
201
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Antalya Aksu bölgesi tarım alanlarında expert sınıflandırma yöntemi ile arazi kullanımının belirlenmesi
Doğal kaynaklardan birini oluºturan tarım alanlarının geniºletilebilmesi, günümüzºartlarında mümkün olarak görülmemekte olup, mevcut tarım alanlarından en yüksekverimle ürün almak için çaba sarf edilmektedir. Uzaktan algılama yöntemlerikullanılarak; bitkide strese neden olarak verim düºüklüðüne neden olan faktörlerin, dahagözle görülür semptomları ortaya çıkmadan çok hızlı bir ºekilde belirlenebilmesi, gerekliönlemlerin alınması ve uygulanması ile birim alandan daha yüksek ürün alabilmekmümkün olmaktadır. Ancak birim alanda en yüksek üretimi saðlamak yanında,uzaktanalgılama teknik ve teknolojileri mevcut ürün desenlerinin belirlenmesi ve rekoltetahminin yapılabilmesi gibi temel yapılabilecek üretim planlaması çalıºmalarında daoldukça önemlidir. Ürün planlaması sayesinde, iç ve dıº pazarların kontrol edilebilirliðiartmakta ve fiyat oluºumunda aktif katkılar saðlanabilmektedir. Böylece, sınırlıkaynakların daha verimli olarak kullanılmasında önemli avantajlar yakalanmıºolacaktır.(Yıldırım 2003)Bu çalıºma ile; Akdeniz bölgesinin temel örtü tiplerinden birini oluºturan pamukbitkisinin spektral özelliklerinin belirlenmesine, diðer kültür bitkilerinden spektral olarakfarklılık gösterdiði farklı bant kombinasyonlarının belirlenmesine, pamuk alanlarınınolabildiðince gerçeðe yakın ºekilde belirleyebilecek sınıflandırma yönteminingeliºtirilmesine böylelikle diðer örtü tipleri ile arasındaki farklılıðın net olarak ortayakonulmasına çalıºılmıºtır. Elde edilen bu spektral özellikler sayesinde, Antalyabölgesinde, pamuk bitkisinin alansal daðılımının tespit edilebilirliði araºtırılmıºtır.Uygulamada, klasik sınıflandırma yöntemlerinin yanı sıra; Erdas programına ait özel birsınıflandırma yöntemi olan knowledge-engineer expert sınıflandırma (bilgiye dayalıuzman sınıflandırma) yöntemi kullanılmıº, ziraat çalıºmaları için elveriºliliði klasiksınıflandırma yöntemleri ile karºılaºtırmalı olarak incelenmiº, bu yöntemle en verimlisonuca ulaºabilmek için öneri niteliðinde bir uygulama akıº planı hazırlanmıºtır. Buaraºtırmadan elde edilen bulguların, gelecekte, bölgenin ürün desenini belirleyebilmedekullanılabilmesi amaçlanmaktadır.Anahtar kelimeler: Antalya Aksu bölgesi, uzaktan algılama, expert (bilgiye dayalıuzman) sınıflandırma, denetimli sınıflandırma
Adana Aşağı Seyhan ovasında narenciye bilgi sistemleri (NARBIS)oluşurulması
Bu çalışmada, uzaktan algılama verileri ve coğrafi bilgi sistemleri(CBS) yöntemleri kullanılarak, aşağı Seyhan Ovasının Adana İl sınırları içerisinde narenciye üretim alanları haritasının üretilmesi, ağaç sayısı, türü, yaşı ve verimliliği gibi üretimsel bilgilerin yanı sıra toprak, hidroloji ve iklim gibi çevresel koşulları içeren dinamik bir narenciye yönetim modeli oluşturulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda 0.45 m. yerçözünürlüğüne sahip hava fotoğrafları kullanılarak, farklı uzaktan algılama teknikleri ile narenciye alanlarının sınıflaması gerçekleştirilmiştir. Narenciye parsellerinin sayısallaştırılması ve parsellere ait bilgilerin arazi çalışmaları ile elde edilecek coğrafi bilgi sistemleri(CBS) ortamına aktarılması sonucunda model oluşturulmuştur. Toprak, hidrolji ve iklim verilerinin de veritabanına aktarılmasıyla: i) Kısa ve uzun vadeli üretim miktarının belirlenmesi, gerçekçi pazarlama, paketleme ve işleme için sektörel planların geliştirilmesi; ii) Narenciye alanlarının konumsal olarak dağılımının, çeşitliliğinin ve verimliliğinin belirlenmesi, izlenmesi ve bunların birbirleriyle ve diğer çevresel faktörlerle ilişkilerinin analiz edilmesi; iii) Kimyasal kullanımıyla ilişkilendirilebilmesi; iv) Sulama ve drenaj planlarının oluşturulması; v)Toprak yeterliliğinin belirlenmesi ve gübre kullanımıyla ilişkilendirilebilmesi vi) Çevresel risk (don olayları) planlarının oluşturulması ve vii) Ağaç yaş ve gelişiminin izlenmesiyle tekrar dikim planlarının geliştirilmesi, mümkün olacaktır.Modelin bu fonksiyonları ile narenciye üretimine bağlı sanayi sektörüne kısa ve uzun vadede doğru üretim ve pazarlama politikaları geliştirebilmelerine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu yenilikçi yaklaşımın Türkiye'de tarıma dayalı sanayi sektöründe diğer ürünler için de uygulama şansı ortaya konmaya çalışılmıştır.
Coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak trafik kaza analizi: Adana örneği
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de trafik kazalarından ölümler ilk sıralarda yer almaktadır. Trafik kazaları sonuncunda hem can hem de maddi kayıp oluşmaktadır. Meydana gelen trafik kazalarının sayısının azaltılması için dünyada ve Türkiye'de birçok çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken kazaya sebep olan unsurlar belirlenmekte ve ona göre tedbir alınma yoluna gidilmektedir.Bu çalışma kapsamında Adana İli şehir merkezinde meydana gelen kazalar incelenerek trafik kazalarının yoğun olduğu bölgeler ve kaza kara noktaları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak tespit edilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarındaki kaza tutanakları veri seti kullanılarak kaza analizi yapılmıştır.Adana şehir merkezinde meydana gelen kazalar yaralanmalı/ölümlü kazalar; kaza oluş şekli, haftanın günleri, mevsimlere, hava sıcaklığına, tatil günlerine ve zaman dilimine göre incelenmiş ve bu etmenlerin kara nokta oluşumuna sebep olup olmadığı belirlenmiştir. Tespit edilen kara noktalardaki kaza nedenlerini CBS ortamında sorgulamalarla ortaya konmaya çalışılmıştır. Böylece trafik kaza tespit tutanaklarında yer alan bilgiler kullanılarak CBS'nin kaza analizinde etkinliği ortaya konarak Çekirdek Kestirimi ( Kernel Density ) Yöntemi ile Kaza Yoğunluk Tahmini yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Trafik Kaza Analizi, Adana, CBS, Çekirdek Kestirimi
2006-2010 yılları arasında Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde uzaktan algılama ile ekili ürün değişimi tespiti
Bu çalışmada Adana İline bağlı Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerinde bulunan ekili alanların 2006 yılı ile 2010 yılı arasındaki ürün değişimleri uzaktan algılama yöntemleri ile belirlenmiştir. Çalışmada 2006 ve 2010 yıllarının Ağustos aylarında Landsat-5 uydusu TM algılayıcısına ait uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu görüntüler üzerinde kontrollü sınıflandırma yöntemlerinden en çok olabilirlik yöntemi kullanılarak sınıflandırma yapılmıştır. Sonuçta bu sınıflandırmaya dayanılarak mısır 1. ürün, mısır 2. ürün, pamuk, soya ve ekili olmayan alanların bu iki yıl arasındaki değişimleri tespit edilmiştir.
Alt yapı bilgi sistemleri ve ülkemizde uygulamalarının değerlendirilmesi
Kentlerin büyümesine paralel olarak ihtiyaçları da büyümektedir. Bu ihtiyaçların başında kentin; su, iletişim ve enerji ihtiyaçları gelmektedir. Bu yüzden Şebekelerle ilgili yapılan çalışmalarda alınacak kararlar hızlı ve pratik olmalıdır. Bu durumda Altyapı Bilgi Sistemleri devreye girmektedir.Altyapı Bilgi Sistemlerinin içme suyu, atık su ve yağmursuyu şebekelerine ait kısmında yapılan çalışmalar ele alınarak; ülkemizde gösterilen faaliyetler, üretim aşamaları, kullanılan yöntemler, karşılaşılan sorunlar, Altyapı Bilgi Sistemi kurulumu ve kullanımından beklenen faydalar incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda ülkemizdeki çalışmaların kurulumu ve yaşatılması konusunda maliyet, tasarım, veri elde etme ve sistemin devamlılığını sağlama konularında problemlerle karşılaşıldığı görülmüştür. Tüm bu sorunlara rağmen ülkemizdeki yerel yönetimler Coğrafi Bilgi Sisteminin önemini her geçen gün daha fazla anlamakta ve bu konudaki çalışmalarına hız katmaktadır.Bu çalışmada Adana Güney Bölgesinde bulunan 2094,53 Ha alan üzerindeki 36 mahalleye ait ADANA ASKİ Seyhan 1. Kısım Altyapı Bilgi Sistemi adı altında bir yıllık süreç içerisinde tamamlanmış olan ABS projesi değerlendirilmiştir. Çalışma sahasındaki içme suyu, atık su ve yağmur suyu şebeke elemanlarına ait koordinat ve öznitelik verilerinin elde ediliş biçimleri ve sistem içerisindeki ilişkileri değerlendirilmiştir. Adres tanımlama için gerekli ilçe, yol, mahalle ve kapı no verilerinin birbirleriyle ve içme suyu abone bilgileri ile ilişkilendirilmesi değerlendirilmiştir.Altyapı Bilgi Sistemi kurulum ve kullanımı için yapılan değerlendirmeler sonucunda; Altyapı Bilgi sisteminin, kentlerin gelişim politikaları için doğru kararlar alınması ve altyapı tesis yönetiminin daha hızlı ve daha az maliyet ile sağlanması için gerekli bir araç olduğu sonucuna varılmıştır.
