
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çanakkale Tuzla yöresi jeotermal sularının kabuklaşma ve korozyon özellikleri
Türkiye'nin kuzeybatısında Biga Yarınadası üzerinde Çanakkale ilinden 65 km mesafedeki Kestanbol ve 80 km mesafedeki Tuzla jeotermal alanları çalışma kapsamında incelenmiştir. Çalışma alanı, Ege Denizinden 5 km uzaklıktaki Kestanbol,Kösedere,Babaderesi,Ayvacık ve Tuzla yerleşim yerleri ile sınınrlanan jeotermal kaynakların yer aldığı bölgeleri kapsamaktadır. Bu çalışma ile bölgenin jeotermal sularının kabuklaşma ve korozyon özellikleri incelenmiştir. Çalışma alanının jeolojik özelliklerine bakıldığında, Paleozoyik döneme ait Permo-Triyas yaşlı Karadağ Temel Karmaşığına ait şistler ve rekristalize mermerler jeotermal sistemin birincil rezervuarını, Neojen Volkanitlerden Ayvacık volkanitlerine ait riyolitik lavlar ve Behram volkanitlerine ait ignimbritler ise ikincil rezervuarı oluşturmaktadırlar. Bölgedeki jeotermal suların h,drojeokimyasal evrimlerini incelemek amacıyla Ekim 2013-Kasım 2013 dönemlerinde 9 adet su örneklenmiş, kimyasal ve izotop analizleri yaptırılmıştır. Elde edilen analiz sonuçları, ters çözümleme yönteminde kullanılmıştır. İnceleme alanındaki sıcak suların yüzeye çıkış sıcaklıkları 25-95 derece arası değişmektedir. Uygulanan jeotermometre yöntemleri ile çalışma alanı için hesaplanan rezervuar sıcaklıkları, silis jeotermometre formülleri ile 85-205 derece arası, katyon jeotermometre formülleri ile 95-235 derece arası ve Doygunluk İndeksi (SI)- Sıcaklık(T) grafiklerinde rezervuar sıcaklıkları 150-160 derece arasında değişmektedir. Bölgedeki sıcak suların mineral çökelimlerini incelemek için belirlenen noktalardan 7 adet kabuklaşma örnekleri alınmıştır. Kabuklaşma örneklerinin elementel analizleri, krsital yapıları ve morfolojik özellikleri sırasıyla XRD, XRF ve SEM analiz yöntemleri ile açıklanmıştır. Analiz sonuçlarına göre başta karbonat gurub minerallerden kalsiyum karbonat ve magnezyum karbonat olmak üzere, silis grubu minerallerinden kuvars ve amorf silika, korozyona bağlı olarak oluşan sülfür ve sülfit grubu minerallerden kurşun sülfür, demir sülfür ve çinkosülfür gibi çökelmeler tespit edilmiştir. Çalışma alanındaki yüksek tuzlu jeotermal suların, rezervuardan yüzeye ulaşıp, geribasım aşamasına kadar hareket ettiği tüm noktalarda sırasıyla termodinamik koşulları incelenmiştir. Aquachem 2012.1 version ve PHREEQCİ programları ile yapılan ters çözümleme yönteminde akışkandaki minerallerin doygunluk sınırları araştırılmıştır. Ters çözümleme yönteminde çökelim gösteren minerallerin, XRD, XRF ve SEM analizlerinde çökelim gösteren mineraller ile uyumlu oldukları tespit edilmiştir. Uygulanan bu yöntemin, günümüzde uygulanan diğer kabuklaşma çözüm yöntemlerinin yanısıra problemin çözümüne katkı sağlayacağı görülmüştür.
Karbondioksit gazının jeotermal akışkanlar içerisindeki çözünürlüğünün incelenmesi
Bu tezde, jeotermal işletmelerde salınan karbondioksitin jeotermal rezervuara reenjekte edilen suda çözünerek tekrar basılması incelenmiştir. Tezin amacı; çevrenin korunması, jeotermal işletmelerin karbon vergisine maruz kalmaması ve karbon azaltım gelirlerinden pay almasıdır. Ayrıca yapılan araştırmalar ve çalışmalar esnasında; karbondioksitin rezervuara enjekte edilmemesi durumunda, rezervuar basıncı ve sıcaklığı korunsa bile, rezervuardaki karbondioksit kısmi basıncının azalmasının, kuyuların üretkenliğini azaltacağı görülmüştür. Böylece karbondioksitin jeotermal rezervuarlara yeniden basılması çevrenin korunmasının yanı sıra, sürdürülebilir üretim için de önemli katkılar sağlayacağı ortaya çıkmıştır. Birçok karbon tutum projesinden farklı olarak, bu tezde karbondioksit rezervuara gaz fazında değil, reenjekte edilen suda çözündükten sonra basılmaktadır. Karbondioksit, suda kolay ve hızlı çözünen bir gazdır. Tezde jeotermal işletmeden atmosfere salınan karbondioksit, bir kompresör yardımı ile enjekte edilen su içerisine basılmakta ve çözünme basıncının üstündeki bir değere kadar sıkıştırılarak enjeksiyon kuyusuna basılmaktadır. Enjeksiyon kuyularında artan basınç, pompalama ve kompresör işletme giderlerini arttırmaktadır. İşletme maliyetini düşürmek ve reenjeksiyon basıncını azaltmak için, basılmak istenen tüm karbondioksitin enjekte edilen tüm suda çözünmesi en düşük maliyetli çözüm olmaktadır. Tezin jeotermal sahalarda uygulanması halinde, karbondioksit emisyonu yapan jeotermal işletmeler karbon azaltım geliri elde edecek, karbon vergisi ödemekten kurtulacak ve dahası karbondioksit kısmi gaz basıncının korunması nedeniyle, kuyuların üretkenliğinin azalması önlenerek, sahadan daha çok enerji üretimi mümkün olacaktır.
