
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Departman Tezleri
Silindir yüzeyli uzay kafes sistemlerde yükseklik ve geçilen açıklık bakımından tek ve çift tabakalı sistemlerin karşılaştırılması
II ÖZET Son yüz yılın ikinci yarısında çok sık olarak kullanılmaya başlanan uzay kafes sistemler, konvansiyonel sistemle yapılan ve aynı alam örten uygulamalara göre çok daha hafif ve ekonomik olmaktadırlar. Bunun yanında konvansiyonel sistemler ile geçilemeyen açıklıkları uzay kafes sistemler rahatlıkla geçebilmektedir. Dolayısıyla uzay kafes sistemler en az malzeme ve en fazla verimin alındığı etkin strüktürler arasında yerlerini almışlardır. Hazırlanan tez, sistem bileşenlerinin üretim ve montaj giderleri ile sistemin alacağı geometrik form açısından, silindir yüzeyli uzay kafes sistemlerin kendi içinde bir karşılaştırmasından oluşmaktadır. Birinci bölüm genel olarak uzay kafes sistemlerin tanımlarım, tarihi gelişim sürecini, uzay kafes sistemlerin statik çözümlenmesi ile ilgili genel varsayımları ve tezin amacım içerir. Tezin amacı, maliyet ve sistem ağırlığı bakımından silindir yüzeyli tek ve çift katlı uzay kafes sistemleri karşılaştırmak ve geometrik koşullara bağlı olarak en uygun çözümü bulmak olarak belirlenmiştir. İkinci bölümde uzay kafes sistemler, strüktür geometrileri açısından düzlem ve eğri yüzeyli olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Daha sonra eğri yüzeyli uzay kafes sistemler; 'silindir yüzeyli uzay kafes sistemler', 'jeodezik kubbeler' ve 'hiperbolik paraboloid yüzeyli uzay kafes sistemler" olarak üç grupta incelenmiştir. Ardından uzay kafes sistemi oluşturan bileşenler; ağırlıkları, üretim maliyetleri ve yüklere dayanımları açısından incelenmiştir. Ele alman bu bileşenler; düğüm noktaları, çubuklar, konik parçalar, cıvatalar, somunlar, pimler ile aşık, eğim ve mesnet elemanlarıdır. Bu incelemeden sonra uzay kafes sistemlerin yapım ve montaj çeşitlerine deyinilmiştir. Uzay kafes sistemin montaj şekli genel olarak yerde ve yerinde yapım olarak ikiye ayrılmıştır. Bu iki yöntem olumlu ve olumsuz yanları ile karşılaştırılmış, farklı durumlarda ki en uygun montaj şekilleri saptanmıştır. SonIll olarak da günümüze kadar yapılmış olan uzay kafes sistemin kullanıldığı bina örneklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde uzay kafes sistemlerin ekonomik olması için gerekli olan kriterlere yer verilmiştir. Daha sonra silindir yüzeyli uzay kafes sistemlerin maliyet ve ağırlığını etkileyen geometrik faktörler saptanmıştır. Bu geometrik faktörler; sisteme eğriliğini veren yayın geçtiği açıklık, bölünme sayısı ve geometrik şekli ile sistemin geometrik yüksekliği, mesnet sayısı, sistemdeki çubukların eksenlere göre simetrisi, sistemin tek veya çift katlı olması ve çift katlı sistem için iki kat arasındaki yüksekliktir. Tüm bu kriterlerin silindir yüzeyli uzay kafes sistemin maliyetine ve ağırlığına olan etkileri bu bölümde incelenmiş ve sonuçlar çıkarılmıştır. Çıkan bu sonuçlar, grafik ve tablolar yardımıyla karşılaştırılarak sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise üçüncü bölümde elde edilen veriler yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde bulunan verilerin tüm silindir yüzeyli uzay kafes sistemleri kapsayan genel sonuçlar olmasına dikkat edilmiştir. Bunun yanında bulunan sonuçların tümünü sonsuz sayıda yapılabilen silindir yüzeyli uzay kafes sistemlerin hepsinde bulmak mümkün olmayabilir. Önemli olan üçüncü bölümde bahsedilen geometrik faktörlerin değişiminin, sistemde yarattığı etkilerin saptanmasıdır.
