Çukurova University
Department

Department of Nursing

Çukurova University

22

Archived Theses

3

DOIs Assigned

14%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki bebeklere uygulanan kanguru bakımının, bebeklerin ağrı düzeyine etkisi

Bu araştırma, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine (YYBÜ) yatırılan zamanından önce doğan bebeklere uygulanan kanguru bakımının (KB), topuktan kan alımı sırasında oluşan ağrıyı azaltma üzerine etkisini incelemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Haziran 2012–Kasım 2012 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (ÇÜTF) Balcalı Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde yatan, zamanından önce doğan yenidoğan ve anneleri, araştırma evrenini, oluşturdu. Bu tarihlerde yatan, vaka seçim kriterlerine uyan toplam 45 zamanından önce doğan bebek ve annesi örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (sayı: 21) ve kontrol (sayı: 24) gruplarına gelişigüzel biçimde atandı. Verilerin toplanmasında; anket formu, video kamera, monitör ve kan alma işleminde bebeğin davranışsal ve fizyolojik yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Prematüre Bebek Ağrı Profili (PIPP) kullanıldı. Veriler Statistical Package for Social Sciences 18.0 (SPSS) paket programı kullanılarak değerlendirildi. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlendi. Verilerin değerlendirilmesinde Ki kare, Mann Whitney U ve T testi kullanıldı. Yenidoğanlar 32-36 hafta arası doğumlu, kontrol grubundaki yenidoğanların %58'i deney grubundaki yenidoğanların %67'si kız bebek olup, kontrol ve deney grubunun tanıtıcı özellikleri karşılaştırıldığında her iki grupta istatistiksel olarak benzer bulundu. Araştırmada invaziv girişim öncesi PIPP skoru her iki grupta benzer (p=0.897), invaziv girişim sırasında PIPP skoru deney grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşük (p<0.001), invaziv girişim sonrasında ise PIPP skorları her iki grupta da istatistiksel olarak benzer bulundu (p=0.195). Sonuç olarak; invaziv girişimlerde zamanından önce doğan bebeklerin ağrısını azaltmada KB'nin etkili bir yöntem olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, kanguru bakımı, prematüre, prematüre bebek ağrı profili, topuk kanı alımı.

AğrıBebek bakımıBebek-prematür+5
Sibel Tazegül
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik uygulamalarında ölümle karşılaşma durum ve sıklığının hemşirelerin ölüme karşı tutumları üzerine etkisi

Bu çalışma hemşirelerin ölüme karşı tutumlarını ve ölümle karşılaşma durumunun bu tutuma etkisini belirlemek amacıyla olarak tanımlayıcı türde, tutum belirleme çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve GATA (Ankara)'da, çalışmaya katılmayı kabul eden hemşireler arasında yapılmıştır. İki hastanede toplam 214 hemşire, çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verileri genel bilgi formu ve 2008 yılında güvenilirlik ve geçerlik çalışması yapılmış olan ölüme karşı tutum ölçeği ile, hemşirelerle yüzyüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistik değerlendirmeleri yapılmış, t-testi ve ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz ve yorumları yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre yapılan karşılaştırmalarda, hemşirelerin ölüme karşı tutumları, ölümle karşılaşma sıklığından, meslekte geçirdiği süreden, ekonomik durumundan, yaşından, daha önce bir ruhsal hastalık öyküsü olmasından ve devam eden bir ruhsal hastalığının olmasından etkilendiği bulunmuştur. Karşılaştırma yapılan diğer değişkenlerle hemşirelerin ölüme karşı tutumları arasında ise bir fark bulunamamıştır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Didem Ayhan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin braden ve waterlow basınç ülseri risk değerlendirme ölçekleri'ne ilişkin görüşleri

