Fırat University
Discipline

Health Management

Fırat University

356

Archived Theses

14

DOIs Assigned

4%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Pediatri yoğun bakım ünitesindeki hemşirelerin iş analizi ve iş yükü

Bu çalışmanın temel amacı Pediatri Yoğun Bakım Ünitesinde çalışan hemşirelerin, bilimsel yöntemler çerçevesinde iş analizini yaparak iş tanımlarını ve iş gereklerini oluşturmak ayrıca iş yükü hesaplamaları ile gerekli personel sayısını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini Pediatri Yoğun Bakım ünitesinde çalışan 7 hemşire oluşturmaktadır. Çalışma verileri 1 Ağustos 2020 ve 30 Eylül 2020 tarihleri arasında gözlem, mülakat, anket ve doküman inceleme yöntemleri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma kapsamında Pediatri Yoğun Bakım ekibini oluşturan 7 hemşire günlük çalışma faaliyetlerini gerçekleştirirken araştırmacı tarafından gözlemlenmiş, ne tür faaliyetler gerçekleştirdikleri tespit edilmiş ve kronometre yardımıyla faaliyetleri tamamlama süreleri ölçülmüştür. Gözlem, mülakat, anket ve doküman inceleme yöntemleri sonucunda hemşirelerinin iş analizleri yapılmış, iş tanımları ve iş gerekleri oluşturulmuştur. Hemşirelerin doğrudan hasta bakım faaliyetlerine %72,55, dolaylı hasta bakım faaliyetlerine %10,04, servis düzeni ve işleyişi ile ilgili faaliyetlere %5,11 ve fizyolojik ihtiyaçlar ve kişisel bakım aktivitelerine %12,3 oranında zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. Hastane istatistik birimi ile görüşülerek Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi için 2019 yılına ait hizmet çıktılarına ulaşılmıştır. Hemşirelerin iş yükünü belirleyebilmek için Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen 'İş Yüküne Dayalı Personel İhtiyacını Belirleme (WISN)' manuel yöntemi kullanılmıştır. 2019 yılına ait hizmet çıktılarına WISN yöntemi uygulanarak 2020 yılı için Pediatri Yoğun Bakım Ünitesinin hemşire ihtiyacı tespit edilmiştir. Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi için WISN oranı %99 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuca göre Pediatri Yoğun Bakım Ünitesinin %99 oranı ile hemşire iş gücü standartlarını karşıladığı yani hemşire sayısının %99 oranı ile yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık kuruluşları için insan kaynakları niteliklerini ve gereksinimlerini tespit edebilmek ve dengeli insan kaynakları dağılımı sağlayabilmek için iş analizi ve iş yükü analizi çalışmalarının bilimsel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Analizi, İş yükü, Hemşire, Pediatri Yoğun Bakım Ünitesi, WISN Yöntemi

HemşirelerHemşirelikPediatri+4
Zeynep Güler
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında duygusal zekanın problem çözme becerisi ve takım performansı üzerindeki etkisine yönelik bir araştırma

Günümüzde gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta kişinin doğuştan sahip olduğu zekâ katsayısının (IQ) yanı sıra, doğumla başlayıp kişinin ölümüne kadar gelişip olgunlaşan, deneyim ve tecrübelerden beslenen duygusal zekanın (EI) ne denli önemli olduğu anlaşılmıştır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, başarılı ve mutlu bireylerin genelde duygusal zekâsı yüksek olanlar olduğunu göstermektedir. Günümüz iş dünyasında, gelişen teknoloji ile birlikte artan rekabet ve değişen örgüt yapıları sebebiyle, yüksek IQ' nun yanında yüksek duygusal zekaya sahip, ekip çalışmasına yatkın, problem çözme becerisi gelişmiş personellere ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle sağlık sektöründe her an yaşanan akut problemlerin çözümü, stres ve baskı altında çalışma ortamı ve takım çalışmasına yoğun olarak ihtiyaç duyulması hemşireler açısından duygusal zekanın önemini daha da arttırmaktadır. Duygusal zekâ (EI) kişinin duygularının farkında olmasını, onları kontrol edebilmesini, mantıklı kararlar verebilmesini, kriz anında problemleri çözebilmesini, iş ve sosyal hayatındaki kişilerle verimli bir iletişim kurabilmesini, iş performansını ve kariyerinde yükselmesini önemli derecede etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı duygusal zekanın önemini ortaya koyarak gerekliliğini vurgulamak, duygusal zekanın, bireyin problem çözme becerisine ve takım performansına olan etkisini incelemektir. Çalışma kapsamında Düzce İlinde bulunan farklı iki hastanede çalışmakta olan 205 hemşireye anket yapılmıştır. Araştırma sonucunda duygusal zekanın problem çözme becerisi ve takım performansı üzerinde pozitif yönde ve anlamlı ilişkisini olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca duygusal zekanın cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği, duygusal zekanın eğitim durumu ve yaşla pozitif yönde anlamlı bir ilişkisinin olduğu sonucuna da ulaşılmıştır.

Duygusal zekaHastanelerHemşireler+4
Yusuf Güç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Maliyet kontrolü açısından tıbbi malzemelerin standart maliyet yöntemine göre varyans analizi: Bir üniversite hastanesi örneği

Amaç: Düzce Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji, Göğüs Hastalıkları ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimlerinde kullanılan tıbbi malzemelerin standart maliyet yöntemine göre sapma analizini yaparak maliyetlerin kontrolü açısından hastane yönetimine faydalı bilgiler sunmaktır. Yöntem: Çalışmanın verileri, hastane bilgi sistemi, yüz yüze görüşme, uzman görüşü, mutemetlik, döner sermaye işletme müdürlüğü ve hastane kayıtlarından yararlanılarak elde edilmiştir. 2018 yılı beklenen maliyetler ile gerçekleşen maliyetler arasında sapmalar doküman analiziyle hesap edilmiştir. Bulgular: Kardiyoloji birimine ait 28 kalem tıbbi malzemenin toplam standart tutarı 647.916,00 TL, toplam fiili tutarı ise 650.476,00 TL ve iki değer arasında 2.560,00 TL'lik bir sapma olduğu tespit edilmiştir. Bu sapmanın 12.775,00 TL tutarı olumsuz fiyat farkından kaynaklandığı, 10.215,00 TL'nin ise olumlu miktar farkından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimine ait 14 kalem tıbbi malzemenin toplam standart tutarı 52.912,67 TL, toplam fiili tutarı ise 53.885,00 TL ve iki değer arasında 972,33 TL'lik bir sapma olduğu tespit edilmiştir. Bu sapmanın 2.810,33 TL'lik kısmı olumsuz fiyat sapmasından 1.838,00 TL'lik kısmı ise olumlu miktar sapmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Göğüs Hastalıkları birimine ait 14 kalem tıbbi malzemenin toplam standart tutarı 145.036,29 TL, toplam fiili tutarı ise 125.815,83 TL ve iki değer arasında 19.220,46 TL'lik bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Bu varyansın 27.209,46 TL'lik kısmı olumlu fiyat sapmasından 7.989,00 TL'lik kısmı ise olumsuz miktar sapmasından kaynakladığı görülmüştür. Sonuç: Elde edilen bulgulara göre olumlu fiyat sapmalarının rekabetçi ortamda ihale işlemelerinin yapılmasından, olumsuz fiyat sapmalarının ise hastanenin vadeli alımlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Olumsuz miktar sapmaları, kalitesiz malzeme satın alınması, kullanım esansındaki dikkatsizlikler ve deneyimsiz personelden kaynaklı olması, olumlu miktar sapmaları ise önceki dönemden devreden malzemelerin varlığı ve yeterince stok sayım ve kontrolünün yapılmamasından kaynaklandığı görülmüştür. Yapılan çalışmada ilk madde ve malzemelerde maliyetlerin kontrolü açısından standart maliyet yönteminin hastane işletmelerinde de kullanılabileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hastane İşletmeleri, İlk Madde ve Malzeme, Standart Maliyet Yöntemi, Sapma Analizi,

MaliyetMaliyet kontrolüSapma analizi+4
Figen Çivi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin anksiyete ve korku düzeylerinin, gelecekteki kariyer endişesi üzerine etkisinde Covid-19 bilgi düzeyinin aracılık rolü

COVID-19 pandemisi, ortaya çıktığı Aralık 2019'dan itibaren hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılarak insanların hayatlarını ekonomik, psikolojik ve sosyal olarak birçok yönden olumsuz etkilemiştir. Bu dönemde virüsün yayılımının azaltılması için birçok sosyal kısıtlama uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalar bazı sektörleri derinden etkilemiştir. Pandeminin şiddetini azaltmak için gerçekleştirilen kalabalıkların azaltılması ve sosyal izolasyon uygulamalarından en çok etkilenen sektörlerden bir tanesi de eğitim sektörü olmuştur. Bu dönemde öğrenciler, kendilerini daha önce deneyimlemedikleri bir sürecin içerisinde bulmuş ve hayatlarında birçok değişim meydana gelmiştir. Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının çıkışından sonra süreli olarak belirlenen tatil kendini süresi belirli olmayan bir uzaktan eğitim sürecine bırakmıştır. Uzaktan eğitim de eşitsizlik gibi birçok dezavantajı beraberinde getirmiştir ancak öğrencilerin pandemi döneminde karşı karşıya kaldıkları tek sorun eğitim hayatları ile ilgili değil aynı zamanda hazırlandıkları kariyerlerinin oluşan piyasa şartlarındaki değişimlerle aldığı şekil ve belirsizlik durumu olmuştur. Halihazırda mevcutta var olan kariyer ile ilgili endişeleri de pandeminin getirdiği işsizlik, iş hayatının dinamiklerinin değişmesi, eğitim almalarında meydana gelen eksiklik kaynaklı kariyerlerine hazırlanamamaları gibi sorunlar ile birlikte daha da artmıştır. Bu araştırmanın amacı, pandemi süresince kamu ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören lisans öğrencilerinin COVID-19 anksiyete ve COVID-19 korku düzeylerinin kariyer endişeleri üzerine olan etkisinde COVID-19 bilgi düzeyinin aracılık rolünü tespit etmektir. Çalışma kapsamında örneklem grubu olarak sağlık yönetimi öğrencileri seçilmiş ve 388 sağlık yönetimi lisans öğrencisine anket uygulanmıştır. Katılımcılardan elde edilen anket sonuçları SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen analiz sonucunda COVID-19 anksiyete düzeyinde ve COVID-19 korku düzeyinde meydana gelen artışın üniversite öğrencilerinde kariyer endişesinin de artmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. COVID-19 bilgi düzeyinin kariyer endişesi üzerine etksisinde aracılık rolünün ortaya konması için gerçekleştirilen analiz sonucunda ise, COVID-19 bilgi düzeyinin COVID-19 anksiyete düzeyinin ve COVID-19 korku düzeylerinin artmasına neden olarak kariyer endişesinin de artmasına neden olduğu ve pozitif bir aracılık rolüne sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Kariyer+4
Sinem Koca
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan bireylerde sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşam davranışları ilişkisi

Son yıllarda dünya üzerinde gerçekleşen ölümlerin büyük çoğunluğuna kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kanser gibi kronik hastalıklar ve bu hastalıklara neden olan risk faktörleri (sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik gibi) sebebiyet vermektedir. Dünyada ve ülkemizde hastalık yükünde önemli bir paya sahip olan kronik hastalıkların insan sağlığı üzerindeki etkileri ile birlikte ekonomik sonuçları da bulunmaktadır. Kronik hastalıkların tedavisinin getirdiği yüksek sağlık harcamalarının yanında bireylerin iş gücü kapsamında üretkenliğinin etkilenmesi ile sosyoekonomik kalkınma üzerinde de olumsuz etkiler meydana gelmektedir. Kronik hastalıkların, hem yaşam kalitesi ve süresine etkisi hem de sebep olduğu maliyetler göz önüne alındığında hastalığa sebep olan risk faktörlerinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu sebeple sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazanılıp sürdürülmesi önem taşımaktadır. Bu davranışların kazanılabilmesi, bireylerin sağlık bilgilerini anlama ve kullanma yeteneklerini gerektirmektedir. Bu durum "sağlık okuryazarlığı" olarak adlandırılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, kronik hastalığa sahip bireylerde sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma evrenini İstanbul iline bağlı Üsküdar ilçesinde yaşayan kronik hastalar oluşturmaktadır. Gelişigüzel örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 389 kronik hasta ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara 14 sorudan oluşan demografik bilgiler anketi sonrasında 32 sorudan oluşan "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı (TSOY-32)" ölçeği ve 52 sorudan meydana gelen "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" uygulanmıştır. Katılımcıların sağlık okuryazarlığı genel indeks puan ortalaması 34,09±7,30 olarak, sağlık okuryazarlık düzeyleri ise %6,9 oranında yetersiz, %41,9 oranında sorunlu-sınırlı, %32,4 oranında yeterli ve %18,8 oranında mükemmel olarak tespit edilmiştir. "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II" ölçeğinden aldıkları ortalama puan ise 123,49±18,25 olarak saptanmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda sağlık okuryazarlığının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Araştırma sonucunda sağlık okuryazarlığını arttıracak ve bireylere sağlığı geliştirici davranışların kazandırılmasını sağlayacak faaliyet ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Hasta davranışıHastalarHastalık+3
Emine Maraş
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 ile mücadelede ülkelerin nispi performansı: İki aşamalı bootsrap veri zarflama analizi

Salgınlar, kısa bir zaman dilimi içerisinde insanların ve diğer canlıların büyük bir bölümüne bulaşan hastalık türüdür. Ölümcül sonuçları ve ağır maliyetleri olan salgın hastalıkların insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Son dönemde yaşamakta olduğumuz Covid-19 salgını hızlı yayılımıyla tüm ülkeleri etkilerken pandemi konusunda hazırlıklı olmayan ülkeler için ağır şartlar oluşturmaktadır. Covid-19 pandemisi ülkelerin sağlık sistemlerine ve sağlık altyapılarına önemli ölçüde etkileri olmuştur. Her ülkenin, uyguladığı sağlık sistemine bağlı olarak salgın sürecine yanıtı farklı olmuştur. Bazı ülkeler daha sert radikal önlemleri hayata geçirirken bazı ülkeler ise daha yumuşak ve demokratik stratejiler izlemektedir. Bu stratejilerin başarılı olabilmesi, ülkelerin pandemi ile mücadele konusunda sahip oldukları sağlık altyapısının yanı sıra yönetsel kapasite düzeylerine bağlı olduğu bilinmektedir. Ülkeler, salgını kontrol altına alabilmek için vakaların tespiti, tedavi edilmesi gibi süreçler ile eş zamanlı olarak hastalığın daha fazla yayılmasının önlenmesi için bir takım kamusal tedbirleri de uygulamaya koymuşlardır. Alınan tedbir ve kısıtlamalar birçok ülkede ekonomik ve sosyal hayatı durma noktasına getirmiştir. Tedarik zincirindeki aksamalar, ekonomik ve sosyal etkileşimleri sınırlayan kısıtlamalar ve azalan talep koşulları ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilemiştir. Salgın sürecinde kamusal tedbirlerin etkili bir şekilde uygulanması bu ülkelerin ekonomik ve sosyal koşulları ile yakından ilişkili olduğu görülmüştür. Salgının yayılımını önlemek için hükümetlerce uygulanan tedbirlerin etkili ve kararlı bir şekilde sürdürülmesi halkın ve işletmelerin tedbirlere karşı gösterdiği tepki, salgınla mücadelede ülkelerin başarı performansını etkilemektedir. Bu çalışmada Covid-19 salgını ile mücadelede ülkelerin nispi performansı karşılaştırılmıştır. Ayrıca salgın sürecinde yürütülen kamusal tedbir ve kısıtlamaların ülke performansı üzerindeki etkileri saptanmıştır. Çalışma, bir yandan salgın karşısında ülkelerin sağlık sistemlerinin performansı değerlendirilirken diğer yandan ülkelerin uyguladığı kısıtlama ve tedbirlerin sağlık sisteminin başarısı üzerinde etkili olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır. Çalışma sonucunda elde edilen karşılaştırılabilir ve anlamlı bilgiler hem ulusal hem de uluslararası düzeyde uygulanacak sağlık politikalarının gelişimi için bilimsel temeli güçlendirecek argümanlar içereceği düşünülmektedir. Covid-19 ile mücadelede ülkelerin nispi performanslarını ölçmeye yönelik "İki Aşamalı Bootsrap Tahminini Veri Zarflama Analizi" kullanılmıştır. Birinci aşamada Covid-19 ile mücadelede ülkelerin performansı iki modelle analiz edilmiştir. Birinci modelde milyonda yeni vaka ve yeni ölüm değişkenleri çıktı olarak, yeni test sayısı, hastanede yatan covidli hasta sayısı ve yoğun bakım ünitesinde yatan hasta sayısı girdi değişkenleri olarak belirlenmiştir. İkinci modelde ise iyileşen hasta sayısı çıktı değişkeni, olarak kullanılmıştır. Her iki modelden elde edilen teknik etkinlik skorlarına göre Covid-19 ile mücadelede başarılı ve başarısız ülkeler sıralanmıştır. Analizin ikinci aşamasında Simar Wilson Yöntemi esas alınmıştır. Bu aşamada birinci aşamada elde edilen teknik etkinlik skorları bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Etkinlik düzeylerini belirlemeye yönelik içsel (sağlığa yönelik tedbirler) ve dışsal (kamusal tedbirler) parametreler modelde bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. İçsel parametreler bulaşıcılık katsayısı, pozitiflik oranı ve temas izleme değişkenleridir. Ülkelerin başarı düzeylerini etkilediği düşünülen dışsal parametreler ise kamusal tedbirleri içeren sıkılık endeksi, hükümet yanıt endeksi, sınırlama ve sağlık endeksi, yaşlı koruma endeksi, halkı bilgilendirme endeksi ve işyeri kapatma endeksi değişkenleridir. Birinci aşama analizleri sonucunda Covid-19 ile mücadele de ölüm ve vaka sayılarını minimuma indirme noktasında en başarılı üç ülke sırasıyla Avusturya, Danimarka ve Litvanya olduğu belirlenmiştir. İyileşen hasta sayısı açısından ise en başarılı üç ülkelerin ABD, Danimarka ve Avusturya olduğu görülmektedir. İkinci aşamada ise ülkelerin Covid-19 ile mücadeledeki performanslarını etkileyen en önemli parametrelerin sıkılık endeksi, hükümet yanıt endeksi, yaşlı koruma endeksi ve işyeri kapatma endeksi olduğu anlaşılmıştır. Hükümetlerin kamusal tedbirlere yönelik sıkılaştırmaları arttırmalarının salgınla mücadelede ülkelerin başarısına pozitif yönde katkı sağladığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Covid-19, İki Aşamalı Veri Zarflama Analizi, Kamusal Kısıtlama ve Tedbirler

