresi uygulamalarının ise K kapsamım arttırdığı saptanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Kükürt beslenmesi, sülfat, kükürt analizleri, organik gübre, domates, fasulye, sera, saksı denemeleri JÜRİ: Prof. Dr. Mustafa KAPLAN (Danışman) / i\ ]^umA ?>Kbti> Prof. Dr. Sait GEZGİN Doç. Dr. Bülent TOPCUOĞLU Doç. Dr. Naci ONUS Yrd. Doç. Dr. Zeki ALAGÖZ

Şule Orman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya bölgesindeki karanfil üretimi yapılan sera topraklarının bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi

ÖZET ANTALYA BÖLGESİNDEKİ KARANFİL ÜRETİMİ YAPILAN SERA TOPRAKLARININ BAZI FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Filiz ÖKTÜREN Yüksek Lisans Tezi, Toprak Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç. Dr. Zeki ALAGÖZ Ağustos 2004, 72 Sayfa Bu araştırmada Antalya Bölgesinde karanfil üretimi yapılan sera topraklarının bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiş ve toprak özellikleri arasındaki ilişkiler yorumlanmıştır. Bu amaçla, karanfil yetiştiriciliği yapmakta olan işletmelere ait değişik yörelerde bulunan 30 seradan bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde tekstür, organik madde, kireç, elektriksel İletkenlik, katyon değişim kapasitesi, agregat büyüklük dağılımı, toprak reaksiyonu gibi parametrelerin yanı sıra tarla kapasitesi, solma noktası, yarayışlı su miktarı ve hacim ağırlığı gibi özellikler belirlenmiştir. Genel olarak toprak örneklerinin çoğu, hafif alkali ve alkali reaksiyonlu olup, kireç içerikleri bakımından aşın kireçli sınıfına girmektedir. Topraklar organik madde içerikleri bakımından humusça fakir ve az humuslu sınıfına girmektedir. Elektriksel iletkenlik açısından ise genelde hafif ve orta tuzlu sınıfına dahil olmaktadırlar. Sera topraklarının tekstürel özellikleri farklılıklar göstermekle birlikte, genelde Killi tın ve Kumlu tın bünyeye sahip oldukları görülmektedir. Toprak örneklerinin agregat büyüklük dağılımı, hacim ağırlığı ve toprak nem sabiteleri toprak özelliklerine bağlı olarak değişkenlik göstermiştir. Sonuç olarak, belirlenen sera toprak özellikleri bakımından işletmelerin hem kendi içinde hemde işletmeler arasında önemli farklılıklara sahip olduğu saptanmıştır ANAHTAR KELİMELER: Karanfil yetiştiriciliği, sera topraklan, toprak verimliliği JÜRİ: Yrd.Doç Dr. Zeki ALAGÖZ (Danışman) Prof Dr. Mustafa KAPLAN Doç. Dr. Naci ONUS

Filiz Öktüren
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Göller yöresindeki bazı sulak alanların degradasyon boyutlarının substrat düzeyinde incelenmesi

