Dicle University
Discipline

Plastik Cerrahi Anabilim Dalı

Dicle University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Periferik sinir onarımında yeni teknik: Onarım hattında yeni nörovasküler ilişkinin kurulması (Neo-nörovaskülarizasyon) sinir iyileşmesi ve kas atrofisi üzerindeki etkisi

Periferik sinir yaralanmaları ve onarım teknikleri günümüzde en çok üzerinde durulan konulardan birisidir. Sinir kesisi için önerilen altın standart onarım şekli gerilimsiz koaptasyon olmasına rağmen, bu yöntem her zaman uygulanamayabilir. Defektli sinir yaralanmalarında önerilen altın standart yöntem ise sinir otogrefti ile onarımdır; fakat bu yöntem ile elde edilen sonuçlar optimal olmaktan uzaktır. Alternatif olarak; ven kondüiti, yapay kondüitler, mezenkimal kök hücre veya VEGF destekli kondüitler denenmiştir. Sinir grefti veya diğer kondüitlerin temel kısıtlayıcı özelliği kendi vasküler kaynağının olmamasıdır. Bunun için pediküllü, prefabrike ve serbest sinir flepleri denenmiştir. Sinir fleplerin, normal sinir greftine göre daha üstün sonuçlar göstermesine rağmen, mikrocerrahi anastomoz gerektirmesi, flep seçeneklerinin kısıtlı olması ve tromboz geliştirebilmesi gibi dezavantajları da mevcuttur. Bu çalışmada, onarılan sinirin onarım hattını yanındaki brakial artere tespit ederek nörovaskülar ilişkiyi yeniden kurmayı, siniri vaskülarize etmeyi ve bunun hem histolojik hem de fonksiyonel iyileşme üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. 7 grup üzerinde yapılan bu çalışmada, her grupta 7 rat olacak şekilde toplam 42 tane rat üzerinde yeni tanımladığımız tekniği araştırdık. 1. grup (Sham): 2. Grubun sol median sinirlerinden oluştu ve hiçbir cerrahi hasar görmedi. 2. grup (kontrol): bu gruptaki median sinirler kesildi ve primer koaptasyon şeklinde onarıldı. 3. grup (sinir grefti): bu gruptaki median sinirlerden 7 mm'lik segment çıkarıldı ve ters çevirilerek sinirin proksimal ve distal güdüklerine koapte edildi. 4. grup (ven grefti): bu gruptaki median sinirlerden 7 mm'lik segment çıkarıldı, defekt eksternal jugular venden alınan ven greftiyle onarıldı. 5. grup (primer koaptasyon + arterializasyon): bu gruptaki median sinirler primer koapte edildikten sonra brakial artere üç noktadan tespit edildi. 6. grup (sinir grefti + arterializasyon): bu grup 3. gruptan farklı olarak sinir grefti ve onarım hattının proksimali ve distali brakial artere tespit edildi. 