Batı Anadolu helenistik dönem tiyatroları restitüsyon önerileri ve koruma sorunları
ÖZET Eski çağlarda doğayla ilintili olayların gösteri diliyle anlatılması zamanla dini bir nitelik kazanmıştır. Doğayı tasvir eden tanrıların doğumu (bahar) coşkuyla kutlanır, ölümü (güz) ise yas törenleri ile resmedilirdi. Helen dünyasında bu tanrının ismi Dionysos olmuş ve değişik sıfatlar verilmiştir. Coşku ve eğlencenin tanrısına, zamanla köylülerin soylulara karşı sığındığı tanrı olma görevi yüklenmiş ve geniş halk kitleleri tarafından kabul edilmiştir. İlk kez Peisistratos zamanında (MÖ. 534), Atina'da, tiyatro sanatının başlangıcı olacak Dionysos şenlikleri yapılmıştır. Dionysos şenlikleri kapsamında düzenlenen tiyatro yarışmalarına üç çeşit oyunla katıhnırdı; tragedya, komedya ve satir oyunları... Klasik dönem Yunan tiyatrosunda, kalabalık bir koro tarafından oynanan temsiller, dairesel formdaki düz bir alanda (orkhestra) gerçekleştirilirdi. Düz alanlar tepe yamaçlarına yakın yapılırsa, seyredilmesi de kolay oluyordu. Tepe yamaçlarına önce ahşap sonra taş sıralar yerleştirildi (cavea). Orta düzlükteki oyunun daha çok seyirci tarafından izlenebilmesi için, sıralar yarım daireden biraz fazla, at nalı şeklinde inşa edildi. Orkhestra'nın diğer tarafına depo ve kulis işlevi gören çadırlar veya kulübeler kuruldu. Cavea'nın sabitlenmesine paralel olarak çadırlar da yerini taş yapılara (skene) bırakmıştır (Örn: Atina Dionysos Eleuthereus). Helenistik dönemde, MÖ. III. yüzyıldan itibaren oyunların ve oyuncuların niteliğinin değişmesinden sonra, sahne binasına yeni bir kat çıkılmış ve oyunlar bu katta (logeion) oynanmaya başlamıştır. Aynı zamanda sahne binası, depo işlevinin yanı sıra sahne dekoru olarak kullanılmaya başlamıştır. Cavea'ya ise özel oturma sıralan ve koltukları (proedria) yapılmıştır (Örn: Priene).Roma İmparatorluğunun gelişmesiyle yeni bir sanatsal anlayış yayılmaya başlamıştır. Tiyatro oyunlarının yanı sıra politik törenler ve zengin gösteriler için de kullanılan tiyatrolar, artık imparatorluğun kudretini gösteren prestij yapısı durumuna gelmiştir. Bu çerçevede Roma döneminde, öncelikle mevcut Helenistik tiyatrolar, değişiklik ve eklemeler yapılarak geliştirilmiştir. Tonoz kullanımı ile cavea yükseltilmiş, sahne binası çok katlı ve geniş bir niteliğe bürünmüştür (scaenae frons) (Örn: Ephesos). Roma döneminde gelişmeye başlayan bazı kentlere yeni anlayışa uygun tiyatrolar yapılmıştır (Örn: Aspendos). Bu tiyatrolarda Helenistik dönemden farklı olarak bazı yeni özellikler görülmektedir:. Helenistik dönemde zoamlu olarak tepe yamacına yapılan tiyatrolar, Roma döneminde kemer ve tonoz kullanımının gelişmesi ile düz alanlarda da yapılabiliyordu.. Helenistik tiyatroda, cavea ve sahne binası ayrı iki yapı olarak görünmekte iken, Roma döneminde yükseltilen parodos'lar ve üst cavea portikosu ile yapı, bir bütün olarak algılanmaktadır.. Helenistik dönemde tam daire olan orkhestra, küçülmüş ve derinleştirilerek su ve dövüş oyunlarına uygun hale getirilmiştir.. Roma tiyatrosu süsleme zenginliğinin arkasındaki kaba ve özensiz işçiliği ile Helenistik yapılardan kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.. Helenistik