
273
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Departman Tezleri
Hikâye okumanın okuduğunu anlamaya ve Türkçe dersine yönelik tutuma etkisi
Bu çalışmada hikâye okuma kampanyasının okuduğunu anlama başarısı ve tutum puanları üzerindeki etkisi araştırılmıştır.Araştırma, 2007- 2008 eğitim- öğretim yılı I. döneminde İzmir ili Buca İlçesi Dirayet Süren İlköğretim Okulu 3. sınıfları üzerinde uygulanmıştır. Örneklemdeki 69 öğrencinin 36'sı deney, 33'ü kontrol grubu öğrencileridir. Deney ve kontrol grubu, doğal sınıf koşullarının korunmasını sağlamak amacıyla ayrı şubeler olarak seçilmiştir. Araştırmada ?öntest- sontest kontrol gruplu deney deseni? kullanılmıştır.Araştırmada veriler; Erginer (1998) tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama Başarı Testi? ile Demirel (2004: 165) tarafından geliştirilen ?Türkçe Dersine İlişkin Tutum Ölçeği? ile toplanmıştır.Deney öncesi, ön başarı ve tutum testi uygulanmış, kampanyada kullanılmak üzere hikâyeler seçilmiştir. Bu hikâyeler 8 haftalık deney sürecinde deney grubu öğrencileri tarafından günde en az bir hikâye hedefiyle okunmuş, deney süreci sonunda son başarı ve tutum ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin başarı ve tutum puanları arasında anlamlı fark olup olmadığını saptamak amacıyla, SPSS 16.0 paket programında ?t testi? ile analiz edilmiştir.Yapılan analizler sonucunda kampanyanın;1. Okuduğunu anlama başarısında deney grubu lehine anlamlı fark oluşturduğu,2. Tutum puanlarını ise anlamlı fark oluşturacak kadar etkilemediği,3. Cinsiyetin başarı ve tutumda etkili olmadığı,4. Okuma alışkanlığını geliştirdiği, tespit edilmiştir.Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgulardan yola çıkılarak okullarda kitap okuma alışkanlığı geliştirmeye yönelik yarışmalar düzenlenmesi, ev ve sınıf kitaplığı oluşturmanın teşvik edilmesi, kütüphane gezileri yapılması, milli düzeyde kitap okuma alışkanlığı geliştirici projeler üretilmesi gibi öneriler dile getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkçe Öğretimi, Hikâye, Hikâye Okuma, Okuma,Okuduğunu Anlama, Türkçe Dersine Yönelik Tutum
İzmir ilinde görev yapan fen alanı öğretmenlerinin öğretme strateji ve stilleri ile tercih ettikleri öğretim yöntemleri ve çoklu zeka alanları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı İzmir ilinde görev yapan İzmir ili fen alanı öğretmenlerinin öğretme strateji ve stilleri ile çoklu zeka alanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma evrenini 2005-2006 öğretim yılında İzmir ilinde görev yapan 3718 fen alanı öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma örneklemine, fizik, kimya, biyoloji, matematik ve fen bilgisi öğretmeni toplam 708 kişi dahil edilmiştir. Örneklem seçim tekniği olarak seçkisiz (random) örneklem seçim tekniği kullanılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin öğretme stratejilerini belirlemek için Serin, Bulut Serin ve Serin (2005) tarafından geliştirilen ?Öğretme Stilleri Ölçeği? ve zeka alanlarını belirlemek için ise Saban (2002) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zeka Envanteri? kullanılmıştır. ?Öğretme Stilleri Ölçeği?nin cronbach alpha güvenirlik katsayısı .87; ?Çoklu Zeka Envanteri?nin cronbach alpha güvenirlik katsayısı ise .92'dır.Önem düzeyi ise .05 olarak alınmıştır. Çalışmanın amaçları doğrultusunda; yüzde dökümleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi, Scheffe ve LSD anlamlılık testleri ve Pearson Korelasyonu istatistiki işlemleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda, sözel zeka ile cesaretlendirme ve öğretme stili arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, matematiksel zeka ile model olma arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, görsel zeka ile cesaretlendirme ve öğretme stili arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, bedensel zeka ile cesaretlendirme arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, doğacı