Çandarlı Körfezi'nde jeotermal amaçlı ısı akısı ve sıcaklık ölçümleri
Denizde manyetik alan ölçümleri yaparak ısı akısı haritasını çıkarmak. Bu haritalar da olu?an anomalilerdeki yükselmeler ve dü?ü?ler analiz edilip bölgenin jeotermal alan olup olmadığını gözlemlemek.Anahtar sözcükler : Manyetik alan, Isı akısı, Sıcaklık, Curie Sıcaklığı
Balçova jeotermal alanında jeofiziksel gözlemleme çalışmaları
Uzun yıllardır jeotermal alanların aranmasında yerbilim yöntemlerinden biri olan jeofizik ayrı bir yere sahiptir. Jeotermal enerjinin kullanımı sırasında da bu yöntemler uygulanmakta ve sistemin kullanımı konusunda bilgi sağlanmaktadır.Periyodik zaman aralıkları ile yapılan jeofiziksel gözlemleme çalışmaları rezevuarda ortaya çıkabilecek sorunların belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Mevcut kurulu sistemlerin veya kurulacak olan yeni sistemlerin jeofiziksel gözlemleme çalışmaları sonucu daha verimli ve daha yararlı kullanım koşulları sağlayacağı düşünülmektedir. Bu teze konu olan gözlemleme çalışmaları ile jeotermal rezervuarı oluşturan jeolojik yapılar, akışkanın ve çevre ortamının elektriksel özellikleri, sistemdeki sıcaklık değişimi, farklı akışkanın rezervuara karışması, su seviyesindeki değişimi ve üretim-geri basım ilişki hakkında bilgiler elde edilmiştir. Yeraltındaki değişimi belirlemek için jeofiziksel yöntemlerden elektrik özdirenç yöntemi tercih edilmiş. Balçova jeotermal sahasında belirlenen zamanlarda ölçümlerin tekrarlanarak değişimin gözlemlenmesi amaçlanmıştır.Balçova jeotermal alanında çalışmalar başarılı sonuçlar vererek yer içinde değişimin varlığı ortaya çıkmıştır. Değişim sonuçları kuyu ve meteorolojik koşullar hakkında elde edilen bilgiler doğrultusunda yorumlanmıştır.
Fethiye Girmeler Ilıcası (Muğla) ve çevresinin hidrojeolojik incelenmesi
İnceleme alanının temelini, Prekambriyen'den Triyas'a kadar olan yaştaki Menderes Masifi'ne ait metamorfik kayaçlar oluşturmaktadır. Likya Napları'na ve Beydağları Otoktonu'na ait Mesozoyik yaşlı çeşitli kayaç toplulukları Menderes Masifi kayalarını üzerlemektedir. Neojen yaşlı karasal tortullar tüm bu birimleri uyumsuzlukla üzerler. Kuvaterner yaşlı alüvyonlar yörede rastlanılan en genç oluşuklardır. Akifer özelliği taşıyan birimler alüvyon, Menderes Masifi'ne ait mermerler, Likya Napları'na ve Beydağları Otoktonu'na ait karbonatlı kayaçlar ve Neojen tortullarının karbonatlarıdır. Yapılan bu çalışma ile yöredeki yeraltı sularının kimyasal özellikleri araştırılmış hangi amaçlarla kullanılabileceği irdelenmiştir. Sıcak ve soğuk su kaynaklarında pH, sıcaklık, ve iletkenlik belirlenmesi için multimetre ile yerinde ölçümler yapılmıştır. Alınan altı su örneğinin majör iyon analizleri sonuçlarına göre su kayaç etkileşimi gibi hidrojeokimyasal süreçler irdelenmiştir. Çalışma alanındaki suların sertlik değerleri 4,40-8,70 aralığında değişirken sıcaklıkları 9,80-36,5 oC aralığında, elektriksel iletkenlik (EC) değerleri ise 242-4150 µS/cm aralığında değişmektedir. Durov ve Piper diyagramları ile suların Mg-Ca-HCO3-SO4, Ca-HCO3-SO4 ve Mg-Ca-HCO3 su türlerine, soğuk suların da benzer kimyasal özelliklere sahip oldukları belirlenmiştir. Schoeller'e göre soğuk suların klorür ve sülfat miktarına göre sırasıyla "olağan klorürlü" ve "olağan sülfatlı", sıcak suların "oligoklörürlü" ve "oligosülfatlı" olduğu tespit edilmiştir. Karbonat ve bikarbonat miktarına göre suların "olağan karbonatlı" olduğu anlaşılmıştır. Wilcox grafiği ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramında Girmeler bölgesindeki sıcak suların sulamaya uygun olmadığı, soğuk suların ise her türlü sulamada kullanılabileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hidrojeoloji, hidrojeokimya, jeotermal, Fethiye, Girmeler