Recently Added Theses
View AllÇukurova bölgesinde hemoglobin S ve diğer hemoglobin varyantlarının araştırılması
Hemonlobtnopatîlerin çeşitli bölgelerdeki dağılımının ve kaynaklarının İn celenmesi birçok yönden, özellikle «ağlık bilimleri açısından gittikçe artan bir önem kazanmaktadır, Türkiye ve bilhassa Güney Anadolu bölgesi çeşitti hemoglobin tiplerin! bünyesinde bulundurmaktadır. Bu yörede yerleşmiş olan Eti Türklerinde ise he mogloblnopatl oranının hayli yüksek olduğu çeşitli yayınlarla açıklanmış bulun maktadır. Bu çalışmaların ışığı altında. Eti Türklerinin sık yerleştikleri Çukur ova bölgesinde hemottoblnopatİ taraması için sickling testi, itano testi ve e- lektroforez olmak üzere Uç temel metoddan faydalanılmıştır. Numunelerin bir kısmı oldukça basit bir yöntemle, parmaktan hematokrit pipetlerine alınarak toplanmıştır. Derhal plazmalarından ayrıştırılan eritrositler hemoliz edilerek - 20 C de saklanmışlardır. Bir kısım numuneler tse oksalattı kan sekeri şişe- terine alınmıştır. Çukurova bölgesinde kat? bîr insldans tespit etmek gayesiyle 870 numunede yapılan çalışma sonucu anormal hemoglobin oranı %23,7 bulunmuştur. Adana, Mersin ve Tarsusu içeren Çukurovada hemogloblnopatİlerm hayli yüksek olma» hasta geni taşıyan kimselerin aralarında evlenmelerinden İleri gelmektedir. Tar sus Catalkeli köyünde saptanılan % 42.16 oram Türkiye'de Afrika dışında şim-- 42 - dîye kadar rastlanılan en yüksek rakamdır. Çatalkelî'nîn Afrîkaya b u kadar benzerlik göstermesi enteresandır. Yürüttüğümüz çalışmada Eti Türkleri île Türkler arasındaki farkı İncelemek maksadıyla Türk toplumundan temin edilen 162 numunede hemoglobînopatî ta raması yapılmış,, fakat Türklerde anomali tespit edilmemiştir. Daha kati sonuç lar elde etmek İçin İse bu araştırmayı daha geniş topluluklarda yürütmek fayda lı olacaktır. Çalışmamızda genel olarak Güney Anadolu bölgesinin hemoglobînopatî în sldansı da tespit edilebilmiştir (Antakya'dan Antalya'ya kadar). Böyle bîr bîr çalışma ancak Çukurova üniversitesi Tsp Fakültesine bu yörelerden müracaat eden hastalar sayesinde mümkün olabilmiştir. Eti Türkleri île Türklerin bera berce İncelendiği bu bölgede 5397 numune üzerinde çaîtşma yapılmış ve Güney Anadolu bölgesinin anormal hemoglobin Insîdansı % 2.56 olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızda geniş kitle taramaları için en hızlı ve güvenîlîr metod ola rak selüloz asetat elektroforezinin uygun olduğu görülmüş ve araştırmamızın ne ticesinde Güney Anadolu bölgesini en çok etkisi astsnda bırakan hemoglobin ti pinin AS tipi olduğu anlaşılmıştır. Bazı hasta lar ın îse yüksek miktarda Hb F ta şıdıklar ı gözlenmîştîr. Sonuç olarak toplum sağlığını tehdit eden psikolojik ve ekonomîk yönden halkı huzursuz kılan bu anormal hemoglobinlerden, orak hücre karekterî ve a nemîsînîn yaygınlaşmasını önlemek maksadıyla genetîk taramalarda bîr genetik öğütleme sistemine de yer verilmesi ve her ik i çalışmanın birlikte yürütülmesi nin faydalı olabileceği kanısına varılmıştır,
Konya ili sorun alanlarında oluşan meraların bitki örtüsü üzerinde araştırmalar
Çukurova bölgesinde Bisalbuminemi