zeka ile cesaretlendirme arasında da pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, sosyal zeka ile cesaretlendirme, model olma ve öğretme stili arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, içsel zeka alanı ile cesaretlendirme, model olma ve planlama alt boyutları arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Genel bir sonuç olarak, İzmir ilinde görev yapan fen alanı öğretmenlerinin öğretme stillerinin ?orta?, tüm zeka alanlarının ise ?gelişmiş? düzeyde olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Fen Alanı Öğretmeni, Öğretme Stilleri, Öğretim Yöntem ve Teknikleri, Çoklu Zeka Kuramı
Adalet Ağaoğlu'nun roman ve tiyatrolarında kadın ve kadın eğitimi
Edebiyat sanatı, bireyi toplumda, toplumu bireyde anlatan ve bu unsurları evrensel bakış açısıyla yansıtmayı amaçlayan bir disiplindir. Bu disiplin içinde yazarlar, yarattıkları kişilerle bir yansıtmayı, bir aktarımı gerçekleştirmektedirler.Adalet Ağaoğlu, edebiyat dünyasına tiyatro türüyle girmiş bir yazardır. Aile, kadın ve toplum sorunlarını bu eserlerinde işlemiştir. Yazar, oyunlarında gösterdiği başarıyı daha sonra denediği tür olan romanda da göstermiştir. Yazarın gözlem yeteneği, farklı teknikleri kullanmadaki başarısı, dil ve üslûp özelliklerinde deneysel çalışmalar yapması gibi nedenler, onun roman alanında adı sayılır kişilerden biri olmasını sağlamıştır.Adalet Ağaoğlu, eserlerinde birbirinden çok farklı ve çok sayıda kadın karaktere yer vermiştir. Ağaoğlu, bu karakterlerin her biri üzerinde kadın sorununu ayrı ayrı irdeliyor. Edebiyatımızda yıllardır önemli bir tema olarak işlenen kadın sorunu, çağdaş bir yazarın gözlemleri ve tespitleri ile bu kadın karakterler üzerinden ele alınmıştır. Yazar, zengin bir karakter tablosu ortaya koyan eserlerinde, evde ya da sosyal hayatta ezilen kadınları; aydın kadınları; kadın-erkek ilişkilerindeki iktidar çatışmalarını; kadının sosyal, siyasal, tarihsel, dönüşümlerini incelemiştir.Ağaoğlu, kadının toplumdaki yerine ilişkin ipuçlarını edebî metinler yoluyla vermektedir. Kadın sorununu bu ipuçlarından yola çıkarak sorgulamakta ve sorgulatmaktadır.Yazarın, kadınının eğitimine verdiği özel önem, Ağaoğlu'nun incelenmesini gerektiren nedenlerden biridir. Eğitimin, kadının özgür ve sorgulayıcı bir birey olmasındaki en önemli yollardan biri olduğunu karakterler üzerinde somutlaştırır. Eserlerde üzerinde durulan kadın sorunun çözümünün sorgulayıcı ve özgür kadınlarla mümkün olabileceğini söyleyerek bunun da ancak ve ancak eğitimle başarılabileceğini belirtir.Yazar, eserlerinde kadın sorunu, aile ve evlilik ilişkilerini, cinsellikle ilgili düşünceleri ve yaşayışları, siyasal ve tarihsel dönüşümleri, mekânın ve eğitimin etkisini ele alarak ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. Kadın karakterlerin farklılıklarından yararlanarak, kurgusal düzlemde çeşitli çatışmalar ortaya koymuş ve yeni sorgulamalara kapı açmıştır. Bu çalışmada Adalet Ağaoğlu'nun kadın karakterleri hangi değişkenlerle oluşturduğunu ve kadın karakterlerin eğilimini; eğitim- kadın- toplum ilişkisini, Ağaoğlu'nun kadın sorununa bakışını gözlemlemek mümkün olacaktır.Duygu GÖRENMayıs, 2008
Türkiye Türkçesindeki türemiş adların aldıkları yapım eklerine göre anlam ve görev özellikleri, bu konudaki bilgi ve blguların ilköğretim 2. kademe Türkçe (dilbilgisi)derslerinde kullanılışı
