Dokuz Eylül University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Dokuz Eylül University

3,001

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessEN

An Investigation on ecology and quantitative analysis of dyeing substances of some dye plants distributed in west anatolia

ABSTRACT This study was made in order to put forward the morphology, anatomy, ecology and economical importance of ' Chrozophora linctoria L. and Rubia tinctorum L. distributed in West Anatolia. The morphology of both the plants, the anatomical characteristics of the roots, stems and leaves, and the germination behaviour of seeds were examined. In addition, the physical chemical analysis of the soils where these plants grow and chemical analysis of the plants was done. Results obtained were compared using regression analysis. Plants were cultirated, different conditions and vegatative reproductive capacity determined. It was found that both the plants generally grow on loam and clayey-loam, neutral to slightly alkaline soils poor and rich in calcium carbonate content, slightly saline, moderately rich., rich and very rich in organic matter, rich and moderately rich in phosphorus, high and very high in potassium. These plants are economically important as such dying capacity of dyes obtained from these plants was determined. They give high quality colour as red and in its tones, as such they are desired, valuable plants. In addition, these plants are being used as drugs in medicine. In conclusion, our study material with its large distribution area in West Anatolia, possesses a great economical patentini because of the characteristics mentioned above. Thus, the preservation of ( '. linctoria and R. tinctorum and their contribution through planned plantation in future has been the aim of this study. We hope this study will prove an initiator as a potential in the economy of our country.

West AnatoliaDye plantsDyestuffs+1
Süleyman Başlar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessEN

Generalized inverses of matrices and applications to coding theory

Bu tez sonlu cisimler üzerindeki matrislerin genelleştirilmiş tersleri kavramının ve en küçük kareler metodunun doğrusal kodlara uygulanmasıyla ilgilidir. Bir doğrusal kodun üreteç matrisinin Moore-Penrose tersi var olduğunda, kodun kod kelimeleri yakınında elde edilmiş olan kod kelimesine yaklaşan tek bir kelime bulunabildiği kanıtlanmıştır. Tez giriş bölümü ile altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kısaca Genelleştirilmiş terslerin tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. İkinci bölümde matrislerin genelleştirilmiş terslerinin varlığı, inşası, karakterizasyonu ve doğrusal sistemlerle ilişkileri verilmiştir. İkinci bölümün sonunda, genelleştirilmiş terslerin minimal özellikleri incelemiştir. Üçüncü bölümde sonlu cisimler üzerindeki matrislerin beşinci bölümdeki sonuçlarımızı elde etmemiz için araç olacak önemli özellikleri ifade edilmiştir. Dördüncü bölüm, hata düzelten kodlar ve kodlama teorisindeki temel tanımlardan bahsetmektedir. Beşinci bölümde sonlu cisimler üzerindeki matrislerin genelleştirilmiş tersleri ve en küçük kareler çözümleri doğrusal kodlara uygulanmıştır. Son bölümde tezle ilgili sonuçlar verilmiştir.

Coding theoryFinite fields
Meltem Güllüsaç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Jüt ve keten takviyeli karma kompozitlerin mekanik özellikleri

Son yıllarda, çevresel endişelerin artmasıyla selüloz esaslı doğal elyafların kompozitlerde takviye malzemesi olarak kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu çalışmada, jüt ve keten dokuma kumaşlarla takviye edilmiş, epoksi matrisli, karma kompozitlerin mekanik özellikleri incelenmiştir. Bu amaçla, vakum destekli reçine infüzyon yöntemiyle dörder kat jüt ve keten kumaş kullanılarak iki çeşit kompozit plaka üretilmiştir. Üretilen kompozit plakalardan ilki; jüt-keten-jüt-keten-jüt-keten-jüt-keten sırasıyla, ikincisi jüt-keten-jüt-keten-keten-jüt-keten-jüt sırasıyla istiflenmiştir. Takviye ve matris arası yapışma miktarının artırılması amacıyla, jüt ve keten kumaşlara ayrı ayrı alkali işlem uygulanmıştır. Üretilen kompozit plakalardan hazırlanan numunelere çekme testleri yapılmıştır. Elde edilen verilerle kuvvet-uzama grafikleri oluşturulmuş; kopma gerilmesi ve maksimum uzama değerleri tespit edilmiştir. Darbe testleri her iki plaka için üç farklı enerji seviyesinde yapılmıştır. İlk plaka için yapılan testlerde hem jüt hem de keten yüzünden darbe uygulanarak, darbeyi ilk karşılayan yüzdeki malzemenin farklı olmasının etkileri araştırılmıştır. Elde edilen veriler ile kuvvet-çökme ve enerji-zaman grafikleri oluşturulmuştur. Bu grafikler ile birlikte darbe hasarı görüntüleri yorumlanmıştır.