Böyleee eiektroforetlk mobllite farla yanında bisaltauminin molekül ağır lığı bakımından da farklılık gösterdiği ve bu sebepten bölgemizde saptanan bu anomalinin yeni bir albumin varyantı olabileceği söylenebilir. Bütün bu çalışmalar sonucu, Dünya ' da belirli etnik gruplara özgü olan bisalbuminin Türkiye'nin bu kesiminde İki Eti Türk'ü toplumunda ol dukça yüksek oranda bulunduğu, dominant, hetero zigot bir özellik gösterdiği ve normal albumine oranla hızlı yürüyen tip olduğu saptanarak Türkiye ' de bu konuda ilk defa geniş kapsamlı bir çalışma yapılmıştır*-5«- Araştırma sonucu iki eti Türkü topluluğunda literatürde tesbit edilen en yüksek oranlara yaklaşan yoğunlukta blsalbumln saptanmıştır, Bisalbumin yoğunluğu Tarsus Çatalköy*de % 9,6, Mersin Karaduvar ' da % 8,8 bulunmuş tur. Adana'nın Eti Türk 'ü bakımından yoğun olan İki mahallesinde ve saf Türkmen köyünde yapılan araştırma sonucu bisalbumin vakasına rastlanma mıştır. Tesbit edilen bisalbumin vakalarında yapılan HbB araştırması sonucu bisalbumin ve HbS * İn beraber görülme oranının Çatalköy'de % 33,3, Ka raduvar. da % 31,4 * e ulaştığı görülmüştür. Fakat sayısal olarak görülen bu beraberliğin İstatistiksel bir değer İfade etmemesinden, bunlar arasındaki il giden slyade ayrı ayrı iki genin bu topluluklarda çok yüksek oranda bulunmasından İleri gelen bir durum olduğu kanısına varılmıştır. Saptanan bisalbuminin firikokimyasal öncelikleri ve normal albuminle mukayesesi Jel ftltrasyon metodu İle G -200 dekstran Jell kullanarak yapılmıştır. Bu çalışma sonucu bu konuda şimdiye kadar yapılan çalışmaların ak sine İki albuminin molekül ağırlığı bakımından da farklılık gösterdiği bulunmuştur* Normal albumin yerinde görülen fraksiyonun molekül ağırlığı 69.000, an»f mal bandın İse 89. 000 bulunmuştur. Tapılan kolesterol ve total protein tayinleri sonunda bu değerlerde nor male oranla bir farklılık bulunmamıştır.
Çukurova koşullarında bazı toprak serilerinin değişik kullanılabilir nem düzeylerinde yapılan sulamaların pamuğun verim ve su tüketimine etkileri üzerinde bir lizimetre araştırması
Katran bileşiklerinin ayrılması ve tanımlanması için en uygun yöntemin araştırılması
Beş yıllık kalkınma planı Türkiyede her yıl yak laşık 200*000 ton Katran üretildiğini göstermektedir.Bunun %85ri yol yapımında ve yakıt olarak kullanılmakta %15'i ise bileşiklerine ayrılarak değerlendirilmektedir. Buna karşın katranın içerdiği bir çok değerli organik bileşip ülkemize "dış alım yoluyla gelmektedir. Bu çalışmanın a^acı katranın bileşiklerine ayrılması ve tanımlanması için en uygun yöntemin saptanmasıdır» Bu amaç için îsdemir katranı destilasyon ve ekstraksyoala fraksiyonlarına ayrıldı, 325 C de elde edilen %22 oranın daki destilat yağlarının %8,1 Baz, %2,7 Fenol ve %89,2 Nötral yağlar içerdiği saptandı.* Bu işlemlerden sonra kat ranın en az homojen fraksiyonu olan katran bazlarında ve kok fırını likör örneğinde ihoe tabaka kromatografisi, gaz kromatografi ve gaz Tcromatograf i/kütle spektrometrisi yön temleri kullanılarak kimyasal bileşim saptandı, J'enol frak siyonu yalnız GC /MS ile analiz edildi. Yapılan bir seri ana liz, sonucunda şu sonuçlar elde edildi»1- Bir yüksek sıcaklık katranı olan ÎSDEMİR katranı yüksek kaynama noktalı bileşikler içermektedir, (küçük Rf ve uzun alıkonulma zamanlı bileşikler) 2- înce tabaka kromatografisi veya (daha iyi) gaz kromatografi kömür katranı bazlarının rutin nicel ve nitel analizi için uygundur. Ancak bu analiz serisinde sonuca kütle spektrumlarınin alınmasıyla ulaşılır. Kar bonizasy onda kullanılan kömürün cinsi katran içeriğini-" değiştirdiği için her yeni katrana bir kez (Kî/MS uygulanmalıdır. 