Bu çalısmada, Türkiye Türkçesindeki türemis adların aldıkları yapımeklerine göre anlam ve görev özellikleri incelenerek; bu konudaki bilgi vebulguların ilkögretim 2. kademe Türkçe (dilbilgisi) derslerinde nasıl kullanıldıgıarastırıldı.Türkiye Türkçesindeki türemis adlar, Türkçe Sözlük'ten (TDK,Ankara,2005) ve Yazım Kılavuzu'ndan (TDK yay.,2005) tarama yöntemiyle tespitedildi. Türemis adların listesi olusturuldu.Belirlenen sözcükler, eklerine göreayrılarak fislere yazıldı. Adlardan ad yapan ve fiillerden ad yapan ekler tespit edildi.Arastırmamızda, 72'si addan ad yapım eki, 58'i eylemden ad yapım ekiolmak üzere toplam 130 adet ad yapan ek saptanmıstır. Görüldügü gibi ?addan adyapan ekler? sayıca fazladır ve addan ad yapmak en çok tercih edilen üretmebiçimidir.lkögretim 2. kademe Türkçe Dersi Müfredat Programı incelenerek;Türemis adlar konusunun nasıl islendigi incelendi.Arastırma sırasında edinilen bilgi ve bulguların ilkögretim 2. kademeTürkçe (dilbilgisi) derslerine daha verimli kullanılabilmesi, gençlere ve çocuklaradil bilinci kazandırılması için önerilerde bulunuldu.Anahtar Kelimeler: Türemis Adlar, Yapım Ekleri, Türkçe Ögretimi
The effects of using task-based language teaching activities on students' attitudes and vocabulary learning through the use of poetry in the classroom
Bu tezin amacı, Görev Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı?nın teorik geçmişini araştırmak ve kelime öğretimi için edebi bir tür olan şiiri öğretime dahil etmektir. Öğrencilerin sınıfın dört duvarı arasında gerçek iletişime maruz kalmasını sağlamak, onları bir amaç için birbirleriyle gerçek anlamda iletişime geçirmek ve şiirleri derinlemesine analiz etmek için farklı şairler tarafından yazılmış 12 farklı şiir ele alınmıştır. Şiirlerin öğrenme için zengin ve çeşitli öğrenme repertuarı sunması ve zevkle öğrenme için de zengin bir kaynak oluşturmasından dolayı bu çalışmanın bünyesinde incelemek için bu tür seçilmiştir. Bunun yanı sıra şiirleri bir ders saati gibi bir sürede de incelemek de mümkündür. Birçok şiirde evrensel temalar ve hayat deneyimleri keşfedildiği için, öğrencilerin derste ilgisini çekmek ve onların doğal bir şekilde dili kullanmalarını sağlamak kolaydır. Bu çalışmada öğrencileri süreç boyunca anlamı inşa etme sürecine dahil edebilmek için farklı `görevlerle? dikkatleri çekilecektir. Ayrıca, çalışmaya dahil olan üniversite öğrencileri gerçek anlamda dil kullanımına maruz kalacak ve bu yüzden normal sözdiziminin görülmedik kombinasyonlarıyla karşılaşacak ve bireysel sözcüklerin diğer sözcüklerle kullanılması konusunun beklentilerine uymayacağını göreceklerdir. Bundan başka, deney süreci boyunca kelime öğrenimlerini geliştireceklerini de göreceklerdir. Görev Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı çerçevesi içerisinde aşağıdaki sorular hatırda tutulacaktır:1. Bir şiiri detaylı bir biçimde inceleyip öğretebilmek için şiir ve Görev Tabanlı Öğrenme Yaklaşımı hangi yollarla birleştirilip, kullanılabilir?2. Bu aktiviteler öğrencilerin kelime öğrenimi ve tutumlarına olumlu biçimde katkıda bulunur mu?3. Öğrencilere ön-görev aşamasında ne tür aktiviteler sunulabilir?4. Öğrencilere görev aşamasında ne tür aktiviteler sunulabilir?5. Bir şiiri detaylı olarak çalışmak ve ders sonunda öğrencilerin hedef dildeki sözcüklere odaklanmasını sağlayabilmek için ne tür aktiviteler kullanılabilir?Bu araştırmada kontrol gruplu ön-test / son-test deseni kullanılmıştır. 16 kişiden oluşan deney grubuna Görev Tabanlı Öğrenme aktiviteleri uygulanmış, 15 kişiden oluşan deney grubuna da geleneksel metot uygulanmıştır. `Kelime Testi? ve `Şiir Okumaya Yönelik Tutum Testi? ile veri toplanmıştır. Veri çözümlenmesi aşamasında SPSS paket programı kullanılmıştır.Araştırma sonuçları şiirlerle yapılan Görev-Tabanlı Öğrenme metodu aktivitelerinin öğrencilerin kelime öğrenmeleri üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu; öğrencilerin tutumları üzerinde ise belirgin bir etkisi olmadığını göstermiştir.Öğretmenler sınıfta her zaman edebiyat ve şiir kullanılması hususunda zorunlu bir ihtiyaç olmadığını unutmamalıdırlar. Bu çalışma sınıfta şiir öğretimi ve bunun sınıfta kullanımı için yollar bulmayı amaçlamaktadır. Amaç eğlenceli ve motive edici aktivitelerle yapılan şiir öğretiminin öğrenme ortamına olumlu olarak katkıda bulunup bulunmadığını tespit etmeye çalışmaktır. Etki olumlu ise sınıf içerisinde şiir öğretimi yapılırken alternatif seçenekler sunulacaktır. Bunun yanı sıra, varolan kaynaklar araştırılacak ve `edebiyatın yabancı dil sınıflarında kullanımı? ifadesi daha da netleştirilecek ve dil öğrenimi ile şiirlerle yapılan edebiyat öğretimi arasındaki olası bağlar gösterilecektir.Anahtar Kelimeler: Görev-Tabanlı Öğretme Metodu, Kelime Öğretimi, Şiir Okumaya Yönelik Tutum