BootstrapBootstrap yöntemleriCOVID 19+7
Gupse Sevda Yalçın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık okuryazarlığının COVID-19 aşı okuryazarlığına etkisi: Aile sağlığı merkezine başvuran hastalar üzerinde bir uygulama

Bu araştırmanın temel amacı, sağlık okuryazarlığı düzeyinin COVID-19 aşı okuryazarlığına olan etkisini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini; 2022 yılı Şubat-Mart aylarında Bursa Panayır Aile Sağlığı Merkezine başvuran 18 yaş üstü hasta ve hasta yakınları oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada; betimleyici istatistikler, açıklayıcı faktör analizi, farklılık testleri, path (yol) analizi teknikleri kullanılmıştır. Toplamda 410 kişiden elde edilen veriler, IBM SPSS Statistic Base 23V ve AMOS paket programları ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın değişkenlerini oluşturan "Türkiye Sağlık Okuryazarlığı"(32) ve "COVID-19 Aşı Okuryazarlığı" (12) ölçekleri ile toplamda 44 sorunun Cronbach Alpha katsayıları sırasıyla 0,945, 0,833, 0,936 olarak bulunmuştur. Sağlık okuryazarlığı ölçeğine yönelik uygulanan açıklayıcı faktör analizi sonucunda toplam varyansın %61,868'ini temsil eden 6 faktör bulunmuştur. COVID-19 aşı okuryazarlığı ölçeğinin açıklayıcı faktör analizi sonucunda ise toplam varyansın %56,784'ünü temsil eden 2 faktöre ulaşılmıştır. Sağlık okuryazarlığı ve COVID-19 aşı okuryazarlığı ölçekleriyle elde edilen faktörlere ilişkin; "Bağımsız Örneklemler T Testi" ve "Tek Yönlü ANOVA" testleri yapılmıştır. Bağımsız örneklemler t-testi sonucunda katılımcıların medeni durumu, katılımcıların çevre tavsiyesi ile ilaç kullanım durumu, katılımcıların hekim tarafından reçete edilen ilaçların düzenli kullanım durumu değişkenleriyle ölçek faktörleri arasında yapılan değişkenlerin bazı kategorilerinde anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Cinsiyet, herhangi bir sağlık problemi olup olmama ve herhangi bir kronik hastalık olup olmama değişkenleriyle ölçek faktörleri arasında T-testi yapılmış ancak cinsiyet, herhangi bir sağlık problemi olup olmama ve herhangi bir kronik hastalık olup olmama değişkenlerinin tüm kategorilerinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Katılımcıların meslek grubu, katılımcıların sağlık problemi olduğunda ilk başvurulan kurum durumu, katılımcıların eğitim grubu değişkenleriyle ölçek faktörleri arasında yapılan ANOVA testi sonucunda bu değişkenlerin bazı kategorilerinde istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğuna ulaşılmıştır. Yaş ve gelir düzeyi değişkenleriyle ölçek faktörleri arasında ANOVA testi yapılmış ancak yaş ve gelir düzeyi değişkenlerinin tüm kategorilerinde anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Araştırmanın path (yol) analiz sonuçlarına göre; Katılımcıların tedavi ve hizmet düzeyini; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğinin anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliklerinin ise pozitif yönde ve istatiksel olarak anlamlı etkilemediği tespit edilmiştir. Katılımcıların hastalıkların korunması sağlığın geliştirilmesi düzeyini; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğinin, anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliklerinin ise pozitif yönde ve istatiksel olarak anlamlı etkilemediği tespit edilmiştir. Katılımcıların sağlıkla ilgili bilgiye ulaşma düzeylerini; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğinin, anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliğinin ise anlamlı düzeyde ve negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Katılımcıların sağlıkla ilgili bilgiyi anlama düzeyleri; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğinin anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliklerinin ise anlamlı düzeyde olmadığı ve negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Katılımcıların sağlıkla ilgili bilgiyi değerlendirme düzeyi; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğini anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliğinin anlamlı düzeyde olmadığı ve pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Katılımcıların sağlıkla ilgili bilgiyi değerlendirme/kullanma düzeyi; COVID-19 aşı okuryazarlığı faktörü olan iletişimsel beceriler özelliğini anlamlı düzeyde ve pozitif yönde; fonksiyonel beceriler özelliğinin anlamlı düzeyde olmadığı ve negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Okuryazarlığı, COVID-19, COVID-19 Aşı Okuryazarlığı

Aile sağlığıAile sağlığı merkeziBirinci basamak sağlık hizmetleri+5
Sümeyra Akın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öznel sağlık durumunun belirleyicileri: Muhit sağlığı, fiziksel sağlık algısı ve ruhsal iyilik hali

Bu çalışmanın amacı, öznel sağlığı (ÖS) etkileyen unsurların muhit sağlığı (MS), ruhsal iyilik hali (RİH) ve fiziksel sağlık algısı (FSA)) etkileme derecesini tespit etmektir. İkinci bir amaç ise öznel sağlık dâhil olmak üzere yukarda sayılan üç sağlık durumunun toplam hizmet alma sayısına etkisini incelemektir. Analizlerde kullanılan veriler, TÜİK tarafından yayınlanan Türkiye Sağlık Araştırması 2019 mikro verilerinden elde edilmiştir. Veriler öznel sağlık durumunu yansıtmaktadır. 15985 kişinin öznel sağlık verileri ile analizler geçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre MS'nın ÖS'a olan etkisinde fiziksel sağlık algısının ve ruhsal iyilik halinin aracılık rolünün bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca fiziksel sağlık algısı değişkenindeki bir düzeylik değişme, öznel sağlıktaki kötüleşme düzeyini 4,6 kat arttırmaktadır. Ruhsal iyilik hali değişkenindeki bir düzeylik değişme öznel sağlıktaki kötüleşme düzeyini 13,5 kat arttırmaktadır. Muhit sağlığındaki bir düzeylik değişme öznel sağlıktaki kötüleşme düzeyini 1,14 kat arttırmaktadır. Sağlık politikası belirleyicilerinin, öznel sağlığın kalitesini iyileştirmeye yönelik stratejiler tasarlarken yukarıda sıralanan bulgular doğrultusunda uygulanabilir alternatif araçlar geliştirmeleri önerilmektedir.

Mehmet Selim Uzden
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık statüsündeki değişimlerin kamu bütçesi üzerindeki etkisi: Panel veri analizi

Sağlık, insanoğlunun doğuşta kazandığı en temel haklarından birisidir. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre sağlık, "sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali" olarak ifade edilmektedir. İktisadi açıdan bakıldığında sağlık, beşeri sermaye birikiminin ve emek arz zincirinin en önemli bileşeni olarak görülmektedir. Sağlıklı bireyler beraberinde sağlıklı işgücünü oluşturmakta ve katma değer oluşumu sürecine katkı sağlamaktadır. Sağlık hizmetleri genel olarak yarı-kamusal mal/hizmet özelliği taşımaktadır. Sağlık hizmeti kullanımı hem bireysel fayda hem de toplumsal fayda sağlamaktadır. Ülkeler, sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum oluşturabilmek ve bu toplumun devamlılığını sağlayabilmek için çaba sarf etmektedirler. Bu nedenle birçok ülkede sağlık hizmetleri kamu eliyle sunulmakta ve buna uygun finansman yöntemleri ile desteklenmektedir. Bireylerin ve toplumun genel sağlık durumu "sağlık statüsü" kavramı ile ifade edilmektedir. Ülkelerin sağlık statüleri ile kalkınmışlık düzeyi arasında yakın ilişki olduğuna yönelik çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Toplum sağlığının, sosyo-ekonomik ve çevresel faktörlere bağlı olması nedeniyle sağlık statüsünü ölçmek için çok sayıda rasyo kullanılmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak isteyen ülkeler sağlık statüsü göstergelerini iyileştirmek için sağlık sektörüne giderek daha fazla kaynak aktarmaktadırlar. Sağlık harcamalarındaki artışla birlikte sağlık koşullarının iyileşmesi, ortalama yaşam süresinin uzamasına ve emek arzının artmasına yol açmaktadır. İşgücü verimliliğindeki artış ülke refahını olumlu yönde etkilemektedir. Diğer yandan ortalama yaşam süresinin artması, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması ve sağlık teknolojilerindeki gelişmeler, sağlık harcamalarına ayrılması gereken kaynak miktarını da sürekli arttırmaktadır. Sağlık sektörüne yapılan harcamalardaki artışlar genel kamu harcamaları içerisinde sağlığa ayrılan payın artmasına sebep olmaktadır. Bu durum kamu bütçe dengesinin giderek olumsuz yönde etkilenmesine sebep olmaktadır. Sağlık harcamaları bir yandan beşerî sermaye birikimi yoluyla ekonomik büyümeye katkı sağlarken diğer yandan kamu giderlerini arttırıcı bir baskı oluşturmaktadır. Sağlık harcamalarının, refah arttırıcı etkisinin yanı sıra kamu bütçesine yönelik olumsuz etkisi çalışmanın ana problemini oluşturmaktadır. Bu ikilemden hareketle çalışmanın temel amacı, seçilmiş ülke örnekleminden hareketle sağlık statüsü göstergelerindeki değişimlerin kamu sağlık harcamalarının genel kamu harcamaları içerisindeki oranını hangi yönde ve ne ölçüde etkilediğini belirlemektir. Çalışmada; sağlık statüsü göstergeleri olarak kaba doğum oranı, doğumda beklenen yaşam süresi, insani gelişmişlik endeksi, kişi başı cepten yapılan sağlık harcamaları, özel sağlık harcamaları oranı ve yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı olmak üzere altı bağımsız değişken kullanılmıştır. Bağımlı değişken olarak kamu sağlık harcamalarının genel kamu harcamalarına oranı alınmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda analize konu edilen ülkeler, sağlık harcamalarında kamu payının %50'nin üzerinde olan, gelişmiş (48 ülke) ve az gelişmiş (28 ülke) olarak iki grup olacak şekilde belirlenmiştir. Her iki gurupta yer alan ülkelere ilişkin kurgulanan model 2005-2020 yıllarını kapsayacak şekilde panel veri analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus oranının ve kişi başına cepten sağlık harcamalarının artmasının, kamu sağlık harcamalarının genel kamu giderlerine oranını arttırdığı buna karşılık insani gelişme endeksinde, kaba doğum oranında ve özel sağlık harcamalarındaki artışların ise kamu sağlık harcamalarının oransal payının azalmasına yol açtığı belirleniştir. Az gelişmiş ülke modelinde ise doğumda beklenen yaşam süresinin ve kişi başına cepten sağlık harcamalarının artmasının, kamu sağlık harcama yükünü arttırdığı buna karşılık kaba doğum oranındaki artışların, özel sağlık harcamalarının ve yaşlı nüfus oranındaki artışların kamu sağlık harcamalarının oransal payını azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.

BütçeBütçe yönetimiDevlet bütçesi+4
Şuheda Sağlam
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane döner sermaye işletmelerinde muhasebe ve vergi uygulamalarının incelenmesi: Düzce Üniversitesi Hastanesi örneği

Bu çalışmada, Üniversite Hastanelerindeki Döner Sermaye İşletmelerinin muhasebe ve vergi uygulamalarının Tekdüzen Muhasebe Sistemine ve tabi olunan ilgili Vergi kanunlarına uygunluğu incelenerek sağlık yöneticilerine ve diğer finansal bilgi kullanıcılarına faydalı bilgilerin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Düzce İlinde faaliyet gösteren Düzce Üniversitesi Hastanesi Döner Sermaye İşletmesinin 2020 yılına ait muhasebe ve vergi işlemleri doküman inceleme metodu ile analiz edilmiştir. Döner Sermaye İşletmeleri, muhasebe işlemlerini Tekdüzen Muhasebe Sistemi çerçevesinde yerine getirmek durumundadır. Bu işletmeler vergi mevzuatı bakımından Katma Değer Vergisi, Gelir Vergisi ve Damga Vergisi hükümlerine tabi olup bazı vergisel muafiyetler ve istisnalardan faydalanmaktadır. Denetim açısından tüm faaliyetleri, bağımsız iç denetçiler ile 6085 Sayılı Kanun kapsamında Sayıştay denetçileri tarafından denetlenmektedir. Söz konusu işletmenin muhasebe uygulamaları açısından Tekdüzen Muhasebe Sistemine uygun muhasebeleştirme işlemleri yapmasına karşın maliyet muhasebe sisteminin olmadığı ve bazı hesap uygulamalarında farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca finansal performans açısından giderlerin, gelirlerden daha fazla olduğu bu nedenle özellikle de malzeme alımlarında vadeli alımların yapıldığı tespit edilmiştir. En büyük gelirin Sosyal Güvenlik Kurumu geliri olduğu ve bu Kurumla Global Bütçe uygulama sözleşmesi yapıldığı görülmüştür.

Döner sermayeDöner sermayeli işletmelerDüzce+5
Sercan Koku
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında örgütsel adalet ile iş tatmini ve duygusal tükenme arasındaki ilişki

Bu araştırmada sağlık çalışanlarının örgütsel adalet algıları ile iş tatmini ve duygusal tükenme düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tipte ve anket yöntemiyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın örneklemini Bolu İl sınırları içerisinde bulunan İzzet Baysal Devlet hastanesinde görevli 400 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Demografik Bilgi Formu', 'Örgütsel Adalet Ölçeği', 'Minnesota İş Tatmini Ölçeği' ve 'Duygusal Tükenme Ölçeği' kullanılmıştır. Tüm veriler IBM Statistics 22 versiyon ile çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Sağlık çalışanlarının örgütsel adalet, iş tatmini ve duygusal tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin gücünün ve yönünün ortaya konulmasında Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Aynı zamanda değişkenler arasındaki yordama gücünün ortaya konulmasında çoklu ve basit regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırma bulgularında ise t testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde örgütsel adalet ile iş tatmini arasında pozitif yönde, örgütsel adalet ile duygusal tükenmişlik ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. İş tatmini ile duygusal tükenme arasında da negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak sağlık çalışanlarında örgütsel adalet artarken iş tatmini de artmakta, duygusal tükenmişlik ise azalmaktadır. Sağlık çalışanlarında iş tatmini arttıkça duygusal tükenmişlik azalmaktadır.

