
2
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Milli Savunma Sanayinde üretim yapan firmaların proje yaklaşımları ile "Skunk Works" modelinin karşılaştırılması
Bağımsız ve yaşadığı bölgede caydırıcı güç olmak isteyen bir ülke savunma yeteneği ve savunma sanayisi açısından güçlü olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti bulunduğu bölgede ve dünya üzerinde saygın ve güçlü bir Silahlı Kuvvetler yapısına sahiptir. NATO'nun ikinci büyük silahlı gücü, ayrıca dünya çapında sorunlu olarak algılanan kriz bölgelerinde görev alan en aktif kuvvetlerleriden birisidir. Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayi, Kıbrıs savaşından sonra geliştirilmesi zorunlu bir sanayi dalı olarak ele alınmıştır. Milli Savunma Sanayisinin ne kadar önemli olduğu anlaşılmış olsa da bu alan son birkaç yıla kadar pek bir gelişme gösterememiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetlerinin mali boyutta büyüyen ve teknolojik gereksinimleri artan taleplerine çözüm bulmak için milli savunma sanayisine yönelik yeni bir model geliştirilmiştir. Bu çerçevede 1985 yılında mali kaynağın sağlanması için Savunma Sanayi Fonu oluşturulmuş, savunma sanayi projelerini yürütmek için Savunma Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (SAGEB) yapılandırılmış, karar organı olarak da Yüksek Koordinasyon Kurulu ve Savunma Sanayi İcra Komitesi kurulmuştur. Bu aşamadan sonra SAGEB, 1989 yılında Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) olarak yeniden yapılanmıştır. Bu dönemde F-16 (1987), Zırhlı Muharebe Aracı (1988), Mobil Radar Kompleksleri (1990), F-16 Elektronik Harp, HF/SSB Telsizleri, CASA Hafif Nakliye Uçağı (1991) gibi büyük savunma projeleri yürütülmeye başlanmıştır. Bu projeleri yürütmek için de TAI (1984), TEI (1985), MİKES (1987), FNSS (1988), MARCONI KOMÜNİKASYON (1989), THOMSON-TEKFEN Radar (1990) gibi yabancı ortaklı şirketler kurulmuştur. 1998'de Bakanlar Kurulu'nun onayladığı "Türk Savunma Sanayi Politikası ve Stratejisi Esasları" ve SSM'nin 2007 – 2011 Stratejik Planı'nın ardından Müsteşarlık savunma sektörünün alt sektörlerine ilişkin "Sektörel Strateji" ve "İhracat Politikası" dokümanları yayınlanarak Türkiye'nin Savunma Sanayi vizyonu ortaya konulmuştur. Savunma sanayimizde son yıllarda ortaya konan başarılı ve ümit verici proje ve ürünlere rağmen hala Milli Uçak projeleri konusunda istenilen ve ihtiyaç duyulan gelişme sağlanamamıştır. Bu çalışmada dünya üzerindeki en başarılı muharip uçak projelerine imza atmış olan Lockheed Martin Aerospace şirketinin "SKUNK WORKS'' isimli proje grubu ve bu proje grubunun farklılık yaratan ve başarılarının temeli olarak gördüğü prensipler incelenecektir. Türk Savunma Sanayindeki belli başlı şirketlerin hâlihazırda bu prensiplere göre durumları incelenerek Türk Savunma Sanayinin ihtiyacı olan projelere ve bu projelerin daha iyi yönetilmesine ışık tutulmaya çalışılacaktır. Milli Savunma Sanayimizin son dönemde gösterdiği önemli gelişmelere rağmen tamamen milli olan yüksek nitelikli inovatif ürünlere yönelik proje yönetimi açısından perspektif desteği sağlanması amacıyla "Skunk Works" proje gurubunun metodu araştırılacaktır. Bu tez aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kurum ve kuruluşlarının da istifade edebileceği bir çalışma olarak değerlendirilmektedir. Kuşkusuz Savunma Sanayi ürünlerinin kullanıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin de hem bu çalışmadan