A comparative postcolonial discourse in The God of Small Things By A. Roy and Things Fall Apart By C. Achebe and its incorporation in elt multicultural literature curriculum
This dissertation examines the transcultural forms, the colonial heritage, and language in the postcolonial India and Nigeria depicted in Arundhati Roy?s The God of Small Things and Chinua Achebe?s Things Fall Apart. Roy?s and Achebe?s portrayal of the covert and overt ways on transcultural forms, colonial heritage, and language and their impact on the characters? lives will be a major focus in constituting a hybrid identity in postcolonial discourse. This study aims to do a postcolonial discourse on these two different texts in order to find the different methods chosen by each author in his or her representations of the space in which the colonial subject develops and his or her reaction to the changes brought by colonization.The dissertation consists of seven main parts. The introduction overviews the world of each text in terms of the transcultural forms, the colonial heritage, and language. The first chapter examines postcolonial theory and its reflection in literature. The second chapter looks at the life and works of the two selected authors. The third and forth chapters consists of a textual analysis of selected novels which will be an analysis of the interaction between indigenous people and their colonizers as well as the struggle between tradition and modernity. The fifth chapter explores the need and the ways of incorporating postcolonial texts in the curriculum of ELT Departments. The conclusion compares and overviews the process of colonization portrayed in the two texts resulting in cultural and linguistic hybridization.
Çok partili dönemden günümüze sosyal bilgiler öğretim programlarının gelişimi
Çok Partili Dönemden Günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarının Gelişimi? isimli bu araştırmada, çok partili dönemden günümüze kadar yayınlanmış olan ilkokul ve ilköğretim sosyal bilgiler programlarını amaç, içerik, eğitim durumu ve sınama durumları ile sözü edilen dönemlerdeki ders kitapları incelenmiştir. Araştırmada genel olarak:1948, 1962, 1968 ilkokul 1998 ve 2005 ilköğretim 4. ve 5. sınıflar sosyal bilgiler öğretim programlarında hedef ve hedef davranışlar, içerik, eğitim durumu ve sınama durumları ile 1948, 1968, 1998 ve 2005 4. ve 5. sınıflar sosyal bilgiler öğretim programlarına uygun hazırlanmış sosyal bilgiler ders kitaplarında ne tür değişimler ve gelişimler olduğu sorusuna yanıt aranmaya çalışılmıştır.Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. I. Bölümde ?Giriş?, II. Bölümde ?İlgili Yayın ve Araştırmalar?, III. Bölümde ?Yöntem?, IV. Bölümde ?Bulgular ve Yorumlar?, V. Bölümde ?Sonuçlar ve Öneriler? bulunmaktadır.Araştırma sonunda: 2005 Sosyal Bilgiler Programı dışında değişen sosyal bilgiler programlarında; programın öğelerini oluşturan amaçlar, içerik, eğitim durumlarıyla ilgili değişiklerin yaşandığı ancak sınama durumlarıyla ilgili öğenin ihmal edildiği, 2005 Sosyal Bilgiler Programı'nın çağdaş program geliştirme ilkelerine ve tekniklerine uygun düzenlendiği fakat okulların fiziksel alt yapılarının, mevcutlarının, yeni programa uygun hale getirilmesi gerektiği; öğretmenlerin, yeni programa uyumlarıyla ilgili hizmet içi eğitimden geçirilme süresi ve sıklığı artırılarak, programa karşı olumlu tutum geliştirmesinin sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.1948, 1968 ilkokul ve 1998 ilköğretim sosyal bilgiler programlarına uygun hazırlanmış ders kitaplarında içerik, hedeflere uygun düzenlenmemiş ve birçok gereksiz bilgi öğrenciye verilmiştir. 2005 İlköğretim Sosyal Bilgiler Programı'na uygun hazırlanmış ders kitaplarında içerik, hedeflere uygun düzenlenmiştir. 2005 Sosyal Bilgiler Programı ile ders kitaplarında da köklü değişikliklere gidilmiş, yeni program, uygulama ve analizi öne çıkarması nedeniyle ders kitaplarındaki bilgi yükü azaltılmış ve ders kitaplarına ek olarak etkinlik kitapları hazırlanmıştır