Duygusal sorunlarDuygusal tatminsizlikSağlık personeli+4
Hasene Tarhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

E-sağlık okuryazarlığının akılcı ilaç kullanımı üzerine etkisinde dijital okuryazarlığın aracılık rolü: Bozüyük Devlet Hastanesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı; e-sağlık okuryazarlığının akılcı ilaç kullanımı üzerine etkisinde dijital okuryazarlığın aracılık rolünü tespit etmektir. Çalışma, Bilecik Bozüyük Devlet Hastanesi'ne çoğunluğunun acil servise başvuranlardan oluştuğu, hasta/hasta yakınlarından oluşan örneklem üzerinden elde edilen veriler ile yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan ölçüm araçları daha önce çalışılmış olan literatüre dayalı araştırmalardan elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak; katılımcıların sosyo-demografik bilgilerini içeren Anket Formu, dijital okuryazarlık düzeylerini, e-sağlık okuryazarlığı düzeylerini ve akılcı ilaç kullanımı düzeylerini ölçmek amacıyla 3 farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup; veriler kolayda örnekleme yöntemi ile yüze yüze anket tekniği kullanılarak bizzat araştırmacı tarafından toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS istatistiksel analiz programları kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizlerinde; Araştırma verilerine betimsel analizler ve yol (path) analizi uygulanmıştır. Araştırmada, 405 katılımcıdan elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Demografik özeliklerin analizinde katılımcıların; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, meslek, ailenin aylık gelir durumu, düzenli ilaç kullanımı durumu, genel sağlık durumu, herhangi bir sağlık konusunda interneti kullanma durumu ve son bir yıl içerisinde sağlık hizmeti alma durumu ele alınmıştır. Belirtilen alt gruplarda, cinsiyet gruplarına, düzenli ilaç kullanım durumlarına ve ailelerinin aylık gelir durumlarına göre katılımcılara yapılan testlerde herhangi bir farklılık gözlemlenmemiştir. Diğer alt gruplarda ise bazı farklılıklar tespit edilmiştir. Fakat tüm alt grupların ortalamalarına bakıldığı zaman; dijital okuryazarlık (3,57±0,87), e-sağlık okuryazarlığı (3,54±0,79) ve akılcı ilaç kullanımı (2,69±0,36) değişkenleri için "Katılıyorum" cevabı verilmiştir. "Yol (Path) analizi'' sonuçlarında ise bağımsız değişken e-sağlık okuryazarlığının, bağımlı değişken akılcı ilaç kullanımı üzerindeki etkisi önemli çıkmıştır. Fakat aracı değişken dijital okuryazarlık bağımsız değişken e-sağlık okuryazarlığı değişkeni ile birlikte modele dâhil edildiğinde, e-sağlık okuryazarlığı değişkeninin, bağımlı değişken akılcı ilaç kullanımı değişkeni üzerindeki etkisini ve önemini ortadan kaldırarak iki değişken arasındaki ilişkiyi kendi üzerinden devam ettirmektedir. Tüm değişkenler modele dahil edildiğinde yapılan analiz sonuçlarına göre; dijital okuryazarlık değişkeninin, e-sağlık okuryazarlığı değişkeni üzerindeki etkisi pozitif yönde önemli çıkmıştır. Akılcı ilaç kullanımı değişkeninin, dijital okuryazarlık değişkenine etkisi de pozitif yönde önemli çıkmıştır. Fakat akılcı ilaç kullanımı değişkeninin, e-sağlık okuryazarlığı değişkenine etkisinin önemsiz olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, e-sağlık okuryazarlığının akılcı ilaç kullanımı üzerine etkisinde dijital okuryazarlık değişkeninin ''Tam Aracılık'' rolü olduğu tespit edilmiştir.

Akılcı ilaç kullanımıDijital okuryazarlıkElektronik sağlık+2
Ömer Barlas
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının risk alma davranışını etkileyen faktörler

Sağlık sektörü hizmet alanı gereği birçok risk faktörünü içerir. Çalışanların riskle olan temaslarını arttıran bu durum nedeni ile iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sağlık sorununu oluşturmaktadır. Bu bağlamda sağlık sektörü çalışanlarının risk alma davranışını anlamak bu tür sorunların giderilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada amaç, sağlık sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörleri incelemektir. Çalışma kapsamında sağlık çalışanlarının risk alma davranışları, çalışanlara ait bireysel faktörler (riske yönelik tutum, bilişsel önyargı ve risk algısı), organizasyonel faktörler (güvenlik iklimi, iş stresi ve güvenlik eğitimi) ve işyeri faktörleri (çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı) başlıklarında ele alınan ölçek 379 çalışana uygulanmıştır. Çalışanlara ait bireysel, organizasyonel ve işyeri faktörleri ile risk alma davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek için 7 hipotez oluşturulmuştur. Oluşturulan bu 7 hipotezi tanımlayan bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, bilişsel önyargı ve Kişisel Koruyucu Ekipman Tetikleyicileri boyutunun risk alma davranışı üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı, diğer boyutların ise risk alma davranışını etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, sektör yöneticilerine ve karar vericilere işletmelerde iş güvenliği performanslarının iyileştirilmesi için ne tür bir yol izlenmesi gerektiği noktasında yardımcı olabilir.

RiskRisk algılamasıRisk alma davranışı+5
Kübra Öz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinin alternatif yatırım araçları üzerindeki etkisi

2020 yılı ilk çeyreğinde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, başta ekonomik olmak üzere toplumsal ve sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemiştir. Sağlık krizinden ekonomik krize dönüşen pandemi ekonomide belirsizliğin artmasına neden olmuştur. Ekonomik belirsizlik, yatırım kararlarını etkileyerek hem reel ekonomide hem de finans piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştır. Vaka ve ölüm sayılarındaki artışlar birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de finansal piyasalar üzerinde etkili olmuştur. Alternatif yatırım araçlarının birbirleri ile olan ilişkisi pandemi süreci ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. Bu yönüyle çalışma pandeminin Türkiye'deki alternatif finansal araçlar üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Covid-19 pandemisinden önceki dönemde alternatif yatırım araçları arasındaki mevcut ilişkinin pandemi döneminde değişip değişmediği belirlenmiştir. Ayrıca vaka ve ölüm sayılarındaki değişmenin her bir yatırım aracı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, hisse senedi kapanış fiyatları, cds primleri, bitcoin, ons altın fiyatları, USD/TL dolar kuru ve gecelik repo faiz oranı değişkenlerinin pandemi öncesi ve pandemi dönemindeki ilişkileri belirlenmiştir. 22.03.2019-14.06.2022 tarihleri inceleme dönemi olarak seçilmiştir. Covid-19 öncesi dönemi 22.03.2019-20.03.2020 tarihleri arası, Covid-19 dönemi ise 23.03.2020-14.06.2022 tarihleri ile temsil edilmek üzere kullanılmıştır. Covid-19 dönemi aşı öncesi ve aşı sonrası olacak şekilde analize konu edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkilerin incelenmesinde Pesaran ve Shin (1999) ile Pesaran ve diğ. (2001) tarafından geliştirilen ARDL sınır testi yaklaşımı ile Johansen-Juselius (1990) ve Johansen (1987, 1989) eşbütünleşme analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre Covid-19 öncesi döneminde alternatif yatırım araçları arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin olmadığı buna karşılık Covid-19 sonrası dönemde alternatif yatırım araçları arasındaki ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaşanan sağlık krizinin yol açtığı belirsizlik ve risk ortamının yatırımcıları alternatif yatırım araçlarına yönlendirdiği ve piyasada tüm yatırım araçlarına olan talebi arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca aşı öncesi dönemde vaka ve ölüm sayılarındaki artışların özellikle bitcoin fiyatlarını etkilediği tespit edilmiştir. Aşı sonrası dönemde ise ölüm sayılarındaki artışın özellikle BİST endeksi üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19Finansal piyasalarPandemiler+1
Ferhat Botan Sincar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının örgütsel güven ve örgütsel destek algılarının ihbarcılık eğilimi üzerindeki etkisini belirlemede etik kültür ve psikolojik güvenliğin aracı rolü

Bu çalışmada amaç, sağlık kurumlarında meydana gelen etik/yasa dışı olaylara ilişkin sağlık çalışanlarının ihbarcılık eğilimlerinde, örgütsel güven ve örgütsel desteğin etkisinde, psikolojik güvenlik ve etik örgüt kültürü algılarının aracılık rolünün ortaya konulmasıdır. Bu amaçtan hareketle bir model oluşturulmuş, çalışma değişkenlerinin doğrudan ve dolaylı etkileşimleri tespit etmek ve doğrulayıcı karakterli modeller geliştirilmesi planlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve genel itibariyle veriler çevrimiçi, kısmende olsa yüzyüze anket yoluyla elde edilmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul ilinde hizmet sunan 18 adet JCI kalite ve akreditasyon belgesine sahip hastanelerde görev alan 12.669 çalışanlardan oluşmaktadır. Kolayda örneklem tekniğiyle ulaşılan 589 çalışan ise çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada birçok analiz tekniği kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla, betimleyici istatistikler, açımlayıcı faktör analizleri, farklılık analizleri, doğrulayıcı faktör analizi, path analizi ve aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Verilerin analiz edilme işlemi Microsoft Excel, IBM SPSS 25 ve AMOS 24 paket programları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgu ve sonuçlar genel itibariyle JCI Kalite ve Akreditasyon belgesine sahip olan özel hastanelerde mesleğini icra eden sağlık çalışanlarının konu ile ilgili bakış açılarını içermektedir. Açımlayıcı faktör analizleri sonucunda, ihbarcılığın üç boyuta ayrıldığı ve içsel boyutun, ihbarcılığı en iyi temsil eden boyut olduğu görülmüştür. Örgütsel güvenin üç boyuta ayrıldığı ve duygusal güvenin, örgütsel güveni en iyi temsil eden boyut olduğu görülmüştür. Örgütsel destek algısının iki boyuta ayrıldığı ve kurumsal desteğin, örgütsel desteği en iyi temsil eden boyut olduğu görülmüştür. Etik örgüt kültürünün iki boyuta ayrıldığı ve açıklığın, etik örgüt kültürünü en iyi temsil eden boyut olduğu görülmüştür. Psikolojik güvenliğin tek boyutlu olduğu görülmüştür. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre de değişkenlerin CR, AVE ve Cronbach Alfa değerlerinin eşik değerlerin üstünde olduğu ve model uyum değerlerinin de yeterli olduğu görülmüştür. Path analizi sonuçlarını göre, çalışma modelinde yer alan değişkenlerin anlamlı ilişkiye sahip oldukları görülmüş ve model uyum değerlerinin yeterli düzeyde oldukları ortaya konulmuştur. Diğer ifade ile çalışma modelinin genel anlamda doğrulandığı tespit edilmiştir. Modelde kariyer destek algısının herhangi bir bağımlı ve aracı değişken üzerinde etkisinin olmadığı görülmüş ve modelden çıkartılmıştır. Çalışmada yapılan aracılık analizleri sonucuna göre, örgütsel güven ve örgütsel destek alt boyutlarının, ihbarcılık alt boyutları olan içsel ihbarcılık ve kayıtsızlık algıları üzerindeki etkisinde, etik kültür alt boyutları olan açıklık ve uygulanabilirliğin aracı değişkenler olduğu görülmüştür. Dışsal ihbarcılık algısı üzerinde bağımsız değişkenlerin etkisinin olmamasından dolayı, aracılık analizleri gerçekleştirilmemiş ve ilgili hipotezler red edilmiştir. Psikolojik güvenlik algısının örgütsel desteğin, içsel ihbarcılık ve kayıtsızlık üzerinde aracı değişken olduğu görülmüştür. Örtük değişkenlerle yapılan analizde örgütsel güven ve destek algısının ihbarcılık üzerindeki etkide etik kültürün tam aracı olduğu, ancak psikolojik güvenliğin aracı etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre sağlık kurumlarında örgütsel destek ve örgütsel güvenin yanında etik kültür ve psikoloijik güvenlik algısının da yükselmesiyle ihbarcılık mekanizmasının işlemesinde büyük yararlar sağlayacağı öngörülmektedir.

EtikEtik kültürPsikolojik güvenlik+7
Mustafa Filiz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal turizm destinasyon imajı, tıbbi seyahatin algılanan değeri ve yeniden ziyaret niyeti arasındaki ilişki: Türkiye'yi ziyaret eden medikal turistler üzerinde bir uygulama

İnsanların sağlık ve zindelik aramak için evlerinden uzağa seyahati tercih ettiği medikal turizm; son yıllarda, küresel sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Medikal turizmdeki bu büyüme, her zamankinden daha rekabetçi hale gelen ve gelecek nesillere fırsatlar sunan bu sektöre artan sayıda ülkenin dahil olmasına yol açmıştır. Artan rekabet koşullarında bu ülkeler medikal turizm endüstrisine girebilmek ve küresel endüstriden daha fazla pay elde etmek için birçok alanda kapsamlı analizler ve köklü yatırımlar yapmaktadırlar. Bu nedenle, insanların ihtiyaç duydukları medikal hizmetleri anlamak ve potansiyel hastaları destinasyona çekmek için seyahat öncesinde, esnasında ve sonrasında kararlarını etkileyecek motivasyonel faktörlerin tanımlanması kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte, seyahat sırasında sunulan hizmetten algıladığı değerin; gelecekte yeniden ihtiyaçları olduğunda tekrardan ziyaret etme niyetleriyle bir etkisi olabileceği düşünülmektedir. Mevcut literatür, bu faktörler arasında anlamlı bir etkinin olduğunu doğrular niteliktedir. Bu araştırma, seyahat öncesinde edinilen algılarla destinasyon imajı hakkındaki bilgileri, medikal gezileri sırasında algıladıkları değerle ne ölçüde etkili olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca destinasyonun imajıyla ilgili edindikleri bilgilerle medikal gezilerinden aldıkları değerin, gelecekte tekrardan ziyaret etme niyetleriyle ne ölçüde etkili olduğunu incelemeyi de hedeflemektedir. Araştırmanın ana kütlesini (evrenini), Türkiye'ye medikal turizm kapsamında tedavi almaya gelen uluslararası medikal turistler oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi (nicel araştırma deseni) kullanılmış olup anket verileri, çevrimiçi anket tekniğiyle 534 anket toplanmıştır. Ayrıca betimleyici istatistikler keşfedici faktör analizi, çoklu regresyon, farklılık testleri ve yol (path) analizi teknikleri kullanılmıştır. Elde edien verilerin analizinde SPSS 26 ve AMOS 21 paket programlarından yardım alınmıştır. Araştırmanın sonuçları genel olarak Türkiye'yi ziyaret eden uluslararası medikal turistlerin Türkiye'nin medikal turizm destinasyon imajı, medikal gezilerinden algıladıkları değeri ve gelecekte Türkiye'yi yeniden ziyaret niyetleri üzerindeki bakış açılarını yansıtmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; medikal turistlerin gerçekleştirdikleri medikal gezilerinden aldıkları değerleri en iyi düzeyde temsil eden motivasyonel faktörler "Türkiye'nin kendi ve medikal hizmet sağlayıcılarının yürüttüğü sosyal medya faaliyetinden öğrendikleri bilgilerle aile / arkadaş çevrelerinden ağızdan ağıza iletişim yoluyla öğrendikleri deneyimler" olarak tespit edilmiştir. Bununla beraber medikal turistlerin gelecekteki yeniden ziyaret etme niyetlerini en iyi düzeyde medikal gezilerinden algıladıkları değer temsil etmektedir. Araştırma modelini oluşturan değişkenlere yönelik olan doğrudan etkiler (ikili modeller) doğrultusunda medikal turistlerin medikal gezilerinden algıladıkları değeri; Türkiye'nin kendine özgü yönleri, Türkiye'nin sosyal yönleri ve Türkiye'nin medikal turizmdeki destinasyon imajın anlamlı düzeyde pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Diğer yandan medikal turistlerin gelecekte Türkiye'yi yeniden ziyaret etme niyetlerini; Türkiye'nin medikal turizm destinasyon imajı ve Türkiye'ye gerçekleştirdikleri medikal geziden algıladıkları değeri anlamlı düzeyde pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Genel olarak bu araştırma medikal turistlerin medikal gezilerinden edindikleri algılarına ve deneyimlerine ilişkin bilgilerinin gelecekte yeniden ziyaret etme niyetine olan etkilerini dikkate alan medikal turizm alanındaki tek çalışma niteliğindedir. Aynı zamanda elde edilen veriler Türkiye'nin diğer destinasyonlar arasından öne çıkmasını sağlamak için temel oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Destinasyon İmajı, Algılanan Değer, Yeniden Ziyaret Etme Niyeti