7. grup (ven grefti + arterializasyon): bu grup 4. gruptan farklı olarak ven grefti ve onarım hattının proksimali ve distali brakial artere tespit edildi. Çalışmaya başlamadan önce tüm hayvanların ağırlıkları kaydedildi. Cerrahi işlemlerden 2 hafta sonra ağrılı uyaran, Von Frey ve çekme gücü testlerine haftalık bakıldı. Çalışma 13. haftada sonlandırıldı. Çalışmayı sonlandırmadan önce hayvanlar tekrar tartıldı, yürüme testi ve EMG testleri uygulandı. Örnekleri alırken damarların geçişinden emin olmak ve nabız ve tansiyon değerlerine bakmak için ratların brakial arterleri kateterize edildi. Daha sonra ratların FCR kas ağırlıkları kaydedildi. Histopatolojik ve immünhistokimyasal değerlendirme için ilk 4 grubun sadece sinirleri, diğer grupların ise sinirleri arterleriyle birlikte enblok şekilde alındı. Yakalama gücü testinde grup 3-6 karşılaştırmasında 8. haftadan itibaren, grup 3-7 de ise 7. haftadan itibaren anlamlı fark saptandı (p<0.05). Grup 4-5 karşılaştırmasında 4. haftada, grup 4-6 karşılaştırmasında ise 5. haftada anlamlı fark saptandı (p<0.05). Grup 4-7 karşılaştırmasında 6. haftadan itibaren anlamlı fark saptandı (p<0.05). Diğer karşılaştırmalarda anlamlı fark saptanamadı (p>0.05). Von Frey testinde grup 2-4 ve grup 4-6 karşılaştırmalarında 5. haftadan itibaren anlamlı fark saptandı (p<0.05). Grup 3-5, grup 4-5, grup 5-7 ve grup 6-7 karşılaştırmalarda 9. haftadan itibaren anlamlı fark saptandı (p<0.05). grup 3-6, grup 3-7 ve grup 4-7 karşılaştırmalarda 8. haftadan itibaren anlamlı fark saptandı (p<0.05). Sinir grefti yapılan grupların (grup 3 ve grup 6) arasında inflamasyon, fibrozis ve askonal dejenerasyon açısından anlamlı fark saptandı (p<0.05). Grup 3 sırayla, 1.57, 2.14 ve 1 ortalama değerlerle daha çok inflamasyon, fibrozis ve aksonal dejenerasyon gösterdi. Ven grefti yapılan grupların (grup 4 ve grup 7) arasında fibrozis, aksonal dejenerasyon, lif sayısı, miyelinizasyon, dezorganizasyon ve S100 boyanma yoğunluğu açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı(p<0.05). Kas ağırlığı, hayvan ağırlığı, yürüme testi ve EMG testinde istatistiksel olarak anlamlı fark saptanamadı (p>0.05). Sonuç olarak; onarım hattının vakülarize edilmesi, sinir grefti ve ven greftinde daha iyi fonksiyonel ve histolojik iyileşme sağladı. Literatürle uyumlu bir şekilde vaskülarize greftler, vaskülarize olmayan greftlere göre daha erken ve tam fonksiyonel iyileşme gösterdi. Duyusal iyileşme, 12. haftada hiç cerrahi yapılmayan sinirle aynıydı. Tanımladığımız teknik, literatürde yapılan vaskülarizasyon tekniklerinden farklı olarak, mikrocerrahi anastomoz gerektirmemekte, tromboz riski taşımamakta ve bu teknikle ven grefti gibi diğer sinir kondüitleri de vaskülarize edilebilmektedir. Ayrıca, bu teknikte kullanılan damarın adventisya tabakasındaki sinir ağı, arter akım yönü ve nabız dalgasının bu iyi sonuçlarda katkısının olduğunu düşünmekteyiz. Bu etkinin net bir şekilde ortaya konabilmesi için ek çalışmalara ihtiyaç vardır.