Üniversite öğrencilerinin eğitsel yazılım ekran tasarımı seçiminde kişiliğin etkisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin eğitsel yazılım arayüz tercihlerini ve bu tercihlerin öğrencilerin kişisel özelliklerine göre farklılaşma durumunu ortaya çıkarmak ve buradan hareketle öneriler getirmektir. Bilgisayar Destekli Öğrenme (BDÖ) uygulamaları, öğrenci gereksinimlerini ve bireysel ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Ayrıca, bireysel öğrenme olanağı sağlayan BDÖ'nün öğrenciye ortamı kendi gereksinimlerine göre düzenleme şansı vererek çok daha nitelikli bir süreç olacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, eğitsel yazılım arayüzün değiştirilebilir/yönetilebilir olması yararlı olacaktır. Bu çalışmada, katılımcıların kendilerini rahat hissedecekleri kendilerini yansıtan arayüz tasarımlarını oluşturmaları sağlanmıştır.Araştırmanın evreni Çanakkale 18 Mart, Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi eğitim fakültesi öğrencileridir. Örneklem olarak, eğitim fakültelerinin 2007-2008 Bahar döneminde bilgisayar dersi almakta olan 545 üniversite öğrencisi seçilmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Arslan, Bacanlı ve İlhan (2005) tarafından geliştirilen Likert tipi ve beşli olarak derecelendirilen ?Sıfatlara Dayalı Kişilik Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçek, kişiliği 5 boyut ve 40 sıfat olarak açıklamaya çalışmaktadır. Araştırma modeli olarak ?İlişkisel Tarama? modeli kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, kay-kare testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar aşağıda kısaca verilmiştir:a) Katılımcılar açık mavi, açık pembe ve pembe, beyaz gibi açık ve pastel renk tonlarını arka plan rengi olarak daha çok tercih etmişlerdir. Lacivert, koyu yeşil, gri gibi koyu ve soğuk renk tonlarını çok fazla tercih etmemişlerdir. Kahverenginin tonları olan açık kahverengi ve toprak rengi pastel renk değerleri olmalarına rağmen az tercih edilen diğer renk değerleridir.b) Katılımcılar yazı rengi olarak, siyah, mavi ve lacivert gibi soğuk renkler ve nötr renk değeri olan beyazı çok daha fazla tercih etmişlerdir.c) Katılımcıların en fazla tercih ettikleri arka plan yazı rengi birleşimleri; beyaz arka plan rengi üzerine siyah yazı rengi (%4), açık mavi zemin rengi üzerine siyah yazı rengi (%3) ve açık pembe arka plan rengi üzerine siyah yazı rengi (%3) gibi karşıtlık taşıyan renk birleşimleridir.ç) Katılımcılar, metni destekleyen görsel öğe olarak en çok resmi (%40,4) ve tabloyu (%31,5) tercih etmişlerdir. Grafik (%28,1) ise en az tercih edilen görsel öğe olmuştur.d) Cinsiyete göre arka plan renk seçimlerinin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre, erkek öğrenciler kadınlara göre siyah (%10,4) ve mavi (%9,9) gibi soğuk renkleri arka plan rengi olarak çok daha fazla tercih etmektedirler. Kadın öğrenciler ise, arka plan rengi olarak açık ve sıcak renk tonları olan açık pembe (%16) ve pembeyi (%15,5), çok daha fazla tercih etmişlerdir.e) Cinsiyete göre yazı rengi seçimlerinin farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yazı rengi olarak soğuk ve koyu renkler tercih edilmiştir.f) Kadın katılımcılar metni destekleyen görsel öğe olarak resmi (%45,2) diğer görsel öğelere göre çok daha fazla tercih etmişlerdir. Erkek katılımcıların görsel öğe seçimlerinin dağılımı birbirine yakındır. Erkeklerin görsel öğe tercihleri tablo (%34,7), grafik (%33,2) ve resim (%32,2) olarak sıralanmaktadır.g) Katılımcıların yaşlarına göre eğitsel yazılım arayüz seçimlerinin farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.