Recently Added Theses
View AllThe effects of coenzyme Q10 on tumstatin expression and lipid profile in serum, cardiac muscle muscles and skeletal muscles of rats implemented with different excercise
Aim: This study was conducted to determine the effects of exercises with different intensities, which were implemented to rats with coenzyme Q10 (CoQ10) supplementation, on tumstatin expression levels and lipid profile levels. Material and Method: In this experimental study, 42 8 weeks old adult male Wistar albino rats were used. Rats were randomly divided into 6 groups as control, CoQ10 supplementation, aerobic and anaerobic exercise, aerobic CoQ10, anaerobic CoQ10 supplementation+exercise. All rats (except for the control and CoQ10 groups) spent the first week in preparation for the treadmill and exercise protocol. CoQ10 supplementation was administered by the gavage method. Serum samples, skeletal, and cardiac muscle tissues of the rats were stored at -80 ˚C and tumstatin levels were measured by ELISA method. For the histological studies, skeletal and cardiac muscle tissues from rats were analyzed in a formaldehyde solution and embedded in paraffin blocks after passing through follow-up series. From the paraffin blocks, sections with 5-6 µm thicknesses were extracted via microtomes and the sections were dyed according to the immunohistochemistry method. The dyed slides were examined and photographed under a research microscope. Results: At the end of the study, body weights, serum HDL, VLDL, triglyceride and cholesterol levels of the rats were significantly different between the groups. Additionally, significant differences were observed between the groups in tumstatin levels in terms of the heart and skeletal muscle homogenates. These differences were supported by the slides dyed according to the immunohistochemistry method. Conclusion: In our study, it was observed that exercise intensity and CoQ10 supplementation significantly affected the lipid profile, improving HDL, VLDL, triglyceride, and cholesterol levels. Furthermore, exercise intensity and CoQ10 supplementation affected the level of tumstatin expression. It was observed that the angiogenesis was remodeled in the heart and skeletal muscles thanks to these effect.
Acil cerrahi öncesi videolu eğitimin hastaların yaşam bulguları, ağrı ve cerrahi korku düzeylerine etkisi
Amaç: Bu çalışma, acil ameliyat planlanan hastalara ameliyat öncesi verilen videolu eğitimin yaşam bulguları, ağrı ve cerrahi korku düzeyleri üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Materyal-Metot: Araştırma, randomize kontrollü olarak Şubat 2023-Şubat 2024 tarihleri arasında, Tunceli Devlet Hastanesi'nde yürütüldü. Örneklemi videolu eğitim verilen deney grubu (s:26) ve kontrol grubu(s:26) olarak, acil cerrahi planlanan 52 hasta oluşturdu. Veriler Hasta Bilgi Formu, Cerrahi Korku Ölçeği, Numerik Ağrı Skalası ve Hasta Verileri Formu kullanılarak toplandı. Hastaların bilgileri, cerrahi korku düzeyleri, ağrı düzeyleri ve yaşam bulguları ölçüldükten sonra, deney grubuna video ile eğitim verildi. Eğitimden 10 dakika sonra tekrar cerrahi korku düzeyleri, ağrı düzeyleri ve yaşam bulguları ölçülüp kayıt altına alındı. Ameliyat sonrası dönemde her iki grubun ağrı düzeyleri ve yaşam bulguları ölçülüp kayıt altına alındı. Verilerin analizinde; Tanımlayıcı istatistiksel metotların yanı sıra verilerin dağılımı Shapiro-Wilk Testi, Mann-Whitney U Testi, Friedman ve Wilcoxon Testi kullanıldı. Anlamlılık p<0.01 ve p<0.05 düzeylerinde değerlendirildi. Bulgular: Araştırma kapsamında deney ve kontrol grubu arasında yaşam bulguları, ağrı ve cerrahi korku düzeyleri arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Deney grubunun, grup içi karşılaştırmasında eğitim öncesi-sonrası ağrı ve cerrahi korku düzeyleri arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0.01). Sonuç: Acil cerrahi öncesi verilen videolu eğitimin, cerrahi korku düzeyini azalttığı, eğitim sonrası ağrı düzeyini eğitim öncesi döneme göre azalttığı ancak yaşam bulguları ve ameliyat sonrası hissedilen ağrı düzeyi üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir.
