Düzce University
Discipline

Girişimcilik Anabilim Dalı

Düzce University

22

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

22 Theses
Master'sOpen AccessTR

Rekabetçi düşünce, rekabetçi davranış ve strateji yürütme arasındaki ilişkiler: Otomotiv işletmeleri üzerinde bir araştırma

Araştırmanın temel amacı, rekabetçi düşünce, rekabetçi davranış ve strateji yürütme arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri tespit etmektedir. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma evrenini, Düzce ve Sakarya illerinde faaliyet gösteren otomotiv işletme bayileri oluştururken; örneklemi ise bu bayilerde aktif olarak görevine devam eden üst ve orta düzey yöneticiler oluşturmaktadır. Veri analizinde kullanılan ve değerlendirmeye alınan toplam anket sayısı ise 248'dir. Araştırmada SPSS programından yararlanılmıştır. Yapılan başlıca analizler; betimleyici istatistikler, keşfedici faktör analizi, korelasyon analizi, farklılık (t-testi ve anova) testleri ve regresyon analizi şeklindedir. Bu araştırma otomotiv işletme bayii yöneticilerinin bakış açılarını yansıtmaktadır. Ulaşılan sonuçlara göre; en yaygın rekabetçi düşünce algısı aktif rekabetçi düşünce, en çok tercih edilen rekabetçi davranış ise agresif rekabetçi davranış olmuştur. Başarılı strateji yürütme için yöneticiler, motive edici koşulların oluşturulması ve enformasyon akışının sağlanması üzerinde odaklanmışlardır. Rekabetçi davranış tarzlarından agresif ve işbirlikçi rekabetçi davranışlar, aktif rekabetçi düşünce biçiminden en fazla etkilenirken; ılımlı ve pasif rekabetçi düşünce biçimlerinin rekabetçi davranış tarzları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Strateji yürütme boyutlarından; karar alma haklarının temini, enformasyon akışının sağlanması ve motive edici koşulları oluşturulmasında en fazla etkiye işbirlikçi rekabetçi davranış; yapısal düzenlemeler gerçekleştirme boyutu üzerinde ise agresif rekabetçi davranış en fazla etkiye sahiptir. Son olarak aktif rekabetçi düşüncenin en fazla etkilediği strateji yürütme boyutları; yapısal düzenlemeler gerçekleştirme, karar alma haklarının temini ve enformasyon akışının sağlanması iken, pasif rekabetçi düşüncenin enformasyon akışının sağlanması ve motive edici koşulları oluşturulması üzerinde negatif yönlü etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Otomotiv sektörüRekabetRekabet stratejileri+5
Mehmet Durak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal teknolojilerdeki dijital hizmetlerden yararlanan bireylerin kullanım özeliklerinin belirlenmesi

Finans sektöründe yaşanan dijital dönüşüm sürecinde bireylerin finansal teknoloji uygulamalarını kullanım nedenleri ve finansal teknoloji uygulamalarına duyulan güveni ölçmek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada öncelikle finansal teknoloji tanımı, tarihi, dünya ve Türkiye ekosistemi anlatılmıştır. Çalışmada finans ve bankacılık sektöründe kullanılan teknolojilerin işleyişi incelenmiştir. Finansal teknolojiler, finans ve bankacılık sektöründe, zamanın verimli kullanılması, işlemlerin kolaylıkla yapılabilmesi, her zaman ulaşılabilir olması ve sunduğu güvenlik hizmetleriyle bireyler tarafından tercih edilebilir olmuştur. Çalışma sonuçlarına göre finansal teknoloji uygulamalarında yapılabilecek işlem sayısı arttıkça bu teknolojinin tercih edilebilir olacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışmada finansal teknolojiye ilişkin bilgi yetersizlikleri giderilmeye çalışılmıştır. Belirsizlikler ortadan kalkmadıkça finansal teknolojilere duyulan güvenin artıp azalması konusunda bir çıkarım yapılamamaktadır.

Bankacılık sektörüBankalarDijital hizmetler+4
Rabia Durhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

AB çerçeve programlarının bölgesel ekonomiye katkısı COSME-Avrupa İşletmeler Ağı , WB-BIN Batı Karadeniz Konsorsiyumu örneği

Günümüz dünyasında günden güne kendini yenileyen, uluslararasılaşma ilkesini benimsemiş ve hinterlandını genişletmeyi amaç edinmiş girişimciler her zaman bir adım önde seyretmektedirler. Avrupa İşletmeler Ağı bu bağlamda küçük işletmelerin büyük çapta ses getirmesine olanak tanıyan, erişimi kolay ve aynı zamanda etkisi yüksek bir platform olarak ön plana çıkmaktadır. Günümüzdeki döviz dalgalanmalarını da göz önüne aldığımızda uluslararası ticaret ve KOBİ'lerin uluslararası ticaret hamlelerine yönelimi, ticaret hacmini geliştirme ve büyük ölçekli bir işletme olma yolunda önemli bir yere sahiptir. Çalışmanın birinci bölümünde giriş ve AB Çerçeve Programlarının bölgesel ekonomiye katkısı WB-BIN Batı Karadeniz Konsorsiyumu Örneği nezdinde incelenmesi temel amaç olarak ortaya konmuş, araştırmanın detayları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Avrupa İşletmeler Ağı'nın ortaya çıkışı, nasıl bir yöntem ile çalıştığı ve avantajlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ayrıca Avrupa İşletmeler Ağı'nın KOBİ'lerin gelişimine olan etkisinden bahsedilmiş ve WB-BIN Batı Karadeniz konsorsiyumundaki etkileri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde araştırmanın yönteminden bahsedilmiştir. Gerçekleştirilen analizler neticesinde elde edilen bulgular çalışmanın dördüncü bölümünde sunulmuştur. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde ise elde edilen bulgulardan hareketle varılan sonuç ve ileriki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, AB programlarından COSME kapsamında yürütülen Avrupa İşletmeler Ağı projesinin KOBİ'lerin gelişimine olan katkısını ve bu kapsamda programın sunduğu avantajları ortaya koymaktır. Veriler nitel araştırma yöntemlerinden odak grup tekniği ile toplanmıştır. Bunun yanında projeyi yürüten WB-BIN Batı Karadeniz Konsorsiyumu üyelerinin performans göstergesi tablosundan yararlanılmıştır. Toplanan verilerin ışığında Avrupa İşletmeler Ağı'nın KOBİ'lere pozitif bir etkide bulunarak onların gelişimini desteklediği ve yalnızca uluslararası ticaret noktasında değil aynı zamanda teknoloji transferi, network oluşturma, alternatif finansman kaynaklarına erişim ve bilgiye erişim gibi birçok alanda büyük katkı sunduğu tespit edilmiştir. Normal şartlarda finansman eksikliği ve buna bağlı olarak nitelikli personel sıkıntısı yaşayan KOBİ'lerin bu sistem ile hitap ettiği alanı genişlettiği ve AB ile ilişkilerde seviye atlayarak günümüz değişken ekonomisine ayak uydurmada bir adım öne çıktıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, COSME, KOBİ, WB-BIN, Avrupa İşletmeler Ağı.