ÖZET GÖLLER YÖRESİNDEKİ BAZI SULAK ALANLARIN DEGRADASYON BOYUTLARININ SUBSTRAT DÜZEYİNDE İNCELENMESİ Sevda ALTUNBAŞ Doktora Tezi, Toprak Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mustafa SARI Ağustos 2005, 155 Sayfa Dünya'daki ekosistemlerin en önemlilerinden birisini oluşturan sulak alanların kurutulması, yıllar boyunca kamu yararım gözeten, toplumların sağlık ve refahım arttıran bir çaba olarak görülmüştür. Bununla birlikte dünyanın her tarafında özellikle arid bölgelerde büyük bir hızla gerçekleştirilen kurutmalar ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel bozulmaları da beraberinde getirmiştir. Kurutulan alanların tarım arazilerine çevrilmesi de genellikle iyi sonuçlar doğurmamıştır. Her şeyden önce topraktan ve iklimden kaynaklanan bazı sorunlar, bitkisel üretimdeki verim ve kalitenin beklenilenin altında olmasına neden olmuştur. Bu durum, sulak alanlardan kazanılan arazilerin özellikleri hakkındaki bilgilerin yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. Sulak alanlar, bir bütün olarak düşünülmeli, hidrolojik, biyolojik ve substrat kriterleri dikkate alınarak incelenmeli, özellikleri bölgesel olarak tespit edilip tanımlanmalı ve nihayet bu alanlar için amenajman planlan gerçekleştirilmelidir. Bu çalışmada araştırma alam olarak ülkemizin sulak alan kaynakları bakımından oldukça zengin olan göller yöresi seçilmiştir. Yörede bir tanesi kurutmaların ve degradasyonun izlerinin açıkça görülmeye başlandığı ve iki tanesi de tamamen degrade olmuş alanlar olmak üzere toplam üç göl alanı materyal olarak belirlenmiştir. Seçilen bu üç farklı göl alanında altı profil açılarak uluslararası kabul görmüş sulak alan substrat kriterleri de dikkate alınarak gerekli değerlendirmeler yapılmıştır Gerçekleştirilen arazi çalışmaları ve toprak biliminin kuralları dahilinde genetiksel horizon esasına göre alman toprak örneklerinde yapılan fiziksel, kimyasal ve istatistiksel analiz sonuçlarına göre; Elmalı çanağında bulunan Karagöl ve Avlan topraklan ile Söğüt Gölü topraklarının ciddi düzeyde degradasyona uğradıkları ve daimi sulak alan özelliğini kaybettikleri sonucuna varılmıştır. Söz konusu profil topraklarının ekolojik ve ekonomik açıdan yeniden sulak alana dönüştürülmesi yapılacak daha detaylı çalışmalarla ortaya konulmalıdır. Eğirdir gölü çanağında yer alan Hoyran 1 ve Hoyran 2 profillerinde de doğal degradasyon söz konusudur. Hoyran 1 profili mevcut hali ile geçici sulak alan niteliğini korumaktadır. Hoyran 2 profili ise sulak alan olma özelliğini kaybetmiş durumdadır. Yöredeki degradasyonun sebepleri farklı boyutlarda yapılacak araştırmalarla desteklenerek mümkün olduğunca önlenmelidir. Arastama alanının degradasyon boyutlarım ortaya koyan bu çalışma sonuçlarına göre, sulak alanlar, bir ekosistem bütünlüğü içerisinde hidrolojik, biyolojik ve substrat özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. ANAHTAR KELİMELER: Sulak alanlar, sulak alan kriterleri, sulak alan topraklan, hidrik topraklar, sulak alanlarda degradasyon, JÜRİ: Doç. Dr. Mustafa SARI (Danışman) Prof. Dr. Yusuf AYVAZ Prof. Dr. Bülent TOPKAYA Prof. Dr. Ali ERDOĞAN Yrd. Doç. Dr. Zeki ALAGÖZ

Sevda Altunbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytinyağı fabrikası atığı olan karasuyun mısır bitkisinin yetiştiriciliğinde gübre olarak kullanım olanaklarının araştırılması

Bu çalısmada mısırda farklı karasu (0, 5, 10, 15, 20, 25, 30 g/kg) ve kireç (0, % 2.5 ve % 5.0) dozlarının uygulanarak toprak verimliligine ve mısır gelisimine olan etkileri degerlendirmektedir. Arastırma; üretim mekânı olarak saksı çalısmalarında A.D.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünün 240 m2'lik plastik serasında, 2 yıllık bir çalısma olarak yapılmıstır. Arastırmada saksı denemesi; kontrol dâhil 7 karasu dozu, 3 CaCO3 uygulaması. ile tesadüf parseller Deneme Deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüstür. Yetistirilecek bitki olarak mısır (maize) çesidi bölgede yetistiriciligi yapılan pioneer 31G98 kullanılmıstır. Bu süreçte bitkinin morfolojik gözlemleri yapılmıstır.(çimlenme sayıları, bitki boyu, çapı, sarı yaprak sayısı, kuru yaprak sayısı, yaprak sayıları, fenol, klorofil, renk okuması). Deneme sonunda alınan yaprak ve toprak örneklerinde fiziksel (pH, EC, organik madde, Kuru madde miktarı) ve kimyasal (N, P, K, Ca, Na, Mg, B, Fe, Zn, Mn, Cu) analizler yapılmıstır. Arastırmada uygulanan karasu dozlarının, kireç dozlarının ve karasu+kireç dozlarının karsılıklı iliskileri, hem toprak hem de bitki analiz sonuçlarının degerlendirilmesi bakımından istatistikî açıdan önemli iliskiler elde edilmistir. Karasu dozları toprakların P, K, Na içeriklerini kontrole göre dozlara paralel olarak arttırdıgı benzer durum toprakların Fe, Mn, Zn ve B içeriklerinde de belirlendi ve istatistiki açıdan önemli bulundu ve dozlara paralel olarak arttırmıstır. Karasu dozları, bitkilerin çimlenme, yaprak sayısı, çap, sarı yaprak sayısı üzerine olumsuz yönde etkilemistir.( 4kg/m2 karasu dozundan sonra) Uygulanan kireç uygulamaları doz arttıkça toprakların pH içerigini arttırdıgını, P, Mg, Na, içerigini düsürdügünü ancak B içerigini arttırdıgı belirlenmistir. Bitkilerin N, Ca, Mg, Zn içerigini arttırırken, Mn ve Cu içerigini düsürmüstür. Uygulanan farklı karasu ve kireç dozlarının karsılıklı etkileri sonucunda toprakların % toplam tuz, % organik madde, içerigi artarken, Ca, Cu içerigi üzerine hem karasu dozunun hem de kireç uygulamasının birlikte etkisinin karasuyun 15?20 g/kg dozunda, % 2.5 kireç dozunda elde edilmistir. Bitkilerin besin maddesi içerigine baktıgımızda artan karasu dozları bitkinin K içerigini % 2.5 kireç dozunda arttırırken, % 5.0 dozunda 20g/kg dozunda en yüksek degere ulasmıstır.