ğ) Katılımcıların ÖSS öğrenim alanına göre eğitsel yazılım arka plan renk seçimlerinin farklılaştığı (x2(6)=17,22, p<0,05), yazı rengi ve görsel öğe seçimlerinin ise farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.h) Katılımcıların öğrenim gördükleri bölüme göre eğitsel yazılım arka plan ve görsel öğe seçimlerinin farklılaştığı, yazı rengi seçimlerinin ise farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.ı) Katılımcıların kişilik özelliklerine göre eğitsel yazılım arayüz seçimlerinin farklılaşma durumunun sorgulanması sonucunda, dışa dönük/içe dönük (x2(12)=32,33, p<0,05) ve duygusal denge/dengesizlik (x2(12)=33,19, p<0,05) kişilik boyutlarında yazılım arayüz arka plan rengi seçimlerinin farklılaştığı bulunmuştur. Diğer kişilik boyutlarına göre arayüz tasarım öğelerinin (yazı rengi, görsel öğe) anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur.i) Farklı dışadönük/içe dönük kişilik düzeylerine göre arka plan rengi tercihlerinin farklılaştığı (x2(12)=32,33, p<0,05) sonucuna ulaşılmıştır. Buna sonuca göre, dışa dönüklük düzeyi yüksek katılımcılar sıcak arka plan renk değerlerini tercih ederlerken, içe dönük katılımcılar soğuk renk değerlerini tercih etmişlerdir.j) Farklı duygusal denge/dengesizlik kişilik tipi özelliği taşıyan katılımcıların farklı arka plan rengi tercihleri olduğu (x2(12)=33,19, p<0,05) sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal denge düzeyi yüksek olan katılımcıların eğitsel yazılım arayüz arka plan rengi olarak sıcak renk değerlerini tercih ettikleri görülmüştür. Buna göre, duygusal olarak duygusal denge düzeyi yüksek olan katılımcılar sıcak arka plan renkleri tercih ederlerken, duygusal denge düzeyi düşük olan katılımcılar ise soğuk arka plan renklerini tercih etmişlerdir.k) Araştırmada, eğitsel yazılım tasarım ve renk seçimlerinde kişilikleri ve tercihleri genelleyen yaklaşımların yanıltıcı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Ege Bölgesi'nde insan sağlığı ve mekân arasındaki ilişkiler (Guatr örneğinde)
İnsan, çevresi ile sürekli etkileşimde olan bir varlıktır; çevresini etkiler, zaman zaman da çevresinden etkilenir. Mekân ile yaşam kalitesi arasında bir bağlantı vardır. Hipokrat zamanından günümüze kadar çevre ve hastalıklar arasında bir ilişki olduğu ifade edilegelmiştir. Ancak bu durum dikkate alınmadığı için çeşitli sağlık problemleri hâlâ yaşanabilmektedir. Bu yüzden yaşanılan mekânın yeterince bilinmesi, hayatın daha sağlıklı ve yaşanabilir hâle gelmesi için önemlidir.Çalışmada, hastalık dağılımından yola çıkarak, fizikî ortamın insan sağlığını nasıl etkilediği guatr örneğinde açıklanmaya çalışılmıştır. Önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen guatrın, Ege Bölgesi'nin yaklaşık % 30'nda görüldüğünün ifade edilmesi hastalığın bölgedeki varlığını ve ciddiyetini ortaya koymaktadır ?Ege Bölgesi'nin doğal ortam koşulları, guatrın yayılışında belirleyici bir faktör olabilir mi?? sorusuna yanıt aranmaya çalışılmıştır. Bugüne kadar Türkiye'de herhangi bir coğrafî bölgeye hastalık dağılımı açısından bakılmaması, hastalığın belli bir dönemdeki seyrinin izlenmemesi, hastalığın neden ve dağılışı sorgulanırken coğrafî faktörlerin pek dikkate alınmaması bu çalışmanın diğer çalışmalardan farklı yönleridir ve çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Hastalık olarak guatr'ın seçilmesinin nedeni; doğal ortam koşullarından (jeoloji, yükselti, yağış, toprak vs.) etkilenebileceğinin düşünülmesidir. Çalışma sahası olarak Ege Bölgesi'nin seçilmesinin nedenleri ise; insanların yoğun olarak yerleştikleri bir saha olması, farklı coğrafî ortamları bir arada bulundurması ve kolay ulaşılabilir olmasıdır. Guatr, troid bezinin büyümesine verilen isimdir. Guatr sadece boyun estetiği ile ilgili bir sorun olmayıp, hipotroid, troid kanseri, krenizm gibi ciddi rahatsızlıklara da neden olur. Guatr aynı zamanda alınabilecek önlemler ile engellenebilecek bir hastalıktır.