Yükleniyor…
Yükleniyor…

8
Archived Theses
6
DOIs Assigned
0
Institute
75%
DOI Rate
Zırh sistemleri, modern savunma teknolojilerinin temel yapı taşlarından biri olarak hem askeri hem de sivil personelin güvenliğini sağlamada kritik rol oynamaktadır. Gelişen mühimmat teknolojileri ve artan darbe enerjisi karşısında geleneksel zırh malzemelerinin yetersiz kalması, çok katmanlı ve yüksek performanslı kompozit zırh sistemlerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu tez çalışmasında, Ti6Al4V titanyum alaşımı, Line-x XS-100 poliüre kaplama, alüminyum bal peteği ve ultra yüksek moleküler ağırlıklı polietilen (uhmwpe) kumaş gibi farklı mekanik özelliklere sahip malzemeler kullanılarak kompozit zırh hedefleri tasarlanmıştır. Farklı yerleşim sıralarıyla oluşturulan farklı konfigürasyona sahip hedef zırhlar, balistik koruma performanslarını değerlendirmek amacıyla sayısal ortamda modellenmiştir. Analizlerin tamamı Ansys Workbench paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Sayısal modellemelerde, malzemeler belirli bir sıralama düzenine bağlı kalmaksızın modellenmiştir. Böylece her kombinasyonun NIJ 0101.06 balistik koruma standardına olan uygunluğu araştırılmıştır. Elde edilen simülasyon verileri doğrultusunda, deneysel testlerde kullanılmak üzere 10 adet farklı konfigürasyona sahip balistik zırh geliştirilmiştir. Deneysel testlerde 7,62x51 mm FMJ M80, 7,62x51 mm AP (zırh delici) ve 5,56x45 mm SS109 olmak üzere 3 farklı mühimmat tipi kullanılmıştır. Deney sonuçları ile sayısal analizler arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğu görülmüştür. Özellikle arka yüzey deformasyonu, hasar geometrisi ve enerji soğurma kapasitesi bakımından güçlü bir örtüşme sağlanmıştır.
In this study 18 new 3(2H)-pyridazinone derivatives which are expected toshow anticholinesterase and antimicrobial activities have been synthesized. Compounds have been synthesized starting from 3,6-dichloropyridazine. 6- [4-(3,4-Dichlorophenyl)piperazine-1-yl]-3(2H)-pyridazinone was obtained from hydrolysis of 3-chloro-6-[4-(3,4-dichlorophenyl)piperazine-1-yl]pyridazine which was synthesized by the reaction of 3,6-dichloropiridazine and 3,4- dichlorophenylpiperazine. Ester derivative was obtained from the reaction of the resulting lactam compound with ethyl bromoacetate. After that acetohydrazide derivative was contituted by reaxion of this ester derivative compound with hydrazinehydrat and the acetohydrazide were changed to title compounds which have benzalhydrazone structure by using substituted/nonsubstituted benzaldehydes. Yields, melting points, physical properties, values in thin-layer chromatography were determined. Their structures have been confirmed by IR, 1H-NMR, 13C-NMR and Mass spectral data. Anticholinesterase activity of the compounds was determined according to the Ellman’s method in Gazi University Faculty of Pharmacy Department of Pharmacognosy. Compound 5f which is 3-methylbenzalhydrazone derivative and compound 5i which is 3-metoxibenzalhydrazone derivative were shown best AChE inhibitor affect in 100 µg/ml dose, % 75.52 inhibition of AChE and % 71.72 inhibition of AChE, respectively. Compound 5h which is 2-metoxibenzalhydrazone derivative and 5f were also best BChE inhibitor affect in 100 µg/ml dose, % 67.16 inhibition of BChE and % 62.03 inhibition of BChE, respectively. Antimicrobial activities of the compounds were also determined All of the synthesized compounds showed moderate antimicrobial activity. Antifungal activity of compounds were found more active than antibacterial activity. 5e (4- fluorobenzalhydrazone derivative) was choosen as best antibacterial (8-32 µg/ml) and antifungal (8 µg/ml) compound.