Jülide Fırat
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ili bazı yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlilik durumlarının belirlenmesi

The research were carried out in approximately 5500 ha area chosen a long the right irrigation main canal of Aydın Regulator totally 40 samples were taken from 15 under ground water and 4 ground water sources in taking place in the area in May ? July ? Semptember. pH, EC, carbonate, bicarbonate, nitrit, nitrate, sulphate, chlorine, water hardness, Na, K, Mg, Ca, and heavy metal (Fe, Mn, B, Zn, Cr, Co, Ni, Cd, Pb) content analyses were performed. Quality classes and pollution condition of water samples were determined by comparing with standarts and the results obtained from the analyses. The results showed that parameters of Mn, B, Co, Cr, Ni, Cd, organic matter, EC, K, Mg, Na, SAR, ESP, water hardness were quite higher than the limits determined for irrigation water. Therefore, these water sources were not classifed as irrigation water having good qualities. In addition concentration of rowe parameters were found statistically significal some sampling terms and points. Fertilizers and pesticides coming from agricultural areas, heavy metals, changes in level of aunder ground water, industrial and urban wastes were reparded as the possible reasons these changes.

Pınar Kanber
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta bor toksitesine dayanıklılık

Bu Araştırma 2006 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Uygulama serasında yürütülmüştür. Perlit kum karışımında yetiştirilen pamuk çeşitlerinin farklı düzeylerde uygulanan bor (B) dozlarına olan reaksiyonları incelenmiştir. Çalışma, dört farklı bor dozu ( 0.5, 7.5, 15, 22.5 mg B L-1 ) ve sekiz pamuk çeşidi (Barut 2005, Gossipolsüz Nazilli, Gürel Bey, Nazilli 143, Nazilli 342, Nazilli 39, Nazilli-503, STN 8A ) ile faktöryel deneme deseni düzeninde kurulmuştur.Bor uygulama dozlarına paralel olarak bor toksitesinden zarar görmüş yaprak sayısı, kök, gövde ve yaprak bor içerikleri artmış buna karşın bitkilerde taze ağırlık, kuru ağırlık, boy ve yaprak sayıları azalmıştır. Yapılan regresyon analizi ve mevcut çeşitlerin içinde Gürel Bey ve Gossipolsüz Nazilli bor toksitesine dayanıklı, Nazilli ise hassas çeşit olarak belirlenmiştir.

BorPamukToksisite
Ümit Harite
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kestanede bitki besin maddelerinin mevsimsel değişimi

Bu çalışma Aydın İli, Köşk İlçesinde kestane (Castanea sativa Mill.) bahçelerinin bitki besin elementlerinin mevsimsel değişimlerini yaprak ve toprak analizleriyle tespit etmek ve kestane için en uygun yaprak örneği alma zamanını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada otuz bahçe belirlenmiş ve her bahçeden yöresel bir çeşit olan Karaaşı kestanesinden yirmi beş yaş üzeri üç adet ağaç seçilmiş ve altı ay süresince vejetasyon başlangıcından hasada kadar yaprak örnekleri alınmıştır. Aynı zamanda vejetasyon başlangıcında her bahçeden 0-30 cm toprak örneği de alınmıştır.Yaprak analiz sonuçlarına göre, N, P, Mg ve B' içeriklerinde temmuz - ağustos aylarına kadar artmış, sonra azalmıştır. K, Na ve Cu içeriklerinde hasada doğru sürekli azalmıştır. Ca ve Mn içerikleri yıl içerisinde sürekli artış gösterirken Fe içeriği, ağustos ayına kadar azalmış, daha sonra artmış ve hasat sonuna doğru azalmıştır. Zn içeriğinde ise, eylüle kadar durağan, eylülden sonra hasada kadar artış olduğu belirlenmiştir.Sonuç olarak, Aydın'da yöresel bir çeşit olan Karaaşı kestanesinde en uygun yaprak örneği alma zamanının, 15 Temmuz ve 15 Ağustos arasındaki dönem olduğu saptanmıştır.

