
10
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Biberde anter kültürü çalışmalarında farklı besi ortamlarının etkilerinin araştrılması
Çalışma kapsamında C. annuum L.türüne ait 4 farklı çeşitte (12-081(Kapia A), 10-714 (Kapia B),15-416 (Dolma 39), 12-013 (Dolma 47)) haploid bitki elde etmek amacıyla yapılan anter kültürü çalışmalarında besin ortamında karbonhidrat kaynağı olarak maltoz, sakkaroz ve ön sıcaklık uygulamalarının biberde androgenesise etkisi incelenmiştir. Ayrıca genotip ve farklı besin ortamlarının anter kültürüne etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan anterler 2 farklı ön uygulamaya (25 ve 35°C(karanlık)) maruz bırakıldıktan sonra, 2 farklı şeker içerikli (maltoz ve sakkaroz) besin ortamı kombinasyonunda kültüre alınmışlardır. Çalışmada besin ortamı olarak önceki çalışmalarda biber anter kültüründe olumlu sonuçların alındığı Murashige ve Skoog (1962) temel besin ortamı ve 0.1 mg/l BAP + 4 mg/l NAA + 2,5 mg/l aktif karbon kullanılmıştır. Kültüre alınan anterlerin, ön uygulama ve şeker içerikli besin ortamında kallus oluşumları değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçları çeşitler bazında değerlendirildiğinde her çeşitte kallus oluşumu gözlemlenmiştir. Sonuçlar ortamlar ve ön uygulamalar açısından değerlendiğinde ise kallus oluşumu bakımından en olumlu sonuçlar karbonhidrat kaynağı olarak maltoz ilavesi ön uygulama olarak ise 6 gün süresince 35 °C sıcaklık ön uygulamasından geçirilmiş petrilerden elde edilmiştir. Karbonhidrat kaynağı olarak sakkarozun kullanıldığı besi ortamlarında ise çeşitlere bağlı olarak kısmen başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Çeşit x ortam interaksiyonu incelendiğinde ise kallus oluşumu açısından en başarılı sonuçlar 35 °C sıcaklık ön uygulamasında 6 gün bekletilen ve karbonhidrat kaynağı olarak maltoz kullanılan ortamlardan, Kapia B ve Kapia A çeşitlerinde alınmıştır. Sonuç olarak yapılan bu çalışma biberde anter kültürü çalışmalarında karbonhidrat kaynağı olarak maltoz kullanımının ön uygulama olarak ise anterleri 35 °C de 6 gün bekletmenin kallus oluşumu üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.
Tohuma kaplanan Trichoderma spp.'nin hıyarda Fusarium solgunluğuna etkilerinin araştırılması
Hıyar bitkisinde önemli verim kayıplarına neden olan Fusarium solgunluğu (Fusarium oxysporum f. sp. cucumerinum, FOC) ile kimyasal mücadelede başarılı sonuçlar alınamamaktadır. Bu nedenle biyolojik savaşım çalışmaları ve Trichoderma türleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında, iki farklı Trichoderma citrinoviride izolatının FOC'a karşı etkilerinin belirlenmesi için hıyar tohumlarına kaplama ve priming uygulamaları yapılmıştır. Her uygulama sonrasında tohum çimlenme oranları belirlenmiştir. Trichoderma ile kaplama yapılan hıyar tohumlarında çimlendirme testinde, priming (CMC) uygulaması sonrası çimlenme oranları oldukça düşük bulunmuştur. En yüksek çimlenme priming (CMC)+polimer kaplama P25 uygulamasında %84 saptanırken, bunu aynı uygulamanın P18 izolatı ile olanı izlemiştir. İklim odası koşullarında gerçekleştirilen denemeler sonucunda, T. citrinoviride P18 ile yapılan priming (CMC)+polimer uygulamasında, hastalık gelişimi %18,75 olarak saptanmıştır ve %57,34 oranında etkililik gözlenmiştir Doğrudan tohum kaplama uygulamasında, hastalık gelişimi her iki izolat için %29,17 olarak belirlenmiş ve %33,33 ile en düşük etki oranına sahip olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, Trichoderma'nın, Fusarium solgunluğu hastalığına karşı etkili olduğu görülmektedir ve önceki yapılan çalışmalardaki hipotezleri desteklemektedir.