Cerrahi fleplerPeriferik sinir hasarlarıPeriferik sinirler+3
Mo'ath K. H. Zuhour
Necmettin Erbakan University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alt ekstremite rekonstrüksiyonunda klinik deneyimimiz

Amaç: Alt ekstremite yumuşak doku onarımındaki deneyimlerimizi aktarmak amacıyla kliniğimizde opere edilen hastalarda hangi kapatım yöntemleri tercih edilmiş, yıllar içerisinde tercih edilen cerrahi tekniklerdeki değişimler, farklı tekniklerin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları, komplikasyonları, hastaların fonksiyonel ve estetik açıdan sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Ocak 2004 ve Ocak 2016 tarihleri arasında alt ekstremitede oluşan 967 yumuşak doku defektlerinin rekonstrüksiyonunda kullanılan yöntemler retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Arşiv taraması sonucunda hastaların yaş, cinsiyet, ek hastalık varlığı, alt ekstremite açık yarasının etiyolojisi, defektin yerleşim yeri, defekt kapatımında seçilen yöntem, anestezi şekli, komplikasyon, hastanede yatış süresi, geçirilen ameliyat sayısı belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamıza 673 hasta dahil edilmiş ve 967 defektin opere edildiği tespit edilmiştir. Hastaların %69,99'u (n=471) erkek, %30,01'i (n=202) kadın olarak saptanmıştır. Ortalama yaş 46,2 (7-85) ve en sık etiyolojik neden travma olarak değerlendirilmiştir. Defekt alanları incelendiğinde en sık ayakta doku defekti nedeniyle hastaların opere edildiği görülmüştür. Tüm alt ekstremite doku defektlerinin rekonstrüksiyonunda kullanılan cerrahi yönteme bakıldığında greftin tercih edildiği tespit edilmiştir. Sonuç: Geçtiğimiz 30 yıl içerisinde alt esktremite rekonstrüksiyonunda rekonstrüktif merdivende alt basamaklara daha çok başvurulur olunmuşur. Tüm bu gelişmelere rağmen fonksiyonu korumak için uygulanan çözümlerin uzun dönemde en iyi sonucu veremeyebileceği ve amputasyonun hasta için nadir de olsa kaçınılmaz olabileceği unutulmamalıdır.

Çağla Çiçek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Deneysel sıçan yanık modelinde epidermal growth faktör(EGF) ve plateletten zengin plazma'nın(PRP) etkisi

Giriş ve amaç: Günümüzde yanık yarasının erken iyileşmesi için çeşitli yöntemlerle ilaçlar denenmektedir. Ancak yanık iyileşmesinde halen istenen etkiyi gösteren ilaç bulunmamaktadır. Bu amaçla plateletten zengin plazma ve büyüme faktörleri yara iyileşmesini arttırıcı ve yenileyici özelliklerinden dolayı tıbbın tüm alanlarında kullanılmaktadır. Bu deneysel çalışma plateletten zengin plazma(PRP) ve epidermal büyüme faktörü( EGF) 'nün yanık yarası üzerine olan etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve yöntem: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı'nda yapılan bu çalışmada, genel anestezi altında 350-450 gr ağırlığında 12-16 haftalık 48 adet Spraque-Dawley türü erkek rat kullanıldı. PRP elde etmek için 8 adet rat kullanıldı. Kalan 40 rat randomizasyon listesine göre her grupta 10 rat olmak üzere 4 grup oluşturulduktan sonra sırtlarında 2*1 cm boyutunda 4 adet dişi olan tarak şeklindeki metal plaka ile tam kat yanık oluşturuldu. 1. grupta yer alan ratlar kontrol grubu olup her hangi bir uygulama yapılmadı. 2. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına sadece EGF uygulaması, 3. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına EGF + PRP, 4. grupta yer alan ratların sırtlarında oluşturulan yanık alanına ise sadece PRP uygulandı. EGF 75 µg/gün ve PRP yaklaşık 1,000,000 platelet/µl olacak şekilde intralezyonel ve perilezyonel enjeksiyon ile 0, 3, 7 ve 14. günlerde uygulandı. 21. günde ratlar sakrifiye edildi. 0, 3, 7, 14 ve 21. günlerde deneysel oluşturulan yanık alanlarından alınan örnekler formalin solüsyonuna aktarıldı. Gruplardan elde edilen preparatlar histopatolojik olarak incelendikten sonra istatistiki verilerle yorumlanıp karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma sonucunda plateletten zengin plazma uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Epidermal büyüme faktörü uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. epidermal büyüme faktörü + plateletten zengin plazma kombine uygulaması ile yara iyileşmesinin epidermis rejenerasyonu, granülayon, inflamasyon ve kıl folikül rejenerasyonu fazları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Epidermis rejenerasyonu açısından Grup 1, 3 ve 4'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Granülasyon açısından Grup 1, 2 ve 3'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. İnflamasyon açısından Grup 1, 2 ve 4'ün 7. 14. ve 21. Günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Kıl folikül rejenerasyonu açısından Grup 2, 3 ve 4'ün 7. 14. ve 21. günleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Sonuç: Üçüncü derece yanık oluşturulan ratlarda intralezyonel ve perilezyonel enjeksiyon yöntemiyle uygulana plateletten zengin plazma ve epidermal büyüme faktörünün yara iyileşmesi üzerine olumlu etkilerinin olduğu ve yara iyileşmesini hızlandırdığı sonucuna varılmıştır.