Hasan Onur Sağır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Endokrin bozucu kirleticilerden sülfonamidlerin giderilmesine yönelik afinite matriksinin hazırlanması ve uygulanması

Antibiyotikler hayvan hastalıklarını engellemek amacıyla yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Antibiyotikler, insanlarda alerjik reaksiyonlardan endokrin sisteme ait bozukluklara kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarına, mikroorganizmalarda da direnç gelişimi gibi etkilerin meydana gelmesine neden olmaktadır. Yoğun kullanımlarının sonucu olarak antibiyotik kalıntıları çevresel örneklerin yanı sıra hayvansal ürünlerde de antibiyotik kalıntılarına rastlanabilmektedir. Uzun bir süredir gıda ve çevresel örneklerdeki antibiyotik kalıntılarının varlığına bağlı potansiyel sağlık sorunları tartışılmaktadır. Öte yandan, son derece karmaşık yapıdaki gıda örneklerinde eser düzeyde bulunan antibiyotik kalıntılarının doğru tayini oldukça zordur. Bu yüzden, eser miktarda bulunan bileşiklerin analiz öncesi zenginleştirilmesi gerekli bir zorunluluktur. Bu amaçla, etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) ve N-metakriloil-L-triptofan metil ester (MATrp) monomerleri kullanılarak hayvansal gıda örneklerindeki sülfonamid grubu antibiyotiklerin tayini ve uzaklaştırılmasına yönelik yeni bir afinite sorbenti [poli (etilen glikol dimetakrilat-N-metakriloil-L-triptofan metil ester) (poli(EGDMA-MATrp)] geliştirildi. Fourier transform infrared spektroskopisi (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve şişme deneyleri ile karakterize edilen poli(EGDMA-MATrp) sorbentin, sülfonamid grubu sülfomerazinin zenginleştirilmesinde kullanılmak amacıyla adsorpsiyon parametreleri (süre, pH, başlangıç derişimi gibi) optimize edildi. Geliştirilen sorbentin hayvansal gıda (yumurta ve süt) örneklerindeki antibiyotik kalıntı miktarlarının yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile tayini ve uzaklaştırılmasında uygulanabilirliği belirlendi.

Afinite kromatografisiAntibiyotiklerKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı
Gözde Kılıç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of design parameters effects of an active suction cooling system on outer surface temperature oven glass at a pyrolytic oven

The aim of this study is to investigate effects of an active suction cooling (ASC) system on outer surface temperature of oven glass at a pyrolytic oven which are used commonly at households. Pyrolytic ovens include complicated components, such as the oven door and cross-flow fan (CFF), ASC unit and their complex interaction needs to be investigated in detail. In this study, oven door, CFF and ASC unit were modeled together as a three dimensional using computational fluid dynamics and heat transfer (CFDHT) method, fluid flow and temperature distribution of oven doors' outer surface was investigated. The numerical results were validated by comparing with the results obtained from experimental study. The simulation model was predicted this temperature distribution for the parameter' value, namely the rotational speed of CFF. The calculated computational results show that the CFF speed plays an important role in outer surface temperature of oven glass at a pyrolytic oven. The success of this study is to develop an investigation method of heat transfer and fluid flow characteristics for pyrolytic ovens.

Berrin Eker
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

A 356 alüminyum döküm alaşımında mekanik özelliklerin geliştirilmesi

Alüminyum alaşımları, havacılık ve otomobil endüstrisinde özellikle enerji tasarrufu sağlamak amacıyla ağırlık ve buna bağlı olarak egzoz gazları salınımının azaltılması açısından önemli bir fayda sağlamaktadır. Bu amaçları sağlamak için alüminyum alaşımları içinden özellikle A356 (Al-7Si-0.3Mg) alaşımı döküm parçaların üretiminde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Mekanik yeterlilikleri, hafif oluşu, ısı iletim katsayısı, korozyon direnci gibi özellikleri nedeni ile de çelik malzemelere tercih edilmektedirler. Kullanıldıkları alana göre, seçilen alüminyum döküm alaşımları ile üretilen parçaların yeterli mekanik ve fiziksel özellikleri göstermesi olmazsa olmazdır. Bu nedenle alüminyum döküm alaşımlarında mukavimleşme mekanizmaları son derece önemlidir ve endüstride çeşitli uygulamaları mevcuttur. Gaz giderme işlemi en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Bunun nedeni ise sıvı metal içerisinde kalan hidrojen gazı kabarcıklarının katılaşma ile beraber çökelmesi ve yapı içerisinde süreksizlikler oluşturarak malzemenin mukavemetini olumsuz yönde etkilemesidir. Bu sebeple alüminyum içerisinde oluşan gaz porozitesinin giderilmesine yönelik çeşitli uygulamalar mevcuttur. Ultrasonik yöntemle gaz giderme işlemi de bunlardan biridir. Tez kapsamında bu yöntem incelenmiş olup 0170.STZ.2013-1 kodlu san-tez projesi kapsamında yapılan deneysel çalışmalara ait bulgular paylaşılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda üretilen numunelere ait mekanik test sonuçlarında geleneksel yöntemler ile gaz giderme işlemine göre ortalama %5 iyileşme sağlandığı görülmüştür.