Lomber dar kanal cerrahisi sonrası sanal gerçeklik uygulamasının hastaların yaşam bulguları, ağrı ve konfor düzeylerine etkisi
ÖZET Lomber Dar Kanal Cerrahisi Sonrası Sanal Gerçeklik Uygulamasının Hastaların Yaşam Bulguları, Ağrı ve Konfor Düzeylerine Etkisi Amaç: Araştırma, lomber dar kanal cerrahisi sonrası sanal gerçeklik uygulamasının hastaların yaşam bulguları, ağrı ve konfor düzeylerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Ocak 2021-Şubat 2024 tarihleri arasında randomize kontrollü klinik çalışma modeline uygun yapılan bu araştırma İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Beyin Cerrahi Kliniği'nde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini yapılan güç analizine göre 42 deney 42 kontrol olmak üzere 84 hasta oluşturdu. Veriler toplanırken; Hasta Tanıtım Formu, Yaşam Bulguları Formu, Sayısal Ağrı Ölçeği, Genel Konfor Ölçeği kullanıldı. Deney ve kontrol gruplarından veriler toplandı. Deney grubuna 15 dakika sanal gerçeklik gözlüğü ile uygulama yapıldı. İlk veri toplanmasından sonra 1. ve 2. saatte deney ve kontrol gruplarının yaşam bulguları, ağrı, konfor düzeyleri tekrar değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde yüzde, standart sapma, sayı, ortalama, Kolmogorov Smirnow testi, bağımsız gruplarda t testi, Ki-kare testi, tekrarlayan ölçümlerde tek yönlü ve iki yönlü karma Anova (varyans analizi), eşleştirilmiş t testi kullanıldı. Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmalarda; sistolik kan basıncı, ağrı ve konfor düzeyinde görülen farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda; deney grubunda vücut ısısı, sistolik kan basıncı, konfor düzeyi; kontrol grubunda ise vücut ısısı, nabız sayısı ve ağrı düzeyindeki farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Sonuç: Lomber dar kanal cerrahisi sonrası sanal gerçeklik uygulamasının vücut ısısı ve sistolik kan basıncı hariç yaşam bulgularını, ağrı ve konfor düzeylerini etkilemediği görüldü. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Hemşirelik, Konfor, Lomber Dar Kanal Cerrahisi, Sanal Gerçeklik, Yaşam Bulguları.
Ratlarda bleomisin ile oluşturulan akciğer fibrozisinded vitamini takviyesi ve yüzme egzersizinin antiinflamatuar ve antifibrotik etkisi
Amaç: Bu çalışma ile deneysel pulmoner fibrozis'de; D vitamini takviyesi ile fibrozis oluşumu ve gelişen inflamasyonu azaltmak hedeflenmektedir. Materyal ve Metot: Çalışmada 69 adet wistar albino rat kullanıldı. Bu ratlar, rastgele olacak şekilde toplam 10 gruba ayrıldı. Çalışmada deneysel pulmoner fibrozisi oluşturmak için, 2,5mg/kg BLM tek doz intratracheal olarak uygulandı. D vitamini 200 IU ve 100 IU olarak zeytinyağı içerisinde 6 hafta boyunca ratlara oral yoldan (gavaj) verildi. Ratlara, modifiye bir tank içerisinde, uygun sıcaklıkta (31±1 °C) her gün yüzme egzersizi yaptırıldı. BLM uygulamasından 28 gün sonra ratlar sakrifiye edildi. Ratlardan kan, BAL (bronkoalveolar lavaj) ve patoloji örnekleri alındı. Bulgular: BLM uygulanan grupta, serum TGF- β değerinde kontrol grubuna göre anlamlı artış vardı (p<0,0011). BLM gurubuna göre, BLM+D vit200IU(5µg)+yüzme grubunun serum TGF- β değerindeki azalma istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,0011). Fibrozis skorlamasında dağılımsal farklılık istatistiksel olarak anlamlı olup, BLM grubu en yüksek fibrozis skoruna sahipti. BLM grubuna göre, BLM+D vit200IU(5µg)+yüzme grubunda, şiddetli makrofaj daha az görülmüştür. Sonuç: Deneysel olarak oluşturduğumuz pulmoner fibrozis modelinde, uyguladığımız D vitamini ve yüzme egzersizi bulgularına göre, pulmoner fibrozis'de gerileme ve enflamasyonda azalma kaydettik. Bu çalışmanın klinikte uygulanması sonrasında, İPF'li bireylerde de araştırmamız paralelinde prognoza ve yaşam kalitesine olumlu katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
Kötülük problemi ve şeytan