3- Çalış maları iniz sonucunda katran bazlarında 8, fenol fraksiyonunda 7 ve kok fırını likör örneğinde ise lj bile~ şik kesin olarak tanımlanabilmiştir (Çizelge III. 4). Baz fraksiyonunun anilin türevleri (basit anilinler değil) ve bazı polinükleer hetero aromatik bileşikle bir kaç nötral bileşik içerdiği; Likör örneğinin ise piridin türevleri içerdiği gözlenmiştir. Burada saptanan bileşiklerin bir kısmı (örneğin 1 ve 2 naftol, metil anilinler ve bazı fenol bileşikleri) doku-> ma ve halı endüstrisinin temel gereksindıralerinden biri olan organik boyar maddelerin sentezinde önemli birer ham-» mad edir 1 er.
Köylerden Adana'ya gelen ailelerin sağlık ve hastalıkla ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını etkileyen sosyo-ekonomik faktörler
Kırsal yörelerden kentsel yörelere göçlerin yaygın olması ve hızla artış göstermesi, göç edenlerin gecekondularda olumsuz koşullarda yaşaması bu grubun sağlıkla ilgili davranış ve tutumlarının incelenmesini önemli kılmaktadır. Kentleşme ile ilgili araştırmalar incelendiğinde bu konunun ele alındığına rastlanmamıştır. Giderek artan kentsel nüfusun sağlıkla ilgili tutumları, hastalandıklarında nasıl davrandıkları, kimlere başvurdukları konusunun incelenmesi açıklayıcı bilgiler sunabilir ve önlemler alınmasına yol açabilir. Bu gerekçe ile Adana gecekondu mahallelerinde yerleşmiş kırsal yörelerden göç etmiş ailelerin sağlık konusundaki tutumları ve hastalanınca kimlere başvurdukları açılarından değerlendirmeler yapmak üzere bu araştırma planlanmıştır. Bu ailelerin tutum ve davranışlarında aile yapısı, gelir, eğitim durumu ve benzeri sosyo demografik değişkenlere göre farklılaşmalar olacağı ileri sürülmüştür. Ayrıca ailelerin sağlıkla ilgili tutum ve davranışlarında gelenekselden moderne değişimler araştırılmıştır. Araştırma Adana kentinin gecekondu mahallelerinden tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 450 kişiyi kapsamıştır. Araştırıcı tarafından geliştirilen sağlıkla ilgili tutum ve davranışlar soru kağıdı yoluyla bilgiler alınmıştır. Sorular çeşitli hastalıklarda ne yapar, kime başvurur veya ne tür uygulamalar yapar konularını kapsamaktadır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde çoklu varyans analizi ve korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Sonuçlar kente göç etmiş kişilerin yaşına, eğitim, gelir, çalışma durumuna, kent kalış süresi gibi değişkenlere göre sağlıkla ilgili tutum ve davranışlarda anlamlı farklılaşmalar olduğunu ortaya koymuştur. Sosyo ekonomik düzeyi yükseldikçe sağlıkla ilgili tutum ve davranışlarda geleneksel yöntemlere başvurma azalmıştır. Genelde Gecekondularda yaşayan göçmenlerin sağlıkla ilgili sorunların yaşanması durumunda doktor hastane yerine halk içinde bilinen geleneksel kişilere ve geleneksel uygulamalara başvurdukları ortaya çıkmıştır. Sosyo-ekonomik düzey yükseldikçe tutum ve davranışlarda modernleşme artmıştır.
