
27
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Meslek lisesi öğrencilerinin öz-düzenleme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik inancı ile başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öz-düzenleme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik algılarının İngilizce dersindeki başarılarını anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığı incelenmiştir. Çalışmada öz-düzenleme stratejileri, öz-yeterlik inancı ve İngilizce Ders başarısı arasındaki ilişkiyi belirleyerek öğrenme ortamını iyileştirmek ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin başarısına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Örnekleme İzmir ili merkez ilçelerinde bulunan toplam 70 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nden faaliyette olan 69'u arasından evrendeki oranı temsil edecek sayıda (%15'i ~10 okul) okul seçkisiz şekilde belirlenmiştir. Bu okullarda eğitim gören toplam 57179 öğrenciden 9. sınıfıta olan 542 öğrenci örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kadıoğlu, Uzuntiryaki ve Çapa Aydın (2011) tarafından geliştirilen "Öz-Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği", Bümen ve Hancı Yanar'ın (2012) geliştirdiği "İngilizce ile İlgili Öz-yeterlik İnancı Ölçeği" ve dokuzuncu sınıf "İngilizce Dersi Başarı Testi" kullnılmıştır. İlk etapta araştırmaya katılan öğrencilerin Öz-düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve İngilizce ile İlgili Öz-yeterlik İnancı Ölçeği puanları ve İngilizce Dersi başarı testi puanlarının betimsel istatistikleri yapılmıştır. Sonra bağımsız değişkenler (öz-düzenleyici öğrenme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik inançları) ile bağımlı değişken (İngilizce Dersi başarısı) arasında anlamlı ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Son olarak öz-düzenleyici öğrenme stratejileri ile İngilizce'ye yönelik öz-yeterlik algılarının İngilizce dersindeki başarılarını yordama durumunu belirlemek amacıyla Basit ve Çoklu Regresyon Analizleri yapılmıştır. İngilizce başarısını açıklamada öz-düzenleme becerisi (t= 4.75; p< .01) ve İngilizce ile ilgili öz-yeterlik algısı (t= 13.37; p< .01) puanlarının anlamlı birer yordayıcı oldukları bulunmuştur. Ayrıca İngilizce başarısını açıklama konusunda öğrencilerin İngilizce ile ilgili öz-yeterlik algısının (R2= .24), öz-düzenleme stratejileri kullanımına (R2= .04) göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu iki yordayıcı değişken birlikte, İngilizce Ders başarısındaki toplam varyansın (R= .50; R2= .25; p< .01) yaklaşık olarak %25'ini açıklamaktadır.
Arduino kullanımının lise öğrencilerinin akademik başarılarına ve programlamaya yönelik tutumlarına olan etkisi
Teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde ilerlediği günümüz dünyasında, günlük yaşamda karşılaşılan problemler için yaratıcı çözümler üretebilen bireylere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum öğrencilere, problemleri basamaklarına bölerek hızlı ve kolay çözüm sunan algoritmik düşünme eğitiminin verilmesinin önemini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle de okullarda küçük yaşlardan itibaren algoritmik düşünme temeline dayanan programlama eğitimi verilmektedir. Programlama eğitiminde kullanılacak materyallerin ve öğretim yöntemlerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, dersin hedeflerine ulaşmada başarılı olabilmek açısından önem arz etmektedir. Ayrıca bu eğitimlerde kullanılan yöntem, teknik ve materyallerin, öğrencilerin akademik başarıları üzerinde yaptığı etki de eğitimcilerin önem verdiği bir konudur. Bu tezde de lise öğrencilerinin programlama temellerini öğrenirken karşılaştıkları zorlukların giderilmesine yardımcı olmak amacıyla 8 haftalık Arduino kullanımına dayalı bir öğretim gerçekleştirilmiş ve tasarlanan bu dersin öğrencilerin akademik başarılarına ve programlamaya yönelik tutumlarına olan etkisi