istifade etmesi hem de yeni yaklaşımlarla bu tür çalışmaları geliştirmesi beklenen sonuçlar arasındadır. Çalışma kapsamında yapılan ankete 27'si (%36.5) tedarikçi, 47'si (%63,5) kullanıcı olmak üzere toplam 74 unsur katılmıştır. Kullanıcı ve tedarikçilerin sorulara vermiş olduğu cevaplar yukarıdaki sınıflamaya göre düzenlenerek, bu gruplar arasında her bir prensip için sorulara verdikleri doğru-yanlış cevaplar açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığı t- testyöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz ve sonuçlar için tanımlayıcı istatistiklerden ve grafiklerden yararlanılmıştır. Yapılan anket incelendiğinde tedarikçilerin ve kullanıcıların "Skunk Works" prensiplerine büyük oranda aynı reaksiyonu verdikleri, yani aynı yaklaşımla baktıkları, bununla birlikte prensiplere yeterince uyum sağlamadıkları görülmektedir. Bu prensiplerin Savunma Sanayinin tüm unsurlarına tanıtılıp, sonuçları noktasında ikna edilmeleri durumunda veya proje yönetimi açısından bu istikamette ortaya irade koyulması durumunda büyük ve hızlı bir gelişim sağlanabilecektir. Anahtar kelimeler: Skunk Works , proje yönetimi, Milli Savunma Sanayii
Gelişmekte olan ekonomilerde gıda sektöründe yeni ürün tasarımı ve teknoloji transferi
Yeni ürün tasarımı ve teknoloji transferi maliyetli, zaman alan ve birçok paydaşı olan çok boyutlu bir süreçtir. Sağladığı önemli kazanımlar yanında riskleri de görece fazla olan bu süreç, multidisipliner bir yaklaşım içinde ele alınmalıdır. Ürün geliştirme ve teknoloji transferi süreci, başta bilgi ve teknoloji olmak üzere tüm girdi ile kaynakları en verimli şekilde kullanabilmelidir. Bununla birlikte en büyük kazanımı sağlayacak şekilde özelleşmiş ve güncellenebilen dinamik bir sistem olmalıdır. Yeni ürün tasarımı ve teknoloji transferi modelleri sektörden bağımsız ve sınırsız kaynaklarla çalışan genel adımlar silsilesi olarak önerilmektedir. Çalışmada mevcut yeni ürün tasarımı ve teknoloji transferi yöntemlerinin gelişmekte olan ülke firmalarının kurumsallaşma yapıları göz önüne alındığında genellikle uygulanabilir olmamasından; bilgi, teknoloji, entelektüel kapasite ve maddi kaynaklarının kısıtlı olmasından ve gelişmekte olan ülkelerdeki gıda sektörünün önceliklerinin gelişmiş ülkelere kıyasla farklı olmasından hareketle bir saha çalışmasıyla mevcut durumun belirlenmesi ve uygun bir model önerilmesi amaçlanmıştır. Tüm ülke ve sektörler için rekabetin anahtarı olan inovasyonun dört ana türü olan ürün, proses, organizasyon ve pazar inovasyonu yanında, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler için inovasyonun ve bilginin ana sağlayacıları konumundaki ve birçoğu çok uluslu şirketler olan tedarikçileri refarans alan "Tedarikçi Yönetimli (bazlı) İnovasyon"un hedefler ve stratejiler ile ilişkilendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma sonunda yapılan anketlerden elde edilen veriler ışığında gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler için, firmaların kurumsal yapılarını göz önünde bulundurarak, Koordine olmayan, Bölümsel ve Sistematik olmak üzere üç ana süreç önerilmiş ve bu süreçlerle ilgili olarak; hedeflerin belirlenmesi, gereklilikler, uygun inovasyon türleri, teknoloji edinimi, transfer edilen teknoloji kaynağı, iş sürecinde tedarikçinin katılımı ve ve teknoloji transferini tetikleyen faktörler olmak üzere yedi adımlı yeni ürün tasarımı ve teknoloji transferi modeli önerilmiştir.