Reinforcement bar corrosion occurs in reinforced concrete structures as a result of various environmental effects. Corrosion causes the structures to move away from the performance levels targeted during the design phase and reduces the service life of reinforced concrete structures. Within the scope of the thesis study carried out to investigate the effects of reinforcement corrosion on reinforced concrete frames, 5 reinforced concrete frame specimens were constructed. The corrosion process of reinforced concrete frames was carried out using accelerated corrosion method. The actual corrosion ratio were obtained by gravimetric study after chemical and mechanical cleaning of the reinforcement extracting from the concrete after the loading tests. When the studies carried out on corroded specimens are analyzed, it is seen that researchers consider different corrosion ratio (stirrup corrosion ratio, longitudinal reinforcement corrosion ratio, maximum corrosion ratio, average corrosion ratio, etc.). This situation causes contradictory results in the verification of the models obtained by using corroded specimens. In this context, a total of 13 different corrosion ratio were obtained by considering corrosion ratio on reinforcement (combination of stirrups and longitudinal reinforcement) and specimen basis (combination of column and beam elements). The yield strength, ductility ratio, stiffness degradation and energy dissipation capacity values of the specimens were estimated by considering the experimental models developed from the column and frame studies in the literature. From the results of the experimental study, it was determined that the yield strength, stiffness values and energy absorption capacities of reinforced concrete frame specimens decreased with increasing corrosion rate. In the present study, it was revealed that there are contradictions between the ductility ratios obtained by considering energy-based and actual corrosion ratio and the data obtained by considering displacement-based and theoretical corrosion ratio in the literature.
Araştırmanın temel amacı; çevrimiçi alışverişte hizmet kalitesinin müşteri sadakati ve elektronik ağızdan ağıza iletişime (EAAİ) etkisinde marka imajının aracılık etkisini incelemek ve işletmelere bu doğrultuda öneriler sunmaktır. Bu kapsamda çalışmanın alt amaçları ise e-hizmet kalitesinin müşteri sadakatine etkisi, e-hizmet kalitesinin EAAİ'ye etkisi, e-hizmet kalitesinin marka imajına etkisi, marka imajının müşteri sadakati ve EAAİ'ye etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye genelinde çevrimiçi alışveriş yapan on sekiz yaş üstü kişiler oluşturmaktadır. Araştırma verileri online anket tekniğinden faydalanılarak toplanmıştır. Veriler Türkiye geneli 2002 kişiden elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 26 ve PROCESS v4.2 eklentisinden faydalanılarak analiz edilmiştir. Analizde modern aracılık yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmada öncelikle katılımcılara yönelik demografik bilgilerin dağılımını görmek için frekans analizi yapılmıştır. Daha sonra e-hizmet kalitesi, müşteri sadakati, EAAİ ve marka imajı ölçeklerinin faktör analizi yapılmıştır. Yapılan faktör analizi neticesinde e-hizmet kalitesi, kullanım kolaylığı, güvenlik, yanıt verme, yerine getirme ve fiyat teklifleri olmak üzere beş boyut; EAAİ, olumlu EAAİ ve olumsuz EAAİ olmak üzere iki boyut; müşteri sadakati ve marka imajı ise tek boyut olarak belirlenmiştir. Model 4 kullanılarak yapılan aracılık analizi sonucunda marka imajının, çevrimiçi alışverişte hizmet kalitesinin kullanım kolaylığı, güvenlik, yanıt verme, yerine getirme ve fiyat teklifleri olarak tüm boyutlarının müşteri sadakati ve EAAİ etkisine aracılık ettiği sonucuna varılmıştır. Aracılık analizi ile birlikte değişkenlerin arasındaki etkiye bakıldığında e-hizmet kalitesinin müşteri sadakati, EAAİ ve marka imajını etkilediği, marka imajının da müşteri sadakati ve EAAİ etkilediği sonucuna varılarak araştırma kapsamında öne sürülen bütün hipotezler kabul edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çevrimiçi Alışveriş, E-Hizmet Kalitesi, Müşteri Sadakati, Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim, Marka İmajı, Aracılık Analizi, Model 4.