incelenmiştir. Araştırmada öncelikle, programlama konusunun önemi ve karşılaşılan problemler açıklanmış ve mesleki ve teknik eğitim alan öğrencilerin, Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında belirlenen hedeflere ulaşması yolunda Arduino ile robotik dersler tasarlanmıştır. Veri toplama araçları olarak da akademik başarı testi ve programlamaya yönelik tutum ölçeği geliştirilmiştir. Bu araçlar deney ve kontrol gruplarından oluşan çalışma gruplarına deneysel işlem öncesinde ve sonrasında uygulanmış ve veriler toplanarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde de tekrarlı ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, robotik dersini alan deney grubu öğrencileri ile dersi almayan kontrol grubu öğrencileri arasındaki akademik başarıda olumlu bir artış olduğunu gösterniştir. Ayrıca dört hafta robotik eğitimine ara verildikten sonra öğrencilere uygulanan izleme testi sonuçlarına göre de, gerçekleştirilen öğretimin kalıcı olduğu söylenebilir. İki grup arasındaki programlamaya yönelik tutumda ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. vi Anahtar sözcükler: Arduino, programlama tutum ölçeği, akademik başarı testi, robotik programlama dersi
Ebeveynlerin ve öğretmenlerin oyun inançlarının çocuğun akran etkileşimi ve mizacı üzerindeki etkisi
Bu araştırmada ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocukların oyun zamanları hakkındaki inançlarının çocukların akran etkileşimine ve mizaçlarına nasıl yansıdığını belirleyebilmek amaçlanmıştır. Araştırmaya 2017-2018 eğitim öğretim yılında İzmir'in Balçova, Bayraklı, Bornova, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar, Karşıyaka, Konak ve Narlıdere ilçelerindeki 21 bağımsız okul öncesi eğitim kurumlarındaki 369 ebeveyn ve 110 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen ebeveynlerin ve öğretmenlerin sosyo-demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla kullanılan "Ebeveyn Bilgi Formu" ve "Öğretmen Bilgi Formu"; Fogle ve Mendez (2006) tarafından geliştirilip, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan "Anne Baba Oyun Zamanı Deneyimleri Ölçeği"; Fantuzzo, Mendez ve Tighe (1998) tarafından geliştirilen ve Ahmetoğlu, Acar ve Aral (2016) tarafından geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılan "Penn Etkileşimli Akran Oyun Ölçeği" ve Martin ve Bridger (1999) tarafından geliştirilen, Yoleri (2014) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Çocuklar İçin Mizaç Değerlendirme Takımı-Gözden Geçirilmiş Ebeveyn Formu" ölçekleri kullanılmıştır. PPBS ölçeği için Cronbach Alpha genel güvenilirlik katsayısı α= .86 olarak hesaplanmış olup; "Oyunu Destekleme" boyutu için Cronbach Alpha α= .90, "Akademik Becerilere Odaklanma" boyutu için Cronbach Alpha α= 0,73 değerleri elde edilmiştir. PEAOÖ/Ebeveyn Formu iç tutarlılık düzeyleri Oyun Etkileşimi α=.72, Oyunun Bozulması α=.75 ve Oyundan Kopma α=.60 olarak; PEAOÖ/Öğretmen Formunun iç tutarlılık düzeyleri ise Oyun Etkileşimi için α=.85, Oyunun Bozulması için α=.89 ve Oyundan Kopma için α=.81 olarak bulunmuştur. TABC-R ölçeği geçerlik güvenirlik çalışmasında ölçeğin iç tutarlık düzeyleri Utangaçlık alt boyutu için α=.83; Aktivite düzeyi alt boyutu için α=.77; Olumsuz duygulanım boyutu için α=.80 ve Sebat etme alt boyutu için ise α=.74 bulunmuştur. İlişkisel tarama modeline göre tasarlanan araştırmada PPBS (The Parent Play Beliefs Scale) ölçeğinin Türkçe uyarlaması "Anne-Baba Oyun Zamanı Deneyimleri" Türkiye'deki ebeveynlerin çocuklarının oyun algılarına bakışını anlayabilmek için; "PENN Etkileşimli Akran Ölçeği: Ebeveyn ve Öğretmen Formu" çocukların oyun sırasında gösterdikleri davranışların akran etkileşimi üzerindeki etkisinin öğretmen ve ebeveyn gözünden değerlendirebilmesi için; "Çocuklar İçin Mizaç Değerlendirme Takımı- Gözden Geçirilmiş Ebeveyn Formu" ise çocukların oyun sırasında gösterdikleri davranışlara mizacın etkisini görebilmek