tiyatro dinsel ve demokratik bir yapıda olmasına karşın Roma tiyatrosu sınıfsal farklılıkları gözetmekteydi. Anadolu tiyatroları kullanımlarına ve dönem farklılıklarına bağlı olarak dört grup altında incelenmektedir: 1. Özgün Helenistik Karakteri Yansıtan Tiyatrolar 2. Özgün Helenistik Karakteri Roma Döneminde Yitirmiş Tiyatrolar 3. Roma Döneminde Helenistik Üslupta Yapılmış (Greko - Romen) Tiyatrolar 4. Roma Dönemi Tiyatroları Özgün Helenistik karakteri yansıtan tiyatrolar olarak, Batı Anadolu'daki üç tiyatro incelemeye alınmıştır. Priene tiyatrosunda 1921 yılında Armin von Gerkan tarafından yapılan restitüsyon önerilerinde, mimari buluntuların fazla olduğu Helenistik dönemesas alınmış ve yapıdaki dönem eklerine liberasyon uygulanmıştır. 1992 yılından beri Wolf Koenigs tarafından yapılan çalışmalarda, skene ve proskenion'daki in situ bloklara konservasyon, konsolidasyon ve rekonstrüksiyon işlemleri uygulanmıştır. Pergamon'da, tiyatro, stoa ve tapınağın oluşturduğu yapı kompleksinin yeniden canlandırılması konusunda öneriler getirilmektedir. Öncelikle tiyatro terasının istinat duvarlarının sağlamlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca ahşap sahne binasının yeniden kurulması da önerilmektedir. Yakın zamanda ortaya çıkarılmış Metropolis tiyatrosunda, henüz hiçbir restorasyon çalışması yapılmamıştır. İnceleme kapsamında, dönem ekleri ve bozulma nedenlerinin üzerine gidilmiş, bu konuda bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Roma döneminde özgün karakterini kaybeden tiyatro olarak Ephesos tiyatrosu seçilmiştir 1993 yılından beri İbrahim Ataç tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarında, sağlamlaştırma ve kısmen de rekonstrüksiyon çalışmaları yapılmaktadır. Çalışmalar MS. II. ve IV. yüzyıllar arasında olan depremlerin hasarlarının giderilmesi yönünde olmaktadır. Tez kapsamındaki tiyatroların büyük çoğunluğunu, Roma döneminde Helenistik üslupta yapılan Geçiş dönemi (Greko-Romen) tiyatroları oluşturmaktadır. MÖ I. ve MS. 1. yüzyıl arasında kalan zaman dilimi, Geçiş Dönemi olarak adlandırılmaktadır. Bu örnekler arasından iki tiyatro detaylı incelemeye alınmıştır. Aphrodisias tiyatrosunda, kaynaklardan ve yerinde alınan ölçümlerle (YAÖ) saptamalar ve değerlendirmeler yapılabilmiştir. ) Kadyanda tiyatrosunda ise, yüzeyde bol miktarda bulunan mimari elemanların yardımıyla restitüsyon önerisi geliştirilmiştir. Yapılan çalışmalar, Priene, Ephesos ve Metropolis tiyatroları ile karşılaştırılarak önemli sonuçlar elde edilmiştir. Aralarında iki yüzyıl kadar zaman farkı olan tiyatroların benzerlikleri, aynı geleneğin devam ettiğini göstermesi bakımından önemlidir. o Roma dönemi tiyatro örneği olarak Aspendos tiyatrosu kısa bir şekilde geçilmiştir.Sonuçta Batı Anadolu tiyatrolarının, dünya tiyatro tarihindeki önemi belirlenmiştir. Asıl sorun bu tiyatroların korunması konusunda yaşanmaktadır. 