Coğrafi bilgi sistemlerine altlık oluşturan GPS verilerinin, farklı yerlerde ve zamanlarda yapılan ölçülerinin hassasiyetinin ve doğruluğunun irdelenmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm yollarının saptanması
Bu çalışmada Global Positioning System (GPS) ölçümlerinde karşılaşılanhatalardan çok yolluluk (yansıma) hatasının F (Forward) modelinin noktakonumlarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma ağı ITRF-96 koordinatları bilinen 1Türkiye Ulusal Temel GPS Ağı (TUTGA) ve 2 adet C3 derece Nirengi noktalarıile bunlarla birlikte bir ağ oluşturacak test alanının yakınındaki bir yerde testnoktası ile oluşturulmuştur. Test noktasının konumunun tespiti sırasında mümkünolduğunca deney alanına yakın, deney ortamındaki yansımadan etkilenmeyecekve gökyüzünü açık olarak görebilecek bir nokta olmasına dikkat edilmiştir. Ağıngeometrik yapısı geniş açılı ve kısa (S<4 km) kenarlar oluşturulacak şekildetasarlanmış, bir başka değişle ağın geometrisinin güvenirliliği sağlanmıştır.Çalışmada 15.08.2012 ile 18.08.2012 tarihleri arasında 4 gün 45 dakika süreylestatik ölçümler gerçekleştirilmiştir. Yansımasız ortamda referans ölçümü yapılmışve bu ölçüler kontrol ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Elde edilen kontrol (referans)ölçüleri, galvanizli sac levhalarla sinyal yansıma geometrileri oluşturularakyapılan ölçümler ile karşılaştırılmıştır. Ölçümler 1 gün yansımasız ortam, 1 gün4.8 m × 4.5m = 21.6 m2 yansıma yüzeyi oluşturulan ortam, 1 gün 4.8 m × 9m =43.2 m2 yansıma yüzeyi oluşturulan ortam, 1 gün 4.8 m × 13.5m = 64.8 m2yansıma yüzeyi oluşturulan ortamlarda gerçekleştirilmiştir.Çalışma sonucunda iyonosferden bağımsız çözümde X, Y, Zkoordinatlarına yaklaşık 1 cm ve otomatik çözümde ise yaklaşık 0.1 cm hatayüklendiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: GPS, GNSS, CBS
Gayrimenkul değerlemesinde coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanma olanakları Adana ili Çukurova ilçesi Güzelyalı mahallesi örneği
Gayrimenkul değerleme ülkemizde son yıllarda popülerliğini arttıran ve günümüz gözde meslekleri arasına giren bir meslek alanıdır. Ancak bu alanın ülkemizde belirli temel ilkelere dayandırılamadığı izlenmektedir. Bu çalışmada, ülkemizde mevcut mevzuat açısından gayrimenkul değerlemesi konusu incelenmiş ve günümüz koşullarında uygulamada kullanılan çeşitli gayrimenkul değerleme yöntemlerine değinilmiştir. Ayrıca çalışma alanı olan Adana İli, Çukurova İlçesi Güzelyalı Mahallesinde gayrimenkul değerlemesinin, veri tabanı sistemlerine dayalı bir şekilde yapılabilmesinde Coğrafi Bilgi Sistemlerinin getireceği olanaklar ve bu sistem içerisinde kullanılabilecek olan gayrimenkul değerlemesinde, Çoklu Karar Verme Yöntemi incelenmiştir. Çalışma alanı içinde,Quantum GIS programı kullanılarak yapılan çeşitli sorgulamalar sonucunda daha önce yapılmış olan değerlemelerin gerçekliği ve kıyaslamaları sağlanmış olup bundan sonra yapılacak olan gayrimenkul değerleme işlemleri için en doğru sonuca götürecek arşiv oluşturulması düşünülmüştür.
Güneşlenme süresinin NWCSAF bulut tipi ürünü kullanılarak yapay sinir ağları ile tahmin edilmesi
Güneşlenme süresi iklim, enerji, tarım ve sağlık gibi farklı alanların çalışmalarında yer alan çok önemli bir veridir. Bu yüzden zamansal ve alansal dağılımının bilinmesi ve belirlenmesi kritik önem taşır. Ülkemizde güneşlenme süresi ölçümleri meteorolojik istasyonlarda helyograflarla yapılmaktadır. Bu ölçümler noktasal olduğundan dolayı ölçüm yapılan noktalar arasında kalan alanlar için tahmin edilmesi gerekir. Güneşlenme süresini etkileyen en önemli faktörler, ilgilenilen alanın coğrafi konumu, üzerindeki bulutluluk oranı ve bulutun tipidir. Coğrafi konumu ilgilendiren hesaplamalar astronomik denklemler yardımıyla büyük bir doğrulukla hesaplanabilirken bulutluluk oranının ve bulut tipinin belirlenmesi ve etkilerinin anlaşılması daha zordur. Çünkü bulutluluk zamansal ve alansal olarak değişkenlik gösterir ve ayrıca farklı bulut tipleri de güneşlenme süresini farklı oranlarda etkiler. Bu çalışmada, Türkiye'nin tamamına ait aylık ortalama güneşlenme süresi; Meteosat uydularına ait verilerden üretilen NWCSAF "Bulut Tipi" ürünü (PGE02) ve yer gözlemi kayıtları kullanılarak yapay sinir ağı yöntemiyle tahmin edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Güneşlenme Süresi, Bulut Tipi, Meteosat, Uydu, Türkiye.
Aşağı Seyhan Ovası sol sahil sulaması, su ve nitrat bütçesinin modellenmesi
Bu çalışmada Türkiye'nin güneyinde yer alan Aşağı Seyhan Ovasında bulunan 9 495 ha lık alana sahip Akarsu Sulama Birliği sahasında yürütülmüş ve SWAT (Soil and Water Assessment Tool) modeli kullanılmıştır. Çalışmanın ana hedefi SWAT modelini değerlendirmek ve istasyonlardan elde edilen günlük akım değerleri ve nitrat konsantrasyonları kullanılarak kalibrasyonunun yapılmasıdır. Modelleme periyodu 2009 ve 2010 hidrolojik yıllarıdır. Modelin çalışması için ana veri girdileri iklim verileri, toprak tipi, arazi kullanımı, yönetim uygulamaları ve topoğrafyadır. Kalibrasyon için SWAT-CUP programı kapsamında SUFI-2 algoritması kullanılmıştır. Belirginlik katsayısı (R2) ve Nash-Sutcliffe (NSE) katsayısı esas alınarak günlük veriler ile kalibrasyon yapılmıştır. Model kalibrasyonu sonucunda, Akarsu sulama sahasında, SWAT programı kullanılarak hesaplanan akım değerleri ve nitrat yükü değerlerinin oldukça uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
SYİ (Standartlaştırılmış Yağış İndeksi) verilerinin yardımıyla adana kuraklık analizi
Bu çalışmada ülkemizin ve Dünyanın son yıllarda küresel ölçekte sorunu haline gelen ve gelişmiş ülkelerin ciddi önlemler almakta olduğu kuraklık hadisesinin Türkiye ve Adana için analizi amaçlanmış olup, 81 il için 1960-2014 yılları arasında aylık toplam yağış verileri ile Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SYİ/SPI) yöntemi kullanılarak kuraklık/nemlilik değerler hesaplanmıştır. Ayrıca Türkiye için ortalama yağış verileri kullanılarak SYİ hesaplamaları yapılmış ve Adana ile karşılaştırılması ve analizi oraya konulmuştur.
Adana–Mersin demiryolu hattının coğrafi bilgi sistemleri uygulanarak üstyapı bilgi sisteminin oluşturulması
Demiryolu ulaşımı sektörel anlamda önem kazanmaya başladı. Dünyanın gelişmiş ülkeleri demiryolu ulaşım sistemlerini yüzyıl önce tamamlamış olmasına rağmen Türkiye'de mevcut demiryolu ağı yetersiz ve ağın büyük bir kısmı tek hatlıdır. Son yıllarda Türk Demiryolları bu açığı kapamak adına büyük bir yatırım atağı başlatmıştır. Büyük bir atılım peşinde olan demiryolları, teknoloji anlamında bakir bir toprak gibi olup gelişmiş ülke standartlarını yakalayabilmek için her alanda yeni teknolojilere açık bir kurum olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada TCDD şebekesi Adana – Mersin Hattı, mevcut üstyapı ( ray, travers), mevcut hattın geometrik durumu ( kurp yarıçapları, düşey eğimleri), istasyonlar ve hatta yapılan bakım ve yenileme çalışmaları gibi bilgiler CBS ortamına aktarılarak bir veri tabanı oluşturulmuş, demiryolu hattı bilgileri ihtiyaçlara göre analiz edilebilir hale getirilerek bazı analizler gerçekleştirilmiştir.
Aşağı Seyhan Havzasi hidrolojik dinamiklerinin SWAT model yaklaşimi ile modellenmesi
Bu çalışmanın amacı, sürdürülebilir su kullanımını desteklemek ve geliştirmek için arazi kullanımının ve tarım faaliyetlerinin Aşağı Seyhan Havzası üzerindeki etkisini, günlük akım ve nitrat değerlerini kullanarak, The Soil Water Assessment Tool (SWAT) hidrolojik modeli ile tahmin etmektir. SWAT modeli, 2011-2017 yılları için uygulanıp, tarım uygulamaları ile hidrolojik süreçler arasındaki etkileşim analiz edilmiştir. SWAT modelinin ana girdi verileri iklim verileri, toprak haritası, arazi kullanım haritası, yönetim uygulamaları ve sayısal yükseklik haritasıdır. Kalibrasyon çalışmasında, Aşağı Seyhan Havzasının Akarsu Sulama Birliği sahasında bulunan 9 495 ha'lık alan, test alanı olarak kullanılmıştır. Test alanında, SWAT_CUP, kalibrasyon ve doğrulama modeli ile 2 yıllık (2009-2010) akış ve nitrat verileri SUFİ_2 yaklaşımı kullanılarak kalibre edilmiştir. Aşağı Seyhan Havzası dört alt havzaya ( Bebeli, Yemişli, Karagöçer ve Baharlı) bölünerek, bu kalibrasyon işlemlerinden elde edilen parametreler, 2017 yılı için çalıştırılan modellerde kullanılmıştır. Bu kalibrasyon ve validasyon çalışmalarında, belirginlik katsayısı (R2) ile Nash-Sutcliffe (NSE) katsayısı esas alınmıştır. Nitrat verileri için uygulanan validasyon işlemi ile elde edilen NSE/R2 değerleri Bebeli için 0.82/0.85, Yemişli için 0.72/0.75, Karagöçer için 0.53/0.61 ve Baharlı için 0.66/0.85'dir. Elde edilen sonuçlar göre, Aşağı Seyhan Havzasında sudaki nitrat konsantrasyonunu SWAT modeli ile başarılı bir şekilde modellenmiştir.