Besleyici maddelerKestaneMevsimsel değişim
Serdar Toprak
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tuzluluğun Gemlik zeytin (Olea europaea L.) çeşidine etkilerinin incelenmesi

Çalışmada 18 litrelik saksılarda 1:1.5 toprak:dere kumu karışımı kullanılarak yetiştirilen bir yaşındaki Gemlik zeytin (Olea europaea L.) fidanlarına artan NaCl dozları (kontrol, 2560, 5120 ve 7680 mg L-1 NaCl; sırasıyla 4.0, 8.0 ve 12.0 dS m-1 tuzluluk yaratacak şekilde) uygulanmıştır. Tuz çözeltileri yarı yarıya seyreltilmiş Hoagland besin ortamına uygun miktarlarda NaCl tuzu eklenerek elde edilmiştir. Denemede tuz uygulamasının başlatılmasından itibaren saksılar bu çözeltiler ile sulanmıştır. Deneme deseni ?tesadüf parselleri deneme desenine? göre 12 tekerrürlü olarak belirlenmiştir. Her saksıya bir adet bitki dikilmiş ve her parselde toplam 12 adet saksı kullanılmıştır. Deneme toplam 48 adet saksıdan oluşmuştur. Deneme dikimden sonra toplam dört ay boyunca sürdürülmüştür. Bu sürenin sonunda saksılar boşaltılmış, bitkiler kök, toprak altı gövde, gövde ve yaprak olarak dört farklı bölüme ayrılmıştır. Söküm işlemi sırasında bitki boyları belirlenmiştir. Laboratuarda kurutulup öğütülen bitki örneklerinde % kuru madde belirlenmiş, Na, Cl, K, Ca, Mg, N, P, Fe, Mn, Zn analizleri yapılmıştır. K/Na, K+Ca+Mg/Na oranları belirlenmiştir. Bor analizi bitki materyalinin yetersiz olması nedeniyle sadece yapraklarda gerçekleştirilebilmiştir. Elde edilen sonuçlar ?MSTAT istatistik paket programı? kullanılarak varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Tuzluluk kuru madde miktarını kök örneklerinde azaltmış, toprak altı gövde ve gövdede belirgin bir değişime neden olmamış, yapraklarda ise arttırmıştır. Toplam taze ağırlıkda belirgin bir değişim belirlenmemiştir. Tuzlulukla beraber bitki dokularında genel olarak K, Ca, P, Mn, Zn, B içeriği düşmüştür. Toplam N içeriğinde bir değişim gözlenmezken Mg içeriği artmıştır. K/Na ve K+Ca+Mg/Na oranları önemli düzeyde azalmıştır. Denemede kullanılan bitkiler artan tuzluluk şartları altında Na ve Cl`un büyük kısmını kök ve gövdede depolayarak fotosentetik organlar olan yaprakları tuzun olumsuz etkilerinden korumaya çalışmıştır.

Sodyum kloridZeytin ağacı
Erkan Kasırğa
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Söke ovasında yoğun sulu tarım yapılan bazı pilot alanlardaki yeraltı sularının kirlilik durumlarının belirlenmesi

Aydın ilinin yaklaşık 450 bin dekar araziye sahip Söke Ovası'nda 25.000 hektarında sulu tarım olarak pamuk ve mısır tarımı yapılmaktadır. Bu çalışmada, tarımsal üretim uygulamalarında aşırı gübre kullanımına bağlı olarak yeraltı sularında meydana gelen kirliliğin araştırılması amaçlanmıştır.Söke Ovasında örneklemenin yapılacağı pilot alanlar belirlenmiş ve 24 adet kuyudan sulamanın yoğun olarak yapıldığı ve başlangıcı olan Haziran ayında ve sulamanın sonu olan Ağustos ayında su örnekleri ve toprak örnekleri (0-30 cm) alınmıştır. Toprak örneklerinde fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Su örneklerinde pH, EC, erimiş katı madde, buharlaştırma kalıntısı, anyonlar ( Cl -,, CO-3, HCO-3, SO-24, NO-3, N2O), katyonlar (K+, Ca+, Mg+, Na+), mikro elementler (Fe, Mn, Zn, Cu ve B) ve ağır metallerin (Co, Cr, Ni, Cd, Pb) analizleri yapılmıştır.Sulama sularında pH hafif alkali ile alkali reaksiyonlarda, EC değerlerinin çok yüksek, klor içeriklerinin sınır değerlerin altında, karbonat ve bikarbonat içerikleri 3. sınıf su kriter değerinde olduğu tespit edilmiştir. Sülfat ve nitrat içerikleri yüksek değerlerdedir. Sulama sularının katyon içeriklerine bağlı olarak SAR, ESP ve SSP değerleri 2. ve 3. Sınıf sular grubunda yer almaktadır. Suların bor dahil tüm mikro element içerikleri sınır değerlerin altında olarak belirlenmiştir. Kuyu sularının ağır metal içerikleri incelendiğinde; Pb dışında Co, Ni, Cr, Cd konsantrasyonları sulama suları için verilen sınır değerlerin üzerinde olup kirlilik oluşturabilir nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