DestinasyonDeğer algısıMedikal turizm+4
Muhammet Cinoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında hasta güvenliği davranışını tahmin etme; bütünleştirici bir modelin testi ve gelişimi

Bu çalışmanın temel amacı, güvenlik ile ilişkilendirilen öncüllerin (yönetim güvenlik taahhüdü, sosyal destek, hızlı iş yapma baskısı, güvenlik bilgisi ve güvenlik motivasyonu) sağlık personellerinin güvenlik faktörlerine katılımı ve uyumluluğu üzerindeki etkisini incelemektir. Bu çalışmanın verileri Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde çalışan 376 personelden yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Sorular 5'li likertten oluşmaktadır. Anket verileri SPSS 26 ve Smart PLS 4 programlarıyla analiz edilmiştir. Analiz de açıklayıcı faktör analizi, korelasyon analizi regresyon ve farklılık analizleri ile yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Toplamda 7 ana hipotez oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre sosyal destek, güvenlik motivasyonu, güvenlik bilgisi ve güvenlik uyumluluğu faktörleri güvenlik katılım değişkeni üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahiptir. Bu çalışmanın sonuçları, güvenlik katılımını etkileyen faktörlerin derecesini tespit ettiği için hem kurum yöneticileri hem de sağlık politikasına yön veren kişiler bu verilerden kanıta dayalı karar verme sürecinde yararlanabilir. Anahtar Sözcükler: Güvenlik Bilgisi ve Güvenlik Motivasyonu, Güvenlik katılımı ve Güvenlik Bağlılığı, Hızlı İş Yapma Baskısı, Sosyal Destek, Yönetim Güvenlik Taahhüdü

GüvenlikHasta güvenliğiHızlı iş yapma baskısı+4
Yasin Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Astım ve koah hastalıklarının maliyet analizi: Düzce Üniversite Hastanesi'nde bir vaka çalışması

Amaç: Astım ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) kronik hastalık olduğu için bireyler ve toplum açısından önemli ölçüde ekonomik yük oluşturmaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı, Astım ve KOAH hastalıklarından kaynaklı ortaya çıkan maliyetleri geri ödeme kurumu, hastane ve hasta perspektifleri açısından ele alarak her bir hastalığa ait birim ve ömür boyu maliyetleri hesap ederek sağlık politikası yapıcılarının alacakları kararlarda yol göstermektir. Yöntem: Çalışmada nitel yöntem kullanılarak retrospektif olarak elde edilen veriler doküman analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanın kapsamı Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi/Hastanesi (DÜSUAH) Göğüs Hastalıkları biriminde 2022 yılına ait Astım ve KOAH hastalarının tamamını kapsamaktadır. Çalışmanın verileri, hastane bilgi sistemi, uzman görüşleri, mutemetlik, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve hastane kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırma hastane, geri ödeme kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve hasta perspektifi açısından incelenmiştir. Bulgular: DÜSUAH'da 2022 yılında astım hastaları için ayaktan tedavi edilen 232 hasta olup hasta başına 171,90₺, klinikte tedavi gören 14 hasta için hasta başına 7.411,2₺/hasta maliyete katlanılmıştır. KOAH hastaları için ayaktan tedavi edilen 130 hasta olup hasta başına 157,70₺, klinikte tedavi gören 111 hasta için hasta başına 7.319,64₺/hasta maliyete katlanılmıştır. SGK perspektifi açısından Astım poliklinik tedavi maliyeti hasta başına 133,14₺, klinik tedavi maliyeti ise 2.071,88₺'dir. KOAH poliklinik tedavi maliyeti hasta başına 127,76₺, klinik tedavi maliyeti ise 2.319,64₺'dir. Hasta perspektifi açısından söz konusu her iki hastalıkta kronik hastalık olduğu için herhangi bir maliyete katlanılmadığı tespit edilmiştir. Astım hastalığının toplumsal yıllık hasta başına maliyeti toplam 7.583,10₺/hasta, toplam toplumsal yıllık maliyeti ise (7.583,10₺ x 6.859.102 kişi) 52.013.256.376,2₺ KOAH hastalığının ise toplumsal hasta başı yıllık maliyeti toplam 9.184,90₺/hasta, toplam toplumsal yıllık maliyeti ise (9.184,90₺ x 5.504.217 kişi) 50.555.682.723,30₺'dir. Sonuç: Astım hastalarının KOAH hastalığına göre hasta başına toplam maliyeti daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Artan Astım ve KOAH vakaları sağlık harcamalarının önemli bir kısmının Astım ve özellikle KOAH'a ayrılmasına sebep olmaktadır. Hastalığın kontrol edilemediği durumlarda maliyetlerde artış gözlemlenecektir. Maliyetlerin düşürülmesi noktasında hem hastalığa yakalanma riskinin azaltılması için gerekli tedbirlerin alınması ve hastalığın tedavisinde daha düşük maliyetli yöntemler izlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Astım, Ekonomik Yük, Hastalık Maliyet Analizi, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Toplam Maliyet

Akciğer hastalıkları-obstrüktifAstımEkonomik yük+4
Şevval Akkol
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık ürünlerinde rekabet üstünlüğü ve sağlık işletmelerinin hisse senedi getirileri arasındaki ilişki: BIST örneği

Sağlık ürünleri, hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesi için kullanılan tıbbi ve medikal malzemelerdir. Bu malzemelerin ulusal kaynaklar ile üretilmesi o ülkedeki sağlık hizmetleri arzının kalitesinin ölçülmesinde önemli bir göstergedir. Sağlık ürünlerinde rekabet avantajının elde edilmesi o sektörde faaliyet gösteren firmaların finansal performanslarına (verimlilik, karlılık vb.) katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada Türkiye'nin sağlık ürünlerinde açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük derecesi ile Borsa İstanbul'da (BİST) faaliyet gösteren sağlık işletmelerinin hisse senedi getirileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak Türkiye'nin sağlık ürünlerinde açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük skorları Balassa ve Vollrath Endeksleri kullanılarak hesaplanmıştır. Balassa ve Vollrath Endekslerinin hesaplanabilmesi için SITC Revize 3, 4. seviye için ürünün ülke içi ihracat düzeyleri ile aynı ürünün dünya ihracat düzeyleri değişkenleri kullanılmıştır. Daha sonra ise Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren sekiz sağlık işletmesinin ortalama hisse senedi getirileri ile sağlık ürünlerinin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük dereceleri ile ilişkisi eşbütünleşme analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Veri seti 2000-2022 dönemi aylık verilerden oluşmaktadır. Analiz aşamasında 29 farklı sağlık ürünü ve BİST'de işlem gören 8 sağlık işletmesi kullanılmıştır. Birinci aşamada elde edilen analiz sonuçlarına göre Türkiye'nin 29 sağlık ürün grubunun 26'sında rekabet dezavantajına sahip olduğu belirlenmiştir. Rekabet avantajının olduğu ürünlerin HS 7311, HS 7324 ve HS 9402 kodlu ürünler olduğu ve bu ürünlerin katma değeri düşük (demir çelikten sağlığı koruyucu eşya/kaplar ve ameliyat/dişçi masa/koltukları) nitelikteki ürünler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İkinci aşamadan elde edilen sonuçlara göre BİST'de işlem gören sağlık işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri ile bu işletmelerin üretim portföyünde yer alan sağlık ürünlerindeki açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük katsayıları arasında eşbütünleşme ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre ANGEN işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 9019 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeksi arasında; DEVA işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 2941, HS 3003, HS 3004 ve HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; ECILC işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 2941, HS 3003, HS 3004 ve HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; GENIL işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 3003 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; MEDTR işletmesinin ortalama hisse getirisi ile HS 9020 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; RTALB işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 9019 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; SEYKM işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 3005, HS 3808 ve HS 9020 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında ve son olarak TRILC işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 3003 ve HS 3004 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aynı ürün grubunu üreten birden fazla işletmenin ortalama hisse senedi getirisi ile söz konusu ürünün Vollrath Endeks değerleri arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Buna göre HS 2936 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 2941 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA ve ECILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3002 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile RTALB ve TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3003 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3004 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3808 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile MEDTR ve SEYKM işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 9019 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile ANGEN-MEDTR-RTALB işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında ve son olarak HS 9020 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile ANGEN-MEDTR-SEYKM işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında eşbütünleşme ilişkisinin olduğu belirlenmiştir.

Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüklerBorsa İstanbulEndeks+5
Merve Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beklenen ve algılanan sağlık hizmet kalitesinin ayaktan hastamemnuniyetine etkisi: Üniversite hastanesi örneği

Bu araştırmanın temel amacı Beklenen ve Algılanan Sağlık Hizmet Kalitesinin Ayaktan Hasta Memnuniyetine Etkisini tespit etmektir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada veriler hastalardan yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır (değerlendirmeye alınan veri sayısı 400'dür). Araştırmanın evrenini; Düzce Üniversitesi Araştırma Hastanesinde ayaktan sağlık hizmeti alan hastalar oluşturmaktadır. Araştırmada; betimleyici istatistikler, farklılık testleri, açıklayıcı faktör analizi, yol (path) analizi teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 ve AMOS 22 paket programları kullanılmıştır. Araştırma sonuçları Düzce Üniversitesinde ayaktan sağlık hizmeti alan hastaların düşüncelerini yansıtmaktadır. Araştırmada kullanılan hasta memnuniyeti ölçeğine yönelik açıklayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçek Klinik Süreçlerden Memnuniyet, Personel Yaklaşımından Memnuniyet, Fiziksel Unsurlardan Memnuniyet olmak üzere üç faktöre ayrılmıştır. Servqual Hizmet Kalitesi ölçeği ise literatürde fiziksel özellikler, güvenilirlik, heveslilik, güvence ve empati olmak üzere beş boyut olarak ele alınmaktadır. Klinik süreçler memnuniyeti; sağlık hizmet kalitesinin boyutlarından olan beklenen güvenilirliği, beklenen hevesliliği, beklenen güvenceyi, algılanan fiziksel özellikleri, algılana güvenilirliği ve algılanan hevesliliği anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Personel Yaklaşımından Memnuniyeti; beklenen hevesliliği, beklenen güvence, algılanan fiziksel özelliği, algılanan güvenirliği, algılanan hevesliliği ve algılanan hevesliliği anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Fiziksel Unsurlardan Memnuniyeti; beklenen hevesliliği, beklenen güvenceyi, beklenen empati, algılanan fiziksel özelliği, algılanan güvenilirliği ve algılanan empati anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda beklenen ve algılanan sağlık hizmet kalitesi hasta memnuniyetini etkilediği sonucu ortaya çıkmıştır.

Algılanan kaliteAyaktan tedaviHizmet kalitesi+7
Işıl Aydın
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik faktörlerin öznel ruh sağlığı üzerindeki etkisi: Türkiye sağlık araştırmasından kanıtlar

Sağlık; sadece bireyin vücudunda hastalık ve sakatlığın olmayışını değil, kişinin bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasını ifade etmektedir. Bedensel ve ruhsal sağlık hali insanın gelişiminin önemli bir parçasıdır. Dünya Sağlık Örgütü'nün ifadesiyle "her bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebildiği, yaşamın normal stresleriyle baş edebildiği, verimli çalışabildiği ve kendini geliştirebildiği bir iyilik halidir. Sağlık, bireylere, ailelere ve topluluklara gelirlerini, eğitimlerini ve yaşamlarını kontrol etme gücü sağlar. Sağlık, bireylerin iyi eğitim alma ve gelir elde edebilme süreçlerini etkileyen önemli bir bileşen olduğu gibi bireylerin gelir ve eğitim donanımları, sağlıklarını koruma ve iyi bir sağlık üreticisi olma durumunu da etkilemektedir. Literatürde birçok çalışma bedensel sağlığın başta işgücü verimliliği olmak üzere beşeri sermaye birikimi üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Ruh sağlığının olası etkileri üzerine yapılan çalışmaların sayısı ise oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında eğitim ve gelir düzeyinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bireylerin ruhsal sağlığında bozulmalara yol açabilecek parametreler dört farklı model ile incelenmiştir. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan belirli periyotlarla (2008, 2010, 2012, 2014, 2016, 2019 ve 2022) tekrarlanan Sağlık Araştırması Mikro Veri seti kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan modellerin birincisinde eğitim ve gelir düzeyinin bireylerin öznel depresyon algısı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. İki alt modelden oluşan birinci modelde depresyon (Model 1(a)) değişkeni ve tarafımızca elde edilen Ruh Sağlığı Tarama Endeksi (Model 1(b)) bağımlı değişkenler olarak kullanılmıştır. Her iki alt modelde eğitim ve gelir düzeyi bağımsız değişkenleri oluşturmaktadır. Model 1 (a) ve Model 1 (b) sonuçları incelendiğinde dönemler arasında farklılıklar olmak ile birlikte gelir ve eğitim düzeyinde meydana gelecek artışların depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerinde azaltıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür. İkinci model bireylerin sosyodemografik özelliklerinin depresyon üzerindeki etkisine odaklanmaktadır. Yaş, cinsiyet, boy, kilo, medeni durum, çalışma durumu ve işe ara verme durumu değişkenlerinin depresyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Hastalık sebebiyle işe ara vermenin depresyon üzerinde diğer demografik değişkenlere kıyasla en yüksek etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Üçüncü modelde bireylerin genel sağlık durumu, kronik hastalığa sahip olma ve diğer hastalık benzeri durumlarının depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkileri incelenmiştir. İki alt modele ayrılan üçüncü model sonuçlarına göre genel sağlık durumu ve kronik hastalık endeksi, bedensel ağrı durumu, uyuma zorluğu, iştahsızlık değişkenlerinin depresyon ve ruh sağlığı endeksi üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Model 3 (b)'de zorluk endeksinin bireylerin ruh sağlığı tarama düzeyini açıklama gücünün yüksek olduğu görülmüştür. Dördüncü ve son model de genel sağlık durumu, gelir seviyesi ve eğitim düzeyindeki değişmelerin depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Genel sağlık durumunda meydana gelecek bir düzeylik kötüleşmenin depresyon ve ruh sağlığı tarama endeksi üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyindeki iyileşmelerin depresyon değişkeni üzerindeki etkisinin anlamsız buna karşılık ruh sağlığı tarama endeksi üzerindeki etkilerinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ruh sağlığı tarama endeksinin bağımlı değişken olduğu Model 4 (b)'de eğitim düzeyindeki artışların ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisinin olduğu buna karşılık depresyon değişkenin bağımlı değişken olduğu Model 4 (a)'da ise depresyona yol açma ihtimalini artırıcı etkisi olduğu belirlenmiştir.

Eğitim düzeyiGelir seviyesiMikroekonomik değişkenler
Burcu Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının yalın yönetim algısı, çalışan performansı ve iş tatmini

Sağlık sektörü karmaşık ve değişimin sürekli olduğu bir sektördür. Sağlık sektörü, bütçelerin küçülmesi ve talebin artması nedeniyle son yıllardır baskı altındadır, bu da sağlık hizmetleri tarafından "daha azla daha fazlasının elde edilebilmesi" için "yalın düşüncenin benimsenmesini gerektirmiştir. Bu çalışmanın amacı yalın yönetim, görev performansı ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bir özel hastanenin iki şubesinde gerçekleştirilmiş olup 236 sağlık çalışanı ile yürütülmüştür. Yalın yönetim ölçeği, görev performansı ölçeği ve iş tatmini ölçeği olmak üzere üç anketten yararlanılmıştır. Yalın yönetim ölçeği Türkçeye uyarlanmıştır. Verilerin analizi SPSS ve AMOS paket programları ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeklere ait geçerlilik ve güvenilirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yaş, cinsiyet, eğitim durumu, iş tatmini ve yalın yönetimin görev performansı üzerindeki etkisini ölçmek için çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda eğitim durumunun, iş tatmini ve yalın yönetim algısının görev performansı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur (p<0,05).