İnsansız hava araçlarında çok bantlı kamera entegrasyonu ve tarımsal uygulamaları
Bu çalışma gelişen teknoloji ile birlikte tarımda verimliliği arttırmak ve tarımsal alanların çeşitli boyutlarıyla analizini ele almaktadır. Yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ile tarımsal verimliliği arttırmaya ve sürdürülebilir tarıma yönelik çalışmalar yapılıyor olsa da bu teknolojiler güncellik açısından yeterli değildir. Ayrıca çalışma alanına ait veriler çoğu zaman güncel değildir ve ya düşük çözünürlüktedir. Son zamanlarda insansız hava araçlarının kullanımı oldukça artmıştır. Maliyetlerinin düşmesiyle ve ulaşılabilirliğinin artmasıyla beraber sadece savunma sanayisinde değil inşaat, reklam, madencilik, arama kurtarma gibi alanlarda da benimsenmeye başlamıştır. Bu çalışma kapsamında ise tarımsal bir alandan insansız hava aracı ile alınan çok bantlı görüntüler (multispektral) üzerinde analizler yapılmıştır. Ağaç sayısı ve alanı, olası hastalıklar, bitki yüksekliği, tarımsal alanın yüksek çözünürlüklü ortofoto haritası gibi veriler ve analizler Pix4D ve MATLAB yazılımı yardımıyla oluşturulmuştur. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi ile Adana çevre yolu kesişiminde bulunan, yaklaşık 7.35 hektar tarımsal uygulama arazilerinden insansız hava aracı ile 5 bantta (Blue, Green, Red, Red Edge, Near IR) görüntüler alınmıştır. Pix4D Mapper yardımıyla bu görüntülerle -GPS verisi çakıştırılarak- yüksek çözünürlüklü ortofoto harita ve sayısal yüzey modeli üretilmiştir. Üretilen harita normalize bitki fark indeksi, yakın kızıl ötesi ve kırmızı, yeşil, mavi spektral bantlarında görüntülenebilmektedir. Ayrıca bu harita üzerinde, MATLAB'ta yazılan bir uygulama ile ağaç sayısı, düşük hata oranıyla hesaplanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Çukurova Üniversitesi Yerleşkesi içerisinde bulunan bir tarımsal uygulama arazisinden İHA ve multispektral kamera entegrasyonu yardımıyla alınan görüntüler ile yüksek mekânsal ve radyometrik çözünürlüğe sahip ortofoto görüntü oluşturmak, oluşturulan bu görüntüyü bitki sağlığı açısından analiz etmek ve geliştirilen bir yazılım ile ağaç tespiti yapmaktır. Portakal ve mısır alanlarını içeren örneğinde elde edilen sonuçların ülkemizdeki hassas tarım çalışmalarını destekleyici nitelikte olması hedeflenmiştir. Çalışma, İnsansız hava araçlarının tarımsal uygulamalarda, klasik uzaktan algılama yöntemlerine göre daha hassas, düşük maliyetli ve hızlı çözümler üretmesine iyi bir örnek niteliğindedir. Bu sayede doğru sulama ve gübreleme yöntemlerinin geliştirilmesi ile maliyetlerin düşürülmesi ve verimliliğin arttırılmasına yönelik yenilikçi yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Uydu ve meteorolojik veriler kullanılarak Adana Mersin ve Osmaniye illeri için don riski bulunan alanların tahmini üzerine bir çalışma
Don olayı yerden 1,25-2 metre yükseklikteki hava sıcaklığının 0 ºC nin altına düşmesiyle gerçekleşir. Bu çalışmada, meteorolojik parametreler ve uydu görüntüleri kullanılarak don riski haritaları (sıcaklık haritaları) bir, iki, üç, dört, beş ve altı saat sonrası olmak üzere Adana, Mersin ve Osmaniye bölgeleri için oluşturulmuştur. Çalışmada, öncelikle don ile ilişkisi olabileceği varsayılan meteorolojik parametreler (sıcaklık, nem, basınç, rüzgâr hızı, rüzgâr yönü) ve Meteosat uydu ürünü LST verileri (yer yüzey sıcaklığı) saatlik olarak MGM (Meteoroloji Genel Müdürlüğü) ve IPMA (Instituto Português do Mar e da Atmosfera)'dan seçili 24 istasyon için temin edilmiştir. Bu veriler ve DVM (Destek vektör makineleri) algoritması kullanılarak bir ila altı saat sonrası için sıcaklık tahminleri tüm istasyonlar için yapılmış ve elde edilen değerlere enterpolasyon uygulanarak don riski taşıyan alanlar haritalanmıştır.
Ankara kenti ve yakın çevresinin zamansal değişiminin uzaktan algılama (UA) ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'nin başkenti Ankara metropoliten alanındaki arazi kullanım değişiminin uzaktan algılama (UA) ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) yardımıyla incelenmesi ele alınmıştır. Çalışma alanı sınırı, toplu taşıma hatları ve özel araç ile kent merkezine günlük gidiş ve gelişlerin yapıldığı yerleşim alanlarını ve idari sınırlarını içine alacak şekilde belirlenmiştir. Çalışmada 1990, 2002, 2016 yılı, Landsat görüntüleri kullanılmıştır. Görüntüler üzerinde kontrollü sınıflama yöntemi ile sınıflama yapılmış ve araştırma yıllarına ait görüntüler kıyaslanarak, kentsel arazi kullanımlarındaki değişimler ortaya konmuştur. Yapılan çalışma sonucunda, kentsel arazi kullanımı 1990 yılında 33.130 hektar iken, 2002 yılında 47.510 hektara yükselmiş ve 2016 yılında ise 67.583 hektarlık bir alanı kapladığı tespit edilmiştir.
Turunçgil yönetim modeli: Konumsal bilgi sistemi ve uzaktan algılama entegrasyonu
Çalışmanın amacı Mersin İli Tarsus-Silifke ilçeleri arasında turunçgil üretim alanları haritalarının üretilmesi, ağaç sayısı, türü, yaşı ve verimliliği gibi bilgilerin yanı sıra toprak ve iklim gibi çevresel koşulları da içeren dinamik bir yönetim modeli oluşturarak bu modeli web sistemi üzerinden sorgulama yapabilir hale getirmektir. Bu kapsamda uydu görüntüleri kullanılarak, turunçgil alanlarının sınıflaması gerçekleştirilmiştir. Arazide yapılan tespitler doğrultusunda çalışma alanında bulunan parsellere ait "ürün çeşidi", "ağaç sayısı", "ağaç yaşları", "anaç türü", "alan büyüklüğü", "sulama yöntemi", "içeriği (saf/karışık)", tespit edilmiş toprak yapısı iklim verileri (don riski) gibi öznitelik bilgileri üretilmiştir. Veriler CBS ortamına aktarılarak bilgi sistemi oluşturulmuştur. Oluşturulan bu sistem web tabanlı olarak hedef kullanıcıların sorgulama yapmalarına, istatiksel bilgilere ulaşmasına ve sistemi güncellemesine olanak tanımaktadır. Anahtar Kelimeler: Web-Tabanlı Bilgi Sistemi, CBS, Turunçgil Yönetim Modeli
Ceyhan Ovası toprak bilgi sisteminin oluşturulması
Çalışma Ceyhan Ovası Sol Sahil Kesiminde (70941 ha) yürütülmüştür. Ceyhan Ovası detaylı temel toprak haritasında hazırlanmış olan toprak serileri ve fazlarını gösteren haritalama birimlerine ait fiziksel ve kimyasal analiz sonuçları ArcMap yazılımı üzerinden coğrafi bilgi sistemlerine entegre edilerek Ceyhan Ovası için toprak bilgi sistemi oluşturulmuştur. Böylece coğrafi bilgi sistemleri ile uyumlu bir şekilde kurulan Ceyhan Ovası Toprak Bilgi Sistemi sayesinde topraklara ait veriler, tarım ve ormancılık uygulamalarında altlık olarak tüm potansiyel kullanıcıların hizmetine sunulmuştur. Ayrıca toprak derinliği, taşlılık vb. özelliklerinin altyapı mühendislik çalışmalarına da katkı sağlaması amaçlanmıştır. Toprak bilgi sisteminin kurulmasına ek olarak çalışma alanı içerisinde bulunan yerleşim alanlarının ve toprak serilerinin 1981 yılından 2015 yılına kadar olan süreçte alansal olarak ne kadar bir değişime uğradığı tespit edilmiş ve bu nedenle 1983 yılında yapımı tamamlanmış olan toprak haritaları 2015 yılı esas alınarak revize edilmiştir. Çalışma alanında tarım arazilerinin toplam alanı (yerleşim bölgeleri toprak serilerinden çıkarıldıktan sonraki alan) 68744 ha'dan 1589 ha azalış ile 67155 ha alana gerilerken, alanının tamamı çalışma sınırları içerisinde olan Ceyhan ilçe merkezi 628 ha'dan 1622 ha alana yayılmıştır ki bu yaklaşık %158'lik (994 ha) bir artışa tekabül etmektedir. Bölgede zamanla artan yapılaşma ve sanayileşme ile tarım arazilerindeki azalış arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ceyhan ovasında haritalanmış toprak serilerinin özelliklerine göre alanının %16'sı Ceyhan serisi, % 12'si Kösreli serisi, % 11'i Burhanlı serisi ve diğer toprak serilerinden oluştuğu tespit edilmiştir. Ayrıca ova genelindeki topraklar çoğunlukla bazik yapılı, taşsız, iyi drenajlı, erozyon ve tuzluluk problemi olmayan düz ve düze yakın sayılabilecek eğimli topraklardan meydana gelmiştir. Bunlara ek olarak üst ve alt toprak tekstürlerinde en fazla payın kil tekstür sınıfı olduğu tespit edilmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılamanın imar planı ön araştırmalarında kullanılması: Adana-Karataş örneği
Bilgi, etkin kullanılmayı gerektiren önemli ve güçlü bir kaynaktır. Günümüz dijital çağında Uzaktan Algılama ile Coğrafi Bilgi Sistemlerinin entegrasyonu sayesinde özellikle mekânsal bilgiler toplanabilmekte, depolanabilmekte, işlenebilmekte, analiz edilebilmektedir. Böylece sahip olunan kaynaklar çok daha verimli yönetilebilmektedir. Mekânsal planlar; fiziki, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak amacıyla hazırlanmaktadır. Bu çalışmada, ilk olarak Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin imar planı araştırmalarına ilişkin kısmı çerçevesinde, Karataş ilçesi verileri derlenmiştir. Daha sonra, farklı dönemlerdeki Karataş ilçesi arazi kullanımı incelenerek mevcut duruma göre, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak, Karataş ilçesi için yerleşime uygunluk haritası yapılmıştır. Yerleşime uygun olmayan alan olarak tespit edilen sahaların, doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güvence altına almak kaydıyla, turizm çeşitliliği yaratmak amacıyla değerlendirilebilmesi irdelenmiştir.
NOAA-AVHRR termal bant verileri kullanılarak çukurova bölgesinin aylık ortalama precıpıtable water haritalarının oluşturulması
Bu çalışmada, önemli bir üst atmosferik değişken olan Toplam atmosferik yoğuşabilir su buharı miktarı(PW) NOAA-AVHRR termal bant uydu verileri kullanılarak hesaplanmıştır. PW parametresi küresel ısınma, atmosferik geçirgenlik, atmosferik bulanıklık, dünyanın enerji döngüsü, yağış gibi dünyadaki tüm ekosistemleri etkileyen bir değişkendir. Çalışma bölgesi olarak seçilen Çukurova bölgesinde sadece bir adet noktasal PW ölçümü yapan meteoroloji istasyonu yer almaktadır. Çalışmada uydu verileri kullanılarak PW değişkenin piksel bazlı değerlerinin elde edilmesini sağlayacak uzun dönem PW ve AVHRR termal bant verilerine dayanan ampirik katsayıların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ham AVHRR verilerine kalibrasyon işlemleri uygulanmış ham sıcaklık farkları elde edilmiştir. Bu veriler meteoroloji istasyonu değerleri ile ilişkilendirilerek ampirik katsayılar elde edilmiştir. Veri setlerinin ilişkilendirmesinde regresyon katsayı olan r2 değeri 0,797 olarak bulunmuştur. Elde edilen katsayılar 2 yıllık veri setine uygulanarak geçerlilik ve doğruluk kontrolü sağlanmıştır. Bu kontrol sonucunda korelasyon katsayısı r2 değeri 0,722 gibi büyük bir geçerlilik değeri ile bulunmuştur. Bu sonuç çalışma bölgesi için belirlenen ampirik katsayıların bölge için güvenle kullanılacağı anlamını taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoğuşabilir Su Buharı Miktarı, NOAA/AVHRR, Parlaklık Sıcaklığı, Ravinsonde Rasatı
CBS ve uzaktan algılama kullanılarak çok kriterli karar analizi yöntemi ile Malatya ilinin heyelana duyarlı alanlarının belirlenmesi
Uzaktan Algılama (UA) teknikleri ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı analiz yöntemleri kullanılarak Malatya ili için heyelan risk bölgeleri oluşturulmuştur. Heyelanlardan olumsuz etkilenen bölgelerde yapılacak planlama çalışmalarında, heyelanların oluşabileceği yerleri gösteren risk haritaları, heyelanın hasarlarını azaltmak için önemli katkı sunmaktadır. Duyarlılık haritası oluşumunda, Coğrafi Bilgi Sistemleri programlarından olan Quantum-GIS 3.6 programı ile CBS tabanlı Çok Kriterli Karar Analizi (ÇKKA) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile çalışma alanında kullanılan katmanların/parametrelerin (Eğim, Bakı, Litoloji, NDVI, Yükseklik, Toprak ve Topoğrafik Islaklık İndeksi) analizleri yapılmıştır. Kullanılan katmanlar 0-255 aralığında normalleştirilmiştir. Katmanların kriter ağırlıkları, Analitik Hiyerarşi Yöntemi ile tespit edilmiştir. Verilerin bir araya getirilmesinde Ağırlıklı Doğrusal Birleştirme metodu kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan kriterler kendi içerisinde önemlilik derecelerine göre sınıflandırılarak çok yüksek, yüksek, orta, düşük ve çok düşük olmak üzere, 5 farklı dereceye ayrılarak heyelan duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Sonuç haritasına göre çalışma sahası; % 10,09 çok az, % 19 az, % 37,9 orta, % 21 yüksek, % 11,76 oranında ise çok yüksek heyelan duyarlılık oranına sahiptir. Oluşturulan duyarlılık haritası ile muhtemel heyelan tehlikesinden dolayı zarar görecek ve olası tehlike oluşturabilecek alanlar belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularla; tüm paydaş kurumların (belediye, valilik, kara yolları vb.) önlem alması ve yatırımlarını tehlike riskinin az olduğu bölgelere göre planlaması oluşabilecek can ve mal kayıplarını önemli ölçüde azaltacaktır.