Kimyasal gübrelerKirlilikSöke Ovası+1
Serap Öztürk
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek düzeyde bor içeren topraklarda yetişen bazı yabancı ot türlerinin incirde beslenme dengesi üzerine etkileri

Bu araştırma, Aydın için simge sayılacak bir bitki olan Sarılop incir çeşidinde B toksisitesi nedeniyle oluşan olumsuzlukları azaltabilmeye yönelik olarak; yörede yaygın olarak yetişen yabancı ot türlerinin toprakta yüksek düzeyde bulunan B'un incir tarafından alımının azaltılmasına olan katkısını, yabancı ot türlerinin B toksisitesine olan reaksiyonlarını ve yabancı ot gelişiminin incir bitkisinde beslenme dengesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla tarla ve sera koşullarında iki farklı çalışma yapılmıştır.Tarla denemesinde yapılan çalışmada, sadece bir tür yabancı ot çeşidi gelişmesine müsaade edilerek topraktan 75-150 kg da-1 arasında kuru ot verimi elde edilmiştir. Yabancı otların gelişmesine müsaade edilmesi incirde sürgün gelişimini azaltmıştır. Yabancı ot kontrolünün yapıldığı uygulamalarda incir yaprakların B içeriği fitotoksisite için kritik seviye olan 300 mg B kg-1'in üzerinde olurken yabancı ot gelişmesine müsaade edilen uygulamalarda ise bu değer kritik seviyenin altına düşmüştür.Sera koşullarında yapılan araştırmada incir plantasyonunda yaygın olarak gelişen yabancı ot türleri olan ayrık, darıcan, horozibiği, kaynaş, sirken, topalak bitkilerinin 4 farklı bor uygulamasındaki (0, 10, 20 ve 30 mg B kg-1) performansları incelenmiştir. Artan miktarlardaki B uygulamaları, yabancı otların kök ve tepe kuru ağırlıklarını düşürmüştür. Tohumdan üreyen yabancı otlar, stolon ile üreyenlere göre B uygulamalarından daha fazla oranda ağırlık kaybına uğramışlardır. Yabancı otların kuru ağırlık ve B içerikleri kök bölgesine oranla tepe kısmında daha yüksek düzeylerde olduğu belirlenmiştir.Anahtar KelimelerBor, incir, yabancı ot, stolon, fitotoksisite.

BorFitotoksiklikYabancı otlar+1
Fulya Çakır
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kışlık yem bitkilerinde çinkolu gübrelemenin verim ve kalite üzerine etkileri

Bu çalışma, farklı çinko dozlarının (0.75, 1.50, 3.00 kg da-1) bazı kışlık yem bitkilerinde (adi fiğ, koca fiğ, yem bezelyesi, acem üçgülü) morfolojik özelliklere, yaprak ve tüm bitkide besin elementi içeriklerine ve bazı yem kalitesi özelliklerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Araştırma ve Uygulama Çiftliği alanlarında yürütülmüştür.Çinko uygulaması morfolojik özelliklerden bitki boyu, yaş ot verimi ve kuru ot veriminde önemli düzeyde artışlar sağlamıştır. Yem bitkileri arasında en yüksek ortalama boy, ortalama yaş ot verimi ve ortalama kuru ot verimi adi fiğde elde edilmiştir. Çinko uygulamasının yan dal sayısı ve yüzde kuru madde üzerine etkisi önemli bulunmamıştır. Çinko uygulamaları ile N ve Cu içeriği artarken P ve Ca içeriği düşmüştür. Diğer besin elementleri (K, Mg ve Na) ise etkilenmemiştir. Çalışmada incelenen değişik kalite parametrelerine bakıldığında en kaliteli yem bitkisi olarak yem bezelyesi bulunmuştur. Ortalama olarak en yüksek nispi yem değeri, en yüksek yem bezelyesinde (% 315) bulunmuş, daha sonra sırasıyla acem üçgülü (% 229), koca fiğ (% 139) ve adi fiğ (% 135) gelmiştir.