Kelâm ilmi, İslâm itikadının başlıca önemli meseleleri ile ilgilenen müstakil bir ilimdir. Bu araştırmanın konusu olan kötülük problemi ve Şeytan'da bu temel meselelerden biridir. Kelâm ilminde insanın yapmış olduğu kötülükleri Tanrı'ya isnat edenler bulunduğu gibi Tanrı'yı her türlü kötü eylemden tenzih edenler de mevcuttur. Dünyada doğadan kaynaklanan kötülükler olduğu gibi insan iradesinden kaynaklanan ahlâkî kötülükler de vardır. Şeytan'ın sürekli olarak insanı kötülüğe teşvik etmesi ahlâkî kötülük problemi bağlamında bir sorun olarak zihinleri meşgul etmektedir. Her çağda ve her dinde hatta Şeytan'ın Tanrı olarak kabul edildiği Satanizm akımında dahi Şeytan, kötü karakter olarak karşımıza çıkmakta ve insanı aldatan, saptıran, yoldan çıkaran gibi sıfatlarla sembolize edilmektedir. Şeytan'ın kötülük problemi ile birlikte ele alındığı bu çalışmada Şeytan'ın semâvî dinlerdeki üstlenmiş olduğu kötülük misyonu ve kötülük problemi içerisinde onun kötülüğünün ne derece kötülük sayıldığı incelenmiştir. Araştırmada Kelâm âlimleri, filozoflar ve farklı mezhep inancına sahip olan ulemanın tefsirlerinden faydalanarak, Şeytan'ın mahiyeti ve yaratılışındaki hikmetler ilahi adalet ve özgür irade çerçevesinde tahlil edilmiştir. Aynı zamanda Semâvî kitapların araştırılması neticesinde elde edilen bulgular, bize Şeytan'ın Adem'den bu yana değiştirilmeden fakat geliştirilerek iletildiğini de göstermiştir. Bu çalışma Şeytan'ın varlığı, kötülüğü, insanın kötülük karşısındaki tutumları ve imtihanı açısından ulaşılabilecek yorumları içermektedir. Araştırmada Şeytan'ın, düşünce tarihi boyunca kötülüğün sembolü olarak görüldüğü fakat buna karşılık insanın ona karşı kendini savunma imkânına sahip kılındığı tespit edilmiş bu sebeple de Şeytan'ın varlığının Allah'ın adalet ve hikmeti açısından bir problem doğurmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Kötülük, Şeytan, Hikmet, İrâde, Kelâm, Teodise
İleri düzey böbrek yetmezlikli hemodiyaliz hastalarında, hemodiyaliz geçmişi ile Nötrofil/Lenfosit, Hs-CRP/Albumin, Albumin/Globulin, Trombosit/ Lenfosit oranları ve serum oksidan-antioksidan belirteçlerin ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Çalışmamızda, İleri düzey böbrek yetmezlikli hemodiyaliz hastalarında, hemodiyaliz uygulama süresi ile Nötrofil/Lenfosit Oranı (NLR), CRP/Albumin Oranı (CAR), Albümun/Globülin Oranı (AGR) ve Platalet/Lenfosit Oranı (PLR) ile serum oksidan ve antioksidan belirteçlerin ilişkisinin incelenmesi; hemodiyaliz uygulanan hastaların enfeksiyon ve diğer hastalıklara yatkınlığının antioksidan kapasite, Se, Zn gibi eser elementlerin yanısıra Vitamin A ve Vitamin E düzeyleri ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. İncelenmesi planlanan parametrelerin SDBY tanılı olup Hemodiyaliz tedavisi uygulanan hastalar ile ilişkisi olduğu düşünülmekte ve bu konuda literatürde bazı bilimsel çalışmalara rastlanmaktadır. Çalışmamızda değerlendirilmesi düşünülen parametrelerin kısım kısım çalışıldığı literatürde mevcut olup tamamının aynı anda birlikte değerlendirildiği bir çalışma olmadığı için elde edilecek sonuçların bu alanda önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Materyal ve Metot: Çalışmaya ileri düzeyli böbrek yetmezlikli olup hemodiyaliz uygulanan 72 hasta 4 gruba ayrılarak başlandı. HsCRP, Albumin, Globulin, Nötrofil, Lenfosit ve Trombosit değerleri otoanalizör cihazında, Zn ve Se elementlerinin serum düzeyleri AAS metoduyla, A ve E Vitaminlerinin ölçümü ise LC-MS spektrofotometri yöntemiyle yapıldı. GSH, MDA, SOD, NO, GST aktiviteleri standardize edilmiş manuel çalışma prensiplerine göre; TAS, TOS, Total Tiyol, Nativ Tiyol veβ2 Mikroglubulin düzeyleri de ticari kitler kullanılarak çalışıldı. Bulgular: Yapmış olduğumuz çalışmada hemodiyaliz tedavisi ugulanan hastalarda uygulama süresi uzadıkça GSH, Total tiyol ve Nativ Tiyol değerlerinde artışlar gözlemledik ve bu artışlar literatür ile uyumluydu. Bunların dışındaki verilerde istatistiki olarak bir anlamlılık bulunmadı. Sonuç: Kronik böbrek yetmezlikli olup hemodiyaliz uygulanan hastalarda elde etiğimiz verilerdegruplar arasındaGSH, Total tiyol ve Nativ Tiyol değrelerinde bir artış görüldü. Bu artışlar diyaliz süresi uzadıkça vücutta non-enzimatik antioksidan kapasite artışı şeklinde koruyucu bir kompenzasyon (telafi) mekanizmasının gelişmiş olabileceğini bizlere göstermektedir.