İnsansız hava araçları (İHA) ile halihazır harita üretimi: Ordu ili, Altınordu ilçesi örneği
Bu çalışma gelişen teknolojinin ürünü olan İnsansız Hava Aracı (İHA) ile arazinin tanımlanmasını sağlayan ortofoto harita, Sayısal Arazi Modeli (SYM), halihazır harita verilerini üretmek ve diğer üretim yöntemlerine göre avantaj-dezavantajlarını araştırmaktadır. Halihazır haritalar; klasik yöntem olarak da adlandırılan yersel yöntemler, son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri, LiDAR verileri ve hava fotogrametrisi gibi yöntemler kullanılarak üretilmesine rağmen bu teknolojik araçlar ve yöntemler maliyet açısından külfetli olmaktadır. Ayrıca bu teknolojiler sürekli değişen arazi topoğrafyasının haritaların güncel tutulması ihtiyacını karşılayamamaktadır. İHA'ların maliyetinin düşük olması ve boyutlarının gittikçe küçülmesiyle birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır. İHA'lar askeri ve güvenlik amacıyla kullanılmasına devam etmekle birlikte sivil amaçlar nedeniyle de kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında Ordu İli, Altınordu İlçesinde yaklaşık 3 hektarlık bir alanda İHA ile alınan görüntüler üzerinden ortofoto harita ve 1/1000 ölçekli halihazır harita üretilmiştir. Ayrıca bu üretim sürecinin diğer veri alım yöntemleri ile kıyaslaması yapılmıştır. Çalışma alanının yüksek çözünürlüklü ortofoto haritası, sayısal yükseklik modeli, nokta bulutu verisi gibi veriler Pix4D programında, BÖHHBÜY'e uygun olarak halihazır harita üretimi ve haritanın paftalandırılması gibi işlemler ise NetCAD programında üretilmiştir. Bu tez çalışması, İHA'ların haritacılık uygulamalarında, yersel ve diğer uzaktan algılama yöntemlerine göre daha hassas, düşük maliyetli ve hızlı çözümler üretmesine iyi bir örnek niteliğindedir. Bu sayede hızla değişen yeryüzü topoğrafyasının haritalarda güncellenmesi işlerinde daha hızlı, düşük maliyetli, güncel teknolojik yöntemlerin gelişmesine katkı sağlaması amaçlanmıştır.
Uydu görüntüleri kullanılarak dünya genelindeki astronomik gözlemevlerinin atmosferinin istatistiksel analizi
Çalışmanın amacı, Dünya genelinde kurulmuş 2141 astronomik gözlemevi için uydu ve model verileriden elde edilen atmosferik katmanların: bulutluluk, yoğuşabilir su buharı, aerosol optik derinlik, dikey rüzgâr hızı ve 200h-Pa basınç seviyesindeki rüzgâr hızının istatistiksel ve zamansal olarak değerlendirilmesidir. Bunlara ek olarak gözlemevlerine ait enlem, boylam ve yükseklik bilgileri dâhil edilmiştir. Gözlemevlerine ait katmanların 2002-2020 yılları arasında günlük olarak elde edilen yaklaşık 100 TB'lık uzaktan algılama ve model verilerini içeren AstroGIS veritabanı kullanılmıştır. Gözlemevlerinin aylık ve yıllık ortalamaları oluşturulmuş ve zamansal değişimler incelenmiştir. Küresel olarak seçilmiş 9 profesyonel gözlemevinin sonuçları gösterilmiştir. Katmanların histogramları üretilerek genel dağılımları incelenmiştir. Katmanların normallik testleri yapılarak normallik varsayımı sınanmış ve bu sonuca göre korelasyon (Spearman (P)) değerleri yorumlanmıştır. Tüm gözlemevleri için ortalama bulutluluk, yoğuşabilir su buharı, aerosol optik derinlik miktarı, dikey rüzgâr hızı ve 200h-Pa basınç seviyesindeki rüzgâr hızı sonuçları sırasıyla % 67, 13.85 mm, 1.81, 0.04 Pa s^(-1) ve 21.06 m s^(-1) dir. Profesyonel gözlemevleri dışındaki tüm gözlemevleri incelediğimiz astronomik kriterler açısından uygun olmayan yerlerde kurulduğu belirlenmiştir.
Modeling land use/land cover change using remote sensing and geographic information systems: A case study of Gaza strip, Palestine
Land use/cover changes is a widespread and accelerating process, mainly driven by natural phenomena and anthropogenic activities, which in turn drive changes that would impact natural ecosystem. Understanding landscape patterns, changes and interactions between human activities and natural phenomenon are essential for proper land management and decision improvement. An attempt is made in this study to map out the status of land use/cover of Gaza strip, in Palestine in view to detect the land consumption rate and the changes that has taken place during the last two decades using Remote Sensing (RS) and Geographical Information System (GIS). Landsat satellite imageries of For different periods between 2000 to 2020. Landsat Thematic Mapper (TM) were acquired by United States Geological Survey (USGS) Site. Supervised classification methodology has been employed using maximum likelihood technique in ArcGIS 10.7 Software. The images of the study area were categorized into four different classes namely vegetation, barren, built-up and water body. The results indicate that during the last two decades, vegetation, built-up land and water body have been increased by 0.18% (0.65 km2),36.59% (60.90 km2) and 0.31% (1.45 km2). while barren land have decreased by 37.17% (135.08 km2) respectively. The thesis highlights the importance of digital change detection techniques for nature and location of change of the Gaza strip. Keywords: Landuse, Landcover, Classification, Remote sensing, GIS, Gaza strip
Görüntü sınıflandırmasının keskinleştirme ve yapay sinir ağları ile zenginleştirilmesi
Çalışmanın amacı, Seyhan Havzası alanında uydu sensörlerinden elde edilmiş görüntüsü ve bu görüntünün keskinleştirilmiş versiyonu üzerinde görüntü sınıflandırmasının yapay sinir ağları kullanılarak yapılması ve sonuçların analizinden keskinleştirme işleminin verimliliğine dair bir tablo oluşturulmasıdır. Çalışma Seyhan Havzası'na ait uydu görüntülerinin Sentinel-2 görevinden temin edilip bu görüntülerden keskinleştirme işlemi ile yeni bir görüntü üretip toplamda iki görüntüye ayrılması şeklinde başlamaktadır. Ardından bu görüntüler üzerinde ROI'lar oluşturularak iki farklı görüntü seti elde edilmiştir. Bu görüntü setleri daha sonra bir yapay zekâ algoritmasında eğitilmiş ve iki farklı eğitim modeli üretilmiştir. Bunların yardımı ile ilk işleme sokulan iki görüntü sınıflandırılmış ve bunların sınıflandırma görüntüleri elde edilmiştir. Bunlar üzerinde yer gerçeği verileri ile doğruluk analizleri yapılmıştır. Elde edilen doğruluk sonuçları genel ve sınıf temelli birbirleri ile karşılaştırılmış ve iki görüntü arasındaki verimlilik farkını ortaya koyan bir karşılaştırma tablosu üretilmiştir.
Işık kirliliği haritası npp vıırs dnb bandı ve yapay sinir ağları kullanılarak şehirleşmenin belirlenmesi
Bu çalışmada Visible Infrared Imaging Radiometer Suite (VIIRS) uydusunun day/night (DNB) bandı, MODIS Normalized Difference Vegetation Index'i (NDVI) ve yapay sinir ağları (ANN) kullanılarak nüfuslarına göre seçilen 10 şehrin (İstanbul, Adana, Ankara, Mersin, Antalya, İzmir, Bursa, Gaziantep, Şanlıurfa ve Konya) gelişim haritaları üretilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla VIIRS DNB ve MODIS NDVI için 2012 yılı Haziran ayı görüntüleri ve YSA sonucu çıkan haritalarla karşılaştırma yapabilmek için COPERNICUS URBAN ATLAS 2012 yılı verileri kullanılmıştır. DNB ve NDVI görüntü değerleri kullanılarak Vegetation Adjusted NTL Urban Index (VANUI) hesaplanmış ve VANUI haritası üretilmiştir. YSA modeli oluşturulma aşamasında girdi verisi olarak VIIRS DNB, MODIS NDVI ve VANUI, çıktı verisi olarak referans veri (DNB>40 ve NDVI<0.4) ve aktivasyon fonksiyonu olarak Sigmoid fonksiyonu kullanılmıştır. YSA modeli çalıştırıldığında başarı oranının %99.8 olduğu hesaplanmıştır. 10 il için oluşturulan gelişim haritalarının başarısı 2012 yılı için %84 ve 2019 yılı için %90 olarak ölçülmüştür. 2012 yılı tahmin görüntüleri ile COOPERNICUS verileri karşılaştırıldığında 10 il için ortalama %9'luk bir fark olduğu hesaplanmıştır. Bu farkın COOPERNICUS verilerindeki sınıflandırma farklarından kaynaklandığı görülmüştür. YSA sonucunda 2012-2019 arasında şehir haritaları 10 il için ortalaması nüfus ile orantılı olarak %13'lük bir artış belirlenmiştir. Nüfus ile şehir alanı arasındaki ilişkinin (R2 = 0.95) doğru orantılı olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda şehir alanı haritaları oluşturmak için ışık kirliliği haritaları ile yapay sinir ağları algoritmasının kullanılabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Algılama, CBS, Görüntü İşleme, Yapay Zekâ, Yapay Sinir Ağları, Şehir Alanı Belirlenmesi, Uydu Verileri
Uydu ve meteoroloji verilerinden makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak Adana Bölgesi için güneş enerjisi potansiyelinin tahmini
Nüfus artışı, hızla gelişen sanayileşme, teknolojinin gelişmesi, insanların ihtiyaçlarının artması gibi birçok sebepten dolayı dünyada büyük miktarda enerji ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyacın ya geleneksel yöntemler olan fosil yakıtlara bağlı santrallerden ya da yeni nesil enerji kaynakları olan güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi gibi temiz enerji olarak adlandıran kaynaklardan sağlanması zaruri hale gelmiştir. Bu çalışmada Adana meteoroloji istasyonunu temel alarak çevresini kapsayan bir alanda yer yüzeyine gelen güneş enerjisi miktarının makine öğrenmesi algoritmaları ile tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu geniş bölgeyi en hızlı ve maliyetsiz olarak incelemek amacı ile uzaktan algılama verileri ve yöntemleri kullanılmıştır. NOAA-AVHRR uydu verileri NASA'nın resmi sitesi üzerinden temin edilip kalibrasyon ve coğrafik konumlandırma işlemleri yapılıp yüzey sıcaklığı değerleri hesaplanmıştır. Makine öğrenmesi algoritmalarında çalıştırılmak üzere 8 farklı veri seti hazırlanmıştır. Bu veri setleri makine öğrenmesi algoritmaları ile çalıştırılmış ve WEKA yazılımı kullanılarak algoritmaların hangi veri setleri ile uygun sonuçlar verdiği araştırılmıştır. Bu sonuçlar incelendiğinde lineer regresyon algoritmasının %79,9'luk, çok katmanlı algılayıcı algoritmasının %88,4'lük, destek vektör regresyon algoritmasının %89,2'lik başarım oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir.
