
8
Archived Theses
7
DOIs Assigned
88%
DOI Rate
Archived Theses
Otizm spektrum bozukluğu yemek zamanı davranış anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özellikleri
Amaç:Bu araştırma,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Materyal ve Metot:Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür.Araştırmanın evrenini,Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur.Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış,araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir.Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır.Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır.Bulgular:Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir.Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu,%61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı,%55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır.Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır.Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir.Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği,faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır.Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699).Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır.Sonuç:Araştırma sonucunda,Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.Ölçeğin,OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU YEMEK ZAMANI DAVRANIŞ ANKETİNİN TÜRKÇE VERSİYONUNUN PSİKOMETRİK ÖZELLİKLERİ
Amaç: Bu araştırma, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma metodolojik tipte yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Mardin il merkezinde yer alan 10 rehabilitasyon merkezine kayıtlı olan ve Ekim 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında eğitim alan 3–18 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Ölçek madde sayısının en az beş katına karşılık gelen 210 ebeveynin çalışmaya alınması planlanmış, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 240 ebeveyn çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı soru formu ve Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin yaş ortalamasının 36.59±8.73 yıl olduğu ve %72.1’inin kadın olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %32.5’inin lise mezunu, %61.3’ünün herhangi bir işte çalışmadığı, %55.8’inin orta gelir düzeyine ve %77.9’unun çekirdek aile yapısına sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0.99 olarak hesaplanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin 24 madde ve beş alt boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Tüm maddelerin madde-toplam test korelasyon değerlerinin 0.345–0.758 arasında değiştiği, faktör yüklerinin ise 0.433–0.941 arasında olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu belirlenmiştir (χ²/sd=2.634; CFI=0.930; TLI=0.921; IFI=0.930; RMSEA=0.058; SRMR=0.0699). Ölçeğin genel Cronbach alfa katsayısı 0.790 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, Otizm Spektrum Bozukluğu Yemek Zamanı Davranış Anketi’nin Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin, OSB tanılı çocukların yemek zamanı davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 2026, 72 Sayfa
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde beslenme bilinci, beslenme alışkanlıkları ve besin takviyesi kullanımının değerlendirilmesi: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin beslenme bilinci, beslenme alışkanlıkları ve besin takviyesi kullanım durumlarını belirlemek ve bu değişkenleri öğrencilerin demografik, antropometrik ve egzersiz özellikleri açısından değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Araştırma, Kasım 2025–Ocak 2026 tarihleri arasında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 194 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki araştırmada veriler, kişisel bilgi formu, Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği (YETBİD) ve Spor Besin Takviyeleri İnanç Ölçeği kullanılarak toplanmış ve SPSS programında istatistik analizleri yapılmış olup anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20.61±2.17 yıl olup %37.1’i kadın, %62.9’u erkektir. Öğrencilerin %93.3’ünün temel beslenme bilgisi düzeyi kötü veya orta, %6.7’sinin ise iyi veya çok iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Besin tercihi bilgisi açısından öğrencilerin %53.1’inin iyi veya çok iyi, %46.9’unun ise orta veya kötü düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %49.0’ının besin