1995 yılında kabul edilen Segesta Bildirgesi, dünya çapında antik tiyatroların korunmasına ilişkin maddeler içermektedir. Buna göre, öncelikle, koruma işlevini gerçekleştirecek yasaların uygulanması, bilimsel ve teknik eğitimin verilmesi, gerekli maddi imkanların ve altyapının sağlanması gerekmektedir. Toplumda, kullanıcılarda ve yetkililerde bilgi alışverişini pekiştirerek korumaya yönelik bilinç oluşturulmalıdır. Tiyatroya olan ilgiyi arttıracak fakat yapının özelliğini bozmadan değerini yükseltecek nitelikli sanatsal etkinlikler düzenleyerek, korumanın gerekliliği ve bilinci aşılanabilir. Tiyatronun korunması, koruma ilkeleri ve uygulayıcıları ile izleyiciler, ziyaretçiler ve bölge sakinlerinin beklentileri arasında kurulacak denge ile sağlanmalıdır.
Batı Anadolu antik yerleşimlerinde kentsel mekan kurgusu araştırması
IV ÖZET Batı Anadolu antik yerleşimleri belirli bir toplumsal örgütleniş biçiminin kent planlamasına bir yansıması olarak gelişmiş kentsel yerleşimlerdir. Bu çok sayıda bulunan kentsel yerleşimlerinin gerek kent planlamaları, gerek kent mekanları ve gerekse bu kentsel mekanların kurgulanması bağlanımda birçok ortak yönleri vardır. Bu tez kapsamında Batı Anadolu Antik yerleşimleri bu gözle incelenerek belirli kent planlamaları ve kentsel mekanlarının bu kent planı üzerinde kurgulanmaları kapsamında belirli bir sistematiğe gitmek hedeflenmiştir. Oluşturulan bu modeller çerçevesinde antik kent yerleşimlerinin henüz gün ışığına çıkmamış olan mekanları hakkında lahminler yürütülebilecektir. Yukarıda anlatılan kapsamda hazırlanan tezin birinci bölümünde amacı, kapsamı ve nasıl bir yöntem izlenerek çalışıldığı anlatılmaktadır. Toplumsal örgütlenmenin kent planlamasını ve kentsel mekan kurgularını doğrudan etkileyen bir faktör olması nedeniyle, ikinci bölümde Yunan kent devletlerinin oluşumları ve sosyal organizasyon süreçleri incelenerek tanıtılmıştır. Toplumsal örgütlenmesi incelenen Yunan toplumunun örgütlenmesinin planlamaya yansıması olan Arkaik dönemden Hellenistik dönem sonuna kadar Hellen kent planlamasının gelişimi incelenerek anlatılmıştır. Yunan kenti bu üç dönemde planlaması ve kentsel mekan kurgusu gelişimi, kentlerin nasıl planlandığı, yerleşim alam seçimi gibi başlıklar altmda incelenmiştir. Kent planlamaları incelenen Batı Anadolu antik yerleşimlerinin bu kent planlamaları doğrultusunda, kentsel mekanlarının arazi üzerinde nasılkurgulandıkları incelenmiştir. Arkaik dönemden Hellenistik dönemin sonuna kadar geçen süreçte kentsel mekanların oluşumları, gelişimleri, kent içerisinde kurgulandıkları alanlar araştırılarak aktarılmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümler sonunda Batı Anadolu'daki antik yerleşimlerinin iki farklı model kent planlaması oluştuğu savına varılmıştır. Bu farklılaşan iki model planlamanın birbirleriyle olan benzerlikleri ve farklılıklarının ortaya konabilmesi için her model kent kapsamında incelenecek somut bir kent örneği seçilmiştir ve bu kentler oluşum süreçleri ve gelişim süreçleri ile karşılaşılmışlardır. Oluşturulan bu modellerden birincisi olan ızgara planlı kentlere örnek olarak Priene kenti, ikinci kent modeli olarak da araziye bağımlı kent olarak ise Pergamon kenti incelenerek Batı Anadolu ölçeğinde antik kent planlamacılığı kapsamında iki kent modeli oluşturulmuştur. Bu modeller ışığında henüz çok sayıda kentsel mekanı gümşığına çıkarılmamış olan Metropolis antik kentine bir kent planı önerisi çizilmiştir.