Python programlama dili kullanılarak hatay meteoroloji radar görüntülerinin yapay sinir ağı ile tahmini
Küresel ısınma ile birlikte, dünyanın birçok yerinde olağan dışı hava olayları şiddetli yağışlar ve su taşkınları meydana gelmektedir. Küresel iklim krizi, kentselleşme ve hızlı nüfus artışı ile birlikte değerlendirildiğinde, tutarlı ve zamanında yapılıp erken uyarı niteliği taşıyan hava tahminlerinin hayati bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu tez çalışmasında, erken uyarılarda ve kısa süreli kuvvetli yağış tahminlerinde sıkça kullanılan ve bir uzaktan algılama cihazı olan meteoroloji radar verileri işlenmiş ve kullanılmıştır. Hatay meteoroloji radarından alınan PPI görüntüler, bir Yapay Sinir Ağı (YSA) algoritması olan ConvLSTM modeli ile Python programlama diliyle yazılan kodlarla eğitilmiştir. Geliştirilen model kullanılarak son 6 radar görüntüsü eğitilmiş ve henüz kayıt edilmemiş bir sonraki görüntünün tahmini yapılmıştır. Veri seti için seçilen görüntü zaman aralığı 30 dakikadır. Model eğitim doğruluk oranı %80-84 aralığındadır. Model tahmin görüntüsü ile gerçekleşen görüntünün benzerlik oranları Kök Ortalama Kare Hatası (RMSE), Tepe Sinyali Gürültü Oranı (PSNR) ve Yapısal Benzerlik İndeksi (SSIM) ile ölçülmüştür. Uygulanan modelden elde edilen sonuçlara göre en iyi performansa sahip tahmin değerleri, RMSE 0.000013, PSNR 97.795 ve SSIM, 0.998 olarak hesaplanmıştır. Kullanılan YSA modeliyle çeşitli zaman aralıkları ile sıralı radar görüntülerinin eğitilebileceği ve belirlenen zaman aralığı kadar sonra oluşacak görüntü tahminin yapılabileceği gösterilmiştir. Model doğruluk oranlarının artırılması için veri setinin artırılması ve çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Python, ConvLSTM, Uzaktan Algılama, Meteoroloji, Veri Bilimi
Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanılarak niğde ilinde tarımsal ve kentsel alan kullanımındaki zamansal değişimin uzaktan algılama (UA) ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) entegrasyonuyla değerlendirilmesi
Bu araştırma Niğde merkez ilçe sınırlarında tarımsal ve kentsel alan kullanımındaki zamansal değişimlerin Sentinel-2 uydu görüntüleri ile belirlenmesi kapsamında yürütülmüştür. Çalışma kapsamında 2016 ve 2021 yıllarındaki Nisan, Temmuz ve Ekim aylarına ait uydu görüntüleri kullanılmıştır. Arazi örtüsü ve kullanımındaki değişimin analizinde Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımlarından (CBS) Arc GIS 10.3.1 kullanılmıştır. İlgili programın uzaktan algılama modülü yardımıyla kontrollü sınıflandırma teknikleri kullanılarak sınıflandırma gerçekleştirilmiştir. Arazi örtüsü ve kullanımının sınıflandırmasından Corine I. düzey sınıflandırması dikkate alınmıştır. Ayrıca 1/25.000 ölçekli sayısal toprak haritaları kullanılarak CBS ortamında araştırma alanının bazı toprak ve arazi özellikleri (büyük toprak grupları, arazi kullanım kabiliyetleri, toprak derinlikleri, arazi eğimi, erozyon dereceleri, yükselti ve bakı) sınıflandırılmış ve mekânsal olarak değerlendirilmiştir. Yapılan sınıflandırmalar sonucunda 2016 yılından 2021 yılına kadar yerleşim yerleri ve yapay bölgelerde 207,65 ha, orman ve yarı doğal alanlarda ise 478,66'ha'lık bir artış görülmüştür. Tarım alanlarında 223,75 ha ve su kütlelerinde ise 88,66 ha'lık bir azalışın olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular bölgedeki yerel yönetimlerin planlama aşamalarına önemli katkılar sağlayacaktır.
Yanmış orman alanlarının belirlenmesinde derin öğrenme yöntemlerinin yanmış alan indeksleri ile karşılaştırılması: Hatay örneği
Bu çalışmada 5-10 Eylül 2020 tarihleri arasında Hatay'ın Samandağ bölgesinde, 9-10 Ekim 2020 tarihleri arasında Hatay'ın Belen bölgesinde ve 27-29 Ekim 2020 tarihleri arasında Hatay'ın Denizciler mevkilerinde meydana gelen orman yangınlarının yanmış alanlarının haritalanması ve yangının şiddeti derin öğrenme ve uzaktan algılama tabanlı yöntemler ile Sentinel 2 uydu verileri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışma alanlarına ait Sentinel 2 verileri ile derin öğrenme için bir görüntü veri seti oluşturulmuştur. Daha sonra derin öğrenme yöntemleri kullanılarak bir derin öğrenme modeli oluşturulmuş, oluşturulan model veri setindeki görüntüler ile eğitilerek başarılı bir şekilde test edilmiştir. Oluşturulan yeni derin öğrenme modeli sonuçları, Sentinel 2 görüntüleri kullanılarak Normalize Edilmiş Yangın Şiddeti (NBR),Sentinel 2 İçin Yanmış Alan İndeksi(BAIS2) indeksleri hesaplanmıştır. Bu indekslerin yangından önce ve sonrası farkları için Fark Normalize Edilmiş Yanma Şiddeti (dNBR), Fark Sentinel-2 İçin Yanmış Alan İndeksi(dBAIS2) değerleri hesaplanarak yangın şiddeti sınıflandırması ve yangın alanı tespiti yapılmıştır. Derin öğrenme yöntemi, yanmış alan indeksleri ve Orman Genel Müdürlüğü yangın sicil fişleri verileri karşılaştırılmıştır ve yeni derin öğrenme modelinin yanmış orman alanlarını bulmada kullanılan indekslerden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Yeni model yanmış orman alanlarının belirlenmesinde Samandağ çalışma alanında %98,36, Belen çalışma alanında %99,46 ve Denizciler çalışma alanında %92,75 oransal bir doğruluğa sahiptir. Anahtar Sözcükler: Derin Öğrenme; Sentinel 2; NBR-dNBR; BAIS2-dBAS2; Uzaktan Algılama
İnsansız Hava Araçlarının Otokodlayıcı Derin Sinir Ağı Kullanılarak Arazi Temelli Navigasyon ile Konum Tespiti
Uydu Konum Belirleme Sistemleri (GNSS) ve başta GPS olmak üzere bu sistemlerin sağladığı konumlandırma bilgisi, insansız hava araçları (İHA) navigasyonu için kritik öneme sahiptir. Ancak GNSS sinyalleri, kanyonlar ve yoğun kentsel alanlar gibi bazı ortamlarda engellenebilir, zayıflayabilir veya kasten karıştırılabilir. Bu durum, İHA'ların güvenli ve otonom uçuş kabiliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, GNSS sinyallerine bağımlı kalmadan, karmaşık çevresel koşullarda bile İHA navigasyonu için otokodlayıcı sinir ağlarını kullanmanın etkinliğini araştırmaktır. Otokodlayıcı sinir ağları, görsel verilerden karmaşık temsiller öğrenme konusunda son derece başarılıdır ve bu sayede İHA'nın çevresini algılama ve konumunu belirlemede kullanılabilirler. Çalışmada, Google Haritalar verileri ve İHA tarafından yakalanan nadir görüntülerinden oluşan bir veri seti oluşturulmuştur. Google Haritalar veri seti kullanılarak, otokodlayıcı sinir ağı eğitilmiştir. Eğitilen sinir ağı temelli algortima, İHA tarafından yakalanan nadir görüntüsünü işlemekte ve bu görüntüyü önceden işlenmiş bir harita üzerinde şablon eşleme algoritmaları ile yüksek doğrulukla konumlandırabilmektedir. Bu çalışmanın bulguları, GNSS harici İHA navigasyonu için yeni bir yöntem sunmaktadır. Otokodlayıcı sinir ağları temelli navigasyon algoritmaları, İHA'ların daha karmaşık görevlerde GNSS sinyallerinin bozulması ihtimaline karşı yedek bir navigasyon sistemi olarak güvenilir ve etkin bir şekilde kullanılarak bu teknolojinin potansiyelini önemli ölçüde artırabilir. Gelecekteki araştırmalar, otokodlayıcı sinir ağları temelli İHA navigasyonunun performansını daha da geliştirmeye odaklanabilir. Bu bağlamda, yüksek çözünürlüklü sayısal yükseklik modeli haritalarının kullanımı, daha kapsamlı ve doğru etiketlenmiş veri setleri ile eğitilmeleri, görsel özelliklerin daha iyi öğrenilmesine ve daha sağlam bir navigasyon sistemi geliştirilmesine olanak tanıyabilir. Kalman filtresi gibi yöntemlerin entegrasyonu ise sensör hatalarının ve çevresel belirsizliklerin etkisini azaltarak konum tahminlerinin hassasiyetini ve güvenilirliğini yükseltebilir. Farklı uzamsal çözünürlüklerde haritalar içeren piramit veri yapıları da otokodlayıcıların farklı ölçeklerde görsel bilgileri işleyebilmesine imkân tanıyarak konumlandırma başarımını yükseltebilir. Bu unsurların araştırılması ve geliştirilmesi, otokodlayıcıların İHA navigasyonundaki başarısını önemli ölçüde yükseltme potansiyeline sahiptir. Ek olarak, bu ek faktörlerin gerçek dünya koşullarında test edilmesi ve pratik uygulamalara entegre edilmesi, teknolojinin olgunlaşmasına ve güvenilirliğinin artmasına katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Otokodlayıcı Sinir Ağları, Görsel Navigasyon, Yapay Zekâ, İHA Görsel Navigasyon, Bilgisayarlı görü
Analyzing and investigating the dynamics of Land Use and Land Cover (LULC)) transformation using satellite data: A case study of Adana, Türkiye
The main aim of this research is to analyze and investigate the dynamics of Land Use and Land Cover (LULC) Transformation in Adana, Turkiye on a yearly basis from 2018 to 2022 using Machine Learning (ML) in Google Earth Engine (GEE) and GIS software tools such as ArcGIS Pro for mapping and presentation of results. Sentinel 2A Image collections were used for classification due to their high resolution (10m), wide swath and multi-spectral imaging capabilities. Distinctive and separate supervised classification was done on image collections for 2018, 2019, 2020, 2021 and 2022 using JavaScript in GEE. Seven (7) useful classes namely Water, Trees, Flooded Vegetation, Crops, Built Area, Bare Ground and Rangeland with reference to the ESRI Global Land Cover Map were analyzed and mapped. To achieve high accuracy results, various Supervised Machine Learning Algorithms were tested for the best solution, combined with visual inspection. The Overall Accuracy and Kappa Statistics for the main region on a yearly basis was 85% and 86% for 2018, 86% and 81% for 2019, 90% and 85% for 2020, 85% and 83% for 2021 and lastly 89% and 83% for 2022 respectively. However, despite various methods of obtaining accurate results for a large area, discrepancies and misclassifications in the classes with complex pixels and spatial information were observed. To address this problem, a distinctive subset covering key features and geography from the selected region and surrounding region was used to show the trend in changes and obtain better accurate results related to the difference in the classes over time. The Overall Accuracy and Kappa Statistics of the subset was 91% and 88% for 2018, 88% and 85% for 2019, 90% and 84% for 2020, 89% and 86% for 2021 and finally 85% and 80% for 2022 respectively. The main drivers for the changes in LULC areas were attributed to the expansion of Built-up Areas, Growth in Crop Production, Deforestation and Afforestation and Climate Change related issues.