Metin Öztürk
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ili Çine ilçesi Topçam sulama sahasına ait verilerin tespiti ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak sorgulanması

Çalışma alanı Aydın ili sınırları içerisinde, Büyük Menderes havzasında bulunan; Çine Ovasının sağ sahilinde yer almaktadır.Bu çalışmada amaç, Çine-Topçam sulama sahası içerisindeki 1/25000 ölçekli işletme haritasını sayısallaştırarak bilgisayar ortamına aktarmak ve çalışma bölgesindeki parsel sınırları, sulama kanalları, servis yolları, arazi sınıfları, toprak bünyeleri, bitki desenleri, köy sınırları, sulanan ve sulanmayan tarım alanları gibi sınıflandırmalar yapmaktır. Böylece, bilgilerin bilgisayar ortamında, kullanıma daha elverişli bir veri tabanı oluşturulması sağlanmış olacaktır. Çalışma sırasında yapılan sorgulama ve analizler de değişik amaçlara yönelik bilgilerin üretimini sağlamaktadır. Oluşturulan bu veri tabanının sulama sahası içerisinde sulama birliği tarafından yapılacak yeni projelerde yol gösterici olması beklenmektedir.Yapılan çalışma sonucunda ortaya çıkan coğrafi veri yapısı ve bunun coğrafi analizleri, oluşturulan sulama sahası coğrafi bilgi sisteminin daha ayrıntılı olarak yapılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Bu sistemin sulama sahası Bilgi Sistemi adı altında oluşturularak, bölge içindeki istenilen bilgilere kullanıcılar tarafından anında ve kolayca ulaşılabilmesi, gerektiğinde istatistiksel çıktı raporlarının alınması sağlanmalıdır.Araştırmada ayrıca, Çine-Topçam sulama sahası sınırlarında bulunan tarım arazilerinin, sulama suyu miktarının az olduğu dönemlerde suyun en verimli şekilde kullanılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, fiili olarak kullanılan su miktarları, sulama suyunun en iyi şekilde nasıl kullanılabileceği, sulama oranı, sulama randımanı, bitki deseni dağılımı, parsel büyüklüklerinin dağılımı ve sulanmayan alanların sulanmama nedenlerinin tespiti yapılmıştır.

Cengiz Köse
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Görünür ve yakın kızılötesi spektroskopi kullanarak toprakların nem içeriklerini ve bazı özelliklerinin tahmin edilmesi

Son yıllarda bitki gelişimini doğrudan etkileyen bazı toprak özelliklerinin değişimini daha doğru, hızlı ve ekonomik olarak belirlemeye yarayan geleneksel yöntemlere alternatif olarak algılama teknolojileri geliştirilmeye başlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen ?Görünür ve yakın kızılötesi spektrometre? tarımsal ve çevresel kullanımlar için topraklar ve bitkiler hakkında yeterli bilgiye ucuz ve hızlı ulaşmayı sağlayan teknolojilerden biridir.Bu çalışmada, Aydın İli Söke Ovasında yer alan Yuvaca köyü arazilerinde toprakta değişik basınçlarda tutulan nem içeriklerinin NIRS (Near Infrared Spectroscopy) kullanarak belirlenmesi için, yansıma ölçme prensibine dayalı yeni bir yöntem geliştirilmesi ve bu yöntemin laboratuar, arazi ölçümleri ve geleneksel laboratuar analiz sonuçlarının karşılaştırmasında kullanılabilirliği amaçlanmıştır.Kireç, pH, organik madde, kum, silt, kil ile farklı tansiyonlarda tutulan nem içeriklerinin belirlemeleri için toplam 117 adet toprak örneği kullanılmıştır. Toprak örneklemeleri 1 km2'lik örnekleme alanında 100x100 m gridleme sistemine göre yapılmıştır. Çalışma alanının bazı toprak özelliklerinin laboratuarda geleneksel yöntemlerle belirlenen değerleri ile yansımalar arasında kalibrasyon eşitliklerini belirlemek için Kısmi En Küçük Kareler (Partial Least Square (PLS)) regresyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar çalışma alanında da, kireç (r2:0.73), OM (r2:0.79), kum (r2:0.62) ve kil (r2:0.72 )gibi toprak özelliklerinin başarıyla tahmin edilebildiğini göstermiştir.Yansımalar ve toprak nem içeriklerinin laboratuarda geleneksel yöntemlerle belirlenen değerleri arasında kalibrasyon eşitliklerini belirlemek için Excel ve Kısmi En Küçük Kareler (Partial Least Square (PLS)) regresyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Excel ile yapılan değerlendirmelerde en yüksek ilişkiler 0 ? 2,54 ? 4,2 pF ve hava kuru nem içeriği birlikte değerlendirmeye alındığında 1450 nm dalga boyunda r2=0.71, 1940 nm dalga boyunda r2=0.75 olarak elde edilmiştir. PLS analiz yöntemi ile farklı tansiyonlarda tutulan nem içeriklerinin tamamı değerlendirmeye alındığında da ölçülen değerler ile tahmin edilen değerler arasında r2=0.93 olarak excele göre oldukça yüksek ilişkiler elde edilmiştir. Sonuçlar PLS analiz yönteminin daha elverişli olduğunu ancak excel'in de değerlendirmelerde kullanılabilirliğini göstermiştir. Ayrıca NIRS yansıma tekniğinin pek çok toprak özelliğinin belirlenmesinde kullanılabileceği, hızlı ve oldukça ucuz bir yöntem olduğu ve daha detaylı çalışmalar yapılması gerektiğini göstermiştir.