Araştırma, Waterlow Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçeği (WBÜRDÖ)'nin geçerlik ve güvenirlik uyarlamasını yaparak ülkemizde ölçek çeşitliliğini artırmak ve hemşirelerin Braden ve Waterlow Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçekleri'ne ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşaması Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi (TSKRBM)'inde ve Bayındır Hastanesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (GÜSAUM )'nde yapılmıştır.Araştırmanın birinci aşamasına TSKRBM ve Bayındır Hastenesi'nde yatmakta olan 150 hasta alınmıştır. BBÜRDÖ ve WBÜRDÖ'ye ilişkin hemşirelerin görüşlerini belirlemek amacı GÜSAUM'un ortopedi servisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon servisi ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan 83 hemşire araştırma kapsamına alınmıştır.WBÜRDÖ' nün güvenirlik çalışması bağımsız gözlemciler arası uyum ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı tarafından çalışmaya katılan hemşirelere çalışmanın nasıl gerçekleşeceği hakkında bilgi verilmiştir. Hemşireler aynı hasta üzerinde aynı anda birbirlerinden bağımsız şekilde WBÜRDÖ' yü kullanmışlardır. Araştırmanın ikinci aşamasına katılan hemşirelere basınç ülseri ve risk değerlendirme ölçeklerine ilişkin eğitim verilmiş ve hemşireler iki hafta süre ile ölçekleri kullanmışlardır. Veriler, hemşirelere ilişkin tanıtıcı özellikleri ve risk değerlendirme ölçekleri hemşire görüşleri formları kullanılarak toplanmıştır.Araştırma sonucunda WBÜRDÖ'nün ülkemiz için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu, hemşirelerin kliniklerinde çoğunlukla BBÜRDÖ'yü kullanmayı tercih ettikleri ve basınç ülseri risk değerlendirme ölçeklerinin geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Basınç Ülseri, Risk Değerlendirme, Basınç Ülseri Risk Değerlendirme Ölçekleri

BasınçFizik tedaviRisk faktörleri+2
Pınar Avşar
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeyleri ve bu durumu etkileyen faktörler

Çocuk ihmali ve istismarı; tüm toplumlarda sık görülen ve yaşamda kalıcı olumsuz izler bırakabilen önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu araştırma Elazığ il merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarı konusunda farkındalık düzeylerini ve bu durumu etkileyen faktörleri saptamak amacıyla gerçekleştirildi.Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanları araştırmanın evrenini oluşturmuş, n=Nt²pq/d²(N-1)t²pq formülünden yararlanılarak (t=2.59,d=0.03, p=0.30), örnekleme 906 kişi seçildi ve 899 kişiye (%99.2) ulaşıldı. Çalışma verileri genelde çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir anket formu ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplandı.Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanlarından %46.4'ü hekim, %53.6'sı hemşire ve ebedir. Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 33.6±7.7'dir ve %61.6'sı kadındır. Hekimlerin (3.67±0.29) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama genel ölçek puanları hemşire ve ebelere (3.55±0.30) göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0.001).Çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama ölçeği alt grupları puan ortalamaları hekim grubunda hemşire ve ebelere göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Hekimler (3.83±0.53) ve hemşire ve ebeler (3.74±0.65) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en yüksek puan ortalamasını ?çocuk üzerindeki ihmal belirtileri? alt ölçeğinden aldılar. Hekimlerin (3.41±0.49) ve hemşire ve ebelerin (3.21±0.50) çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve riskleri tanılama alt ölçek gruplarından en düşük puan ortalaması ?istismar ve ihmale yatkın çocuk özellikleri?dir.Sonuç olarak; Elazığ ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmali ve istismarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiş ve sağlık çalışanlarının bu konuda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hekim, Hemşire,Ebe, İhmal, İstismar