için kullanılmıştır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile katılımcılar belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 20.0paket programında işlenmiştir. Cronbach alfa kat sayıları incelenerek ölçeklerin uygulama da kullanılabilir olup olmadığı sınanmış ve birbirlerini açıklama durumlarına bakılmıştır. Değişkenler arasında ilişkileri belirlemek için korelasyon ve regresyon analizi işlemleri yapılmıştır. Araştırma bulguları sonucunda; ebeveynlerin ve öğretmenlerin oyun inançları ile çocukların akran etkileşimleri ve mizaçları arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ebeveynlerin oyunu destekleme düzeyleri ile akran etkileşimleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde oyunu destekleme düzeyleri arttıkça çocukların oyunun bozulması ve oyundan kopma düzeylerinde artış meydana geldiği saptanmıştır. Ebeveynlerin oyunu destekleme düzeyleri ile mizaçları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise oyunu destekleme düzeyleri arttıkça utangaçlık, aktivite düzeyleri ve olumsuz duygulanım düzeylerinde artış olurken, sebat düzeylerinde düşüş olduğu saptanmıştır.Ebeveynlerin akademik becerilere odaklama düzeyleri ile akran etkileşimleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde akademik becerilere odaklanma düzeyleri arttıkça oyun etkileşimi, oyunun bozulması ve oyundan kopma düzeylerinde de artış meydana geleceği bulunmuştur. Ebeveynlerin akademik becerilere odaklama düzeyleri ile mizaçları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise akademik becerilere odaklama düzeyleri arttıkça aktivite düzeyleri ve olumsuz duygulanım düzeylerinde artış olurken, sebat düzeylerinde düşüş olacağı bulunmuştur. Ebeveynlerin akademik becerilere odaklama düzeyleri ile utangaçlık arasında ise bir ilişki bulunmamıştır.
İnformal ortamlarda fen etkinlikleri tasarımına ilişkin öğretmen ve öğretim elemanlarının görüşlerinin incelenmesi
İnformal ortamlarda fen öğretimi sürecini daha etkili hale getirecek önerilere ulaşmak üzere; öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen etkinliği tasarım ve uygulama süreci ile ilgili görüşlerini ortaya koymak bu araştırmanın temel amacıdır. Bu amaç doğrultusunda 304 fen bilimleri öğretmeni ve 34 öğretim elemanından veriler toplanmıştır. Örneklem grubu seçilirken amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu ölçüt öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda araştırmanın yapıldığı 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde aktif olarak görev yapan fen bilimleri öğretmenleri olarak belirlenmiştir. Öğretim elemanları için ise bu ölçüt, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı üniversitelerin eğitim fakülteleri fen bilgisi öğretmenliği lisans programında yer alan fen alan derslerini veren öğretim elemanları şeklindedir. Araştırmada daha derin bilgiler edinmek adına öğretmenler sahip oldukları özelliklere göre alt gruplara ayrılmıştır. Bu özellikler eğitim alma durumu, uygulama yapma durumu, uygulama yapma sıklığı, uygulama yapmak istenen sıklık ve kıdem şeklindedir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, öğretmenlere ve öğretim elemanlarına uygulanması için iki bölümden oluşan iki ayrı anket hazırlanmıştır. Daha ayrıntılı ve derinlemesine veri toplayabilmek adına anketler online ortama taşınmıştır. Bu anketler resmi internet sitelerinden ulaşılan iletişim adreslerine gönderilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmen örneklem grubunun her bir alt grubunun ve öğretim elemanı örneklem grubunun vermiş oldukları cevaplar veri toplama aracındaki her bir açık uçlu soruyu temel alacak şekilde kendi içinde analiz edilmiştir. Analiz süreci sonunda elde edilen bulgular, betimsel istatistiklerden frekans (f) ve yüzdelik (%) kullanılarak çözümlenmiş, tablolar şeklinde açıklanmıştır. Toplanan verilerin analizleri sonucunda, öğretmen ve öğretim elemanlarının öğrenme, gezi