Mustafa Horzumlu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ili Aydın ovası A2 sulama sahasında rezervdeki su miktarından tahsise göre sulama planlamasının GIS ortamında yapılması

Araştırma Aydın Ovası Sulama sahasında A2 ana sulama kanalı sınırlarınıniçerisinde yer alan tarım arazilerinin sulama suyu miktarının az olduğu dönemlerdemevcut suyun etkin kullanımının bilgisayar ortamında değerlendirilmesi amacıylaplanlanmıştır. Bu amaçla, toprak özellikleri ve sınıfları, bitki deseni, mevcut sulamasuyu miktarı ve fiili olarak kullanılan su miktarı değerleri bilgisayar ortamınagetirildikten sonra ArcGIS 9.1 programı kullanılarak verilerin analizleri yapılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda su tasarrufu sağlanması için arazi ürün deseni hububatağırlıklı olarak tercih edilmelidir.Anahtar Sözcükler:Sulama suyu, bitki deseni, GIS, veri analizi

Bülent Ceyhan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuzlu Ovası sulama sahasında rezervdeki su miktarı gözönünde bulundurularak CBS (coğrafi bilgi sistemi) yardımı ile uygun ürün deseninin belirlenmesi

Çalışma Karpuzlu Ovası Sulama sahasında S1 ve S2 ana sulama kanalları sınırlarının içerisinde yer almaktadır.Bu çalışma, S1 ve S2 ana sulama kanalları sınırlarının içerisinde bulunan tarım arazilerinin, sulama suyu rezervi miktarının az olduğu sulama dönemlerinde, rezervdeki suyun ekonomik ve akılcı kullanımının bilgisayar programı yardımıyla hızlı ve akılcı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Bu doğrultuda, sulama yapılan arazilere ait bitki deseni, toprak özellikleri ve sınıfları, yıl için planlanan sulama suyu miktarı ve fiili olarak kullanılan su miktarı değerleri bilgisayar ortamına aktarılmasının ardından ArcGIS 9.1 programı kullanılarak verilerin analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, su tasarrufu sağlanması için, arazi ürün desenin yerfıstığı ağırlıklı olarak tercih edilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır

Coğrafi bilgi sistemleri
Gürbüz Atilla Aydınoğlu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı buğday çeşitlerinde protein içeriklerinin Near Infrared Yansıma Spectroskopi (NIRS) tekniği ile belirlenebilirliği

Son yıllarda bitki gelişimini doğrudan etkileyen özellikleri ve bitki parametrelerini daha doğru, hızlı ve ekonomik olarak belirlemeye yarayan geleneksel yöntemlere alternatif olarak algılama teknolojileri geliştirilmeye başlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen ?Near-Infrared Spectrophotometre? tarımsal ve çevresel kullanımlar için bitkiler hakkında yeterli bilgiye ucuz ve hızlı ulaşmayı sağlayan teknolojilerden biridirBu çalışmada, Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yetiştiriciliği yapılan 12 farklı buğday çeşidinde protein içeriklerinin NIRS (Near Infrared Spektroskopi) kullanarak belirlenmesi için, yansıma ölçme prensibine dayalı yeni bir metodoloji geliştirilmesi, bu yöntemin laboratuar ölçümleri ile geleneksel laboratuar analiz sonuçlarının karşılaştırmalarının yapılması amaçlanmıştır.Araştırmada kullanılan 12 buğday örneğinde protein içeriği ile ilişkili hektolitre, protein oranı, yaş gluten, gluten indeksi, nem, sedimentasyon değeri ve protein analizleri yapılmıştır. Ayrıca öğütülmüş buğday örneklerinde laboratuar ortamında yansıma okumaları gerçekleştirilmiştir.Bitki protein içerikleri laboratuarda geleneksel yöntemlerle belirlenen değerleri ile bitkilere ait yansıma okumaları arasında kalibrasyon eşitliklerini belirlemek için Kısmi En Küçük Kareler (Partial Least Square (PLS)) regresyon analiz yöntemi kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlar, NIRS tekniğinin kullanımı ile buğdayda azot ve protein (r2=0,82) içeriklerinin başarıyla tahmin edilebileceğini göstermiştir.Anahtar Sözcükler Near-Infrared Spectrophotometre, buğday, azot, protein miktarı

Toprak Mahsulleri Ofisi
Ali Fedai
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Alüvyal ovalarda farklı fizyografyalarda gelişen toprakların arazi kullanım planlanması ve coğrafi bilgi sistemleri ile haritalanması: Aksu Ovası örneği