Beyza Atmaca Morgil
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastalık maliyet analizinde makine öğrenmesi yaklaşımı: COVID-19 örneği

COVID-19 pandemisi, sağlık hizmetlerinde sınırlı kaynaklar ve yüksek maliyetler nedeniyle büyük bir yük oluşturmuştur. Bu çalışmada COVID-19 hastalarının doğrudan tıbbi maliyetleri ve dolaylı tıbbi olmayan maliyetleri tespit edilerek maliyetlerde etkisi olan değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kesitsel ve retrospektif niteliktedir. Çalışmada prevelans bazlı yaklaşım benimsenmiştir. Doğrudan tıbbi maliyetler Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), dolaylı maliyetler ise işveren ve hasta perspektifinden ele alınmıştır. Çalışmanın örneklemini, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde COVID-19 nedeniyle yatarak tedavi olan 2.237 hasta ve ayaktan başvuran 15.705 hasta oluşturmaktadır. Çalışma dönemi Mart 2020-Mart 2022 yılları arasını kapsamaktadır. Hastaların toplam tedavi maliyetleri aşılama dönemi öncesi ve sonrası olmak üzere iki döneme ayrılarak incelenmiştir. Tedavi maliyetlerinde ve başvuru sayılarında etkisi olan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla makine öğrenmesi teknikleri, doğrusal regresyon ve poisson regresyon kullanılmıştır. Yatarak tedavi olan hastaların tedavi maliyetlerinde; yatış süresi, ventilatör kullanımı, yatış birimi, aşılama dönemi, yaş, akciğer röntgeni, cinsiyet ve taburcu şekli değişkenlerinin etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayaktan tedavi olan hastaların hastaneye başvuru sayılarında ise; yaş grubu, sigorta türü, akciğer röntgen, bilgisayarlı tomografi ve PCR testinin etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, doğrudan tıbbi maliyetler kapsamında yatarak tedavi olan hastaların kişi başına düşen ortalama tedavi maliyetinin 8.357,39 ₺ (889,08 $), ayaktan tedavi olan hastaların kişi başına düşen ortalama tedavi maliyetinin 94,74 ₺ (10,07 $) olduğunu göstermektedir. Dolaylı maliyetler kapsamında devamsızlık nedeniyle kişi başına düşen geçici verimlilik kaybı maliyeti 25.111,64 ₺ (267,19 $), erken ölüme bağlı kişi başına düşen ortalama kalıcı verimlilik kaybı maliyeti 20.721.511,12 ₺ (2.204.416,04 $) ve beklenen yaşam süresi öncesi ölüme bağlı kişi başına düşen ortalama bireysel gelir kaybı maliyeti 148.188,28 ₺ (15.764 $) tespit edilmiştir. Tespit edilen COVID-19'a bağlı doğrudan tıbbi maliyetler, 2020 yılı sağlık harcamalarının %4,02'sini ve 2021 yılı sağlık harcamalarının %2,84'ünü oluşturmuştur. COVID-19'a bağlı dolaylı tıbbi olmayan maliyetler ise 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşen GSYH toplamının %17,06'sını oluşturmuştur. Sonuç olarak COVID-19 salgınının, sağlık giderlerini artırdığı ve doğrudan sağlık hizmetlerine ani bir talep oluşturduğu tespit edilmiştir. Bu salgının aynı zamanda iş gücünde büyük kayıplara yol açtığı ve erken ölüm yükünü artırdığı görülmüştür. Ülkeler gelecekte olası pandemi senaryolarına hazırlıklı olmalı ve sağlık hizmetlerine daha fazla odaklanmalıdır.

COVID 19Hastalık yüküSağlık hizmetleri maliyeti
Melek Terzi Özmen
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti, hasta sadakati ve tekrar tercih niyetine etkisi

Hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti, hasta sadakati ve tekrar tercih etme niyeti üzerinde önemli bir etkisi vardır. Bu tez çalışmasının temel amacı, sağlık hizmet kalitesinin hasta memnuniyeti, hasta sadakati ve tekrar tercih niyetine etkisini analiz etmektir. Çalışma, özel ve kamu hastanelerinde sunulan hizmetlerin kalitesinin hastaların genel memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmeyi, bu memnuniyetin hasta sadakati ile ilişkisini incelemeyi ve hastaların aynı sağlık kurumunu tekrar tercih etme eğilimlerini belirlemeyi hedeflemektedir. Bu bağlamda, sağlık hizmeti kalitesinin, hastaların sağlık hizmetlerinden beklentilerini ne ölçüde karşıladığını, bu beklentilerin karşılanmasının hastaların sadakat ve tekrar tercih niyetleri üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Kantitatif tipte yürütülen bu araştırmanın evreni; Gaziantep ilinde ikamet eden ve kamu hastanelerine başvuran ayaktan sağlık hizmeti alan hastalardan oluşmaktadır. Örneklem olarak; Gaziantep'te en az bir defa sağlık hizmeti almış kişiler seçilmiş ve anket 400 kişiye uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi tercih edilmiştir. Anketler çevrimiçi yöntemle toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS paket programları kullanılmıştır. Araştırmada; betimleyici istatistikler, farklılık testleri ve path (yol) analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki değişkenlere güvenirlik analizi uygulanmış ve araştırmanın güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan teorik modele yol (path) analizi uygulanmış ve analiz sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerlerinin geçerlilik şartlarını sağladığı görülmüştür. Dolayısıyla çalışma güvenilirlik ve geçerlilik şartlarını sağlamaktadır. Yol analizinden elde edilen sonuca göre; hizmet kalitesi hasta memnuniyeti, hasta sadakati ve tekrar satın almayı önemli derecede ve pozitif yönlü olarak etkilediği görülmüştür. Yani, hizmet kalitesi artığında hasta memnuniyeti, hasta sadakati ve tekrar satın alma da artacaktır. Ayrıca cevaplayıcılar genel ortalama olarak bütün değişkenler için "katılıyorum" cevabı verilmişlerdir.

Mehmet Akar
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan COVID-19 bulaşılabilirliğinin hijyen ve COVID-19'dan kaçınma davranışlarına etkisinin path analizi ile belirlenmesi: Toplum temelli bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı, "Algılanan COVID-19 Bulaşılabilirliğinin Hijyen ve COVID-19'dan Kaçınma Davranışlarına Etkisinin Yol Analizi ile Belirlenmesidir". Bu amaçla öncelikle araştırmanın amacı, önemi, varsayımları, sınırlıkları, genel bilgiler (pandemi, coronavirüsler, COVİD-19, epidemiyolojisi, klinik özellikleri, bulaş yolları), algılanan COVID-19 bulaşılabilirliği, COVID-19'dan kaçınma ve hijyen hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmanın evrenini; 2022 yılının Temmuz-Ağustos aylarında Adana il merkezinde yaşayan 18 yaş ve üstü bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada; farklılık testleri, yol (path) analizi teknikleri kullanılmıştır. Toplamda 412 kişiden elde edilen veriler, SPSS ve AMOS paket programları ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın güvenilirlik katsayısı Alfa = 0,887'dır. Bu değer 0,80≤α<1,00 arasında olduğundan, çalışmanın güvenilirliği yüksek derecededir. Algılanan COVID-19 bulaşılabilirliğinde, COVID-19'dan kaçınmada ve hijyen davranışlarında demografik verilere göre farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla; "Bağımsız Örneklemler T Testi" ve "Tek Yönlü ANOVA" testleri yapılmıştır. Bağımsız örneklemler t-testi sonucunda katılımcıların medeni durumuna, cinsiyete, eğitim durumuna, yaşa ve gelir düzeyine göre bütün boyutlar "kararsızım" demişlerdir. Yol (path) analizi sonucunda bulunan uyum değerleri bulunan modelin yapı geçerliliğinin olduğunu göstermiştir. Araştırmanın path (yol) analiz sonuçlarına göre; Bağımsız değişken olan algılanan COVID-19 bulaşılabilirliğinin, hijyen davranışları ve COVID-19'dan kaçınma bağımlı değişkenleri üzerindeki direk etkisi önemli ve pozitif bulunmuştur.

Nuh Ataman
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Robson Sınıflandırmasına göre sezaryen ve normal doğumların incelenmesi

Dünya Sağlık Örgütü'nün anne ve bebek ölüm oranlarını dikkate alarak önerdiği sezaryen oranı en fazla %15'tir. OECD'nin en güncel olan 2021 verilerine göre Türkiye en yüksek sezaryen oranına (%58,4) sahip ülkedir. Bu araştırmanın 2 ana ve 1 tali amacı vardır. İlk ana amaç, 2020-2021-2022 yılları arasında Bolu ilinde eğitim ve araştırma hastanesi, devlet hastanesi ve özel hastanede gerçekleşen doğumların obstetrik ve demografik özellikleri ile yatırılan hastane türünün Robson Sınıflandırma grupları üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Diğer ana amacı, anne yaşı, yatış süresi, geçirilmiş sezaryen sayısı, parite, gravida ve gebelik haftası ortalamaları değişkenlerinin sezaryen oranlarına etkisini incelemektir. Tali amacı ise, doğum paket fiyatları üzerinden sezaryen ve normal doğumların maliyet karşılaştırmasını yapmaktır. Robson Sınıflandırması, doğumları 10 grupta kategorize ederek hangi hasta gruplarında gereksiz sezaryen yapıldığını tespit etmeyi sağlamakta ve sınırlı kaynakların verimli kullanımına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırmada nicel yöntem uygulanmıştır. Veriler doküman inceleme tekniği ile hastanelerin bilgi yönetim sisteminden alınan doğum raporlarından, epikrizlerden ve mali veriler ise hastanelerin gelir birimleri ile Sağlıkta Uygulama Tebliği (SUT)'dan elde edilmiştir. Analiz için Excel ve SPSS 27 programları kullanılmıştır. Her bir Robson grubunu etkileyen değişkenleri tespit etmek için ikili (binary) regresyon uygulanmıştır. Sezaryen oranına etki eden değişkenler ise sayısal olduğu için doğrusal (lineer) regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel bulguları ise Bolu ilinde eğitim ve araştırma hastanesi, devlet hastanesi ve özel hastanede gerçekleşen 2020-2021-2022 yıllarına ilişkin ortalama sezaryen oranı %72.79 olarak belirlenmiştir. Obstetrik değişkenler ve yatılan hastane türü değişkenleri Robson Sınıflandırma değişkenini anlamlı düzeyde etkilerken (p<0,05), demografik değişkenlerin Robson Sınıflandırma değişkenine anlamlı düzeyde etkisi saptanmamıştır (p>0,05). Anne yaşı, yatılan gün, geçirilmiş sezaryen sayısı, parite,gravida ve gebelik haftası ortalamaları değişkenleri ise sezaryen oranı bağımlı değişkenini anlamlı düzeyde etkilemektedir (p<0,05). Toplam geri ödeme tutarları açısından sezaryen doğumlar (255.381,69 $), normal doğum geri ödeme tutarlarından (145.707,77 $) belirgin şekilde daha yüksektir. Sağlık Bakanlığı'nın Ekim 2024'te yayınladığı, temel amacı sezaryen doğum oranlarını düşürmek olan planın uygulanmasında ve doğum hizmetlerinin yönetiminde Robson Sınıflandırma sisteminin bir araç olarak kullanılması kaynak yönetiminde verimliliği sağlarken anne ve bebek sağlığı açısından da DSÖ öneri oranlarına ulaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Vajinal doğum-sezaryen sonrası
Buket Oğuz Alramazanoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

CPAP/BPAP cihazlarının kullanımında uyum oranını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Karma bir metot uygulaması

Bu araştırmanın amacı, obstrüktif uyku apnesi (OUA) tedavisinde birincil yöntem olan CPAP/BPAP cihazlarına uyumu etkileyen faktörleri bütüncül bir yaklaşımla belirlemek ve literatürde bugüne kadar raporlanmamış değişkenleri de ortaya çıkararak kapsamlı bir faktör listesi oluşturmaktır. Çalışmada karma yöntem kullanılmış; 2018 - 1 Temmuz 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesine bağlı uyku merkezinde tedavi gören hastaların verileri analiz edilmiştir. Nicel veriler, 449 hastaya uygulanan anketlerle; nitel veriler ise 30 hasta ile yapılan derinlemesine görüşmeler ve 449 hasta kaydının doküman analiziyle elde edilmiştir. Veriler; FACTOR Analysis, SmartPLS, IBM SPSS ve MAXQDA yazılımları aracılığıyla analiz edilmiştir. Nicel ve nitel verilerin birlikte değerlendirilmesiyle, CPAP/BPAP cihazlarına uyumu etkileyen çok sayıda değişken tespit edilmiş; cihaz ve aparata ilişkin faktörlerden bireysel, psikososyal, çevresel, bölgesel, sosyo-politik ve kültürel faktörlere kadar uzanan çok boyutlu bir etki alanı ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda literatürde daha önce yer almayan sekiz yeni değişken tanımlanmıştır. Bu değişkenler arasında; yıldırım ve gök gürültüsünden korkma, deprem korkusu, taşınma, dini pratikler, hava kirliliği, uzun saç kullanımı gibi uyumu olumsuz etkileyen faktörlerin yanı sıra; otomatik cihaz kullanımı ve kırsalda yaşama gibi uyumu artıran faktörler yer almaktadır. Bulgular, mevcut modellerin CPAP/BPAP uyum sürecini açıklamada yetersiz kaldığını ve bu sürecin çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, CPAP/BPAP cihazlarına uyum sürecinin yalnızca bireysel ya da teknik faktörlere indirgenemeyeceğini, aynı zamanda coğrafi, kültürel, dini ve çevresel bağlamların da dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Araştırma sonuçları, hem teori geliştirme açısından yeni modellere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymakta hem de sağlık hizmet sunucuları, politika yapıcılar ve cihaz üreticilerine yönelik özgün öneriler sunmaktadır.

Serhat Fırat
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığı döner sermaye işletmelerinde muhasebe uygulamalarının Sayıştay denetim bulguları üzerine bir araştırma

Bütün sektörlerde olduğu gibi sağlık hizmetlerinin sunumunda da kaynakların etkin ve verimli kullanılması önemlidir. Bu durumun kontrolü ise denetimlerle sağlanabilir. Sağlık Bakanlığı (SB) döner sermaye işletmelerinde (DSİ) mali denetim Sayıştay Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Çalışmanın amacı SB DSİ'ye ait Sayıştay denetim raporlarında yer alan muhasebe kayıtlarındaki hataları sistematik bir şekilde analiz etmek, hataların hangi nedenlerden kaynaklandığını tespit etmek, bu hataların olası nedenlerinden yola çıkarak mali yöneticilerin görüşlerini tespit etmek ve ilgili taraflara faydalı bilgiler sunmaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi, sistematik analiz, yarı yapılandırılmış mülakat ve gömülü teori yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada 2018-2023 yılları arasındaki Sayıştay denetim raporları incelenerek muhasebeyle ilgili bulgular ve hatalar bilançoya, gelir ve gider hesaplarına ve nazım hesaplara göre sınıflandırılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda yarı yapılandırılmış mülakat anketi düzenlenmiştir. Mülakat anketi MAXQDA 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni SB'ye bağlı DSİ'lerdeki mali hizmetlerden sorumlu yöneticiler olarak belirlenmiştir. Araştırma izni için illerdeki kurumlara başvuru yapılmış ve izin alınabilen Bartın, Bitlis ve Düzce illeri çalışma kapsamına alınmıştır. Örneklem olarak araştırma izni alınabilen illerde görevli mali hizmetlerden sorumlu yöneticiler belirlenmiştir. Sayıştay denetim raporlarında en fazla hata 46 adet ile kısa vadeli yabancı kaynaklar hesap gurubunda ve 42 adet ile dönen varlıklar hesap gruplarındadır. Muhasebe kayıtlarında en fazla hata 2018 yılında, en az hata ise 2023 yılında gerçekleşmiştir. Bazı hatalar bir kez meydana gelirken bazı hatalar tüm çalışma yıllarında yer almaktadır. Katılımcılarla yapılan mülakatlarda ise hataların en fazla kullanıcı hatalarından kaynaklandığı ifade edilmiştir. Kullanıcı hatalarını azaltmak için mali mevzuat ve muhasebe eğitimleri düzenli aralıklarla tekrar edilmelidir. Ayrıca katılımcılar nitelikli personel temininde sorun yaşadıklarını ifade etmiştir. Bu nedenle muhasebe işlemi yapan birimleri teşvik edici düzenlemelerin yapılması ve personelin zorunlu haller dışında yerinin değiştirilmemesi gerekmektedir. Katılımcılar Tek Düzen Muhasebe Sistemi programının ihtiyaçlarını karşıladığını, raporlama ve modüllerin yeterli olduğunu ifade etmişlerdir. SB tarafından kullanılan farklı yazılımların birbirleriyle tam entegre edilmesinin hataları azaltılacağı düşünülmektedir. Verilerin tek noktadan girilerek diğer sistemlere aktarılması ile kullanıcı hataları minimize edilebilir.