DoktorlarEbelerElazığ+7
Fatoş Uncu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kanserli çocuğun okul yaşantısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Amaç: Kanserli çocuğun okul yaşantısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmaya Haziran-Ekim 2013 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesi ile bir üniversite hastanesinde tedavi alan 120 kanserli çocuk alınmıştır. Etik kurul, hastaneler, çocuk ve ailelerinden yazılı izin alınmıştır. Veriler, çocuk bilgi formu ve çocuk ve ebeveyn görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular SPSS 15.0 programı yardımıyla değerlendirilerek analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı yöntemler ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmamızın bulgularına göre, çocukların %87,5'unun okula devamsızlık yaptığı belirlenmiştir. Devamsızlık nedenlerine bakıldığında %38,3'ünün fiziksel semptomlar (nötropeni, bulantı, kusma, ağrı vb.) , %86,7'sinin ise tedaviye bağlı nedenlerden (cerrahi tedavi, kemik iliği transplantasyonu vb.) okula devamsızlık yaptığı saptanmıştır. Okula devamsızlık gün sayısı 21 günden fazla olan çocukların oranı %75'dir. Sonuç ve Öneriler: Bu çalışma ile kanserli çocukların okul yaşantısını etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda kanserli çocukların okul yaşantısına ilişkin daha kapsamlı veri elde etmek için niteliksel çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kanser, çocuk, okul, okul-aile ve sağlık personeli iş birliği.

HemşirelikKanser hastalarıNeoplazmlar+5
Aslı Akdeniz
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Radyoterapi alan hasta ve yakınlarının sağlık okuryazarlığı ve gereksinimlerine yönelik öğretim materyali geliştirilmesi.

Bu çalışma, radyoterapi alan hasta ve yakınlarının sağlık okuryazarlığı seviyelerini ve bilgi gereksinimlerini belirleyerek buna uygun yazılı bir öğretim materyali geliştirmek ve bu materyalin uygunluğunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Dr.Abdurrahman Yurtarslan Onkoloji ve Eğitim Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü'nde radyoterapi alan 200 hasta ve 200 hasta yakını ile yapılmıştır. Bu çalışma 3 aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, hasta ve yakınlarının bilgi gereksinimleri hazırlanan anket ile, sağlık okuryazarlıkları seviyesi ise REALM(Tıpta yetişkin sağlık okuryazarlığının hızlı tahmini) ve NVS(Yeni yaşam işareti) ölçekleri kullanılarak belirlenmiştir. İkinci aşamada, yazılı öğretim materyali geliştirilmiştir. Son aşamada, bu yazılı materyal 20 uzman kişi tarafından 'Yazılı Öğretim Materyallerini Değerlendirme Formu' ve 'DİSCERN ölçeği' kullanılarak uygunluk, bilgi kalitesi ve içerik yönünden değerlendirilmiştir. Materyalin okunabilirlik seviyesi araştırmacı tarafından SMOG ve Flesh okunabilirlik formülleri ile belirlenmiştir. Hasta ve yakınlarının yaş ortalamaları sırasıyla, 52.7±12.2 (19-77) ve 44.8 ±12.8 (19-70) dir. Hastalar (%68) ve yakınları (%58.5) çoğunlukla ilkokul mezunudurlar. REALM puan ortalamaları hastalar için 55.8 ± 11.2 (min-max=23-66) ve yakınları için 57.3 ± 9.5 (min-max=25-66) olup 7.-8.sınıf seviyesinde sağlık okuryazarı oldukları belirlenmiştir. NVS puan ortalamaları hastalar için 0.97 ± 1.6 ve yakınları için 1.3 ± 1.9 olup çok kısıtlı sağlık okuryazarlığı olarak tanımlanmaktadır. Hastaların (%77) ve yakınlarının(%73) çoğunluğuna radyoterapi hakkında öğretim verilmemiştir. Öğretim verilen hastaların %25.5'i ve yakınlarının %35'i verilen öğretimi yeterli bulmuştur. Hazırlanan yazılı öğretim materyalinin okunabilirlik düzeyi SMOG formülüne göre 10. sınıf seviyesinde ve Ateşman'ın uyarladığı Flesh formülüne göre orta güçlükte ve kolay anlaşılabilir olarak belirlenirken uzman görüşlerine göre bu materyal içerik ve bilgi kalitesi yönünden yüksek derecede uygun bulunmuştur.