Epidermal büyüme faktörüSıçanlarTrombositten zengin plazma+3
Abdulkadir Calavul
Dicle University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sirkadiyen ritmin sıçanlardaki mcfarlane flep yaşayabilirliği üzerine etkisi

Sirkadiyen Ritmin Sıçanlardaki McFarlane Flep Yaşayabilirliği Üzerine Etkisi Giriş ve Amaç: Flep cerrahisinde gerçekleşen iskemi-reperfüzyon hasarının patofizyolojisinde reaktif oksijen radikallerinin etkili rol oynadığını, organizmadaki antioksidan-oksidan sistemin endojen sirkadiyen ritmisite gösterdiği göz önüne alındığında bu çalışmada gün içinde farklı saatlerde gerçekleştirilen flep cerrahilerinde sirkadiyen ritim değişikliğinin flep yaşayabilirliği üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmada 32 adet, ağırlıkları 250-350 gram arasında değişen Wistar Albino cinsi sıçan kullanıldı. 8'er sıçan içeren sabah, öğlen, akşam ve gece grubu olmak üzere 4 grup oluşturuldu. Gruplar saat 06:00, 12:00, 18:00 ve 24:00 da olmak üzere 6' şar saat arayla opere edildiler. Sıçanlarda 9x3 cm' lik McFarlane flep modeli kullanıldı. 1 hafta sonunda deney sonlandırılarak sırt fleplerinin topografik incelemesi için fotoğraflama yapıldı ve biyokimyasal inceleme için flepten biyopsi yapıldı. Bulgular: Sabah grubu (%32,05±12,25), öğlen grubu (%36,20±11,12), akşam (%38,32±11,06) ve gece grubu (%42,33±16,65) yüzde nekroz oranları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (Χ2 (3) = 1,960; p=0,581). Serum melatonin, malondialdehit, nitrik oksit ve glutatyon düzeyleri ile serum glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzim aktiviteleri gruplar arası karşılaştırıldığında gün içinde sirkadiyen ritmisite göstermekle beraber bu farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Doku nitrik oksit düzeyleri gruplar arası karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). Doku melatonin, malondialdehit ve glutatyon düzeyleri ile doku glutatyon peroksidaz ve süperoksit dismutaz enzim aktiviteleri gruplar arası karşılaştırıldığında gün içinde belirgin sirkadiyen ritmisite göstermektedirler ve bu farklılık istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız, sirkadiyen ritim değişikliği ile flep sağ kalımı arasındaki ilişkiyi ayrı ayrı faktörlerden bağımsız bütün olarak incelemektedir. Doku oksidan ve antioksidan düzeylerindeki gün içi değişiklik sirkadiyen ritim oluşturmakla beraber flep yaşayabilirliğine de etki etmektedir. Sirkadiyen ritim ve flep cerrahisi arasındaki ilişkiyi ve flep kronocerrahisi mekanizmasını aydınlatacak ilave çalışmalara ihtiyaç vardır.