Cenk Eken
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yer üstü su kaynakları yönetimi sorununun planlama sürecinde çözümlenmesi: Bakırçay Havzası örneği

Sanayi Devrimiyle beraber başlayan sanayileşme ve kentleşme süreçlerinde doğa ve bileşenleri meta haline getirilerek kullanılmıştır. Doğal kaynakların hızla ve sınırsızca tüketildiği ve kirletildiği bu süreçte en çok etkilenen kaynaklardan biri de su olmuştur. Bugün gelinen noktada su kaynakları, küresel ölçekte niceliksel (kuraklık, taşkın vb.) ve niteliksel (kirlilik) sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunlar, içme ve kullanma amaçlı tatlı su kaynaklarının azalmasına neden olmuştur. Oysa su, doğada belirli bir miktarda bulunan, kıt bir kaynaktır. Türkiye su zengini olmayan bir ülkedir ve su kaynaklarının azalması sorunu ile karşı karşıyadır. Ülkemizde temiz su kaynaklarının azalması sorununa yol açan önemli nedenlerden biri, su potansiyeline uygun tahsisin yapılmaması ve havza temelli su koruma politikalarının üretilmiyor olmasıdır. İlgili yasal düzenlemelerdeki yetersizlikler, kurumlar arasındaki yetki çakışmaları ve planlama kararlarının coğrafi dağılım ve kapasite itibariyle su varlığına uygun olmaması, su kaynaklarının korunmasının önünde büyük engel oluşturmaktadır. Ülkemizdeki 25 nehir havzası ve alt havzalarında da su kaynaklarına ait niceliksel ve niteliksel sorunlar görülmektedir. Bunlardan biri de Kuzey Ege Havzası'nın alt havzası konumundaki Bakırçay'dır. Bakırçay Havzası aynı zamanda bir tarım havzası ve coğrafi konumu ve sahip olduğu tarihi turistik değerleriyle önemli bir turizm bölgesidir. Bunun yanında, Havzadaki madencilik faaliyetleri de önemli bir gelir kaynağıdır. Tüm bu bileşenler mekansal anlamda su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Tezde, öncelikle su kaynaklarının korunması açısından Türkiye'deki mevcut yasal, yönetsel ve planlama sürecindeki yetersizlikler, boşluklar ve sorunlar saptanmış; detaylı incelemeler örnek alan olan Bakırçay Havzası için gerçekleştirilmiştir. Genelde Türkiye özelde ise Bakırçay Havza'sına yönelik yapılan saptamalar ışığında, anılan sorunları aşmak ve su kaynakları korumak amacında olan havza temelli bir planlama süreci önerisi geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekansal planlama, su sorunu, Su Çerçeve Direktifi, bütüncül su kaynakları yönetimi, Bakırçay Havzası

Berfin Şenik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yuvarlakada kavşaklarda dönüş alanındaki gecikmelere göre kapasite değişimlerinin modellenmesi

Çalışmada; kapasite hesap yöntemleri, kavşak içinde yaşanan gecikmeler ve kavşak başarımı üzerindeki etkileri tartışılmaya çalışılmıştır. İlk olarak yuvarlakada kavşaklar ve kapasite hesap yöntemleri üzerine bir inceleme yapılmıştır. Kapasite hesap yöntemleri üzerini yapılan inceleme sonucunda; geometrik model ve analitik modelde, sürücülerin öncelik kurallarına uymadığı ters öncelik ve sınırlı öncelik durumlarında iyi sonuçlar alınmadığından, birleşimlerde yaya ve bisikletliler de göz önüne alındığında uygulanabilirliklerini kaybettiklerinden eklenik engelleyici akımlar (EEA) yöntemi çalışmanın devamında ülkemize uyarlanmaya çalışılmıştır. Mevcut yaklaşımlar değerlendirildikten sonra EEA modeli için yeni bir kapasite hesap formülü önerilerek model geliştirilmiştir. Çalışmada ayrıca İzmir'deki beş adet tek şeritli yuvarlakada kavşağa ait gözlemlerden yararlanılarak serbest araç oranı ve geçiş üstünlüğü katsayısı formülleri önerilmiştir. Gözlem değerleri, diğer çalışmalarda önerilen formüllerle elde edilen değerler ve çalışmada önerilen formüllerle hesaplanan değerler karşılaştırılmış, çalışmada önerilen formüllerden elde edilen değerlerin gözlem verileri ile uyum içinde olduğu görülmüştür. Çalışmanın son bölümünde, yaklaşım kolundaki sürücülerin ana akımdaki araçları yavaşlamaya veya durmaya mecbur ettiği sınırlı öncelik ve yaklaşım kolundan gelen akımın dönen akımdan daha büyük olması nedeniyle önceliklerin değiştiği ters öncelik durumlarında kavşak içinde de gecikmelerin yaşanılabileceği konusuna değinilerek bu durumun kavşak başarımı üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Seçil Başak Utku
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Using multi-variable vulnerability indices in water resources management in order to prevent diseases associated with poor water and sanitation