Bilgi gereksinimleriBilgi okuryazarlığı eğitimiHasta eğitimi+3
Pınar Şeref Özdoğan
Başkent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Katarakt ameliyatı sonrası hastaların evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesi

Katarakt, küresel körlük vakalarının yarısının nedenidir ve en yaygın yaşlılarda görülür. Kataraktın en geçerli ve kanıtlanmış tedavisinin cerrahi olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte hastalar ameliyat sonrası erken dönemde bazı sorunlar ve komplikasyonlar yaşayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, katarakt ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türdedir. Araştırma 15 Aralık 2013-15 Mart 2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'nde katarakt ameliyat olan ve araştırmayı kabul eden 108 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hastaların tanımlayıcı özelliklerini ve hastalık durumunu belirleme formu, taburculuk sonrası izlem formu ile Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Anketi (National Eye Institute Visual Function Questionnaire-NEI VFQ-25) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 71.34±8.7 olup, %37'si daha önce katarak ameliyatı olmuş, %73.1'i ise katarakt ameliyatı hakkında bilgi almıştır. Bireylerin ameliyattan bir gün sonraki NEI VFQ-25 ölçeğinin puan ortalaması 63.3±17 iken, ameliyattan bir ay sonra bu puan ortalamasının 88.5±12'e yükseldiği tespit edilmiştir (p=0,000). Katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası ilk 24 saatte en fazla endişe (%68.5), yorgunluk (%49.1), ağrı (%46.3), gözde batma hissi (%34.2) ve uykusuzluk (%30.6) deneyimlemişlerdir. Bu semptomların ve şiddetinin ilk hafta daha yoğun yaşandığı ve dördüncü haftada belirgin şekilde azaldığı saptanmıştır. Bireylerin %2.8'inde göz enfeksiyonu, %3.7'sinde göz içi basıncında artış, %2.8'inde ödem ve bir kişide sekonder katarakt tespit edilmiş, ayrıca bir kişiye mercek açısında düzeltme (repozisyon) nedeniyle küçük cerrahi girişim yapılmıştır. Katarakt ameliyatı sonrası bireylerin günlük yaşam aktivitelerinden birinci haftada en çok sosyal yaşam (%54.6-15.7), ev işleri (%50.9-16.7), okuma (%38.8-32.4), alışveriş (%26.9-6.5) ve telefon kullanma (%15.7-5.6) etkilenmiş, ancak diğer haftalarda yaşadıkları güçlükler azalmıştır. Ameliyata bağlı günlük yaşam aktivitelerinin etkilendiğini belirten bireylerin etkilenmeyen bireylere göre ağrı, endişe ve yorgunluk puan ortalamaları bazı günlük yaşam aktiviteleri için istatiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Sonuç olarak katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası erken dönemde ilk hafta yoğun olmak üzere bazı güçlükler yaşamakta ve bu güçlükler günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yardım gereksinimini artırmaktadır. Bu sonuçlardan yola çıkarak hastaların gereksinimlerine göre eğitim programları ve materyallerinin hazırlanması ve taburculuk sonrası telefonla danışmanlık hizmeti verilmesi önerilebilir.

Cerrahi-gözGöz hastalıklarıGünlük yaşam aktiviteleri+5
Arzu Korkusuz
Başkent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin iş yükünün hasta güvenliğine etkisi

Kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulması, kaliteli hasta bakımı ve hasta güvenliğine bağlıdır. Kaliteli ve güvenli hasta bakımının sürdürülmesi için yeterli ve doğru hemşire istihdamının sağlanması ve hemşire iş yükünün azaltılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin iş yükünün hasta güvenliği üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türdedir ve 22.08.2013-30.01.2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Cerrahi yoğun bakımlarında ve cerrahi servislerinde çalışan 107 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ""Hemşirelerin tanımlayıcı özellikleri, iş yükü, hasta güvenliğine yönelik deneyim ve görüşlerini belirleme formu", "İş Yükü Ölçeği", "Chentelaman Hasta Sınıflama Skalası" ve "İş yükü izlem formu- Hemşirelik Uygulama Listesi" kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluştururken, %36.4'ü 23-25 yaşları arasında, %59.8'i lisans mezunu, %68.2'si serviste ve %11.2'si servis sorumlusu olarak çalışmakta ve %43.9'unun mesleki deneyim iki yıldan azdır. Hemşirelere göre hasta güvenliği ile ilgili sorunların nedeninin başında ''mesleki yetersizlik, deneyimsizlik ve dikkatsizlik''gelirken, hemşirelerin yarıya yakını ''hemşire sayısının artırılmasını''önermişlerdir. Hemşirelerin %43'ü iş yükü düzeyini fazla ve %30.8'i çok fazla şeklinde ifade ederken, %45.8'i iş yükünü artıran faktör olarak yetersiz hemşire sayısını göstermişlerdir. Hemşireler iş yükünün hasta güvenliğine etkisini; hastaya ayrılan zamanın azalması, çok iş olunca alınan önlemlerin azalması ve yorgunluk,dikkatsizlik sonucu hata riskinin artması olarak sıralamışlardır. Sorumlu hemşirelerin iş yükü puan ortalamaları hemşirelere göre daha düşük bulunmuştur(p<0.05). Günlük cerrahi girişim sayısı arttıkça hemşirelerin iş yükü puan ortalamalarının arttığı belirlenmiştir(p<0.05). Bu sonuçlardan yola çıkarak ve hemşirelerin belirttikleri hata nedenleri ve çözüm önerileri dikkate alınarak iş yükünün azaltılmasına yönelik düzenleyici faaliyetlerin arttırılması, hemşirelerin bakım verdikleri hasta sayısının dağılımının dengeli olması, bakım gereksinimlerinin dikkate alınması ve hasta- hemşire oranının planlanması önerilebilir.

CerrahiHasta güvenliğiHemşirelik+5
Berrak Balanuye
Başkent University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 aylik bebeği olan annelerin anne sütünü artırmaya yönelik geleneksel uygulamaları

Araştırma 0-6 aylık bebeği olan annelerin anne sütünü artırmaya yönelik geleneksel uygulamalarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır.Çalışma, Kütahya ili belediye sınırları içindeki 1-14 No'lu Merkez Sağlık Ocakları'nda gerçekleştirilmiştir. Örneklemi 216 anne oluşturmuştur.Veriler araştırmacı tarafından literatüre göre hazırlanan soru formuyla toplanmıştır. Verilerin toplanabilmesi için Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü'nden resmi izin ve Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'ndan etik onay alınmış, anneler araştırma hakkında bilgilendirilmiş ve yazılı onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından annelerin evlerinde ziyaret edilmesi ve yüz yüze görüşme sırasında soru-cevap yöntemiyle toplanmıştır. Veriler 01.07.2008-20.07.2008 tarihlerinde toplanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile Ki-kare, Exact Ki-kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştırYaş ortalaması 26.85±4.87 olan annelerin %53.2'si ilkokul mezunu, %89.4'ü ev hanımı ve %45.8'i yetersiz gelirlidirAnnelerin %90.3'ü bebeklerini ilk 30 dakikada emzirmiştir. Annelerin %75'i bebeklerini ilk altı ayda sadece anne sütüyle beslemeyi düşünmelerine rağmen, %65'i bunu gerçekleştirebilmiştir. Annelerin %72.7'si sütlerinin yeterli olduğunu düşünmektedir ve bunların %68.8'inin bebekleri yeterli ağırlıktadır. Annelerin %77.8'i emzirme konusunda eğitim almamıştır. Annelerin %19.9'u sütlerini artırmak için hiçbir uygulama yapmamış, çok azı (%9.2) modern uygulama, çoğu geleneksel (%47.9) ve geleneksel+modern (%42.7) uygulamaları yapmışlardır. En çok su (%62), süt (%24.1), tatlı (%20.8), incir (%18.1), soğan (%17.6), meyve-meyve suyu (%16.2), rezene çayı (%14.8) ve sebze-yeşilliğin (%13.9) sütü arttırdığına inanılmaktadır.Anne sütünü artırmaya yönelik uygulamaları annelerin yaşı, çalışma durumu, gelir durumu, yaşayan çocuk sayısı, besleme şekli, sütlerinin yeterliliğine ilişkin düşünceleri ile emzirme anne sütünü artırıcı önlemler/uygulamalar konusunda eğitim alma durumu, bebeğin yaşı ve anne sütüyle beslemeyi düşündükleri süre etkilemektedir (p<0.05).Anahtar kelimeler: Doğum sonrası dönem, emzirme, anne sütü, geleneksel uygulamalar.

