Bolu Abant Izzet Baysal University
Department

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü

Bolu Abant Izzet Baysal University

4

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

4 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda düşme riski ve fiziksel uygunluk

Bu çalısma, huzurevlerinde kalan yaslı bireylerin düsme riski ile fiziksel uygunluk seviyeleri arasındaki iliskiyi incelemek, düsme riskini en fazla etkileyen fiziksel uygunluk parametrelerini belirlemek ve bu konuda çalısan saglık elemanlarını bilgilendirmek amacıyla yapılmıstır. Bu çalısmaya yas ortalaması 73.28±6.63 yıl olan 60 birey dahil edilmistir. Arastırmaya dahil edilen yaslı bireyler, cinsiyetlerine, hastalık durumlarına, ilaç kullanıp kullanmamalarına göre üç sekilde gruplandırılmıstır. Yaslı bireylerin demografik özellikleri, bilissel fonksiyonları, dengeleri, düsme riskleri ve fiziksel uygunluk seviyeleri degerlendirilmistir. Yaslı bireylerin demografik özelliklerini belirlemek için bir anket yapılmıstır. Çalısmaya dahil edilen bireylerin bilissel fonksiyon düzeyleri Mini Mental Durum Testi ile, düsme riskleri Berg denge testi ile; dengeleri tek ayak üstünde durma testi ile; fiziksel uygunluk seviyeleri Senior Fitness Test ile degerlendirilmistir. laç kullanan bireylerde Berg denge, gözler açık sag ve gözler kapalı sol ayak üstünde durma, sandalyede otur-kalk, agırlık kaldırma ve iki dakika adım testi degerlerinin, ilaç kullanmayan bireylere göre düsük oldugu tespit edilmistir (p<0.05). laç kullanmayan bireylerin sekiz adım kalk-yürü testi degerlerinin (testi tamamlama zamanı bakımından), ilaç kullanan bireylere göre düsük oldugu tespit edilmistir (p<0.05). Düsmelerle dogrudan iliskili hastalıgı olan bireylerin Berg denge, tek ayak üstünde durma ve iki dakika adım testi degerlerinin, hiçbir hastalıgı olmayan bireylere göre düsük oldugu tespit edilmistir (p<0.05). Hiçbir hastalıgı olmayan bireylerin sekiz adım kalk-yürü testi degerlerinin (testi tamamlama zamanı bakımından), düsmelerle dogrudan iliskili hastalıgı olan bireylere göre düsük oldugu tespit edilmistir (p<0.05). Bireylerin Berg denge testi degerleri ile sandalyede oturkalk, agırlık kaldırma, iki dakika adım testi degerleri arasında pozitif yönlü iliski oldugu tespit edilirken; sekiz adım-kalk yürü testi degerleri arasında negatif yönlü iliski oldugu tespit edilmistir. Bireylerin Berg denge testi degerleri ile sandalyede otur-uzan, sırt kasıma testi ve Vücut Kitle ndeksi arasında hiçbir iliski bulunmamıstır (p>0.05). Düsme riskini en fazla etkileyen degiskenleri bulmak için, olusturulan lojistik regresyon modelleri sonucunda ise modele sadece sekiz adım kalk-yürü testi girmistir. Sekiz adım-kalk yürü testini 8.14 saniyeden daha kısa sürede tamamlayan bireylerin, Berg denge testinden maksimum skor olan 56 puanı alma olasılıkları OR=11(%95, GA:2,25?53,84) kat fazla bulunmustur. Çalısmamızda bireylerin düsme riskleri arttıkça, alt ve üst ekstremite kuvvetleri, aerobik dayanıklılıkları, çeviklik ve dinamik denge performanslarının azaldıgı tespit edilmistir. Ayrıca bireylerin düsme riskine, en fazla çeviklik ve dinamik denge performanslarının katkıda bulundugu tespit edilmistir. Elde ettigimiz veriler dogrultusunda, yaslı bireylerin düsme riskleri ile fiziksel uygunluk seviyelerinin belirli aralıklarla degerlendirilip, yaslı bireylerin hem düsme risklerine hem de fiziksel uygunluk seviyelerine göre, gelecekteki düsme ihtimallerini ortadan kaldırmaya yönelik rehabilitasyon programlarının planlanması ve bu programlar planlanırken yaslı bireylerin alt ve üst ekstremite kuvvetlerinin, aerobik dayanıklılıklarının ve özellikle de çeviklik ve dinamik denge performanslarının arttırılması gerektigi sonucuna varılmıstır. Anahtar Kelimeler: Yaslılar, denge, düsme riski, fiziksel uygunluk