Ali Özgür Güley
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık turizminde pazar bölümlendirmeye yönelik bir ölçek geliştirme çalışması

Bu araştırmanın temel amacı, Sağlık Turizminde Pazar Bölümlendirme ve Hedef Pazar Seçimi etkisini tespit etmektir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada veriler çevrimiçi anket yöntemi ile toplanmıştır (değerlendirmeye alınan veri sayısı 425'tir). Araştırmanın evrenini; Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası sağlık turizmi yetki belgeli hastane/acente yöneticileri ve sahipleri/ortakları oluşturmaktadır. Araştırmada; betimleyici istatistikler, farklılık testleri, açıklayıcı faktör analizi, yol (path) analizi teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 23 ve AMOS paket programları kullanılmıştır. Araştırmada ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Sağlık Turizminde Pazar Bölümlendirme ve Hedef Pazar Seçimi Tutumları Ölçeği geliştirilmiştir ve ölçek Destinasyon Seçimi, Stratejik Planlama, Hastaların Sosyal Özellikleri, Doluluk Oranı ve Hastaların Kişilik Özellikleri olmak üzere beş faktöre ayrılmıştır. Çalışma, mevcut mal veya hizmetlerin pazarlamasında pazar bölümlendirme stratejisinin ve hedef pazar seçme sürecinin önemini göstermektedir. Yapılan araştırma sonucunda pazar bölümlendirme ve hedef pazar seçimi uygulama ve metotlarını iyi kullanabilen bir hastane/acente rakiplerine göre fırsatları görmede avantaj sağlamaktadır. Pazar bölümlendirme hastanelerin/acentelerin önlerini görmelerini sağlamaktadır. Tahminleme ve bütçe çalışmalarının yapılması, uygulanması ve başarısına katkılar sağlamaktadır. Her bir hedef pazar bölümü için uygulanacak tutundurma çabalarının tespiti kolay olmaktadır.

Merve Altunkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında bilişim liderliğinin örgütsel çevikliğe etkisi

Bu araştırmanın amacı, sağlık kurumlarında bilişim liderliğinin örgütsel çeviklik üzerindeki etkisini yapısal eşitlik modeli kullanarak incelemektir. Araştırmanın evrenini, Nisan-Mayıs 2025 döneminde İstanbul'da faaliyet gösteren ve uluslararası kalite akreditasyonuna sahip zincir hastanelerde çalışan sağlık profesyonelleri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 400 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veriler, yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada, bilişim liderliğinin örgütsel çevikliğe olan etkisini analiz etmek amacıyla yol (path) analizi gerçekleştirilmiştir

Atakan Güney
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Medikal turizmde yapay zekâ uygulamalarının sağlık profesyonellerinin kültürel yeterlilik düzeylerine etkisi

Bu çalışmada, medikal turizmde yapay zekâ uygulamalarının sağlık profesyonellerinin kültürel yeterlilik düzeylerine etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde faaliyet gösteren uluslararası sağlık turizmi yetki belgeli özel hastanelerde hekim, hemşire ve sağlık turizmi profesyoneli pozisyonunda çalışan sağlık profesyonelleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise toplamda 400 sağlık turizmi profesyoneli oluşmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre; sağlık profesyonellerinin sağlığın sürdürülmesinde yapay zekâ uygulamalarına yönelik düşüncelerinin, kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi önemlidir (P<,01). Aynı zamanda sağlık profesyonellerinin manevi eğlencede yapay zekâ uygulamalarına yönelik düşüncelerinin, kültürel beceriler, kültürel bilgi ve kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi önemlidir (P<,01). Etki düzeyi pozitif yönlüdür. Diğer taraftan sağlık profesyonellerinin turizm taşımacılığında yapay zekâ uygulamalarına yönelik düşüncelerinin, kültürel beceriler, kültürel bilgi ve kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi önemlidir (P<,01). Etki düzeyi negatif yönlüdür. Ayrıca sağlık profesyonellerinin turizm konaklamasında yapay zekâ uygulamalarına yönelik düşüncelerinin, kültürel beceriler, kültürel bilgi ve kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi önemlidir (P<,01). Etki düzeyi pozitif yönlüdür. Bununla birlikte sağlık profesyonellerinin turizm alışverişinde yapay zekâ uygulamalarına yönelik düşüncelerinin, kültürel beceriler, kültürel bilgi ve kültürel duyarlılık üzerindeki etkisi önemlidir (P<,01). Etki düzeyi pozitif yönlüdür. Manevi eğlencede yapay zekâ, turizm konaklamasında yapay zekâ ve turizm alışverişinde yapay zekâ uygulamalarına yönelik olumlu düşünceler artarken kültürel beceriler, kültürel bilgi ve kültürel duyarlılık düzeyi de olumlu yönde artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Medikal Turizmi, Yapay Zekâ, Kültürel Yeterlilik, Sağlık Profesyonelleri

Kübra Akçay
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri fiyatlandırma modelleri kapsamında Türkiye'deki ilaç fiyatları üzerine bir analiz

Fiyat, ekonomik sistemlerde bir mal veya hizmetin değerini belirleyen temel mekanizmalardan biridir. Piyasanın rekabetçi, şeffaf ve bilgi akışının tam olduğu koşullarda fiyatlar kaynak tahsisini optimize eden ana unsurdur. Fiyat oluşumu, özellikle belirsizliğin yüksek, maliyet yapılarının karmaşık ve düzenleyici müdahalelerin yoğun olduğu piyasa yapılarında etkin bir şekilde belirlenemez. Sağlık hizmetleri, eksik rekabet koşulları nedeniyle klasik piyasa koşullarından önemli ölçüde ayrışan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle fiyat mekanizması sağlık sektöründe tam etkin çalışmaz. Sağlık hizmetlerinin emek ve teknoloji yoğun yapısı, bilgi asimetrisi, zorunlu talep ve kamu finansmanına bağımlılık, bu alandaki fiyat oluşumunu diğer piyasalardan belirgin biçimde ayırmaktadır. Bu özgün dinamikler, sağlık sektöründe maliyet esaslı, regülasyona dayalı veya sigorta mekanizmaları üzerinden işleyen çeşitli fiyatlandırma modellerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. İlaç fiyatlama, sağlık sektöründe hem hastaların tedaviye erişimini hem de sağlık sisteminin mali sürdürülebilirliğini belirleyen temel bir unsurdur. İlaç sektöründe fiyatlama stratejileri, hastaların tedaviye erişimini ve kamu sağlık harcamalarının sürdürülebilirliğini doğrudan belirlediği için kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca bu stratejiler, yüksek maliyetli Ar-Ge faaliyetlerinin finansmanını sağlayarak yenilikçi ilaçların geliştirilmesini ve sektörün rekabet gücünü destekler. Bu çalışmada, sağlık mal ve hizmetlerinin üretim ve sunumunda kullanılan fiyatlandırma modelleri teorik olarak incelenmiştir. İlaç fiyatlandırmasında etkili olan parametreler dikkate alınarak Türkiye'de farklı ilaç gruplarındaki fiyatları belirleyen unsurlar analiz edilmiştir. Türkiye'de ilaç fiyatlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla lojistik kantil regresyon yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan veri seti, Türk Eczacılar Birliği'nden temin edilen ve 3.565 ilaca ilişkin temel bilgilerden oluşmaktadır. İlaç fiyatlarına etki eden değişkenler, ilacın orijinal veya jenerik olup olmaması, ithal/yerli olma durumu, muadil ilaç sayısı, raf ömrü ve kamu iskonto oranı olarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarında, tüm sistemler düzeyinde kamu iskonto oranı ve ilacın ithal olmasının ilaç fiyatlarının belirlenmesinde en güçlü faktörler olduğu tespit edilmiştir. Muadil ilaç sayısının fiyatları düşürücü yönde kısmi bir etki yarattığı görülmüştür. Orijinallik ve raf ömrü gibi faktörlerin ise daha sınırlı etkilere sahip olduğu anlaşılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye ilaç piyasasına yönelik kapsamlı bir veri analizine dayanarak sağlık mal ve hizmetlerinde fiyatlandırma süreçlerinin anlaşılmasına ilişkin bütüncül, ampirik olarak desteklenmiş bir çerçeve sunmaktadır.

Gülşen Genç
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sözleşme ihlalinin örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Hemşireler üzerinde bir araştırma

Bu çalışmada, hemşirelerin psikolojik sözleşme ihlal algılarının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışanla işveren arasındaki karşılıklı beklentilere dayalı psikolojik sözleşmenin ihlal edilmesi örgütlerde işveren ve çalışan açısından birçok olumsuz duruma neden olmaktadır. Psikolojik sözleşme örgütsel bağlılığın sağlanmasında önem arz etmektedir. Araştırma, Düzce ilindeki iki farklı hastanede çalışan 200 hemşireyle gerçekleştirilmiştir. Anket yöntemiyle elde edilen veriler, SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada demografik değişkenlerle ölçek ve alt ölçek boyut ortalamaları arasındaki istatistiksel anlamlı farkların tespit edilmesi amacıyla, ANOVA ve t testi yapılmıştır. Hemşirelerin psikolojik sözleşme ihlali ve örgütsel bağlılık algılarını ölçmek için korelasyon analizi ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; psikolojik sözleşme ihlal algısıyla duygusal bağlılık ve normatif bağlılık arasında anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Psikolojik sözleşme ihlali ile devam bağlılığı arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Psikolojik sözleşme ihlal algısının, duygusal bağlılığı %29 oranında, normatif bağlılığı %25 oranında açıkladığı görülmüştür. Psikolojik sözleşme ihlalinin devam bağlılığı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarıyla literatürdeki çalışmalar karşılaştırılarak tartışılmıştır.

HemşirelerPsikolojik sözleşmePsikolojik sözleşme ihlali algısı+1
Hanım Han
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algılarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık ile ilişkisi

Acil sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde yerine getirilmesinde insan faktörü büyük öneme sahiptir. Çünkü tüm hizmetler insanlar tarafından sunulmaktadır. Bu nedenle kaliteli bir acil sağlık hizmeti için çalışanların kurumuna bağlı, yöneticisine ve kurumuna güvenen, etik kurallara uyan kişilerden oluşması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, Düzce acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algılarının örgütsel güven ve örgütsel bağlılık ile ilişkisinin ortaya konmasıdır. Araştırmada nicel veri analiz tekniklerinden tarama modeli kullanılmış olup, saha araştırması kapsamında hazırlanan anket formu çalışanlara uygulanmıştır. Çalışanlara uygulanan anket formunun ilk bölümünde katılımcıların demografik bilgileri, ikinci bölümünde örgütsel bağlılık ölçeği, üçüncü bölümünde örgütsel güven ölçeği ve son bölümünde de etik iklim ölçeği yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; Acil sağlık hizmetleri çalışanlarının etik iklim algıları ile örgütsel güvenleri arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, çalışanların etik iklim algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu ve son olarak da çalışanların örgütsel güvenleri ile örgütsel bağlılıkları arasında pozitif yönde kuvvetli bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır.

Acil servisAcil tıp servisleriDüzce+5
Hasan Hüseyin Yıldız
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane işletmelerinde maliyet analizinde karşılaşılan zorluklar ve kullanım alanları üzerine bir araştırma

Hastane işletmeleri sağlık hizmet kalitesinden ödün vermeden en düşük maliyetle en uygun zamanda sağlık hizmetini sunmak durumundadır. Hastane işletmelerinde, üretilen hizmet maliyetinin doğru bir şekilde analiz edilmesi ve bunların yöneticilerin alacakları stratejik kararlarda kullanılabilmesi önem arz etmektedir. Günümüzde hastane işletmelerinde maliyet muhasebesi ve maliyet analizi uygulamaları yapılırken bir takım sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Çalışmanın amacı hastane işletmelerinde maliyet analizi uygulamaları yapılırken hangi tekniklerin kullanıldığını ve ne tür zorluklarla karşılaşıldığını ortaya koyarak maliyet bilgilerinin hangi alanlarda ve hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldığını tespit ederek hastane yöneticilerine faydalı bilgiler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyette bulunan özel hastane, Sağlık Bakanlığı hastaneleri, üniversite hastaneleri ve şehir hastanelerindeki üst düzey yöneticilere yönelik hazırlanan anket formu kullanılarak araştırma veriler elde edilmiştir. Araştırmada örneklem seçimi yapılmayıp Türkiye'de faaliyet gösteren hastanelerin mali yöneticilerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler (frekans, yüzde vb) hipotez testleri (Independent samples t testi, ANOVA, Korelasyon vb) yoluyla analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Sağlık Bakanlığı hastanelerinin %48'1'inde maliyet analizinin yapılmadığı, özel hastanelerin %49'unda ve şehir hastanelerinin %50'sinde maliyet analizinin medikal/muhasebe bölümünde yapıldığı ve üniversite hastanelerinin %46,8'inde ise finans bölümünde yapıldığı görülmüştür. Ayrıca, maliyet analizinin kullanım alanı olarak %43,8 ile hastanelerin kar/zararının tespit edilmesinin ve %34,6 ile hastanelerde gerçekleştirilen maliyet analizi konusunda en sık karşılaşılan zorluk seviyesinin sağlık hizmetlerinin oldukça karmaşık ve değişken olmasının ön plana çıktığı görülmektedir. Buna göre, hastane yöneticilerinin maliyet analizine gereken önemi vermedikleri ve maliyet bilgilerinden yeterince yararlanamadıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hastane İşletmeleri, Maliyet Analizi, Maliyet ve Yönetim Muhasebesi.

Hastane işletmeleriHastanelerMaliyet+3
İlknur Arslan Çilhoroz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce İli'nin geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi

Düzce İli geleneksel ve tamamlayıcı tıp ürünleri sektörü (GETAT) açısından önemli bir potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. Sektörün bölge kalkınmasını sağlayacak çekirdek yeteneğe sahip olması birçok kurumu, sektörün geliştirilmesi yönünde harekete geçirmiştir. Nitekim Düzce Üniversitesi'nin son yıllarda üstlendiği misyon farklılaşması ile bu sektöre yönelik geliştirme çalışmaları da başlatılmıştır. Bu bağlamda sektörün geliştirilmesi ile bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Düzce ili GETAT sektörünün uluslararası rekabetçilik gücü düzeyini ortaya çıkarmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Ayrıca, sektörün geliştirilmesine yönelik temel stratejilerin ve modellerin belirlenmesi de hedeflenmektedir. Araştırmanın amacına ulaşılabilmesi için nitel ve nicel araştırma yaklaşımlarının her ikisine de müracaat edilmiştir. Micael Porter'ın Elmas Modeli'nin kulanıldığı çalışmada; yüz yüze anket, derinlemesine mülakat ve uzman görüşü teknikleri ile elde edilen veriler, faktör analizi, farklılık analizi ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Her üç veri toplama tekniklerinden elde edilen sonuçlara göre, GETAT sektörünün uluslararası rekabetçilik gücü; orta- yüksek/oy, orta/o ve düşük-orta/ do düzeyde tespit edilmiştir. Bu sonuçlara istinaden, sektörün uluslararası rekabetçilik gücünü artıracak 5 farklı ana eksen çerçevesinde 29 farklı alt değişkene yönelik stratejik gelişme önerileri de ortaya çıkarılmıştır. Bu bağlamda modelde yer alan değişkenlere bağlı olarak, tüm alt değişkenlerin detaylı analizlerinin yapılıp rekabetçilik güçlerinin arttırılmasına yönelik projelerle desteklenmesi gerekmektedir.