Avrupa BirliğiAvrupa İşletmeler AğıCOSME+1
Utku Can Aydın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetleri ile gayrimenkul sektöründeki sorunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin gayrimenkul sektöründeki sorunlara etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) üyesi işletmeler evren olarak incelenmiştir. Üye işletmelerdeki 251 yöneticiden anket cevapları toplanmıştır. Toplanan verilere SPSS 25 programı aracılığıyla ile çeşitli istatistiki analizler yapılmıştır. Bulgulara göre literatüre uygun olarak sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin sektördeki ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar üzerindeki olumlu etkisi tespit edilmiştir. Yasallık, etki ve felsefe öznitelikli faaliyetlerin gayrimenkul sektöründeki sorunların çözümünde genellikle olumlu yönde etkilerinin olduğu görülmektedir. Sosyal sorunların önemli görüldüğü ve yasallık nitelikli girişimcilik faaliyetlerinin görece daha fazla etkili olduğu araştırmada tespit edilmiştir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir.

Ekonomik sorunlarGayrimenkul sektörüGayrimenkuller+4
Mehmet İşgörücü
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fikri ve sınai mülkiyet hakları çerçevesinde Türkiye'de yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşların ticarileştirilmesi sürecinde karşılaşılan engeller ve çözüm önerileri

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşların ticarileştirilmesi sürecinde karşılaşılan engellerin incelenmesi ile bu engellerin kaldırılması için çözüm önerileri sunulmasıdır. Bu amaçla çalışma, fikri ve sınai mülkiyet hakları konusunda ortaya koyulan kavramsal çerçeve, elde edilen istatistiki verilerin incelenmesi ile Türkiye'de ve dünyada yükseköğretim kurumlarında gerçekleşen buluşların ticarileştirilme süreçleri ve uygulamaları kapsamında ortaya koyulmuştur. Yapılan araştırma sonucunda, söz konusu alandaki engeller tespit edilmiş olup, bu engellerin büyük çoğunun Türkiye'de yer alan kanuni düzenlemelerdeki eksiklikler ve belirsizliklerden kaynaklandığı görülmektedir. Türkiye mevzuatı içerisinde her ne kadar fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin uluslararası anlaşmalar ışığında yenilik yapılmışsa da bunun ilgili ulusal mevzuatın tümüne yansıtılamamış olduğu ve farklı kanunlar arasında çelişkiler bulunduğu gibi aynı kanun içerisinde de eksikliklerin ve belirsizliklerin yer aldığı tespit edilmiştir. Tespit edilen eksiklikler ve belirsizlikler özetle; 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri gereğince kamu ihalesi sürecinin uygulanması zorunluluğu, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 28. maddesinde vakıf üniversitelerinin öğretim faaliyeti kapsamı haricindeki faaliyetlerden gelir sağlayamayacağı düzenlemesinin bulunması, devlet üniversitelerinde gerçekleştirilen buluşların patent başvuru masraflarının karşılanacağı kaynak ve bütçe kalemi noktasındaki belirsizlik, bir yükseköğretim kurumunda buluş yapmış ve patentini almış olan kişinin başka bir yükseköğretim kurumuna geçmesi durumunda buluşun yapıldığı yükseköğretim kurumunun patentin hak sahipliği konusunda buluşu yapana karşı uygulaması gereken esaslar hakkında SMK(Sınai Mülkiyet Kanunu)'da herhangi bir düzenleme bulunmaması, yükseköğretim kurumlarının buluş üzerinde hak sahipliğinde bulunmayarak strateji gereği buluşu ticari sır olarak saklayarak ticarileştirmek istemesi durumundaki belirsizlik, yükseköğretim kurumlarının kamu projesinde yer alması sonucu gerçekleştirilen buluşlar için uygulanması gereken süreç hakkında düzenleme bulunmaması, yükseköğretim kurumlarında birden çok kişinin bir buluşu beraber yapması sonucunda hak sahipliğinin dağıtımı esasları hakkında bulunan belirsizlik ve yükseköğretim kurumlarında gerçekleşen hizmet buluşları hakkında hükümlerin yer aldığı SMK madde 113, SMK madde 121 ve ÇBY(Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik) madde 28'de yer alan düzenlemeler arasındaki çelişki olarak sıralanabilir. Çalışma sonucunda, ortaya koyulan engel ve belirsizliklerin çözülmesi amacıyla yasa koyucu tarafından ek yasal düzenlemeler getirilmesinde ve belirsizlik içeren konular hakkında açıklayıcı düzenlemeler getirilmesinde fayda olabileceği sonucuna varılarak bazı engellerin kaldırılması amacıyla çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Girişimcilik, Buluş, Sınai Mülkiyet Hakları, Ticarileşme, Fikri Mülkiyet Hakları

BuluşFikri ve sınai mülkiyet haklarıGirişimcilik+3
Yasemin Baykal
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik açısından kurumsal sosyal sorumluluk ve finansal olmayan performans ilişkisi: Bilişim sektörü incelemesi

İşletmelerin temel amaçlarından biri olan kar çok boyutlu olarak ele alınacak bir kavramdır. Finansal boyutları kadar finansal olmayan boyutları da vardır ve her ikisinin de oluşumuna etki eden faktörler vardır. Son yıllarda işletme yöneticilerinin üzerinde daha fazla durmaya başladıkları sosyal sorumluluk faaliyetleri de bu finansal olmayan faktörler içinde yer almaktadır. İşletmelerin finansal performanslarının ötesinde finansal olmayan performanslarının oluşumu üzerinde de sosyal sorumlulukların etkisi olacağı düşünülmektedir. Buradan yola çıkarak bu çalışmada işletmelerin gerçekleştirdiği kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin finansal olmayan performansa etkileri değerlendirilmiştir. Ankara' da faaliyet gösteren bilişim sektörü işletmeleri çalışma evrenini oluşturmaktadır. Bu evrenden örnekleme seçilen sekiz işletmenin yöneticileri ile mülakatlar yapılarak birincil veriler toplanmıştır. Çalışmada öncelikle kurumsal performans ve finansal olmayan performans üzerinde durulmuş ve daha sonra kurumsal sosyal sorumluluk kavramı incelenmiştir. Örneklemden elde edilen bulgulara ve literatür taramasına dayalı olarak işletmelerin yürüttükleri sosyal sorumluluk faaliyetleri bu faaliyetlerin gerçekleştirilme nedenleri ile sosyal sorumluluk faaliyetlerinin finansal olmayan performans ile ilişkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcı görüşleri dikkate alındığında sosyal sorumluluk faaliyetlerini hem finansal sonuçları hem de finansal olmayan sonuçları bağlamında önemli bulunmaktadırlar. İşletmelerin toplumsal farkındalık ile yürüttükleri sosyal sorumluluk faaliyetlerinin özellikle kurumsal sürdürülebilirlik için çok önemsendiği görülmüştür. İşletmelerin itibar, prestij ve marka bilinirliği ve daha birçok konuya katkı sağlaması açısından kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini gerçekleştirdikleri görülmüştür. Katılımcılar kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin işletme içi ve işletme dışı paydaşlar ile iş birliğine dayalı yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bunun dışında sosyal sorumlulukların bir maliyeti olduğunu ve bu sebeple planlı çalışmalar yapılarak bütçe ayrılması gerektiğini de belirtmişlerdir. Son olarak kurumsal sosyal sorumlulukların finansal etkileri kadar finansal olmayan etkileri olduğunu da belirten katılımcılar en yaygın finansal olmayan etkiyi, kurumsal itibar, yeni müşteri kazanma, şirket ortaklıkları sağlama, çalışan motivasyonunu artırma, özellikle yetenekli çalışanlarda kurumsal aidiyet sağlama şeklinde ifade etmişlerdir.