Ayşe Toraman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Health Sciences
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Konvansiyonel ve Anti-TNF ALFA tedavi kullanan ankilozan spondilitli hastaların klinik özelliklerinin kıyaslanması

Giriş: Ankilozan spondilit (AS) özellikle omurga ve sakroiliak eklemleri etkileyen sistemik, kronik ve inflamatuar romatizmal bir hastalıktır. Çalışmamızın amacı, konvansiyonel ve biyolojik tedavi alan ankilozan spondilit hastalarının klinik ve demografik özelliklerinin kıyaslanmasıdır. Metod: Çalışma K.T.Ü. Tıp Fakültesi Romatoloji Polikliniğimiz?de takip edilen, Modifiye New York tanı kriterlerine göre kesin AS tanısı almış 100 hastanın mevcut kayıt kütükleri incelenerek yapıldı. Hastaların demografik özellikleri, kullandıkları tedaviler, rutin biyokimyasal (ESH, CRP, CBC) ve genetik testleri (HLA-B27) ve radyografi (servikal ve lomber yan grafi) verilerinden yararlanıldı. Bath ankilozan spondilit hastalık aktivite indeksi (BASDAI), Bath ankilozan spondilit metroloji indeksi (BASMI), Bath ankilozan spondilit fonksiyonel indeksi (BASFI), vizuel analog skala (VAS), modifiye Stoke ankilozan spondilit spinal skorundan (mSASSS) oluşan hastalık ölçüm testleri değerlendirmeye alındı. Sonuçlar: Hastalık aktivite indeksleri (BASDAI, VAS) anti-TNF tedavi grubunda daha düşüktü (p<0,05). Vertebral radyografik hasar skorları (mSASSS) ise, daha yüksek bulundu (p<0,05). Erkeklerde mSASSS ve BASFI skorları, kadınlarda ise VAS ve BASDAI skorları yüksekti. Sigara kullanan hastalarda BASFI, BASMI ve mSASSS skorları daha yüksek bulundu (p<0,05). Kalça tutulumu için erkek cinsiyet bağımsız prediktif değere sahipti (p<0,05). Tartışma: Anti-TNF tedavinin hastalık aktivitesini ve fonksiyonel durumu gösteren BASDAI ve BASFI skorlarında sağladığı olumlu etkiler bir kez daha görülmüş oldu. Erkek cinsiyet ve sigara kullanımı hastalık aktivitesi ve hastalık progresyonu ile yakından ilişkiliydi. Sonuç olarak; AS hastalarının sahip olduğu demografik özellikler ve aldığı tedavi hastalık aktivitesi, fonksiyonel durum, radyografik hasar derecesi gibi kinik özelliklerle yakından ilişkilidir.

DemografiOmurgaRomatizmal hastalıklar+3
Hüsna Taflan
Karadeniz Technical University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Miyofasiyal ağrı sendromunda sürekli ve kesikli terapötik ultrasonun etkinliğinin karşılaştırılması