In this study, 12 new oxime ether derivatives were synthesized and evaluated their anticonvulsant and antimicrobial activities. Oxime ether derivatives were synthesized by the rection of the various alkyl halides with 1-(naphtalene-2-yl)-2-(1H-pyrazole-1-yl)ethanone oxime. Some physical and UV spectral properties of the compounds and their Rf values in thinlayer chromatography were determined. Their structures were confirmed by IR, 1 H-NMR, Mass spectral and the elemental analysis data. Anticonvulsant activity of the compounds was determined according to the Antiepileptic Drug Development (ADD) program of National Institutes of Health (NIH) by maximal electroshock seizure (MES) and subcutaneous metrazol seizure (ScMet) tests. Rotorod test in mice was applied for neurological deficits. Methyl, allyl and isobutyl oxime ethers (1, 6 and 7) were shown anticonvulsant activity at 4 h at 300 mg/kg dose. Methyl and allyl derivatives (1 and 7) were also shown toxicity at 0.5 h at 300 mg/kg dose. Antimicrobial activities of the compounds were also determined by microdilution method due to the structural similarities of these compounds with 1-subtituted-1H-azole antifungal compounds. The compounds were shown antifungal activity at 12.5-50 µg/ml concentration and they were shown antibacterial activity at 100-800 µg/ml concentration. The methyl and isopropyl oxime ethers (1 and 5) were the most active antifungal compounds.
Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte, üretim süreçlerinde otomasyona geçişle ilgili son derece önemli ilerlemeler olmuştur. Bu ilerlemeler sonunda, büyük ölçüde insandan bağımsız sistemlerin kurulması aşamasına kadar gelinmiştir. Ancak bu ilerlemeler iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından yaşanan sorunları ortadan kaldırmamıştır. Sorunlar, bazı işletmelerde emek yoğun dönemdekine benzer şekilde yaşanmakta olup bazı işletmelerde de biçim değiştirmiş durumdadır. Bu çerçevede, İSG'nin halen işletmeler için hayati öneme sahip bir konu olduğunu ifade etmek mümkündür. Bu çalışmada, işletmelerde İSG sorunlarının çözümüne yönelik uygulamalı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir fabrikada bütün üretim süreçlerini kapsayacak şekilde yapılmıştır. Bu kapsamda, araştırma iki aşamalı olarak planlanmıştır. Birinci aşamada, üretim süreçleri içerisinde etkin olmayan bölümlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Veri Zarflama Analizi (VZA) tekniği kullanılmıştır. VZA için gerekli olan veriler, ergonomik ölçüm cihazları ve anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Veriler, VZA modellerinden girdi odaklı Charnes Cooper Rhodes (CCR) modeli ile teknik ölçüm yapılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, demir atölyesi ve mobilya üretim bölümü fabrikada iyileştirilmesi gereken birimler olarak tespit edilmiştir. İSG açısından etkin olmayan birimler belirlendikten sonra, ikinci aşamada, Kısıtlar Teorisi (KT) tekniği ile sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılmıştır. Etkin olmayan birimlerdeki ana problemin işletmede İSG kültürünün eksik olmasından kaynaklandığı Mevcut Gerçeklik Ağacı (MGA) ile gösterilmiştir. Buharlaşan Bulut (BB) ile eksiklerin giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulmuş ve Gelecek Gerçeklik Ağacı (GGA) ile de sorunların çözümüyle gerçekleşecek durum ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Kısıtlar Teorisi, Süreç İyileştirme, Düşünce Süreçleri, Veri Zarflama Analizi.