Bazı yerli enginar çeşitlerinin döllenme biyolojileri ve tohum verimleri üzerine araştırmalar
Bazı yerli enginar çeşitlerinin [Cynara cardunculus L. subsp. scolymus (L.) Hayek] döllenme biyolojisi ve tohum verimlerinin araştırıldığı bu çalışmada 'Sakız', 'Bayrampaşa', 'Kıbrıs Karası' çeşitlerine ve 'Vural No: 6' klonlarına ait 298 baş kullanılmıştır. Ege Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanlarındaki enginar koleksiyon parsellerinde 2016-2017 yılları arasında yürütülen çalışmalarda çeşitlerin tohum verim ve kaliteleri birincil ve ikincil başlar düzeyinde incelenmiş, baş pozisyonunun tohum adedi/baş, bin dane ağırlığı ve çimlenme yüzdelerine etkisinin istatistik bakımdan önemli olmadığı tespit edilmiştir. Açık tozlanmaya bırakılan genotiplerde baş pozisyonu gözetmeksizin yapılan incelemelerde 'Vural No: 6' ve 'Bayrampaşa' sırasıyla 288 (a) ve 273 (a) tohum adedi/baş değeri ile en yüksek değere sahip olmuştur. 'Kıbrıs Karası' çeşidinin ise en yüksek bin dane ağırlığına (56 g) ve çimlenme yüzdesine (%79,71) sahip tohumlar ürettiği tespit edilmiştir. Açık tozlanan genotiplerde en güçlü korelasyonun ise bin dane ağırlığı ile çimlenme yüzdesi arasında olduğu görülmüştür. İzolasyon uygulaması yapılan 'Sakız' ve 'Vural No: 6' genotiplerinde tohum adedi/baş değerlerinde önemli ölçüde düşüşler görülmüştür. Aynı şekilde suni tozlama yapılan tüm genotiplerde de bu oran düşmüştür. 20 gün süreyle +4°C'de depolanan polenlerde yapılan canlılık testlerinde ise polenlerde canlılığının önemli ölçüde düştüğü tespit edilmiştir. Bununla beraber polenlerin kendilemelerde ve melezlemelerde kullanılma potansiyellerini koruduğuna kanaat getirilmiştir.
Tütün tohumlarının çimlenme ve çıkış özelliklerinin iyileştirilmesi
Çalışmada bitkisel materyal olarak 'Birlik-125' ve 'Özbaş' çeşitlerine ait tütün (Nicotiana tabacum L.) tohumları kullanılmıştır. Bu tütün tohumlarının çimlenme/çıkış performanslarının iyileştirilmesi, hızlı ve homojen çimlenme/çıkış sağlanması ve bu tohumlardan da kaliteli fide elde edilmesi amacıyla tohumlara ekim öncesinde bazı çimlenme iyileştirici ön uygulamalar yapılmıştır. Bu amaçla optimum uygulama doz, süre ve sıcaklığın belirlenmesi için ön denemeler aşamasında en etkili uygulama yöntemleri saptanmıştır. Ön denemelerde belirlenen uygun yöntemler ile birlikte ana denemelerde; PEG-6000 ve KNO3 uygulamalarının bitki gelişim düzenleyicileri (Gibberellik asit (GA3), 6-Benzylaminopurine (BA)) ile oluşturulan kombinasyonları, humidifikasyon, kalibrasyon, hidropriming uygulamaları ve hiç uygulama görmemiş tohumlar (kontrol) olmak üzere toplam 10 farklı ekim öncesi uygulama yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda her iki çeşit tohumunda da PEG-6000, KNO3+GA3, PEG+GA3 uygulamaları sonucunda en yüksek çimlenme/çıkış oranına ulaşılırken, KNO3+BA ve PEG+BA uygulamalarının ise olumlu bir etkisi tespit edilememiştir. -12 MPa PEG-6000, %2 KNO3+GA3, -12 MPa PEG+GA3 uygulamaları sonucunda Birlik-125 çeşidi için çimlenme gücü %88,75'e arttırılmış çimlenme zamanı ise 40,11 saate düşürülmüştür. Özbaş çeşidi için ise çimlenme gücü %75,75'e arttırılmış çimlenme zamanı da 47,60 saate düşürülmüştür. Uygulamalar sonrası elde edilen çimlenme/çıkış sonuçları çeşitlere göre farklılık göstermiştir. Anahtar sözcükler: tütün, priming, KNO3, PEG-6000, çimlenme
Biber hatlarında moleküler markörlerle genetik ilişkilerin belirlenmesi