A multivariable index, focusing on the link between water resources vulnerability on a quaternary catchment scale and potential health impact is vital in water resources planning and management. In this study a technique based on multifactor vulnerability indices is developed and applied in drawing inferences on vulnerability and susceptibility to diseases associated with poor water and sanitation. Utilising various geo-referenced datasets, four multi variable geospatial indices were generated. These are; a "Water Resources Vulnerability Index (WRVI)" by using three anthropogenic land use surrogates at quaternary catchment level, a "Microbial Water Quality Index (MWQI)" to evaluate microbial water integrity in the context of health, a "Water and Sanitation Access Index (WSAI)" according to the World Health Organisation (WHO) and United Nations and Children's Fund (UNICEF) criteria and definition of improved and unimproved water supply and sanitation, and lastly, a "Demographic Vulnerability Index (DVI)" based on three socio-economic attributes was used to evaluate factors that inhibit access to water and sanitation services and potential impact of an outbreak. In order to demonstrate the multi variable geospatial indexing technique a case study was conducted in Limpopo Province, South Africa. The technique was utilised to evaluate the relative potential impact of agriculture, settlements and waste water effluent disposal on the microbial integrity of water resources. A 3 variable 9 category Water Resources Vulnerability Index was used to classify 206 quaternary catchments. The Water and Sanitation Access Index was used to classify 2892 sub places on a 10 point scale. The Demographic Vulnerability Index was used to categorise 25 Local Municipal Districts on a 5 point scale utilising unemployment ratio, dependency ratio and population density. A 4 water use attributes 3 point Microbial Water Quality Index was used to evaluate the applicability the Water Resources Vulnerability Index. Ultimately, a 10 point water resources-health susceptibility evaluation and prioritisation index was developed. The multivariable indexing technique can be used to evaluate vulnerability in a systematic manner and aid decision making in water resources management. The practical application of the technique in water resources management can be improved by targeted water quality sampling and spatial correlation. Conception can be further enhanced by including geo-referenced data on knowledge, attitudes, behaviour and practice at sub place level. In conclusion when there is a minimum acceptable level of relevant geo-data as specified in the study geospatial indexing can be used to evaluate the vulnerability and susceptibility. This is an essential step to improve water resource management and reduce the prevalence of water and sanitation diseases in regions where water and sanitation access and demographic profiles are variable.

Takudzwa Noel Mushamba
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

A decision support system for global supply chain risk management by considering premium freights

As a result of globalization, supply chains geographically spread on larger areas. This fact makes supply chains more vulnerable against supply chain risks. An adverse event affecting a supply chain partner may influence the entire supply chain, and even pose a threat on the competitive advantage of the supply chain. In this context, a decision support system (DSS) is developed for supply chain risk management (SCRM) in global supply chains. The proposed DSS covers all phases of SCRM, namely, risk identification, risk assessment, risk mitigation, risk monitoring and control phases. In the risk identification phase, the significant supply chain risks affecting material flow between supply chain agents are identified. In risk assessment phase, global supply chain is decomposed into material-level or product-level critical sub-networks according to the decision maker's preference by using TOPSIS. In the risk mitigation phase, the best parameter values for risk mitigation strategies are determined by using a simulation-based optimization framework. In particular, a decomposition-based multi-objective differential evolution algorithm is developed for the optimization phase of the framework. In the risk monitoring and control phase, supply chain performance is monitored continuously, and the DSS is re-implemented if it is needed. The proposed DSS is implemented to an automotive supply chain spread on Europe. The DSS is employed to inbound and outbound risk management cases. The results obtained for both cases are presented in comparison with the results obtained from non-dominated sorting genetic algorithm-II (NSGA-II) and the current operating condition of the supply chain. The results reveal that the proposed DSS suggest better risk management solutions for both cases.

TOPSIS
Mualla Gonca Avcı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00