BilişimBilişim sektörüFinansal olmayan kriterler+5
İslam Çağrı Sarıkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Deneyimsel pazarlama aracı olarak sanal gerçeklik uygulamalarının kullanımı üzerine deneysel bir araştırma

Teknolojik gelişmeler her alanı etkilediği gibi pazarlama alanını da etkilemekte, bu sayede müşteriler bilgiye en kısa sürede ulaşabilmektedir. Teknolojik gelişmeler mal ve hizmetlerdeki seçenekleri de artırmaktadır. Mal ve hizmet seçeneklerindeki artış ile birlikte işletmeler arasındaki rekabet de kaçınılmaz bir durum haline gelmektedir. İşletmeler, rakiplerine karşı üstünlük sağlamak amacı ile müşterilerin ilgisini çekecek mal ve hizmet sunmak adına inovatif fikri çalışmalar ortaya koymaktadır. İşletmeler geleneksel pazarlama yöntemlerinin dışında deneyimsel pazarlama yöntemleri kullanarak müşterilere yeni deneyimler sunmakta ve farklılık hissettirmekte bu sayede müşterileri işletmeye bağlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, sanal gerçeklik gözlüğü aracılığıyla 3600 video izletilen ve daha önce Kapadokya bölgesine ziyaret gerçekleştirmiş Düzce ili merkez ilçesinde ikamet eden bireylerin destinasyonu tekrar ziyaret etme niyetlerinin belirlenmesine yönelik deneysel bir araştırma ortaya koymaktır. Çalışmada deneysel araştırma ve nedensel araştırma yöntemlerine başvurulmaktadır. Deneysel araştırmada sontest kontrol gruplu seçkisiz desen, nedensel araştırmada ise anket tekniği uygulanarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler, betimleyici analizler, güvenirlik analizi, faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Çalışma kapsamında, Kapadokya bölgesinin destinasyon imajının ve alt boyutları olan turistik altyapı ve üstyapı, doğa ve kültür boyutları değişkenlerinin her birinin tekrar ziyaret etme niyetini pozitif etkilediği görülmektedir. Ayrıca turistlerin sanal gerçeklik uygulamaları deneyimleten işletmeleri tercih etmekte olduğu ve çevrelerini bu işletmelere yönlendirecekleri sonucuna da ulaşılmaktadır. Araştırma sonucunda sektörde sanal gerçeklik uygulamalarının artması gerektiği, bu uygulamalara görsel ve video sağlamak üzerine işletmeler kurulabileceği, bu çalışmadan sonraki akademik çalışmalarda ise deneysel araştırmaların artması, farklı destinasyonlara yönelik deneysel çalışma yöntemleri uygulanarak çalışmalar arasında karşılaştırmalar yapılabileceği önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Deneyimsel Pazarlama, Sanal Gerçeklik, Destinasyon İmajı, Tekrar Ziyaret Etme Niyeti, Kapadokya

Deneyimsel pazarlamaPazarlamaPazarlama yöntemleri+1
Mehmetcan Düzgün
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yemek ve servis kalitesi ile restoran imajının marka sadakati üzerindeki etkisi: Hamsi restoran örneği

Bu araştırma, yiyecek içecek işletmelerinde müşteri memnuniyetini ve marka sadakatini etkileyen faktörleri incelemek için yapılmıştır. Hamsi restoran müşterileri üzerinde gerçekleştirilen bir anket aracılığıyla toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, algılanan yemek kalitesi, servis kalitesi, restoran imajı, algılanan fiyat ve müşteri tatmininin marka sadakatini etkileyip etkilemediği test edilmiştir. Sonuçlar, bu değişkenlerin marka sadakatini etkilediğini göstermiştir. İkinci aşamada ise müşteri tatmini değişkeni modele dahil edilerek yol katsayılarının anlamlılığı test edilmiştir. Bulgular, algılanan yemek kalitesi, servis kalitesi ve restoran imajının müşteri tatminini etkilediğini ve müşteri tatmininin de müşteri sadakatini etkilediğini göstermiştir. Bu bulgular, işletmelerin müşteri tatmini odaklı stratejiler geliştirmelerinin ve yemek kalitesi, servis kalitesi ve restoran imajını iyileştirmelerinin marka sadakatini artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Marka Sadakati, Servis Kalitesi, Restoran İmajı, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati

Marka sadakatiMüşteri sadakatiMüşteri tatmini+4
Behzat Çubukçu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilikte yeni bir fon kaynağı olarak kitlesel fonlama: Kitlesel fonlama platformlarına yönelik bir inceleme

Girişimcilik ekonomiye olan katkısı, istihdamı arttırıcı etkisi ve teknolojik gelişmelerin artmasını sağlaması açısından büyük öneme sahiptir. Girişimcilerin sorunlarının çözülmesi ekonomi, istihdam ve gelişim için gereklidir. Girişimcilerin yaşadığı sorunlardan birisi finansman kaynağı sorunudur. Finansman kaynağı sorunun çözümü için geleneksel ve alternatif çözümler bulunmaktadır. Girişimciler, finansman sorunlarının çözümü için; aile ve arkadaşlar, banka kredileri gibi geleneksel yöntemlerin yanında; melek yatırımcılar, risk sermayesi, finansal kiralama gibi yöntemlerde kullanmaktadır. Girişimcilerin finansman sorununa çözüm olarak son yıllarda ortaya çıkan alternatif yöntemlerden birisi ise kitlesel fonlamadır. Kitlesel fonlama, internet aracılığı ile fon sağlayıcılar ve girişimcilerin, buluştuğu, fon sağlayıcıların girişimcilere ödül, bağış, oy hakkı, hisse veya borçlanma karşılığında fon sağladığı bir finansman sistemidir. Kitlesel fonlama sisteminin ödül, bağış, borç ve paya dayalı kitlesel fonlama olmak üzere 4 temel türü bulunmaktadır. Türkiye'de kitlesel fonlama 11 yıllık bir geçmişe sahiptir. 2021 yılına kadar resmi nedenlerle Türkiye'de sadece ödüle dayalı kitlesel fonlama platformları bulunmaktaydı. 2021 yılında resmi engellerin kalkması ile Türkiye'de paya dayalı kitlesel fonlama başlamıştır. 2021 yılında başlayan paya dayalı kitlesel fonlama girişimcilerin finansman kaynağı sorununa çözüm olmakta ve Türkiye'de girişimciliğe katkı sağlamaktadır. Çalışmanın amacı paya dayalı kitlesel fonlama sistemini başlangıcından bugüne dek inceleyerek, hangi sektörlerin kitlesel fonlamaya daha uygun olduğunun görülmesini sağlamak ve paya dayalı kitlesel fonlamanın geçmişten günümüze olan durumunu göstermektir. Çalışma nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi tekniğiyle yapılmıştır. Çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren 4 paya, 1 ödüle dayalı platformdan veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışmada; yazılım, eğitim, elektrik- elektronik ve yapay zekâ alanlarındaki girişimlerin kitlesel fonlamayı daha çok tercih ettiği görülmüştür. Biyoteknoloji, elektrik-elektronik, enerji, finans, tarım ve yapay zekâ alanlarındaki girişimlerin %100 başarıya sahip olmaları nedeniyle bu alanlardaki girişimlerin kitlesel fonlamaya uygun olduğu düşünülmektedir. Tarım alanı en yüksek fonun toplandığı alandır. Çalışmada paya dayalı kitlesel fonlamanın her yıl kullanımının arttığı görülmüştür. Bu veriler ışığında kullanımının dahada artacağı tahmin edilmektedir.