DüzceGeleneklerGeleneksel yöntemler+5
Serhat Fırat
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında şiddet: Gazete haberleri üzerinde bir araştırma

Şiddet, hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilen toplumsal mekanizmalardan biridir. Sağlık kurumları ise şiddetin en fazla yaşandığı iş sahalarından bir tanesidir. Çünkü sağlık hizmetleri, doğrudan bakımı gerektiren bir hizmet sektörüdür. Sağlık çalışanlarının da öncelikli amacı, hastalara kaliteli bir hizmet sunabilmektir. Bu amacını gerçekleştirmek isteyen sağlık çalışanları; hastalar, hasta yakınları, tedarikçiler ve meslektaşlarıyla iş hayatında sürekli etkileşim halinde bulunmaktadır. Bu sebeple sağlık kurumlarında yaşanan şiddetin tek bir kaynağı bulunmamaktadır. Sağlıkta şiddet, kamusal bir sorun olma bağlamında anlaşılıp açıklanmasında yazılı basının da önemli bir temsil alanı olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle sektörel bir sorun olarak tanımlanan ve hastalar ile sağlık çalışanlarının ilişkisi sonucu ortaya çıkan şiddet haberleri, yazılı basın açısından önemli bir haber nesnesi haline dönüşmektedir. Yapılan çalışmada sağlık çalışanlarına yönelik şiddet haberlerini tespit etmek için Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri incelenmiştir. Verileri analiz edebilmek için Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin resmi internet sayfalarında yer alan mevcut arşivlerine yeniden eskiye sıralanarak ulaşılmıştır. Araştırmada Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin 1 Ocak 2017- 21 Mayıs 2019 tarihleri arasında günlük yayım yapan sağlıkta şiddet konusunu ele alan toplam 501 gazete haberine erişilmiştir. Gazete haberlerinden 143 tanesi ‟sağlıkta şiddete yönelik yaşanan‟ haberleri kapsarken, 358 tanesi „‟sağlıkta şiddete yönelik tepkide bulunan‟‟ haberleri kapsamaktadır. Toplanan verileri ise analiz edebilmek için MAXQDA 2018 nitel veri analiz programına yüklenilmiş ve betimsel istatistiki yöntemler sayesinde analizi gerçekleştirilmiştir. MAXQDA 2018 nitel veri analiz programında tematik kodlama yapılarak içerik analizi değerlendirilmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucuna göre ise gazete haberlerinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet sıklığı, Türkiye'nin genelini yansıtabilecek çalışmalarda saptananlarla benzerlik gösterebilecek şekilde oldukça yüksektir. Bu nedenle sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için; gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, eğitimsel destekler sunulmalı ve konuyla ilgili örgütsel anlamda tüm birimler koordine edilmelidir.

GazetelerHaberlerSaldırganlık+3
Tuba Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde liderlik faktörünün örgütsel bağlılığa etkisi: Diyarbakır ili özel hastane örneği

Sağlık kurumlarında diğer bir deyişle hastanelerde başarının sırlarından biri de kurumdaki yöneticilerin etkin ve etkili liderlik davranışlarına sahip oluşudur. Hastanelerde başarıyı sağlamak kolay bir şey olmamakla birlikte rekabetin ve başarının devamı için çalışanı pozitif yönde harekete geçirip şevklendirecek liderlere ihtiyaç vardır. Keza çalışan tarafından benimsenen liderler, örgütsel bağlılık üzerinden etkili olmaktadırlar. Bunlar aracılığıyla çalışanlarda normalin üstünde çalışma isteği olmaktadır. Örgüte bağlılık sonucunda çalışanın motivasyonunda ciddi bir artış gözlemlenebilmekte, ayrıca örgütsel bağlılık sonucunda kişi fazla iş değişikliğine gitmemekte ve işgücü devir oranı azalmaktadır. Bu çalışmanın amacı; yöneticilerin liderlik davranış tarzları ile örgütsel bağlılık türleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve çalışma yapılan kurumda etkili olan liderlik tarzını saptamaktır. Bu gaye ile Diyarbakır ili Özel Genesis Hastanesi sağlık çalışanlarına anket ve ölçek çalışması yapılmıştır. Çalışmanın verileri Şubat-Mayıs 2019 tarihleri arasında yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Bu bağlamda toplam 177 anket yapılmıştır. Çalışmanın verileri; Bağımsız T Testi, Anova, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına uygun hipotezler kurulmuş olup çalışmanın güvenirliliği test edilmiştir. Organizasyonda çalışanların sorulara verdiği cevaplar ile ortalamalar alınmış ve bu puanların liderlik ve örgütsel bağlılık alt değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca liderlik alt değişkenleri (otoriter, demokratik-katılımcı ve tam serbestiyi esas alan liderlik) ile örgütsel bağlılık türleri (duygusal, devamlılık ve normatif bağlılık) arasında bir ilişki olup olmadığı, ilişkinin yönü ve kuvveti korelasyon testi ile sınanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; liderlik ölçeğinin cronbach alpha değeri 0.875, örgütsel bağlılık ölçeğinin cronbach alpha değeri 0.861 olması istenen düzeyde güvenirliliğe sahip olmuştur. Kurumun çalışanları, liderlerinin davranışını daha çok otoriter (3,1959) olarak algılamışlardır. Keza çalışmanın sonuçlarına göre ilgili hastanenin çalışanları örgüte olan bağlılıkları örgütsel bağlılık türlerinden duygusal bağlılık (3.4203) ve normatif bağlılık (3.4034) tarzında olmuştur.

HastanelerLiderlikSağlık personeli+4
Ümit Işık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında kriz yönetimi (Şanlıurfa örneği)

Sağlık kurumları, topluma gerekli sağlık hizmetlerini, koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici olarak üç basamakta sunan kurumlardır. En önemli amaçları ihtiyaç anında, gereken miktarda ve eşit düzeyde sağlık hizmeti sunabilmektir. Kriz ise; beklenmedik anda, aniden ortaya çıkan, zaman baskısı yaratan, yönetici ve çalışanlarda strese ve paniğe yol açan, kurumların hayatta kalmasına dahi engel teşkil edebilen durumlar veya olaylardır. Sağlık kurumları, her an herhangi bir krizle karşı karşıya kalma olasılığı yüksek kurumlardandır ve özellikle de 2020 yılının Mart ayından bu yana ülkemizde Covid-19 salgının sağlık kurumlarında yarattığı krizle birlikte kriz ve kriz yönetimi kavramları daha anlamlı hale gelmiştir. Dolayısıyla bu çalışma sağlık kurumlarının kriz öncesinde, anında ve sonrasında nasıl yaklaşımlarda bulunması gerektiği, neler yapılması gerektiğini içerdiğinden önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; kriz durumlarında kurumların nasıl hareket etmesi gerektiği, kriz meydana gelmeden önce sinyallerin anlaşılmasıyla birlikte olası kriz durumuyla yüz yüze kalmamak için neler yapılması gerektiğini aktarmak ve ayrıca sağlık kurumlarının kriz öncesi ne gibi önlemler alması gerektiği, kriz anında durumdan en az zarar ile nasıl kurtulabileceği, krizi fırsata dönüştürebilmek için nasıl bir eylem planına ihtiyaç duyulduğu; kriz sonrası dönemde ise kurumun eski durumuna dönebilmesi veya daha güçlü olabilmesi için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği ve dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda bir bilgi havuzu oluşturmaktır. Kesitsel, tanımlayıcı ve çıkarımsal niteliğe sahip olan bu çalışmanın örneklemi kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veriler 10 soruluk kriz yönetimi anket formu ve 45 ifadeden oluşan kriz yönetim ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa'daki hastanelerde görev yapan tüm hastane yöneticileri, örneklemini ise bu 9 hastanede görev yapan Başhekim, 1 Hastane müdürü, 1 Başhekim yardımcısı ve 1 Hastane müdürü olmak üzere toplamda 36 kişiden oluşmaktadır. Çalışmanın genel sonucuna bakılırsa yöneticilerin kriz durumlarını önemsedikleri, krizlere ve krizden önce bu durumlara karşı hazırlıklı oldukları, kriz dönemlerinde kurumun en az zararla kurtulması için yoğun çaba sarf ettikleri, krizden sonra ise genel değerlendirmelerde bulunup eksik ve hataların düzeltilmesi için gerekenleri yaptıkları tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Covid-19, Risk, Kriz, Kriz Yönetimi, Sağlık Kurumları

COVID 19Hastane yönetimiHastaneler+5
Zine Cin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde Yhita ve Yedi Muda'nın karşılaştırması: Bir üniversite hastanesi örneği

Bu çalışmanın temel amacı, hastane işletmelerinde israfa yol açan adımların belirlenmesidir. Diğer bir amaç ise, iki israf metodundan daha geniş bir israf değerlendirme metodu geliştirmektir. İki israf değerlendirme metodu kullanılmıştır. Birinci metot, Yatan Hasta İsraf Tanımlama Aracıdır (YHİTA). YHİTA, Servis, Taburcu, Bakım, Teşhis ve Tedavi Modüllerinden oluşmaktadır. İkinci metot ise yalın hizmet ve üretimde sıklıkla kullanılan 7 muda metodudur.YHİTA metodunda belirlenen genel israf oranı ön çalışmada %31 asıl çalışmada %38,6 bulunmuştur. Yedi Muda açısından genel israf oranı %36,3'tür. İsrafın en çok olduğu servis %53,6 enfeksiyon hastalıkları servisidir. En fazla orana sahip muda %47,1 ile insan potansiyelidir. En az orana sahip muda ise %9,3 fazla stoktur. Bu iki modelden yola çıkarak daha kapsamlı YHİTA bazlı bir model oluşturulmuştur. Yeni model, her iki modeldeki bütün israf çeşitleri ile bu iki modelde yer almayan israflardan oluşturulmuştur. Böylelikle hastanelerde yer alan bütün israflar için daha ayrıntılı bir ölçüm metodu geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yalın, Yalın Yönetim, İsraf, Muda

HastanelerSağlık hizmetleriYalın yönetim+2
Esra Külekçi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 1 Diyabet hastalığının maliyet analizi

Amaç: Kronik hastalıklardan biri olan Tip 1 Diyabet (T1D) hastalığı bireyler ve toplum için kayda değer ekonomik bir yük olmaktadır. T1D hastalık maliyet analizinin yapılması ve karar vericilere yol göstermesi önem arz etmektedir. T1D hastalığından dolayı ortaya çıkan maliyetleri hastane, geri ödeme kurumu ve hasta perspektifleri ışığında ele alarak birim maliyetleri ve ömür boyu maliyetleri hesap ederek sağlık politikası yapıcılarının alacakları kararlarda yol göstermektedir. Yöntem: Çalışmanın verileri, hastane bilgi sistemi, yüz yüze anket yöntemi, uzman görüşü, mutemetlik, döner sermaye işletme müdürlüğü Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve hastane kayıtlarından yararlanılarak elde edilmiştir. Yıllık hasta başı toplam maliyetler ve ömür boyu maliyetler hesap edilmiştir. Bulgular: Maliyetler yıllık birim maliyetler olarak ele alınmıştır. Hastanenin T1D'li hasta için katlandığı personel maliyeti 63,5₺ ve genel hizmet maliyeti 11,85₺ olarak tahmin edilmiştir. T1D'li hasta için geri ödeme kurumunun katlandığı tedavi maliyeti 204₺ ve ilaç maliyeti 1.602,65₺ olarak tahmin edilmiştir. Geri ödeme kurumu T1D'li hasta için insülin pompası kullanmayan hasta için 3.602,45₺ ve insülin pompası kullanan hasta için 7.483,25₺ olarak hesap edilmiştir. Hastaların katlandığı cepten ödemeler incelendiğinde insülin pompası kullanmayan hastanın 3.129,15₺, insülin pompası kullanan hastanın 5.990,82₺ ve sensör kullanan hastanın 17.945,25₺ maliyete katlandığı bulunmuştur. Toplam maliyetler ise insülin pompası kullanmayan hastanın 6.807,25₺, insülin infüzyon pompası kullanan hastanın 11.753,4 ₺ ve sürekli kan şekeri ölçüm sistemi kullanan hastanın 23.711,42₺'dir. Sonuç: Artan T1D vakaları sağlık harcamalarının önemli bir kısmının T1D'e ayrılmasına sebep olmaktadır. Maliyetlerin azaltılması için hastalığın yönetimi önemlidir. Hastalığın kontrol edilmediği durumlarda hasta hipoglisemi veya hiperglisemi yaşayacak ve maliyetlerde artış meydana gelecektir. Elde edilen veriler T1D'in kaynak dağılımı ve hizmet verimliliğini değerlendirmede kullanılabilir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Ekonomik yük+2
Meltem Sarı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde kök neden analizi: 21 Adım Uygulaması

Ortak Komisyon (Joint Commission - JC), kök neden analizi için 4 bölüm 21 adımdan oluşan bir metodoloji sunmuştur. JC'nin 21 adım uygulamasının, uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, bir üniversite hastanesinin, biyokimya- mikrobiyoloji laboratuvarında reddedilen numunelerin nedenleri üzerinde bir uygulaması gerçekleştirilmiştir. 21 adım yöntemi ile birlikte; "Gantt Çizelgesi", "Beyin Fırtınası", "Akış Şeması", "Balık Kılçığı Diyagramı" ve "Hata Türleri ve Etkileri Analizi", kalite iyileştirme teknik ve araçları da kullanılmıştır. Ayrıca, bir "Eylem Hiyerarşisi" aracı kullanılarak iyileştirme eylemlerinin gücü derecelendirilmiştir. Uygulama sonucunda, reddedilen numunelerin kök nedenleri; oryantasyon ve eğitim uygulamaları yetersizliği, politika ve prosedürlerin uygulanabilirliği, izleme ve değerlendirme eksikliği, verimsiz süreç akışı ve ekipman eksikliği olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu kök nedenlere yönelik, 5'i (%45,5) güçlü, 3'ü (%27,3) orta düzey diğer 3'ü (%27,3) de zayıf eylem olmak üzere toplamda 11 tane iyileştirme eylemi belirlenmiş ve planlanmıştır. Genel olarak, gerçekleştirilen çalışmada 21 adım metodolojisinin, bir sorunun doğrudan, katkıda bulunan, altta yatan ve kök nedenlerini belirlemede ve kök nedenlerine yönelik iyileştirme eylemlerini planlamada, ayrıntılı bir rehberlik sunarak yardımcı olacağı görülmüştür. Gerçekleştirilen Hata türleri ve Etkileri Analizinde sunulan temel önlemlerle genel olarak risk puanlarında yaklaşık %64,5'lik azalış olacağı öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kök Neden Analizi, Hata Türleri ve Etkileri Analizi, Kalite Araçları, Tıbbi Laboratuvar Hizmetleri, Reddedilen Numune

Hasta güvenliğiHata türleri ve etkileri analiziKalite teknikleri+3
Büşra Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kanıta dayalı tıp ile akılcı laboratuvar kullanım yönteminin hastane işlem maliyetleri üzerindeki etkisi: Bir üniversite hastanesi uygulama örneği

Amaç: Kanıta dayalı tıp uygulamalarıyla ile akılcı laboratuvar sistemini hastane süreçlerine entegre ederek gereksiz tetkik istemlerinin önüne geçmek, laboratuvar işlem maliyetlerini düşürmek ve hastane kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmayı sağlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada veri toplama yöntemi olarak birincil veri toplama tekniği kullanılmıştır. Bu tekniğe bağlı olarak nitel araştırma tekniği kullanılarak doküman incelemesi ve odak grup görüşmeleri (hekim görüşmeleri) yapılmıştır. Çalışmanın evreni Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (Hastanesi)'nin laboratuvardaki tüm verilerden oluşurken bu evren içerisinde akılcı laboratuvar uygulaması için değerlendirilen veriler ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına uygun olarak söz konusu veriler, Akılcı Laboratuvar Uygulaması (ALU) öncesi (01.06.2018-31.12.2018 tarihleri arası) ve ALU sonrası (01.06.2019-31.12.2019 tarihleri arası) olarak karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Bulgular: ALU öncesi 7 aylık dönemde toplam 446.300 adet tetkik istemi yapılmış ve bu tetkiklerin maliyeti 1.591.063 TL olarak görülmüştür. ALU sonrası 7 aylık dönemde ise toplam 475.585 adet tetkik istemi yapılmış ve bu tetkiklerin maliyeti 1.537.903 TL olarak görülmüştür. ALU öncesi ve sonrası tetkik istem sayıları oranlandığında ise %6,56 artışın olduğu, fakat tutar olarak oranlandığında ise %3,34 oranında maliyetlerin düştüğü tespit edilmiştir. Tetkik istem sayıları artmış olmasına rağmen, tetkik tutarlarının azaldığı tespit edilmiştir. İstem sayıları artan tetkiklerin fiyatlarının düşük, istem sayıları azalan tetkiklerin fiyatlarının yüksek olduğu görülmüştür. Birimlere tetkik istem sayıları açısından bakıldığında 30 birimden 13 (%43,3) tanesinde istem sayıları düşerek başarılı olduğu görülmektedir. Tetkik istem sayıları beklenenin aksine yükselerek başarısız olan birim sayısı ise 17 (%56,67)'dir. Birimlere tetkik maliyet açısından bakıldığında 30 birimden 18 (%60) tanesinde maliyetler düşerek başarılı olduğu görülmektedir. Maliyetleri beklenenin aksine yükselerek başarısız olan birim sayısı ise 12 (%40)' dir. Başarılı olan birimlerin ağırlıklı olarak cerrahi birimler olduğu, başarısız olan birimlerin ise daha çok tahlil isteyen dâhili birimler olduğu görülmüştür. Sonuç: Hasta güvenliğini korumak şartıyla kanıta dayalı tıp ekseninde yapılan uygulanan akılcı laboratuvar sisteminin hastane işlem maliyetlerini azalttığı bu nedenle bu yöntemin hastane kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılabilmesinde bir araç olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akılcı Laboratuvar, Kanıta Dayalı Tıp, Hastane Maliyetleri, Maliyet Muhasebesi.