Simge yapıların tasarımcı-kullanıcı bağlamında imgesel analizi
Mimarlığın, anlam aktaran ve iletişim sağlayan özelliği ile biçim – anlam ilişkisinde simge yapılarda tasarımcı ve kullanıcı bakımından imge analizinin irdelenmesi öngörülmüştür. Simge yapıların ele alınmasının sebebi insanlarca bilinirliğinin, anlamsal ve temsili değerlerinin yüksek olmasıdır. Dolayısıyla biçim ve form ilişkisinde incelenen simge yapılarda, tasarımcının tasarım süreçlerinde imge üretimi ile insanların simge yapılar üzerinden imge çıkarımları çift yönlü olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda, mimarın tasarım süreçlerinde kullandıkları imgelerin insanlarca algılanabilirliği sorgulanmıştır. Ayrıca simge yapılarda bulunan imgelerin, farklı imge çıkarımlarına imkan sağlayabilme potansiyeli değerlendirilmiştir. Diğer yandan simge yapıların bilinir, simgesel ve imgelenebilir özelliği ile bilinirliği fazla olan simge yapılar anlamca zengindir hipotezinin irdelenmesi amaçlanmıştır.
Farklı bina formlarında güneş pili uygulamalarının enerji ve maliyet etkinliği açısından değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında farklı bina formlarında güneş pili uygulamalarının enerji ve maliyet etkinliği değerlendirilerek, güneş pili uygulamalarındaki en etkin bina formunun ve güneş pılı uygulama seçeneğinin tanımlanmasına yönelik bir yaklaşım geliştirilmiştir. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, alternatif enerji kaynaklarından güneş enerjisinin önemi ve güneş enerjisi sistemlerinin aktif ve pasif sistemler olarak binalarda kullanılması açıklanmıştır. İkinci bölümde, aktif güneş enerjisi sistemlerinden binalarda kullanılabilen bir sistem olan güneş pilleri tanitilarak, güneş pili bileşenleri aciklanmistir. Güneş pili sistemleri farklı özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Üçüncü bölümde, farklı bina formlarında güneş pili uygulamalarının enerji ve maliyet etkinliği açısından değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşım binalarda güneş pili uygulamalarında enerji harcamalarını ve maliyeti etkileyen değişkenler anlatılarak tanıtılmaktadır. Dördüncü bölümde, farklı bina formlarında iklimsel konfor ve enerji korunumunu sağlamak amacıyla güneş pili uygulamalarının enerji ve maliyet etkinliği açısından performanslarının değerlendirilmesini hedefleyen yaklaşımın uygulaması yapılmıştır. Ayni hacim ve ayni bina yüzey alanına sahip 7 farklı bina formu için, düz çatı, kırma çatı ve beşik çatı önerildiğinde, çatı ve/veya cephelerde güneş pili uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Binaların yıllık toplam enerji (ısıtma+sogutma+aydınlatma) yükleri, farklı güneş pili uygulaması kombinasyonları ile elde edilen kazançlar hesaplanarak karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Güneş pilinin uygulandığı çatı tipi, açısı, yönü ve alanı gibi değişkenlerin güneş pili ile elde edilen enerji kazançları üzerindeki etkisi tartışılmıştır. En yüksek kazancın elde edildiği güneş pili uygulama seçeneği maliyet etkinliği yönünden değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde sonuç ve öneriler yer almaktadır.