Kitlesel fonlamaPaya dayalı kitle fonlaması
Burhan Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel değerler ve inovasyon yeteneği arasındaki ilişki: Z kuşağı üzerinde bir araştırma

Günümüz iş dünyası, z kuşağının sahip olduğu benzersiz özellikleri ve değerleri anlamak adına bir keşif yolculuğuna çıkmıştır. Özellikle kişisel değerler ile inovasyon yetenekleri arasındaki derin bağlantı, iş dünyasının kalbinde atarken, bu çalışma da bu kritik konuya odaklanmaktadır. Kişisel değer, bir bireyin kişisel nitelikleri, becerileri, deneyimleri ve karakter özelliklerini kapsayan bir kavramdır. İnovasyon yeteneği ise, yeni fikirler üretme, mevcut süreçleri geliştirme ve sıradışı çözümler bulma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bireysel değer ve inovasyon yeteneği bir araya geldiğinde, bireylerin kendilerini ve çevrelerini sürekli olarak geliştirebilmeleri mümkün olur. Bireysel değer ve inovasyon yeteneği, bireylerin kariyer gelişiminde ve organizasyonlarda liderlik rollerinde etkili olmalarına yardımcı olur. Bu yetenekler, toplumların daha rekabetçi, çeşitli ve sürdürülebilir bir şekilde gelişmelerine katkıda bulunur. Bu çalışmanın verileri, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile toplanmıştır. Örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme seçilmiş ve 1995-2010 yılları arası doğan z kuşağından 450 kişilik bir örneklem grubu üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. Bir dizi istatistiksel analize tabi tutularak kişisel değerler ile inovasyon yetenekleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Analiz sonuçları, z kuşağı bireylerinin kişisel değerlerinin, inovasyon yeteneklerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, organizasyonların, çalışanlarının kişisel değerlerini anlamalarının ve bu değerleri inovasyon süreçlerine entegre etmelerinin, daha yenilikçi ve rekabetçi bir ortam yaratmalarına yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Songül Özkan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Potansiyel girişimci olarak üniversite öğrencilerinde sürdürülebilirlik farkındalığının incelenmesi

Sürdürülebilirlik, günümüzün en önemli konularından biri olarak hem bireylerin hem de toplumların geleceğe dair sorumluluklarını belirleyen bir kavramdır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine dayalı bir toplum inşa etmek, sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliği de içerir. Bu çalışmada, sürdürülebilirlik farkındalığının önemi göz önünde bulundurularak, üniversite öğrencilerinin bu konudaki bilinç düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığını incelemektir. Ayrıca sürdürülebilirlik farkındalığının demografik özelliklere ve girişimcilik eğilimi taşıyıp taşımamaya göre farklılık gösterip göstermediğide bu çalışmada ele alınan bir diğer konudur. Araştırma, geleceğin girişimcileri, çalışanları ve hem topluma hem de ekonomiye yön verecek nesil olmaları nedeniyle üniversite öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem yöntemi olarak kolay örnekleme kullanılmış ve çalışma, Düzce ünicersitesi öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Toplam 470 kişiden yüzyüze anketlerle veri toplanmıştır. Araştırmada, sürdürülebilirlik farkındalığı bilgi, çevresel farkındalık ve davranış olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Verilerin analizi, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences, Versiyon 27) programı kullanılarak yapılmıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığına sahip oldukları, özellikle davranış boyutunda diğer boyutlara göre daha düşük bir eğilim gösterdikleri görülmüştür. Ayrıca, sürdürülebilirlik farkındalığının yaş, sınıf düzeyi ve ebeveynlerin eğitim durumu gibi değişkenlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle, 25 yaş üstü ve son sınıf öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların kendilerini bir girişimci adayı olarak görmeleri ve kendilerinde girişimci özelliklerin olduğuna yönelik bir algıya sahip olmaları açısından ise sürdürülebilirlik farkındalığının en yüksek olduğu grup bu konuda net bir fikri olmayanlarda ortaya çıkmıştır. İşini kurmak ve kendini girişimci potansiyele sahip değerlendirme algısı düşük olanlarda sürdürülebilirlik farkındalığı daha yüksek çıkmıştır.

Hülya Elik Demirci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilinde kadın girişimcilik profilinin belirlenmesi

Bu çalışmada ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlayan önemli faktörlerden biri olan girişimcilik kadın girişimciler açısından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda kadın girişimcilerin genel profillerinin çıkarılması, iş kurma sürecinde ve sonrasında yaşadıkları sorunların belirlenmesi ve bu sorunları ortadan kaldırmaya yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2012-2016 yılları arasında Düzce il merkezinde, KOSGEB desteği ile iş yeri açmış 178 kadın girişimci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise araştırma problemine cevap bulacağına inanılan ve kasti örnekleme yöntemi ile evrenden seçilen 10 kadın girişimci oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre Düzce il merkezinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin girişimcilik faaliyetine başlama yaşları genel olarak 25-35 yaş aralığındadır. Hizmet sektöründe faaliyet göstermeyi çoğunlukla tercih eden kadın girişimciler eğitimini aldıkları alanlarda ve küçük işletmeler kurarak işe başlamaktadırlar. Yaşadıkları yer olan Düzce'de faaliyet göstermeyi tercih eden kadın girişimciler işe başlarken sermaye temini konusunda büyük zorluklar yaşadıklarını ve bu sorunu kişisel tasarruf, yakın çevre ve son olarak ta kredilerle giderdiklerini ifade etmişlerdir. Katılımcıların, ekonomik özgürlüklerini sağlamak ve bağımsız çalışma isteğini tatmin etmenin yanı sıra sosyal ilişkileri geliştirme amaçlı olarak da girişimciliğe yöneldikleri görülmektedir. Kadın girişimcilerin, girişimcilik faaliyetine başlama ve onu sürdürme aşamalarında destek sağlayacak kişi ve kuruluşlardan vergi indirimleri, bürokratik işlemlerin iyileştirilmesi, eğitim ve danışmanlık desteklerinin yaygınlaştırılmasını talep ettikleri görülmüştür. Girişimcilik faaliyetini tüm hemcinslerine tavsiye etmekte olan kadın girişimcilerin kadın oldukları için toplumsal hiçbir ayrıma tabi tutulmadıkları ve böyle bir ayrımcı algıyı hissetmedikleri belirlemiştir. Anahtar Sözcükler: Girişimcilik, Kadın, Kadın Girişimciliği, Düzce