ve üst düzey, bilimsel süreç ve sosyal becerileri geliştirme amacıyla informal ortamları kullandıkları, gezi öncesi süreçte ortam seçme, plan yapma ve izin alma, gezi sırası süreci oluşturma ve bu süreci yönetme bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğretim elemanlarının gezi sonrası sürece pek önem vermedikleri, daha çok öğrenci merkezli strateji/yöntem ve teknikleri kullanmak istedikleri, öğrenci ve ortamı temel alan kriterleri başarılı bir süreç oluşturmada önemsedikleri görülmüştür. Ayrıca, öğretmen ve öğretim elemanları bu süreçleri tasarlama ve uygulamada birçok zorlukla karşılaşmaktadırlar. Genel olarak bakıldığında öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen öğretimi sürecini planlama ve uygulamada bilgi düzeylerinin istenilen boyutta olmadığı görülmektedir. Öğretmenlerin alt grupları kendi aralarında karşılaştırıldığında eğitim alan ve uygulama yapan öğretmenlerin diğer öğretmen gruplarına göre daha çok bilgi sahibi oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin informal ortamları kullanma mevcut durumunun istenen düzeyde olmamasına rağmen, kullanmak istedikleri sıklık sorulduğunda cevaplarında frekans artışı olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin informal ortamları daha çok kullanmak istemeleri olumlu bir sonuçtur. Ayrıca bakıldığında, informal ortamları bir öğretim yılında en az kullanan öğretmenlerin bu süreci planlama ve uygulamada daha doğru hazırlıklar yaptıkları görülmektedir. Kıdemler karşılaştırıldığında ise en az kıdeme sahip olan öğretmenlerin daha çok amaç ve kazanım odaklı olduğu, en deneyimli öğretmenlerin ise daha çok öğrenci güvenliği odaklı davrandığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: informal öğrenme ortamları, fen öğretimi, öğretmen görüşleri, öğretim elemanı görüşleri
Örneklem büyüklüğü ve ölçüm sayısının örtük gelişme modelleri üzerindeki etkisi
Boylamsal veriler kesitsel verilerden daha çok bilgi taşımalarından dolayı, nedensellik barındırdığı için ve dinamik olduğu için ayrıca uzun yıllar biriken veri miktarının çok olmasından dolayı son 40-50 yıldır daha çok ön planda durmaktadır. Bu tür verilerle oluşturulabilecek çok sayıda model türü ve bu verilerin test edilebileceği çok sayıda analitik yöntem (Hiyerarşik Lineer modelleme, Özbağlanımlı Modeller gibi) bulunmaktadır. Fakat son 30-40 yılda en fazla ön plana çıkan yöntem yapısal eşitlik modellemesidir. Yapısal eşitlik modellemenin bu derece ilgi görmesinin nedeni regresyon ve doğrulayıcı faktör analizini aynı potada eritebiliyor olması ve bu sayede kullanıcıya çok genişmodelleme alanı sunabiliyor olmasıdır. Yapısal eşitlik modellemenin bir diğer önemli özelliği doğrudan ölçülemeyen fakat göstergeler yoluyla yapısını oraya koyabildiğimiz altta yatan süreçleri modelleyebiliyor olmasıdır. Bu yapılara örtük yapılar denilmektedir. Aynı örtük yapıyı ölçtüğü düşünülen bir özellik farklı zaman dilimlerinde ölçüldüğünde bu örtük yapıdaki zamana bağlı değişim geleneksel yöntemlerle (t testi, ANOVA gibi) ölçülebilmekte ancak açıklanamayan varyans hata olarak kabul edilmektedir. Bu noktada örtük değişkenlerle yapısal eşitlik modellemeleri hem altta yatan yapının ikiden fazla zaman noktasında ölçülmesini sağlarken hem de modele eklenebilen zamana bağlı değişebilen ve değişmeyen yordayıcı değişkenler sayesinde geleneksel yöntemlerin hata olarak kabul ettiği varyansı açıklayabilmektedir. Çok değişkenli çoğu yöntem gibi sınırlılıkları ve varsayımları olan Örtük Gelişme Modellerinin doğru sonuçlar verebilmeleri için örneklem büyüklüğü büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda bu seçtiğimiz örneklem ne kadar sürede bir ölçülmeli ve kaç defa ölçülmeli gibi önemli ayrıntılar halen çalışılmaktadır. Bu çalışmanın amacı da gerçek verilerle yapılacak bir örtük gelişme araştırması için gerekli örneklem büyüklüğü ve ölçüm sayısı konusunda bir fikir oluşturabilmektir.