takviyesi kullandığı, %68.6’sının en az bir öğünü atladığı ve %76.8’inin düzenli egzersiz yaptığı belirlenmiştir. Besin takviyesi kullanımı ile temel beslenme bilgisi düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuş (p=0.004), temel beslenme bilgisi ile Spor Besin Takviyeleri İnanç Ölçeği puanı arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0.336; p<0.001). Spor Besin Takviyeleri İnanç Ölçeği puanlarının BKİ gruplarına göre anlamlı farklılık gösterdiği ve en yüksek puanların obez öğrencilerde bulunduğu belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç: Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin temel beslenme bilgilerinin ağırlıklı olarak orta düzeyde, besin tercihi bilgilerinin ise daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Temel Beslenme Bilgisi düzeyinin sınıf düzeyi ve besin takviyesi kullanımı ile anlamlı
Farklı bitkisel yağ ve pişirme teknikleri ile elde edilen köftelerin in vitro gastrointestinal sindirim modeli kullanılarak malondialdehit düzeylerinin belirlenmesi
Amaç: Bu çalışmada, farklı yağ asidi profillerine sahip bitkisel yağlarla hazırlanan köftelerde yağ türü ve pişirme yönteminin malondialdehit (MDA) düzeyleri ile in vitro gastrointestinal sindirim sonrası MDA biyoerişilebilirliği üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Köfte örnekleri keten tohumu yağı, ayçiçek yağı ve zeytinyağı kullanılarak hazırlanmış; 200 °C’de hava fritözünde 10 dakika veya konveksiyonel fırında 20 dakika pişirilmiştir. Pişmiş örneklere in vitro gastrointestinal sindirim uygulanmış, sindirim öncesi ve sonrası MDA düzeyleri HPLC yöntemiyle belirlenmiştir. MDA biyoerişilebilirliği hesaplanmış ve veriler iki yönlü varyans analizi ile değerlendi-rilmiştir. Bulgular: Sindirim sonrası en yüksek MDA düzeyi keten tohumu yağı fırın grubunda 2.149 mg/100 g, en düşük düzey zeytinyağı hava fritözü grubunda 0.191 mg/100 g olarak belirlenmiştir. MDA biyoerişilebilirliği keten tohumu yağı grubunda %174.9–183.2, ayçiçek yağı grubunda %142.3–165.6 ve zeytinyağı grubunda %31.8–44.4 arasında bulunmuştur. Yağ türünün tüm MDA parametreleri üzerinde anlamlı etkisi saptanmıştır. Pişirme yönteminin ana etkisi yalnızca sindirim öncesi MDA düzeyinde anlamlı bulunmuş (p=0.030), MDA biyoerişilebilirliği açısından yağ türü × pişirme yöntemi etkileşimi anlamlı bulunmuştur (p=0.005). Sonuç: MDA oluşumu ve biyoerişilebilirliğinin özellikle kullanılan yağın yağ asidi profiline bağlı olduğu belirlenmiştir. Keten tohumu yağı içeren örnekler en yüksek, zeytinyağı içeren örnekler ise en düşük MDA biyoerişilebilirliğini göstermiştir. Bulgular, yağ türü ve pişirme koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Nohut aquafabası kullanılarak geliştirilen yenilikçi bisküvinin vegan ve yumurta alerjili bireylerin beslenmesine yönelik potansiyelinin değerlendirilmesi
Amaç: Bitki bazlı beslenmeye artan ilgiyle birlikte hayvansal bileşenlere alternatif ürünlerin geliştirilmesi önem kazanmıştır. Bu çalışmada, nohut haşlama suyu (aquafaba) kullanımının bisküvi üretiminde yumurta akına alternatif olabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Aquafaba kullanılarak üretilen bisküviler ile yumurta akı içeren kontrol bisküvileri fiziksel (çap, kalınlık, yayılma oranı, köpük kapasitesi ve stabilitesi), kimyasal (renk, pH, nem, protein, yağ, kül, TPA ve HMF) ve duyusal özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Bulgular: Aquafabalı bisküviler yayılma oranında kalınlığını kontrole göre ~0.2 mm daha iyi korumuştur. Aquafabanın köpük kapasitesi 10 mL, köpük stabilitesi ise %2.08 daha yüksek bulunmuştur. Aquafabalı bisküvilerin pH değeri kontrole göre 0.46 birim, nem içeriği %2.42 daha düşük belirlenmiştir. Yağ içeriğinde gruplar arasında anlamlı bir fark tespit edilmezken; HMF değerleri aquafabalı ve kontrol örneklerde sırasıyla 6.65 ppm ve 6.81 ppm ölçülmüştür. Karbonhidrat içeriği aquafabalı grupta %77.84, kontrolde %77.03; enerji değerleri ise sırasıyla 479.81 kkal ve 478.52 kkal olarak hesaplanmıştır. Protein içeriği aquafabalı bisküvilerde %1.05 daha düşük bulunmasına rağmen, duyusal analizlerde aquafabalı bisküviler daha yüksek puan almıştır. Sonuç: Aquafabanın bisküvi üretiminde yumurta akı yerine başarıyla kullanılabileceği, ürünün fiziksel ve duyusal niteliklerini olumlu etkilediği; vegan ve yumurta alerjisi olan tüketiciler için nitelikli bir alternatif sunduğu tespit edilmiştir.
Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi, tutum ve vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi düzeyi, tutumları ve mesleki vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören 420 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiş; araştırmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan ve gönüllü 302 öğrenci (evrenin %71.9’u) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Basınç Ülseri Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (PUPKAI-T), Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) ve Vicdan Algısı Ölçeği (VAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 22 programında tanımlayıcı istatistikler, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal-Wallis analizi ile Pearson ve Spearman korelasyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %91.4’ü 17-24 yaş grubunda, %72.5’i kadındır. Bilgi ölçeği toplam puan ortalaması 11.14±3.56 (~%42.8) ile yeterlilik için kabul edilen %60 eşiğinin altında; tutum ölçeği toplam puan ortalaması 40.48±4.82 (~%77.8) ile olumlu düzeyde; vicdan algısı ölçeği toplam puan ortalaması ise 62.29±11.95 ile orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Öğrencilerin bilgi düzeyi ile tutumları (r=0.035; p>0.05) ve bilgi düzeyi ile vicdan algıları (r=0.075; p>0.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken; tutum ile vicdan algısı arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=0.189; p<0.01). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülseri önlemeye yönelik bilgi düzeyleri yetersiz, tutumları olumlu ve mesleki vicdan algıları orta düzeyin üzerindedir. Bilgi ile tutum ve vicdan birbirinden bağımsız gelişirken, tutum ile vicdan algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu doğrultuda lisans eğitiminde basınç ülseri önleme içeriğinin güçlendirilmesi ve etik duyarlılığı geliştiren yöntemlerin müfredata eklenmesi önerilmektedir.
Polikistik over sendromlu kadınlarda sağlıklı beslenme tutumu ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, PKOS tanısı almış kadınlarda sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal ve Metot: Kesitsel ve tanımlayıcı tipteki çalışmaya Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, hekim tarafından PKOS tanısı konulmuş 18–49 yaş aralığındaki 268 kadın dahil edilmiştir. Veriler Şubat–Nisan 2026 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Genel Bilgiler Formu, SBİTÖ ve PCOSQ-50 kullanılmış, analizler IBM SPSS 26 programında gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sağlıklı beslenme tutumu ile PKOS’a özgü yaşam kalitesi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.696; p<0.001). Sağlıklı beslenme tutumunun yaşam kalitesindeki değişimin %48.4’ünü açıkladığı saptanmıştır (β=0.696; R²=0.484; p<0.001). SBİTÖ alt boyutlarından beslenme hakkında bilgi (β=0.367), beslenmeye yönelik duygu (β=0.318) ve olumlu beslenme alışkanlığının (β=0.310) yaşam kalitesi üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisinin olduğu (p<0.001); kötü beslenme alışkanlığının ise anlamlı etkisinin olmadığı belirlenmiştir (β=-0.068; p=0.271). Sağlıklı beslenme tutumunun BKİ (β=-0.290; R²=0.084) ve bel çevresi (β=-0.392; R²=0.154) ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.001). Sonuç: Sağlıklı beslenme tutumunun PKOS’lu kadınlarda yaşam kalitesi ile ilişkili önemli bir faktör olduğu görülmektedir. Beslenme davranışlarının desteklenmesi ve BKİ ile bel çevresi yönetimini içeren bütüncül yaklaşımların PKOS yönetiminde önemli olduğu düşünülmektedir.
Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi, tutum ve vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi düzeyi, tutumları ve mesleki vicdan algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören 420 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş; 302 öğrenci (evrenin %71.9’u) ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Basınç Ülseri Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (PUPKAI-T), Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) ve Vicdan Algısı Ölçeği (VAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal-Wallis analizi ile Pearson ve Spearman korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %91.4’ü 17-24 yaş grubunda, %72.5’i kadındır. Bilgi ölçeği toplam puan ortalaması 11.14±3.56 (~%42.8) ile yeterlilik için kabul edilen %60 eşiğinin altında; tutum ölçeği toplam puan ortalaması 40.48±4.82 (~%77.8) ile olumlu düzeyde; vicdan algısı ölçeği toplam puan ortalaması ise 62.29±11.95 ile orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Öğrencilerin bilgi düzeyi ile tutumları (r=0.035; p>0.05) ve bilgi düzeyi ile vicdan algıları (r=0.075; p>0.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken; tutum ile vicdan algısı arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki belirlenmiştir (r=0.189; p<0.01). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerinin basınç ülseri önlemeye yönelik bilgi düzeyleri yetersiz, tutumları olumlu ve mesleki vicdan algıları orta düzeyin üzerindedir. Bilgi ile tutum ve vicdan birbirinden bağımsız gelişirken, tutum ile vicdan algısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bu doğrultuda lisans eğitiminde basınç ülseri önleme içeriğinin güçlendirilmesi ve etik duyarlılığı geliştiren yöntemlerin müfredata eklenmesi önerilmektedir.