DüzceGirişimcilerGirişimcilik+3
Füsun Yaşar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

KOSGEB yeni girişimci destek programından yararlanarak işyeri açan girişimcilerin yaşadıkları sorunlar ve karşılaştıkları fırsatlar

Bu çalışmanın amacı; KOSGEB Yeni Girişimci Destek Programı'ndan faydalanarak işyeri açmış olan girişimcilerin, bu süreçte yaşadıkları sorunlar ve karşılaştıkları fırsatları belirlemektir. Araştırmanın evrenini 2016-2018 yılları arasında Düzce il merkezinde, KOSGEB Yeni Girişimci Destek Programı'ndan faydalanarak işyeri açmış olan girişimciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Kartopu örneklem yöntemi ile belirlenen 11 girişimci oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veriler elde edilmiştir. Bu verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda girişimcilerin, destekten faydalanma sürecinde detaylı prosedürlerden, hak kazandıkları destek miktarlarının zamanında ödenmemesinden ve destek limitlerinin az olmasından rahatsız oldukları ortaya çıkmış; girişimcilerin sıkıntılarını gidermeye yönelik öneriler yapılmıştır. Ayrıca öz sermayesi az olan girişimci adayları için; demirbaş alımları, kira ödemeleri, işçi maaşları ve diğer sabit giderleri ödeme noktasında bu desteğin bir fırsat olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Destek programlarıDüzceGirişim+3
Selim Kibar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel desteğin yenilikçi iş davranışları ve işten ayrılma niyetine etkisi

Yenilik yapmak ve bu yeniliği işletmenin sürdürülebilirliğe katkı yapacak şekilde kullanmak için, yeniliklere uygun ortamların varlığı şarttır. Yeniliğin ortaya çıkacağı iş örgütlerini diğerlerinden ayıran özellikleri vardır. Bu özelliklerinden birisi de oluşturdukları destekleyici mekanizmalardır. Çalışanların yenilikçi yeteneklerini işletme için kullanmasında örgütün oluşturacağı bu destek mekanizması oldukça önemlidir. Örgütün yapısı, yönetici davranışları, sorumlukların paylaşıldığı diğer kişiler ve birçok örgütsel ve bireysel faktör yenilikçi iş davranışlarını etkileyebilmektedir. Tüm bu faktörler yalnızca yenilikçi davranışları etkilemenin ötesinde örgüt içinde başka birçok konuda da belirleyici olabilmektedir. Bunlardan biride işten ayrılma niyetidir. Örgütler, yatırım yaptıkları yeteneklerin işten ayrılmasını veya buna niyet etmesini arzulamazlar. Her yetenek kaybı işletmeye zarar verici etki yapacaktır; çünkü örgütün performansı üzerinde istihdam ettikleri iş görenlerin performans düzeylerinin etkisi büyüktür. Buradan yola çıkarak bu çalışmada, algılanan örgütsel desteğin yenilikçi iş davranışlarına ve işten ayrılma niyetine etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında, algılanan örgütsel desteğin çalışanlar üzerindeki olumlu etkileri neticesinde, ortaya çıkacak olan yenilikçi iş davranışlarının ve bu davranışların desteklenmesinin önemi vurgulanmıştır. Ayrıca yenilikçi iş davranışlarının ve işten ayrılma niyetinin demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklışmadığıda incelenmiştir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, kasti örnekleme ile büyük işletme statüsünde Düzce' de faaliyet gösteren işletmelerden örnekleme yapılmıştır. Anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. Anketler 5 dereceli likert tipi ölçeklerdir. Bu ölçekte, örgütsel desteği ölçmek için 32 ifade, yenilikçi iş davranışı ölçmek için 13 ifade ve işten ayrılma niyetini ölçmek için 3 ifade yer almaktadır. Ölçekler daha önce akademik çalışmalarda da kullanılmış olan ölçüm araçlarıdır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, örneklem içinde yer alan bireylerin işten ayrılma niyetlerinin düşük olduğu, örgüt desteği algılarının ve yenilikçi iş davranışı eğilimlerin yüksek olduğu görülmüştür. Örgüt desteğini oluşturan yönetici desteği, işten ayrılma eğiliminde negatif ve yenilikçi iş davranışlarında ise pozitif yönde etkilidir. Örgüt desteğini oluşturan bir diğer boyut olan çalışma arkadaşı desteğinin ise yenilikçi iş davranışlarına pozitif etkisi vardır; ancak işten ayrılma niyetine anlamlı etkisi bulunmamaktadır. Demografik değişkenler açısından ise yenilikçi iş davranışları ve işten ayrılma niyeti farklılık göstermektedir.

Algılanan örgütsel destekYenilikYenilikçi iş davranışı+2
Armağan Ercan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslami finans araçlarının girişimcilik niyeti üzerine etkisi: Düzce Üniversitesi öğrencileri üzerine bir araştırma

Yatırımların ve girişimlerin ülkelerin ekonomilerinin gelişmesi için ne kadar önem arz ettiği malumdur. Bundan dolayı bütün ülkeler gerekli çalışmalarını yapmakta olup yöneticiler kendi ülkelerinin kalkınması, gelişmesi ve diğer ülkelere karşı söz sahibi olabilmesi için her yönüyle girişimcileri desteklemektedirler. Girişimcilerin ve yatırımcıların ise bu süreçte en büyük problemleri elbette kaynak ve sermaye temindir. Bu probleme çözüm olarak devlet teşvikleri verilerek girişimcilerin hayata geçirmek istedikleri fikirler desteklenmektedir. Ülkemizde de birçok ülkede olduğu gibi yatırımcılara kaynak olabilecek finansal araçlar bulunmaktadır. Dünyada ve ülkemizde bulunan İslami finans kurumları geleneksel bankacılığa alternatif olabilecek yeni araçlara ihtiyaç duyarak çalışmalarına devam etmektedirler. Ülkemizde yapılan bu çalışmaların temel odak noktası Türkiye'de bilinirliği az olan bu araçların tanıtımını yaparak kullanım alanlarını genişletmektir. İslami Finans araçları, yeni iş fikrine sahip olan girişimcilerin ihtiyacı olan kaynakları İslami hassasiyetlere dikkat ederek temin noktasında önem arz etmektedir. Bu çalışmada İslami finans araçlarının girişimcilere finansman kaynağı olma noktasında etkisi araştırılmıştır. Çalışma Düzce Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi çerçevesinde anket tekniğinden yararlanarak veriler toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; İslami finans araçlarının girişimcilik niyeti üzerinde istatiksel olarak anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Yine öğrencilerin girişimcilik niyeti ile gelir seviyeleri, eğitim düzeyleri ve girişimcilik eğitimleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir.