Bu çalışmada, biber saf (Capsicum annum L.) hatları arasındaki genetik ilişkinin belirlenmesi ve ıslah programının etkinliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Çalışmada 35 adet çarliston ve 44 adet dolmalık biber saf hatları arasındaki genetik benzerlik, SRAP (Sequence Related Amplified Polymorphism) markörü ile araştırılmıştır. Çarliston biber hatları için 71 ve dolmalık biber hatları için ise 24 SRAP primer kombinasyonu denenmiştir. Kullanılan primer çiftlerinden çarliston biber hatlarında 50, dolmalık biber hatlarında ise 15 kombinasyon polimorfizm göstermiş ve bu kombinasyonlar değerlendirmeye alınmıştır. Çarliston biber hatları için 123 adet, dolmalık biber hatları için ise 25 adet polimorfik bant elde edilmiştir. Çarliston biber hatlarının genetik benzerlik düzeyleri 0.62 ile 0.98 arasında değişim göstermiştir Buna karşılık dolmalık biber hatlarının genetik benzerlik düzeylerinin 0.54 ile 1.00 arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen dendogramlarda, genetik olarak en uzak bireyler çarliston biber hatları arasında 185 ile 193 nolu bireyler iken, dolmalık biber hatları arasında ise 141 ile 168 nolu bireyler olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte çarliston grubunda genetik olarak yakın hatlar 190-191 ve 218-219, dolmalık grubunda ise 163-164, 183-184 ve 180-181 nolu hatların olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde SRAP markörü ile kendilenmiş saf hatların genetik uzaklıklarının belirlemede başarılı olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar sözcükler: Biber, genetik akrabalık, SRAP, polimorfizm
Bazı silajlık mısır (Zea mays) çeşit ve çeşit adaylarının Ödemiş ve Kiraz lokasyonlarındaki adaptasyon ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma; Ödemiş-İzmir ve Kiraz-İzmir koşullarında, bazı silajlık mısır çeşitlerinin ana ürün olarak yetiştirildiklerinde sergileyecekleri performansları belirleyebilmek amacıyla yürütülmüştür. 2015 yılında gerçekleştirilen bu araştırma, tesadüf blokları deneme desenine uygun biçimde 2 lokasyon ve 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada 8 farklı hibrid silajlık mısır çeşidi ve çeşit adayı ( Inove, DKC-955, Impacto, Somma, Maximus, Burak, 31Y43, Reserve) kullanılmıştır. Denemede, bitki boyu, koçan yüksekliği, koçan ağırlığı, sap ağırlığı, yaprak ağırlığı, yeşil ot verimi, ham protein oranı, ham selüloz oranı, kuru madde oranı ve kuru madde verimi olmak üzere silaj kalite değerleri incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre; sırasıyla Ödemiş ve Kiraz lokasyonu ortalamalarına bakıldığında; bitki boyu 3,266-3,767 m, koçan yüksekliği 1,374-2,075 m, koçan ağırlığı 0,163-0,319 kg, yaprak ağırlığı 0,312-0,448 kg, sap ağırlığı 0,567-0,96 kg, yeşil ot verimi 10632,56-13477,46 kg ve kuru madde verimi ise 3608,11-2479,72 kg/da arasında değişiklik göstermiştir. Ödemiş lokasyonu için yapılan laboratuvar analizi sonuçlarına göre ise; kuru madde oranı % 20,6-29,0, ham protein oranı % 6,16-8,61 ve ham selüloz oranı %25,7-33,4 arasında değişiklik göstermiştir. Elde edinilen bilgiler ışığında Doğu İzmir ilçeleri olan Ödemiş ve Kiraz lokasyonlarında Somma aday çeşidi ve Inove çeşidinin yüksek kuru madde verimleri ve silaj kalite özelliklerinin de yüksek olmasından dolayı ümitvar çeşit oldukları belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Ödemiş mısır silajı, Kiraz mısır silajı, mısır silaj kalitesi, mısır adaptasyon denemesi, mısır çeşidi ve çeşit adayı , kuru madde verimi