Kentsel gelişim modeli ve VIIRS-DNB uydu verileri ile dünya astronomi sitelerinin ışık kirliliği analizi ve gelecek tahmini
Bu tez çalışmasının amacı, Dünya'da 1 m ve üzeri ayna çapına sahip teleskopların bulunduğu 84 profesyonel astronomi sitesinde, yakın gelecekte (2030) yapay ışık etkisini uydu ve model verileri kullanarak Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yöntemleri ile belirlemektir. VIIRS-DNB uydu verileri ile 2012-2023 için astronomi sitelerinin güncel yapay ışık durumu değerlendirilmiş, veri seti için istatistikler (regresyon, korelasyon, Mann-Kendall ve Sen's-Slope) hesaplanmıştır. Astronomi sitelerinin ışık kirliliğinin yıllık ortalaması 19,2 𝑚𝑎𝑔/𝑎𝑟𝑐𝑠𝑒𝑐2 olup bunların ~%12'si (10 astronomi sitesi) ortalamanın altında kalmaktadır, bu astronomi sitelerinde ışık kirliliği diğerlerine göre daha fazladır. Astronomi sitelerindeki kentleşme uzak gelecek (2050) için kentsel gelişim modeli kullanılarak tespit edilmiştir. Farklı konumlardan şeçilen altı astronomi sitesi için yapay ışığın zamansal değişimi, kentsel model çıktılarıyla birlikte regresyon analiziyle modellenmiş ve yakın gelecek (2030) için tahmin edilmiştir. Bu altı astronomi sitesi için kentsel gelişim modeli ve regresyon analizi ile elde edilen 2030 yılı yapay ışık haritası oluşturulduktan sonra astronomi sitelerine etki eden yapay ışığın tespiti için Ters Kare Yasası'dan faydalanılmıştır. 2023 yılı için var olan ve tahmin edilen yapay ışık etkisi karşılaştırılmış ve bu iki sonuç arasındaki bağlantıyı kuran 𝑎𝑡 katsayısı hesaplanmıştır. 𝑎𝑡 katsayısnın 2030 yılı yüksek olasılık sınıfları piksel sayısı ve model çıktısı olan bazı parametrelerle Spearman, Pearson ve Kendal korelasyonlarının en az birinde ±0,80 ve üzeri düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdiği bulunmuştur. Bu parametrelerle 𝑎𝑡 katsayısı arasında lineer bir denklem elde edilip bütün astronomi siteleri için 𝑎𝑡 katsayısı hesaplanmıştır. Altı astronomi sitesinde yapay ışık etkisinin 2023 yılına göre %13 azalma ile %110 artış arasında değiştiği tespit edilmiştir.
İnsansız hava aracı ile elde edilen görüntülerden üretilen ortofoto ve sayısal yüzey modellerinin doğruluğunun araştırılması
Gelişen teknoloji ile insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı her alanda artmaktadır. Uçak, helikopter, uydu gibi birçok taşıyıcı platform yeryüzüne ait görüntülerin elde edilmesinde başarılı bir şekilde kullanılabilmektedir. Fotogrametri ve uzaktan algılama amaçlı olarak kullanılan İHA'lar küçük alanlarda klasik olarak kullanılan diğer yöntemlere göre maliyet, zaman ve tekrarlı ölçüm yapabilme gibi avantajları sayesinde daha elverişli çalışma olanaklarına sahiptir. Bu çalışmada; İHA kullanılarak temin edilen görüntülerden oluşturulan ortofoto, nokta bulutu ve sayısal yüzey modeli (SYM) sonuç verilerinin doğruluğu araştırılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak taşıyıcı platform olan insansız hava aracına yerleştirilecek olan dijital kamera ile Eskişehir Şarhöyük arkeolojik alanında veri toplama için uçuş gerçekleştirilmiştir. Uçuş sonrası elde edilen görüntüler fotogrametrik veri işleme yazılımı ile işlenerek alana ait ortofoto, nokta bulutu ve SYM üretilmiştir. Ayrıca referans veri olması amacıyla ortofoto ve SYM doğruluk analizi için test alanında Jeodezik Küresel Uydu Seyrüsefer Sistemi (GNSS) alıcısı ile koordinat ölçümü yapılarak alana sayısal harita üretilmiş, nokta bulutu karşılaştırılması için alan üzerinde küçük bir test alanı belirlenerek bu alanda yersel lazer tarayıcı ile referans nokta bulutu verisi toplanmıştır. İHA ile edinilen görüntülerin işlenmesi ile oluşturulan sonuç ürünler ile arazide klasik yöntemler ile toplanan veriler karşılaştırıldığında yer kontrol noktası kullanılmayan verilerde 1m, yer kontrol noktalı verilerde 5cm fark bulunmuştur. Yükseklik verisi içeren sayısal yüzey modelleri karşılaştırılmasında 10cm yükseklik farkı bulunmuştur.
İklim değişikliğine karşı dayanıklı ve sağlıklı bir esnek eko-yerleşim model önerisi ve coğrafi bilgi sistemleri destekli yer seçim analizi
Tarihsel süreçte yaşanan olaylar; teknik, sosyal, ekonomik değişimler kentlerin gelişmesinde ve değişmesinde etkin olmuştur. Özellikle küreselleşme süreci ile artan tüketim, ekosistemin zarar görmesine sebep olarak iklim değişikliği sürecini hızlandırmıştır. İklim değişikliğinin; kıtlık, kuraklık gibi etkilerin yanı sıra kasırgalar, seller gibi kenti etkileyen etkileri de vardır. Bu hem kent sağlığını hem de yerleşimlerin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. İklim değişikliğinin bu etkilerinden hem korunmak hem de etkilerini azaltmak için dayanıklı kent kavramı etkin bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında iklim değişikliğine karşı dayanıklı kentin kriterleri ortaya konulmuş ve bu kriterler kapsamında, sosyal ve ekonomik boyut da göz önüne alınarak dayanıklı ve sağlıklı bir esnek eko-yerleşim yaklaşım önerisi geliştirilmiştir. Yaklaşımın geliştirilmesi için öncelikle dayanıklılık kavramı uygarlığın dönüm noktalarında kentlerin geçirdiği evrim çerçevesi de gözetilerek irdelenmiş, ardından dünyadan çeşitli eko köy örnekleri sosyal ve ekonomik açılardan kısaca incelenerek, çıkarımlardan faydalanılmıştır. Yaklaşım önerisi için kriterler geliştirildikten sonra yer seçimi için Coğrafi Bilgi Sistemleri yardımıyla Eskişehir ili için analizler yapılmış; iklim değişikliğine karşı dayanıklı, sağlıklı, ekolojik, sürdürülebilir, esnek, taşınabilir, eklemlenebilir, doğa ile uyumlu, doğaya en az zararı veren ve doğadan en az zarar görecek bir yerleşim için yer seçim analizi yapılmıştır.
Katı atık yönetiminde coğrafi bilgi sistemleri(CBS) kullanımı Bozüyük kent merkezi yer seçimi örneklemi
Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme(ÇKKV)Yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) kullanılarak,Bozüyük kent merkeziiçin katı atık depolama sahasının, çeşitli kriterlerle seçilmesiamaçlanmıştır.Katı atık kontrol yönetmeliği ve belediye yönetmeliğinin ilgili maddeleri ile daha önce yapılan konuyla ilgili çalışmalarda kullanılan kriterler ve çalışma alanının mevcut durumu dikkate alınarak analizler yapılmıştır.Analiz çalışmasında on adet veri katmanından faydalanılmıştır. Bu katmanlar; yerleşim alanına uzaklık, nüfus yoğunluğu,jeoloji, yüzey sularına uzaklık, arazi kullanımı, eğim, karayollarına uzaklık, ulaşım alanlarına uzaklık ve taşıma mesafesi ile yol durumu olarak belirlenmiştir. Bu katmanlardan yararlanarak yapılan analiz sonucunda, çalışma bölgesinin kentsel katı atık depolama ve imha alanları için uygunluklarını gösteren sonuç haritası üretilmiştir.Buçalışmada ÇKKV yöntemlerindenAHY kullanılarak sonuca nasıl ulaşıldığı, yöntemin nasıl kullanıldığı ve sonucun faydaları anlatılmaya çalışılmıştır. Bu yöntemin, farklı alanlarda da kullanılabilir olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.Örneğin, hastane, havaalanı veya itfaiye istasyonu için uygun yer seçiminin bu yöntemleanlaşılabilir olduğu rahatlıkla görülebilecektir.AHY'ninuygulama şekli şöyledir. Çalışmadaki kriterlerden, yüzey sularına uzaklık kriteri ele alındığında,katı atık depolama alanlarının su kirliliği kontrol yönetmeliğine göre, içme kullanma sularına yakın olmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Atık toplama alanı mümkün olduğunca yüzey sularına uzak olmalıdır. Uzak noktaya en yüksek puanı verip, en yakın noktayada en düşük puan verildiğinde çoklu kriterlerden bir tanesi oluşmuş olacak ve diğerleriyle aynı şekilde birleştirilip sonuca ulaşılacaktır.