Düzce ÜniversitesiFinansal araçlarGirişimcilik+3
Elyesa Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin girişimcilik özelliklerinin girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisi Düzce Üniversitesi örneği

Küreselleşen dünya ile birlikte son çeyrek asırda gittikçe önem kazanan girişimcilik önemli bir kavram haline gelmiştir. Girişimci, eline geçen fırsatları değerlendiren, krizi fırsata çevirebilen ve bu fırsatları en iyi şekilde maddi kazanç elde etmek amacıyla herhangi bir başarısızlık durumuna da hazırlıklı risk alabilen bireylere girişimci denmektedir. Hayat boyu öğrenme biçimi olarak görülmekte olan girişimcilik eğitimi girişimci davranışları oluşturan katılımcılar geliştirmek, ya da bu eğilime etki eden bütün öğeleri geliştirmeye çalışmaktır. Girişimcilik eğitimi girişimciliğin gelişmesi için önemli konulardan biridir. Çalışmanın birinci kısmında araştırmanın amacı, önemi ve sayıtlıları açıklanmıştır. İkinci kısımda girişimciliğin tanımı, tarihi, önemi ve türleri ile birlikte girişimcilerin sahip olması gereken özellikler, girişimciliğin avantajları, dezavantajları ve girişimciliği etkileyen faktörler açıklanmıştır. Bu kısımda son olarak girişimcilik eğitimi kısaca açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü kısımda araştırmanın yöntemi dördüncü kısımda araştırmanın bulguları beşinci kısımda sonuç ve öneriler bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, literatürde sıkça vurgu yapılan girişimci kişilik özelliklerinin (başarma ihtiyacı duyma, kendine güven, yenilikçi olma, kontrol odağı, risk alma, belirsizlik toleransı) girişimcilik eğilimine etki edip etmediğini ve bu etkinin derecesini belirlemeye çalışmaktır. Veriler nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25 programı kullanılarak araştırma sorularına cevap aranmıştır. Araştırmanın sonucunda girişimci kişilik özelliklerinden başarma ihtiyacı, kontrol odağı, yenilikçilik faktörü hariç diğer girişimci kişilik özelliklerinin girişimcilik eğilimine etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, girişimci kişilik özellikleri ile girişimcilik eğilimi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Girişimcilik Eğitimi, Girişimcilik Eğilimi

Düzce ÜniversitesiGirişimcilikGirişimcilik eğitimi+1
Murat Başol
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal girişimciliğin finansmanında alternatif bir yöntem: Kitlesel fonlama model önerisi

Son yıllarda sosyal girişimcilik, gerek akademik alanda gerekse reel ekonomide çok boyutlu olarak önem kazanmaya başlamıştır. Fakat sosyal, ekonomik, çevresel vb. problemlere yönelik çözüm üretilmesinde önemli bir yere sahip olan sosyal girişimciliğin gelişmesinin önünde ne yazık ki bazı temel engeller de mevcuttur. Bu engellerin başında da "finansal kaynak yetersizliği" gelmektedir. Türkiye'de sosyal girişimcilerin sosyal girişimlerine yönelik finansmanı genellikle öz kaynaklarından, sponsorluklardan, bağışlardan, aile ve akrabalarından sağladığı bilinmektedir. Bu alandaki bir diğer önemli finansman kaynağı da sosyal girişimler için oluşturulan hibe programlarıdır. Ülkemizde sosyal girişimciliğin desteklenmesine yönelik yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeylerde kamu, özel sektör ve sivil toplum destekli pek çok hibe ve ödül programı yürütülmektedir. Tüm bu finansal kaynaklar, sosyal girişim faaliyetlerini destekleyerek ülkenin sosyo-ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Fakat dünya genelinde yaygın olmasına ve sosyal girişimler için önemli bir finansal kaynak olmasına rağmen ülkemizde sosyal girişimciler kitlesel fonlamadan gerektiği oranda faydalanmamaktadır. Türkiye'de yasal zemini 2017 yılında oluşturulmuş olan kitlesel fonlama, sosyal ya da ticari girişim faaliyetleri için fon arayanlar ile bu girişimlere belirli koşullar çerçevesinde fon sağlamak isteyen destekçilerin bir araya geldiği internet platformları üzerinden yapılmaktadır. Kitlesel fonlamanın Türkiye'de yaygınlaşması, sosyal girişimciliğin ülkemizde gelişimine katkı sağlamak için alternatif bir finansal kaynak olabilecektir. Bu araştırmanın amacı da Türkiye'de sosyal girişimciliğin geliştirilmesine katkıda bulunmak adına bir kitlesel fonlama model önerisi geliştirmektir. Model çerçevesinde geliştirilen kitlesel fonlama aracını Türkiye'deki hatta dünyadaki benzerlerinden ayıran temel özelliği ise ticari ya da sosyal girişimleri için fon arayanlar ile bu girişimlere finansal destek vermek isteyenleri buluştururken; aracılık komisyonundan elde ettiği kârı sosyal girişimler için hibe sağlayan bir fon kaynağına dönüştürmesidir. Dolayısı ile çalışmada ortaya çıkan modelin kendisi de sosyal girişim faaliyetlerini destekleyen bir sosyal girişimdir. Araştırmada, tespit edilen finansmana erişim probleminin çözümüne yönelik alternatif bir kitlesel fonlama model önerisinin geliştirilmesi, araştırmayı literatürdeki benzer çalışmalardan ayıran temel özellik olmuş; araştırmanın yaratıcılığını, önemini ve özgünlüğünü ortaya koymuştur. Nitel araştırma yöntemine başvurulan bu çalışmada, araştırmaya konu olan problemi çözümleyebilmek adına doküman incelemesi tekniğin uygulanmış ve literatürde girişimcilik, sosyal girişimcilik ve kitlesel fonlama alanlarında yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Yapılan doküman incelemesi neticesinde sosyal girişimciliğin henüz üzerinde uzlaşı sağlanan bir kavramsal çerçevesinin olmadığı; genellikle sosyal hizmet sunumu, aktivizm, hayırseverlik ve kurumsal sosyal sorumluluk gibi alanlarla karıştırıldığı saptanmıştır. Sosyal girişimcilik ile ilgili literatürde tartışılan bir diğer konunun da sosyal girişimciliğin hangi sektörlerde uygulanabileceğine yönelik olduğu belirlenmiş ve bu çalışmada sosyal girişimciliğin tüm sektörlerde uygulanabilir bir yapısının olduğu savunulmuştur. Araştırma kapsamında model olarak X Kitlesel Fonlama Platformu adında bir kitlesel fonlama modeli ortaya çıkarılmıştır. Önerilen modelin Türkiye'deki mevcut platformlardan, sosyal işletme olarak faaliyet göstermesi, sosyal girişim olması, aracılık komisyonlarından elde ettiği kâr ile kendi hibe programını oluşturması boyutlarında farklılık gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. Önerilen modelde diğer platformlardan farklı olarak kitlesel fonlama sisteminde karşılaşılabilecek riskleri aza indirgeyecek tedbirler belirlenmiştir. Platformdan faydalanacak olan proje sahiplerinin tecrübe eksikliğinden kaynaklı yatırımın başarısızlıkla sonuçlanması ihtimalini aza indirgemek için endüstri bilgisi, network, mentorluk ve pazarlama gibi alanlarda danışmanlık desteği vermesi uygun görülmüştür. Kitlesel fonlama siteminde karşılaşılan risklerden birisi olan proje fikirlerinin çalınması ihtimaline karşı danışmanlık desteği vermesi uygun görülmüştür. Modelin Türkiye'de sosyal girişimciler için alternatif bir fon kaynağı olmasının yanında, sosyal girişimlere yatırım yapmak ya da sosyal girişimcileri finansal olarak desteklemek isteyen kişi ve/veya kurum ve kuruluşların sayısının artmasına katkı sağlayabileceği, ticari ve sosyal girişimcilerin projelerini internet üzerinden kitlelere ulaştırmasını kolaylaştırabileceği sonuçlarına varılmıştır. Geliştirilen modelin Türkiye'deki sosyal girişimcilerin fırsatlara erişiminin önünü açacağı ve böylece Türkiye'de sosyal, çevresel, ekonomik vb. alanlarda yaşanan problemlerin çözümüne katkı sunulabileceği de araştırmada elde edilen diğer önemli sonuçlardandır. Araştırma kapsamında ortaya çıkarılan ve Türkiye'de sosyal girişimcilik ekosisteminin gelişimine önemli katkıları olacağı düşünülen modelin; kamu, özel ve sivil toplum sektörlerinden aktörlerin işbirliği ile hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmış; böyle bir işbirliğinin, modelin sürdürülebilirliğini sağlayacağı gibi verimliliğini de artırabileceği savunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Sosyal Girişimcilik, Kitlesel Fonlama, Model Önerisi