Farklı ışık renklerinin bazı tohumlarda çimlenmeye etkisi
Bu çalışma, soğan (Allium cepa L.), tütün (Nicotiana tobacco L.) ve marul (Lactuca sativa L.) tohumlarında dormansiyi uzaklaştırmak için farklı ışık renklerinin (mavi, yeşil, sarı, kırmızı, beyaz ve karanlık) çimlenme ve fidecik gelişimine etkisini saptamak amacıyla ISTA kurallarına göre yürütülmüştür. Çalışmada çimlenme gücü, ortalama çimlenme zamanı, homojenlik katsayısı ile kökçük, sapçık ve kotiledon uzunluğu gibi özellikler ölçülmüştür. Karanlık uygulamasının soğan ve marul tohumlarında hem çimlenme hem de fidecik gelişimi bakımından en başarılı sonuçları verdiği ancak bitkilerde etiolleşmeye neden olduğu belirlenmiştir. Her iki türde de sağlıklı fidecikler elde edilmesi için kırmızı başta olmak üzere faklı ışıklar altında çimlendirilmesi gerektiği gözlemlenmiştir. Tütün tohumlarında kırmızı ışık çimlendirme parametreleri bakımından olumlu sonuçlar vermiştir. Fidecik gelişiminde ise farklı ışık renkleri birbirine benzer sonuçlar vermiş, ancak karanlık uygulaması tüm parametrelerde başarısız olmuştur. Ön uygulama faktörünün soğanda çimlenme üzerine önemli etkiye sahip olmadığı ancak fidecik gelişiminde başarı sağladığı belirlenmiştir. Marulda ön uygulamanın incelenen parametreler üzerine önemli etkisi saptanmamıştır. Tütün tohumlarında KNO3 uygulamasının çimlenmeyi pozitif etkilediği ancak fidecik gelişimine önemli bir etkisinin olmadığı kaydedilmiştir.
İzmir ilinde mısır üreticilerinin tohum tercihleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, İzmir ilinde dane mısır üreticilerinin mısır tohumu satın alırken fiyat, verim, erkencilik, hastalıklara dayanıklılık ve stres koşullarına (sıcak ve soğuk hava şartlarına) dayanıklılık gibi özelliklerinden hangilerini dikkate aldıklarını belirlemektir. Ayrıca, mısır üreticilerinin sosyo-ekonomik özelliklerine göre çeşit tercihlerindeki farklılıkların da ortaya konulması amaçlanmıştır. İzmir ilinde mısır üretiminin en fazla gerçekleştiği Torbalı ve Bergama ilçeleri araştırma alanı olarak belirlenmiştir. Oransal örnekleme hacmi yöntemi ile % 90 güven aralığı ve %7,5 hata payı kabul edilerek örnek hacmi 115 olarak belirlenmiştir. Dane mısır üreticilerinin tohum tercihlerinin belirlenmesinde konjoint analizi kullanılmıştır. Konjoint analizi sonucunda Bergama ilçesinde yer alan mısır üreticileri hastalıklara dayanıklılık özelliğini %24,7 önem düzeyinde birinci sırada, erkenci çeşitleri %22.4 önem düzeyinde ikinci sırada tercih ederken, Torbalı ilçesinde ankete katılan mısır üreticilerinin ise düşük tohumlu fiyatları %22,1 önem düzeyinde birinci sırada, erkenci çeşitleri %21,1 önem düzeyinde ikinci sırada tercih ettikleri belirlenmiştir. Her iki mısır üretim bölgesinde de strese dayanıklılık çeşit özelliği son sırada tercih edilmiştir. Sosyo-ekonomik özellikler açısından üreticiler eğitim, mısır üretim deneyimi ve mısır üretim alanına göre gruplara ayrılmıştır. Konjoint analizi sonucunda, mısır deneyimi 10 yıl üstü olan ve 100 dekardan büyük mısır eken üreticiler erkenci çeşitleri tercih ederken, diğer sosyo-ekonomik özellikler açısından tohum çeşit özellikleri tercihleri farklılık göstermemektedir. Araştırma bulgularına dayalı olarak çeşit özellikleri tercihlerinin sosyo-ekonomik özelliklerden ziyade yöreye göre daha çok farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın bulgularından hareketle, yöre koşulları dikkate alınarak çeşit geliştirilmesi ve tohum tedariği önerilmektedir.