Tıp eğitiminde klinik öncesi eğitim dönemi ve klinik eğitim dönemi testlerinin psikometrik özelliklerinin incelenmesi: Ege Üniversitesi örneği
Bu araştırmanın amacı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. ve 4. sınıflara uygulanan başarı testlerinin psikometrik özelliklerini incelemektir. Çalışma grubunun klinik öncesi eğitim dönemi örneklemini, 2012-2013 eğitim öğretim yılında 3. sınıf olan ve başarı testini geçen öğrenciler oluşturmaktadır. Aynı öğrencilerin, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 4. sınıfta oldukları başarı testi de klinik eğitim dönemi örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada toplanan veriler WINSTEPS ve SPSS Statistics 23 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Rasch model analizlerinde, 3. ve 4. sınıf testlerinde madde ve cevaplayıcı değerlerine bakılarak, testin Rasch modeline iyi uyum gösterdiği ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. Testlere ait veriler Dichotomus Rasch Model uyumuna sahip bulunmuş olup, testleri alan cevaplayıcıların yetenek düzeyleri ile dengeli bir dağılım gösterdiği görülmüştür. Testlerde Rasch modele ait diğer varsayımlardan tek boyutluluk ve yerel bağımsızlık varsayımı da incelenmiş ve bu varsayımları da sağladığı sonucuna varılmıştır. Cinsiyete göre değişen madde güçlük düzeylerine (DIF) bakılmış ve anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte çalışma grubunda regresyon analizi yapılarak klinik öncesi eğitim dönemi olan 3. sınıf başarı testi performanslarının, klinik eğitim dönemi olan 4. sınıf başarı testi performanslarını yordadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rasch model, Tıp Eğitimi, Psikometri
Bilişsel tanı modellerinde data/q matris genişletme yönteminin örtük sınıf dağılımları üzerine etkisi
Bu araştırmada çoktan seçmeli ve yapılandırılmış yanıtlı madde formatlarında kısmi puanlamanın bilişsel tanı modellerine göre örtük sınıf değişmezliği üzerine etkisi incelenmiştir ve karma maddelerden oluşan test üzerinde data ve Q matris genişletme yöntemleri kullanılarak daha hassas yetenek kestirimi yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca Q matrisinin genişletilip yeniden yapılandırılmasının bilişsel tanı modellerinde kullanılabilirliği incelenmektedir. Tezde kullanılan ölçme aracı, yapılandırılmış yanıtlı ve çoktan seçmeli maddelerden oluşan BTM kullanılarak yetenek kestirimlerinin yapılabilmesi amacıyla oluşturulmuş testlerdir. Testler 115K531 no'lu TÜBİTAK Projesi kapsamında yapılan araştırma için hazırlanmıştır ve çalışmanın verileri,115K531 no'lu TÜBİTAK Projesi kapsamında 6.sınıf düzeyindeki öğrencilere uygulanılan matematik alanına ait testlerden elde edilmiştir. Testte maddeler üst düzey düşünme becerilerini ölçecek nitelikte hazırlanmıştır. Maddelerin hazırlanması için öncelikle üst düzey düşünme becerileri ile ilgili madde yazma eğitimi verilmiştir. Sonra maddeler soru havuzundan, içlerinde alan uzmanlarının da bulunduğu hakemlerce puanlanarak seçilmiştir. Pilot uygulamalar sonrasında test hazırlanmış ve esas uygulamalar yapılmıştır. Oluşturulan testin PISA ve TIMMS ile aynı düzeye ve psikometrik özelliklere sahip olduğu yapılan analizler ile ortaya koyulmuştur. Araştırmada bilişsel tanı modeline uygun analizlerin gerçekleştirilebilmesi için test ve maddelerin ilişkilendirilebilecekleri özellik kümeleri belirlenmiş ve buna göre Q matrisler oluşturulmuştur. Alan uzmanları tarafından belirlenmiş Q matris ile maddeler 1-0 şeklinde puanlanıp yetenek kestirimi yapılmıştır. Daha sonra Q matris yeniden yapılandırılarak kısmi puanlanabilecek maddeler belirlenmiştir. Ardından maddeler tekrar puanlanarak yetenek kestirimi yapılmıştır. Bu şekilde madde sayısı iki katına çıkmıştır. Genişletilen datalar ile sınıflama düzeyinde yetenek kestirimleri yapılmıştır ve elde edilen veriler ilk datalardan elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca çoktan seçmeli ve yapılandırılmış yanıtlı maddelerin kısmi puanlanmasının parametre kestirimlerine etkisi incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, maddenin yapısına göre kısmi puanlanacak şekilde Q matris ve data genişletildiğinde öğrencilere ilişkin daha detaylı bilgiler elde etme, öğrencileri daha geniş bir yetenek düzleminde görebilme ve onlara daha net bir geri bildirim verme imkanına sahip olunduğu gözlenmiştir.