FinansmanGirişimcilikKitlesel fonlama+2
Engin Çavuş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi döneminde Türkiye'de e-ticaretteki artış

2019 Aralık ayında Çin'de meydana gelen salgın ile tüketiciler e-ticarete yönelmiştir. Teknolojinin hızlı gelişmesi ve internet kullanımının artması ticaret şeklini değiştirmiştir. Klasik ticarette alıcı ve satıcı fiziki bir ortamda karşılaşırken bu değişiklik ile birlikte fiziki ortama gerek olmadan ticari faaliyetler için alıcı ve satıcı buluşabilmektedir.2019 yılı aralık ayında Çin' in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılarak salgın halini alan Covid-19 ile birlikte bu değişim hızlanmıştır. Elektronik ticaret; üretici ve tüketicinin internet ortamında buluşup siparişten ödemeye kadar tüm işlemlerinin aynı ortamda gerçekleştirildiği ticaret şeklidir. İnternetin dünyayı ağ gibi sarması ile e-ticaret küresel bir boyut kazanmıştır. Elektronik ticaretin, gelişmesi ve yayılması ile e-ticaretin türleri de değişiklik göstermiştir. Bu çalışmada Türkiye' de Covid-19 salgınıyla birlikte tüketicilerin e-ticarete yönelimlerindeki artış incelenmiştir. Online alışverişte salgın öncesi ve salgın sonrası ürünlerde farklılık olmaktadır. E-ticaretin gelişmesi ile bilgi ve teknolojide de değişim olmaktadır. Covid-19 ile dünya genelinde tüketicilerin alışkanlıklarında farklılık olmuştur. Bireyler, alışveriş alışkanlıklarını değiştirerek farklılaşan şartlara uyum sağlamışlardır. Pandemi, zaten salgın anlamına gelmektedir. Bu nedenle bu durumu ya pandemi diye ya da Covid-19 salgını diye ifade etmemiz gerekir. Bu süreçte e-ticaretin boyutunda gelişme gözlenmektedir. E-ticaret ile ne şekilde alışveriş yapılacağını bilmeyen bireyler bile çevrelerinden aldıkları desteklerle e-ticarete dahil olmuşlardır. Pandemiden en çok etkilenen sektör e-ticaret olmuştur. Salgın süresince gelişim gösteren e-ticaretin salgın sonrasında da gelişiminin devam edeceği düşünülmektedir. İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar birçok salgın ortaya çıkmış ve bunların bir kısmı bir bölgeye etki etmişken bir kısmı da tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Covid-19 da günümüzde kendini gösteren ve dünyayı etkisi altına alan bir salgın olma özelliği göstermiştir. Salgınla mücadele etmek için bazı kısmi veya tam kısıtlamalar uygulanmıştır. Bu kısıtlamalar ile insanlar fiziksel ticaretten sıyrılarak e-ticareti tercih etmişlerdir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de pandemi döneminde e-ticaretin artan önemini istatistiksel verilerle ortaya koymaktır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; e-ticaretin tanımı ve gelişimi, e-ticaretin faydaları ve üretici/tüketici açısından değerlendirilmesi incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, pandeminin kavramsal tanımı, pandeminin toplumsal yaşama etkisi, Covid-19 salgınında e-ticaretin önemi, Covid-19 ile artışı olan ürün kategorileri incelenmiş ve Covid-19 sürecinde e-ticaret ile ilgili yapılan literatür çalışmalarına yer verilmiştir.

COVID 19Elektronik ticaretPandemiler+2
Havva Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimciliğin bölgesel kalkınmaya etkisi; TKDK il örnekleri