Hızla artan dünya nüfusu kentsel alanlara olan ihtiyacı arttırmış ve bu artış doğrultusunda tarım alanları hızlı bir şekilde tahrip edilmiş ve edilmektedir. Tarım alanlarının bu tahribatının önüne geçilmesi için özellikleri ortaya konulmalı ve kullanımları belirlenmelidir. Antalya ilinin Aksu ilçesinde bulunan Solak Köyü'nde yapılan bu çalışma tarım arazilerinin en uygun şekilde kullanılmasını amaçlamaktadır. 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar ile 1981-1982 yıllarına ait hava fotoğrafları, 2016 tarihli Sentinel uydu görüntüsü (10m), 2013 tarihli ortofoto (0,3m) görüntülerinden faydalanılarak yapılan bu çalışmada öncelikle alanın fizyoğrafyası belirlenmiştir. 3 farklı fizyoğrafyada gelişen topraklar 8 farklı seride değerlendirilmiştir. Detaylı toprak etütleri ve bu etütler doğrultusunda yapılan fiziksel, kimyasal ve morfolojik analizler sonucunda Toprak ve Arazi Sınıflaması Standartları Teknik Talimatı'na uygun bir şekilde Arazi Yetenek Sınıflaması yapılmıştır. Yetenek Ordoları, Yetenek Sınıfları, Yetenek Alt Sınıfları ve Yetenek Birimleri kullanılarak yapılan bu sınıflamada Solak Köyü arazileri işlenebilir tarım arazileri ordosuna dahil edilmişlerdir. İlk üç Yetenek sınıfında yer alan arazilerin birçoğunda ağır bünye ve drenaj problemleri ile karşılaşılmaktadır. Çalışmanın son aşamasından arazilerinin kullanımı hakkından öneriler verilmiştir.

Ozan Şimşek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Besin kültüründe yetiştirilen farklı domates çeşitlerinin artan NaCl uygulamalarına toleransı ve tuzluluk stresinin kuru madde miktarı ile bitki mineral içeriğine etkisi

ÖZET Y. Lisans Tezi BESİN KÜLTÜRÜNDE YETİŞTİRİLEN FARKLI DOMATES ÇEŞİTLERİNİN (Lycopersicon Esculentum) ARTAN NACİ UYGULAMALARINA TOLERANSI VE TUZLULUK STRESİNİN KURU MADDE MİKTARI İLE BİTKİ MİNERAL İÇERİĞİNE ETKİSİ Nuray BİLGİN Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Toprak Ana Bilim Dalı Danışman Doç. Dr. Nesrin YILDIZ Bu çalışmanın amacı besin kültüründe yetiştirilen 3 çeşit ( Kaya fi, Sencan 9, İnuictus lot.335 ) domates bitkisinin bitki gelişme devresinin 3 farklı aşamasında, besin çözeltisine artan düzeylerde uygulanan NaCl'ün (0=1.34, 1=3, 2=7, 3=14 mmhos/cm) bitki gövde ve kök kuru maddesi ile mineral içeriğine etkisini araştırmaktır. Çimlendirilen domates fideleri, Arnon (1938) besin kültürüne aktarılmışlardır. Fideler besin çözeltisine aktarıldıktan sonra, farklı gelişme devrelerinde (I. Aktarıldıktan hemen sonra 2. Üç hafta sonra 3. Altı hafta sonra) 4 farklı konsantrasyonda NaCl tuzu Eİo=l,34, Eİı =3, Eİ2=7 ve Eİ3=14 mmhos/cm) ilaveleri yapılmıştır. Çiçeklerime başlangıcına kadar yetiştirilmesi planlanan domates bitkilerinden 1. Gelişme devresinde olanlar (çimlendikten hemen sonrakiler) tuz stresine dayanamamışlardır. 2 ve 3. gelişme devresinde tuz ilave edilen bitkiler çiçeklenme başlangıcında hasat edilerek kuru ağırlık ve mineral içerikleri belirlenmiştir. Her üç domates çeşidinin de 1. gelişme devresinde tuz stresine tolerans gösteremediği görülmüştür. Bu nedenle denemeye 2 ve 3. gelişme devresindeki domates bitkileri ile devam edilmiştir. Besin kültüründe NaCl uygulamalarındaki artışa bağlı olarak bütün domates çeşitlerinde ve gelişme devrelerinde kuru madde miktarı azalmıştır. Genel olarak bütün çeşitlerde ve gelişme devrelerinde bitki Na ve Cl içerikleri artarken, K ve NO3 içeriği azalmıştır. 2002, 53 Sayfa Anahtar Kelimeler Tuz stresi, domates, besin kültürü, gelişme devresi, tolerans

Besin kültürüDomatesGelişme+2
Nuray Bilgin
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00