Yükseköğretim hazırlık okulu temel İngilizce dersi programının öğrenci ve öğretim elemanı görüşleri açısından değerlendirilmesi
Program değerlendirme öğretim sürecinin vazgeçilmez öğesidir. Aynı öğretim programı, uygulanan çevre, öğrenci profili, öğretim uygulamaları vb. öğelerin yaratacağı etkilerden dolayı farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle her kurumun kendi içinde program değerlendirme çalışması yapması kaçınılmazdır. Bu çalışma Dokuz Eylül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda var olan Temel Ders programının yeterliliklerini ve eksikliklerini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmaya 2017-2018 öğretim yılında Hazırlık sınıfına kayıtlı öğrenciler ve bu öğretim yılında görev alan öğretim elemanları katılmıştır. A, B ve C kurlarından oluşan örneklemi 139 A kuru öğrencisi, 158 B kuru öğrencisi, 26 C kuru öğrencisi ve 60 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak program değerlendirme modellerinden Bloom'un değerlendirme modeli temele alınarak hazırlanan öğrenci ve öğretim elemanı anketi kullanılmıştır. Anketler programın dört temel öğesi olan hedefler, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme boyutları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Anketler oluşturulduktan sonra uzman görüşü alınmış; bu görüşler ışığında gereken düzenlemeler yapılmıştır. Anketlerin güvenirliğini control etmek için ise Cronbach Alfa değerleri hesaplanmış ve anketler bahar dönemi sonunda uygulanmıştır. Çalışmada programın hedeflerinin genel olarak öğrencilerin ihtiyaçlarını karşıladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrenciler en fazla konuşma becerisine, öğretim elemanları ise en fazla yazma dersine ilişkin hedefleri yetersiz bulmaktadır. Öğrenciler programın içeriğini yeterince ilgi çekici bulmazken öğretim elemanlarının içerikten memnun olduğu görülmektedir. Öğretme-öğrenme sürecine ilişkin elde edilen bulgular, öğretim elemanlarının öğrencilere göre program uygulamalarına karşı daha olumlu bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir. Öğrenciler değerlendirme süreciyle ilgili kısmen olumlu görüşe sahiptir. Öğretim elemanları ise genel olarak değerlendirme uygulamalarını yararlı bulmaktadır. Çalışmada son olarak kurlar arası görüşler arasında anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Kurlar arası farklar incelendiğinde programdan en fazla A kurunun memnun olduğu görülmektedir. Çalışmanın sonunda programın daha ilgi çekici hale getirilmesi, konuşma kulüplerinin etkililiğinin arttırılması, Hazırlık programına bölümde faydalı olabilecek dersler eklenmesi gibi önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul müdürlerinin toplumsal liderlik yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, resmi ortaokul müdürlerinin; müdür, öğretmen ve veli görüşlerine göre toplumsal liderlik yeterlilik düzeyini ve resmi ortaokul müdürlerinin toplumsal liderlik yeterliliklerinin çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılaşma gösterip göstermediğini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırma, nicel bir araştırma olup betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, İzmir ili Bayraklı, Çiğli ve Menemen ilçelerinde ortaokullarda görev yapmakta olan okul müdürleri, öğretmenler ve veliler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ise; Bayraklı, Çiğli ve Menemen ilçelerinde resmi ortaokullarda görev yapmakta olan 61 okul müdürü ve ortaokulda görev yapan ve kolay ulaşılabilir örneklem yoluyla seçilen 206 öğretmen ile 206 veli oluşturmaktadır. Çalışma için gereken veriler uygulanmış olan ölçeklerden elde edilmiştir. Araştırmada Amerika Birleşik Devletleri Eyaletler arası Okul Liderleri Lisans Konsorsiyumu yayını 'Standards for School Leaders ' isimli okul müdürleri için geliştirilmiş standartlar belgesinde yer alan ve Güngör (2001) tarafından Türkçeye çevrilen, Gümüşeli ve Doğan (2006) tarafından geliştirilip kullanılan 'Toplumsal Liderlik Ölçeği' kullanılmıştır. Ölçekte bilgi boyutunda 5 madde ve davranış boyutunda 17 madde olmak üzere toplam 22 madde kullanılmıştır. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirlilik çalışmaları yapılmış olup; test - tekrar test yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda hem müdürler hem öğretmenler hem de veliler tarafından, ortaokul müdürlerinin toplumsal liderlik düzeylerinin davranış ve bilgi boyutundaki yeterlilikleri yüksek düzeyde algılandığı tespit edilmiştir. Ortaokul müdürlerinin toplumsal liderlik düzeyleri, toplumsal liderlik düzeyleri davranış alt boyutları, toplumsal liderlik düzeyleri bilgi alt boyutları; müdür, öğretmen ve veli görüşlerine göre anlamlı farklılaştığı, ortaokul müdürlerinin toplumsal liderlik düzeyleri, müdürler tarafından öğretmen ve velilere göre anlamlı derecede yüksek algılandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Toplumsal Liderlik Yeterlilikleri, Ortaokul Müdürleri, Öğretmen, Veli.
Bilişsel tanı modellerinden DINA ve fusion modellerinin madde parametreleri, olasılık dağılımları ve öğrenci örtük sınıf kestirimleri üzerinden karşılaştırılması
Bu teze, 115K531 numaralı TÜBİTAK projesi olan "Uluslararası Geniş Ölçekli Sınavlarda Türkiye'nin Matematik Başarısını Arttırabilmek İçin Bir Model Önerisi: Bilişsel Tanıya Dayalı İzleme Modelinin Etkililiği." isimli projenin araştırma problemleri kapsamında çalışılmıştır. Bilişsel Tanı Modelleri ile geliştirilmiş ve analiz edilmiş bir testte, toplam puan yerine testi alan her bireyin testte bulunan becerilerden hangilerine sahip olduğu ve hangilerine sahip olmadığı konusunda bir ölçme yapılır. Bu anlamda Bilişsel Tanı Modelleri ile geliştirilmiş testler sadece değerlendirme sürecine hizmet etmektense öğrenci ihtiyaçlarının belirlenmesinde de etkilidir. Bu alanda geliştirilen birçok model bulunmaktadır. Bu tezde, Bilişsel Tanı Modelleri içinde daha yaygın olan ve yazılım desteği bulunan modellerden DINA ve Fusion model kullanılmıştır. DINA model ikili yetenek modellerine benzeyen bir örtük sınıf analizidir. DINA model cevaplayıcının gözlenen yeteneğinin altında yatan örtük özelliği ortaya çıkartmayı amaçlamaktadır. Modelden s ve g parametreleri şeklinde iki adet madde parametresi elde edilir. DINA modelin diğer BTM'lerden en önemli farkı, bir madde için gerekli olan özelliklerden sadece birine bile sahip olmayan bireyi yokluk sınıfında görmesidir. Öğrenci hakkındaki kararlarda DINA kadar katı olmayan Fusion model, cevaplayıcıların bilişsel profili hakkında detaylı bir bilgi verme ve test ile maddelerin tanılama kapasitesi hakkındaki parametreler şeklinde iki şekilde bilgi sağlamaktadır. Fusion modelde yetenek parametreleri ile birlikte rik*, πi* ve ci şeklinde madde parametreleri elde edilir. Tezde, belirlenen iki Bilişsel Tanı Modelinin istatistiksel yapıları dışında, yaptıkları kestirimler üzerinden bir çalışma yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda DINA ve Fusion model parametrelerinin değişmediğine (rs = -0,382; P > 0,05), her iki modelin sonsal kestirimlerinin farklılaşmadığına karar verilmiştir. Bir sonraki aşamada ise model uyumu ve madde parametrelerinin benzer olmasına rağmen öğrenci örtük sınıfları kestirimlerinin değiştiği ve öğrencilerin sadece %54,94'ünün her iki model ile aynı sınıfa atandığı görülmüştür.