Çalışmanın birinci bölümünde girişimcilik kavramı ve gelişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. Kişilerin çevrelerinde meydana gelen fırsatları değerlendirebilmeleri ve bu fırsatlardan fayda elde edebilmeleri şeklinde basitçe ifade edilebilecek girişimcilik kavramı; günümüz ekonomik dünyasının olmazsa olmazı haline gelmiştir. Girişimcinin istihdama ve ekonomiye ne gibi katkılar sağlayacağı birçok kişi tarafından farklı biçimde dile getirilmiştir. Girişimcilik örneklerine baktığımız zaman girişimciliğin kültürel faktörlerden, ailesel faktörlerden mali çevre gibi farklı parametrelerden etkilendiğini söyleyebiliriz. Ülkemizde de her dönemin özelliğine göre faklı yapıda girişimcilik örnekleri ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Döneminde el zanaatkârlığı ve kişisel beceriler şeklinde biçimlenen girişimciler, Cumhuriyetin kurulmasıyla kişisel becerinin üstüne çıkmıştır. Ülkenin kalkınmasını sağlamak amacıyla ilk zamanlarda devlet eliyle gerçekleştirilen yatırımlar 1960'lı yıllarla birlikte serbest girişimcilere teslim edilmeye ve her geçen yıl yeni girişimciler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ortaya çıkan bu girişimcilerin hemen hepsinin belirli vasıfta olduğu ve benzer özellikler taşıdıkları dikkat çekmektedir. Girişimcilik risk alabilme faktörünü taşıdığından girişimcinin başarılı veya başarısız olma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. İkinci bölümde Bölgesel Kalkınma kavramı incelenmeye çalışılarak kalkınmanın nasıl sağlanabileceği üzerinde durulmuştur. Bölgesel kalkınmadaki amaç çeşitli sebeplerle ülkenin diğer bölgeleriyle aynı seviyede gelişimini sağlayamamış yerlerin tespit edilip kalkınmasını sağlamaktır. Bölgesel geri kalmışlığın çeşitli sebepleri olabilmektedir. Bölgesel kalkınma hamlesinin başlatılabilmesi için öncelikle geri kalmış bölgenin neden geri kaldığı tespit edilmelidir. Ülkemizde de bölgesel kalkınmayı sağlamak amaçlı kalkınma hamleleri başlatılmıştır. Bu hedefle kalkınma ajansları kurulmuştur. Aynı zamanda beşer yıllık kalkınma planları uygulanmıştır. Bizde bölgesel kalkınmanın nasıl sağlanmaya çalışıldığını, kalkınma ajanslarının faaliyetlerini ve beşer yıllık kalkınma planlarını ikinci bölümde incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu faaliyetlerini ve bölgemizde yer alan Elazığ, Malatya ve Diyarbakır TKDK yatırımlarını incelemeye çalıştık. TKDK 18 Mayıs 2007 tarihli yasayla kurulmuştur. TKDK kırsalda kalkınmayı sağlamak maksatlı kurumdur. Kırsalda kalkınmanın sağlanmasıyla ülke ekonomisinin güçlenmesi ve kırsalda istihdamın artırılması hedeflenmektedir. Ayrıca bu bölümde TKDK'nın yatırımları başladıktan sonra TÜİK verileri kullanılarak hayvancılıkta saydığımız iller arasında TKDK'nın ne gibi bir fayda sağlayabildiğini incelemeye çalıştık.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıGirişimcilik+3
Samet Koçdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2000 arası Türkiye'de yaşanan siyasi krizlerin dış ticaret ve girişimcilik üzerine etkileri

Hızla gelişen ve değişen teknolojiyle beraber 21. yüzyılda üretim ve tüketimin artması ve sosyo-kültürel anlamda değişimlerin yaşanmasıyla çok uluslu şirketler de idari anlamda değişlikler yaşamış ve bu değişiklikler devamlılığını sürdürmüştür. Bunların yanında artık tek tip tüketici yaratılmasıyla geleneksel ürünler ortadan kaldırılmıştır. Türkiye'de devrim niteliği taşıyan 24 Ocak 1980 ve 5 Nisan 1994 kararlarının ekonomide pozitif etki oluşturup oluşturmadığı ve dış ticaret politikalarının üzerindeki etkisi sonucu bu dönemdeki girişimcilik üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada 1980'den sonra Türkiye'de 1980, 1994, 1998-1999, 2000-2001 yıllarında yaşanan krizlerin dış ticaret ve girişimcilik üzerindeki olumlu olumsuz etkileri araştırılmıştır. Dış ticaret yapısı; TÜİK' ten alınan verilerle ithalat ve ihracatın sektör dağılımı esas alınarak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda TÜİK' ten alınan sektöre göre açılıp kapanan işletmelerin sayısıyla döneme dair girişimcilik alanında çalışılmıştır.

GirişimcilikKrizSiyasi kriz+2
Hilal Kamaç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında kişisel verilerin korunması: Malatya büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinde çalışan personelin kişisel verilerinin korunmasına yönelik algı örneği

Dijital teknolojinin günlük hayatın hemen her alanına entegre edilmesi ve bilginin çok hızlı bir şekilde üretiliyor olması ile 'bilgi' çok fazla değer kazanmaya başlamıştır. Bilgiye erişim şeklinin ve hızının değişmesi önemli bir avantaj sağlarken diğer taraftan da kişisel gizliliği tehdit etmektedir. Hemen her gün kişi hakkında birçok bilgi kurum ve kuruluşlar tarafından toplanmakta ve internet aracılığıyla paylaşılmaktadır. Kişiyi belirlemeye yönelik her türlü bilgi olarak tanımlanan ve günümüzün en önemli hukuki konuları arasında yer alan kişisel verilerin kontrolsüzce paylaşılmasını engellemek için verilerin kullanım alanları ile bireyin özel hayatı arasında bir dengenin kurulması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Söz konusu durum, iş yeri sınırları içerisinde de değinilmesi gereken bir husustur. Zayıf ve korunması gereken tarafı oluşturan işçinin, kişisel verilerinin güvenliği ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması kişisel veri kanununun iş ilişkisindeki önemini daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada işçinin ve dolayısıyla da toplumun güvenliğinin sağlanmasında kişisel verilerin korunmasının önemi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Malatya ilinde üç farklı belediye çalışanlarının kişisel veri, verilerin güvenliği ve korunmasına yönelik görüşleri, yapmış olduğumuz anket çalışması sonucunda frekans dağılımına göre değerlendirilmiştir.

BelediyelerHakların korunmasıKamu personeli+4
Ayşe Yardımcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik tüketim reklamlarının nöropazarlama açısından eye-tracking ile incelenmesi

Gelişen günümüz koşullarında insanların tüketim alışkanlıkları da gitgide değişim göstermektedir. Tüketim alışkanlıkları değiştikçe bireyler çevre, psikolojik, gündelik hayatın stresinden kaçma, birbirine benzeme ya da birbirinden ayrışma gibi çeşitli nedenlerle alışverişlerini rasyonel faktörlerin etkisinde olan faydacı tüketimden, hedonik tüketime yani haz odaklı satın alma davranışına kaydırmışlardır. Nöropazarlama da kişinin gerçekte hangi duygularla tüketime yöneldiğini yani satın alma kararına yön veren bilinçaltı düşünceleri, duyguları ve arzuları ortaya çıkaran bir süreçtir. Bu çalışmayla tüketicilerin günlük hayatta haz alma duygusu ile ürün tercih etmelerine beynin nasıl tepki verdiğinden yola çıkıp; hedonik tüketim ve nöropazarlamayı birleştirerek, tüketicilerin hedonik içerikli reklamlara olan tepkileri ve bu reklamları gerçekte nasıl algıladıkları nöropazarlama tekniklerinden Eye-Tracking (Göz İzleme) yöntemi ile deneysel olarak incelenmiştir. Bu çalışmada Algida Magnum markasına ait Hedonik tüketime yönelik 5'er saniyelik slayt haline getirilmiş 7 görsel izlettirilmiştir. Eye-Tracking analiz yöntemi ile katılımcıların göz hareketleri incelenerek bu reklam görsellerine verdikleri tepkilere ilişkin veriler analiz edip yorumlanmıştır. Bu çalışma teorik anlamda nöropazarlama ve hedonik tüketim literatürüne katkı sağlamasının yanı sıra akademik çalışmalar arasında yeni bir çalışma özelliği de taşımaktadır. Uygulama anlamında da bundan sonra yapılacak deneysel çalışmalara yol gösterici bir çalışma niteliğindedir.

Göz izlemeHedonik modelHedonizm+7
Selin Emül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00