AMAÇ: Bu çalımanın amacı; miyofasiyal ağrı sendromunda (MAS); sürekli, kesikli ve sham tipte terapötik ultrason uygulamalarının ağrı, kas spazmı derecesi, boyun fonksiyonu, yaşam kalitesi ve depresyon üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğine Nisan 2012-Mayıs 2013 tarihleri arasında başvuran 18-60 yaşları arasında 60 hasta alındı. MAS tanısı, Travell ve Simons'ın tanı kriterleri esas alınarak konuldu. Bu hastalar üç gruba randomize edildi. Tüm hastalara standart germe ve eklem hareket açıklığı egzersizleri ve 10 dakika ağrılı bölgeye sıcak paket uygulaması verildi. Birinci gruba sürekli ultrason, ikinci gruba kesikli ultrason (1:1 oranında) üçüncü gruba sham ultrason (cihaz kapalı) 5 dakika toplam 10 seans aynı araştırmacı tarafından uygulandı. Tüm hastaların tedavi öncesi, tedavi sonrası, 6 ve 12 haftada istirahatte, hareketle ve palpasyonla verbal ağrı şiddeti visüel analog skala (0-10 cm) ile, yaşam kalitesi Nothingham Health Profile ile, boyun fonksiyonu Boyun Ağrı ve Özürlülük Ölçeği ile ve depresyon durumu ise Beck Depresyon Ölçeği ile değerlendirildi. Ayrıca hastaların memnuniyeti ve kas spazmı derecesi değerlendirildi. BULGULAR: Gruplar arasında cinsiyet, yaş, ağrı süresi, eğitim ve meslek bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0.05). Her üç grupta da tedavi ile tüm ağrı değerlerinde, kas spazmı derecesinde, boyun fonksiyon değerlendirmesinde ve yaşam kalitesi bazı alt parametrelerinde anlamlı iyileşme gösterildi (p<0.05). Depresyon değerlerinde yalnızca sham ultrason grubunda, hasta memnuniyeti açısından ise her üç grupta anlamlı bir iyileşme gösterilemedi (p>0.05). Gruplar karşılaştırıldığında tedavi öncesinde istirahat ağrısının sürekli ultrason alan grupta anlamlı olarak daha iyi olduğu saptanırken diğer ölçümlerde gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Tedavi sonrasında ise tüm parametrelerde gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Ancak tedavi ile gruplarda meydana gelen değişimler karşılaştırıldığında sürekli ultrason alan grupta istirahat ağrısındaki düzelme, sürekli ve kesikli ultrason alan grupta palpasyonla oluşan ağrıdaki düzelme sham ultrason grubuna göre anlamlı olarak daha iyi bulunurken (p<0.05), diğer parametrelerde anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). SONUÇ: MAS' da sürekli ultrason tedavisinin istirahatde ağrıyı azaltmada plaseboya üstün olduğu, sürekli ve kesikli ultrason tedavisinin her ikisinde palpasyonla oluşan ağrıda azalmada, psikolojik durumu düzeltmede plaseboya üstün olduğu ancak yaşam kalitesi, hareketle oluşan ağrı ve kas spazmı derecesi üzerine etkisinin plasebodan farksız olduğu sonucuna varılmıştır.

AğrıDepresyonMiyofasyal ağrı sendromları+3
Leman İlter
Dicle University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Behçet hastalarında erektil fonksiyonların değerlendirilmesi

Giriş ve amaç: Behçet hastalığı (BH) oral ve genital aft, göz tutulumu, cilt lezyonları, artrit, nörolojik ve vasküler tutulum ile seyreden kronik, multisistemik bir hastalıktır. Bu çalışmada erkek Behçet hastalarında erektil fonksiyonların yaşam kalitesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve metod: Çalışmaya 72 erkek behçet hastası ve 62 erkek sağlıklı gönüllü alındı. Demografik ve klinik özellikler, sigara kullanımı, yaş, hastalık süresi, eritrosit sedimentasyon hızı (ESH), C reaktif protein (CRP) ölçümleri kaydedildi. Hasta grubunun yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili, ağrı düzeyleri vizüel analog skala (VAS) ile değerlendirildi. Hasta ve kontrol grubunda anksiyete ve depresyon düzeyi hastane anksiyete depresyon ölçeği (HADÖ) ile erektil fonksiyon (EF) ereksiyon işlevi uluslar arası değerlendirme formu (EİUDF) kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Behçet hastalarında kontrol grubuna kıyasla EF anlamlı oranda düşük bulundu. EF ile yaş, tanı süresi, HADÖ-anksiyete skoru, HADÖ-depresyon skoru, NHP sosyal izolasyon, NHP emosyonel reaksiyonlar, NHP enerji düzeyi skoru arasında negatif korelasyon saptandı (p<0,001). Sonuçlar: Behçet hastalarında kontrol grubuna kıyasla EF anlamlı oranda düşük bulunmuştur. EF bozukluğu özellikle yaş, tanı süresi, anksiyete, depresyon, yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Anahtar kelimeler: Behçet hastalığı, erektil fonksiyon, erkek, psikolojik durum, yaşam kalitesi.

Behçet hastalığıCinsellikErektil disfonksiyon+3
Mehmet Yıldız
Dicle University
2013
00