Çalışmada, il sağlık müdürlüklerine guatr vaka sayısını bildiren Form 18 A'nın ve Yıl Ortası Nüfus Tespitleri Form (Form 002/003A)'larının 1997?2006 yılları arasındaki kayıtları kullanılmıştır. Ege Bölgesi sınırları içerisinde yer alan 97 ilçede 1997?2006 yılları arasında kaydedilen guatr vakalarının sayısı ve dağılımı ile ortam özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Kaydedilen guatr vakalarının sayı, prevalans ve standardize edilmiş hıza göre coğrafi dağılımı ve doğal ortamdan kaynaklanan nedenleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak tarama yöntemi kullanılmıştır. Ancak bölge içinde içme suyu analizi için seçilen örnek ilçeler, olasılığa dayalı olmayan örnekleme türlerinden maksatlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bölgede guatr prevalansının en çok ve en az olduğu on dört ilçeden içme suyu örnekleri alınıp İzmir Hıfzısıhha'da iyot analizi yaptırılmıştır. Bölgenin doğal ortam özelliklerini ortaya koyabilmek için 1/100 000 ölçekli topografya ve 1/500 000 ölçekli jeoloji ve 1/800 000 ölçekli toprak haritalarından yararlanılmıştır. İklim özelliklerini ortaya koymak için Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün verileri ve daha önce sahada yapılmış çalışmalar kullanılmıştır. Bütün bunlar kullanılarak ?bölgede guatr hastalığın dağılışı? haritalanmıştır. Bunun için Coğrafî Bilgi Sistemlerinden (CBS) yararlanılmış, hastalığın dağılımına ilişkin veri tabanı oluşturulmuştur. Ayrıca coğrafî faktörler ile guatr prevalansı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için SPSS'de analizler yapılmıştır.Bölgede guatr sayı, prevalans ve hız dağılımına, yaş ve cinsiyet açısından bakıldığında; guatrın en fazla 15?64 yaş grubunda ve özellikle kadınlarda kaydedildiği görülmüştür. Ege Bölgesi'nde guatrın dağılımına zaman açısından bakıldığında; 1997?2006 yılları arasında guatr vaka sayısının oldukça arttığı görülmüştür. Guatrın en fazla kaydedildiği iller; 1997'de İzmir, Kütahya, Manisa, Denizli, Muğla, Afyonkarahisar ve Uşak olarak sıralanırken, bu sıralama 2006'da: İzmir, Denizli, Manisa, Muğla, Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak şeklinde değişmiştir. Bölgede 1997?2006 yıllarında kaydedilen guatr vakalarının prevalanslarına bakıldığında; 1997'de bütün illerin 1'in altında olduğu, 2006'da isee 4,29'a kadar (Kula) çıktığı görülmüştür. Bölge illerde yaşa özgü standardize hız; 1997'de 0,01?0,14 arasında iken, 2006'da 0,17?1,64'e yükselmiştir. En fazla artış Denizli'de, en az artış ise Muğla'da kaydedilmiştir. Bu artışın nedeni; sahadaki nüfus artışı, sağlık alanındaki iyileşmeler, sanayileşme, kirlenme vb. nedenlerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir.Ege Bölgesi'nde guatr dağılımı ve fizikî ortam şartları arasındaki ilişkilere bakıldığında; hastalığın Kula, Foça, Şaphane ve Hocalar gibi özellikle volkanik sahalarda daha çok kaydedildiği görülmüştür. Guatrın farklı yükseltilerde görülebildiği, ancak yükselti ile guatr arasında doğrudan bir ilişkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak yükseltinin yağış, erozyon gibi başka faktörleri etkileyip guatrı dolaylı etkileyebileceği ifade edilmiştir. Örneğin Kemalpaşa volkanik bir sahada yer almamasına rağmen guatr fazladır. Bu durum ilçenin Nif Dağı'nın eteğinde kurulmuş olması ve diğer ilçelerden daha fazla yağış alması ile ilgili olabilir. Çünkü yağış miktarı ile guatr dağılışı arasında kısmen bir bağlantı söz konusudur. Vejetasyon ile guatr arasında belirgin bir ilişki bulunmamaktadır. Bölge toprak ve guatr ilişkisi bakımından incelendiğinde, guatrın genelde volkanik ve kahverengi topraklar üzerindeki ilçelerde (Kula, Eşme, Hocalar gibi) yaygın olduğu görülmüştür. Bölgede bazı ilçelerin içme sularındaki iyot miktarına baktırılmış ancak sulardaki iyot miktarı ile guatr arasında belirli bir ilişki bulunamamıştır. Bunun analiz yöntemleri