CBS ve UA destekli kıyı alanı planlaması: Körfez ilçesi örneği
ÖZET CBS VE UA DESTEKLİ KIYI ALANI PLANLAMASI: KÖRFEZ İLÇESİ ÖRNEĞİ Gülenay ŞAHİN Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Anabilim Dalı. Eskişehir Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2019 Danışman: Doç. Dr. Saye Nihan ÇABUK Denize kıyısı olan alanlar tarihin her döneminde; turizm, ulaşım, sanayi gibi farklı sektörlere ev sahipliği yaparak ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesine katkı sağlamıştır. Ancak kıyı alanları zaman içinde değişime ve dönüşüme uğramaktadır. Bu alanlardaki değişim ve dönüşüm kimi zaman ilçe, kimi zaman il ve hatta ülke geneline yansımaktadır. Kıyıda oluşan değişimin izlenmesi, denetlenmesi ve olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması sürdürülebilir bir kıyı alanı planlamasıyla mümkün olmaktadır. Planlamanın temeli alanın iyi tanınmasıdır. Eski plan kararlarının araziye yansımaları, etkileri ve bu etkilerinin sonuçlarının analiz edilmesi yeni plan kararlarının sağlıklı bir şekilde alınmasında kritik rol oynamaktadır. Bu kritik rolü vurgulamak için Körfez ilçesi örneklem alanında önce CBS ve UA metotları kullanılarak zamansal değişim analizi yapılmıştır. İlçenin 2009 ve 2015 yıllarına ait SPOT uydu görüntüleri ile tematik haritalar incelenip arazi kullanım değişiklikleri UA ve CBS desteği ile ortaya konularak analiz edilmiştir. Alana ait belirlenen tarihlerdeki uydu görüntülerinin, imar plan kararları, sayısal tematik ve topoğrafik haritaların birlikte değerlendirilmesi neticesinde alan kullanım kararlarının kıyı alanları üzerindeki etkisi yorumlanmıştır. Sonuç olarak zamansal değişim analizini esas alan bir planlama modeli önerilmiştir. Önerilen planlama modeli ile kıyı alanlarında alan kullanım kararlarının olumlu ve olumsuz etkileri ortaya koyulabilecek, sonuçlar analizlerle önceden öngörülebilecek ve gerekli tedbirler alınarak sürdürülebilir bir anlayışla planlanabilecektir. Anahtar Sözcükler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama, Zamansal Değişim, Kıyı Planlama Modeli
Mimari model üretiminde ileri teknoloji yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada ileri teknoloji yöntemlerinden yersel lazer tarama, hava fotogrametrisi ve yersel fotogrametri kullanılarak, analiz yöntemlerinin ihtiyaç duyduğu farklı yapılardaki katı model üretimleri için en etkili yöntemin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Eskişehir Odunpazarı ilçesinde bulunan Kurşunlu Külliye camisinin, konvansiyonel yöntemlerle ölçülerek çizilmiş plan ve kesitlerinden faydalanılarak oluşturulacak katı modelin yanı sıra ileri teknoloji yöntemler kullanılarak analize uygun katı model üretiminde en etkili yöntem araştırılmıştır. Çalışma sonucunda yapının yayınlanmış çizimlerinde analiz sonuçlarını etkileyecek hatalar bulunmuştur. Bu hataların bazılarının genel olarak literatürde tekrarlandığı görülmüş ve kubbeli yapı çiziminde bazı mimari elemanların eksik ve yanlış gösterildiği ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında değerlendirilen analiz yöntemlerinin ihtiyaçlarına yönelik etkili belgeleme yöntemleri avantaj ve dezavantajları ile birlikte değerlendirilerek analiz türlerine göre etkin yöntem önerilerinde bulunulmuştur.
Usage of remote sensing and geographic information sciences in gold-silver exploration
The application of Remote Sensing techniques and Geographic Information Sciences have greatly improved the exploration of minerals. In this study, the argillic alteration associated with Gold-Silver mineralization were extracted with the proposed Illite index by considering the geology, and landcover of study area. The derived argillic alteration zones were then integrated with other geologic information such as lithology and faults to predict the potential gold locations. The illite index was proposed by examining the extracted image spectra and the USGS spectra of illite because of illite's close association with the gold-silver mineralization within the study. The illite index uses ASTER image and is a ratio of band 7 by band 6. The principal component analyses were also performed to validate and compare the hydrothermal alteration result obtained from the illite index. The weights of evidence and the fuzzy logic model were used to produce the gold potential map of the study area. The Ovacık Gold Mine was identified by both the weights of evidence and a fuzzy logic model. The mineral potential map and the proposed band ratio index would help in reducing the exploration work to the most probable mineralized zones.
Remote sensing image fusion for mapping and monitoring wetlands in the Central Anatolian Region, Turkey
Wetlands provide a number of ecological services and a number of valuable functions. As one of the most important eco-systems, wetlands are threatened by both natural and anthropogenic activities. Mapping wetland is one of the curtail needs in order to prevent further loss. Since the beginning of the remote sensing and geographic information systems (GIS) revolution, different approaches using satellite images have been used for mapping and monitoring wetlands. In this study, through image fusion, the potential of the recently launched Sentinel satellites, both separate and in combination, was investigated for accurately mapping of different wetland classes using Support Vector Machines (SVMs) learning classifier. Before the classification, a monthly dynamic of wetland area has been conducted, and high-resolution imagery of one test area (Balikdami) has been acquired. For investigating the influence of the sensors in land cover classification, especially in wetland areas, six different datasets have been analyzed. Thus, the influence of the red-edge, multi-sensor, and multi-temporal or multi-season data have been investigated. The results showed that for more accurate mapping of different wetland classes, different datasets should be used. The red-edge bands have significant influence over the intensive vegetated wetland classes such as swamps, and the radar bands have significant influence over partially decayed vegetated wetland areas such as bogs. Different date radar data also have significant influence over the wetland areas. For future studies, in addition to the analyzed datasets, we recommend adding and investigating several vegetation indices for mapping and monitoring wetland areas in different study areas.
Akıllı şehirler kapsamında yapay zeka teknikleri kullanılarak etkin ulaşım planlarının hazırlanması üzerine bir model önerisi
Akıllı şehir için net bir tanım bulunmamakla birlikte, sürdürülebilirlik, verimlilik, rahatlık gibi faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Akıllı şehir kapsamında her şehir için farklı konularda çalışma yapılabilirken, ulaşım hizmetinin bütün şehirler için oldukça önemli ve akıllı şehir için olmazsa olmaz bir kavram olduğu görülmüştür. Ulaşım hizmetinin akıllı şehir kapsamında değerlendirilebilmesi için ulaşım sisteminin akıllandırılarak planlanması temel faaliyet olmaktadır. Ulaştırma sistemlerinin etkin bir şekilde kullanımını ve akıllandırılmasını sağlayabilmek amacıyla hazırlanan Toplu Ulaşım Ana Planları, uzman kişiler tarafından belirli periyotlarda hazırlanmaktadır. Bu çalışmada, ulaşıma etki eden faktörlerin ve parametrelerin dinamik bir yapıda toplanarak yapay zekâ teknikleri analizleri neticesinde otomatik planların hazırlanması ve etkin toplu ulaşım faaliyetlerinin yürütülmesi ile çevre kirliliğine, trafik yoğunluğuna, yüksek maliyet problemlerine çözüm getirilmesi, bunun sonucunda, belirli periyotlarda hazırlanan ulaşım planlaması iş yükü ve maliyetinin azaltılması hedeflenmektedir. Gerçekleşen ulaşım hareketlerinin kayıt altında tutulması ile ileride oluşacak olan ulaşım hareketlerinin analizi yapılabilecek ve gelecekte gerçekleşmesi beklenen ulaşım hareketlerinin düşük bir yanılma payı ile yaklaşık olarak tahmin edilerek planlanmasının somut bir bilgiye bağlı kalarak yapılması amaçlanmaktadır.
Altyapı bilgi sistemlerinde artırılmış gerçeklik ve coğrafi bilgi teknolojileri entegrasyonu
Günümüzde, altyapı ağının yönetimi için mekânsal verilere verimli bir şekilde erişebilecek ve bunları kullanabilecek yazılım ve donanım tabanlı çözümlere yönelik artan bir talep bulunmaktadır. Son yıllarda, bilişim alanındaki en dikkat çekici konulardan birisi olan artırılmış gerçeklik kavramı ilk olarak "Gerçeklik-Sanallık Sürekliliği" teorisinde ifade edilmiştir. Teoriye göre, gerçeklik kavramı, gerçek dünyada herhangi bir elektronik ekran olmadan doğrudan görüntülenen gerçek nesneleri içeren ortam olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan, sanallık kavramı, gerçeklikle olan ilişkinin tamamen ortadan kaldırıldığı ve tamamen sanal nesnelerin sadece bilgisayar simülasyonlarında karşılaştığı ortam olarak açıklanmaktadır. Tanımların ışığında; artırılmış gerçeklik, gerçek dünyaya sanal nesneler eklenerek gerçeklik ve sanallığın birlikte algılanabileceği bir ortam olarak ifade edilebilir. Mekânsal teknoloji, şebeke ağı yönetimi için kaçınılmaz ve etkili bir araçtır. Uzun yıllardır, CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) teknolojisi doğal gaz, enerji, su, kanalizasyon vb. hizmetleri veren kurumlarda kendini kanıtlamıştır. Ancak karar destek aracı olarak, bazı durumlarda altyapı yönetimi için yetersizdir. Karar verme ve rehberlik için gerekli mekânsal verilere erişimin yetersiz olması, özellikle saha operasyonlarında yanlış kararlara ve ciddi bir zaman kaybına yol açmaktadır. Problemi çözmek için, yüksek lisans tezinde, mekânsal teknolojiler ve artırılmış gerçeklik içeren bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Böylece, geliştirilen uygulama ile doğal gaz altyapısı yönetiminin saha uygulamalarında verimliliği artıran bir platform kurulmuştur. Çalışmada, Eskişehir'de belirli bir bölgedeki doğal gaz altyapısı verileri, artırılmış gerçeklik kullanılarak gerçek konumlarında üç boyutlu olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, doğal gaz altyapısının mekânsal verilerinin saha operasyonlarında daha verimli kullanılması, artırılmış gerçeklik entegrasyonu ile sağlanmıştır.
Coğrafi bilgi teknolojileri ile internet tabanlı etkileşimli harita uygulaması: Eskişehir ili açık maden ocakları örneği
Gün geçtikçe teknolojisinin ilerlemesi, coğrafi bilgi teknolojilerini olumlu bir şekilde etkilemiştir. Bu ilerleme sayesinde, etkileşimli haritalar gelişerek, kullanıcıların istedikleri bilgiye daha hızlı ve daha kolay ulaşabilmelerini sağlamıştır. Bu çalışma kapsamında, Eskişehir il sınırları içerisinde bulunan açık maden ocakları kullanılarak, internet tabanlı etkileşimli harita geliştirilmiştir. Eskişehir ili açık maden ocakları bakımından önemli ve zengin bir yapıya sahiptir. Uygulama oluşturulurken maden saha bilgilerinden, maden rezerv bilgilerinden, MTA'nın web sitesinden ve MTA'nın açık kaynak kodlu web servisleri olan jeoloji formasyon, fay ve magmatik kayaç haritalarından yararlanılmıştır. Coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak, veriler düzenlenmiş ve ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak, Eskişehir'e ait açık maden ocaklarının yer aldığı, maden ocaklarına ait detaylı bilgi içeren, kullanıcıların istediği zaman, istediği yerden, hızlı bir şekilde ulaşabildiği web tabanlı uygulama geliştirilmiştir. Bu çalışmanın internet tabanlı etkileşimli harita uygulamalarına katkı sağlayarak, örnek bir web tabanlı uygulama olması ve konu ile ilgili bilimsel çalışmalarda kullanılması ön görülmektedir.
Jeopolitik risklerin demografiye etkisinin CBS ile analizi; Kerkük örneklemi
Küreselleşen dünyada, uluslararası güç savaşlarının yol açtığı riskler, yalnızca bölgesel risk özelliği taşımamakta, aynı zamanda uluslararası toplumu ilgilendiren meseleleri teşkil etmektedir. Politik gerçekliklerle mekân arasındaki ilişkiyi inceleyen jeopolitik bilimi, tüm bu sorun ve süreçlerin anlamlandırılmasında kilit önem taşımaktadır. Zira, uluslararası dengelerin coğrafi konum ve öğelerden bağımsız değerlendirilmesi eksik bir yaklaşım olarak görülmektedir. Bu bağlamda, politika ve mekân ilişkisi haritalar üzerinden kurulmakta, analizler bu doğrultuda gerçekleştirilmektedir. Günümüzde, gelişmiş mekânsal analiz ve görüntüleme tekniklerine sahip Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nin jeopolitik biliminde kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu yüksek lisans tezi kapsamında, jeopolitik risklerin demografik etkileri üzerinde durulmuş, jeopolitik risk bölgesindeki nüfus hareketliliği Uzaktan Algılama (UA) verileriyle CBS ortamında analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Akıllı istatistiksel bir yöntem aracılığı ile gerçekleştirilen analiz sonucunda, jeopolitik risk bölgesi olarak nitelenen Kerkük ilinin 1997 ve 2011 yıllarına ait nüfusları tespit edilmiş ve bölgedeki nüfus değişimi gözlemlenmiştir. Böylelikle, jeopolitik ve sosyal bilimlerde CBS kullanımının önemi ve bu bilim dallarına sağlayacağı katkı vurgulanmıştır.