Cerrahi fleplerCerrahi-plastikHayvan deneyleri+5
Kadir Çiçek
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda ikinci derece yanık tedavisinde topikal kurkumin (curcumin)-siklodekstrin (siklodekstrin) kompleksinin iyileşmeye etkisi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada ratlarda kısmi yanık tedavisinde topikal kurkumin siklodekstrin kompleksinin iyileşmeye etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın oluşturulma nedenini; derin II. derece yanık tedavisinde yara iyileşmesini hızlandıracak, erken teğetsel eksizyon gerekliliğini azaltacak, yanık sonrası oluşacak nekrozu azaltacak bunları yaparken de yan etkileri minimum olacak etkin ve ekonomik bir tedavi seçeneği bulunmaması oluşturmaktadır. İkinci derece yanık tedavisinde en yaygın kullanılan topikal gümüş sülfadiazin yan etkileri nedeniyle kullanımı kısıtlanmıştır. Çalışmanın ana hipotezi anti inflamatuar, anti mikrobiyal, anti oksidan, anti iskemik ve proanjiogenetik özellikleri bulunan kurkuminin siklodekstrinle etkinliği arttırılarak yanık tedavisinde güvenilir bir kaynak olarak kullanılabileceğidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışma Erciyes Üniversitesi DEKAM da gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya yaşları 4 ile 6 ay arasında farklılık gösteren 200-400 g ağırlığında sıçanlar (Rat) dahil edildi. İstatistiksel güç analizi yapılması sonrasında 40 adet sıçan her grupta rastgele 10 adet sıçan olacak şekilde dört gruba ayrıldı. Deney süreci boyunca sıçanlar ayrı ayrı tek tek kafeslerde yemlenerek ve standart su ihtiyaçları karşılanarak 21°C'de sabit oda sıcaklığında ve %45±10 nem düzeyinde tutuldu. Ratlarda her grupta 10 hayvan seçildi ancak her grupta ikişer hayvan yakma işlemi için verilen anestezi sonrası öldü ve her grupta 8 hayvan ile araştırma tamamlandı. Ratlarda yara boyutu bir rat sırtı üzerinde 2 adet 2cm x 2cm olarak ayarlanmıştır. Sıçanlarda, yanık oluşturulurken ve biyopsi örnekleri alınırken 50 mg/kg ketamin ve 15 mg/kg ksilazin verilerek anestezi sağlandı. Bulgular: Tüm gruplarda yer alan bütün deneklerin 3., 7.,14. ve 21.gün biyopsi tarihlerine göre yara ve kontrol yara boyutları arasındaki grup içi karşılaştırma sonuçlarına göre; Bütün yara bölgesi biyopsilerinde (3., 7.,14. ve 21.gün yara boyutları) Grup 2 yani Kurkumin-siklodekstrin kompleksi grubunda yer alan deneklerin yara boyutları, Grup 1 (Sham grubu), Grup 3 (Kurkumin grubu) ve Grup 4 (Siklodekstrin grubu) grubunda yer alan deneklerin yara boyutlarına göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Grup 2 yani Kurkumin-siklodekstin kompleksi grubunda yer alan deneklerin yara boyutları ve kontrol yara boyutları arasındaki fark 1. biyopsi tarihinde istatistiksel olarak anlamlı değilken, 2., 3, ve 4. biyopsi tarihlerinde yara boyutu kontrol yara boyutuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Kurkumin-siklodekstin kompleksi grubunda yer alan deneklerin 4. biyopsi tarihinde ölçülen yara boyutu 1. biyopsi tarihindeki kontrol yara boyutuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla küçülmüştür. Sonuç: Kurkumin-siklodekstin kompleksi 2. Derece yanık tedavisinde, Kurcumin ve Siklodekstrinin yalnız başına kullanılmasına göre daha etkin sonuç vermektedir. Yanık tedavisinde yeni bir ajan olarak kullanılmaya açıktır. Anahtar Kelimeler: 2.Derece Yanık, Yara İyileşmesi, Gümüş sülfadiazin, Kurkumin siklodekstrin kompleksi

Beyza Tuğçe Aydın
Afyonkarahisar Health Sciences University
2025
00