Kanıta dayalı tıpLaboratuvarlarMaliyet muhasebesi+2
Zekeriya Kaplan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eşitsizlik ve karşılanmayan sağlık ihtiyaçları: Türkiye sağlık araştırması verilerinden kanıtlar

Amaç: Bu çalışmanın amacı, sosyo-ekonomik faktörlerin karşılanmayan sağlık ihtiyaçları üzerindeki etkilerini belirlemektir. Yöntem: Analizde kullanılan değişkenler 2010,2012, 2014 ve 2016 yılına ait "TÜİK Sağlık Araştırması" mikro veri setinden elde edilmiştir. Farklılık ve etki analizleri yapılmıştır. Depresyon hastalığı ve sosyo-ekonomik değişkenlerin karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarını etkileme derecesini tespit etmek için bir model kurulmuştur. Modellerin analizinde Binary Logit Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarının alt kategorileri (randevu alma süresinin çok uzun olması, uzaklık ya da ulaşım problemleri ve ödeme güçlüğüne bağlı karşılanmayan sağlık ihtiyaçları), yıllara ve sosyodemografik değişkenlere göre farklılık arz etmektedir. Yaş, gelir, sağlık güvencesine sahip olmak, cinsiyet, medeni durum, eğitim, çalışma durumu, genel sağlık durumu, bedensel ağrı durumu ve depresyon gibi faktörler, karşılanmayan sağlık ihtiyaçlara en çok etki eden faktörlerdir. Karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarının neden olduğu sağlıkta eşitsizliklerden en çok dezavantajlı gruplar (kadınlar, işsizler, eğitim ve gelir düzeyi düşük olanlar, sağlık güvencesi olmayanlar) etkilenmektedir. Sonuç: Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar, araştırmacılara, politika yapıcılara ve sağlık yöneticilerine kanıta dayalı bilgiler sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Eşitsizlik, Sağlıkta Eşitsizlik, Karşılanmayan Sağlık İhtiyacı

EşitsizlikKarşılanmayan sağlık ihtiyacıRegresyon analizi+6
Gülşen Genç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde analitik hiyerarşi süreci ile en uygun stok kontrol yönteminin seçimi ve bir hastane uygulaması

Stok kontrol yönteminin seçimi, yalnızca hastane işletmelerinin değil, tüm işletmelerin stokların yönetimi konusunda karşılaştığı ilk ve en önemli problemlerden birisidir. Bu çalışmanın amacı, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) "çok kriterli karar alma" yöntemini kullanarak hastane işletmelerinin stokların yönetimi konusunda karşılaştığı ilk ve en önemli problemlerden birisi olan stok kontrol yönteminin seçimi problemini göz önünde tutarak en uygun stok kontrol yönteminin seçilmesidir. Analitik Hiyerarşi Süreci yaklaşımı; kullanımının kolay olması, Ms Exel'de kolay modellenebilmesi, kendine ait paket programların olması, taraflı-tarafsız yargıları sayısal biçime çevirebilmesi, tutarsızlığı sorgulayabilmesi gibi avantajlarından dolayı karar verme problemlerinde en fazla tercih edilen yöntemlerden birisidir. Bu kapsamda araştırmanın birinci bölümünde "Hastane İşletmelerine İlişkin Genel Bilgiler" ana başlığı altında hastanenin tanımı, özellikleri, temel işlevleri ve sınıflandırılması hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde hastane işletmelerinde stok kavramına, stok yönetimine, stok değerleme yöntemlerine ve hastane işletmelerinde en çok kullanılan stok kontrol yöntemlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümde Analitik Hiyerarşi Sürecine ilişkin genel bilgilere ve uygulama aşamalarına sırasıyla yer verilmiştir. En uygun stok kontrol yönteminin seçiminin sahadaki model uygulamasının incelendiği dördüncü bölümde Ankara'da bulunan özel bir göz hastanesi için en uygun stok kontrol yönteminin seçimi aşamalarına ve analizine yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise süreç tüm aşamalarıyla birlikte özetlenmiş, hangi stok kontrol yöntemi kullanılırsa kullanılsın sistemde yapılacak değişikliklerin her şeyden önce mevcut sistemin maliyet, etkililik derecesini yükseltip yükseltmediğinin izlenmesi gerektiğine vurgu yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Analitik hiyerarşi süreciHastanelerStok kontrol
Özkan Uysal
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde hemşirelerde tükenmişlik ve kaygının yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının en önemli bölümünü oluşturan hemşirelerin covid-19 pandemi sürecinde yaşayabilecekleri tükenmişlik ve kaygının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi'nde görev yapan 844 hemşire oluşturmuştur. Buna göre araştırmanın örneklemi 265 olarak tespit edilmiş olup 302 hemşireye ulaşılmıştır. Çalışmanın verileri Ocak 2021- Mart 2021 tarihleri arasında anket yöntemi ile toplanmıştır. "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" , " Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu WHOQOL- BREF (TR) " ve araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kaygı Ölçeği'', 5'li likert sistemine göre derecelendirilmiştir. Değerlendirilen anket sayısı 302'dir. Toplanan veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan başlıca analizler ise frekans dağılımı, güvenilirlik analizi, aritmetik ortalama, standart sapma ve çoklu regresyon analizidir. Araştırma sonucunda covid -19 sürecinde hemşirelerin genel tükenmişlik algıları ile duygusal tükenmişlik alt boyutu algılarının vasat düzeyde, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyutu algılarının ise düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin yaşam kaliteleri düzeyleri incelendiğinde; genel algı seviyesi ile psikolojik, bedensel, sosyal ve çevresel algılarının da vasat düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca bu çalışmada hemşirelerin kaygı düzeyleri incelendiğinde; genel algı seviyelerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda hemşirelerin tükenmişlik ve kaygı algılarının, yaşam kalitelerini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenme ve kişisel başarı hissi algılarının yaşam kalitesini negatif yönde etkilediği ve duyarsızlaşma boyutunun ise yaşam kalitesini negatif yönde etkilemediği tespit edilmiştir.

COVID 19HemşirelerHemşirelik+5
Sema Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pygmalion algısının sağlık çalışanlarının özyeterlilik ve bireysel yaratıcılıkları üzerine etkileri: Bir kamu kurumu örneği

Sağlık hizmetlerinin ana öğesi olan sağlık çalışanları, örgüt başarısının anahtarı konumunda olup hizmet sektörünün değerli bir üyesidir. Değişen ve gelişen günümüz koşullarında sürdürülebilir örgüt başarısı için çalışan verimliliği daha da ön plana çıkmıştır. Yöneticilerin yönetsel davranış biçimlerini zenginleştiren ve çalışanların iş motivasyon ve performanslarına katkı sağlayan yeni yönetim yaklaşımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktada, Pygmalion algısı yeni bir yönetim enstrümanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Pygmalion algısı, bireyin performansı veya yetenekleri hakkında olumlu beklentilerin sağladığı motivasyon ile bireyin daha yüksek performans göstermesidir. Bu çalışmada, sağlık sektöründe çalışan motivasyonuna ve performansına katkı sağladığı öne sürülen Pygmalion algısının ve bu algının çalışanların özyeterliliği ve bireysel yaratıcılığı üzerindeki etkilerinin ortaya çıkarılmasındaki ve değişkenlerin bu algıdaki aracılık rolünün belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar çerçevesinde, sağlık hizmeti sunan bir kamu kurumunda görev yapan 385 sağlık çalışanının katılımıyla demografik değişkenler, Pygmalion Tutum İndeksi, Özyeterlilik Ölçeği ve Bireysel Yaratıcılık Ölçeğinin yer aldığı anket formu ile veriler toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Pygmalion algısının çalışanların bireysel yaratıcılıklarını olumlu ve pozitif yönde etkilediği (β=0,157; t=2,537; p<0,05), özyeterliliğin bireysel yaratıcılık üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisi bulunduğu (β=0,553; t=7,197; p<0,05) ve Pygmalion algısının özyeterlilik üzerine etkisinde bireysel yaratıcılığın aracı etkiye sahip olduğu (β=0,087; %95 GA [0,20, 0,159]) ortaya konmuştur. Ayrıca, elde edilen sonuçlar neticesinde birtakım öneriler sunulmuştur.

Kamu kuruluşlarıPygmalionSağlık hizmetleri+5
Gül Mersinlioğlu Serin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastanelerde sağlık çalışanlarının güç mesafesi ve örgütsel yabancılaşma ilişkisinde örgütsel adaletin aracılık rolü: Ankara ili örneği

Bu araştırma, sağlık çalışanlarının güç mesafesi ve örgütsel yabancılaşma ilişkisinde örgütsel adaletin aracılık rolünü belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada güç mesafesi bağımsız değişken, örgütsel yabancılaşma bağımlı değişken, örgütsel adalet ise aracı değişkendir. Bu nedenle çalışmada güç mesafesi, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel adalet ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma modeli betimsel ilişkisel tarama modelidir. Araştırma, Ankara ilinde yer alan 14 kamu hastanesinde aktif olarak görev yapan 4974 çalışandan 491 kişiye ulaşılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizinde Spss paket programı ile aracılık için Model 4, aracılık etkisini belirlemek adına da Spss Process makrosu kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile güç mesafesi, örgütsel yabancılaşma ve örgütsel adalet algıları arasında anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Bu farklılıklar güç mesafesi ile cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi arasında; örgütsel yabancılaşma ile görev yapılan yer arasında; örgütsel adalet algısı ile eğitim seviyesi, görev yapılan yer arasındadır. Araştırma verileri doğrultusunda güç mesafesi ile örgütsel yabancılaşma arasında pozitif yönlü ilişki; güç mesafesi ile örgütsel adalet algısı arasında negatif yönlü bir ilişki; örgütsel yabancılaşma ile örgütsel adalet algısı arasında ise negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Regresyon analizi sonucunda güç mesafesinin örgütsel yabancılaşmayı pozitif yönde, örgütsel adalet algısını ise negatif yönde etkilediği görülmüştür. Güç mesafesi ile örgütsel yabancılaşma ilişkisinde örgütsel adaletin aracılık etkisi incelendiğinde; dağıtımsal ve prosedürel adaletin aracılık rolü üstlendiği, etkileşimsel adaletin aracı rol oynamadığı görülmüştür. Güç mesafesi ile örgütsel yabancılaşma ilişkisinde örgütsel adaletin aracılık rolüne ilişkin yapılan bu çalışmanın sağlık sektöründe bir ilk olmasından dolayı literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Güç mesafesiHastanelerSağlık personeli+2
Gülizar Gülcan Şeremet
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü: Bir sistematik derleme

Sağlık piyasasında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü ilişkisi rekabetin sosyal boyutunu teşkil etmesi nedeniyle son dönemde literatürde rastlanan sosyal sermaye ölçümü çabaları açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü arasındaki ilişki birçok yazarın yapmış olduğu çalışmalarda temel sorunsalın bir parçası olarak incelendiğinden ilişkinin mevcut varlığına aracılık eden diğer kavramlara sistematik derleme metodu ile genel bir bakış açısı sunmak ve yapılan çalışmaların literatür açısından taşıdığı değeri ortaya koyarak çalışmaların yoğunlaştığı konular açısından gelecekte söz konusu ilişkiye yönelik yapılacak meta analiz çalışmalarında çalışma konularının belirlenmesine yönelik olarak kılavuz niteliğinde bir çalışma yapmaktır. Bu çalışma sistematik derleme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sağlık kurumlarında rekabet üstünlüğü alt konusu, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü çalışma ana konusunda 2010-2022 yılları arasında makale formunda raporlanmış çalışmaları EBSCO ve SCOPUS akademik arama motorlarında, belirlenen İngilizce arama tümceleri kullanılarak yapılan arama sonucunda listelenen 961 makalenin 39 adedinin mükerrer olduğu tespit edilmiştir. 922 makalenin başlık ve özet kısımları incelenmiş ve 130 adet makale detaylı inceleme amacıyla görüntülenmiştir. Makaleler Downs ve Black (1998) tarafından geliştirilen Downs ve Black literatür puanlama ölçeği kullanılarak literatür değeri ve çalışma konusu ile ilişikili olması açısından incelenmiştir. Yapılan değerlendirmeler tek yazar tarafından yapılmıştır. Sonuç olarak, sağlık kurumlarında rekabet konusunda 20, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü konusunda 25 makale çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmanın örneklemini oluşturan kapsam dahilindeki makalelerin tek yazar tarafından alıntılanmış olması nedeniyle, çalışmanın sistematik hata ve seçim yanlılığı riskinin yüksek olduğu değerlendirilmiştir.. Yapılan çalışma sonucunda, sağlık kurumlarında sosyal sermaye ve rekabet üstünlüğü arasındaki ilişkiye odaklanan çalışmaların toplum refahının arttırılması açısından büyük önem taşıdığı ancak aradaki ilişkinin birçok kavram ile ilişkili olduğu; liderlik, sağlık çalışanları tükenmişlik, iş tatmini ve performans konularının literatürde yoğun olarak çalışılmış konular olması nedeniyle meta analiz çalışmalarına uyungun olduğu, yapılacak nicel çalışmalar açısından yapısal eşitlik modellemesinin faktör analizi açısından önemli bir metot olacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Rekabet, Rekabet Üstünlüğü, Sağlık Kurumları, Sosyal İlişkiler, Sosyal Ağlar.

RekabetRekabetçi avantajRekabetçi davranış+3
Gürhan Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye'de iller düzeyinde ampirik bir araştırma

Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının yaşandığı günümüzde sağlık, temel bir hak olmanın yanı sıra sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve küreselleşen dünyada rekabet edilebilirliği sağlayan beşeri sermayenin geliştirilme sürecinin en önemli unsurlarından biridir. Bir refah ve gelişmişlik ölçütü olan sağlık, kalkınmanın en temel anahtarlarından biridir. Üretimde girdi olarak kullanılan işgücünün rehabilite edilmesi sürecinde kritik bir rol oynayan sağlık yatırımları, sağlıklı toplumların teminatıdır. Sağlıklı toplumlarda, yaşam kalitesinin yükselmesine paralel olarak beşeri sermayenin de kalitesi artmaktadır. Sağlıklı toplumlar ise şüphesiz eğitim ve sağlık gibi beşeri sermayeye yönelik yapılan harcamalarla oluşmaktadır. Sağlıklı toplum koşullarında kaliteli beşeri sermayenin istihdamı ise daha verimli sonuçların alınmasını mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda beşeri sermayenin geliştirilmesi, korunması ve sonuç olarak sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin sağlanmasında kritik bir önem sahip olan sağlık harcamalarının ülke ekonomisindeki öneminin saptanması, bilimsel yazında üzerinde yoğun çalışılan bir araştırma konusudur. Bu çalışmanın amacı, sağlık harcamalarının kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla üzerindeki etkisini araştırmaktır. Sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelendiği bu çalışmada, Türkiye'de 81 ilin yıllık verilerden oluşan 2004-2020 dönemine ait sağlık ve eğitim harcamalarının, kişi başına düşen milli gelir ile olan ilişkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Çalışmada yapılan panel ARDL analizinden elde edilen sonuçlara göre, uzun dönemde sağlık harcamalarındaki % 1'lik bir artışın, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılayı % 0.353 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Bir kontrol değişkeni olarak kullanılan eğitim harcamalarındaki artışın ise kişi başına düşen milli geliri arttırdığı ve eğitim harcamalarındaki % 1'lik bir artışın kişi başına düşen geliri % 1.058 oranında artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Panel Granger (1969) nedensellik testi kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkilerin incelendiği çalışmada elde edilen bulgulara göre; sağlık harcamaları, eğitim harcamaları ve kişi başına düşen gelir arasında çift yönlü nedensellik ilişkileri bulunmuştur.

Ekonomik büyümeKamu harcamalarıSağlık+3
Gizem Yaburğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00