Açık ocak madenciliği sonrası doğa onarımı sürecinde coğrafi bilgi teknolojileri ile rekreasyonel amaçlı arazi kullanım uygunluğunun incelenmesi
Açık ocak madenciliğinde doğaya verilen tahribatın büyüklüğü bilinmekte ve bu alanları doğaya geri kazandırmak için farklı çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda maden sahaları ekonomik ömrünü tamamladıktan sonra farklı temalarda tasarlanarak doğaya kazandırılabilmekte, kent halkının rekreatif ihtiyaçlarına karşılık verebilmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemleri ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'nin sağlamış olduğu analiz ve görsel yetenekler entegre olarak kullanıldığında maden sahalarının farklı bir kimlik kazanarak kente sunulması sürecinde karar verme aşamasının daha hızlı ve güvenilir olması sağlanmaktadır. Bu çalışmada CBS uygulamaları ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi bir arada kullanılarak, inceleme alanı olarak belirlenen Dutluca ve Koçbal maden sahası ve yakın çevresinde rekreasyonel kullanım alanları için uygunluk haritaları üretilmiştir. Çalışmanın amacı, alan kullanım planlamasında CBS ve AHS kullanılarak elde edilen uygunluk analizlerinin karar vericiler açısından yol gösterici olduğunu ve büyük kolaylıklar sağladığını ortaya koymaktır. Aynı zamanda bu çalışmada planlama sürecinin bilimsel gerçekliklere dayanarak ilerlemesinin daha sağlıklı sonuçlar vereceği vurgulanmaktadır.
Kitle kaynak temelli coğrafi bilgi sistemleri platformunun geliştirilmesi
Bu çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemlerinin Türkiye'deki tanınırlığını artıracak ve Coğrafi Bilgi Sistemleri ile ilgilenenlerin ortak bir dil kullanımını sağlayacak kitle kaynaklı sözlük uygulaması yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada dünya çapında yapılmış kitle kaynaklı uygulama ve platformlar değerlendirilerek izledikleri yollar araştırılmıştır. Kitle kaynak projelerin; yönetimi, pazarlama metotları ve kitleyi bağlama yöntemleri değerlendirilmiştir. Yapılan yazılım için gereken dil, .Net Core yapısında C#, veritabanı olarak da Postgresql seçilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda uygulamanın ana hatları ve yazılım yöntemi belirlenmiştir. Belirlenen yöntemler sonucu yazılımın adımları açık bir biçimde ortaya konmuştur.
Eskişehir Odunpazarı ilçesi'nde kadına yönelik şiddetin mekânsal dokusu
Kadına yönelik şiddet günümüzün önemli toplumsal problemlerinden biri haline gelmiştir. Çalışmanın konusunu Eskişehir İli Odunpazarı İlçesi'nde kadına yönelik şiddetin mekânsal dağılımı oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm kadına yönelik şiddet suçlarının mahallelere göre dağılımını esas almıştır. Kadına yönelik şiddet suçları mahallenin sosyoekonomik yapısına, eğitim durumuna, medeni duruma ve mesleğe göre değişip değişmediğine mekânsal olarak nasıl farklılaştığına odaklanmıştır. Araştırma sorularının nesnel olması nedeniyle bu bölüm pozitivist epistemoloji ile uyumludur. Araştırma soruları ontolojik açıdan dış gerçeklik olarak kabul edilmiş ve ikincil veriler kullanılarak kadına yönelik suçların mekânsal dağılımı betimlenmiştir. Ayrıca suç ve değişkenler arasındaki etkileşim de istatistiksel yöntemlerle incelenmiştir. İkincil veri kaynağı olarak polis kayıtları kullanılmıştır. İkinci bölümde Odunpazarı İlçesi'nde mahallelere göre kadına yönelik şiddet suçlarının nasıl algılandığı, kadına yönelik şiddete bakış açısının nasıl olduğu konusuna odaklanılmaktadır. Bu bölümde bu amacı gerçekleştirmek için veri toplama aracı geliştirilmiştir. Kadına yönelik şiddet eylemleri fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışma sonucunda sosyoekonomik durum, meslek, eğitim durumu, mahalle sakinlerinin kadına yönelik şiddete bakış açısı ile kadına yönelik şiddet eylemleri arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Kadına yönelik şiddet eylemlerinin mekânsal kümelenmeler oluşturduğu görülmüştür.
Güneş enerji santrali yer seçiminde cbs tabanlı çok kriterli karar destek sisteminin uygulanması (Eskişehir ili örneği)
Gün geçtikçe sanayisi gelişen, nüfusu artan ve buna bağlı olarak enerji tüketimi hızlanan Ülkemiz enerji ihtiyacını karşılayabilmek için farklı kaynaklardan enerji üretmeye yönelmiştir. Fosil kaynaklardan üretilen enerji ile dışa bağlılık artacağından yenilenebilir enerji kullanımı önemli hale gelmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi Türkiye'nin güneş potansiyeli açısından verimliliği göz önüne alındığında enerji üretmek için kullanılan önemli kaynak haline gelmiştir ve günümüzde yenilenebilir enerji kaynağı olarak güneş enerjisi oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulumunda yer seçimi oldukça önemlidir. Ayrıca yer seçiminde kullanılacak yönteme karar vermekte önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı Eskişehir'de güneş enerji santrali için uygun olan alanların Çok Kriterli Karar Verme metotlarından Analitik Hiyerarşi Prosesi kullanılarak CBS yardımıyla analizlenmesi ve bununla birlikte var olan enerji santrallerinin yer seçimlerinin doğruluğunun belirlenmesidir.
Antalya, Olympos antik kenti yeraltısuyu akımı modellemesi
Olympos, nehir kenarına kurulmuş antik dönem kentidir. Antik kent, sığ bir yeraltısuyu tablasının üzerine kurulmuştur. Bölgede yapılan çalışmalarla şehri ortadan ikiye bölen nehrin kuzeyinde bir göl bulunduğu ve çevredeki kireçtaşlarından gölün beslendiği ortaya konulmaktadır. Günümüzde, hidrolojik koşulların değişmesinden dolayı göl kurumuştur ve antik göl sınırları içerisinde çok sığ yeraltısuyu seviyesi gözlenmektedir. Yapılan arkeolojik kazı çalışmalarıyla, antik dönemde gölün kullanıldığı ve göldeki fazla suyu drene eden antik kanalların varlığı ortaya konulmuştur. Gerek güncel hidrolojik koşulların, gerekse deniz seviyesinin değişiminden dolayı bu kanallar günümüzde kullanılamaz haldedir. Geçmiş deniz seviyesinin günümüze göre farklı bir seviyede bulunması ve güncel yeraltı-yüzeysuyu dengesinin sağlanması için daha sonradan doğal veya yapay olarak oluşan kanallar, antik dönemde kullanılabilir halde bulunan bazı yapıları günümüzde sular altında bırakmıştır. Bu durum bölgenin arkeolojik açıdan araştırılmasını güçleştirmektedir. Yapılan tez çalışması ile Olympos antik kent bölgesinde; bölgedeki arkeolojik araştırmaların sürdürülebilir olması amacıyla sular altında kalan yapılar üzerinde uygulanacak drenaj yöntemleri için temel bilgilerin üretilmesi amaçlanmıştır. Bölgenin güncel ve geçmiş döneme dair yeraltısuyu-yüzeysuyu ilişkisinin MODFLOW-2000 yazılımının GMS arayüzü kullanılarak modellenmesi hedeflenmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri tekniklerinden yararlanarak tarihi kaya mekânlarında peyzaj envanteri oluşturulması: Afyonkarahisar kusura köyü kaya mekânları
Jeolojik tüf oluşumları zamanla rüzgâr ve sel sularının etkisiyle kaya şeklini alırlar. Bu kayaların içine oyularak mekânsal işlev kazandırılmasıyla da kaya mekânları oluşur. Geçmişi tarih öncesine dayanan ve günümüzde hala varlığını sürdüren bu mekânlar önemli kültürel miras alanlarıdır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında kaya mekânlarının yakın çevresi ile birlikte ele alınarak doğal ve kültürel peyzaj envanterinin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çerçevede, envanterin koruma, kullanım, tanıtım ve bilimsel araştırma amaçlarına uygunluk gibi temel unsurlar kapsamında gelişmiş teknolojik imkânlar ile oluşturulması son derece önem kazanmıştır. Çalışma alanı olarak belirlenmiş Afyonkarahisar ili Kusura Köyü Kaya Mekânları ilk kez 12.04.2018 tarihinde keşfedilmiş olup bu yüksek lisans tezi kapsamında 7 adet kaya mekânı ve çevresinin mekânsal envanterinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) desteği ile oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, önceki araştırmalar ışığında, saha ziyaretlerinde bulunulmuş ve farklı kaynak ve formatlarda mekâna ait veriler temin edilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen envanter ile bu mekanda ileriye yönelik oluşturulacak tüm arkeolojik araştırma, kazı, sondaj, restorasyon, peyzaj planlama, yönetim ve tasarımı çalışmalarına mekânsal veritabanı oluşturulması, multidisipliner çalışma paydaşlarına katma değer sağlaması amaçlanmıştır.
Karaburun yarımadası heyelan duyarlılık haritasının coğrafi bilgi sistemleri ile üretimi
Heyelanlar doğal afetlerin en çok zarar veren çeşitlerinden birisidir. Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) özellikle heyelanların gerek mevcut envanterinin haritalandırılmasında gerekse gelecekte yaşanabilecek heyelanların konumsal olarak tahmin edilebilmesinde çok büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Çalışma kapsamında İzmir ili, Karaburun Yarımadası'nda yaşanabilecek olası heyelanların zararlarını azaltmak için heyelan duyarlılık haritalama çalışması yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda; ilk olarak, ilgili veri tabanlarından heyelan envanter haritası üretilmiş, daha sonra, bölgede heyelan oluşumunu etkilediği düşünülen 10 parametre ( yükseklik, eğim, bakı, eğrisellik, litoloji, yollara uzaklık, akarsuya uzaklık, faya uzaklık, arazi kullanımı ve bitki örtüsü) haritası oluşturulmuştur. Üretilen parametre haritaları lojistik regresyon ve frekans oranı yöntemleri ile değerlendirilerek heyelan duyarlılık haritaları üretilmiştir. Bu yöntemlerle yapılan haritalar ROC analizi ile karşılaştırılmış ve analiz sonucunda lojistik regresyonla üretilen haritanın frekans yöntemi ile üretilen haritaya göre daha yüksek doğrulukta olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, her iki yöntemle de oluşturulan duyarlılık haritalarının, mevcut heyelan envanter haritası ile uyumlu olduğu, gelecekte planlanan çalışmalar için önemli bir veri olarak yararlanılabilir nitelikte olduğu belirlenmiştir.