ile ilgili olabileceğini düşünülmektedir. Bu çalışmada bölgenin sadece fizikî özellikleri ve guatr ilişkisi incelenmiştir. Ancak beşerî faktörler de hastalığı etkileyebilir. Farklı faktörler aynı anda sorgulandığında, bu tür bir çalışma daha dar bir sahada yapıldığında daha net sonuçlar ortaya konulabilecektir.Sonuç olarak; bir hastalığın dağılımının belli bir çerçevede ortaya konması, coğrafî faktörlerin bu dağılımda etkilerinin incelenmesi daha sağlıklı yaşayabilmek için önemlidir. Sağlık ile ilgili kayıtların daha ayrıntılı ve adrese dayalı olarak tutulması, tutulan tüm kayıtlarda standardizasyonun sağlanması, tekrar kayıtların önlenmesi gibi önlemler alınması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca coğrafyacıların Tıbbî Coğrafya alanında daha çok çalışma yapması gerektiği, çalışmaların disiplinler arası yapılmasının daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkaracağı vurgulanmıştır. Guatr önlenebilir bir hastalıktır. Özellikle iyotlu tuzun daha yaygın ve bilinçli bir şekilde tüketilmesinin hastalığı önlemede yararlı olacağı düşünülmektedir. Özellikle volkanik sahalarda ve guatrın yoğun olduğu yerleşimlerde, içme suyundaki iyot miktarının izlenmesi ve doğru iyotlu tuz kullanılmasının teşvik edilmesi yararlı olacaktır. Ayrıca daha dar bir alanda, daha ayrıntılı yapılacak çalışmaların çevrenin etkilerini daha iyi ortaya koyacağı düşünülmektedir.Çalışma sahası ile ilgili bugüne kadar pek çok çalışma yapılmış olsa da, Tıbbî Coğrafya konusunda yapılmış çalışmaların az olması böyle bir çalışma yapmaya yöneltmiştir. Bu çalışmanın, bundan sonra bu alanda çalışma yapacaklar için yol gösterici olması temenni edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Tıbbî Coğrafya, Guatr, İyot, Ege Bölgesi, CBS
Modellemeye dayalı fen öğretiminin öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerine, bilimsel süreç becerilerine, bilimsel bilgi ve varlık anlayışlarına etkisi: 7. sınıf ışık ünitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, modellemeye dayalı etkinliklerle yürütülen fen ve teknoloji dersi 7. Sınıf Işık Ünitesinin öğrencilerin kavramsal anlama düzeylerine, bilimsel süreç becerilerine, bilimsel bilgi ve varlık anlayışlarına etkisini araştırmaktır.Uygulama, 2008 yılı bahar döneminde, İzmir İli Buca İlçesi Vali Rahmi Bey İlköğretim Okulu, 7. sınıfında deney grubu olarak 34 öğrencinin bulunduğu 7/F ve kontrol grubu olarak da 31 öğrencinin bulunduğu 7/A sınıfları ile çalışılmıştır. Yaklaşık 6 hafta boyunca, deney sınıfında fen dersi modellemeye dayalı olarak işlenirken, kontrol sınıfında ise Fen ve Teknoloji programına uygun olarak işlenmiştir. Uygulama öncesinde ve sonrasında her iki sınıfa da kavramsal düzey belirleme testi, bilimsel süreç becerileri ölçeği, bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeği ve bilimsel bilginin varlık alanına yönelik görüş ölçeği uygulanmıştır. Uygulanan ölçeklerden kavramsal düzey belirleme testi, bilimsel bilgiye yönelik görüş ölçeği ve bilimsel bilginin varlık alanına yönelik görüş ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ayrıca, her iki sınıftan 5'er öğrenci ile uygulama öncesinde ve sonrasında araştırmacı tarafından bilimsel bilgi ve bilimsel bilginin varlık alanı konularında geliştirilen görüşme formları kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır.Araştırmada, deney ve kontrol sınıfı öğrencileri arasında kavramsal anlama düzeyleri, bilimsel süreç becerileri açısından deney grubu lehine anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bilimsel bilgiye yönelik görüşlerde ise nicel olarak her iki grup arasında anlamlı fark görülmezken, nitel olarak ise deney grubu öğrencilerinde kontrol grubu öğrencilerine göre daha fazla oranda gelişme izlenmiştir. Bilimsel bilginin varlık alanı konusunda ise her iki grup arasında nicel olarak anlamlı fark görülürken aynı zamanda nitel olarak da deney grubu lehine gelişme izlenmiştir.