Biochar ve vermikompost uygulamalarının fındığın mineral element kompozisyonuna etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma tavuk gübresinden piroliz yolu ile üretilen biochar ve solucan gübresinden oluşan vermikompost uygulamasının fındığın mineral kompozisyonuna etkisini belirlemek amacıyla Düzce ili Kaynaşlı ilçesi Darıyerihasanbey köyünde fındık bahçesinde tarla denemesi olarak yapılmıştır. Farklı dozlarda uygulanan vermikompost (0, 2.5kg, 5kg/ocak) ve biochar (0, 10kg, 20kg /ocak) uygulamalarının toprağın pH'sına etkisi önemsiz belirlenmiş iken Biochar uygulaması ile toprağın tuz içreriğinde önemli düzeyde artış görülmüştür. VxB interaksiyonu Ca, Fe, Mn, Cu, Pb, Ni ve Cd içerikleri üzerine önemli etki etmiştir. Biochar ortalamaları incelendiğinde K, Ca, Mg, Fe, Mn, Cu, Cd, Ni, Pb ve toprağın tuz içeriklerini artırdığı belirlenmiştir. Vermikompost uygulamalarının ortalamaları incelendiğinde K, Ca, Mg, Cu, Fe,ve Cd içeriklerini artırdığı, Pb ve Mn içeriklerinin ise azaltdığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda biochar ve vermiompostun ayrı ayrı ya da beraber kullanımının bitkinin mineral element içeriğinde artış sağladığı belirlenmiştir.
Bazı kendilenmiş şeker mısır hatlarının şeker içeriklerinin belirlenmesi ve ilgili moleküler markörler ile taranması
Çalışmada, Amerikan Tarım Bakanlığı'ndan temin edilen 26 kendilenmiş tatlı mısır hattı ile Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü tarafından geliştirilen 23 adet kendilenmiş tatlı mısır hattı kullanılmıştır. Denemede toplam farklı 49 adet kendilenmiş tatlı mısır hattı 2015 yılında latis deneme deseninde ekilmiştir. Bitkiler 4-5 yapraklı dönemde iken DNA izolasyonu için yaprak örnekleri alınmıştır. Koçanların hasadından sonra tanelerdeki toplam şeker içerikleri Luff- Schoorl metodu ile tayin edilmiştir. Aynı zamanda tatlı mısırda şeker içeriğini kontrol eden genlerin bazılarına ait 9 adet SSR markörü kullanılarak 49 bitkiden oluşan kendilenmiş tatlı mısır populasyonunda moleküler tarama yapılmıştır. Çalışmada kullanılan 49 adet kendilenmiş tatlı mısır hattındaki toplam şeker içeriği % 16,84 ile % 0.66 arasında değişmiştir. Çalışmamızda tatlı mısırın şeker içeriği ile ilişkili su geni için umc1031, sh1 geni için phi44, sh2 geni için umc2276 ve ea1 geni için phi328175 markörlerinin daha uygun oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, at dişi mısırların şeker oranı en fazla % 4.0 olduğundan, çalışmamızdaki kendilenmiş hatlardan 24 adedinin toplam şeker içeriği bu değerden daha yüksek bulunmuştur. Bu genotiplerin hibrit şeker mısır çeşitlerinin geliştirilmesinde ebeveyn olarak kullanılabilecekleri sonucuna varılmıştır.