Anne sütüAnnelerBebek-yenidoğmuş+6
Mine Gökduman
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Genç erkeklerin acil kontrasepsiyona ilişkin bilgi ve uygulamaları

Bu çalışmanın amacı çalışan genç erkeklerin acil kontrasepsiyon (AK) konusundaki bilgi ve uygulama durumlarını belirlemektir. Araştırma tanımlayıcı tipte olup, Aydın MTE Merkezi'nde 2012-2013 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören çıraklık, kalfalık ve ustalık eğitimi alan erkek öğrencilere yapılmıştır. Bu dönemde okulda toplam 762 kayıtlı erkek öğrenci bulunmaktadır. Araştırma da örneklem seçme yoluna gidilmemiş, 15-24 yaş arası, bekâr ve erkek olan tüm öğrencilere ulaşmak hedeflenmiştir. Verilerin toplanıldığı hafta 708 erkek öğrenciye ulaşılmış, 11'i araştırmaya katılmak istememiş ve örneklemi 697 erkek öğrenci oluşturmuştur. Soru formu ile toplanan verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmada yer alan gençlerin yaş ortalamalarının 17,9±1,8 ve %88,9'unun ortaokul mezunu olduğu, %34'ünün alkol-sigara ve %3'ünün uyuşturucu madde kullandığı saptanmıştır. Gençlerin %58,1'i cinsel deneyimi olduğunu ve %39,2'si ilk cinsel ilişkisini 15 ve yaş altında yaşadığını ifade etmiştir. Gençlerin %31,3'ü AK yöntemlerini duyduğunu, %14,2'si bu konuda bilgisinin olmadığını, %23,8'i korunmasız cinsel ilişki, %10'u tecavüz, %13,3'ü gebelikten korunmada kullanılan yöntemin unutulması ya da hatalı kullanılması durumlarında AK'nın kullanıldığını belirtmiştir. Araştırmada yer alan 697 gençten sadece 15'inin AK'nın kullanım zamanını ve 5'inin de AK amacıyla kullanılan yöntemin ismini doğru bildiği belirlenmiştir. Gençlerden 33'ü daha önce kız arkadaşının/partnerinin AK'yı kullandığını, ancak kullanılan AK yönteminin adı sorulduğunda sadece 19'u Norleva ya da ertesi gün hapını belirtmiştir. Gençlerin %51,5'i AK yöntemleri hakkında bilgi almak istemektedir. Sonuç olarak araştırmamızda yer alan çalışan gençler arasında cinsellik yaygındır, ancak gençlerin AK farkındalığı ve kullanımı düşük düzeydedir. Bu nedenle gençler istenmeyen gebelikler açısından risk altındadır. Çalışan gençlerin AK hakkında sağlık çalışanları ve eğitimciler tarafından bilinçlendirilmesi, istenmeyen gebelikleri büyük ölçüde önleyebilir.

Aile planlamasıErkeklerGebelik+3
Güllü Demir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2014
00